Günlük Arşivler: Aralık 28, 2018

Mehmet Gürbüz’den Büyük Britanya ,Fransa ,İsrail ‘in Yanan Ortadoğudaki Tezgahına Dair Açıklama

Mehmet Gürbüz’den Büyük Britanya ,Fransa ,İsrail ‘in Yanan Ortadoğudaki Tezgahına Dair Açıklama

Orta doğu’da kanla çizilen haritalar üzerindeki,senaryo yüzyıllardır perde perde sahneleniyor ve oradaki masum halklar bunun bedelini canı,kanı ve sahip oldukları bütün varlıklarını kaybederek,yaşıyorlar.<<1299-1920<>Osmanlı ve Fransa arasında varılan siyasi ve askeri ittifakın sonucu olarak Doğu Akdeniz’deki Fransız varlığının hukuksal temellerini getirdi o tarihten itibaren daha geniş bir dini ve ticari özgürlükle yargı karşısında dokunulmazlığı da içeren birtakım menfaatlerle sonuçlanan tek taraflı bir hareketti.

Süratle diğer ticari güçlere (özellikle İngiltere’ye) genişleyen bu kapitülasyonlar Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesinin doğasını değiştirmiştir.

Büyükelçiler ve danışmanlar,Yahudi, Ermeni, Rum ve Doğulu Hıristiyan cemaatlerinin bağrından devşirdikleri kendi himayelerine bağlı kesimler edindi, bu da yavaş yavaş imparatorluğun otoritesini zayıflattı.

<<19. yüzyılda, geleneksel iktisadi ve hukuki yönetim bağlantıları>> (misyonerlerin çalışmaları ve Müslüman olmayan cemaatlerin iç gelişimi sayesinde) gerçek bir kültürel ve siyasi nüfuz sistemine dönüştürüldü ve artık daha geniş bir tabanda cemaatlerin Onayından destek aldı.

Manda dönemi Avrupa güçleri, yerel devletler ve “azınlıklar”arasında 19. yüzyıldan itibaren var olan ve günümüze kadar gelmiş olan üçlü ilişkiyi de sürdürdü.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden dönemde manda sisteminin kurulması, Fransa ve Büyük Britanya’ya Ortadoğu’da kalma imkânı vermişti.

Fransa, Suriye ve Lübnan’da manda kurmaya odaklanmışken,

Büyük Britanya yeni Irak devletinin yönetimine el attı. Suriye Cezire’sinin (Cizîr) statüsünü yükseltmeye yönelik sosyo ekonomik projeler ve Osmanlı devletinin yılması döneminde toprakları pay pay ediliyordu kaybedilen toprakların üzerine kandırılan merkeziyetçi yöneticiler koltuk kapma hevesatı içerisinde hem devletlerine hemde kendi halklarına ihanet ederek topraklarının kendi bağımsızlığını değil müttefik güçlerin emrine girmeyi tercih etmeleri de ayır bir olay konusudur topraklarını satalar günümze kadarki süreçlerde bile bunun bedelini çok ağır bir şekilde kanlı darbelerle kendileride ihanet sarmalında kaybolup gidiyorlar bunlar en barizi ise o dönemin Suriyesidir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, iç mekan

Devletin ve milletin bekasını untanlar osmanlı devletinin yıkılışı ile toprak kurtarma telaşına kapıldılar .

<<2 Temmuz 1919 Suriye Konğesinin barış konferansına gönderdiği memorandum>>da.

Suriyen’in mutlak bağımsızlığını istiyoruz.Suriye hükümetinin geniş ölçüde adami merkeziyetçi azınlıkların haklarına saygı gösteren demokratik anayasal monarşi olmasını,şanlı özgürlük mücadelemizi yöneten ve tam bizim güvenimizi kazanan Emir Faysalın kral olmasını istiyoruz(…).

Suriye Araplarının bağımsızlığa ilerlemiş ırklardan daha az yatkın olmadığını,bağımsızlıkları sırasındaki Bulgarlar,yunanlılar ve Romanyalılardan hiçbir şekilde daha az gelişmiş olmadığını göz önünde bulundurarak bizi mandater arasında sayan.

Kavimler Cemiyeti paktının 22.maddesini protesto ediyoruz.Büyük britanyanın yardımını istiyoruz,yeter ki bu yardım tam bağımsızlığımızı ve ülkemizin birliğini ihlal etmesin bu yardım süresi 20 seneyi geçmesin.

