Daily Archives: Haziran 2, 2020

MGK Bildirisi: “Ülkemizin karada, denizde ve havadaki hak ve menfaatlerinin korunmasına tavizsiz devam edilecektir”

MGK Bildirisi: “Ülkemizin karada, denizde ve havadaki hak ve menfaatlerinin korunmasına tavizsiz devam edilecektir” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen MGK toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada; Türkiye karşıtlığı ortak paydasında bir araya gelen bazı aktörlerin, Türkiye’nin Akdeniz’deki meşru ve hukuki adımlarına yönelik menfi yaklaşımlarının değerlendirildiği belirtilerek, “Ülkemizin karada, denizde ve havadaki hak, alaka ve menfaatlerinin korunmasına tavizsiz devam edileceği belirtilmiştir” denildi.Millî Güvenlik Kurulu (MGK) olağan toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirildi.

“TERÖRE KARŞI YÜRÜTÜLEN MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLECEK”

Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada; Türkiye’nin millî birlik ve beraberliği ile bekasını tehdit eden PKK/KCK-PYD/YPG, DEAŞ ve FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içi ve yurt dışında başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında Kurul’a bilgi sunulduğu ve Türkiye ve bölgede teröre karşı yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğinin altı çizildi. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve bölgenin terör örgütlerinden temizlenerek Suriyelilerin ülkelerine gönüllü, onurlu ve güvenli olarak geri dönmesi doğrultusunda Türkiye’nin yürüttüğü çok boyutlu çalışmaları taviz vermeden sürdürme kararlılığının bir kez daha teyit edildiği ifade edilen bildiride, uluslararası toplumun Türkiye’nin bu yöndeki çalışmalarına destek olmaya çağrıldığı belirtildi.

“ULUSLARARASI TOPLUM, LİBYA HALKININ İRADESİNİ GASP EDEN KARANLIK OLUŞUMLARA KARŞI İLKELİ BİR DURUŞ SERGİLEMELİ”

MGK Bildirisi’nde, Türkiye karşıtlığı ortak paydasında bir araya gelen bazı aktörlerin, Türkiye’nin Akdeniz’deki meşru ve hukuki adımlarına yönelik menfi yaklaşımlarının değerlendirildiği vurgulanarak şunlar kaydedildi: “Ülkemizin karada, denizde ve havadaki hak, alaka ve menfaatlerinin korunmasına tavizsiz devam edileceği belirtilmiştir.Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükûmetin Libya’nın siyasi birliğini ve toprak bütünlüğünü muhafaza ederek ülke sathında barış ve huzurun tesisi yönünde gösterdiği çabalara ülkemiz tarafından verilen askerî danışmanlık hizmetlerinin sürdürüleceği vurgulanmış; uluslararası toplum, Libya halkının iradesini gasp eden ve meşru Libya hükûmetini hedef alan karanlık oluşumlara karşı ilkeli bir duruş sergilemeye davet edilmiştir.Küresel düzeyde etkili olan salgınla amansız mücadelemizde ülkemizin; sağlık, gıda, teknoloji, ekonomi, kamu düzeni ve güvenliği başta olmak üzere her alanda gösterdiği başarının altı çizilmiştir.”

Ecevit KELEŞ"SGK Kavşağı TOPÇA Kavşağı Gibi Olmasın"

– SGK Kavşağı

CHP Sakarya İl Başkanlığı olarak Sakarya’nın çıkarına olan, doğru olduğuna inandığımız her icraatın yanındayız. Bu ilke doğrultusunda yıllardır konuşulan ama bir türlü gerçekleştirilmeyen SGK Kavşağı düzenlemesini hayata geçiren (ihaleye çıkmaya hazırlanan) Sakarya Büyükşehir Belediyesinin bu projesini ve adımını destekliyoruz.

CHP Sakarya İl Başkanı Ecevit Keleş Ancak daha ihale bile yapılmamışken bu ihalenin, projenin TOPÇA Kavşağı durumuna düşmemesi içinde gerekli önlemlerin en başından alınması gerekliliğini vurgulamak istiyoruz.

Ayrıca şunu da hem büyükşehir belediyemizin hem de Sakarya’nın dikkatine sunmak isteriz ki Sakarya’nın öncelikle kapsamlı bir ulaşım ana planına ihtiyacı vardır. Bu tip projeler önceden hazırlanan ulaşım planları dahilinde gerçekleştirilmelidir.

Bu düşünceler ışığında SGK Kavşağı düzenlemesi ihalesini doğru atılmış bir adım olarak görüyor ve destekliyoruz.

Son Dakika : 2 Haziran'a Ait Covid-19 Verileri

Toplam test sayımız 2,1 milyonu geçti. İyileşen hasta sayımız 130 bin. Yoğun bakıma ihtiyaç duyan hasta sayımız azalıyor. Gelecek günler, el hijyenine özene; maske + sosyal mesafe kuralının her ikisine uymamıza bağlı. DAHA İYİ TEDBİR, daha iyi sonuçtur.

Ortak Aşı Çalışması Başlıyor

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Rusya Federasyonu Sağlık Bakanı Dr. Mikhail Murashko ile video konferans yöntemiyle bir görüşme gerçekleştirdi. İki ülke sağlık bakanları, Covid-19 aşısı geliştirme konusunda işbirliği ve ortak klinik çalışmalara başlama kararı aldı.Türkiye ve Rusya, Covid-19 aşısı geliştirme konusunda işbirliğine başlıyor. İki bakanın görüşmesinde, aşı ve ilaç üretiminde tecrübe paylaşımı ve klinik çalışmalarda işbirliği konusunda mutabık kalındı. Perşembe günü, Sağlık Bakanlığı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Ensitüsü Bilim Kurulu ile Rus bilim insanları arasında ilk toplantı yapılacak. Bundan sonraki süreçte iki ülke bilim insanları aşı konusunda ortak çalışma yürütecek.Bakan Koca görüşmede, Türkiye’nin DSÖ’den farklı bir tedavi algoritması kullanarak başarı sağladığını hatırlattı. Vaka ve ölüm sayılarının günden güne düştüğünü ifade eden Bakan Koca; iyileşen hasta sayısının 130 bine ulaştığını, salgını kontrol altına aldıklarını ve 1 Haziran itibariyle normalleşme sürecine başladıklarını söyledi.Türkiye’de 22 merkezde Covid-19 aşısı üretmek için çalışmaların devam ettiğini, 4 merkezde ise hayvan deneyleri aşamasına gelindiğini ifade eden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:“Aynı coğrafyayı paylaşan iki ülkenin bilim insanlarının küresel salgına karşı oluşturdukları sinerjiyi çok değerli buluyorum. Aşı ve ilaç üretimi konusunda tecrübe paylaşımı ve her türlü işbirliğine açık olduğumuzu yenilemek istiyorum.”Rusya Federasyonu Sağlık Bakanı Dr. Mikhail Murashko da COVİD-19 aşısının sentezi üzerine çalıştıklarını, hayvan deneylerinde olumlu sonuçlar aldıklarını ve kısa zamanda klinik çalışmalara başlanacağını ifade etti. Türkiye’nin kullandığı İlaç Takip Sistemini (İTS) ve Ürün Takip Sistemini (ÜTS) önemsediklerini ifade eden Murashko, bu konuda tecrübe paylaşımı talebinde bulundu.İki Bakan, görüşmelerin düzenli olarak tekrarlanması ve ilaç-aşı geliştirmede ortak çalışmalar yapma konusunda görüş birliğine vardı.

