Daily Archives: Şubat 17, 2017

LDP Kurultay Sonrası Görev Bölümü Yaptı.

LDP Kurultay  Sonrası Görev Bölümü Yaptı.

Buna  Göre;

Sosyal İşler ve Koordinasyon Başkanlığına Emine ÇETİN,Siyasi İşler Başkanlığına Muhterem SİVİŞ, Basın İşleri Başkanlığına Aziz KORKMAZ,Tanıtım İşleri Başkanlığına Arda KARAPINAR,Seçim İşleri Başkanlığına  Nihal Şahin YAMAN,Teşilat Başkanlığına Hüseyin TÜZÜN,Üyelik İşleri Başkanlığına Haluk AVCI,Genel Sekreter  Fırat YEŞİLÇAY, Genel Muhasip Ali KÜLHAN, Kurumsal İlişkiler Başkanlığına Kaan ALPER,Kobi-Esnaf İşleri  Başkanlığına Hasan KULAKSIZ,STK Başkanlığına  Bünyamin BAHAR,Genel Başkan Danışmanı Serdar AKTAN,Dış İlişkiler  Sorumlusu Alp PAMİR getirildi.

Liberal Demokrat Parti’den Referandumda “Kesinlikle Hayır” Kararı

LDP Genel Başkanı Gültekin Tırpancı“Afrika’da, Ortadoğu’da, Latin Amerika’da, dünyanın tüm geri kalmış demokrasileri tek adam yönetiminden kurtulmaya çalışırken, ülkemiz yönetiminde, demokrasinin en temel ilkesi kuvvetler ayrımı ile denetleme ve dengeleme mekanizmalarını ortadan kaldırıp, tüm yetkileri tek bir kişide toplayan bir rejim değişikliğine geçilmeye çalışılması kabul edilemez,bırakın evet veya hayır çıkmasını, böylesine antidemokratik bir paketin bir Mecliste onaylanarak referanduma sunulması bile hazindir” vurgusu yapılırken, demokratik rejime inanç ve desteği olan tüm vatandaşların partiler ve ideolojiler üstü bir duruşla referandumda “kesinlikle hayır” tavrı takınmaları çağrısı yapıldı.

Liberal Demokrat Parti’den Referandumda “Kesinlikle Hayır” Kararı

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlara bakınca, bugünkü konumuzun ne kadar ciddi, önemli ve hassas olduğu açık. Dahası, bir “liberal” parti olarak bizim öncelikli misyonumuz, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının tesisidir.

Liberalizm Sadece Bir Ekonomik Sistem Değildir

Ne yazık ki, ülkemizde hâlâ “liberalizm” sözcüğü sadece, serbest piyasa olarak da anılan, belirli bir ekonomik sistemi çağrıştırmakta. Oysa, liberalizm her şeyden önce ve öte, insan hak ve hürriyetlerini temel alan bir “siyasi” doktrindir.

Liberalizm, tabii hukuk teorisi üzerine kurulmuş bir siyasi doktrindir. Tabii hukuk, insan vicdanına ve aklına uygun olan, insanın diğer insanlara karşı davranışlarını belirleyen ahlâk kurallarıdır.

Her zamanki gibi, ben önce konu ile ilgili olarak partimizin görüş, değerlendirme ve önerilerini aktarmak istiyorum. Daha sonra da, sorularınızla, konuya boyut ve kapsam kazandırabileceğimizi umuyorum.

Demokrasinin “Beşiği”

Her ne kadar “demokrasinin beşiği” nin eski Yunan olduğu söylense de,eski Yunan’da kanun karşısında eşitlik kavramının olmadığını biliyoruz. Halkın çoğu köleydi ve dolayısıyla. insan hak ve özgürlüğü gibi kavramlara yabancıydılar.

1215 Magna Carta Libertatum da demokrasinin menşei olarak anılır.Bu belge de, her ne kadar kralın yetkilerinin sınırlandırılması itibariyle önemli idiyse de; kral ile lordlar arası bir sözleşme olması bakımından, çağdaş demokrasinin kaynağı olarak nitelenemez, kanısındayım.

