kategori Arşivleri: Dünya

DES: Türkiye’nin En Büyük Sorunu; Torpil, Kul Hakkı ve Haram…

Türkiye’nin En Büyük Sorunu;

Torpil, Kul Hakkı ve Haram…

 

Türkiye’de tüm bakanlık ve devlet kuruluşlarında akıl almaz torpiller, vicdanları yaralayan iltimas ve adam kayırma vakaları ile hak ve hukuk ilkelerini derinden sarsan acımasız kadrolaşma operasyonlarının devam ettiğini ve her gelen yeni bakanın, bakan yardımcısı ve müsteşarın kendi yakınları, akrabaları, hısım, ortak ve ekibiyle ‘Devlet Pastası’nı paylaşma kabilinden adeta kamuyu talan etmeye çalıştıklarını söyleyen Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Topal, “Torpil, adam kayırma ve kul hakkı Türkiye’nin genel bir gerceği olmaktan acilen çıkarılmalıdır” dedi.

Torpille göreve gelmiş bir yönetici torpil, rüşvet ve haramı önleyemez. 16 yıldır eğitimde sayısız devrim ve reform yapıldı. Milyarlarca para ve milyonlarca öğrencinin yılları çöpe gitti, hakkı yenildi. Hemen her eğitim reformundan geri dönülerek, tekrar değiştirilmeye başlandı. Sebebi çağdışı kafaya sahip, birikimsiz, donanımsız torpilli bürokrat ve yönetici ordusunun Milli Eğitime ve üniversitelere çöreklenmiş olmasıdır. Bu kifayetsiz muhteris yönetici çetesi beceri ve bilgi eksikliklerini ideolojik çıkıntılıklarıyla ve riyakar hamasi nutuklarıyla kapatmaya çalışıyorlar.  

Bu torpilli haramzade kifayetsizler yıllardır öğretmenleri ihmal etmiş, öğretmenlerin her talebine sağır, her isyanına kör ve şaşı bakmıştır. İl içi ve il dışı atamalarda, görevlendirmelerde, görevde yükselmelerde ve terfilerde öğretmenler, öğrenci ve veliler mağdur ve mazlum duruma düşürülmüştür. Eğitimin bütün aşamalarında, okullarda ve üniversitelerde, bakanlık makamlarında torpil, iltimas ve adam kayırma almış başını gitmiştir. Hasılı öğretmenler mesleğine küstürülmüş hale getirilmiştir.

Her türlü alavere ve dalaverenin yaşandığı üniversitelerimizde de durum her geçen gün daha bir vahim hal almaktadır. Türkiye’de üniversiteler ve akademisyenlik  “ekmek kapısı, kadrolaşma, sınıfsal konumlanma, ideolojik mücadele alanı, hırs ve kariyerizm” gibi hastalıklı şahısların ve kişilik bozukluklarının merkezi haline gelmiştir. Türkiye’de kurumsal akademik anlayış iflas etmiş ve sonuç olarak akademik kurumsallaşma ideali de ölmüştür.

CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANA ‘DURDURUN!’ ÇAĞRISI!

Eskimiş, statükocu, torpilli, hizipçi, hemşerici, beceriksiz ve eli akçeli işlere bulaşmış taşra ve bakanlık bürokratlarını değiştirmedikçe, nesnel ve liyakata dayalı terfi sistemi getirmedikçe eğitimde sağlıklı reformlar ve başarılı devrimler gerçekleştirilemeyecektir. Öte yandan Milli Eğitimimizin ve üniversitelerimizin kaderine yön veren yönetim noktalarındaki kibir, onursuzluk, haram ve yağcılık abidesi gibi duran kişilerin, bizim dile getirdiğimiz tavsiyeleri değil söylemek, doğruları çarpıtmak ve gerçekleri gizlemek şeklinde hareket ettiklerini biliyoruz. Bu nedenle, bağımsız eğitimcilerin, demokrat sendikacıların partiler ve ideolojiler üstü çatı örgütü olan DES adına Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Başbakanımıza buradan gerçekleri ve doğruları açıkça ve net bir şekilde iletiyor, ivedi adımların biran önce atılmasını bekliyoruz. 

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNU ‘HARAM’DIR!

Bugünden tezi yok, hak ve hukuka aykırı iş ve işlemler derhal iptal edilmeli, sorumlular derhal cezalandırılmalıdır. Osmanlı devletini yıkan, Türkiye Cumhuriyetinin gelişip, güçlenmesini engelleyen bu hastalığımız ivedilikle rehabilite edilmelidir. Torpil ve iltimas bataklığını kurutma iddiasıyla yola çıktığı halde bu sefil, ahlaksız kayırmacı düzenin gelişip yaygınlaşmasına sebep olan Ak Parti yöneticilerinin vebal ve sorumluluğu çok daha büyüktür. Toplumsal huzursuzluk ve tatminsizliğin artmasının, sosyal çürümenin ana nedenlerinden birisi de torpil ve iltimas vakalarıdır. İş, makam ve mevkileri bir emanet olarak tanımlayan Peygamberimizde torpil, adam kayırma ve her nevi rüşveti yasaklamış, şefaat edilmeyeceğini bildirmiş ve yapanları lanetlemiştir.

Suriye’de kim kimin bileğini bükecek?...

Suriye’de kim kimin bileğini

bükecek?…

Necdet Buluz

Terör örgütü IŞİD’ın Suriye’den temizlenmesinden sonra iki süper Amerika ve Rusya’nın Suriye’deki bilek güreşi ön plana çıkıyor. Hiç kuşkusuz Suriye’yi parselleyen bu iki güç, aynı zamanda bölgeyi de tam kontrol edebilmenin mücadelesini verecek. Kısaca, “Bilek güreşini kim kazanacak?” sorusu gündemin tepesine oturmuş bulunuyor.

Şimdi hem Amerika’dan, hem de Rusya’dan ard arda açıklamalar geliyor. Biz, bu açıklamaları güreşten önce peşrev çekme olarak değerlendiriyoruz.

ABD, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG’nin kontrol ettiği Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı gruplarla çalışmaktan vazgeçmeyeceğini bir kez daha açıkladı. (SGD) adı altında terör örgütlerine silah ve destek veren Amer,ka’nın Suriye’de kalıcı olacağı da bu şekilde ortaya çıkmış bulunuyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk, Suriye’de yerel güçlere verdikleri desteğin düzeyinde ayarlamalar yapılacağını söyledi. Dışişleri Bakanlığı’nda gazetecilere brifing veren McGurk’e bir gazeteci, Başkan Trump’ın telefonda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “YPG’yle ilişkilerde ayarlamalar yapılacağını söylediği” şeklindeki haberleri sordu.

Amerika’nın Suriye’de kalıcı olup olmayacağının tartışıldığı bu günlerde McGurk’un açıklamaları damgayı vurdu. Dilerseniz özel temsilcinin bu konudaki açıklamalaşmalarına kısaca göz atalım:

“Şimdi operasyonların büyük aşamasının tamamlanmasıyla birlikte, askeri desteğin düzeyinde ayarlamalar olacak. Suriye’de kalmaya ve yerel güçlerle birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Ancak yıllar geçtikçe, desteğin türünde de ayarlamalar olacak. Operasyonların ilerleme şekline bakıldığında bu çok doğal. Bu her zaman planın bir parçasıydı. Biz Suriye’de kaldıkça yerel aktörlerle çalışmaya devam edeceğiz. Yerel halkın, ellerindeki bölgelerin yönetiminden sorumlu olmalarını istiyoruz ve Türkiye’yle tam şeffaflık politikamızı da muhafaza edeceğiz.”

Şimdi bütün sorun Suriye’de Amerika ile Rusya arasındaki bilek güreşinin kimin kazanacağı yönündedir. Rusya da ülkedeki üslerini güçlendirerek bölgede kalıcı olacağını daha önce duyurmuştu. Esad’ın en büyük destekçisi Putin,her açıklamasında Esad’ın da kalıcı olduğuna vurgu yaparak Suriye’de bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğinin de sınırlarını çizmişti.

Şimdi yüzümüzü yine McGurk’a çevirelim.

ABD’nin Suriye’de DEAŞ’a karşı savaşta 2018 boyunca da Rusya’yla temas halinde kalmayı sürdüreceğini belirten McGurk, ABD olarak Suriye’deki savaşa BM denetimindeki seçimlere uzanan bir anayasal süreç üzerinden çözüm bulmak istediklerini söylüyor. McGurk, DEAŞ’ın Suriye’de elindeki bölgelerin yüzde 98’ini kaybettiğini, BM raporuna göre her ay 1000 Suriyeli mültecinin evlerine döndüğünü de belirtiyor.

Şimdi şu konuya dikkat:

24 Kasım’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde “YPG’ye bundan sonra silah gitmeyecek” diyen ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’ye 2018’de gönderilecek silahları için Pentagon’un bütçesini 12 Aralık’ta imzaladı.

ABD’nin önümüzdeki yıl terör örgütü PKK’nın suriye’deki kolu olan PYD/YPG’ye vereceği silahlar şöyle: 12 bin Kalaşnikof, 6 bin PKM Makineli tüfek, 3 bin 500 Doçka ağır makineli tüfek, 3 bin RPG-7 Roketatar, bin Tanksavar, 100 keskin nişancı tüfeği, 235 havan topu sistemi.

