kategori Arşivleri: Belediye

Şuayip Ür CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

Şuayip Ür CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

ŞUAYİP ÜR; CHP’DEN BELEDİYE

MECLİS ÜYESİ ADAY ADAYI OLDU…

İYİ Parti Adapazarı İlçe Sekreteri olan ve Belediye Başkan Aday Adayı olarak tanınan Şuayip Ür; partisinden istifa ederek, 31 Mart’ta gerçekleşecek olan Yerel Yönetimler seçiminde CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

İYİ PARTİ’DEN CHP’YE

İYİ Parti’nin kurucular kurulu üyesi olan ve uzun zamandır başarıyla gerçekleştirdiği Adapazarı İlçe Sekreteri göreviyle partisini 24 Haziran 2018 Genel Seçimlerine taşıyan, Belediye Başkan Aday Adayı olarak tanınan Şuayip Ür; partisinden istifa ederek, 31 Mart’ta gerçekleşecek olan Yerel Yönetimler seçiminde CHP’den Belediye Meclis Üyesi Aday Adayı oldu.

ÇALINMADIK KAPI, SIKILMADIK EL VE

DİNLENMEDİK BİR YÜREK BIRAKMAYACAĞIZ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adapazarı Belediye Başkanı İsmail Kılıç ile “Güçlü Adapazarı” için yola çıkan başarılı İşadamı Şuayip Ür; “Başkan Adayımız İsmail Kılıç ile birlikte 31 Mart akşamına kadar gecemizi gündüzümüze katarak Adapazarı’nda çalınmadık kapı, sıkılmadık el ve dinlenmedik bir yürek bırakmayacağız” dedi.

YÜZÜ GÜLEN HİZMET BİLEN ADAPAZARI’LI

“Her siyasi renkten büyük bir ekiple çalışacağız” diyen Adapazarı Ticaret Meslek lisesinden mezunu 24 yıllık evli ve 2 çocuk babası Şuayip Ür; “1 Nisan sabahı seçimden zaferle çıkacağımızdan en ufak bir şüphem yoktur. Yeniden Güçlü Adapazarı için, yüzü gülen hizmet bilen Adapazarı’lı Başkanımız İsmail Kılıç ile “Bismillah dedik” diyerek mesaj verdi.

Adapazarı İlçesinin kuzeyinde Kaynarca ve Söğütlü ilçeleri, kuzeybatısında Kocaeli-Kandıra ilçesi, batısında Kocaeli, güneybatısında Serdivan ve Arifiye ilçeleri, güneyinde ve güneydoğusunda Erenler ilçesi, doğusunda Akyazı ve Hendek ilçeleri yer almaktadır. Günümüzden birkaç yüzyıl önce bir pazar köyü alanı olan Adapazarı; 1573 yılında “Ada” isimli bir köy, 1646 yılında nahiye, 1658 yılında Akyazı’ya bağlı bir köy 1692 yılında kadılık, 1742 yılında nahiye, 1837 yılında kasabadır.

Sakarya yöresi Osmanlı Devleti’nin Klasik Dönemi’nde ve 1831 Osmanlı Nüfus Sayımı’nda Cezayir-i Bahr-ı Sefid Eyaleti’ne bağlı Kocaeli Livası içinde yer alır. 1846 Devlet Salnamesi Kocaeli Livası’nın bu dönemde Kastamonu Eyaleti’ne bağlıdır. 1867 Vilayet Nizamnamesi’nde ise Adapazarı’nın ve bağlı olduğu Kocaeli Sancağı’nın Hüdavendigâr Vilayeti’ne bağlandığı görülmektedir.

1877 Devlet Salnamesi ise Adapazarı İzmit Mutasarrıflığı’na bağlıdır.. 1892 Devlet Salnamesinde Adapazarı Kocaeli Sancağı’nın bağlıdır. 1899 Devlet Salnamesi’ne göre yine Adapazarı nahiyesi, Kocaeli bağımsız sancağına bağlıdır. Adapazarı 22.06.1954 tarihli Kanunla Kocaeli ilinden ayrılarak bağımsız il statüsü kazanan Sakarya İlinin merkez ilçesi olmuştur.

 

 

İsmail Kılıç"Yeniden Güçlü Adapazarı İçin Yola Çıktık"

Yeniden Güçlü Adapazarı İçin Yola Çıktık

CHP Adapazarı Belediye Başkan Adayı İsmail Kılıç, düzenlediği basın toplantısı ile seçim çalışmalarının startını verdi. Kılıç, “Biz “Yeniden Güçlü Adapazarı” için insanlarımızın yüzlerini güldüren önce ekonomik sonra sosyal projeleri hayata geçirmeyi kendimize görev sayıyoruz” dedi.

SEÇİM STARTI

CHP Adapazarı Belediye Başkan Adayı İsmail Kılıç dün düzenlediği etkinlikler ile seçim çalışmalarına resmen start verdi. Kılıç ilk olarak, Sen Otel’de düzenlediği basın toplantısı ile projelerini ve hedeflerini açıkladı. Düzenlenen basın toplantısına CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, CHP PM Üyesi Ayça Taşkent, Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır ve Adapazarı İlçe Başkanı Fatma Kurtuluş ile partililer ve basın mensupları katıldı.

SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYECİLİK

Toplantısının açılış konuşmasını yapan Adapazarı İlçe Başkanı Fatma Kurtuluş, “24 Haziran seçimlerinden sonra aday çalışmalarımıza başladık. 2 ay önce aday belirleme çalışmalarını bitirdiğimizde İsmail Kılıç ile parti örgütlerimizin kararı ile yola çıkmıştık.

Geçtiğimiz hafta da Parti Meclisimiz de bu kararımızı onayladı. Adapazarı’nda geçmiş dönemde sosyal demokrat belediyeciliği gösterdik. Bundan dolayı Adapazarı ilçesinde iddialıyız. 16 ilçeden en büyüğü ve en büyük hizmeti alması gereken Adapazarı hizmet fakiri haline gelmiştir. Ben adayımız İsmail Kılıç’a güveniyorum. Tüm örgütlerimizle hep beraber çalışarak Adapazarı’nda Martın sonundaki baharı yaşayacağız” dedi.  CHP Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır, “Ben her zaman yanındayım. Sosyal demokrat belediyeciliğe Adapazarı’nın ihtiyacı var. İsmail Kılıç bu işi en iyi yapabilecek isimlerden biridir. 31 Mart’ta İsmail Kılıç’ın kolunu ‘Adapazarı Belediye Başkanı’ olarak kaldırmak için sabırsızlanıyorum. Yolun açık olsun kardeşim” diye konuştu.

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

ADAPAZARI’NDA BİR MEŞALE YANACAK

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise şunları kaydetti: “ Bu seçimde Sakarya’da bildiğiniz gibi İyi Parti ittifakı ile giriyoruz. Büyükşehir Belediye Adayımız Sayın Cihan Kolip’tir. Büyükşehir Belediye Adayımızı yürekten destekliyoruz.

Biz bu süreçte oturduk ve konuştuk. Ülkeyi birlikte yönetmek istiyoruz dedik. Bugün AKP, MHP, CHP, İyi Parti, HDP zamanı değil. Bugün vatan, millet, gelecek, değerlerimiz, özgürlük duygusu için birlikte yola çıkma zamanı. Merkezde kendi adayımızla, birlikte karar aldığımız ilçelerde birbirimizin adayları yani milletimizin hak ettiği adayları destekleyeceğiz. Adapazarı’nda partimizin adayı Sakarya’nın hak ettiği bir isim olan İsmail Kılıç’tır.  Değerli kardeşim İsmail Kılıç, sadece Adapazarı’nın belediye başkanı olmayacak. Burada bir meşale yakarak, Sakarya’da belediyecilik nasıl yapılıyor gösterecek.”

YENİDEN GÜÇLÜ ADAPAZARI

Son olarak kürsüye gelen CHP Adapazarı Belediye Başkan Adayı İsmail Kılıç ise bugün seçim startını resmen verdiklerini ifade ederek, “31 Mart akşamına kadar gecemizi gündüzümüze katarak Sakarya’nın en büyük ilçesi Adapazarı’nda çalınmadık kapı, sıkılmadık el ve dinlenmedik bir yürek bırakmadan, her siyasi renkten büyük bir ekiple çalışacağız.

1 Nisan Sabahı seçimden zaferle çıkacağımızdan en ufak bir şüphem yoktur. Bu Yerel Seçimler hem Adapazarı adına hem de ülkemiz adına, Cumhuriyetin ilk günkü heyecanı ile Yeniden Yerelden Genele Top yekün demokrasi ve kalkınma hamlesini başlatma yoludur. Yeniden Güçlü Adapazarı için, yüzü gülen hizmet bilen Adapazarlı Başkan Sloganı ile Bismillah diyoruz” dedi.

EKONOMİK VE SOSYAL PROJELER

Kılıç yapacakları çalışmaları ise şöyle özetledi: “Tarım Birliği ile lisanslı Tohum Üretimine öncülük ederek çiftçimizin Katma değeri yüksek ürün üretmesini ve kat ve kat fazla kazanç sağlamasının sağlayacağız. Esnafımıza, Sanatkarımıza sahip çıkacağız. Bir öğrenci kenti olan Sakarya’da, öğrencilerimizin hayatına dokunacağız. Sanat kültür ve Spor faaliyetleri ile gençlerimizin ufkunu açacağız.  Meslek okulları ile sanatkar yapacağız. Biz “Yeniden Güçlü Adapazarı” için insanlarımızın yüzlerini güldüren önce ekonomik sonra sosyal projeleri hayata geçirmeyi kendimize görev sayıyoruz.  Ben bir hesap insanıyım.  Ekonomi Bilim Uzmanıyım.  Bir şehrin güçlenmesinin ekonomik kalkınma ile olabileceğine inanan bir kardeşinizim. Bu şehirde yeniden ticareti güçlendireceğiz

Şehrimizin  tarihi cazibe merkezlerini yeniden keşfedeceğiz” diye konuştu.

DEPREM GERÇEĞİ

Kılıç son olarak ise şunları kaydetti: “Depremden bu yana geçen 20 yılda yapılmayanları yapacağız. 30 yılda bir deprem üreten bölgemizde belki yarın belik 10 yıl sonra karşılaşacağımız depreme tedbir almayanlar, 1999 depreminden kalan katlı binaların birçoğunun yıkılacağını çok iyi biliyorlar. Deprem gerçeğine yönelik Deprem Tedbir Koordinasyon Merkezimizde projeler üreterek, doğanın gücünü umursamaz bir idarecilik sergilemeyeceğiz. Trafik, Beslenme, barınma, Soğuk-Sıcak Stresinden kurtararak barınak değil, doğal yaşam parkalarında yaşamalarını sağlayacağız. Çocuklarımızla gidebileceğimiz yakınlıkta doğal yaşam alanları kuracağız.”

AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı Yapıldı

AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı Yapıldı

11 başlıkta AK Parti manifestosu
Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan AK Parti 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri Manifestosu’nda, yeni dönemdeki belediyecilik anlayışı ve millete taahhütler 11 başlık altında sıralandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Spor Salonunda düzenlenen AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’nda AK Parti’nin yeni dönemdeki belediyecilik anlayışı ve millete taahhütlerinin yer aldığı 11 maddelik manifestosunu açıkladı.

Manifestoya göre AK Partili belediyeler, “Şehir planları”, “Alt yapı ve ulaşım”, “Kentsel dönüşüm”, “Benzersiz şehirler”, “Akıllı şehirler”, “Çevreye saygılı şehirler”, “Sosyal belediyecilik”, “Yatay şehirleşme”, “Halkla birlikte yönetim”, “Tasarruf ve şeffaflık” ve “Değer üreten Şehirler” ilkeleri çerçevesinde hizmet verecek.

Manifestonun ilk maddesini, “Şehir Planları” oluşturuyor. Buna göre şehir planları uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacak. İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle izin verilmeyecek.

Manifestonun “Alt Yapı ve Ulaşım” ilkesinde ise altyapı ve ulaşım sorunlarının tüm şehirlerde tamamen çözülmesi öngörülüyor.

Toplu taşıma projelerinin hızlandırıp yaygınlaştırılması, otoparkların hem şehir planlarında ve hem de imar uygulamalarında asli öncelik haline getirilmesi de manifestoda bulunuyor.

Manifestonun “Kentsel Dönüşüm” maddesinde ise kentsel dönüşüm çalışmalarının bölgelerin özelliklerine ve vatandaşların ihtiyaçlarına göre yürütüleceği ifade ediliyor. Projeler, şehirleri hem deprem riskinden, hem de çarpık yapılaşmadan kurtarmaya dönük olarak geliştirilecek.

Bina bazlı kentsel dönüşümden ziyade alan bazlı kentsel dönüşüm teşvik edilecek. Millet kıraathaneleri ise mahalle düzeyine kadar yaygınlaştırılacak.

Manifestonun “Benzersiz Şehirler” maddesinde ise bu anlayışla şehirlerin kendi hikayelerine uygun şekilde geliştirileceği ilkesi yer alıyor. Buna göre, kendi hikayesi olan şehirlerin siluetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığına katkıda bulunmayan projelere izin verilmeyecek.

Tarihi yapılar ve mekanlar şehrin günlük hayatının ayrılmazparçaları haline getirilecek. Taklitten ve tekrardan uzak, geçmişten feyz alan, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir mimari hakim kılınacak.

Ayrıca şehirlerin, kadınlardan çocuklara, gençlerden yaşlılara, engellilerden sporculara kadar herkese dokunacak mekanlarla donatılması sağlanacak.

Manifestoda yer alan “Akıllı Şehirler” uygulamalarıyla da teknolojinin tüm imkanları insanların ve şehirlerin emrine sunulacak.

Manifestodaki “Çevreye Saygılı Şehirler” maddesiyle de bu şehirlerle belediye hizmetlerinde tabiattaki canlı veya cansız tüm varlıklarla uyum gözetilecek.

Bunun için halkın aileleriyle huzur içinde vakit geçirebileceği, dinlenebileceği, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabileceği Millet Bahçeleri her şehirde yaygınlaştırılacak.

Kitlesel tüketimden kaynaklanan atıkların çevreyi kirletmesine engel olunacak.

Katı atıktan kanalizasyona, hava ve gürültü kirliliğine kadar, çevreye zarar veren tüm unsurların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik yatırımlar her ilde yaygınlaştırılacak. Bu kapsamda “Sıfır Atık Projesi” her kurum ve evde hayata geçirilecek.

Manifestonun “Sosyal Belediyecilik” maddesinde ise sosyal belediyecilik çalışmalarına önem verilerek doğrudan insana dokunan hizmetler ve projeler yaygınlaştırılacak.

Özellikle aile kurumunu güçlendirecek çalışmalar öncelikli olacak. Aile Danışma ve Yaşam Merkezleri, Kadın ve Gençlik Merkezleri, Spor Merkezleri, Kültür ve Sanat Merkezleri, Engelli ve Yaşlı Merkezleri gibi hizmetleri en küçük yerleşim birimlerine kadar götürülmesine devam edilecek.

“Yatay Şehirleşme” maddesiyle ise tabiatla bütünleşen, aile, mahalle ve komşuluk kültürünü ihya eden örnek yerleşim alanları kurulacak.

Her şehirde pilot uygulamayla başlayıp, zaman içinde genişleterek yatay şehirleşme modeli Türkiye’nin her yerine yaygınlaştırılacak. Kentsel dönüşüm alanları ile yeni imara açılan bölgelerde de bu modele öncelik verilecek.

