kategori Arşivleri: Eğitim

Okulda çocukları bekleyen 22 tehlike

Okulda çocukları bekleyen 22 tehlike

Okullarla ilgili medyada yer alan olumsuz haberler, velileri tedirgin ediyor. Bu yüzden anne babaların okullarda dikkat ettiği konuların başında güvenlik geliyor. Maalesef okullar, yurtlar, kurslar potansiyel çocuk tuzaklarıyla dolu. Binaların fiziki koşullarından çevredeki uyuşturucu tehlikesine kadar dikkat edilmesi gereken birçok konu var.

Çocuğunuzu Koruyun kitabının yazarı Mehmet Yaşar Durukan, eğitim kurumlarında çocukların ölümüne, yaralanmasına ve engelli kalmasına neden olan başlıca kaza ve olaylar hakkında şu bilgileri verdi:

KAÇIRILMA, UYUŞTURUCU, HARAÇ

Çocuğunuz okula servisle gitmiyorsa, kaçırılma riskine karşı çocuğunuzu okula bırakın ve çıkış saatinde de alın. Böylece okul çevresinde yuvalanan haraç ve uyuşturucu çetelerinden çocuğunuzu korumuş olursunuz.

OKUL KAPISI

Okulların kapıları ağırdır ve genellikle elektrikle çalışır. Görevliler kumandaya basarak kapının açılmasını – kapanmasını sağlar. Ancak görevli çocuğunuzu görmeden kapıyı kapatırsa çocuğunuz sıkışarak ölebilir. Bazen de onlarca kilo ağırlığındaki bu devasa kapılar çocukların üzerine düşerek ölümüne neden oluyor. Çocuğunuza okul kapısıyla oynamamasını ve kapıdan uzak durması gerektiğini öğretin.

DOLAPLAR YATAY OLMALI

Çocuklar okullarda devrilen dolapların altında kalarak ölüyor. Sınıflardaki ve koridorlardaki dolaplar dikey değil yatay olmalı. Tüm dolaplar duvara monte edilerek devrilme riskleri ortadan kaldırılmalı.

SIRA, MASA, SANDALYE

Çarpma ve düşmelere karşı sıra, masa ve sandalyelerin köşeleri sivri olmamalı. Sivri ise yumuşak köşelikler takılmalı.

SINIF KAPISI

Anasınıflarında ve birinci sınıflarda kapı kolları çocukların göz hizasındadır. Kapıların aniden açılması, kapanması gibi durumlarda çocuklar gözünden yaralanmakta ya da kör olmaktadır. Kapı kolları ya daha yükseğe ya da daha alçak bir yere konulmalı. Veya bu sınıfların kapılarının açılıp kapanmasına başka bir formül bulunmalı. Örneğin yana açılabilir. Çocukların kapıyla oynamaması için kapı sabitleme kilit sistemleri kullanılarak kapı, teneffüs sırasında açılıp duvara sabitlenmelidir.

TUVALET – LAVABO

Tuvalete yalnız gönderilen anaokulu öğrencisi, üzerine lavabonun devrilmesi sonucu ağır yaralanabilir ya da hayatını kaybedebilir. Özellikle anasınıfı ve ilkokul birinci sınıflarda lavabolar düşme tehlikesi göz önüne alınarak demir destekli veya ayaklı yapılmalı. Sadece iki vida ile duvara monte edilmiş olması o lavaboyu güvenli hale getirmiyor. Birçok anaokulundaki ve ilkokuldaki lavabo, çocuklara uygun sağlamlıkta ve boyutta değil. Çocuğunuzu anaokuluna ve ilkokul birinci sınıfa yazdırırken, lavaboları tek tek kontrol edin. Lavabo, klozet ve pisuvarların çocuğunuzun boyuna göre olup olmadığına bakın. Ayna kırıldığında parçaları dağılıp çocuğunuza zarar vermemeli. Aynalar da camlar gibi filmli olmalı. Filmli cam kırıldığında dağılmaz. Yerler ıslak olmamalı. Çocuklar ıslak zeminde kayarak ağır yaralanabilir.

LABORATUVARLAR

Okullarda sık sık deney sırasında patlamalar olur ve çocuklar yaralanır. Kiminde yanıklar meydana gelir kimisi de gözlerini kaybeder. Açıkta bırakılan civalar çocukları zehirler. Laboratuvarlardaki bu kazalar basit önlemlerle engellenebilir. Öğrencilere deney sırasında koruyucu gözlük, eldiven verilmesi bile birçok kazayı yaralanmadan atlatmalarını sağlayacaktır. Ayrıca birçok okuldaki laboratuvar, çocukların boyuna uygun değil.

BALKON, PENCERE, MERDİVEN

Çocuğunuz çok katlı bir okulda eğitim görüyorsa balkon, merdiven ve yangın merdiveni aralıklarını kontrol edin. Geniş boşluklar varsa çocuğunuz düşebilir. Çocuğunuz merdiven korkuluklarının üzerine çıkarak kaymaya çalışırken boşluğa düşebilir. Bu alanların file ya da ağlarla kapatılmış olduğundan emin olun. Balkon ve pencerelerde de düşmelere karşı gerekli önlemlerin alınıp alınmadığına mutlaka bakın. Mesela gelişmiş ülkelerde balkon yüksekliği en az 92 cm, korkuluklarının aralıkları ise 10-15 cm’dir.

ELEKTRİK TEHLİKESİ

Özellikle anasınıfı ve birinci sınıfların öğrenim gördüğü sınıflarda prizlerin evinizdeki gibi çocuk güvenlik aparatlarıyla kapatılmış olduğundan, gevşek ve sarkan prizlerin tamir edildiğinden emin olun. Koridorlarda ucu açıkta kablolarda, okul bahçesindeki ve bahçe kenarındaki aydınlatma direklerinde elektrik kaçağı olabilir. Aydınlatma direklerinin zemine yakın kısımdaki kapaklarının kapatılması için yetkilileri uyarın. Çocuğunuza bu kapaklarla oynamaması ve kablolara dokunmaması gerektiğini öğretin. Nedense aydınlatma direklerinin sigortasının, açma kapama şalterinin bulunduğu kapaklı bölüm, çocukların ulaşabileceği yüksekliktedir. Kapakları da genellikle açıktır. Yerden 15-20 santim yüksekte olan bu tehlikeli kısımların daha yükseğe alınması gerekiyor.

DEVRİLEN KALELER

Okullarda en çok çocuk ölüm nedenlerinden biri taşınabilir kalelerdir. Herhangi bir yere sabitlenmeyen onlarca kilo ağırlığındaki bu kaleler, devrilerek çocukların ağır yaralanmasına ve ölümüne neden oluyor. Bazı durumlarda sabit kale direkleri de devrilerek acı sonuçlara yol açıyor.

ÇARPIŞMA

Okulda çocukların sık sık yaşadığı kazalardan biri de çarpışmadır. Bu sorunun en büyük nedeni mimari. Travmaya ve ağır yaralanmalara neden olan çarpışmaları önlemenin yolu okul binalarının köşelerini daha oval yapmaktan geçiyor. Keskin köşelere sahip binalarda köşelere çeşitli bariyerler koyarak çocukların çarpışmaları önlenebilir.

OYUN PARKI

Çocuk parklarındaki gibi okul bahçelerindeki salıncaklar da kaydırak ve diğer bölümlerin hemen yanına kurulduğu için çok sayıda kaza meydana gelir. Salıncaklar adeta tuzak gibidir. Kaydırağa çıkmak isteyen çocuk salıncakların önünden geçmek zorundadır. Geçerken de hızla sallanan çocuklardan birine hedef olur. Veya kaydıraktan kayan çocuk, salıncakta sallanan çocukla çarpışır.

Salıncakların ahşap, plastik ya da metalden yapılan oturak kısmının çocukların genellikle başına çarpmasıyla ağır yaralanmalar meydana gelir veya ölüm olayı gerçekleşir. Beyin sarsıntısı geçiren birçok çocuk da engelli kalır.

Bu ölümcül kazaları engellemenin iki basit yolu vardır. Birincisi, salıncakları kaydırakların ve diğer oyun alanlarının uzağına kurmak. İkincisi, salıncakların çevresini en az 50 santimetre yüksekliğinde bariyerle çevirmek. Bu basit ama hayat kurtaran iki önlem, ne belediyelerin, ne okulların ne de özel kuruluşların yaptığı parklarda alınmıyor. Çocuklar yaralanmaya ve ölmeye devam ediyor.

Okullardaki çocuk parklarında da bir standart olmadığı için bazı parklarda kaydıraklar çok yüksek yapılabiliyor. Bu yükseklikten düşen çocuklar baş üstü yere çakılarak ağır yaralanıyor.

