kategori Arşivleri: Dernekler

Ayşem Sargın, YASED’in yeni başkanı oldu

YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldı

Ayşem Sargın, YASED’in yeni başkanı oldu

YASED’in 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Genel Kurul Toplantısı’nda, YASED’in yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi yapıldı, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Boeing Türkiye Genel Müdürü ve Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın seçildi.

YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Genel Kurul’da derneğin yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri belirlendi. Yeni Yönetim Kurulu’nun ilk toplantısında, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Boeing Türkiye Genel Müdürü ve Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın seçildi. Başkan Vekilliğine SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov ve Başkan Yardımcılıklarına PwC Türkiye Başkanı Haluk Yalçın, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ile PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Levent Yüksel seçildi.

Varank: “YASED ülkemizin kalkınmasında önemli rol oynuyor”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YASED Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada;‘’Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin memnuniyetini yaşıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.Üretimde, ihracatta ve istihdamda büyük rol oynayan YASED üyeleri, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına ciddi katkılar sunuyor. Türkiye’nin yurtdışı tanıtımında da gönüllü elçilik fonksiyonu gören YASED, hem ekonomi diplomasisi hem de yumuşak güç (soft power) anlamında elimizi kuvvetlendiriyor. Bu çatı kuruluşumuz, ülkemize yapılan doğrudan yatırımların yaklaşık yüzde 85’ini temsil ediyor. Ciddi bir güç, önemli bir sorumluluk. Görevini bugün devredecek olan Sayın Ahmet Erdem, sahip olduğu bu sorumluluğu 4 yıl boyunca başarıyla sürdürdü. Yoğun ve özverili çalışmaları sayesinde, YASED’in ortak işbirlikleri ve muhataplarında oluşturduğu algı daha da güçlendi.Tüm katkıları için kendisine teşekkür ediyor, seçilen yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerine şimdiden başarılar diliyorum. Onların bu bayrağı daha da ileri taşıyacaklarına hiç şüphem yok” dedi.

Uluslararası doğrudan yatırımların kalkınma sürecinde üstlendiği kaldıraç fonksiyonunun hükümet olarak farkında olduklarını belirten Varak, sözlerine şöyle devam etti: “ Yatırım dostu bir ortamı sağlamak her zaman Hükümetimizin öncelikleri arasında yer aldı. Önceliklerimizi belirlerken, kamuda koordinasyonu en üst seviyede sağlayıp, özel sektör paydaşlarımızla her daim yakın dirsek temasında bulunduk. Yatırımcılarımızın karşılaştıkları idari engelleri bertaraf ederek, rekabet gücümüzü artıracak politikalara odaklandık. İşte bu noktada, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulumuz işbirliğini yönlendirme, yürütme ve sonuçları takip etme görevlerini başarıyla yürüttü. YASED, YOİKK üyeliğiyle her zaman yapıcı öneriler getiren önemli bir paydaşımız oldu. 7099 ve 7101 sayılı Kanunlarla şirket kuruluşu, inşaat izinleri ve tapu işlemleri, altyapı izinleri, dış ticaretin ve finansmana erişimin kolaylaştırılması alanlarında yapılan değişikliklerde YASED süreç boyunca ciddi katkılar sundu.Nitekim ortak çabalarımız karşılığını buldu.

Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksinde, 17 basamak birden ilerledik ve 43. sıraya yükseldik. Bu performansla en fazla reform gerçekleştiren 10 ülkeden biri olduk.Yeni Hükümet sistemiyle birlikte, geçmişte elde ettiğimiz tecrübelerin üzerine yenilerini ekleyecek ve yatırımcılarımızın karar alma süreçlerini hızlandıracak reformları hayata geçireceğiz.

Kaliteli yatırımların ve daha fazla doğrudan sermayenin artması için Haziran 2012’den bu yana teşvik sistemimiz yürürlükte. Bu sisteme ek olarak, ülkemiz için kritik önemi haiz ve teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımlara yönelik proje bazlı bir destek sistemini kurduk.”

Varank: “Türkiye’de Ar-Ge merkezleri açın”

Yenilenebilir enerji, metalürji, petrokimya, ilaç, biyoteknoloji ve nanoteknoloji, hafif raylı sistemler, kara-hava ve deniz savunma sistemleri, uzay ve havacılık teknolojileri, bilişim ve haberleşme gibi alanlardaki yatırımların proje bazlı teşviklerle desteklendiğine dikkat çeken Varank: “Bu kapsamda 19 destek Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Yatırımların gerçekleşmesi sonucunda, cari açıkta yıllık 10 milyar dolara varan düşüşler görebileceğiz.Ülkemizde yüksek katma değer oluşturacak ve teknoloji seviyemizi yukarı çekecek yatırımlarınızı artırmanızı bekliyoruz. Hukuki öngörülebilirlik, gereksiz bürokrasinin azaltılması ve sunduğumuz finansal teşviklerle sizlere her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz. 16 yıl boyunca uyguladığımız politikalarla, ülkemizi üretken yatırımlar için çekim merkezi haline getirmeyi hedefledik. Bunda başarılı da olduk. 1990-2002 yılları arasında ülkemize giren doğrudan uluslararası yatırım tutarı sadece 13 milyar dolarken; 2003-2018 döneminde 204 milyar dolarlık bir doğrudan yatırım girişi gerçekleşti.Güçlü bir performansa imza attık. Ancak, bunun çok daha ötesine geçebileceğimizi düşünüyorum. Küresel doğrudan yabancı yatırımlardan aldığımız pay hala yüzde 1’in altında. Bu oranın mutlaka artırılması gerek. Rüştünü ispat etmiş, her türlü zorlu teste karşı güçlenerek çıkmış bir Türkiye var. Siyasi istikrar, jeopolitik avantajlarımız, yatırım ekosistemimiz ve dinamik işgücümüz en önemli artılarımız. Mevcut üretim kapasitenizi artırmaya odaklanın, gönüllü elçilik faaliyetlerinizle ülkemize yeni yatırımcıların kazandırılmasında bize yardımcı olun. Ülkemizde Ar-Ge merkezleri açarak, nitelikli beşeri sermayemizle ortak projeler gerçekleştirin. Teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarında işbirliklerimizi bir üst seviyeye çıkaralım” diye konuştu.

Varank: “Türkiye’de girişimciliğe daha fazla yatırım yapın”

Türkiye’ye daha çok doğrudan yatırım kazandırılması konusunda YASED’e çağrıda bulunan Varank, şunları söyledi “ YASED’den özel bir ricam var. Türkiye’de girişimcilik ekosistemini yüzde 90’a varan oranlarda devlet fonluyor. Sizler de farkındasınız, ülkemiz bilimsel ve teknoloji tabanlı girişimlerde müthiş bir potansiyele sahip. Zaten gün geçtikçe uluslararası sermayenin Türkiye’de daha fazla Ar- Ge yatırımına yönelmesi bu potansiyeli görmelerinden. Bizde sermaye sahipleri biraz geleneksel anlayıştalar. Elbette onları da dönüştürmek için gayret ediyoruz. Ama siz gerek kendi içinizden gerekse temsil ettiğiniz şirketlerin bu alandaki fonlarından Türkiye’de girişimciliğe daha fazla yatırım yapabilirsiniz. Emin olun buradaki fırsat penceresiyle yakalayacağınız başarılardan çok memnun kalacaksınız. Küresel rekabette daha üst sıralara tırmanmak istiyoruz, bunun da yüksek katma değerli ürün ve hizmetlerin üretimiyle mümkün olduğunu biliyoruz. “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonunu bu amaçla ortaya koyduk. Ürünün Ar-Ge’sinden başlayıp ticarileşmesine kadar varan tüm süreçleri destekleyerek, Bakanlığımız politika araçlarını bütünsel bir yaklaşımla uygulayacağız. Gelin sizler de vizyonumuzun bir parçası olun. Türkiye’de üretim yapan tüm firmalar, milliyetinden bağımsız olarak, bizim için yerlidir, millidir. Üretim süreçlerinizde, yurt içi tedarikçilerden daha yoğun ve verimli bir şekilde yararlanıp, yerli katma değeri artırmaya odaklanın. Daha güçlü bir sanayi altyapısı kurmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Geçtiğimiz hafta yönetmelik değişikliği yaparak, OSB’lerin daha yatırım dostu üretim alanları olmasının önünü açtık. Organize Sanayi Bölgeleri ve Endüstri Bölgelerimiz siz değerli yatırımcılarımızı bekliyor.Ekonomik hedeflerimiz doğrultusunda, özel sektörün iş fırsatlarını artırmak ve çeşitlendirmek adına Bakanlığımız ve kabinemiz tüm gücüyle çalışmayı sürdürüyor. Daima özel sektöre hareket kabiliyeti kazandıracak ve daha verimli çalışmasını teşvik edecek düzenlemeler yapmanın peşinde olduk, bundan sonra da aynı yaklaşımı sürdüreceğiz Bu çalışmalarda istişare kültürünün ve ortak aklın işleri ne denli kolaylaştırdığını biliyoruz. Açık ve şeffaf iletişim başarının en temel unsurları. Bu anlayışla hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Genel Kurulun tekrar hayırlı olmasını diliyor, yeni Yönetim ve Denetim Kurulunu tebrik ediyor, hepinizi muhabbetle selamlıyorum.“

Erdem: “Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarına katkı sunuyoruz”

YASED Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 4 yıldır başarıyla sürdüren Ahmet Erdem,yaptığı konuşmada, YASED’in geçtiğimiz dönemlerdeki faaliyetlerini değerlendirdi: “2015-2018 yılları arasında YASED’in stratejik olarak önceliklendirdiği alanlara odaklandık. Ülkemizin sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve öngörülebilir bir yatırım ikliminin oluşturulması adına çok önemli çalışmalarımız oldu. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu makro ekonomik ve yapısal reformlar, vergi ve teşvikler sisteminin daha da rekabetçi konuma getirilmesi, nitelikli işgücünün artırılması, Ar-Ge ve inovasyon gibi çok önemli birçok alanda yapılan düzenlemelere katıldık, görüşlerimizi aktardık ve kamu ile bir çözüm ortağı olarak proaktif olarak çalıştık. Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Kanunu, Sınai Mülkiyet Kanunu, Uluslararası İşgücü Kanunu ile Ar-Ge ve Süper teşvikler konusundaki düzenlemeler bu çalışmalar sonucunda hayata geçirildi, bunun için de büyük özveri ile çalışan tüm bakanlıklarımıza, kamu kurumlarımıza ve üye şirketlerimize teşekkür ediyoruz.”