İMAMOĞLU“DEPREM; KAPIDA DURAN TEHDİT”

İMAMOĞLU: “DEPREM ANA MESELE; KANAL İSTANBUL BOŞBOĞAZLIK”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Uluslararası Beton Sürdürülebilirlik Konseyi tarafından “altın sertifika” ile ödüllendirilen İSTON’u ziyaret etti. Türkiye’nin en büyük 500 şirketi listesinde kendisine yer bulan İSTON adına altın sertifikayı teslim alan İmamoğlu, amaçlarının bu tarz başarıları tüm kurum kapsamında yakalamak olduğunu vurguladı. İstanbul’un birinci meselesinin siyaset üstü bir yaklaşım gerektiren deprem konusu olduğunun belirten İmamoğlu, “İstanbul’un böyle önemli sorunlarının olduğu bir ortamda bile, insanların daha canını tehdit eden süreci çözemediği, daha bu psikolojiyi atlatamadığı bir dönemde bile Kanal İstanbul’u konuşacak kadar boşboğazlık eden, anlamsız yöneticilik figürlerinin malzemesinin bir parçası biz olmayacağız. Biz, kurumlarımızla varız. İBB, her anlamda Türkiye’nin önemli bir motor gücüdür, lokomotifidir” dedi.

TUZLA / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrin altyapı ve üstyapı kentsel donatı ihtiyaçlarını karşılayan İSTON’un Uluslararası Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) tarafından gold (altın) sertifika ile ödüllendirildiği törene katıldı. İmamoğlu, İBB iştiraki İSTON’un Tuzla’daki tesislerinde gerçekleştirilen tören öncesinde, Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) ve Türkiye Hazır Betoncular Birliği (THBB) Başkanı Yavuz Işık ve İSTON Genel Müdür Ziya Gökmen Togay ile bir araya geldi. İBB üst yönetiminin de hazır bulunduğu ortamda bir süre baş başa görüşen heyet, daha sonra tören alanına geçti. Törende ilk konuşmaları, Togay ve Yazıcı gerçekleştirdi.

“EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Törenin son konuşmasını yapan İmamoğlu, “Gurur verici bir belgenin törenindeyiz. Yeni nesil bir anlayış, yeni nesil bir belediyecilik diye tanımladığımız, 2019’dan itibaren ortaya koyduğumuz felsefenin gurur verici bir temsili olarak görüyoruz bu belgenin İBB ve İSTON iştirakimizle buluşmasını. Emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyoruz” dedi. İSTON’un Hadımköy tesislerinin ödülünü Tuzla’da aldıklarını hatırlatan İmamoğlu, benzer başarının buradaki tesiste de elde edilmesi temennisinde bulundu. Bu tarz başarıları tüm kurum kapsamında yakalamak istediklerinin altını çizen İmamoğlu, çalışmalarını bu yönde planladıklarını ifade etti.

“ŞEHRE İHANETİ ENGELLERSEK, BETONUN MASUM OLDUĞUNU GÖRÜRÜZ”

Betonun, Türkiye’nin ve dünyanın ihtiyacı olduğunu belirten İmamoğlu, “Ama makul ve doğru tanımlanmalı. Mühendislik, mimarlık, planlama konusunda ve yöneticilikle bütünleşerek, düzgün ve yaşanabilir şehirler, ülkeler var edilmeli. O var edilmede beton, onun önemli bir paydaşıdır. Görünen, görünmeyen birçok noktasında ihtiyaç kalemidir. O bakımdan suçlu, betonun kendisi değildir. Bir suç vardır ortada. Hatta üzülerek beyan edeyim ki, -bu beyan bana ait değildir- dönem dönem yöneticilerin de ifade ettiği gibi, içinde, ihanet eden yönetim tarzları da vardır. Biz hem ihaneti engellersek hem de aklı ve bilimi bu süreçlerin içine en önemli paydaş olarak eklersek, betonun aslında ne kadar masum olduğunu görürüz. Bu dediğim prensipler sürecin içine dahil olmayıp ihanetler olduğu taktirde, işin önüne betonu koyarsak, haksızlık etmiş oluruz. Bu işin suçlularını; yöneticileri, teknik insanları, sürecin karar vericileri, uygulayıcıları diye sıralarız” dedi.

“BU BELGE, İSTON’UN SORUMLULUĞUNU BÜYÜTMÜŞTÜR”

İSTON’un önemli bir kurum olduğunu kaydeden İmamoğlu, iştirakin geçmişinden bugüne emeği geçen herkese teşekkür etti ve minnet duygularını iletti. İmamoğlu, “Bunu çok daha ileriye taşımak konusunda; şeffaf yönetim anlayışıyla, hesap verebilir, her kuruşunun halka ait olduğunu her gün hisseden ve gösteren bir tarzda yöneterek bu süreci, bu kurumumuzu çok daha yukarılara taşımak istiyoruz. Bu belge, İSTON’un sorumluluğunu büyütmüştür. Burada atılacak adımların sadece İstanbul halkını, sadece İBB’yi değil; Türkiye’deki tüm belediyeleri, tüm kurumları, kuruluşları ilgilendirdiğini de unutmayalım. Biz zaten iştiraklerimizin sınır dışına hizmet eden iştirakler olmasını, bu noktada da gelişimlerini sürdürmelerini hedef olarak koymuştuk” diye konuştu.