Kavram Kargaşası

Hepinizin malûmu olduğu üzere, gerek “demokrasi’; gerekse `liberalizm” üzerinde en çok kavram kargaşası yaşanan ideolojiler olageldi.

Bu gerçekten hareketle ben, burada, özellikle “çağdaş demokrasi” ve “klasik liberalizm” tanımları üzerine kısa birtakım açıklamalar yapmakta yarar görüyorum.

Önce, demokrasi:

Bence, bu konudaki kavram kargaşasının temel nedenlerinden biri, tüm dünyada “demokrasi” sözcüğünün – saygınlığından olsa gerek – siyasilerin savundukları görüşlerini üzerine bina ettikleri bir sözcük olagelmiş bulunmasıdır. Bu siyasi görüşler aslında ne olursa olsun!

Örneğin, kendi modellerine ve/veya rejimlerine sosyalist devletler “halk demokrasisi”; üçüncü dünya ülkeleri “milli demokrasi”; faşist yönetimler “otoriter demokrasi” gibi adlar vermişlerdir.

Oysa, “çağdaş demokrasi” yani, çok sevdiğim bir tanımlama ile,”özgürlüğün kurumsallaşması”, her şeyden önce, liberalizm ürünüdür.

Çağdaş demokrasinin teorik esasları 17. yüzyılın sonlarından itibaren Locke, Smith gibi, “klâsik liberalizm”in kurucuları tarafından oluşturulmuş; temel insan hak ve özgürlükleri, kuvvetler ayrılığı, halk egemenliği gibi demokrasinin temel prensipleri, klâsik liberal doktrinin ürünleri olarak belirginlik kazanmıştır.

Kavram üzerinde mutabakat – klâsik batı demokrasisi olan çağdaş demokrasi yani, çağdaş uygarlığın günümüze dek oluşturduğu siyasal yapı, özgürlüklerin kurumsallaşmasısın 20 yıl içinde, 1975 Helsinki Nihai Senedi ile 1990 Paris Şartı’nda ifade bularak, tesis edilmiştir.

Liberalizme gelince:

“Modern zamanların en önemli siyasi doktrini” olarak tanımlanmasına rağmen, liberalizm de, demokrasi gibi, son 150 yıl boyunca tam bir kavram kargaşasına boğuldu. “Klasik Liberalizm”, “Modern Liberalizm”, “Yeni Liberalizm” gibi ifadeler kullanıla geldi.

Liberal Demokrat Parti olarak savunduğumuz “Klâsik Liberalizm”, yukarıda da ifade edildiği üzere, 17. yüzyılın sonlarından başlayarak bir “insan hakları doktrini” olarak doğan; 18. yüzyılın sonlarından itibaren de “liberal anayasacılık” döneminin yaşanmasına yol açan anlayıştır.

Klâsik liberalizmin temel ilkeleri, Amerikan bağımsızlık hareketi ve 1776 Bağımsızlık Beyannamesi ve tabii, 1787 Anayasası ile gelişti.

Malûm, ABD çağdaş demokrasinin öncü modeli olarak kuruldu. Bu gelişme, bir sonraki yüzyılda Avrupa’nın da “liberal anayasacılık” dönemini yaşamasına yol açtı.

Klâsik batı demokrasisi kanun karşısında eşitlik, hukuk devleti, temel insan hak ve özgürlükleri, ekonomide serbestlik, kuvvetler ayrılığı, parlâmentarizm ilkeleriyle bu dönemde liberal doktrin tarafından yeniden oluşturuldu.

Dolayısıyla, çağdaş demokrasi aslında liberal demokrasiden başka bir şey değildir. Liberalizmsiz demokrasiye gerçek demokrasi demek mümkün değildir.

