kategori Arşivleri: Eğitim

Sakarya Barosu "Çocuklar  İçin;  Korkularımızla Ayrışmaya Son Verelim.."

Çocuklar  İçin;  Korkularımızla Ayrışmaya Son Verelim..

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi, çocuk istismarlarına tepki gösterdi

Sakarya Adliyesi önünde toplanan baro avukatları adına konuşan Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Elif Erdem Düzgün, son dönemlerde artan ve görünür hale gelen çocuk istismarı konusunda öncelikle çocuğa dönük şiddeti önleme planı olması gerektiğini vurguladı.

Ciddi bir saha çalışması, veri toplama ve değerlendirme çalışması gerektiğine işaret eden Düzgün, “Riskler, nedenler belirlenmelidir, eril cinsiyetçi söylem ortadan kaldırılmalı. Özellikle sosyal medyada çocukların cinsel obje olarak değerlendirmelerinin önüne geçilmelidir. Fahiş cezalar sonunda cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olunmalı, adli yargılama ile evrensel değerlere uygun cezalandırma yapılmalıdır. Çocuğa, hayvana, kadına dönük şiddet, toplumsal şiddetin güçsüz olana yoğunlaşmasıdır.” diye konuştu.

Düzgün, çocuğa yönelik istismar olduktan sonra ne yapılacağı değil, olmadan önce nasıl engelleneceğinin konuşulması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“İdam veya hadım çözüm değildir. Çözüm zihniyetin değişmesidir. Zihniyet değişmediği sürece ve toplum bu konularda eğitilmedikçe idam işlenen suçları azaltmayacağı gibi, hak, hukuk, adalet kavramlarını da gölgede bırakacaktır. Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak şubat ayında ilimizdeki STK’lar, dernek temsilcileri ile bir araya gelerek çocuk istismarı ile mücadele  yol haritamızı belirlemiş, istismarı önlemeye yönelik tedbirleri de içine alacak önerilerimizi yazılı bir metin haline getirmiş, halkımızla birlikte bir yürüyüş düzenleyerek metni imzaya atmıştık. Merkez olarak hukuken ne gerekiyorsa yaptığımızı ve bundan sonrada yapmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşır, bundan sonra yeni acılar yaşanmamasını temenni ederiz.”

Son dönemlerde artan ve görünür hale gelen çocuk istismarı ( fiziksel, duygusal, cinsel) ve en ağır biçimi çocuk cinsel istismarı ; “münferit, sapık, hasta, insanların, idam ve hadım tartışmaları ile“  adeta çözümsüzlük üreterek  tartışılmamalıdır.  Evrensel değerlere uygun, bilimsel, çocuk hak ve özgürlüklerini esas alan devletin yükümlülüklerinin belirlendiği hukuk güvenliğinin sağlandığı, toplumsal değer yargılarını,  koruyucu yöntemler belirlenmelidir.  Çocuklar üzerinden yaşadığımız korkularımız toplumsal ayrışmadan uzak siyasetler üstü benimsenmeli ve çözüm üretilmelidir.

            Can yakıcı çocuk istismarları  tartışılırken dahi özelikle sosyal medyada herkes konunun esasından uzak anlık öfke ve “tarafgir “ bir dille konuşmaktadır. Oysa zaman korkularımız üzerinden ayrışılacak zaman değildir. Unutulmamalıdır ki öncelikli sorumluluk devletindir, tüm kişi ve kurumlar farklı alanlarda çalışan meslek kuruluşları bir araya gelerek sorunun çözümü noktasında yol gösterici ve çözüm üretici olmalıdır.

            Öncelikle çocuğa dönük şiddeti önleme planları olmalıdır. Bağımsız özgür düşüncenin gelişme ortamına sahip üniversitelerde bilimsel akademik çalışmalar yapılmalıdır. Ciddi bir saha çalışması yapılmalı ve veri toplama, değerlendirme çalışması gerçekleştirilmelidir.  Riskler, nedenler belirlenmelidir. Eril cinsiyetçi söylem ortadan kaldırılmalı, çocukların evrensel değerlere uygun kız erkek birlikte eğitim almaları sağlanmalıdır, özellikle sosyal medyada çocukların cinsel obje olarak değerlendirmelerinin önüne geçilmelidir. Hukuk güvenliği ve belirliliği sağlanmalı,  aynı olaya aynı hukuksal korunmanın ayrımsız herkes için sağlanacağı inancı sağlanmalıdır. Fahiş cezalar sonucunda cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olunmalı, adil yargılama ile evrensel değerlere uygun cezalandırma yapılmalıdır. Çocuğun korunması ile ilgili müdahale görevini de içeren idari kurumsal yapı olmalıdır. Bu bağlamda sivil toplum örgütlerinin dernek ve vakıfların bağımsız çalışma yapmasına fırsat tanınmalı, siyasi yakınlıktan uzak;  çocukla ilişkide bulunan tüm kişi,  kurum ve kuruluşların, fırsat eşitliğine, denetime, kurallara uygunluğu sağlanmalıdır. Ekonomik eşitsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Bilimin, eğitimin, sanatın gelişiminin önündeki engeller kaldırılmalı, toplumun tüm katmanlarınca ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.