YASED’in Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi yönünde yaptığı çalışmalara da değinen Erdem, ‘‘YASED yönetim kurulunda bir dönem üye, iki dönem başkan olarak üç dönemi tamamladım. Önümüzdeki dönem Yönetim Kurulumuzda yer almayacağım. Yeni Yönetim Kurulumuza başarılar diliyorum. Başkanlığım süresince tüm paydaşlarımızla yatırım ortamının iyileştirilmesi, mevcut yatırımların verimliliğinin ve ülkemizin yatırım cazibesinin artması için mesai yapmaktan çok mutluluk duyduğumu belirtmek isterim” dedi.

Sargın: Türkiye’yi uluslararası yatırımlarda öncelikli ülke olarak konumlandıracağız

YASED‘in yeni Başkanı Ayşem Sargın yaptığı değerlendirmede, “Önümüzdeki dönemde, ülkemizin uluslararası doğrudan yatırım akışından hak ettiği payı almasına ve yatırımlarda öncelikli ülke olarak konumlandırılmasına yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla sürecek. YASED’in kamu başta olmak üzere tüm platformlarda temsil ve etkinliğini artırmak önceliğimiz olacak.Geçmişte olduğu gibi, gelecekte de ülkemiz ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yapısal reformların gerçekleştirilmesi konusunda öncül rol üstlenerek, hem kamu, hem de yatırımcılar için güçlü ve güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Daha fazla doğrudan yatırım çekerek ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamak, çalışmalarımızın odak noktası olacak. Bunun için gereken tüm yapısal reformları desteklemek üzere kararlı, koordineli çalışmalar yürüten ve çözüm önerileri üreten kuruluş olmayı sürdüreceğiz. YASED olarak, 2019-2021 döneminde de yoğun bir çalışma programı bizleri bekliyor. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin uluslararası yatırım ortamını daha da güçlendirmek üzere etkin sorumluluk alacağız. Bunu yaparken, başta YASED üyesi şirketlerimizin derneğimizde bir fiil katkı veren yaklaşık 1400 kişilik üst düzey yöneticisi olmak üzere, tüm paydaşlarımızla yakın işbirliği içinde çalışmayı hedefliyoruz ” dedi.

YASED’in 2019-2021 döneminde görev yapacak Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyeleri şu isimlerden oluştu:

YASED YÖNETİM KURULU

UNVANI

TEMSİL ETTİĞİ ŞİRKET UNVANI

Ayşem Sargın

Başkan

Boeing International Corporation Ankara Şubesi – Genel Müdür / Ülke Temsilcisi

Zaur Gahramanov

Başkan Vekili

Socar Turkey Enerji A.Ş. – CEO

Hüseyin Gelis

Başkan Yardımcısı

Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı / CEO

Ahmet Levent Yüksel

Başkan Yardımcısı

Fritolay Gıda San. ve Tic. A.Ş. (PepsiCo) – Kıdemli Başkan Yardımcısı Genel Müdür

Hüseyin Halûk Yalçın

Başkan Yardımcısı

PwC Yönetim Danışmanlığı A.Ş. – Türkiye Başkanı

Aslı Başgöz

Üye – Sayman

White & Case Europe Danışmanlık Hizmetleri Avukatlık Ortaklığı Şirket Ortağı

Antoine Aoun

Üye

Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. – Genel Müdür

Aykut Ferah

Üye

Sicpa Turkey Ürün Güv. San. ve Tic. A.Ş. – CEO

Cengiz Eroldu

Üye

Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. – Yönetim Kurulu Üyesi / CEO

Colman Deegan

Üye

Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.– İcra Kurulu Başkanı

Galip Alp Günvaran

Üye

Prometeon Turkey Endüstriyel ve Ticari Lastikler A.Ş. – CEO

İsmail İhsan Necipoğlu

Üye

Dow Türkiye Kimya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. – Türkiye ve Orta Asya Başkanı

Kıvanç Zaimler

Üye

Enerjisa Enerji A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı

S. Mete Hüsemoğlu

Üye

Abbvie Tıbbi İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti.– Genel Müdür

Murat Kansu

Üye

Microsoft Bilgisayar Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti. – Genel Müdür

Mustafa Seçkin

Üye

Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. – Türkiye, Orta Asya ve İran Yönetim Kurulu Başkanı

Osman Okyay

Üye

Kale Pratt & Whitney Uçak Motor Sanayi A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı

Özgür Soy

Üye

Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik San. ve Tic. A.Ş. – İcra Kurulu Başkanı / CEO

Sinan Şahinbaş

Üye

QNB Finansbank A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Tolga Gürkan

Üye

Allianz Sigorta A.Ş. – Yönetim Kurulu Üyesi / İcra Kurulu Başkanı

YASED DENETLEME KURULU

UNVANI

TEMSİL ETTİĞİ ŞİRKET UNVANI

E. Ethem Kutucular

Üye

Güney Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. (EY) – Şirket Ortağı / Yönetim Kurulu Üyesi

A. Güneş Söğütlüoğlu

Üye

DRT Bağımsız Denetim ve Serbest Muh. Mali Müş. A.Ş. (Deloitte) – Şirket Ortağı / Yönetim Kurulu Başkanı

Nesrin Tuncer

Üye

KPMG Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş.– Yönetim Kurulu Başkan Vekili

Mehmet Gürbüz’den Büyük Britanya ,Fransa ,İsrail ‘in Yanan Ortadoğudaki Tezgahına Dair Açıklama

Mehmet Gürbüz’den Büyük Britanya ,Fransa ,İsrail ‘in Yanan Ortadoğudaki Tezgahına Dair Açıklama

Orta doğu’da kanla çizilen haritalar üzerindeki,senaryo yüzyıllardır perde perde sahneleniyor ve oradaki masum halklar bunun bedelini canı,kanı ve sahip oldukları bütün varlıklarını kaybederek,yaşıyorlar.<<1299-1920<>Osmanlı ve Fransa arasında varılan siyasi ve askeri ittifakın sonucu olarak Doğu Akdeniz’deki Fransız varlığının hukuksal temellerini getirdi o tarihten itibaren daha geniş bir dini ve ticari özgürlükle yargı karşısında dokunulmazlığı da içeren birtakım menfaatlerle sonuçlanan tek taraflı bir hareketti.

Süratle diğer ticari güçlere (özellikle İngiltere’ye) genişleyen bu kapitülasyonlar Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesinin doğasını değiştirmiştir.

Büyükelçiler ve danışmanlar,Yahudi, Ermeni, Rum ve Doğulu Hıristiyan cemaatlerinin bağrından devşirdikleri kendi himayelerine bağlı kesimler edindi, bu da yavaş yavaş imparatorluğun otoritesini zayıflattı.

<<19. yüzyılda, geleneksel iktisadi ve hukuki yönetim bağlantıları>> (misyonerlerin çalışmaları ve Müslüman olmayan cemaatlerin iç gelişimi sayesinde) gerçek bir kültürel ve siyasi nüfuz sistemine dönüştürüldü ve artık daha geniş bir tabanda cemaatlerin Onayından destek aldı.

Manda dönemi Avrupa güçleri, yerel devletler ve “azınlıklar”arasında 19. yüzyıldan itibaren var olan ve günümüze kadar gelmiş olan üçlü ilişkiyi de sürdürdü.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden dönemde manda sisteminin kurulması, Fransa ve Büyük Britanya’ya Ortadoğu’da kalma imkânı vermişti.

Fransa, Suriye ve Lübnan’da manda kurmaya odaklanmışken,

Büyük Britanya yeni Irak devletinin yönetimine el attı. Suriye Cezire’sinin (Cizîr) statüsünü yükseltmeye yönelik sosyo ekonomik projeler ve Osmanlı devletinin yılması döneminde toprakları pay pay ediliyordu kaybedilen toprakların üzerine kandırılan merkeziyetçi yöneticiler koltuk kapma hevesatı içerisinde hem devletlerine hemde kendi halklarına ihanet ederek topraklarının kendi bağımsızlığını değil müttefik güçlerin emrine girmeyi tercih etmeleri de ayır bir olay konusudur topraklarını satalar günümze kadarki süreçlerde bile bunun bedelini çok ağır bir şekilde kanlı darbelerle kendileride ihanet sarmalında kaybolup gidiyorlar bunlar en barizi ise o dönemin Suriyesidir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, iç mekan

Devletin ve milletin bekasını untanlar osmanlı devletinin yıkılışı ile toprak kurtarma telaşına kapıldılar .

<<2 Temmuz 1919 Suriye Konğesinin barış konferansına gönderdiği memorandum>>da.

Suriyen’in mutlak bağımsızlığını istiyoruz.Suriye hükümetinin geniş ölçüde adami merkeziyetçi azınlıkların haklarına saygı gösteren demokratik anayasal monarşi olmasını,şanlı özgürlük mücadelemizi yöneten ve tam bizim güvenimizi kazanan Emir Faysalın kral olmasını istiyoruz(…).

Suriye Araplarının bağımsızlığa ilerlemiş ırklardan daha az yatkın olmadığını,bağımsızlıkları sırasındaki Bulgarlar,yunanlılar ve Romanyalılardan hiçbir şekilde daha az gelişmiş olmadığını göz önünde bulundurarak bizi mandater arasında sayan.

Kavimler Cemiyeti paktının 22.maddesini protesto ediyoruz.Büyük britanyanın yardımını istiyoruz,yeter ki bu yardım tam bağımsızlığımızı ve ülkemizin birliğini ihlal etmesin bu yardım süresi 20 seneyi geçmesin.

Suriye topraklarının hiçbir bölümünün üzerinde Fransa hükümetine hiçbir hak tanımıyoruz ve bize yardım etmesini veya ülkemizde veya başka topraklarda güç sahibi olmasını red ediyoruız diyen bir Suriye momerandumunda Fransa devletinin manda hakimiyetini kabul etmiyen Suriye heyetinin büyük Britanya hakimiyetini kabul eden bir satılmış kuklalar güruhunun istegi ile olmadıgın aşşagıdaki antlaşmada bariz bir şekilde görülecektir<>Antlaşmasının onaylandıgı.

Sanremo Konferansında(Nisan1920)fransaya Suriye ve lüblan mandası verildi demek’ki batı medeniyetinin insafında köleliği bile o ülkenin insafına bırakmıyorlar.

Yerli halkların görüşüne asla müracaat edilmemiştir.Uluslararası hukuk,insan hakları kurallarına riayet edilmemiştir edilmeside beklenmezdi<>

<<2 Kasım 1917>>’de İngiliz dış işleri bakanı. Arthur James Balforur’un İsrail devletinin kurulması amacı ile yayınladığı deklarasyondur.

Bakan bu bildirgede Filistine bir Yahudi devletinin kurulmasını destekliyeceklerini bildirmiştir.

İngiltere’nin asıl amacı ortadoğudaki uygulanacak planlarına destek almak için Yahudi lobisinin ve Abd’nin siyasi olarak desteğini alabilmektir.