“Halkla Birlikte Yönetim” ilkesiyle ise şehirle ilgili tüm önemli kararlar orada yaşayanlarla birlikte alınacak.

Belediyeden hizmet alan vatandaşlar için bir “Şehirli Hakları” bildirgesi hazırlanacak. Belediye sınırları içinde yaşayan herkesin katılımıyla toplanacak Şehir Meclislerinde, önemli kararlar ortak akıl ile alınacak.

“Tasarruf ve Şeffaflık” maddesine göre, belediyelerin kaynakları hem doğru hem de açık şekilde kullanılacak. Yatırımlar ve hizmetleri yaparken kullanılan kaynağın gerekliliği, verimliliği, önceliği, kalitesi titiz bir şekilde değerlendirecek.

“Değer Üreten Şehirler” maddesinde ise değer üreten şehirler ile kültür ve ekonomi başta olmak üzere her alanda hayat kalitesini yükseltecek yaklaşımlar geliştirilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Spor Salonunda düzenlenen 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu.

Erdoğan, AK Parti’nin 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri’nin ardından şehirleri yönetme anlayışının özünü, millete verecekleri sözlerin çerçevesini oluşturan manifestoyu paylaşmak üzere huzurda olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Bu seçimlerde illerine, ilçelerine, beldelerine, hizmet etmek üzere belediye başkanlığına aday olan AK Parti’li ve Cumhur İttifakı mensubu arkadaşlarımızın her birine başarılar diliyorum. Önümüzdeki seçimlerde milletimizin tercihini yine hizmet siyasetinden yana kullanarak AK Parti’yi sandıktan açık ara birinci parti olarak çıkaracağınıza inanıyorum.” diye konuştu.

Milli iradenin üstünlüğüne yürekten bağlı bir parti olarak 31 Mart seçimlerinde ortaya çıkacak sonucun, Türkiye’ye ve millete hayırlı olması dileğinde bulunan Erdoğan, “Dik dur eğilme, bu millet seninle” sloganları üzerine, “Dik duracağız dikleşmeyeceğiz. Dik duruyoruz endişeniz olmasın.” dedi.

“İNSAN TÜM MAHLUKATA GÖNLÜNÜ AÇAR, GÖNÜL ŞEHİRLERİ KURULUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, giriş konuşmasının ardından manifesto metnine geçerek, şunları kaydetti:

“İnsan, şehirler kurar, yollar, köprüler yapar, kıtadan kıtaya uzanır, uzaya çıkar. Ama gönlü ancak, bir gönülde sükuna erer. Bir gönlü misafir ettiğinde varlığını hisseder. Bir gönle girdiğinde kendini bulur. Bir genç kızın hayali… Bir delikanlının umudu… Bir yaşlının yalnızlığı… Bir çocuğun kucak açışı… Daha nicesiyle birlikte gönülde karşılık bulur. Kuşa, böceğe, ağaca, çiçeğe, tüm mahlukata gönlünü açıp rahmet nazarıyla bakıyorsa eşrefliğinin farkına varır. Göğsünde bir et parçası değil alemi taşır. Şehri emanet görmek, şehri emanet almak, şehremini olmak, ancak gönül sahibiyse olur, gönüllere girerek olur. İşte o zaman gönülden gönüle köprüler kurulur. Seyyid Nesimi’nin dediği gibi; ‘Gülden terazi tutarlar, gülü gül ile tartarlar, gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül.’ Gönüller birleştiğinde ancak böyle şehirler kurulur.

Hacı Bayram Veli Hazretleri’nin nazarıyla ifade edersek; ‘İnsan, şehri inşa ederken, aslında taşın toprağın arasında kendisini inşa eder. Gönülde her ne var ise, şehir olarak görünür. Gönlü taş olanın şehri taş, gönlü aşk ile dolu olanın şehri gülistan olur’. Evet… Böylece şehir insan olur, insan şehir olur. İnsan tüm mahlukata gönlünü açar, gönül şehirleri kurulur. Gönül tevazudur, kibir değil. Gönül azimdir, gayrettir, hırs değil. Gönül samimiyettir, hasbiliktir, hesabilik değil. Gönül Rahmanın evidir. İnsan tüm evrenin kalbidir. Şehir de tüm bunların mekanıdır. İşte bu anlayışla, AK Parti olarak şehirlerimize ve onlara hizmet için kurulmuş olan belediyelerimize çok büyük önem veriyoruz.”

“DÜNYAYI NASIL İDRAK EDİYORSAK, YAŞADIĞIMIZ ŞEHİRLERE DE ÖYLE ŞEKİL VERİRİZ”

Bugün “şehir” olarak ifade edilen il ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının yüzde 80’i aştığını belirten Erdoğan, dünyada ise Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun yüzde 55’inin şehirlerde yaşadığını söyledi. Bu oranın 2050’de üçte ikiyi geçmesinin beklendiğine dikkati çeken Erdoğan, şehirlerde yaşayan insan sayısı artarken, küresel ölçekte gelir dağılımının da giderek bozulduğunun altını çizdi.

Yapay zeka gibi yeni teknolojilerin, önemli fırsatlarla birlikte kimi belirsizlikleri de beraberinde getirdiğini kaydeden Erdoğan, ekolojik tahribatın dünyanın geleceğini her geçen gün daha çok tehdit ettiğini vurguladı.

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere pek çok yerde, etnik, kültürel ve dini ayrımcılık gibi demokrasiye meydan okuyan eğilimlerin yükselişe geçtiğini dile getiren Erdoğan, “Son iki asırda, çarpık kentleşmeden çevre kirliliğine, sosyal buhranlardan terör olaylarına ve savaşlara kadar pek çok sıkıntıyla boğuşan dünyamız, artık tarihi bir yol ayrımına doğru gidiyor. Bu tablo bizi, diğer meselelerin yanı sıra, şehir ve medeniyet tasavvurumuz ile bunların ayrılmaz bir parçası olan belediye hizmetleri üzerinde daha çok düşünmeye sevk ediyor. Bizim gözümüzde şehirler, kurucularının ve içinde yaşayan insanların adeta aynası gibidir. Dünyayı ve hayatımızı nasıl idrak ediyorsak, yaşadığımız şehirlere de öyle şekil veririz.” değerlendirmesinde bulundu.

“AK PARTİ KADROLARI OLARAK, ŞEHİRLERİMİZİN VE ÜLKEMİZİN HİZMETİNE KOŞTUK”

Ecdadın “Şeref-ül mekan bil mekin” yani, “Bir şehri aziz kılan, o şehrin sakinleridir” diyerek, bu gerçeğe işaret ettiğini aktaran Erdoğan, “Yahya Kemal, ecdadın kurduğu şehirleri anlatırken, ‘ve böylece toprak imana gelirdi’ diyecek kadar vecd içinde bir tasavvur ortaya koyuyor. Peki nasıl oldu da böylesine ince fikirli ve zevkli bir medeniyet müktesebatından, son asırda böylesine hoyrat bir şehircilik geçmişine savrulduk? Bize göre şehirlerimizin uzun süredir malul olduğu sıkıntıların temelinde, insan fıtratının bir kenara bırakılıp bireysel hırslar elinde şekillendirilmesi yatıyor.” diye konuştu.

Erdoğan, tribünlerden sarkıtılan kendisinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Alparslan Türkeş ile Necmettin Erbakan’ın fotoğraflarının yer aldığı “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” yazılı pankartı görmesi üzerine, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Cumhur İttifakı’nın tanımı budur. Pazara kadar değil inşallah mezara kadar.” dedi.

Milletin değerlerine sahip çıkmayanların şehircilik mirasına sahip çıkmasının zaten işin tabiatına aykırı olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçmişiyle barışık olamayan geleceğini de sağlıklı bir şekilde inşa edemez. Türkiye, uzun süre yönetimine hakim olan vizyonsuz, öngörüsüz, kifayetsiz, plansız, istikrarsız, milletin derdiyle dertlenmediği için umursuz hastalıklı zihniyetler elinde örselenmiş ve oyalanmıştır. Açık yüreklilikle kabul etmek gerekir ki, bırakınız sonradan kurulanları, kadim şehirlerimiz dahi bu hastalıktan kendini kurtaramamıştır. Bizler, tüm siyasi hayatı, işte bu çarpıklıklarla mücadeleyle geçen AK Parti kadroları olarak, şehirlerimizin ve ülkemizin hizmetine koştuk. Eksiklerimiz ve hatta kimi zaman hatalarımız elbette olmuştur. Ama, milletimiz ve tarih şahittir ki, tüm samimiyetimizle ve gücümüzle, ülkemizi maddi ve manevi medeniyet değerleriyle yeniden buluşturmak için çalıştık. Azmettik, çalışıyoruz ve çalışacağız.”

“BELEDİYECİLİKTEKİ TECRÜBEMİZİ SÜREKLİ ZENGİNLEŞTİREREK, TÜRKİYE’NİN HİZMETİNE SUNDUK”

AK Parti’nin kurucu kadrolarının, gençlik yıllarından beri takipçisi oldukları medeniyet davalarını, belediye yönetimlerinde adımlarını attıkları hizmet mücadelelerini zamanla tüm ülkeye taşıdıklarını anlatan Erdoğan, “Şuna inanıyorum; bizimkisi bir aşk hikayesidir. Aşk ise kişinin sevdiğinde yok olmasıdır. Laf ile aşk olmaz. Ancak sevdiğinizde yok olursanız aşk olur.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, belediyelerde başlayan bu büyük yürüyüşün, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında sürekli gelişerek, genişleyerek sürdüğünü söyledi.

Bu süreçte şehirleri mazisiyle barışık ve geleceği kucaklayacak hizmetlere kavuşturmak amacıyla, hem belediyelerde, hem merkezi idare kurumlarında gece gündüz ter döktüklerini ifade eden Erdoğan, her alanda olduğu gibi belediyecilikte de Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların katbekat üzerinde eserler ortaya koyduklarını dile getirdi.

AK Parti’nin, belediyecilikte çığır açmış, milletin gönlünde bu hizmetleriyle yer edinmiş kadrolar tarafından kurulmuş bir parti olduğunun altını çizen Erdoğan, “AK Parti kadrolarının belediyelerdeki başarılarının gerisinde, halka hizmeti Hakka hizmet bilen bir paradigma değişikliği vardır. Bu yaklaşımla, emaneti korumayı ve ehline teslim etmeyi esas alan, hizmeti memur-işçi mesai süresiyle sınırlamayıp 24 saate, 7 güne yayan, vatandaşın her derdine derman olmak için çırpınan bir yönetim pratiği sergilenmiştir. Öyle ki bu kadro, belediye çalışanlarının yetişemediği temizlik gibi kimi hizmetlerin aksamadan yürümesini, parti teşkilatlarından gönüllüler vasıtasıyla gerçekleştirecek kadar kendini işine adamıştır. Belediyecilikteki tecrübemizi ve birikimimizi sürekli zenginleştirerek, geliştirerek, büyüterek tüm Türkiye’nin hizmetine sunduk.” diye konuştu.

“BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN ÖNÜNE ÇOK BÜYÜK HEDEFLER KOYDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milletimizin karşısına 1994 mahalli idareler seçimlerinde bu ülkenin ‘CHP’den tevarüs ettiği çöp, çukur ve çamurla mücadele’ diyerek yola çıktık. Çünkü CHP çöptür, çukurdur, çamurdur. Öyle devraldık İstanbul’u ve onlardan tamamen arındırdık. 2004’te ‘Yerel kalkınma başlıyor’ sloganını kullandık, o günden bugüne belediye başkanlarımızın önüne çok büyük hedefler koyduk. Eğer çöp dağlarından İstanbul temizlendiyse, Ümraniye’deki vahşi çöp depolama alanı patlamak suretiyle 39 vatandaşımız orada öldüyse herhalde bunun bir hesabının sorulması gerekir. Kimdi belediye başkanı? İlçede de CHP, büyükşehirde de CHP. Hesabını ne soran oldu, ne hesabı sorulan oldu. Bunları özellikle bilmenizin önemine vurgu yapmak istiyorum. Ankara farklı mıydı? Hayır, Ankara da böyleydi. Buraları teslim aldık. Aldıktan sonra İstanbul değişti. Ankara değişti. Ama teslim alınmayan yerlerde hala susuzluk devam ediyor. İşte İzmir… Ne İstanbul ne Ankara’da susuzluk diye birşey kalmadı. Bütün mesele aşk meselesi, dertli olmak meselesi, inanç meselesi. Bunlarla bugünlere geldik.”

“Altyapı, yol, kaldırım, su, çöp, temiz çevre, temiz hava gibi temel hizmet alanlarındaki sorunları çözmeden şehirlerimizi kalkındıramayız” dediklerini hatırlatan Erdoğan, “Hamdolsun, kısa sürede bu sıkıntıların üstesinden geldik ve şehirlerimizi çok ileri hizmet standartlarına kavuşturduk. Ardından, 2009 mahalli idareler seçimlerinde ‘İşimiz hizmet gücümüz millet’ diyerek, ‘marka şehirler’ hedefledik. Her şehrimizin, bölgesinin, ülkemizin ve dünyanın önemli bir markası haline gelebilmesi hedefiyle milletimizin karşısına çıktık.” dedi.

İstanbul’da Habitat 2 Toplantısı düzenlediklerini hatırlatan Erdoğan, bu toplantıda İstanbul’un dünyanın en temiz şehri olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Bunların rastgele olmadığını belirten Erdoğan, “Dertli olursanız, aşık olursanız bunlar olur. İşte bunlar bunun neticesinde gerçekleşti. Altyapıdan çevre sorunlarına kadar her alanda, daha ayrıntılı, daha ince işçiliğe yönelik yatırımları hayata geçirdik. Potansiyeli olan her ilimizin dünya çapında marka şehir haline dönüşme çabasına destek verdik. Türkiye’nin gündemi değiştikçe, mahalli idarelerdeki hedeflerimizi de ileriye taşıdık ve 2014 seçimlerinde ‘Daima millet daima hizmet’ dedik. Böylece her türlü vesayet, darbe ve saldırıya karşı, milletimizin emrinde bir şekilde hizmet yürüyüşümüzü sürdürme kararlılığımızı ifade ettik.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin istiklaline ve istikbaline göz dikenlere karşı 15 Temmuz’da olduğu gibi milletimizle birlikte mücadele ederken hizmet yarışında da yine en önde olduk. Şimdi de tevazu, samimiyet ve gayret ile memleket işi gönül işi diyerek, ‘Gönül belediyeciliği’ sözüyle milletimizin huzuruna çıkıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Halkımıza yeni bir heyecanla, yeni bir vizyonla, kimi tecrübeli, kimi yeni ama birikimli ve vizyoner isimlerle şehirlerimizi daha ileriye taşımanın sözünü veriyoruz. Hedefimiz, istisnasız tüm fertleriyle önce milletimizin gönlünü kazanmak, ardından sandıkta oyunu almaktır.” dedi.

