Daily Archives: Nisan 6, 2020

DİSK "Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz"

Nisan 2020 Pazartesi günü saat 12:00’da “Zoom” üzerinden gerçekleştirilen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu’nun katıldığı online basın toplantısında okunan basın açıklaması metni

Değerli basın emekçileri,

Covid-19 salgını döneminde ikinci çevrimiçi basın toplantımızda sizlerle birlikteyiz.

Hepinize, bütün işçilere ve yurttaşlara sağlıklı günler diliyorum.

Öncelikle Covid-19 ile mücadeleyi canları pahasına yürüten sağlık çalışanları başta olmak üzere işinin başında olanları sevgiyle saygıyla selamlıyor ve bu onurlu mücadelede yaşamını kaybeden hocalarımızın ve sağlık çalışanlarının anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Covid-19 salgınında yitirdiğimiz yüzlerce yurttaşımızı saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bu büyük felaketi, bu eşi görülmemiş salgını bilimle, bilim insanlarının ve emekçilerinin çabaları ile yeneceğiz.

Covid-19 ile mücadele öncelikle bir halk sağlığı mücadelesidir. Öncelik halkın sağlığının korunmasıdır. Ve en baştan hatırlatmamız gerekirse milyonlarca işçi ve ailesi de halkın büyük kısmını oluşturmaktadır. Ancak başından beri vurguladığımız gibi salgınla mücadele tıbbi olduğu kadar sosyal bir mücadeleyi de gerektiriyor.

Covid-19 salgını öte yandan dünyada ve Türkiye’de milyonlarca çalışanın işini ve gelirini kaybetmesine yol açıyor. Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz.

DİSK olarak başından beri böylesine vahim ve uzun dönemli etkileri olacak bir salgınla mücadelenin birden çok boyutu olduğunu vurguluyoruz. Salgınla mücadelenin sosyoekonomik boyutunun ciddiyetine dikkat çekiyoruz. Bugüne kadar, yapılması gerekenleri zamanında ve ayrıntıları ile açıkladık, kamuoyuna ve yetkililere sunduk.

Üzülerek söylemek zorundayım ki ısrarla dile getirdiğimiz ve kamuoyunda büyük yankı bulan öneri ve taleplerimiz yetkililerce dikkate alınmadı.

Vakit giderek daralıyor.

Üzerimizdeki kamusal sorumluluk gereği, halkımıza ve Türkiye işçi sınıfına karşı sorumluluğumuz gereği, bilime, akla ve hukuka bağlılığımızın gereği, bugün bir kez daha kamuoyunun karşısındayız.

Yaptıklarımızı anlatacağız, yapacaklarımızı ve Hükümet’in yapması gerekenleri açıklayacağız.

DİSK olarak hem merkezi düzeyde hem de sendikalarımız tarafından Covid-19 ile mücadelede önemli adımlar attık.

Bugün bunları sizlerle paylaşmak istiyoruz.  Covid-19 vakasının ilk olarak ortaya çıktığı 11 Mart 2020 tarihinden bu yana bütün çalışmalarımızı salgının yaratacağı sosyal tahribatla mücadeleye yönelttik.

Salgınla mücadelede alınması gereken sosyal ve ekonomik önlemleri kamuoyuna sunduk. Bunları Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile paylaştık. Yerel düzeyde alınabilecek önlemler konusunda DİSK Genel Merkezi ve üye sendikalarımız aracılığıyla yetkililerle temasa geçtik.

Kamuoyuna mal olan temel taleplerimiz her platformda açıkladık. Bu taleplerimizi hatırlatmak isterim.

1- İşten çıkarmalar yasaklanmalı

2- Zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında ücretli izin uygulanmalı

3- Tüm çalışanların gelirleri güvence altına alınmalı

4- İşsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı

5- Fatura ve kredi borçları ertelenmeli

6- En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli

Covid-19 ile mücadelenin sosyal boyutunu güçlendirmek için diğer iki işçi konfederasyonu Türk-İş ve Hak-İş ile üç temel ilke konusunda mutabık kaldık ve şu üç öneriyi üç konfederasyon kamuoyuna duyurduk.

1- İşten çıkarmaların yasaklanması

2- Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretiminin durdurulması

3- Gelir kayıpları için kısa çalışma ve işsizlik ödeneğinin koşulsuz devreye sokulması

Ayrıca KESK, TTB ve TMMOB ile salgınla mücadelede 7 temel talep etrafında yaygın bir imza kampanyası başlattık. Bu kampanya büyük yankı buldu. Yüzlerce emek ve meslek örgütü ile siyasi parti ve dernek, yüzlerce milletvekili, aydın, sanatçı, gazeteci ve on binlerce yurttaş bu kampanyaya destek verdi.

