Şuayip Ür CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

Şuayip Ür CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

ŞUAYİP ÜR; CHP’DEN BELEDİYE

MECLİS ÜYESİ ADAY ADAYI OLDU…

İYİ Parti Adapazarı İlçe Sekreteri olan ve Belediye Başkan Aday Adayı olarak tanınan Şuayip Ür; partisinden istifa ederek, 31 Mart’ta gerçekleşecek olan Yerel Yönetimler seçiminde CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

İYİ PARTİ’DEN CHP’YE

İYİ Parti’nin kurucular kurulu üyesi olan ve uzun zamandır başarıyla gerçekleştirdiği Adapazarı İlçe Sekreteri göreviyle partisini 24 Haziran 2018 Genel Seçimlerine taşıyan, Belediye Başkan Aday Adayı olarak tanınan Şuayip Ür; partisinden istifa ederek, 31 Mart’ta gerçekleşecek olan Yerel Yönetimler seçiminde CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

ÇALINMADIK KAPI, SIKILMADIK EL VE

DİNLENMEDİK BİR YÜREK BIRAKMAYACAĞIZ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adapazarı Belediye Başkanı İsmail Kılıç ile “Güçlü Adapazarı” için yola çıkan başarılı İşadamı Şuayip Ür; “Başkan Adayımız İsmail Kılıç ile birlikte 31 Mart akşamına kadar gecemizi gündüzümüze katarak Adapazarı’nda çalınmadık kapı, sıkılmadık el ve dinlenmedik bir yürek bırakmayacağız” dedi.

YÜZÜ GÜLEN HİZMET BİLEN ADAPAZARI’LI

“Her siyasi renkten büyük bir ekiple çalışacağız” diyen Adapazarı Ticaret Meslek lisesinden mezunu 24 yıllık evli ve 2 çocuk babası Şuayip Ür; “1 Nisan sabahı seçimden zaferle çıkacağımızdan en ufak bir şüphem yoktur. Yeniden Güçlü Adapazarı için, yüzü gülen hizmet bilen Adapazarı’lı Başkanımız İsmail Kılıç ile “Bismillah dedik” diyerek mesaj verdi.

Adapazarı İlçesinin kuzeyinde Kaynarca ve Söğütlü ilçeleri, kuzeybatısında Kocaeli-Kandıra ilçesi, batısında Kocaeli, güneybatısında Serdivan ve Arifiye ilçeleri, güneyinde ve güneydoğusunda Erenler ilçesi, doğusunda Akyazı ve Hendek ilçeleri yer almaktadır. Günümüzden birkaç yüzyıl önce bir pazar köyü alanı olan Adapazarı; 1573 yılında “Ada” isimli bir köy, 1646 yılında nahiye, 1658 yılında Akyazı’ya bağlı bir köy 1692 yılında kadılık, 1742 yılında nahiye, 1837 yılında kasabadır.

Sakarya yöresi Osmanlı Devleti’nin Klasik Dönemi’nde ve 1831 Osmanlı Nüfus Sayımı’nda Cezayir-i Bahr-ı Sefid Eyaleti’ne bağlı Kocaeli Livası içinde yer alır. 1846 Devlet Salnamesi Kocaeli Livası’nın bu dönemde Kastamonu Eyaleti’ne bağlıdır. 1867 Vilayet Nizamnamesi’nde ise Adapazarı’nın ve bağlı olduğu Kocaeli Sancağı’nın Hüdavendigâr Vilayeti’ne bağlandığı görülmektedir.

1877 Devlet Salnamesi ise Adapazarı İzmit Mutasarrıflığı’na bağlıdır.. 1892 Devlet Salnamesinde Adapazarı Kocaeli Sancağı’nın bağlıdır. 1899 Devlet Salnamesi’ne göre yine Adapazarı nahiyesi, Kocaeli bağımsız sancağına bağlıdır. Adapazarı 22.06.1954 tarihli Kanunla Kocaeli ilinden ayrılarak bağımsız il statüsü kazanan Sakarya İlinin merkez ilçesi olmuştur.

 

 

Büyük Birlik Parti Genel Başkanı Mustafa Destici Sakarya'da

Büyük Birlik Parti Genel Başkanı Mustafa Destici:- “Dünyanın farklı ülkelerinde 7 şiddetindeki bir depremde dahi binalar çökmezken, İstanbul’un göbeğinde bir bina durup dururken neden çöker?

HABER-CANLI YAYIN  FEHMİ DUMAN-FOTOĞRAF  NECLA  BAKAN

31 Mart 2019 Yerel Seçimlerine de bu bilinç, sorumluluk ve şuurla hazırlanıyoruz. Yerel yönetimlerde vatandaşlarımıza layık olan, değişen çağ ve koşullara uyum sağlayan, şeffaf, akılcı, tutumlu ve çevreyle barışık belediyeler hedefimizi gerçekleştireceğiz.

Belediye kaynakları kullanılırken, kuruşu kuruşuna hesap verildiği, vatandaşlarımızın tüm harcamaları an be an takip edebildikleri bir sistem meydana getireceğiz.

Şanlı tarihimizin bizlere bıraktığı mirasa, geleneklerimize sahip çıkan, bu mirası her türlü olumsuz etkiden koruyan, Türk-İslam kültürel izlerinin silinmesine fırsat vermeyen  belediyeciliği etkin kılacak bir anlayışı hayata geçireceğiz.

Demek ki orada bir yanlış uygulama, rant, fazla yapılmış kat var. Demek ki projesinden imarına, yapımına, denetimine kadar burada bir eksiklik, hata var”

Adapazarı Orhangazi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Marmara Bölge Toplantısı’nda konuşan Genel Başkan Destici, Kartal’daki Yeşilyurt Apartmanı’nın çökmesi sonucu hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diledi.

İstanbul’un Kartal ilçesinde bina çökmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Başkan Mustafa Destici, “Dünyanın farklı ülkelerinde 7 şiddetindeki bir depremde dahi binalar çökmezken, İstanbul’un göbeğindeBDemek ki orada bir yanlış uygulama, rant, fazla yapılmış kat var. Demek ki projesinden imarına, yapımına, denetimine kadar burada bir eksiklik, hata var.” dedi.
Binanın neden çöktüğünün araştırılması gerektiğini belirten Genel Başkanı Destici, “Dolayısıyla bu hatanın, noksanlığın sorumlusu olan herkesin başta aşağıya bunun hesabı vermesi, hukuk önüne çıkması gerekmektedir.” diye konuştu.
Destici, olayın üzerinin kapatılmaması ve Türkiye gündeminin dışına çıkarılmaması gerektiğini ifade ederek, “İmar Barışı” düzenlemesine eleştirilerde bulundu.

“DOĞU TÜRKİSTAN”
Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine uyguladığı baskıcı politikalara da değinen Genel Başkanı Destici, yaklaşık 2 yıldır tutulduğu hapishanede hayatını kaybeden halk ozanı Abdürehim Heyit’e Allah’tan rahmet dileyerek, “Doğu Türkistan’da zulüm devam ettiği sürece, ‘Zulüm var, zulmü durdurun, zulüm dursun.’ demeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Destici, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’un “Çin makamlarını, Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet ediyoruz.” şeklindeki açıklaması için teşekkür ederek, “Bu açıklama için teşekkür ediyorum ama yeterli bulmuyorum. Bu açıklamalar sürekli olmalı.” dedi.

– “TERÖRLE MÜCADELEYE SONUNA KADAR DESTEK VERDİK”
Büyük Birlik Parti Genel Başkanı Destici, terörle mücadelenin devletin en önemli meselelerinden biri olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
Geçmişten beri terörle mücadeleye sonuna kadar destek verdik ama maalesef geçmiş dönemlerde bazı noktalarda eksik yapıldı, o zaman da ‘Eksik, yanlış, bunun doğrusunu yapın.’ dedik. Hükümet terörün tüm unsurlarına karşı topyekun mücadele veriyor. Bunu doğru buluyoruz, sonuna kadar destekliyoruz. Sadece içeride değil, özellikle dış harekatlar çok önemli ve bunların da sürmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye, hiç beklemeden Fırat’ın doğusuna hem Suriye’nin hem de Irak’ın kuzeyini kapsayacak güçlü harekat başlatmalı ve o bölgeden teröristleri temizlemelidir. Bu yapılmadan bize rahat yok. Bugün yapmazsak yarın daha büyük bedeller ödemek zorunda kalırız.
Genel Başkan Destici, konuşmasında partisinin yerel seçim kampanyasında yer alan maddeleri tekrarladı.

ÖZÜMÜZ MİLLET, SÖZÜMÜZ HİZMET

Genel Başkanı Mustafa Destici, “Belediye kaynaklarını kullanırken, kuruşu kuruşuna hesap verildiği, vatandaşlarımızın tüm harcamaları an be an takip edebildikleri bir sistem meydana getireceğiz.” dedi.

Yerel seçimler, milletin yaşadığı  şehir üzerinde söz sahibi olması anlamında önemli bir süreçtir.

Parti kimliklerinden ziyade adayların kişiliklerinin ve projelerinin yarıştığı bir demokrasi zeminidir.

Hızlı göç ile büyüyen kentlerin sosyal ve kültürel dokusu, ekonomik haritası ve demografik yapısı da değişim geçirmektedir.

Eğitim ve gelir seviyesi ya da alışkanlıkları ve beklentileri çok farklı insanlar aynı şehirde buluşmuştur. Bu insanların hepsini anlayabilmek, hepsine seslenebilmek ve dahası hepsinin taleplerine cevap verebilmek gerekmektedir.

Aksi halde, toplumsal fay hatlarını kendi ellerinizle inşa edersiniz.

Aynı şehir içinde bir yanda doğru dürüst asfaltı olmayan, suyu bile akmayan , okulsuz,  derme çatma gecekondu mahalleler ve  salkım saçak otobüslerde, dolmuşlarda yola koyulan yığınlar diğer yanda her türlü hizmetin ayaklarına götürüldüğü , lüks rezidanslarda yaşayan kitleler ortaya çıkar .

Belediyelerin misyonu kentin değerlerini, insanlarını ve imkanlarını birbirlerine yaklaştırabilmek, aradaki makasın açılmasını mümkün olduğu ölçüde önlemektir.

 Büyük Birlik Partisi belediyeciliğinin temelini, şehri ve insanları bir bütün olarak kuşatan, kucaklayan bu yaklaşım oluşturmaktadır.

Yani hizmetlerin dengeli şekilde dağıldığı, en fazla ihtiyaç duyulan bölgelere en çok kaynağın aktarıldığı , böylece mümkün olduğunca adaletin tesis edildiği bir belediyecilik hedefliyoruz.

İşte bu belediyecilik anlayışımızın temel ilkelerini 15 başlıkta topluyoruz.

Bunların ilki problem çözen belediyeciliktir. Yani; alt yapı, temizlik, ulaştırma, çevre hizmetlerinde sıfır sorun ilkesiyle hareket edilecektir. Sokağını aydınlatamayan insanını aydınlatamaz, yürüyecek kaldırımı yapamayan medeniyet kuramaz, kurduğu medeniyeti yaşatamaz.

İkincisi istişare belediyeciliğidir. Milletin rızası alınmadan iş yapılmayacak, yapılacak işlerde milletin ihtiyaç, önem ve öncelik sırasına bakılacak. Eğitim, sağlık gibi belediyenin görevi olmayan alanlarda da meselenin takipçisi olunacaktır.

Üçüncüsü planlı belediyecilik. Bakınız herkes plan yapar. Siz hiç ulaşım master planı olmayan bir belediye duydunuz mu? Ama bir de bakıyorsunuz, trafiğin zaten çok yoğun olduğu bir noktada özel imar veriliyor. Bir başka anlatımla, belediye bir yandan yapmak isterken bir yandan bozuyor. Kendi planını kendi çiğniyor. Biz buna asla fırsat vermeyeceğiz

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi

Dördüncüsü örnek ve kenti markalaştıran bir belediyeciliktir. Bunun için kente özgü yerel ürünlerin dünyaya pazarlanmasını sağlayacak olan kanalları açacak, eserleri tanıtacak çalışmalara destek verilecektir. Şehrin ünlü simaları ya da yetiştirdiği önemli isimlerden de fayda sağlamak için girişimler yapılacak. Bu yolla şehirlerimizin her birini kendi tarihine, kültürüne, coğrafi özelliklerine ve ürettiklerine uygun olarak markalaştıracağız.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi

Beşincisi üreten, üretimi destekleyen ve denetleyen belediyecilik. Esnaftan, KOBİ’ye, çiftçiden, sanayiciye üretimin tüm unsurları desteklenecektir. Sadece desteklenmekle kalmayacak tüketicilerin korunması için aynı zamanda bütün süreçler denetlenecektir. Vatandaşların ihtiyacı olan temel gıda ve tüketim maddelerini en kolay ve en ucuz şekilde alabileceği satış merkezleri oluşturulacaktır. Bu sayede üretici malını değerinden satacak tüketici de bütçesine uygun alışveriş yapabilecektir.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, açık hava

Altıncısı sosyal belediyeciliktir. Gerçek ihtiyaç sahiplerine verilen sosyal yardımların bütçe içindeki payı 2 katına çıkarılacaktır. Çocuklar için eğitim yardımı, erzak ve ulaştırma destekleri hayata geçirilecektir. Aç ve açıkta kimse kalmayacaktır. Su kullanım bedelleri yarı yarıya azaltılacaktır.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Yedincisi sportif belediyeciliktir.

Sporu milletin hayat biçimi haline getirecek yatırımlar yapılacak.

Bu kapsamda her belediye en az bir yüzme havuzu bir spor salonu inşa edecektir.

Parklarda parkurlar, yürüyüş yolları olacak, amatör kulüpler desteklenecektir.

Sekizincisi ulaşımda öncü belediyeciliktir.

Toplu ulaşımın vatandaşın bütçesi üzerindeki yükünü azaltmak için kapsamlı bir teşvik sistemi oluşturulacaktır. Ulaşım sistemleri entegrasyonu en üst seviyeye çıkarılacak, akıllı otoparklar inşa edilecek ve trafiği rahatlatacak projelerden asla taviz verilmeyecek, ulaşımda %20 indirim yapılacaktır.

Dokuzuncusu pozitif belediyeciliktir.

