kategori Arşivleri: Dernekler

Kadıköy Çevre Festivali ‘Toprak’ temasıyla kutlanıyor.

Kadıköy Belediyesi’nin her yıl ‘Doğaya emek ver’ sloganı ile düzenlediği Kadıköy Çevre Festivali bu yıl 24-26 Mayıs tarihlerinde, Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda ‘Toprak’ temasıyla kutlanıyor.

Çevre için mücadele eden yaklaşık 60 demokratik kitle örgütü, sivil toplum kuruluşu, platform ve inisiyatifin bir araya geleceği Kadıköy Çevre Festivali’nde söyleşiden atölyeye, yarışmadan konsere her yaş grubuna uygun pek çok etkinlik düzenlenecek.

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANI ODABAŞI: DAHA ÇOK ÇEVRE KONUŞACAĞIZ

Geçtiğimiz yıllarda “Marmara Denizi’ndeki kirlilik ve biyolojik çeşitlilik”, “Kentte Ekolojik Yaşam” konularının temel alındığı festivalin bu seneki konusu ‘Toprak’ olacak. Yaşamın temel kaynaklarından toprağı korumak üzere önlemler alınması ve çevre bilincinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, “Gelecek kuşaklara yaşanabilecek bir dünya bırakma sorumluluğumuz var. Toprak da en önemli miraslarımızdan biri. Teknoloji, endüstri gelişirken doğal kaynaklarımızı korumak temel amaçlarımızdan biri olmalı. Doğayla savaşarak değil doğayla birlikte gelişmeliyiz. Yeryüzündeki yaşamın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi buna bağlı” diye konuştu. İstanbulluları Kadıköy Çevre Festivali’ne davet eden Odabaşı “Biz Kadıköy Belediyesi olarak daha çok çevre konuşacağız, daha çok çevre projeleri üreteceğiz, daha çok çevreye farkındalık yaratacak projeleri hayata geçireceğiz. Ekolojik dengeyi korumak için doğayı konuşacağız, doğaya daha az ve zararsız atık bırakmayı konuşacağız, biyolojik çeşitliliği korumayı, doğaya uygun davranmayı, yenilenebilir enerji kaynaklarını konuşacağız.” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ TARIM POLİTİKALARI TARTIŞILACAK

3 gün sürecek etkinlikte alanında uzman konuklar ve sivil toplum kuruluşları çevre sorunlarına yönelik analizlerini ve çözüm önerileri sunacaklar. Festival Cuma günü saat 13:00’te Bandistanbul Ritim ve Bando grubunun konseri ve çocukların dans gösterileri ile açılacak. Alanında uzman konukların yer alacağı panellerde çevreye yönelik konular ele alınacak.

Cumartesi günü 13:00’te “Cumartesi Kadıköy’ün Tarihi Çayırlarına Sahip Çıkıyoruz” konulu panelde Kadıköy Kent Konseyi’nden Gülsün Gökalp, Arkeolog Gülbahar Baran Çelik, Mimar Arif Atılgan, Şehir Plancısı Nilgün Canatar ve Ahmet Kıvanç Kutluca Kadıköy’ün tarihinde önemli yer tutan çayırları anlatacak.

Cumartesi 14:30’da Açık Radyo’dan Can Tonbil, yazar Rüya Aygüneş, öğrenciler Atlas Sarrafoğlu ve Deniz Cevikus “Neden İklim Grevine Katılıyoruz” sorusuna yanıt verecek.

Kadıköy Çevre Festivali’ndeki önemli oturumlardan biri de “Türkiye’deki Tarım Politikaları” olacak. Cumartesi 15:30’da peynir uzmanı ve aktivist İlhan Koçullu, CHP PM Üyesi, Ziraat Mühendisi Gökhan Günaydın, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (ÇİFTÇİ-SEN) Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık’ın katılımıyla gerçekleşecek panelde Türkiye’de tarımın geldiği nokta masaya yatırılacak.

Pazar 13:00’te ise “Ege’den Marmara’ya Ekoloji Mücadelesi” konulu panelde İzmir’den Dr. Ahmet Soysal, Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)’ndan Özer Akdemir, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, Kuzey Ormanları Savunması (KOS)’dan Selçuk Koçum, aktivist yazar Cemil Aksu, avukat Ali Arif Cangı söz alacak.

Pazar 15:30’da “Sağlıklı Yaşamak İçin Beton Değil Toprak” panelinde ‘Sağlıklı Yaşıyoruz Kurucusu’ Nurçin Çağlar, Okan Çağlar, Fizyoloji uzmanı Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, Kardiyoloji uzmanı Dr. Zülfikar Danaoğlu, Kardiyolog Dr. Baybars Türel, Çocuk Hastalıkları uzmanı Dr. Hande Namal Türkyılmaz, Göz hastalıkları uzmanı Dr. Sultan Kaya Ünsal, Mikro Cerrahi uzmanı Dr. Hüsrev Purisa, Fitoterapi uzmanı Dr. Bekir Uğur Yavuzcan (Fitoterapi), Nöroloji uzmanı Dr. Banu Taşçı Fresko, ve İç Hastalıkları uzmanı Dr. Aytaç Karadağ sağlıklı yaşam konusunu masaya yatıracak.

FESTİVALDE BİSİKLETE ÖNEM

Çevre Festivali’nin en önemli konu başlıklarından bir tanesini bisikletli ulaşım oluşturacak. Kadıköy’de bisiklet kültürünü yaygınlaştırmak, araç trafiğine alternatif bir yaşam sunmak amacıyla çalışmalar yürüten Kadıköy Belediyesi festivalde de düzenleyeceği etkinliklerde bisiklete vurgu yapacak. Bu kapsamda Sahil Bisiklet Ekibi ‘Trafikte Bisiklet, Sağ Şerit Yasal Hakkım’, 40 yaş üstü bireylerin bisiklet kullanımını özendirmek için İkinci Bahar Bisiklet Deneyimi, Bisikletli Kadın İnisiyatifi, Pedal Arkadaşım gibi etkinliklerde bisiklet kullanımı ve deneyimler aktarılacak.

ÇEVRE ÜZERİNE RENKLİ SÖYLEŞİLER

Çevre festivalinde sanatçı ve yazarlar da deneyimlerini aktaracak. Yazar Buket Uzuner ‘Toprak Kitabı’nı anlatacak. Festivalde plastiklerin doğaya etkileri, Palm yağının zararları gibi tüketim alışkanlıklarını sorgulayacak konular tartışılacak. İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri Meral Avcı ve Ünal Akkemik ‘İstanbul’da Doğal ve Kültürel Bitki Çeşitliliği’ni ele alırken, veganlık, ekolojik yaşam gibi konularda söyleşiler düzenlenecek. Yeryüzü Derneği, ‘Başkası İçin Pişir’ etkinliği ile 3 gün boyunca yemek pişirecek. Festival alanına kurulacak stantlarla katılımcıların deneyim kazanması amaçlanıyor. Yağmur Suyu Hasadı atölyesi, Vegan Mutfak Atölyesi, Arılar İçin Tohum Topu Atölyesi, Terrarium yapımı, Sıfır Atık Atölyesi, Bez Çanta Atölyesi, File Çanta Atölyesi, Kent Bahçeciliği, Origami Atölyesi, Stopmotion Sinema Atölyesi gibi atölyeler yer alacak.

ÇOCUKLAR İÇİN DE RENKLİ BİR FESTİVAL

Festival boyunca çocuklar da unutulmadı. Çocukları sağlıklı beslenmeye teşvik etmek ve endüstriyel gıdadan uzaklaştırmak amacıyla çocuklarla sağlıklı atıştırmalıkların yapımı için atölyeler düzenlenecek. ‘Tabağım Renkli Hayatım Hareketli’ adlı tiyatro ile çocuklara doğru beslenmeye yönelik mesajlar verilecek. Çocuk kitapları yazarları da çocuklara okuma atölyeleri düzenleyecek. Ezgi Gül Kahraman ‘Vera’nın Şifalı Çiçekleri’ atölyesi ile çocuklara tıbbı bitkiler hakkında bilgi verecek. Tülin Kozikoğlu ‘Elma Elma… Söyle Bana’,Sima Özkan ise ‘Denizin Sıfır Atık Kitabı’ atölyesi ile çocuklarla olacak. Çocukların ilgisini çekecek etkinlikler arasında Doğa Çantam Atölyesi, Resimli Doğadan Mesajınız Var Atölyesi, Hikayelerle Fidan Dikimi, Tohum Topu Atölyesi, Çocuk Yogası, Çocuklarla Felsefe Atölyesi, Çamur Torna atölyesi gibi etkinlikler yer alacak.

HERGÜN AYRI BİR KONSER

Festivalin her gününü başka bir konser renklendirecek. Cuma 18:30’da İstanbul Ahenk, Cumartesi 18:30’da Sade Kaave grubu, Pazar 18:30’dan itibaren Tomurcuk Vakfı Ritim Grubu, Evrim Ateşler, Okeanos Greek Music Ensemble sahnede olacak.

BU FESTİVALDE PLASTİK YASAK!

Kadıköy Belediyesi, ‘Sıfır Atık’ kampanyası kapsamında tek kullanımlık plastik ve kağıt malzemelerin kullanımını engellemek amacıyla festivale matara ya da kupa ile gelinmesi için çağrıda bulundu. Alanda sebiller ve büfeler yer alacak. Kadıköy Belediyesi’ne ait büfede kupa ve termosu ile gelenlere çay ve kahve indirimli olarak verilecek.

Festival ile ilgili ayrıntılı ilgiye http://cevrefestivali.kadikoy.bel.tr/ adresinden ulaşılabilir.