En büyük sorunlardan biri de oyun alanlarının yaş gruplarına göre ayrılmamış olması. Büyük çocukların kaba ve dikkatsiz davranışı sonucu küçük çocuklar yaralanmaktadır. Çocuklar yaş gruplarına göre teneffüse çıkmalı ya da oyun alanları kesinlikle yaş gruplarına göre bariyerlerle ayrılmalı.

ÇUKUR, ŞANTİYE, İSKELE

Çocuklar okul bahçesinde açılan ve gerekli güvenlik önlemi alınmayan çukurlara düşerek yaralanmakta ya da ölmekte. Okulda bir inşaat çalışması varsa çocukların bu alana yaklaşmalarını önleyecek sıkı güvenlik tedbirleri alınmalı.

BAHÇE KORKULUKLARI

Okulların etrafını çevreleyen demir korkuluklar genellikle standart dışı. Çoğu zaman öğrencileri başı bu demir korkuluklara sıkışmakta ve güçlükle kurtarılmaktalar. Bu korkulukların dikey çubuklarının aralıklarının 10-15 santimetreyi geçmemesi gerekiyor.

HAYAT KURTARAN O CİHAZ HER OKULDA OLMALI

Çabuk yorulma, ağlarken morarma, ani başlayan göğüs ağrısı, koşarken veya heyecan sonrası bayılma… Çocuğunuzda bu belirtilerden biri ya da daha fazlası varsa zaman geçirmeden doktora götürün.

Kalp hastalıklarında hayat kurtaran cihaza, “defibrilatör” adı veriliyor. Okullarda ve spor salonlarında en az birer adet otomatik defibrilatör olması gerekiyor. Batı ülkelerinde ani kalp durması nedeniyle bayılan çocuk ve erişkin hastalar için üretilmiş bu cihazların hayat kurtardığı görülmüştür. Uçaklarda da bulunan bu aletler çok pahalı olmayıp ambulans gelmeden kullanıldığında birçok hastanın yaşamı kurtarılabiliyor.

ÇOCUKLAR KOŞARKEN BOĞULMASIN

Çocukların en çok yaptıkları tehlikeli şeylerden biri de koşarken bir şeyler yiyip içmeleridir. Bu durum boğulmalarına neden olabilir. Üstelik okullarda acil tıbbi müdahale ekibi de yoktur. Bu durum ölümlere ya da kalıcı beyin hasarlarına neden olabilir.

OKUL ÖNÜNDE TRAFİK

Birçok okulun ana çıkış kapısının önünden yol geçiyor ve trafik yoğundur. Çocuklar, okuldan çıkıp yolun karşısında annelerini ya da babalarını görünce aniden yola fırlayarak araçların altında kalıp ölüyor. Çocuğunuza sizi gördüğünde yola fırlamamasını öğretin. Çünkü birçok sürücü, okul bölgesinde yavaşlamıyor. Sürücülerin büyük bir bölümü okul yolundaki hız limitine uymuyor. Saatte 60 km hızla meydana gelen bir kaza çoğu zaman ölümle sonuçlanır. 50 km hızla çarpmalarda ölüm oranı yüzde 70’tir. 30 km hızda ise ölümle sonuçlanan kaza oranı yüzde 10 oranında kalıyor. Düşürülen her 1 km hız, olası kazalarda ölüm riskini azaltıyor.

AKRAN ZORBALIĞI

Okullarda akran zorbalığı çok yaygındır. Bu zorbalık tecavüzlere, şantajlara kadar uzanıyor. Çocuğunuzun akran zorbalığına maruz kalıp kalmadığını anlamak için onunla her gün konuşun.

Birçok okulda ilkokul birinci sınıflar ile diğer sınıflar ayrı ayrı katlarda eğitim görüyor. Bu da zorbalık olaylarını azaltıyor. Ancak teneffüste birinci sınıflarla üst sınıflardaki öğrenciler aynı bahçeyi kullanıyor. Büyük öğrenciler, birinci sınıflara karşı şiddet uyguluyor. Bunun önüne geçilebilmesi için birinci sınıfların üst sınıflardan farklı saatlerde teneffüse çıkması ya da birinci sınıflar için bahçede bariyerle bölünmüş özel alan oluşturulması gerekiyor.

ÖĞRETMEN ŞİDDETİ

Çocuğunuzla her gün konuşun ve okulda neler olduğunu anlattırın. Vücudunda morluklar ya da yaralar varsa nedenini öğrenin. Öğretmenlerimiz baştacıdır ama bu güzel camianın arasından meslek onuruyla bağdaşmayan insanlar da çıkabiliyor. Çocuğunuz “öğretmen” şiddetine, cinsel istismarına maruz kalmışsa adli ve idari soruşturma başlatmak için hemen harekete geçin. Mücadelenizi medya ve sosyal medya aracılığıyla sürdürürseniz daha hızlı sonuç alırsınız.

KANSEROJEN ÜRÜNLER

Okul alışverişi sırasında tehlikeli kimyasallardan yapılmış okul çantası, beslenme çantası, suluk, silgi, kalem ve her türlü okul malzemesi almayın. Kokulu ve plastik oyuncaklarda emme, soluma, deri ve göz teması halinde zehirlenme, alerjik reaksiyon gibi tehlikeler olabilir. Kalite farkını anlamanız pek kolay değil. O yüzden markalı ürünleri güvenilir yerden satın alın.

KANTİN

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun çocukların tüketmemesi gereken gıdalarla ilgili hazırladığı ‘kırmızı’ listeye, devlete ait ya da özel kimi anaokullarında uyulmadığı belirlendi. Oysa; gazlı içecekler, aromalı içecekler (soğuk çay), kolalı içecekler, kızartmalar, cipsler, tüm çikolata ürünleri, tüm şeker ve şekerleme ürünleri (jöle şekerleme, sert şekerleme), gofret, kekler ve pastalar (yaş pastalar, ekler, kruvasan, donut, parfe, mozaik pasta, muffin, cupcake), hamurlu şerbetli tatlılar ‘kırmızı’ listeye alındı ve bu ürünlerin okul kantinlerinde satışı yasaklanmıştı.

Okul öncesi ve okul çağındaki çocuklara yönelik menülerde süt, ayran, gerçek limonata, haşlanmış yumurta, zeytin, söğüş salata, menemen, bitki çayı, bal, mevsim meyveleri gibi gıdalara yer verilmesi gerekiyor. Tatlı önerileri arasında ise kek, doğal limonata, doğal meyve suyu, muhallebi, cevizli kurabiye gibi gıdalar var. Ancak bazı anaokullarının menülerinde son derece ucuza satılan hazır meyve suları, kola, elma şekeri, kendine yer bulabiliyor. Bu durum, özel günlerde daha da raydan çıkabiliyor. Okul kantinlerini yakından gözetleyin ve bu ürünler satılıyorsa yetkilileri uyarın.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı ve yakın çekim

OKUL GEZİLERİ FACİASI

Okul, yurt, Kur’an kursu gibi eğitim kurumlarının, yarıyıl veya yıl sonu gezilerinin, pikniklerinin birçoğu faciayla sonuçlanabiliyor. Kötü ve ucuz servisler kiralandığı için çocuklar, trafik kazalarında ölürler.

En çok yaygın diğer ölüm şekli ise suda boğulmadır. Yüzme bilmeyen çocuklar hatta öğretmenler, nehirde, gölde, denizde boğulurlar. Çocuğunuzu geziye götürecek kişiler, yetkililer size güven vermiyorsa iç sesinizi dinleyin ve çocuğunuzu göndermeyin.

İmaj Fabrikası Yayınları’ndan çıkan Çocuğunuzu Koruyun isimli kitapta, çocukların ev içinde ve ev dışında 300 çeşit kaza ve olayla karşı karşıya olduğu belirtilerek, 0-12 yaş aralığındaki çocukları korumanın yolları anlatılıyor. Çocuklar, Türkiye’de 300, ABD’de 70 şekilde ölüyor, yaralanıyor ya da engelli kalıyor.

Beykoz Üniversitesi'nde Örnek Eğitim-Öğretim Çalışmaları

Beykoz Üniversitesi eğitim-öğretimde önemli bir yeniden yapılanma çalışması başlattı. İki günlük ‘Öğrenme Çıktılarına Dayalı Program Tasarımı Çalıştayı’ düzenleyen Beykoz Üniversitesi, süreç sonunda üniversitenin mevcut eğitim-öğretim programlarını güncel ulusal ve uluslararası gelişmeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda iyileştirecek. Üniversite ülkemizde kalite odaklı, kapsamlı ve farklılık yaratacak örnek bir eğitim-öğretim bilgi sistemi oluşturarak bunu AKTS Bilgi Paketi ile şeffaf olarak paydaşlarına sunacak

Beykoz Üniversitesi’nde verilen eğitim-öğretimin gelişen dünya şartlarına göre her dönem en üst düzeyde olması, program çıktılarında en verimli sonucun alınabilmesi için çalışmalar başladı. Bütün bölümlerin katılım gösterdiği, ‘Öğrenme Çıktılarına Dayalı Program Tasarımı Çalıştayı’ düzenleyen Beykoz Üniversitesi, çalıştaydaulusal ve uluslararası yeterlilik çerçevelerini ele alarak program eğitim hedef ve çıktılarını, ders öğrenme çıktılarını, öğrenci iş yüküne dayalı kredilerin belirlenmesisürecinigözden geçirerek, tüm akademisyenlerin konu hakkında görüş ve önerilerini aldı.