“DEPREMİ GÜNDEMİMİZDEN HİÇ ÇIKARTMADIK”

Deprem konusunda güvenilir yapıları elde etmek zorunda olunduğunu hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi:

“Bu konuyu gündemimizden hiç çıkartmadık. Pandemi döneminde de çalışmalarımızı devam ettirdik. İSTON da bunun bir parçası. İstanbul’daki yapı stokunun ölçülebilirliği noktasında bir süreç başlattık. Depreme dair yakın zamanda bir ‘hackhaton’ düzenledik. Oradan çok kıymetli ve verimli sonuçlar elde ettik. Şu anda projesi tamamlanan ‘Deprem Eğitim Parkı’ sürecini başlattığımız 2 noktamız var. Güçlü, güvenilir konut ihtiyacını karşılama konusunda da KİPTAŞ’la adımlarımız var. Sosyal konut anlayışında da hiçbir vatandaşımızın, uygun fiyata aldığı bir konutta kalite düşüklüğünü asla ve asla hissettirmeyen uygulamalarla üretimimizi yapacağız. Bunların hepsi, deprem sorununun çözümünün bir konusu. Burada en önemli konulardan birisi de beton kalitesi.”

“DEPREM; KAPIDA DURAN TEHDİT”

İstanbul’da yoğun bir nüfus yapısı olduğunu vurgulayan İmamoğlu, bu anlamda yerinde dönüşüm ve güçlendirmenin yok sayılamayacağının altını çizdi. Kentsel dönüşüm konusunda bütün sektörel paydaşlara ihtiyaç olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Bunu daha önce Şehircilik Bakanı’mıza iletmiştim. Bu işin bir üst akılla yönetilmesi gerektiğini, depremi başka türlü çözemeyeceğimizi dile getirmiştik. İstanbul’un bir ‘Deprem Konseyi’ne ihtiyaç duyduğunu belirmiştik. Elbette ki pandemi süreci bitecektir. İnsan aklı bu işin çözümünü bulacaktır. Ama deprem, ne zaman geleceğini bilmediğimiz, kapıda duran bir tehdittir. Yanı sıra Türkiye’nin ekonomisi için büyük bir travmadır. Pandemi sürecinden daha büyük bir travma yaratır, Allah korusun. Elbette ki süreci bakanlığımız yönetsin. İBB ve İstanbul Valiliği lokomotif olsun. Bu süreci zaman yayıp, bu işi toplumsal bir mesele haline getirip, olgunlaştırmaz isek, bu işi sadece siyasi kazanda kaynatırız” ifadelerini kullandı.

“İBB, TÜRKİYE’NİN MOTOR GÜCÜDÜR”

Depremin ana mesele olduğunu hatırlatan İmamoğlu, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a yaklaşık 3 hafta önce bir mektup gönderdiğini belirtti. “Kimse bu işi siyasi bir yalpalamanın paydaşı haline getiremez” diyen İmamoğlu, “Bizim ortak aklımız, insan kaynağımız bu süreci çözecek kapasitede ve yetenektedir. Ancak buna fırsat tanınmalıdır. Deprem, siyaset üstü bir meseledir. Kimsenin siyasi malzemesi olamaz. Bu iş ne tek başına İBB’nin işidir ne de bir hükümetin işidir. Bu şekilde konuyu öncelemezsek memlekette, işte çıkar birileri, boşboğazlık yapar, böyle bir gün de bile Kanal İstanbul’u konuşacak kadar gündem tutmaya çalışır. İstanbul’un böyle önemli sorunlarının olduğu bir ortamda bile, insanların daha canını tehdit eden süreci çözemediği, daha bu psikolojiyi atlatamadığı bir dönemde bile Kanal İstanbul’u konuşacak kadar boşboğazlık eden, anlamsız yöneticilik figürlerinin malzemesinin bir parçası biz olmayacağız. Biz, kurumlarımızla varız. İBB, her anlamda Türkiye’nin önemli bir motor gücüdür, lokomotifidir. İştirakleri de bu sorumluluğu taşımalıdır. İSTON da bu sorumluluğu taşıyor. Bugün, güzel bir örneğini yaşadık” şeklinde konuştu.

SERTİFİKAYI İSTON GENEL MÜDÜRÜ TOGAY’A TESLİM ETTİ

Konuşmaların ardından sertifika takdim törenine geçildi. İmamoğlu, “Uluslararası Beton Sürdürülebilirlik Konseyi Kaynakların Sorumlu Kullanımı Belgelendirme Sistemi Altın (Gold) Sertifikası”nı, Yazıcı’nın aldı. İmamoğlu, Yazıcı’dan aldığı sertifikayı İSTON Genel Müdürü Togay’a teslim etti. İmamoğlu ve beraberindeki heyet, törenin ardından İSTON Tuzla tesislerini dolaştı.

BU SERTİFİKA İSTON’A “ALTIN” FIRSATLAR SUNACAK

Yönetimsel, çevresel, sosyal ve ekonomik kriterleri sağlayan İSTON, bu sertifika ile üretici olarak kaynak kullanımı konusunda uluslararası normlara uygunluğunu kanıtlamış oldu. Beton sektörü ve beton bileşenleri için tüm dünyada kabul gören Kaynakların Sorumlu Kullanımı Belgelendirme Sistemi, prestijli yapılarda tercih edilir bir kuruluş olarak İSTON’a sektörel üstünlük getirecek. Belge, aynı zamanda; özel sektörde Yeşil Bina Sertifikası almak isteyen projelerde ve kamu ihalelerinde ise“ Yeşil Alım” kapsamında tercih avantajı sağlıyor. Bunun yanı sıra bu belgelendirme sistemi sürdürülebilir inşaat için İSTON’a mali teşviklerden yararlanma imkânı da sunuyor. İSTON Uluslararası Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) tarafından Kaynakların Sorumlu Kullanımı Belgelendirme Sistemi’ni diğer tesislerine de kazandırmak için çalışmalara devam ediyor. 2020 yılı içerisinde tüm tesisler için CSC Kaynakların Sorumlu Kullanımı Belgelendirme Sistemi Gold Sertifikası alınması hedefleniyor.

DEVA Partisi Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifindeki belirsizlikleri açıkladı

TBMM Genel Kurulun’da bugün görüşülecek olan Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifi ile çarşı ve mahalle bekçilerinin görev ve sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi amaçlanmaktadır. Çarşı ve mahalle bekçileri, mevcut düzenlemede en büyük mülki amirin emrinde, genel zabıtaya yardımcı bir kuruluştur. Bekçiler, söz konusu teklif ile “genel kolluk kuvvetlerine yardımcı silahlı bir kolluk” olarak, adli ve idari kolluk faaliyetine dair geniş ve belirsiz yetkilerle donatılmak istenmektedir.