Ayrıca DİSK olarak bir yandan uluslararası sendikal alanda yaşanan gelişmeleri öte yandan konuya ilişkin verileri de zamanında ve hızlı biçimde kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bu süreçte en önemli hedeflerimizden biri de üyelerimizin Covid-19’a karşı sağlıklarının, işlerinin ve gelirlerinin korunması. Bugün sizlerle DİSK olarak örgütlü olduğumuz işyerlerindeki tabloyu ve üyelerimizin sağlıklarını, işlerini ve gelirlerini korumak için yaptığımız çalışmaları paylaşmak istiyorum.

Sendikalarımızdan gelen bilgilere göre Genel-İş, Lastik-İş ve Birleşik Metal-İş sendikalarımızın örgütlü olduğu işyerleri başta olmak üzere en az 88 üyemizde Covid-19 pozitif tespit edilmiştir. En az 172 üyemiz karantinadadır. Ne yazık ki Genel-İş üyesi bir arkadaşımızı Covid-19 nedeniyle, Lastik-İş üyesi bir arkadaşımızı da Covid-19 şüphesiyle kaybetmiş bulunuyoruz.

Sendikalarımız bu süreçte örgütlü oldukları kamu ve özel işyerlerinde salgına karşı etkin önlemler alınması için, Covid-19 pozitif vakaların olduğu işyerlerinde üretimin durdurulması için harekete geçti, gereken yerlerde üretimi durdurdu ve kamu makamları ile işverenler nezdinde girişimlerde ve uyarılarda bulundu.

Bazı işyerlerinde üyelerimiz çalışmaktan kaçınma haklarını kullandı. Sendikalarımız işyeri düzeyinde ücretsiz izin uygulamalarına karşı çıktı ve işin durması ve azalması durumunda kısa çalışma olanağının kullanılmasını talep etti ve büyük oranda sonuç alındı.

Bildiğiniz gibi DİSK üyelerinin önemli bir bölümü belediyeler ve hizmet sektörü gibi zorunlu ve temel hizmetlerin yürütüldüğü işyerlerinde çalışıyor. Zorunlu olarak çalışan üyelerimizin sağlıklarının ciddi bir biçimde korunması için kamu ve özel sektör işverenleri ile sürekli temas halindeyiz, önlemleri denetliyoruz ve eksik saptadığımızda bunların giderilmesi için harekete geçiyoruz.

Bu kapsamda eksik veya kalitesiz koruyucu malzeme ile ilan edilen sosyal mesafe kuralına uygun olmayacak şekilde çalıştırılan işverenler uyarılmış, belediyelerde zorunlu ve yaşamsal önem taşımayan işlerden vazgeçilmesi, işçilerin bu işlerde çalıştırılmaya son verilmesi istenmiştir.

Bilindiği gibi kamuda çalışma düzeni 22 Mart tarihinde yayınlanan genelge ile belirlenmişti. Bu genelgenin belediyelerde kadrolu-şirket işçisi ayrımı olmaksızın uygulanması hukukun gereğidir. Bu konuda uyarılarımız yapılmıştır. Buradan bir kez daha belediye şirketlerinin kamusal niteliğini hatırlatmak gereğini duyuyoruz.

Ayrıca bu dönemde en kritik alanların başında gelen sağlık hizmetinin bir ekip hizmeti olduğunu, sağlık çalışanları arasındaki ayrımcılığa da son verilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Sendikalarımızın yaptığı çalışmaları ve DİSK’in Covid-19 ile mücadeleye ilişkin yaptıklarını ayrıntılı bir raporla yakında kamuoyuna sunacağız.

Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim. Sendikalarımızdan gelen bilgiler sendikalı işyerlerinde işçiler olarak kendimizi korumanın daha olanaklı olduğunu gösteriyor. Ancak milyonların çalıştığı sendikasız işyerlerinde, daha doğrusu sendikasız bırakılan işyerlerinde durum çok daha vahim.

İşte bu işyerlerinde çalışanların sağlığının, işinin ve gelirinin korunması için çok daha net kamusal politikalara, sosyal politikalara ihtiyaç var.

Değerli basın emekçileri

Şimdi ülkeyi yönetenlerin yaptıkları ve yapmadıkları ile yapılması gerekenler üzerinde durmak istiyorum.

Hükümet etkin önlemler almakta geç kalıyor ve geçen her gün tehlikeyi büyütüyor.

Salgınla mücadelenin en etkin yolunun evde kalmak ve teması kesmek olduğu artık herkes tarafından biliniyor ve ısrarla söyleniyor. Evde kalmak tek çözüm.

Aklın ve bilimin gösterdiği çözüm bu. Kesinlikle evde kalmak! Ancak aklın ve bilimin gösterdiği yol ısrarla takip edilmiyor.

Milyonlarca işçi halen işe gitmek zorunda bırakılıyor. Milyonlarca işçi her gün servise biniyor, toplu taşıma kullanıyor. İşyerlerinde diğer işçilerle yan yana çalışıyor, yemekhanelerde yemek yiyor, soyunuyor, giyiniyor.  Sonra evine, ailelerinin yanına gidiyor.