Özetle, Başkan Trump’a artık hiçbir şekilde güvenilemeyeceği de bütün bu gelişmelerden sonra ortaya çıkmış bulunuyor.

Bugüne kadar özellikle PKK/ PYD terör örgütleri ile mücadele konusunda Amerika Türkiye’yi hep yanıltmıştır. Birçok konuda da yalan söylenmiştir. Bu saatten sonra Amerika’nın Suriye’de halen terör örgütleri ile olan sıkı işbirliğinin Türkiye aleyhine işleyeceğini de görüyoruz.

İsim değişikliğine giderek yeni terör örgütleri ortaya çıkaran Amerika’nın bölgedeki hedefleri içinde Türkiye başta geliyor. Bu konuda bastığımız her yere dikkat edip, dış politikada yeni stratejiler de oluşturmak durumundayız. Özellikle Amerika konusunda çok dikkatli olmalıyız.

Bu arada şunu da vurgulamadan geçmeyelim:

Hiçbir ülke bizim dostumuz ve müttefikimiz değildir. Her ülke bölgede çıkarlarını ön planda tutuyor. Konuyu bu açıdan değerlendirdiğimizde Rusya ve İran ile olan ilişkilere de pek güven duymamak gerektiğinin altını kalınca çizmekte yarar görmekteyiz.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus’ta Şehitler Anıtı’nı Ziyaret Etti

Resmî ziyaretini gerçekleştirmek üzere Tunus’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2011’de yaşanan Arap Baharı sırasında şehit edilen Tunuslular anısına yapılan Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti.

 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus’ta Şehitler Anıtı’nı Ziyaret Etti

Resmî ziyaretini gerçekleştirmek üzere Tunus’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2011’de yaşanan Arap Baharı sırasında şehit edilen Tunuslular anısına yapılan Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti.

Ziyaret vesilesiyle düzenlenen törende, iki ülkenin millî marşları çalındı ve şehitlerin anısına saygı atışı yapıldı. Şehitler Anıtı’na çelenk bırakan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehitler için dua etti.

Bu ziyaretiyle Tunus’taki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kartaca Uluslararası Havalimanı’na geçerek beraberindeki heyetle birlikte Türkiye’ye hareket etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı havalimanından Tunus Dışişleri Bakanı Khemaies Jhinaoui, Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi Lazhar Karouichebbi, Tunus şehri Valisi Chedly Bouallegue, Belediye Başkanı Saief-Allah Lasram, Devlet Protokol Müdürü Mondher Mami ile Tunus’un Ankara Büyükelçisi Fayçal Ben Mustapha, Türkiye Cumhuriyeti Tunus Büyükelçisi Ömer Faruk Doğan ve diğer yetkililer uğurladı.

Emine Erdoğan, Tunus’ta Uluslararası Maarif Okulu’nu Ziyaret Etti

Emine Erdoğan, Tunus’ta Uluslararası Maarif Okulu'nu Ziyaret Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resmî ziyaretine refakatle Tunus’ta bulunan eşi Emine Erdoğan, 3 Kasım 2017’de resmî açılışı yapılan Uluslararası Maarif Okulu’nu ziyaret etti.

Emine Erdoğan’ın ziyareti vesilesiyle düzenlenen ve okul öğrencileri ile velilerinin yer aldığı programda, Maarif Vakfı Okulu’nun yeni aydınlık çehresinin, Türkiye-Tunus iş birliğini güçlendireceğine olan inanç vurgulandı. Programda öğrenciler, Türkçe şarkılar seslendirdi.

Emine Erdoğan’a ziyaretinde Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ve Maarif Vakfı Başkanı Birol Akgün’ün yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın eşi Şule Akar ile heyette bulunan bazı bakanların eşleri de eşlik etti. Program, aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

27.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus’ta Şehitler Anıtı’nı Ziyaret Etti
27.12.2017
Emine Erdoğan, Tunus’ta Uluslararası Maarif Okulu’nu Ziyaret Etti
27.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nahda Lideri El-Gannuşi’yi Kabul Etti
27.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nida Genel Sekreteri El-Sibsi’yi Kabul Etti
27.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus Başbakanı Şahid’i Kabul Etti
27.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus Meclis Başkanı En-Nasır’ı Kabul Etti
27.12.2017
“Tunus’un Kalkınması Türkiye’nin de Kalkınması Demektir”
27.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus Cumhurbaşkanlığı Sarayında
27.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan Tunus’ta
26.12.2017
Emine Erdoğan, Encemine’de Okul Ziyaret Etti
26.12.2017
“Afrika’ya Bakışımız Sömürgeciler Gibi Olmayacak”
26.12.2017
“Çad’da Bulunan FETÖ İltisaklı Okullar Maarif Vakfımıza Devredildi”
26.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan Çad’da
25.12.2017
“Afrika ile Birlikte Üretmek, İlerlemek ve Zenginleşmek Arzusundayız”
25.12.2017
Emine Erdoğan, Sudan’da Kadın Milletvekilleri ile Görüştü
25.12.2017
“Gelecek Afrika Kıtasının Olacaktır”
25.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sevakin Adası’nı Ziyaret Etti
24.12.2017
“Türkiye’nin Afrika’ya Bakışı İnsani ve Karşılıklı Yarar İlkesi Doğrultusundadır”
24.12.2017
“Sudan’a Uygulanan Haksız Ambargonun Kaldırılmış Olmasından Memnuniyet Duyuyoruz”
24.12.2017
Emine Erdoğan, Sudan Cumhurbaşkanı El Beşir’in Eşi Modawi ile Bir Araya Geldi
24.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan Sudan’da
24.12.2017
“BM İçerisinde Farklı Bir Dinamizmi Ortaya Çıkarmak Durumundayız”
23.12.2017
“Bu Milletin Tek Bir Kuruşunu Dağdaki Terör Baronlarına Peşkeş Çektirmemeye Kararlıyız”
23.12.2017
“Nerede Canı Acıtılan Biri Varsa, Onun Yanında Olmak Benim Namus Borcumdur”
22.12.2017
“BM Onurlu Bir Duruş Sergiledi”
21.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistinli Muhammed et-Tavil’i Kabul Etti
21.12.2017
“Sahip Olduğumuz Görkemli Geçmişe Layık Bir Gelecek İnşa Etmeliyiz”
20.12.2017
“Şahsi Çıkarları Uğruna Müslümanların Birliğine Çamur Atanlara Meydanı Asla Bırakmayacağız”
19.12.2017
“İslam Ülkelerinin Aralarındaki Sorunları Bir Tarafa Bırakarak, Yekvücut Olmaları Gerekiyor”
19.12.2017
Cibuti Cumhurbaşkanı Guelleh Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde
18.12.2017
“Göçmenler Konusunda Başımız Ne Kadar Dikse, Kendilerini Gelişmiş Ülke Olarak Tanımlayanların Başı O Kadar Eğik”
18.12.2017
AK Parti MYK, Cumhurbaşkanı Erdoğan Başkanlığında Toplandı
18.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın Oğlunun Cenaze Törenine Katıldı
17.12.2017
“İçinde Bulunduğumuz Sancılı Günlerde, Hz. Mevlana’nın Mesajlarını Çok Daha İyi İdrak Etmeliyiz”
17.12.2017
“Türkiye, 2019 İmtihanını Başarıyla Vermeden Geleceğine Güvenle Bakamaz”
17.12.2017
“Doğu Kudüs’te Resmî Olarak da Büyükelçiliğimizi Açacağız”
16.12.2017
“Uluslararası Sistem Haksızlıklara Dur Diyecek Mekanizmaları Oluşturmazsa, İnsanlık Kaosa Sürüklenecek”
16.12.2017
Emine Erdoğan: “Kültürümüzü ve Geleneksel Sanatlarımızı Gelecek Nesillere Aktarmak Hepimizin Görevidir”
16.12.2017
“Sünnet ve Siret Olmadan, İslam’ın Yaşanması Mümkün Değildir”
15.12.2017
“Türk Milleti Olarak Dünyaya Son Sözümüzü Henüz Söylemedik”

Sınırımızda yeni bir oyun…

Sınırımızda yeni bir oyun…

Necdet Buluz

 

Artık şu gerçeği bütün yüzü ile görmeliyiz:

Suriye’de giderek güçlenen terör örgütü PKK’nın kolu PYD ve onun silahlı gücü YPG’ ye Amerika kadar Rusya da destek veriyor. Aynı şekilde PKK da bu topraklarda yer ediniyor.

Amerika, terör örgütü PYD ile işbirliğini bütün hızı ile sürdürürken, Rusya Genelkurmay Başkanı da yaptığı açıklamada “Bizim YPG güçleri ile olan işbirliğimiz var ve bunu sürdüreceğiz” diyerek PYD ile olan ilişkilerini saklamıyor. Geçenlerde de yazdık,bu terör örgütü iki sper güç tarafından adeta paylaşılamıyor.

Tabloya baktığımızda iki süper gücün Suriye’de PYD’den vaz geçmeyeceklerini görmekteyiz. Bütün itirazlarımıza ve baskılarımıza rağmen bu iki ülke terör örgütü ile içli dışlı olmayı sürdürüyor.

İşin ilginç yanı, sınırımız boyunca Türkiye için tehdit oluşturan bu güçlerin halen silahlandırılmasıdır. Bu örgütleri bizimle çatıştırma hesapları yapılıyor.

Yeni ve sinsi planlar devreye sokuluyor.