Çocuğa, hayvana, kadına dönük şiddet, toplumsal şiddetin güçsüz olanda yoğunlaşmasıdır. Gücün çürümüşlüğü her türlü insani değer yargısından uzak bir biçimde tezahür etmektedir. Ancak bunun çözümünü, salt ceza kanunlarında yapılacak değişikliklerde görmek,  hukuk bilimine haksızlık olduğu gibi, eğitim programları, çocuk koruma politikaları ile uğraşmak yerine meselenin kendisini unutmak, sorunu suç işlendikten sonra faillerin bedenleri üzerinden kısasa kısas yöntemiyle ortadan kaldırmak çabasıdır. Bunun da en önce çocuklarımıza bir fayda sağlamayacağı açıktır. Hamasi söylemlerle çocukların önemini anlatmak yerine kamu ve özel kaynakların çocuklar yararına kullanımı sağlanmalıdır. Çocuğa yönelik istismar olduktan sonra ne yapılacağı değil, olmadan önce nasıl engelleneceği konuşulmalı ve tartışılmalıdır.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Zafer Kazan dahil, ayakta duran insanlar

Meselenin bütüncül çözümü için öncelikle Meclis’te kurulması önerilen çocuk hak ihlallerine ilişkin komisyonların hızlıca kurulması, yıllardır bekletilen Çocuğa Yönelik Şiddeti Önleme Ulusal Eylem Planı’nın çıkması ve uygulanmaya başlanması, bu alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi ve bu çalışmaların kamu idaresi tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Çocuğa yönelik şiddet 3-5 münferit olaydan ibaret olarak ele alınmadan, görünür olan ve olmayan çok sayıda şiddet türü ve vakasının mevcut olduğu ve tüm istismar hallerinin bir bütün olduğu, çok zaman iç içe geçtiği bilinciyle hareket edilmelidir.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Zafer Kazan dahil, ayakta duran insanlar ve ayakkabılar

İDAM VEYA HADIM ÇÖZÜM DEĞİLDİR! ÇÖZÜM ZİHNİYETİN DEĞİŞMESİDİR. ZİHNİYET DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE VE TOPLUM BU KONULARDA EĞİTİLMEDİKÇE İDAM İŞLENEN SUÇLARI AZALTMAYACAĞI GİBİ, HAK HUKUK ADALET KAVRAMLARINI DA GÖLGE DE BIRAKACAKTIR.

İdam ve hadım cezasının uygulandığı ülkelerdeki sonuçlara bakıldığında, tüm örneklerde görüleceği üzere bir şiddet türünün ortadan kaldırılması için asla çözüm yöntemi olmadığı net olarak görülecektir. Çocuğa yönelen her türlü istismar için çözüm: çocuğa özgü adalet, koruma ve rehabilitasyondur. Bu bağlamda şiddete şiddet ile karşılık vermek yerine çocukların korunması odağında bütüncül çözüm üretilmelidir.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak   Şubat ayında ilimizdeki STK’lar, dernek temsilcileri ile bir araya gelerek Çocuk İstismarıyla Mücadele Yol Haritamızı belirlemiş, istismarı önlemeye yönelik tedbirleri de içine alacak önerilerimizi yazılı bir metin haline getirmiş, halkımızla birlikte bir yürüyüş düzenleyerek metni imzaya açmıştık. Aynı metni yeniden imzaya açarak Ekim veya kasım ayında yeni kurulan TBMM’ne sunmakta da fayda görüyoruz. Bu anlamda istismarlar yaşanmadan, ailelerin yürekleri dağlanmadan ne yapılabilir sorgulamaya devam etmek gerektiğini yineleyerek Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak hukuken ne gerekiyorsa yaptığımızı ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşır, bundan sonra yeni acılar yaşanmamasını temenni ederiz.

                        SAKARYA BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ

 

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Mühendislik, Gastronomi ve Psikoloji'nin yeni eğitim adresi Beykoz Üniversitesi

Beykoz Üniversitesi, 2018-2019 eğitim-öğretim dönemine İngilizce İşletme Mühendisliği, Gastronomi, Mimarlık, İngilizce Bilgisayar Mühendisliği ve Psikoloji gibi yeni bölümleriyle ‘Merhaba’ diyecek. Günümüzün yanı sıra geleceğin de en önemli meslekleri arasında sayılan bu alanlarda eğitim verecek olan Beykoz Üniversitesi, akademik kadrosunu da güçlendirdi. Yeni bölümlerden herhangi birinde okuyan öğrencilerin yandal ve çift anadal okuma imkânı da olacak

Eğitim-öğretim alanında yeniliklere hız kesmeden devam eden ve yükseköğretimde kısa sürede fark yaratmayı başaran Beykoz Üniversitesi, yeni bölümleri ve öğrencileriyle nitelikli büyümeyi sürdürüyor.Yeni açılacak bölümler arasında özellikle Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde İngilizce İşletme Mühendisliği, İngilizce Bilgisayar Mühendisliği ve Mimarlık bölümleri; Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Psikoloji ile İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler; Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde ise Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümleri dikkat çekiyor. 2018-2019 eğitim-öğretim yılında bu bölümlere alınacak ilk öğrenciler ders başı yapacak.

Nitelikli şefler yetişecek

Son yıllarda artan sağlıklı yaşam ve beslenme kültürü ile birlikte daha da önem kazanan Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünü Sanat ve Tasarım Fakültesi bünyesinde açan üniversitede, mutfak sanatları ve yiyecek hizmetlerinde profesyonel kariyer edinmek isteyenlere 4 yıllık lisans eğitimi verilecek. Böylece, sektöre nitelikli şefler yetiştirilecek. Bu bölümü seçecek olan öğrenciler, derslere konuk olarak gelecek ünlü şefler ve gastronomi uzmanlarından da önemli detaylar öğrenebilecek. Eğitimleri boyunca öğrenciler; beslenme, gıda bilimi, gıda hijyeni, yiyecek ve içecek işletmeciliği ile pazarlaması alanlarında dersler görecek, Türk ve Dünya Mutfağı’nın inceliklerini öğrenecekler.

