Daily Archives: Eylül 25, 2016

Anavatan Partisi Yeni Yönetimi ATA’nın huzurunda

Anavatan Partisi; 28 Ağustos 2016 günü gerçekleşen kongre sonrası Anavatan Partisi Lideri İbrahim ÇELEBİ’nin Önderliğinde Oluşturulan Yeni Başkanlık Divanı,MKYK ve MDK üyeleri  ile birlikte Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve Kurucu Genel Başkan  Merhum Turgut ÖZAL’ı örnek alarak Cuma namazını Hacı Bayram Veli Camii’nde kılarak ardından Anıtkabir’de ATA’nın  huzurunda çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.

Anavatan Partisi Lideri İbrahim ÇELEBİ  Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı.

 Misak-ı Milli Kulesi’nde Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Anavatan Partisi Lideri İbrahim ÇELEBİ, deftere şunları yazdı:

“Aziz ATAM; Tam bağımsızlık ideali ile kurucusu olduğun,Millet iradesine ve  egemenliğine dayalı

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin  fertleri olarak büyük bir onur ve  gururla  huzurunuzdayız.

Bugün pervasızlığı marifet sayan Odaklar tarafından düşünce ve ilkelerine yapılan saldırılarla Türkiye  Cumhuriyeti’ni çağdaş ve medeniyet hedeflerinden saptırma,ülkemizi siyasi ve ekonomik alanda güçsüz bırakarak Milletler Cemiyeti’nin güçlü bir  ferdi olma yolundan alıkoyma çabaları ile karşı karşıyayız.

Ancak bilmeni isteriz ki,Anavatan Partisi olarak kurduğun Türkiye Cumhuriyeti Devletini her şart  ve koşulda bedeli  ne  olursa  olsun  hedef olarak koyduğun ülkü ve  ideallere gönülden bağlı kalarak koruma  ve  yüceltme azmindeyiz.

Hiç bir  ahval ve şerait  tam bağımsız  ve laik  demokratik  Türkiye  Cumhuriyeti’ni müdafaa yolunda bizi senin ilke ve  hedeflerinden  ayıramayacak;Türkiye  Cumhuriyeti ilelebet  payidar kalacaktır.

Bu azim ve  inançla  arkadaşlarımla  birlikte  manevi  huzurunda  minnet ve  şükranla eğiliyoruz.

RUHUN ŞAD OLSUN

ataturk1

Anavatan Partisi Lideri İbrahim ÇELEBİ  ile Anıtkabir ‘e Anavatan Partisi   Siyasi İşler ve Koordinasyondan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Anavatan Partisi  Sözcüsü M. Kazım KUMPASOĞLU,  Anavatan Partisi İşçi, İşveren Sendikaları ve Meslek Birliklerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Okan NİĞDELİ, Anavatan Partisi  Sosyal İşler Başkanı Hüseyin YİĞİTOĞLU , Anavatan Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Dinç ŞANLI, Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim HACIENSARİOĞLU ve Tayfun TUNCA,Harun ÇAKI,Cevdet GEZER,Hüseyin YİĞİTOĞLU,Melih TİRYAKİ,Serdar DEMİRHAN,V.Yalım TEMİZOCAK,Erkan DÖNER,Mevlüt Coşkun EROL,Ahmet AKKURT,Levent ŞAHİN,Hasan ŞENCAN,Mehmet ÇEVRİM,Ülkü BOZKURT MERİÇ,Hülya TAHRALI, Dinç ŞANLI, Sedat Turan ÖZTEKİN,Doğan ERDİN,Ali BOLAT,Sabri AÇIK,Fevzi Yılmaz TABAK,Cihan AVCI,Hacı Ali RAŞİTOĞLU,Mehmet Ali ÖNAL,Vakıf DEMİR,Kadir YAHŞİ,Taha Emre ŞALIŞ, Ali AYDIN, Abdullah GÜNAY, Hayrettin OKTAYI, Hasan ERDEM,Mustafa HABERAL,Süleyman NİĞDELİOĞLU,Veysel GÖĞNAR,İhsan KOÇAK  katıldı.

Anavatan Partisi  genel olarak düşünceleri ve yapmak istedikleri :

Memleketin iktisadi, sosyal, kültürel refahını te’min etmek. Devletin müdahalelerini asgariye indirerek hür teşebbüsü desteklemek. Ağır işleyen bürokrasiyi azaltmak, kambiyo ve ithalata liberasyonu getirmek. Enflasyonu düşürmek, ihracatı artırmak, dış politikada Türkiye’nin itibarını artıracak tedbirleri almak. Büyük halk kitlesini meydana getiren ve “orta direk” tabir edilen kesimi kalkındırmak. Milliyetçi, muhafazakar, manevi değerlere saygılı olmak.


ataturk2ataturk3ataturk4ataturk5ataturk6ataturk7ataturk8

Anavatan Partisi Lideri İbrahim ÇELEBİ Kimdir?

02.01.1966 yılında Kırıkkale’de doğdu.İlk ve orta öğretimini Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde okumuştur.Liseyi Kırıkkale Lisesinde,üniversiteyi Anadolu Üniversitesi İş İdaresi Bölümünde okumuştur.

ÇELEBİ; Anavatan Partisi’nin kuruluşundan bu tarafa partinin çeşitli kademelerinde görev almış, sırası ile  Gençlik Kolları Başkanlığı, İl Başkanlığı, Genel Başkan Danışmanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunup şu an Partimizin Genel Başkanlık görevini sürdürmektedir. 1988 yılından beri Gıda Hizmet ve Turizm alanlarından ticari hayatını sürdürmektedir. Sosyal alanda da bir çok sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yapmıştır.(Kırıkkale Spor As Başkanlığı,Keskin Spor İkinci Başkanlığı,Kırıkkale Esnaf Odalar Birliği [KESOB]Başkan Vekilliği,Bakkallar Odası Başkanlığı,Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu [TESK] Mesleki Eğitim Birimi Yönetim Kurulu Üyeliği)

İbrahim ÇELEBİ evli ve Metehan ÇELEBİ,Çağatayhan ÇELEBİ ve Selin Seyhan ÇELEBİ isimlerinde üç çocuk babasıdır.

Basın Açıklaması

Basın Açıklaması

Anıtkabir TÖREN

Anıtkabir TÖREN

başkan

Genel Merkez’den

Anıtkabir Aslanlı Yolda Yürürken

Anıtkabir Aslanlı Yolda Yürürken

image

İran Milli Günleri Etkinliklerinden Güncel Grup Yön.Kur.Bşk. Yılmaz SEZER ile

image

İran Milli Günleri Etkinliklerinden İran’ın Ankara Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Mücteba Emirhani ile

10799494_373580856151020_526650045_n

Anavatan Partisi İstişare Toplantısı

Anavatan Partisi (ANAP), 1983 yılında Turgut Özal öncülüğünde kurulmuştur.

6 Kasım 1983′te yapılan genel seçimlerde %45,14 oy oranıyla 400 üyeli TBMM’de 211 milletvekilliği kazanarak çoğunluğu sağladı ve tek başına iktidara geldi.

ANAP Aralık 1983′te, Turgut Özal başkanlığında tek başına hükümeti kurdu. 25 Mart 1984′te yapılan yerel seçimlerde % 41,5 oy alan ANAP, birinci parti konumunu korudu. Bu seçimlere, 6 Kasım 1983 seçimlerine katılmasına izin verilmeyen partiler de katıldı. 28 Eylül 1986′da yapılan ara seçimlerde, ANAP önemli bir gerilemeyle oyların ancak yüzde 32,1′ini alabildi. Buna karşılık Süleyman Demirel’in desteklediği Doğru Yol Partisi (DYP) seçimlerden kazançlı çıktı. Milliyetçi Demokrasi Partisi 4 Mayıs 1986′da dağılınca milletvekillerinden bir bölümü Mehmet Yazar başkanlığında Hür Demokrat Parti’yi (HDP) kurdu; ama bu parti 28 Eylül 1986′daki ara seçimde bir varlık gösteremeyince ANAP’a katıldı.