2019 ÇEVRE FESTİVALİ

Cuma 
Saat Etkinlik AdıKatılımcılar
13:00AÇILIŞBandistanbul Ritim ve Bando Grubu,  
Çocuk Sanat Merkezi, 
Açılış Konuşmaları, 
Ödül Töreni, 
Üsküdar Özel Birey Anadolu Lisesi Flamenko Dans Gösterisi ve Bayrak Show
15:00Tabağım Renkli Hayatım Hareketli Tiyatrosu Mapfre Vakfı
15:40Atıksız YaşamZeliha Sunal
16:10OKUYAY Konuşmaları Çevre Bilinci Oluşturmada Kitapların KatkısıSevengül Sönmez (OKUYAY Platformu),  
Aytaç Timur- Gürkan Akgüneş ( Yeni İnsan Yayınevi)
17:00Ekolojik Aile Mercan Yurdakuler (Zehirsiz Ev), 
Murat Demirtaş (EkoHarita) 
18:30Konserİstanbul Ahenk
Cumartesi
Saat Etkinlik AdıKatılımcılar
12:00Konutlarda Enerji VerimliliğiHatice Nüket AKINCI    (Makina Mühendisi-Ekonomist)
Azmi BAKDUR  (Makina Mühendisi)
Mustafa NEBİL (Makina Mühendisi)
13:00Kadıköy’ün Tarihi Çayırlarına Sahip Çıkıyoruz Gülsün Gökalp (Kadıköy Kent Konseyi ), 
Arif Atılgan(Mimar)
Nilgün Canatar (Y.Şehir Plancısı)
Gülbahar Baran Çelik (Arkeolog)
Dr.Ahmet Kıvanç Kutluca (Şehir Plancısı)
14:30Neden İklim Grevine Katılıyoruz?Can Tonbil (Açık Radyo), 
Rüya Aygüneş (Yazar), 
Atlas Sarrafoğlu (Öğrenci), 
Deniz Cevikus (Öğrenci)
15:30Türkiye Tarım Politikaları İlhan Koçullu (Peynir Ustası / Aktivist), 
Doç. Dr. Gökhan Günaydın (CHP PM Üyesi, Ziraat Mühendisi), 
Abdullah Aysu (Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (ÇİFTÇİ-SEN) Genel Başkanı),
Ahmet Atalık (TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı)
17:30Kentte Tüketim Alışkanlıklarının Dönüşümü Hale Acun (Türk İşi Minimalizm), 
Elif Oğuzbal (Kokopelli Şehirde), 
Utku Yılmaz (Kentte Ekolojik Hayat)
18:30KonserSade Kaave
Pazar
Saat Etkinlik AdıKatılımcılar
12:00Sürdürülebilir  Yaşam: Plastiksiz Örnekler PaneliErdem VARDAR ( Yuva Derneği Direktörü)
Dr.Pelin KARAKAYA (Çevre Mühendisi- Sürdürülebilirlik Danışmanı)
Özgür DEMİRTAŞ ( kafeNAsanat)  
13:00 Ege’den Marmara’ya Ekoloji MücadelesiDr. Ahmet Soysal 
Özer Akdemir (EGEÇEP)
Pınar Bilir (Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı)
Cemil Aksu (Aktivisit-Yazar), 
Selçuk Koçum (Kuzey Ormanları Savunması), 
Ali Arif Cangı (Avukat)
15:00Atıksız Yaşam Zeliha Sunal 
15:30Sağlıklı Yaşıyoruz Paneli: Sağlıklı Yaşamak İçin Beton Değil Toprak Nurçin Çağlar (Sağlıklı Yaşıyoruz Kurucusu), Okan Çağlar (Sağlıklı Yaşıyoruz Kurucusu), 
Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın (Fizyoloji), Uzm. Dr. Zülfikar Danaoğlu (Kardiyoloji), 
Uzm. Dr. Baybars Türel (Fonksiyonel Tıp Setrifikası Alan İlk Türk Doktor-Kardiyoloji), 
Uzm. Dr. Hande Namal Türkyılmaz (Çocuk sağlığı ve Hastalıkları), 
Uzm. Dr. Sultan Kaya Ünsal (Göz Hastalıkları), Uzm. Dr. Hüsrev Purisa (Mikro Cerrahi), 
Dr. Bekir Uğur Yavuzcan (Fitoterapi), Uzm. Dr. Banu Taşçı Fresko (Nöroloji), 
Uzm. Dr. Aytaç Karadağ (İç Hastalıkları)
18:30KonserTomurcuk Vakfı Ritim Grubu & Evrim Ateşler  
19:00KonserEvrim Ateşler & Okeanos Greek Music Ensemble 

2019 ÇEVRE FESTİVALİ

  • Buket Uzuner
  • Evrim Ateşler
  • Ezgi Gül Karaman
  • İstanbul Ahenk
  • Mapfre Vakfı
  • Mapfre Vakfı
  • Sade Kaave
  • Sağlıklı Yaşıyoruz
  • Sima Özkan
  • Tomurcuk Vakfı
  • Tülin Kozikoğlu
  • Zeliha Sunal

2017 Çevre Festivali 2018 Çevre Festivali

Kadıköy Çevre Festivali

Kadıköy’den Tüm Gezegene: “Betonu Kırmak! Toprakla Buluşmak!”

Beton Değil Toprak!

Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan Kadıköy Çevre Festivali, ülkemizdeki çevre dostlarını buluşturmak için 24-26 Mayıs tarihlerinde Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda düzenleniyor.

İklim değişikliği başta olmak üzere tüm çevre sorunlarına bireysel veya topluluk olarak farklı çerçevelerden gelen bileşenlerle, çözümler üretmeyi, ekolojik yaşama dair başarılı örnekler sunmayı amaçlayan, ilk iki yılda 50.000 ziyaretçiyi ağırladığımız Türkiye’nin en kapsamlı ve en geniş katılımlı çevre buluşması…

Ekolojinin ruhuna uygun katılımcı ve şeffaf bir anlayışla programı oluşturulan, doğaya emek veren tüm sivil toplum kuruluşlarının, vakıf ve toplulukların stantları ile yer aldığı, çalışmalarını ve deneyimlerini paylaştığı festivalde; atölyeler, paneller, söyleşiler, doğa gözlemleri, konserler, film gösterimleri ve tiyatrolar gibi birçok etkinlik yer alacaktır.

2019 Kadıköy Çevre Festivali’nde iklim değişikliği etkilerinin yanı sıra kentlerimizde kaybettiğimiz “toprak” alanlarımızı yeniden üretecek (reclaim) bir yönelimi hedefliyoruz. Ülkemiz ve dünyadaki toprak, yeşil alan mücadelelerine dikkat çekmeyi; “Betonu Kırmak! Toprakla Buluşmak!” sloganlarında birleşmeyi arzuluyoruz.

Ekolojik yaşama dair bu alanda birikim ve deneyimlerinizi paylaşmak üzere sizleri de aramızda görmek istiyoruz. İklim değişikliğine ve tüm çevresel sorunlara karşı hep beraber ekolojik yaşam için yeni adımlar atmak dileğiyle… Doğaya emek verenler ile birlikte Selamiçeşme Özgürlük Parkında görüşmek üzere…

Mehmet Gürbüz"Bu ülkeyi germek kimsenin haddine değildir"


Anadolu Ahi Evran İş Adamları Genel Başkanı Mehmet Gürbüz Diyor Ki

Bu ülkeyi germek kimsenin haddine değildir.Kızgın Demir’i soğuma zamanı dır diyen ve toplumsal Barış’la Çagrı yapan ülkenin cumhurbaşkanının sözleri var bu ülkeyi karıştırmak kimseye ye yara sağlamaz zararını hep beraber çekeriz şehitlerimiz var sessiz olalım sadece dua edelim sözünü boşuna demedik.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, sakal
Görüntünün olası içeriği: Mehmet Gürbüz

Bu ülkenin en büyük sorunu terör sorunudur diğer sorunlar atlatılır ama asla terör sorunu birlik beraberliğimiz sağlanmadan atlatılamıyacağını bilmemiz lazım bu ülke yıllardır teröre kurban veriyor bu kadar acı ile yoğrulmuş bir Türk milletiyiz sessiZce acımızı yaşayalım kükreyeceksek teröre arka çıkanlara terörü körükleyenlere derslerini vermemiz lazım ama kesinlikle bu şehit cenazelerinde olmamalı Meclis’te derslerini verelim milli duruşumuzla derslerini verelim kenetlenerek derslerini verelim çatışma alanında derslerini verelim kimseye bu ülkeyi peşkeş çekmeyerek derslerini verelim ama şehit cenazesine katılan görüşü fikri ne olursa olsun verdiği demeçler ile ülkedeki terör sevicilerine ve teröre açıkça destek verenlere ve onlara açıkça kol kanat gerenlere destek verselerde bu tepki şehidimizin cenazesinde olamamalıdır.

Şehidimizin ruhunu incitmek kimsenin haddi değildir.Sen rahat uyu şehidim nöbetini tuttun görevini yaptın en güzel mertebeye eriştin inşallah.

Sayın Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğluna yapılan saldırıyı kınıyorum ve bu saldırıyı yapanların adalet önünde hesap vermesini diliyorum.Bu ülke başı boş tesadüf i kurulmuş ne yapılacağı belirsiz bir ülke değildir,bu yapılan menfur saldırıda planlı bir saldırıdır. Birliğimiz bozmak için yapılmıştır.

Fotoğraf açıklaması yok.

VATAN-DER Kurucu Genel Başkanı Murat DEMİRKAN Sakarya’da

VATAN-DER Kurucu Genel Başkanı Murat DEMİRKAN Sakarya’da

Vatan Görevini 1998-1999 Yıllarında Sakarya Kışlasında Yapan Murat DEMİRKAN Sakarya ilinde bir dizi görüşme yapma imkanı buldu

Murat DEMİRKAN Sakarya Engelliler ve Yardımlaşma Derneği (SAKENDER) Başkanı Bülent Dik, ziyaret etti. İstişarede bulundu

Murat DEMİRKAN “Gönlünde VATAN sevgisi olan, Vatan uğruna mücadele eden, Türk Vatan, Türk Millet, Türk Devlet ilkesini benimseyen birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olanların buluşma adresidir.‘’Devletin bölünmez bütünlüğünü, Vatan, Bayrak ve Ezan sevgisini anlatmak, yaşamak ve yaşatmak adına’’ son nefesimize kadar mücadele edeceğiz. Bizler, koltuk ve makamlar için değil, Vatan ve Millet çıkarları uğruna mücadele eden gönüllü neferleriz. Bu Davanın yükü ağırdır, yolları dikenlidir, menfaat ve çıkar peşinde koşanlara, nefsine yenik düşenlere, HAK’ tan yana olmayanlara bu davada yer yoktur. ‘’ SİZ YOKSANIZ, BİZ BİR EKSİĞİZ ‘’ Gönlünde VATAN Aşkı yanan herkesi aramıza bekleriz.”dedi.

Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Murat Demirkan Memitanlı dahil, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Milli,manevi örf ve adetlerine bağlı çalışkan,Vatanını seven ve bu uğurda Tereddüt etmeden her türlü fedakârlığı yapacak, – Ülke menfaatlerini ön planda tutan,ahlak,edep ve terbiyede örnek olacak, – Birbirlerine kardeş sevgisiyle bağlı gençlik yetiştirmek hedefimiz olacaktır. Vizyonumuz – Milli birlik ve beraberliğimiz gözetecek, Vatan, bayrak, ezan aşkıyla yananmanevi değerlerimize bağlı gençlik yetiştirmek, – Bilgili ve teknolojik donanıma sahip, gelenek ve göreneklerimizi yaşatacak bir nesil yetiştirmek, – Yörenin kalkınmasına dolayısıyla Ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunacak projeler geliştirmek, – Madde bağımlı gençlerimizi rehabilitasyon merkezlerine yönlendirmek, – Sosyal sorumluluk projeleri ile eğitim, kültür alanlarında faaliyetlerle üyeler arasında birlik beraberlik ve sosyal dayanışma, ruhunu aşılamak.

Görüntünün olası içeriği: ev ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, açık hava, su ve doğa

Ayşem Sargın, YASED’in yeni başkanı oldu

YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldı

Ayşem Sargın, YASED’in yeni başkanı oldu

YASED’in 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Genel Kurul Toplantısı’nda, YASED’in yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi yapıldı, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Boeing Türkiye Genel Müdürü ve Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın seçildi.

YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Genel Kurul’da derneğin yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri belirlendi. Yeni Yönetim Kurulu’nun ilk toplantısında, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Boeing Türkiye Genel Müdürü ve Ülke Temsilcisi Ayşem Sargın seçildi. Başkan Vekilliğine SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov ve Başkan Yardımcılıklarına PwC Türkiye Başkanı Haluk Yalçın, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ile PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Levent Yüksel seçildi.

Varank: “YASED ülkemizin kalkınmasında önemli rol oynuyor”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, YASED Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada;‘’Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin memnuniyetini yaşıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.Üretimde, ihracatta ve istihdamda büyük rol oynayan YASED üyeleri, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına ciddi katkılar sunuyor. Türkiye’nin yurtdışı tanıtımında da gönüllü elçilik fonksiyonu gören YASED, hem ekonomi diplomasisi hem de yumuşak güç (soft power) anlamında elimizi kuvvetlendiriyor. Bu çatı kuruluşumuz, ülkemize yapılan doğrudan yatırımların yaklaşık yüzde 85’ini temsil ediyor. Ciddi bir güç, önemli bir sorumluluk. Görevini bugün devredecek olan Sayın Ahmet Erdem, sahip olduğu bu sorumluluğu 4 yıl boyunca başarıyla sürdürdü. Yoğun ve özverili çalışmaları sayesinde, YASED’in ortak işbirlikleri ve muhataplarında oluşturduğu algı daha da güçlendi.Tüm katkıları için kendisine teşekkür ediyor, seçilen yeni dönem Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerine şimdiden başarılar diliyorum. Onların bu bayrağı daha da ileri taşıyacaklarına hiç şüphem yok” dedi.

Uluslararası doğrudan yatırımların kalkınma sürecinde üstlendiği kaldıraç fonksiyonunun hükümet olarak farkında olduklarını belirten Varak, sözlerine şöyle devam etti: “ Yatırım dostu bir ortamı sağlamak her zaman Hükümetimizin öncelikleri arasında yer aldı. Önceliklerimizi belirlerken, kamuda koordinasyonu en üst seviyede sağlayıp, özel sektör paydaşlarımızla her daim yakın dirsek temasında bulunduk. Yatırımcılarımızın karşılaştıkları idari engelleri bertaraf ederek, rekabet gücümüzü artıracak politikalara odaklandık. İşte bu noktada, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulumuz işbirliğini yönlendirme, yürütme ve sonuçları takip etme görevlerini başarıyla yürüttü. YASED, YOİKK üyeliğiyle her zaman yapıcı öneriler getiren önemli bir paydaşımız oldu. 7099 ve 7101 sayılı Kanunlarla şirket kuruluşu, inşaat izinleri ve tapu işlemleri, altyapı izinleri, dış ticaretin ve finansmana erişimin kolaylaştırılması alanlarında yapılan değişikliklerde YASED süreç boyunca ciddi katkılar sundu.Nitekim ortak çabalarımız karşılığını buldu.

Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksinde, 17 basamak birden ilerledik ve 43. sıraya yükseldik. Bu performansla en fazla reform gerçekleştiren 10 ülkeden biri olduk.Yeni Hükümet sistemiyle birlikte, geçmişte elde ettiğimiz tecrübelerin üzerine yenilerini ekleyecek ve yatırımcılarımızın karar alma süreçlerini hızlandıracak reformları hayata geçireceğiz.

Kaliteli yatırımların ve daha fazla doğrudan sermayenin artması için Haziran 2012’den bu yana teşvik sistemimiz yürürlükte. Bu sisteme ek olarak, ülkemiz için kritik önemi haiz ve teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımlara yönelik proje bazlı bir destek sistemini kurduk.”

Varank: “Türkiye’de Ar-Ge merkezleri açın”

Yenilenebilir enerji, metalürji, petrokimya, ilaç, biyoteknoloji ve nanoteknoloji, hafif raylı sistemler, kara-hava ve deniz savunma sistemleri, uzay ve havacılık teknolojileri, bilişim ve haberleşme gibi alanlardaki yatırımların proje bazlı teşviklerle desteklendiğine dikkat çeken Varank: “Bu kapsamda 19 destek Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Yatırımların gerçekleşmesi sonucunda, cari açıkta yıllık 10 milyar dolara varan düşüşler görebileceğiz.Ülkemizde yüksek katma değer oluşturacak ve teknoloji seviyemizi yukarı çekecek yatırımlarınızı artırmanızı bekliyoruz. Hukuki öngörülebilirlik, gereksiz bürokrasinin azaltılması ve sunduğumuz finansal teşviklerle sizlere her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz. 16 yıl boyunca uyguladığımız politikalarla, ülkemizi üretken yatırımlar için çekim merkezi haline getirmeyi hedefledik. Bunda başarılı da olduk. 1990-2002 yılları arasında ülkemize giren doğrudan uluslararası yatırım tutarı sadece 13 milyar dolarken; 2003-2018 döneminde 204 milyar dolarlık bir doğrudan yatırım girişi gerçekleşti.Güçlü bir performansa imza attık. Ancak, bunun çok daha ötesine geçebileceğimizi düşünüyorum. Küresel doğrudan yabancı yatırımlardan aldığımız pay hala yüzde 1’in altında. Bu oranın mutlaka artırılması gerek. Rüştünü ispat etmiş, her türlü zorlu teste karşı güçlenerek çıkmış bir Türkiye var. Siyasi istikrar, jeopolitik avantajlarımız, yatırım ekosistemimiz ve dinamik işgücümüz en önemli artılarımız. Mevcut üretim kapasitenizi artırmaya odaklanın, gönüllü elçilik faaliyetlerinizle ülkemize yeni yatırımcıların kazandırılmasında bize yardımcı olun. Ülkemizde Ar-Ge merkezleri açarak, nitelikli beşeri sermayemizle ortak projeler gerçekleştirin. Teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarında işbirliklerimizi bir üst seviyeye çıkaralım” diye konuştu.

Varank: “Türkiye’de girişimciliğe daha fazla yatırım yapın”

Türkiye’ye daha çok doğrudan yatırım kazandırılması konusunda YASED’e çağrıda bulunan Varank, şunları söyledi “ YASED’den özel bir ricam var. Türkiye’de girişimcilik ekosistemini yüzde 90’a varan oranlarda devlet fonluyor. Sizler de farkındasınız, ülkemiz bilimsel ve teknoloji tabanlı girişimlerde müthiş bir potansiyele sahip. Zaten gün geçtikçe uluslararası sermayenin Türkiye’de daha fazla Ar- Ge yatırımına yönelmesi bu potansiyeli görmelerinden. Bizde sermaye sahipleri biraz geleneksel anlayıştalar. Elbette onları da dönüştürmek için gayret ediyoruz. Ama siz gerek kendi içinizden gerekse temsil ettiğiniz şirketlerin bu alandaki fonlarından Türkiye’de girişimciliğe daha fazla yatırım yapabilirsiniz. Emin olun buradaki fırsat penceresiyle yakalayacağınız başarılardan çok memnun kalacaksınız. Küresel rekabette daha üst sıralara tırmanmak istiyoruz, bunun da yüksek katma değerli ürün ve hizmetlerin üretimiyle mümkün olduğunu biliyoruz. “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonunu bu amaçla ortaya koyduk. Ürünün Ar-Ge’sinden başlayıp ticarileşmesine kadar varan tüm süreçleri destekleyerek, Bakanlığımız politika araçlarını bütünsel bir yaklaşımla uygulayacağız. Gelin sizler de vizyonumuzun bir parçası olun. Türkiye’de üretim yapan tüm firmalar, milliyetinden bağımsız olarak, bizim için yerlidir, millidir. Üretim süreçlerinizde, yurt içi tedarikçilerden daha yoğun ve verimli bir şekilde yararlanıp, yerli katma değeri artırmaya odaklanın. Daha güçlü bir sanayi altyapısı kurmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Geçtiğimiz hafta yönetmelik değişikliği yaparak, OSB’lerin daha yatırım dostu üretim alanları olmasının önünü açtık. Organize Sanayi Bölgeleri ve Endüstri Bölgelerimiz siz değerli yatırımcılarımızı bekliyor.Ekonomik hedeflerimiz doğrultusunda, özel sektörün iş fırsatlarını artırmak ve çeşitlendirmek adına Bakanlığımız ve kabinemiz tüm gücüyle çalışmayı sürdürüyor. Daima özel sektöre hareket kabiliyeti kazandıracak ve daha verimli çalışmasını teşvik edecek düzenlemeler yapmanın peşinde olduk, bundan sonra da aynı yaklaşımı sürdüreceğiz Bu çalışmalarda istişare kültürünün ve ortak aklın işleri ne denli kolaylaştırdığını biliyoruz. Açık ve şeffaf iletişim başarının en temel unsurları. Bu anlayışla hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Genel Kurulun tekrar hayırlı olmasını diliyor, yeni Yönetim ve Denetim Kurulunu tebrik ediyor, hepinizi muhabbetle selamlıyorum.“