Bu bölümü seçecek öğrencilerin nitelikli şefler ve yöneticiler olmaları için her türlü olanak ve desteği sağlayacaklarının güvencesini verdiklerini belirten Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nüket Güz, mezun olduktan sonra konaklama, yiyecek ve içecek, seyahat ile ulaştırmanın olduğu her yerde çalışabileceklerinin bilgisini verdi. Öğrenciler uzmanlaştıkları bu alanda yazarlık ve danışmanlık da yapabilecek ve Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) girerek, 4801 nitelik koduyla devlet kurumlarına da atanabilecekler.

     

Yandal ve çift anadal fırsatı

Küresel yarışa hazırlıklı, yaratıcı, yenilikçi, girişimci ve lider mühendisler ile mimarlar yetiştireceklerini belirten Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Kuru, “Hızla değişen dünyanın gereksinimlerine karşılık veren yapı ve içeriğe sahip programlar sunuyoruz. Bu programları güçlü bir eğitsel altyapı ve eğitim ortamında güçlü bir akademik kadro ile yürütüyoruz” diye konuştu.

Programlarını ortak bir bakış ve yapıda tasarladıklarını anlatan Kuru, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mühendislik programlarında 1’inci sınıftaki dersler aynı, diğer sınıflarda ortak dersler var, seçmeli ders yapısı aynı, bitirme projesi, stajlar ve işyerinde çalışarak eğitim görmek aynı yapıda. Böylece öğrencilerimizin hem kendi alanlarında seçmeli dersleri alarak veyayandal yaparak istedikleri doğrultuda kendilerini geliştirmelerine hem de çift anadal yaparak ya da bölüm değiştirerek diledikleri dalda eğitim almalarına olanak hazırladık.”

 

Güçlü akademik kadro

Sürekli gelişim halinde olan Bilgisayar Mühendisliği ile İşletme Mühendisliği’nin günümüzün ve geleceğin en heyecan veren mesleklerinden olduğunun altını çizen Kuru, Mimarlık alanının da geçmişin ve günümüzün olduğu gibi yarının da önde gelen mesleği olduğunu söyledi. Bölümlerin henüz kuruluş aşamasında çoğu yurt dışı doktoralı güçlü akademisyenleri bünyesine kattıklarını da ifade eden Kuru, “Örneğin genç öğretim üyelerimizden biri ABD patent ofisine kayıtlı 18 adet uluslararası patente sahip. Bir diğeri 5 yıldır küçük boy robotlar futbol liginde (Robocup SSL) ülkemizi temsil eden takımda yer alıyor” dedi.

Etik ilkelere bağlı psikologlar

Psikoloji Bölümü’nde öğrencilerin sosyal, klinik, gelişim, bilişsel ve endüstri gibi psikolojinin farklı alt alanlarında sağlam bir kuramsal altyapı kazanmalarının yanında, diğer sosyal bilim dallarından seçmeli dersler ile disiplinler arası bir bakış açısı geliştirmelerini amaçladıklarını belirten Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Tınaz, “Öğrencilerimizin mesleki deneyim kazanmalarına büyük önem veriyoruz” diye konuştu. Tınaz, şöyle devam etti:“Sunacağımız çeşitli uygulama olanakları, onlara mesleki bilgilerini hayata geçirebilme imkânı sağlayacak. Hedefimiz; mesleki etik ilkelere bağlı, toplumsal duyarlılığı yüksek, bireysel ve toplumsal sorunları nesnel bir bakış açısı ile değerlendirerek bu sorunlara çözüm önerileri sunabilecek psikologlar yetiştirmek.” Tınaz, Psikoloji bölümünden mezun olan öğrencilerin, insan kaynakları departmanlarında, anaokullarında, okullarda, hastanelerde, ruh sağlığı merkezlerinde ve özel danışmanlık merkezlerinde ‘Psikolog’ unvanı ile çalışabileceklerinin bilgisini verdi. Tercih eden öğrencilerin, yüksek lisans programlarına devam ederek, alanlarında ‘Uzman Psikolog’ unvanı alarak kariyerlerine devam edebileceklerini söyledi.

Yüzde 75 indirim imkânı

Beykoz Üniversitesi 2018-2019 eğitim-öğretim yılında tam burslu, %75 ve %50 indirimli kontenjanlara öğrenci alacak. Öğrenciler %50 burslu kontenjanlara ilk 5 tercihlerinde yer vermeleri durumunda %25 tercih indiriminden de faydalanabilecek.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, ‘Meslek Yüksekokulu’, ‘Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’ olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulacağı bir ‘Lisansüstü Programlar Enstitüsü’ yer almaktadır.

Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri Konulu Panel Sakarya'da Gerçekleştirildi

Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri Konulu Panel Gerçekleştirildi

Türkiye Avrupa Birliği Derneği “Son Jeopolitik Gelişmeler Işığında Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri“ konulu panel  Serdivan  TunatanTesislerinde  düzenlendi

Panele  İYİ Parti Sakarya  İl Başkanı Doktor Hüsamettin ATASEVER  İl Yöneticileri  ile birlikte  katıldı. CHP Sakarya  İl Başkanı Erdoğan ISIR,Saadet  Partisi  Adapazarı İlçe  Başkanı  Abidin Birinci,Adapazarı Gar Müdürü Hüsamettin TÖRE ,Sakarya Muhtarlar Federasyon Başkanı  Erdal Erdem,Sakarya  İnşaat Mühendisleri Odası  Başkanı  Hüsnü GÜRPINAR ,Sakarya Medya Derneği Başkan Vekili  Fehmi DUMAN ,Kent Konseyi  Yöneticileri  ve davetliler  katıldı