Suriye topraklarının hiçbir bölümünün üzerinde Fransa hükümetine hiçbir hak tanımıyoruz ve bize yardım etmesini veya ülkemizde veya başka topraklarda güç sahibi olmasını red ediyoruız diyen bir Suriye momerandumunda Fransa devletinin manda hakimiyetini kabul etmiyen Suriye heyetinin büyük Britanya hakimiyetini kabul eden bir satılmış kuklalar güruhunun istegi ile olmadıgın aşşagıdaki antlaşmada bariz bir şekilde görülecektir<>Antlaşmasının onaylandıgı.

Sanremo Konferansında(Nisan1920)fransaya Suriye ve lüblan mandası verildi demek’ki batı medeniyetinin insafında köleliği bile o ülkenin insafına bırakmıyorlar.

Yerli halkların görüşüne asla müracaat edilmemiştir.Uluslararası hukuk,insan hakları kurallarına riayet edilmemiştir edilmeside beklenmezdi<>

<<2 Kasım 1917>>’de İngiliz dış işleri bakanı. Arthur James Balforur’un İsrail devletinin kurulması amacı ile yayınladığı deklarasyondur.

Bakan bu bildirgede Filistine bir Yahudi devletinin kurulmasını destekliyeceklerini bildirmiştir.

İngiltere’nin asıl amacı ortadoğudaki uygulanacak planlarına destek almak için Yahudi lobisinin ve Abd’nin siyasi olarak desteğini alabilmektir.

Sykes-Picot gizli anlaşması ile İngiltere,Fransa Osmanlı Devleti’ni kendi arasında paylaşmıştı peşine Mac-Mahon Antlaşması ile Hicaz Emiri Şerif hüsyin ile gizli anlaşma yapılmış ve böylece arap bölgelerine bağımsızlık sözü verilmişti.

Araplara ayrı bir yatırım sözü veren kurnaz inğiliz siyasetçileri bir taraftanda Yahudi lobisini kullanarak oratadogudaki hedeflerine ulaşmak isteyenler hala bu emellerinden vazgeçmeyenler yıllardır İsrail kartını kullanarak emellerine devam etmektedirler bölgeye hakim olmak isyenler israil’in genişleme planının bir parçası olarak kendilerine çizdikleri palanının uyguluyacıları Batının şımarık çocuğu ise yıllardır almış olduğu fütursuzca hala o günden günümüze kadar devam eden İsrail ise hem toprak genişletmesine devam ediyor,hemde bu konuda kendisine tehlike olarak gördüğü ülkeleri hemonik devletleri bertaraf ederek kendi etrafında güç dengesi kurmaktadır.Bu çıkarları ise o tarihten bu zamana kadar kendisi ile beraber hareket eden devletler ile yapmaktadır.Bugün Abd okyanuslar ötesi uzaklıktan İsrail çıkarlarına hizmet eden bir köle terbiyecisi durumuna kendini düşürmektedir.

Ortadoğudaki bölge ülkelerden Yahudi lobilerine hizmet eden Ürdün kralı ve ailesi bölgenin yangın yerinin müsebibi.

Peygamber toprağına ve Müslümanlara ihanet edenler suud kraliyet mensupları onların artçı şokları ile yaşayan küçük devletler topluluğu(Mısır,Bae,Kuveyt,Katar vb)gibi bu dönemin ebu Lehebleri(ateşe odun atanlar)lar la birlikte bu güç dengesinin oluşmasına rol oy nayanlar önemli faktördürgünümüze kadar akan kan ve göz yaşının kaptırılan toprakların tek planı ise <<Büyük Ortadogu Projesidir>>bu proje dahilinde yüzyıla yakındır ülkeler şekilleniyor.

Devletleri yöneten uşaklar değişiyor milyonlarca insanlar öz yurdunda garip kalmış bir şekilde katlediliyor buralarda bir insanlık suçu sahnelere konuluyor.

Biz Anadolu Ahi Evran İş Adamları olarak diyoruz ki Bizim ülkemizin bu ateş çemberinin içerisinde olmamamız bizim hayrımıza olacaktır,diye düşünüyoruz.

Mehmet Gürbüz