Erdem: “Yatırım ortamının iyileştirilmesi çalışmalarına katkı sunuyoruz”

YASED Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 4 yıldır başarıyla sürdüren Ahmet Erdem,yaptığı konuşmada, YASED’in geçtiğimiz dönemlerdeki faaliyetlerini değerlendirdi: “2015-2018 yılları arasında YASED’in stratejik olarak önceliklendirdiği alanlara odaklandık. Ülkemizin sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve öngörülebilir bir yatırım ikliminin oluşturulması adına çok önemli çalışmalarımız oldu. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu makro ekonomik ve yapısal reformlar, vergi ve teşvikler sisteminin daha da rekabetçi konuma getirilmesi, nitelikli işgücünün artırılması, Ar-Ge ve inovasyon gibi çok önemli birçok alanda yapılan düzenlemelere katıldık, görüşlerimizi aktardık ve kamu ile bir çözüm ortağı olarak proaktif olarak çalıştık. Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Kanunu, Sınai Mülkiyet Kanunu, Uluslararası İşgücü Kanunu ile Ar-Ge ve Süper teşvikler konusundaki düzenlemeler bu çalışmalar sonucunda hayata geçirildi, bunun için de büyük özveri ile çalışan tüm bakanlıklarımıza, kamu kurumlarımıza ve üye şirketlerimize teşekkür ediyoruz.”

YASED’in Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi yönünde yaptığı çalışmalara da değinen Erdem, ‘‘YASED yönetim kurulunda bir dönem üye, iki dönem başkan olarak üç dönemi tamamladım. Önümüzdeki dönem Yönetim Kurulumuzda yer almayacağım. Yeni Yönetim Kurulumuza başarılar diliyorum. Başkanlığım süresince tüm paydaşlarımızla yatırım ortamının iyileştirilmesi, mevcut yatırımların verimliliğinin ve ülkemizin yatırım cazibesinin artması için mesai yapmaktan çok mutluluk duyduğumu belirtmek isterim” dedi.

Sargın: Türkiye’yi uluslararası yatırımlarda öncelikli ülke olarak konumlandıracağız

YASED‘in yeni Başkanı Ayşem Sargın yaptığı değerlendirmede, “Önümüzdeki dönemde, ülkemizin uluslararası doğrudan yatırım akışından hak ettiği payı almasına ve yatırımlarda öncelikli ülke olarak konumlandırılmasına yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla sürecek. YASED’in kamu başta olmak üzere tüm platformlarda temsil ve etkinliğini artırmak önceliğimiz olacak.Geçmişte olduğu gibi, gelecekte de ülkemiz ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yapısal reformların gerçekleştirilmesi konusunda öncül rol üstlenerek, hem kamu, hem de yatırımcılar için güçlü ve güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Daha fazla doğrudan yatırım çekerek ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamak, çalışmalarımızın odak noktası olacak. Bunun için gereken tüm yapısal reformları desteklemek üzere kararlı, koordineli çalışmalar yürüten ve çözüm önerileri üreten kuruluş olmayı sürdüreceğiz. YASED olarak, 2019-2021 döneminde de yoğun bir çalışma programı bizleri bekliyor. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin uluslararası yatırım ortamını daha da güçlendirmek üzere etkin sorumluluk alacağız. Bunu yaparken, başta YASED üyesi şirketlerimizin derneğimizde bir fiil katkı veren yaklaşık 1400 kişilik üst düzey yöneticisi olmak üzere, tüm paydaşlarımızla yakın işbirliği içinde çalışmayı hedefliyoruz ” dedi.

YASED’in 2019-2021 döneminde görev yapacak Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyeleri şu isimlerden oluştu:

YASED YÖNETİM KURULU

UNVANI

TEMSİL ETTİĞİ ŞİRKET UNVANI

Ayşem Sargın

Başkan

Boeing International Corporation Ankara Şubesi – Genel Müdür / Ülke Temsilcisi

Zaur Gahramanov

Başkan Vekili

Socar Turkey Enerji A.Ş. – CEO

Hüseyin Gelis

Başkan Yardımcısı

Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı / CEO

Ahmet Levent Yüksel

Başkan Yardımcısı

Fritolay Gıda San. ve Tic. A.Ş. (PepsiCo) – Kıdemli Başkan Yardımcısı Genel Müdür

Hüseyin Halûk Yalçın

Başkan Yardımcısı

PwC Yönetim Danışmanlığı A.Ş. – Türkiye Başkanı

Aslı Başgöz

Üye – Sayman

White & Case Europe Danışmanlık Hizmetleri Avukatlık Ortaklığı Şirket Ortağı

Antoine Aoun

Üye

Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. – Genel Müdür

Aykut Ferah

Üye

Sicpa Turkey Ürün Güv. San. ve Tic. A.Ş. – CEO

Cengiz Eroldu

Üye

Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. – Yönetim Kurulu Üyesi / CEO

Colman Deegan

Üye

Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.– İcra Kurulu Başkanı

Galip Alp Günvaran

Üye

Prometeon Turkey Endüstriyel ve Ticari Lastikler A.Ş. – CEO

İsmail İhsan Necipoğlu

Üye

Dow Türkiye Kimya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. – Türkiye ve Orta Asya Başkanı

Kıvanç Zaimler

Üye

Enerjisa Enerji A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı

S. Mete Hüsemoğlu

Üye

Abbvie Tıbbi İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti.– Genel Müdür

Murat Kansu

Üye

Microsoft Bilgisayar Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti. – Genel Müdür

Mustafa Seçkin

Üye

Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. – Türkiye, Orta Asya ve İran Yönetim Kurulu Başkanı

Osman Okyay

Üye

Kale Pratt & Whitney Uçak Motor Sanayi A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkanı

Özgür Soy

Üye

Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik San. ve Tic. A.Ş. – İcra Kurulu Başkanı / CEO

Sinan Şahinbaş

Üye

QNB Finansbank A.Ş. – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Tolga Gürkan

Üye

Allianz Sigorta A.Ş. – Yönetim Kurulu Üyesi / İcra Kurulu Başkanı

YASED DENETLEME KURULU

UNVANI

TEMSİL ETTİĞİ ŞİRKET UNVANI

E. Ethem Kutucular

Üye

Güney Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. (EY) – Şirket Ortağı / Yönetim Kurulu Üyesi

A. Güneş Söğütlüoğlu

Üye

DRT Bağımsız Denetim ve Serbest Muh. Mali Müş. A.Ş. (Deloitte) – Şirket Ortağı / Yönetim Kurulu Başkanı

Nesrin Tuncer

Üye

KPMG Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş.– Yönetim Kurulu Başkan Vekili

Mehmet Gürbüz’den Büyük Britanya ,Fransa ,İsrail ‘in Yanan Ortadoğudaki Tezgahına Dair Açıklama

Mehmet Gürbüz’den Büyük Britanya ,Fransa ,İsrail ‘in Yanan Ortadoğudaki Tezgahına Dair Açıklama

Orta doğu’da kanla çizilen haritalar üzerindeki,senaryo yüzyıllardır perde perde sahneleniyor ve oradaki masum halklar bunun bedelini canı,kanı ve sahip oldukları bütün varlıklarını kaybederek,yaşıyorlar.<<1299-1920<>Osmanlı ve Fransa arasında varılan siyasi ve askeri ittifakın sonucu olarak Doğu Akdeniz’deki Fransız varlığının hukuksal temellerini getirdi o tarihten itibaren daha geniş bir dini ve ticari özgürlükle yargı karşısında dokunulmazlığı da içeren birtakım menfaatlerle sonuçlanan tek taraflı bir hareketti.

Süratle diğer ticari güçlere (özellikle İngiltere’ye) genişleyen bu kapitülasyonlar Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesinin doğasını değiştirmiştir.

Büyükelçiler ve danışmanlar,Yahudi, Ermeni, Rum ve Doğulu Hıristiyan cemaatlerinin bağrından devşirdikleri kendi himayelerine bağlı kesimler edindi, bu da yavaş yavaş imparatorluğun otoritesini zayıflattı.

<<19. yüzyılda, geleneksel iktisadi ve hukuki yönetim bağlantıları>> (misyonerlerin çalışmaları ve Müslüman olmayan cemaatlerin iç gelişimi sayesinde) gerçek bir kültürel ve siyasi nüfuz sistemine dönüştürüldü ve artık daha geniş bir tabanda cemaatlerin Onayından destek aldı.

Manda dönemi Avrupa güçleri, yerel devletler ve “azınlıklar”arasında 19. yüzyıldan itibaren var olan ve günümüze kadar gelmiş olan üçlü ilişkiyi de sürdürdü.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden dönemde manda sisteminin kurulması, Fransa ve Büyük Britanya’ya Ortadoğu’da kalma imkânı vermişti.

Fransa, Suriye ve Lübnan’da manda kurmaya odaklanmışken,

Büyük Britanya yeni Irak devletinin yönetimine el attı. Suriye Cezire’sinin (Cizîr) statüsünü yükseltmeye yönelik sosyo ekonomik projeler ve Osmanlı devletinin yılması döneminde toprakları pay pay ediliyordu kaybedilen toprakların üzerine kandırılan merkeziyetçi yöneticiler koltuk kapma hevesatı içerisinde hem devletlerine hemde kendi halklarına ihanet ederek topraklarının kendi bağımsızlığını değil müttefik güçlerin emrine girmeyi tercih etmeleri de ayır bir olay konusudur topraklarını satalar günümze kadarki süreçlerde bile bunun bedelini çok ağır bir şekilde kanlı darbelerle kendileride ihanet sarmalında kaybolup gidiyorlar bunlar en barizi ise o dönemin Suriyesidir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, iç mekan

Devletin ve milletin bekasını untanlar osmanlı devletinin yıkılışı ile toprak kurtarma telaşına kapıldılar .