29 Kasım 1987′de yapılan genel seçimler’de ANAP oylarını düşürmesine rağmen (% 36,31) 450 üyeli TBMM’de kazandığı 292 milletvekiliyle çoğunluğunu korudu. 26 Mart 1989 Yerel Seçimler’deyse, Başbakan Özal’ın merkezi yönetimle uyumlu çalışabilecek yerel yönetimler seçilmesi gerektiği yolundaki uyarılarına karşın, ANAP özellikle büyük kentlerde belediye başkanlıklarının çoğunu yitirdi; Sosyal demokrat Halkçı Parti’nin (SHP) zafer elde ettiği seçimlerde ANAP, il genel meclisi seçimlerinde de yüzde 21,2 oy toplayabildi. Yerel seçimlerin hemen ardından muhalefet partileri ANAP’ın üçüncü parti olduğunu öne sürerek erken seçim istedi. Bu ortamda Turgut Özal’ın 31 Ekim 1989′da TBMM’deki ANAP çoğunluğunun oylarıyla cumhurbaşkanı seçilmesi de muhalafet için yeni bir eleştiri konusu oldu.

Cumhurbaşkanı Özal başbakanlığa TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut’u atadı. 17 Kasım 1989′daki ANAP I. Olağanüstü Kongresi Turgut Özal’dan boşalan genel başkanlığa Akbulut’u getirdi. Özal başkanlıktan ayrılmasına rağmen, siyasi olayların gelişmesinde belirleyici rolünü sürüdürdü. Dış politikayı yönlendirmesi iki dışişleri bakanının, Mesut Yılmaz ve Ali Bozer’in istifasına neden oldu.

3 Mart 1991′de ANAP İstanbul il başkanlığı için yapılan seçimde Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ın aday olması parti içindeki liberal-muhafazakar çatışmasını yüzeye çıkardı. Aralarında bakanların da bulunduğu muhafazakar grup bu adaylığa karşı çıktı, ama Cumhurbaşkanı Özal’ın da desteklediği Semra Özal il başkanlığına seçildi. Semra Özal’ın adaylığına karşı çıkan ve Turgut Özal’ın “istenmeyen bakanlar” olarak ilan ettiği Hüsnü Doğan, Mehmet Keçeciler, Cemil Çiçek ve Abdülkadir Aksu’dan, Milli Savunma Bakanı Hüsnü Doğan, Özal’ın baskısıyla, Başbakan Akbulut tarafından görevinden alındı (22 Şubat 1991).

15 Haziran 1991′de yapılan olağan kongrede milliyetçi ve muhafazakarların desteğini alan Yıldırım Akbulut liberal, muhafazakar ve sosyal demokratların desteğini alan Mesut Yılmaz’a karşı yenilgiye uğradı. Seçimi yitiren Yıldırım Akbulut başbakanlıktan da istifa etti.

20 Ekim 1991′de yapılan genel seçimlerde oyların yüzde 24′ünü toplayan ANAP 115 milletvekili çıkararak ikinci parti durumuna düştü. Seçim sonrasında Yılmaz halkın ANAP’a anamuhalefet görevi verdiğini söyleyerek koalisyon görüşmelerinin dışında kaldı. 1991-1995 yılları arasındaki dönemi muhalefette geçirdi.

30 Kasım 1992′de yapılan II. Olağanüstü Kongre’de birkaç milliyetçi-muhafazakar dışında ağırlıklı olarak liberal kanat tarafından desteklenen Mesut Yılmaz’ın, muhafazakarların desteklediği Mehmet Keçeciler’i yenmesiyle partinin yönetimi büyük ölçüde Yılmazcıların eline geçti.

BBP adaylarını da listesine aldığı 24 Aralık 1995 seçimlerinden sonra Anavatan Partisi halk oyu bakımından % 19,65 ile 2. parti konumuna korusa da, koltuk bakımından üçüncü parti (132 milletvekili) oldu. Seçimlerden sonra, Refah Partisi (RP) ile ANAP arasında yürütülen koalisyon görüşmelerinin başarısızlıkla noktalanması üzerine, DYP ile ANAYOL hükümeti kuruldu. Refah Partisi’nin RP Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonucunda ANAYOL hükümetinin güven oylamasının iptal edilmesiyle ancak 4 ay sürebildi. Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi arasında kurulan REFAHYOL Hükümeti’nin sona ermesinin (30 Haziran 1997) ardından, 2 Temmuz 1997′de Mesut Yılmaz’ın başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinde Demokratik Sol Parti (DSP) ve Demokrat Türkiye Partisi (DTP) de yer aldı (ANASOL-D). Ancak bu hükümet de toplam 18,5 ay kadar sürdü, 25 Kasım 1998′de Mesut Yılmaz için verilen gensoru önergesinin TBMM’de kabul edilmesinden sonra Yılmaz istifa etti; Yılmaz’ın başkanlığındaki 55. Hükümet, Cumhuriyet tarihinin gensoruyla düşürülen ilk hükümeti olarak tarihe geçti.

18 Nisan 1999 genel seçimleri sonucu yüzde 13,22 ile 86 milletvekilliği kazanan ANAP TBMM’deki 4. büyük parti oldu. Anavatan Partisi, 28 Mayıs 1999′da Bülent Ecevit’in başkanlığında kurulan DSP-MHP-ANAP hükümetinin en küçük ortağı olarak 5. Ecevit Hükümeti’nde yer aldı.

3 Kasım 2002′de yapılan genel seçimler ise ANAP için bir facia oldu; % 5,11′lik oy oranıyla tarihinde ilk kez TBMM dışında kaldı. Seçimlerden hemen sonra 11 Ocak 2003′te yapılan 3. Olağanüstü Kongre’de, aday olmayan Mesut Yılmaz’ın yerine Ali Talip Özdemir seçildi.

Özdemir’in aynı yıl içinde istifa etmesiyle genel başkanlığa Nesrin Nas seçildi.

Şubat 2005′te Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa eden Isparta milletvekili Erkan Mumcu, 2 Nisan 2005 tarihinde yapılan kongrede tek aday olarak genel başkanlığa seçildi. Aynı yıl içinde logosunu ve ANAP olan kısaltmasını ANAVATAN olarak değiştirdi.

ANAVATAN, 22. dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etmiş milletvekillerinin katılımıyla TBMM’de grup kurabilcek milletvekili sayısına ulaştı ve 3. parti konumuna geldi.

2007 Genel Seçimleri öncesinde Doğru Yol Partisi ile birleşme kararı aldı, fakat daha sonra bazı nedenlerden dolayı birleşme gerçekleşemedi, aday listelerini geç verdiği gerekçesiyle de genel seçimlere de katılamadı.

25 Ekim 2008′de yapılan 6. Olağanüstü Büyük Kongre’de, genel başkanlıktan çekilen Erkan Mumcu’nun yerine Salih Uzun seçildi.

31 Ocak 2009′da yapılan tüzük kongresinde alınan kararla daha önce 1983′ten 2005 yılına kadar kullandığı logoyu yeniden kullanmaya başladı. 2009 Yerel Seçimlerinde, eski genel başkanlardan Mesut Yılmaz’ın memleketi olan Rize dışında bir varlık gösteremedi. Aldığı binde 7′lik oy oranı, siyasi tabanının tamamen eriyerek eski gunlerine nazaran artık bir tabela partisi konumuna geldiğinin en açık göstergesi oldu.

23 Temmuz 2009′da Demokrat Parti (DP) ile birleşme kararı aldı. 31 Ekim 2009 tarihinde Ankara’da yapılan 10. Olağan Büyük Kongresi’nde, kendini fesih ve Demokrat Parti ile birleşme kararı alındı.

Feshedilip Demokrat Parti ile birleştikten sonra, 7 Eylül 2011 tarihinde aynı adla tekrar kurulan partinin Genel Başkanlığına İbrahim Çelebi getirilmiştir.