Amerika’nın her alanda tam destek verdiği terör örgütü PYD/YPG Gaziantep’in Kargamış İlçesi’nde sınırın hemen dibine karakol kurarak yeni bir tehdit oluşturma yoluna gitti. Hiç kuşkusuz bu karakolun oluşmasının arkasında Amerika varlığı unutulmamalıdır.

Köprübatı ve Ziyaret hudut karakollarındaki askerlerimizin de termal kamerlarla izledikleri bölgede 24 saat devriye geziyor. Terör örgütünün kurduğu karakol da sürekli kontrol altında tutuluyor.

Peki, buna izin verilecek mi?

Eğer, sınır güvenliğimiz ve Türkiye için bir tehdit oluşturuluyorsa bu karakol mutlak şekilde imha edilmelidir.

Aslında oynanmakta olan oyun hem büyük, hem de Türkiye için tehdit ve tehlike boyutlarındadır. Amerika’nın YPG’nin yanında DEAŞ’ı da Türkiye için kullanmaya başlayacağının ayak seslerini duymaktayız.

Size vereceğimiz aşağıdaki haber, sinsi planları daha net görebilmeniz açısından önemlidir.

Türkiye’nin sınırlarını teröristlerden temizleme planı doğrultusunda gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Harekâtı, bölgede güven ve huzur ortamı sağladı. Harekât, İdlib operasyonu ile devam etti ve çatışmasızlık bölgeleri genişletildi.

TSK’nın, YPG’nin kontrolündeki Afrin’e operasyon hazırlığı yaptığı dönemde DEAŞ’lı teröristlerin Cerablus’a sızdırılmaya çalışıldığı öğrenildi. Bölgede sızma girişimi sırasında yakalanan DEAŞ’lılarin YPG’nin kontrollü olarak serbest bıraktığı bölgedeki teröristler olduğu tespit edildi. Bölgedeki askeri kaynaklardan alınan bilgilere göre YPG’nin DEAŞ’dan aldığı bölgelerdeki teröristleri Fırat Kalkanı hattına doğru yönlendirdiği belirlendi.

DEAŞ’lı teröristlerin bu bölgede kanlı saldırılar yapmak üzere hazırlandığı istihbaratlarının da alındığı ve güvenlik önlemlerinin üst seviyeye çıkarıldığı belirtildi. Bilgi veren bir güvenlik bürokratı, YPG’nin DEAŞ’la yaptığı anlaşmanın görüntülerle deşifre olması sonrası, DEAŞ’lı teröristlerin TSK’nın kontrolündeki alanlarda saldırılar düzenlemesi için harekete geçirildiğini belirtti.

Bir güvenlik uzmanının şu görüşlerini de önemsiyoruz:

“Hedef, TSK’nın zayıflatılması ve YPG’nin kontrolündeki Afrin’den uzaklaştırmasıdır. Bu planların gerçekleşmesine, TSK ve güvenlik güçlerinin dikkatlerinin dağılmasına izin verilmeyecektir. YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin iş birliği içinde olduğu artık biliniyor. Türkiye’nin sınırlarında bir terör yapılanması kurulmasına asla izin verilmeyeceğinin dış güçlerce de bilinmesinde yarar var. Son gelişmelere baktığımızda Suriye’de çatışmasızlığın sürdürülebilmesi, siyasi çözüme yaklaşılmasının teröristlerin paniklemesine neden olduğunu görmekteyiz. Bu durum da hali ile dış güçlerin işini zorlaştırmaktadır.”

Burada şu noktaya da değinelim:

Son günlerde Türkiye’nin Rusya ve İran ile olan işbirliği Amerika’yı rahatsız ediyor. Ancak, bu işbirliğinde de Rusya ve İran’a da güvenilmemelidir. Çok dikkatli olmak ve adımlarımızı da buna göre atmak durumunda olduğumuzu unutmamalıyız.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

“Esad ile devam” kararı…

“Esad ile devam” kararı…

Necdet Buluz

Baştan bu yana Suriye’nin geleceği konusunda yazdığımız ve savunduğumuz şu olmuştur:

“Suriye’de savaşın sona ermesi ve yeni düzenleme ancak Amerika ve Rusya’nın anlaşması ile gerçekleşebilir. İki süper güç, bölgede ve Suriye’de etkindir ve belirleyicidir.”

Yine hep vurgulamaya çalıştığımız Esad’ın kalıcı oluşu olmuştur. Bugün gelinen nokta böyle bir gelişmenin olduğunu da gözler önüne seriyor.

Nitekim Suriye’de savaşın sona ermesi, DEAŞ ile mücadelede ortak işbirliği ve “Esad ile devam” konularında Amerika ile Rusya’nın yeni bir anlaşamaya varması ve metni imzalaması bu ön görümüzün doğruluğunu da ortaya koymuştur.

Turmp ile Putin, görüşmelerinde de Suriye Devlet Başkanı Esad’ın iş başında kalması ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasında da Esad’ın rolünün olabileceği konusunda anlaşmaya vardıkları da vurgulanıyor.

Baştan bu yana gerek Amerika, gerekse Rusya Esad konusunda anlaşma içindeydiler. Esad, bugüne kadar istenilmemiş olsaydı, çoktan işi bitirilebilirdi. Bugüne kadar Esad’ın iş başında olmasında iki süper gücün ortak görüşlerinin etkili olduğu da görülüyor.

Esad’ın iş başında kalmasında DEAŞ konusunda v erdiği mücadeleye de dikkat çekiliyor.

Konu ile gelişmelere göz atalım:

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’de terör örgütü DEAŞ’ı yenme konusunda kararlılıklarını teyit ettikleri bildirildi.

Kremlin’den yapılan açıklamada, iki liderin Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) toplantısı kapsamında Vietnam’ın Da Nang şehrinde kısa bir görüşme gerçekleştirdikleri belirtildi.

Putin ile Trump’ın, görüşme sonrasında ortak bir metne imza attıkları kaydedilen açıklamada, iki liderin söz konusu metinle Suriye’de DEAŞ’ı yenme konusunda kararlılıklarını teyit ettikleri vurgulandı.

İki liderin, Suriye kriziyle ilgili Cenevre görüşmelerine tüm tarafların aktif katılması için çağrıda bulunduklarına işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“İmzalanan ortak metinle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı doğrultusunda, Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne bağlılık teyit edildi. İki lider, Suriye krizi için askeri bir çözümün mümkün bulunmadığı konusunda hemfikirken DEAŞ’la mücadelede tehlikeli olayların engellenmesi için ortak iletişim kanalları kurulması için de anlaşmaya vardı.”

Tarafların ayrıca BM üyesi ülkelere çağrıda bulunarak gelecek dönemde Suriye’ye yönelik insani yardımların artırılmasını istedikleri belirtildi.

Şimdi ne olacak?

Türkiye, bu anlaşma ve kararlar doğrultusunda Esad ile ilişkilerini yeniden gözden geçirme durumundadır. Dış politikalarda eğer hatalar yapılıyor ve bunun sıkıntıları görülüyorsa, bu politikalarda değişiklikler de gerekebiliyor. Bugün Esad ile yeniden ilişkiler bu çerçeve içersinde değerlendirilmelidir.

Sınırımız boyunca terörist gruplar bizim için bir tehdit oluşturuyor. DEAŞ’ın yanı sıra PYD güçlerinin varlığından uzun yıllardır rahatsızız. Bu konuların çözümünde Suriye ile işbirliği içinde hareket ederek sorunların asgari düzeye indirilmesi de mümkündür.

Artık körü körüne siyaset yapma dönemi kapanmalıdır.

Suriye politikalarımızın baştan bu yana yanlış olduğu görülmüştür. Bu konuda çok büyük sıkıntılarımız oldu, bugün de bu sıkıntılar sürüyor.

Ülkemize gelen ve sayıları 3,5 milyonu bulan Suriyeli sığınmacılar konusunda tartışmalar bitmedi. En azından Suriye ile kurulacak işbirliği ile bunların önemli bölümünün ülkelerine dönüşleri de sağlanabilir.

Bunun yanında Suriye olan ticaret başta olmak üzere diğer konularda da işbirliği içine girilip, dostane ilişkilerin yeniden canlandırması sanıyoruz hem bizim, hem de bölge için olumlu sonuçlar verecektir.

Dikkat edilecek olursa daha düne kadar Irak ile ilişkilerimiz de son derece gergindi. Bugün Irak ile müttefiklik içinde bulunuyoruz. Teröristlere karşı da işbirliği yapıyoruz. Koşullar bunu gerektiriyorsa ortada düşmenlık da olmamalıdır.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

 

Barzani, Amerika ve İsrail’in sessizliği…

Barzani, Amerika ve İsrail’in

sessizliği…

Necdet Buluz

Peşmergebaşı Barzani, tüm uyarılara kulak tıkayıp, Kuzey Irak’ta referandumu yaptıktan sonra bir de meydan okumuş ve “Herhangi bir grup Kerkük’ün durumunu güç kullanarak değiştirmeye çalışacaksa her bir Kürt’ün bunun için savaşa hazır olduğunu bilsin” demişti.

Ankara’nın uyarılarına bile neredeyse tehditkar tavır ve açıklamalarla yanıt gelmişti.

Ancak Irak Ordusu ile Haşdi Şabi’nin ortaklaşa operasyonunda bir gün içinde tüm elindeki avucundakileri bırakmak zorunda kalmıştı.