Her seçimin bir imtihan olduğunu bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“31 Mart 2019 imtihanından başarıyla çıkmak için, geçmişte yaptığımız hizmetlerle yetinmiyoruz. Bu büyük müktesebatın yanında, şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak yeni projeler geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, tıpkı ülkemizin diğer vizyoner projeleri gibi şehirlerimiz için de kısa, orta ve uzun vadeli strateji belgeleri hazırlayacağız. Bakanlıklarımızdan en küçük belediye birimlerimize kadar, şehirlerimizle ilgili tüm planları, projeleri, yatırımları, hizmetleri bu strateji belgeleri üzerinden takip edeceğiz. Kısa vadeli hedefleri her yıl, orta vadeli hedefleri belediye başkanlarımızın dönemlerinin bitiminde, uzun vadeli hedefleri de ülkemizin 2023, 2053, 2071 vizyonlarıyla bağlantılı şekilde değerlendireceğiz. Bu süreçleri tüm belediyelerde takip etmek için Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir izleme-değerlendirme sistemi kuruyoruz.”

Merkezi yönetim birimlerinin 81 ildeki yatırımların takibiyle ilgili bir sistemi daha önce kurduklarını anımsatan Erdoğan, “Tecrübe ve bilgi paylaşımından tasarruf ve şeffaflığa kadar pek çok faydasını göreceğimize inandığım bu sisteme, belediyelerimizi de entegre edeceğiz. Ayrıca, AK Partili belediyelerimizin daha yakından takibi için, benzer bir sistemi Genel Merkezimizde faaliyete geçireceğiz. Genel ve yerel iktidarlarımız döneminde plansız şehirleşmenin kökünü kuruttuğumuz gibi ilkesiz, işlevsiz ve denetimsiz planlamayı da ortadan kaldıracağız. İşte bu doğrultuda Türkiye’yi, bugüne kadarki uygulamaların ötesinde bir Yeni Şehircilik Vizyonu ile buluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Şehirleri, insan fıtratına uygun, medeniyet ve kültür değerleriyle yoğrulmuş, daha çok hizmetle donatacaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belediye başkanlarımız, şehir halkına hakim olma değil hadim olma idrakiyle görevlerini yürütecekler. Yani ‘Efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz’ anlayışıyla hizmetlerini sürdürecekler.” dedi.

Erdoğan, şehir plancılığında ve imar uygulamalarında, coğrafyanın tüm birikimine sahip çıkan, Selçuklu mimarisinin sadeliğini, Osmanlı mimarisinin zarafetini ve bugünün modern çizgilerini meczeden bir anlayışı yaygınlaştıracaklarını söyledi.

Konuşması sırasında tribünlerde açılan “Aşk ile çalışmak bu işin özü, 31 Mart zafere AK Parti’nin sözü” afişini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanlarıyla birlikte ağacından hayvanına kadar içindeki tüm canlıların güven içinde yaşadığı şehirlere sahip olmanın huzuruna AK Parti belediyeceliği ile kavuşacağız. AK Parti iktidarları döneminde eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye kadar her alanda kurduğumuz güçlü altyapı, şehirlerimizle ilgili tasavvurlarımızı gerçekleştirebilmemizin teminatıdır. Öyle ki, bugün artık klasik belediye hizmetleri, başarının ölçüsü olmaktan çıkmıştır. Artık ölçü, bunların üzerine hangi hizmetleri koyabildiğiniz, özellikle de gönül belediyeciliğinde ne kadar mesafe kat edebildiğinizdir.”

“MİLLETİMİZİN KARŞISINA ‘MEMLEKET İŞİ GÖNÜL İŞİ’ DİYEREK ÇIKIYORUZ”

AK Parti belediyelerinin her insana adaletle hürmet edeceğini, şehrin ve insanların maddi-manevi tüm varlığını kutlu bir emanet olarak görüp sahip çıkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyelerin herhangi bir kesime ve kişiye değil sadece milletine ve devletine sadakat gösterecek başkanlarla yönetileceğini kaydetti. Erdoğan, “İşte bunun için 31 Mart seçimlerinde milletimizin karşısına ‘Memleket işi gönül işi’ diyerek çıkıyoruz.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, AK Parti olarak yeni dönemdeki belediyecilik anlayışlarını ve millete taahhütlerini 11 başlık altında özetlediklerini belirterek, bu başlıkları “Şehir Planları, Altyapı ve Ulaşım, Kentsel Dönüşüm, Benzersiz Şehirler, Akıllı Şehirler, Çevreye Saygılı Şehirler, Sosyal Belediyecilik, Yatay Şehirleşme, Halkla Birlikte Yönetim, Tasarruf ve Şeffaflık ve Değer Üreten Şehirler” şeklinde sıraladı.

Şehir Planları konusunda, uzun vadeli ihtiyaçları gözeten ve hakkaniyete uygun yöntemleri takip edeceklerini belirten Erdoğan, “İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle geçit vermeyeceğiz. Şehir planlarını ve imar uygulamalarını şeffaf bir şekilde hazırlayacağız. Zorunlu hallerde yapılması gereken plan değişiklikleriyle ilgili süreçleri de aynı şekilde halkın gözetiminde yürüteceğiz.” dedi.

Muhtarlık binalarında ilan edilecek plan değişikliklerini, milletin görüşü ve onayı alındıktan sonra daha etkin bir şekilde uygulamaya geçireceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapılan çalışmalar konusunda ilgili tüm kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin fikirlerine başvuracak, kararları demokratik katılım süreçlerini işleterek en geniş uzlaşmayla alacağız. Milletimizin hayat kalitesini artırmayan hiçbir işe vakit ve kaynak ayırmayacağız. Potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirerek şehirlerimizi çekim merkezi haline getirecek projelere özel önem vereceğiz, öncelik vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

“ALTYAPI EKSİKLERİNİN TAMAMLANMASINI YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ.”

Altyapı ve ulaşım konuları çözülmeden şehirlerin gerçek anlamda şehir haline getirilmiş olamayacağına inandıklarını ifade eden Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde, içme suyu, yağmur suyu, kanalizasyon, doğal gaz, enerji ve iletişim hatları gibi temel altyapı sorunları tamamen çözülmemiş hiçbir şehrimizi inşallah bırakmayacağız. AK Partili olmayan belediyelerde de altyapı eksiklerinin tamamlanması çalışmalarını yakından takip edeceğiz.” diye konuştu.

Toplu taşıma projelerini hızlandırıp yaygınlaştırarak, insanları trafikte boğulmaktan kurtaracaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, otopark meselesini, hem şehir planlarında hem de imar uygulamalarında asli öncelik haline getireceklerini ve böylece sokaklardaki araç istilasına son vererek, kaldırımları sadece yayaların hizmetine sunacaklarını söyledi.

Kentsel dönüşüm projelerini, şehirleri hem deprem riskinden hem de çarpık yapılaşmadan kurtarmaya dönük olarak geliştireceklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugüne kadar elde ettiğimiz tecrübelerin ışığında, bina bazlı kentsel dönüşümden ziyade alan bazlı kentsel dönüşümü teşvik edeceğiz. Tek tip kentsel dönüşüm uygulamaları yerine, bölgenin ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeten çözümler üreteceğiz. Fiziki dönüşümü kültürel, ekonomik ve sosyal dönüşümle birlikte tasarlayarak yepyeni bir şehircilik hamlesi başlatacağız. Millet kıraathanelerini mahalle düzeyine kadar yaygınlaştıracağız.”

Erdoğan, benzersiz şehirler hedefleri doğrultusunda her şehrin kendi coğrafyasına, iklimine, tabiatına, tarih ve insan dokusuna, büyüme alanlarına uygun gelişme modelleri hazırlayacaklarını söyledi.

Planları, altyapı ve üstyapı projelerini, şehirlerin asli karakterlerini güçlendirecek şekilde tasarlayıp koruyarak yaşatmayı esas alacaklarını belirten Erdoğan, “Her birinin kendi hikayesi olan şehirlerin silüetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığımıza katkıda bulunmayan projelere kesinlikle izin vermeyeceğiz.” dedi.

Tarihi yapıları ve mekanları şehrin günlük hayatının ayrılmaz parçaları haline getirerek gelecek nesillere miras bırakacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taklitten ve tekrardan uzak, geçmişten feyzalan, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir mimariyi şehirlerimize hakim kılacağız. Şehirlerimizin, kadınlardan çocuklara, gençlerden yaşlılara, engellilerden sporculara kadar herkese dokunacak mekanlarla donatılmasını sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Akıllı şehirler ile şehircilikte yeni ufuklar açacaklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Belediye hizmetlerine erişimden, ulaşımın, enerjinin, binaların ve cihazların yönetimine kadar insanlarımızın günlük hayatını kolaylaştıracak tüm akıllı şehir uygulamalarını destekleyeceğiz. Teknolojinin imkanlarını, özellikle de yerli çözümleri teşvik ederek, şehirlerimizin emrine sunacağız. Mobil teknolojilerin böylesine geliştiği bir dönemde, Türkiye’yi bu büyük inşallah yarışta geri bırakmayacağız.

Çevreye saygılı şehirler ile Rabbimizin bize emanet ettiği tabiat içinde, canlı veya cansız tüm varlıklarla birlikte uyum içinde bir hayat sürdürebilmemizi sağlayacağız. Halkımızın ailesiyle huzur içinde vakit geçirebileceği, dinlenebileceği, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabileceği Millet Bahçelerini her şehrimizde yaygınlaştıracağız. Tabiat kaynaklarının sonsuz olmadığının bilinciyle, şehirlerimizi yeşil alanlarıyla güzelleştirirken, kitlesel tüketimden kaynaklanan atıkların da çevreyi kirletmesine engel olacağız. İşte görüyoruz, bakıyorsunuz büyükşehirlerde aday çıkartmış CHP, ama her taraf yine çöp dağlarıyla dolu. Nasıl belediye başkan adayısın? Hem de büyükşehir hem de İstanbul gibi bir yerde. Demek ki geçmişten ders almamışlar. Geçmişte yine bize CHP, çöp dağlarını bırakmıştı ama onun varisleri de yine ilçe belediyesinde çöp dağlarıyla hareket ediyor. Bütün bunları görerek, milletimize bunları anlatarak, aynı tuzağa bir daha düşünmemiz lazım. Çöp meselesinde bunların eksik bıraktığı çok şey var.”

Erdoğan, “Sıfır Atık Projesini her kurumumuzda, her evimizde hayata geçireceğiz. İnsan-şehir-tabiat dengesini en ideal şekilde gözeterek şehirlerimizi yeşil ve sürdürülebilir büyüme ilkesiyle inşa ve ihya edeceğiz.” dedi.

“KİMSESİZLERİN KİMSESİ, SESSİZ YIĞINLARIN SESİ OLACAĞIZ”

Sosyal belediyecilik anlayışıyla tüm mağdur ve mazlumlarla birlikte ailelere, çocuklara, gençlere, kadınlara, yaşlılara ve engellilere hizmet verecek şekilde çalışacaklarını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Erişilemeyen, yardım eli uzatılmayan, hizmet götürülmeyen hiçbir kesim bırakmayacak. Kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi olacağız ve belediyecilik anlayışımızı buraya oturtacağız. Özellikle toplumun temeli olarak gördüğümüz aile kurumunu güçlendirecek çalışmaları önceliklerimizin başına alacağız. İnsana hizmet üreten belediyecilik yapacak, şehirleri imar ederken nesilleri ihmal etmeyeceğiz. Aile Danışma ve Yaşam Merkezleri, Kadın ve Gençlik Merkezleri, Spor Merkezleri, Kültür ve Sanat Merkezleri, Engelli ve Yaşlı Merkezleri gibi hizmetleri en küçük yerleşim birimlerine kadar götürmeye devam edeceğiz. Sporu, gençlerimiz başta olmak üzere, her kesimin hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirecek altyapıyı kuracak bu faaliyetleri yoğunlaştıracağız. Sosyal belediyecilik çalışmalarının kalite standartlarını oluşturarak, ülkenin her yerinde belirli bir seviyenin üzerinde hizmet verilmesini sağlayacağız.

Yatay şehirleşme yeni dönemdeki şehircilik vizyonumuzun merkezinde yer alacaktır. Gönüllerimize hitap eden mekanlar bütünü olan şehirlerimizi, toprakla daha çok buluşan, mahalle kültürünü yaşatan, komşuluk ilişkilerini canlı tutan yatay mimari anlayışıyla geliştireceğiz. Bu modelle, insani hizmetlerden yeşil alanlara ve akıllı şehir uygulamalarına kadar pek çok sorunu aynı anda çözebileceğiz. Her şehrimizde pilot uygulamayla başlayıp, zaman içinde genişleterek, yatay şehirleşme modelimizi ülkemizin her yerine yaygınlaştıracağız. Kentsel dönüşüm alanları ile yeni imara açılan bölgelerde, bu modele öncelik vereceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, manifestoda yer alan “Halkla birlikte yönetim”, “Tasarruf ve şeffaflık”, “Değer üreten şehirler” maddelerine ilişkin bilgi verdi.

Erdoğan, manifestodaki 9. maddenin “Halkla birlikte yönetim” olduğunu belirterek, “Bu ilkeyle, belediye faaliyetleriyle ilgili kararlara, şehir sakinlerinin, özellikle de muhtarların ve sivil toplum kuruluşlarının en üst seviyede katılımını temin edeceğiz.” diye konuştu.

Özellikle insanların hayatlarını doğrudan ilgilendirecek büyük
projelerde istişare yöntemini mutlaka kullanacaklarına işaret eden Erdoğan, “Belediyemizden hizmet alan vatandaşlarımız için bir ‘Şehirli Hakları’ bildirgesi hazırlayacağız. Belediye sınırları içinde yaşayan herkesin katılımıyla toplanacak Şehir Meclislerinde, önemli kararları ortak akıl ile alacağız. Belediye Meclisi toplantılarının ve belediye ihalelerinin canlı yayın dahil, herkese açık şekilde yapılması için tüm imkanların kullanılmasını sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Tasarruf ve Şeffaflık

Manifestonun 10’uncu maddesinin “Tasarruf ve Şeffaflık” olduğunu dile getiren Erdoğan, tasarruf ve şeffaflığın yeni dönemde belediyelerde çok daha önemli bir yönetim ilkesi haline geleceğini de vurguladı. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hangi kaynaktan gelirse gelsin belediye bütçesine giren her
kuruşta yetiminden gazisine, işçisinden yaşlısına herkesin hakkı olduğunu aklımızdan asla çıkarmayacağız. Yatırımları ve hizmetleri yaparken kullanılan kaynağın gerekliliğini, verimliliğini, önceliğini, kalitesini titiz bir şekilde değerlendirecek, sonra adımları atacağız. Her faaliyetimizi, en başından en sonuna kadar milletimizin gözü önünde, her türlü bilgiye, belgeye erişimin açık olduğu bir yöntemle yürüteceğiz. Belediyelerimizde hakka, adalete, maşeri vicdana, hukuka aykırı davranan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız.”

Değer üreten şehirler

Erdoğan, son maddenin “Değer üreten şehirler” olduğuna dikkati çekerek, bu şehirler ile AK Parti belediyeciliğini bir üst aşamaya taşıdıklarını vurguladı.

Bugün şehirlerde yaşayan insanların taleplerinin, bundan çeyrek asır, yarım asır öncesine göre çok değiştiğini anlatan Erdoğan, eskiden ihtiyaçların, “başını sokacak bir çatı, musluğundan akacak su, ampulünü yakacak elektrik, evine ulaşacak yol” gibi temel hizmetlerle sınırlı olduğunu anımsattı.