Hukuk Devleti

Bu noktada, üzerinde kısaca durmak istediğim bir diğer kavram da, parti programımızda sık sık kullandığımız “hukuk devleti” kavramıdır. Bu terim ilk kez 19. yüzyıl başlarında liberal Alman hukukçuları tarafından kullanılmış; hukuk devleti tanımı, “liberal anayasacılık” hareketinin tabii sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Hukuk devleti, yine liberalizmin ürünü olan insan haklarının güvencesi; liberalizmin siyasal iktidarlar tarafından keyfi olarak kullanılamayacağının teminatıdır.

Klâsik liberalizm, bireyin bir başkasının keyfi iradesine tâbi olmamasını; bunun için de, herkesin hukuka bağlı olmasını öngörür. Kanun hakimiyeti yani, hukuk devleti, özgürlükçü düzenin temel şartıdır. Hukuk devleti ilkesini kabul etmeyen bir sistem, çağdaş demokrasi olarak nitelendirilemez. Hukuk devleti ilkesi ise, klâsik liberalizm ürünüdür.

Sonuç olarak ve özetle, liberalizme karşı ve fakat, çağdaş demokrasiden yana olmak mümkün değildir.

Dünyanın En Değerli Varlığı: İnsan

Arkadaşlar, liberal düşünce geleneğine göre insan, iyi ve kötü yönleriyle, dünyanın en değerli varlığıdır

İnsanoğlu, 80.000 yıl önce başladığı iddia edilen dünya serüveninin çok büyük bir bölümünü “devlet” siz yaşamıştır. Ortak ihtiyaçlarını karşılamak, hak ve özgürlüklerini güvenceye almak amacıyla insanoğlunun ilkel devletleri kurmaya başlaması, topu topu 5000 yıl öncesine gider yani, kıyaslamayla çok `yakın” bir tarihe!

Devlet

Toplum içindeki birtakım bireylerin iktidarı ele alması demek olan devletin kuruluşu, aslında üretici olmayan, başkalarının ürettiklerinden pay alarak geçinen bir yönetici sınıfın doğması ile sonuçlandı. Bu sınıf, üstün devlet gücü ve yetkisiyle donatıldı ve, olacağına bakın, yöneticiler, devletin kuruluş amacına aykırı olarak, daima insan hak ve özgürlüklerini sınırlama eğilimi içinde girdiler.

Nitekim, yakın tarihten örnekler verecek olursak, içinde bulunduğumuz 20. yüzyılda bile, komünist ve faşist totaliter yönetimler insanlığa büyük felâketler yaşattılar. Bu rejimler insanlara özgürlüklerine karşılık, ekonomik refah vaat ettilerse de, başarısız oldular.

Öte yandan, özgürlükçülüğü daha çok koruyan rejimlerin, çok daha hızlı bir ekonomik gelişmeyi gerçekleştirdikleri gözlendi. Liberal ilkelere bağlılığını daha çok koruyan ekonomilerde emek arz ve talebi arasındaki denge daha kolay kuruldu. İşsizlik sorunu daha büyük oranda çözüldü, asgari geçim düzeyi daha yüksek bir çizgiye oturdu yani, “sosyal devlet” düşüncesiyle varılmak istenen hedefler, kendiliğinden, daha tatmin edici ölçülerde gerçekleşti.

Özetle, klâsik liberalizme dönüş, toplumcu-devletçi iddialarla egemenlik kuran yönetimlerin başarısızlığı, denenerek, tespit edildikten sonra, başladı.

Türkiye’de Liberal Düşünce Geleneği Oluşmadı

Cumhuriyetimiz, yukarıda sözünü ettiğim totaliter modellerin Rusya ve İtalya’da iktidara geldiği yıllarda kuruldu. Ancak, doğaldır ki, 1924 Anayasası yine yukarıda sözünü ettiğim ve aynı döneme rastlayan `liberal anayasacılık” dönemini temsil eden hükümleri de içermekteydi.

Terakkiperver Fırka, Serbest Fırka denemelerine rağmen, neticede 1945’e kadar süren tek parti döneminde, faşist ve komünist uygulamalardan etkilendik. Bugün hâlâ gündemde olan “resmi devlet ideolojisi”, bu dönemin ürünüdür.