Çocuklar, gençler, kadınlar, yaşlılar, yoksullar hizmet listesinin öncelikli grupları olarak öne çıkarılacaklardır. Her grup için hayatlarını kolaylaştıracak, üretime katılmalarını sağlayacak, daha iyi eğitim imkanları dahil pek çok proje gerçekleştirilecektir.

Geleceğimizin umudu çocuklar, bayrağı devralmaya hazırlanan gençler, ahlaklı toplumun mimarı kadınlar, mazimiz, hayat tecrübemiz , örf adetimiz ,  baş tacımız yaşlılar , inancımızın imanımızın imtihanı olan öksüz ve yetimler daima yanında yer alacağımız kesimler olacaktır.

Görüntünün olası içeriği: 14 kişi, Sever Hüseyin dahil

Onuncusu Engelsiz belediyeciliktir.

Pozitif ayrım yaptığımız engellilerimizi ayrı bir noktaya koyuyoruz.

Onların yanında olmak, hayata, üretime katılmalarını, mutlu olmalarını sağlamak konusunu çok önemsiyoruz.

Her projemizde mutlaka onların varlığını göz önüne alacağız. Türkiye’de ilk defa her belediyemiz kendi engelli çalışan sayısının 2 katı kadar arkadaşımızı istihdam edecek ve böylece bir nebze de olsun adaleti tesis etmeye çalışacaktır.

On birincisi çevreci belediyeciliktir. Çevrecilik lüks değildir. Köyümüze, kentimize ve esasen gezegenimize sahip çıkmak insan olmanın gereğidir. Kişi başına yeşil alan miktarında hedefimiz dünya standartlarını yakalamaktır. Atıkların geri dönüşümüne azami özen gösterilecek, kent estetiğine dikkat edilecek, insanlığın ortak malı olan su ve enerji tüketiminde tasarruf teşvik edilecektir. Hayvanlara , bitkilere , kısaca tüm canlılara saygı temel prensibimiz olacaktır.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Nizamettin Halıcıoglu ve Muhittin Yazgan dahil, takım elbise

On ikincisi, dürüst ve doğru belediyeciliktir. Bizler vatandaşımıza karşı samimi olacağız. Her harcama sadece hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve vicdani çerçevede yapılacaktır. İhaleleri milletimizin gözü önünde yapmak ,  hesap vermek bu anlayışımızın tezahürü olacaktır. Kaynaklar çarçur edilmeyecektir.Belediyenin tüm imkanları en üst düzeyde halkın hizmetine sunulacaktır.

On üçüncüsü güven veren ve güvenliği tam manasıyla sağlayan belediyeciliktir. Güvenlik güçlerimizle koordinasyon içinde çalışılacak , yapacağımız projelerle güvenli parklar, güvenli mahalleler ve güvenli şehirler inşa edilecektir.

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, Şuayip Yıldız dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve takım elbise

On dördüncüsü kalkınmacı belediyeciliktir. Bizler, yerel kalkınmanın belediyeler üzerinden hayata geçirileceği bir modeli uygulamaya koyacağız. Esnafın, işadamının önündeki engelleri kaldırmakla kalmayacak, işlerini büyütmeleri noktasında destek vereceğiz. Daha da önemlisi hayata geçireceğimiz her proje ticareti geliştirecek, milletin evi ve arsası dolaylı olarak değer kazanacaktır

On beşincisi ahlakçı ve eğitimi önceleyen belediyeciliktir. Büyük Birlik Partisi çocukların ve gençlerin hayallerine ortak olacak, onları hayallerine ulaştıracak eğitim destekleri sağlayacaktır. Milli ve manevi şuura sahip , mutlu ve üretken bireyler ve aileler oluşturmak için programlar yapılacaktır. Toplumda artan şikayetlerden birisi de gayri ahlaki davranışların çoğalmasıdır. Büyük Birlik Partili belediyeler Müslüman Türk toplumunun ahlakını bozacak her türlü girişime karşı çalışma yürütecektir. Ahlaklı ve temiz bir topluma ulaşmak öncelikli hedefimiz olacaktır.

Mustafa Desteci Diyorki
#Sakarya‘da gerçekleştirdiğimiz bölge toplantımıza katılan tüm teşkilat mensuplarımıza,belediye başkan adaylarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Hayırlı mübarek olsun.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlarGörüntünün olası içeriği: 7 kişi, Ismet Ziya ve Irfan Baykara dahil, ayakta duran insanlar

 

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbiseGörüntünün olası içeriği: Mustafa Boğaz, takım elbise

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve takım elbise

 

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

SAKARYA

İLÇE BELEDİYESİ

KARASU

MEHMET İSPİROĞLU

HENDEK

TURGUT BABAOĞLU

KARAPÜRÇEK

CAVİT KARSLI

KAYNARCA

MUSTAFA BOĞAZ

PAMUKOVA

GÜRBÜZ PERTEV

ADAPAZARI

ERAY YEŞİLÇİMEN

AKYAZI

NAİM  YOLCU

SERDİVAN

AHMET  BİLGİLİ

ARİFİYE

HAKAN YAZICI

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbiseGörüntünün olası içeriği: 5 kişi, Sabriye Akcaoglu dahil, gülümseyen insanlar, takım elbiseGörüntünün olası içeriği: 8 kişi, Ali İlteriş Mete ve Ruhi Yıldırım dahil, kalabalıkGörüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlarGörüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Sabriye Akcaoglu dahil, gülümseyen insanlar, takım elbiseGörüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 12 kişi, Hasan Balaban dahil, ayakta duran insanlar, ateş ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 12 kişi, Resul Erdoğan Yılmaz ve Ümit Özdağ dahil, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 11 kişi, Fevzi Gürsoy dahil, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 14 kişi, Alattin Armutcuoglu dahil, gülümseyen insanlar

Görüntünün olası içeriği: 11 kişi, Fevzi Gürsoy dahil, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, gülümseyen insanlar, takım elbise

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, açık hava

Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise ve yakın çekim

Okulda çocukları bekleyen 22 tehlike

Okulda çocukları bekleyen 22 tehlike

Okullarla ilgili medyada yer alan olumsuz haberler, velileri tedirgin ediyor. Bu yüzden anne babaların okullarda dikkat ettiği konuların başında güvenlik geliyor. Maalesef okullar, yurtlar, kurslar potansiyel çocuk tuzaklarıyla dolu. Binaların fiziki koşullarından çevredeki uyuşturucu tehlikesine kadar dikkat edilmesi gereken birçok konu var.

Çocuğunuzu Koruyun kitabının yazarı Mehmet Yaşar Durukan, eğitim kurumlarında çocukların ölümüne, yaralanmasına ve engelli kalmasına neden olan başlıca kaza ve olaylar hakkında şu bilgileri verdi:

KAÇIRILMA, UYUŞTURUCU, HARAÇ

Çocuğunuz okula servisle gitmiyorsa, kaçırılma riskine karşı çocuğunuzu okula bırakın ve çıkış saatinde de alın. Böylece okul çevresinde yuvalanan haraç ve uyuşturucu çetelerinden çocuğunuzu korumuş olursunuz.

OKUL KAPISI

Okulların kapıları ağırdır ve genellikle elektrikle çalışır. Görevliler kumandaya basarak kapının açılmasını – kapanmasını sağlar. Ancak görevli çocuğunuzu görmeden kapıyı kapatırsa çocuğunuz sıkışarak ölebilir. Bazen de onlarca kilo ağırlığındaki bu devasa kapılar çocukların üzerine düşerek ölümüne neden oluyor. Çocuğunuza okul kapısıyla oynamamasını ve kapıdan uzak durması gerektiğini öğretin.

DOLAPLAR YATAY OLMALI

Çocuklar okullarda devrilen dolapların altında kalarak ölüyor. Sınıflardaki ve koridorlardaki dolaplar dikey değil yatay olmalı. Tüm dolaplar duvara monte edilerek devrilme riskleri ortadan kaldırılmalı.

SIRA, MASA, SANDALYE

Çarpma ve düşmelere karşı sıra, masa ve sandalyelerin köşeleri sivri olmamalı. Sivri ise yumuşak köşelikler takılmalı.

SINIF KAPISI

Anasınıflarında ve birinci sınıflarda kapı kolları çocukların göz hizasındadır. Kapıların aniden açılması, kapanması gibi durumlarda çocuklar gözünden yaralanmakta ya da kör olmaktadır. Kapı kolları ya daha yükseğe ya da daha alçak bir yere konulmalı. Veya bu sınıfların kapılarının açılıp kapanmasına başka bir formül bulunmalı. Örneğin yana açılabilir. Çocukların kapıyla oynamaması için kapı sabitleme kilit sistemleri kullanılarak kapı, teneffüs sırasında açılıp duvara sabitlenmelidir.

TUVALET – LAVABO

Tuvalete yalnız gönderilen anaokulu öğrencisi, üzerine lavabonun devrilmesi sonucu ağır yaralanabilir ya da hayatını kaybedebilir. Özellikle anasınıfı ve ilkokul birinci sınıflarda lavabolar düşme tehlikesi göz önüne alınarak demir destekli veya ayaklı yapılmalı. Sadece iki vida ile duvara monte edilmiş olması o lavaboyu güvenli hale getirmiyor. Birçok anaokulundaki ve ilkokuldaki lavabo, çocuklara uygun sağlamlıkta ve boyutta değil. Çocuğunuzu anaokuluna ve ilkokul birinci sınıfa yazdırırken, lavaboları tek tek kontrol edin. Lavabo, klozet ve pisuvarların çocuğunuzun boyuna göre olup olmadığına bakın. Ayna kırıldığında parçaları dağılıp çocuğunuza zarar vermemeli. Aynalar da camlar gibi filmli olmalı. Filmli cam kırıldığında dağılmaz. Yerler ıslak olmamalı. Çocuklar ıslak zeminde kayarak ağır yaralanabilir.

LABORATUVARLAR

Okullarda sık sık deney sırasında patlamalar olur ve çocuklar yaralanır. Kiminde yanıklar meydana gelir kimisi de gözlerini kaybeder. Açıkta bırakılan civalar çocukları zehirler. Laboratuvarlardaki bu kazalar basit önlemlerle engellenebilir. Öğrencilere deney sırasında koruyucu gözlük, eldiven verilmesi bile birçok kazayı yaralanmadan atlatmalarını sağlayacaktır. Ayrıca birçok okuldaki laboratuvar, çocukların boyuna uygun değil.

BALKON, PENCERE, MERDİVEN

Çocuğunuz çok katlı bir okulda eğitim görüyorsa balkon, merdiven ve yangın merdiveni aralıklarını kontrol edin. Geniş boşluklar varsa çocuğunuz düşebilir. Çocuğunuz merdiven korkuluklarının üzerine çıkarak kaymaya çalışırken boşluğa düşebilir. Bu alanların file ya da ağlarla kapatılmış olduğundan emin olun. Balkon ve pencerelerde de düşmelere karşı gerekli önlemlerin alınıp alınmadığına mutlaka bakın. Mesela gelişmiş ülkelerde balkon yüksekliği en az 92 cm, korkuluklarının aralıkları ise 10-15 cm’dir.

ELEKTRİK TEHLİKESİ

Özellikle anasınıfı ve birinci sınıfların öğrenim gördüğü sınıflarda prizlerin evinizdeki gibi çocuk güvenlik aparatlarıyla kapatılmış olduğundan, gevşek ve sarkan prizlerin tamir edildiğinden emin olun. Koridorlarda ucu açıkta kablolarda, okul bahçesindeki ve bahçe kenarındaki aydınlatma direklerinde elektrik kaçağı olabilir. Aydınlatma direklerinin zemine yakın kısımdaki kapaklarının kapatılması için yetkilileri uyarın. Çocuğunuza bu kapaklarla oynamaması ve kablolara dokunmaması gerektiğini öğretin. Nedense aydınlatma direklerinin sigortasının, açma kapama şalterinin bulunduğu kapaklı bölüm, çocukların ulaşabileceği yüksekliktedir. Kapakları da genellikle açıktır. Yerden 15-20 santim yüksekte olan bu tehlikeli kısımların daha yükseğe alınması gerekiyor.

DEVRİLEN KALELER

Okullarda en çok çocuk ölüm nedenlerinden biri taşınabilir kalelerdir. Herhangi bir yere sabitlenmeyen onlarca kilo ağırlığındaki bu kaleler, devrilerek çocukların ağır yaralanmasına ve ölümüne neden oluyor. Bazı durumlarda sabit kale direkleri de devrilerek acı sonuçlara yol açıyor.

ÇARPIŞMA

Okulda çocukların sık sık yaşadığı kazalardan biri de çarpışmadır. Bu sorunun en büyük nedeni mimari. Travmaya ve ağır yaralanmalara neden olan çarpışmaları önlemenin yolu okul binalarının köşelerini daha oval yapmaktan geçiyor. Keskin köşelere sahip binalarda köşelere çeşitli bariyerler koyarak çocukların çarpışmaları önlenebilir.

OYUN PARKI

Çocuk parklarındaki gibi okul bahçelerindeki salıncaklar da kaydırak ve diğer bölümlerin hemen yanına kurulduğu için çok sayıda kaza meydana gelir. Salıncaklar adeta tuzak gibidir. Kaydırağa çıkmak isteyen çocuk salıncakların önünden geçmek zorundadır. Geçerken de hızla sallanan çocuklardan birine hedef olur. Veya kaydıraktan kayan çocuk, salıncakta sallanan çocukla çarpışır.

Salıncakların ahşap, plastik ya da metalden yapılan oturak kısmının çocukların genellikle başına çarpmasıyla ağır yaralanmalar meydana gelir veya ölüm olayı gerçekleşir. Beyin sarsıntısı geçiren birçok çocuk da engelli kalır.

Bu ölümcül kazaları engellemenin iki basit yolu vardır. Birincisi, salıncakları kaydırakların ve diğer oyun alanlarının uzağına kurmak. İkincisi, salıncakların çevresini en az 50 santimetre yüksekliğinde bariyerle çevirmek. Bu basit ama hayat kurtaran iki önlem, ne belediyelerin, ne okulların ne de özel kuruluşların yaptığı parklarda alınmıyor. Çocuklar yaralanmaya ve ölmeye devam ediyor.

Okullardaki çocuk parklarında da bir standart olmadığı için bazı parklarda kaydıraklar çok yüksek yapılabiliyor. Bu yükseklikten düşen çocuklar baş üstü yere çakılarak ağır yaralanıyor.