2 gün süren çalıştay hakkında bilgi veren Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, çalıştay sonunda üniversitenin mevcut eğitim-öğretim programlarını güncel gelişmeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda iyileştirmek istediklerini, ülkemizde kalite odaklı, kapsamlı ve farklılık yaratacak örnek bir eğitim-öğretim bilgi sistemi oluşturarak bunu AKTS Bilgi Paketi ile şeffaf olarak paydaşlarına sunmak istediklerini söyledi.

Her yıl güncellenecek

Bütün ders müfredatına yön ve şekil veren kısmın program çıktıları olduğunu söyleyen Durman, “Dolayısıyla bunun tasarımının, uygulanmasının, ölçme ve değerlendirilmesinin, sürekli gelişmesi ve değişmesini sağlamalıyız” dedi. Bu verileri her yıl güncelleyeceklerini ifade eden Durman, Türkiye Yükseköğretim Kalite Kurulutarafından da dış değerlendirmeye alınabileceğini de söyledi.

Beykoz Üniversitesi’nin programlarını yapılandırırken Avrupa Yeterlilikler Çerçeveleri ile ilişkili Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi (TYYÇ) ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi’nden (TYÇ) yola çıkılmasının önemine değinen Durman, “Yeterlilikler Çerçevelerini bu süreç içinde en önemli araçlardan biri olarak görüyorum. Çünkü her şeyin anlamını orada buluyorsunuz. Sisteminizi tanımlıyorsunuz ve iyileştirilmesi gerekenleri görebiliyorsunuz ve şeffaf olarak paydaşlarınıza sunabiliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Öğrencinin yeterlilikleri bilinecek

Türkiye YeterliliklerÇerçeveleri’nin (TYÇ ve TYYÇ) öğrenciler için birçok faydası olduğunu anlatan Durman, bunları şöyle sıraladı: “Öğrencilerin eğitim programlarını ve derslerini bilinçli seçmelerine, bunları başarılı bir şekilde tamamladıklarında hangi yeterliliklere sahip olacaklarını önceden bilmelerine yardımcı oluyor. Öğrenim programları dışındaki aktivitelerinde öğreneceklerinin anlaşılır olmasına yardım ediyor. Öğrenci hareketliliği için engelleri azaltıyor ve yaşam boyu öğrenimi teşvik ediyor. Eğitim-öğretim düzeyleri arasında yatay ve dikey geçişleri anlaşılabilir hale getiriyor ve kolaylaştırıyor. Yeterliliklere giriş ve çıkış noktalarının belirlenmesi ile yeterliliklerin kazanılmasında çeşitli alternatif yollar yaratarak yeterliliklere ulaşımı ve sosyal katılımı geliştiriyor. Ara yeterlilikler dahil bütün yükseköğretim yeterliliklerinin ve kredi aralıklarının kapsamlı bir listesini sağlayarak öğrenenlere yardım ediyor, onları destekliyor ve onlara yönelik bütün eğitim fırsatlarını açıklıyorlar.”

‘Kilit Program Öğrenme Çıktısı’ Türkiye’de ilk olacak

Çalıştayın, programların içeriğine değil sadece Müfredat (Öğrencilerimiz ne öğrenmeli?), Pedagoji (Öğrencilerimiz nasıl öğrenmeli?), Ölçme ve Değerlendirme (Öğrencilerimiz öğrendi mi?) alanlarında bir yaklaşıma ve yapılandırmaya yönelik olduğunun altını çizen Durman, bu yolda paydaşları olan mezun olan öğrenciler, işverenler, meslek odaları, sendikalar, dernekler, öğretim elemanları ve bölüm personeli ile de bir araya geleceklerini ve fikirlerini alacaklarını söyledi. Süreç sonunda Türkiye’de ilk olarak ‘Kilit Program Öğrenme Çıktısı’ yaklaşımını getireceklerini açıklayan Durman, “Bu yaklaşım birçok alt öğrenme çıktısını toplayacak bir yaklaşım. Ders sayısı az olacak ama detaylı incelendiğinde önemi anlaşılacak” dedi. Hedeflenen tüm çalışmalarınözellikle uluslararası alanda Yükseköğretim sistemini tanımlı, şeffaf ve anlaşılabilir bir duruma getirmek amacıyla yapılacağını ifade etti.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulduğu bir Lisansüstü Programlar Enstitüsü yer almaktadır.

Prof. Dr. Meral Özbek İstanbul Sanat Fuarı 2018 Onur Ödülü’nü Aldı

ARTİST 2018 / İstanbul Sanat Fuarı etkinlikleri kapsamında 12 Kasım 2018 günü Beylikdüzü TÜYAP-Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen TÜYAP Onur Yemeği’nde, Sanat ve Toplumbilim Kuramcısı Onur Ödülü yazar Selçuk Altun tarafından Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Meral Özbek’e verildi. Bu yıl temel tema olarak “deneyim” kavramını seçen ARTİST 2018, güzel sanatlar öğrencileri ve genç sanatçıların çalışmalarının yaygınlaşmasına katkı sunan bir topluluk olarak çeşitli çalışmalara imza atıyor. 2018 İstanbul Sanat Fuarı kapsamında İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Eskişehir, İzmir, Mardin ve Mersin’den katılan 44 bağımsız sanat kolektifi “deneyim” temasına odaklanmış çalışmalarıyla fuara katkı sunuyorlar.

Öğretim üyesi Prof. Dr. Meral Özbek ödülünü alırken yaptığı konuşmada TÜYAP ve ARTİST 2018 gibi oluşumların demokratik ve katılımcı bir kamusal alanın inşasında oynadığı role değindi:

“Can Yücel’in, şarkısı da olan şiirinde, ‘Başka türlü bir şey benim istediğim’ diyor. Biz de sosyal bilimciler olarak, ama aynı zamanda sıradan insanlar olarak, başka türlü bir yaşam dünyası istiyoruz. Bunun bizim alanımızdaki bir karşılığı aslında, kamusallık ve deneyim dolu bir ‘demokratik kamusal alan’ ihtiyacına, arzusuna dayanıyor. Yani herkesin yaşam deneyimlerini zenginleştirebildiği, eşit ve özgür biçimde paylaşabildiği, duygularını, fikirlerini, söz ve eylemlerini kamusallaştırabildiği, insan haysiyetine yakışan bir demokratik kültür arzu ettiğimiz şey ve bu türden demokratik kamusal alanların, mekanların çoklaşması ve güçlendirilmesi. Ben burada bir onur ödülü almanın önemli olduğunu düşünüyorum, TÜYAP’ı kamusallık değerini güçlendiren kültürel kurumlar içinde saydığım için. Bir şekilde metalaşmaya, iktidar ilişkilerine sınır koyan, birlikteliğe ve yaratıcılığa açılan tavrı nedeniyle…”.

Beykoz Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü bahar dönemi başvuruları başladı.

Beykoz Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü bahar dönemi başvuruları başladı.

Başvurular ile ilgili programlar ve takvim aşağıdaki gibidir.

Başvuru Tarihleri

İşletme Yüksek Lisans Programı (Tezsiz)

Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yüksek Lisans Programı (Tezsiz/Tezli)

İletişim Tasarımı ve Göstergebilim Yüksek Lisans Programı (Tezli/Tezsiz)

İş ve Örgüt Psikolojisi Yüksek Lisans Programı (Tezsiz)

5 Kasım 2018 – 11 Ocak 2019

Başvuru Koşulları

  • Yüksek lisans programlarına başvuracak adayların en az 4 yıllık bir yüksek öğrenim programından mezun olduklarını gösterir lisans diploması veya mezuniyet belgesine sahip olmaları gerekmektedir.
  • Tezsiz yüksek lisans programlarımız için ALES ya da yabancı dil şartı aranmamaktadır.
  • Tezli yüksek lisans programlarımız için ise Adayların ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılan Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavından (ALES) Eşit Ağırlık (EA) türünde en az 55 standart puandan az olmamak koşuluyla ilgili Senato tarafından belirlenecek ALES standart puanına sahip olmaları gerekir. 
  • Adaylar, yaptıkları başvurunun ardından programlara kabul için ilan edilen tüm sınav ve mülakatlara katılmak zorundadırlar. Aksi takdirde başarı değerlendirmesinde dikkate alınmazlar.
  • Tüm değerlendirmeler sonunda ilan edilen sonuca göre kesin kayıt hakkı kazanan adaylar, kesin kayıt tarihlerinde belge teslimi yapacaklardır. Kesin kayıtta belgelerin asılları ile işlem yapılacaktır.