Çok partili döneme geçtiğimizde ise, yine “ilkesiz popülizm” yani, müdahaleci, bürokratik görüşler 20. yüzyıl Avrupa demokrasisine damgasını vurmuştu. Biz de nasibimizi aldık! Türkiye’de liberal düşünce geleneği, 1950-60 arasında Demokrat Parti’nin liberal ekonomi politikalarına rağmen de oluşamadı.

Konumuz dışı olmakla birlikte, yeri gelmişken ifade etmek isterim ki, Cumhuriyet döneminin ekonomik yapısı da, devletçi-müdahaleci, devlet güdümünde karma bir model olarak oluştu.

Türkiye’nin çok partili parlâmenter rejimi benimsemiş olmasına rağmen, bu rejimin bir türlü demokratik içeriğe kavuşamamasının temel nedeni de, sanırım bu; yani, liberal geleneğin oluşmamış olmasıdır

Bugün hâlâ, çok partili rejimimizi demokratik içeriğe kavuşturma sorunu yaşıyoruz. Dahası, 12 Eylül müdahalesi ve 1982 Anayasası, böylesi bir ideali erişilmez kılmış durumda.

Sadece Ekonomi ile Liberalleşmek Mümkün Değildir

Liberal demokrasi, siyasi, hukuki ve ekonomik yönleriyle bir bütündür. Bu nedenle, sadece ekonomi ile liberalleşmek mümkün değildir. Siyasi ve hukuki alanlarda da mevcut engellerin tamamen ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Türkiye ancak bu yolla, 150 yıldır -1856 Paris Konvansiyonu’ndan bu yana – yer aldığı Avrupa topluluğu içinde kalabilir, “çağdaş medeniyet” den söz edebilir.

Çağdaş dünyanın klâsik liberalizme dönüş sürecinde ülkemizin bu dünyadan dışlanmamasının koşulu, siyasi ve hukuki alanlarda da liberal demokrasinin asgari standartları benimsemesi; otuz yıldan bu yana sol propaganda ile de pekiştirilmiş bulunan tek parti döneminden kalma devlet ve yönetim anlayışını gecikmeksizin terk etmesidir.

Çağdaş Dünya ile Uyumsuzluk

Nitekim, ülkemiz bugün, çağdaş dünyanın bırakın ekonomiyi, siyasi ve hukuki konjonktürü ile ciddi uyumsuzluk içindedir. Demokrasi ve insan hakları konularında maruz kaldığımız dış müdahaleler, utanç vericidir. Hele tarihimize, Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı konulardaki tutumuna baktığımız zaman, bugün geldiğimiz noktanın affedilir yanı yoktur.

Osmanlı’dan Ders Alınmalıdır

Malûm, Osmanlı İmparatorluğu bütün dünyanın sığındığı toplum olmuştur. Bu 14. yüzyıldan başlayarak, böyle idi. Daha dün tesadüfen bir yemekte büyük bir bankacı ile birlikteydim. Babası Polonyalı imiş, Polonya’dan göç etmiş. Müthiş bir Türk hayranı. Neden? Çünkü, Osmanlı Polonya’da baskıdan kaçanlara kucak açmış.

Bugün, bütün bu gelişmelerden sonra, ülkemizdeki insan hakları ihlalleri karşısında Avrupalı’nın gelip, bize ders vermesi, çok ağır geliyor insana. Unutmayın ki, daha 100 sene evvel Avrupa bize göre çok “vahşi” idi.

Osmanlı’nın mirasçısı Türkiye’nin bu duruma düşmesini bir büyük bir üzüntü ile karşılıyor; ilk misyonumuzun her Türk vatandaşına demokrasi ve insan haklarına sahip çıkma görevini yabancılara bırakmamayı öğretmek oluştuğuna inanıyoruz

Göynük Belediyesi Geleneksel El Sanatlarını Canlandırıyor

Göynük Kadınları İşbaşında!

