kategori Arşivleri: Eğitim

Türk Dünyası Akademisyenleri Buluştu

Türk Dünyası Akademisyenleri Buluştu

  1. Uluslararası Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresini gerçekleştirdi. Kongrenin Koordinesi SAÜ’lü Profesör , Organizasyonu ise Sakaryalı Firma Gerçekleştirdi.

2003 yılından bu yana her yıl düzenlenen Uluslararası Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi’nin 16.sını 4 – 6 Eylül 2018 tarihleri arasında Kazakistan’ın Miras Üniversitesi ev sahipliği ve Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Vecdi Can’ın koordinesinde Kazakistan’ın Çimkent şehrinde gerçekleştirildi.

Kazakistan Miras Üniversitesi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, Türk Tarih Kurumu, Sakarya Üniversitesi başta olmak üzere birçok üniversite ile Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen ve Sakarya’da faaliyet gösteren merkezi İstanbul’da olan Toprak Turizmin organize ettiği kongreye, Türkiye başta olmak üzere Türk Dünyası’ndan 150 delege katıldı, 200 bildiri sunuldu.

Toprak Turizm organizatörü Ahmet Toprak Türk dünyası için bu kadar önemli bir organizasyonu Sakarya’nın ulusal turizm markası Toprak Turizm olarak gerçekleştirdikleri için gururlu olduklarını belirtti.

Türk dünyasından çok sayıda bilim insanının katıldığı kongrede başta Türk Dünyasının meseleleri olmak üzere sosyal bilimler alanındaki birçok konu ele alındı. Kongrenin ikinci ayağı ise güney Kazakistan’ın başşehri Türkistan kentinde Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşti.

Kongre hakkında değerlendirmelerde bulunan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce, “Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı merhum Prof. Dr. Turan Yazgan hocanın himayesinde 2002 yılında Kırgızistan’da başladı. Bugüne kadar her yıl Türk dünyasının değişik yerlerinde yapıla geldi. Türk dünyasının sorunları tartışıldığı en önemli forumlardan bir tanesidir.

Türk dünyasının akademisyenlerin buluştuğu en önemli ve geleneksel kongredir. Türk dünyası arasında köprü rol oynayan bir sosyal araçtır” diye konuştu.

Türk dünyasının Avrupa’nın doğusundan Uzak Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı ifade ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Yüce, bu coğrafyanın sahip olduğu jeo-stratejik yapı kadar doğal kaynaklarının zenginliğinin debüyük önem arz ettiğinin altını çizdi. Bu coğrafyada yaşayan 70 küsur farklı Türk boyununortak tarih ve kültüre sahip olduğuna işaret eden Yüce; “Daha açık bir ifadeyle bu coğrafyada yaşayan farklı topluluklar Türk milletinin farklı boylarını teşkil etmektedir.

Tarih bu coğrafyada yaşayan Türk topluluklarının kültürel ve ekonomik işbirliği kurmasına yeniden fırsat vermiştir. Bilindiği üzere fırsatlar bir şanstır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir. Aksi takdirde tekrar yüz yıl beklememiz gerekecektir.

Türk toplulukları arasındaki etkileşimin arttırılması sürecinde en önemli unsurlardan biri bu toplulukların birbirini tanımalarını sağlamak için uygun ortam oluşturmak gerekir. İşte bu kongre de söz konusu gayeye hizmet eden araçlardan biridir” dedi.

Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı merhum Prof. Dr. Turan Yazgan hocanın himayesinde 2002 yılında Kırgızistan’da başlamış. Bugüne kadar her yıl Türk dünyasının değişik yerlerinde yapılmış. Türk dünyasının sorunları tartışıldığı en önemli forumlardan bir tanesidir. Türk dünyasının akademisyenlerin buluştuğu en önemli ve geleneksel kongredir. Türk dünyası arasında köprü rol oynayan bir sosyal araçtır.

Rektör Prof. Dr. Fatih Savaşan, Sakarya basını ile tanışma toplantısında bir araya geldi.

Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan, Sakarya basını ile tanışma toplantısında bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen ay Sakarya Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Fatih Savaşan, göreve başlamasının ardından ilk basın toplantısını gerçekleştirdi. SAÜ Personel Lokalinde düzenlenen kahvaltılı basın toplantısına Rektör Savaşan’ın yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Temel Gürdal, Prof. Dr. Hatem Akbulut, Genel Sekreter Dr.Öğr.Üyesi Yaşar Kahraman ile Sakarya basınının temsilcileri katıldı.

Rektör Prof. Dr. Savaşan, toplantıya katılımlarından dolayı basın mensuplarına teşekkür ederek konuşmasına başladı. Üniversitelerin bir taraftan şehir ile bütünleşirken diğer taraftan da şehrin Ar-Ge yapısını desteklemesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Fatih Savaşan, şehrin de endüstri ile sosyal ve kültürel hayata destek vermesi gerektiğini belirtti. Üniversitelerin de bu alanlarda şehirden destek almasının doğru bir yaklaşım olacağına işaret eden Rektör Savaşan, “Üniversiteler bununla da yetinmemeli. Yayın, araştırma ve patent alanlarındaki çıktıların dünyayla paylaşılması, bu konularda önce şehirle bütünleşecek ama şehirle de sınırlı kalmayacak bir yapı kurulması gerekiyor. Bu aynı zamanda şehrin vizyonunu, güzelliklerini ve değerlerini taşıma anlamında da mutlaka ilave katkı yapacaktır” dedi.

Üç ana fonksiyon

Üniversitelerin üç ana fonksiyonu olduğunu belirten Prof. Dr. Savaşan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlardan birincisi eğitim fonksiyonudur. Uluslararası öğrenciler ve Türk vatandaşı öğrenciler, üniversitemize geliyorlar. Bizim çocuklarımız da başka üniversitelere eğitim görmek amacıyla gidiyorlar. Bizler birer ebeveyn olarak öncelikle emanet aldığımız çocuklarımızın hak ettikleri eğitimi almaları için çalışıyoruz. Üniversitemizde hak ettikleri değerlerini bulmaları, kampüse yeni geldiklerinde bunu hissetmeleri gerekiyor. Üniversitemiz öğrencilerine sadece eğitim vermiyor, çok farklı yetkinlikler de kazandırmaya çalışıyor. Bu konuda hocalarımızın da kendilerini sürekli yenilemeleri, kendi alanlarıyla ilgili yeni çıktıları, yeni yöntemleri, yeni bilgileri öğrencilere aktarmaları gerekiyor. Eğitim her alanda aynı şekilde uygulanmıyor. Bazı alanlarda daha çok teorik, bazı alanlarda da daha çok pratik oluyor. Hocaların tamamının öğrencilere iyi eğitim verme konusunda ihtiyaç duydukları altyapıyı da elde etmeleri gerekiyor. Bunun da üniversitenin en önemli görevlerinden birisi olduğunu düşünüyorum.

İkinci fonksiyon ise araştırma fonksiyonudur. Araştırma fonksiyonunun bizzat endüstriyi ve üniversiteden çıkan bir takım çalışmaların destek verilmesini içermesi gerekiyor. Artık Türkiye’de üretim yapısının değişmesi lazım. Türkiye’nin gittikçe özellikle teknolojik ürünleri ithal etmemesi, burada üretmesi lazım. Bu anlamda üniversitemizin üzerine düşen bir takım şeyler var. Laboratuvar imkânlarımız gayet iyi. Bir takım etkinlik sorunları var ama onları ivedilikle aşmamız lazım. Ardından da kapasiteyi artırıcı bir takım tedbirleri almamız ve böylece somut çıktılara doğru yönelmemiz lazım. Dolayısıyla araştırma komisyonu da hiçbir şekilde ihmal edilemeyecek bir fonksiyon.