Bugün ise şehirlerdeki insanların temel beklentilerini her alanda hayat kalitesinin yükseltilmesi olarak özetleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bunun için şehirlerimizi gayrimenkul odaklı zenginleşme aracı olmaktan çıkartıp, insanın kültürel ve ekonomik üretkenliğinden kaynaklanan katma değerle güçlenen mekanlar haline getireceğiz. Bir başka ifadeyle şehirlerimizin gayrimenkul rantıyla değil, geleceğe medeniyet mirasımız olarak bırakabileceğimiz iyilik, merhamet, kültür, sanat ürünü eserlerle değerlenmesini sağlayacağız.”

“BELEDİYELERİMİZİ DEĞER ÜRETEN ŞEHİRLER ANLAYIŞIYLA YÖNETECEĞİZ”

AK Parti olarak bu konuda uzun süredir hazırlık yaptıklarını belirten Erdoğan, önceki yıllarda, ekonomik kalkınmanın ve refah artışının ana lokomotifi olan “Kent Ekonomileri Forumu” çalışmasını, 81 ili kapsayacak şekilde gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Geçen yılda 30 büyükşehiri kapsayan “Şehrim 2023 Projesi”ni
hazırladıklarını anımsatan Erdoğan, “Bu çalışma, şehirlerimizin kültürden ekonomiye tüm yönlerini analiz ettiğimiz, zayıf ve güçlü taraflarını ortaya koyduğumuz bu çalışmalar ışığında, önümüzdeki dönemde belediyelerimizi değer üreten şehirler anlayışıyla yöneteceğiz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Memleket işi, gönül işi” diyerek, gönül belediyeciliği ile
milletin hizmetine talip olan AK Parti’nin, yeni dönemde insan merkezli yürüteceği hizmetlerin temel ilkelerini ise başlıklarıyla şöyle tekrarladı:

“Şehir planları, uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacak. Altyapı ve ulaşım sorunları tüm şehirlerimizde tamamen çözülecek. Kentsel dönüşüm çalışmaları bölgelerin özelliklerine ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre yürütülecek. Benzersiz şehirler anlayışıyla şehirlerimiz kendi hikayelerine uygun şekilde geliştirilecek. Akıllı şehir uygulamalarıyla teknolojinin tüm imkanları insanımızın ve şehirlerimizin emrine sunulacak. Çevreye saygılı şehirler ile belediye hizmetlerinde tabiattaki canlı veya cansız tüm varlıklarla uyum gözetilecek.

Sosyal belediyecilik çalışmalarına önem verilerek doğrudan
insana dokunan hizmetler ve projeler yaygınlaştırılacak.
Yatay şehirleşme ile tabiatla bütünleşen, aile, mahalle ve
komşuluk kültürünü ihya eden örnek yerleşim alanları kurulacak.
Halkla birlikte yönetim ilkesiyle, şehirle ilgili tüm önemli kararlar orada yaşayanlarla birlikte alınacak. Tasarruf ve şeffaflık hassasiyetiyle belediyelerin kaynakları hem doğru hem de açık şekilde kullanılacak. Değer üreten şehirler ile kültür ve ekonomi başta olmak üzere her alanda hayat kalitesini yükseltecek yaklaşımlar geliştirilecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’li belediyelerde, bu 11 başlıkta ifade edilen ilkeler çerçevesinde hizmet vereceklerini belirterek, “Böylece seçim kampanyamızı da resmen başlatmış, seçim sloganlarımızı kamuoyumuzla paylaşmış oluyoruz.” dedi.

Erdoğan, 31 Mart seçimlerinin demokrasi şöleni şeklinde geçmesi temennisinde bulunarak, “Mahalli İdareler Seçimleri Manifestomuzdaki ilkelerimiz, milletimize yeni dönemdeki yönetim anlayışımızı ifade eden taahhütlerimizdir.” diye konuştu.

“CUMHUR İTTİFAKI’NA BAĞLILIĞIMIZDAN TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

Projeleri, her büyükşehirde, ilde ve ilçelerde AK Parti adaylarının kendilerinin açıklayacağına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

“Seçim yarışının iftira, yalan, hakaret, husumet değil; plan, proje,
hizmet etrafında şekillenmesi en büyük temennimizdir. Darbe çığırtkanlığı yapan, asmayı, kesmeyi, zehirlemeyi, sürmeyi hesap eden anti-demokratik siyaset anlayışının dönemi, inşallah 31 Mart’ta tamamen kapanacaktır. Türkiye’nin, tehdit siyasetine değil hizmet siyasetine ihtiyacı vardır. AK Parti olarak kendi seçim kampanyamızı bu şekilde sürdüreceğiz. Bu süreçte, ülkemizin bekasının ve milletimizin geleceğinin güvencesi olarak gördüğümüz Cumhur İttifakı’na bağlılığımızdan taviz vermeyeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisiyle birlikte Cumhur İttifakı’nı gayet diri tutacağız, dayanışmamızı diri bir şekilde sürdüreceğiz. “

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıllarda üst üste çok büyük saldırılara maruz kalan Türkiye’nin istikrar ve güven ortamının devamına, her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna inandıklarını belirterek, “Biz şunu biliyoruz ki Cumhur İttifakı bizim aynı zamanda bir beka meselemizdir. Onun buradaki gayretimiz bu anlayışla devam edecektir.” dedi.

“31 MART MAHALLİ SEÇİMLERİNİ DE HUZUR İÇİNDE TAMAMLAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018’de Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini geride bırakıp, yeni yönetim sistemine fiilen geçildiğini hatırlatarak, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hamdolsun, her geçen gün daha da pekişerek başarıyla yürüyor. İnşallah 31 Mart 2019 mahalli seçimlerini de huzur içinde tamamlayacağız. Böylece ülke ve millet olarak önümüzdeki süreci tamamen hedeflerine odaklanmış bir şekilde geçirme imkanına kavuşacağız.” ifadelerini kullandı.

Bu dönemde atılacak adımların, gelecek nesillere emanet
edecekleri 2053 ve 2071 vizyonları bakımından kritik öneme
sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, AK Parti olarak bu bilinçle, demokraside ve ekonomide Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine çıkartacak reformları hayata geçirmeye devam edeceklerini söyledi.

Büyükşehirler, iller, ilçeler ve beldelerde kazanacakları her başarının Türkiye’nin aydınlık yarınlarına tutulmuş bir ışık olacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Mahalli seçimlerde partimizin elde edeceği güzel neticeler, belediye hizmetlerinde, biraz önce ifade ettiğim ilkeler çerçevesinde yeni bir dönemin kapılarını sonuna kadar açmanın yanında, Türkiye’yi her alanda hedeflerine ulaştıracak çalışmalarımızda bize moral desteği de verecektir. 31 Mart’ta kazananın bir kez daha hizmet siyaseti olacağına kalpten inanıyorum. Mensubu olmaktan şeref duyduğum milletime, demokrasimize ve bize vereceği destek için şimdiden şükranlarımı sunuyorum.”

“MİLLETİMİZE EMRİNDE OLDUĞUMUZU USANMADAN TEKRARLAYACAĞIZ

Belediye başkan adayları ve teşkilat mensuplarına seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

“Sizlerden bugünden itibaren seçim gecesine kadar tüm gücünüzle sokakta, evde, iş yerinde her yerde milletimizle birlikte olmanızı bekliyorum. Hedefimiz bizzat ulaşmadık, kendimizi anlatmadık, derdini dinlemedik hiçbir vatandaşımızı bırakmamak olmalıdır. Seçimi kazandık, seçimden sonra da bu anlayışın aynen devamını istiyorum.

Demokrasiye ve milli iradenin üstünlüğüne yürekten inanan bir parti olarak adaylarımızla ve teşkilatımızla milletimize onun emrinde olduğumuzu usanmadan sürekli tekrarlayacağız. Gittiğiniz her yerde şahsımın temsilcisi olarak vatandaşlarımıza selamlarımı iletmenizi, desteklerini talep etmenizi rica ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile adım attığı hizmet siyasetini bugüne kadar kesintisiz getirdiklerine değinerek, “AK Parti’nin 16 yılda Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini her vatandaşımıza örnekleriyle anlatmalısınız. Ülkemizi 2023 hedeflerimize ulaştırma kararlılığımızı tekrar tekrar ifade etmelisiniz. Dünyada ve bölgemizde yaşanan büyük değişime, bütün bunlara karşı ülkemizi birikimiyle vizyonuyla, projeleriyle, kadrolarıyla hazırlayabilecek yegane partinin AK Parti olduğunu herkese göstermelisiniz.” dedi.

Gelecek dönemde belediyelerdeki hedefleri standartları çok daha yukarıya çıkararak millete sunmaya devam edeceklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu seçimlerde gelecekteki çalışmalarımızda bize yol göstermek üzere her bir belediye başkan adayımızın ve teşkilatımızın kampanya döneminde gösterdiği performansı tespit edecek bir mekanizma da kuracağız. Böylece kararlarımızı daha somut verilere dayalı olarak alma imkanına kavuşacağız.

Cumhurbaşkanlığı ve Mecliste milletimizin bize verdiği yetkiyle ülkemizi 2023 yılının Haziran ayına kadar yöneteceğiz. İnşallah milletimizden alacağınız yetkiyle belediyelerimizde 2024 yılının Mart ayına kadar hizmet vereceksiniz. Türkiye’yi elbirliğiyle geleceğe taşımak için sizlerden gece gündüz gayret göstermenizi beklediğimi belirtmek istiyorum.”

112 şoförü Nuri Bayraktar Burhaniye Belediye Başkanlığı’na Aday Oldu

Burhaniye’de Ambulans Şoförlüğü Görevinden İstifa Eden Akçaabatlı Nuri Bayraktar (52), Belediye Başkanlığı İçin Burhaniye’de Bağımsız Aday Olduğunu Açıkladı.

Burhaniye’de Yaşayan Evli ve 3 Çocuk Babası Nuri Bayraktar, Yaklaşık 15 Yıldır Görev Yaptığı İlçe Devlet Hastanesindeki Ambulans Şoförlüğü Görevinden İstifa Ederek, 31 Mart’ta Yapılacak Yerel Seçimlerde Burhaniye Belediye Başkanlığı İçin Bağımsız Adaylığını Açıkladı.

30 Yıldır Burhaniye’de Yaşadığını ve Sorunların Çözümüne Talip Olduğunu Belirten Bayraktar, Burhaniyelilere Güvendiğini ve Sosyal Belediyeciliğe Önem Vereceğini Söyledi.
Özel Sektörle İş Birliği Yaparak İstihdam Sağlamayı Amaçladığını Kaydeden Nuri Bayraktar, “Aslen Trabzon Akçaabatlıyım. Ancak, 30 Yıldır Burhaniye’de Oturuyorum. Bunun İçin de Sorunları Yakından Biliyorum.

Bunun İçin Aday Oldum.

İlçemizde Otopark Sorunu Çok Büyük. Bunu Önlemeye Yönelik Çalışmalarımız Olacak.

Şu Anda Mevcut Bulunan Sebze Pazarının Olduğu Yere 3 Katlı Pazar Yeri Yapacağım.

Kırsal Mahallerimizle İlgili de Önemli Projelerimiz Olacak. İşsizliği Önlemek İçin Özel Sektörle İş Birliği Yaparak İstihdam Sağlayacağım.

Projelerimi Anlatabilmek İçin Gidilmedik Kapı, Sıkmadık El Bırakmayacağım.

Bugünden İtibaren Çalışmalarıma Başladım.

İlçemize Yararlı Olacağıma İnanıyorum” Dedi.

Burhaniye’de 30 yıldır yaşamını sürdürdüğünü söyleyen bağımsız belediye başkan adaşı Nuri Bayraktar, “ Burhaniye’nin kaderi bu güne kadar sürekli kaybetmek olmuş.

Özellikle son yıllara baktığımızda Burhaniye bir karış ileriye gidemez olmuş.

Yani olduğu yerde saymış.

Artık ben varım.

Vizyonum var.

Bu vizyonumu Burhaniye’nin son 20 yılda kaybettiklerini geri alabilmemiz için benim belediye başkanlığım bir fırsattır.

Burhaniye vatandaşlarım her gün Burhaniye sokaklarında dolaşıyor.

Kaldırımdaki parke taşların bile sayısını biliyor.

Çünkü değişen bir şey yok.

Her şey aynı.

İşte yüzlerce cana hayat vererek yaşama döndüren Nuri Bayraktar kararlı.

Burhaniye’yi de yapacağım icraatlar ile hayata döndürmeye kararlıyım” dedi.

Burhaniye halkına güveniyorum.

Bağımsızlığa inanıyorum.

Bu nedenle oylarınızı istiyorum” dedi.

                         

Burhaniye'nin Kaderini  31  Mart  Pazar  günü Burhaniyeliler  belirleyecek.

Doğanın tüm renklerinin bir arada olduğu güzel Ege ilçesi: Burhaniye

Güzel ilçe olan Burhaniye’nin Kaderini  31  Mart  Pazar  günü Burhaniyeliler  belirleyecek.

Burhaniye  ilçesinin Gelişmesi ve  Geleceğe  taşınması için Halk  Sandığa  gidecek  ve  diyecek ki  Bu  güne kadar istediğimiz  gibi olmadı.Ortak akıl devreye  girmedi.Ortak  Akıl  ile  Burhaniye İlçesinde  yaşayan Bütün Vatandaşların Yüzünün  güleceği çalışmayı  yapmak için Nuri Bayraktar  Bu  ilçe daha  iyi  yerde  olmalıdır  dedi   ve  Bağımsız Burhaniye Belediye Başkan Adayı Oldu.

Habervole  Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Bağımsız Burhaniye Belediye Başkan Adayı Nuri Bayraktar ile  31 Mart  Yerel  Seçimi  öncesi  Burhaniye’yi  Masaya  yatırdı.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, oturan insanlar

Kazdağları’nın eteğinde, doğanın tüm renklerinin bir arada olduğu güzel Ege ilçesi: Burhaniye

F.D.-Burhaniye’yi  bize  anlatırmısınız?

Nuri Bayraktar”Burhaniye, Balıkesir ilinin Ege Denizi kıyısında bulunan bir ilçesidir. Kuzey Ege olarak tanımlanan bölge coğrafyası içindedir. Ağırlıklı olarak zeytinyağı üretimine yönelik zeytincilik ve iç turizm merkezidir. Çanakkale-İzmir Karayolu ilçe merkezinden geçer

Edremit Körfezi kıyısında yer alan Burhaniye, Balıkesir’in ilçelerinden biridir. Balıkesir’e 90 kilometre uzaklıkta yer alan Burhaniye, Ören ve İskele olmak üzere iki mahalleden oluşur.
Tarihi oldukça eski dönemlere dayanan bir bölgede yer alan Balıkesir Burhaniye her zaman önemli bir liman kenti olmuştur. Doğal güzelliklerinin yanı sıra arkeolojik ve tarihi zenginlikler açısından da birçok varlığa sahiptir.

Kaya sunakları, balıkçı tekneleri, harika kumsalı, tertemiz denizi, oksijen deposu havası ve güler yüzlü insanları ile Burhaniye Ege’nin en sevimli, görülesi tatil beldelerinden biridir.

Balıkesir Burhaniye küçük ve sevimli bir kıyı ilçesi. Özellikle yaz aylarında tatil için sıklıkla tercih edilen bir yer. Bu nedenle ilçede yeterli sayıda konaklama tesisi ve otel mevcut.