ANAP Genel başkanları

1) Turgut Özal (20 Mayıs 1983-31 Ekim 1989)

2) Yıldırım Akbulut 31 Ekim 1989-15 Haziran 1991)

3) Mesut Yılmaz (15 Haziran 1991-27 Kasım 2002)

– Ekrem Pakdemirli (Vekâleten) (27 Kasım 2002-11 Ocak 2003)

4) Ali Talip Özdemir (11 Ocak 2003-13 Aralık 2003)

5) Nesrin Nas (13 Aralık 2003-25 Kasım 2004)

– Halil İbrahim Özsoy (Vekâleten) (25 Kasım 2004-2 Nisan 2005)

6) Erkan Mumcu (2 Nisan 2005-25 Ekim 2008)

7) Salih Uzun (25 Ekim 2008-31 Ekim 2009)

8)İbrahim ÇELEBİ (7 Eylül 2011-Günümüz)

Slayt2
23 Ekim 1927 tarihinde Malatya’da doğdu. 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1952 yılında A.B.D’ne giderek ekonomi tahsili gördü. Türkiye’ye döndükten sonra Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye’nin elektrifikasyonu ile ilgili projelerde çalıştı. 1961-62 yılları arasında askerlik hizmetini Milli Savunma Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyesi olarak ifa etti ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulmasına katkıda bulundu. Bu sırada, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde ders de verdi. Bir süre Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu Üyesi olarak çalıştı ve 1967-71 yılları arasında da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini yürüttü. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para ve Kredi Kurulu, RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında bulundu. 1971-1973 tarihleri arasında Dünya Bankası’nda danışman olarak çalıştı.

Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli sınai kuruluşlarda çalıştı ve 1979 yılı sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atandı. Aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten yürüttü. 12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra kurulan hükûmete ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı. 1982 yılında bu görevinden istifa etti. 1983 yılında Anavatan Partisi’ni kurdu ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin başarılı olması üzerine hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye’nin 19. Başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan seçimler sonrasında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan olarak görev yaptı. 31 Ekim 1989′da TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 8.Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989 tarihinde bu görevine başladı. 17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında vefat etti .

ANAVATAN PARTİSİ  PROGRAMI

Anaplogo

Partimizin sembolü bal petekleri ile donatılmış Türkiye haritası ve balarısıdır. ARI çalışkanlığı, PETEK aziz vatanımızın en ücra köşesine kadar mamur hale getirilmesini ifade etmektedir.
Programımızda ülkemizin meseleleri ve bunların çözümü için neler düşündüğümüz kısa, açık ve özlü bir şekilde ifade edilmiştir.
Gayemiz bu program etrafında birleşmeyi sağlayarak, yepyeni, kavgasız, Türkiye’yi ileri ve modern bir ülke haline getirecek bir siyasî tablo oluşturmaktır.
Milliyetçi, muhafazakâr, sosyal adaletçi ve rekabete dayalı serbest Pazar ekonomisini esas alan bir siyasî partiyiz.
Bunun için daha önceki siyasî eğilimleri ne olursa olsun programımıza inananları birliğe ve beraberliğe davet ediyoruz.
Burası bir hizmet kapısıdır. Milletimize en iyi şekilde hizmet edebileceğimize inanıyor, yüce Allah’ın gayretlerimizde bize yardımcı olmasını diliyoruz.
İBRAHİM ÇELEBİ
ANAVATAN PARTİSİ
GENEL BAŞKANI
Gücünü tarihinden, millî ve manevi değerlerinden alarak, geleceğe güvenle bakan büyük milletimizin, demokrasiye bağlı vatansever evlatlarının üzerine düşen tarihi görev ve sorumluluğun, hür, bağımsız, gelişmiş, itibarlı ve güçlü Türkiye idealinin hizmetkârları ve teminatı olabilme yolunun, millî hedefler etrafında birleşerek, dürüst, medeni ve ölçülü bir siyasî faaliyette bulunmak olduğuna inanırız.
Siyasi aziz milletimiz için mukaddes bir fazilet ve hizmet yarışı olarak telakki eder, siyasî faaliyetin müsamaha ve olgunlukla, kavgadan uzak, medeni bir şekilde yürütülmesini düstur ittihaz ederiz. Demokratik siyasî mücadelenin tek yolu ikna, uzlaşma ve fikirlere hürmet etmek olmalıdır.
Aziz milletimiz çekişmenin, kavganın ve bölücülüğün hiçbir zaman yanında olmamıştır. Geçmişte şu veya bu şekilde kavgaya itilenler ve kendini kavganın içerisinde bulanlar muzdariptir. Kırgınlıkların giderilmesine, yaraların sarılmasına, dostluğun, kardeşliğin ve dayanışmanın geliştirilmesine zaruret vardır.
Milli birliğin muhafazası ve idamesi için milletçe büyük bir dikkat ve gayret sarf etmemizin zarureti, bilhassa yakın tarihimizde cereyan eden üzücü olaylar sebebiyle daha iyi anlaşılmıştır. Aziz vatanımız, dış mihrakların, siyasî ve ideolojik ihtirasların sebep olduğu bölücülük, terör ve anarşi sonucu büyük bir tehlikeye sürüklenmiş, son çare olarak, Silahlı Kuvvetlerimiz 12 Eylül 1980 tarihinde yaptığı müdahale ile bu tehlikeli gidişe son vermiştir.
Bu müdahalenin hemen akabinde Silahlı Kuvvetlerimizin millete verdiği asker sözünün birer birer yerine getirildiğini görmenin verdiği güvenle, demokrasiye geçişin son safhasının da başarı ile tamamlanacağına inanıyoruz.
Milli birlik ve bütünlüğümüzün tartışma konusu dahi yapılmamasını, başta işsizlik olmak üzere, sosyal ve iktisadî meselelerimizin sürekli iyileştirilmesini, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin modern ve ileri Türkiye idealine bağlı, millî ve ahlâki değerlerimizi benimsemiş, ilmi düşünceye sahip olarak yetiştirilmelerini, memleketimizin bir daha böyle tehlikelere düşmemesinin temel şartı sayarız.
Ülkemiz, insanımızın çalışkanlığı ve kabiliyeti, tabii kaynakları ve coğrafi avantajlarıyla gelişmişliğin zirvesinde yer almaya layıktır. Bu cennet vatan tarih boyunca dünyanın en ileri medeniyetlerini bağrından çıkarmanın haklı gururuna, bu aziz millet de gelişmiş ve medeni olmanın tarihi tecrübesine sahiptir. Milletler arasındaki medeniyet yarışında geri kalmamızın meşru ve makul bir sebebi olamaz. Milletimize doğru hedefler gösterildiği, önüne konulan mânialar kaldırıldığı, birlik ve beraberliği bozulmadığı müddetçe aşamayacağı engel, çözemeyeceği mesele yoktur.

Bu inanç ve heyecanla memleketimizin önünde yeni başlayan dönem içerisinde cehalet, işsizlik ve fakirlik mutlaka ortadan kaldırılmalı, refah tabana ve geniş kitlelere yayılmalıdır. Bölgeler arasındaki gelişmişlik farkları asgariye indirilmelidir. Konut meselesi kısa zamanda netice alıcı doğru bir yola mutlaka sokulmalıdır. Devlet-vatandaş münasebetlerinde yeni bir anlayışla itimat esas alınarak bürokratik işlemler asgariye indirilmelidir. Devleti vatandaşa rakip değil, onun gücünü ve kabiliyetini geliştiren, teşvik eden bir yardımcı olarak görüyoruz.
Bugün Türkiye’yi az gelişmiş bir ülke olarak görmek mümkün değildir. Bu neticenin alınmasında emeği geçen, milletimize fedakârca hizmet eden devlet adamı, idareci ve vatandaşlarımıza şükranlarımızı arz etmeyi vefa borcumuzun tabii bir ifadesi sayarız.
Memlekete sahip, milletine hizmetkâr, ancak yapabileceğini vaat eden ve vaadinde mutlaka duran, dostluğu, kardeşliği, sevgi ve barışı şiar edinmiş bir anlayışla, bu vatana en verimli bir şekilde hizmet edebileceğimize ve ülkemizi milletlerarası camiada mümtaz ve layık olduğu seviyeye çıkarabileceğimize inanıyoruz.