Başvuru Şekli

  • Lisansüstü programlara online başvuru formu ile başvuru yapılır.
  • Kayıt sırasında aktif olarak kullanılan e-posta adresinin ve telefon numarasının girilmesi zorunludur.
  • Online başvuru formunun eksiksiz dolduran adaylar kendilerine bildirilen yer, tarih ve saatte ilgili sınav ve mülakatlara katılacaktır.
  • Online başvuru sırasında beyan edilmiş bilgiler ile kesin kayıt sırasında ibraz edilen bilgilerin uyuşmaması durumunda sorumluluk adaya aittir. Uygun olmayan başvurular kesin kayıt hakkı kazanılsa dahi geçersiz sayılacaktır.
  • Online başvurunuz sırasında Diploma, Transkript ve Kısa Özgeçmiş yüklemeniz zorunludur. Kayıt esnasında orjinal belgelerinizi yanınızda getirmenizi rica ederiz.

Kesin Kayıtta Talep Edilecek Belgeler

  • Lisans diploması veya mezuniyet belgesi aslı ve fotokopisi (Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanların Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’ndan alacakları denklik belgesi)
  • ÖSYM ALES Sonuç Belgesi (Tezli yüksek lisans programları için)
  • Onaylı Transkript Belgesi
  • 2 adet fotoğraf
  • Erkek adaylar için yeni tarihli askerlik durum belgesi
  • Nüfus cüzdanı aslı ve fotokopisi
  • Kısa özgeçmiş

Öğrenim Ücretleri

Güz yarıyılı başvurularında kabul edilen yüksek lisans öğrencilerimize %50 oranında indirim yapılacaktır. Buna göre programların öğrenim ücretleri aşağıdaki gibidir;

  • İşletme Yüksek Lisans Programı (Tezsiz) (%50 İndirimli) 7.500 TL
  • Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yüksek Lisans Programı (Tezsiz) (%50 İndirimli) 7.500 TL
  • Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yüksek Lisans Programı (Tezli) (%50 İndirimli) 10.000 TL
  • İletişim Tasarımı ve Göstergebilim Yüksek Lisans Programı (Tezli) (%50 İndirimli) 12.500 TL
  • İletişim Tasarımı ve Göstergebilim Yüksek Lisans Programı (Tezsiz) (%50 İndirimli) 10.000 TL
  • İş ve Örgüt Psikoloji Yüksek Lisans Programı (Tezsiz) (%50 İndirimli) 12.500 TL

Ek İndirimler

  • Kurumsal anlaşmalı firma çalışanlarına, eğitim kurumları çalışanları ile çocuklarına ek %20 oranında indirim uygulanır.
  • Beykoz Üniversitesi birincilerine %100, akademik birim birincilerine %75 yüksek onur öğrencilerine %50, onur öğrencilerine %30, Beykoz Üniversitesi çalışanları ve  mezunlarına %20 oranında ek indirim uygulanır. 

Öğrenim ücretleri aşağıdaki koşullarda taksitle ödenebilir.

10 Taksit Denizbank Kredili Mevduat Hesabı – KMH Denizbank Kavacık Şubesi ile yapılan anlaşma gereği (taksitlerin zamanında ödenmesi koşulu ile) 0 (sıfır) faiz ve 10 eşit taksit imkanıyla Kredili Mevduat Hesabı açtırarak eğitim ücretinizi taksitlendirebilirsiniz.
9 Taksit Kredi Kartı Ayrıca Maximum – Bonus – World (Yapı Kredi ve Vakıfbank World) kartlara, bankaların belirlemiş olduğu komisyon oranlarını eklemek koşulu ile 9 taksite kadar ödeme imkanından faydalanabilirsiniz.

Ateşoğlu: 2040'ta her 10 kişiden 1'i diyabetli olacak

Diyabet hastalığı her geçen gün artıyor. Türkiye, 2035 yılında 11.8 milyon diyabet hastası ile dünyada 9’uncu sırada yer alabilir. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü temasının bu yıl ve gelecek yıl için ‘Aile ve Diyabet’ olarak belirlendiğini ifade eden Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, sağlıklı bir diyabet yönetimi sağlanmasında aile ve diyabet birlikteliğinin çok önemli olduğunu söyledi. Diyabet kontrolünde eğitim, diyet değişikliği, ilaç, fiziksel aktivite ve disiplinin sağlanmasında ailelerin diyabetli bireyi desteklemesinin hayat kurtarabileceğini açıkladı.

IDF (Uluslararası Diyabet Federasyonu) verilerine göre, dünya genelinde 2015 yılında diyabete bağlı ölümlerin sayısı 5 milyondan fazla. 2040 yılında her 10 yetişkinden 1’i (642 milyon kişi) diyabet hastası olacak ve diyabet ile ilişkili hastalıkların sağlık harcamaları da 802 milyon doları aşacak.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nün 2018 ve 2019 yıllarındaki temasının ‘Aile ve Diyabet’ olarak duyurulduğunu belirten Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, gerek diyabetli birey gerek aile açısından sağlıklı bir diyabet yönetimi sağlanmasında aile ve diyabet birlikteliğinin mutluluk verici olduğunu söyledi. 22 Kasım’da Beykoz Üniversitesi Rektörlük Yerleşkesi’nde ‘Her Yönü ile Diabetes Mellitus’ paneli düzenleyeceklerinin bilgisini veren Ateşoğlu, etkinlik öncesi son verileri ve yapılması gerekenleri paylaştı.

Türkiye’de 12 milyon kişi diyabetli olacak

Türkiye’nin, 11.8 milyon kişi ile 2035 yılında (20-79 yaş) diyabetli nüfusun en fazla olduğu ilk 10 ülke arasında 9’uncu sırada yer almasının ön görüldüğünü anlatan Ateşoğlu, “Diyabet veya komplikasyonları için yapılan harcamalar sağlık hizmetleri sistemleri üzerinde harcamaların yaklaşık yüzde 5-10 arasını kapsadığı biliniyor” dedi.

5 aktiviteye dikkat

Diyabet kontrolünde 5 farklı aktivitenin önem taşıdığının altını çizen Ateşoğlu, “İlk başta eğitim geliyor. Onu diyet değişikliği, ilaç, fiziksel aktivite ve disiplin takip ediyor” diye konuştu. Eğitim içerisinde hem diyabetlinin hem de ailenin eğitilmesinin önem arz ettiğini söyleyen Ateşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü hastalığı çok iyi anlamak ve günlük yönetimine aktif olarak katılmak gerekiyor. Aile üyeleri bilinçlenerek yaşam tarzlarını değiştirebilir ve diyabetli bireyi daha iyi destekleyebilirler. İyi bilgilendirilmiş ve motive olmuş hasta da hastalığını kontrol altında tutabilir, hayatındaki değişiklikleri daha kolay kabul edebilir. Böylece, herhangi bir istenmeyen komplikasyonlar ile başa çıkabilir. Çünkü, kontrolsüz diyabet nedeniyle ciddi komplikasyonlar oluşabiliyor.”

Düzenli kontrol şart

Ateşoğlu, diyabet hastalığına karşı yapılacakları ise şöyle sıraladı: “Öncelikle kan şekeri kontrolü önemsenmeli. Sigaraya başlanmamalı, başlandıysa bırakılmalı. Kan basıncı kontrolüne önem verilmeli ve sık sık ölçtürülmeli. Lipitler yılda bir kontrol ettirilmeli. Yüksek seviyelerde ise tedaviye başlanmalı. Fazla kilolar verilmeli. Düzenli egzersiz yapılmalı. Diyabetli bireyin kalp ya da damar problemi varsa fiziksel aktivite konusunda özel tıbbi tavsiye gerekebilir. Yorucu egzersizler tehlikeli olabilir. Alkol alınmamalı alınıyorsa azaltılmalı.”

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulduğu bir Lisansüstü Programlar Enstitüsü yer almaktadır.

İstanbul Arel Üniversitesi “Suriyeli Kadınları Güçlendirme Projesi’

İstanbul Arel Üniversitesi “Suriyeli Kadınları Güçlendirme Projesi’  Açılışını Yaptı.

Suriyeli Göçmen Kadınları Güçlendirme projesinin açılış ve tanıtımı İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Yerleşkesi Aziz Sancar Amfisi’nde gerçekleştirildi.

İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler İngilizce Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Güneş Koç’un yürütücüsü olduğu proje açılış toplantısına Norveç Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Kristin Melsom, Norveç Büyükelçiliği Politik Danışmanı ve Proje Koordinatörü Timur Saydan ve projenin paydaşları olan HayatSür Derneği, İstanbul Arel Üniversitesi Radyo’su, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Mavi Hilal Vakfı, Mülteciler ve Sığınmacılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Sultanbeyli Belediyesi, Şişli Belediyesi ve Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği ile Sistem Matbaacılık katılım sağladı.

Proje paydaşlarının yanı sıra bu alanda çalışan uluslararası örgütlerden UNFPA (United Nations Population Fund) ve Küçükçekmece Belediyesi’nin de katılımının gerçekleştiği etkinliğe,  akademisyenler ve öğrenciler tarafından da yoğun ilgi ve katılım gösterdi.

Norveç Büyükelçiliği’nin desteklediği projenin kapsamında sivil toplum örgütleri ve belediyeler arasında bir pilot proje olarak İstanbul’un Fatih, Küçükçekmece, Sefaköy, Sultanbeyli, Şişli semtleri ve çevresinde yaşayan Suriyeli göçmen kadınlara eğitimler ve çalıştaylar gerçekleştirilecek.

Bu bağlamda Suriyeli göçmen kadınların kadın hakları, mülteci kadın hakları, toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadın sağlığı başlıklarında düzenlenecek çalıştaylarla toplumsal farkındalığın artırılarak bilinçlenmenin sağlanması ve bu alanlardaki eğitimlerin yanı sıra psikososyal destek, Türkçe dil kursu ve meslek edindirme kursu ile de güçlendirilmeleri hedefleniyor.

Suriyeli Kadınları Güçlendirme Projesi açılış konuşmasında Dr. Öğretim Üyesi Güneş Koç, göçün bir cinsiyeti olduğunu ve Suriye’den 3.5 Milyon göç alan Türkiye’nin, bu nüfusun 1.7 Milyonu kadın olan göçmen kadınlara yönelik göç politikalarının geliştirilmesinin öneminden bahsetti.

Norveç Maslahatgüzarı Melsom: “GELİRİMİZ BENZİNDEN DEĞİL, KADIN İŞ GÜCÜNDEN!“

Melsom, Norveç Büyükelçiliği’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne mültecileri kabul ettiği ve bu konudaki cömertliğinden ötürü de teşekkür ettiğini söyleyerek şu şekilde devam etti: ‘Norveç kadın hakları ve kadın erkek eşitliğinin sağlanması konusunda güçlü bir geleneğe sahip… Norveç’in eski Başbakanının Norveç ekonomisine ve gayrisafi yurtiçi milli hasılasına en büyük katkının benzin ya da gazdan kaynaklı olmadığını, kadınların işgücüne katılımından kaynaklı olduğunu söyledi. Bu da istihdamda kadınların önünün açılması ve çocuk bakımı gibi ilerici politikalar sayesinde mümkün oldu’ dedi.

Melsom ayrıca kadına karşı şiddetin tüm ülkelerin ajandasında önemli bir yer teşkil etmesi gerektiğini sözlerine ekleyerek Norveç’in kadına karşı şiddetin önlenmesine verdiği önemin altını çizdi.

Proje kapsamında HayatSür Derneği Psikososyal Danışmanlık eğitimleri, İstanbul Arel Üniversitesi Radyo’su Radyo Program Yapımcılığı Sertifka programı eğitimleri, KADAV (Kadın Dayanışması Vakfı) toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet çalıştayları, Mavi Hilal Vakfı Hukuki Danışmanlık Çalıştayları, Sultanbeyli Belediyesi paydaşlığıyla Mülteciler ve Sığınmacılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Türkçe Dil Kursları, Şişli Belediyesi paydaşlığıyla Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği Kadın Sağlığı Eğitimleri vermektedir. Sistem Matbaacılık’ın ise projenin çıktılarını kitaplaştırarak projeye katkı sağlayacağı belirtildi.

Proje 1 Kasım 2018 ve 1 Mayıs 2019 tarihleri arasında devam edecek ve İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Kampüsü’nde gerçekleştirilecek olan çalıştayların ve eğitimlerin paydaşlar tarafından kamuya açık bir şekilde değerlendirilmesi çalıştayının ardından sonlandırılacaktır.

Türk Dünyası Akademisyenleri Buluştu

Türk Dünyası Akademisyenleri Buluştu

  1. Uluslararası Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresini gerçekleştirdi. Kongrenin Koordinesi SAÜ’lü Profesör , Organizasyonu ise Sakaryalı Firma Gerçekleştirdi.

2003 yılından bu yana her yıl düzenlenen Uluslararası Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi’nin 16.sını 4 – 6 Eylül 2018 tarihleri arasında Kazakistan’ın Miras Üniversitesi ev sahipliği ve Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Vecdi Can’ın koordinesinde Kazakistan’ın Çimkent şehrinde gerçekleştirildi.

Kazakistan Miras Üniversitesi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, Türk Tarih Kurumu, Sakarya Üniversitesi başta olmak üzere birçok üniversite ile Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen ve Sakarya’da faaliyet gösteren merkezi İstanbul’da olan Toprak Turizmin organize ettiği kongreye, Türkiye başta olmak üzere Türk Dünyası’ndan 150 delege katıldı, 200 bildiri sunuldu.

Toprak Turizm organizatörü Ahmet Toprak Türk dünyası için bu kadar önemli bir organizasyonu Sakarya’nın ulusal turizm markası Toprak Turizm olarak gerçekleştirdikleri için gururlu olduklarını belirtti.

Türk dünyasından çok sayıda bilim insanının katıldığı kongrede başta Türk Dünyasının meseleleri olmak üzere sosyal bilimler alanındaki birçok konu ele alındı. Kongrenin ikinci ayağı ise güney Kazakistan’ın başşehri Türkistan kentinde Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşti.

Kongre hakkında değerlendirmelerde bulunan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce, “Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı merhum Prof. Dr. Turan Yazgan hocanın himayesinde 2002 yılında Kırgızistan’da başladı. Bugüne kadar her yıl Türk dünyasının değişik yerlerinde yapıla geldi. Türk dünyasının sorunları tartışıldığı en önemli forumlardan bir tanesidir.

Türk dünyasının akademisyenlerin buluştuğu en önemli ve geleneksel kongredir. Türk dünyası arasında köprü rol oynayan bir sosyal araçtır” diye konuştu.

Türk dünyasının Avrupa’nın doğusundan Uzak Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı ifade ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Yüce, bu coğrafyanın sahip olduğu jeo-stratejik yapı kadar doğal kaynaklarının zenginliğinin debüyük önem arz ettiğinin altını çizdi. Bu coğrafyada yaşayan 70 küsur farklı Türk boyununortak tarih ve kültüre sahip olduğuna işaret eden Yüce; “Daha açık bir ifadeyle bu coğrafyada yaşayan farklı topluluklar Türk milletinin farklı boylarını teşkil etmektedir.

Tarih bu coğrafyada yaşayan Türk topluluklarının kültürel ve ekonomik işbirliği kurmasına yeniden fırsat vermiştir. Bilindiği üzere fırsatlar bir şanstır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir. Aksi takdirde tekrar yüz yıl beklememiz gerekecektir.

Türk toplulukları arasındaki etkileşimin arttırılması sürecinde en önemli unsurlardan biri bu toplulukların birbirini tanımalarını sağlamak için uygun ortam oluşturmak gerekir. İşte bu kongre de söz konusu gayeye hizmet eden araçlardan biridir” dedi.

Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı merhum Prof. Dr. Turan Yazgan hocanın himayesinde 2002 yılında Kırgızistan’da başlamış. Bugüne kadar her yıl Türk dünyasının değişik yerlerinde yapılmış. Türk dünyasının sorunları tartışıldığı en önemli forumlardan bir tanesidir. Türk dünyasının akademisyenlerin buluştuğu en önemli ve geleneksel kongredir. Türk dünyası arasında köprü rol oynayan bir sosyal araçtır.

Rektör Prof. Dr. Fatih Savaşan, Sakarya basını ile tanışma toplantısında bir araya geldi.

Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan, Sakarya basını ile tanışma toplantısında bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen ay Sakarya Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Fatih Savaşan, göreve başlamasının ardından ilk basın toplantısını gerçekleştirdi. SAÜ Personel Lokalinde düzenlenen kahvaltılı basın toplantısına Rektör Savaşan’ın yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Temel Gürdal, Prof. Dr. Hatem Akbulut, Genel Sekreter Dr.Öğr.Üyesi Yaşar Kahraman ile Sakarya basınının temsilcileri katıldı.