En büyük sorunlardan biri de oyun alanlarının yaş gruplarına göre ayrılmamış olması. Büyük çocukların kaba ve dikkatsiz davranışı sonucu küçük çocuklar yaralanmaktadır. Çocuklar yaş gruplarına göre teneffüse çıkmalı ya da oyun alanları kesinlikle yaş gruplarına göre bariyerlerle ayrılmalı.

ÇUKUR, ŞANTİYE, İSKELE

Çocuklar okul bahçesinde açılan ve gerekli güvenlik önlemi alınmayan çukurlara düşerek yaralanmakta ya da ölmekte. Okulda bir inşaat çalışması varsa çocukların bu alana yaklaşmalarını önleyecek sıkı güvenlik tedbirleri alınmalı.

BAHÇE KORKULUKLARI

Okulların etrafını çevreleyen demir korkuluklar genellikle standart dışı. Çoğu zaman öğrencileri başı bu demir korkuluklara sıkışmakta ve güçlükle kurtarılmaktalar. Bu korkulukların dikey çubuklarının aralıklarının 10-15 santimetreyi geçmemesi gerekiyor.

HAYAT KURTARAN O CİHAZ HER OKULDA OLMALI

Çabuk yorulma, ağlarken morarma, ani başlayan göğüs ağrısı, koşarken veya heyecan sonrası bayılma… Çocuğunuzda bu belirtilerden biri ya da daha fazlası varsa zaman geçirmeden doktora götürün.

Kalp hastalıklarında hayat kurtaran cihaza, “defibrilatör” adı veriliyor. Okullarda ve spor salonlarında en az birer adet otomatik defibrilatör olması gerekiyor. Batı ülkelerinde ani kalp durması nedeniyle bayılan çocuk ve erişkin hastalar için üretilmiş bu cihazların hayat kurtardığı görülmüştür. Uçaklarda da bulunan bu aletler çok pahalı olmayıp ambulans gelmeden kullanıldığında birçok hastanın yaşamı kurtarılabiliyor.

ÇOCUKLAR KOŞARKEN BOĞULMASIN

Çocukların en çok yaptıkları tehlikeli şeylerden biri de koşarken bir şeyler yiyip içmeleridir. Bu durum boğulmalarına neden olabilir. Üstelik okullarda acil tıbbi müdahale ekibi de yoktur. Bu durum ölümlere ya da kalıcı beyin hasarlarına neden olabilir.

OKUL ÖNÜNDE TRAFİK

Birçok okulun ana çıkış kapısının önünden yol geçiyor ve trafik yoğundur. Çocuklar, okuldan çıkıp yolun karşısında annelerini ya da babalarını görünce aniden yola fırlayarak araçların altında kalıp ölüyor. Çocuğunuza sizi gördüğünde yola fırlamamasını öğretin. Çünkü birçok sürücü, okul bölgesinde yavaşlamıyor. Sürücülerin büyük bir bölümü okul yolundaki hız limitine uymuyor. Saatte 60 km hızla meydana gelen bir kaza çoğu zaman ölümle sonuçlanır. 50 km hızla çarpmalarda ölüm oranı yüzde 70’tir. 30 km hızda ise ölümle sonuçlanan kaza oranı yüzde 10 oranında kalıyor. Düşürülen her 1 km hız, olası kazalarda ölüm riskini azaltıyor.

AKRAN ZORBALIĞI

Okullarda akran zorbalığı çok yaygındır. Bu zorbalık tecavüzlere, şantajlara kadar uzanıyor. Çocuğunuzun akran zorbalığına maruz kalıp kalmadığını anlamak için onunla her gün konuşun.

Birçok okulda ilkokul birinci sınıflar ile diğer sınıflar ayrı ayrı katlarda eğitim görüyor. Bu da zorbalık olaylarını azaltıyor. Ancak teneffüste birinci sınıflarla üst sınıflardaki öğrenciler aynı bahçeyi kullanıyor. Büyük öğrenciler, birinci sınıflara karşı şiddet uyguluyor. Bunun önüne geçilebilmesi için birinci sınıfların üst sınıflardan farklı saatlerde teneffüse çıkması ya da birinci sınıflar için bahçede bariyerle bölünmüş özel alan oluşturulması gerekiyor.

ÖĞRETMEN ŞİDDETİ

Çocuğunuzla her gün konuşun ve okulda neler olduğunu anlattırın. Vücudunda morluklar ya da yaralar varsa nedenini öğrenin. Öğretmenlerimiz baştacıdır ama bu güzel camianın arasından meslek onuruyla bağdaşmayan insanlar da çıkabiliyor. Çocuğunuz “öğretmen” şiddetine, cinsel istismarına maruz kalmışsa adli ve idari soruşturma başlatmak için hemen harekete geçin. Mücadelenizi medya ve sosyal medya aracılığıyla sürdürürseniz daha hızlı sonuç alırsınız.

KANSEROJEN ÜRÜNLER

Okul alışverişi sırasında tehlikeli kimyasallardan yapılmış okul çantası, beslenme çantası, suluk, silgi, kalem ve her türlü okul malzemesi almayın. Kokulu ve plastik oyuncaklarda emme, soluma, deri ve göz teması halinde zehirlenme, alerjik reaksiyon gibi tehlikeler olabilir. Kalite farkını anlamanız pek kolay değil. O yüzden markalı ürünleri güvenilir yerden satın alın.

KANTİN

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun çocukların tüketmemesi gereken gıdalarla ilgili hazırladığı ‘kırmızı’ listeye, devlete ait ya da özel kimi anaokullarında uyulmadığı belirlendi. Oysa; gazlı içecekler, aromalı içecekler (soğuk çay), kolalı içecekler, kızartmalar, cipsler, tüm çikolata ürünleri, tüm şeker ve şekerleme ürünleri (jöle şekerleme, sert şekerleme), gofret, kekler ve pastalar (yaş pastalar, ekler, kruvasan, donut, parfe, mozaik pasta, muffin, cupcake), hamurlu şerbetli tatlılar ‘kırmızı’ listeye alındı ve bu ürünlerin okul kantinlerinde satışı yasaklanmıştı.

Okul öncesi ve okul çağındaki çocuklara yönelik menülerde süt, ayran, gerçek limonata, haşlanmış yumurta, zeytin, söğüş salata, menemen, bitki çayı, bal, mevsim meyveleri gibi gıdalara yer verilmesi gerekiyor. Tatlı önerileri arasında ise kek, doğal limonata, doğal meyve suyu, muhallebi, cevizli kurabiye gibi gıdalar var. Ancak bazı anaokullarının menülerinde son derece ucuza satılan hazır meyve suları, kola, elma şekeri, kendine yer bulabiliyor. Bu durum, özel günlerde daha da raydan çıkabiliyor. Okul kantinlerini yakından gözetleyin ve bu ürünler satılıyorsa yetkilileri uyarın.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı ve yakın çekim

OKUL GEZİLERİ FACİASI

Okul, yurt, Kur’an kursu gibi eğitim kurumlarının, yarıyıl veya yıl sonu gezilerinin, pikniklerinin birçoğu faciayla sonuçlanabiliyor. Kötü ve ucuz servisler kiralandığı için çocuklar, trafik kazalarında ölürler.

En çok yaygın diğer ölüm şekli ise suda boğulmadır. Yüzme bilmeyen çocuklar hatta öğretmenler, nehirde, gölde, denizde boğulurlar. Çocuğunuzu geziye götürecek kişiler, yetkililer size güven vermiyorsa iç sesinizi dinleyin ve çocuğunuzu göndermeyin.

İmaj Fabrikası Yayınları’ndan çıkan Çocuğunuzu Koruyun isimli kitapta, çocukların ev içinde ve ev dışında 300 çeşit kaza ve olayla karşı karşıya olduğu belirtilerek, 0-12 yaş aralığındaki çocukları korumanın yolları anlatılıyor. Çocuklar, Türkiye’de 300, ABD’de 70 şekilde ölüyor, yaralanıyor ya da engelli kalıyor.

Ayşem Sargın, YASED’in yeni başkanı oldu

YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldı

Ayşem Sargın, YASED’in yeni başkanı oldu

YASED’in 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Genel Kurul Toplantısı’nda, YASED’in yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi yapıldı, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Boeing Türkiye Genel Müdürü ve Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın seçildi.

YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Genel Kurul’da derneğin yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri belirlendi. Yeni Yönetim Kurulu’nun ilk toplantısında, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Boeing Türkiye Genel Müdürü ve Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın seçildi. Başkan Vekilliğine SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov ve Başkan Yardımcılıklarına PwC Türkiye Başkanı Haluk Yalçın, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ile PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Levent Yüksel seçildi.

Varank: “YASED ülkemizin kalkınmasında önemli rol oynuyor”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YASED Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada;‘’Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin memnuniyetini yaşıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.Üretimde, ihracatta ve istihdamda büyük rol oynayan YASED üyeleri, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına ciddi katkılar sunuyor. Türkiye’nin yurtdışı tanıtımında da gönüllü elçilik fonksiyonu gören YASED, hem ekonomi diplomasisi hem de yumuşak güç (soft power) anlamında elimizi kuvvetlendiriyor. Bu çatı kuruluşumuz, ülkemize yapılan doğrudan yatırımların yaklaşık yüzde 85’ini temsil ediyor. Ciddi bir güç, önemli bir sorumluluk. Görevini bugün devredecek olan Sayın Ahmet Erdem, sahip olduğu bu sorumluluğu 4 yıl boyunca başarıyla sürdürdü. Yoğun ve özverili çalışmaları sayesinde, YASED’in ortak işbirlikleri ve muhataplarında oluşturduğu algı daha da güçlendi.Tüm katkıları için kendisine teşekkür ediyor, seçilen yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerine şimdiden başarılar diliyorum. Onların bu bayrağı daha da ileri taşıyacaklarına hiç şüphem yok” dedi.

Uluslararası doğrudan yatırımların kalkınma sürecinde üstlendiği kaldıraç fonksiyonunun hükümet olarak farkında olduklarını belirten Varak, sözlerine şöyle devam etti: “ Yatırım dostu bir ortamı sağlamak her zaman Hükümetimizin öncelikleri arasında yer aldı. Önceliklerimizi belirlerken, kamuda koordinasyonu en üst seviyede sağlayıp, özel sektör paydaşlarımızla her daim yakın dirsek temasında bulunduk. Yatırımcılarımızın karşılaştıkları idari engelleri bertaraf ederek, rekabet gücümüzü artıracak politikalara odaklandık. İşte bu noktada, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulumuz işbirliğini yönlendirme, yürütme ve sonuçları takip etme görevlerini başarıyla yürüttü. YASED, YOİKK üyeliğiyle her zaman yapıcı öneriler getiren önemli bir paydaşımız oldu. 7099 ve 7101 sayılı Kanunlarla şirket kuruluşu, inşaat izinleri ve tapu işlemleri, altyapı izinleri, dış ticaretin ve finansmana erişimin kolaylaştırılması alanlarında yapılan değişikliklerde YASED süreç boyunca ciddi katkılar sundu.Nitekim ortak çabalarımız karşılığını buldu.

Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksinde, 17 basamak birden ilerledik ve 43. sıraya yükseldik. Bu performansla en fazla reform gerçekleştiren 10 ülkeden biri olduk.Yeni Hükümet sistemiyle birlikte, geçmişte elde ettiğimiz tecrübelerin üzerine yenilerini ekleyecek ve yatırımcılarımızın karar alma süreçlerini hızlandıracak reformları hayata geçireceğiz.

Kaliteli yatırımların ve daha fazla doğrudan sermayenin artması için Haziran 2012’den bu yana teşvik sistemimiz yürürlükte. Bu sisteme ek olarak, ülkemiz için kritik önemi haiz ve teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımlara yönelik proje bazlı bir destek sistemini kurduk.”

Varank: “Türkiye’de Ar-Ge merkezleri açın”

Yenilenebilir enerji, metalürji, petrokimya, ilaç, biyoteknoloji ve nanoteknoloji, hafif raylı sistemler, kara-hava ve deniz savunma sistemleri, uzay ve havacılık teknolojileri, bilişim ve haberleşme gibi alanlardaki yatırımların proje bazlı teşviklerle desteklendiğine dikkat çeken Varank: “Bu kapsamda 19 destek Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Yatırımların gerçekleşmesi sonucunda, cari açıkta yıllık 10 milyar dolara varan düşüşler görebileceğiz.Ülkemizde yüksek katma değer oluşturacak ve teknoloji seviyemizi yukarı çekecek yatırımlarınızı artırmanızı bekliyoruz. Hukuki öngörülebilirlik, gereksiz bürokrasinin azaltılması ve sunduğumuz finansal teşviklerle sizlere her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz. 16 yıl boyunca uyguladığımız politikalarla, ülkemizi üretken yatırımlar için çekim merkezi haline getirmeyi hedefledik. Bunda başarılı da olduk. 1990-2002 yılları arasında ülkemize giren doğrudan uluslararası yatırım tutarı sadece 13 milyar dolarken; 2003-2018 döneminde 204 milyar dolarlık bir doğrudan yatırım girişi gerçekleşti.Güçlü bir performansa imza attık. Ancak, bunun çok daha ötesine geçebileceğimizi düşünüyorum. Küresel doğrudan yabancı yatırımlardan aldığımız pay hala yüzde 1’in altında. Bu oranın mutlaka artırılması gerek. Rüştünü ispat etmiş, her türlü zorlu teste karşı güçlenerek çıkmış bir Türkiye var. Siyasi istikrar, jeopolitik avantajlarımız, yatırım ekosistemimiz ve dinamik işgücümüz en önemli artılarımız. Mevcut üretim kapasitenizi artırmaya odaklanın, gönüllü elçilik faaliyetlerinizle ülkemize yeni yatırımcıların kazandırılmasında bize yardımcı olun. Ülkemizde Ar-Ge merkezleri açarak, nitelikli beşeri sermayemizle ortak projeler gerçekleştirin. Teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarında işbirliklerimizi bir üst seviyeye çıkaralım” diye konuştu.