Halk sağlığı hizmetlerindeki tüm çalışanlara, sağlık ve belediye çalışanları başta olmak üzere zorunlu olarak çalışan tüm emekçilere ayrımsız olarak, eksiksiz ve nitelikli kişisel koruyucu ekipman sağlanmalı, düzenli test ve sağlık taraması yapılmalıdır.

Öte yandan bu süreçte kadına yönelik şiddeti artıyor. Kadınlar salgın günlerinde şiddete karşı güvencede olmayı talep ediyor. Kadına yönelik artan şiddete karşı kamu otoriteleri acilen önlem almalıdır.

Evet Covid-19 dil, din, cinsiyet, milliyet ayırımı yapmıyor. Ancak Covid-19 ile mücadelede açık bir sınıf ayrımcılığı yaşanıyor.  İşçiler ölüme gönderilirken “evde kal” çağrıları yapılıyor.

İşçilere dönük ayrımcılık ve önemsememe öyle boyutlara ulaştı ki artık vicdanlar sızlıyor. Bilindiği gibi salgınla mücadelede 65 yaş üstünün ardından 20 yaşın altına da sokağa çıkma yasağı geldi.

Ancak 20 yaş altına getirilen sokağa çıkma yasağından 24 saat sonra, 18-20 yaş arası çalışanların bu yasaktan muaf oldukları, yani işe gidebilecekleri açıklandı. 20 yaş altında toplam çalışan sayısı 1 milyon 531 bindir. Bunların 720 bini 17 yaş ve altı çalışan çocuk işçilerdir. Bunları dışındaki 811 bin genç işçinin işe gitme mecburiyetinde bırakılması insafsızlıktır, vicdansızlıktır ve izansızlıktır.

İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında tüm işler en az 15 gün süreyle durdurulmalıdır

Oysa bu genç işçilere üç ay boyunca sağlanacak asgari ücret desteğinin toplamı 5,6 milyar TL’dir. Ülkeyi yönetenler 811 bin gence 5,6 milyar TL ödemek yerine onları ölüme gönderiyorlar. Bu ülkenin, genç işçileri salgına karşı korumak için ayıracağı 5-6 milyar lirası yok mu?

Elbette var. Daha fazlası var. Sadece İşsizlik Sigortası Fonu’nda 132 milyar TL var. Olmadı Merkez Bankası var. Bağış yapmak yerine bütçeye kaynak aktarabilir. En önemlisi servetin yüzde 42’sini elinde tutan toplumun yüzde 1’i var, sürekli vergi aflarıyla vergileri sıfırlanan devasa şirketler var.

Bilim salgınla mücadele için Evde Kalın diyor. Ama Hükümet “evde kalmak” için gerekli adımları atmıyor. Evde kalmanın yaygın ve etkili olabilmesi için gerekli olan zorunlu ve acil işler dışında işleri durdurmaya yanaşmıyor, çarklar dönmeye devam etmeli diyor. Siyasi kaygılarla bilim dışı kararlar alıyor, ülkenin geleceğini karartıyor.

Çarkların dönmesi daha çok işçinin hasta olması demek, çarkların dönmesi demek daha fazla temas demek, daha fazla risk demek.

Salgına karşı yaşamı savunmalıyız, parayı pulu değil.

Şimdi enflasyon hesabı yapmanın zamanı değil.

Şimdi bütçe açığı ve üretim hesabı yapmanın zamanı hiç değil.

İnsanlar can derdinde, iş ve aş derdinde.

Her şeyden önemli olan budur.

Bilim evde kalın diyor. Evde kalmanın yegâne yolu zorunlu ve acil işler dışındaki işleri durdurmak ve işten çıkarmaları yasaklamaktır.

Ancak maalesef işveren örgütleri bilimin gösterdiği yolu göz ardı ediyor. İnsanlar can derdindeyken, işçiler ve aileleri risk altındayken “Üretim ve hizmet kapasitemizi koruyarak üretmeye devam edelim”diyorlar. Bu yaklaşım, ölen ölür kalan sağlar bizimdir demekten farklı değildir. Bu zincirlerinden boşalmış kapitalist zihniyeti reddediyoruz.

Bugün işçilere, hayatını riske atarak çalışma zorunluluğu getirenleri bilimin ışığında uyarmayı bir borç biliyoruz:

“Çarklar dönecek” dayatmanızın en büyük bedelini bu salgın koşullarında çalışmak zorunda bıraktığınız büyük oranda örgütsüz işçiler ve aileleri ödeyecektir. Ancak meselemiz salgındır ve bedel bununla sınırlı kalmayacaktır.

Ezberlenmiş sınıfsal reflekslerle milyonlarca işçinin salgın sürerken hiç de zorunlu olmayan işlerde çalıştırılmasının bedelini bütün bir toplum ödeyecektir.