Kerkük’ün el değiştirmesinden sonra Kuzey Irak’daki durumun nasıl şekilleneceği konusunda çeşitli senaryolar üretiliyor. Amerika’nın Barzani’yi sattığı bile iddia ediliyor. Barzani’nin, Amerika ve İsrail’in bugünlerde sessiz kalması ise daha çeşitli yorumlara neden oluyor.

Aslına bakılacak olursa Barzani, bütün gücü ve desteği Amerika ve İsrail’den alıyordu. Ne oldu da birden bire bu destekler çekildi? Yoksa bu bir aldatmaca mı?

Kuzey Irak’ta Bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulması çalışmalarını yapan Amerika olmasına ve bunun da İsrail tarafından desteklenmesi rağmen bugünkü suskunluğun altında başka hesapların olabileceğini görür gibiyiz.

Eğer, Amerika bölgede İran’a karşı İsrail’in güvenliği açısından Kuzey Irak’ta Barzani’nin güçlü kalmasını ve kendi devletini kurmasını istiyorsa ve bunu da bugüne kadar desteklediyse bu projesinden vaz geçeceğini sanmıyoruz. Özetle, daha burada henüz her şey bitmiş sayılmaz.

Sonuç olarak bir durum değerlendirmesi yapılacak, suların durulması beklenecek ve daha sonra hamleler yapılacaktır. Bu konuda Türkiye’nin de çok dikkatli olması, yeni politikalarını da bunları hesap ederek yapması gerekecek. Kuzey Irak’taki durumu bugünkü şekli ile görüp havalanmamak gerekiyor. Bu topraklarda çok daha önemli değişikliklerin olabileceğini görmek gerekiyor.

Kuzey Irak, Barzani, Kerkük ve Amerika ile İsrail’in durumu tartışılıyor. Bu tartışmalara bazı uzmanlar ve bölgeyi iyi tanıyan komutanlar da katılıyor.

Hatta Barzani’nin Peşmergeleri ile Talabani’nin Peşmergelerinin yakında bir çatışma içine girebilecekleri bile söyleniyor. Kerkük’ün Irak Ordusu’na bırakılmasında her iki tarafın birbirini suçlaması da bu çatışmaların ayak sesleri olarak görülebilir. Çünkü Barzani ile Talabani’nin tarafları birbirini adeta “düşman “gibi görüyorlar.

Bütün bu gelişmeleri alt alta koyup değerlendirdiğimizde Kuzey Irak ve Kerkük’te yeni bazı olayların ve oynamaların olabileceğini de gözlerden uzak tutmamız gerekiyor.

Emekli Orgeneral Necati Özgen Paşa, yıllardır bölgede görev yaptı. Barzani’yi de Peşmergeleri de çok iyi tanıyor. Özgen Paşa, konu ile ilgili açıklamalarında Kuzey Irak’ta bundan sonra nelerin olabileceği konusuna ışık tutuyor. Barzani, Amerika ve İsrail’in sessizliğinin de yanlış anlaşılmaması gerektiğinin özellikle altını çiziyor. Kendisini dileyelim mi?

“Barzani’yle Talabani’nin partileri, adamları arasında kökten bir anlaşmazlık var. Aslında gizli düşman bunlar, birbirlerini hiç sevmezler. Ben içlerinde yaşadım ve bunları biz barıştırdık. Yani aralarında öyle bütünlük falan söz konusu değil. Zaten Barzani de bunu böyle bir işle düzeltmek istedi ama olmadı. Kaldı ki peşmergeyi o kadar da gözde büyütmesinler, Barzani’nin kuvvetinin eti ne budu ne olacak? Yani ‘Yok eğer gelirlerse bizde yapacağımızı biliriz’ falan bunlar boş laflar. Güçten korkarlar bunlar. ABD ve İsrail’e güvendi. Arkasında bir güç olmadan bu adam bu cesareti gösteremez. Yoksa Türkiye’ye o kadar geldi gitti durup dururken niye rest çeksin? Bir de kendisi devriliyordu, padişahlık elden gidiyordu ve madem arkamda böyle bir kuvvet var kendimi kurtarırım diye düşündü, tabii şu anda da tehlikede. Bu iki konudan dolayı bu işe başını koydu. Amerika, Barzani’yi niye satsın ki? Durum nedir tam bilemiyoruz. Yani İsrail ve ABD’nin tutum ve davranışları daha ortaya çıkmadı. ABD başkanının ‘Karışmıyoruz ama oradaki olanları tasvip etmiyoruz’ sözleri de başkalarının karışmasından duyulan rahatsızlık anlamında. Çünkü bu ABD’nin projesi ve kesinlikle Ortadoğu’da İsrail’in yanında böyle bir devlet isteniyor. Bu adamlar, ABD’liler bu işten vazgeçmezler. Yani şu anda Barzani tarafından konuşacak olursak, henüz her şey daha bitmiş değil. Evet, Barzani hata yaptı ama ABD ile İsrail desteğini çekmiş olamaz. Türkiye şu an için müdahale durumunda olmamalı. Ama eğer Türkmenlere gerek merkezi Irak’tan olsun gerek Barzani ya da Talabani peşmergeleri tarafından olsun bir zarar verilirse TSK derhal oraya müdahale etmek zorunda. Hava kuvvetleri olur, kara kuvvetleri olur, çünkü siyasi müdahale falan geçti artık.”

 

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

AHUNBAY, “Dünya Mirası Listesi’ndeki Eserler Korunmalı”

AHUNBAY, “Dünya Mirası Listesi’ndeki Eserler Korunmalı”

Edirne Belediyesi, Türk Mühendisler ve Mimar Odaları Birliği Edirne İl Koordinasyon Kurulu, TMMOB Mimarlar Odası Edirne Temsilciliği ve Edirne Kent Konseyi’nin daveti üzerine Edirne’ye gelen Türk bilim dünyasının sayılı isimlerinden biri olan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın, Edirne’de ‘UNESCO Dünya Mirası Ölçütleri, Türkiye’deki Dünya Mirası Koruma Uygulamaları’ isimli bir konferans verdi.

Reklam

AHUNBAY, “DÜNYA MİRASI LİSTESİ’NDEKİ ESERLER KORUNMALI”

Edirne Belediyesi, Türk Mühendisler ve Mimar Odaları Birliği Edirne İl Koordinasyon Kurulu, TMMOB Mimarlar Odası Edirne Temsilciliği ve Edirne Kent Konseyi’nin daveti üzerine Edirne’ye gelen Türk bilim dünyasının sayılı isimlerinden biri olan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın, Edirne’de ‘UNESCO Dünya Mirası Ölçütleri, Türkiye’deki Dünya Mirası Koruma Uygulamaları’ isimli bir konferans verdi.

AHUNBAY, “DÜNYA MİRASI LİSTESİ’NDEKİ ESERLER KORUNMALI”

ETSO Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansın açılış konuşmasını Edirne Belediye Başkan Vekili Selçuk Çakır yaptı. Konuşması Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver ‘Her Şey Biter Edirne Bitmez’ sözüyle başlayan Çakır, “Milletlerarası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi yönetmeliğine göre; Türkiye’deki anıtların incelenmesini özendirmek, korunmasını sağlamak, halkın ilgisini çekmek ve bu ilgiyi artırmak amaçlarıyla ICOMOS Türkiye Milli Komitesi kurulmuştur. ICOMOS Sempozyumu 16.11.2009 tarihinde yine bu salonda yapılmıştır. Bu sempozyumun konusu Selimiye Camii ve Külliyesi Dünya Mirası Yolu’nda idi. Bu hedefe 2011 yılında ulaşıldı. Darısı Uzunköprü ve II. Beyazıt Külliyesi. Sayın Hocam Edirne olarak verdiğiniz ev ödevlerini yapmaya çalışıyoruz. Selimiye Meydanı Kentsel Tasarım Projesi kurul onayının son aşamasında bulunmaktadır. Alan içerisinde Yemiş Kapanı Hanı var. Sondaj, kurtarma kazıları yapıldı bitti. Sorun var mı denilirse ‘Evet’ var. Görüşleriniz yol göstericiliğiniz için teşekkür ediyor, şimdiden bu bilgileri size arz ediyorum” ifadelerini kullandı.

Edirne’ye ilk olarak 1970 yılında geldiğini ifade eden Prof. Dr. Zeynap Ahunbay, “ Türkiye’de çok değerli dünya mirası eserlerimiz var. Bunlardan biri de Selimiye Camii. Her ülke bir dosya hazırlıyor, bir raporla UNESCO’ya iletiliyor. Her sene başka bir ülkede toplanıyor uzmanlar.   Gönderilen dosyalar tartışılıyor. Türkiye’de şu anda 17 tane alan UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta. Bu eserlerin korunması da çok önemli. Bir yerin dünya mirası seçilmesi için insanın yaratıcı dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olmak gerekiyor.  Selimiye Camii’nde görüyoruz. Mimar Sinan, insan dehasının en üst düzeyinde bir yapıyı kazandırmış. Selimiye Osmanlı döneminin yapıtıdır. Osmanlı dönemini yansıtıyor. Şehrin en süt noktasına konulmuş, çarşılarla birlikte planlanmış” diye konuştu.