Söz konusu teklif ile bekçilere; halka yardım, vatandaşlara kimlik sorabilme, zor ve silah kullanma, devriye, gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi, durdurma, üst arama yetkileri gibi soyut ve belirsiz kriterlerle görev tanımlarının ötesinde yetkiler verilmiştir. Bu durum anayasaya aykırı olacağı gibi, süreç içinde çok yaygın ve yoğun biçimde insan hakları ihlallerine sebep olacağı açıktır.

Yasa teklifinin en sıkıntılı düzenlemesi, “Adaylarda aranacak şartlar ve sınav”a ilişkin 3. maddedir. Bekçi alımlarında; uzun zaman sonra ilk kez, 2017 yılı itibariyle, toplu alımların yapılması zaten tartışmalı bir durumken, mevcut teklif ile DMK 48. maddedeki genel şartların ve İçişleri Bakanlığı’nca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek özel şartların aranması yerinde değildir. Bu hususta özellikle orta okul (ihtiyaç halinde ilkokul) mezunu kişilerin bekçi olmalarının önünün açılması ve bekçilerin eğitim, yaş, sağlık ve fiziki yeterlilik gibi özel şartların yönetmelikle düzenlenmesi, teklifte düzenlenen geniş yetkiler göz önüne alındığında, kabul edilemez niteliktedir. Teklif Genel Kurul’da görüşülürken bu maddenin yeniden düzenlenerek; bekçi adaylarının alımlarında, liyakat esasının göz önünde bulundurulması, en az lise mezunu olma şartı aranması, objektif bir sınav yapılması ve hukuki belirlilik ilkesi gereğince bu düzenlemelere ayrıntılı olarak ilgili maddede yer verilmesi gerekir. 

Teklifte endişe verici diğer bir düzenleme ise; teklifin 6. maddesinin 1/ç bendi gereğince, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde bekçilere tanınmak istenen önleyici tedbir alma yetkisidir. Zaten mevcut durumda bu konuda birçok sorun yaşanırken, kolluk güçlerinden daha az eğitimli ve deneyimsiz kişiler tarafından; demokratik toplumun etkili işlemesinde önemli bir yere sahip olan bu hakkın sınırlandırılması ve keyfi uygulamalarla bastırılması, temel hakları yoğun ve yaygın bir biçimde tehdit edecektir. Bu nedenle mevcut düzenlemede “önleyici tedbir almak” ibaresinin somutlaştırılarak, bu yetkinin sınırları açıkça çizilmeli ve yetkilerin kötüye kullanılmasının önüne geçilmelidir.

Diğer taraftan teklifin 7 ve 8. maddelerinde, kolluk kuvvetlerine tanınan yetkilerin çok daha ötesinde bazı düzenlemelere yer verilmesi kaygı vericidir. Teklifle bekçilere tanınmak istenen; durdurma, kimlik sorma, arama ve yakalama yetkileri kolluk tarafından kişi hak ve özgürlüklerini ihlal etmeden ifa edilmesi gereken, CMK ve ilgili mevzuatlarla sınırları açıkça çizilen yetkilerdir. Bekçiler; kolluk kuvvetlerinden çok daha yetersiz eğitim seviyesinde olmalarından, hukuk ve insan hakları eğitimini sınırlı almalarından dolayı kolluktan çok daha sınırlı ve dar yetkilere sahip olması esas olmalıdır. Bu nedenle, Genel Kurul görüşmelerinde söz konusu yetki tanımlamaları; mevcut kanunlarla uyumlu olarak ayrıntılı olarak düzenlenmeli ve yetkilerin sınırları açıkça çizilmelidir. 

Son olarak teklifin 9. maddesi ile bekçilere, Polis ve Salahiyet Kanunu kapsamında tanınmak istenen zor ve silah kullanma yetkisi; istisnai ve son derece sıkı şartlara bağlı bir yetkidir. Kişilerin temel hak ve özgürlüklerden birisi olan vücut bütünlüğüne ve özellikle yaşam hakkına yönelik olarak bu yetkilerin kullanılması bakımından titizlikle üzerinde durulmalıdır. Dolayısıyla eğitim seviyesi bu yetkinin ehemmiyetini anlamaya yeterli olmayan bekçilere “Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda belirtilen zor ve silah kullanma yetkisi” tanınması doğru değildir. Bu maddenin kanun teklifinden tamamen çıkarılması gereklidir.

Temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alınması asli amacımız olması gerekirken, bu hakları ihlal edecek nitelikte soyut kriterlerle çok geniş yetkiler veren düzenlemelerin yapılması demokratik toplum düzeninin gerekleri ile bağdaşmaz. Demokratik hukuk devletinin amacı olan bireylerin hak ve özgürlüklerinden en geniş şekilde yararlanmalarını sağlamak olduğu unutulmadan, zaten mevcut kolluk tarafından ifa edilen, sorumluluğu ağır görev ve yetkilerin bekçilere de öngörülmesi doğru değildir.

Toplumun nefes alma alanları gün geçtikçe daraltılırken, toplumun güvenliği ve insan hakları dengesini sağlamak zorlaşmaktadır. Bu durumda bir de yetersiz eğitime sahip insanlara zor kullanma, silah kullanma, durdurma, üst arama ve kimlik sorgulama gibi polis yetkilerinin verilmesi telafisi zor insan hakları ihlallerine sebep olacağı açıktır. Ayrıca böylesi ağır sorumluluklar bekçileri de güç durumda bırakacaktır.

Bu minvalde DEVA Partisi olarak, teklifin Genel Kurul’da ayrıntılı olarak tartışılması, bekçilere tanınan önleyici ve adli yetkilerin kapsamlarının daraltılması, mevcut mevzuatlarla uyumlu hale getirilmesi, bekçilerin alımı ve eğitimi konusundaki düzenlemelerde değişikliklere gidilmesi gerektiğini vurgulamak isteriz.

Rize'de 22 Pozitif Vaka!!! 202 Kişi Karantinaya Alındı!!!

Rize Valisi Kemal Çeber, Rize’ye gelen çay üreticilerine yapılan Kovid-19 test sonuçları hakkında basın açıklaması yaptı.Vali Çeber, 20 Mayıs tarihinden itibaren çay üreticilerinin Rize’ye geldiğini ifade ederek, “Rize’ye gelmek için başvuru yapan 41 bin kişiden 30 bin kişi ilimize geldi. Bundan sonra çay üreticisi olarak gelecek kişinin olacağını değerlendirmiyoruz. Çünkü yaş çay sezonunun sonu yaklaşıyor.Gelen her bir aileden bir kişiye bir haftalık süre içerisinde Kovid-19 testi uygulandı. Yaklaşık 11 bin 37 test yapıldı. Yaklaşık 110 sağlık çalışanı ekibimiz tarafından yapılan testlerin sonuçları bu sabah itibari ile geldi. Son gelen testlerin sonucunda 22 pozitif vakamız var. Bu 22 vatandaşımızın her biri hastahanede tedavi altına alındı. Bunların yakını olan karantina ve gözlem altında aldığımız 202 hemşehrimiz var. Onlarında evde takipleri ve testleri yapılıyor. Onların içerisinde henüz test sonucu pozitif çıkan olmadı. Biz her türlü hazırlığımızı yapmıştık. Biz bu sayının çok yüksek olabileceğini de düşünmüştük. Duamız hiç pozitif çıkmamasıydı.