Birinci Bölüm
GENEL ESASLAR
Madde: 1 – GAYE
Anavatan Partisi: Milli hâkimiyeti ve milletin üstünlüğünü, millî birlik ve bütünlüğü her şeyin üzerinde telakki eden;
Millet iradesinin tecellisinin ve millet hâkimiyetinin tesisinin ancak halkın serbest oyunun esas olduğu hür demokratik düzen içerisinde mümkün olabileceğine inanan,
İnsan temel hak ve hürriyetlerini vazgeçilmez kabul eden,
“Adalet mülkün temelidir” anlayışına sahip,
Milliyetçiliği, millî ve manevi değerlere bağlılığı düstur ittihaz eden,
Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk’ün ilke ve inkılâpları istikametinde muasır medeniyet seviyesine erişmeyi hedef alan,
“Asıl olan fertlerin ve toplumun mutluluğudur” görüşü içerisinde sosyal adalete ve fırsat eşitliğine inanmış,
İktisadi kalkınmanın hızlandırılmasını, işsizliğin ve fakirliğin kaldırılmasını, gelir dağılımı farklılıklarının azaltılarak refahını yaygınlaştırılmasını öngören,
İktisadi gelişmede fertlerin teşebbüs gücünü esas kabul eden,

Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin modern ve ileri Türkiye idealine bağlı, millî ve ahlâki değerlerimizi benimsemiş, ilmi düşünceye sahip, herkese karşı sevgi, saygı ve müsamaha besleyen medeni bir insan olarak yetiştirilmelerini millî eğitiminin esası sayan,
Demokratik siyasî mücadelede tek yolu ikna, uzlaşma ve fikirlere hürmet olarak gören; hür, bağımsız, gelişmiş, itibarlı, büyük ve güçlü Türkiye idealine ulaşmayı gaye edinmiş bir siyasî partidir.
Bu programda ve bu programda belirtilen esasların ışığı altında öngörülen hususların gerçekleşmesi maksadıyla her çeşit sosyal, iktisadî, idari, hukuki, politik ve diğer tedbirlerin alınması ve uygulanması için çalışmayı ve mücadele etmeyi aziz milletimize karşı vazgeçilmez görevimiz sayar, siyasî parti oluşumuzun sebebi görürüz.
Madde: 2 – DEVLET
Devlet, başta vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunması olmak üzere, yurdun savunması, emniyet ve asayişin sağlanması, adaletin temini, sosyal ve iktisadî faaliyet ve hizmetlerin en verimli şekilde yapılabilmesi maksadıyla gene millet tarafından kurulu müesseselerden meydana gelir.
Devlet millet için vardır. Devletin millet ile bütünleşmesi esastır.
Sosyal adalet, sosyal güvenlik ve sosyal yardımın düzenlenmesi ve sağlanması; sosyal hizmet ve faaliyetlerin tanzim, teşvik ve yönlendirilmesi ve gereğinde doğrudan yapılması devletin başlıca görevleri arasındadır.
İktisadi faaliyetlerde devlet genel olarak bütün millete hitap edecek altyapı mahiyetindeki hizmetlere yönelmelidir.
Asıl olan devletin zenginliği sonucu milletin zenginliği değil, milletin zenginliği sonucu devletin zengin olmasıdır.
Devlet müesseselerinin kuruluşunda ve işleyişinde temel prensip işlemlerin müessir, süratli ve verimli bir şekilde yürütülmesidir. Bunun için sistem açık, basit ve kolayca anlaşılır olmalıdır. Devlet kuruluşlarının hakiki veya hükmi şahıslarla ilişkilerinde itimat esastır, şüphe istisnadır.
Sistemin işleyişinde iyiliğin ve faziletin hakim kılınması, verimin geliştirilmesi hedefimizdir.
Madde: 3 – ADALET
Adalet mülkün temelidir.
Adaletin temini ve dağıtımı devletin temel görevleri arasındadır.
Adale, hak ve hürriyetlerin teminatı olduğu kadar, hürriyetlerin kamu menfaatleri dışında kullanılmamasının da teminatıdır.
Kanun önünde eşitlik esastır.
Adaletin vatandaşlar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın gerçekleştirilmesi, millî birlik ve beraberliğin tesisinde ve devlete güvenin temininde asli unsurdur.
Adalet süratle yerine getirilmeli, cezalar müessir ve caydırıcı olmalıdır.
Yargı organlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığı esastır.
Madde: 4 – HÜRRİYET
Toplumun maddi ve manevi olarak yükselmesinde ve yücelmesinde temel unsur insandır.
Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ifadesini bulan bu hak ve hürriyetlerin sağlanması ve teminat altına alınması için hukuka bağlı ve hukukun üstünlüğünü esas alan devlet nizamını temel şart görürüz.
Madde: 5 – DEMOKRASİ VE DEMOKRATİK DÜZEN
Millete en iyi hizmet verebilmesi, devlet idaresinde milletin en iyi şekilde temsil edilebilmesi ancak demokratik düzen ile mümkün olabilir.
Demokratik düzen insan hak ve hürriyetlerine saygının en yüksek olduğu, insan hak ve hürriyetlerinin en iyi şekilde korunduğu rejimdir.
Temel vasıfları adalet ve hukukun üstünlüğü olan demokratik düzen, insan şeref ve haysiyetinin, söz, düşünce, kanaat, din ve vicdan hürriyetinin en güvenilir teminatıdır.
Millet hakimiyeti demokratik düzenin esasıdır.
Cumhuriyet, devlet ve demokrasi anlayışımızı mükemmel olarak ahenkleştiren bir idare şeklidir.
Halkın serbest oyu ile seçilmiş üyelerden kurulu Türkiye Büyük Millet Meclisi millî iradenin ve millet hakimiyetinin en üst seviyede tecelli ettiği müessesedir.
Cumhurbaşkanlığı, her türlü tartışmanın dışında tutulması gereken, demokratik siyasî nizam içerisinde tarafsız, devletin ve millî birliğin en yüksek seviyede temsil edildiği bir makam olarak görürüz.
Siyasi partiler demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.
İstikrarlı ve kuvvetli hükümet, devlet idaresinin müessir bir şekilde yürütülmesinin ilk şartıdır.
Demokratik düzeni, insan hak ve hürriyetlerini zedelemeye, tahrip etmeye, ortadan kaldırmaya yönelik her türlü hareketin karşısındayız. Demokratik düşünce ve haklara karşı olan her çeşit rejimi ve tasarrufu reddederiz.
Madde: 6 – DİN VE LAİKLİK
Herkes Anayasamızın teminatı altında vicdan, dini inanç ve ibadet hürriyetine sahiptir.
Maddi ve manevi gelişmeyi birlikte sağlamanın zaruretine inanırız.
Yüksek ahlâk sahibi dengeli bir nesil yetiştirilmesini teminen, devletin ilk ve orta öğretim kurumlarında dini eğitim ve öğretim yapılması için gerekli tedbirleri almasını zorunlu görürüz.
Madde: 7 – BASIN VE YAYIN
Söz, düşünce ve kanaat hak ve hürriyetlerin kullanılmasında, kamuoyunun sağlıklı bir şekilde teşekkülünde, basın ve yayını hür demokratik düzenin temel vasıtaları arasında telakki ederiz.
Radyo, televizyon, gazete, dergi, kitap gibi kitle iletişim araçları, haberleşme vasıtaları, ilim, kültür ve sanatın gelişmesi ve yayılmasında da önemli görev ifa ederler.
Devletin murakebinde bulunan radyo, televizyon ve diğer basın ve yayın vasıtalarının tarafsızlığı esastır.
Madde: 8 – PLANLAMA
Sosyal ve iktisadî gelişmenin ahenkli, süratli, verimli olması, kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi için planlamayı önemli görürüz.
Kaynak ve tasarrufların arttırılması ve en iyi şekilde kullanılması, sosyal ve iktisadî gelişmenin hızlandırılması, fakirliğin kaldırılması, işsizliğin yok edilmesi, farklılıkların adil ve pratik ölçüler içinde giderilmesi, refahın ahenkli ve dengeli olarak kitlelere yayılması planlamada ana hedefimizdir.
Partimiz, katı ve dogmatik merkezi planlamanın tamamıyla dışında, demokratik, kuruluşların ve fertlerin kabiliyetlerini ve teşebbüs güçlerini kullanmalarına ve geliştirilmelerine imkân veren, düzenleyici, yönlendirici ve denge kurucu bir planlama anlayışına sahiptir.
İkinci Bölüm
İKTİSADİ POLİTİKA
Madde: 9 – İKTİSADİ POLİTİKANIN ESASLARI
İktisadi gelişmenin hızlandırılması, sosyal dengenin iyileştirilmesi, fertlerin kabiliyet ve çalışmalarına göre gelişme arzularının teşvik edilmesi, gruplar arasındaki gelir dağılımı farklılıklarının pratik ölçüler içinde azaltılması, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının asgariye indirilmesi, fakirliğin kaldırılarak refahın yaygınlaştırılması iktisadî gelişme politikamızın esasını teşkil eder.
Toplumdaki çeşitli grup menfaatlerinin bir bütünün tamamlayıcı unsurları olduğuna, bunların ahenkli bir şekilde millî menfaatler çerçevesinde birbiriyle telif edilebileceğine inanırız.
Ekonominin tabii kanunları içinde gelişmesini sağlamak üzere, ülke menfaatleri doğrultusunda müdahale ve tehditlerin asgariye indirilerek, rekabet şartlarının hakim kılındığı serbest Pazar ekonomisinin uygulanması ekonomik tercihimizdir. Büyük halk kitlelerine yeterli, kaliteli ve ucuz mal ve hizmet sunulmasının en iyi şekilde bu sistem içerisinde mümkün olabileceğine inanıyoruz.
Dış borçlanmayı ve dış yatırımları karşılıklı menfaatlerin dengelenmesini öngören bir anlayış içerisinde faydalı buluruz.
Bu genel hedeflere erişilebilmesi için ilkeler şunlardır:
Tasarrufların teşviki; tasarrufların ve kaynakların verimli ve süratli bir şekilde kullanımıyla, yatırım ve üretim artışının, istihdam imkânlarının geliştirilmesi,
Dış ödemeler dengesinin istikrarlı ve sürekli çözüme kavuşturulması, ihracatın artırılarak, millî gelir içindeki payının yükseltilmesi; dış müteahhitlik, taşımacılık,
Enflasyonun çok düşük seviyelerde tutulması, fiyat istikrarının sağlanması,
İktisadi, mali, para ve kredi politikalarında karar bütünlüğünün sağlanması ve uygulamanın ahenk içinde yürütülmesi.
Madde: 10 – İKTİSADİ KALKINMADA DEVLETİN ROLÜ
İktisadi gelişmenin güvenli ve sürekli bir şekilde yapılabilmesi için devletin başlıca rolü istikrarın teminidir. Bu maksatla yurt içinde emniyet ve güvenin sağlanması, yurdun savunması, yurt dışında memleketin ve vatandaşların haklarının korunması, adaletin en iyi şekilde tevzii devletin asli görevidir.
İktisadi kalkınmada devletin esas fonksiyonu tanzim edici olması, fertlerin ve kuruluşların iktisadî münasebetlerini düzenleyici, ihtilafların halli, iktisadî istikrarın sağlanmasına matuf sık sık değişmeyen kaideler koyması, engellerin kaldırılarak, verimin yükseltilmesidir.
Devletin tanzim edici ve yönlendirici fonksiyonu genel seviyede olmalı, detaylara müdahale edilmemelidir.
İktisadi kalkınmada devletin doğrudan yürüteceği faaliyetler genel olarak bütün millete hizmet veren, esas itibariyle altyapı mahiyetindeki işlerin yapılmasıdır.
Bütün milletin istifadesine açık olabilecek orman, su, maden, enerji gibi sahalar devletin varlığı olarak düşünülmelidir.
Bahis konusu tabiî kaynakların mülkiyeti devlet tasarrufunda olmakla beraber, geliştirme ve işletme hakları devletin koyacağı esaslar içinde fertlere veya fertlerin bir arada kuracağı teşebbüslere bırakılabilir.
Devlet, sanayi ve ticarete ana prensip olarak girmemelidir. İstisnai olarak geri kalmış bölgelerde sınaî tesisler kurabilirse de kısa zamanda millete devredilmelidir.
Sanayi ve ticarette devletin esas rolü tanzim ve teşvik edici olmasıdır.
İktisadi faaliyetlerde devlet vatandaşın rakibi değil, aksine ona hizmet eden, gelişmesini kolaylaştıran bir yardımcıdır.
Madde: 11 – İKTİSADİ KALKINMADA FERTLERİN ROLÜ
Sanayi, tarım ve ticarette mal ve hizmet üretiminin en süratli ve verimli şekilde yapılabilmesi, fertlerin kabiliyetlerini ve teşebbüs güçlerini iktisadî gelişmenin temel unsuru sayan bir sistem içinde mümkün olabilir. Hür teşebbüsü meydana getiren ferdi işletmeler, kooperatif ve şirketler sistemin temel uygulama araçlarıdır.
Madde: 12 – TASARRUFLAR
Özel tasarrufun teşviki ve tasarrufların en verimli yatırım alanlarına yönlendirilmesi iktisadî politikamızın temel esaslarındandır.
Kredilerin aşırı teminata dayanan bir sistem içinde dağıtımından ziyade verimi yüksek projelere tahsis edilmesi, kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi bakımından büyük önem taşır.
Mali piyasa ve sermaye piyasasının geliştirilmesi için modern ve bünyemize uygun sistem ve vasıtaların tatbikini faydalı görmekteyiz.
Madde: 13 – VERGİLER
Devletin genel iktisadî politikası ile vergileme arasında doğrudan bir ilişki vardır. Devletin gayri iktisadî ve zarar eden yatırımlara girmemesi, iktisadî gelişmede fertlerin teşebbüs gücünün esas alınması, devletin tanzim ve teşvik edici bir rol oynamasından dolayı devletin masrafları nispî olarak azalacaktır. Böylece aşırı vergileme ihtiyacı ortadan kalkacağı gibi vatandaşa daha müessir ve faydalı hizmetler vermek mümkün olacaktır.
Vergilemenin ana prensipleri şunlardır:
Vergiler sayıca az, basit, kolay anlaşılır olmalıdır.
Vergiler adil, genellikle herkesin kolaylıkla verebileceği nispette tutulmalıdır.
Vergileme kurumlaşmayı ve yatırımları teşvik etmelidir.
Vergileme israfı önlemelidir.
Madde: 14 – ALTYAPI YATIRIMLARI
Enerji, kara ve demir yolu, liman, yurtiçi ve yurtdışı haberleşme; kara, hava, deniz ulaştırması gibi temel altyapı yatırımlarını devletin asli görevleri arasında telakki ederiz.
İktisadi ve sosyal kalkınmanın başlıca unsuru gördüğümüz bu yatırımların süratle gerçekleşmesini sağlamak hedefimizdir.
Kendini iktisadî olarak geri ödeme gücüne sahip projelerin devletin koyacağı esaslar çerçevesinde halkın iştirakiyle yapılmasının teşvik edilmesini faydalı buluruz.
Madde: 15 – KÖY VE TARIM
Köylü memleketimizin efendisidir. Tarım hizmetleri zahmetli ve fedakârlık isteyen işler olduğu kadar; tarım ürünleri de iktisadî gelişme seviyesi ne kadar olursa olsun toplumun zaruri ihtiyaç maddeleridir.
Köylümüz sosyal yapımızın ana istikrar unsurudur.
Tarım üretimi ise iktisadî gelişmenin, özellikle sanayi sektörünün başlıca kaynağıdır.
Türkiye su, toprak ve iklim şartları itibariyle mevcut üretime göre çok daha fazla üretimin yapılabileceği bir potansiyele sahiptir.
Halen nüfusumuzun yarısı tarımla iştigal etmektedir. Milli gelirin dağılışı bakımından şehirlerde ve köylerde yaşayanlar arasında büyük fark görülmektedir.
Başta tarımın mekanizasyonu olmak üzere, muhtelif sebeplerle köyden şehire göçün önümüzdeki yıllar boyunca devam edeceği muhakkaktır.
Bu bakımdan tarım sektöründe hızlı bir gelişmenin sağlanabilmesi için ilkeler aşağıda belirtilmiştir:
Başta yol, su elektrik olmak üzere, köy ve şehir arasındaki altyapı ve medeni imkân farklılıkları giderilmelidir.
Tarım ve tarıma dayalı sanayi ilişkileri üretim pazarlama zinciri içinde bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Ormanlarımızda modern işletmecilik esasları uygulanması, orman ile orman köylüsü arasındaki iktisadî ilişkileri güçlendirecek tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Hayvancılığın ve buna dayalı et, süt ve diğer ürünler sanayi ile su ürünlerinin her yönüyle geliştirilmesi zorunludur.
Tohumculuğun geliştirilmesi için gerekli bütün tedbirler ve teşvikler alınmalıdır.
Gübre, tarım alet ve makineleri sanayi ve tarımsal ilaçlar konusunda yatırımlar teşvik edilmelidir.
Yer altı ve yerüstü sulama faaliyetleri hızlandırılmalıdır.
Tarım ürünlerinde kalite ıslahı, standardizasyon ve ambalajlama konularına büyük önem verilmelidir.
Üretimin verimli bir şekilde yapılabilmesi için krediler yeterli seviyeye getirilmeli, teminat sistemi makul esaslara bağlanmalı ve kolaylaştırılmalı; tarım ürünlerinin en iyi şekilde değerlendirilmesi için kredi pazarlama desteği sağlanmalıdır.
Tarımda teknolojik gelişmenin ve iktisadî verimliliğin dikkate alınarak, çiftçi ailesi gelirin aile başına ortalama millî gelir seviyesine yükseltilmesini öngören bir tarım reformunun yapılmasını faydalı buluyoruz.
Tarımsal araştırma ve yayım hizmetlerine ağırlık verilmelidir.
Tabii şartlar ve afetler dolayısıyla çiftçinin uğradığı zararların telafi edilmesini zorunlu görüyoruz.
Madde: 16 – SANAYİİ
Sanayi en hızlı gelişme potansiyeline sahip olan sektördür. Sanayileşme politikamızın esasına, genel kaide olarak devletin doğrudan sanayi teşebbüslerine girmemesi bunu millete bırakması teşkil eder. Devlet sanayileşmede teşvik ve tanzim edici bir rol oynamalıdır.
Sanayileşme politikamızın hedefi modern ve gelişmiş ülkelerin sanayileşme seviyesine erişmektir.
Sanayileşmenin verimli ve süratli bir şekilde realize edilebilmesi, yapısal değişikliği de içine alan bir programın uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu programın temel ilkeleri şöyledir:
Sanayinin bütün yurda pratik ve gerçek ölçülerde yayılması için devletin altyapı ve hizmet yatırımlarını yapması,
Sanayi tesislerinin düşük maliyette ve düzenli olması için organize sanayi bölgelerine önem verilmesi,
Yatırımların ve ihracatın teşvik edilmesi,
Sanayideki aşırı gümrük korumalarının makul seviyelere getirilmesi,
Teknoloji ve mühendislik bilgisinin memlekete kolay akışının temini,
Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin zaman içerisinde millete devredilmesi,
Sanayide devlet tekelleri dahil, tekellerin kaldırılması,
Enerji ve maden konularında gelişmenin hızlanması için fertlere ve fertlerin meydana getireceği kuruluşlara devletin tespit edeceği esaslar dahilinde yatırım ve işletme hakkı verilmesi,
Dış yatırımların teşviki için karşılıklı menfaatleri dengeleyen istikrarlı bir ortamın tesis edilmesi.
Madde: 17 – HİZMETLER
Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde millî gelirin yarısı veya yarısından fazlası hizmet sektöründe teşekkül eder. Sosyal gelişmenin, tarımın ve sanayinin gelişmesi hizmet sektörüyle doğrudan ilgilidir. İstihdamın en yoğun olduğu sektördür.
Ülke ekonomisinin dışa açılmasında, dış ödemeler dengesinin tesisinde, ihracat ve dış pazarlama ile birlikte dış müteahhitlik hizmetleri öncelik taşımaktadır.
İç ve dış ticaret, turizm, müteahhitlik, taşımacılık ve transit taşıma hizmetlerinin kolaylaştırılmasını ve geliştirilmesini sağlayacak tedbir ve teşviklerin alınmasını zorunlu görüyoruz.
Madde: 18 – ESNAF VE SANATKAR
İktisadi ve sosyal bünyemizde, hizmet, üretim ve istikrar unsuru olarak esnaf ve sanatkarın önemli bir yeri vardır. Esnaf ve sanatkarlar emek ve sermayenin birleştiği, teşebbüs gücünün gelişmesi için tabiî şartların mevcut olduğu meslekler topluluğudur.
İktisadi ve sosyal yapımızın temel unsurlarından saydığımız esnaf ve sanatkarların kredi ve pazarlama imkânlarının, sanayi ilişkilerinin iyileştirilmesi; eğitim, bilgi ve teknik yardım yönünden güçlendirilmeleri, küçük sanayi sitelerinin geliştirilmesi, mesleki dayanışmayı teşvik edici tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Üçüncü Bölüm
SOSYAL POLİTİKA
Madde: 19 – SOSYAL POLİTİKANIN ESASLARI
Kalkınmada asıl hedef sosyal gelişmenin sağlanmasıdır.
Sosyal gelişmenin sürekliliği ve gerekli kaynakların artan bir şekilde temini, iktisadî gelişme ile yakından ilgilidir. Bu itibarla sosyal ve iktisadî gelişme arasındaki ahengin ve dengenin korunması önemlidir.
Hedef olarak sosyal adaletin, fırsat eşitliğinin sağlanması, refahın yaygınlaştırılması sosyal politikamızın temel unsurlarını meydana getirir.
Madde: 20 – SOSYAL KALKINMADA DEVLETİN ROLÜ
İstihdam, eğitim ve öğretim, sağlık, konut, şehirleşme ile ilgili hizmet ve faaliyetlerin tanzim, teşvik ve yönlendirilmesini sosyal kalkınmada devletin tabii görevleri arasında sayarız.
Çiftçi, küçük esnaf ve sanatkar, işçi, memur, emekli, dul ve yetimler ile kimsesizlerin sosyal güvenliğe kavuşturulmaları, eğitim ve öğretimde fırsat ve imkân eşitliğinin sağlanması, bütün vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden yararlanmaları sosyal güvenlik anlayışımızın esaslarını teşkil eder.
Devletimizin sosyal güvenlik ve sosyal yardım politikası ve uygulama esasları ölçülü, çalışmamayı teşvik edici değil, muhtaçların korunmalarına gelişmelerine yararlı hale gelmelerine yönelik olmalıdır.
Devlet gönüllü sosyal dayanışmayı; bilhassa geleneksel sosyal dayanışma esaslarını ve kuruluşlarını, toplumumuzun temelini teşkil eden aile sistemi içindeki sevgi, şefkat ve saygıdan kaynaklanan tabiî sosyal dayanışmayı idame ve teşvik edecek tedbirleri almalıdır.
Madde: 21 – EĞİTİM VE ÖĞRETİM
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin modern ve ileri Türkiye idealine, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı, millî ve ahlâki değerlerimizi benimsemiş, bilgili, ilmi düşünceye sahip, herkese karşı sevgi ve müsamaha besleyen, medeni birer insan olarak yetişmelerini millî eğitimin esası sayarız.
Eğitim ve öğretim ferdin ve toplumun maddi ve manevi kalkınmasında millî ve ahlâki değerlerin korunmasında ve gelişmesinde, kültür, sanat ve medeniyetin gelişmesinde ve geleceğe aktarılmasında, ilmin ve ilmi düşüncenin kazanılmasında temel rolü oynar. Genel olarak fertlerin ve milletlerin sosyal ve iktisadî seviyeleri eğitim ile doğrudan doğruya ilgilidir.
Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.
Eğitim ve öğretim devletin başlıca görevleri arasındadır. Ancak devletin koyacağı kaideler içerisinde fertlerin ve özel kuruluşların da eğitim öğretim hizmetleri yapabilmeleri sağlanmalıdır.
Herkesin yapmakla zorunlu olduğu ilköğretim dışında, sayı, çeşit ve vasıf itibariyle eğitim ve öğretim hizmetleriyle memleketin iktisadî ve sosyal hedefleri arasında irtibat kurulması elzemdir.
Yüksek öğretim kuruluşlarımızda müspet ilimler, sosyal ve manevi ilimler ile birlikte teorik ve uygulamalı araştırma ve geliştirme faaliyetlerine önem verilmesini; bu kuruluşlarımızın sınai, iktisadî, sosyal ve diğer konularda pratik araştırma ve geliştirmeye yönelmelerini teşvik için gerekli tedbirlerin alınmasını faydalı görürüz.