Şehir ve endüstri ile birlikte çalışacağız

Üçüncü fonksiyon ise toplumsal hizmet ve sosyal yarar oluşturma fonksiyonudur. Sosyal yarar sözünden sadece sosyal bölümleri değil, aynı zamanda şehrimizde bulunan sanayiye ve diğer bir takım endüstriyel alanlara destek verilmesini kastediyoruz. Yani hem kültürel hem de sosyal hayata destek verilecek, STK’lar ile işbirliği yapılacak. Bu da yerel yönetimlerle yapılacak. Aynı zamanda endüstri ile de kol kola girilmesi gerekiyor. Elbette bir takım aşılması gereken sorunlar var. Bunları hızlı bir şekilde aşmaya çalışacağız. Kapasitesini mevcudun üzerine çıkarmaya çalışacağız. Bir takım tıkanıklar varsa onları da hemen aşmaya çalışacağız. Bu şekilde söylediğim üç fonksiyon ile ilgili gözle görünür bir iyileşme ve gelişme elde etmeye çalışacağız. Enerjimizi ve potansiyelimizi Türkiye’nin öncelikleriyle birlikte götürmemiz lazım. Bu hem ülkenin kaynaklarının israf edilmemesine, hem de üniversitenin aslında akıntıya karşı kürek çekmemesine yardımcı olacaktır.”

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi

Rektör Yardımcısı, Prof. Dr. Hatem Akbulut,

Genel Sekreter Dr.Öğr.Üyesi Yaşar Kahraman

Soru cevap bölümü ile devam eden tanışma toplantısı, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, açık hava


Bahadır Alemdaroğlu"Okul önlerinde satılan zehirleri engelleyemiyorlar"

Bahadır Alemdaroğlu”Okul önlerinde satılan zehirleri engelleyemiyorlar”

Bu ülkede ki herkesin birçok sorunu var.

Neymiş emekli maaşına zam,işsizlik vb.

Söylemek istediğim şey,bu sorunlar geçici olabilir fakat uyuşturucu,alkol ve sigara gibi insanı kendine bağlayan bu malum zehirlerin içilmesi ileride hem iş hayatımızda hem de özel hayatımızda sıkıntılara neden olabilir.

Bu yüzden uyuşturucu,alkol ve sigara kullanmak yerine kendimizi ilme adasak belki diğer ülkelerden daha üstün bir seviyeye sahip olabiliriz.

Ama biz her şeyin bağımlı yaşamak olduğunu düşünüyoruz herhalde.

Her gün mahalleler de,sokaklar da başıboş gezen o insanlar belki bir gün bize de aynı şeyleri satabilir ve bizleri de zehirleyebilir.

Bir de bile isteye bu zehirleri içenler var.

Örneğin bir insan kendine yararı dokunabilecek kitapları,dergileri ve başka tür materyalleri almazken gidip 10 TL bile etmeyen sigaraları alıp içiyorlar.

Aynı şey alkol için de geçerli.

İnsan 100 TL olan bir alkolü kendine bir yararı dokunacağı düşüncesiyle alıyor.

Bu zihniyet nasıl bir zihniyet bilemiyorum.

Şu anda bu malum zehirleri içenler geçmişten neden ders almıyorlar.

Sanki bizim toplumumuz bu zehirleri farkında değil.

Farkında fakat bunları kâle almıyorlar.

Diğer ülkelere bir göz atsak en çok bu zehirleri içenler arasında kesinlikle Türkiye vardır.

Bunu bilgilere dayanarak söylüyorum.

Bizim hükümetimiz kadın haklarını korumayan önerge hazırlayacağına bu zehirlerin piyasadan kaldırma gibi bir önerge hazırlasalardı çok mu kötü olurdu.

Bana göre hükümetimiz bilinçsiz bir şekilde hareket ediyor.

Doğru kararlar alamıyor.

Çünkü bizim hükümetimiz keyfi davranıyor.

Bizim şu anda ciddi sorunlarımız olabilir.

Fakat gene de bu ciddi sorunları bir kenara bırakıp ülkenin içindeki vaziyeti bir inceleseler ne olur.

Hükümetimiz dış sorunları iç sorunlardan daha fazla düşünüyor olmalı.

Bu yüzden okul önlerinde satılan zehirleri engelleyemiyorlar.

Çünkü okulların çevrelerinde güvenlik önlemleri çok az.

Ben de bir öğrenci olarak bu durumdan endişeliyim.

Ben ya da biz yani öğrenciler bir çocuk olarak kendimizi nasıl koruyabiliriz ki.

Allah rızası için çocuk gelinler için getirdiğiniz önergeyi iptal ettirip bu zehirlerle alakalı bir önerge hazırlasanız.

Bundan aslında hiç ümidim yok.

Son olarak inşallah bu zehirleri içenler ve satanlar en ağır cezayı alır.

İnşallah diyebilmek bile zor ama gene de ben bu zehirleri içenlere ve satanlara karşıyım.

Hükümetimizden buna bir çözüm istiyorum.

Serkan Topal "Kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın"

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7’nci Birleşiminde  Gündem dışı  söz  alan Hatay Milletvekili Serkan Topal  ” “Kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın”

Serkan Topal”Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum Sayın Başkanım: Dün bir soru sormuştum Millî Saraylarla ilgili. Bunun cevabını hâlâ bekliyoruz. Bunu bir sataşma olarak lütfen görmeyelim.

Eğitime girmeden önce, bakıyoruz Hükûmet yok, hükûmet programı yok, bakanlar yok. Biz muhtemelen bundan sonra Sayın Meclis Başkanımıza bu sorunları dile getireceğiz ve sorunların çözülmesi noktasında yine eskiden olduğu gibi adaleti tesis edinceye kadar da mücadelemiz devam edecek.

Eğitimin önemini burada anlatmama gerek yok ancak şunu çok iyi biliyoruz ve görüyoruz ki on altı yıllık AKP iktidarında tam 7 Millî Eğitim Bakanı ve bu bakanların görev süresi içerisinde de tam 14 eğitim sistemi değiştirildi. Gerçek olan bir şey var değerli arkadaşlar, eğer 7 Millî Eğitim Bakanı değişiyorsa ve 14 eğitim sistemi değiştiriliyorsa burada bir sorun var. Bu işi maalesef beceremiyorsunuz, beceremiyorsunuz.

Bakın, burada eğitimde LGS, SBS, OKS, TEOG, LKS, ÖSS, ÖYS, YGS, LYS, YKS o kadar çok değişti ki, inanın alfabede artık harf kalmadı. Bundan sonra ne olacak acaba? “S, S, S” sonu hep “S”yle bitiyor. Dolayısıyla arkadaşlar, sürekli bize eğitim sisteminde bir şeyler dayatıldı. Neler dayatıldı? Onları ben burada not aldım. Mesela FATİH Projesi çöktü. Ataması yapılmayan öğretmenler cami önlerinde bekleyen güvercinlere benzetildi, sonra miting alanlarında barış güvercinleri uçuruldu. MEB’in yetkileri vakıflara devredildi. Karaman’da, İzmir’de, Osmaniye’de ciğerimiz yandı. Çocuk istismarlarına “Bir kereden bir şey olmaz.” dendi. Aladağ’da çocuklar cemaatin yurdunda çığlık çığlığa içeride kaldı, anaların yüreği ağladı. Dershaneler kapatıldı kapatılmadı merdiven altı temel liselere dönüştürüldü. Andımız kaldırıldı, Atatürk öğretim programlarından çıkarıldı. Yöneticilerin neredeyse tamamı yandaşlardan atandı. PISA, dünya sonuncusu olduk arkadaşlar. Yandaş olmayanlar sözleşmeli öğretmen olarak atanmadı. Haksız yere FETÖ bahanesiyle görevden alınan insanlar intihar etti, suçsuz oldukları anlaşıldı, çocukları anasız babasız kaldı, vicdanlar yine sızlamadı. FETÖ’nün sohbet toplantılarından çıkmayanlar, övgüyle ondan bahsedenler maalesef bakan oldu. Öğretmenler, müdür odalarında yandaş bir eğitim sendikasına zorla üye yaptırıldı. Onlarca, yüzlerce, binlerce kadın öğretmen yönetici odalarında istismarlarla karşı karşıya geldi, “Konuşursan KHK’yle ihraç edilirsin.” tehdidinde bulunuldu. Atatürkçü yüzlerce, binlerce öğretmen açığa alındı. Her yere üniversite kuruldu ama maalesef üniversiteler bölündü, öğretim üyesi yok. Liselere yerleştirme kılavuzu yayınlandı, kimse anlamadı. “Yeşil”, “mavi”, “komşu”; vallahi bu denklemi çözen gerçekten olmadı. Milletvekili arkadaşlar da çözemedi. Annesi babası olmayan çocuklarımıza eğitim öğretim desteği verilemedi. Ve bunun gibi, ve ve ve nicesi.