Ortaya çıkan sonuç kontrol edebileceğimiz bir seviyede. Takibimiz alanda da devam ediyor. Sağlık ekiplerimiz fedakarca çalışmaya devam ediyor.Şu anda riski yüksek meslek grupları, kuaförler, berbeler, kuryeler, toplu taşıma şoförlerimiz, garsonlarımız ve market çalışanlarımıza yönelik testler sağlık çalışanlarımız tarafından yapılmaya başlandı.” Dedi.Vali Çeber konuşmasının devamında, Rize’ye gelen her kişinin kontrol noktasındaki sağlık ekipleri tarafından sağlık taramasından geçtiğini belirterek, “Sağlık ekiplerimiz, ilimize gelenleri evlerine ulaştıkları andan itibaren 14 gün boyunca takip etti ve takip etmeye devam ediyor. Genel anlamda Rize’de yaşayan hemşehrilerimiz ve il dışından gelen çay üreticilerimiz uyum gösterdi.Ayrıca yurt dışından işçi gelmediği ve vatandaşlarımızın çay hasadını kendileri yaptığı için yaş çay kalitesinde çok ciddi bir artış olduğunu görmekteyiz. “ ifadelerini kullandı.Vali Çeber, son olarak bugün saat 17.00 itibari ile Karadeniz Sahil Yolu Trabzon-Rize şeridinde kurulan kontrol noktasının kapatılacağını, il sınırları içerinde bulunan Alipaşa, İkizdere ve Fındıklıda ki kontrol noktalarında uygulamalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.

Bakan Koca'dan Kadınlara Müjde

Bakanlığımız ve kamu çalışanı tüm hanımların hamilelik izni Cumhurbaşkanımızın talimatıyla 8 HAFTA uzatıldı. İdari izin 32. hafta yerine hamileliğin 24. haftasından itibaren başlayacak. Dünyaya bir bebek gelecekse akan sular süren işler durmalı. Veya başkası tarafından yapılmalı.

Bahçeli'den Erken Seçim Açıklaması

Milliyetçi Harekat Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin teşkilatlara gönderdiği genelge :

Aziz Dava Arkadaşlarım,

Ülkemiz 1 Haziran 2020 itibariyle “Yeni Normal” ismiyle takdim ve tarifi yapılan bir dönemin içine girmiş, güçlü ve güven verici bir gelecek istikametinde harekete geçmiştir.Yaklaşık 2,5 aydır sosyal ve ekonomik hayatı muhtevasına alan kısıtlayıcı tedbirler bugünden geçerli olmak üzere yumuşamaya, tesir hızını yavaşlatmaya başlamıştır.Elbette gelişmeler umut ve memnuniyet vericidir.Sadece Türkiye değil, tüm dünya bulaşıcı nitelikli habis bir virüsün baskı ve kuşatmasına maruz kalmıştır.İnsan ve toplum sağlığını güvenceye almak amacıyla, hastalığın yayılım hızını frenlemek maksadıyla hayatın biteviye akışı mecburen durmuş, beşeri ilişkiler, ticari ve ekonomik irtibatlar, ülkeler arası diyaloglar askıya alınmıştır.Misal olarak, 2019 yılında 18,6 trilyon dolar düzeyindeki küresel ticaret hacminin bu yıl içinde yüzde 15 ile yüzde 32 arasında daralacağının tahmini, bununla bağlantılı ekonomik büyüme oranlarında küçülme öngörüleri yaşananların ezcümle özetidir.Avrupa Birliği’nde kısa çalışma ödeneğinden istifade eden çalışan sayısının 50 milyon düzeyinde olması, Hindistan’da 140 milyon insanın işini kaybetmesi küresel tsunaminin boyutunu göstermesi bakımından sarsıcıdır.Ayrıca dünya genelinde ilave 305 milyon insanın işsiz kalacağının değerlendirilmesi hastalığın neden olduğu zincirleme sorunlardan sadece bir kısmının tespit ve tefsiridir.Yalnızca ABD’de işsiz sayısı 40 milyon dayanmışken, işsizlik oranının da yüzde 3,5’den yüzde 14,7’ye fırlaması pek çok sosyal ve siyasal sıkıntıyı tetiklemiştir.