Dünya Mirası Listesi’nde yer alan dünyadaki ve Türkiye’deki eserler  hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Ahunbay, “Selimiye Camii yüzyıllar içinde bir takım depremlere maruz kalmış. Fakat çok sağlam olduğu için ayakta kalabilmiş. Savaşlar görmüş, kuşatılmış, toplar isabet etmiş. Selimiye Camii’ni yapılırken, gelir getirmesi için bazı ticari binalarda yapılmış. Bunlar 19 ve 20 yüzyılda geçirdiği savaşlar ve depremler nedeniyle harap olmuş. Ben geldiğimde önünde park vardı ve Selimiye Camii maket gibi görünüyordu. Buradaki kentsel kayıp önemli” dedi.

Son restorasyonda çok güzel bezemelerin ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Ahunbay,” Çok değerli bir varlığımız var. İyi bakmamız gereken bir miras. Çevresinde uygun olmayan tabelalar var. Bunların ayıklanması, Selimiye’nin daha iyi sunumunu sağlayacaktır. Ayağa kaldırılması düşüncesini yeni duyuyorum. Bir arkeolojik kalıntı var orada. Yerini koruması daha doğru olacaktır. Tarih bir takım şeyleri yıkmış. Ama şuanda başka bir durumla karşı karşıyayız.  Bizim sadece Selimiye camini değil, çevredeki yapıları da tüm kenti koruma altına almamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Reklam

  • EDİRNE KÜLTÜR KOKTU

    EDİRNE KÜLTÜR KOKTUEdirne Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen Edirne 5. Kitap Fuarı 9. gününde birbirinden değerli yazarlara ev sahipliği yaptı….

  • ÖĞRENCİLER, KİTABI VE KİTAP FUARINI ANLATTI

    ÖĞRENCİLER, KİTABI VE KİTAP FUARINI ANLATTI

  •  HAFTA SONU 41 YAZAR KİTAP FUARINDA

    HAFTA SONU 41 YAZAR KİTAP FUARINDAEdirne Belediye Başkanlığı tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen ve fuar boyunca 46 seçkin yayınevinin stant açtığı Edirne Kitap…

    • İTFAİYEDEN KEDİ KURTARMA OPERASYONU

      İTFAİYEDEN KEDİ KURTARMA OPERASYONU

      Edirne’de ağaçta mahsur kalan kedi Edirne Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekiplerinin başarılı çalışması…

    • GEÇMİŞ OLSUN

      GEÇMİŞ OLSUN

      Edirne şehir merkezine içme suyu sağlamak üzere, Edirne İçme Suyu Kayalıköy Barajı Projesi kapsamında,…

2. Bingöl Tanıtım Günleri Başladı

  1. Bingöl Tanıtım Günleri Başladı

Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz  “Bingöl’ün en değerli varlığı, Bingöllülerdir”

İstanbul’da “Bingöl Tanıtım Günleri” Başladı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen “Bingöl Tanıtım Günleri”ne katıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen “Bingöl Tanıtım Günleri”ne katıldı.

Maltepe Sahili Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirilen “Bingöl Tanıtım Günleri”nin açılış töreninde konuşan ve kendisi de Bingöl doğumlu olan Yılmaz, İstanbul’un kendilerinin ikinci vatanları olduğunu söyledi. Bingöl’ü hiç bilmeyen ve hiç gitmeyen kişilere burada kenti tanıtma imkanının sunulduğunu belirten Yılmaz, bu etkinliğin Bingöl’ü ziyaret eden kişi sayısının artırılmasına katkı sağlamasını diledi.

Doğuda yaşayan vatandaşların iş, askerlik veya başka vesilelerle batıyı tanıma imkanı bulduğuna değinen Yılmaz, şöyle konuştu:

“Batıda yaşayan insanlar ise doğuyu medyadaki algı üzerinden biliyorlar. Bu algı çok çarpık ve yanlış bir algı. Terör olaylarından dolayı bütün bölge için olumsuz bir yargı oluşuyor. İşte bu tanıtım günleri vesilesiyle doğuya yapılacak ziyaretler, önyargıların kırılmasında ve kardeşliğin pekiştirilmesinde çok büyük önem taşıyor. Bana Bingöl’ün en değerli varlığı nedir? diye sorarsanız, ne güneşin doğuşu ne yaylalar ne termal kaynaklar ne de kayak tesisleri derim. Bingöl’ün en değerli varlığı, Bingöllülerdir. İnsanımızdır.”

Açılışa katılan Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi de tanıtım günlerinde amacın sadece şehri tanıtmak olmadığını belirterek, “81 il ile kardeşliğimizi pekiştirmeye geldik.” dedi.

Ballı,Börekli,Kavurmalı,Kadayıflı Yöresel Lezzetler İstanbul’da Bingöl Tanıtım Günlerinde!

‘2. Bingöl Günleri’ programı İstanbul Maltepe Sahil Etkinlik Alanında yapılmaya  başladı.

 Program Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bingöl milletvekili Dr. Cevdet YILMAZ, Vali Yardımcısı Tunahan ÇİL , Belediye Başkanı Yücel BARAKAZİ ve BİNDAV Başkanı Müslüm AYYILDIZ’ın katılımları ile açılış töreni ile başladı

  • Adaklı
  • Genç
  • Karlıova
  • Kiğı
  • Solhan
  • Yayladere
  • Yedisu

                  BİNGÖL  TANITIM GÜNLERİ PROGRAMI

11  EKİM  2017 ÇARŞAMBA

18.30                           YÖRESEL YEMEK İKRAMI

19.00                           BİNGÖLLÜ ŞAİRLERLE ŞİİR SAATİ

20.00                           ALİŞAN KONSERİ

22.00                           KAPANIŞ

12 EKİM  2017 PERŞEMBE

10:00                           TANITIM STANDLARININ AÇILIŞI

14.00                           HALKOYUNLARI GÖSTERİSİ

16.00                           FIRAT KALKINMA AJANSI SUNUMU

17:00                           ABDULLAH CAF İLE KENDİMİZE GÜLELİM

18.00                           TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ SUNUMU

19:00                           AYHAN BARASİ  KONSERİ

22.00                           KAPANIŞ

13 EKİM  2017 CUMA

10:00                           TANITIM STANDLARININ AÇILIŞI

14.00                           HALKOYUNLARI GÖSTERİSİ

15.00                           TSO SUNUMU

16.00                           FİKRET DELİKANLI KONSERİ

17.00                           İL KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜ SUNUMU

                                    Bingöl Tarihi Üzerine Söyleşi-Prof.Dr. Mahfuz Söylemez

18.00                           İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SUNUMU

19:00                           SERVET KOCAKAYA  KONSERİ

22.00                           KAPANIŞ

14 EKİM 2017 CUMARTESİ

10:00                          TANITIM STANDLARININ AÇILIŞI

12:00-13.30                ADAKLI SAATİ  / AÇILIŞ KONUŞMALARI

                                     Fesih Laçin, Metin Biçimli

13:30-15.00                GENÇ SAATİ  /  AÇILIŞ KONUŞMALARI

                                     Yılmaz Bingöl , Murat Atan

15.00-16.30                 KARLIOVA SAATİ  / AÇILIŞ KONUŞMALARI

                                     Dengbejler

16.30-18.00                 KİĞI SAATİ / AÇILIŞ KONUŞMALARI

                                     Aziz Koç,  Murat Güntay

19.00                           AVNİ POLAT KONSERİ

22.00                           KAPANIŞ

15 EKİM  2017 PAZAR

10:00                          TANITIM STANDLARININ AÇILIŞI

12.00- 13.30              SOLHAN SAATİ / AÇILIŞ KONUŞMALARI

                                    Yakup Koçak,

13.00-14.00               YAYLA DERE SAATİ / AÇILIŞ KONUŞMALARI

                                    Eray Topçu,Cengiz Özsu

14.00-15.00                YEDİSU SAATİ / AÇILIŞ KONUŞMALARI

                                    Servet Yazıcı,Zirekoğlu Grubu

15.00                           BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ SUNUMU

16.00                           ZAZALAR ÜZERİNE SÖYLEŞİ  (Abdullah Demir)

17:00                           KAPANIŞ TÖRENİ

18:00                           FATİH YAMAN KONSERİ

21.00                           PROGRAMIN ZİYARETÇİLERE KAPATILMASI

22.00                           PROGRAM SONU

Haber-Fotoğraf-Maltepe -İstanbul

Necla BAKAN Dernekturk Genel Yayın Yönetmeni –

 Fehmi DUMAN-Habervole Genel Yayın Yönetmeni

Doğu Anadolu Bölgesi’nde Yukarı Fırat bölümünde yer alan, oldukça zengin kültürel geçmişe sahip olan Bingöl ilimiz topraklarında pek çok uygarlığın izlerine rastlamak mümkündür. MÖ 4000-5000 yıllarına kadar inen zengin tarihsel geçmişiyle Bingöl ve çevresi;  Urartular, Asurlar, Hititler, Persler, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok devletin hâkimiyet alanı içerisinde yer almasından dolayı tarih kokan bir coğrafyaya sahiptir.

Merkez ilçeden ziyade ilin en eski beldeleri olan Genç ve Kiğı, ilin tarihsel birikimlerini bünyelerinde taşımaktadır. Şehir merkezinde eski şehir kalıntısı ve tarihi eserin olmayışı bunu doğrulamaktadır.İl sınırları içinde bulunan tarihi eserlerin büyük bir kısmı  Genç, Kiğı, Adaklı ve Solhan ilçesinin güney kısımlarında, Yenibaşak dolaylarında mevcuttur.Bu eserlerin bir kısmı İslamiyet öncesi medeniyetlere aitken bir kısmı da İslam medeniyetine aittir.