Orta öğretim seviyesinde teknik eğitim ve mesleki okulların geliştirilmesi zorunludur.
Sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde kısa sürede verimi artıracak teorik ve uygulamalı kurslar ile yaygın eğitim faaliyetlerine önem verilmelidir.
Halk eğitimine süreklilik kazandırmak için okul dışı eğitim ve kültür faaliyetlerinin geliştirilmesine, radyo ve televizyondan müessir bir şekilde faydalanılması gerektiğine inanıyoruz.
Madde: 22 – AİLE
Aile milletimizin temelidir.
Toplum hayatının ahenkli ve sağlam bir şekilde devam ettirilmesinde, gençlerimizin yetiştirilmesinde, ahlâkın ve millî ve manevi değerlerin korunmasında; aile yapımızın tabii sorumluluk hiyerarşisinin yeniden tarifi ve tespiti gerekmektedir.
Vatandaş işlerinin doğrudan yerinde çözülmesini teminen mahalli teşkilatların yetki ve sorumlulukları artırılmalıdır.
Madde: 23 – ÇALIŞMA HAYATI
Çalışma hayatının adil, istikrarlı bir sistem içinde yürütülmesi toplumun sosyal ve iktisadî gelişmesinin ölçüsü ve teminatıdır.
Milli ekonomimiz yönünden verimliliği ve çalışmayı teşvik edici esasların uygulanması gerekmektedir.
İşçi ve işverenin aynı gaye için çalışması, karşılıklı hak ve görevlerin adil esaslara bağlanması, mücadele ve kavga yerine meseleleri görüşerek anlaşma yolunun tercih edilmesi hedef olmalıdır. Bu hedef istikametinde gayret gösterildiği takdirde, vatanperver ve sağduyulu işçi ve işverenimizin iş barışının tesisi ve idamesinde ve dolayısıyla sosyal ve iktisadî gelişmemizde en doğru yolu seçmiş olacaklarına inanıyoruz.
Sendika kurma, toplu sözleşme, grev ve lokavt hakları hür demokrat nizamda çalışma hayatını düzenleyen temel unsurlardır.
İşçilerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve iş güvenliğinin sağlanması ile ilgili tedbirler süratle alınmalıdır.
İşçilerimizin mesleki ve teknik yönden gelişmeleri ve vasıflı işçi yetiştirilmesi bakımından işbaşında eğitim, kurs ve seminerler düzenlenmesi önem taşımaktadır.
Yurt dışındaki işçilerimizin her çeşit hak ve menfaatlerinin korunmasını önemli bir görev telakki ederiz.