ABD Kendi İnsanları Eliyle Zor Duruma Düşmüştür

25 Mayıs 2020 tarihinde, ABD’li bir polis memurunun sırf derisinin renginden dolayı bir insanı boğarak öldürmesi bu ülkede dehşet ve şiddet olaylarının perdesini kaldırmıştır.Malum ırkçı cinayet sosyal ve ekonomik tepkilerle birleşip ABD’nin 16 eyaletiyle 25 şehrine sirayet etmesi, bir isyan ve itiraz dalgasının günbegün büyüyerek Okyanusun karşı kıyısına hâkimiyet kurması hakikaten ibretlik sahnelere vesile olmuştur.ABD ilk kez kendi coğrafyasında, kendi insanları eliyle zor duruma düşmüştür.İşyerleri ateşe verilmiş, caddeler savaş alanına dönmüş, Beyaz Saray korumaya alınmış, şiddet eylemleriyle yağma ve talan huzur ortamını mahvetmiştir.Bunun sonucunda ordu sokağa inmiştir.Biz hiçbir ülkenin güdümlü ve kontrollü kaos çemberine alınmasını hoş görmeyiz, bunu da arzulamayız.Dileğimiz ABD’de sağduyunun ve sükûnetin ağır basması, uzlaşmanın öne çıkması, barış havasının egemen olmasıdır.Ancak ABD’nin samimi ve dürüst bir muhasebeye, karanlık sicilini aklayacak, temize çıkaracak, hatta insanlığa bir özrü çok görmeyecek dirayete fazlasıyla ihtiyacı olduğu da inkar ve ihmal edilemez bir gerçektir.On yıllar boyunca farklı coğrafyalar üzerinde kanlı oyunlar kurup kaos ihraç eden, bilhassa Ortadoğu’da zulmü ve zorbalığı politik bir argüman olarak kullanan bu ülke geçmişini dikkatle gözden geçirmelidir. KOVİD-19 salgını süresince Türkiye’nin ABD başta olmak üzere 60’a yakın ülkeye tıbbi malzeme ve maske yardımı insani ve vicdani dayanışmanın iftihar edilecek numunesidir.Hastalığın neden olduğu ağır can kayıpları, panik ve ölüm korkusu bütün dünyayı vurmuştur.Her ülke içe kapanmışken Türkiye ileri çıkmış, atılgan ve aktif bir siyaset takip ederek kendi adından onurla bahsettirmiştir.Türk milleti hiçbir ülkenin iç kargaşa ve karmaşasına bel bağlayarak bundan siyasi, diplomatik ve ekonomik güç devşirmeye teşebbüs ve tenezzül etmemiş, bundan sonra da etmeyecektir.Nitekim milli ahlak ve asalet gelişigüzel oluşmamış, oluşmayacaktır.Soylu davranışın icap ve iradesi vardır, bunu da Türk milleti aynısıyla tatbik etmiştir.Türkiye karamsarlığı alt ederken, yardım bekleyen her ülkeye de elini uzatmıştır.Salgın günleri Türkiye’nin merhametli tavrını, müşfik tarzını, müstesna vasfını bir kez daha göstermiş, bir başka ifadeyle pekiştirip tescillemiştir.İnsan hakları sözcülüğü yapan, medeniyet ve demokrasi ahkamı kesen ülkelerin ne hallere düştükleri, nasıl acıklı ve acul durumlara sürüklendikleri vicdan sahibi herkesin bildiği bir husustur.Türkiye KOVİD-19 salgınından mütevellit çok boyutlu krizi başarı ve basiretle yönetmiştir.Bunu hazmedemeyenler ise mümtaz gelişmelere utanmadan kulp takmışlardır.Zorlu süreçte, özellikle sağlık, kamu düzeni ve ekonomi cephesinde hiçbir gevşeme ve gecikmeye müsaade edilmemiş, imrenilecek stratejilerle temin edilmiş yüksek mücadele akıl ve sabırla yürütülmüştür.Tarımsal üretim, doğrudan destek, imalat sanayi, tedarik ve dağıtım zincirleri vasıtasıyla halkımızın ve ekonominin ihtiyaçları karşılanmıştır.Çok şükür KOVİD-19 salgını engellenmiş, inişe geçmiştir.Felaketin dizginlenmesi için devlet-millet dayanışması hayranlık uyandırmış, özlemle beklenen milli birlik ve beraberlik duygusu kuvvetle uyanışa geçmiştir. Bugünden sonra salgın günlerinin telafisi en iyi şekilde sağlanacaktır.Hayatın normalleşmesiyle birlikte milletimizin gıda, sağlık ve moral ihtiyaçları sürekli tahkim ve takviye edilecektir.Kaldı ki beklentimiz ve ümidimiz öncelikle bu şekildedir.Sağlık altyapısının güçlü oluşu, bu zamana kadar yapılan yatırımların isabet derecesi, sağlık personelimizin fedakar ve kahramanca çalışması, güvenlik güçlerimizin takdir ve tebrik edilecek gayretleri, hükümetin milli ve müessir duruşu, milletimizin eşsiz destek ve duası salgının kontrol altına alınmasında başlıca faktörlerdir.Buna rağmen, KOVİD-19 salgınının yayılıp Türkiye’yi zaafa uğratmasını hayal edenlerin varlığı da esef ve endişe verici seviyelere ulaşmıştır.Şehir hastanelerinin nasıl yapıldığını sorgulayan, ekonomiyle ilgili konularda yalan yanlış ithamlarda bulunan, yapılanı yıkmak için bahaneler imal eden icazetli ve ipotekli siyasetçilerin bir kaşık suda fırtına koparma telaşları köksüzlüklerinin ispatı olmuştur.Türkiye batsa, milletimiz buhrana düşse bunlar havalara uçacaklardır.Vaka ve vefat sayısı denetim sınırlarından taşsa bunların göz pınarlarından sevinç yaşları dökülecektir.CHP, KOVİD-19 salgını döneminde ahlak, haysiyet ve mensubiyet imtihanından çıkamamış ve sınıfta kalmıştır.Çirkef dedikodularıyla, aslı astarı olmayan çirkin beyanlarıyla, hükümeti kötü gösteriyim derken Türkiye’ye kast etmesiyle gerçek niyet ve hedefini tekraren deşifre etmiştir.CHP-HDP-İP küfran-ı nimet içinde ülkemizin karşı kutbunda buluşmuşlar, FETÖ-PKK’ya el sallayıp devamlı kur yapmışlardır.Hatta Türkiye’nin salgına yenilmesini, bundan siyasi ikbal çıkarmayı içten içe dileyecek kadar siyaseten parçalanma yaşamışlardır.Türk milleti her şeyin farkındadır.Üstelik fazilet ve ferasetiyle karanlık senaryoları yırtıp atmıştır.CHP ve zilletin diğer ortakları baltayı taşa vurmuşlardır.Hastalıkta iktidar arayan, sokak aralarında gelecek planlaması yapan, demokrasiye, tarihsel ve milli haklara sırt çeviren bu zelil siyaset devşirmelerinin milletimiz nezdindeki itibarları artık sıfırlamıştır.İnanıyorum ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muazzam imkan ve iradesiyle devasa bir sorunu geride bırakmak üzere olan ülkemiz, yeni hükümet sisteminin kökleşip güçlenmesiyle kronik bütün meselelerini de zaman içinde çözecektir.Bugünden geçerli olmak üzere başlayan “Yeni Normal” sürecinde, partimizin siyasi ilkeleri, savunduğu milli değerleri daha bir önem kazanacaktır.Vatandaşlarımızın temizliğe özen göstermeleri, maske takmaları, sosyal mesafeyi korumaları hastalığın muhtemel ikinci dalgasının önüne de Allah’ın izniyle geçecektir.Bu kapsamda olmak üzere, parti teşkilatlarımızın aşağıda maddeler halinde ifade edilen “İşbu Genelge” hükümlerine aynen riayet ve dikkat etmeleri gerekmektedir.