İlde İslam öncesi dönemden kalan en önemli değerler kale, kümbet, mağara ve kiliselerdir.Günümüze ulaşan bu yapılardan en sağlam olanları Genç’te bulunan Kuba kümbet kalıntıları, Kralkızı Kalesi ve Sebiterias Kalesi ve Kiğı Kalesi’dir.Yine Kiğı ve dolaylarında birkaç kilisenin kalıntıları ve çeşitli mezar taşları mevcuttur.İslam öncesi eserlerin bölgede etkin oldukları bilinen Urartular, Medler, Persler ve Romalılardan kaldıkları belirtilmektedir.

Ekonomi

Bingöl’ün ekonomisi hayvancılık, tarım ve ormancılığa dayanır. Bu sektörlerde çalışanlar nüfusun çoğunluğunu kapsamaktadır. İmalat ve inşaat sanayiinde çalışanlar faal nüfusun %3’nü oluşturmaktadır. Şehirde önemli bir sanayi tesisi bulunmamaktadır.

Şehir ekonomisinde önemli bir yer kaplayan hayvancılık en önemli geçim kaynağıdır. Köylülerin büyük çoğunluğu geçimini bu sektörden karşılamaktadır. Arıcılık ve kümes hayvanı yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Canlı hayvan ve süt ürünleri satışından önemli bir gelir elde edilmektedir.

Yeraltı kaynakları açısından yeterli rezerve ve zenginliğe sahip olmayan Bingöl de Geç ilçesinde demir, Karlıova ilçesinde ise linyit yatakları mevcuttur. Yeni Açılan Organize Sanayi ile bir çok fabrika kurulmuş olup ve hava yolu ulaşımının bitmesiyle daha da fazla fabrikalar açılarak Bingöl iline büyük oranda ekonomik güç katılacaktır.

Kültür ve Turizm

İl merkezi, Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı ve Solhan ilçelerimizde birer Halk Kütüphanesi mevcut olup, kütüphanelerde bulunan toplam 84897 kitap bulunmaktadır. Yayladere ve Yedisu ilçelerimizde kütüphane bulunmamaktadır. İl merkezindeki Halk Kütüphanesi yeni hizmete giren Kültür Merkezinde hizmet vermektedir. Bingöl İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Bağlı birimlerinde görev yapan mevcut personel sayısı 29’dur.

            SON ALTI AY İÇİNDE YAPILAN BAŞLICA ÇALIŞMALAR

  Kültür Merkezi tiyatro salonlarında çeşitli etkinlikler, tiyatro oyunları ile müzik dinletileri programları gerçekleştirildi.

İlimiz sınırları dahilinde bulunan ancak bugüne kadar yapılmayan yerlerin kültür varlıklarımızın tespit ve tescil işlemlerinin yapılabilmesi için Müdürlüğümüz ile Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü teknik elemanlarınca İlimiz Merkez, İlçelerimiz ve köylerinde yüzey araştırması yapılmaya devam edilmektedir.

 İl ve İlçelerimizde yapılan şenliklere ve festivallere Bakanlığımızca gerekli yardımlar yapılmaktadır.

İl ve İlçelerimizde Belediye alt yapısı ve üst yapış, parklar v.b. gibi çalışmalarda Bakanlığımızca yapılan yardımlar devam edilmektedir.

Müdürlüğümüze define kazısı için kişilerin müracaatları kabul edilip, konu ile ilgili iş ve işlem çalışmaları yapılmaktadır.

İlimizde av turizmi ve kışın kayak sporları da yapılmaktadır. Doğa harikası Güneşin Doğuşu ve yüzen ada görülmeye değer yerlerdendir. Bunun dışında tarihi eser niteliğinde birçok camii, külliye, kümbet bulunmaktadır.

Merkez yol çatı köyünde bulunan yeni kayak evi 31.07.2001 tarihinde hizmete açılmış olup, tesisimiz 60 yatak kapasiteli ve kaloriferlidir.

1966 yılında Merkez yol çatı köyünde hizmete açılan eski kayak evi tamamen atıl durumda olup, onarımı için yaklaşık 1.000.000 (bir milyon) TL ödeneğe ihtiyaç duyulmaktadır.

Merkez yol çatı köyünde 1969 yılında hizmete açılan teleski tesisimize ait sistem 2005 yılında dizel tahrik sistemden elektrikli sisteme dönüştürülmüş olup, tesisimiz 950 metre pist uzunluğuna sahip, 44 askılı, saatte 240 Sporcu taşıma kapasiteli ve hizmete açık durumdadır.

          İl, İlçe, Belde ve köylerimizde; 1 Stat, 6 Spor salonu, 1 Yarı olimpik Açık yüzme havuzu, 4 Sporcu soyunma odaları, 15 Semt spor sahaları ve 7 Adet sentetik çim yüzeyli futbol sahası  3 Adet Gençlik Merkezi ( Düz ağaç Gençlik merkezi Bingöl  Belediyesi  ile ortak olarak kullanılmaktadır.)

Genç, Solhan, Karlıova ve Kiğı İlçe Müdürlüklerimizin bünyesindeki spor salonlarımız tamamen aktif durumda olup, halkımızın hizmetindedir.

 Aşağı çarşı sentetik çim yüzeyli futbol sahası, Yeni Mahalle sentetik çim yüzeyli futbol sahası, Merkez Güveçli  Köyü  Sentetik çim yüzeyli  futbol sahası ve ikili soyunma odası ile  spor kampusumuz içerisinde bulunan sentetik çim yüzeyli sahalarımız ve sporcu soyunma odaları tamamen faal olup, halkımızın hizmetine açıktır.

1500 seyirci kapasitesine sahip, ulusal standartlara uygun yeni spor salonumuz tamamlanmış olup, 2011 yılı Aralık ayı itibariyle geçici kabulü yapılarak hizmete açılmıştır.

Yine 2010 yılında Merkez Dikme Köyü kayak tesislerinin ihalesi yapılmış olup,  26.11.2014  tarihinde Geçici kabulü yapılarak   hizmete açılması için  tefrişat mekanik tesislerin denemesi  test edilmesi  ve tesislerle alakalı eğitimler tamamlandıktan sonra hakkımızın hizmetine açılması  planlanmaktadır.

İl Müdürlüğümüz spor kampusu içerisinde bulunan ve 2012 yılı itibariyle ihalesi yapılan Kapalı Yarı olimpik yüzme havuzunun 08.12.2014 tarihinde Geçici kabulü yapılarak hizmete  açılması  için  test uygulamalar eğitimlerle ilgili  çalışmalardan  sonra halkımızın hizmetine  açılması planlanmaktadır.

İlimizde Toplam kulüp sayısı: 55 olup; bunun 41 spor kulübü, 6 müessese kulübü, 8’i okul spor kulübüdür.

Toplam lisanslı sporcu sayısı: 11.755 olup, bu sporcuların 2.765’i bayan, 8.990’si ise erkek sporculardır.

Gençlik Merkezinde halen 2.353 bayan, 4.049 erkek toplam 6.402  üye mevcudu olup, 900 aktif üyemiz bulunmaktadır. Kültürel, Sosyal Sanatsal ve Sportif faaliyetler kapsamında Masatenisi, Bağlama, Gitar, Resim, Halk Oyunları, Satranç, Tiyatro, İngilizce, Osmanlıca, bilgisayar kursları devam etmektedir. Ayrıca seyyah bizim iller gezisine 360 gencimiz katılmıştır.

2014 yılı içinde seyyah ulu çınarın izinde hareketlilik gezisi deniz ve doğa kamplarına yaklaşık 400  gencimiz katılmıştır.

Çölleşmeye karşı mücadelede Kubiqi Modeli umut olacak

Çölleşmeye karşı mücadelede Kubiqi Modeli umut olacak

Altıncı Kubuqi Uluslararası Çöl Forumu’nda başarılı çölleşme kontrolü uygulamaları masaya yatırıldı.

Kubiqi modeli kapsamında gerçekleştirilen uygulamalar, çölleşme sorunu ile karşı karşıya olan ülkelerde yapılabilecek çölleşme kontrolü çalışmaları açısından örnek olarak gösteriliyor. Çin’de düzenlenen uluslararası konferans, küresel ekolojik kalkınmayı desteklemek amacıyla etkili deneyimlerin paylaşılabileceği bir platform olarak öne çıkıyor.

29 Temmuz-30 Temmuz tarihleri arasında Moğolistan Ordos’taki Kubuqi Çölü’nde gerçekleştirilen Altıncı Kubuqi Uluslararası Çöl Forumu’nda ziyaretçiler, Kubuqi’yi ziyaret ederek gerçekleşen başarılı çölleşme kontrolü uygulamalarına tanıklık etme fırsatı yakaladı.

Altıncı Kubuqi Uluslararası Çöl Forumu kapsamında uluslararası çölleşme sorunu ile mücadelede örnek olan Kubiqi modelini hikayeleştiren BON Cloud, Çin’den seyahat, eğitim, kültür-sanat, işletme ve teknoloji gibi alanlardan hikâyeler içeren yüksek kalite içeriklerin uluslararası yayıncılara ve televizyonculara ulaşmasını sağlıyor.