Sayın Yılmaz gitti, kişilik olarak da kendisini gerçekten severim, şimdi de Ziya Hoca geldi. Kendileri burada değil, muhtemelen danışmanı da söyler. Ziya Hocam, gerçekten işiniz zor, gerçekten zor. On altı yıllık bir enkazı devraldınız; çözüm bende var, bizde var, Cumhuriyet Halk Partisinde var ama siz hangi yöntemi kullanacaksınız, gerçekten onu merak ediyorum? Ama, gerçekten haktan, hukuktan, adaletten, liyakatten, dürüstlükten yana tavır alırsanız, biz her zaman yanınızda olacağız.

Ben şunu söylüyorum, özellikle AK PARTİ’li bütün arkadaşlara söylüyorum: Gelin, bir komisyon kuralım. Gelin, eğitimi siyasallaştırmayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlayayım.

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Hatip.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Ve gelin bir Hükûmet politikası olmaktan çıkaralım, gelin bir devlet politikası yapalım eğitim sistemini. Öyle bir yasa çıkaralım ki yirmi otuz yıl kimse oynamasın; kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın.Ben özellikle, bunu yine sataşma olarak söylemiyorum. Sayın Başkan; Başbakanlık yaptınız, bakanlık yaptınız, başkan yardımcılığı yaptınız ve şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanısınız. Bütün milletvekili arkadaşlara soruyorum, huzurunuzda soruyorum değerli arkadaşlar: Bugün bir veli olarak mutlaka torununuz vardır, çocuğunuz vardır; hangi öğrenci, hangi veli, hangi bakan, hangi milletvekili, hangi öğretmen bu eğitim sisteminden memnun? Gelin, birlikte çözelim.

Fehmi DumanTBMM‘da.
24 dk.Ankara

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli Milletvekili) –

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kararnameler toplum hayatını derinden etkilemeye devam ediyor. Yeni bir kararname; bu sefer Sosyal Güvenlik Kurumu Sayıştay denetiminden çıkarıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu vatandaşın sırtındaki terdir ve bu paranın millet adına denetlenmesi en doğrudan vatandaşlık hakkıdır. Bütçedeki en büyük kalemlerden biridir bu. Bir Cumhurbaşkanı bu paranın denetlenmesini neden istemez? Bu, ciddi, düşündürücü b

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gözlük
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
26 dk.Ankara

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa Milletvekili) –

Sayın Başkan, o hakkı kullanacağız ama tabii, değerli milletvekilimiz İlyas Şeker bir ilçe başkanımızın yapmış olduğu bir paylaşım üzerinden bazı ifadelerde bulundu. Tabii, bu konuyla ilgili, konu araştırılacak ve konu hakkında partimiz gerekli çalışmayı yapacaktır ama bir çelişkinin giderilmesini ifade etti. Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkan Vekili olarak, Genel Başkanımızın ifadeleri, grup başkan vekillerinin, parti sözcümüzün ifadel

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
29 dk.Ankara

Selahattin Minsolmaz, Kırklareli Milletvekili

Değerli milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisimiz Trakya yöremizde bugüne kadar 270 bin ton ekmeklik buğday alımı gerçekleştirmiştir. Trakya’mızda ve özellikle Kırklareli
ilimizde hasat öncesi ve hasat sırasında yaşanan yoğun yağışlar sonucunda ortaya çıkan çimlenmiş dane sorunu nedeniyle alımları gerçekleşmeyen ürünler için yapılan girişimler sonucunda Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından yeni alım şartları belirl

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
31 dk.Ankara

Hacı Özkan, Mersin Milletvekili…

15 Temmuz 2016 yılında FETÖ terör şebekesi, vatanımıza, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, istiklal ve istikbalimize kastetmiştir. Aziz milletimiz, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi yine büyük bir inanç, azim ve kararlılıkla vatanına, özgürlüğüne, hukuk düzenine sahip çıkmış, hain işgal girişimini Allah’ın inayeti, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve aziz milletimizin cesaretiyle bütün dünyaya örnek olacak ş

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
32 dk.Ankara

TURAN AYDOĞAN (İstanbul Milletvekili) –
27’nci Yasama Dönemi’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Dinî ve felsefi inançlarını ortaklaştıran bireylerin bir araya gelmeleri ve inançlarını birlikte yaşamaları gayet doğal bir haktır. Ancak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Adnan Oktar ve grubuna yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında ortaya çıkan ilişkiler, dinî cemaatlerin, tarikatların ve ezoterik örgütlerin, siyasi ve ekonomik bir güç olmalarının ne tür tehlikel

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
34 dk.Ankara

YILDIRIM KAYA (Ankara Milletvekili) –

Millî Eğitim Bakanlığı, sözleşmeli öğretmen alımı için 14 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında yaptığı 60 bin öğretmenin katıldığı mülakatların sonucunu 11 Temmuz tarihinde açıkladı. Ancak Danıştayın mülakatlarla ilgili verdiği, “Adayın mülakat puanı, KPSS puanının 3 puan aşağısında ya da yukarısında verilebilir.” kararına uyulmadı. KPSS’den yüksek puan alan öğretmenler, mülakatta verilen düşük puanlarla elendi, adalet ve hukuk yok sayıldı. 

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: Serkan Titiz
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
37 dk.Ankara

ÖZKAN YALIM (Uşak Milletvekili) –

Bugün itibarıyla dolar 4,830; euro 5,660. Seçimden önce mazot ve benzin fiyatları döviz kuruna endeksli olarak belirleniyordu ancak 24 Haziran seçimleri öncesi Hükûmet, oy almak adına, gelen zamları ÖTV vergisinden karşıladı bugüne kadar. Ancak, artan döviz kurlarından dolayı, döviz kurlarının bu şekilde olmasından dolayı özellikle Hükûmeti uyarıyoruz: Zamları ÖTV vergisinden karşılamaya devam mı edeceksiniz yoksa direkt karşılamaya devam etmeyip de bu zamları dövize -pompa fiyatları olarak- endeksleyecek misiniz? Özellikle bu konuda yüce Türk milletinin bilgiye ihtiyacı vardır.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
39 dk.Ankara

Kazım Arslan, Denizli Milletvekili

İçişleri Bakanına soruyorum: Adana’nın Çukurova Belediyesinin bahçesindeki Atatürk heykeline satırla saldıran Rıdvan Karataş’ın çirkin saldırısına karşı ne Cumhurbaşkanından ne de Başkanlığınızdan bir açıklama yapılmamıştır. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetine yapılan bu çirkin saldırıya karşı bir açıklama yapılmamasının sebebi nedir? İktidarınız döneminde bu tür saldırıların artmasının nedeni nedir? Atamıza karşı s

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise ve gözlük
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
41 dk.Ankara

Kemal Zeybek, Samsun Milletvekili,

Değerli Başkanım, Ayvacık ilçemiz ile Erbaa arasındaki 30 köyümüzün ulaşımının sağlanacağı 60 kilometrelik bir yol güzergâhı var ve yıllardır bu yol güzergâhı, mevcut Hükûmet tarafından söz verildiği hâlde yapılmadı. Ayvacık ile Erbaa arasındaki bu vatandaşlarımız 220 kilometre daha fazla mesafe kat ederek kendi güzergâhlarını değiştirip binlerce lira yakıt harcayarak bu güzergâhta yol alıyorlar. Bu yolun yapılmasıyla bölgedeki, Samsun ile Tokat arasındaki yolun daha kısaltılmasıyla millî servetimiz olan yakıtın tüketiminin azalacağını ve bu bölgede bulunan köylerimizin mağduriyetinin giderileceğini, ulaşımının iyi sağlanacağını düşünüyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
Yorumlar