Evde Kalması fiilen engellenen işçiler olarak, “Evde kalmak benim de hakkım” diyerek atacağımız her adım meşrudur ve sadece kendimiz için değil toplumun ve ülkenin bu salgına karşı savunmasını sağlayacaktır. Evde kalma mücadelesi memleket mücadelesidir!

Salgının yükseliş dönemindeyiz. Dünya örnekleri de göstermiştir ki salgının alevlenme döneminde, toplumsal bulaşın yaygın olduğu, enfekte insan sayısının katlanarak arttığı dönemlerde zorunlu işler dışında her yerde mutlak izolasyonu sağlamak şarttır.

Covid-19 salgınının bilimsel takibi ile yükselişin sona erip bulaşma ve hasta olma sayısında grafiklerin plato çizmesi ve salgının kontrol altına alındığının bilimsel kabulüyle birlikte gerekli tüm önlemler alınarak aşamalı olarak işbaşı yapılması anlaşılabilir.

Bugün, Sağlık Bakanı’nın da her fırsatta söylediği gibi, enfekte bir kişinin en az 16 kişiye hastalık bulaştırdığı dönemde, işçiler açısından, 6331 Sayılı yasanın 13. Maddesinde de açıkça belirtildiği gibi“ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durum” mevcuttur ve “çalışmaktan kaçınma hakkı”vardır. DİSK ve DİSK’ e bağlı sendikalar bu hakkın kullanımı için gerekli hazırlıkları yapmıştır ve pozitif vaka tespit edilen işyerlerinden başlayarak bu hakkın kullanımını hayata geçirmeye devam edecektir.

Covid-19 salgını ile birlikte akılları başa almanın zamandır. Neoliberal küreselleşmenin iflası tam olarak tescil edildi. Şimdi sosyal devlete dönmenin, kamucu ve toplumcu politikaların zamanıdır.

Salgının tahribatı büyüyor. Bu tahribatı azaltmak için hala yapılması gerekenler var.

Üzerimize düşen tarihsel sorumlulukla Hükümet’e bir kez daha çağrı yapıyoruz. Covid-19 salgını ile mücadele için ortak akla ihtiyaç var. “Ben dedim oldu” zihniyeti ile Covid-19 yenilmez. Bilimin ve aklın yol göstericiliğinde ve katılımcı bir yöntemle salgınla mücadele edilebilir.

Acil atılması gereken adımları bir kez daha sıralıyoruz:

  • Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretimi salgın süresince durdurulmalı ve yurttaşların böylece evde kalması sağlanmalıdır.
  • İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve tüm çalışanların geliri güvence altına alınmalıdır. Halen işten çıkarılan işçilerin işsizlik sigortasından koşulsuz yaralanması sağlanmalı. İşlerin durmasıyla gelir kaybına uğrayan işçilere kısa çalışma ödeneğinden koşulsuz destek sağlanmalıdır.
  • Başta büyük kentler olmak üzere etkili bir karantina uygulanmalı
  • Karantina ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle işini ve gelirini kaybedenlerinin kendilerinin ve ailelerinin geçimi devlet tarafından sağlanmalıdır.
  • Karantina sürecinde kadına yönelik artan şiddete karşı İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
  • Hanelerin temel tüketim faturaları ve borçları ertelenmelidir.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.

Covid-19’a karşı toplumsal dayanışmaya, güçlü sosyal politikalara ve sosyal devlete ve bilimin yol göstericiliğinde ortak akla ihtiyacımız var.

Haberler

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

Covid-19 salgını ile etkin mücadelede onbinlerce yurttaşın, aydının, akademisyenin, sanatçının milletvekilinin ve kurumun ortak iradesini yansıtan #YediAcilÖnlem metninin imzacıları yayımlandı.Read more ›ON 4 NİSAN 2020 12:20 /

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Osman Yıldız ile videokonferans toplantısı gerçekleştirdiRead more ›ON 3 NİSAN 2020 12:35 /

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Covid-19 salgını ile etkin mücadelede halkın sağlığını, işini ve aşını korumak için 7 önlem açıkladı. Kişi ve kurumların imzasına açılan ortak metni ve imza formunu yayımlıyoruz.Read more ›ON 31 MART 2020 17:15 /

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

İzmir Kemalpaşa Belediyesi ile Balıkesir Bandırma Belediyesi’nde çalışan Genel-İş Sendikamız üyesi işçilerin toplu iş sözleşmeleri bağıtlandı. Kemalpaşa ve Bandırma’da yapılan törenlere DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çalışkan da katıldı.Read more ›ON 13 MART 2020 12:38 /

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında açılan davadan beraat etti.Read more ›ON 9 MART 2020 18:44 /

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde ifade ettiği görüşleri nedeniyle hakim karşısına çıkıyor.Read more ›ON 8 MART 2020 18:30 /