Çinli içerik tedarik platformu olan BON Cloud, uluslararası olarak yayınlanması gereken bir içeriği veya olayı dünya çapında yayıncılar ve kanal yayıncıları tarafından erişilebilen ham yayın kalitesinde medya içeriği haline getirebiliyor.

Çölleşmeye karşı etkili sistematik planlama

Kubuqi Modeli’nin temel yapı taşlarını hükümetten gelen politika destekleri, endüstriyel yatırımlar, piyasa odaklı çiftçi ve çoban katılımı ve sürdürülebilir ekolojik kalkınma oluşturuyor.

Forumda söz alan Eski Yunan Başbakanı Antonis Samaras, Kubuqi Modelinin sistematik tasarımının benzersiz başarı olduğunu ve çalışmaya değer çoğaltılabilmeye sahip olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler Çölleşmeye Karşı Mücadele Genel Yönetmeni Pradeep Monga ise Belt ve Road Girişimiyle birlikte birçok ülkenin çölleşme problemi yaşadığını ve iyi bir tasarımın Çin’in çölleşme kontrolüne ait benzersiz bir yol olan Kubuqi Modelini geliştirmesine yardımcı olduğunu söyledi. Tüm seviyedeki yönetim organlarının, şirketlerin ve bireylerin sistematik bir şekilde çevresel sorunu çözmek için birleşmesi takdir edilecek bir davranış olduğunu da vurguladı.

Endonezya Ekonomik ve Endüstriyel Komitesi Başkanı Bachir, fotovoltaik panellerle kuzu yetiştirme uygulamaları nedeniyle Kubuqi’ye destek vererek yerel işletmelerin ekosistem tasarımındaki hayal gücünü takdir ettiğini ve Kubuqi’nin kapsamlı çölleşme kontrol deneyimlerini diğer uluslararası toplulukların yararı için paylaşmak istediğini ifade etti.

Küresel olarak popüler bir model

Kubuqi Modeli, çölleşme kontrolü açısından BM Çevre Programı tarafından ekolojik restorasyon sağlamdaki başarılı “eko-öncül” yaklaşımı nedeniyle takdir ediliyor.

Çölleşmeye karşı mücadele deneyimini desteklemek ve paylaşmak için 2007 yılında oluşturulan Kubuqi Uluslararası Çöl Forumu, tüm seviyedeki yönetim organları, ilgili departmanlar, UNEP ve UNCCD sekreterliğinin desteği sayesinde beş kere düzenlendi. Forum hakkında ayrıntılı bilgi için resmi web sitesine http://en.kubuqiforum.dycw.com adresinden ulaşabiliyor.

Kubuqi Modeli Çin’in çölleşme kontrol çabalarındaki öncül uygulaması olarak öne çıkıyor. Dünya çapında 2.000 politik görevli, uzman ve ekolojik girişimci saha gezileri kapsamında profesyonellerle deneyim paylaşma etkinliklerine katılarak fayda sağladı.

Kubuqi Modeli, birçok toplantıda ve altıncı Kubuqi Uluslararası Çöl Forumunda popüler konulardan biri haline geldi. Katılan yabancı konuklar Kubuqi Modelinin Belt ve Road Girişimi boyunca ülkeler arasında paylaşılması gerektiğine inanıyor.

Japonya Tottori Üniversitesi Arid Arazi Araştırma Merkezinden Prof. Atsushi Tsunekawa, Belt ve Road Girişimindeki ülkelerin ekolojik restorasyonda işbirliği yapmasının acil bir gereklilik olduğunu belirtti. Çevresel ve sürdürülebilir kalkınmadan risk değerlendirmesi yapmaları gerektiğini ve Kubuqi Modelinin başarılı uygulamalarının referans olarak alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Mısır’da yer alan Kahire Çöl Araştırma Merkezinin yöneticisi Hassas Shar ise çölleri 40 yıldır inceleyen bir araştırmacı olarak diğer ülkelerde çölleşme kontrolü açısından mükemmel vakalar gördüğünü ifade etti. Kubuqi Modelinin zengin çölleşme kontrolü teknolojileri ve deneyimi içerdiğini belirten Hassas Shar, çöl ekolojik ekonomi, endüstriyel yenilik, finansal yenilik ve fakirliği azaltma denetimlerinin benzer zorluklarla mücadele eden Belt ve Road Girişimi ülkeleri için iyi bir öğrenme kaynağı olduğunu ifade etti.

Kubuqi Modeli çölleşme ile mücadelede umut veriyor

Çöl kontrolü dünya çapında bir sorun ve Kubuqi Çölü büyük ölçekli başarılı kontrol elde eden ilk çöllerden biri.

Kubuqi Modelinin başarısı temel olarak ekoloji ve endüstri, işletme kalkınması ve ekolojik yönetim alanlarının birleştirilmesiyle yeşillendirme çabalarının yerel insanların gelirlerini arttırmasına dayanıyor. Bu çabalar, vahalara doğru yayılım göstererek çölleşme ve fakirlik azaltılarak mutluluğu artırıyor.

Forumda konuşan Avustralya’daki Adelaide Üniversitesi’nde görevli Prof. Victor Squire, Kubuqi Uluslararası Çöl Forumu’nun tüm alanlardaki insanlarda çölleşmeyi düşünme konusunda farkındalık oluşturduğuna dikkat çekti ve Kubuqi Modeli’nin araziyi kullananları sorun ve çözümün bir parçası haline getirerek tek bir çözüm yerine birden fazla çözüm için düşünmeye yönelttiğini vurguladı

İngiliz biyo-karbon mühendisliği şirketi kurucusu Lauren Fletcher ise çölleşme kontrolünde Kubuqi’nin başarılarının oldukça etkileyici olduğunu ve şirketindeki temsilcilerin foruma katılım açısından heyecanlı hissettiklerini söyledi. Aynı zamanda ağaç eken drone teknolojilerinin geliştirilmesinin çölleşmeyle mücadelede daha etkin olacağının altını çizdi.

ABD Silver Spring Şirketi baş teknoloji yöneticisi Don Rivers da Kubuqi modelinin kapsamlı bir etkisi olduğunu ve insan hayatında büyük ölçekli değişimlere yol açarak enerji kullanımını sürdürülebilir hale getirdiğini belirterek Kubuqi için gösterilen yerel yönetim ve işletme çabalarının kalıcı değişimler getireceğini ifade etti.

Ekolojik restorasyon için Çin çözümü

Uzmanlar, forum katılımcılarının Kubuqi’nin yeşil kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma deneyimi kavramlarının küresel anlamda 2 milyar kişiyi içeren çölleşmeye karşıtı mücadele için temel çözümleri görmesine sağlamak açısından verimli geçtiğini ifade ediyor. Katılımcıların çoğu Ordos’ta düzenlenecek olan ve daha benzersiz çözümleri ve fikir birliklerini içerebilecek 13. Taraf Ülkeler Genel Toplantısı kapsamında yer alan Çölle Mücadele BM Toplantısını bekliyor. Belt ve Road Girişimi ülkelerinde ekolojik kalkınma hem Çinli çözümlere hem de tek bir paylaşım platformu olarak Çin’e ihtiyaç duyuyor.

BON Cloud’dan Çin içerikleri 

BON Cloud Çin’in farklı şehirleri ve örgütlerinden, seyahat, CSR, sanat, işletme ve teknoloji gibi konuları içeren hikayeler sağlayan Çinli bir içerik platformudur.

BON Cloud dünya çapındaki tüm yayıncıları ve televizyoncuları Çin’in kar içeriğini yayınlamaya davet ediyor.

Çin şehirleri, şirketleri ve örgütlerinden yüksek kaliteli içerikler için kısa bilgilerinizi girin ve BON Cloud videolarının yerelleştirilmesi ve dağıtımı ile zaman aralığında ve medya kaynaklarındaki değerinizi en üst seviyeye çıkarın.

Çin içerikleri için http://premium.bon-cloud.net adresini ziyaret edebilirsiniz

Dünya; Abhazyalı öğrencilere sahip çıktı

Dünya; Abhazyalı öğrencilere sahip çıktı

UDEF tarafından 29-30 Nisan tarihlerinde Kent Meydanı’nda “Rengimiz Türkiye Hazırız Geleceğe” sloganıyla düzenlenen “Uluslararası Öğrenci Buluşması Etkinliği’ne önce davet edilip, sonra etkinliğin dışında tutulan SAÜ’de okuyan Abhaz Öğrenciler; Sakarya Abhaz Derneği’nde ülkelerini tanıtım standı açtı. Abhaz Öğrencilere, çeşitli üniversitede okuyan öğrenciler ile SAÜ’de eğitim gören Dünya’nın birçok ülke vatandaşı öğrenciden de destek geldi.