1 – İl, ilçe, belde başkanlıkları gün içinde sık sık havalandırılacak, dezenfekte edilecektir.Parti binalarına girişlerde maske ve el dezenfektanı bulundurulacak, bunlar olmadan giriş veya siyasal çalışma yapılmayacaktır.Havalandırma sistemlerinin bakımıyla birlikte filtre temizliği belirli aralıklarla sağlanacaktır.Zemin işaretlemeleriyle sosyal mesafe kuralına mutlaka uyulacaktır.Çalışma masalarının mesafeleri en az bir metre olmak suretiyle arttırılacaktır.Bekleme ve yemekhane salonlarında sosyal mesafelerin ihlaline müsaade edilmeyecektir.

Milletvekili Seçimleri 2023 Yılının Haziran Ayında Yapılacaktır

2 – Türkiye’yi erken seçime sürükleme, bu suretle sanal bir gündem tesis etme gayretkeşliğine heves eden siyasi aymazların hiçbir telkin veya kara propagandasına kulak asılmayacaktır.28.Dönem Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının Haziran ayında yapılacaktır. Erken seçim söylemi ayıplı bir tuzaktır, kirli bir tertiptir, dibi uçurum olan bir tezgâhtır.Bu tuzağa düşecek, bu tertibe kanacak, bu tezgaha gelecek aklı başında hiç kimse yoktur.Erken seçime ihtiyaç olmadığı gibi bununla ilgili dolambaçlı yollardan zorlama yapanlar demokrasi ve millet muhalifi çevrelerden başkası değildir.Milliyetçi Hareket Partisi bütün teşkilatlarıyla zamanında yapılacak bir seçim için siyasi çalışmalarını sabırla icra edecektir.Herkesin buna muvafık davranması şarttır.

Sosyal Medyaya Yasal Düzenleme Şart

3 – Son zamanlarda sosyal medyadan kışkırtıcı söylemler, iffet yoksunu iftiralar yaygınlaşmıştır.Twitter, Facebook başta olmak üzere, sosyal medyadan partimize, parti yöneticilerimize ve dava arkadaşlarımıza yönelik saldırı ve tahriklerin çoğalması gözlerden kaçmamaktadır.Sosyal medya alanında yasal bir düzenleme artık mecburi bir hal almıştır.Haysiyet ve itibar suikastı yapan, yalan ve sapkın haber yayan hesaplar yakından takip edilip mutlaka hukuken gereği ikmal edilecektir.Hiçbir iftiraya boyun eğilmeyecek, bunları paylaşan, nifak çıkaran hiç kimseye müsamaha gösterilmeyecektir.Sosyal medyanın doğru, temiz ve nezih kullanımına bağlı kalmayanlar bunun sonuçlarına katlanacaktır.

4- Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı’na yürekten bağlıdır.Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurum ve kurallarıyla yerleşmesi için samimi mücadelesini önümüzdeki yıllarda da yapacaktır.Bütün teşkilatlarımız mahallerinde Cumhur İttifakı’nın ruhuna, yeni hükümet sisteminin doğasına müzahir hareket etmekle mükelleftir.

5- Siyasette ağız birliği önemli ve öncelikli bir hedeftir.Herhangi bir konuda parti politikası tezahür etmeden görüş bildirmek, kanaat paylaşmak sakıncalıdır, sakattır, parti disipliniyle terstir.Herkes teşekkül etmiş parti politikalarına bağlı kalacaktır.Bunun dışında herhangi söz ve açıklamalara tevessül edilmeyecektir.

6– Partimize yönelik suçlamalar derhal ve gecikmeksizin cevaplandırılacaktır.

7- Hayatın normale dönmeye başladığı bugünlerde, saha çalışmaları, siyasi temas ve faaliyetler kontrollü, mümkün mertebe kısıtlı sayıda yapılacaktır.

8- Bütün teşkilatlarımız KOVİD-19 salgınının etkin olduğu günlerde il ve ilçelerindeki sosyal, siyasal ve ekonomik manzarayla ilgili tespitlerini yapacaklar, 30 gün içinde bu tespitlerini rapor formatında Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına sunacaklardır.

9- Gücümüzün kaynağı kuşkusuz millettir. Aziz milletimizin takdir ve teveccühünü kazanmanın yolu da birlik ve beraberliktir.Bunu bozacak, sekteye uğratacak, sorgulatacak, zayıflatacak hiçbir girişime, hiçbir fitne/fesada izin verilmeyecektir.Dilde birlik, işte birlik, fikirde birlik kutlu davamızın bahtını açacak, başarı merdivenlerini tırmandıracaktır.Büyük Türk milleti KOVİD-19 musibetini azmiyle, inancıyla, imanıyla, diri umuduyla etkisiz hale getirmiştir.Gelecek bugünlerden çok daha muazzez ve muteber olacaktır.Bu vesileyle son günlerde şehit olan asker ve polislerimize, KOVİD-19’dan dolayı hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Şu anda tedavi gören bütün kardeşlerimize şifalar niyaz ediyorum.Allah her türlü kaza ve beladan milletimizi korusun diyorum.Bu duygu ve düşüncelerle her dava arkadaşımı hürmet ve muhabbetle selamlıyor, hayırlı ve başarılı haberlerini almayı gönülden ümit ediyorum.

Hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.Ne Mutlu Türküm Diyene.

Vali Akp'li Başkana Böyle İsyan Etti : Utancımdan Sokağa Çıkamam

Vali Memiş’ten Erzurum Havalimanı’ndaki “CAT 3A” sistemi çalışmalarının yetersizliğine tepki: “DHM Genel Müdürlüğü ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile görüşüp durumu arz edeceğiz, buradaki iş makinelerinin ve iş gücünün artırılarak işin bitirilmesini istiyoruz. Eğer bu yıl burayı bitirmezsek bu ilde vali olarak görev yapamam, utancımdan sokağa çıkamam.