<<2 Temmuz 1919 Suriye Konğesinin barış konferansına gönderdiği memorandum>>da.

Suriyen’in mutlak bağımsızlığını istiyoruz.Suriye hükümetinin geniş ölçüde adami merkeziyetçi azınlıkların haklarına saygı gösteren demokratik anayasal monarşi olmasını,şanlı özgürlük mücadelemizi yöneten ve tam bizim güvenimizi kazanan Emir Faysalın kral olmasını istiyoruz(…).

Suriye Araplarının bağımsızlığa ilerlemiş ırklardan daha az yatkın olmadığını,bağımsızlıkları sırasındaki Bulgarlar,yunanlılar ve Romanyalılardan hiçbir şekilde daha az gelişmiş olmadığını göz önünde bulundurarak bizi mandater arasında sayan.

Kavimler Cemiyeti paktının 22.maddesini protesto ediyoruz.Büyük britanyanın yardımını istiyoruz,yeter ki bu yardım tam bağımsızlığımızı ve ülkemizin birliğini ihlal etmesin bu yardım süresi 20 seneyi geçmesin.

Suriye topraklarının hiçbir bölümünün üzerinde Fransa hükümetine hiçbir hak tanımıyoruz ve bize yardım etmesini veya ülkemizde veya başka topraklarda güç sahibi olmasını red ediyoruız diyen bir Suriye momerandumunda Fransa devletinin manda hakimiyetini kabul etmiyen Suriye heyetinin büyük Britanya hakimiyetini kabul eden bir satılmış kuklalar güruhunun istegi ile olmadıgın aşşagıdaki antlaşmada bariz bir şekilde görülecektir<>Antlaşmasının onaylandıgı.

Sanremo Konferansında(Nisan1920)fransaya Suriye ve lüblan mandası verildi demek’ki batı medeniyetinin insafında köleliği bile o ülkenin insafına bırakmıyorlar.

Yerli halkların görüşüne asla müracaat edilmemiştir.Uluslararası hukuk,insan hakları kurallarına riayet edilmemiştir edilmeside beklenmezdi<>

<<2 Kasım 1917>>’de İngiliz dış işleri bakanı. Arthur James Balforur’un İsrail devletinin kurulması amacı ile yayınladığı deklarasyondur.

Bakan bu bildirgede Filistine bir Yahudi devletinin kurulmasını destekliyeceklerini bildirmiştir.

İngiltere’nin asıl amacı ortadoğudaki uygulanacak planlarına destek almak için Yahudi lobisinin ve Abd’nin siyasi olarak desteğini alabilmektir.

Sykes-Picot gizli anlaşması ile İngiltere,Fransa Osmanlı Devleti’ni kendi arasında paylaşmıştı peşine Mac-Mahon Antlaşması ile Hicaz Emiri Şerif hüsyin ile gizli anlaşma yapılmış ve böylece arap bölgelerine bağımsızlık sözü verilmişti.

Araplara ayrı bir yatırım sözü veren kurnaz inğiliz siyasetçileri bir taraftanda Yahudi lobisini kullanarak oratadogudaki hedeflerine ulaşmak isteyenler hala bu emellerinden vazgeçmeyenler yıllardır İsrail kartını kullanarak emellerine devam etmektedirler bölgeye hakim olmak isyenler israil’in genişleme planının bir parçası olarak kendilerine çizdikleri palanının uyguluyacıları Batının şımarık çocuğu ise yıllardır almış olduğu fütursuzca hala o günden günümüze kadar devam eden İsrail ise hem toprak genişletmesine devam ediyor,hemde bu konuda kendisine tehlike olarak gördüğü ülkeleri hemonik devletleri bertaraf ederek kendi etrafında güç dengesi kurmaktadır.Bu çıkarları ise o tarihten bu zamana kadar kendisi ile beraber hareket eden devletler ile yapmaktadır.Bugün Abd okyanuslar ötesi uzaklıktan İsrail çıkarlarına hizmet eden bir köle terbiyecisi durumuna kendini düşürmektedir.

Ortadoğudaki bölge ülkelerden Yahudi lobilerine hizmet eden Ürdün kralı ve ailesi bölgenin yangın yerinin müsebibi.

Peygamber toprağına ve Müslümanlara ihanet edenler suud kraliyet mensupları onların artçı şokları ile yaşayan küçük devletler topluluğu(Mısır,Bae,Kuveyt,Katar vb)gibi bu dönemin ebu Lehebleri(ateşe odun atanlar)lar la birlikte bu güç dengesinin oluşmasına rol oy nayanlar önemli faktördürgünümüze kadar akan kan ve göz yaşının kaptırılan toprakların tek planı ise <<Büyük Ortadogu Projesidir>>bu proje dahilinde yüzyıla yakındır ülkeler şekilleniyor.

Devletleri yöneten uşaklar değişiyor milyonlarca insanlar öz yurdunda garip kalmış bir şekilde katlediliyor buralarda bir insanlık suçu sahnelere konuluyor.

Biz Anadolu Ahi Evran İş Adamları olarak diyoruz ki Bizim ülkemizin bu ateş çemberinin içerisinde olmamamız bizim hayrımıza olacaktır,diye düşünüyoruz.

Mehmet Gürbüz

Vatander Yardımları devam ediyor

Vatander

Bizlere ulaşan yardıma ihtiyacı olan vatandaşımız tum ihtiyacını temin edildi bir eksiği kaldi oda yatağ allah’ın izniyle onuda temin ettikmi bir nebzede olsa rahat eder insallah hastamiza allah’tan şifa dileriz
Bu hizmette emeği geçen Şanlıurfa vakıf müdürlüğü
Vatan Der Genel Başkanı Murat Demirkan Memitanlı
Vatan Der Genel Başkan yrd sayın Yildiz Tankuş Toprak
Vatan Der Genel Başkanı Nehir Toprak
GENEL başkanı yrd Nurten Akyol Necla Bakan
Vatan DER genel başkan yrd,larimiza Ayrı ayrı Teşekkür ederim emeğinize sağlık işte vatan gönüllüler insanı yaşatki devlet yaşasın….

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, ayakkabılar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: yazı

TEMA Vakfı gönüllüsü öğretmenler doğa eğitimleri için buluştu

TEMA Vakfı gönüllüsü öğretmenler doğa eğitimleri için buluştu

TEMA Vakfı, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle her yıl 81 ilde binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle yüz bini aşkın çocuğa Doğa Eğitim Programlarını ulaştırıyor.

TEMA Vakfı, MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün katkılarıyla 26 Kasım Pazartesi günü Ankara’da 2018 – 2019 Eğitim Öğretim Yılı’nda gönüllü olarak sınıflarında Doğa Eğitimi Programlarını uygulayacak olan öğretmenlerle “Öğretmen Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı” düzenledi. Toplantı MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü Ar-Ge ve Projeler Daire Başkanı Dr. Gülderen ÖZDEMİR, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz ATAÇ, TEMA Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Gelengül HAKTANIR, TEMA Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Başak YALVAÇ ÖZÇAĞDAŞ ve TEMA Vakfı Ankara İl Temsilcisi Nevzat ÖZER’in katılımıyla gerçekleştirildi.

Bugüne kadar eğitim programları ve projelerle yaklaşık 650 bin öğrenciye ulaşıldı

Gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmanın en temel sorumluluğumuz olduğunu ifade eden MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü Ar-Ge ve Projeler Daire Başkanı Dr. Gülderen ÖZDEMİR, öğretmenler gününü kutlayarak başladığı konuşmasında “Çocuklarımız bir kağıdın dönüşümünün, su olmadan hiçbir canlının yaşamını sürdüremeyeceğinin, ekosistemdeki her bir varlığın doğanın dengesi açısından çok önemli bir yeri olduğunun farkına varmalıdır. Çocuklarımızın doğal varlıkların tükenebilir olduğu bilinciyle davranışlarına gereken hassasiyeti de yansıtmaları gerekiyor. Gündelik hayatın her aşamasında bunun sorumluluğunu hissedebilmelidirler. Elini yıkarken suyun gereksiz akmamasından atıkların tekrar kullanılabilir olduğunu bilmelerine kadar, israfa yer vermeden doğal varlıkların verimli kullanılmasına kadar bu hassasiyeti göstermelidirler. Ülke olarak son yıllarda bu konularda çalışmalar hızla artmış ve ulusal çalışmalara dönüşmüştür. Yararlı sonuçlar alınmaya da başlanmıştır. Bu bağlamda TEMA Vakfı ile uzun yıllar süren iş birliği ile bugüne kadar 81 ilde yürütülen çalışmalarla yaklaşık 650 bin öğrenciye ulaşarak geniş bir yelpazeyi bilinçlendirmiş bulunuyoruz. Bu anlamda insana yapılan eğitim yatırımlarının dönüşümünün yine insanlığa hizmet olduğunu bilmeliyiz” dedi.

Eğitim programları öğretmenlerin gönüllü desteğiyle uygulanıyor

TEMA Vakfının MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle her yıl 81 ilde binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle yüz bini aşkın çocuğa Doğa Eğitim Programlarını ulaştırdığını belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz ATAÇ, “Doğa bilinciyle büyüyen nesiller için TEMA Vakfı olarak okullarda doğa eğitimleri veriyoruz. Çünkü çocukların doğayı tanımadan sevemeyeceğine, sevmeden koruyamayacağına inanıyoruz. Yarınlarda doğayı tanıyan, seven, koruyan; kendisini doğanın sahibi değil de bir parçası olarak gören nesiller için çocuklarımızın daha fazla doğa ile iç içe olması gerekiyor. Doğayı anlayarak ve doğaya uyum sağlayarak sürdürülebilir bir yaşam mümkün. Bu nedenle bizler Minik TEMA, Yavru TEMA ve Ortaokul TEMA adlı eğitim programlarımızı binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle her yıl 81 ilde yüz bini aşkın çocukla uyguluyoruz. Çocukların doğada keşfederek vakit geçirmelerini desteklemeyi, doğaya duyarlı davranış ve tutumlar sergileyen bireyler olmalarına katkı sağlamayı, fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini desteklemeyi hedefliyoruz.