Kadınlar Tokalı Örtüler Ve Oyalarla Konuşacak

Göynük Belediyesi Geleneksel El Sanatlarını Canlandırıyor

Başkan Kemal Kazan:

“Kadınlarımız Hem Üretiyor Hem Kazanıyor”

“Kadınlarımız Geçmişi Geleceğe Taşıyan Elçilerimiz Olacak”

Tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini Osmanlı’dan günümüze dek korumayı başaran ve geçtiğimiz günlerde Cittaslow (Sakin Şehir) unvanı alan Göynük’te geleneksel değerler aslına uygun olarak yaşatılıyor. Göynük Belediyesi bünyesinde hizmet veren “El Sanatları Eğitim Merkezi” unutulmaya yüz tutan el sanatlarının gelecek nesillere aktarılmasını ve kültürel değerlerin devam ettirilmesini sağlıyor. Merkezle aynı zamanda Göynüklü kadınlara hem maddi hem de manevi destek sağlamayı hedeflediklerini belirten Göynük Belediye Başkanı ve İpek Yolu Belediyeler Birliği Başkanı Kemal Kazan, “Kadınlarımızın kendilerini geliştirmesine katkı sağlamak ve üreten kadın sayımızı arttırmak için çalışıyoruz. Kadınlarımız ürettikleri eserlerle geçmişi geleceğe taşıyan kültür ve sanat elçilerimiz olacak” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) desteğiyle Göynük Belediyesi tarafından açılan, 1 usta öğretici ve 13 kursiyerle faaliyete gösteren El Sanatları Eğitim Merkezi’nde, kadınlar hem sosyalleşiyor hem de aile ekonomilerine katkıda bulunuyor. Kursa katılan kadınlara Göynük’ün kendine has dokuması olan ve Türk Patent Enstitüsü tarafından da tescillenen ‘Tokalı Örtme’ eğitimi veriliyor. ‘Mekikcik, Asker Başı, Kaynana Gülü, Elti Çatlatan ve Kaymakam Başı’ gibi farklı desen ve renklerde tokalı örtme yapmayı öğrenen ve üreten kadınlar yaratıcılık konusunda da kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Geleneksel el sanatlarının yaşatılması için önemli bir platform oluşturan El Sanatları Eğitim Merkezi’nde Tokalı Örtme’nin çanta, fular, şömentabla, masa örtüsü, peşkir, bluz ve elbiseye uyarlandığı özgün el sanatı ürünleri de üretiliyor.

AMAÇ GEÇMİŞTEN GELECEĞE KÖPRÜ KURMAK

“Göynük’te kadınlar geçmişte yaptıkları örtü ve oyalarla duygularını ifade etmişler. Hepsi o kadar anlamlı ve güzel ki. Onlara sahip çıkmak, tarihi, kültürel mirasımıza ve değerlerimize de sahip çıkmaktır” diyen Kazan, manevi mirasların, kültürel ve sanatsal değerlerin kaybolmaması için de çaba harcadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Kadınlar, ne verirseniz, onu en güzel haliyle size sunar. Eğitimde kadınlarımıza daha fazla fırsat vermeliyiz. Çünkü kadınların yetiştirdiği nesiller, dolayısıyla kadınlarımız geleceğimize yön veriyor. Geçmişten geleceğe köprü kurmak ve kadınlarımıza istihdam imkanı sağlamak, eğitim ve öğrenme fırsatı oluşturmak amacıyla, Göynük Belediyesi olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) işbirliğiyle El Sanatları Eğitim Merkezi’ni kurduk ve kadınlarımızın hizmetine sunduk. Göynüklü kadınlarımıza hem maddi hem de manevi destek sağlamak istedik. İşi bilen ve öğrenmeye hevesli kadınlarımız burada dostluk çerçevesinde deneyimlerini ve bilgilerini birbirleriyle paylaşıyor. Bizi biz yapan kültürel değerlerimizi, el sanatlarımızı unutturmamak ve genç nesillerin de öğrenmesini sağlamak için açtığımız merkezimizde, kadınlarımız iş öğrenmenin yanı sıra Türkiye İş Kurumu’ndan günlük 20 lira ücret de alıyor. 26 hafta süren kurslarda günde 8 saat eğitim alan kursiyerler, kurs bitiminde Milli Eğitim Bakanlığından ve belediyeden onaylı “Mekik Dokuma” sertifikasına da sahip oluyor. Aile ekonomisine katkı sağlayan ve kendini geliştiren kadınlarımızın el emeği göz nuru ürettikleri el işleri sayesinde özgüvenleri de artıyor. Kadınlarımızın kendilerini geliştirmesine katkı sağlamak ve üreten kadın sayımızı arttırmak için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği için herkesin üretime ve eğitime katkı sağlaması gerektiğine inanıyorum. Ürettikçe büyüyeceğiz. Tarihimize, kültürümüze de sahip çıkacağız.”