Adıyamanlılar artık, kadın doğum uzmanı bulunmadığından dolayı neredeyse çocuk yapmaktan vazgeçer hâle geldiler.
Yorumlar
Fehmi DumanTBMM‘da.
45 dk.Ankara

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman Milletvekili ) –

Sağlıkta çağ atladığımız iddiasında bulunan Hükûmet ve Sağlık Bakanlığının, öyle anlaşılıyor ki Adıyaman’dan haberi yok. Adıyaman’da Samsat, Çelikhan, Tut ve Gerger ilçesinde kadın hastalıkları uzmanı ve doğum uzmanı yok. Adıyaman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Hastalar ve hasta yakınları gece saat birde, sabah altıya sıra almak için kuyrukta bekliyorlar ve bu gerçekten, artık, g

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
49 dk.Ankara

Mahmut Tanal, İstanbul Milletvekili
Değerli milletvekilleri, saygıyla selamlıyorum.
Değerli Meclis Başkanımız, Türkiye’de, hatırlarsanız taşeronda çalışan işçiler vardı, bunlar kadroya geçti. Kadroya geçen bu taşerondaki işçilere her kurum bir kimlik verdi. Mesela, Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu taşerondan kadroya geçenlere kimlik verdi. Ancak tüm kurumlar taşeronda çalışıp kadroya geçen kişilere, çalışanlara verilen kimlikte unvan kısmına “sürekli işçi” veya “kadrolu işçi” ibaresini koydu. Ama Meclis Başkanlığınız ne yazdı, biliyor musunuz? “Temizlik işçisi” ibaresini koydu. Bu, insan onuruna yakışmayan bir kavramdır. İnsan onurunu aşağılayıcı ve insan onuruyla bağdaşmayan bu kavramın derhâl çıkarılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kadrolu çalışanlara verilen bu kimliğin değiştirilmesini istirham ediyorum.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
51 dk.Ankara

İLYAS ŞEKER , Kocaeli Milletvekili…

Aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesinde ülkemizi işgale kalkan hain darbecilere karşı korkusuzca sergilediği cesaret neticesinde tarihte eşine ender rastlanan büyük bir zafer elde etmiştir. 15 Temmuz gecesi Türk milleti aynı zamanda tüm dünyaya ülkesini seven bir milletin demokrasiye nasıl sahip çıktığını göstermiş oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu 15 Temmuz darbe girişiminin halkın direnme hakkı sayesinde başarısı

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
54 dk.Ankara

ÇETİN ARIK (Kayseri Milletvekili ) –

Öncelikle 27’nci Yasama Döneminin ülkemize, milletimize ve milletvekillerimize hayırlı olmasını dilerim.

Kayseri Milletvekilimiz Sayın Mehmet Özhaseki Kayseri ziyaretinde “Kasti olarak, Kayseri’ye güzel hizmetler yapılmasına kötülüklerinden dolayı tezgâh kuran, kumpas kuran insanlar var. Onlara da hakkımı helal etmiyorum.” dedi. Sayın milletvekili, bu güzel ülke kumpaslardan dolayı çok çekti. Ergenekon, Balyoz ve daha niceleri… Bu kumpasların bedelini insanlar canlarıyla ödedi. Bu kumpasların devamında 15 Temmuzu yaşadık. Bu iş öyle “Hakkımı helal etmiyorum.” demekle olmaz. Kayseri’ye yapılacak güzel hizmetlerin yapılmaması için kimler, nasıl, niçin kumpas kurdu, açıklayın. Kim bu kumpasçılar? Kayseri halkı bu kumpasçıları merak ediyor. Açıklayın, bu kumpasçılara karşı birlikte mücadele edelim.

Görüntünün olası içeriği: TC Halit Aydemir, yakın çekim
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
56 dk.Ankara

Fatma Kaplan Hürriyet, Kocaeli Milletvekili,

Sayın Başkan, yayımlanan 703 sayılı KHK’yle Başbakanlıkta görev yapan 113 şoför için özel düzenleme yapıldı ve Başbakanlıkta şoför olarak çalışan personel sürekli işçi kadrolarına geçirildi. Yani yüzde 70 işçilik maliyetine takılan Başbakanlıktaki taşeron şoförler kadro hakkı kazandı, hepsine hayırlı olsun diyorum. Ancak, ne var ki madalyonun diğer bir yüzü bulunuyor. Başbakanlıkta çalışan şoförler herhangi bir kısıtlamaya maruz ka

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
57 dk.Ankara

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin Milletvekli) –

Sayın Başkan, Türkiye yaş sebze meyve üretiminde ve ihracatında Mersin 1’inci sırada yer almaktadır. Yalnız, bu yıl yaşanan dolu afeti, sel afeti ve özellikle Akdeniz meyve sineğinden dolayı Çukurova’da çiftçi çok zor durumdadır. Üzüm sezonu bir ayı geçkin zamandır devam ediyor, üzüm fiyatları 58 kuruş 60 kuruş civarındadır. Çukurova’daki çiftçilere Hükûmetin sahip çıkmasını, mutlaka ton başı destek vermesini, Tarım Bakanının da ilk ziyaretini mutlaka Türkiye’de tarımda 1’inci sırada bulunan Mersin’e yaparak Mersin’deki çiftçilerin sorunlarıyla ilgilenmesini talep ediyor, saygılarımı sunuyorum.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise

Yorum Yap

Fehmi DumanTBMM‘da.
59 dk.Ankara

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde Milletvekili ) –

16 Nisan referandumuyla yapılan Anayasa değişikliği sonucu ülkemizde yeni bir rejime geçildi. Bu sürecin yansıması Cumhurbaşkanlığınca çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerde açıkça görülüyor. Bakanlar Kurulu ve bakan yetkilerinin neredeyse tamamı Cumhurbaşkanlığında toplandı. Buna rağmen kamuoyunda “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” diye bir tanımdan söz ediliyor. Oysa ortada hükûmet yok. Bunun böyle olduğunun kamuoyu tarafından bilin

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor, takım elbise, iç mekan ve yakın çekim
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
1 saatAnkara

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul Milletvekili ) –

Değerli milletvekilleri, milletimizin en geniş temsiliyle seçildiğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisinin en önemli gücü olan yasama, denge ve denetim yetkilerimizin elimizden alınmasına ve bununla da kalınmayıp Meclis bünyesindeki yapıların da alınmasıyla her geçen gün Meclisimizin itibarsızlaştırıldığına şahit oluyoruz. 27’nci Dönem milletvekili olarak görevimiz, Parlamentonun yasa yapma ve denetim görevinin tek bir kişi ya da makama b

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

Arzu ERDEM"Türk toplumu öncelikle canlıya şiddetin önlenmesi yönünde eğitilmesi gerekiyor"

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7’nci Birleşiminde  Gündem dışı  söz  alan  MHP İstanbul Milletvekili Arzu ERDEM”çocuk istismarı ve ihmali” dediğimizde öncelikle iki kelimeyi yan yana getirmek istemediğimizi hepimiz biliyoruz; “çocuk” ve “istismar” kelimeleri, “kadın” ve “şiddet” kelimeleri zinhar yan yana gelmemesi gereken, her birimizin yüreğini, vicdanını sızlatan kelimelerdir.”

Değerli milletvekilleri, çocuk istismarının ve kadına şiddetin önlenmesi ve hayvan haklarıyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi ve bizleri ekranları başında izleyen aziz Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, “çocuk istismarı ve ihmali” dediğimizde öncelikle iki kelimeyi yan yana getirmek istemediğimizi hepimiz biliyoruz; “çocuk” ve “istismar” kelimeleri, “kadın” ve “şiddet” kelimeleri zinhar yan yana gelmemesi gereken, her birimizin yüreğini, vicdanını sızlatan kelimelerdir. İşte, bu kelimeler ne yazık ki son dönemlerde çok daha fazla yan yana gelmeye başladı ve birinci sayfada, manşet haberlerde maalesef ya çocuklarımıza şiddet uygulanmasını ya cinsel istismara uğramalarını veya aynı şekilde hunharca katledilmelerini hep birlikte gördük, izliyoruz, takip ediyoruz, içimiz ve yüreğimiz yanmakta.