Görüntünün olası içeriği: Nuri Bayraktar, ayakta, çiçek, bitki ve açık hava

Eğer tatilinizi Burhaniye’nin sakin ve huzurlu ortamında geçirmek istiyorsanız değişik alternatifleriniz var. Balıkesir Burhaniye’de yer alan oteller genellikle Ören bölgesindedir. Burhaniye’de dilerseniz 4 yıldızlı bir tatil köyünde konaklayabilir veya daha küçük tatil otellerini ve pansiyonları tercih edebilirsiniz.

Burhaniye otellerinin hemen hepsi denize yürüme mesafesinde yer alıyor. İlçe merkezine de oldukça yakın konumda bulunan Balıkesir Burhaniye otelleri hizmet kalitesi ve olanakları ile misafirlerine huzurlu bir tatil sunuyor.

Edremit Körfezi’nin kıyısında, huzurlu atmosferiyle yıl içerisinde birçok turistin tatil noktalarından biridir Burhaniye.
Burhaniye Balıkesir’in bir ilçesi olup, Kaz Dağları’nın eteklerinde konuşlanmıştır. Bu güzel ilçe Balıkesir’e yaklaşık 90 kilometrelik bir mesafede yer alıyor ve iki mahalleden oluşuyor; Ören ve İskele mahalleleri…

Her dönem önemli bir liman kenti olan Burhaniye’de tekne turlarına katılmak, birbirinden güzel plajlarında güneşlenip denizin tadını çıkarmak yılın tüm yorgunluğunu alıp götürür.

Görüntünün olası içeriği: Nuri Bayraktar

Burhaniye, yaz turizmi açısından önemli bir yer olduğu için bölgede birçok konaklama tesisi bulunuyor. Burhaniye otellerinin hizmet kalitesi yüksektir. Bölgede kent oteli, 3-4 yıldızlı otel, butik otel, apart otel ve pansiyon hizmeti sunan tesisler yer alıyor.

Tabii en ekonomik Burhaniye otel fiyatları pansiyonlara aittir. Diğer konaklama tesisleri pansiyon işletmelerine göre biraz daha yüksek fiyatlara sahiptir.

Burhaniye otel fiyatları diğer yıllara göre 2019 yılında çok fazla yükselmemiştir. Burhaniye otel fiyatları yaz sezonunda artarken, kış sezonuyla birlikte düşmeye başlar. Yaz aylarında bir gecelik Burhaniye otel fiyatları 80-130 TL arasında değişirken, bu fiyatlar kış mevsiminde 25-60 TL’ye kadar düşer.

Bir gecelik Burhaniye otel fiyatlarına oda kahvaltı hizmeti dahil olurken, her şey dahil hizmet tercih ettiğinizde fiyatlar değişmektedir. Tabii Burhaniye otel fiyatlarını yükselten bir diğer faktör ise seçeceğiniz oda tipidir. Standart, triple, suit ve double odaların bir gecelik fiyatları birbirinden farklıdır.

Burhaniye otel fiyatları sayfamızı ziyaret ederek Burhaniye’deki otellerin konumları, odaları, hizmetleri ve fiyatları hakkında detaylı bilgi edinebilir ve rezervasyon işlemleriniz gerçekleştirebilirsiniz.

Burhaniye, Ege Bölgesinde Balıkesir iline bağlı bir ilçedir. Burhaniye’nin yüzölçümü 607 kilometrekaredir. Burhaniye kuzeyde Edremit, doğuda Havran, güneyde İzmir, batıda Edremit körfezi ile çevrilidir.


Burhaniye’nin güney kesiminde Madra Dağı vardır. Madra Dağı, Burhaniye’nin en yüksek kesimidir. Burhaniye’nin iç kesimlerine kadar sokularak kıyıya doğru alçalan dağların etekleri yer yer akarsu vadileriyle parçalanmıştır. Burhaniye’nin en önemli su kaynağı Havran Çayıdır. Burhaniye Ovası, Edremit ve Havran ovalarının uzantısı durumundadır.
Burhaniye’de başlıca geçim kaynağı zeytinciliktir. Burhaniye’de zeytinlikler özellikle kıyılarda geniş alanlar kaplar. Balıkesir’deki 10 milyon zeytin ağacının 3 milyonu Burhaniye’dedir. Burhaniye’nin önemli geçim kaynaklarından biriside meyveciliktir. Burhaniye’de 70’li yıllardan itibaren kurulmaya başlanan mandalina bahçeleri geniş alanlara yayılmıştır. Burhaniye’de ayrıca incir ve üzüm yetiştirilmektedir. Burhaniye’de önemli miktarda olmamakla birlikte tahıl ve çeşitli baklagillerde üretilmektedir. Burhaniye’de ormancılık ve arıcılık da yapılmaktadır.

Burhaniye’de zeytinyağı ve sabun üreten bir çok orta ölçekli işletme vardır. Burhaniye’de 70’li yıllardan itibaren turizm önem kazanmıştır. Özellikle Burhaniye’de Ören konaklama tesisleri ve plajları ile önem kazanmıştır.

Burhaniye kenti kıyıdan 4 kilometre içeride kurulmuştur. Burhaniye’nin Ören ve İskele adlı iki mahallesi Ege Denizi kıyısındadır. Burhaniye’nin en önemli tarihsel yapısı Hacı Ahmed Camisi’dir. Burhaniye Belediyesi 1868 yılında kurulmuştur. Burhaniye nüfusu 58.775’dir.

Burhaniye sahip olduğu tarihsel ve doğal güzellikleri ile Ege’nin tüm güzelliklerini sizlere sunmaktadır. Burhaniye’de balığın en lezzetlisini yer, denizin en berrağında yüzer, kumsalın en güzelin vakit geçirirsiniz. Burhaniye Alplerden sonra oksijenin en bol olduğu havası, termal kaynakları ve tabiatın mucizesi zeytinyağı ile size kendinizi yenileme imkanı sunmaktadır. Burhaniye’de düşük nem oranında yazın bunalmadan tatilinizi yaparsınız. Doğal bitki örtüsü ve yaban hayatı ile Burhaniye av tutkunları içinde her türlü imkana sahiptir. Burhaniye’nin hemen yanıbaşında bulunan Madra dağı doğa tutkunlarını, trekkin severlerin, yazın yaylaları ile mis gibi yayla havasında nefes almak isteyenler için muhteşem yerlerdir.

Burhaniye zengin bir tarihi birikime ev sahipliği yapmaktadır. Adramytteion, Kaya Sunakları, Hisarkale Burçları, Okuf Köprüsü, Fugla Tepe, Kaplan Sivrisi Burhaniye’nin gezilip görülmesi gereken yerlerindendir.

Kaz Dağları, ülkemizin en önemli zenginliklerinden biri bana göre. Antik dönemlerden bu yana pek çok efsaneye konu olan ve İda Dağı olarak da bilinen Kazdağları, “Tanrıların armağanı” olarak tasvir edilen tam bir doğa harikası.

Şehrin korkunç havasından kurtulmak için yapabileceğiniz en iyi şey Kazdağları’na kaçmak. Zeytin bahçeleri, kızılçam ve daha da yükseklerde meşe ve karaçam ormanlarıyla kaplı bu güzel coğrafya, Ege’nin yakıcı sıcağından bunalanlar için tam bir kaçış yeri. Öyle ki yaz ortasında bile geceleri serinlikten dolayı ürperiyorsunuz.

Kalabalık tatil ortamlarından uzak, sakin, huzurlu, dingin bir ortamda tatil yapmak isteyenler için Kazdağları her mevsim gidilebilecek bir coğrafya. Karpuz çatlatan soğuk kaynaklar, cıvıl cıvıl kuş sesleri ile kaynaşan şelale sesleri, şehirlerin boğucu gürültüsünden uzak huzurlu bir ortam sunuyor kendisine sığınanlara. Serinlikle misafirlerine yaz sıcağını unuttururken, şifalı kaynaklarından mutluluk ve huzur sunuyor.

     

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Nuri Bayraktar dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve açık hava

Dünyanın ilk güzellik yarışması Kazdağları’ndaydı

İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kazdağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak söz etmiş. Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan o meşhur güzellik burada yapıldı. Zeus burada doğdu, tanrılar Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile bu dağda evlendi.

Görüntünün olası içeriği: bulut ve açık hava

Troya Savaşı’nın baş aktörlerinden Paris bu dağlarda çobanlık yaparmış. Nuh’un gemisinin İda’da olduğunu söyleyenler de var. Sarıkız efsanesi ise bugün hala dilden dile dolaşıyor.

Görüntünün olası içeriği: 18 kişi, Nuri Bayraktar dahil, gülümseyen insanlar, iç mekan

Fotoğraf açıklaması yok.Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Nuri Bayraktar dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Nuri Bayraktar dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar, gözlük ve yakın çekim

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, at ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: ev, gökyüzü, ağaç, bitki, açık hava ve doğa

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Su Cenneti HAYMANA

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Sağlık Turizm Derneği’nin (TESTUD) organizasyonunda ilk kezülkemizdeki termallere gelen Rus tur operatörü, sağlık turizmi yetkilileri, gazeteciler,Türkiye’deki termallerin Antalya örneğinde olduğu gibi tanıtılması durumunda Avrupa’darakibi olmayacağını söylediler.

Rusya’da yaklaşık 6 aylık görüşmeler sonrası 90 kişilik turizm heyetininilk ayağı olan 34 Rus yetkili, Ankara’daki termaller ve sağlık kuruluşlarıhakkında bilgi aldı.

     

Termalleri ile ünlü Haymana beldesindeki Grannos Termal Otel’de düzenlenen toplantıya katılan Ural bölgesinin en büyük tur operatör firması RT Plus’ınsahibi Galina Tereshcenko, Türkiye’ye geldiklerinde müziğinden, cam akustiğine,sıcak karşılamadan, olağanüstü sağlık hizmetlerine kadar çok üst düzeyde birtablo ile karşılaştıklarını kaydetti.

-Türkiye, Antalya’dan ibaret sanılıyor-

Yemeklerden, hijyene kadar tüm detayları taktirle karşıladıklarını, ancak kendinin bile bu işe yoğunlaşmasına karşın Türk termalleri konusunda hiç bir tanıtım görmediğini ifade eden Galina Tereshcenko, şunları söyledi:

“Bizler sürekli kapımızı çalan Çekya, Slovenya gibi gölleri ile ünlü ülkelere çok fazla sayıda Rus gönderiyoruz. Türkiye ise Antalya’dan ibaret sanılıyordu. Ta ki TESTUD’un bu zenginliği bize aktarana kadar. Şimdi bu zenginliği yerinde gördüğümüzde Türkiye kaplıcalarına daha fazla odaklandık.Sizden çok daha fazla tanıtım yapmanızı bekliyoruz. Buradaki herkes Türkiye termallerinden etkilendi ama tanıtım ile desteklemeniz, Antalya bölgesinde olduğu gibi fuarlar ile bizlere daha fazla anlatmanız gerekiyor. Ayrıca gelişten gidişekadar tüm ayrıntıları ile bizlere listeler çıkarmanız gerekiyor. Avrupa’ya göre çok daha ucuz bir o kadar daha iyi olan bu tesisler her yıl binlerce turisti ağırlayabilecek kapasitede.”

Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut da, her kadının güzel olduğunu ancak,Haymana kaplıcalarına giren kadın daha güzel olduğunu savunarak, tüm Rus termaltutkunlarını beldesine davet etti.

Otomatik alternatif metin yok.

Turizm yatırımcısı Kürşat Özdemir ise, Haymana suyunun 3 gün içinde cildi güzelleştirdiğini savundu.

330 gramı 500 dolar olan dünyaca ünlü bir kremde Haymana suyu kullanıldığını ifade eden Özdemir, “Buraya gelirseniz böylesi pahalı bir kremi kullanmaya gerek kalmaz” dedi.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

TESTUD Başkanı Yavuz Yılık da, dünyanın en güzel termal tesisleri, en zengin su kaynakları, en güler yüzlü tesis işletmecileri ve personelinin ülkemizde olduğunu belirterek, “Aynı zamanda eş zamanlı alternatif turizm çeşitlerinesahip bir ülkeyiz ve coğrafi konumumuz ile 3 saatlik uçuşla onlarca ülke bize ulaşabiliyor ama ne yazık ki termallerimize bu zamana kadar yeterince turist çekemedik”dedi

-Termal turizmi için bir milat

Termal Sağlık ve Turizm Derneği’nin yaklaşık 6 ay önce bu sorunu gidermek üzere kurulduğunun altını çizen Yılık, şunları söyledi:

“Bu kapsamda ilk durağımız şüphesiz ki bizim için en önemli ülkelerden biri olan komşumuz Rusya oldu. Rusya’ya o kadar sık gittik geldik ki burayı adeta yol yaptık. Biliyorduk ki helva yapmak için buradaki potansiyeli değerlendirmemiz şarttı. Kuzeyin soğuk ülkesinde ağır maden ve sanayi kuruluşlarında dünya ekonomisine katkı sağlamaya çalışan çok değerli Rus kardeşlerimiz, güzelliklerine güzellik katmak isteyen Rus kadınlar, bu ülke deşifa arayan 7’den 70’e herkesle zenginliklerimizi paylaşabilirdik ve yanılmadık. Henüz 3-5 ay olmasına karşın bugün buradasınız; Anadolu’nun tam merkezinde Türkiye’nin başkentindesiniz. Sizlerle bugün güzel bir başlangıca imza atıyoruz. Bu nedenle bugün aslında termal turizmi için bir milat.Bizler kısa süre içerisinde dost ülke Rusya’dan sayıları yüz binlerle ifade edilen turistin termal tesislerimize geleceğini ön görüyoruz. İşte bu noktada tüm termal işletmecilere tesislerinde gereken revizyonları yapmalarını özellikle FTR merkezlerini tamamlamalarını, personel eğitimlerini en kısa sürede tamamlamalarını öneriyoruz. Bu çabamız belki de termal tesislerimizi turizmimizin merkezi haline getirecek. Bu vesileyle başta Rus konuklarımız olmak üzere herkese hoş geldiniz diyor, şifa diliyorum.”