Sykes-Picot gizli anlaşması ile İngiltere,Fransa Osmanlı Devleti’ni kendi arasında paylaşmıştı peşine Mac-Mahon Antlaşması ile Hicaz Emiri Şerif hüsyin ile gizli anlaşma yapılmış ve böylece arap bölgelerine bağımsızlık sözü verilmişti.

Araplara ayrı bir yatırım sözü veren kurnaz inğiliz siyasetçileri bir taraftanda Yahudi lobisini kullanarak oratadogudaki hedeflerine ulaşmak isteyenler hala bu emellerinden vazgeçmeyenler yıllardır İsrail kartını kullanarak emellerine devam etmektedirler bölgeye hakim olmak isyenler israil’in genişleme planının bir parçası olarak kendilerine çizdikleri palanının uyguluyacıları Batının şımarık çocuğu ise yıllardır almış olduğu fütursuzca hala o günden günümüze kadar devam eden İsrail ise hem toprak genişletmesine devam ediyor,hemde bu konuda kendisine tehlike olarak gördüğü ülkeleri hemonik devletleri bertaraf ederek kendi etrafında güç dengesi kurmaktadır.Bu çıkarları ise o tarihten bu zamana kadar kendisi ile beraber hareket eden devletler ile yapmaktadır.Bugün Abd okyanuslar ötesi uzaklıktan İsrail çıkarlarına hizmet eden bir köle terbiyecisi durumuna kendini düşürmektedir.

Ortadoğudaki bölge ülkelerden Yahudi lobilerine hizmet eden Ürdün kralı ve ailesi bölgenin yangın yerinin müsebibi.

Peygamber toprağına ve Müslümanlara ihanet edenler suud kraliyet mensupları onların artçı şokları ile yaşayan küçük devletler topluluğu(Mısır,Bae,Kuveyt,Katar vb)gibi bu dönemin ebu Lehebleri(ateşe odun atanlar)lar la birlikte bu güç dengesinin oluşmasına rol oy nayanlar önemli faktördürgünümüze kadar akan kan ve göz yaşının kaptırılan toprakların tek planı ise <<Büyük Ortadogu Projesidir>>bu proje dahilinde yüzyıla yakındır ülkeler şekilleniyor.

Devletleri yöneten uşaklar değişiyor milyonlarca insanlar öz yurdunda garip kalmış bir şekilde katlediliyor buralarda bir insanlık suçu sahnelere konuluyor.

Biz Anadolu Ahi Evran İş Adamları olarak diyoruz ki Bizim ülkemizin bu ateş çemberinin içerisinde olmamamız bizim hayrımıza olacaktır,diye düşünüyoruz.

Mehmet Gürbüz

Vatander Yardımları devam ediyor

Vatander

Bizlere ulaşan yardıma ihtiyacı olan vatandaşımız tum ihtiyacını temin edildi bir eksiği kaldi oda yatağ allah’ın izniyle onuda temin ettikmi bir nebzede olsa rahat eder insallah hastamiza allah’tan şifa dileriz
Bu hizmette emeği geçen Şanlıurfa vakıf müdürlüğü
Vatan Der Genel Başkanı Murat Demirkan Memitanlı
Vatan Der Genel Başkan yrd sayın Yildiz Tankuş Toprak
Vatan Der Genel Başkanı Nehir Toprak
GENEL başkanı yrd Nurten Akyol Necla Bakan
Vatan DER genel başkan yrd,larimiza Ayrı ayrı Teşekkür ederim emeğinize sağlık işte vatan gönüllüler insanı yaşatki devlet yaşasın….

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, ayakkabılar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: yazı

TEMA Vakfı gönüllüsü öğretmenler doğa eğitimleri için buluştu

TEMA Vakfı gönüllüsü öğretmenler doğa eğitimleri için buluştu

TEMA Vakfı, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle her yıl 81 ilde binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle yüz bini aşkın çocuğa Doğa Eğitim Programlarını ulaştırıyor.

TEMA Vakfı, MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün katkılarıyla 26 Kasım Pazartesi günü Ankara’da 2018 – 2019 Eğitim Öğretim Yılı’nda gönüllü olarak sınıflarında Doğa Eğitimi Programlarını uygulayacak olan öğretmenlerle “Öğretmen Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı” düzenledi. Toplantı MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü Ar-Ge ve Projeler Daire Başkanı Dr. Gülderen ÖZDEMİR, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz ATAÇ, TEMA Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Gelengül HAKTANIR, TEMA Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Başak YALVAÇ ÖZÇAĞDAŞ ve TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat ÖZER’in katılımıyla gerçekleştirildi.

Bugüne kadar eğitim programları ve projelerle yaklaşık 650 bin öğrenciye ulaşıldı

Gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmanın en temel sorumluluğumuz olduğunu ifade eden MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü Ar-Ge ve Projeler Daire Başkanı Dr. Gülderen ÖZDEMİR, öğretmenler gününü kutlayarak başladığı konuşmasında “Çocuklarımız bir kağıdın dönüşümünün, su olmadan hiçbir canlının yaşamını sürdüremeyeceğinin, ekosistemdeki her bir varlığın doğanın dengesi açısından çok önemli bir yeri olduğunun farkına varmalıdır. Çocuklarımızın doğal varlıkların tükenebilir olduğu bilinciyle davranışlarına gereken hassasiyeti de yansıtmaları gerekiyor. Gündelik hayatın her aşamasında bunun sorumluluğunu hissedebilmelidirler. Elini yıkarken suyun gereksiz akmamasından atıkların tekrar kullanılabilir olduğunu bilmelerine kadar, israfa yer vermeden doğal varlıkların verimli kullanılmasına kadar bu hassasiyeti göstermelidirler. Ülke olarak son yıllarda bu konularda çalışmalar hızla artmış ve ulusal çalışmalara dönüşmüştür. Yararlı sonuçlar alınmaya da başlanmıştır. Bu bağlamda TEMA Vakfı ile uzun yıllar süren iş birliği ile bugüne kadar 81 ilde yürütülen çalışmalarla yaklaşık 650 bin öğrenciye ulaşarak geniş bir yelpazeyi bilinçlendirmiş bulunuyoruz. Bu anlamda insana yapılan eğitim yatırımlarının dönüşümünün yine insanlığa hizmet olduğunu bilmeliyiz” dedi.

Eğitim programları öğretmenlerin gönüllü desteğiyle uygulanıyor

TEMA Vakfının MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle her yıl 81 ilde binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle yüz bini aşkın çocuğa Doğa Eğitim Programlarını ulaştırdığını belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz ATAÇ, “Doğa bilinciyle büyüyen nesiller için TEMA Vakfı olarak okullarda doğa eğitimleri veriyoruz. Çünkü çocukların doğayı tanımadan sevemeyeceğine, sevmeden koruyamayacağına inanıyoruz. Yarınlarda doğayı tanıyan, seven, koruyan; kendisini doğanın sahibi değil de bir parçası olarak gören nesiller için çocuklarımızın daha fazla doğa ile iç içe olması gerekiyor. Doğayı anlayarak ve doğaya uyum sağlayarak sürdürülebilir bir yaşam mümkün. Bu nedenle bizler Minik TEMA, Yavru TEMA ve Ortaokul TEMA adlı eğitim programlarımızı binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle her yıl 81 ilde yüz bini aşkın çocukla uyguluyoruz. Çocukların doğada keşfederek vakit geçirmelerini desteklemeyi, doğaya duyarlı davranış ve tutumlar sergileyen bireyler olmalarına katkı sağlamayı, fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini desteklemeyi hedefliyoruz.

 Bu kapsamda Doğa Eğitim Programlarını çocuklara ulaştırma olanağı sağlayan başta Millî Eğitim Bakanlığı ve gönüllü öğretmenlerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Su Cenneti HAYMANA

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Sağlık Turizm Derneği’nin (TESTUD) organizasyonunda ilk kezülkemizdeki termallere gelen Rus tur operatörü, sağlık turizmi yetkilileri, gazeteciler,Türkiye’deki termallerin Antalya örneğinde olduğu gibi tanıtılması durumunda Avrupa’darakibi olmayacağını söylediler.

Rusya’da yaklaşık 6 aylık görüşmeler sonrası 90 kişilik turizm heyetininilk ayağı olan 34 Rus yetkili, Ankara’daki termaller ve sağlık kuruluşlarıhakkında bilgi aldı.

     

Termalleri ile ünlü Haymana beldesindeki Grannos Termal Otel’de düzenlenen toplantıya katılan Ural bölgesinin en büyük tur operatör firması RT Plus’ınsahibi Galina Tereshcenko, Türkiye’ye geldiklerinde müziğinden, cam akustiğine,sıcak karşılamadan, olağanüstü sağlık hizmetlerine kadar çok üst düzeyde birtablo ile karşılaştıklarını kaydetti.

-Türkiye, Antalya’dan ibaret sanılıyor-

Yemeklerden, hijyene kadar tüm detayları taktirle karşıladıklarını, ancak kendinin bile bu işe yoğunlaşmasına karşın Türk termalleri konusunda hiç bir tanıtım görmediğini ifade eden Galina Tereshcenko, şunları söyledi:

“Bizler sürekli kapımızı çalan Çekya, Slovenya gibi gölleri ile ünlü ülkelere çok fazla sayıda Rus gönderiyoruz. Türkiye ise Antalya’dan ibaret sanılıyordu. Ta ki TESTUD’un bu zenginliği bize aktarana kadar. Şimdi bu zenginliği yerinde gördüğümüzde Türkiye kaplıcalarına daha fazla odaklandık.Sizden çok daha fazla tanıtım yapmanızı bekliyoruz. Buradaki herkes Türkiye termallerinden etkilendi ama tanıtım ile desteklemeniz, Antalya bölgesinde olduğu gibi fuarlar ile bizlere daha fazla anlatmanız gerekiyor. Ayrıca gelişten gidişekadar tüm ayrıntıları ile bizlere listeler çıkarmanız gerekiyor. Avrupa’ya göre çok daha ucuz bir o kadar daha iyi olan bu tesisler her yıl binlerce turisti ağırlayabilecek kapasitede.”

Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut da, her kadının güzel olduğunu ancak,Haymana kaplıcalarına giren kadın daha güzel olduğunu savunarak, tüm Rus termaltutkunlarını beldesine davet etti.

Otomatik alternatif metin yok.

Turizm yatırımcısı Kürşat Özdemir ise, Haymana suyunun 3 gün içinde cildi güzelleştirdiğini savundu.