Aynı şekilde kadına şiddetin önüne geçilmesi için de acil olarak, mutlaka yeni bir eylem planının geliştirilmesi gerekmektedir çünkü bu konuda da vakalar gittikçe artmakta ve her birimiz için bir tehlike olarak yine önümüzde durmakta.

Hepimiz her şeyden önce evlat sahibiyiz; “Bizim başımıza gelmez.” demeyelim, evlatlarımızın başına gelebilir kaygısıyla da mutlaka bu konuyla ilgili şu makamlara oturmuş olan her bir milletvekili arkadaşımızın, her ananın, her babanın, her kadının, her erkeğin aynı hassasiyeti göstermesi gerekiyor. Özellikle çocuk istismarı ve ihmali; erişkin kişiler tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce “uygunsuz” ya da “hasar verici” olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyen ve tüm gelişimini engelleyen eylem ve eylemsizliklerin tamamıdır aslında. Çocuk istismarı ve ihmali sonucunda çocuğumuz fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmektedir, sağlık ve güvenliği tehlikeye girmektedir.

Çocuk istismarı dediğimiz zaman yine fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar olarak tanımlanabilmektedir. Çocuk ihmali ise fiziksel ya da duygusal ihmal olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazen ebeveynler tarafından veya bakıcılar tarafından da maalesef meydana getirilebilmektedir. İstismar ve ihmalin bu farklı şekilleri yalnız aileleri değil tüm toplumu ilgilendirmektedir, sosyal kuruluşları ilgilendirmektedir, yasal sistemleri ilgilendirmektedir ve eğitim sisteminin tam içinde bulunmaktadır aslında. İşte, burada kendimize sormamız gereken soru: Nereden başlamalı? Cinsel istismarın önlenmesi, çocuğa şiddetin önlenmesi, çocuk kaçırmalarının önüne geçilmesi, günlerce bir çocuğun ortadan kaybolmasının önüne geçilmesi için toplum olarak, millet olarak neler yapmalıyız? Bizler milletvekilleri olarak bu evlatların veballeriyle burada oturuyoruz, bizler neler yapmalıyız? İşte, bunun üzerinde gerçek anlamda, ciddi bir çalışma yapılmalı.

Geçen dönemlerde bu çalışmaları hep birlikte yaptık ve birtakım uygulamalara da geçildi, bu konuyla ilgili cezai yaptırımların artırılması yönünde de birtakım eylemlerde bulunuldu. Öncelikle iyi hâl indiriminin kaldırılması yönünde ya da iyi hâl indiriminin verilmemesi yönünde de birtakım girişimler oldu ama yeterli mi? Değil. Aslında suçlar işlenmeden önce önlem ne olmalı, bunun üzerinde durmak gerekir. Yani, eğitim sistemiyle ilgili mutlak bir eğitim reformu şart ve tüm gençlerimizin, çocuklarımızın eğitilmesi gerekiyor, anne babaların eğitilmesi gerekiyor. Türk toplumunun bu anlamda öncelikle canlıya şiddetin önlenmesi yönünde eğitilmesi gerekiyor.

Çocuk istismarı ve ihmalin gün geçtikçe arttığını hepimiz biliyoruz. Hepimiz evladımızdan endişeliyiz, hepimiz küçük çocuğumuzu bir yere gönderirken tembih üzerine tembihte bulunuyoruz. Peki, biz bunu önlemek için neler yapmalıyız? Bu konuyla ilgili yeni dönemde Allah’ın izniyle hep birlikte mutlaka ve mutlaka bir kanun çalışması yapılmalı. Unutmuyoruz hiçbirimiz o bacakları kesilen köpeği. Hiçbirimiz o güzel gözleri, boncuk gözlerini unutamıyoruz Leyla bebeğin. İşte, bunların tamamını üst üste koyduğumuzda gencecik kadınların kaybolduğunu, kaybolan kadınların hunharca katledilerek bir yerlerde cesetlerinin bulunduğunu hiçbirimiz kadın olarak da erkek olarak unutamıyoruz. İşte, bu konuyla ilgili liderimizin de dediği gibi ha bir hayvana şiddet ha bir bebeğe şiddet. Bu konuyla ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konunun takipçisi olacak ve Allah’ın izniyle hep birlikte bunların önlenmesi için üzerimize düşeni uyum içerisinde yapacağımıza inanıyorum.

Sakarya Barosu "Çocuklar  İçin;  Korkularımızla Ayrışmaya Son Verelim.."

Çocuklar  İçin;  Korkularımızla Ayrışmaya Son Verelim..

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi, çocuk istismarlarına tepki gösterdi

Sakarya Adliyesi önünde toplanan baro avukatları adına konuşan Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Elif Erdem Düzgün, son dönemlerde artan ve görünür hale gelen çocuk istismarı konusunda öncelikle çocuğa dönük şiddeti önleme planı olması gerektiğini vurguladı.

Ciddi bir saha çalışması, veri toplama ve değerlendirme çalışması gerektiğine işaret eden Düzgün, “Riskler, nedenler belirlenmelidir, eril cinsiyetçi söylem ortadan kaldırılmalı. Özellikle sosyal medyada çocukların cinsel obje olarak değerlendirmelerinin önüne geçilmelidir. Fahiş cezalar sonunda cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olunmalı, adli yargılama ile evrensel değerlere uygun cezalandırma yapılmalıdır. Çocuğa, hayvana, kadına dönük şiddet, toplumsal şiddetin güçsüz olana yoğunlaşmasıdır.” diye konuştu.

Düzgün, çocuğa yönelik istismar olduktan sonra ne yapılacağı değil, olmadan önce nasıl engelleneceğinin konuşulması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“İdam veya hadım çözüm değildir. Çözüm zihniyetin değişmesidir. Zihniyet değişmediği sürece ve toplum bu konularda eğitilmedikçe idam işlenen suçları azaltmayacağı gibi, hak, hukuk, adalet kavramlarını da gölgede bırakacaktır. Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak şubat ayında ilimizdeki STK’lar, dernek temsilcileri ile bir araya gelerek çocuk istismarı ile mücadele  yol haritamızı belirlemiş, istismarı önlemeye yönelik tedbirleri de içine alacak önerilerimizi yazılı bir metin haline getirmiş, halkımızla birlikte bir yürüyüş düzenleyerek metni imzaya atmıştık. Merkez olarak hukuken ne gerekiyorsa yaptığımızı ve bundan sonrada yapmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşır, bundan sonra yeni acılar yaşanmamasını temenni ederiz.”

Son dönemlerde artan ve görünür hale gelen çocuk istismarı ( fiziksel, duygusal, cinsel) ve en ağır biçimi çocuk cinsel istismarı ; “münferit, sapık, hasta, insanların, idam ve hadım tartışmaları ile“  adeta çözümsüzlük üreterek  tartışılmamalıdır.  Evrensel değerlere uygun, bilimsel, çocuk hak ve özgürlüklerini esas alan devletin yükümlülüklerinin belirlendiği hukuk güvenliğinin sağlandığı, toplumsal değer yargılarını,  koruyucu yöntemler belirlenmelidir.  Çocuklar üzerinden yaşadığımız korkularımız toplumsal ayrışmadan uzak siyasetler üstü benimsenmeli ve çözüm üretilmelidir.

            Can yakıcı çocuk istismarları  tartışılırken dahi özelikle sosyal medyada herkes konunun esasından uzak anlık öfke ve “tarafgir “ bir dille konuşmaktadır. Oysa zaman korkularımız üzerinden ayrışılacak zaman değildir. Unutulmamalıdır ki öncelikli sorumluluk devletindir, tüm kişi ve kurumlar farklı alanlarda çalışan meslek kuruluşları bir araya gelerek sorunun çözümü noktasında yol gösterici ve çözüm üretici olmalıdır.