 Bu kapsamda Doğa Eğitim Programlarını çocuklara ulaştırma olanağı sağlayan başta Millî Eğitim Bakanlığı ve gönüllü öğretmenlerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Su Cenneti HAYMANA

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Sağlık Turizm Derneği’nin (TESTUD) organizasyonunda ilk kezülkemizdeki termallere gelen Rus tur operatörü, sağlık turizmi yetkilileri, gazeteciler,Türkiye’deki termallerin Antalya örneğinde olduğu gibi tanıtılması durumunda Avrupa’darakibi olmayacağını söylediler.

Rusya’da yaklaşık 6 aylık görüşmeler sonrası 90 kişilik turizm heyetininilk ayağı olan 34 Rus yetkili, Ankara’daki termaller ve sağlık kuruluşlarıhakkında bilgi aldı.

     

Termalleri ile ünlü Haymana beldesindeki Grannos Termal Otel’de düzenlenen toplantıya katılan Ural bölgesinin en büyük tur operatör firması RT Plus’ınsahibi Galina Tereshcenko, Türkiye’ye geldiklerinde müziğinden, cam akustiğine,sıcak karşılamadan, olağanüstü sağlık hizmetlerine kadar çok üst düzeyde birtablo ile karşılaştıklarını kaydetti.

-Türkiye, Antalya’dan ibaret sanılıyor-

Yemeklerden, hijyene kadar tüm detayları taktirle karşıladıklarını, ancak kendinin bile bu işe yoğunlaşmasına karşın Türk termalleri konusunda hiç bir tanıtım görmediğini ifade eden Galina Tereshcenko, şunları söyledi:

“Bizler sürekli kapımızı çalan Çekya, Slovenya gibi gölleri ile ünlü ülkelere çok fazla sayıda Rus gönderiyoruz. Türkiye ise Antalya’dan ibaret sanılıyordu. Ta ki TESTUD’un bu zenginliği bize aktarana kadar. Şimdi bu zenginliği yerinde gördüğümüzde Türkiye kaplıcalarına daha fazla odaklandık.Sizden çok daha fazla tanıtım yapmanızı bekliyoruz. Buradaki herkes Türkiye termallerinden etkilendi ama tanıtım ile desteklemeniz, Antalya bölgesinde olduğu gibi fuarlar ile bizlere daha fazla anlatmanız gerekiyor. Ayrıca gelişten gidişekadar tüm ayrıntıları ile bizlere listeler çıkarmanız gerekiyor. Avrupa’ya göre çok daha ucuz bir o kadar daha iyi olan bu tesisler her yıl binlerce turisti ağırlayabilecek kapasitede.”

Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut da, her kadının güzel olduğunu ancak,Haymana kaplıcalarına giren kadın daha güzel olduğunu savunarak, tüm Rus termaltutkunlarını beldesine davet etti.

Otomatik alternatif metin yok.

Turizm yatırımcısı Kürşat Özdemir ise, Haymana suyunun 3 gün içinde cildi güzelleştirdiğini savundu.

330 gramı 500 dolar olan dünyaca ünlü bir kremde Haymana suyu kullanıldığını ifade eden Özdemir, “Buraya gelirseniz böylesi pahalı bir kremi kullanmaya gerek kalmaz” dedi.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

TESTUD Başkanı Yavuz Yılık da, dünyanın en güzel termal tesisleri, en zengin su kaynakları, en güler yüzlü tesis işletmecileri ve personelinin ülkemizde olduğunu belirterek, “Aynı zamanda eş zamanlı alternatif turizm çeşitlerinesahip bir ülkeyiz ve coğrafi konumumuz ile 3 saatlik uçuşla onlarca ülke bize ulaşabiliyor ama ne yazık ki termallerimize bu zamana kadar yeterince turist çekemedik”dedi

-Termal turizmi için bir milat

Termal Sağlık ve Turizm Derneği’nin yaklaşık 6 ay önce bu sorunu gidermek üzere kurulduğunun altını çizen Yılık, şunları söyledi:

“Bu kapsamda ilk durağımız şüphesiz ki bizim için en önemli ülkelerden biri olan komşumuz Rusya oldu. Rusya’ya o kadar sık gittik geldik ki burayı adeta yol yaptık. Biliyorduk ki helva yapmak için buradaki potansiyeli değerlendirmemiz şarttı. Kuzeyin soğuk ülkesinde ağır maden ve sanayi kuruluşlarında dünya ekonomisine katkı sağlamaya çalışan çok değerli Rus kardeşlerimiz, güzelliklerine güzellik katmak isteyen Rus kadınlar, bu ülke deşifa arayan 7’den 70’e herkesle zenginliklerimizi paylaşabilirdik ve yanılmadık. Henüz 3-5 ay olmasına karşın bugün buradasınız; Anadolu’nun tam merkezinde Türkiye’nin başkentindesiniz. Sizlerle bugün güzel bir başlangıca imza atıyoruz. Bu nedenle bugün aslında termal turizmi için bir milat.Bizler kısa süre içerisinde dost ülke Rusya’dan sayıları yüz binlerle ifade edilen turistin termal tesislerimize geleceğini ön görüyoruz. İşte bu noktada tüm termal işletmecilere tesislerinde gereken revizyonları yapmalarını özellikle FTR merkezlerini tamamlamalarını, personel eğitimlerini en kısa sürede tamamlamalarını öneriyoruz. Bu çabamız belki de termal tesislerimizi turizmimizin merkezi haline getirecek. Bu vesileyle başta Rus konuklarımız olmak üzere herkese hoş geldiniz diyor, şifa diliyorum.”

Otomatik alternatif metin yok.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Başkan Turgut, Rus turistleri Haymana’ya davet etti

Haymana termalleri tanıtım filminin gösteriminin ardından bir konuşma yapan Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut, Rus tur operatörleri ve sağlık kuruluşu temsilcilerini “Dünyanın En İyi Termal Suyu” olarak tescillenen Haymana termallerine davet etti. Haymana Termal suyunun özellikle anti aging yani yaşlandırmayı geciktirici özelliğine vurgu yapan Başkan Turgut “Haymana kaplıcaları dünyanın en önemli termal su kaynaklarından birisidir. 44,5 derecede çıkan su, hiçbir katkı ya da soğutma işlemine maruz kalmadan doğrudan kullanılır. Bu özelliği ile Haymana suyu, diğer kaplıca ve su kaynaklarından ayrılır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Zeki Karagülle başkanlığındaki bir heyet tarafından yapılan bilimsel analizler sonucu Haymana suyunun dünyanın en iyi kaplıca suyu olduğu tescillendi. “ dedi.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

İlk Çağda Haymana

Haymana, yontma taş devri, cilalı taş devri ve maden devrine uzanan bir geçmişin izlerini taşımakta, Hitit, Frigya, Pers, Galat, Roma-Bizans hakimiyetine şahit olmuş, Kral Yolu üzerinde bulunan bir yerleşim yeridir.Haymana, Gavur Kalesi kazılarında ortaya çıkan kültür, tabakalarından anlaşıldığına göre üç kavmin yerleştiği bir belde olmuştur. İlk yerleşim kavim olan Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Orta Asya’ dan Kafkaslar üzerinden Anadolu’ ya giren ve büyük bir imparatorluk kurarak 600 sene Anadolu’ da yaşayan bir kavimdir. M.Ö. 1600 yıllarında yapıldığı sanılan Gavur Kalesi bu kavmin Haymana uygarlığının tek kanıtıdır. Kayadaki kabartmaların ve duvar kalıntılarının tarihleri hakkında arkeologların birleştiği nokta, M.Ö. 2000 yıllarının ortasıdır. Bu harabelerin duvar tasvirlerindeki elbiselerden anlaşıldığına göre, Hitit eseri olduğu kesinlik kazanmıştır. Hititlerden sonra Haymana çevresinde medeniyet kuran kavim Friglerdir. M.Ö. 1200′ lerde, Ege göçleri dediğimiz kavimler göçüyle Anadolu’ ya gelenlerin içinde bir Trak kabilesi olan Friglerde bulunuyordu. Frigler, Hitiler’ in yıkılmasıyla onların sahip olduğu yerlerde Hattusaş, Alacahöyük, Pazarlı, Alişar gibi yanmış Hitit şehirlerinin üzerlerinde hüküm sürmeye başladılar. Hitit eseri olan Gavur Kale kazılarında yapılan ikinci kültür bölümünde, Frigyalıların Haymana civarında yaşadığı tespit edilmiştir.

Haymana’ ya Frigyalılardan sonra yerleşen diğer kavim de Galatlardır. Bugün Fransa topraklarında yaşayanGolvarların bir kolu olan Galatlar, İsa’ dan 278 sene önce Trakya’ dan Anadolu’ ya geçtiler. Bir süre Ankara, Galatların en büyük merkezi oldu. Bugünkü Haymana’ nın da içinde bulunduğu ve Romalıların adını verdikleri sıcak su mıntıkası anlamına gelen bölgede yaşadıkları tespit edilmiştir. Ankara ve civarı İ.Ö. 25′ te, Ağustos döneminde Romalı’ ların hakimiyetine geçti. Bugünkü kaplıcaların 1-1,5 Km. doğusunda Yılanteseri denilen mevkide bulunan harabeler Romalılar dönemine aittir. Romalılar bu bölgeyi şifa müessesi olarak kullanmışlardır.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Orta Çağda Haymana

Orta Çağ’ da ise 395-1073 yılları arasında hüküm süren Bizanslılar Ankara ve çevresinde yerleşmişler ve burası imparatorluk ordularının kışlık konaklama yeri olarak önem kazanmıştır. Haymana’ da bir çok yerde Bizans kalıntılarına rastlanmıştır. Culuk, Çalış, Cingirli, Durutlar, Emirler eski çalış, Kadıköy, Sarıgöl, Türk höyüğü, Yeniköy, Karahoca, Kara Süleymanlı, Kızılkoyunlu, İkizce, Boyalık, Çayırlı, Çerkezhöyük, Karaağızlı, Oyaca civarında bu döneme ait harabe ve mezarlar bulunmaktadır.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde Haymana

Daha önce Bizans hakimiyetinde olan Haymana 1127 yılından itibaren Selçuklu Türk hakimiyetine girdi. Selçuklular’ ın Haymana’ da kaldıklarını belgeleyen sadece iki tarihi yapı vardır. Bugün Haymana’ nın Kutluhan köyünün yakınında bulunan Kutluhan Camii ve miladi 1188 yılında yapılmış olan Yenice köprüsüdür. Ankara, Selçuklular’ dan sonra sırasıyla Moğollar’ ın amansız baskıları altında kalmıştır. Kösedağ yenilgisi sonucunda bir müddet İlhanlılar’ ın elne geçti. (1304) İlhanlılar’ ın Ankara’ yı ele geçirmelerinden sonra bozulan Anadolu Selçukluları’ nın ekonomik ve siyasi yapısı, bazı beyliklerin bağımsızlıklarını ilan etmesine yol açmıştır. Bu beyliklerden olan Osmanlılar ilk kez Ankara civarında yerleşmişler ve ilk yurtları da Haymana’ nın Karacadağ ( Altılar ) köyü civarı olmuştur.