Otomatik alternatif metin yok.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Başkan Turgut, Rus turistleri Haymana’ya davet etti

Haymana termalleri tanıtım filminin gösteriminin ardından bir konuşma yapan Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut, Rus tur operatörleri ve sağlık kuruluşu temsilcilerini “Dünyanın En İyi Termal Suyu” olarak tescillenen Haymana termallerine davet etti. Haymana Termal suyunun özellikle anti aging yani yaşlandırmayı geciktirici özelliğine vurgu yapan Başkan Turgut “Haymana kaplıcaları dünyanın en önemli termal su kaynaklarından birisidir. 44,5 derecede çıkan su, hiçbir katkı ya da soğutma işlemine maruz kalmadan doğrudan kullanılır. Bu özelliği ile Haymana suyu, diğer kaplıca ve su kaynaklarından ayrılır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Zeki Karagülle başkanlığındaki bir heyet tarafından yapılan bilimsel analizler sonucu Haymana suyunun dünyanın en iyi kaplıca suyu olduğu tescillendi. “ dedi.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

İlk Çağda Haymana

Haymana, yontma taş devri, cilalı taş devri ve maden devrine uzanan bir geçmişin izlerini taşımakta, Hitit, Frigya, Pers, Galat, Roma-Bizans hakimiyetine şahit olmuş, Kral Yolu üzerinde bulunan bir yerleşim yeridir.Haymana, Gavur Kalesi kazılarında ortaya çıkan kültür, tabakalarından anlaşıldığına göre üç kavmin yerleştiği bir belde olmuştur. İlk yerleşim kavim olan Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Orta Asya’ dan Kafkaslar üzerinden Anadolu’ ya giren ve büyük bir imparatorluk kurarak 600 sene Anadolu’ da yaşayan bir kavimdir. M.Ö. 1600 yıllarında yapıldığı sanılan Gavur Kalesi bu kavmin Haymana uygarlığının tek kanıtıdır. Kayadaki kabartmaların ve duvar kalıntılarının tarihleri hakkında arkeologların birleştiği nokta, M.Ö. 2000 yıllarının ortasıdır. Bu harabelerin duvar tasvirlerindeki elbiselerden anlaşıldığına göre, Hitit eseri olduğu kesinlik kazanmıştır. Hititlerden sonra Haymana çevresinde medeniyet kuran kavim Friglerdir. M.Ö. 1200′ lerde, Ege göçleri dediğimiz kavimler göçüyle Anadolu’ ya gelenlerin içinde bir Trak kabilesi olan Friglerde bulunuyordu. Frigler, Hitiler’ in yıkılmasıyla onların sahip olduğu yerlerde Hattusaş, Alacahöyük, Pazarlı, Alişar gibi yanmış Hitit şehirlerinin üzerlerinde hüküm sürmeye başladılar. Hitit eseri olan Gavur Kale kazılarında yapılan ikinci kültür bölümünde, Frigyalıların Haymana civarında yaşadığı tespit edilmiştir.

Haymana’ ya Frigyalılardan sonra yerleşen diğer kavim de Galatlardır. Bugün Fransa topraklarında yaşayanGolvarların bir kolu olan Galatlar, İsa’ dan 278 sene önce Trakya’ dan Anadolu’ ya geçtiler. Bir süre Ankara, Galatların en büyük merkezi oldu. Bugünkü Haymana’ nın da içinde bulunduğu ve Romalıların adını verdikleri sıcak su mıntıkası anlamına gelen bölgede yaşadıkları tespit edilmiştir. Ankara ve civarı İ.Ö. 25′ te, Ağustos döneminde Romalı’ ların hakimiyetine geçti. Bugünkü kaplıcaların 1-1,5 Km. doğusunda Yılanteseri denilen mevkide bulunan harabeler Romalılar dönemine aittir. Romalılar bu bölgeyi şifa müessesi olarak kullanmışlardır.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Orta Çağda Haymana

Orta Çağ’ da ise 395-1073 yılları arasında hüküm süren Bizanslılar Ankara ve çevresinde yerleşmişler ve burası imparatorluk ordularının kışlık konaklama yeri olarak önem kazanmıştır. Haymana’ da bir çok yerde Bizans kalıntılarına rastlanmıştır. Culuk, Çalış, Cingirli, Durutlar, Emirler eski çalış, Kadıköy, Sarıgöl, Türk höyüğü, Yeniköy, Karahoca, Kara Süleymanlı, Kızılkoyunlu, İkizce, Boyalık, Çayırlı, Çerkezhöyük, Karaağızlı, Oyaca civarında bu döneme ait harabe ve mezarlar bulunmaktadır.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde Haymana

Daha önce Bizans hakimiyetinde olan Haymana 1127 yılından itibaren Selçuklu Türk hakimiyetine girdi. Selçuklular’ ın Haymana’ da kaldıklarını belgeleyen sadece iki tarihi yapı vardır. Bugün Haymana’ nın Kutluhan köyünün yakınında bulunan Kutluhan Camii ve miladi 1188 yılında yapılmış olan Yenice köprüsüdür. Ankara, Selçuklular’ dan sonra sırasıyla Moğollar’ ın amansız baskıları altında kalmıştır. Kösedağ yenilgisi sonucunda bir müddet İlhanlılar’ ın elne geçti. (1304) İlhanlılar’ ın Ankara’ yı ele geçirmelerinden sonra bozulan Anadolu Selçukluları’ nın ekonomik ve siyasi yapısı, bazı beyliklerin bağımsızlıklarını ilan etmesine yol açmıştır. Bu beyliklerden olan Osmanlılar ilk kez Ankara civarında yerleşmişler ve ilk yurtları da Haymana’ nın Karacadağ ( Altılar ) köyü civarı olmuştur.

Timur 1402 Ankara savaşını kazandıktan sonra Haymana ovasında ilerlemeye başladı ve böylece Haymana Timur İmparatorluğunun eline geçti. Haymana, Timur döneminden sonra Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. (1521) 16. Yüzyılın sonlarından Ankara Anadolu Eyaleti içinde kendi adıyla anılan bir sancağın ve aynı zamanda bir kadılık bölgesinin merkezi idi. Sancak Ankara, Ayaş, Yabanabad, Çubuk, Şorba, bacı, Yörük, Murtazabad, Çukancak kazaların ayrılmıştır.

Yörük kazası, büyük ve küçük Haymanalar ile Uluyörük, Aydınbeyli, Karakeçili diye adlandırılan ve sancağın güneyini kaplayan yörük bölgesini içine alıyordu. haymana 19 y.y. ilk yarısında 264 köye sahip olan bir kaza merkeziydi. Bugünkü Haymana ilçe merkezi başlangıçta Sivri köyündeydi. 1862′ büyük bir yangın sonucu hükümet konağı yanınca sivriden kaza merkezi halen Haymana’ ya 7 Km. uzaklıktaki Sarı Değirmen ( Elif ) köyüne yeni bie kza merkezi bulununcaya kadar geçici olarak nakl edilmiştir. Orada da 6 yıl kaldıktan sonra 1874′ te tekrar kazan’ ın sşimdiki yeşil yurt ( kadıköy ) koyune nakli icap etmiş ve 1880 yılında ise kasaba merkezi şimdiki yerine kurulmuştur. Kasaba yeri boş bir arazi olup o zamanlarda yalnız kaplıcaları ile tanınmakta idi.

Kurtuluş Savaşı Yıllarında Haymana

23.Ağustos.1921′ de başlayan ve 12.Eylül.1921′ de sona eren ve 22 gün 22 gece sürerek dünya meydan savaşları içerisinde en uzun süreli olan Sakarya Meydan Savaşın’ da Haymana’ nın stratejik önemini ve Haymana ve çevresinde Türk ve Yunan ordularının çarpışmalarını anlatmadan geçmek Siz ziyaretçilerimiz için büyük kayıp olacaktır. işte bu esnada Atatürk’ ün “Hattı müdafa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözleri Haymana’ da söylemiş olması da yine Haymana’ nın Kurtuluş Savaşı sırasındaki önemini açıklayan bir delildir.

Mustafa Kemal, meclisi Ankara’ da toplayarak Ankara’ yı Türk devletinin başkenti yapmıştı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar yeni bir devletin kuruluşunu başından engellemek için işgal ettikleri batı topraklarımızdan Ankara’ ya doğru büyük bir hareket başlattılar. Bu harekatın sonunda Türk ordusu aldığı bir kararla birliklerini geri çekmeye başladı. Ta ki Haymana’ ya kadar.

Yunan birliklerinin Haymana’ ya gelerek Ankara’ yı tehdit etmesi gerek halk üzerinde ve gerekse Meclis’ te büyük sıkıntıların yaşanmasına neden oldu. Halk uzun konvoylar halinde Ankara’ dan daha güvenli yerlere; Kayseri, Sivas, Kırşehir’e doğru şehri terk etmeye başladı. Tam bir panik havası yaşanmakta idi. İşte bundan sonra Mustafa Kemal sahneye çıkarak 5.Ağustos.1921′ de Meclis’ ten başkomutanlık rütbesini alarak büyük yetki ve söz sahibi olarak orduların başına geçti. Artık Yunan’ ı Ankara’ nın burnunun dibinden atmanın zamanı gelmişti. Başkomutanlık karargahı Ankara-Polatlı karayolu üzerindeki Alagöz köyünde kurulur.

Amacı Ankara’ ya girerek Milli Mücadelenin merkezini dağıtmnak olan Yunan saldırısı 23.Ağustos.1921′ de başladı. 24.Tümen ve 47. Alaydan oluşan 1. Grubumuz Haymana’ nın kaltaklı mıntıkasını koruyacaktı. 24.Ağustos’ ta muharebe 90 Km.’ lik bir cephede hakiki şiddetine ulaştı. Ağırlık merkezi Beylikköprü’ den itibaren güneye doğru idi. Mevziler sürekli olarak el değiştiriyordu. Yunanlıların karşılaştıkları bu inatçı direniş karşısında ilk ümit kırıklarını 25.ağustos’ ta duydukları sanılır. Yunanlıların asıl hedefi Çaldağ zirvelerini ele geçirmekti. Sonraki günlerde kanlı çarpışmalar sonucunda nihayet Çaldağ’ da Yunanlılar’ ın eline geçti. Fakat Türk birlikleri yine de çekilmedi. Türk ordusu savaşın en kritik gününü 1.Eylül.1921′ de yaşamıştır. Yunan ordusu Haymana ve Çaldağ yönlerinde önemli gelişmeler göstermiştir. Türk Baş Komutanlığı bütün yedek birliklerini bu bölge de savaşa sürmüştür. Türk birlikleri haymana’ nın elden çıkmaması için çok kan dökmüş, ve mevcutları 30 ere inmiş yiyecek sıkıntısı çekmişlerdir.

Türk romanında Kurtuluş Savaşı’ nı en iyi anlatan eselerden biri hiç şüphesiz Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ nun “Yaban” adlı romanıdır. Eserin en önemli sahnesi şöyledir ;

  • Biliyorum Beyim sende onlardansın, emme,

  • Onlar kim ?

  • Aha Kemal Paşa’ dan yana olanlar…

  • İnsan Türk olurda, nasıl Kemal Paşa’ dan yana olmaz ?

  • Biz Türk değiliz ki beyim.

  • Ya nesiniz ?

  • Biz İslâmız, Elhemdüllilllah… O senin dediklerin Haymana’ da yaşarlar. ( Sayfa 139 )

Kurtuluş savaşı sırasında Çal Tepesi’ nin stratejik bakımdan büyük önemi olmuştur. Bu savaşın en kanlı bölümü Haymana’ da cereyan etmiştir. En önemli mevkii de Çal Tepesi olmuştur. Nitekim başkomutan Mustafa Kemal’ de bunun farkındadır. O sıralar Ata’ nın yanından hiç ayrılmayan Halide Edip, gördüklerini daha sonra anılarında anlatmıştır.

Haymana’ nın şanlı tarihi hakkında elimizden geldiği kadar sizi bilgilendirmeye çalıştık.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, otobüs ve açık havaHAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Osman KARATAŞ "Erenler Belediye Başkanlığı’na Adayım"

AK Parti’de siyaset yapmanın ayrıcalık olduğu vurgusu yapan Osman Karataş, 31 Mart 2019 Pazar günü yapılacak Yerel Seçimlerde yeniden Erenler Belediye Başkanlığı’na aday adayı olacağını açıkladı.

NEDEN ADAY ADAYI OLDUM?

2014 Yılında ki aday adaylığım döneminde, eşim hanım efendiyle sahada yaklaşık bin ev ziyaretinde bulundum.

Necip halkımızın dile getirdiği bir takım eksiklikler  bunlar ikili iletişim becerileriyle çok kolay halledilebilecek meselelerde yetkililere ulaşamayan vatandaş şikayetleri .

Bize işveren, eş veren, çocuklar veren  Erenler ilçeme olan borçluluk hissiyatım,

Erenler için genç ve dinamik vizyonla, uygulamak istediğim projelerimi hayata geçirebilmek, Erenler ilçemizdeki vatandaşlarımızın tamamını temsil edip onların sıkıntılarına çözüm aramak, daha yaşanası bir Erenleri oluşturmak ve aynı zamanda da onların fikir, destek ve dualarını almak niyetiyle aday adaylığı başvurusunda bulundum.

Görüntünün olası içeriği: Osman Karataş, iç mekan

NEDEN AK PARTİ’DEN?

Yaşımız gereği bizim bildiğimiz,  hizmeti tüm halkına eşit dağıtan tek hükümet AK Parti hükümetleri olduğu için.

16 yıl boyunca Türkiye’nin tek bir gün bile geri gitmeden ilerlediğine şahit oldum. Kimi zaman durdurmalarına, çekiştirmelerine, bölmeye çalışmalarına rağmen birer birer milletin desteği ile her zorluğu aşıp yoluna devam ettiğini gördüm. Yürüyecek menzili olmayan, derdi olmayan bir parti bu kadar engellemelerin karşısında duracak gücü kendisinde bulamazdı.

Ama AK Parti ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tüm harici ve dâhili güçlerin karşısında inatla durmaya devam etti ve ediyor. İşte tamda burası beni bu partinin içerisine çeken sebep olmuştur.

Gerek yangına bir damla su taşımak olsun, gerek düşmana bir tane taş atmak olsun destek vermem gereken yerin AK Parti olduğu bilinciyle hem köşe yazıları yazıyor hem de gönül rahatlığı içerisinde AK Partimden aday adaylığı müracaatı için karar aldım.

Devletimizin ve Milletimizin ihyası için bizim AK Parti’ye ne kadar ihtiyacımız varsa AK Parti’nin de dinamikliğinin muhafazası için bize o kadar ihtiyacı olduğunu gördüm.

Cumhurbaşkanımızın bizler için koyduğu 2053 ve 2071 vizyonları da şahsımı AK Parti’ye bağlayan en büyük nedenlerdendir.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: Osman Karataş, takım elbise

Daha önceleri 10 yıllık planlamaları yapamayan ülkeden, 60-70 yıllık planlar, vizyonlar belirleyen bir Türkiye’ye gelebilmenin verdiği cesaret, bu hayal ettiğimiz projeleri gerçekleştirerek sergilemenin üzerimize bir borç olduğunu düşündüm.

2053 ve 2071 vizyonlarına koşabilmenin ilk adımının 2019 yerel seçimleriyle 2023 hedeflerine ulaşmak adına çok çalışmamız gerektiğini fark ederek yola çıktık.

Gayret bizden Tevfik Allah’tan…

Görüntünün olası içeriği: Osman Karataş, takım elbise ve iç mekan

“Erenler’de gördüğüm eksiklikler”

 Erenler ilçesi mücavir alanında kalan, Sakarya nehrinin iki yakasının rekreasyonu ihtiyacı. Kafe, Restoran, Yürüyüş alanı, bisiklet yolları.

Çarşamba pazarı kapalı Pazar yeri, üstü güneş enerjili, çeşitli aktiviteler de kullanılacak sosyal modern alan.

 Erenlere yakışan modern ilçe girişi.

Çaybaşı Yeniköy’de yapılmayan şehir terası ve mesire alanı.

 Her mahalleye futbol sahası, isteğe bağlı basketbol, voleybol sahası.

 Teknolojiyi kullanan ilçe, ortak internet erişim alanları.

 Erenlerize 4 yıllık iki fakülte kazandırılması ’’20 bin öğrencinin gelmesi’’

Güneş enerjili şarjlı banklar…

1999 deprem şehitler anıtı.

Osman Karataş

Fakir fukara ile layıkıyla ilgilenen belediyecilik anlayışı.

Makam kapısı olmayan belediye başkanlığı…

Halkın etkin katılımıyla yönetilen belediyecilik anlayışı.

Köylü pazarı ve organik pazar.