TOKALI ÖRTME BENİM ALTIN BİLEZİĞİM

El Sanatları Eğitim Merkezi’nde usta öğretici olan Hacer Kaya’da el işi bilmenin ve El Sanatları Eğitim Merkezi’nin kendisine kattıklarını anlatırken şu ifadeleri kullandı:

“Başta Belediye Başkanımız Sayın Kemal Kazan olmak üzere bu kursu hizmete açan ve kadınlarımızın meslek sahibi olmasına imkan sağlayan herkese teşekkür ederim. Ben 16 yaşımdan beri Tokalı Örtme başta olmak üzere birçok el işi yapıyorum. Babaannemden bana kalan en değerli miras el sanatları. Bu sanat benim altın bileziğim. Bu sayede siparişler alıyor ve ürettiğim dokumalardan gelir elde ederek aile bütçeme katkıda bulunuyorum. Şimdi de eğitim vererek hem bildiklerimi pekiştiriyor, hem de başkalarına yardımcı oluyorum. Eğitime katkı sağlamak ve başkalarını da bilgilendiriyor olmak beni çok mutlu ediyor. Kursiyerlerimizin de kısa sürede eğitim verecek düzeye geleceğine inanıyorum. Böylece el sanatlarımız nesilden nesile aktarılacak. Kadınlar bilgilendikçe eğitim düzeyimiz gelişecek ve daha bilinçli nesiller yetişecek.”

 

CHP Kadın Kolları'ndan Türk Kadınlar Birliği'ne Ziyaret

CHP Kadın Kolları’ndan Türk Kadınlar Birliği’ne Ziyaret

Tevhide YAĞAN  “ Kadın Birliğine ihtiyacımız  var”

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Emel Bircan  sivil toplum kuruluşlarına ziyaretlerine devam ediyor.

Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şubesinin bu günkü  ziyaretçileri  Cumhuriyet Halk Partisi İl Kadın Kolları ve İlçe Kadın Kolları Oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Emel Bircan  Yönetim Kurulu üyelerini Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube  Başkanı  Tevhide YAĞAN  ve Yönetim Kurulu  üyeleri  karşıladı. Çok  sıcak geçen ziyaret  sırasında Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube  Başkanı  Tevhide YAĞAN  “ Kadın Birliğine  “ ihtiyacımız  var. Kadın eğitilmelidir. Kız  Çocuklarımız  okutmalıyız. Bizler  Yürek Birliğini de  ilave  yaptık.

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Emel Bircan  , Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şubesi’ni ziyaret ettik, kendilerine moral güç desteği sağlamak istedik.Çok güzel  çalışmaları  var.Önümüzdeki 8 Mart Kadınlar  Günü  için yapılacak çalışmalara  katkıda  bulunmak istiyoruz.Türk Kadınları Birliği ile Cumhuriyeti koruma anlamında dayanışma içinde olacağız”

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Emel Bircan   ve yönetim kurulu ile gündeme dair çeşitli konularda fikir alışverişinde bulunurken kendilerini kabul eden Türk Kadınlar Birliğine teşekkür etti.

Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube  Başkanı  Tevhide YAĞAN  ise ziyaretinden dolayı Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Emel Bircan ‘a teşekkür ederken ziyaret günün anısında çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Hazırlıklarında  Sona  Gelindi

Öteyandan Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube  Başkanı  Tevhide YAĞAN Yönetim Kurulu  ve Bir Kısım Üye ile  8 Mart Dünya Kadınlar Günü İçin Biraraya  gelerek yapılacak  etkinlikleri   değerlendirdiler

TEB Kadın Akademisi Sakarya’da kadın patronları buluşturdu

TEB Kadın Akademisi Sakarya’da kadın patronları buluşturdu

Türk Ekonomi Bankası’nın (TEB), Kadın Bankacılığı çalışmaları kapsamında, kadın patronların potansiyellerini açığa çıkarabilmelerine destek olmak amacıyla başlattığı TEB Kadın Akademisi etkinlikleri devam ediyor. 16 Şubat Perşembe günü TEB ve TOBB Sakarya Kadın Girişimciler Kurulu ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Sakarya’nın kadın patronları bir araya geldi.

Türk Ekonomi Bankası (TEB), Kadın Bankacılığı ile kadın patronları desteklemek ve iş hayatındaki varlıklarını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, kadın patronların işlerini geliştirmeye yönelik bilgi ihtiyacını karşılama ve onları ilham veren başarılı iş kadınlarıyla bir araya getirme hedefiyle Kadın Akademisi’ni başlatan TEB, yeni buluşmasını TOBB Sakarya Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğiyle 16 Şubat Perşembe günü Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Ali Coşkun Konferans Salonu’nda gerçekleştirdi.

TEB, kadın patronlara odaklanarak onlara özel çözümler geliştirmeyi amaçlıyor

Kadın işgücünün ekonomideki yerinin giderek arttığı günümüzde tasarruf oranlarının artması noktasında kadın işgücünün kıymeti her geçen gün daha fazla fark ediliyor. Ülkemizde özellikle kadın patronlara finansmanın yanı sıra ihtiyaç duydukları alanlarda bilgi ve danışmanlık desteğinin bütünsel olarak sağlanmasında bazı halkaların eksik olduğunu farkeden TEB, bu ihtiyaçtan yola çıkarak kurduğu TEB Kadın Bankacılığı departmanı ile kadın patronlara odaklanarak onlara özel çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda iş hayatındaki kadınları, işletmelerini büyütebilmeleri için gereken bilgiye ulaşma, yeni pazarlara erişim, networking kurma gibi kilit konularda destekliyor; kendilerine özel eğitim, danışmanlık ve mentorluk olanakları sağlıyor.

Kadın Akademisi’nin içeriğini tamamen iş kadınlarının ihtiyaçlarına yönelik kurgulayan TEB, kadınların ekonomiye tüketici kimliğiyle değil, üretici kimliğiyle daha fazla dahil olmasını hedefleyerek başlattığı Kadın Bankacılığı’nı önümüzdeki dönemde daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

Kadın patronlara yönelik ürün ve hizmetler

TEB, Kadın Bankacılığı ile işletmelerini büyütebilmeleri için gereken bilgiye ulaşma, yeni pazarlara erişim, networking kurma gibi kilit konularda kadın patronlara özel eğitim, danışmanlık ve mentorluk alma olanakları sunuyor. Bu sayede kadın patronlara iş hayatının çeşitli alanlarında karşılaştıkları engelleri aşmaları konusunda bütünlüklü bir destek veren TEB, kadın patronların global dünya ile rekabet edebilecek seviyeye ulaşması ve istikrarlı bir büyüme elde edebilmeleri için finansmana erişimlerini de kolaylaştırıyor.

Bu yönde maddi teminatsız kredi ve özel finansman paketleri geliştiren TEB, Kadın Patrona Özel EBRD Kredisi, KGF Kadın Patron Destek Kredisi, Altın Teminatlı Kredi, Kadın Bankacılığı Masraf Paketi, Kadın Bankacılığı Ürün Paketi gibi avantajlı bankacılık hizmetlerinin biraraya getirildiği özel masraf paketleri sunuyor.