Rektör Prof. Dr. Savaşan, toplantıya katılımlarından dolayı basın mensuplarına teşekkür ederek konuşmasına başladı. Üniversitelerin bir taraftan şehir ile bütünleşirken diğer taraftan da şehrin Ar-Ge yapısını desteklemesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Fatih Savaşan, şehrin de endüstri ile sosyal ve kültürel hayata destek vermesi gerektiğini belirtti. Üniversitelerin de bu alanlarda şehirden destek almasının doğru bir yaklaşım olacağına işaret eden Rektör Savaşan, “Üniversiteler bununla da yetinmemeli. Yayın, araştırma ve patent alanlarındaki çıktıların dünyayla paylaşılması, bu konularda önce şehirle bütünleşecek ama şehirle de sınırlı kalmayacak bir yapı kurulması gerekiyor. Bu aynı zamanda şehrin vizyonunu, güzelliklerini ve değerlerini taşıma anlamında da mutlaka ilave katkı yapacaktır” dedi.

Üç ana fonksiyon

Üniversitelerin üç ana fonksiyonu olduğunu belirten Prof. Dr. Savaşan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlardan birincisi eğitim fonksiyonudur. Uluslararası öğrenciler ve Türk vatandaşı öğrenciler, üniversitemize geliyorlar. Bizim çocuklarımız da başka üniversitelere eğitim görmek amacıyla gidiyorlar. Bizler birer ebeveyn olarak öncelikle emanet aldığımız çocuklarımızın hak ettikleri eğitimi almaları için çalışıyoruz. Üniversitemizde hak ettikleri değerlerini bulmaları, kampüse yeni geldiklerinde bunu hissetmeleri gerekiyor. Üniversitemiz öğrencilerine sadece eğitim vermiyor, çok farklı yetkinlikler de kazandırmaya çalışıyor. Bu konuda hocalarımızın da kendilerini sürekli yenilemeleri, kendi alanlarıyla ilgili yeni çıktıları, yeni yöntemleri, yeni bilgileri öğrencilere aktarmaları gerekiyor. Eğitim her alanda aynı şekilde uygulanmıyor. Bazı alanlarda daha çok teorik, bazı alanlarda da daha çok pratik oluyor. Hocaların tamamının öğrencilere iyi eğitim verme konusunda ihtiyaç duydukları altyapıyı da elde etmeleri gerekiyor. Bunun da üniversitenin en önemli görevlerinden birisi olduğunu düşünüyorum.

İkinci fonksiyon ise araştırma fonksiyonudur. Araştırma fonksiyonunun bizzat endüstriyi ve üniversiteden çıkan bir takım çalışmaların destek verilmesini içermesi gerekiyor. Artık Türkiye’de üretim yapısının değişmesi lazım. Türkiye’nin gittikçe özellikle teknolojik ürünleri ithal etmemesi, burada üretmesi lazım. Bu anlamda üniversitemizin üzerine düşen bir takım şeyler var. Laboratuvar imkânlarımız gayet iyi. Bir takım etkinlik sorunları var ama onları ivedilikle aşmamız lazım. Ardından da kapasiteyi artırıcı bir takım tedbirleri almamız ve böylece somut çıktılara doğru yönelmemiz lazım. Dolayısıyla araştırma komisyonu da hiçbir şekilde ihmal edilemeyecek bir fonksiyon.

Şehir ve endüstri ile birlikte çalışacağız

Üçüncü fonksiyon ise toplumsal hizmet ve sosyal yarar oluşturma fonksiyonudur. Sosyal yarar sözünden sadece sosyal bölümleri değil, aynı zamanda şehrimizde bulunan sanayiye ve diğer bir takım endüstriyel alanlara destek verilmesini kastediyoruz. Yani hem kültürel hem de sosyal hayata destek verilecek, STK’lar ile işbirliği yapılacak. Bu da yerel yönetimlerle yapılacak. Aynı zamanda endüstri ile de kol kola girilmesi gerekiyor. Elbette bir takım aşılması gereken sorunlar var. Bunları hızlı bir şekilde aşmaya çalışacağız. Kapasitesini mevcudun üzerine çıkarmaya çalışacağız. Bir takım tıkanıklar varsa onları da hemen aşmaya çalışacağız. Bu şekilde söylediğim üç fonksiyon ile ilgili gözle görünür bir iyileşme ve gelişme elde etmeye çalışacağız. Enerjimizi ve potansiyelimizi Türkiye’nin öncelikleriyle birlikte götürmemiz lazım. Bu hem ülkenin kaynaklarının israf edilmemesine, hem de üniversitenin aslında akıntıya karşı kürek çekmemesine yardımcı olacaktır.”

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi

Rektör Yardımcısı, Prof. Dr. Hatem Akbulut,

Genel Sekreter Dr.Öğr.Üyesi Yaşar Kahraman

Soru cevap bölümü ile devam eden tanışma toplantısı, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, açık hava


Bahadır Alemdaroğlu"Okul önlerinde satılan zehirleri engelleyemiyorlar"

Bahadır Alemdaroğlu”Okul önlerinde satılan zehirleri engelleyemiyorlar”

Bu ülkede ki herkesin birçok sorunu var.

Neymiş emekli maaşına zam,işsizlik vb.

Söylemek istediğim şey,bu sorunlar geçici olabilir fakat uyuşturucu,alkol ve sigara gibi insanı kendine bağlayan bu malum zehirlerin içilmesi ileride hem iş hayatımızda hem de özel hayatımızda sıkıntılara neden olabilir.

Bu yüzden uyuşturucu,alkol ve sigara kullanmak yerine kendimizi ilme adasak belki diğer ülkelerden daha üstün bir seviyeye sahip olabiliriz.

Ama biz her şeyin bağımlı yaşamak olduğunu düşünüyoruz herhalde.

Her gün mahalleler de,sokaklar da başıboş gezen o insanlar belki bir gün bize de aynı şeyleri satabilir ve bizleri de zehirleyebilir.

Bir de bile isteye bu zehirleri içenler var.

Örneğin bir insan kendine yararı dokunabilecek kitapları,dergileri ve başka tür materyalleri almazken gidip 10 TL bile etmeyen sigaraları alıp içiyorlar.

Aynı şey alkol için de geçerli.

İnsan 100 TL olan bir alkolü kendine bir yararı dokunacağı düşüncesiyle alıyor.

Bu zihniyet nasıl bir zihniyet bilemiyorum.

Şu anda bu malum zehirleri içenler geçmişten neden ders almıyorlar.

Sanki bizim toplumumuz bu zehirleri farkında değil.

Farkında fakat bunları kâle almıyorlar.

Diğer ülkelere bir göz atsak en çok bu zehirleri içenler arasında kesinlikle Türkiye vardır.

Bunu bilgilere dayanarak söylüyorum.

Bizim hükümetimiz kadın haklarını korumayan önerge hazırlayacağına bu zehirlerin piyasadan kaldırma gibi bir önerge hazırlasalardı çok mu kötü olurdu.

Bana göre hükümetimiz bilinçsiz bir şekilde hareket ediyor.

Doğru kararlar alamıyor.

Çünkü bizim hükümetimiz keyfi davranıyor.

Bizim şu anda ciddi sorunlarımız olabilir.

Fakat gene de bu ciddi sorunları bir kenara bırakıp ülkenin içindeki vaziyeti bir inceleseler ne olur.

Hükümetimiz dış sorunları iç sorunlardan daha fazla düşünüyor olmalı.

Bu yüzden okul önlerinde satılan zehirleri engelleyemiyorlar.

Çünkü okulların çevrelerinde güvenlik önlemleri çok az.

Ben de bir öğrenci olarak bu durumdan endişeliyim.

Ben ya da biz yani öğrenciler bir çocuk olarak kendimizi nasıl koruyabiliriz ki.

Allah rızası için çocuk gelinler için getirdiğiniz önergeyi iptal ettirip bu zehirlerle alakalı bir önerge hazırlasanız.

Bundan aslında hiç ümidim yok.

Son olarak inşallah bu zehirleri içenler ve satanlar en ağır cezayı alır.

İnşallah diyebilmek bile zor ama gene de ben bu zehirleri içenlere ve satanlara karşıyım.

Hükümetimizden buna bir çözüm istiyorum.

Serkan Topal "Kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın"

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7’nci Birleşiminde  Gündem dışı  söz  alan Hatay Milletvekili Serkan Topal  ” “Kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın”

Serkan Topal”Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum Sayın Başkanım: Dün bir soru sormuştum Millî Saraylarla ilgili. Bunun cevabını hâlâ bekliyoruz. Bunu bir sataşma olarak lütfen görmeyelim.

Eğitime girmeden önce, bakıyoruz Hükûmet yok, hükûmet programı yok, bakanlar yok. Biz muhtemelen bundan sonra Sayın Meclis Başkanımıza bu sorunları dile getireceğiz ve sorunların çözülmesi noktasında yine eskiden olduğu gibi adaleti tesis edinceye kadar da mücadelemiz devam edecek.