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Kocaeli Barosu tarafından düzenlenen Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi adlı sempozyuma katılan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadın işçilerin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunları ve mücadelelerini anlattıRead more ›ON 6 MART 2020 17:48 /

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

DİSK 16. Genel Kurulu’nda kadın işçilerin görüş ve önerileri doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan tüzük değişiklikleri yapıldıRead more ›ON 6 MART 2020 15:20 /

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komsiyonu, 8 Mart programını açıkladı.Read more ›ON 5 MART 2020 17:26 /

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Ankara’da 103 kişinin can verdiği katliamın gerçekleştiği Ankara Garı önünün anıt meydan haline dönüştürülmesi için DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve 10 Ekim-Der tarafından düzenlenen “Emek, Barış, Demokrasi Anıt Meydanı ve Anma Yeri Uluslararası Fikir ve Tasarım Projesi Yarışması” tamamlandıRead more ›

“Koronavirüs salgınının üstesinden gelecek imkân, moral ve kararlılığa sahibiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı konuşmada, “Bu salgının üstesinden gelecek sadece imkâna değil, aynı zamanda morale ve kararlılığa da sahibiz. Karamsarlığa da rehavete de kapılmadan her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak tedbirlerimizi adım adım alıyor, hayata geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından Huber Köşkü’nde basın açıklaması yaptı.  Toplantıda ele alınan konular ve Koronavirüs ile mücadeleye dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kabinemizin 26. toplantısını az önce tamamladık. Bu toplantımızda Koronavirüs salgınıyla ilgili özellikle ekonomik gelişmeleri ve güvenlik konularını da değerlendirdik.

“DEVLET OLARAK TÜM VATANDAŞLARIMIZA ÜCRETSİZ ŞEKİLDE MASKE ULAŞTIRMAKTA KARARLIYIZ”

Kovid-19 hastalığı ile mücadele kapsamında gereken tedbirleri peyderpey alıyoruz. Son olarak 30 büyükşehrimiz ile Zonguldak ilimize araç giriş çıkışını belli istisnalar haricinde durdurduk. Sokağa çıkma sınırlandırmasını 65 yaş üstünün yanı sıra 20 yaş altı gençlerimizi ve çocuklarımızı kapsayacak şekilde genişlettik. Pazar yerleri ve marketler gibi halkımızın toplu olarak bulunduğu mekânlarda maske takılmasını zorunlu hâle getirdik. Bunun yanında pazar yerlerinde tahtalar arasındaki ayrılıklar konusunu ise hassasiyetle ele aldık ve bu konularda da valiliklerimiz bu süreci çok daha yakından takip edecekler.

Valiliklerimiz e-devlet ve PTT aracılığıyla talep eden tüm vatandaşlarımıza ücretsiz maske dağıtımına başladık, başlıyoruz, devam edeceğiz. Burada şunu da açıkça söyleyeyim: Kesinlikle parayla maske satışı yasaktır. Marketlerde verilen maskeler de ücretsizdir. Salgın bitene kadar vatandaşlarımızın tamamına yetecek maske stokumuz ve üretim planlamamız vardır. Devlet olarak tüm vatandaşlarımıza ücretsiz şekilde maske ulaştırmakta kararlıyız.

“SOSYAL MESAFEYE ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ”

Ayrıca, evlerinden dışarıya çıkmak zorunda kalan vatandaşlarımızın üç adım veya iki metreden daha yakın mesafede bulunmamalarını istiyoruz. Burada özellikle bu sosyal mesafeye çok çok dikkat etmeliyiz. Her şehrimizde bulunan il hıfzıssıhha kurulları ile uygulamaların yürütülmesinden sorumlu il pandemi kurulları ihtiyaca göre gerekirse ilave tedbirler de geliştirebiliyorlar. Hastalığı yayma tehlikesi olan bina, sokak, cadde, köy, mahalle, belde ve hatta ilçe düzeyindeki tümü yerleri tümüyle karantinaya alıyoruz.

Evlerinde kalmalarını rica ettiğimiz 65 yaş üstü vatandaşlarımız ile kronik hastalığı olanların ihtiyaçları için Türkiye’nin her yerinde Vefa Sosyal Destek Grupları oluşturduk ki valiliklerimizin kontrolü altındadır. Bu ekipler aracılığıyla şimdiye kadar 65 yaş üstü veya kronik hastalığı olan 1 milyon 320 bin vatandaşımızın temel ihtiyaçlarıyla ilgili taleplerini yerine getirdik.

İlk, orta ve yükseköğrenim öğrencilerimizin eğitimlerini internet ve televizyon yoluyla yürüterek bu dönemi değerlendirmelerini temin ediyoruz. Çalışan ve görevli olanlar dışındaki tüm vatandaşlarımızın evlerinde kalmalarını sağlayarak insan hareketliliğini asgari düzeye indirmekte kararlıyız. Böylece önce virüsün yayılma hızını durdurmak, sonra da geriletmek suretiyle inşallah bu musibetten tamamen kurtulacağız.