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: Erdogan Isır, ayakta, takım elbise ve açık hava

Panel Başkanlığını Turabder  Sakarya Şubesi Başkanı  Av. Ü. Önder Döker. Yaptı

Turabder Genel Başkanı   Prof. Dr. Gül Günver Turan, Türkiye-Avrupa Birliği Derneği (TURABDER) Avrupa Birliği’ne tam üyelik başvurumuzdan hemen sonra, 1987 yılında, kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür. Amacı, tüzüğünde belirtildiği gibi “AB ile bütünleşme” hedefine varılabilmesi ve “Avrupa fikri” etrafında bir kamuoyu oluşturulabilmesi için gerekli çalışmalara öncülük etmektir. Yayın faaliyetlerinde bulunmak, panel, konferans ve seminerler düzenlemek, basın bildirileri ile kamuoyunu aydınlatmak amaçları arasındadır. Merkezi İstanbul’da  bulunan Derneğimiz, Sakarya’daki  şube kuruluşu ile çalışmalarını sürdürmektedir. Merkez ve şubede kayıtlı üye sayımız 1300’ü geçmiştir.  TURABDER olarak Türkiye’dekileri AB’ye, AB’dekileri de Türkiye’ye tanıtma ve yakınlaştırma gibi bir görevle yola çıktıklarını, halen Türkiye’nin AB politikasının “bir ileri iki geri” şeklinde oyladığını, bunun çimentolaşmaması için çaba gösterdiklerini anlattı.”

Güvenlik konusunda,  Türk Sınai Kalkınma Bankası  (TSKB)Yönetim Kurulu üyesi,  Emekli Büyük elçi,  Mithat Rende,  “Siz Avrupa ile ne kadar entegre olursanız, ilişkileriniz ne kadar iyi olursa, Ortadoğu’daki değeriniz o derecede artar” dediğini, bu anlamda Türkiye’nin dış dünya ile iyi ilişkiler kurması gerektiğini anlattı.

Dış İlişkilerimizdeki durum konusunda, İnternational Political Sciense Assocation ( IPSA – Merkezi Montreal’de) Uluslar arası  Siyasal Bilim Dernekleri  Genel Başkanı.(Bilgi Üniversitesinden)  Prof. Dr. İlter Turan,  , “AB’nin önde gelen iki ülkesi olan Almanya ve Hollanda ile ihtilafların yoğunlaşması zaten zorla ilerleyen AB ilişkilerimizi daha da zora sokmuştur” dedi. “Bundan sonra ilişkilerin düzene girmesi için tarafların büyük gayret göstermesi gerekli”

Türkiye Av. Birliği arasındaki son gelişmelerin ekonomiye etkisi konusunda İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri ( İKV)  Doç. Dr. Çiğdem Nas    Gümrük Birliği’nin Türk ekonomisinde ve sanayisinde oynadığı dönüştürücü role değinirken Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin doğuracağı olası kazanımların altını çizdi. Doç. Dr. Nas konuşmasında ekonomik dönüşümün siyasi reformlardan bağımsız ele alınamayacağını da önemle vurguladı.

Göç konusunda Özyeğin Üniversitesinden, Doç. Dr. Deniz Şenol Sert,   “Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 300 bin  Suriyeli misafir yaşamaktadır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün Kasım 2017 itibariyle Sakarya ilinde toplam 14.000  civarı  Suriyeli sığınmacı bulunmaktadır.

Ülkemizdeki mülteci sorunlarına yönelik, ‘Suriyeli sığınmacı politikası’ acilen hayata geçirilmelidir. Suriyeliler konusu, bir toplumsal uyum sorunu olarak ele alınmalı; çalışma hayatı, eğitim, barınma, sağlık, belediye hizmetleri, toplumun alıştırılması gibi alanları düzenleyecek bütüncül bir politika uygulanmalıdır. Tüm bu faaliyetlerin Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kurularak koordine edilmesi gerekmektedir.”

Panel Başkanı Turabder  Sakarya Şubesi Başkanı  Av. Ü. Önder Döker “Avrupa’da barışı sağlamak ve  Bir ortak kültür içinde yaşam sürmek için tasarlanan bu sevgi birliği maalesef dinci, dilci,ırkçı,  yönetimlerin başa gelmesi nedeni ile zaman zaman gerçek kimliğinde zorlanmaktadır. Bu nedenle Din,Dil,Irk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin bir  Avrupa ailesi için Demokratik sosyal düşüncenin devletlerde hakim olması gerekmektedir. Müreffeh bir hayat tarzı için eğitim ve her toplumun kendi kültürü yanında ortak bir kültüründe gelişmesi gerekmektedir.

        Yurdumuz’da ve Avrupa’da  sulh içinde yaşamamız öncelik olup devamında tüm dünya ülkeleri ile barış ve kardeşlik içinde yaşanacak  barışçı bir dünya hedefimizdir.

        Bu birlikte Her ülke  özgürdür. Sadece ortak  alınacak kararlarla İnsan hakları Evrensel  beyannamesine göre konulacak ortak hukuk kuralları söz konusudur. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yaşayan  Bireylerin  ortak yaşamını sağlamak için ve  özgürlüğü üzerinedir.  Bu konuda bilgilenmek  arzusunda olan kişi veya kurumlara  gerekli bilgileri vermek üzere hazırız.  Kurumlardan davet beklerken, Halkımızı aydınlatmak içinde toplantılar tertip edileceğini bildiririz.”dedi.

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi çocuk istismarının önüne geçebilmek için ilimizde ilk kez yapılan bir çalışmaya imza atıyor.