330 gramı 500 dolar olan dünyaca ünlü bir kremde Haymana suyu kullanıldığını ifade eden Özdemir, “Buraya gelirseniz böylesi pahalı bir kremi kullanmaya gerek kalmaz” dedi.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

TESTUD Başkanı Yavuz Yılık da, dünyanın en güzel termal tesisleri, en zengin su kaynakları, en güler yüzlü tesis işletmecileri ve personelinin ülkemizde olduğunu belirterek, “Aynı zamanda eş zamanlı alternatif turizm çeşitlerinesahip bir ülkeyiz ve coğrafi konumumuz ile 3 saatlik uçuşla onlarca ülke bize ulaşabiliyor ama ne yazık ki termallerimize bu zamana kadar yeterince turist çekemedik”dedi

-Termal turizmi için bir milat

Termal Sağlık ve Turizm Derneği’nin yaklaşık 6 ay önce bu sorunu gidermek üzere kurulduğunun altını çizen Yılık, şunları söyledi:

“Bu kapsamda ilk durağımız şüphesiz ki bizim için en önemli ülkelerden biri olan komşumuz Rusya oldu. Rusya’ya o kadar sık gittik geldik ki burayı adeta yol yaptık. Biliyorduk ki helva yapmak için buradaki potansiyeli değerlendirmemiz şarttı. Kuzeyin soğuk ülkesinde ağır maden ve sanayi kuruluşlarında dünya ekonomisine katkı sağlamaya çalışan çok değerli Rus kardeşlerimiz, güzelliklerine güzellik katmak isteyen Rus kadınlar, bu ülke deşifa arayan 7’den 70’e herkesle zenginliklerimizi paylaşabilirdik ve yanılmadık. Henüz 3-5 ay olmasına karşın bugün buradasınız; Anadolu’nun tam merkezinde Türkiye’nin başkentindesiniz. Sizlerle bugün güzel bir başlangıca imza atıyoruz. Bu nedenle bugün aslında termal turizmi için bir milat.Bizler kısa süre içerisinde dost ülke Rusya’dan sayıları yüz binlerle ifade edilen turistin termal tesislerimize geleceğini ön görüyoruz. İşte bu noktada tüm termal işletmecilere tesislerinde gereken revizyonları yapmalarını özellikle FTR merkezlerini tamamlamalarını, personel eğitimlerini en kısa sürede tamamlamalarını öneriyoruz. Bu çabamız belki de termal tesislerimizi turizmimizin merkezi haline getirecek. Bu vesileyle başta Rus konuklarımız olmak üzere herkese hoş geldiniz diyor, şifa diliyorum.”

Otomatik alternatif metin yok.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Başkan Turgut, Rus turistleri Haymana’ya davet etti

Haymana termalleri tanıtım filminin gösteriminin ardından bir konuşma yapan Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut, Rus tur operatörleri ve sağlık kuruluşu temsilcilerini “Dünyanın En İyi Termal Suyu” olarak tescillenen Haymana termallerine davet etti. Haymana Termal suyunun özellikle anti aging yani yaşlandırmayı geciktirici özelliğine vurgu yapan Başkan Turgut “Haymana kaplıcaları dünyanın en önemli termal su kaynaklarından birisidir. 44,5 derecede çıkan su, hiçbir katkı ya da soğutma işlemine maruz kalmadan doğrudan kullanılır. Bu özelliği ile Haymana suyu, diğer kaplıca ve su kaynaklarından ayrılır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Zeki Karagülle başkanlığındaki bir heyet tarafından yapılan bilimsel analizler sonucu Haymana suyunun dünyanın en iyi kaplıca suyu olduğu tescillendi. “ dedi.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

İlk Çağda Haymana

Haymana, yontma taş devri, cilalı taş devri ve maden devrine uzanan bir geçmişin izlerini taşımakta, Hitit, Frigya, Pers, Galat, Roma-Bizans hakimiyetine şahit olmuş, Kral Yolu üzerinde bulunan bir yerleşim yeridir.Haymana, Gavur Kalesi kazılarında ortaya çıkan kültür, tabakalarından anlaşıldığına göre üç kavmin yerleştiği bir belde olmuştur. İlk yerleşim kavim olan Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Orta Asya’ dan Kafkaslar üzerinden Anadolu’ ya giren ve büyük bir imparatorluk kurarak 600 sene Anadolu’ da yaşayan bir kavimdir. M.Ö. 1600 yıllarında yapıldığı sanılan Gavur Kalesi bu kavmin Haymana uygarlığının tek kanıtıdır. Kayadaki kabartmaların ve duvar kalıntılarının tarihleri hakkında arkeologların birleştiği nokta, M.Ö. 2000 yıllarının ortasıdır. Bu harabelerin duvar tasvirlerindeki elbiselerden anlaşıldığına göre, Hitit eseri olduğu kesinlik kazanmıştır. Hititlerden sonra Haymana çevresinde medeniyet kuran kavim Friglerdir. M.Ö. 1200′ lerde, Ege göçleri dediğimiz kavimler göçüyle Anadolu’ ya gelenlerin içinde bir Trak kabilesi olan Friglerde bulunuyordu. Frigler, Hitiler’ in yıkılmasıyla onların sahip olduğu yerlerde Hattusaş, Alacahöyük, Pazarlı, Alişar gibi yanmış Hitit şehirlerinin üzerlerinde hüküm sürmeye başladılar. Hitit eseri olan Gavur Kale kazılarında yapılan ikinci kültür bölümünde, Frigyalıların Haymana civarında yaşadığı tespit edilmiştir.

Haymana’ ya Frigyalılardan sonra yerleşen diğer kavim de Galatlardır. Bugün Fransa topraklarında yaşayanGolvarların bir kolu olan Galatlar, İsa’ dan 278 sene önce Trakya’ dan Anadolu’ ya geçtiler. Bir süre Ankara, Galatların en büyük merkezi oldu. Bugünkü Haymana’ nın da içinde bulunduğu ve Romalıların adını verdikleri sıcak su mıntıkası anlamına gelen bölgede yaşadıkları tespit edilmiştir. Ankara ve civarı İ.Ö. 25′ te, Ağustos döneminde Romalı’ ların hakimiyetine geçti. Bugünkü kaplıcaların 1-1,5 Km. doğusunda Yılanteseri denilen mevkide bulunan harabeler Romalılar dönemine aittir. Romalılar bu bölgeyi şifa müessesi olarak kullanmışlardır.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Orta Çağda Haymana

Orta Çağ’ da ise 395-1073 yılları arasında hüküm süren Bizanslılar Ankara ve çevresinde yerleşmişler ve burası imparatorluk ordularının kışlık konaklama yeri olarak önem kazanmıştır. Haymana’ da bir çok yerde Bizans kalıntılarına rastlanmıştır. Culuk, Çalış, Cingirli, Durutlar, Emirler eski çalış, Kadıköy, Sarıgöl, Türk höyüğü, Yeniköy, Karahoca, Kara Süleymanlı, Kızılkoyunlu, İkizce, Boyalık, Çayırlı, Çerkezhöyük, Karaağızlı, Oyaca civarında bu döneme ait harabe ve mezarlar bulunmaktadır.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde Haymana

Daha önce Bizans hakimiyetinde olan Haymana 1127 yılından itibaren Selçuklu Türk hakimiyetine girdi. Selçuklular’ ın Haymana’ da kaldıklarını belgeleyen sadece iki tarihi yapı vardır. Bugün Haymana’ nın Kutluhan köyünün yakınında bulunan Kutluhan Camii ve miladi 1188 yılında yapılmış olan Yenice köprüsüdür. Ankara, Selçuklular’ dan sonra sırasıyla Moğollar’ ın amansız baskıları altında kalmıştır. Kösedağ yenilgisi sonucunda bir müddet İlhanlılar’ ın elne geçti. (1304) İlhanlılar’ ın Ankara’ yı ele geçirmelerinden sonra bozulan Anadolu Selçukluları’ nın ekonomik ve siyasi yapısı, bazı beyliklerin bağımsızlıklarını ilan etmesine yol açmıştır. Bu beyliklerden olan Osmanlılar ilk kez Ankara civarında yerleşmişler ve ilk yurtları da Haymana’ nın Karacadağ ( Altılar ) köyü civarı olmuştur.

Timur 1402 Ankara savaşını kazandıktan sonra Haymana ovasında ilerlemeye başladı ve böylece Haymana Timur İmparatorluğunun eline geçti. Haymana, Timur döneminden sonra Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. (1521) 16. Yüzyılın sonlarından Ankara Anadolu Eyaleti içinde kendi adıyla anılan bir sancağın ve aynı zamanda bir kadılık bölgesinin merkezi idi. Sancak Ankara, Ayaş, Yabanabad, Çubuk, Şorba, bacı, Yörük, Murtazabad, Çukancak kazaların ayrılmıştır.

Yörük kazası, büyük ve küçük Haymanalar ile Uluyörük, Aydınbeyli, Karakeçili diye adlandırılan ve sancağın güneyini kaplayan yörük bölgesini içine alıyordu. haymana 19 y.y. ilk yarısında 264 köye sahip olan bir kaza merkeziydi. Bugünkü Haymana ilçe merkezi başlangıçta Sivri köyündeydi. 1862′ büyük bir yangın sonucu hükümet konağı yanınca sivriden kaza merkezi halen Haymana’ ya 7 Km. uzaklıktaki Sarı Değirmen ( Elif ) köyüne yeni bie kza merkezi bulununcaya kadar geçici olarak nakl edilmiştir. Orada da 6 yıl kaldıktan sonra 1874′ te tekrar kazan’ ın sşimdiki yeşil yurt ( kadıköy ) koyune nakli icap etmiş ve 1880 yılında ise kasaba merkezi şimdiki yerine kurulmuştur. Kasaba yeri boş bir arazi olup o zamanlarda yalnız kaplıcaları ile tanınmakta idi.

Kurtuluş Savaşı Yıllarında Haymana

23.Ağustos.1921′ de başlayan ve 12.Eylül.1921′ de sona eren ve 22 gün 22 gece sürerek dünya meydan savaşları içerisinde en uzun süreli olan Sakarya Meydan Savaşın’ da Haymana’ nın stratejik önemini ve Haymana ve çevresinde Türk ve Yunan ordularının çarpışmalarını anlatmadan geçmek Siz ziyaretçilerimiz için büyük kayıp olacaktır. işte bu esnada Atatürk’ ün “Hattı müdafa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözleri Haymana’ da söylemiş olması da yine Haymana’ nın Kurtuluş Savaşı sırasındaki önemini açıklayan bir delildir.

Mustafa Kemal, meclisi Ankara’ da toplayarak Ankara’ yı Türk devletinin başkenti yapmıştı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar yeni bir devletin kuruluşunu başından engellemek için işgal ettikleri batı topraklarımızdan Ankara’ ya doğru büyük bir hareket başlattılar. Bu harekatın sonunda Türk ordusu aldığı bir kararla birliklerini geri çekmeye başladı. Ta ki Haymana’ ya kadar.