Birlik ve beraberlik mesajları

Sakarya Abhaz Derneği; Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu tarafından 29-30 Nisan tarihlerinde Kent Meydanı’nda “Rengimiz Türkiye Hazırız Geleceğe” sloganıyla düzenlenen “Uluslararası Öğrenci Buluşması Etkinliği’ne Sakarya’da bulunan Abhazyalı öğrencilerin önce davet edildiği ve sonra bu etkinliğin dışında tutulmasıyla ilgili kamuoyuna bilgilendirici basın açıklaması gerçekleştirdi. Sakarya Abhaz Derneği’nde ülkelerini tanıtım standı açan Abhazyalı Öğrenciler; burada kültür, giyim, oyun, dil, örf ve adetleri ile yemeklerini tanıttı. Abhazyalı öğrencileri, Uluslararası Öğrenci Buluşması Etkinliği’nde saf dışı tutulmasına Dünya’nın birçok ülkesi vatandaşı öğrencilerden ve Sakarya, İstanbul ev Kocaali’de okuyan öğrenci topluluklarından da tepki gelerek, Sakarya Abhaz Derneği’nde ülkelerini tanıtım standına katılarak, destek geldi. Etkinliğe; Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Hapat Ahmet Ceylan, Sakarya Abhaz Derneği Başkanı Oral Kobaş, Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan, Kocaali Üniversitesi (KOÜKAF) Kafkas Topluluğu, Marmara Üniversitesi (MARKAF) Kafkas Topluluğu, İstanbul Üniversitesi (İÜKAF) Kafkas Topluluğu, Sakarya Üniversitesi’nde okuyan; Etiyopya, Brundi, Cibuti, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan,  Özbekistan, Ağıska Türkleri, Uygur Türkleri öğrencileri katılarak, Abhazyalı öğrencilerinin yanında ve destekçisi olduklarını söyledi. Etkinlikte, Dünya öğrenciler; “Yaşasın özgürlük, yaşasın barış, yasasın Abhazlar ve sonuna kadar yanınızdayız” mesajları verildi.

Konuyla İlgili Basın açıklaması yapan; Sakarya Abhaz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oral Kobaş ve Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ercan Başnuh; “Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu tarafından 29-30 Nisan tarihlerinde Sakarya da Yapılan Uluslararası Öğrenci buluşması etkinliğine Sakarya’da bulunan Abhazyalı öğrenciler önce davet edilmiş, sonra bu etkinliğin dışında tutulmuştur. Dünyada pek çok ülkenin ve bölgenin kendi aralarında yaşadığı diplomatik sorunlar olmasına rağmen söz konusu etkinlikten sadece Abhazya’nın dışarıda tutulması Din, dil, ırk, mezhep ve bölge ayrımı yapmadan ülkemizi okumak için tercih eden öğrencilere ev sahipliği yapmak, onları tanımak, birbirleriyle kaynaştırmak, eğitim ve öğretim hayatları boyunca karşılaşabilecekleri maddi ve manevi ihtiyaçların çözümüne ortak olmak ve ülkemizde edindikleri birikimleri farklı coğrafyalara taşıyabilecek vasıflı insanlar olabilmelerine katkı sağlayabilmek amacıyla kurulan bir STK’nın bu tavrı tam anlamıyla bir ayrımcılıktır. Dünyanın en kadim kültürünü temsil eden biz Abhazlar biliyoruz ki, bu durum Gürcistan yönetiminin içi boş gerekçelerle Türkiye Cumhuriyetine yönelttiği dayatmaların bir sonucudur.  Abhaz halkını izole etme çabası, dünyanın vicdanlı halkların gönlünde mutlaka hak ettiği cezayı bulacaktır. Unutulmamalıdır ki, sınırları, bayrağı ve devlet kültürüyle kurulmuş ve tanınmış bir Abhazya vardır. Gürcistan yönetiminin savaş alanında kaybettiğini diplomatik hamlelerle Türkiye de araması boşunadır. Türkiye’de en fazla Abhaz nüfusunun yaşadığı Sakarya’da Abhaz halkının kurumsal sözcüleri olarak, kültür ve medeniyet gibi evrensel değerlerin siyasete mahkûm edilmesini şiddetle kınıyoruz. Barışı, kültürlerin kardeşliğini ve bir arada olma konusundaki ısrarımızı yineleyerek Abhaz kültürü ve Abhazya’nın tanıtımı konusunda Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonun eksik bıraktığı, çekimser davrandığı bu boşluğu doldurma sorumluluğunu bir daha kendilerine devretmemek üzere Sakarya Abhaz Derneği ve onun temsil etmiş olduğu Abhaz halkı olarak biz üstleniyoruz. Dünya; Abhazyalı öğrencilere sahip çıktı

UDEF tarafından 29-30 Nisan tarihlerinde Kent Meydanı’nda “Rengimiz Türkiye Hazırız Geleceğe” sloganıyla düzenlenen “Uluslararası Öğrenci Buluşması Etkinliği’ne önce davet edilip, sonra etkinliğin dışında tutulan SAÜ’de okuyan Abhaz Öğrenciler; Sakarya Abhaz Derneği’nde ülkelerini tanıtım standı açtı. Abhaz Öğrencilere, çeşitli üniversitede okuyan öğrenciler ile SAÜ’de eğitim gören Dünya’nın birçok ülke vatandaşı öğrenciden de destek geldi.

Birlik ve beraberlik mesajları

Sakarya Abhaz Derneği; Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu tarafından 29-30 Nisan tarihlerinde Kent Meydanı’nda “Rengimiz Türkiye Hazırız Geleceğe” sloganıyla düzenlenen “Uluslararası Öğrenci Buluşması Etkinliği’ne Sakarya’da bulunan Abhazyalı öğrencilerin önce davet edildiği ve sonra bu etkinliğin dışında tutulmasıyla ilgili kamuoyuna bilgilendirici basın açıklaması gerçekleştirdi. Sakarya Abhaz Derneği’nde ülkelerini tanıtım standı açan Abhazyalı Öğrenciler; burada kültür, giyim, oyun, dil, örf ve adetleri ile yemeklerini tanıttı. Abhazyalı öğrencileri, Uluslararası Öğrenci Buluşması Etkinliği’nde saf dışı tutulmasına Dünya’nın birçok ülkesi vatandaşı öğrencilerden ve Sakarya, İstanbul ev Kocaali’de okuyan öğrenci topluluklarından da tepki gelerek, Sakarya Abhaz Derneği’nde ülkelerini tanıtım standına katılarak, destek geldi. Etkinliğe; Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Hapat Ahmet Ceylan, Sakarya Abhaz Derneği Başkanı Oral Kobaş, Türk Kadınlar Birliği Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan, Kocaali Üniversitesi (KOÜKAF) Kafkas Topluluğu, Marmara Üniversitesi (MARKAF) Kafkas Topluluğu, İstanbul Üniversitesi (İÜKAF) Kafkas Topluluğu, Sakarya Üniversitesi’nde okuyan; Etiyopya, Brundi, Cibuti, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan,  Özbekistan, Ağıska Türkleri, Uygur Türkleri öğrencileri katılarak, Abhazyalı öğrencilerinin yanında ve destekçisi olduklarını söyledi. Etkinlikte, Dünya öğrenciler; “Yaşasın özgürlük, yaşasın barış, yasasın Abhazlar ve sonuna kadar yanınızdayız” mesajları verildi.

Konuyla İlgili Basın açıklaması yapan; Sakarya Abhaz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oral Kobaş ve Abhaz Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ercan Başnuh; “Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu tarafından 29-30 Nisan tarihlerinde Sakarya da Yapılan Uluslararası Öğrenci buluşması etkinliğine Sakarya’da bulunan Abhazyalı öğrenciler önce davet edilmiş, sonra bu etkinliğin dışında tutulmuştur. Dünyada pek çok ülkenin ve bölgenin kendi aralarında yaşadığı diplomatik sorunlar olmasına rağmen söz konusu etkinlikten sadece Abhazya’nın dışarıda tutulması Din, dil, ırk, mezhep ve bölge ayrımı yapmadan ülkemizi okumak için tercih eden öğrencilere ev sahipliği yapmak, onları tanımak, birbirleriyle kaynaştırmak, eğitim ve öğretim hayatları boyunca karşılaşabilecekleri maddi ve manevi ihtiyaçların çözümüne ortak olmak ve ülkemizde edindikleri birikimleri farklı coğrafyalara taşıyabilecek vasıflı insanlar olabilmelerine katkı sağlayabilmek amacıyla kurulan bir STK’nın bu tavrı tam anlamıyla bir ayrımcılıktır. Dünyanın en kadim kültürünü temsil eden biz Abhazlar biliyoruz ki, bu durum Gürcistan yönetiminin içi boş gerekçelerle Türkiye Cumhuriyetine yönelttiği dayatmaların bir sonucudur.  Abhaz halkını izole etme çabası, dünyanın vicdanlı halkların gönlünde mutlaka hak ettiği cezayı bulacaktır. Unutulmamalıdır ki, sınırları, bayrağı ve devlet kültürüyle kurulmuş ve tanınmış bir Abhazya vardır. Gürcistan yönetiminin savaş alanında kaybettiğini diplomatik hamlelerle Türkiye de araması boşunadır. Türkiye’de en fazla Abhaz nüfusunun yaşadığı Sakarya’da Abhaz halkının kurumsal sözcüleri olarak, kültür ve medeniyet gibi evrensel değerlerin siyasete mahkûm edilmesini şiddetle kınıyoruz. Barışı, kültürlerin kardeşliğini ve bir arada olma konusundaki ısrarımızı yineleyerek Abhaz kültürü ve Abhazya’nın tanıtımı konusunda Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonun eksik bıraktığı, çekimser davrandığı bu boşluğu doldurma sorumluluğunu bir daha kendilerine devretmemek üzere Sakarya Abhaz Derneği ve onun temsil etmiş olduğu Abhaz halkı olarak biz üstleniyoruz.