“HASTANELERİMİZDE TEŞHİS VE TEDAVİ KONUSUNDA HERHANGİ BİR SIKINTIMIZ YOKTUR”

Test sayısında günlük 20 bini geçerek hastaları tespit ve virüsün yayılmasını engelleme konusunda önemli bir eşiği daha aştık. Hastanelerimizde teşhis ve tedavi konusunda herhangi bir sıkıntımız yoktur. Şu ana kadar hem sağlık hizmetleri hem gıda ve temizlik malzemeleri tedariki hem de kamu güvenliği bakımından hamdolsun kayda değer bir meseleyle karşılaşmadık. Bu arada yoğun bir çalışmayla Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın alanında bin odalık hastanenin orada şu anda bir plan-proje çalışması hızla devam ediyor, aynı şekilde Sancaktepe’deki havaalanının olduğu kısmı da yine bin odalık orada da yine bir katlık hastaneyi yapıyoruz ki bunları süratle şöyle 45 gün içerisinde buraları bitireceğiz ve buraları da tamamıyla insanımızın, halkımızın hizmetine sunacağız.

Ortaya çıkan her gelişme karşımızdaki tehdidin büyüklüğünü ve aldığımız tedbirlere uyulmasının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösteriyor.  Bizi yakından ilgilendirdiği için Avrupa ülkelerinin tamamıyla Amerika’daki gelişmeleri an be an takip ediyoruz. Kovid-19 hastalarımızın veya onlara hastalığı bulaştıranların önemli bir kısmının Avrupa ve Amerika’ya seyahat geçmişlerinin olması bu ülkelerin tedbirleri vaktinde almadığının işaretidir. Şayet işin başında bizim gösterdiğimiz hassasiyeti bu ülkeler de sergilemiş olsaydı bugün hep birlikte çok daha iyi bir durumda olabilirdi.

Her şeye rağmen Türkiye sağlıktan gıdaya ve temizlik malzemelerine kadar acil ihtiyaç duyulan konularda oldukça iyi bir yerdedir. Devlet en çok da işte böyle günler için vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm kurumları ve imkânlarıyla 83 milyon vatandaşının istisnasız tamamının yanındadır.

“ÜLKEMİZ BİR TEHDİTLE KARŞILAŞTIĞINDA DEVLET VE MİLLET EL ELE VEREREK TÜM İMKÂNLARINI SEFERBER ETMEKTEDİR”

Milletimizin her bir ferdine, devletine olan güveniyle sergilediği birlik, beraberlik, dayanışma için şükranlarımı sunuyorum. Türk milleti İstiklal Harbi döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla yayınlanan Tekâlif-i Milliye Emirleriyle varını yoğunu bağımsızlığı için ortaya koymuş bir millettir. Bu vesileyle 10 başlık ve 55 maddeden oluşan Tekâlif-i Milliye Emirlerini özetle hatırlatmak istiyorum:

1- Her il ve ilçede Tekâlif-i Milliye komisyonu kurulacaktır.

2- Her ev birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp komisyona teslim edecektir.

3- Halkın ve tüccarın elinde bulunan dokuma ürünlerinin yüzde 40’ına bedeli sonradan ödenecek şekilde el konacaktır.

4- Gıda maddelerinin yüzde 40’ına bedeli sonradan ödenmek üzere el konacaktır.

5- Memleketteki tüm demirciler, dökümcüler, marangozlar, sanayi imalathaneleri ordunun ihtiyaçları için çalışacaktır.

6- Halka ait taşıtlar her ay ordu için 100 kilometre taşıma yapacaktır.

7- Bütün sahipsiz mallara el konulacaktır.

8- Halkın elinde bulunan bütün cephane ve silahlar üç gün içinde orduya teslim edilecektir.

9- Yakıt ve makine yedek parçalarının yüzde 40’ına el konulacaktır.

10- Bütün yük ve binek hayvanlarının yüzde 20’sine el konulacaktır.

Görüldüğü gibi ülkemiz bir tehditle karşılaştığında devlet ve millet el ele vererek tüm imkânlarını seferber etmektedir. Bugün de yaptığımız işte budur. Devletimiz milletiyle el ele vererek ülkenin tüm imkânlarını salgın döneminin yol açtığı sıkıntılar ve tehditlerle mücadele için harekete geçirmiştir. Her ne kadar bazı kafalar bu dayanışma kültürünü kavramakta zorlanıyor olsa da hamdolsun milletimiz gerçekleri görmekte, üzerine düşenleri bihakkın yerine getirmektedir.

“İSTİHDAMIN SÜRMESİ EN BÜYÜK KRİTERİMİZDİR”

Aziz milletim,

Bu salgının üstesinden gelecek sadece imkâna değil, aynı zamanda morale ve kararlılığa da sahibiz. Karamsarlığa da rehavete de kapılmadan her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak tedbirlerimizi adım adım alıyor, hayata geçiyoruz. Vatandaşlarımızın her birinin tem ihtiyaç malzemelerine ulaşma konusunda sıkıntıya düşmemesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz.