Varank: “Türkiye’de girişimciliğe daha fazla yatırım yapın”

Türkiye’ye daha çok doğrudan yatırım kazandırılması konusunda YASED’e çağrıda bulunan Varank, şunları söyledi “ YASED’den özel bir ricam var. Türkiye’de girişimcilik ekosistemini yüzde 90’a varan oranlarda devlet fonluyor. Sizler de farkındasınız, ülkemiz bilimsel ve teknoloji tabanlı girişimlerde müthiş bir potansiyele sahip. Zaten gün geçtikçe uluslararası sermayenin Türkiye’de daha fazla Ar- Ge yatırımına yönelmesi bu potansiyeli görmelerinden. Bizde sermaye sahipleri biraz geleneksel anlayıştalar. Elbette onları da dönüştürmek için gayret ediyoruz. Ama siz gerek kendi içinizden gerekse temsil ettiğiniz şirketlerin bu alandaki fonlarından Türkiye’de girişimciliğe daha fazla yatırım yapabilirsiniz. Emin olun buradaki fırsat penceresiyle yakalayacağınız başarılardan çok memnun kalacaksınız. Küresel rekabette daha üst sıralara tırmanmak istiyoruz, bunun da yüksek katma değerli ürün ve hizmetlerin üretimiyle mümkün olduğunu biliyoruz. “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonunu bu amaçla ortaya koyduk. Ürünün Ar-Ge’sinden başlayıp ticarileşmesine kadar varan tüm süreçleri destekleyerek, Bakanlığımız politika araçlarını bütünsel bir yaklaşımla uygulayacağız. Gelin sizler de vizyonumuzun bir parçası olun. Türkiye’de üretim yapan tüm firmalar, milliyetinden bağımsız olarak, bizim için yerlidir, millidir. Üretim süreçlerinizde, yurt içi tedarikçilerden daha yoğun ve verimli bir şekilde yararlanıp, yerli katma değeri artırmaya odaklanın. Daha güçlü bir sanayi altyapısı kurmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Geçtiğimiz hafta yönetmelik değişikliği yaparak, OSB’lerin daha yatırım dostu üretim alanları olmasının önünü açtık. Organize Sanayi Bölgeleri ve Endüstri Bölgelerimiz siz değerli yatırımcılarımızı bekliyor.Ekonomik hedeflerimiz doğrultusunda, özel sektörün iş fırsatlarını artırmak ve çeşitlendirmek adına Bakanlığımız ve kabinemiz tüm gücüyle çalışmayı sürdürüyor. Daima özel sektöre hareket kabiliyeti kazandıracak ve daha verimli çalışmasını teşvik edecek düzenlemeler yapmanın peşinde olduk, bundan sonra da aynı yaklaşımı sürdüreceğiz Bu çalışmalarda istişare kültürünün ve ortak aklın işleri ne denli kolaylaştırdığını biliyoruz. Açık ve şeffaf iletişim başarının en temel unsurları. Bu anlayışla hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Genel Kurulun tekrar hayırlı olmasını diliyor, yeni Yönetim ve Denetim Kurulunu tebrik ediyor, hepinizi muhabbetle selamlıyorum.“

Erdem: “Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarına katkı sunuyoruz”

YASED Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 4 yıldır başarıyla sürdüren Ahmet Erdem,yaptığı konuşmada, YASED’in geçtiğimiz dönemlerdeki faaliyetlerini değerlendirdi: “2015-2018 yılları arasında YASED’in stratejik olarak önceliklendirdiği alanlara odaklandık. Ülkemizin sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve öngörülebilir bir yatırım ikliminin oluşturulması adına çok önemli çalışmalarımız oldu. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu makro ekonomik ve yapısal reformlar, vergi ve teşvikler sisteminin daha da rekabetçi konuma getirilmesi, nitelikli işgücünün artırılması, Ar-Ge ve inovasyon gibi çok önemli birçok alanda yapılan düzenlemelere katıldık, görüşlerimizi aktardık ve kamu ile bir çözüm ortağı olarak proaktif olarak çalıştık. Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Kanunu, Sınai Mülkiyet Kanunu, Uluslararası İşgücü Kanunu ile Ar-Ge ve Süper teşvikler konusundaki düzenlemeler bu çalışmalar sonucunda hayata geçirildi, bunun için de büyük özveri ile çalışan tüm bakanlıklarımıza, kamu kurumlarımıza ve üye şirketlerimize teşekkür ediyoruz.”

YASED’in Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi yönünde yaptığı çalışmalara da değinen Erdem, ‘‘YASED yönetim kurulunda bir dönem üye, iki dönem başkan olarak üç dönemi tamamladım. Önümüzdeki dönem Yönetim Kurulumuzda yer almayacağım. Yeni Yönetim Kurulumuza başarılar diliyorum. Başkanlığım süresince tüm paydaşlarımızla yatırım ortamının iyileştirilmesi, mevcut yatırımların verimliliğinin ve ülkemizin yatırım cazibesinin artması için mesai yapmaktan çok mutluluk duyduğumu belirtmek isterim” dedi.

Sargın: Türkiye’yi uluslararası yatırımlarda öncelikli ülke olarak konumlandıracağız

YASED‘in yeni Başkanı Ayşem Sargın yaptığı değerlendirmede, “Önümüzdeki dönemde, ülkemizin uluslararası doğrudan yatırım akışından hak ettiği payı almasına ve yatırımlarda öncelikli ülke olarak konumlandırılmasına yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla sürecek. YASED’in kamu başta olmak üzere tüm platformlarda temsil ve etkinliğini artırmak önceliğimiz olacak.Geçmişte olduğu gibi, gelecekte de ülkemiz ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yapısal reformların gerçekleştirilmesi konusunda öncül rol üstlenerek, hem kamu, hem de yatırımcılar için güçlü ve güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Daha fazla doğrudan yatırım çekerek ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamak, çalışmalarımızın odak noktası olacak. Bunun için gereken tüm yapısal reformları desteklemek üzere kararlı, koordineli çalışmalar yürüten ve çözüm önerileri üreten kuruluş olmayı sürdüreceğiz. YASED olarak, 2019-2021 döneminde de yoğun bir çalışma programı bizleri bekliyor. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin uluslararası yatırım ortamını daha da güçlendirmek üzere etkin sorumluluk alacağız. Bunu yaparken, başta YASED üyesi şirketlerimizin derneğimizde bir fiil katkı veren yaklaşık 1400 kişilik üst düzey yöneticisi olmak üzere, tüm paydaşlarımızla yakın işbirliği içinde çalışmayı hedefliyoruz ” dedi.

YASED’in 2019-2021 döneminde görev yapacak Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyeleri şu isimlerden oluştu:

YASED YÖNETİM KURULU

UNVANI

TEMSİL ETTİĞİ ŞİRKET UNVANI

Ayşem Sargın

Başkan

Boeing International Corporation Ankara Şubesi – Genel Müdür / Ülke Temsilcisi

Zaur Gahramanov

Başkan Vekili

Socar Turkey Enerji A.Ş. – CEO

Hüseyin Gelis

Başkan Yardımcısı

Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı / CEO

Ahmet Levent Yüksel

Başkan Yardımcısı

Fritolay Gıda San. ve Tic. A.Ş. (PepsiCo) – Kıdemli Başkan Yardımcısı Genel Müdür

Hüseyin Halûk Yalçın

Başkan Yardımcısı

PwC Yönetim Danışmanlığı A.Ş. – Türkiye Başkanı

Aslı Başgöz

Üye – Sayman

White & Case Europe Danışmanlık Hizmetleri Avukatlık Ortaklığı Şirket Ortağı

Antoine Aoun

Üye

Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. – Genel Müdür

Aykut Ferah

Üye

Sicpa Turkey Ürün Güv. San. ve Tic. A.Ş. – CEO

Cengiz Eroldu

Üye

Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. – Yönetim Kurulu Üyesi / CEO

Colman Deegan

Üye

Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.– İcra Kurulu Başkanı

Galip Alp Günvaran

Üye

Prometeon Turkey Endüstriyel ve Ticari Lastikler A.Ş. – CEO

İsmail İhsan Necipoğlu

Üye

Dow Türkiye Kimya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. – Türkiye ve Orta Asya Başkanı

Kıvanç Zaimler

Üye

Enerjisa Enerji A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı

S. Mete Hüsemoğlu

Üye

Abbvie Tıbbi İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti.– Genel Müdür

Murat Kansu

Üye

Microsoft Bilgisayar Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti. – Genel Müdür

Mustafa Seçkin

Üye

Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. – Türkiye, Orta Asya ve İran Yönetim Kurulu Başkanı

Osman Okyay

Üye

Kale Pratt & Whitney Uçak Motor Sanayi A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı

Özgür Soy

Üye

Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik San. ve Tic. A.Ş. – İcra Kurulu Başkanı / CEO

Sinan Şahinbaş

Üye

QNB Finansbank A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Tolga Gürkan

Üye

Allianz Sigorta A.Ş. – Yönetim Kurulu Üyesi / İcra Kurulu Başkanı

YASED DENETLEME KURULU

UNVANI

TEMSİL ETTİĞİ ŞİRKET UNVANI

E. Ethem Kutucular

Üye

Güney Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. (EY) – Şirket Ortağı / Yönetim Kurulu Üyesi

A. Güneş Söğütlüoğlu

Üye

DRT Bağımsız Denetim ve Serbest Muh. Mali Müş. A.Ş. (Deloitte) – Şirket Ortağı / Yönetim Kurulu Başkanı

Nesrin Tuncer

Üye

KPMG Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş.– Yönetim Kurulu Başkan Vekili

Mehmet Gürbüz"Akan Mazlum Kanlarının Tek Sorumlusu Haçlılardır"

Anadolu Ahi  Evran İş Adamları Genel Başkanı Mehmet Gürbüz’den Basın Açıklaması:

Başkan Gürbüz Diyor’ki

AKAN MAZLUM KANLARININ TEK SORUMLUSU HAÇLILARDIR BU SAVAŞIN TEK AMACI VARDIR HAÇ’IN HİLALİN KARŞISINDA GALİP GELMESİDİR BUİZ BU SAVAŞTA YERİMİZİ ALDIK HAÇ’IN KARŞISINDA HİLAL’İN BAYRAGININ ALTINDA SAVAŞACAĞIZ

Degerli dava arkadaşlarım ve degerli Anadolu Ahi Evran İş Adamlarına gönül vermiş kardeşlerim dünya yüzyılardır başlangıcı zda sonuda belli olamayn bşir savaş ın içerisnde yüzyılalardır kan ve göz yaşı ile bogulmuştur topraklarına bulaşmamış ve kan akmamış bir parçası yoktur dünya savaşlarının günümüze kadar süre gelen adeta bir kan davsına dönüştürülmüş bi tarafı vardır her gün akan kanın tek hesabı ve sorumlusu vardır oda kendilerine haçlı ismini takmış olan.Haç ın gölgesini takip eden bir zihniyetin intikam meaşlesini günümüze kadar hiç söndürmeden devam ettirmesidir,tarihin tozlu sahifelerine bir yolculuk yaparsak bu zihniyetin fikrini daha iyi anlaşılacagı ortaya çıkacaktır sanıyorum.

Haçlı Seferleri 1095 ve 1272 yılları arasında yapılan, Avrupalı Katolik Hristiyanların ve Papanın talebi, çeşitli vaatleri üzerine Müslümanların elindeki kutsal topraklar üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenlemiş oldukları seferlerdir.

Kilisenin Çıkarları, Diğer Adıyla “HAÇLI RUHU”1071 Malazgirt zaferinden sonra.

Türklerin Anadolu’ya girişi başta bütün Avrupa devletlerini rahatsız etmiştir. Haçlı seferleriyle birlikte Avrupalı devletlerin akıllarında bir yandan.Kudüs’ü ele geçirmek diğer yandan da Müslüman’ları Anadoludan ve Ortadoğu’dan kovmak fikri hakim olmuştur.

11.yüzyıl’ın Avrupa’sına baktığımızda şiddetli kuraklığın getirdiği açlık,sefalet, salgın hastalıklar ve artan nüfus oranı gibi problemler baş göstermiştir.

Öte yandan şehirlerinin yağmalanmasından bıkan insanlarda, can ve mal güvenliği endişesi oluşmuştur.

Bu da insanların doğunun zenginliklerine kavuşma hayalleriyle Haçlı seferlerine büyük ilgi göstermelerinde büyük etken olmuştur.

Aynı zamanda Avrupa’da feodal ailelerin birbirleriyle savaştığı, şövalyelerin adeta terör estirdiği büyük bir kaos dönemi yaşanmıştır.

Bu da o dönemde Haçlı seferlerine katılacak kontlar ve dükler için öncelikli hedefin maddi çıkar ve yeni topraklara sahip olabilme düşüncesini doğurmuştur. Bu şartlar Doğu’yu, Batı’nın gözünde bir cennet haline getirmesi ve Doğu’yu hazine olarak görmesi için yeterli sebep olmuştur.Haçlı seferleri, aslında İspanya’dan ve Portekiz den Müslümanların atılması için başlatılan

<<Reconqista (Yeniden Fetih)’ hareketinin başlamasıyla doğmuştur>>.

.Hristiyanların ve Krallıkların ortak düşmanları haline gelen Müslümanların, elindeki şehirleri almak için başlatılmış ve 9. yüzyıldan 15. yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür.

Papa Doğu Hristiyanlarını kontrol altında tutmak ve Avrupa’nın içinde bulunduğu krizden kurtulmasını istemiştir.(1095 )de toplanan Clermont Konsilin’de Papa, Hristiyanların Kudüs’ü ve Doğu topraklarını ele geçirilmesi , özellikle de Kudüs’ün kurtarılması yani Kutsal toprakların Müslümanların hakimiyetinden alınması amacıyla başlatılan Haçlı Seferi’nin ilkidir.Kutsal savaşa (Haçlı Ruhu) davet etmiştir.

Papa, savaşa katılacaklara dünyevi ve uhrevi pek çok vaatte bulunmuştur.

Burada papanın bu savaş a katılasına teşvik etme çabasının altında zengin ve geniş toptaklar’da hakimiyetinin tarafından başlatıldığı kabul edilmektedir. Hristiyanlar tarafından tarafından bu sefer devamı nı saglamsı için bir fırsat görmüştür. .