            Öncelikle çocuğa dönük şiddeti önleme planları olmalıdır. Bağımsız özgür düşüncenin gelişme ortamına sahip üniversitelerde bilimsel akademik çalışmalar yapılmalıdır. Ciddi bir saha çalışması yapılmalı ve veri toplama, değerlendirme çalışması gerçekleştirilmelidir.  Riskler, nedenler belirlenmelidir. Eril cinsiyetçi söylem ortadan kaldırılmalı, çocukların evrensel değerlere uygun kız erkek birlikte eğitim almaları sağlanmalıdır, özellikle sosyal medyada çocukların cinsel obje olarak değerlendirmelerinin önüne geçilmelidir. Hukuk güvenliği ve belirliliği sağlanmalı,  aynı olaya aynı hukuksal korunmanın ayrımsız herkes için sağlanacağı inancı sağlanmalıdır. Fahiş cezalar sonucunda cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olunmalı, adil yargılama ile evrensel değerlere uygun cezalandırma yapılmalıdır. Çocuğun korunması ile ilgili müdahale görevini de içeren idari kurumsal yapı olmalıdır. Bu bağlamda sivil toplum örgütlerinin dernek ve vakıfların bağımsız çalışma yapmasına fırsat tanınmalı, siyasi yakınlıktan uzak;  çocukla ilişkide bulunan tüm kişi,  kurum ve kuruluşların, fırsat eşitliğine, denetime, kurallara uygunluğu sağlanmalıdır. Ekonomik eşitsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Bilimin, eğitimin, sanatın gelişiminin önündeki engeller kaldırılmalı, toplumun tüm katmanlarınca ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.

Çocuğa, hayvana, kadına dönük şiddet, toplumsal şiddetin güçsüz olanda yoğunlaşmasıdır. Gücün çürümüşlüğü her türlü insani değer yargısından uzak bir biçimde tezahür etmektedir. Ancak bunun çözümünü, salt ceza kanunlarında yapılacak değişikliklerde görmek,  hukuk bilimine haksızlık olduğu gibi, eğitim programları, çocuk koruma politikaları ile uğraşmak yerine meselenin kendisini unutmak, sorunu suç işlendikten sonra faillerin bedenleri üzerinden kısasa kısas yöntemiyle ortadan kaldırmak çabasıdır. Bunun da en önce çocuklarımıza bir fayda sağlamayacağı açıktır. Hamasi söylemlerle çocukların önemini anlatmak yerine kamu ve özel kaynakların çocuklar yararına kullanımı sağlanmalıdır. Çocuğa yönelik istismar olduktan sonra ne yapılacağı değil, olmadan önce nasıl engelleneceği konuşulmalı ve tartışılmalıdır.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Zafer Kazan dahil, ayakta duran insanlar

Meselenin bütüncül çözümü için öncelikle Meclis’te kurulması önerilen çocuk hak ihlallerine ilişkin komisyonların hızlıca kurulması, yıllardır bekletilen Çocuğa Yönelik Şiddeti Önleme Ulusal Eylem Planı’nın çıkması ve uygulanmaya başlanması, bu alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi ve bu çalışmaların kamu idaresi tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Çocuğa yönelik şiddet 3-5 münferit olaydan ibaret olarak ele alınmadan, görünür olan ve olmayan çok sayıda şiddet türü ve vakasının mevcut olduğu ve tüm istismar hallerinin bir bütün olduğu, çok zaman iç içe geçtiği bilinciyle hareket edilmelidir.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Zafer Kazan dahil, ayakta duran insanlar ve ayakkabılar

İDAM VEYA HADIM ÇÖZÜM DEĞİLDİR! ÇÖZÜM ZİHNİYETİN DEĞİŞMESİDİR. ZİHNİYET DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE VE TOPLUM BU KONULARDA EĞİTİLMEDİKÇE İDAM İŞLENEN SUÇLARI AZALTMAYACAĞI GİBİ, HAK HUKUK ADALET KAVRAMLARINI DA GÖLGE DE BIRAKACAKTIR.

İdam ve hadım cezasının uygulandığı ülkelerdeki sonuçlara bakıldığında, tüm örneklerde görüleceği üzere bir şiddet türünün ortadan kaldırılması için asla çözüm yöntemi olmadığı net olarak görülecektir. Çocuğa yönelen her türlü istismar için çözüm: çocuğa özgü adalet, koruma ve rehabilitasyondur. Bu bağlamda şiddete şiddet ile karşılık vermek yerine çocukların korunması odağında bütüncül çözüm üretilmelidir.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak   Şubat ayında ilimizdeki STK’lar, dernek temsilcileri ile bir araya gelerek Çocuk İstismarıyla Mücadele Yol Haritamızı belirlemiş, istismarı önlemeye yönelik tedbirleri de içine alacak önerilerimizi yazılı bir metin haline getirmiş, halkımızla birlikte bir yürüyüş düzenleyerek metni imzaya açmıştık. Aynı metni yeniden imzaya açarak Ekim veya kasım ayında yeni kurulan TBMM’ne sunmakta da fayda görüyoruz. Bu anlamda istismarlar yaşanmadan, ailelerin yürekleri dağlanmadan ne yapılabilir sorgulamaya devam etmek gerektiğini yineleyerek Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak hukuken ne gerekiyorsa yaptığımızı ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşır, bundan sonra yeni acılar yaşanmamasını temenni ederiz.

                        SAKARYA BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ

 

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Mühendislik, Gastronomi ve Psikoloji'nin yeni eğitim adresi Beykoz Üniversitesi

Beykoz Üniversitesi, 2018-2019 eğitim-öğretim dönemine İngilizce İşletme Mühendisliği, Gastronomi, Mimarlık, İngilizce Bilgisayar Mühendisliği ve Psikoloji gibi yeni bölümleriyle ‘Merhaba’ diyecek. Günümüzün yanı sıra geleceğin de en önemli meslekleri arasında sayılan bu alanlarda eğitim verecek olan Beykoz Üniversitesi, akademik kadrosunu da güçlendirdi. Yeni bölümlerden herhangi birinde okuyan öğrencilerin yandal ve çift anadal okuma imkânı da olacak

Eğitim-öğretim alanında yeniliklere hız kesmeden devam eden ve yükseköğretimde kısa sürede fark yaratmayı başaran Beykoz Üniversitesi, yeni bölümleri ve öğrencileriyle nitelikli büyümeyi sürdürüyor.Yeni açılacak bölümler arasında özellikle Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde İngilizce İşletme Mühendisliği, İngilizce Bilgisayar Mühendisliği ve Mimarlık bölümleri; Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Psikoloji ile İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler; Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde ise Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümleri dikkat çekiyor. 2018-2019 eğitim-öğretim yılında bu bölümlere alınacak ilk öğrenciler ders başı yapacak.

Nitelikli şefler yetişecek

Son yıllarda artan sağlıklı yaşam ve beslenme kültürü ile birlikte daha da önem kazanan Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünü Sanat ve Tasarım Fakültesi bünyesinde açan üniversitede, mutfak sanatları ve yiyecek hizmetlerinde profesyonel kariyer edinmek isteyenlere 4 yıllık lisans eğitimi verilecek. Böylece, sektöre nitelikli şefler yetiştirilecek. Bu bölümü seçecek olan öğrenciler, derslere konuk olarak gelecek ünlü şefler ve gastronomi uzmanlarından da önemli detaylar öğrenebilecek. Eğitimleri boyunca öğrenciler; beslenme, gıda bilimi, gıda hijyeni, yiyecek ve içecek işletmeciliği ile pazarlaması alanlarında dersler görecek, Türk ve Dünya Mutfağı’nın inceliklerini öğrenecekler.

Bu bölümü seçecek öğrencilerin nitelikli şefler ve yöneticiler olmaları için her türlü olanak ve desteği sağlayacaklarının güvencesini verdiklerini belirten Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nüket Güz, mezun olduktan sonra konaklama, yiyecek ve içecek, seyahat ile ulaştırmanın olduğu her yerde çalışabileceklerinin bilgisini verdi. Öğrenciler uzmanlaştıkları bu alanda yazarlık ve danışmanlık da yapabilecek ve Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) girerek, 4801 nitelik koduyla devlet kurumlarına da atanabilecekler.

     

Yandal ve çift anadal fırsatı

Küresel yarışa hazırlıklı, yaratıcı, yenilikçi, girişimci ve lider mühendisler ile mimarlar yetiştireceklerini belirten Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Kuru, “Hızla değişen dünyanın gereksinimlerine karşılık veren yapı ve içeriğe sahip programlar sunuyoruz. Bu programları güçlü bir eğitsel altyapı ve eğitim ortamında güçlü bir akademik kadro ile yürütüyoruz” diye konuştu.