Engelsiz park ve engelsiz sosyal donatılar.

Yaşlılarımızın zaman geçireceği sosyal mekânlar ’’cay bedava’’

Erenler Millet kıraathanesi

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

“Osman Karataş Kimdir?”

1967 yılında Trabzon’un Arsin ilçesinde doğdum. İlköğrenimi Merkez 100.yıl  İlköğretim okulunda tamamladım. Ortaokulu Arsin Çubuklu Köyü Ortaokulunda tamamladım.

 1980’da Trabzon Endüstri Meslek Lisesi’ne girdim ve 1984 yılında buradan mezun oldum.

Endüstri Meslek Lisesi yıllarımda sırasıyla sınıf başkanlığı, atölye başkanlığı ve okul öğrenci meclis başkanlığı görevlerini başarıyla yürüttüm.

1984 yılında üniversite sınavlarının ardından lisans eğitimimi almak için İstanbul 1. Tercihim olan İstanbul Üniversitesi iktisat fakültesine kaydımı yaptırdım.

Ekonomik yetersizlikler sebebi ile çok sevdiğim fakültemde okuyamadım.

2014 yılında yarım kalan lisans eğitimimi tamamlamak üzere,  University of West Hungary Sopron  Ekonomi Fakültesinin son sınıfında okumaktayım.

Hazırlık +4 yıl olana eğitim süresini bu öğretim yılında tamamlayacağım.

Orta derecede İngilizce ve Rusca bilmekteyim.

Ticaretle uğraşmaya başladım, çeşitli ticari kuruluşlara yönetim kurulu başkanlığı yaptım.

Görüntünün olası içeriği: Osman Karataş, takım elbise

1991yılında Dış Ticaret Şirketi ve Uluslararası Nakliyat Firması kurdum.

Gürcistan ,Azerbaycan, Rusya başta olmak üzere ihracat ve taşımacılık işleriyle iştigal ederek ülkemiz ekonomisine katkılarda bulunmaktayım.

Dönemi itibariyle çeşitli Stk ve yardım kuruluşlarında görev aldım, hepsinde üstün başarı gösterdim.

1996-2000 yıllarında Trabzon Ticaret odasında meclis üyeliği,

1988 yılında Karadeniz Şairler Yazarlar Derneğinde Kurucu Yönetim kurulu üyeliği.

Görüntünün olası içeriği: Hüseyin Kaşkaş ve Osman Karataş

Hemşeri derneklerinde aktif çalışmalarla, yardım ve yoksul çocuklara dair projeler ürettik.

2010 yılında kurulan Has Parti Sakarya il Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ak Parti ile birleşene kadar,

İl Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım.

2014 yılında yerel yönetim seçimlerinde Erenler ilçe Belediye Başkan Aday adaylığı için müracaat ettim.

Başarılı bir seçim çalışma dönemi geçirdik.

Genel Merkezimizin taktiri ile mevcut başkanımızla devam kararı alındı, o gün bu gündür belediye başkanımızın toplum tarafından taktir edilen tüm çalışmalarına destek olduk.

Görüntünün olası içeriği: Osman Karataş, takım elbise

Halen Sakarya Merkezli iki gazetede köşe yazarlığı yapmaktayım. Partimizin tüm politikalarını cani gönülden destekleyen makalelerimizle, halkımızı bilgilendirme görevini yürütmekteyim.

Partimizin yılmaz neferi olarak çalışmalarımıza devam etmekteyiz.

Cumhurbaşkanlığı sistemi referandumunda ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partimizin başarılı olması için tüm gayretimizle aktif çalışmalarda rol aldım.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Osman Karataş dahil, takım elbise

Halen, ülkemize karşı girişilen hain darbe girişiminden sonra, darbeleri unutmamak, unutturmamak ve genç nesillere aktarmak adına kurulan, Sakarya Genel Merkezli,

15 Temmuz Milli İrade Derneğinde Kurucu Üye ve Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmaktayım.

Evli ve beş çocuk babasıyım, üç torun dedesiyim.

Görüntünün olası içeriği: 15 kişi, Osman Karataş ve Osman İbrahimbaş dahil, oturan insanlar ve kalabalık

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, Mehmet Koç ve Osman Karataş dahil

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Osman Karataş ve Hüseyin Kaşkaş dahil, gülümseyen insanlar, takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, Mehmet Koç ve Osman Karataş dahil, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık havaGörüntünün olası içeriği: 6 kişi, Osman Karataş dahil, ayakta duran insanlarGörüntünün olası içeriği: 4 kişi, Osman Karataş dahil, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, Osman Karataş dahil

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava ve yakın çekimGörüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekim

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Osman Karataş dahil, gökyüzü, okyanus, açık hava ve su

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, ağaç ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: ağaç ve açık hava

ÇİFTÇİLER Organize Sanayi Bölgesine Topraklarını vermemek için Ayaklandı

Söğütlü sınırları içersinde yer alan Kantar,Fındıklı  Köylülerine  ait 3750 dönümlük alanda  yapılması   planlanan  Karma  Organize Sanayi Bölgesi yapılmaması  için Yöre  Halkı ayaklandı.

Organize Sanayi Bölgeleri ile birlikte toprakların betonlaşmasına yönelik çalışmalar, köylüyü, çiftçiyi, vatandaşı çileden çıkardı.

Tarım  Cenneti  üzerine  Karabulutlar  çöktü.

Beşdeğirmen Köyü ile Fındıklı-Kantar  Köyleri  arasında kalan 3750 dönümlük Ayçiçeği,Buğday,Mısır,Şeker Pancarı,Fındık  gibi  Tarımın yapıldığı alan  Cumhuriyetin  ilk  yıllarında  Yunanistan,Bulgaristan ve Romanya’dan   gelen  soydaşların  oluşturduğu  Tarım  Cenneti  üzerine  Karabulutlar  çöktü.

Çiftçilikle  geçimini  sağlayan  vatandaşların elinden  Tarım toprakları   cebren alınmak  isteniyor.

SAKARYA  İLİNDE TARIMIN MERKEZİNE   ÇÖKMEK İSTİYORLAR

Yöre  Halkı ne  diyor

*Tarım  arazilerimizin imara  açılması ve  Söğütlü  2.OSB alanı olarak kullanılmasına razı  değiliz

*İçimizden  bazı  komşularımızı  ikna  ederek bu  süreci  devam ettirmek istemeleri uygun  görmüyoruz.

*Arazilerimiz  Kantar ve Tatar  Mahallelerini ilgilendirdiği halde Fındıklı Mahallesi üzerinden  resmi işlemlerini  sürdürmeleri de  bir başka  çelişki Yangından  mal kaçırır  gibi  bir  çalışma bu

*Tarımın dışında  kullanılacak bir  arazi değil

*Yolun  sağ  1.sınıf  Toprak  sol yanı  4.sınıf  diyerek işlemleri  yürütmek  Toprak Kurulundan geçirmek istemektedirler.Bilimsel ve Fennen   Tarım  arazisidir.

Habervole  Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN   Tarım  arazilerini  imara  açılması ve  Söğütlü  2.OSB alanı olarak kullanılmasına razı  olmadıklarını   söyleyen  Çiftçilerle  birlikteyken  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik ‘i telefonla  arayarak  son  durumu   öğrendi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik “Söğütlü ilçesi Kantar, Fındıklı ve Akçakamış mahalleleri tarla sahipleri  söz konusu  yer için itirazda  bulundular.Durum  değerlendiriliyor.Yer  seçimi  konusunda neler  yapılabilir   bu durum  kısa  sürede  sonuçlanacak.Doğru  bir  karar  çıkacak”dedi.

Mutlu Köyler  Projesi  Mimarı Fehmi DUMAN”Yer  seçimi Yanlış”

Sakarya  Kültürel ve Doğal Kaynakları  Koruma  Derneği  Kurucu Başkanı  Mutlu Köyler  Projesi  Mimarı Fehmi DUMAN ” Toprak Kurulları  Sağlıklı  kararlar  verdiği sürece  kimsenin  başı  ağrımaz.Hukuk  Devleti var.Hukuk  Hem  Çiftçiye,Hem  Girişimciye aynı mesafededir.Bu  gün  burada   tam bir   rezalet  durum  gördük.Devlet   Sulu  Tarım  için   37   Yıl  önce  adım  atıyor. 37  Yıl sonra  Sulu  Tarımının  olmazsa  olmazı  Gölet Projesi  başlanıyor.Birileride  çıkıyor  Ben  burada  şunu yaparım  bunu yaparım  olmaz. Bu  bölge  80 Yıl  önce  Çorak  bir  bölge  iken   Çalışkan çiftçilerimiz   Bölgeyi  Ziraat  üssü  yapmışlar.Böyle çalışkan  çiftçilerimizin yanında olmak  bizlerin  görevidir.Yer  seçimi  doğru yapılmalıdır”

YAPILMAK İSTENEN  OSB’nin TAM ORTASINA  DEVLET  SULAMA  GÖLETİ YAPIYOR

*Devletimiz bizlere 1983 yılında  Sulu Tarıma  geçilsin  diye  Gölet  sözü verdiler.2017  yılında da    yapımına  başlandı. Hem  tarım için  önemli adım  atılırken   birleri  çıkıyor  ben  OSB yapacam diyor  bu  olacak iş  değil

.Köylüyü, çiftçiyi, halkı gücün karşısında ezdirmeyecektir

Kantar Köyünden Hilmi GÖLCÜK”1OO Dönüm Fındıklığım  var  tümünü  OSB  kapsamına  almışlar.Dedelerimiz,Babalarımız  bizleri  Bu  topraklarla   yetiştirdi.Ben ve   benden  sonraki  torunlarım  bu  Topraklarla  beslenecek.Yer  seçimini  doğru  bulmuyorum”

Yanlış  bir yola  girilmiş   girdikleri yol  yol  değil

Fındıklı Köyünden Sakarya  Yağlı Tohumlar Birliği  Başkan Yardımcısı  Behçet GÖKDENİZ “Tarım arazilerimizin üzerine yapılmak istenen bu projeye karşı olduğumuzu ve durdurulması gerektiğini belirttik. Yapımı devam eden Kantar sulama göleti ile birlikte zaten verimli olan arazilerimizin daha da verimli hale geleceğini, sulu tarıma geçilebileceğini, yanlış kararlar verilirse dönüşünün olmayacağını, bu toprakları tekrar elde etmenin mümkün olmadığını dilimiz döndüğünce başkanımıza anlatmaya çalıştık. Sanayi ve teknolojiye karşı olmadığımızı, yapılan yer seçiminin yanlış olduğunu aktardık. Kendisinin de bu proje ile ilgili fikirlerini dinledik. İçinde tarla sahiplerinin ve köy sakinlerinin bu projenin yapılmasını istemediklerine dair imzaların bulunduğu ve verimli arazilerimizin fotoğraflarının da olduğu dosyamızı kendisine takdim ettik. Konu ile ilgili yardımlarını rica ettik. Umut ediyoruz ki sayın başkanımızda bizim yanımızda, doğrunun yanında olacaktır. Köylüyü, çiftçiyi, halkı gücün karşısında ezdirmeyecektir

Bizim işimiz   aşımız  herşeyimiz bu  topraklar.Biz Topraksız yapamayız.Yer  seçimi  doğru  değil  Çiftçi  zaten  zor  durumda   daha  da  işi zorlaştırıp  çiftçiyi  kimsenin  üzmesine  müsade  ettirmeyiz.Yanlış  bir yola  girilmiş   girdikleri yol  yol  değil.”

  Bizlerinde   huzurlarını  kaçırmamalılar

Kantar Köyünden Aziz Varilci”Tarım arazileri  korunması  gerekirken  Sanayi  gelecek  herkes  iş  sahibi  olacak  diyerek  arazilerimiz   elimizden almak istemeleri  doğru  değil.Yanlış bir   çalışma.Bu  yanlıştan  hemen  dönmeleri  bizlerinde   huzurlarını  kaçırmamalılar”

Toprakları betonlaştırmayın

Söğütlü ilçesi ve mahalle sakinleri tarlalarının olduğu bölgeye OSB yapılmasına karşı çıktı.

Söğütlü ilçesinde yoğun bir şekilde organize sanayi bölgeleri ile birlikte toprakların betonlaştırılması halkı isyan ettirdi. Açıklama yapan vatandaşlar “Biz sanayiye değil, yer seçimine karşıyız!” diyerek genç, yaşlı, kadın, erkek hep birlikte uygulanması planlanan bu oluşuma karşı tepki göstereceklerini belirttiler. Aynı durumun  Kaynarca ve Ferizli’de de olacağı söyleniyor.

“Ceddimizi, dedelerimizi besleyen bu topraklar bizi evlatlarımızı ve torunlarımızı da besleyecektir” diyen Ayşe hanım; “bir kilo peynir 20 TL olmuş siz ne sanayisinden bahsediyorsunuz. Asgari ücretle şehirde yaşadığını zan eden çocuklarımızın bu topraklardan desteği olmadan bir ay bile yaşama şansları yoktur” diyerek isyan etti.

“Elbette sanayi olmalı ama toprağa değil, ot bitmez birçok yerler bölgeler var kardeşim! Nedir düşmüşler Sakarya’nın cennet gibi arazilerinin peşine” diyen çiftçi Kerim Efendi; “bekliyorlar biz son kalıntılar gidelim/ölelim arkadan hepsini satsınlar. Çok pişman olacaksınız, vallahi çok pişman olacaksınız” diye tepki gösterdi.

Söz konusu bölgeye giderek burada bir basın açıklaması yapan halk oradan evlerine, işlerine gitmek üzere ayrıldılar.

BASIN AÇIKLAMASI

“Söğütlü ilçesi Kantar, Fındıklı ve Akçakamış mahalleleri tarla sahipleri ve mahalle(köy) sakinleriyiz. Bu mahallelerde geçimimizi tarım, hayvancılık, fındık ve ceviz üretiminden sağlayan aynı zamanda mutfak ihtiyaçlarımızın birçoğunu tarlalarımızda yetiştirdiğimiz doğal sebzelerle karşılayan insanlarız. Yukarıda adı geçen mahallelerin (köylerin) tarım arazilerine, büyük bir çoğunluğu Fındıklı Köyü’nden 1987 yılında ayrılan Kantar Köyü sakinlerine ait 3700 dönümlük tarım arazisine ERSİAD (Yeni Adı: Söğutlü 2. OSB) tarafından sanayi yapılması planlanmaktadır. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onay beklendiği söylenmektedir. Tarım arazilerimizin tamamı büyük parçalar halinde olup toplulaştırmaya gerek yoktur. Topraklarımızdan elde edilen ürün kalitesi ve rekoltesi emsallerine göre oldukça iyidir. Ayrıca 1983 yılından bugüne 35 yıldır yapılması planlanan Kantar Köyü Göleti yapımına başlanmış olup tamamlandığında yılda iki mahsul alınan tarlalarımız daha verimli hale gelecektir. Bu sulama göletini yapıp etrafına sanayi bölgesi kurmanın bir izahı var mıdır? Kantar mahallesi aynı zamanda ORKÖY sınırları içinde olup ardındaki Oflak dağının bakım ve korunmasında, doğal dokunun bozulmaması bakımından büyük önem arz etmektedir. Tarla sahiplerine danışılmadan, haber ve izinleri olmadan yapılmak istenen bu projenin, tarıma elverişli arazisi olmayan bölgeler dururken yılda iki mahsul alınan verimli arazilerimizi çorak arazi olarak nitelendirip sanayi yapımı için zemin hazırlanmasının, günümüzde çiftçilik yapacak insan bulamazken var olan çiftçilerin topraklarına kamulaştırma yoluyla el konulmasının ne kadar doğru ve tartışılır olduğunu belirtmek isteriz. Sakarya valimiz sayın İrfan Balkanlıoğlu’nun dediği gibi; Dünyanın bir çok yerinde bir kap un için kuyruklar oluşurken bizlerin yaşadığımız coğrafyanın kıymetini bilmemiz lazım. Uçak, tank, top üretebilirsiniz teknoloji ile ancak 1 cm toprak üretemezsiniz. Tarım arazilerimiz üzerinde oldu bittiye getirilerek, çoğunluğunun tarla sahipleri olmayan kişilerden ve sadece Fındıklı mahallesinin bir kısmından imza toplayarak yapılmaya çalışılan sanayi projesi için zemin oluşturulmaya çalışılmaktadır. Buna karşı olarak; gerçek arazi sahiplerinin büyük bir çoğunluğundan ve üç mahalleye ait köy sakinlerinden yapılması planlanan sanayi projesine karşı olduklarına dair imzalar toplanıp yetkili makamlara ulaştırılmıştır.