Madde: 24 – İSTİHDAM
Mevcut işsizliğin azaltılması yanında, artan nüfusumuza istihdam imkânlarının sağlanması için sürekli ve yüksek kalkınma hızının gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Teknolojik gelişme ve iktisadî verimlilik açısından tarım sektörünün istihdam gücü nispi olarak zayıflamaktadır. İlave istihdam imkânları ancak hizmetler ve sanayi sektörlerinde mümkün olabilecektir.
Bu bakımdan tasarrufların arttırılması, imkânlarımızın en iyi şekilde kullanılarak kaynak yaratıcı verimli yatırımlara yönlendirilmesi zorunludur.
Orta ve yüksek öğretimin sosyal ve iktisadî hedeflerin gerektirdiği insan gücü planlanmasına göre düzenlenmesi şarttır.
Madde: 25 – SAĞLIK
Vatandaşlarımızın bedeni ve ruhi sağlığının korunması için gerekli tedbirleri almak veya alınmasını temin etmek devletin asli görevleri arasındadır.
Sağlık hizmetleri, sosyal güvenliğin başlıca unsurlarından biridir.
Sağlık hizmetleri, vasıflı, güvenilir, kolay erişebilir, formaliteden uzak ve yurda dengeli bir şekilde yayılı olmalıdır.
Sağlık hizmetlerinin bir bütün olarak ele alınması zorunludur. Toplum sağlığını tehdit eden hastalıklarla mücadele edilmesi, gıda maddelerinde kalite kontrolüne ve çevre şartlarının iyileştirilmesine önem verilmesi gerekmektedir.
Hastane ve sağlık ocaklarının sayısı artırılmalı, modern alet, makine ve araçlar ile teçhiz edilmeleri sağlanmalı, ilaç sanayinin geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Devletin yapacağı hizmet ve faaliyetlere ilaveten, özel sağlık müesseselerinin kurulmasını teşvik için tedbirler alınmasını faydalı görürüz.
Madde: 26 – GENÇLİK
Gençliğimizi bilgili, vatan ve milletin birlik ve bütünlüğünü, müdrik, örf ve ananelerimize saygılı, herkese karşı sevgi, saygı ve müsamaha besleyen Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı medeni bir insan olarak yetiştirmeliyiz.
Gençlerimizin ruh, fikir ve beden yönünden mükemmel şekilde gelişmeleri sağlamak hedefimizdir. Bu maksatla normal eğitim ve öğretime ilaveten, okul içinde ve okul dışında, fikir, kültür ve sanat, spor ve folklor faaliyetlerinin yapılmasını sağlayacak tedbirler büyük önemi haizdir. Bütün okullarda başlıca spor faaliyetlerinin yapılmasına imkân verecek modern tesislerin kurulması öncelik taşımaktadır.
Orta ve yüksek öğrenim gençliğinin meslek hayatına intibaklarının kolaylaştırılması ve başarılarının artırılması için önceden çalışma ve tatbikat imkânlarına kavuşturulmaları önemlidir.
Burs ve yurt şartlarının iyileştirilmesi, gençliğin tatil zamanlarını en faydalı şekilde değerlendirmelerini sağlayıcı imkân ve faaliyetlerin desteklenmesi gerektiğine inanırız.
Madde: 27 – KÜLTÜR VE SANAT
Kültür ve sanat, milletlerin gelişmesinde başta gelen bir değerler manzumesidir.
Kültür ve sanat, millî değerlerin korunmasında ve gelişmesinde olduğu kadar, milletlerarası ilişkilerde yakınlaşma ve dayanışmanın temel unsurudur.
Milletimizin sosyal ve kültürel hayatında önemli rolü edebiyat, musiki, resim, folklor, sinema ve tiyatronun geliştirilmesi kültür ve sanat anlayışımızın ana hedefidir.
Eski yapı ve eserlerin korunmasını, yaşatılmasını tarihi ve kültürel mirasımıza saygının tabiî bir ifadesi olarak görüyoruz.
Kütüphanelerin zenginleştirilmesi, modern imkân ve araçlarla teçhiz edilmesi, yurt sathına yayılması okuma şevk ve alışkanlığının teşvik edilmesi zorunludur.
Türkçemizin yapısını ve güzelliğini zedeleyecek gayretlere izin verilmemeli, ana dilimizin tabiî seyir içerisinde gelişmesi sağlanmalıdır.
Madde: 28 – ŞEHİRLEŞME
Şehirler toplumun aynasıdır. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesi şehirlerin düzenli ve planlı oluşu ile ölçülür. Türk insanını gelişmişliğin zirvesinde görmek isteyen partimiz, şehirlerimizin ve şehirlilerimizin meselesine büyük bir önem vermenin zaruretine inanmaktadır.
İktisadi ve sosyal yapımızdaki gelişmeler ve nüfus artışı sebebiyle, köyden şehire akımın devam edeceği muhakkaktır. Ancak, şehirleşme politikamız, büyük şehirlerimizi daha da büyütmek değil, yurt sathına dengeli bir şekilde yayılmış, kendi kendine yeterli, orta büyüklükteki şehirlerimizi geliştirmek hedefini esas alacaktır.
İmar planlarının kısa sürede tamamlanması ve bunların müessir ve disiplinli bir şekilde uygulanmasını sağlayan bir sistemin kurulması zorunludur.
Altyapı, belediye, asayiş ve güvenlik hizmetleri ile birlikte sosyal hizmetler, şehirleşme hızına paralel olarak süratle büyüyen ve bu yüzden süratle ve verimli şekilde hizmet verebilmeleri için sorumluluklarına uygun imkân ve kaynakların sağlanması gereklidir.