Alınan tedbirler özellikle bu sebeple çalışmaya ara veren işletmelerimizi istihdamı korumaları şartıyla kısa çalışma ödeneğinden vergi ötelemesine ve krediye kadar her türlü araçla destekliyoruz, istihdamın sürmesi en büyük kriterimizdir. Bu şartla üretimine ara veren veya azaltan işletmelerimizdeki çalışanlarımızın ücretlerinin asgari ücreti geçmeyecek şekilde 3’te 2’sini devlet olarak biz ödüyoruz. Bu ödemeleri de doğrudan çalışanlarımızın hesabına yatırmak suretiyle gerçekleştiriyoruz. Aldığımız tedbirlerle 2 milyondan fazla mükellefin muhtasar, KDV ve prim ödemelerini altı ay erteledik. Gelir Vergisi mükellefi 2 milyona yakın vatandaşımız mücbir sebep hâli kapsamına alınmıştır. Firmalara ve gerçek kişilere kredi ödemelerini asgari üç ay erteleyebilmeleri için finansman desteği sağlıyoruz. Kamu bankalarımız müşterilerine pek çok kolaylık ve destek sağlıyor. Kredi geri ödemelerindeki süreyi 90 günden, 180 güne çıkartarak takip sürelerini uzattık. İhracatçılara stok finansman desteği vererek üretimlerini sürdürmelerini teşvik ediyoruz.

Kredi Garanti Fonu’nun destek rakamını ve kapasitesini arttırdık. Belediyelerin salgınla mücadelesine destek vermek için vergi payı ödemelerinden yapılan kesintileri üç ay süreyle kaldırarak bu kurumlarımıza 3 milyar liralık kaynak sağladık. Vergi, sigorta ve kredi geri ödemelerine sağladığımız kolaylıklara bir yenisini daha ekliyoruz. KOSGEB geri ödeme desteklerinden faydalanan 136 bin işletmemize Nisan, Mayıs, Haziran ayları itibariyle yapacakları banka kredi ödemelerini de erteleme imkânı sağlıyoruz. Bu ertelemeden kaynaklanacak maliyeti KOSGEB üstlenecektir. Emeklilerimizi hem en düşük maaşlarını bin 500 liraya çıkartarak hem de ikramiye ödemelerini öne çekerek rahatlattık. Düşük gelirli 2 milyon 100 binin üzerinde haneye biner lira nakit yardımı yaparak bu sıkıntılı günlerde garip gurebayı sahipsiz bırakmadık.

“2 MİLYON 300 BİN HANEYE DAHA YARDIM ULAŞTIRMAK ÜZERE HAZIRLIKLARA BAŞLADIK”

Şimdi 2 milyon 300 bin haneye daha yardım ulaştırmak üzere hazırlıklara başladık. Buradan özellikle yevmiyle veya günlük kazancıyla hayatını sürdürmek zorunda olan veya hiçbir geliri olmayan vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Valilik ve kaymakamlıklarımıza telefonla başvurarak durumunuzu anlatmanız veya elektronik devlet üzerinden başvurmanız hâlinde devletimiz sizlere de her türlü desteği verecektir.

‘Biz Bize Yeteriz Türkiyem’ bu sloganla başlattığımız kampanyamızda toplanan kaynak en başta sizler için kullanılacaktır. İhtiyacı olan hiçbir vatandaşımız devletinden yardım istemekten çekinmesin. Kampanyamıza milletimizin gösterdiği teveccüh bu ülkenin temellerinin ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. Şu ana kadar kampanya hesaplarında toplanan meblağ yaklaşık 1 milyar 500 milyon lirayı buldu. Ayrıca 43 milyon lira da SMS olarak toplandı. İlaveten AK Parti Meclis Grubu hesabında da toplanan yaklaşık 5 milyon liralık meblağ da buraya aktarılacaktır. Banka, katılım şirketi veya SMS mesajı vasıtasıyla kampanyaya destek veren her bir vatandaşımıza, her bir kurumumuza teşekkür ediyorum. İş dünyamızı, sanat ve spor camiamızı, hayırseverlerimizi, destek vermek isteyen tüm vatandaşlarımızı sürmekte olan bu kampanyaya destek vermeye davet ediyorum.