“Çocuk İstismarı ile Mücadelede Yol Haritası Belirlemek İçin İlk Adım” başlığı altında Sakarya Barosu Konferans Salonunda çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri, doktorlar ve öğretmenler ile bir araya gelen Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyeleri çocuk istismarı mücadelesinde neler yapılabileceğini görüştüler.

ÇİM UYGULAMASI ZORUNLU OLMALI

Katılımcılara öncelikle Çocuk İzlem Merkezinin işleyişi hakkında kısa bir bilgi veren Av. Elif Erdem Düzgün doğru işlediği takdirde bunun çok iyi bir sistem olduğunu ifade etti. İlimizde kısa bir süre önce açılan ÇİM’de hala bir kadın doğum uzmanının bulunmadığını belirten Av. Düzgün yetkililerden bir an önce bu eksikliğin giderilmesi için talepte bulundu. Ayrıca toplantı sonunda kaleme alınan bildiride  CMK ya da yönetmelik ile ÇİM uygulamasının düzenlenerek yasallaşması ve mağdur ifadesinin ÇİM’de alınmasının zorunlu hale getirilmesi istendi.

ELEKTRONİK TAKİP

Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün basına da yansıyan kimyasal hadım cezasının çözüm olmayacağını, çünkü kimyasal hadımın testesteronu baskılayacağını ama faillerdeki şiddet eğilimini baskılayamayacağını, ilaç kesilince sanığın aynı saldırıları yapabileceğini ,çocuk istismarının önüne geçilmesinin ancak toplumun bilinçlendirilmesi, okullarda rehber öğretmenlerin  “Erken Uyarı Sistemi Projesi” kapsamında aktif olarak görev alması gibi çözüm önerileri ile mümkün olabileceğini belirtti. Ayrıca çocuk istismarı suçunu işleyen pedofillerin, infazlarını tamamlanmasının ardından elektronik takibe alınarak, okullar, parklar gibi çocukların yoğun olarak bulundukları yerlerden uzak tutulmaları gerektiğini ifade etti.

“İYİ HAL” VE “ÇOCUĞUN RIZASI VAR” İNDİRİMİ UYGULANMASIN

Çocuk istismarı davalarında ‘İnfaz kanununda Koşullu Salıverme’nin kaldırılması talep edilirken 18 yaşının altındaki her çocuğun “çocuk” olarak nitelendirilerek, ceza indirimine neden olabilecek bir ayrım yapılmadan,  “İyi hal” ve “çocuğun rızası var” veya cinsel istismarın niteliğine göre herhangi bir ceza indirimi uygulanmadan infazların gerçekleştirilmesini istediklerini belirtti.

 “BAROLAR VE ÇOCUK HAKLARI MERKEZLERİNİN MÜDAHİLLİK TALEPLERİ REDDEDİLİYOR!”

Çocuk İstismarı ile ilgili davalarda Çocuk Hakları Merkezlerinin ve Baroların mağdur çocuk yanında yer almak için bulundukları katılma taleplerinin mahkemelerce kabul edilmemesini de eleştiren Av. Elif Erdem Düzgün, Baroların kanunlardan kaynaklanan insan haklarını savunma görevi bulunduğunu tekrar hatırlatarak, müdahillik konusunda bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.

TALEPLERİNİ MECLİSE İLETECEKLER

Yaklaşık üç saat süren toplantıda daha sonra kamuoyu ile paylaşılacak olan talepler ve öneriler başlıkları altında belirlenen maddeler ile çocuk istismarını önlemek için bir yol haritası çizilirken çalışmalarının bu toplantı ile sınırlı kalmayacağını toplumun kanayan yarasına dikkat çekmek için çeşitli eylemler yapacaklarını ifade eden Av. Elif Erdem Düzgün, öneriler ve taleplerini içeren bildiriyi de imza kampanyası ile halka açacaklarını ve sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisine bu taleplerin iletileceğini belirtti.

Anadolu Gençlik Derneği"Kış Bizimle Bir Başka"

Kış Bizimle Bir Başka

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adapazarı Temsilciliği Ortaöğretim Komisyonu Teşkilatlanma Başkanı Muhammed Enes KAYA, AGD Kış Etkinlikleri kapsamında ortaokul öğrencileri ile düzenledikleri kampın tamamlandığını duyurdu.

KAYA, yaptığı açıklamada şunları ifade etti; “Derneğimiz, yaklaşık 50 yıldır  “ İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” inancı ile çalışmalarını yürütmektedir. Türkiye’mizin 81 il, 1000’ e yakın ilçe ve 14 ülkedeki temsilciliğiyle, halkımıza,  ama özellikle de gençlerimize yönelik Ahlak ve Maneviyat merkezli sosyal ve kültürel faaliyetler gerçekleştirmekteyiz.

Bu faaliyetlerdeki  amaç, gençliğimizi manevi değerlere bağlı, milli şuuru olan, çalışkan, azimli ve mücadeleci bir ruha sahip olmalarını sağlamaktır. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda 31 Ocak – 2 Şubat tarihlerinde yurt binamızda düzenlediğimiz ve 24 ortaokullu gencimizin katıldığı kampta; temel ahlak dersleri, doğa yürüyüşü, bilgi yarışmaları, canlı ezgi dinletileri ve film izleme aktivitelerinde bulunduk. Katılımcı gençlerin  ve ailelerinin teşekkür ve memnuniyetlerinden duyduğumuz mutluluk, çalışma azmimizi daha da yükseltecektir. Bizlere güvenip çocuklarını emanet eden kıymetli velilerimize de ayrıca şükranlarımızı sunuyoruz.” dedi.