İki safhadan oluşan bu haçlı seferinde sefere katılan birinci grup birlikler genellikle sırf din aşkı için savaşmayı göze almış farklı sınıflardan oluşan halktan kişiler olmuştur.İkinci grup ise birinci grubun tam aksine çok düzenli soylu kişiler tarafından seçilmiş profesyonel birliklerden kurulmuştur

Şemsettin Duman Hız Kesmeden Çalışmalara Devam ediyor.

İYİ Parti Erenler Belediye Başkan Adayı Şemsettin Duman Hız Kesmeden Çalışmalara Devam ediyor.

Belediye Başkanı Duman;

Seçim çalışmalarına Emirler ve kamışlı kahvehaneleri ile devam etti.

mahalle sakinlerine kendisini tanıtmak için geldiğini söyleyen Duman kendini tanıttıktan sonra mahalle sakinlerinin sıkıntılarını dinledi ve şu sözü verdi

Şayet seçilirsek Erenleri siz Erenler Sakinleri ile yöneteceğiz ayda 1 sefer olmak üzere bütün mahallelerden vatandaşları davet edeceğiz ve sorunları dinleyeceğiz

buda bizim halk meclisimiz olacak ve bir sonraki ay geldiklerinde ilk sefer belirttikleri sorunlar çözülmüş veya çözülüyor olacak kapım daima açık olacak kimseden randevu almak zorunda kalmayacaksınız sizin içinizden ve sizden biriyim dedi.

MEYDAN Mahallesi Muhtar Adayı Mahmut Uzun...

MEYDAN Mahallesi Muhtar Adayı Mahmut Uzun…

MEYDAN MAHALLESİ MUHTAR ADAYI OLARAK HALKIMIZI KUCAKLADIK….

RABİM TÜM HALKIMIZDAN ALLAH RAZI OLSUN……

MEYDAN MAHALLESİ MUHTAR ADAYI MAHMUT UZUN…

MAHAALEMİZ İÇİN PROJELERİM….

1.SOKAK GÜVENLİĞİ PROJESİ

2.YAŞLI ve HASTALARIMIZ İÇİN KURYE HİZMET PROJESİ

3.PARK ve YEŞİL ALANLARIMIZIN KORUNMASI İÇİN PEYZAJ PROJESİ

4.KÜLTÜR GEZİLERİ PROJESİ

5.MEYDAN KART PROJESİ.(Seyehat .Gıda.kuaför.vb )

6.ÇÖP KONTEYNIRLARIMIZIN YAPAY ÇİMLE KAPLANMASI

7.KARDEŞ MAHALLE PROJESİ

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, sakal ve yazı

Meydan Mahallesi Muhtar Adayı Olarak Şimdi Bana Soruyorullar…
Yaşlı ve Hastalarımıza Sağlık Bakımını nasıl Sağlıyacaksın….

Ben annem den Babam dan biliyorum ki…Hasta Olan O kadar Yaşlı ANNE ve BABALARIMIZ var.

Yardıma muhtaç olan Yaşlı ve hasta insanlar var
O İnsanlara yardım etmek benim boynumun ve müslümanlığımızın borcudur…

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yazı

 

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, sakal ve yazı

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar

Birecik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Orta Fırat bölümünde Şanlıurfa iline bağlı 96.000 nüfuslu bir ilçe merkezidir.

Fırat ırmağının eskiden sadece doğu kıyısındayken son yıllarda her iki kıyısı üzerinde, deniz seviyesinden 450 metre yükseklikte kurulmuştur.

Birecik Şanlıurfa’ya 83, Gaziantep’e 63 km uzaklıktadır.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, sakal

Abidin BİRİNCİ; “Dürüst olmak gerekirse Adapazarı’na Saadet gerek”

Adapazarı’nda Abidin BİRİNCİ; “Dürüst olmak gerekirse Adapazarı’na Saadet gerek” diyerek çalışmalarına başladı…

Birinci esnaf ve vatandaşlarla buluştu

“Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” diyerek yola çıkan Saadet Partisi Adapazarı Belediye Başkan Adayı Abidin Birinci; seçim çalışmalarına start verdi.

Esnaf ve vatandaşın sevgisiyle karşılandı

“Herkesin derdi ile dertleneceğiz. Halkımız ile bütünleşeceğiz” diyerek, seçim çalışmalarına start verdiği ilk gününde gündüz Ankara Caddesi’nde esnafı ziyaret eden Saadet Partisi Adapazarı Belediye Başkan Adayı Abidin Birinci; akşam saatlerinde ise merkez bağlı Karaköy, Taşlık ve Çökekler Mahalleleri’nde vatandaşlarla buluştu. Esnaf ve vatandaşın sevgisiyle karşılanan Saadet Partisi Adapazarı Belediye Başkan Adayı Abidin Birinci; Ankara Caddesi’nde esnafın sorunlarını dinleyerek, adeta onlarla dertleşti.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık havaGörüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, ayakkabılar ve sakal Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve iç mekan Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, ayakta Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık havaGörüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlarGörüntünün olası içeriği: 5 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbiseGörüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve iç mekanGörüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, ayakkabılar ve açık hava

BİRİNCİ: “İşi ehline vereceğiz”

“Dürüst olmak gerekirse Adapazarı’na Saadet gerek” diyen Birinci; “Saadet Partisi Kadroları ile Milli Görüş Belediyeciliği’nin milletimizin,  ‘Saadet’ ve ‘Selameti’ için var gücümüzle çalışacağız. Her konuda “Adil olacağız. Yolsuzluk ve israfa geçit vermeyeceğiz. Bize emanet edilen mali imkanlara ve mülke yetim malına sahip çıkar gibi ‘sahip çıkacağız.’ Kapımız, her zaman ve herkese ‘açık olacak.’  Hesap verebilir ve ‘Şeffaf olacağız.’ İmar uygulamalarında hiç kimseye ‘Haksız rant sağlamayacağız’ dedi.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Fehmi Duman dahil, gülümseyen insanlar

Fotoğraf açıklaması yok.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

İsmail Kılıç"Yeniden Güçlü Adapazarı İçin Yola Çıktık"

Yeniden Güçlü Adapazarı İçin Yola Çıktık

CHP Adapazarı Belediye Başkan Adayı İsmail Kılıç, düzenlediği basın toplantısı ile seçim çalışmalarının startını verdi. Kılıç, “Biz “Yeniden Güçlü Adapazarı” için insanlarımızın yüzlerini güldüren önce ekonomik sonra sosyal projeleri hayata geçirmeyi kendimize görev sayıyoruz” dedi.

SEÇİM STARTI

CHP Adapazarı Belediye Başkan Adayı İsmail Kılıç dün düzenlediği etkinlikler ile seçim çalışmalarına resmen start verdi. Kılıç ilk olarak, Sen Otel’de düzenlediği basın toplantısı ile projelerini ve hedeflerini açıkladı. Düzenlenen basın toplantısına CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, CHP PM Üyesi Ayça Taşkent, Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır ve Adapazarı İlçe Başkanı Fatma Kurtuluş ile partililer ve basın mensupları katıldı.

SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYECİLİK

Toplantısının açılış konuşmasını yapan Adapazarı İlçe Başkanı Fatma Kurtuluş, “24 Haziran seçimlerinden sonra aday çalışmalarımıza başladık. 2 ay önce aday belirleme çalışmalarını bitirdiğimizde İsmail Kılıç ile parti örgütlerimizin kararı ile yola çıkmıştık.

Geçtiğimiz hafta da Parti Meclisimiz de bu kararımızı onayladı. Adapazarı’nda geçmiş dönemde sosyal demokrat belediyeciliği gösterdik. Bundan dolayı Adapazarı ilçesinde iddialıyız. 16 ilçeden en büyüğü ve en büyük hizmeti alması gereken Adapazarı hizmet fakiri haline gelmiştir. Ben adayımız İsmail Kılıç’a güveniyorum. Tüm örgütlerimizle hep beraber çalışarak Adapazarı’nda Martın sonundaki baharı yaşayacağız” dedi.  CHP Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır, “Ben her zaman yanındayım. Sosyal demokrat belediyeciliğe Adapazarı’nın ihtiyacı var. İsmail Kılıç bu işi en iyi yapabilecek isimlerden biridir. 31 Mart’ta İsmail Kılıç’ın kolunu ‘Adapazarı Belediye Başkanı’ olarak kaldırmak için sabırsızlanıyorum. Yolun açık olsun kardeşim” diye konuştu.

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

ADAPAZARI’NDA BİR MEŞALE YANACAK

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise şunları kaydetti: “ Bu seçimde Sakarya’da bildiğiniz gibi İyi Parti ittifakı ile giriyoruz. Büyükşehir Belediye Adayımız Sayın Cihan Kolip’tir. Büyükşehir Belediye Adayımızı yürekten destekliyoruz.

Biz bu süreçte oturduk ve konuştuk. Ülkeyi birlikte yönetmek istiyoruz dedik. Bugün AKP, MHP, CHP, İyi Parti, HDP zamanı değil. Bugün vatan, millet, gelecek, değerlerimiz, özgürlük duygusu için birlikte yola çıkma zamanı. Merkezde kendi adayımızla, birlikte karar aldığımız ilçelerde birbirimizin adayları yani milletimizin hak ettiği adayları destekleyeceğiz. Adapazarı’nda partimizin adayı Sakarya’nın hak ettiği bir isim olan İsmail Kılıç’tır.  Değerli kardeşim İsmail Kılıç, sadece Adapazarı’nın belediye başkanı olmayacak. Burada bir meşale yakarak, Sakarya’da belediyecilik nasıl yapılıyor gösterecek.”

YENİDEN GÜÇLÜ ADAPAZARI

Son olarak kürsüye gelen CHP Adapazarı Belediye Başkan Adayı İsmail Kılıç ise bugün seçim startını resmen verdiklerini ifade ederek, “31 Mart akşamına kadar gecemizi gündüzümüze katarak Sakarya’nın en büyük ilçesi Adapazarı’nda çalınmadık kapı, sıkılmadık el ve dinlenmedik bir yürek bırakmadan, her siyasi renkten büyük bir ekiple çalışacağız.

1 Nisan Sabahı seçimden zaferle çıkacağımızdan en ufak bir şüphem yoktur. Bu Yerel Seçimler hem Adapazarı adına hem de ülkemiz adına, Cumhuriyetin ilk günkü heyecanı ile Yeniden Yerelden Genele Top yekün demokrasi ve kalkınma hamlesini başlatma yoludur. Yeniden Güçlü Adapazarı için, yüzü gülen hizmet bilen Adapazarlı Başkan Sloganı ile Bismillah diyoruz” dedi.

EKONOMİK VE SOSYAL PROJELER

Kılıç yapacakları çalışmaları ise şöyle özetledi: “Tarım Birliği ile lisanslı Tohum Üretimine öncülük ederek çiftçimizin Katma değeri yüksek ürün üretmesini ve kat ve kat fazla kazanç sağlamasının sağlayacağız. Esnafımıza, Sanatkarımıza sahip çıkacağız. Bir öğrenci kenti olan Sakarya’da, öğrencilerimizin hayatına dokunacağız. Sanat kültür ve Spor faaliyetleri ile gençlerimizin ufkunu açacağız.  Meslek okulları ile sanatkar yapacağız. Biz “Yeniden Güçlü Adapazarı” için insanlarımızın yüzlerini güldüren önce ekonomik sonra sosyal projeleri hayata geçirmeyi kendimize görev sayıyoruz.  Ben bir hesap insanıyım.  Ekonomi Bilim Uzmanıyım.  Bir şehrin güçlenmesinin ekonomik kalkınma ile olabileceğine inanan bir kardeşinizim. Bu şehirde yeniden ticareti güçlendireceğiz

Şehrimizin  tarihi cazibe merkezlerini yeniden keşfedeceğiz” diye konuştu.

DEPREM GERÇEĞİ

Kılıç son olarak ise şunları kaydetti: “Depremden bu yana geçen 20 yılda yapılmayanları yapacağız. 30 yılda bir deprem üreten bölgemizde belki yarın belik 10 yıl sonra karşılaşacağımız depreme tedbir almayanlar, 1999 depreminden kalan katlı binaların birçoğunun yıkılacağını çok iyi biliyorlar. Deprem gerçeğine yönelik Deprem Tedbir Koordinasyon Merkezimizde projeler üreterek, doğanın gücünü umursamaz bir idarecilik sergilemeyeceğiz. Trafik, Beslenme, barınma, Soğuk-Sıcak Stresinden kurtararak barınak değil, doğal yaşam parkalarında yaşamalarını sağlayacağız. Çocuklarımızla gidebileceğimiz yakınlıkta doğal yaşam alanları kuracağız.”

AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı Yapıldı

AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı Yapıldı

11 başlıkta AK Parti manifestosu
Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan AK Parti 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri Manifestosu’nda, yeni dönemdeki belediyecilik anlayışı ve millete taahhütler 11 başlık altında sıralandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Spor Salonunda düzenlenen AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’nda AK Parti’nin yeni dönemdeki belediyecilik anlayışı ve millete taahhütlerinin yer aldığı 11 maddelik manifestosunu açıkladı.

Manifestoya göre AK Partili belediyeler, “Şehir planları”, “Alt yapı ve ulaşım”, “Kentsel dönüşüm”, “Benzersiz şehirler”, “Akıllı şehirler”, “Çevreye saygılı şehirler”, “Sosyal belediyecilik”, “Yatay şehirleşme”, “Halkla birlikte yönetim”, “Tasarruf ve şeffaflık” ve “Değer üreten Şehirler” ilkeleri çerçevesinde hizmet verecek.

Manifestonun ilk maddesini, “Şehir Planları” oluşturuyor. Buna göre şehir planları uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacak. İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle izin verilmeyecek.

Manifestonun “Alt Yapı ve Ulaşım” ilkesinde ise altyapı ve ulaşım sorunlarının tüm şehirlerde tamamen çözülmesi öngörülüyor.

Toplu taşıma projelerinin hızlandırıp yaygınlaştırılması, otoparkların hem şehir planlarında ve hem de imar uygulamalarında asli öncelik haline getirilmesi de manifestoda bulunuyor.

Manifestonun “Kentsel Dönüşüm” maddesinde ise kentsel dönüşüm çalışmalarının bölgelerin özelliklerine ve vatandaşların ihtiyaçlarına göre yürütüleceği ifade ediliyor. Projeler, şehirleri hem deprem riskinden, hem de çarpık yapılaşmadan kurtarmaya dönük olarak geliştirilecek.