Timur 1402 Ankara savaşını kazandıktan sonra Haymana ovasında ilerlemeye başladı ve böylece Haymana Timur İmparatorluğunun eline geçti. Haymana, Timur döneminden sonra Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. (1521) 16. Yüzyılın sonlarından Ankara Anadolu Eyaleti içinde kendi adıyla anılan bir sancağın ve aynı zamanda bir kadılık bölgesinin merkezi idi. Sancak Ankara, Ayaş, Yabanabad, Çubuk, Şorba, bacı, Yörük, Murtazabad, Çukancak kazaların ayrılmıştır.

Yörük kazası, büyük ve küçük Haymanalar ile Uluyörük, Aydınbeyli, Karakeçili diye adlandırılan ve sancağın güneyini kaplayan yörük bölgesini içine alıyordu. haymana 19 y.y. ilk yarısında 264 köye sahip olan bir kaza merkeziydi. Bugünkü Haymana ilçe merkezi başlangıçta Sivri köyündeydi. 1862′ büyük bir yangın sonucu hükümet konağı yanınca sivriden kaza merkezi halen Haymana’ ya 7 Km. uzaklıktaki Sarı Değirmen ( Elif ) köyüne yeni bie kza merkezi bulununcaya kadar geçici olarak nakl edilmiştir. Orada da 6 yıl kaldıktan sonra 1874′ te tekrar kazan’ ın sşimdiki yeşil yurt ( kadıköy ) koyune nakli icap etmiş ve 1880 yılında ise kasaba merkezi şimdiki yerine kurulmuştur. Kasaba yeri boş bir arazi olup o zamanlarda yalnız kaplıcaları ile tanınmakta idi.

Kurtuluş Savaşı Yıllarında Haymana

23.Ağustos.1921′ de başlayan ve 12.Eylül.1921′ de sona eren ve 22 gün 22 gece sürerek dünya meydan savaşları içerisinde en uzun süreli olan Sakarya Meydan Savaşın’ da Haymana’ nın stratejik önemini ve Haymana ve çevresinde Türk ve Yunan ordularının çarpışmalarını anlatmadan geçmek Siz ziyaretçilerimiz için büyük kayıp olacaktır. işte bu esnada Atatürk’ ün “Hattı müdafa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözleri Haymana’ da söylemiş olması da yine Haymana’ nın Kurtuluş Savaşı sırasındaki önemini açıklayan bir delildir.

Mustafa Kemal, meclisi Ankara’ da toplayarak Ankara’ yı Türk devletinin başkenti yapmıştı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar yeni bir devletin kuruluşunu başından engellemek için işgal ettikleri batı topraklarımızdan Ankara’ ya doğru büyük bir hareket başlattılar. Bu harekatın sonunda Türk ordusu aldığı bir kararla birliklerini geri çekmeye başladı. Ta ki Haymana’ ya kadar.

Yunan birliklerinin Haymana’ ya gelerek Ankara’ yı tehdit etmesi gerek halk üzerinde ve gerekse Meclis’ te büyük sıkıntıların yaşanmasına neden oldu. Halk uzun konvoylar halinde Ankara’ dan daha güvenli yerlere; Kayseri, Sivas, Kırşehir’e doğru şehri terk etmeye başladı. Tam bir panik havası yaşanmakta idi. İşte bundan sonra Mustafa Kemal sahneye çıkarak 5.Ağustos.1921′ de Meclis’ ten başkomutanlık rütbesini alarak büyük yetki ve söz sahibi olarak orduların başına geçti. Artık Yunan’ ı Ankara’ nın burnunun dibinden atmanın zamanı gelmişti. Başkomutanlık karargahı Ankara-Polatlı karayolu üzerindeki Alagöz köyünde kurulur.

Amacı Ankara’ ya girerek Milli Mücadelenin merkezini dağıtmnak olan Yunan saldırısı 23.Ağustos.1921′ de başladı. 24.Tümen ve 47. Alaydan oluşan 1. Grubumuz Haymana’ nın kaltaklı mıntıkasını koruyacaktı. 24.Ağustos’ ta muharebe 90 Km.’ lik bir cephede hakiki şiddetine ulaştı. Ağırlık merkezi Beylikköprü’ den itibaren güneye doğru idi. Mevziler sürekli olarak el değiştiriyordu. Yunanlıların karşılaştıkları bu inatçı direniş karşısında ilk ümit kırıklarını 25.ağustos’ ta duydukları sanılır. Yunanlıların asıl hedefi Çaldağ zirvelerini ele geçirmekti. Sonraki günlerde kanlı çarpışmalar sonucunda nihayet Çaldağ’ da Yunanlılar’ ın eline geçti. Fakat Türk birlikleri yine de çekilmedi. Türk ordusu savaşın en kritik gününü 1.Eylül.1921′ de yaşamıştır. Yunan ordusu Haymana ve Çaldağ yönlerinde önemli gelişmeler göstermiştir. Türk Baş Komutanlığı bütün yedek birliklerini bu bölge de savaşa sürmüştür. Türk birlikleri haymana’ nın elden çıkmaması için çok kan dökmüş, ve mevcutları 30 ere inmiş yiyecek sıkıntısı çekmişlerdir.

Türk romanında Kurtuluş Savaşı’ nı en iyi anlatan eselerden biri hiç şüphesiz Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ nun “Yaban” adlı romanıdır. Eserin en önemli sahnesi şöyledir ;

  • Biliyorum Beyim sende onlardansın, emme,

  • Onlar kim ?

  • Aha Kemal Paşa’ dan yana olanlar…

  • İnsan Türk olurda, nasıl Kemal Paşa’ dan yana olmaz ?

  • Biz Türk değiliz ki beyim.

  • Ya nesiniz ?

  • Biz İslâmız, Elhemdüllilllah… O senin dediklerin Haymana’ da yaşarlar. ( Sayfa 139 )

Kurtuluş savaşı sırasında Çal Tepesi’ nin stratejik bakımdan büyük önemi olmuştur. Bu savaşın en kanlı bölümü Haymana’ da cereyan etmiştir. En önemli mevkii de Çal Tepesi olmuştur. Nitekim başkomutan Mustafa Kemal’ de bunun farkındadır. O sıralar Ata’ nın yanından hiç ayrılmayan Halide Edip, gördüklerini daha sonra anılarında anlatmıştır.

Haymana’ nın şanlı tarihi hakkında elimizden geldiği kadar sizi bilgilendirmeye çalıştık.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, otobüs ve açık havaHAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Rus tur operatörleri sağlık turizmi için Haymana’da

Rus tur operatörleri sağlık turizmi için Haymana’da

Rusya’dan gelen tur operatörleri, Ankara’nın Haymana ilçesindeki termal otel ve sağlık kuruluşlarını gezdi.

Ankara’nın termal tesisleriyle ünlü ilçesi Haymana’da düzenlenen toplantıda, 34 kişilik Rus heyet ile Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut ve Termal Sağlık ve Turizm Derneği (TESTUD) üyeleri yer aldı. Gerçekleşen toplantıda konuşan Başkan Turgut, bölgedeki termal kaynakları anlatarak, tüm Rus termal tutkunlarını Haymana’ya davet etti.

TESTUD’un kendilerine termal kaynaklar hakkında bilgi aktardığını anlatan Rus tur operatör firması yetkilisi Galina Tereshcenko, şunları söyledi:

“Türkiye’nin sahip olduğu bu zenginliği yerinde gördüğümüzde Türkiye kaplıcalarına daha fazla odaklandık. Sizden çok daha fazla tanıtım yapmanızı bekliyoruz. Buradaki herkes Türkiye termallerinden etkilendi ama tanıtım ile desteklemeniz, Antalya bölgesinde olduğu gibi fuarlar ile bizlere daha fazla anlatmanız gerekiyor. Ayrıca gelişten gidişe kadar tüm ayrıntıları ile bizlerle paylaşmanız gerekiyor. Avrupa’ya göre çok daha ucuz bir o kadar daha iyi olan bu tesisler her yıl binlerce turisti ağırlayabilecek kapasitede.”

TESTUD Başkanı Yavuz Yılık ise dünyanın en güzel termal tesislerinin, en zengin su kaynaklarının, en güler yüzlü tesis işletmecilerinin ve personelinin Türkiye’de olduğunu vurgulayarak, ülkede eş zamanlı alternatif turizm çeşitlerinin de olduğunu bildirdi.

TESTUD olarak Termal turizmi tanıtmak üzere yaklaşık 6 ay önce faaliyete başladıklarına değinen Yılık, şunları kaydetti:

“Rus tur operatörleri ile bugün güzel bir başlangıca imza atıyoruz. Bu nedenle bugün aslında termal turizmi için bir milat. Bizler kısa süre içerisinde dost ülke Rusya’dan sayıları yüz binlerle ifade edilen turistin termal tesislerimize geleceğini öngörüyoruz. İşte bu noktada tüm termal işletmecilere tesislerinde gereken revizyonları yapmalarını özellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerini tamamlamalarını, personel eğitimlerini en kısa sürede tamamlamalarını öneriyoruz. Bu çabamız belki de termal tesislerimizi turizmimizin merkezi haline getirecek.”