Bu ve benzeri faaliyetlerin çocukların gelişimine olan katkısını dile getiren KAYA, çalışmalarının sadece bu kamplardan ibaret olmadığını gece gündüz gençlerin ruh ve beden dünyasının gelişimi için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini ifade etti.

Çeşitli etkinliklerle devam eden kamp programı öğrencilerin Macera Park’ta gönüllerince eğlenmeleri ile sona erdi

Beykoz Üniversitesi Dünya Kanser Günü Paneli düzenledi

Beykoz Üniversitesi Dünya Kanser Günü Paneli düzenledi

Toplumu bilinçlendirmek için farkındalık projelerine imza atan Beykoz Üniversitesi, son olarak Dünya Kanser Günü dolayısıyla panel düzenledi. Kanser ile ilgili bilinmesi gerekenler, alınması gereken önlemler ve hastalara yaklaşımın masaya yatırıldığı panelde, en etkili ilacın umut olduğu vurgulandı

 Her yıl 4 Şubat’ta, toplumda kanserle ilgili bilinci artırmak ve farkındalık yaratmak amacıyla ‘Dünya Kanser Günü’ olarak etkinlikler düzenleniyor. Bu toplumsal konuya katkıda bulunmak ve bilgi vermek amacıyla Beykoz Üniversitesi de ‘Dünya Kanser Günü Paneli’ düzenledi. Panelde, kanser hakkında bilinmesi gerekenler, alınması gereken önlemler, hastalara yaklaşım hakkında bilgiler paylaşıldı.

Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, moderatörlüğünü yaptığı panelde, kansere en az yakalanma oranının İsrail’de görüldüğünü söyleyerek, “Bunun nedeni oradaki insanlar sağlıklı besleniyor, spor yapıyor, kendine dikkat ediyor. Bizler de bu şekilde bir yaşam sürdürerek, kendimizi olası risk faktörlerinden koruyabiliriz” dedi.

‘Hastanelere oyun odaları kurulmalı’

Panelde konuşan Beykoz Üniversitesi MYO Öğretim Görevlisi Elife Çete ise genellikle çocuklarda görülen lösemiyi ele aldı. Çete, lösemili çocuklara karşı uygulanması gereken yaklaşımları şöyle anlattı: “Lösemi, çocukların sosyal ve psikolojik gelişimlerini ciddi boyutta etkilemektedir. Aileler normalde çocuklarına nasıl davranıyorsalar o şekilde davranmaya devam etmelidirler. Hastalıktan sonra aşırı ilgi göstermek ya da ailenin üzüntü ve stresini çocuğa yansıtması son derece yanlış bir tutumdur. Çocuk sevgi ve güveni hissedebilmeli; bu hastalığın bir tedavisi olduğunu bilmelidir. Olumlu cümleler çocuğu rahatlatarak güven bağını güçlendirecektir.” Lösemili çocukların tedavi sürecinde en etkili ilacın umut olduğunu belirten Çete, çocuğa umut aşılayacak, kendisini geliştirmesini sağlayacak ortamlar sunulması gerektiğini kaydetti. Hastalığı unutturacak, yeteneklerini destekleyecek, kas ve motor becerilerini geliştirmeye yönelik oyunlar oynatmanın önemini vurgulayan Çete, “Hastane ortamında da çocuklara oyun odaları, kütüphaneler sağlanmalı; böylece hem çocukların zihni hastalıktan uzak tutulabilir hem de motor gelişimlerine destek olunur” diye konuştu.

‘Erken teşhis hayat kurtarır’

Beykoz Üniversitesi MYO Öğretim Görevlisi Burcu Dişli de meme kanserinden korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Dişli, “Birincil koruma, sağlıklı beslenme, emzirme, fiziksel aktivite, hormon kullanımı, yumurtalıkların alınması, alkol ve sigara kullanımının azaltılmasıdır. İkincil koruma ise tarama testlerinin düzenli yapılması, kendi kendine muayene, hekim tarafından fiziki muayene ve mamografidir” dedi. Kendi kendine muayenenin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dişli, erken teşhisin hayat kurtardığını sözlerine ekledi.

Beykoz Üniversitesi MYO Öğretim Görevlisi Kübra Gölebatmaz ise; kanser nedenlerinin ‘önlenebilir’ ve ‘önlenemez’ olarak sınıflandırıldığını anlatarak, “Önlenebilir nedenlerin yüzde 50’sini sigara ve alkol tüketimi, obezite, virüs ve bakteri bulaşması ile kimyasal kanserojenler oluşturuyor. Önlenemez etkenlerin yüzde 35’i ise mutasyon; yaşlılıkla birlikte yavaşlayan metabolizma sonucu hücrelerin yenilenme hızının azalması, yüzde 15’i ise kalıtsal geçişler ve ailesel yatkınlıktan kaynaklanıyor” dedi.

Medistate Hastanesi Üroloğu Doç. Dr. Cenk Gürbüz, prostat kanseri hakkında bilgiler verdi. Gürbüz, “Prostat kanserinde en önemli faktör yaştır. 40 yaş altı bizi genelde çok korkutmaz ancak 60-65 yaş üstü için oldukça endişe duyduğumuz bir kanser türüdür” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Karadağ da Türkiye’de 1 milyon 700 bin kişinin meme kanserine yakalandığını söyleyerek, meme vücut dışında bir organ olduğu için meme kanserinin çoğunlukla ölümcül olmadığını ve tedavisinin diğer kanser türlerine göre daha kolay olduğunu belirtti.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, ‘Meslek Yüksekokulu’, ‘Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’ olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulacağı bir ‘Lisansüstü Programlar Enstitüsü’ yer almaktadır.