Madde: 29 – KONUT
Ailede huzur ve mutluluğun ilk şartı sıcak bir yuvadır.
Toplumun hangi kesiminden olursa olsun, evinde huzuru olmayan bir insanın işinde verimli ve başarılı olması mümkün değildir. Refahın yaygınlaşması, sosyal adalet ve sosyal güvenliğin temininde de konutun önemi büyüktür.
Düzenli ve ekonomik şehirleşmenin rasyonel araçlarından biri toplu konuttur.
İktisadi sistemin her çeşit imkân ve kaynakları konut yapımı için seferber edilmelidir.
Dördüncü Bölüm
KAMU İDARESİ
Madde: 30 – KAMU İDARESİNİN ESASLARI
Kamu idaresinin müessiriyetini artırmak maksadıyla bugüne kadar yapılan çalışmalarda meselenin gerçek sebeplerine inilmediği için başarılı olunamamıştır.
Vatandaşa sunulacak hizmetlerin etkili ve verimli olması kamu idaresinin süratle karar alabilmesine, basit ve formaliteden uzak bir şekilde çalışmasına bağlıdır. Bunun esasını devletin memuruna, memurun vatandaşa itimadı teşkil eder. İtimat esas, şüphe istisnai olmalıdır.
Yetki ve sorumluluğun kamu hizmetinin gereklerine uygun olması şarttır.
Değişik birimler tarafından aynı maksada dönük olarak yürütülen hizmetlerin bir araya toplanması, yetki ve sorumlulukların dağınıklıktan kurtarılarak teşkilatlanmada sadeleşmeye gidilmesi, bakanlık ve her seviyede teşkilat sayısının asgariye indirilmesi zorunludur.
Buna mukabil kararların ve hizmetlerin aksamasına ve tıkanmasına sebep olan aşırı merkeziyetçi birimlerde ise yetki ve sorumluluk hiyerarşisinin yeniden tarifi ve tespiti gerekmektedir. Vatandaş işlerinin doğrudan yerinde çözülebilmesini teminen mahalli teşkilatların yetki ve sorumlulukları arttırılmalıdır.
Ana hatlarıyla belirtilen bu tespitler ve hedefler, kanunların, mevzuatın ve teşkilatlanmanın bir bütün olarak dikkate alındığı, rasyonel bir idari reformun yapılmasını gerektirmektedir.
Takip edeceğimiz iktisadî politikaya paralel olarak kamu sektöründe çalışanların sayısının arttırılması yerine, memurların daha seçkin olmaları ve tatminkâr ücret almaları sağlanacaktır.
Böylece millî ekonomide kayıplara sebep olduğu kadar, vatandaşlarımız için eziyet teşkil eden bürokratik formalitelerin de kendiliğinden asgariye indirilmesi veya ortadan kaldırılması temin edilmiş olacaktır.
Madde: 31 – MİLLİ SAVUNMA
Jeopolitik şartlar dolayısıyla, Türkiye’mizin her hal ve şart altında savunmasının yapılabilmesi ve barışın sürekliliğini temin edebilmesi için, millî ve tarihi geleneğimiz olan disiplinli ve kuvvetli bir ordunun varlığı esastır.
Ordumuzun en mükemmel şekilde eğitilmesi, modern silah, araç ve gereçlerle teçhiz edilmesi ve güçlendirilmesi maksadıyla gerekli imkânların sağlanmasını zorunlu görürüz.
Silahlı Kuvvetler mensuplarının hazarda ve seferde görevlerini güvenli ve başarılı bir şekilde yerine getirebilmeleri için ücret ve sosyal imkânlarının tatminkâr seviyede olması tabiidir.

Madde: 32 – EMNİYET VE ASAYİŞ
Can ve mal güvenliğinin, emniyet ve asayişinin sağlanması vatandaşlarımızın huzur ve güven içinde yaşamalarının esasını teşkil eder.
Vatandaşlarımız arasında dostluk, kardeşlik ve dayanışma duygularının geliştirilmesinin, huzur ve güven ortamının tesis edilmesinde başlıca unsur olduğuna inanıyoruz.
Yakın geçmişte cereyan eden olayla, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün her şeyin üstünde olduğunu, hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın ortaya koymuştur.
Anarşi, terör, bölücülük ve aşırı cereyanlarla sürekli ve müessir bir şekilde mücadele edilmesi şarttır.
Emniyet ve asayiş hizmetlerinin başarıyla yürütülmesi için emniyet ve asayiş teşkilatının modern imkân ve vasıtalarla donatılması zorunludur.
Emniyet mensuplarının eğitim, ücret ve sosyal imkânlarının hizmetin önemine uygun bir seviyeye çıkarılması gerektiğine inanırız.
Madde: 33 – DEVLET MEMURLARI
Devlet memurlarını, memleketimiz ve milletimiz için genel mahiyetteki işlerin yürütülmesinde olduğu kadar, devlet ile vatandaş arasındaki ilişkilerin tanziminde temel unsur görürüz.
Memur devletin devamlılığını, itibarını temsil eder. Bu bakımdan terfi, taltif ve ücret sisteminin çalışmayı ve başarıyı teşvik edecek şekilde yönlendirilmesi şarttır.
Devlet memurlarını, yetki ve sorumluluklarına paralel olarak, görevlerini güven içinde ifa edebilmeleri için ücret ve sosyal imkânlarının yeterli seviyeye getirilmesi; mesleki ve idari yönden gelişmelerini sağlamak üzere bilgi, görgü, lisan gibi imkânların artırılması büyük önem taşımaktadır.
Bilhassa geri kalmış bölgelerimizdeki devlet hizmetlerinin arzu edilen seviyeye yükseltilebilmesi, burada çalışan memurlarımızın ücret ve sosyal imkânlarının iyileştirilmesiyle yakından ilgilidir.
Memleketimize uzun yıllar hizmet etmiş emekli memurlar ile ilgili sosyal ve iktisadî tedbirlerin sürekli değişen hayat şartlarını dikkate alacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine kaniiyiz.
Madde: 34 – MAHALLİ İDARELER
Mahalli idareler, il, belediye ve köylerimizin müşterek mahalli ihtiyaçlarının sağlanmasında ana kuruluşlardır.
Kamu idaresinde merkeziyetçiliğin azaltılmasını; bilhassa hizmetlerin müessir, süratli ve verimli bir şekilde yapılabilmesi için mahalli idarelerin yetkiler ve imkânlar yönünden güçlendirilmesini zorunlu görüyoruz.

Beşinci Bölüm
DIŞ POLİTİKA
Madde: 35 – DIŞ POLİTİKANIN ESASLARI
Dış politikamızın esası bölgemizde ve dünyada barışın sürekliliğini temin etmektir.
Devletin devamlılığı dış politika felsefemizin temelini teşkil eder. Siyasi mücadelede hassasiyet gösterilmesi zorunlu bulunan hususların dış politikada bulunduğuna inanırız.
Yurt savunmasının ve iktisadî gelişmemizin kuvvetlendirilmesi dış politikamızın ana hedefleridir.
Türkiye siyasî, askeri ve iktisadî işbirliği yönünden mensubu bulunduğu Batı dünyası ile ilişkilerinde, savunma ihtiyaçları yanında iktisadî gelişme ve kalkınmasını hızlandıracak ve menfaatleri dengeleyecek daha aktif bir rol oynamalıdır.
Başta yurdumuzun güvenliği olmak üzere, kuvvetli bir savunma gücüne sahip olmamız zorunludur. Bunun ilk şartı; iktisaden güçlü olmaktır.