Programlarını ortak bir bakış ve yapıda tasarladıklarını anlatan Kuru, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mühendislik programlarında 1’inci sınıftaki dersler aynı, diğer sınıflarda ortak dersler var, seçmeli ders yapısı aynı, bitirme projesi, stajlar ve işyerinde çalışarak eğitim görmek aynı yapıda. Böylece öğrencilerimizin hem kendi alanlarında seçmeli dersleri alarak veyayandal yaparak istedikleri doğrultuda kendilerini geliştirmelerine hem de çift anadal yaparak ya da bölüm değiştirerek diledikleri dalda eğitim almalarına olanak hazırladık.”

 

Güçlü akademik kadro

Sürekli gelişim halinde olan Bilgisayar Mühendisliği ile İşletme Mühendisliği’nin günümüzün ve geleceğin en heyecan veren mesleklerinden olduğunun altını çizen Kuru, Mimarlık alanının da geçmişin ve günümüzün olduğu gibi yarının da önde gelen mesleği olduğunu söyledi. Bölümlerin henüz kuruluş aşamasında çoğu yurt dışı doktoralı güçlü akademisyenleri bünyesine kattıklarını da ifade eden Kuru, “Örneğin genç öğretim üyelerimizden biri ABD patent ofisine kayıtlı 18 adet uluslararası patente sahip. Bir diğeri 5 yıldır küçük boy robotlar futbol liginde (Robocup SSL) ülkemizi temsil eden takımda yer alıyor” dedi.

Etik ilkelere bağlı psikologlar

Psikoloji Bölümü’nde öğrencilerin sosyal, klinik, gelişim, bilişsel ve endüstri gibi psikolojinin farklı alt alanlarında sağlam bir kuramsal altyapı kazanmalarının yanında, diğer sosyal bilim dallarından seçmeli dersler ile disiplinler arası bir bakış açısı geliştirmelerini amaçladıklarını belirten Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Tınaz, “Öğrencilerimizin mesleki deneyim kazanmalarına büyük önem veriyoruz” diye konuştu. Tınaz, şöyle devam etti:“Sunacağımız çeşitli uygulama olanakları, onlara mesleki bilgilerini hayata geçirebilme imkânı sağlayacak. Hedefimiz; mesleki etik ilkelere bağlı, toplumsal duyarlılığı yüksek, bireysel ve toplumsal sorunları nesnel bir bakış açısı ile değerlendirerek bu sorunlara çözüm önerileri sunabilecek psikologlar yetiştirmek.” Tınaz, Psikoloji bölümünden mezun olan öğrencilerin, insan kaynakları departmanlarında, anaokullarında, okullarda, hastanelerde, ruh sağlığı merkezlerinde ve özel danışmanlık merkezlerinde ‘Psikolog’ unvanı ile çalışabileceklerinin bilgisini verdi. Tercih eden öğrencilerin, yüksek lisans programlarına devam ederek, alanlarında ‘Uzman Psikolog’ unvanı alarak kariyerlerine devam edebileceklerini söyledi.

Yüzde 75 indirim imkânı

Beykoz Üniversitesi 2018-2019 eğitim-öğretim yılında tam burslu, %75 ve %50 indirimli kontenjanlara öğrenci alacak. Öğrenciler %50 burslu kontenjanlara ilk 5 tercihlerinde yer vermeleri durumunda %25 tercih indiriminden de faydalanabilecek.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, ‘Meslek Yüksekokulu’, ‘Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’ olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulacağı bir ‘Lisansüstü Programlar Enstitüsü’ yer almaktadır.

Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri Konulu Panel Sakarya'da Gerçekleştirildi

Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri Konulu Panel Gerçekleştirildi

Türkiye Avrupa Birliği Derneği “Son Jeopolitik Gelişmeler Işığında Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri“ konulu panel  Serdivan  TunatanTesislerinde  düzenlendi

Panele  İYİ Parti Sakarya  İl Başkanı Doktor Hüsamettin ATASEVER  İl Yöneticileri  ile birlikte  katıldı. CHP Sakarya  İl Başkanı Erdoğan ISIR,Saadet  Partisi  Adapazarı İlçe  Başkanı  Abidin Birinci,Adapazarı Gar Müdürü Hüsamettin TÖRE ,Sakarya Muhtarlar Federasyon Başkanı  Erdal Erdem,Sakarya  İnşaat Mühendisleri Odası  Başkanı  Hüsnü GÜRPINAR ,Sakarya Medya Derneği Başkan Vekili  Fehmi DUMAN ,Kent Konseyi  Yöneticileri  ve davetliler  katıldı

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: Erdogan Isır, ayakta, takım elbise ve açık hava

Panel Başkanlığını Turabder  Sakarya Şubesi Başkanı  Av. Ü. Önder Döker. Yaptı

Turabder Genel Başkanı   Prof. Dr. Gül Günver Turan, Türkiye-Avrupa Birliği Derneği (TURABDER) Avrupa Birliği’ne tam üyelik başvurumuzdan hemen sonra, 1987 yılında, kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür. Amacı, tüzüğünde belirtildiği gibi “AB ile bütünleşme” hedefine varılabilmesi ve “Avrupa fikri” etrafında bir kamuoyu oluşturulabilmesi için gerekli çalışmalara öncülük etmektir. Yayın faaliyetlerinde bulunmak, panel, konferans ve seminerler düzenlemek, basın bildirileri ile kamuoyunu aydınlatmak amaçları arasındadır. Merkezi İstanbul’da  bulunan Derneğimiz, Sakarya’daki  şube kuruluşu ile çalışmalarını sürdürmektedir. Merkez ve şubede kayıtlı üye sayımız 1300’ü geçmiştir.  TURABDER olarak Türkiye’dekileri AB’ye, AB’dekileri de Türkiye’ye tanıtma ve yakınlaştırma gibi bir görevle yola çıktıklarını, halen Türkiye’nin AB politikasının “bir ileri iki geri” şeklinde oyladığını, bunun çimentolaşmaması için çaba gösterdiklerini anlattı.”

Güvenlik konusunda,  Türk Sınai Kalkınma Bankası  (TSKB)Yönetim Kurulu üyesi,  Emekli Büyük elçi,  Mithat Rende,  “Siz Avrupa ile ne kadar entegre olursanız, ilişkileriniz ne kadar iyi olursa, Ortadoğu’daki değeriniz o derecede artar” dediğini, bu anlamda Türkiye’nin dış dünya ile iyi ilişkiler kurması gerektiğini anlattı.

Dış İlişkilerimizdeki durum konusunda, İnternational Political Sciense Assocation ( IPSA – Merkezi Montreal’de) Uluslar arası  Siyasal Bilim Dernekleri  Genel Başkanı.(Bilgi Üniversitesinden)  Prof. Dr. İlter Turan,  , “AB’nin önde gelen iki ülkesi olan Almanya ve Hollanda ile ihtilafların yoğunlaşması zaten zorla ilerleyen AB ilişkilerimizi daha da zora sokmuştur” dedi. “Bundan sonra ilişkilerin düzene girmesi için tarafların büyük gayret göstermesi gerekli”

Türkiye Av. Birliği arasındaki son gelişmelerin ekonomiye etkisi konusunda İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri ( İKV)  Doç. Dr. Çiğdem Nas    Gümrük Birliği’nin Türk ekonomisinde ve sanayisinde oynadığı dönüştürücü role değinirken Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin doğuracağı olası kazanımların altını çizdi. Doç. Dr. Nas konuşmasında ekonomik dönüşümün siyasi reformlardan bağımsız ele alınamayacağını da önemle vurguladı.

Göç konusunda Özyeğin Üniversitesinden, Doç. Dr. Deniz Şenol Sert,   “Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 300 bin  Suriyeli misafir yaşamaktadır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün Kasım 2017 itibariyle Sakarya ilinde toplam 14.000  civarı  Suriyeli sığınmacı bulunmaktadır.