Sakarya’da Okuma-Yazma bilmeyen sayısı sıfırlanacak

Yenikent Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile  Türkiye Sakatlar Derneği Adapazarı Şubesi  işbirliği ile  açılan Okuma  Yazma  Kursuna  büyük ilgi var .Türkiye Sakatlar Derneği Adapazarı Şube Başkanı  Sibel ÖZKAL,Türkiye Sakatlar Derneği Adapazarı Şube Başkan Yardımcısı Zirve Bilgisayar (Kartuş Ve TONER Dolum Merkezi‘de Genel Müdürü Sabahattin Birinci  Özverili çalışmaları   gözlerden  kaçmadı

Sakarya’da Okuma-Yazma bilmeyen sayısı sıfırlanacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’la birlikte Türkiye genelinde başlattığı okuma yazma seferberliğine Sakarya ili iddialı bir şekilde destek veriyor.

Yenikent Halk Eğitim Merkezi’nden canlı yayın yapan ATV’de yayınlanan “Müge Anlı İle Tatlı Sert” programına konuk olan Eğitimden Sorumlu Vali Yardımcısı Abdul Rauf Ulusoy ve İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, kısa sürede ilimiz genelinde okuma yazma bilmeyen hiçbir vatandaşın kalmaması için çalışma başlatıldığını belirttiler.

Türkiye Sakatlar Derneği Sakarya Şubesi’nin de destek verdiği canlı yayında Müge Anlı’nın sorularını yanıtlayan Vali Yardımcısı Abdul Rauf Ulusoy, Sakarya’nın göç alan bir şehir olduğunu ve il nüfusunun 1 milyonu aştığına dikkat çekerek, göçler nedeniyle okuma yazma bilmeyen vatandaşların bulunduğunu ancak, halk eğitim merkezleri aracılığıyla dönem dönem bu vatandaşlarımıza okuma yazma kursları açtıklarını söyledi. Vali Yardımcısı Ulusoy, ilimizin hedefinin okuma yazma oranını yüzde yüze çıkarmak olduğunu söyledi.

İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’de Müge Anlı’nın sorularını cevaplarken; Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, sevilen programcı Müge Anlı’nın yürüttüğü eğitime vermiş olduğu bu destekten dolayı eğitimciler adına şükranlarını iletti. Töre konuşmasında; “Burada Türkiye Sakatlar Derneği bütün engelleri aşarak bizimle işbirliğine girdi. Derneğin her bir ferdine bu anlamlı çalışması nedeniyle teşekkür ediyorum. Sayın Valimizin himayelerinde Sakarya ili olarak okuma yazma seferberliğinde birinciliği üstlenmek istiyoruz. Farkındalık oluşması adına; bütün pazaryerleri önlerinde, sosyal vakıfların önlerinde, inşaat şantiyelerinde, kahvehanelerde, taksi duraklarında, halk eğitim merkezleri aracılığıyla stantlar açarak ayrıcalık oluşturup, göç alan vatandaşlarımızı da bilinçlendirerek, ilimizin bu seferberlikte Türkiye birincisi olmasını hedefliyoruz.” dedi.

Okuma yazma bilmeyen vatandaşlarla da röportajların yapıldığı programda Vali Yardımcısı Ulusoy ve İl Milli Eğitim Müdürü Töre, okuma yazma kurslarına katılacak vatandaşların ilk müracaatlarını aldılar.


Renkli Toner Dolum Siyah Toner Dolum Muadil Tonerler Kartuşlar Şeritler

 ■ Son Sistem Kartuş ve Toner Dolumu

 ■ Kartuş ve Toner Toptan & Perakende Satış

 ■ Samsung & Xerox Toner Chip Resetleme

 ■ Video Kasetten Cd be DVD Kaydı

 ■ Her nevi Yazıcı Tamir ve Bakımı

 ■ Güvenilir Teknik Servis ve Destek

 

Toner ÇİP derdine SON.  Resetliyoruz !…KARTUŞ ve TONERLERİMİZ %100 UYUMLU ve GARANTİLİDİR.

 


Kavaklar Cad. Sürekçioğlu İşhanı Kat 1 No. 73-74 (Büyükşehir Belediyesi Karşısı) SAKARYA
 
Tel : 0 264 279 98 87 Gsm : 0 542 731 04 04
                    E-mail  :  zirvebilgisayar@mynet.com
Online İletişim (Msn) :  zirvebilgisayar@mynet.com
                       Facebook :  Sabahattin Birinci Zirve Bilgisayar 
TONER DOLUM SERVİSİMİZ İÇİN İLETİŞİM KURUNUZ.

 0 264 279 98 87

Siyah  Mürekkep  Kartuş  Dolumu  4 TL

Renkli Mürekkep Kartuş Dolumu 5 TL

Beykoz Üniversitesi mezunları fark yaratacak

Beykoz Üniversitesi, 21. yüzyılın gereksinimlerine uyum sağlayacak mezunlar yetiştirmek için Yetkinlik Geliştirme Programı’nı hayata geçirdi. Öğrenciler, günümüzde iş dünyasının talep ettiği 12 yetkinlik için alanında uzman farklı isimler ile bir yarıyıl süresince buluşuyor, sonrasında ise kendi kişilik ve yetkinlik düzeylerine uygun dersleri öğrenimleri süresince alıp, iş hayatlarında fark yaratacak donanıma sahip olarak mezun oluyor