Bina bazlı kentsel dönüşümden ziyade alan bazlı kentsel dönüşüm teşvik edilecek. Millet kıraathaneleri ise mahalle düzeyine kadar yaygınlaştırılacak.

Manifestonun “Benzersiz Şehirler” maddesinde ise bu anlayışla şehirlerin kendi hikayelerine uygun şekilde geliştirileceği ilkesi yer alıyor. Buna göre, kendi hikayesi olan şehirlerin siluetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığına katkıda bulunmayan projelere izin verilmeyecek.

Tarihi yapılar ve mekanlar şehrin günlük hayatının ayrılmazparçaları haline getirilecek. Taklitten ve tekrardan uzak, geçmişten feyz alan, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir mimari hakim kılınacak.

Ayrıca şehirlerin, kadınlardan çocuklara, gençlerden yaşlılara, engellilerden sporculara kadar herkese dokunacak mekanlarla donatılması sağlanacak.

Manifestoda yer alan “Akıllı Şehirler” uygulamalarıyla da teknolojinin tüm imkanları insanların ve şehirlerin emrine sunulacak.

Manifestodaki “Çevreye Saygılı Şehirler” maddesiyle de bu şehirlerle belediye hizmetlerinde tabiattaki canlı veya cansız tüm varlıklarla uyum gözetilecek.

Bunun için halkın aileleriyle huzur içinde vakit geçirebileceği, dinlenebileceği, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabileceği Millet Bahçeleri her şehirde yaygınlaştırılacak.

Kitlesel tüketimden kaynaklanan atıkların çevreyi kirletmesine engel olunacak.

Katı atıktan kanalizasyona, hava ve gürültü kirliliğine kadar, çevreye zarar veren tüm unsurların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik yatırımlar her ilde yaygınlaştırılacak. Bu kapsamda “Sıfır Atık Projesi” her kurum ve evde hayata geçirilecek.

Manifestonun “Sosyal Belediyecilik” maddesinde ise sosyal belediyecilik çalışmalarına önem verilerek doğrudan insana dokunan hizmetler ve projeler yaygınlaştırılacak.

Özellikle aile kurumunu güçlendirecek çalışmalar öncelikli olacak. Aile Danışma ve Yaşam Merkezleri, Kadın ve Gençlik Merkezleri, Spor Merkezleri, Kültür ve Sanat Merkezleri, Engelli ve Yaşlı Merkezleri gibi hizmetleri en küçük yerleşim birimlerine kadar götürülmesine devam edilecek.

“Yatay Şehirleşme” maddesiyle ise tabiatla bütünleşen, aile, mahalle ve komşuluk kültürünü ihya eden örnek yerleşim alanları kurulacak.

Her şehirde pilot uygulamayla başlayıp, zaman içinde genişleterek yatay şehirleşme modeli Türkiye’nin her yerine yaygınlaştırılacak. Kentsel dönüşüm alanları ile yeni imara açılan bölgelerde de bu modele öncelik verilecek.

“Halkla Birlikte Yönetim” ilkesiyle ise şehirle ilgili tüm önemli kararlar orada yaşayanlarla birlikte alınacak.

Belediyeden hizmet alan vatandaşlar için bir “Şehirli Hakları” bildirgesi hazırlanacak. Belediye sınırları içinde yaşayan herkesin katılımıyla toplanacak Şehir Meclislerinde, önemli kararlar ortak akıl ile alınacak.

“Tasarruf ve Şeffaflık” maddesine göre, belediyelerin kaynakları hem doğru hem de açık şekilde kullanılacak. Yatırımlar ve hizmetleri yaparken kullanılan kaynağın gerekliliği, verimliliği, önceliği, kalitesi titiz bir şekilde değerlendirecek.

“Değer Üreten Şehirler” maddesinde ise değer üreten şehirler ile kültür ve ekonomi başta olmak üzere her alanda hayat kalitesini yükseltecek yaklaşımlar geliştirilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Spor Salonunda düzenlenen 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu.

Erdoğan, AK Parti’nin 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri’nin ardından şehirleri yönetme anlayışının özünü, millete verecekleri sözlerin çerçevesini oluşturan manifestoyu paylaşmak üzere huzurda olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Bu seçimlerde illerine, ilçelerine, beldelerine, hizmet etmek üzere belediye başkanlığına aday olan AK Parti’li ve Cumhur İttifakı mensubu arkadaşlarımızın her birine başarılar diliyorum. Önümüzdeki seçimlerde milletimizin tercihini yine hizmet siyasetinden yana kullanarak AK Parti’yi sandıktan açık ara birinci parti olarak çıkaracağınıza inanıyorum.” diye konuştu.

Milli iradenin üstünlüğüne yürekten bağlı bir parti olarak 31 Mart seçimlerinde ortaya çıkacak sonucun, Türkiye’ye ve millete hayırlı olması dileğinde bulunan Erdoğan, “Dik dur eğilme, bu millet seninle” sloganları üzerine, “Dik duracağız dikleşmeyeceğiz. Dik duruyoruz endişeniz olmasın.” dedi.

“İNSAN TÜM MAHLUKATA GÖNLÜNÜ AÇAR, GÖNÜL ŞEHİRLERİ KURULUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, giriş konuşmasının ardından manifesto metnine geçerek, şunları kaydetti:

“İnsan, şehirler kurar, yollar, köprüler yapar, kıtadan kıtaya uzanır, uzaya çıkar. Ama gönlü ancak, bir gönülde sükuna erer. Bir gönlü misafir ettiğinde varlığını hisseder. Bir gönle girdiğinde kendini bulur. Bir genç kızın hayali… Bir delikanlının umudu… Bir yaşlının yalnızlığı… Bir çocuğun kucak açışı… Daha nicesiyle birlikte gönülde karşılık bulur. Kuşa, böceğe, ağaca, çiçeğe, tüm mahlukata gönlünü açıp rahmet nazarıyla bakıyorsa eşrefliğinin farkına varır. Göğsünde bir et parçası değil alemi taşır. Şehri emanet görmek, şehri emanet almak, şehremini olmak, ancak gönül sahibiyse olur, gönüllere girerek olur. İşte o zaman gönülden gönüle köprüler kurulur. Seyyid Nesimi’nin dediği gibi; ‘Gülden terazi tutarlar, gülü gül ile tartarlar, gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül.’ Gönüller birleştiğinde ancak böyle şehirler kurulur.

Hacı Bayram Veli Hazretleri’nin nazarıyla ifade edersek; ‘İnsan, şehri inşa ederken, aslında taşın toprağın arasında kendisini inşa eder. Gönülde her ne var ise, şehir olarak görünür. Gönlü taş olanın şehri taş, gönlü aşk ile dolu olanın şehri gülistan olur’. Evet… Böylece şehir insan olur, insan şehir olur. İnsan tüm mahlukata gönlünü açar, gönül şehirleri kurulur. Gönül tevazudur, kibir değil. Gönül azimdir, gayrettir, hırs değil. Gönül samimiyettir, hasbiliktir, hesabilik değil. Gönül Rahmanın evidir. İnsan tüm evrenin kalbidir. Şehir de tüm bunların mekanıdır. İşte bu anlayışla, AK Parti olarak şehirlerimize ve onlara hizmet için kurulmuş olan belediyelerimize çok büyük önem veriyoruz.”

“DÜNYAYI NASIL İDRAK EDİYORSAK, YAŞADIĞIMIZ ŞEHİRLERE DE ÖYLE ŞEKİL VERİRİZ”

Bugün “şehir” olarak ifade edilen il ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının yüzde 80’i aştığını belirten Erdoğan, dünyada ise Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun yüzde 55’inin şehirlerde yaşadığını söyledi. Bu oranın 2050’de üçte ikiyi geçmesinin beklendiğine dikkati çeken Erdoğan, şehirlerde yaşayan insan sayısı artarken, küresel ölçekte gelir dağılımının da giderek bozulduğunun altını çizdi.

Yapay zeka gibi yeni teknolojilerin, önemli fırsatlarla birlikte kimi belirsizlikleri de beraberinde getirdiğini kaydeden Erdoğan, ekolojik tahribatın dünyanın geleceğini her geçen gün daha çok tehdit ettiğini vurguladı.

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere pek çok yerde, etnik, kültürel ve dini ayrımcılık gibi demokrasiye meydan okuyan eğilimlerin yükselişe geçtiğini dile getiren Erdoğan, “Son iki asırda, çarpık kentleşmeden çevre kirliliğine, sosyal buhranlardan terör olaylarına ve savaşlara kadar pek çok sıkıntıyla boğuşan dünyamız, artık tarihi bir yol ayrımına doğru gidiyor. Bu tablo bizi, diğer meselelerin yanı sıra, şehir ve medeniyet tasavvurumuz ile bunların ayrılmaz bir parçası olan belediye hizmetleri üzerinde daha çok düşünmeye sevk ediyor. Bizim gözümüzde şehirler, kurucularının ve içinde yaşayan insanların adeta aynası gibidir. Dünyayı ve hayatımızı nasıl idrak ediyorsak, yaşadığımız şehirlere de öyle şekil veririz.” değerlendirmesinde bulundu.

“AK PARTİ KADROLARI OLARAK, ŞEHİRLERİMİZİN VE ÜLKEMİZİN HİZMETİNE KOŞTUK”

Ecdadın “Şeref-ül mekan bil mekin” yani, “Bir şehri aziz kılan, o şehrin sakinleridir” diyerek, bu gerçeğe işaret ettiğini aktaran Erdoğan, “Yahya Kemal, ecdadın kurduğu şehirleri anlatırken, ‘ve böylece toprak imana gelirdi’ diyecek kadar vecd içinde bir tasavvur ortaya koyuyor. Peki nasıl oldu da böylesine ince fikirli ve zevkli bir medeniyet müktesebatından, son asırda böylesine hoyrat bir şehircilik geçmişine savrulduk? Bize göre şehirlerimizin uzun süredir malul olduğu sıkıntıların temelinde, insan fıtratının bir kenara bırakılıp bireysel hırslar elinde şekillendirilmesi yatıyor.” diye konuştu.

Erdoğan, tribünlerden sarkıtılan kendisinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Alparslan Türkeş ile Necmettin Erbakan’ın fotoğraflarının yer aldığı “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” yazılı pankartı görmesi üzerine, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Cumhur İttifakı’nın tanımı budur. Pazara kadar değil inşallah mezara kadar.” dedi.

Milletin değerlerine sahip çıkmayanların şehircilik mirasına sahip çıkmasının zaten işin tabiatına aykırı olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçmişiyle barışık olamayan geleceğini de sağlıklı bir şekilde inşa edemez. Türkiye, uzun süre yönetimine hakim olan vizyonsuz, öngörüsüz, kifayetsiz, plansız, istikrarsız, milletin derdiyle dertlenmediği için umursuz hastalıklı zihniyetler elinde örselenmiş ve oyalanmıştır. Açık yüreklilikle kabul etmek gerekir ki, bırakınız sonradan kurulanları, kadim şehirlerimiz dahi bu hastalıktan kendini kurtaramamıştır. Bizler, tüm siyasi hayatı, işte bu çarpıklıklarla mücadeleyle geçen AK Parti kadroları olarak, şehirlerimizin ve ülkemizin hizmetine koştuk. Eksiklerimiz ve hatta kimi zaman hatalarımız elbette olmuştur. Ama, milletimiz ve tarih şahittir ki, tüm samimiyetimizle ve gücümüzle, ülkemizi maddi ve manevi medeniyet değerleriyle yeniden buluşturmak için çalıştık. Azmettik, çalışıyoruz ve çalışacağız.”

“BELEDİYECİLİKTEKİ TECRÜBEMİZİ SÜREKLİ ZENGİNLEŞTİREREK, TÜRKİYE’NİN HİZMETİNE SUNDUK”

AK Parti’nin kurucu kadrolarının, gençlik yıllarından beri takipçisi oldukları medeniyet davalarını, belediye yönetimlerinde adımlarını attıkları hizmet mücadelelerini zamanla tüm ülkeye taşıdıklarını anlatan Erdoğan, “Şuna inanıyorum; bizimkisi bir aşk hikayesidir. Aşk ise kişinin sevdiğinde yok olmasıdır. Laf ile aşk olmaz. Ancak sevdiğinizde yok olursanız aşk olur.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, belediyelerde başlayan bu büyük yürüyüşün, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında sürekli gelişerek, genişleyerek sürdüğünü söyledi.

Bu süreçte şehirleri mazisiyle barışık ve geleceği kucaklayacak hizmetlere kavuşturmak amacıyla, hem belediyelerde, hem merkezi idare kurumlarında gece gündüz ter döktüklerini ifade eden Erdoğan, her alanda olduğu gibi belediyecilikte de Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların katbekat üzerinde eserler ortaya koyduklarını dile getirdi.

AK Parti’nin, belediyecilikte çığır açmış, milletin gönlünde bu hizmetleriyle yer edinmiş kadrolar tarafından kurulmuş bir parti olduğunun altını çizen Erdoğan, “AK Parti kadrolarının belediyelerdeki başarılarının gerisinde, halka hizmeti Hakka hizmet bilen bir paradigma değişikliği vardır. Bu yaklaşımla, emaneti korumayı ve ehline teslim etmeyi esas alan, hizmeti memur-işçi mesai süresiyle sınırlamayıp 24 saate, 7 güne yayan, vatandaşın her derdine derman olmak için çırpınan bir yönetim pratiği sergilenmiştir. Öyle ki bu kadro, belediye çalışanlarının yetişemediği temizlik gibi kimi hizmetlerin aksamadan yürümesini, parti teşkilatlarından gönüllüler vasıtasıyla gerçekleştirecek kadar kendini işine adamıştır. Belediyecilikteki tecrübemizi ve birikimimizi sürekli zenginleştirerek, geliştirerek, büyüterek tüm Türkiye’nin hizmetine sunduk.” diye konuştu.

“BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN ÖNÜNE ÇOK BÜYÜK HEDEFLER KOYDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milletimizin karşısına 1994 mahalli idareler seçimlerinde bu ülkenin ‘CHP’den tevarüs ettiği çöp, çukur ve çamurla mücadele’ diyerek yola çıktık. Çünkü CHP çöptür, çukurdur, çamurdur. Öyle devraldık İstanbul’u ve onlardan tamamen arındırdık. 2004’te ‘Yerel kalkınma başlıyor’ sloganını kullandık, o günden bugüne belediye başkanlarımızın önüne çok büyük hedefler koyduk. Eğer çöp dağlarından İstanbul temizlendiyse, Ümraniye’deki vahşi çöp depolama alanı patlamak suretiyle 39 vatandaşımız orada öldüyse herhalde bunun bir hesabının sorulması gerekir. Kimdi belediye başkanı? İlçede de CHP, büyükşehirde de CHP. Hesabını ne soran oldu, ne hesabı sorulan oldu. Bunları özellikle bilmenizin önemine vurgu yapmak istiyorum. Ankara farklı mıydı? Hayır, Ankara da böyleydi. Buraları teslim aldık. Aldıktan sonra İstanbul değişti. Ankara değişti. Ama teslim alınmayan yerlerde hala susuzluk devam ediyor. İşte İzmir… Ne İstanbul ne Ankara’da susuzluk diye birşey kalmadı. Bütün mesele aşk meselesi, dertli olmak meselesi, inanç meselesi. Bunlarla bugünlere geldik.”

“Altyapı, yol, kaldırım, su, çöp, temiz çevre, temiz hava gibi temel hizmet alanlarındaki sorunları çözmeden şehirlerimizi kalkındıramayız” dediklerini hatırlatan Erdoğan, “Hamdolsun, kısa sürede bu sıkıntıların üstesinden geldik ve şehirlerimizi çok ileri hizmet standartlarına kavuşturduk. Ardından, 2009 mahalli idareler seçimlerinde ‘İşimiz hizmet gücümüz millet’ diyerek, ‘marka şehirler’ hedefledik. Her şehrimizin, bölgesinin, ülkemizin ve dünyanın önemli bir markası haline gelebilmesi hedefiyle milletimizin karşısına çıktık.” dedi.

İstanbul’da Habitat 2 Toplantısı düzenlediklerini hatırlatan Erdoğan, bu toplantıda İstanbul’un dünyanın en temiz şehri olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Bunların rastgele olmadığını belirten Erdoğan, “Dertli olursanız, aşık olursanız bunlar olur. İşte bunlar bunun neticesinde gerçekleşti. Altyapıdan çevre sorunlarına kadar her alanda, daha ayrıntılı, daha ince işçiliğe yönelik yatırımları hayata geçirdik. Potansiyeli olan her ilimizin dünya çapında marka şehir haline dönüşme çabasına destek verdik. Türkiye’nin gündemi değiştikçe, mahalli idarelerdeki hedeflerimizi de ileriye taşıdık ve 2014 seçimlerinde ‘Daima millet daima hizmet’ dedik. Böylece her türlü vesayet, darbe ve saldırıya karşı, milletimizin emrinde bir şekilde hizmet yürüyüşümüzü sürdürme kararlılığımızı ifade ettik.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin istiklaline ve istikbaline göz dikenlere karşı 15 Temmuz’da olduğu gibi milletimizle birlikte mücadele ederken hizmet yarışında da yine en önde olduk. Şimdi de tevazu, samimiyet ve gayret ile memleket işi gönül işi diyerek, ‘Gönül belediyeciliği’ sözüyle milletimizin huzuruna çıkıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Halkımıza yeni bir heyecanla, yeni bir vizyonla, kimi tecrübeli, kimi yeni ama birikimli ve vizyoner isimlerle şehirlerimizi daha ileriye taşımanın sözünü veriyoruz. Hedefimiz, istisnasız tüm fertleriyle önce milletimizin gönlünü kazanmak, ardından sandıkta oyunu almaktır.” dedi.

Her seçimin bir imtihan olduğunu bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“31 Mart 2019 imtihanından başarıyla çıkmak için, geçmişte yaptığımız hizmetlerle yetinmiyoruz. Bu büyük müktesebatın yanında, şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak yeni projeler geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, tıpkı ülkemizin diğer vizyoner projeleri gibi şehirlerimiz için de kısa, orta ve uzun vadeli strateji belgeleri hazırlayacağız. Bakanlıklarımızdan en küçük belediye birimlerimize kadar, şehirlerimizle ilgili tüm planları, projeleri, yatırımları, hizmetleri bu strateji belgeleri üzerinden takip edeceğiz. Kısa vadeli hedefleri her yıl, orta vadeli hedefleri belediye başkanlarımızın dönemlerinin bitiminde, uzun vadeli hedefleri de ülkemizin 2023, 2053, 2071 vizyonlarıyla bağlantılı şekilde değerlendireceğiz. Bu süreçleri tüm belediyelerde takip etmek için Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir izleme-değerlendirme sistemi kuruyoruz.”

Merkezi yönetim birimlerinin 81 ildeki yatırımların takibiyle ilgili bir sistemi daha önce kurduklarını anımsatan Erdoğan, “Tecrübe ve bilgi paylaşımından tasarruf ve şeffaflığa kadar pek çok faydasını göreceğimize inandığım bu sisteme, belediyelerimizi de entegre edeceğiz. Ayrıca, AK Partili belediyelerimizin daha yakından takibi için, benzer bir sistemi Genel Merkezimizde faaliyete geçireceğiz. Genel ve yerel iktidarlarımız döneminde plansız şehirleşmenin kökünü kuruttuğumuz gibi ilkesiz, işlevsiz ve denetimsiz planlamayı da ortadan kaldıracağız. İşte bu doğrultuda Türkiye’yi, bugüne kadarki uygulamaların ötesinde bir Yeni Şehircilik Vizyonu ile buluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Şehirleri, insan fıtratına uygun, medeniyet ve kültür değerleriyle yoğrulmuş, daha çok hizmetle donatacaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belediye başkanlarımız, şehir halkına hakim olma değil hadim olma idrakiyle görevlerini yürütecekler. Yani ‘Efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz’ anlayışıyla hizmetlerini sürdürecekler.” dedi.

Erdoğan, şehir plancılığında ve imar uygulamalarında, coğrafyanın tüm birikimine sahip çıkan, Selçuklu mimarisinin sadeliğini, Osmanlı mimarisinin zarafetini ve bugünün modern çizgilerini meczeden bir anlayışı yaygınlaştıracaklarını söyledi.

Konuşması sırasında tribünlerde açılan “Aşk ile çalışmak bu işin özü, 31 Mart zafere AK Parti’nin sözü” afişini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanlarıyla birlikte ağacından hayvanına kadar içindeki tüm canlıların güven içinde yaşadığı şehirlere sahip olmanın huzuruna AK Parti belediyeceliği ile kavuşacağız. AK Parti iktidarları döneminde eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye kadar her alanda kurduğumuz güçlü altyapı, şehirlerimizle ilgili tasavvurlarımızı gerçekleştirebilmemizin teminatıdır. Öyle ki, bugün artık klasik belediye hizmetleri, başarının ölçüsü olmaktan çıkmıştır. Artık ölçü, bunların üzerine hangi hizmetleri koyabildiğiniz, özellikle de gönül belediyeciliğinde ne kadar mesafe kat edebildiğinizdir.”

“MİLLETİMİZİN KARŞISINA ‘MEMLEKET İŞİ GÖNÜL İŞİ’ DİYEREK ÇIKIYORUZ”

AK Parti belediyelerinin her insana adaletle hürmet edeceğini, şehrin ve insanların maddi-manevi tüm varlığını kutlu bir emanet olarak görüp sahip çıkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyelerin herhangi bir kesime ve kişiye değil sadece milletine ve devletine sadakat gösterecek başkanlarla yönetileceğini kaydetti. Erdoğan, “İşte bunun için 31 Mart seçimlerinde milletimizin karşısına ‘Memleket işi gönül işi’ diyerek çıkıyoruz.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, AK Parti olarak yeni dönemdeki belediyecilik anlayışlarını ve millete taahhütlerini 11 başlık altında özetlediklerini belirterek, bu başlıkları “Şehir Planları, Altyapı ve Ulaşım, Kentsel Dönüşüm, Benzersiz Şehirler, Akıllı Şehirler, Çevreye Saygılı Şehirler, Sosyal Belediyecilik, Yatay Şehirleşme, Halkla Birlikte Yönetim, Tasarruf ve Şeffaflık ve Değer Üreten Şehirler” şeklinde sıraladı.

Şehir Planları konusunda, uzun vadeli ihtiyaçları gözeten ve hakkaniyete uygun yöntemleri takip edeceklerini belirten Erdoğan, “İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle geçit vermeyeceğiz. Şehir planlarını ve imar uygulamalarını şeffaf bir şekilde hazırlayacağız. Zorunlu hallerde yapılması gereken plan değişiklikleriyle ilgili süreçleri de aynı şekilde halkın gözetiminde yürüteceğiz.” dedi.

Muhtarlık binalarında ilan edilecek plan değişikliklerini, milletin görüşü ve onayı alındıktan sonra daha etkin bir şekilde uygulamaya geçireceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapılan çalışmalar konusunda ilgili tüm kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin fikirlerine başvuracak, kararları demokratik katılım süreçlerini işleterek en geniş uzlaşmayla alacağız. Milletimizin hayat kalitesini artırmayan hiçbir işe vakit ve kaynak ayırmayacağız. Potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirerek şehirlerimizi çekim merkezi haline getirecek projelere özel önem vereceğiz, öncelik vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

“ALTYAPI EKSİKLERİNİN TAMAMLANMASINI YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ.”

Altyapı ve ulaşım konuları çözülmeden şehirlerin gerçek anlamda şehir haline getirilmiş olamayacağına inandıklarını ifade eden Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde, içme suyu, yağmur suyu, kanalizasyon, doğal gaz, enerji ve iletişim hatları gibi temel altyapı sorunları tamamen çözülmemiş hiçbir şehrimizi inşallah bırakmayacağız. AK Partili olmayan belediyelerde de altyapı eksiklerinin tamamlanması çalışmalarını yakından takip edeceğiz.” diye konuştu.

Toplu taşıma projelerini hızlandırıp yaygınlaştırarak, insanları trafikte boğulmaktan kurtaracaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, otopark meselesini, hem şehir planlarında hem de imar uygulamalarında asli öncelik haline getireceklerini ve böylece sokaklardaki araç istilasına son vererek, kaldırımları sadece yayaların hizmetine sunacaklarını söyledi.

Kentsel dönüşüm projelerini, şehirleri hem deprem riskinden hem de çarpık yapılaşmadan kurtarmaya dönük olarak geliştireceklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugüne kadar elde ettiğimiz tecrübelerin ışığında, bina bazlı kentsel dönüşümden ziyade alan bazlı kentsel dönüşümü teşvik edeceğiz. Tek tip kentsel dönüşüm uygulamaları yerine, bölgenin ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeten çözümler üreteceğiz. Fiziki dönüşümü kültürel, ekonomik ve sosyal dönüşümle birlikte tasarlayarak yepyeni bir şehircilik hamlesi başlatacağız. Millet kıraathanelerini mahalle düzeyine kadar yaygınlaştıracağız.”

Erdoğan, benzersiz şehirler hedefleri doğrultusunda her şehrin kendi coğrafyasına, iklimine, tabiatına, tarih ve insan dokusuna, büyüme alanlarına uygun gelişme modelleri hazırlayacaklarını söyledi.

Planları, altyapı ve üstyapı projelerini, şehirlerin asli karakterlerini güçlendirecek şekilde tasarlayıp koruyarak yaşatmayı esas alacaklarını belirten Erdoğan, “Her birinin kendi hikayesi olan şehirlerin silüetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığımıza katkıda bulunmayan projelere kesinlikle izin vermeyeceğiz.” dedi.

Tarihi yapıları ve mekanları şehrin günlük hayatının ayrılmaz parçaları haline getirerek gelecek nesillere miras bırakacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taklitten ve tekrardan uzak, geçmişten feyzalan, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir mimariyi şehirlerimize hakim kılacağız. Şehirlerimizin, kadınlardan çocuklara, gençlerden yaşlılara, engellilerden sporculara kadar herkese dokunacak mekanlarla donatılmasını sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Akıllı şehirler ile şehircilikte yeni ufuklar açacaklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Belediye hizmetlerine erişimden, ulaşımın, enerjinin, binaların ve cihazların yönetimine kadar insanlarımızın günlük hayatını kolaylaştıracak tüm akıllı şehir uygulamalarını destekleyeceğiz. Teknolojinin imkanlarını, özellikle de yerli çözümleri teşvik ederek, şehirlerimizin emrine sunacağız. Mobil teknolojilerin böylesine geliştiği bir dönemde, Türkiye’yi bu büyük inşallah yarışta geri bırakmayacağız.

Çevreye saygılı şehirler ile Rabbimizin bize emanet ettiği tabiat içinde, canlı veya cansız tüm varlıklarla birlikte uyum içinde bir hayat sürdürebilmemizi sağlayacağız. Halkımızın ailesiyle huzur içinde vakit geçirebileceği, dinlenebileceği, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabileceği Millet Bahçelerini her şehrimizde yaygınlaştıracağız. Tabiat kaynaklarının sonsuz olmadığının bilinciyle, şehirlerimizi yeşil alanlarıyla güzelleştirirken, kitlesel tüketimden kaynaklanan atıkların da çevreyi kirletmesine engel olacağız. İşte görüyoruz, bakıyorsunuz büyükşehirlerde aday çıkartmış CHP, ama her taraf yine çöp dağlarıyla dolu. Nasıl belediye başkan adayısın? Hem de büyükşehir hem de İstanbul gibi bir yerde. Demek ki geçmişten ders almamışlar. Geçmişte yine bize CHP, çöp dağlarını bırakmıştı ama onun varisleri de yine ilçe belediyesinde çöp dağlarıyla hareket ediyor. Bütün bunları görerek, milletimize bunları anlatarak, aynı tuzağa bir daha düşünmemiz lazım. Çöp meselesinde bunların eksik bıraktığı çok şey var.”

Erdoğan, “Sıfır Atık Projesini her kurumumuzda, her evimizde hayata geçireceğiz. İnsan-şehir-tabiat dengesini en ideal şekilde gözeterek şehirlerimizi yeşil ve sürdürülebilir büyüme ilkesiyle inşa ve ihya edeceğiz.” dedi.