Yunan birliklerinin Haymana’ ya gelerek Ankara’ yı tehdit etmesi gerek halk üzerinde ve gerekse Meclis’ te büyük sıkıntıların yaşanmasına neden oldu. Halk uzun konvoylar halinde Ankara’ dan daha güvenli yerlere; Kayseri, Sivas, Kırşehir’e doğru şehri terk etmeye başladı. Tam bir panik havası yaşanmakta idi. İşte bundan sonra Mustafa Kemal sahneye çıkarak 5.Ağustos.1921′ de Meclis’ ten başkomutanlık rütbesini alarak büyük yetki ve söz sahibi olarak orduların başına geçti. Artık Yunan’ ı Ankara’ nın burnunun dibinden atmanın zamanı gelmişti. Başkomutanlık karargahı Ankara-Polatlı karayolu üzerindeki Alagöz köyünde kurulur.

Amacı Ankara’ ya girerek Milli Mücadelenin merkezini dağıtmnak olan Yunan saldırısı 23.Ağustos.1921′ de başladı. 24.Tümen ve 47. Alaydan oluşan 1. Grubumuz Haymana’ nın kaltaklı mıntıkasını koruyacaktı. 24.Ağustos’ ta muharebe 90 Km.’ lik bir cephede hakiki şiddetine ulaştı. Ağırlık merkezi Beylikköprü’ den itibaren güneye doğru idi. Mevziler sürekli olarak el değiştiriyordu. Yunanlıların karşılaştıkları bu inatçı direniş karşısında ilk ümit kırıklarını 25.ağustos’ ta duydukları sanılır. Yunanlıların asıl hedefi Çaldağ zirvelerini ele geçirmekti. Sonraki günlerde kanlı çarpışmalar sonucunda nihayet Çaldağ’ da Yunanlılar’ ın eline geçti. Fakat Türk birlikleri yine de çekilmedi. Türk ordusu savaşın en kritik gününü 1.Eylül.1921′ de yaşamıştır. Yunan ordusu Haymana ve Çaldağ yönlerinde önemli gelişmeler göstermiştir. Türk Baş Komutanlığı bütün yedek birliklerini bu bölge de savaşa sürmüştür. Türk birlikleri haymana’ nın elden çıkmaması için çok kan dökmüş, ve mevcutları 30 ere inmiş yiyecek sıkıntısı çekmişlerdir.

Türk romanında Kurtuluş Savaşı’ nı en iyi anlatan eselerden biri hiç şüphesiz Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ nun “Yaban” adlı romanıdır. Eserin en önemli sahnesi şöyledir ;

  • Biliyorum Beyim sende onlardansın, emme,

  • Onlar kim ?

  • Aha Kemal Paşa’ dan yana olanlar…

  • İnsan Türk olurda, nasıl Kemal Paşa’ dan yana olmaz ?

  • Biz Türk değiliz ki beyim.

  • Ya nesiniz ?

  • Biz İslâmız, Elhemdüllilllah… O senin dediklerin Haymana’ da yaşarlar. ( Sayfa 139 )

Kurtuluş savaşı sırasında Çal Tepesi’ nin stratejik bakımdan büyük önemi olmuştur. Bu savaşın en kanlı bölümü Haymana’ da cereyan etmiştir. En önemli mevkii de Çal Tepesi olmuştur. Nitekim başkomutan Mustafa Kemal’ de bunun farkındadır. O sıralar Ata’ nın yanından hiç ayrılmayan Halide Edip, gördüklerini daha sonra anılarında anlatmıştır.

Haymana’ nın şanlı tarihi hakkında elimizden geldiği kadar sizi bilgilendirmeye çalıştık.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, otobüs ve açık havaHAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Rus tur operatörleri sağlık turizmi için Haymana’da

Rus tur operatörleri sağlık turizmi için Haymana’da

Rusya’dan gelen tur operatörleri, Ankara’nın Haymana ilçesindeki termal otel ve sağlık kuruluşlarını gezdi.

Ankara’nın termal tesisleriyle ünlü ilçesi Haymana’da düzenlenen toplantıda, 34 kişilik Rus heyet ile Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut ve Termal Sağlık ve Turizm Derneği (TESTUD) üyeleri yer aldı. Gerçekleşen toplantıda konuşan Başkan Turgut, bölgedeki termal kaynakları anlatarak, tüm Rus termal tutkunlarını Haymana’ya davet etti.

TESTUD’un kendilerine termal kaynaklar hakkında bilgi aktardığını anlatan Rus tur operatör firması yetkilisi Galina Tereshcenko, şunları söyledi:

“Türkiye’nin sahip olduğu bu zenginliği yerinde gördüğümüzde Türkiye kaplıcalarına daha fazla odaklandık. Sizden çok daha fazla tanıtım yapmanızı bekliyoruz. Buradaki herkes Türkiye termallerinden etkilendi ama tanıtım ile desteklemeniz, Antalya bölgesinde olduğu gibi fuarlar ile bizlere daha fazla anlatmanız gerekiyor. Ayrıca gelişten gidişe kadar tüm ayrıntıları ile bizlerle paylaşmanız gerekiyor. Avrupa’ya göre çok daha ucuz bir o kadar daha iyi olan bu tesisler her yıl binlerce turisti ağırlayabilecek kapasitede.”

TESTUD Başkanı Yavuz Yılık ise dünyanın en güzel termal tesislerinin, en zengin su kaynaklarının, en güler yüzlü tesis işletmecilerinin ve personelinin Türkiye’de olduğunu vurgulayarak, ülkede eş zamanlı alternatif turizm çeşitlerinin de olduğunu bildirdi.

TESTUD olarak Termal turizmi tanıtmak üzere yaklaşık 6 ay önce faaliyete başladıklarına değinen Yılık, şunları kaydetti:

“Rus tur operatörleri ile bugün güzel bir başlangıca imza atıyoruz. Bu nedenle bugün aslında termal turizmi için bir milat. Bizler kısa süre içerisinde dost ülke Rusya’dan sayıları yüz binlerle ifade edilen turistin termal tesislerimize geleceğini öngörüyoruz. İşte bu noktada tüm termal işletmecilere tesislerinde gereken revizyonları yapmalarını özellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerini tamamlamalarını, personel eğitimlerini en kısa sürede tamamlamalarını öneriyoruz. Bu çabamız belki de termal tesislerimizi turizmimizin merkezi haline getirecek.”

Rusya’dan termal zenginliklerimizi yerinde görmek için Ankara’ya gelen konuklar Türkiye Termal Spa Sağlıklı Yaşam Turizmi Konferansı, Çalıştayı’nda Başkenti tanıma olanağı buldu.

Ruslar termallerimize hayran kaldı.  Termal de  öncülüğünde düzenlenen B2B etkinliğindeki dinamizm termallerimizde kısa sürede çok sayıda Rus turist olacağını gösteriyor.

 de bugün bir milat yaşanıyor.  dan gelen tur operatörleri, acentalar, medya çalışanları, üst düzey sağlık yöneticileri ilk kez büyük katılımlı bir organizasyonla ülkemizin termal zenginliklerini yerinde inceliyor.

Türkiye Kamu-Sen'e  Bağlı Sendikalar Türkiye Meydanlarında

Türkiye Meydanlarında Aynı Anda; Türkiye Kamu-Sen’e  Bağlı Sendikalar

HABER-Fehmi DUMAN-Sabahattin BİRİNCİ-Necla BAKAN

Biz Bugün meydanlardayız Ya SİZ…
Meydanlar Anlamsız kalır KAMUSENSİZ

Sakarya İl Şube Başkanları Yönetim Kurulu Üyeleri ve İşyeri Temsilcileri İle Birlikte Cumhur Başkanına İletilmek Üzere Kamu Çalışanları Adına Ek Zam Taleblerini Tüm Türkiyede Eş Zamanlı Olarak Kitlesel Basın Açıklaması İle Memurun Ve Emeklinin Sesi Olarak Duyurmaya Çalıştı.Mektuplarını Merkez Postaneden Gönderdiler

Kamu Çalışanının Haklı Taleplerinin Bir An Önce Hayata Geçirilmesi Yönünde T.B.M.M Kararlarını Bekleyeceğiz.Allah Cc Hakkımızda Hayırlısını Nasip Etsin İnşaallah.

TÜRK EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI MEHMET DÜZLÜ

TÜRK SAĞLIK SEN ŞUBE BAŞKANI İRFAN KORKMAZ

TÜRK BÜRO SEN ŞUBE BAŞKANI KENAN TOKA

TÜRK TARIM ORMAN SEN ŞUBE BAŞKANI FATİH KURT

TÜRK DİYANET VAKIF SEN ŞUBE BAŞKANI SALİH ÇİL

TÜRK ULAŞIM SEN ŞUBE BAŞKANI AZEM FINDIK

TÜRK İMAR SEN ŞUBE BAŞKANI CEZAYİR ZEHİR

TÜRK ENERJİ SEN ŞUBE BAŞKANI İSMAİL BAŞ

TÜRK HABER SEN ŞUBE BAŞKANI HAKAN HAYMANA

TÜRK KÜLTÜR SANAT SEN ŞUBE BAŞKANI ERDİN CANBAZ

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise, düğün ve açık hava

RECEP TAYYİP ERDOĞAN T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Cumhurbaşkanım, Malumları olduğu üzere, 2018 ve 2019 yıllarında memur ve memur emeklilerine yapılacak maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmeleri, 2017 yılının ağustos ayında gerçekleştirilmiş ve mutabakatla sonuçlanmıştır. Yetkili konfederasyon ve kamu işveren temsilcileri arasında imzalanan toplu sözleşme hükümlerine göre kamu görevlileri ile emeklilerin maaşlarına 2018 yılının ilk altı aylık dönemi için yüzde 4, ikinci altı aylık dönemi için yüzde 3,5 olmak üzere kümülatif yüzde 7,6; 2019 yılının ilk altı aylık dönemi için yüzde 4, ikinci altı aylık dönemi için yüzde 5 olmak üzere kümülatif yüzde 9,2 artış yapılması kararlaştırılmıştır. Toplu sözleşmeye göre dönemler halinde yapılan maaş zamlarının anılan dönemde gerçekleşen enflasyonun altında kalması durumunda aradaki farkın maaşlara yansıtılması hükme bağlanmıştır. Ancak 2018 yılı başından itibaren yaşanan ekonomik gelişmeler neticesinde enflasyonda yüksek oranlı artışlar görülmüş, memur ve emeklilerin maaşları reel olarak değer kaybederken alım gücünde büyük düşüşler yaşanmıştır. Öyle ki, 2017 ve 2018 ekim ayları dikkate alındığında yıllık enflasyon yüzde 25,24; 2018 yılının ilk on ayı dikkate alındığında ise yüzde 22,5 olmuştur. Bu süre zarfında ocak ayında 2017 yılına ilişkin yüzde 1,69 ve temmuz ayında yılın ilk altı ayına ilişkin yüzde 5,15’lik enflasyon farkı da eklenerek yapılan hesaplamada memur ve emekli maaşlarının yıllık yüzde 14,8 arttığı görülmektedir. Dolayısıyla kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaşları, enflasyon karşısında bir yılda yüzde 10,4 değer kaybına uğramıştır.