Rusya’dan termal zenginliklerimizi yerinde görmek için Ankara’ya gelen konuklar Türkiye Termal Spa Sağlıklı Yaşam Turizmi Konferansı, Çalıştayı’nda Başkenti tanıma olanağı buldu.

Ruslar termallerimize hayran kaldı.  Termal de  öncülüğünde düzenlenen B2B etkinliğindeki dinamizm termallerimizde kısa sürede çok sayıda Rus turist olacağını gösteriyor.

 de bugün bir milat yaşanıyor.  dan gelen tur operatörleri, acentalar, medya çalışanları, üst düzey sağlık yöneticileri ilk kez büyük katılımlı bir organizasyonla ülkemizin termal zenginliklerini yerinde inceliyor.

Türkiye Kamu-Sen'e  Bağlı Sendikalar Türkiye Meydanlarında

Türkiye Meydanlarında Aynı Anda; Türkiye Kamu-Sen’e  Bağlı Sendikalar

HABER-Fehmi DUMAN-Sabahattin BİRİNCİ-Necla BAKAN

Biz Bugün meydanlardayız Ya SİZ…
Meydanlar Anlamsız kalır KAMUSENSİZ

Sakarya İl Şube Başkanları Yönetim Kurulu Üyeleri ve İşyeri Temsilcileri İle Birlikte Cumhur Başkanına İletilmek Üzere Kamu Çalışanları Adına Ek Zam Taleblerini Tüm Türkiyede Eş Zamanlı Olarak Kitlesel Basın Açıklaması İle Memurun Ve Emeklinin Sesi Olarak Duyurmaya Çalıştı.Mektuplarını Merkez Postaneden Gönderdiler

Kamu Çalışanının Haklı Taleplerinin Bir An Önce Hayata Geçirilmesi Yönünde T.B.M.M Kararlarını Bekleyeceğiz.Allah Cc Hakkımızda Hayırlısını Nasip Etsin İnşaallah.

TÜRK EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI MEHMET DÜZLÜ

TÜRK SAĞLIK SEN ŞUBE BAŞKANI İRFAN KORKMAZ

TÜRK BÜRO SEN ŞUBE BAŞKANI KENAN TOKA

TÜRK TARIM ORMAN SEN ŞUBE BAŞKANI FATİH KURT

TÜRK DİYANET VAKIF SEN ŞUBE BAŞKANI SALİH ÇİL

TÜRK ULAŞIM SEN ŞUBE BAŞKANI AZEM FINDIK

TÜRK İMAR SEN ŞUBE BAŞKANI CEZAYİR ZEHİR

TÜRK ENERJİ SEN ŞUBE BAŞKANI İSMAİL BAŞ

TÜRK HABER SEN ŞUBE BAŞKANI HAKAN HAYMANA

TÜRK KÜLTÜR SANAT SEN ŞUBE BAŞKANI ERDİN CANBAZ

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise, düğün ve açık hava

RECEP TAYYİP ERDOĞAN T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Cumhurbaşkanım, Malumları olduğu üzere, 2018 ve 2019 yıllarında memur ve memur emeklilerine yapılacak maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmeleri, 2017 yılının ağustos ayında gerçekleştirilmiş ve mutabakatla sonuçlanmıştır. Yetkili konfederasyon ve kamu işveren temsilcileri arasında imzalanan toplu sözleşme hükümlerine göre kamu görevlileri ile emeklilerin maaşlarına 2018 yılının ilk altı aylık dönemi için yüzde 4, ikinci altı aylık dönemi için yüzde 3,5 olmak üzere kümülatif yüzde 7,6; 2019 yılının ilk altı aylık dönemi için yüzde 4, ikinci altı aylık dönemi için yüzde 5 olmak üzere kümülatif yüzde 9,2 artış yapılması kararlaştırılmıştır. Toplu sözleşmeye göre dönemler halinde yapılan maaş zamlarının anılan dönemde gerçekleşen enflasyonun altında kalması durumunda aradaki farkın maaşlara yansıtılması hükme bağlanmıştır. Ancak 2018 yılı başından itibaren yaşanan ekonomik gelişmeler neticesinde enflasyonda yüksek oranlı artışlar görülmüş, memur ve emeklilerin maaşları reel olarak değer kaybederken alım gücünde büyük düşüşler yaşanmıştır. Öyle ki, 2017 ve 2018 ekim ayları dikkate alındığında yıllık enflasyon yüzde 25,24; 2018 yılının ilk on ayı dikkate alındığında ise yüzde 22,5 olmuştur. Bu süre zarfında ocak ayında 2017 yılına ilişkin yüzde 1,69 ve temmuz ayında yılın ilk altı ayına ilişkin yüzde 5,15’lik enflasyon farkı da eklenerek yapılan hesaplamada memur ve emekli maaşlarının yıllık yüzde 14,8 arttığı görülmektedir. Dolayısıyla kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaşları, enflasyon karşısında bir yılda yüzde 10,4 değer kaybına uğramıştır.

Yılın ilk on ayı itibarı ile hesaplandığında ise kamu görevlilerinin alım gücünün yüzde 9,5 düştüğü ortaya çıkmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak geçtiğimiz yıl 5.336,22 TL olan dört kişilik ailenin aylık zorunlu harcama tutarı, bu yıl tam 854,82 TL artış göstermiş ve 6.191,04 TL’ye ulaşmışken 2.977,67 TL olan ortalama memur maaşı 441,65 TL zamlanmış ve 3.419,32 TL olmuştur. Başka bir ifadeyle enflasyon farkı ödemesi de yapılmasına rağmen maaşlardaki erime ve alım gücündeki kayıp devam etmiş ve ortalama bir memurun alım gücü, bir yıl içinde aylık 413,17 TL azalmıştır. Tüketici fiyatlarındaki bu yükseliş yüzde 45’e ulaşan toptan fiyatlardaki artışla birlikte değerlendirildiğinde ekonomide her şey yolunda gitse bile uzunca bir süre daha fiyatların pahalanacağını, alım gücündeki düşüşün süreceğini göstermektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda 2018 yılsonu enflasyon hedefi yüzde 20,8; 2019 yılsonu hedefi ise yüzde 15,9 olarak belirlenmişken kamu görevlilerine 2018 yılının tamamı için enflasyon farkı dahil yüzde 13 maaş zammı yapılmış, 2019 yılı için ise yüzde 9,2’lik bir artış öngörülmüştür.

Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık ve açık hava

Dolayısıyla memur maaşları resmi rakamlara göre bu yıl en az yüzde 7,8 eriyecek, 2019 yılında da hedeflenen enflasyona ulaşılsa bile, maaşlarda yüzde 6,7’lik bir reel düşüş olacaktır. Her ne kadar dönem sonları itibarı ile maaşlara enflasyon farkı eklense de bu ödemenin geriye dönük olarak yaşanan kayıpları karşılamadığı, yalnızca anlık bir enflasyon düzeltmesi olduğu ve dönem içinde maaşların sürekli eridiği açıktır. Yüzde 15,9 olarak değiştirilen enflasyon hedefi dikkate alındığında 2019 yılı için memur ve emekli maaşlarına yapılması planlanan maaş zamlarının, Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı’nda yeni hedefe göre revize edilmesi de bir gerekliliktir.

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Enflasyonun toplumsal boyuttaki en olumsuz etkileri hiç kuşkusuz dar ve sabit gelirliler üzerinde görülmektedir. Bugün artık memur ve emeklilerimiz alışveriş yapamaz, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Ülkedeki gelir dağılımında adaletin sağlanması için en önemli araçlardan bir tanesi benimsenen ücret politikalarıdır. Gelişmeler karşısında ürünlerin fiyatına fahiş oranlarda zam gelirken maaşların yalnızca enflasyona endeksli olarak düzenlenmesi, gelir dağılımını bozacak, ekonomik olumsuzlukların yükünü yalnızca çalışan kesime yükleyecek bir etken olacaktır.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık, ağaç ve açık hava

Bu çerçevede toplu sözleşme görüşmelerinde enflasyona endeksli maaş artış tekliflerinden vaz geçilmesi, gerçekleşen enflasyon, yoksulluk sınırı, büyüme ve refah payının temel alındığı bir maaş artış sisteminin geliştirilmesi lüzumludur. Bütün bu gerçekler ışığında; kamu görevlilerinin mağduriyetini gidermek, enflasyona yenik düşen, temel ve vazgeçilmez harcamalar karşısında eriyen maaşlarını telafi etmek ve kamu görevlilerinin alım gücünü yükseltmek amacıyla 2019 yılı maaş artış oranlarının Yeni Ekonomi Programı’nda belirlenen hedeflere göre revize edildikten sonra memur ve emeklilere ek zam yapılması için gerekli girişimlerde bulunmanız hususunu saygılarımla arz ederim.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Fahrettin Çukur dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Fahrettin Çukur ve Türk Tarim Ormansen Sakarya dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Türk Tarim Ormansen Sakarya dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Fahrettin Çukur dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Fahrettin Çukur ve Saban Ozturk dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, ayakkabılar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 17 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar, gökyüzü, ağaç, açık hava ve doğa

TÜRKİYE KAMU-SEN E BAĞLI SENDİKALAR SAKARYA İL ŞUBE BAŞKANLARI VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ

TÜRK EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI MEHMET DÜZLÜ

TÜRK SAĞLIK SEN ŞUBE BAŞKANI İRFAN KORKMAZ

TÜRK BÜRO SEN ŞUBE BAŞKANI KENAN TOKA

TÜRK TARIM ORMAN SEN ŞUBE BAŞKANI FATİH KURT

TÜRK DİYANET VAKIF SEN ŞUBE BAŞKANI SALİH ÇİL TÜRK ULAŞIM SEN ŞUBE BAŞKANI AZEM FINDIK

TÜRK İMAR SEN ŞUBE BAŞKANI CEZAYİR ZEHİR

TÜRK ENERJİ SEN ŞUBE BAŞKANI İSMAİL BAŞ

TÜRK HABER SEN ŞUBE BAŞKANI HAKAN HAYMANA

TÜRK KÜLTÜR SANAT SEN ŞUBE BAŞKANI ERDİN CANBAZ

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık hava