“KİMSESİZLERİN KİMSESİ, SESSİZ YIĞINLARIN SESİ OLACAĞIZ”

Sosyal belediyecilik anlayışıyla tüm mağdur ve mazlumlarla birlikte ailelere, çocuklara, gençlere, kadınlara, yaşlılara ve engellilere hizmet verecek şekilde çalışacaklarını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Erişilemeyen, yardım eli uzatılmayan, hizmet götürülmeyen hiçbir kesim bırakmayacak. Kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi olacağız ve belediyecilik anlayışımızı buraya oturtacağız. Özellikle toplumun temeli olarak gördüğümüz aile kurumunu güçlendirecek çalışmaları önceliklerimizin başına alacağız. İnsana hizmet üreten belediyecilik yapacak, şehirleri imar ederken nesilleri ihmal etmeyeceğiz. Aile Danışma ve Yaşam Merkezleri, Kadın ve Gençlik Merkezleri, Spor Merkezleri, Kültür ve Sanat Merkezleri, Engelli ve Yaşlı Merkezleri gibi hizmetleri en küçük yerleşim birimlerine kadar götürmeye devam edeceğiz. Sporu, gençlerimiz başta olmak üzere, her kesimin hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirecek altyapıyı kuracak bu faaliyetleri yoğunlaştıracağız. Sosyal belediyecilik çalışmalarının kalite standartlarını oluşturarak, ülkenin her yerinde belirli bir seviyenin üzerinde hizmet verilmesini sağlayacağız.

Yatay şehirleşme yeni dönemdeki şehircilik vizyonumuzun merkezinde yer alacaktır. Gönüllerimize hitap eden mekanlar bütünü olan şehirlerimizi, toprakla daha çok buluşan, mahalle kültürünü yaşatan, komşuluk ilişkilerini canlı tutan yatay mimari anlayışıyla geliştireceğiz. Bu modelle, insani hizmetlerden yeşil alanlara ve akıllı şehir uygulamalarına kadar pek çok sorunu aynı anda çözebileceğiz. Her şehrimizde pilot uygulamayla başlayıp, zaman içinde genişleterek, yatay şehirleşme modelimizi ülkemizin her yerine yaygınlaştıracağız. Kentsel dönüşüm alanları ile yeni imara açılan bölgelerde, bu modele öncelik vereceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, manifestoda yer alan “Halkla birlikte yönetim”, “Tasarruf ve şeffaflık”, “Değer üreten şehirler” maddelerine ilişkin bilgi verdi.

Erdoğan, manifestodaki 9. maddenin “Halkla birlikte yönetim” olduğunu belirterek, “Bu ilkeyle, belediye faaliyetleriyle ilgili kararlara, şehir sakinlerinin, özellikle de muhtarların ve sivil toplum kuruluşlarının en üst seviyede katılımını temin edeceğiz.” diye konuştu.

Özellikle insanların hayatlarını doğrudan ilgilendirecek büyük
projelerde istişare yöntemini mutlaka kullanacaklarına işaret eden Erdoğan, “Belediyemizden hizmet alan vatandaşlarımız için bir ‘Şehirli Hakları’ bildirgesi hazırlayacağız. Belediye sınırları içinde yaşayan herkesin katılımıyla toplanacak Şehir Meclislerinde, önemli kararları ortak akıl ile alacağız. Belediye Meclisi toplantılarının ve belediye ihalelerinin canlı yayın dahil, herkese açık şekilde yapılması için tüm imkanların kullanılmasını sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Tasarruf ve Şeffaflık

Manifestonun 10’uncu maddesinin “Tasarruf ve Şeffaflık” olduğunu dile getiren Erdoğan, tasarruf ve şeffaflığın yeni dönemde belediyelerde çok daha önemli bir yönetim ilkesi haline geleceğini de vurguladı. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hangi kaynaktan gelirse gelsin belediye bütçesine giren her
kuruşta yetiminden gazisine, işçisinden yaşlısına herkesin hakkı olduğunu aklımızdan asla çıkarmayacağız. Yatırımları ve hizmetleri yaparken kullanılan kaynağın gerekliliğini, verimliliğini, önceliğini, kalitesini titiz bir şekilde değerlendirecek, sonra adımları atacağız. Her faaliyetimizi, en başından en sonuna kadar milletimizin gözü önünde, her türlü bilgiye, belgeye erişimin açık olduğu bir yöntemle yürüteceğiz. Belediyelerimizde hakka, adalete, maşeri vicdana, hukuka aykırı davranan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız.”

Değer üreten şehirler

Erdoğan, son maddenin “Değer üreten şehirler” olduğuna dikkati çekerek, bu şehirler ile AK Parti belediyeciliğini bir üst aşamaya taşıdıklarını vurguladı.

Bugün şehirlerde yaşayan insanların taleplerinin, bundan çeyrek asır, yarım asır öncesine göre çok değiştiğini anlatan Erdoğan, eskiden ihtiyaçların, “başını sokacak bir çatı, musluğundan akacak su, ampulünü yakacak elektrik, evine ulaşacak yol” gibi temel hizmetlerle sınırlı olduğunu anımsattı.

Bugün ise şehirlerdeki insanların temel beklentilerini her alanda hayat kalitesinin yükseltilmesi olarak özetleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bunun için şehirlerimizi gayrimenkul odaklı zenginleşme aracı olmaktan çıkartıp, insanın kültürel ve ekonomik üretkenliğinden kaynaklanan katma değerle güçlenen mekanlar haline getireceğiz. Bir başka ifadeyle şehirlerimizin gayrimenkul rantıyla değil, geleceğe medeniyet mirasımız olarak bırakabileceğimiz iyilik, merhamet, kültür, sanat ürünü eserlerle değerlenmesini sağlayacağız.”

“BELEDİYELERİMİZİ DEĞER ÜRETEN ŞEHİRLER ANLAYIŞIYLA YÖNETECEĞİZ”

AK Parti olarak bu konuda uzun süredir hazırlık yaptıklarını belirten Erdoğan, önceki yıllarda, ekonomik kalkınmanın ve refah artışının ana lokomotifi olan “Kent Ekonomileri Forumu” çalışmasını, 81 ili kapsayacak şekilde gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Geçen yılda 30 büyükşehiri kapsayan “Şehrim 2023 Projesi”ni
hazırladıklarını anımsatan Erdoğan, “Bu çalışma, şehirlerimizin kültürden ekonomiye tüm yönlerini analiz ettiğimiz, zayıf ve güçlü taraflarını ortaya koyduğumuz bu çalışmalar ışığında, önümüzdeki dönemde belediyelerimizi değer üreten şehirler anlayışıyla yöneteceğiz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Memleket işi, gönül işi” diyerek, gönül belediyeciliği ile
milletin hizmetine talip olan AK Parti’nin, yeni dönemde insan merkezli yürüteceği hizmetlerin temel ilkelerini ise başlıklarıyla şöyle tekrarladı:

“Şehir planları, uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacak. Altyapı ve ulaşım sorunları tüm şehirlerimizde tamamen çözülecek. Kentsel dönüşüm çalışmaları bölgelerin özelliklerine ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre yürütülecek. Benzersiz şehirler anlayışıyla şehirlerimiz kendi hikayelerine uygun şekilde geliştirilecek. Akıllı şehir uygulamalarıyla teknolojinin tüm imkanları insanımızın ve şehirlerimizin emrine sunulacak. Çevreye saygılı şehirler ile belediye hizmetlerinde tabiattaki canlı veya cansız tüm varlıklarla uyum gözetilecek.

Sosyal belediyecilik çalışmalarına önem verilerek doğrudan
insana dokunan hizmetler ve projeler yaygınlaştırılacak.
Yatay şehirleşme ile tabiatla bütünleşen, aile, mahalle ve
komşuluk kültürünü ihya eden örnek yerleşim alanları kurulacak.
Halkla birlikte yönetim ilkesiyle, şehirle ilgili tüm önemli kararlar orada yaşayanlarla birlikte alınacak. Tasarruf ve şeffaflık hassasiyetiyle belediyelerin kaynakları hem doğru hem de açık şekilde kullanılacak. Değer üreten şehirler ile kültür ve ekonomi başta olmak üzere her alanda hayat kalitesini yükseltecek yaklaşımlar geliştirilecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’li belediyelerde, bu 11 başlıkta ifade edilen ilkeler çerçevesinde hizmet vereceklerini belirterek, “Böylece seçim kampanyamızı da resmen başlatmış, seçim sloganlarımızı kamuoyumuzla paylaşmış oluyoruz.” dedi.

Erdoğan, 31 Mart seçimlerinin demokrasi şöleni şeklinde geçmesi temennisinde bulunarak, “Mahalli İdareler Seçimleri Manifestomuzdaki ilkelerimiz, milletimize yeni dönemdeki yönetim anlayışımızı ifade eden taahhütlerimizdir.” diye konuştu.

“CUMHUR İTTİFAKI’NA BAĞLILIĞIMIZDAN TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

Projeleri, her büyükşehirde, ilde ve ilçelerde AK Parti adaylarının kendilerinin açıklayacağına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

“Seçim yarışının iftira, yalan, hakaret, husumet değil; plan, proje,
hizmet etrafında şekillenmesi en büyük temennimizdir. Darbe çığırtkanlığı yapan, asmayı, kesmeyi, zehirlemeyi, sürmeyi hesap eden anti-demokratik siyaset anlayışının dönemi, inşallah 31 Mart’ta tamamen kapanacaktır. Türkiye’nin, tehdit siyasetine değil hizmet siyasetine ihtiyacı vardır. AK Parti olarak kendi seçim kampanyamızı bu şekilde sürdüreceğiz. Bu süreçte, ülkemizin bekasının ve milletimizin geleceğinin güvencesi olarak gördüğümüz Cumhur İttifakı’na bağlılığımızdan taviz vermeyeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisiyle birlikte Cumhur İttifakı’nı gayet diri tutacağız, dayanışmamızı diri bir şekilde sürdüreceğiz. “

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıllarda üst üste çok büyük saldırılara maruz kalan Türkiye’nin istikrar ve güven ortamının devamına, her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna inandıklarını belirterek, “Biz şunu biliyoruz ki Cumhur İttifakı bizim aynı zamanda bir beka meselemizdir. Onun buradaki gayretimiz bu anlayışla devam edecektir.” dedi.

“31 MART MAHALLİ SEÇİMLERİNİ DE HUZUR İÇİNDE TAMAMLAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018’de Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini geride bırakıp, yeni yönetim sistemine fiilen geçildiğini hatırlatarak, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hamdolsun, her geçen gün daha da pekişerek başarıyla yürüyor. İnşallah 31 Mart 2019 mahalli seçimlerini de huzur içinde tamamlayacağız. Böylece ülke ve millet olarak önümüzdeki süreci tamamen hedeflerine odaklanmış bir şekilde geçirme imkanına kavuşacağız.” ifadelerini kullandı.

Bu dönemde atılacak adımların, gelecek nesillere emanet
edecekleri 2053 ve 2071 vizyonları bakımından kritik öneme
sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, AK Parti olarak bu bilinçle, demokraside ve ekonomide Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine çıkartacak reformları hayata geçirmeye devam edeceklerini söyledi.

Büyükşehirler, iller, ilçeler ve beldelerde kazanacakları her başarının Türkiye’nin aydınlık yarınlarına tutulmuş bir ışık olacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Mahalli seçimlerde partimizin elde edeceği güzel neticeler, belediye hizmetlerinde, biraz önce ifade ettiğim ilkeler çerçevesinde yeni bir dönemin kapılarını sonuna kadar açmanın yanında, Türkiye’yi her alanda hedeflerine ulaştıracak çalışmalarımızda bize moral desteği de verecektir. 31 Mart’ta kazananın bir kez daha hizmet siyaseti olacağına kalpten inanıyorum. Mensubu olmaktan şeref duyduğum milletime, demokrasimize ve bize vereceği destek için şimdiden şükranlarımı sunuyorum.”

“MİLLETİMİZE EMRİNDE OLDUĞUMUZU USANMADAN TEKRARLAYACAĞIZ

Belediye başkan adayları ve teşkilat mensuplarına seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

“Sizlerden bugünden itibaren seçim gecesine kadar tüm gücünüzle sokakta, evde, iş yerinde her yerde milletimizle birlikte olmanızı bekliyorum. Hedefimiz bizzat ulaşmadık, kendimizi anlatmadık, derdini dinlemedik hiçbir vatandaşımızı bırakmamak olmalıdır. Seçimi kazandık, seçimden sonra da bu anlayışın aynen devamını istiyorum.

Demokrasiye ve milli iradenin üstünlüğüne yürekten inanan bir parti olarak adaylarımızla ve teşkilatımızla milletimize onun emrinde olduğumuzu usanmadan sürekli tekrarlayacağız. Gittiğiniz her yerde şahsımın temsilcisi olarak vatandaşlarımıza selamlarımı iletmenizi, desteklerini talep etmenizi rica ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile adım attığı hizmet siyasetini bugüne kadar kesintisiz getirdiklerine değinerek, “AK Parti’nin 16 yılda Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini her vatandaşımıza örnekleriyle anlatmalısınız. Ülkemizi 2023 hedeflerimize ulaştırma kararlılığımızı tekrar tekrar ifade etmelisiniz. Dünyada ve bölgemizde yaşanan büyük değişime, bütün bunlara karşı ülkemizi birikimiyle vizyonuyla, projeleriyle, kadrolarıyla hazırlayabilecek yegane partinin AK Parti olduğunu herkese göstermelisiniz.” dedi.

Gelecek dönemde belediyelerdeki hedefleri standartları çok daha yukarıya çıkararak millete sunmaya devam edeceklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu seçimlerde gelecekteki çalışmalarımızda bize yol göstermek üzere her bir belediye başkan adayımızın ve teşkilatımızın kampanya döneminde gösterdiği performansı tespit edecek bir mekanizma da kuracağız. Böylece kararlarımızı daha somut verilere dayalı olarak alma imkanına kavuşacağız.

Cumhurbaşkanlığı ve Mecliste milletimizin bize verdiği yetkiyle ülkemizi 2023 yılının Haziran ayına kadar yöneteceğiz. İnşallah milletimizden alacağınız yetkiyle belediyelerimizde 2024 yılının Mart ayına kadar hizmet vereceksiniz. Türkiye’yi elbirliğiyle geleceğe taşımak için sizlerden gece gündüz gayret göstermenizi beklediğimi belirtmek istiyorum.”