Salgınla mücadele için aldığımız her tedbiri hukuk devleti ilkesini uygun şekilde yürütüyoruz. İdari düzenlemeleri Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve bakanlıklarımızın genelgeleriyle, yasal düzenlemeleri ise Meclisimizle çalışarak kanun olarak hayata geçiyoruz. Bu çerçevede kabine toplantımızda ayrıntılı bir şekilde değerlendirdiğimiz kapsamlı bir yasa teklifini grubumuz vasıtasıyla yakında Meclis’in takdirine sunacağız. Kamuoyunun yakından takip ettiği infaz düzenlemesi inşallah yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının ikisinin de yapısında değişikliğe gidiyoruz. Gıda, Tarım, Orman ve Hayvancılık ile Sağlık ve Sosyal Politikalar Kurulları oluşturuyoruz. Daha önce Sağlık ile Gıda aynı kurul, Sosyal Politikalar ise müstakil bir kurul olarak çalışıyordu.

“ÖNÜMÜZDEKİ YENİ SÜREÇTE SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMA ULAŞMA İMKÂNINA SAHİBİZ”

Aziz milletim,

Rabbimizin sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir diyerek tarif ettiği bir süreçten geçtiğimize inanıyorum. Yaşadığımız Koronavirüs salgının ardından dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açıkça görülüyor, diğer ülkelerin ve insanların sırtından kendilerine sahte bir refah düzeni kuranların devri artık kapanıyor. Ekonominin sadece paradan, borsadan, faizden, spekülatif araçlardan ibaret bulunmadığı, asıl olanın yeterli üretim ve adil dağılım olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Devlet ile vatandaşları arısındaki siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde tüm dünyada bizim 17 yıldır dilimizden düşürmediğimiz, insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesi her ülkede yönetim sisteminin merkezine yerleşecektir. Türkiye için bu dönem en az çok partili hayata geçtiğimiz, en az rahmetli Özal’ın reformları, en az AK Parti’nin demokrasi ve ekonomi atılımları kadar önemlidir.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye, tarımdan enerjiye kadar her alanda inşa ettiğimiz güçlü altyapının semeresini alacağımız bir devrin eşiğindeyiz. Önümüzdeki bu yeni süreçte siyasi ve ekonomik olarak çok daha güçlü bir konuma ulaşma imkânına sahibiz. Bunun için hâli hazırda yaşadığımız dönemi en kısa sürede ve en az hasarla geride bırakmamız gerekiyor.

Avrupa bölgesinde salgının artık zirve aşamasına geldiğini, yakında hissedilir bir gerilemenin başlayacağını ümit ediyoruz. Tek başına bizim bu salgını bitirmemiz yetmiyor, güçlü insani ve ekonomik bağlarımızın olduğu bu coğrafyanın tamamında bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Şu ana kadar aldığımız tedbirler ve gerekirse alacağımız ilave önlemler, bütün bunlar sayesinde Avrupa ve dünya ile paralel şekilde inşallah bu salgının üstesinden geleceğiz.

“KURULAN YENİ DÜNYADA EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YERİMİZİ ALMAK İÇİN HEP BİRLİKTE DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”

Asıl büyük mücadelemiz salgın sonrasında başlayacaktır, üretimi mutlaka sürdürme vurgusu yapmamamızın sebebi budur. Çalışabilen her fabrikamız ürütmeye devam edecektir. Çiftçilerimiz ekilmemiş tek karşı toprak bırakmayacaktır. Hizmet sektörümüz hem içerideki hem dışarıdaki bağlantılarını canlı tutacaktır. Kurulan yeni dünyada en güçlü şekilde yerimizi almak için hep birlikte daha çok çalışacağız. Sadece salgın döneminin kayıplarını telafi etmekle kalmayacak, inşallah çok daha büyük bir hamleyi hep beraber gerçekleştireceğiz.

Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının önündeki engeller âdeta kendiliğinden kalkıyor. Üretimimizi, istihdamımızı, ihracatımızı, sanayimizi, ticaretimizi, altyapımızı hedeflerimize uygun şekilde daha da güçlendirmek için hızlı bir şekilde başlatacağız. Bu süreçte ülkemizdeki her bir vatandaşımızın emeğine, birikimine, kabiliyetine, cesaretine, çalışkanlığına, bilhassa da gençlerin enerjisine ve heyecanına ihtiyacımız olacak, işçisinden işverenine, esnaf, sanatkârından çiftçisine kadar, mal ve hizmet üretiminde yer alan kesimler bu yeni döneme şimdiden hazırlanmalıdır. Salgının önüne geçmek için evde kalarak geçirdiğimiz günlerde depoladığımız enerjiyi inşallah yeni dönemde daha çok çalışarak, daha çok üreterek değerlendireceğiz.

Türkiye’nin istiklali ve istikbali için bugüne kadar nice zorlukların üstesinden milletimizle birlikte geldik, Allah’ın yardımıyla bu sıkıntılı günleri de geride bırakarak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını yine milletimizle beraber tamamlayacağız.

Sözlerime son vermeden önce, Koronavirüs salgınında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Sağlık çalışanlarımız, güvenlik görevlilerimiz, gıda ve temizlik sektörlerinde vazife yapanlar başta olmak üzere bu süreçte insanlarımıza destek olmak için canla, başla hizmet veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”