Ülkemizdeki mülteci sorunlarına yönelik, ‘Suriyeli sığınmacı politikası’ acilen hayata geçirilmelidir. Suriyeliler konusu, bir toplumsal uyum sorunu olarak ele alınmalı; çalışma hayatı, eğitim, barınma, sağlık, belediye hizmetleri, toplumun alıştırılması gibi alanları düzenleyecek bütüncül bir politika uygulanmalıdır. Tüm bu faaliyetlerin Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kurularak koordine edilmesi gerekmektedir.”

Panel Başkanı Turabder  Sakarya Şubesi Başkanı  Av. Ü. Önder Döker “Avrupa’da barışı sağlamak ve  Bir ortak kültür içinde yaşam sürmek için tasarlanan bu sevgi birliği maalesef dinci, dilci,ırkçı,  yönetimlerin başa gelmesi nedeni ile zaman zaman gerçek kimliğinde zorlanmaktadır. Bu nedenle Din,Dil,Irk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin bir  Avrupa ailesi için Demokratik sosyal düşüncenin devletlerde hakim olması gerekmektedir. Müreffeh bir hayat tarzı için eğitim ve her toplumun kendi kültürü yanında ortak bir kültüründe gelişmesi gerekmektedir.

        Yurdumuz’da ve Avrupa’da  sulh içinde yaşamamız öncelik olup devamında tüm dünya ülkeleri ile barış ve kardeşlik içinde yaşanacak  barışçı bir dünya hedefimizdir.

        Bu birlikte Her ülke  özgürdür. Sadece ortak  alınacak kararlarla İnsan hakları Evrensel  beyannamesine göre konulacak ortak hukuk kuralları söz konusudur. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yaşayan  Bireylerin  ortak yaşamını sağlamak için ve  özgürlüğü üzerinedir.  Bu konuda bilgilenmek  arzusunda olan kişi veya kurumlara  gerekli bilgileri vermek üzere hazırız.  Kurumlardan davet beklerken, Halkımızı aydınlatmak içinde toplantılar tertip edileceğini bildiririz.”dedi.

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi çocuk istismarının önüne geçebilmek için ilimizde ilk kez yapılan bir çalışmaya imza atıyor.

“Çocuk İstismarı ile Mücadelede Yol Haritası Belirlemek İçin İlk Adım” başlığı altında Sakarya Barosu Konferans Salonunda çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri, doktorlar ve öğretmenler ile bir araya gelen Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyeleri çocuk istismarı mücadelesinde neler yapılabileceğini görüştüler.

ÇİM UYGULAMASI ZORUNLU OLMALI

Katılımcılara öncelikle Çocuk İzlem Merkezinin işleyişi hakkında kısa bir bilgi veren Av. Elif Erdem Düzgün doğru işlediği takdirde bunun çok iyi bir sistem olduğunu ifade etti. İlimizde kısa bir süre önce açılan ÇİM’de hala bir kadın doğum uzmanının bulunmadığını belirten Av. Düzgün yetkililerden bir an önce bu eksikliğin giderilmesi için talepte bulundu. Ayrıca toplantı sonunda kaleme alınan bildiride  CMK ya da yönetmelik ile ÇİM uygulamasının düzenlenerek yasallaşması ve mağdur ifadesinin ÇİM’de alınmasının zorunlu hale getirilmesi istendi.

ELEKTRONİK TAKİP

Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün basına da yansıyan kimyasal hadım cezasının çözüm olmayacağını, çünkü kimyasal hadımın testesteronu baskılayacağını ama faillerdeki şiddet eğilimini baskılayamayacağını, ilaç kesilince sanığın aynı saldırıları yapabileceğini ,çocuk istismarının önüne geçilmesinin ancak toplumun bilinçlendirilmesi, okullarda rehber öğretmenlerin  “Erken Uyarı Sistemi Projesi” kapsamında aktif olarak görev alması gibi çözüm önerileri ile mümkün olabileceğini belirtti. Ayrıca çocuk istismarı suçunu işleyen pedofillerin, infazlarını tamamlanmasının ardından elektronik takibe alınarak, okullar, parklar gibi çocukların yoğun olarak bulundukları yerlerden uzak tutulmaları gerektiğini ifade etti.

“İYİ HAL” VE “ÇOCUĞUN RIZASI VAR” İNDİRİMİ UYGULANMASIN

Çocuk istismarı davalarında ‘İnfaz kanununda Koşullu Salıverme’nin kaldırılması talep edilirken 18 yaşının altındaki her çocuğun “çocuk” olarak nitelendirilerek, ceza indirimine neden olabilecek bir ayrım yapılmadan,  “İyi hal” ve “çocuğun rızası var” veya cinsel istismarın niteliğine göre herhangi bir ceza indirimi uygulanmadan infazların gerçekleştirilmesini istediklerini belirtti.

 “BAROLAR VE ÇOCUK HAKLARI MERKEZLERİNİN MÜDAHİLLİK TALEPLERİ REDDEDİLİYOR!”

Çocuk İstismarı ile ilgili davalarda Çocuk Hakları Merkezlerinin ve Baroların mağdur çocuk yanında yer almak için bulundukları katılma taleplerinin mahkemelerce kabul edilmemesini de eleştiren Av. Elif Erdem Düzgün, Baroların kanunlardan kaynaklanan insan haklarını savunma görevi bulunduğunu tekrar hatırlatarak, müdahillik konusunda bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.

TALEPLERİNİ MECLİSE İLETECEKLER

Yaklaşık üç saat süren toplantıda daha sonra kamuoyu ile paylaşılacak olan talepler ve öneriler başlıkları altında belirlenen maddeler ile çocuk istismarını önlemek için bir yol haritası çizilirken çalışmalarının bu toplantı ile sınırlı kalmayacağını toplumun kanayan yarasına dikkat çekmek için çeşitli eylemler yapacaklarını ifade eden Av. Elif Erdem Düzgün, öneriler ve taleplerini içeren bildiriyi de imza kampanyası ile halka açacaklarını ve sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisine bu taleplerin iletileceğini belirtti.

Anadolu Gençlik Derneği"Kış Bizimle Bir Başka"

Kış Bizimle Bir Başka

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adapazarı Temsilciliği Ortaöğretim Komisyonu Teşkilatlanma Başkanı Muhammed Enes KAYA, AGD Kış Etkinlikleri kapsamında ortaokul öğrencileri ile düzenledikleri kampın tamamlandığını duyurdu.

KAYA, yaptığı açıklamada şunları ifade etti; “Derneğimiz, yaklaşık 50 yıldır  “ İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” inancı ile çalışmalarını yürütmektedir. Türkiye’mizin 81 il, 1000’ e yakın ilçe ve 14 ülkedeki temsilciliğiyle, halkımıza,  ama özellikle de gençlerimize yönelik Ahlak ve Maneviyat merkezli sosyal ve kültürel faaliyetler gerçekleştirmekteyiz.

Bu faaliyetlerdeki  amaç, gençliğimizi manevi değerlere bağlı, milli şuuru olan, çalışkan, azimli ve mücadeleci bir ruha sahip olmalarını sağlamaktır. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda 31 Ocak – 2 Şubat tarihlerinde yurt binamızda düzenlediğimiz ve 24 ortaokullu gencimizin katıldığı kampta; temel ahlak dersleri, doğa yürüyüşü, bilgi yarışmaları, canlı ezgi dinletileri ve film izleme aktivitelerinde bulunduk. Katılımcı gençlerin  ve ailelerinin teşekkür ve memnuniyetlerinden duyduğumuz mutluluk, çalışma azmimizi daha da yükseltecektir. Bizlere güvenip çocuklarını emanet eden kıymetli velilerimize de ayrıca şükranlarımızı sunuyoruz.” dedi.

Bu ve benzeri faaliyetlerin çocukların gelişimine olan katkısını dile getiren KAYA, çalışmalarının sadece bu kamplardan ibaret olmadığını gece gündüz gençlerin ruh ve beden dünyasının gelişimi için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini ifade etti.

Çeşitli etkinliklerle devam eden kamp programı öğrencilerin Macera Park’ta gönüllerince eğlenmeleri ile sona erdi