Bu OSB projesinin yapılabilmesi için öne sürülen bahanelerden biri şudur. Köy nüfusu giderek azalmakta, genç nüfusun şehirlere göç ettiği, yakın zamanda kimsenin köyde kalmayacağıdır. Bizde şu soruyu sormak istiyoruz. Türkiye genelinde köy nüfusu artarak devam eden bir yer var mıdır? Sayın yetkililerimiz biliyorlar mı acaba; köylerden göçerek şehirlerde çoğu asgari ücretle çalışan gençlerin maddi dayanakları köylerinden gelen maddi destektir. Ev, araba vs. alacaklarında ilk hesap ettikleri tarlalarından alacakları mahsülün ne kadar olacağıdır. Gençlerin hafta sonlarında, izin günlerinde tarladaki işlerini de devam ettirdiklerini biliyorlar mı?

Özellikle belirtmek istiyoruz.

BİZ SANAYİYE KARŞI DEĞİLİZ. YER SEÇİMİNİN YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLÜYORUZ.

İyi bir şey yapılmak isteniyorsa bu bir yerleri yıkarak, talan ederek, heba ederek olmamalıdır. Arazi sahipleri ve köy sakinleri olarak geçimimizin tamamını tarım, hayvancılık, süt üretimi, fındık ve ceviz üretiminden sağladığımızdan ve yukarıda belirttiğimiz sebeplerden dolayı tarım arazilerimiz üzerine sanayi (O.S.B.) kurulmasına, sanayi veya imara açılmasına kesinlikle karşıyız. Ülkemizin tarım üretimi için gerekli hassasiyetin gösterilerek, tarım arazilerimiz üzerine yapılmaya çalışılan sanayi ve imar projesinin iptal edilmesini istiyoruz.

Gereğini bilgilerinize arz ederiz.

KANTAR, FINDIKLI VE AKÇAKAMIŞ MAHALLE SAKİNLERİ VE ARAZİ SAHİPLERİ.”

Öte yandan bazı çiftçiler ve mahalle muhtar vekili Söğütlü Belediye Başkanı Hüseyin Genç’i makamında ziyaret ettiklerini ve meseleyi kendilerine anlattıklarını söylediler.

Açıklama şöyle:

“Tarım Arazilerimizin İmara Açılmasını Ve Üzerine Söğütlü 2. O.S.B.’nin Kurulmasını İstemiyoruz

Bugün Kantar köyü sakinlerinden İrfan Tice (muhtar vekili), Hilmi Gölcük, Göksal Aydın ve Fındıklı Köyü sakinlerinden Behçet Gökdeniz Söğütlü Belediye Başkanımız Hüseyin Genç’i makamında ziyaret ettik.

Tarım arazilerimizin üzerine yapılmak istenen bu projeye karşı olduğumuzu ve durdurulması gerektiğini belirttik. Yapımı devam eden Kantar sulama göleti ile birlikte zaten verimli olan arazilerimizin daha da verimli hale geleceğini, sulu tarıma geçilebileceğini, yanlış kararlar verilirse dönüşünün olmayacağını, bu toprakları tekrar elde etmenin mümkün olmadığını dilimiz döndüğünce başkanımıza anlatmaya çalıştık. Sanayi ve teknolojiye karşı olmadığımızı, yapılan yer seçiminin yanlış olduğunu aktardık. Kendisinin de bu proje ile ilgili fikirlerini dinledik. İçinde tarla sahiplerinin ve köy sakinlerinin bu projenin yapılmasını istemediklerine dair imzaların bulunduğu ve verimli arazilerimizin fotoğraflarının da olduğu dosyamızı kendisine takdim ettik. Konu ile ilgili yardımlarını rica ettik. Umut ediyoruz ki sayın başkanımızda bizim yanımızda, doğrunun yanında olacaktır. Köylüyü, çiftçiyi, halkı gücün karşısında ezdirmeyecektir.”

“Ekolojik turizme tam destek”

“Ekolojik turizme tam destek”

Sapanca İlçe Teşkilatı’yla gerçekleştirilen buluşmada konuşan Başkan Toçoğlu, “Sapanca sadece şehrimizin değil, ülkemiz için özel bir konumdadır. İlçemizin turizm potansiyelinin farkındayız ve geliştirilecek projelere katkı sağlamaya hazırız. Ekolojik turizm için de gelecek önerilere tam destek sunarız. Doğal güzellikleri koruyarak yapılacak tüm çalışmalar, ilçemizin turizm potansiyelini de yükseltecektir” dedi. İl Başkanı Kılıç ise Sakarya olarak 2019’da başarıyı yakalayacaklarını söyledi.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, AK Parti Sapanca İlçe Teşkilatı’yla istişare toplantısında bir araya geldi. Sapanca Sosyal Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda AK Parti İl Başkanı Fevzi Kılıç, AK Parti İlçe Başkanı Yunus Gümüşel, Sapanca Belediye Başkanı Doç. Dr. Aydın Yılmazer, SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, Genel Sekreter Yardımcısı Ayhan Kardan, Ali Oktar, SASKİ Genel Müdür Yardımcısı Sezar Ercan, Büyükşehir ve SASKİ bürokratları, teşkilat mensupları ve mahalle temsilcileri yer aldı

Hayırlı olsun

Sapanca Belediye Başkanı Doç. Dr. Aydın Yılmazer, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeki Toçoğlu’na ilimizde ve ilçemize gerçekleştirdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Şehrimize çok ciddi katkılar sunuyor” derken; AK Parti Sapanca İlçe Başkanı Yunus Gümüşel, “Bu akşam teşkilatımız bünyesinde İl başkanımız ve Büyükşehir Belediye Başkanımızın liderliğinde yapacağımız istişarenin öncelikle ilçemize, ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

En iyi ve en doğru işler

Başkan Toçoğlu, “Büyükşehir Belediyesi olarak il başkanımızla ilçelerimizi ziyaret ederek teşkilat mensuplarımızla bir araya geliyor, istişarelerde bulunuyoruz. İlçe belediyelerimizle beraber yerel hizmetler konusunda güzel işlere imza atıyoruz. Tabii ki eksikliklerimiz var. Bunları da hep birlikte tamamlayacağız. Ülkemizdeki birtakım gelişmeler seçim sürecinin biraz daha zor ve çetin geçeceğini ifade ediyor. Her şeyin en iyisini en iyi niyetle yaparak yolumuza devam etmeliyiz. Bugün 2019 seçimleri öncesi önemli bir prova yapıyoruz” dedi.

İstikrarla yola devam

“Biz bir davanın temsilcileriyiz. Bu davanın bir yerine zarar gelmesi hepimizi üzer. Hamdolsun AK Parti hükümeti ile hizmetlerimizi sorunsuz bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Hizmetlerimizin devamı için Ankara’daki güçlü iktidarların önemi büyük. Sayın Cumhurbaşkanımız da 2019 seçimlerinin önemini her fırsatta ifade ediyor. Yüzde 51 oy almamız gerek. Bu hedefinde üstünde bir oy elde etmek için hep birlikte çok çalışmalıyız” dedi.

Altyapı çalışmaları

“Hamdolsun hizmetlerimiz sürüyor. Tüm ilçelerimizde olduğu gibi Sapanca’da da kapsamlı asfalt çalışmaları gerçekleştirdik. Sapanca’da daha önce 12 kilometrelik güzergahları yenilemiştik, son olarak ise ilçe merkezinde bulunan caddeleri tamamladık. Sapanca’da devam eden ve tamamlanan çok sayıda SASKİ yatırımı var.  Sapanca Gölü’ne alternatif oluşturacak Akçay Barajı’nı inşa ediyoruz. Sapancamız Türkiye’nin en iyi korunan göllerinden bir tanesi. Gölle ilgili hassasiyetimiz devam ediyor.

Sapanca SGM’yi hizmet aldık

“Sapanca Spor Kompleksi’nde çalışmalarımız devam ediyor. Tüm gereklilikleriyle modern bir tesisi ilçemize kazandıracağız. Kısa süre önce şuan içinde bulunduğumuz SGM’nin de açılışını gerçekleştirdik. Bu merkezde genç, yaşlı, kadın, çocuk, engelli bireylerimize eğitimler sunuyoruz. Büyük bir ilginin söz konusu olduğunu da öğrendim. İlgi gösteren tüm Sapancalı hemşehrilerime şükranlarımı sunuyorum.” 

Ekolojik turizm

“Sapanca doğasıyla, yeşiliyle, muhabbetiyle sadece Sakarya’nın değil, ülkemizin özel bölgelerindendir. İlçemizin turizm potansiyelinin farkındayız ve ilçe belediyemizin turizm alanında geliştireceği projelere katkı sağlamaya hazırız. Ekolojik turizm için de gelecek önerilere tam destek sunarız. Sapanca’mızın doğal güzelliklerini koruyarak yapılacak tüm çalışmalar, ilçemizin turizm potansiyelini de yükseltecektir. Bu vesileyle toplantımıza katılım gösterdiğiniz için hepinize teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”

Farkımızı ortaya koyacağız

AK Parti İl Başkanı Fevzi Kılıç, “Hamdolsun Sakarya’mızda kronik bir sorun yok. Büyükşehir Belediyemiz ile katıldığımız her toplantıda yapılan hizmetler için teşekkürler alıyoruz. Bu bizi ziyadesiyle memnun ediyor.  Belediyemizin çok güzel kültür programları, çok güzel sosyal etkinlikleri oluyor. Sakarya’da yapılan kültür programlarından dolayı da teşekkürler geliyor. Şehrimiz spor alanında da büyük ilerleme kaydetti. Büyükşehir Basketbol takımımız Süper Lig’de. Sakaryaspor geçen yıl olduğu gibi bu yılda çıtasını yüksek tutuyor. Sportif alandaki başarılar da şehrimizin imajına, algısına ve yapısına çok büyük katkı sağlıyor. Genel siyaseti de yakından takip ediyorsunuz. Tüm gözler ülkemize çevrilmiş durumda. Bu günlerde Cumhurbaşkanımıza, bu kutlu davamıza daha da yardım etmemiz gerekiyor. Birlik ve beraberlik içerisinde el ele yürümemiz gerekiyor. Biz bunu da başaracak güçteyiz. Şehrimize hemşerilerimize güveniyoruz. İnşllah önümüzdeki seçimlerde de Sakarya olarak farkımızı ortaya koyacağız.”

Başkan Aktaş: “Bursa Türkiye mozaiği”

Başkan Aktaş: “Bursa Türkiye mozaiği”

  • Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Bursa Şubesi’nin konuğu olduğu toplantıda, Bursa’nın bir Türkiye mozaiği olduğunu söyledi.

BURSA – Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Bursa Şubesi’nin konuğu oldu. Başkan Aktaş, Bursa’nın bir Türkiye mozaiği olduğunu söyledi.

Başkan Aktaş, işadamlarına kendisini tanıttığı konuşmasında, Bursa’nın değerlerine dikkati çekti. Bursa’nın geleceğine dair herkesin sorumlulukla adım atması gerektiğinin önemini vurgulayan Başkan Aktaş, Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geliş sürecini de anlatarak, “Bursa gibi bir şehirde Belediye Başkanı olarak görev yaptığımdan dolayı Allah’a şükrediyorum. Bunun sorumluluğunu taşıyorum. Allah herkese nasip etmez. Allah herkese Bursa’da yaşamayı da nasip etmez. Biz bunun şükrünü eda edemeyiz. Burası çok güzel ve bereketli bir şehir” diye konuştu.

Bursa’nın bir Türkiye mozaiği olduğunu belirten Başkan Aktaş, inşaat sektörünün bereketine değinerek, “İnşaat sektörünün hareketliliği bir sürü sektörü de harekete geçiriyor. Bu noktada şehrin vizyonu, projeksiyonu çok önemli” dedi.

“Önemli olan kaliteli iş yapmak”

Ekonomi odaklı değerlendirmelerde bulunan Başkan Aktaş, müteahhitliğin tanımının iyi yapılması gerektiğini anlatarak, “Küçük büyük önemli değil, önemli olan kaliteli iş yapmak ve yaptığınız işin bundan sonraki işlerinize referans olması. Şehrin projeksiyonu da çok önemli. Bursa, birkaç senedir çok ciddi kentsel dönüşümü konuşuyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Bursa’daki kentsel dönüşüme dikkati çektiğini hatırlatan Başkan Aktaş, Doğanbey ile ilgili açıklamasında, kentin başka noktalarında da kentsel dönüşüm sorunu olduğuna değindi. Başkan Aktaş, Doğanbey’den de kendisini arayıp durumu soranların olduğunu belirterek, “TOKİ yapmış, kimin malına ne yapabilirsin. Niye herkes Doğanbey’i konuşuyor? Lokasyonu yüzünden. Hanlar Bölgesi’ni, Ulucami’yi kapattı, Uludağ’ın siluetini bozdu. Şehrin ne tarafından bakarsan bak ucube gibi duruyor. Dünya mimarlık zirvesinde gösterilen ilk fotoğraf. Bir vizyon ortaya koyuyorum. 2700 daire var” dedi. Aktaş, Cumhurbaşkanı’nın bu konu ile ilgili özelde çalışması olduğunu söyleyerek, “Bu Doğanbey’in yüksekliğiyle alakalı değil sadece. Lokasyonundan dolayı, Bursa’nın orta noktasında, bağrında… Şehrin böğrüne saplanan bir yer olduğu için dikkat çekici… Bugüne kadar kentte kentsel dönüşümler yapılmış. Mesele yıkımdan sonra yerine konuşlandırdığımız bina ve onun müştemilatlarıyla alakalı… Kentsel dönüşümde yıktığınız binanın yerine sadece bina değil sosyal alanlar da kazandırıyorsunuz. Bu işin sosyal boyutları da var” diyerek konunun önemine işaret etti.

MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Mustafa Gürses, Başkan Aktaş’ın zor bir görevin başında olduğunu ifade ederek, “MÜSİAD olarak elimizden ne geliyorsa, bu memlekete yapılacak her türlü güzel işlerin destekçisi olduğumuzu ifade etmek isteriz” dedi. Gürses, kente dair konularda bulacakları çözümleri de zaman zaman rapor halinde ileteceklerini kaydetti.