“Havalimanı’ndaki çalışmaların yetersizliği Vali Memiş’i kızdırdı

Erzurum Valisi Okay Memiş, kışın uçuş iptallerinin ortadan kaldırılması amacıyla geçen yıllarda Erzurum Havalimanı’nda kurulumuna başlanan ve çeşitli sorunlar nedeniyle faaliyete geçirilemeyen CAT 3A sistemiyle ilgili çalışmaların yetersiz olduğunu belirterek, durumu ilgili bakanlığa rapor edeceğini bildirdi. Vali Memiş, beraberindeki Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Öz ile Erzurum Havalimanı’na gelip burada Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünce geçen yıl tamamlanması planlanan ancak farklı nedenlerle yetiştirilemeyen CAT-3A sisteminin kurulum çalışmalarını inceledi. DHMİ ve ilgili yüklenici firma yetkililerinden bilgi alan Vali Memiş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Erzurum Havalimanı’nda yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu belirterek ilgili firmaların 30 Ağustos’ta işin bitirileceğini taahhüt ettiğini söyledi. Vali Okay Memiş, sahadaki çalışmaların az kadroyla yapıldığını ve yetersiz olduğunu vurgulayarak, “Bu sene hem müteahhit firma hem de DHMİ Genel Müdürlüğü, işlerin yetiştirilmesine dair söz verdiler. Geldik gördük, çalışan var ancak endişeliyiz. Geçen sene buraya her ay geldiğimde bu tempoda çalışma vardı ve yetiştireceğiz denmesine rağmen yetiştirilmedi. Korkarım ki bu şekilde çalışılırsa yine yetiştirilmeyecek, bu iş korkulu rüyamız haline geldi.” dedi. Erzurum Havalimanı’ndaki çalışmaların aksatılmadan devam etmesi için aldıkları her türlü izin belgesini yetkililere verdiklerini aktaran Vali Memiş, şunları kaydetti: “DHMİ Genel Müdürlüğü ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile görüşüp durumu arz edeceğiz, buradaki iş makinelerinin ve iş gücünün artırılarak işin bitirilmesini istiyoruz. Eğer bu yıl burayı bitirmezsek bu ilde vali olarak görev yapamam, utancımdan sokağa çıkamam. Durumu yazılı olarak Bakanlığa ileteceğim. Buradaki çalışma yeterli gözükmüyor, hiçbir mazeret kabul etmiyoruz. Burada çalışmaların aksamaması için her türlü izni aldık. ” Vali Okay Memiş, söz konusu çalışmayla ilgili Erzurum milletvekillerinin ve ilgili bakanlıklar ile siyasi mekanizmanın üzerine düşen görevi yaptığını belirterek, geçen yıldan beri sıkı takipçisi oldukları Erzurum Havalimanı CAT 3A sistemi kurulumunun halen bitirilememesinden dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını dile getirdi.

“Bu işin peşini bırakmayacağız”

Gazetecilere Erzurum Havalimanı’nda gördüğü 3 iş makinesiyle söz konusu işlerin bitme ihtimalini soran Vali Memiş, “Geçen sene de ‘Yetişecek efendim, herhangi bir sorun yok.’ dediler, kış geldi. Şimdi de ‘Sorun yok.’ deniyor ancak geçen sene de birebir aynı ifadeyi kullandılar. Biz işin bitirilmesini istiyoruz. Buradaki iş makineleriyle bu iş bitmez, geldik ve gördük. Artık güvenimiz kalmadı. İş bitişini 30 Ağustos olarak ifade ediyorlar. Biz 20 Temmuz’a çekmek zorundayız. Bize mutlaka kendilerince haklı gördükleri mazereti sunabilirler, bu işin peşini bırakmayacağız.” diye konuştu. Vali Memiş ve beraberindekiler ardından durumu rapor etmek için Erzurum Havalimanı’ndan ayrıldı.

Toplu Taşıma Araçlarında Kapasitenin %50'si Oranında Yolcu Alınması Talimatı Kaldırıldı

İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile tüm şehir içi çalışan toplu taşıma araçlarında araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin %50’si oranında yolcu kabul edileceği ve araç içindeki yolcuların oturma şeklinin yolcuların birbirleriyle temasını engelleyecek şekilde olacağı 26.03.2020 tarih ve 5899 sayılı Bakanlığımız Genelgesi ile personel ve işçi servislerinin de bu kurala tabi olmaları yönünde talimat verilmişti.Gelinen aşamada kontrollü sosyal hayat sürecine geçilmiş ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından “Kent İçi Ulaşım Araçları (Minibüsler, Dolmuşlar, Halk Otobüsleri, Belediye Otobüsleri ve Diğerleri) ile ilgili alınması gereken önlemler” , “ Personel Servis Araçlarıyla İlgili Alınması Gereken Önlemler”, ve “Karayolu Taşımacılığı, Demiryolu Taşımacılığı, Denizyolu Yolcu Taşımacılığı ile İlgili Alınması Gereken Önlemler” adıyla şehir içi ve şehirlerarası yolcu taşımacılığına ilişkin rehberler yayınlandığı bildirilmiştir.Bu kapsamda;

a) 23.03.2020 tarih ve 5823 sayılı Bakanlığımız Genelgesi ile tüm şehir içi çalışan toplu taşıma araçlarında ve personel servislerinde araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin %50’si oranında yolcu kabul edileceği yönündeki talimat yürürlükten kaldırılmıştır.

b ) Şehir içi ve şehirlerarası yolcu taşımacılığında uygulama Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından hazırlanan ekte gönderilen rehberler doğrultusunda gerçekleştirilecektir.

c ) Kent İçi Ulaşım Araçları (Minibüsler, Dolmuşlar, Halk Otobüsleri, Belediye Otobüsleri ve Diğerleri) ile İlgili Alınması Gereken Önlemlerin “14.2Yolcular İçin Alınması Gereken Önlemler” başlıklı kısmının 4 üncü fıkrasının “Araçlara koltuk sayısı kadar müşteri alınabilir, ayakta yolcu alınmamalıdır. Karşılıklı dörtlü koltukların iki koltuğu kullanılmalı, yüz yüze gelinmeyecek şekilde çapraz olarak oturulmalıdır. Farklı özelliği veya niteliği olan diğer araçlarda oturma kuralları ve sosyal mesafeye göre düzenleme yapılmalıdır.” hükmünün uygulanması kapsamında madde metnindeki “Farklı özelliği veya niteliği olan diğer araçlarda oturma kuralları ve sosyal mesafeye göre düzenleme yapılmalıdır.” istisnasına ilişkin uygulamanın ise il/ilçelerdeki toplu taşıma hatlarının niteliği (metro, metrobüs, tramvay vb.), toplu taşıma için kullanılan araçlarının niteliği (ayakta ve oturarak yolcu taşıma kapasiteleri), ayakta yolcu taşımaya uygun araçların toplam taşımadaki oranı ve benzeri hususlar göz önünde bulundurularak ayakta yolcu taşınıp taşınamayacağı, ayakta yolcu taşıma ağırlıklı toplu taşıma araçlarında (metro, metrobüs, körüklü otobüs vb.) güvenli mesafe kurallarına uymak koşulu hangi oranda/sayıda ayakta yolcu alınabileceğinin İl ve İlçe Hıfzıssıhha Kurullarınca alınacak kararlar ve konulacak kurallar doğrultusunda belirlenecektir.Alınan kararlara uymayan vatandaşlara Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 282’nci maddesi gereğince idari para cezası verilmesi, aykırılığın durumuna göre Kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılması, konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılması kararı alınmıştır.