Alanınızda ne kadar yetkin bir işletmeci, psikolog, mühendis, lojistikçi olursanız olun, 21. Yüzyıl iş dünyası artık sizden fark yaratacak bazı yetkinliklere sahip olmanızı istiyor ve bu yetkinlikleri iş görüşmesi öncesinde değerlendirme testleri ile ölçüyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkan Beykoz Üniversitesi de öğrencilerinin belirli yetkinliklere sahip olarak mezun olması için, ‘Beykoz Üniversitesi Yetkinlik Geliştirme Programı’nı hayata geçirdi. Mottosu, ‘Eğitim Hayata Hazırlık Değil, Hayatın Kendisidir’ olan Beykoz Üniversitesi, öğrencilerini iş hayatlarında ileri seviyelere taşımak için bilginin yanında yetkinliğin de önemli olduğuna inanarak her öğrencisine özel ‘Yetkinlik Programı’ uyguluyor. Üniversite 21. Yüzyılda iş dünyasının talep ettiği 12 yetkinliği öğrencilerine kazandırma amacı ile çıktığı yolda önce öğrencilerini bu yetkinlikler ile tanıştırıyor. Öğrenciler bir yarıyıl süresince alanında uzman kişiler ile buluşarak 12 yetkinliğin önemini ve bu alanlarda kendilerini nasıl geliştirebileceklerini dinliyor. Öğrenim süresinin kalan kısmında ise kişiye özel bir yol izleniyor.

Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman

Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, “İkinci yarıyılın başında her öğrencimizin bu yetkinliklere hangi düzeyde sahip olduklarını, hangi yönde gelişime açık olduklarını uluslararası kabul görmüş Ennegram metodolojisi ile belirliyoruz. Hangi bireysel özellik ve yetkinliklerinin geliştirilmeye ihtiyacı var ise gerek ders gerekse de kişisel eğitim programları ile bunları geliştirmelerine yardımcı oluyoruz. Yetkinlik gelişimi ayrıca, konferanslar, seminerler ve atölyeler ile de destekleniyor. Son aşamada ise öğrencilere mezuniyetlerinde diplomaları ile birlikte yetkinlik düzeylerini gösteren ‘Yetkinlik Sertifikası’ veriliyor” diyor.

12 alanda yetkinlik kazanıyorlar

Beykoz Üniversitesi’nin Yetkinlik Geliştirme Programı’nda desteklenen 12 yetkinlik ise şöyle; ‘Sorunları Analiz Edebilme ve Çözebilme’, ‘Liderlik’, ‘Başkaları ile Uyum İçerisinde Çalışabilme’, ‘Etik ve Sosyal Sorumluluk’, ‘Yazılı ve Sözlü İletişim’, ‘Eleştirel Düşünebilme’, ‘Sorumluluk Alma ve Bağımsız Çalışabilme’, ‘Küresel Bakış Açısı Geliştirme’, ‘Yaratıcı ve Yenilikçi Düşünce Geliştirme’, ‘Girişimcilik’, ‘Değişime Ayak Uydurabilme’, ‘Yaşam Boyu Öğrenme ve Kişisel Gelişim’.

Uzmanlar öğrenciler ile buluştu

Dönem boyunca gerçekleştirilen Yetkinlik Geliştirme Programı kapsamında; Koç Holding Dayanıklı Tüketim Malları Grubu Eski Başkanı Aka Gündüz Özdemir, Logosoft Akademi Danışmanı Birol Cabadak, Küresel ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Tarkan Deniz, BASF Türk Kimya Sağlık ve Gıda Türkiye ve Ortadoğu Bölge Sorumlusu Tanju Cepheli, CitiPR Marka ve İletişim Danışmanlığı Kurucusu ve Genel Koordinatörü Derya Aslan, Ekol Lojistik İK Direktörü Berrin Tavman ve Turkon Line Genel Müdür Yardımcısı Ersin Denizseven gibi alanında uzman isimler Beykoz Üniversitesi öğrencilerine ders verdi.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, ‘Meslek Yüksekokulu’, ‘Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’ olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulacağı bir ‘Lisansüstü Programlar Enstitüsü’ yer almaktadır.

Sanayide kadın damgası

Sanayide kadın damgası

Trabzon Arsin Organize Sanayi bölgesinde çalışan 4 bin 634 kişiden bin 663 kişinin kadın olması farkındalık yarattı. OSB’de üretim yapan Gıda, tekstil, mobilya ve iletişimde bayanların tercih edilmesi kalitenin de önemli ölçüde artmasını sağladı. Arsin OSB’de çalışanların yaklaşık yüzde 40’ı bayanlardan oluşuyor. En çok bayanın çalıştığı ise fındık sektörü oldu. İtalyan firması Ferrore’de çalışanların yüzde 70’i bayan.

Arsin OSB’de istihdam edilen kişi sayısının giderek arttığını belirten OSB Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi, “Kadınların sanayide üretken olmaları ve titiz çalışmaları nedeniyle işverenler tarafından özellikle tercih edildiğini gözlüyoruz. Önümüzdeki yıl istihdam edilen kadın sayısı daha da artacak. Eğitilmiş kadınların üretime katkı sağlaması daha kolay oluyor. Tekstil, Gıda, Mobilya ve iletişim gibi alanlarda çalışacak elemanlara yine ihtiyaç var. Her meslek bir eğitim istiyor.

    

Kreş İhtiyacı

OSB Başkanı Erkut Çelebi, üreten kadınların verimliliğini artırmak için akıllarının geride kalmaması gerektiğini belirterek, “Özellikle çocuklu kadın çalışanlar için burada kreş ihtiyacını zorunlu kıldı. Gelecek yıl bu sorunu çözeceğiz” dedi.