Eğitimin önemini burada anlatmama gerek yok ancak şunu çok iyi biliyoruz ve görüyoruz ki on altı yıllık AKP iktidarında tam 7 Millî Eğitim Bakanı ve bu bakanların görev süresi içerisinde de tam 14 eğitim sistemi değiştirildi. Gerçek olan bir şey var değerli arkadaşlar, eğer 7 Millî Eğitim Bakanı değişiyorsa ve 14 eğitim sistemi değiştiriliyorsa burada bir sorun var. Bu işi maalesef beceremiyorsunuz, beceremiyorsunuz.

Bakın, burada eğitimde LGS, SBS, OKS, TEOG, LKS, ÖSS, ÖYS, YGS, LYS, YKS o kadar çok değişti ki, inanın alfabede artık harf kalmadı. Bundan sonra ne olacak acaba? “S, S, S” sonu hep “S”yle bitiyor. Dolayısıyla arkadaşlar, sürekli bize eğitim sisteminde bir şeyler dayatıldı. Neler dayatıldı? Onları ben burada not aldım. Mesela FATİH Projesi çöktü. Ataması yapılmayan öğretmenler cami önlerinde bekleyen güvercinlere benzetildi, sonra miting alanlarında barış güvercinleri uçuruldu. MEB’in yetkileri vakıflara devredildi. Karaman’da, İzmir’de, Osmaniye’de ciğerimiz yandı. Çocuk istismarlarına “Bir kereden bir şey olmaz.” dendi. Aladağ’da çocuklar cemaatin yurdunda çığlık çığlığa içeride kaldı, anaların yüreği ağladı. Dershaneler kapatıldı kapatılmadı merdiven altı temel liselere dönüştürüldü. Andımız kaldırıldı, Atatürk öğretim programlarından çıkarıldı. Yöneticilerin neredeyse tamamı yandaşlardan atandı. PISA, dünya sonuncusu olduk arkadaşlar. Yandaş olmayanlar sözleşmeli öğretmen olarak atanmadı. Haksız yere FETÖ bahanesiyle görevden alınan insanlar intihar etti, suçsuz oldukları anlaşıldı, çocukları anasız babasız kaldı, vicdanlar yine sızlamadı. FETÖ’nün sohbet toplantılarından çıkmayanlar, övgüyle ondan bahsedenler maalesef bakan oldu. Öğretmenler, müdür odalarında yandaş bir eğitim sendikasına zorla üye yaptırıldı. Onlarca, yüzlerce, binlerce kadın öğretmen yönetici odalarında istismarlarla karşı karşıya geldi, “Konuşursan KHK’yle ihraç edilirsin.” tehdidinde bulunuldu. Atatürkçü yüzlerce, binlerce öğretmen açığa alındı. Her yere üniversite kuruldu ama maalesef üniversiteler bölündü, öğretim üyesi yok. Liselere yerleştirme kılavuzu yayınlandı, kimse anlamadı. “Yeşil”, “mavi”, “komşu”; vallahi bu denklemi çözen gerçekten olmadı. Milletvekili arkadaşlar da çözemedi. Annesi babası olmayan çocuklarımıza eğitim öğretim desteği verilemedi. Ve bunun gibi, ve ve ve nicesi.

Sayın Yılmaz gitti, kişilik olarak da kendisini gerçekten severim, şimdi de Ziya Hoca geldi. Kendileri burada değil, muhtemelen danışmanı da söyler. Ziya Hocam, gerçekten işiniz zor, gerçekten zor. On altı yıllık bir enkazı devraldınız; çözüm bende var, bizde var, Cumhuriyet Halk Partisinde var ama siz hangi yöntemi kullanacaksınız, gerçekten onu merak ediyorum? Ama, gerçekten haktan, hukuktan, adaletten, liyakatten, dürüstlükten yana tavır alırsanız, biz her zaman yanınızda olacağız.

Ben şunu söylüyorum, özellikle AK PARTİ’li bütün arkadaşlara söylüyorum: Gelin, bir komisyon kuralım. Gelin, eğitimi siyasallaştırmayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlayayım.

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Hatip.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Ve gelin bir Hükûmet politikası olmaktan çıkaralım, gelin bir devlet politikası yapalım eğitim sistemini. Öyle bir yasa çıkaralım ki yirmi otuz yıl kimse oynamasın; kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın.Ben özellikle, bunu yine sataşma olarak söylemiyorum. Sayın Başkan; Başbakanlık yaptınız, bakanlık yaptınız, başkan yardımcılığı yaptınız ve şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanısınız. Bütün milletvekili arkadaşlara soruyorum, huzurunuzda soruyorum değerli arkadaşlar: Bugün bir veli olarak mutlaka torununuz vardır, çocuğunuz vardır; hangi öğrenci, hangi veli, hangi bakan, hangi milletvekili, hangi öğretmen bu eğitim sisteminden memnun? Gelin, birlikte çözelim.

Fehmi DumanTBMM‘da.
24 dk.Ankara

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli Milletvekili) –

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kararnameler toplum hayatını derinden etkilemeye devam ediyor. Yeni bir kararname; bu sefer Sosyal Güvenlik Kurumu Sayıştay denetiminden çıkarıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu vatandaşın sırtındaki terdir ve bu paranın millet adına denetlenmesi en doğrudan vatandaşlık hakkıdır. Bütçedeki en büyük kalemlerden biridir bu. Bir Cumhurbaşkanı bu paranın denetlenmesini neden istemez? Bu, ciddi, düşündürücü b

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gözlük
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
26 dk.Ankara

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa Milletvekili) –

Sayın Başkan, o hakkı kullanacağız ama tabii, değerli milletvekilimiz İlyas Şeker bir ilçe başkanımızın yapmış olduğu bir paylaşım üzerinden bazı ifadelerde bulundu. Tabii, bu konuyla ilgili, konu araştırılacak ve konu hakkında partimiz gerekli çalışmayı yapacaktır ama bir çelişkinin giderilmesini ifade etti. Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkan Vekili olarak, Genel Başkanımızın ifadeleri, grup başkan vekillerinin, parti sözcümüzün ifadel

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
29 dk.Ankara

Selahattin Minsolmaz, Kırklareli Milletvekili

Değerli milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisimiz Trakya yöremizde bugüne kadar 270 bin ton ekmeklik buğday alımı gerçekleştirmiştir. Trakya’mızda ve özellikle Kırklareli
ilimizde hasat öncesi ve hasat sırasında yaşanan yoğun yağışlar sonucunda ortaya çıkan çimlenmiş dane sorunu nedeniyle alımları gerçekleşmeyen ürünler için yapılan girişimler sonucunda Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından yeni alım şartları belirl

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
31 dk.Ankara

Hacı Özkan, Mersin Milletvekili…

15 Temmuz 2016 yılında FETÖ terör şebekesi, vatanımıza, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, istiklal ve istikbalimize kastetmiştir. Aziz milletimiz, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi yine büyük bir inanç, azim ve kararlılıkla vatanına, özgürlüğüne, hukuk düzenine sahip çıkmış, hain işgal girişimini Allah’ın inayeti, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve aziz milletimizin cesaretiyle bütün dünyaya örnek olacak ş

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
32 dk.Ankara

TURAN AYDOĞAN (İstanbul Milletvekili) –
27’nci Yasama Dönemi’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Dinî ve felsefi inançlarını ortaklaştıran bireylerin bir araya gelmeleri ve inançlarını birlikte yaşamaları gayet doğal bir haktır. Ancak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Adnan Oktar ve grubuna yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında ortaya çıkan ilişkiler, dinî cemaatlerin, tarikatların ve ezoterik örgütlerin, siyasi ve ekonomik bir güç olmalarının ne tür tehlikel

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
34 dk.Ankara

YILDIRIM KAYA (Ankara Milletvekili) –

Millî Eğitim Bakanlığı, sözleşmeli öğretmen alımı için 14 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında yaptığı 60 bin öğretmenin katıldığı mülakatların sonucunu 11 Temmuz tarihinde açıkladı. Ancak Danıştayın mülakatlarla ilgili verdiği, “Adayın mülakat puanı, KPSS puanının 3 puan aşağısında ya da yukarısında verilebilir.” kararına uyulmadı. KPSS’den yüksek puan alan öğretmenler, mülakatta verilen düşük puanlarla elendi, adalet ve hukuk yok sayıldı. 