Yılın ilk on ayı itibarı ile hesaplandığında ise kamu görevlilerinin alım gücünün yüzde 9,5 düştüğü ortaya çıkmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak geçtiğimiz yıl 5.336,22 TL olan dört kişilik ailenin aylık zorunlu harcama tutarı, bu yıl tam 854,82 TL artış göstermiş ve 6.191,04 TL’ye ulaşmışken 2.977,67 TL olan ortalama memur maaşı 441,65 TL zamlanmış ve 3.419,32 TL olmuştur. Başka bir ifadeyle enflasyon farkı ödemesi de yapılmasına rağmen maaşlardaki erime ve alım gücündeki kayıp devam etmiş ve ortalama bir memurun alım gücü, bir yıl içinde aylık 413,17 TL azalmıştır. Tüketici fiyatlarındaki bu yükseliş yüzde 45’e ulaşan toptan fiyatlardaki artışla birlikte değerlendirildiğinde ekonomide her şey yolunda gitse bile uzunca bir süre daha fiyatların pahalanacağını, alım gücündeki düşüşün süreceğini göstermektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda 2018 yılsonu enflasyon hedefi yüzde 20,8; 2019 yılsonu hedefi ise yüzde 15,9 olarak belirlenmişken kamu görevlilerine 2018 yılının tamamı için enflasyon farkı dahil yüzde 13 maaş zammı yapılmış, 2019 yılı için ise yüzde 9,2’lik bir artış öngörülmüştür.

Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık ve açık hava

Dolayısıyla memur maaşları resmi rakamlara göre bu yıl en az yüzde 7,8 eriyecek, 2019 yılında da hedeflenen enflasyona ulaşılsa bile, maaşlarda yüzde 6,7’lik bir reel düşüş olacaktır. Her ne kadar dönem sonları itibarı ile maaşlara enflasyon farkı eklense de bu ödemenin geriye dönük olarak yaşanan kayıpları karşılamadığı, yalnızca anlık bir enflasyon düzeltmesi olduğu ve dönem içinde maaşların sürekli eridiği açıktır. Yüzde 15,9 olarak değiştirilen enflasyon hedefi dikkate alındığında 2019 yılı için memur ve emekli maaşlarına yapılması planlanan maaş zamlarının, Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı’nda yeni hedefe göre revize edilmesi de bir gerekliliktir.

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Enflasyonun toplumsal boyuttaki en olumsuz etkileri hiç kuşkusuz dar ve sabit gelirliler üzerinde görülmektedir. Bugün artık memur ve emeklilerimiz alışveriş yapamaz, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Ülkedeki gelir dağılımında adaletin sağlanması için en önemli araçlardan bir tanesi benimsenen ücret politikalarıdır. Gelişmeler karşısında ürünlerin fiyatına fahiş oranlarda zam gelirken maaşların yalnızca enflasyona endeksli olarak düzenlenmesi, gelir dağılımını bozacak, ekonomik olumsuzlukların yükünü yalnızca çalışan kesime yükleyecek bir etken olacaktır.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık, ağaç ve açık hava

Bu çerçevede toplu sözleşme görüşmelerinde enflasyona endeksli maaş artış tekliflerinden vaz geçilmesi, gerçekleşen enflasyon, yoksulluk sınırı, büyüme ve refah payının temel alındığı bir maaş artış sisteminin geliştirilmesi lüzumludur. Bütün bu gerçekler ışığında; kamu görevlilerinin mağduriyetini gidermek, enflasyona yenik düşen, temel ve vazgeçilmez harcamalar karşısında eriyen maaşlarını telafi etmek ve kamu görevlilerinin alım gücünü yükseltmek amacıyla 2019 yılı maaş artış oranlarının Yeni Ekonomi Programı’nda belirlenen hedeflere göre revize edildikten sonra memur ve emeklilere ek zam yapılması için gerekli girişimlerde bulunmanız hususunu saygılarımla arz ederim.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Fahrettin Çukur dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Fahrettin Çukur ve Türk Tarim Ormansen Sakarya dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Türk Tarim Ormansen Sakarya dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Fahrettin Çukur dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Fahrettin Çukur ve Saban Ozturk dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, ayakkabılar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 17 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar, gökyüzü, ağaç, açık hava ve doğa

TÜRKİYE KAMU-SEN E BAĞLI SENDİKALAR SAKARYA İL ŞUBE BAŞKANLARI VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ

TÜRK EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI MEHMET DÜZLÜ

TÜRK SAĞLIK SEN ŞUBE BAŞKANI İRFAN KORKMAZ

TÜRK BÜRO SEN ŞUBE BAŞKANI KENAN TOKA

TÜRK TARIM ORMAN SEN ŞUBE BAŞKANI FATİH KURT

TÜRK DİYANET VAKIF SEN ŞUBE BAŞKANI SALİH ÇİL TÜRK ULAŞIM SEN ŞUBE BAŞKANI AZEM FINDIK

TÜRK İMAR SEN ŞUBE BAŞKANI CEZAYİR ZEHİR

TÜRK ENERJİ SEN ŞUBE BAŞKANI İSMAİL BAŞ

TÜRK HABER SEN ŞUBE BAŞKANI HAKAN HAYMANA

TÜRK KÜLTÜR SANAT SEN ŞUBE BAŞKANI ERDİN CANBAZ

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık hava

MÜSİAD Sakarya Şubesi Vali Balkanlıoğlu Onuruna Veda Programı Düzenledi

MÜSİAD Sakarya Şubesi Vali Balkanlıoğlu Onuruna Veda Programı Düzenledi

İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan son Valiler Kararnamesiyle Mülkiye Başmüfettişi olarak atanan Vali İrfan Balkanlıoğlu, MÜSİAD Sakarya Şubesi tarafından onuruna düzenlenen veda yemeği programına katıldı.

MÜSİAD Sakarya Şubesinde düzenlenen ve Başkan Yaşar Coşkun ile yönetim kurulu üyelerinin katıldığı veda yemeğinde iş adamları, ilimiz ekonomisinin gelişmesi için çalıştıklarını ve bu konuda Sayın Valimizden büyük destek gördüklerini belirttiler.

Hukuk Fakültesinden mezun olduğu günden bu yana yaptığı görevler ve çalışmaları dernek üyeleri ile paylaşan Vali Balkanlıoğlu, “Allahuteala’nın kısmet ettiği Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Hakimlik mesleğine girdim, ancak bu mesleğin yapısı gereği dışarıda çok dost, arkadaş ve insanlarla görüşmek eksi puandır. Çünkü her biri karşısına davacı, davalı, şahit olarak gelebilir, hak ve adaletin terazisi şaşmasın diye bu samimiyetler çok fazla tavsiye edilmez. Mülki idare amirleri ise tam tersi, siyasetçiler gibi herkes ile dost, ahbap olup, köylerine, evlerine giderek fakirle, zenginle, sonradan vatandaşlarla, iş adamlarıyla ilgilenmeyi görevinin bir parçası olarak görür. Bundan dolayı sosyal faaliyetler, insanlarla iletişim, çevre edinmek, onlarla yakın temaslarda bulunmak bizim yapımıza daha uygun olduğundan dolayı, stajını yaptığım Hâkimlik mesleğini bırakıp Kaymakamlığa geçmiştim. Her ikisi de kendi açısından önemli görevler barındırıyor, birisi adalet, diğeri de az-çok hizmet dağıtıyor.

20 sene Türkiye’nin birçok yerinde Kaymakamlık görevinde bulundum. En son İstanbul’un en karışık ve büyük ilçelerinden birisi olan Bağcılar Kaymakamıyken, 2007 yılında Bingöl Valiliği görevine atandık. Edirne Uzunköprü’de çalışırken yaptığımız çalışmalar takdir edildi ve yılın idarecisi seçilmiştik. Her gittiğimiz yere bir eser bırakıp, faydalı olma gayreti içerisinde hissettik ve kendimizi bundan sorumlu kıldık. Tabi Valiler sınavla atanmıyor, hükumetin tercihi ile başarılı ve çalışkan insanlar seçiliyor. Bu arada aslında sizlerde bir Vali adayısınız. Vali olmak için Kaymakam olmak da şart değil. Bu önemli parantezi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bingöl’de 3 yılın üzerinde, Afyon’da 3,5 yıl, Ordu’da da 3 yıldan biraz fazla Valilik yaptıktan sonra, 16 ay Sakarya dâhil, toplam 11 yıl bu görevi icra ettik. 20 yıl da Kaymakamlık görevini dahil edersek, 31 yılımız geçti. Yani bayağı uzunca bir süre idarecilik mesleğinde bulunduk. Bu dünyada ömür boyu kalmayacağımız gibi, bu meslekte de, emekli oluncaya veya ölünceye kadar durmayacağız. Nasıl ki, kanser hastası bile ölmek istemiyor ve dünyada ebedi kalmayı arzu ediyorsa, nefis de bu mesleğe gönül verildiği için daimi yapmayı isteyebiliyor.

Allahuteala Kur’an-ı Kerim’inde; ‘İnsanı topraktan yarattım, sonra ruhumdan üfledim’ diyor, yani ruhlar ölümsüz olduğu için her şeyin ebedi olmasını istiyor. Nefis, dünyada ebedi yaşamayı, malının-mülkünün kendisinde kalmasını, makam-mevki sahibiyse de o makamda daimi kalmayı arzu ediyor, ancak gerçekler böyle değil.

Sakarya’ya geldiğimde çok güzel bir ortam buldum, hakikaten her açıdan mümbit bir sahaya sahip bu güzel ili inceleyip baktım, dağlarına kadar çıktım, dolaştım. Turizm ve tarım potansiyeli çok iyi, büyük bir sanayi şehri olma yolunda hızla ilerleyen ve her türlü çalışmanın yapılabileceği bir yer buldum karşımda. Kendimize göre çeşitli düşünce ve projeler oluşturduk, ancak bazı şeyleri kafamızda planlasak da, ‘Kul plan yapar, kader güler’ diye söylemiş atalarımız, ‘Olanda hayır vardır’ diyerek hakkımızda hayırlısını diliyoruz.

Yeni sistemde Merkez Valiliği kaldırıldığı için, bundan sonra Valiler Mülkiye Müfettişi veya Başmüfettişi oluyor. Herkes bizim gibi 20-30 sene çalışıp da, ondan sonra bu durumla karşılaşmayabiliyor, yani bazen 6 ay, 1 sene Valilik görevinden sonra merkeze alınabiliyor. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Mülkiye Müfettişleri ve Başmüfettişleri; Valilik, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Belediyeler, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü, Göç İdaresi, İl Özel İdaresi olan yerlerin denetimi gibi görevler ifa ediyorlar. Başmüfettişlerin pozisyonları herhalde daha kritik olup, daha üst düzey şeyleri değerlendirmemiz için bizleri görevlendirecekler.

Bir de Valilerin atandıkları yere gelip başladığında, hizmet üretmek adına öncelikle ili tanıması, fizibilitesini ve etüdünü yapması için biraz uzun zamana ihtiyacı vardır. Valinin bir ilde hizmetleri tam anlamıyla yerine getirmesi için, uzun süre orada kalmasında fayda var, ama işte 16 ayda da çok bir şey yapmak zor oluyor. Nasibimiz bu kadarmış diyoruz. Bir de, ‘Kadere iman eden, kederden emin olur’ Hadis-i Şerif’ini benimsemiş bir insan olarak, bundan sonra artık bize takdir edilecek yapacağımız iş ve işlemlerde, başka tür görevlerde Devletimize ve Milletimize faydalı olmaya çalışacağız. ‘Yüce Allah hakkımızda hayırlısı ne ise, onu versin” dedi.

MÜSİAD üyeleri görev süresi boyunca Sayın Valimizle birlikte çalışmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirtirken Vali Balkanlıoğlu da, nazik davetleri için dernek yönetimine teşekkür ederek helallik istedi.

Çok kıymetli başkanım, kıymetli MÜSİAD yönetimindeki arkadaşlarımız ve üyeler, değerli iş adamı dostlar hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

Allahuteala bize kısmet etti hukuk fakültesini bitirdikten sonra önce hakimliğe girmiştik fakat yapımıza, dokumuza daha uygun diye Kaymakamlık mesleğine 1 sene stajdan sonra geçtik. Kadrolar(00.27) hep sınavlarını kazanmak suretiyle de hakimlik biraz böyle dosyasıyla alakalı kişilerle görüşür dışarıda çok dost, arkadaş insanlarla görüşmesi onlar için eksi puandır. Çünkü her biri karşısına davacı, davalı, şahit olarak gelebilir, hak ve adaletin terazisi biraz şaşar diye onlara tavsiye edilmez çok fazla kişiyle çok samimi olmasın. Bizde ise tam tersi bir siyasetçi gibi herkes ile dost, ahbap olmalıyız köylerine, evlerine gidip fakirle, fukarayla, vatandaşlarla, iş adamlarıyla ilgilenme şeyi var görevimizin bir parçası. Bundan dolayı bizim de yapımız böyle sosyal faaliyetler, insanlarla iletişim, çevre edinme, onlarla yakın temas bizim yapımıza daha uygundur böyle işten eve, evden işe bir yapı bana uygun olmadığı için Hakimliği bırakıp Kaymakamlığa geçmiştim tabi her ikisi de kendi açısından önemli görevler biri adalet dağıtıyor, diğeri de az-çok hizmet dağıtıyor tabi çalışırsa, şey yaparsa.

20 sene Türkiye’nin her yerinde Kaymakamlık görevlerini yaptım. En son İstanbul Bağcılar Kaymakamıydım ki İstanbul’un çok karışık ve büyük bir ilçesi. Şimdi diğer ilçeler bölünce en büyük ilçesi kaldı 800 bin civarında nüfusu var ve Oto Center, İSTOÇ, ondan sonra Matbaacılar Sitesi MASSİT gibi şeyler bir de Güneşli tarafında basın kuruluşları vardı, sanayi var ben oradayken demir-çelik fabrikası bile vardı İSTAÇ? sonra şeye geçti onlar Çanakkale Biga’ya…02.20

…02.25 Dolayısıyla Allah kısmet etti biz Bağcılar Kaymakamıyken 2007 yılında Bingöl Valiliğine Vali olarak atandık. Edirne Uzunköprü’de çalışırken yılın idarecisi seçilmiştik böyle yaptığımız çalışmalarla. Her gittiğimiz yere bir eserler, faydalı olmaya gayret içerisinde hissettik kendimizi, sorumlu kıldık. Tabi biz de Valilik sınavla olan bir şey değil tabi vali olarak başarılı ve çalışan insanları seçmeye tercih ediyorlar ama bazen gibi aradan kaçanlar da oluyor böyle sınavla olunan bir şey değil, hükumetin tercihi. Sizinle vali olarak çalışmak istiyorsa bizi vali olarak atıyorlar ki her biriniz şuanda vali adayısınız yani vali olmak için kaymakam olmak da şart değil yani onu da anti parantez belirteyim. Mesela bir felsefe öğretmeni vali oldu diyelim şimdi bu Nasrettin Hoca’nın kazan hikayesi gibi vali oluyorsunuz kazan doğruyor ama iyi kazan doğurmuş iki kazanımız oldu valilikten alıyorlar mesela kazan öldü ‘Ulan ölür mü kazan nasıl olur?’ Deme şansımız var mı kazanı doğurduğuna inanacaksan öldüğüne de inanacaksın sonuçta. Tabi Bingöl’de 3 yılı biraz geçmişti, Afyon’da da 3,5 yıl, Ordu’da da 3 yılın üzerinde bir görev yaptıktan sonra 16 aydır da burada Valiydik. Toplam 11 yıl Valilik görevini yaptık, 20 de Kaymakamlık oldu 31 sene yani bayağı uzunca bir süre idarecilik mesleğinde bulunduk yani hani nasıl dünyaya kazık çakamayacaksak bu meslekte de ila nihayet emekli oluncaya veya ölünceye kadar yapacak halimiz yok ama nefis daimi kalmak istiyor. Nasıl ki dünyada ebedi kalmayı arzu ediyorsak yani kanser hastasına bile ‘Ölmek istiyor musun?’ deyince hiçbiri ölmek istemiyor iyileşmek istiyor daha çok çünkü o da bir mucize …şi(04.31) çünkü Allahuteala Kur’an-ı Kerim’inde diyor ki, ‘İnsanı topraktan yarattım sonra ruhumdan üfledim’ diyor yani ruhlar ölümsüz olduğu için her şeyin ebedi olmasını istiyor. Dünyada da ebedi kalmak, malının-mülkünün de ebedi kendisinde kalmasının, makam-mevki sahibiyse de o makamda ebedi kalmayı arzu ediyor, nefis böyle istiyor ama realite böyle değil yani.

Ben Afyon’da Valiydim 95-97 yaşlarında yaşlı bir teyze geldi asansörle filan kolundan tutarak getiriyorlar acaba mağdur muhtaç mı ben hemen karşıladım buyur teyze otur filan…05.14…[teyzenin arsa meselesi varmış biraz hiddetlenerek onu anlatmaya başlamış vali de demiş ki senin kızın oğlun yok mu onlar ilgilensin deyince daha çok kızmış o yaşta birinin daha çok ahirete, dua, tespih filan hayatını]…05.47…Dolayısıyla o da işte dünyada daha böyle bir 90 sene kalacağını hesaplıyor belki ama bir de hayatın gerçekleri var.

Şimdi biz tabi Sakarya’ya geldiğimizde çok güzel bir ortam bulduk çalışmak içn de hakikaten mümbit bir saha her açıdan Sakarya’yı inceledik, baktık, dağlarına kadar çıktım, dolaştım turizm, potansiyeli olan, tarım potansiyeli çok iyi olan ama sanayinin de gittikçe ilerlediği ve büyük bir sanayi şehri olma yolunda hızla ilerleyen tabi sürdürülebilir olması da önemli bir il. Burada her türlü çalışma yapılabilir çeşitli şeyler oluşturduk kendimize ama biz bazı planlar yapıyor ‘Kul plan yapar, kader güler’ demişler yani hakkımızda bu hayırlısı olsun ‘Olanda hayır vardır’ diyorlar. Bizi Mülkiye Başmüfettişi olarak atadılar yeni sistemde Merkez Valiliği kaldırıldı bundan sonra valiler Mülkiye Müfettişi veya Başmüfettişi olacak diyor. Eskiden beri bu eleştiri konusu olurdu biraz Merkez Valiliği şimdi herkes bizim gibi 20-30 sene çalışıp da ondan sonra bu durum başına gelmiyor yani bazen adam vali oluyor 6 ay, 1 sene sonra merkeze alıyorlar 40 yaşında bazen 38 yaşında merkeze gidiyor, 65 yaşına kadar merkez hiçbir iş olmadan böyle ya böyle onlar da bir işe yaramak istiyor. Sonra yazık günah ya vali maaşı alıyor adam boşta geziyor bir sürü adam gibi sonra bunu Mülkiye Başmüfettişi ile Müfettişi şeklinde dizayn ettiler bu Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Mülkiye Müfettişleri ve Başmüfettişleri; Valileri, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Belediyeler, Nüfus Vatandaşlık Müdürlüğü, Göç İdaresi, Özel İdare olan yerleri oraların denetimi gibi görevler ifa ediyorlar. Şimdi valilerden de böyle başmüfettiş olunca bizim şeyimiz herhalde daha kritik, daha üst bazı şeyleri bize baktırırlar işte bir değendir, şu-bu gibi öyle umuyoruz. Şimdi Ankara’da bir merkez var oraya başlayıp sonra İstanbul veya İzmir’i seçme durumu var nasip olursa biz İstanbul’u şey yapacağız.

Şimdi tabi bir vali açısından da bulunduğu yere gelip başladığında hakikaten hizmet üretmek istiyorsa önce bir tanıması lazım yani fizibilitesini, etüdünü yapacak ne yapabiliriz tanıyıncaya kadar da bir zaman geçiyor bir defa zaten 4-5 ay hoş geldin, beş gittinle geçiyor bir nevi sonra iadeler, miadeler tabi, ‘Biz Valiye gittik adam biz gelmedi’ oluyor bazen veya ‘Randevu istedik 1 aydır randevu vermediler’ filan onlarda kulağına geliyor böyle hergün iite gelen-giden tabi o da iyi bir şey halk valisine değer veriyor siz de o ilgi sayesinde tanıyorsunuz ama sonra ili tanı biraz böyle bir vali 3-4 sene kalırsa daha iyi olur gibi yani biraz tam hizmet, hakikaten hizmet etmek istiyorsa 4-5 sene kalmasında fayda var ama işte 16 ayda da çok bir şey yapmak zor yani biraz. Ama nasip de böyleymiş diyoruz yani dediğimiz gibi ‘Olanda hayır vardır’ madem namazı kıldırdığımız söylendi bir Hadis-i Şerif söyleyeyim, ‘Kadere iman eden, kederden emin olur’ biz kadere iman etmişiz nasip böyleymiş belki bundan sonraki yapacağımız iş ve işlemlerde artık bize takdir edilecek başka tür görevler ki bazı duyumlarım da var ondan sonra çok daha faydalı ve iyi hizmetler yapmamıza vesile olacak ancak mesela kişi Cennetlik bile olsa ölmeyi istemeyebiliyor yani önce her şey ağır geliyor ama şehitler bile, ‘Ya Rabb bu kadar büyük namütenahi mükafatla karşılaşacağımı bilseydim tekrar tekrar şehit olup gelmeyi arzu ederdim’ öyle diyorlar. Bizim bir hocamız vardı böyle Terörle Mücadele kursuna Hasan Köni (internette Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni olarak çıkıyor) o şey anlatıyor ‘Arkadaşlar içinizde cennete gitmek isteyen var mı?’ filan diyor… (vali etrafa seslenerek) ‘Var mı içinizde Cennete gitmek isteyen arkadaşlar?’ (vatandaşın biri) ‘Ben gitmek istiyorum Sayın Valim’ Tamam ama bunun için ölmen gerekir’ Öleceğiz sayın Valim. Tamam kimisi ölmek…10.52…10.57…yani her şeyin bir bedeli var Allah sizlere uzun, sağlıklı ömürler ihsan etsin.

Büyüklerimizin takdiri böyleymiş sonuçta yapılacak bir şey yok sadece her konuda zaten bizim duamız şu değil mi değerli arkadaşlar? ‘Allah hakkımızda hayırlısı neyse onu versin.’ Bana şunu-bunu versin, şuraya geleyim, buraya geleyim söylemeyiz allah hakkımızda hayırlısını versin. Öyle diyor biz de öyle diyoruz Allah hakkımızda hayırlısını versin.

Bu nazik davetiniz için sizlere katkılarınız ve katılımlarınız için çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun diyorum İnşallah. İstanbul’a olacağımıza göre burası yakın ara sıra geliriz belki sizleri rahatsız ederiz. Hepinize saygılar sunuyorum arkadaşlar, hakkınızı helal edin.

Vatan-Der Derneği Kuruldu

Vatan-Der Derneği  Kuruldu

Vatan-Der Derneği  Yönetim Kurulu Genel Başkanlığını Murat DEMİRKAN  üstlendi. Yönetim Kurulunda  Yıldız Toprak, Nehir Toprak ,Harun Demirkan, B.Sami Tirkmenoğlu ,Bahattin Aybar ,Şeyda Gücer Görev aldı.

Vatan-Der Derneği  Yönetim Kurulu Genel Başkanlığını Murat DEMİRKAN”Devletin Bölünmez Bir Bütünlüğü içinde Kalmayı,Vatan Sevgisiyle gençlerimizi yaşatmayı sağlamak Adına,Bayrak sevgisini gençlerimize Anlatmak Adına, Gençlerimize desteklerimizi sonuna kadar vermek,Tarih Boyunca Atalarımızdan kalan örf adetlerimiz gençlerimize anlatmak, Devletimizin çıkarları menfaati için her türlü fedakârlık yapmak ve yaptırmak

Vatan-der Teşkilatı

Hedef 2023 yolunda Ülke  ve Millet  Sevdalıları olarak Bizler de elbette sorumluluk almak zorundayız.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekimÜlkemiz menfaat ve çıkarları uğruna çocuklarımız ve yarınlarımız adına çıkmış olduğumuz bu kutsal dava yolunda Sizleri de aramızda görmek isteriz.Siz yoksanız biz bir eksiğiz.   Vatan-Der Teşkilatı olarak;Vatan uğruna hizmet yarışında olanlara destek olmak,yapılan projeleri halka anlatmak,Gelenek ve göreneklerimizi gelecek nesillere taşıyan gönül elçileri olmak,

Vatan uğruna,Bayrak uğruna,Ezan uğruna son nefesimize kadar mücadele etmek,

Tek Devlet Tek Millet yolunda Refah ve huzur içerisinde hep birlikte Türkiye olmak,

Gelişen ve büyüyen Türkiye’mizin kalkınmasında ve gelişmesinde rol alacak gençler

yetiştirmek hedefimiz olacaktır.

Misyonumuz

Vatan Der Teşkilatı,

– Milli,manevi örf ve adetlerine bağlı çalışkan,Vatanını seven ve bu uğurda

tereddüt etmeden her türlü fedakarlığı yapacak,

– Ülke menfaatlerini ön planda tutan,ahlak,edep ve terbiyede örnek olacak

– Birbirlerine kardeş sevgisiyle bağlı gençler yetiştirmek hedefimiz olacaktır.

Vizyonumuz

– Bilgili ve teknolojik donanıma sahip, gelenek ve göreneklerimizi

yaşatacak bir nesil yetiştirmek,

– Ülkemizin kalkınması için yöresel bazlı projeler hazırlamak,

– Madde bağımlı gençlerimizi rehabilitasyon merkezlerine

yönlendirmek,

 – Milli birlik ve beraberliğimiz her daim gözetecek ve bu uğurda nefer olacak

gençlik yetiştirmek

– Yörenin kalkınmasına dolayısıyla Ülkemizin kalkınmasına  katkıda bulunmak.

GENEL  BAŞKAN KİMDİR?

Murat DEMİRKAN

GSM: 0 (544) 325 25 63

Doğum Tarihi :       1978

Doğum Yer i :          Külünçe köyü MEMİTANLI

Uyruğu :                  T.C.

Medeni Hali :           Evli, 4 Çocuk Babası

İkamet Durumu:     1978 yılından bu yana toplam 40 yıldır

                                Karaköprü İlçesinde ikamet etmekte


Eğitim Durumu :      Açık öğretim Üniversitesi

                                İngilizce Bölümü (okumakta)
 Gazi Lisesi (Şanlıurfa)

                                Lise Eğitimi

                                 Yavuz Selim İlkokulu (Şanlıurfa)

                                İlköğrenim

Askerlik İle İlişik:   Yaptı

Yabancı Dil :            İngilizce (orta seviye)

Bilgisayar Bilgisi :   Microsoft MS Office-Word – Excel –İnternet


Mesleki Kariyer :
2002 -2006               Metro Turizm-Tatlıses Turizm Kaptanlık

2007 -2014               Bilgisayar teknik servisi işletmeciliği

2015 –                      Karaköprü Belediyesi Kültür Müdürlü


Siyasi Kariyer :

2006-2009               AK Parti Şanlıurfa İl Gençlik kolları Bşk.Yrd
2010-2015               AK Parti Şanlıurfa İl SKM Basın sorumlusu
Teşkilattan sorumlu Grup Bşk.
Mahalle Başkanlığı
Okul sorumlusu

 

Sosyal Faaliyetler:

2015-2016                Ak Ocaklar Eyübiye İlçe Bşk.
2017-2018                ÜMED Şanlıurfa İl Bşk.
2017-                        ÜMED Gnl.Mrk.Tşk.Bşk.
2017-                        Şanlıurfa İslam Birliği Üniversitesi kurucu üyeliği
                     Memitanlı Alaaddin Aşiret Dernek üyeliği
Kuran Kursu Cami Yardım Derneği üyesi 

                                İHH insani yardım Dernek üyesi

                                Şanlıurfa Avrupa Birliği Tanıtım Medya Bşk.

                                Demir Bu key  sürücü kursu üyeliği
Madde bağımlılığı ile mücadele

                               İstanbul üniversitesi Gazetecilik Basın Görevlisi
                                Harran Üniversitesi Rektörlüğü gönüllü basın danışmanlığı
BAYŞAD Dernek üyeliği

                                UYGAD   Dernek üyeliği
                                Şanlıurfa Fikir Edebiyat Dernek üyeliği

İlgi Alanları :           Kitap okumak,makale yazmak,spor  yapmak,Yerel Yönetimlerde personel,  zaman,kaynak bilgi yönetimleri konusunda güncel bilgi,araştırma

Alınan Eğitim

ve Seminerler :        Demir Bu key  sürücü kursu üyeliği
Madde bağımlılığı ile mücadele

Sakarya Oto Sanatkarları Eğitim ve Dayanışma Derneği

Sakarya Oto Sanatkarları Eğitim ve Dayanışma Derneği Başkanı    Özcan Ovalı”

Çok kıymetli oto sanatkarları,

Derneğimizin kurulma amacı; geldiğimiz noktada artık yeteri kadar çırak ve kalfanın yetişmemesi, buna karşı her geçen gün ülkemizde trafiğe çıkan araç sayısının artması ve mevcut nüfusumuzun 3/1  i oranına yani 25 milyona dayanması biz oto sanatkarlarının önemini ve değerini açıkça göstermektedir.

İşte bu sebeptendir ki; mesleğimize çırak ve kalfa yetişmiyor ise Sakarya’ daki mevcut oto sanatkarı ustalarımızın birlik ve beraberliğini sağlama misyonunu üstlenerek gelecekte kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasına girmemek, gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek için gerekli görülen kurum ve kuruluşlardan bilgiyi belge eğitim ve seminerler talep edip takipçisi olmak.

Süre gelen zaman içerisinde siz değerli oto sanatkarı ustalarımızdan gelecek makul talep, dilek ve şikayetleri bir elin nesi var iki elin sesi var nidası ile sizlerin de gücünü arkamıza alarak muhataplarına tek bir ağızdan ama güçlü bir ses tonu ile anlaşılır bir şekilde iletmek.

Sakarya’ nın her bir köşesinde bulunan tüm ustalarımızı bir araya getirme projeleri üreterek bunların uygulanabilmesi için etkin rol oynamak.

 

Özcan OVALI
Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı

 

Faik GÜNHAN
Kurucu Üye
İslam TİRYAKİ
Kurucu Üye
Mustafa TORKUL
Kurucu Üye
Yılmaz YAĞMUR
Kurucu Üye
Semih ARIK
Kurucu Üye
Sezgin YILMAZER
Kurucu Üye
Arifiye Belediyesi Ziyareti_1

SOSEDD Olarak Arifiye Belediyesine Ziyaretimizi Gerçekleştirdik.

SAKARYA OTO SANATKARLARI EĞİTİM VE DAYANIŞMA DERNEĞİ Olarak; ARİFİYE BELEDİYE BAŞKANIMIZ Sn. İSMAİL KARAKULLUKÇU’YU makamında ziyaret ederek derneğimiz hakkında bilgilendirdik. Yakın alakasından dolayı kendisine teşekkürlerimizi sunarız.

WhatsApp Image 2018-07-04 at 16.44.40

SOSEDD Olarak İlk Ziyaretimizi SESOB’ ne Gerçekleştirdik

SAKARYA OTO SANATKARLARİ EĞİTİM VE DAYANIŞMA DERNEĞİ olarak ilk ziyaretimizi SESOB (Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği)’ ne gerçekleştirdik. SESOB başkanımız Hasan ALİŞAN’ ı makamında ziyaret ederek kendilerini derneğimiz hakkında bilgilendirdik. Kendileri de hayırlı olsun dileklerinde bulunarak SESOB olarak daima yanımızda olacağının sözünü verdi.