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: Serkan Titiz
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
37 dk.Ankara

ÖZKAN YALIM (Uşak Milletvekili) –

Bugün itibarıyla dolar 4,830; euro 5,660. Seçimden önce mazot ve benzin fiyatları döviz kuruna endeksli olarak belirleniyordu ancak 24 Haziran seçimleri öncesi Hükûmet, oy almak adına, gelen zamları ÖTV vergisinden karşıladı bugüne kadar. Ancak, artan döviz kurlarından dolayı, döviz kurlarının bu şekilde olmasından dolayı özellikle Hükûmeti uyarıyoruz: Zamları ÖTV vergisinden karşılamaya devam mı edeceksiniz yoksa direkt karşılamaya devam etmeyip de bu zamları dövize -pompa fiyatları olarak- endeksleyecek misiniz? Özellikle bu konuda yüce Türk milletinin bilgiye ihtiyacı vardır.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
39 dk.Ankara

Kazım Arslan, Denizli Milletvekili

İçişleri Bakanına soruyorum: Adana’nın Çukurova Belediyesinin bahçesindeki Atatürk heykeline satırla saldıran Rıdvan Karataş’ın çirkin saldırısına karşı ne Cumhurbaşkanından ne de Başkanlığınızdan bir açıklama yapılmamıştır. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetine yapılan bu çirkin saldırıya karşı bir açıklama yapılmamasının sebebi nedir? İktidarınız döneminde bu tür saldırıların artmasının nedeni nedir? Atamıza karşı s

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise ve gözlük
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
41 dk.Ankara

Kemal Zeybek, Samsun Milletvekili,

Değerli Başkanım, Ayvacık ilçemiz ile Erbaa arasındaki 30 köyümüzün ulaşımının sağlanacağı 60 kilometrelik bir yol güzergâhı var ve yıllardır bu yol güzergâhı, mevcut Hükûmet tarafından söz verildiği hâlde yapılmadı. Ayvacık ile Erbaa arasındaki bu vatandaşlarımız 220 kilometre daha fazla mesafe kat ederek kendi güzergâhlarını değiştirip binlerce lira yakıt harcayarak bu güzergâhta yol alıyorlar. Bu yolun yapılmasıyla bölgedeki, Samsun ile Tokat arasındaki yolun daha kısaltılmasıyla millî servetimiz olan yakıtın tüketiminin azalacağını ve bu bölgede bulunan köylerimizin mağduriyetinin giderileceğini, ulaşımının iyi sağlanacağını düşünüyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
Yorumlar

Adıyamanlılar artık, kadın doğum uzmanı bulunmadığından dolayı neredeyse çocuk yapmaktan vazgeçer hâle geldiler.
Yorumlar
Fehmi DumanTBMM‘da.
45 dk.Ankara

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman Milletvekili ) –

Sağlıkta çağ atladığımız iddiasında bulunan Hükûmet ve Sağlık Bakanlığının, öyle anlaşılıyor ki Adıyaman’dan haberi yok. Adıyaman’da Samsat, Çelikhan, Tut ve Gerger ilçesinde kadın hastalıkları uzmanı ve doğum uzmanı yok. Adıyaman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Hastalar ve hasta yakınları gece saat birde, sabah altıya sıra almak için kuyrukta bekliyorlar ve bu gerçekten, artık, g

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
49 dk.Ankara

Mahmut Tanal, İstanbul Milletvekili
Değerli milletvekilleri, saygıyla selamlıyorum.
Değerli Meclis Başkanımız, Türkiye’de, hatırlarsanız taşeronda çalışan işçiler vardı, bunlar kadroya geçti. Kadroya geçen bu taşerondaki işçilere her kurum bir kimlik verdi. Mesela, Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu taşerondan kadroya geçenlere kimlik verdi. Ancak tüm kurumlar taşeronda çalışıp kadroya geçen kişilere, çalışanlara verilen kimlikte unvan kısmına “sürekli işçi” veya “kadrolu işçi” ibaresini koydu. Ama Meclis Başkanlığınız ne yazdı, biliyor musunuz? “Temizlik işçisi” ibaresini koydu. Bu, insan onuruna yakışmayan bir kavramdır. İnsan onurunu aşağılayıcı ve insan onuruyla bağdaşmayan bu kavramın derhâl çıkarılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kadrolu çalışanlara verilen bu kimliğin değiştirilmesini istirham ediyorum.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
51 dk.Ankara

İLYAS ŞEKER , Kocaeli Milletvekili…

Aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesinde ülkemizi işgale kalkan hain darbecilere karşı korkusuzca sergilediği cesaret neticesinde tarihte eşine ender rastlanan büyük bir zafer elde etmiştir. 15 Temmuz gecesi Türk milleti aynı zamanda tüm dünyaya ülkesini seven bir milletin demokrasiye nasıl sahip çıktığını göstermiş oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu 15 Temmuz darbe girişiminin halkın direnme hakkı sayesinde başarısı

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
54 dk.Ankara

ÇETİN ARIK (Kayseri Milletvekili ) –

Öncelikle 27’nci Yasama Döneminin ülkemize, milletimize ve milletvekillerimize hayırlı olmasını dilerim.

Kayseri Milletvekilimiz Sayın Mehmet Özhaseki Kayseri ziyaretinde “Kasti olarak, Kayseri’ye güzel hizmetler yapılmasına kötülüklerinden dolayı tezgâh kuran, kumpas kuran insanlar var. Onlara da hakkımı helal etmiyorum.” dedi. Sayın milletvekili, bu güzel ülke kumpaslardan dolayı çok çekti. Ergenekon, Balyoz ve daha niceleri… Bu kumpasların bedelini insanlar canlarıyla ödedi. Bu kumpasların devamında 15 Temmuzu yaşadık. Bu iş öyle “Hakkımı helal etmiyorum.” demekle olmaz. Kayseri’ye yapılacak güzel hizmetlerin yapılmaması için kimler, nasıl, niçin kumpas kurdu, açıklayın. Kim bu kumpasçılar? Kayseri halkı bu kumpasçıları merak ediyor. Açıklayın, bu kumpasçılara karşı birlikte mücadele edelim.

Görüntünün olası içeriği: TC Halit Aydemir, yakın çekim
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
56 dk.Ankara

Fatma Kaplan Hürriyet, Kocaeli Milletvekili,

Sayın Başkan, yayımlanan 703 sayılı KHK’yle Başbakanlıkta görev yapan 113 şoför için özel düzenleme yapıldı ve Başbakanlıkta şoför olarak çalışan personel sürekli işçi kadrolarına geçirildi. Yani yüzde 70 işçilik maliyetine takılan Başbakanlıktaki taşeron şoförler kadro hakkı kazandı, hepsine hayırlı olsun diyorum. Ancak, ne var ki madalyonun diğer bir yüzü bulunuyor. Başbakanlıkta çalışan şoförler herhangi bir kısıtlamaya maruz ka

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
57 dk.Ankara

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin Milletvekli) –

Sayın Başkan, Türkiye yaş sebze meyve üretiminde ve ihracatında Mersin 1’inci sırada yer almaktadır. Yalnız, bu yıl yaşanan dolu afeti, sel afeti ve özellikle Akdeniz meyve sineğinden dolayı Çukurova’da çiftçi çok zor durumdadır. Üzüm sezonu bir ayı geçkin zamandır devam ediyor, üzüm fiyatları 58 kuruş 60 kuruş civarındadır. Çukurova’daki çiftçilere Hükûmetin sahip çıkmasını, mutlaka ton başı destek vermesini, Tarım Bakanının da ilk ziyaretini mutlaka Türkiye’de tarımda 1’inci sırada bulunan Mersin’e yaparak Mersin’deki çiftçilerin sorunlarıyla ilgilenmesini talep ediyor, saygılarımı sunuyorum.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise

Yorum Yap

Fehmi DumanTBMM‘da.
59 dk.Ankara

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde Milletvekili ) –

16 Nisan referandumuyla yapılan Anayasa değişikliği sonucu ülkemizde yeni bir rejime geçildi. Bu sürecin yansıması Cumhurbaşkanlığınca çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerde açıkça görülüyor. Bakanlar Kurulu ve bakan yetkilerinin neredeyse tamamı Cumhurbaşkanlığında toplandı. Buna rağmen kamuoyunda “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” diye bir tanımdan söz ediliyor. Oysa ortada hükûmet yok. Bunun böyle olduğunun kamuoyu tarafından bilin

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor, takım elbise, iç mekan ve yakın çekim
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
1 saatAnkara

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul Milletvekili ) –

Değerli milletvekilleri, milletimizin en geniş temsiliyle seçildiğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisinin en önemli gücü olan yasama, denge ve denetim yetkilerimizin elimizden alınmasına ve bununla da kalınmayıp Meclis bünyesindeki yapıların da alınmasıyla her geçen gün Meclisimizin itibarsızlaştırıldığına şahit oluyoruz. 27’nci Dönem milletvekili olarak görevimiz, Parlamentonun yasa yapma ve denetim görevinin tek bir kişi ya da makama b

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor