kategori Arşivleri: Ekonomi

Recep ALP Kudüs’ü Karış Karış geziyor

Recep ALP Kudüs’ü  Karış Karış geziyor

Ortadoğu’da bulunan, Dünya’nın en eski şehirlerinden biridir. Filistin ve İsrail Kudüs’ün kendi başkenti olduğunu iddia etmektedir. Akdeniz ve Ölü Deniz’in kuzey sınırı arasında yer almaktadır. Doğu Kudüs’le birlikte düşünüldüğünde, alan ve nüfus olarak, İsrail’in büyük şehridir . 800.000 üzerinde nüfusa ve 125.1 km² alana sahiptir. Kudüs, üç semavi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için kutsaldır. Uzun tarihi boyunca, Kudüs, iki defa yok edildi, 23 defa işgal edildi, 52 defa saldırıya uğradı ve 44 defa ele geçirilip tekrar kurtarıldı . Şehrin en eski bölümüne, İsa’dan önce 4. milenyumda ilk yerleşim gerçekleşti . 1538’de I. Süleyman hükümranlığı altında, şehri çevreleyen duvarlar inşa edildi

Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı’da Vergi Dairesi Başkanı Recep ALP Kudüs’te

 NERELERİ GEZDİ

Hazreti Musa nın kabri ve Kulliyesi. …

Halhul kasabasında peygamber Hz. Yusuf un kabri. …

Miraç Kandilini; Kubbetü’s Sahra, Mescid ı Aksa da idrak etmek nasip oldu. Peygamber efendimizin, diğer Paygamber lerle namaz kıldığı mağara, gök yüzüne yükseldiği Muallak taşı, biniği Burak ı bağladığı mescit

Dördüncü kutsal yerlerden olan, Filistin/El-Halil de, Harem-i İbrahimi deyiz. Paygamber Hz. İbrahim ve ailesinin (Hz.Ishak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf) kabirleri nin bulunduğu mekanlardan görüntüler.

Lut gölü; 18 km genişliğinde 300 km uzunluğun da, deniz seviyesinden 400 m aşağıdadır.

Peygamber Hz. Davut un mezarının bulunduğu yer.

Kudüs ü Şerif te; kadın kıyafetleri! ….

Hristiyanlık için, önemli üç olay; Paygamber Hz. İsa nın çarmıha gerilişi, yıkanması, göğe yükselmesi.

Kıyamet Kilisesi; Hz. İsa nın çarmıha gerildiği, yıkan dığı yer vb. İç görüntüler.

Halife Hz. Ömer in; Kudüs ziyaretinde, Namaz kıldığı yere yapılan camii ve batı girişindeki surlar.

Tel Aviv den; Filistin e yapılan duvar, …….

İsrail Yafa (Tel Aviv) da; Osmanlı Valilik binası ve topları, Bahriye Camii ve Sinegog, Ulu Cami vb.

Kudüs ü Şerif te; Kutbetü’s Sahra, aynı bölgede yeraltın da ki Mervan Mescid i

Kudüs ü Şerif te, Hristiyan bir ekiple de birarada olduk.

Zeytindağı ndan, Kudüs ün ve Kubbetü’s Sahra nın görünüşü, Selman El Farisi 

türbesi, Hz. İsa nın göğe yükseldiği yer, Hz. Meryem in mezarının olduğu kilise, Rabia’tül Adeviyye türbesi.

Lut gölü; 18 km genişliğinde 300 km uzunluğun da, deniz seviyesinden 400 m aşağıdadır.

Cuma Namazını, Mescidi Aksa da kılmak nasip oldu.

Kudüs ü Şerif te; Mescid- Aksa ve Kutbetü’s Sahra da, Sabah Namazı. Dostlarımızın, cuma ları kutluyorum.

 

EL-KUDS, dünyanın en eski ve en kutsal sayılan kentlerinden biri.

Üç büyük tektanrılı din olan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam açısından büyük bir önem taşıyan Kudüs, Birleşmiş Milletlerim Filistin’i paylaştırma planında uluslararası statüde kent olarak tasarlanmıştı. Kenti 1917’de ele geçiren İngilizler çekilince (1948) Kudüs, İsrail ile Ürdün arasında bölüşüldü. 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra ise Eski Kent ve Doğu Kudüs’ün öbür bölümleri Ürdün’de, Batı Kudüs de İsrail’ de kalmak üzere paylaşıldı. İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti. Haziran 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın ardından İsrail, Doğu Kudüs’ü de işgal ederek kentin tümünü ele geçirdi ve onu “sonsuz ve bölünmez” başkenti yaptı. 1980’de çıkarılan özel bir yasayla Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu yeniden vurgulandı Bu girişim uluslararası düzeyde kabul görmediğinden, kentin statüsü anlaşmazlık konusu olmaya devam etmektedir. Kudüs, İsrail’in ortalarında, Lût Gölünün yaklaşık 24 km batısında, Akdeniz’den yaklaşık 50 km içeride, denizle Şeria Irmağı arasındaki akaçlama havzasında yer alır. Yüzölçümü 109 km2’dir. İklimi yan astropikaldir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar serin ve yağışlı geçer.

Kentin yapısı ve görünümü.

Kudüs kentinin özelliklerinden biri, çok çeşitli halkları ve kültürleri banndırmasıdır. Eski Kent’te Yahudi, Hıristiyan, Ermeni ve Müslüman mahalleleri vardır. Yahudi mahallesi 1947- 48 yılındaki çarpışmalarda yıkıma uğramış, bu tarihten sonra bütünüyle yeniden inşa edilmiştir. Mahalle modern bir görünüm kazanmakla birlikte, eski Ortadoğu atmosferini bir ölçüde korumuştur. Öte yandan Eski Kent dışındaki eski Yahudi semtleri, Ortadoğu kadar Doğu Avrupa’daki Yahudi yerleşmelerinin de atmosferini büyük ölçüde yansıtmaktadır. Benzer biçimde, Hıristiyan kurumlarının pek çoğu, kendi yurtlarındaki yaygın mimarlık anlayışını olduğu gibi korumuştur. Çeşitli üsluplardaki sinagoglar, kiliseler, camiler ve başka yapılar kentin mimari mozaiğini oluşturur.
Ama bu izlenimler büyük ölçüde Eski Kent ile sınırlıdır. Surların dışında geniş caddeleri, yüksek yapılan, büyük mağaza- lan, iş merkezleri, okulları, lokanta ve kahvehaneleriyle modern bir kent yayılır.

1967’de belirlenmiş olan belediye sınırlan, kentin kuzeyindeki Kudüs Havalimanından, neredeyse güneydeki Beytlehem’e, doğudaki Hazofim (Scopus) Dağının sırtlarıyla Zeytin Dağından batıdaki Herzl Dağına, En Kerem’e ve Kudüs İbrani Üniversitesi Hadassa Tıp Merkezi’nin bulunduğu yere kadar uzanır. Beş bin yıldır insanların oturduğu sanılan Eski Kent, her kenarı yaklaşık 1 km uzunluğunda surlarla çevrili bir dörtgen oluşturur. Müslümanların Haremü’ş-Şerif diye andıkları, üstünde Birinci ve İkinci Tapınak’ın yer aldığı Tapınak Dağı (İbranice Harna-Bayt) Eski Kent’in güneydoğu köşesindedir. Surların içinde kalan ve eski cadde dokusunun Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve Ermeni mahallelerine ayırdığı Eski Kent, camileri, ortaçağdan kalma kemerli ve üç bölümlü kapalıçarşısı ve bir labirenti andıran sokaklarıyla tipik bir Ortadoğu yerleşmesidir.

Surların dışında kalan ve 1860’lardan bu yana inşa edilmiş olan semtler daha çok Kudüs’e ulaşan anayol boyunca uzanır. Kudüs mimarlığının belirgin özelliği, eskiyle yeninin ve çok çeşitli üsluplardaki dinsel ve sivil yapıların bir arada olmasıdır. Kentin en göze çarpan yapısı, I. Süleyman’ın (Kanuni) 1538-40 arasında Haçlılar dönemine ait sur kalıntılarının üstüne yaptırdığı Eski Kent surlarıdır. Eski surların geçmişi yer yer Bizans, Herodes hatta Hasmon dönemlerine değin iner.

İkinci Tapınak’ın batı duvarının bir bölümü olan Ağlama Duvarı, Tapmak Tepesi’nden çıkarılmalarından beri Yahudilerce en kutsal yerlerden biri sayılagelmiştir. Tepenin üstünde de çok önemli iki yapı vardır: Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa. Surların batı bölümündeki Yafa Kapısı ve hemen arkasındaki içkale, Hasmon ve He- rodes dönemlerinden kalma yıkıntıların üstüne yapılmış, bugünkü görünümünü 16. yüzyılda almıştır. Kentteki kiliselerin çoğu temel olarak Bizans ve Haçlı dönemleri mimarlığını yansıtır. Kutsal Kabir Kilisesi her iki dönemin mimarlık üsluplarından öğeleri birleştirir. Ama cephesi ve planı romanesk özellikler taşır. Üslupların karışmasına en iyi örnek, temelleri Bizans döneminden kalma Azize Hanna Kilisesi’dir.

Kapalıçarşının orta bölümü Haçlılar zamanından kalmadır. 13-15. yüzyıllar arasındaki Memlûk dönemi yapıları daha çok Davud Caddesi ile Ağlama Duvarı yakınındadır. Mukamaslan ve iki renkli taş kemerleri bu yapıların belirgin özelliğidir. 16. yüzyıl başlarından sonraki Osmanlı yapıları Memlûk üslubunu sürdürür.

Eski Kent’in doğusundaki ve kuzeyindeki kaya mezarları, İO 1. binyılın ilk yansından (Firavunun Kızının Mezan) ve İkinci Tapınak döneminden (Kral Mezarları, Abşalom’un Mezarı, Zekarya’nın Mezarı) kalma mimarlık örnekleridir. Modem Kudüs’ün merkezindeki Haç Manastırı 5. yüzyılda yapılmıştır.

1930’dan sonra mimarlıkta köklü bir değişim yaşandı ve kentte düz damlı, cepheleri doğal taş kaplama betonarme yapılar yaygınlaştı. Önde gelen modern mimarlık örnekleri arasında üniversitenin biri kent dışında Hazofim Dağındaki, öbürü kent merkezindeki kampusları, Knesset (Parlamento), İsrail Müzesi, Kudüs Tiyatrosu ve Hebrew Union College sayılabilir.

Yönetsel ve toplumsal koşullar.

İsrail devlet başkanlığı ve Knesset Kudüs’te yer alır. 1947’de Birleşmiş Milletler kente uluslararası bir statü verilmesini önermiş, ama İsrail ve Ürdün buna karşı çıkmışlardı. Birçok devlet Küdüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımamakla birlikte, 1980’e değin yabancı misyonlann çoğu kentte bulunuyordu. Bu tarihte çıkarılan bir yasayla Kudüs’ün başkent olması resmî bir nitelik kazanınca, kentteki diplomatik temsilciliklerin büyük çoğunluğu bu karan tanımama politikasının bir göstergesi olarak Tel Avıv’e taşındı.

Bakanlıklar Kiryat Ben-Gurion’da toplanmıştır; Knesset ve İsrail Merkez Bankası da buradadır. Savunma Bakanlığı ise hâlâ Tel Aviv’dedir. Yüksek Mahkeme ve Hahambaşıhk’ın yanı sıra Dünya Siyonist Örgütü ve Yahudi Ajansı gibi kuruluşların merkezleri de Kudüs’tedir.
Otuz bir üyeli Belediye Konseyi nispi temsile dayalı seçimle işbaşına gelir. Belediye başkanı 1975’ten bu yana halk tarafından seçilmektedir. İsrail yurttaşı olmasalar bile kentte yerleşik herkes oy kullanabilir. Yerel yönetimin çeşitli kademelerde çalışan görevlilerinin yüzde 20’den fazlası Araptır. Resmî yazışmalar hem İbranice, hem Arapça yapılır.

Ekonomi.

Kudüs’te temel istihdam alam devlet ve kamu kurumlandır. Kent aynca bankacılık, maliye ve sigortacılık merkezidir. Ağır sanayi çok gelişmemiştir. Önemli hafif sanayi kollan arasında elmas kesimi ve cilalanması, basın ve yayın, ev aletleri, mobilya, kimyasal maddeler Ve ilaç üretimi, dokumacılık ve el sanatlan vardır. Çok sayıda turist ve hacının gelmesi kentin iş alanlanm genişletmiş ve canlandırmıştır.

Kültürel yaşam.

Kudüs, üç büyük dinin de kutsal saydığı tek kent olduğundan, halkı da belki en iyi biçimde dinsel eğilimlerine göre tanımlanabilir. Kentte Yahudiler çoğunluktadır. Müslümanlar en homojen, Hıristiyan- larsa en heterojen topluluğu oluşturur. Kentteki kutsal yerlerden ve dinsel topluluklardan Din İşleri Bakanlığı sorumludur. Kutsal yerlerin yönetimi, korunması ve bakımı her dinin yetkililerince yerine getirilir.

Kudüs İbrani Üniversitesi ülkenin en önemli yükseköğretim kurumudur. Başka eğitim kurumlan arasında Bezalel Resim Akademisi, Rubin Ulusal Müzik Akademisi ve Hebrew Union College sayılabilir. Bölgede yürütülen geniş arkeoloji çahşmalanyla Yakındoğu’ya ilişkin pek çok malzeme elde edilmiştir. İsrail Müzesi’nde ve çeşitli galerilerde resim sergileri düzenlenir. Ulusal Kitaplık ve Üniversite Kitaplığı’rida çok sayıda kitabın yanı sıra sanat hâzineleri ve yazma koleksiyonlan vardır.

Tarih.

Kudüs’teki en eski yerleşime ait buluntular Kalkolitik Çağ sonlanyla İlk Tunç Çağından (İÖ y. 3500) kalmıştır. Bunlar kentin güneydoğusundaki bir tepede ortaya çıkanlmıştır. Kazılarda Tapmak Tepesi’nin güneyinde bir yerleşim yeri ve Gihon kaynağının hemen yukarısında büyük bir kasabamn surları bulunmuştur. Kentin adımn en eski biçimi Urusalim’dir. Bunun Batı Sami kökenli olduğu ve “Tanrın’nın Kurduğu (Yer)” anlamına geldiği sanılmaktadır. Kentin ve ilk Mısırlı hükümdarlarının adlan İÖ y. 19-18. yüzyıl Mısır metinlerinde ve İÖ 14. yüzyıldan kalma Amama Mektuplan’nda geçmektedir. Kitabı Mukaddes’e göre Salem (Yeruşalim) kralı Kenanlı Melkisedek ile Hz. İbrahim burada karşılaşmışlardır.

Yebusiler denen kanşık bir halkın yaşadığı Kudüs’ü İÖ 1000 dolaylannda Hz. Davud ele geçirdi ve Yahudi Kralhğı’nm başkenti yaptı. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman kenti genişletti ye Birinci Tapınak’ı inşa ettirdi. Böylece Kudüs hem krallık sarayının bulunduğu yer, hem de tektannlı dinin kutsal merkezi oldu. ..İÖ 922’de Mısır firavunu İ. Şeşonk, İÖ 850’de Filistîlerle Araplar, İÖ 786’da da İsrailli Yoaş kenti yağmaladılar. Hizkiya kenti surlarla çevirdi ve Gihon Kaynağından su getirmek için yeraltından bir kanal açtırdı. İÖ 701’de Asurlu Sinahheriba kenti haraca bağladı. İÖ 614’te Kudüs kralı Babil’e sürgün edildi ve kent yağmalandı. İÖ 586’da Nabukadnezar, Tapınak’ı ve kenti tümüyle yaktı ve Yahudileri Babil’e sürdü. Sürgünü II. Kyros (Büyük) İÖ 538’de sona erdirdi. Kudüs’e dönen Yahudiler İÖ 515’te ikinci Tapınak’ı inşa ettiler. İÖ yaklaşık 444’te Nehemya’mn kent surlarını yeniden yaptırmasıyla Kudüs’ün konumu güçlendi.

İskender’in İssos’ta kazandığı zaferden (İÖ 333) sonra Kudüs ilk kez Batı siyasetinde önem kazandı. İskender’in ölümü üzerine Kudüs, Ptolemaios I. Soter’in payına düştü. İÖ 198’de ise I. Selevkos Nikator’un soyundan gelen hanedanın eline geçti. Bu dönemde pagan Yunan etkisinin güçlenmesi ve Selevkos kralı Antiokhoş IV. Epiphanes’in Tapmak’a saldırması (İÖ 168) dinlerine sıkı sıkıya bağlı Kudüslülerin İÖ 167’de ayaklanmasına yol açtı. Ayaklanma sonucunda Selevkoslar kovuldu ve Hasmon hanedanı kuruldu.

Roma egemenliği.

İÖ 63’te Pompeius, Kudüs’ü ele geçirdi. Yahudi kavmiyetçiliğiyle Roma arasındaki çatışma, Büyük Herodes’in izlediği ustaca politikalarla engellendi. İÖ 40’ta Roma Senatosu, kendini Celile valisi ilan etmiş olan Herodes’i Yahuda kralı yaptı. Herodes’in 36 yıllık hükümdarlığı sırasında Kudüs büyük bir gelişme gösterdi ve genişledi. Dinin ve zorunlu haccın merkezi, hükümdarın ve Sanhedrin’in (Yahudi yaşlılar kurulu) bulunduğu yer olarak, Helenistik dünyanın büyük bir metropolüne dönüştü. Romahlar, Herodes’in oğlu Arkhelaos’u krallıktan indirdiler ve kendi valilerini atadılar. Kudüs’ün beşinci Romalı valisi Pontius Pilatus, Hz. İsa’yı ölüme mahkûm eden karan çnaylamasıyla tanınır.

İS 66’da Yahudiler Roma’ya karşı ayaklandılar. 70’te Romalılar kente girip Tapınak’ la birlikte neredeyse her yeri yıktılar. 130’da kent bir ölçüde yeniden iskân edildi. Yahudiler 132-135 arasında Roma’ya karşı gene ayaklandılar. Hadrianus burada Roma tarzında bir kent oluşturmaya girişti. Onun uyguladığı planın ana çizgileri 20. yüzyıla değin ulaşmıştır.

Constantinus (Büyük) 313’te Hıristiyanlığı resmen tanıdı. Constantinus’un annesi Azize Helena’nın 326’da Kudüs’e giderek Gerçek Haç’ı bulması, ünlü tapmakların inşa edilmesine yol açtı ve böylece kentin Hıristiyanlığın kutsal merkezi olarak geliştiği yeni bir dönem başladı. Bu dönem 614’teki Sasani istilasında Kudüslülerin kılıçtan geçirilmesi ve kiliselerin yıkılmasıyla kapandı.

638’de Hz. Ömer Kudüs’ü aldı. 691’de Abdülmelik bin Mervan, Kubbetü’s-Sahra’ yı inşa ettirdi. Bu dönemde kent eski önemini kazanamadıysa da, Emeviler ve Abbasiler Hıristiyanlara ve Yahudilere karşı ılımlı bir siyaset izlediler. 969’da Kudüs Fatımilerin eline geçti. 1010’da Halife Hâkim, Hıristiyan tapınaklarının yıkılmasını emretti. 1099’da kenti Haçhlar ele geçirdiler ve bir krallık kurdular. Yahudilerle Müslümanlara kenti yasaklayan Kudüs Krallığı’na 1187’de Salaheddin Eyyubi son verdi. 13. yüzyıl ortalarında Yahudiler yeniden kente gelerek kendi mahallelerini kurmaya başladılar. 1517’de I. Selim’in (Yavuz) Kudüs’ü fethetmesiyle 400 yıllık OsmanlI egemenliği başladı. I. Süleyman (Kanuni) döneminde kent büyük bir gelişme gösterdi; yeni surlar, medreseler, imarethaneler yapıldı.

Mısır valisi Mehmed Ah Paşa’nın (Kavalah) oğlu İbrahim Paşa 1831’de Kudüs’ü ele geçirdi ve bir dizi reform gerçekleştirdi. OsmanlIlar kenti 1840’ta geri aldılar, ama bu reformları sürdürdüler. 1887’de Kudüs belediyesi oluşturuldu. Bu arada Avrupa devletleri kentte konsolosluklar açtılar. Doğu Avrupa ülkelerinden göçlerle gelen Yahudiler nedeniyle kentin demografik yapısı değişti. 19. yüzyıl ortalarından sonra nüfusun çoğunluğu Yahudiierden oluşmaya başladı.

Tarih

Kudüs’ün fırtınalı bir tarihi vardır. Bir zaman­lar Mısırlıların yönetimi altında kalan kenti, İÖ 1000 dolaylarında ele geçiren Hz. Davud, Kudüs’ü Yahuda Krallığı’nın başkenti yaptı. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman İÖ 957’de burada Kudüs Tapınağı’nı kurdu. Daha son­raki yüzyıllarda Kudüs birçok kez saldırıya uğrayarak yakılıp yıkıldı. İÖ 63’te Roma İmparatorluğu’nun koruması altına giren kentte büyük çapta bayındırlık girişimleri başlatıldı. Ne var ki, İS 66’da Romalılara karşı bir ayaklanma başlayınca kentin büyük bir bölümü Roma ordusunca yıkıldı. Yahudilerin İS 132’de ikinci kez ayaklanışı üzerine Kudüs’ü yerle bir eden Romalılar, Yahudilerin girmesinin yasak olduğu yeni bir kent kurdular. 614’te Sasaniler’in saldırısına uğ­rayan ve yeniden yıkılan Kudüs, Hz. Ömer’ in halifeliği sırasında Arapların eline geçti ve uzun bir süre Arap yönetiminde kaldı. 10. yüzyılda Fatımiler Kudüs’ü ele geçirdi. 130 yıllık Fatımi egemenliğinden sonra 1099’da kenti yağmalayan Haçlılar, Kudüs Krallığı’nı kurdu. 1187’de Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü ele geçirdi. 13. yüzyıl ortalarında Yahudiler yeniden kente gelip yerleşmeye başladı.

1516’da Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’ü almasıyla kent Osmanlı egemenliğine girdi. Kanuni Sultan Süleyman eski kentin surları­nın büyük bölümünü yeniledi. 1918’de İngiliz birliklerinin işgal ettiği Kudüs, İngiliz manda yönetimine bırakılan Filistin’in başkenti oldu. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Mil­letler Kudüs’ü uluslararası bir kent durumuna getirmeyi önerdi. Bu karara İsrail ve bölgede­ki Arap devletleri karşı çıktı. 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşundan sonra İsrail, kentin batı bölümünü topraklarına kattı. Surlarla çevrili eski kent ve tarihsel Yahudi yapılarının bulunduğu doğu bölümü Arapların elindeydi. 1950’de İsrail Kudüs’ün batısının ülkenin başkenti ve yasama organı knesset’mmerkezi olduğunu ilan etti. 1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nda, kentin 1948’den beri Ürdün’ün elinde olan doğu bölümü de İsrail’in eline geçti. İsrail bütün kenti başkent ilan etti. Ne var ki, başta Arap devletleri olmak üzere dünyada pek çok devlet bunu tanımadı.

Eski Kent

Sarp tepeler ve vadilerle çevrili yüksek bir düzlük üzerinde kurulu olan eski kent, kaba­ca her kenarı 1 km uzunluğunda bir kare biçimindedir. Dört yanını çevreleyen surların büyük bölümünü 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman eski surların üzerine yaptırmıştır. Eski kentte Müslüman, Hıristiyan, Ermeni ve Yahudi mahalleleri ile çok sayıda tarihsel yapı bulunur. Güneydoğu köşesinde Tapınak Dağı adı verilen yüksekçe bir düzlük vardır. Müslümanların Hare mü Şerif adını verdiği Tapınak Dağı’ndaki en önemli yapıt Hz. İbrahim’in kurban kestiğine inanılan Sahra (Hacer-i Muallak) adlı taşın üzerini örtecek biçimde yapılmış olan Kubbetü Sahra’dır. Tapmak Dağı’nın 25 metre batısında Kudüs Tapınağı’nın batı du­varlarının kalıntıları görülür. Ağlama Duvarı adı verilen bu kalıntılar, Yahudilerin dua etmek için geldikleri, kutsal bir yerdir. Hz. Muhammed’in miraç gecesi göğe çıktığına inanılan Mescid-i Aksa da Tapınak Dağı’nın güneyinde bulunur.

Eski kentteki Hıristiyan kutsal yapıları arasında en önemli olanı Kutsal Kabir Kilise-si’dir. Kuzeybatıda bulunan bu kilise, Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra gömüldüğü­ne inanılan yerde yapılmıştır. Hıristiyan dini­ni kabul eden ilk Roma imparatoru olan I. Constantinus’un 330 yıllarında yaptırdığı bu yapı, daha sonraları birkaç kez onarıldı. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki son saatle­rini geçirdiği Zeytin Dağı eski kentin doğu surları dışındadır. Hıristiyan inancına göre Hz. İsa Zeytin Dağı’nın eteklerindeki Getse­mani Bahçesi’nde tutuklanmış ve yargılanma­ya götürülmüştü. Getsemani Bahçesi’nde baş­layıp Kutsal Kabir Kilisesi’ne uzanan yolun, Hz. İsa’nın çarmıhını sırtında taşıyarak geçtiği yol olduğuna inanılır.

Modern Kudüs

  1. yüzyıl ortalarına kadar Kudüs kenti tümüy­le surların içinde yer alıyordu. O yıllarda eski kentin batısında Tel-Aviv-Yafa’ya giden yol boyunca Yahudi göçmenlerin kurduğu yeni mahalleler gelişmeye başladı. Böylece Kudüs’ün batı bölümü yeni yapıların ve çeşitli işyerlerinin yer aldığı modern bir kent duru­muna geldi. Kudüs’te elmas kesimi, basın yayın, mobilya, kimyasal madde ve dokuma sanayileri ön plandadır. Ayrıca turist ve hacı adaylarının çokluğu kentte turizmin gelişme­sine yol açmıştır. Kudüs İbrani Üniversitesinde başka ülkelerden de gelen pek çok Yahudi öğrenci öğrenim görür.

Şeria Bölgesi

Şeria Irmağı’nın batı yakasın­daki yamaçlarda, Kudüs’ün 8 km güneyinde eski Beytlehem kenti yer alır. Beytlehem, kireç badanalı kerpıc ya da taş evleriyle, Doğu Akdeniz ülkelerinin belirgin yapı özel­liklerini taşımaktadır.

Kentin çevresinde tahıl, incir, zeytin ve üzüm yetiştirilir; yamaçlarda koyun ve keçi beslenir.Hıristiyanlar, Kutsal Kitap’ta (Tevrat-İncil) adı geçen bu kentin Hz. İsa’nın ve Davud peygamberin doğum yeri olduğuna inan­maktadır Beytlehem, Hz. İsa’nın doğum yeri olması nedeniyle, Nasıra (Nazareth) ve Kudüs gibi, Katolik, Protestan ve Rum Ortodokslar’ca hac kenti olarak kabul edilmiştir. Roma’nın ilk Hıristiyan İmparatoru I. Constantinus’un annesi, Hz. İsa’nın doğduğu sanılan kent yakınlarındaki mağaranın üzerine bir kilise yaptırmıştır.

Kudüs Krallığı’nı kuran ilk Haçlı Seferi’nin önderi I. Baudouin 1100’de bu kilisede taç giydi. Kent, 1187’de Kudüs Krallığı’nın düş­mesinden sonra Araplar’ın ve Türkler’in yö­netimine geçtiyse de, Hıristiyan dünyası için önemini her zaman korudu. Beytlehem, I. Dünya Savaşı sırasında Türkler’den geri alı­nınca, Filistin topraklarıyla birlikte İngilte­re’nin koruması altına verildi, ama 1948′ de yeniden Ürdün topraklarına katıldı.
1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nın sonunda.İs rail, Ürdün’ün Batı Şeria bölgesi ile birlikte Beytlehem kentini de ele geçirdi.

Sakarya’da Akıllı Tarım Projeleri Hazır Uygulama Yok

Sakarya’da  Akıllı Köy Projeleri  Hazır Uygulama  Yok

Türkiye’de bir ilk Sakarya Ziraat Odası’nın projesi olan Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezinin  Kurulması için  5  yıl  önce  başladıklarını  Yerel  Unsurların  destek  vermemesi üzerine  hayata  geçmediğini  açıklayan  Ziraat  Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu,Ziraat Odası Delegesi Ahmet Köprülüoğlu  ile birlikte  Akıllı köy’de  incelemelerde  bulundular.

Ziraat  Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu,” Günümüzde tarımsal üretimde verim kayıplarının önüne geçmek ve sürdürülebilir karlılığı arttırmak, nitelikli bilgi ve teknoloji kullanımı ile mümkün. Gelişmiş ülkeler ve büyük çiftlikler bunu yaparak sürdürülebilir bir karlılığı sağlarken, ülkemizdeki aile işletmeleri dağınık yapısı ve teknolojinin yüksek maliyetleri yüzünden teknolojiye ve nitelikli bilgiye uzak kalıyorlar.Biz  Sakarya  ilinde  çok  güzel  proje  Hazırladık.Ancak  Adım atan  olmayınca  hayata  geçmedi.

TABİT Akıllı Tarım Teknolojileri A.Ş Proje Koordinatörü Murat Çakır” Akıllı köy işte tam bu noktada, aile işletmeleri şeklinde tarımsal üretim yapan çiftçilerimize rol model olarak oluşturulmuş bir demostrasyon alanı olarak tasarlandı.

Türkiye de bulunan genel köy yapısına uygun, tarımsal üretim faaliyetleri süren bir köy seçildi. Bu köyün proje başlamadan önceki ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri akademik bir çalışma ile belirlendi. Çiftçilerin verimlilikleri, karlılıkları, sosyal yaşamları, köyden kente göç oranı, askere ve okul için şehire gidenlerin geri dönüş sayıları kayda alındı.

Bir sonraki aşama ve aşamalarda bu köye “nitelikli bilgi” ve “tarımsal teknolojileri” deyim yerindeyse giydireceğiz. Hem bitkisel üretim hem hayvansal üretimde teknoloji kullanımının yanında, çiftçilerin sosyal hayatına da dokunan projeleri bu alanda gerçekleştiriliyor ve değişim 3 er aylık periyodlar ile raporlanmaya devam ediyor.

Bu çalışma sırasında ortaya çıkan bürokratik engel ve engellemeler, köylünün yaşam ve tarımsal üretim şeklini değiştirmekteki direnç noktaları, yaşanan her türlü zorluk ve çözümler, bu köyün modellenmesine faydalı olur düşüncesi ile kayıt altına alınıyor.

Geleneksel tarım yöntemleriyle ileri teknolojiyi bir araya getiren yeni nesil bir kırsal yaşam modeli.

Vodafone

Akıllı Köy ile

Neyi Amaçlıyoruz

Tarımsal üretimde verimliliği bilgi ve iletişim teknolojileriyle artırmak

Gençlere çiftçiliği sevdirerek göç ve işsizliğin önüne geçmek

Diğer köylere de dijitalleşmenin yayılmasını sağlamak

Dünyadaki en yeni tarım teknolojilerini kullanmak

Vodafone Akıllı Köy’ü uluslararası tarım teknolojisi üssüne dönüştürmek ve diğer ülkelere örnek bir proje hâline getirmek

Ekonomik Hedefler

  • Bitkisel üretim maliyetlerinde en az %20 tasarruf

  • Hayvancılık maliyetlerinde en az %22 tasarruf

  • Hayvancılıkta %30 gelir artışı

  • Toplam üretimde %10 artış

  • Bu bilgiler ışığında 2 yılda hane başına yıllık 40.000 TL gelir artışı

Çevresel ve Sosyal Hedefler

  • Tarımsal sulama ile en az %20 su tasarrufu

  • Yanlış ilaçlama ve gübrelemeden oluşan toprak ve su kirliliğini önlemek

  • Kırsalda yaşam kalitesinin artması

  • Sürdürülebilir ekonomik güçlenme

Vodafone Akıllı Köy Nerede?

Ülkemizdeki bitkisel çeşitliliğin %93’üne sahip

Aydın’ın Koçarlı ilçesi Kasaplar Köyü’nde.

Köy, bu projede en hızlı sonuç verebilecek

köylerden biri olduğu için seçildi.

Ayrıca iş ortaklarımız ve teknoloji sağlayıcı firmaların

yaptıkları yatırımları, hedefine ulaştıracak ideal

bir saha oluşturuyor.

Vodafone Akıllı Köy’deYeni Nesil Tarım Nasıl Olacak?

  • MERACILIK

Mera münavebeli ekim, sürü yönetimi, hayvan hastalık ve kızgınlık takip sistemleri, akıllı kapı, güvenlik sistemi, hayvan kaşıma aparatları, toplu sağım ve hayvan sahiplerine anlık veriler ileten sistemler kullanılarak verim artacaktır.

  • ARICILIK

Vodafone Akıllı Köy’de hem arıcılık hakkında eğitimler verilecek, hem de son teknoloji sistemlerle kurulacak Arıcılık takip otomasyonu ile veriler alınacak. Arıcılık ajandası ile doğru zamanda doğru çalışmalar yapılması sağlanacak, GPS takip sistemi ile tüm bu bilgiler çiftçilerimizin akıllı telefonlarından takip edebilecekleri sistemlere aktarılacak.

  • SERACILIK

Seralarda IoT aracılığıyla seradaki hava, nem, su ve vitamin durumları takip edilip, gerektiğinde ayarlama yapılabilecek. Her türlü fonksiyon ekranlardan takip edilerek gerektiğinde müdahale edilebilecek. Bu özellik sayesinde seraya günlerce hiç uğramadan kontrol sağlanabilecek.

  • TAVUKÇULUK

Vodafone Akıllı Köy’de Tavukçuluk sektörünün geliştirilmesi, verimliliğin artırılması yolunda gerekli olan bilgi ve teknolojilerin desteği ile mümkün olacaktır. Tavuk refahının artırılması ile hayvan haklarına saygılı ve yemden sofraya kadar gıda güvenliği sağlanacak.

  • MEYVECİLİK

Tarımsal meteoroloji, erken uyarı sistemi, meteoroloji direği ve yazılımı, sulama ve gübreleme otomasyonları, akıllı gübre yönetimi, hassas ilaçlama, rekolte tahmin ve izlenebilirlik yazılımları ile işçilik ve girdi maliyeti düşük, verimi yüksek, kalıntısız ve sağlıklı ürün yetiştirilmesi sağlanacak.

  • TÜL ALTI YETİŞTİRİCİLİK

Nethouse sistemi ve ona bağlı teknolojiler ile izleme merkezinden gözlemler ve çalışmalar yapılarak verimlilik artışı takip edilecek ve programlar çiftçilerle paylaşılarak yaygınlaşması sağlanacak.

  • TEKNOLOJİ MERKEZİ

Tarımsal otomasyonlar, karar destek çözümleri ve tarımsal yazılımlar bu merkezde birleştirilecek ve çiftçi deneyimlerinin yüksek teknolojiyle sentezlenerek kırsal alandaki verimliliğin artırılması hedeflenecek.

  • EĞİTİM & SPOR

Çocuk kulübü, kadın eğitim merkezi, çiftçi eğitim merkezi ve deneyim atölyeleri sayesinde köy halkının refah düzeyinin artırılması hedeflenecek. Ayrıca kurulacak olan halı saha, voleybol sahası ve basketbol sahası sayesinde de insanların spor olanaklarına sahip olmaları sağlanacak.

SAKARYA   2014

Türkiye’de sadece Sakarya’da olacaktı

Projeyi Sakarya Ziraat Odası hazırladı

Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezi projesinin hayata geçirilmesi için çalışmalara başlandı. Sakarya Ziraat Odası tarafından hazırlanan projenin bin 200 dekar büyüklüğünde bir alanda hayata geçirilmesi planlanıyor.

Konu ile ilgili olarak bilgiler veren Sakarya Ziraat Odası başkanı Hamdi Şenoğlu, Sakarya ve yakın çevresinden gelebilecek çiftçilerin eğitim düzeyini yükseltmek, entansif (yoğun) tarıma hazırlamak, ara eleman yetiştirmek ve teknik eleman hizmet içi eğitimi vermek, aynı zamanda üniversite ile işbirliğine giderek hem akademik destek almak, hem de yüksek okul öğrencilerine uygulamalı staj vermek amacıyla böyle bir proje hazırladıklarını söyledi.

Arazinin büyüklüğü 1200 dekar

Şenoğlu, Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezi projesinin ‘Dernek Kırı’ merasında uygulanmasının planlandığını ifade ederek projenin detayları ile ilgili şu bilgileri verdi: “Arazinin büyüklüğü bin 200 dekar. 1999 yılı depreminde geçici konutların yapıldığı alan. Arazinin bir bölümünde TMO depoları bulunuyor. Son hazırlanan çevre nazım planında tarıma ayrılan bölgenin ortasında. Adapazarı ilçesine 7-8 km. mesafede. Dünyada sadece Nil nehri kıyılarında dar bir bölgede bulunan, bir de Akova’da bulunan derin bir alüvyon toprağa sahip ve toprak derinliği 800-1000 metre arasında.”.

Örnek projeye destek bekliyoruz

Hamdi Şenoğlu, hayata geçirildiğinde bu projenin Türkiye’de örnek olacağını belirterek, burada aynı zamanda modern tarımın uygulamalı olarak yapılmasının da sağlanacağını söyledi.

Şenoğlu, proje ile ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası gibi kurum ve kuruluşlarla görüşmelerin devam ettiğini de ifade ederek alan çalışması tamamlanan bu projenin 5-6 milyon liralık bir bütçe ile 2 yılda hayata geçirilebileceğini söyledi.

Sakarya’da Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezinde; 50 yatak kapasiteli misafirhane, 150 kişilik konferans salonu,30 kişilik toplantı salonu, laboratuvar, yemekhane ve idare ofisler, özel hal binaları, botanik bahçe, meyve ve sebze plantasyon sahaları, seralar, dış mekan süs bitkileri, tarla bitkileri, yem bitkileri, biogaz tesisi, süt sığırcılığı ve süt sığırcılığı yetiştirme alanları ile tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği alanları bulunacak.

Kültür ve Tarih Burada

Kültür ve Tarih Burada

Tren Müzesi

Aziziye Restoran, Türk mutfağının lezzetlerini, Avrupa’nın ilk tren müzesinin içinde sunan, özgün bir tesistir. 600 kişilik nostaljik trenleri ve açık alanı ile Kuşadası’nda seçkin bir ortam arayanlara yöresel lezzetler sunan tesis, bölgenin kendine has değerlerinden birisidir.

Aziziye Restoran, tarihe tanıklık etmiş Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan, İsveç ve Çekoslovak yapımı 30 buharlı lokomotif ve dünyada sadece 2 tane bulunan ve odunla çalışan İngiliz yapımı bir lokomotifin yanı sıra 4 vinç, su pompaları, motorin taşıma tankı, 1 açık ve 1 kapalı yolcu vagonu, su cenderesi, tamir atölyesi, 1850 yılından kalma bir tuvaleti ve 900 metre uzunluğunda eski tüneli ile tarihe açılan eşsiz bir tren müzesini barındırmaktadır. Müze Türkiye’nin ilk demiryolu olan İzmir-Aydın demiryolunun (inşaası 1866-1976) Çamlık Köyü’nden de geçmesi dolayısıyla kurulmuştur.

Ayrıca atatürk de 1936 yılında beyaz tren ile gelerek Çamlık Köyü’nde konaklamıştır. Müzede Atatürk’ün tren seyahatlerinde çekilmiş fotoğraflarının yer aldığı bir oda hazırlanmıştır.

Geniş bir alana sahip olmakla beraber çocuklar için oyun parkı ve uzun yürüyüş yolları mevcuttur.

Türkiye Vagon Sanayi Anonim Şirketi, bilinen ismiyle TÜVASAŞ, Adapazarı merkezli vagon üreticisidir. TÜVASAŞ TCDD raylı sistem taşıtlarının imalatı, yenilenmesi ve tamirinden sorumludur ve tamamı TCDD’ye ait Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bağlı yerli bir üreticidir

1951’de o zamanki adıyla Vagon Tamir Atölyesi olarak kurulan TÜVASAŞ TCDD’nin filosundaki araçların tamirini gerçekleştirmiştir . Günümüzde TÜVASAŞ Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticisi haline gelmiştir. Mithatpaşa’da merkezi olan şirket’in TVS2000 en önemli üretimidir.


Kültürel ya da tarihsel değeri olan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerlere müze adı verilir. Müzeler toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Yüzyıllar boyunca toprak altında saklı kalmış tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılarak sergilenmesi toplumu oluşturan bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarına olanak sağlar. Ayrıca müzeler toplumu aydınlatmak amacıyla insan soyunun gelişimi doğa olaylarının oluşumu ve teknolojinin geçirdiği değişim gibi konularda araştırmalar yapan bilimsel merkezlerdir.
Müzenin Amacı
Müzeler tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları bilim ve sanat açısından inceleyerek hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak amacını taşıyan kurumlardır. Müzelerde bulunan nesnelerin anlam ve önemi müze içinde ve dışında yazılı ve sözlü olarak ayrıca rehber eşliğinde yapılan gezilerle açıklanır. Böylece ziyaretçilerin müzede yer alan eserler hakkında ayrıntılı bilgi edinmeleri sağlanır. Sergiledikleri geçmişe ait eserlerle ülkelerin ulusal değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunan müzeler aynı zamanda etkin katılım ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan eğitim kurumlarıdır.

MÜSİAD’ın emeklisi olmaz rahmetlisi olur

Bizim güzel bir söylemimiz vardır. MÜSİAD’ın emeklisi olmaz rahmetlisi olur

Erol Yarar, Sakarya’lı

işadamlarını etkiledi

MÜSİAD Sakarya Şubesi’nin düzenlediği “MÜSİAD Misyonu ve Dünyadaki Rolü” konulu konferans katılan MÜSİAD Kurucu Genel Başkanı Erol Mehmet Yarar; yüksek ahlak ve yüksek teknolojiye sahip MÜSİAD’ı ve Dünya’da geldiği noktayı anlatarak, “Biz Dünya’ya ne kadar ihracat yapabiliyorsak, ne kadar marka oluşturursak, Dünya’da paramız ne kadar tanınıyorsa o kadar güçlüyüz. Davranışlarımıza birlik ve beraberliğimize daha çok değer vermeli; hepimiz bir ve bütün olup aramıza fitne sokmamalıyız” dedi.

Yoğun katılım, üyelik kiti ve rozet takdimi

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Kurucu Genel Başkanı, Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı, 404 Kimya Sanayi ve Rozi Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Erol Mehmet Yarar; MÜSİAD Sakarya Şubesi’nin SATSO Ali Coşkun Konferans Salonu’nda “MÜSİAD Misyonu ve Dünya’daki Rolü” konulu konferans verdi. MÜSİAD üyesi işadamlarının yanı sıra çok sayıda işadamın katıldığı programa; Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Hendek Belediye Başkanı İrfan Püsküllü, AK Parti Sakarya eski Milletvekili Ali İnci, İşkur Sakarya İl Müdürü Tekin Kaya, Sakarya GİAD Başkanı Gökhan Korkmaz, Sakarya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Ertuğrul Kocacık, SAMİB Başkanı Günay Güneş, AK Parti Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Zehra Hatipoğlu katıldı. Şube Başkanı Yaşar Coşkun’un Kurucu Genel Başkan Erol Yarar’a hediyesini sunduğu programda; MÜSİAD ailesine katılan; Ali Can Sak, Mehmet Altunbudak, Necdet Yıldırım, Cevdet Koç, Veysel Gürsel, Ahmet Dizdar, Osman Ayar, Ahmet Özgedik, Vedat Ender Tuna, Gökhan Tiryaki, Sinan Karabaş, Vural Tutkun, Necmettin Koçak, Necmettin Kırık, Lokman İçöz, Halil Meğreli, Uğur Dündar, Fatih Ok, Kenan Karaca, Fatih Emre Koç, Harun Şen, Erkan Yıldırım, Habil Genç, Ramazan Çokal, Volkan Yıldız ve Ertuğrul Metin’i Üyelik kiti verilerek, rozetleri takıldı.

COŞKUN: “Milletin kararanına saygı duymalıyız”

Programın açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun; MÜSİAD’ın Anadolu sermayesini güzel ahlakla birleştirerek ilk günden itibaren gelecekte söz sahibi olmayı hedefleyen saygın bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, kurulduğu ilk günden beri özverili ve ahlaklı çalışmasıyla bugünlere gelerek ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunduğunu söyledi. MÜSİAD’ın vizyonu ve üstlendiği misyon açısından önemli prensiplere sahip olduğunu vurgulayan Başkan Coşkun; “MÜSİAD ilkesinde seçim rekabeti yoktur. İstişare mekanizmaları çalışır, gelenekler yürütülür. MÜSİAD da başkanlık ve diğer görevler liyakat ehli kimselere tevdi edilir. Görevi alanlarda büyük bir gayretle bayrağı daha ileriye taşımanın samimi mücadelesi içinde olurlar. Zamanı geldiğinde görevini devir eden dava arkadaşlarımızın MÜSİAD la işi bitmez. Onlar bilgi birikimiyle tecrübeleriyle yeni nesillere destek vermeye, davalarına hizmet etmeye devam ederler.  Ortada makam, koltuk rekabeti olmayınca üreten, girişimci ve yenilikçi bir yapı ortaya çıkmaktadır. Diğer bir bakış açısıyla MÜSİAD kendi içindeki seçimlerle kamuoyunu meşgul etmek yerine, toplumsal, ekonomik ve sosyal hayatta ortaya koyduğu çözüm önerileri ve projelerle gündeme gelmiş ve gelmeye de devam edecektir. Ülkemiz iş dünyasının ortak bir vizyon oluşturması, ortak bir hedefe onlarca şirketi kanalize etmesi, gelecek açısından son derece önemlidir. Geçmişi değiştiremeyiz, ancak geleceği şekillendirebiliriz. Geleceğin pazarlarından teknolojisine, yükselen sektörlerden finansmana, markalaşmadan insan boyutuna kadar geleceğin bütün bileşenleri için tüm gücümüzle çalışmalıyız. Geçtiğimiz hafta yapılan referandum sonucunda milletimiz vatandaşlık görevini yaparak, ülkesi için en doğru olduğuna inandığı şekilde kararını vermiştir. Bu kararın tek kazananı milletimizin kendisidir. Milletimiz geleceğine sahip çıkarak, istikrar ve güven için sistem değişikliğine “Evet” demiştir. Milletin kararına saygı duymalıyız ve bundan sonra, İşlerimize daha fazla odaklanmalı, Üretmeye ve güçlenmeye koşar adımlarla devam etmeliyiz. Kendi aramızda kavgaya tutuşmamalıyız. Gün birlik günüdür, güçlü olma günüdür” dedi.

YARAR: “Yüksek teknolojiyi elde etmeli ve Dünya’da markalaşmalıyız”

Konuşmasında MÜSİAD’ın ilk kurulduğundan bugüne misyonu ve Dünyadaki rolünü anlatan MÜSİAD Kurucu Genel Başkanı Erol Yarar; MÜSİAD’ın yüksek ahlak ve yüksek teknolojiye sahip olduğuna vurgu yaparak; “MÜSİAD’ın emeklisi olmaz, ancak rahmetlisi olur” dedi. Konuşmasında; “Biz Dünya’ya ne kadar ihracat yapabiliyorsak, ne kadar marka oluşturursak, Dünya’da paramız ne kadar tanınıyorsa o kadar güçlüyüz” diyen Yarar; “Yüksek teknolojiye sahip olmalıyız. Davranışlarımıza birlik ve beraberliğimize daha çok değer vermeli; hepimiz bir ve bütün olup aramıza fitne sokmamalıyız. Niyetlerimizle fiillerimizi birleştirmeliyiz. Hacca gittikten sonra ticareti bırakıyoruz. Tam tersi sıkı sıkı sarılarak, daha çok ticaret yapmalıyız. İbadet yapacağız diye ticaret bırakılmamalıyız. Resullullahın tacirini takip etmeliyiz. Yüksek ahlaklı olmalı,  Kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz. Rızkımızı helalinden kazanmalı, övünmek ve kibirlenmek, insanlara zulüm etmek için değil, Allah rızası için kullanmalıyız. Ürün kişinin aynasıdır. Ürettiğimiz ürünlerimizi kaliteli yapmalı teknolojiye ayak uydurmalıyız. Markalaşmalıyız. Yüksek teknolojiye sahip olmalıyız. İşte; MÜSİAD in versiyonu olan insanlar o yüzden farklıdır. MUSİAD; tacir sıfatına sahip olan insanların bir arada olduğu yerdir” dedi. Türkiye’nin en iyisini yapma gayreti içinde ve en iyi teknolojiye sahip olması gerektiğini vurgulayan Yarar; MÜSİAD’ın misyonundaki yüksek ahlak kelimesinin, Hazreti Peygamber’in “Emin” sıfatından örnek alındığını ifade ederek, “Peygamber Efendimiz’in ‘Yüksek ahlakı tamamlamak için gönderildim’ hadisi, bizim misyonumuzun birinci kelimesinin özetidir. Yüksek ahlak olmadan hiçbir şey düzgün olmaz. Cennetle müjdelenen 10 sahabenin de (Aşere-i Mübeşşere) tüccardır.  Tacir olan sahabenin ticaret yapa yapa Çin’e kadar gitmiştir. Orada cami yaparak aynı zamanda dini tebliğ etmiştir. Bugün dünyadaki en büyük mücadelenin teknolojik mücadelesidir. Teknolojiye sahip olmayan ülkenin, dünyada köle olarak kalmaya mahkûmdur.  Dünyanın en iyi teknolojilerini elde etmek için de mücadele vermeliyiz. Biz bilgiyi öğreten değil, üreten bir toplum olmak zorundayız. Ürünlerimiz en kaliteli olmak zorundadır. Almanlar kaliteli ürün üretiyor, hiçbir zaman ikinci kalite mal Alman üretim sisteminde yoktur. Hep en iyisini yapma, en iyisini bulma gayreti, teknolojiyi geliştiren en önemli motivasyonlardan biridir. Onun için biz yüksek ahlak, yüksek teknoloji diyorsak ve dünyaya örnek olacak bir nesil, bir Müslüman toplum, sahabe gibi olmak istiyorsak en iyisini yapmaya ve en iyisi olmaya gayret edelim. Bizi yıllarca teknolojiden uzak tuttular, üniversitelerimizi uzak tuttular. Üniversitelerimiz sadece bilgi aktaran pozisyonda kaldı. Şimdi yeni yeni bunun değişmesi için büyük gayretler var. Benim Kayak Federasyonunda görevim var. Kayakta hiç madalya alınmamış. Bir madalya alabilme ihtimalim olabilmesi için benim 15 yıllık plan yapmam gerekiyor. Çünkü bir insan 15 yıldan önce yetişmiyor. Sporda böyle. 8 yaşında alacağım 15 yılda 23 yaşında olacak ancak. Ama bizim milletimizin bir senelik planı yok. Bırakın 15 seneyi bir senelik plan yapılmamış. Bu kadar plansız programsız ne sporda, ne de sanayide başarı olur. Hiçbir yerde başarı olmaz. Onun için bizim gerçekten bu yüksek teknolojiyi de elde etmemiz lazım, en önemlisi markalaşmamız lazım” diye konuştu.

Necla BAKAN“Serdivan Meraları rant alanı değildir”

Necla BAKAN“Serdivan tepeleri rant alanı değildir”

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı   Necla Bakan  Sakarya  İlinde   oldu   bittiye  getirilmek istenen   Serdivan Meralarında  incelemelerde  bulundu. Necla Bakan  “Tarım ve Hayvancılığı  göz  ardı eden  Yerel Yöneticileri   Tarih  Affetmez.”dedi.

 

“SAKARYA MERALARINA GÖZ DİKENE SEYİRCİ KALMAYIZ”

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Necla BAKAN Sakarya İlinde Amaç Dışı Kullanılmak istenen Meralarda İncelemelerde bulundu.

BAKAN”Sakarya İlinde Hayvancılığın olmazsa olmazı olan MERA’lara göz dikenlere Hayvan Üreticilerinin sahipsiz olduğunu mu zannettiniz.Bizler olduğu sürece MERA’lar Başka Amaçla kullanmayı akıllarından bile geçiremezler

MERA   DEMEK  SAĞLIK  DEMEK

MERA  DEMEK HUZUR DEMEK

MERA DEMEK  GELECEK DEMEK

MERA  DEMEK  GEÇİM  DEMEK

MERA   DEMEK  BEREKET DEMEK

MERA  KOMİSYONUNDA  GÖREV  ALAN ÜYELER MERANIN FAYDASINI   BİLİYORSA  AMAÇ DIŞINA  ÇIKSIN İMZASINI ATMAZ

“Meralar  günebirlikçilerin  bıraktığı  pisliklerle işgal  altında

Meralar  Yarış  araçlarının bozduğu  çimlerle dolu

Meralar  Bira  şişleri  kırıklarının işgalinde”

Meralarda yaptığı  incelemeden  sonra  Habervole  Genel Yayın Yönetmeni   Fehmi DUMAN’Iın sorularını  cevaplayan Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı   Necla Bakan  “Meraların imara açılması hayvancılıkta dışa bağımlılığı artırıyor”dedi.

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı   Necla Bakan  “Hayvancılığın önemsendiği ve geliştiği ülkelerde mera alanları hem çok iyi korunur hem de çok verimli kullanılır. Sadece hayvanların beslenmesi, ot, yem bitkisi üretimi için değil, doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir tarımsal üretim için meralara büyük önem verilir.Türkiye’de ise özellikle son yıllarda, mera denildiğinde yağmalanacak, rant elde edilecek alan akla gelir. Mera alanları devletin, Hazine’nin malı olduğu için, “devlet malı deniz, yemeyen domuz” misali, herkesin hedefindeki alanlardır. Hem kamu kurumları, yerel yönetimler hem de özel sektör yeni bir yatırım yapacağı zaman gözü bu Hazine arazilerindedir. Hazine arazilerinin bir bölümü de mera alanıdır.Hayvancılığa gereken önem verilmediği için mera alanları kolayca elden çıkarılıyor. Ot biten yerde turistik tesis, sanayi tesisi veya alışveriş merkezi, toplu konut projelerinin yapılması daha “kârlı” bir iş olarak görülüyor. Bu da kalkınmanın, gelişmenin göstergesi olarak sunuluyor.Tarım ve hayvancılık önemsenmeyince ve mera alanlarına bakış açısı rant eksenli olunca, yapılan yasal düzenlemeler de buna uygun oluyor. Yasal düzenlemeler konusunu detaylı olarak ele alacağız. Bu düzenlemelerin daha iyi anlaşılabilmesi için Türkiye’nin mera varlığına yakından bakmakta yarar var.

Mera alanları daralıyor

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’nin toplam alanının yaklaşık yüzde 30’ı, tarım alanlarının ise yaklaşık yüzde 45’i çayır ve mera alanı var. Mera alanları her geçen yıl daralıyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bölgesel bazda mera alanlarındaki değişim tablosu çok daha çarpıcı..Meralar konusunda tespit, tahdit ve tahsis işlemleri ağır aksak yapıldığı için bu alanların amaç dışı kullanımı daha da kolaylaşıyor. Mera alanları hızla azalıyor. Çünkü, mera alanları tarımsal üretime açılıyor. Ağaçlandırma projeleri ile ormanlık alana dönüştürülüyor. Son yıllarda imara açılarak kentsel dönüşüm projeleri kapsamında toplu konut alanına dönüştürülüyor. Ayrıca hayvancılık sektöründeki sorunlar, kırsaldan kente göç ve köylerin boşalması, mera ıslahının yapılmaması bu alanların hızla kaybolmasına neden oluyor.

Mera alanları 17 yılda tespit edilemedi

Yapılan bir çok yasal düzenleme ile mera alanları amaç dışı kullanıma açılıyor. Daha doğrusu mera alanları rant alanına dönüştürülüyor. Geçmişten bugüne yasal düzenlemelere bakıldığında,1924 yılında kabul edilen Köy Kanunu  ile çayır ve meraların kullanımı düzenlenirken, 4342 Sayılı Mera Kanunu 28 Şubat 1998 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yasanın çıkmasından beş ay sonra 31 Temmuz 1998’de Mera Yönetmeliği yayınlandı.

Kanun ile mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediyelere tahsislerinin yapılması, belirlenen kurallar çerçevesinde  kullandırılması, bakım ve ıslah çalışmaları ile verimliliklerinin artırılması amaçlanıyor.

Mera Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden bu yana 17 yıl geçmesine rağmen mera alanlarının tespiti ve tahdit işlemleri tamamlanamadı. Bu nedenle tahsis edilemedi. Kanunda belirtildiği gibi bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmi evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesi suretiyle tespitinin yapılması gerekiyor. Bu tespit yapıldıktan sonra, çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisi olduğuna karar verilen yerlerin sınırlarının usulüne uygun olarak ülke nirengi sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritalar üzerinde belirtilmesi ve bu sınırların arazi üzerinde kalıcı işaretlerle işaretlenmesi, yani tahdidinin yapılması gerekiyor. Tespit ve tahdit işleminden çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılarak tahsis edilmesi gerekiyor.

Yasal düzenlemelerle meralar ranta açıldı

Mera Kanunu ve yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinden bu yana bir çok değişiklik yapıldı. Özellikle meraların  tahsis amacını düzenleyen 14. madde bir çok kez değiştirildi.

Ayrıca, aynı Kararname ile  İmar Yasası’na şöyle bir “Ek Madde” eklendi: “Mera, yaylak ve kışlakların geleneksel kullanım amacıyla geçici yerleşme yeri olarak uygun görülen kısımlarından kamu hizmetleri için gerekli olanların dışındakiler, talep sahiplerine bedeli karşılığında 29  yıla kadar tahsis edilebilecektir. Mera, yaylak ve kışlakların turizm merkezleri ile kültür ve turizm gelişim bölgeleri kapsamında kalan kısımları, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu çerçevesinde kullanılmak ve değerlendirilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilebilecektir.”

Mera alanlarının tamamen amacı dışında kullanıma açan bu “Ek Madde” ile mera alanları imara açılmış oldu.

Kır-kent ayrımı kaldırıldı, meralar sahipsiz kaldı

Mera alanlarının amaç dışı kullanımı ve rant yatırımlarına açılmasını sağlayan  önemli yasal düzenlemelerden biri, 6 Aralık 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “13 İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”dur. Kamuoyunda Büyükşehir (Bütünşehir) Yasası olarak bilinen bu Kanun ile Türkiye’de kent-kır ayrımı adeta ortadan kaldırıldı. Belediyelerin sınırları kapsamındaki 16 bini aşkın köy, kentin mahallesine dönüştürüldü. Köy tüzel kişiliklerine ait taşınmazlar belediyelere veya devletin diğer kurumlarına devredildi. Devredilen taşınmazlar arasında meralar da var.

En kapsamlı değişiklik ise 2014’te çıkarılan  6552 Sayılı Torba Yasa ile yapıldı. Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen yerlerin tahsis amacı  değişikliğinin yapılabileceği hükmü eklendi. Böylece mera alanları kentsel dönüşüm ve gelişim  proje alanı olarak yerleşime açıldı. Mera alanlarının rant amaçlı kullanımının önü tamamen açıldı.

Yirmi yıllık ot bedelini öde, merayı imara aç

Bakanlığın tespitine göre, Türkiye’de kaba yemler; çayır-meralar, yem bitkileri ve bitkisel üretim atıkları olmak üzere üç temel kaynaktan karşılanıyor. Mevcut mera alanları çok ciddi boyutlarda azalmış, yıpranmış ve zayıflamıştır.Meraların kullanım amacının dışına çıkışının önlenmesi ve ıslahı hayatî önem taşımaktadır.

Tüketiciler daha pahallıya et ve süt tüketecek

Bu tablo ortadayken mera alanlarının imara açılması, köylerin mahalleye dönüştürülerek insanların tarımdan hayvancılıktan uzaklaştırılması, hayvansal üretim için çok büyük bir tehlikenin habercisi. Bu sadece üreticiler için değil, asıl büyük tehlike tüketicilere yöneliktir. Çünkü, mera alanları daraldıkça yem üretimi azalıyor ve dışa bağımlılık artıyor. Bu da et ve süt üretim maliyetlerini, dolayısıyla fiyatı arttıracak. Tüketiciler bugünden daha yüksek fiyata et, süt ve diğer hayvansal ürünleri tüketmek zorunda kalacaklardır.

 Bilindiği gibi, ithalata dayalı hayvancılık politikasıyla, özellikle 2010 yılından bu yana Türkiye her türlü hayvansal ürünü, büyükbaş, küçükbaş canlı hayvan, besilik dana, karkas et ve damızlık hayvan ithal ediyor. Bir dönem saman bile ithal etmek zorunda kaldı.

Mevcut politikalar üretimi değil ithalatı destekliyor. Bu politikalarla hayvancılığa verilen destekler ve düşük faizli krediler de büyük oranda ithalata gidiyor. Uygulanan bu politika ile dışarıya kaynak transfer ediliyor.

Türkiye mera alanlarını sanayi, turizm, toplu konuta tahsis ederken gidip yurtdışından milyarlarca dolarlık yem hammaddesi ithal ediyor. Saman ithal ediyor. Böyle bir politikayla hayvancılıkta sürdürülebilirliğin sağlanması mümkün değil. Türkiye’nin ithalata dayalı politikadan vazgeçerek hızla hayvancılıkta üretimini artırması gerekiyor. Bunun için mera alanlarının amaç dışı kullanımı önlenmeli. Meraların tespiti tamamlanarak ve ıslah edilerek yetiştiricilerin kullanımına sunulmalı. Meralarda konutlar, tesisler değil, otlar yükselmeli.

Bugün  Hayvan üreticileri ile  konuştuk   gördük ki  Üreticiye  sahip çıkan yok.Sakarya İli için Serdivan Ormanları ve  Serdivan  Meralarını  imara   açma  ,başka  amaçla  kulanma  lüksümüz  olamaz.Yerel Yöneticilerin  gündeminde   varsada  bu  sevdadan  vazgeçsinler.Bu Meralar Çoluğumuza çocuğumuza mirasımız”

Necla Bakan “Esnaf zor durumda, Bu gidiş, iyi bir gidiş değil”

Necla Bakan “Esnaf zor durumda, Bu gidiş, iyi bir gidiş değil”

Hak  ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Necla Bakan, esnafın durumunun kötü olduğunu belirterek, “Zordaki esnaf herşeyini satıp borçlarını kapatmaya çalışıyor. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil” dedi.

Yaşanan ekonomik kriz sonrasında özellikle banka ve esnaf kredileriyle ayakta durmaya çalışan küçük esnafın borç batağına sürüklendiğini ileri süren Necla Bakan, paranın maliyetinin çok yüksek olduğu için esnafa ucuz kredi sağlamadığını savundu. Bakan,”Esnaf kuruluşlarının durumu da aynı. Ucuz kredi bulamayan, dövizle borçlanıyor ki, bu daha da kötü. Esnaf herşeyini satıp borçlarını kapatmaya çalışıyor. Bu gidiş iyi değil. Ülke ekonomisine en büyük darbeyi göç vurmuştur. Göçle birlikte çok ciddi ekonomik kayıplara uğrayan Ülke  insanı için , bu kan kaybını engelleyecek çözümler üretilmedir. Alternatif yatırım alanları oluşturarak istihdam yaratılmalıdır”

AVM’ler küçük esnafı bitiriyor

Büyük alışveriş merkezlerinin çoğalmasıyla birlikte küçük esnafın sıkıntısının daha da arttığına dikkat çeken sendika temsilcileri, AVM’lerin bir an önce şehrin dışına çıkarılması gerektiğini belirttiler.

Küçük esnafın maddi anlamda çok büyük zararlar gördüğünü vurgulayan Bakan, büyük alışveriş merkezleri ve marketlerin mahallelerde kalması halinde başta bakkallar olmak üzere birçok iş yerinin kapatmak zorunda kalacağını vurguladı.

AVM’lerin esnaflar için çok zararlı olduğunu dile getiren Hak  ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Necla Bakan “AVM’ler, şehir merkezinde olduğu için küçük esnafa zarar veriyor. AVM’ler küçük esnafı resmen bitirdi. AVM Çalışma saatleri uzun, esnafın saatleri kısa. Rekabet çok olduğu için büyük marketler esnafın  sattığı  bazı ürünleri aldığı fiyata satabiliyor. AVM’ler ürünleri toptan ucuz getirip satıyor ama esnaf gibi küçük esnafların öyle bir imkânı yoktur. Müşteriler de hep markete gidiyor. Esnaf Para kazanamadığı için giderleri  karşılarken zorlanıyor.”

Gökhan KÜPÇÜK ‘ten Kutlu Doğum Haftası Mesajı

Gökhan KÜPÇÜK ‘ten Kutlu Doğum Haftası Mesajı

Çaydanlık AİLE ÇAY Bahçesi sahibi Gökhan KÜPÇÜK, Kutlu Doğum Haftası nedeni ile bir mesaj yayınladı.

Çaydanlık AİLE ÇAY Bahçesi sahibi Gökhan KÜPÇÜK ‘ün mesajında; “Tüm insanlığa kurtarıcı olarak gönderilen Peygamber Efendimiz bizlere sevgiyi, kardeşliği, insanlara iyilik yapmayı, ahlaklı ve dürüst olmayı, adaletli davranmayı öğütledi. ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ hadisiyle tüm insanların birbiriyle kardeşçe yardımlaşmanın, ‘İki günü birbirine eşit olan zarardadır’ hadisiyle de insanlığın huzuru için çalışmanın ve ilerlemenin önemini bizlere hatırlattı. İnsanlığın huzur içinde yaşayabileceği bir dünya için temel insani değerleri ortaya koyan Yüce Peygamberimizin  doğumu, tüm insanlık için karanlıktan bir kurtuluş ışığı olmuştur” dedi.

Gökhan KÜPÇÜK; “Kitabımız Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz aracılığıyla insanlığa indirilmiş ve tebliğ edilmiştir. Hazreti Muhammed (S.A.V.), bütün insanlık için örnektir.  Peygamberimiz, hayatı boyunca rahmet, sevgi, hoşgörü ve adalet gibi tüm erdemli değerleri kişiliğinde toplamıştır.  Ebedi hayatımızda onun şefaatine mazhar olmamız dileğiyle, Kutlu Doğum Haftasının Sakarya’lı hemşerilerime ve tüm İslam Alemine hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Çaydanlık AİLE ÇAY Bahçesi

SAKARYA İlinde Bütün etkinliklerinizi en hesaplı yapabileceğiz Tek adres Çaydanlık AİLE ÇAY Bahçesi 0535 404 53 89

Düğün , Nişan , Doğum Günü , Toplantılar , Özel Günler düzenlenir..

Sosyal bütün etkinlikler düzenlenir..

05354045389
Gökhan KÜPÇÜK

Görüntünün olası içeriği: masa ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: masa ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, iç mekan

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve düğün

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: açık hava

Tarımda Büyük Kayıp Büyük Yok Oluş!

Sakarya’nın verimli tarım arazileri son 20 yıl içerisinde ciddi oranda eridi.

Tarımda Büyük Kayıp  Büyük Yok Oluş!

Haber: Nurettin Eryılmaz

Sakarya’da düzenlenen Tarım Çalıştayı’na katılan Prof. Dr. İlkay Dellal, Sakarya’da son 20 yılda Pamukova ilçesi büyüklüğündeki tarım alanının tarım dışına çıktığını söyledi. Çarpıcı tespitlerde bulunan Dellal, “Eğer tarımda sorunlar çözülmese bu rakamlar artarak devam edecek” uyarısında bulundu.

Kapsamlı Çalıştay

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Sakarya’nın tarımsal sorunlarını masaya yatırmak için çalıştay düzenledi. Reisoğlu Tesisleri’nde düzenlenen çalıştayın ilk gününde Ankara  Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. İlkay Dellal, Sakarya’daki tarımsal sorunlara ilişkin önemli tespitlerde bulundu.

Tarım Kültürü

Sakarya’da tarım sektörünün durumu üzerine kapsamlı bir çalışma yapıldığını aktaran Dellal,  “Tarımda başarıyı artırabilmemiz için ilçelerde köylerde bir tarım kültürünün olması ve geliştirilmesi gerekiyor. Doğal kaynakların korunması gerekiyor. En önemlisi de bilinçli tarımı oluşturmamız gerekiyor” diye konuştu.

Çarpıcı Rakamlar

Konuşmasının devamında Sakarya’daki tarım alanlarıyla ilgili çarpıcı bilgiler veren Prof. Dr. İlkay Dellal, Sakarya’da son 20 yılda tarım alanlarının yüzde 16’sının kullanılamaz hale geldiğini belirtti. Dellal, “Yani Pamukova ilçesi kadar büyük bir alanda tarımsal üretim yapılamıyor. Bu alanlar tarım dışına çıkarılmış durumda. Tarımsal alanda bir gerileme var. Eğer tarımda sorunlar çözülmese bu rakamlar artacak ve Sakarya tarımında daralma sürecek” ifadelerini kullandı.

Üretici Kazanamıyor

Sakarya’da ürün veriminin yüksek olmasına rağmen üreticinin para kazanamadığının altını çizen Dellal, “Kooperatifleşme sağlıklı çalıştırılamadığı için ne fındık ne kabak, ne de sebze ve meyveler gerektiği fiyattan satılamıyor. Ürünler değeri üzerinden pazarlanamadığından  üretici emeğinin karşılığını alamıyor. Bu sorunların kaldırılması gerekiyor” diye konuştu.

Tarım Çalıştayı sonunda Sakarya’da tarımsal sorunların tespiti ve çözüm önerileri konusunda bir rapor hazırlanacak ve bu rapor TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a sunulacak.

Şehit Çobanı anma yürüyüşü yapıldı

Geyve Boğazı Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği 6.sını düzenlediği ŞEHİT ÇOBAN’ı ANMA YÜRÜYÜŞÜ gerçekleşti, doğa sevenlerle birlikte doğa düşmanlarına gözdağı verdi.

Yürüyüşten Önce Dernek Başkanı Kamuran Tan Geyve Boğazı’nda anlatılan Şehit Çoban hikayesini katılımcılara anlattı. Sakarya Üniversitesi öğrencileri, işadamları,Geyve Boğazı Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği  Başkanı Kamuran Tan ve dernek temsilcileri, Sakarya Ziraat Odası Başkanı  Hamdi ŞENOĞLU,Yönetim Kurulu Üyesi Ali BAT, Sakarya Muhtarlar Fedarasyonu Başkanı Erdal ERDEM, Sakarya Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği  Takımı, Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği Kurucusu Fehmi Duman, Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği Başkanı Osman Zor, TEMA Vakfı Sakarya Şube Başkanı Mahnaz Gümrükçüoğlu, MHP Geyve İlçe  Başkanı  Şerafettin Kaya, Sakarya Lösemi ve Kanser Hastaları Derneği Üyeleri ile çok sayıda doğa sever yürüyüşe katıldı.

TEMA Vakfı Sakarya Şube Başkanı Mahnaz Gümrükçüoğlu “Hava,Su,Toprak Korunmalıdır.Fazla  söze gerek yok”

Sakarya Ziraat Odası Başkanı  Hamdi ŞENOĞLU” Bu  gün Baharın tadını  çıkarıyoruz.Fidanlarımızı  toprakla  buluşturduk.Bu  Su,Bu Hava,Bu Toprak,Bu  Doğa  bizim  gelecek  kuşaklara  bırakacağımız  servettir.”

MHP Geyve İlçe  Başkanı  Şerafettin Kaya, “Bu yıl altıncısı düzenlenen Şehit Çoban Etkinliği’nde başta “Yaprak, toprak ve bayrak” sloganıyla Geyve Boğazı  Tabiat Varlıklarını Kor.Der.Bsk. sayın Kamuran TAN başta olmak üzere köy muhtarı, köy halkı ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. Tabiat sevdalısı bisiklet ve moetokros ekibi ve tüm misafirlere de ayrıca teşekkür eder geleceğe bırakacağımız tabiat ve kültür varlıklarımizin korunması ve ulusumuzun kurtuluş ve özgürlük mücadelesinde adı duyulmamış kahramanlarını yad etmek, yaşatmak ve gelecek nesillere taşımak adına teşekkür ederim.Gelecek yıllarda yerel ve ulusal basının da desteğiyle sahip çıkılarak kültürel mirasımizin daha coşkulu kutlanması dileğiyle saygılarımı sunarım.”Gelecek yıllarda yerel ve ulusal basının da desteğiyle sahip çıkılarak kültürel mirasımizin daha coşkulu kutlanması dileğiyle saygılarımı sunarım.”

Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği Başkanı Osman Zor”Doğadaki canlılar canlinin Bahar iklimi Yer yeraltı Cemre toprağa düşünce Harekete geçiyor Resimde görüldüğü bitki Topraktan aldığı can cansuyunu bedenine katar Doğal doğal or tamda enerjisini alarak yetişen urun topraktan aldığı can suyu ile beslen urun insan vucuduna vereceği besin dogal dogaldir Tarım ilacı olmayan ortam özlem özlem oldu? Sevgili Kamuran Tan-) Her yıl Organize ettiği Bu Dogal ortamda Geniş katilim bir biraber Doğayı tanıma Ormanı selaleleri bitki örtüsünü canlı canlı tanıma ortamı oluyor  Sevgili Kamuran Tan-) Orgnizesinde katilim yuksek sivil toplum örgütü ile bir beraber her yıl kurluyor kutluyoruz dostların başına nasip olsun

Sakarya Muhtarlar Fedarasyonu Başkanı Erdal ERDEM”2.kez  katıldığım  etkinlik  bizlere   doğayı  korumamızı,havanın,suyun,toprağı  önemini hatırlatıyor.Bir  avuç  doğa   seveni  kutluyorum. Her  zaman  yanlarında  olacağımı  bilmelerini isterim”

Sakarya İlinde en başarılı Sivil Toplum Örgütlerinin en başında yer alan Ziraat Yüksek MühendisiHamdi Şenoğlu Geyve Boğazı’nda Düşmana “Türklerin Işıklısı Bu kadar ise Işıksızı Kim Bilir Ne Kadardır” dedirtip Kaçırtan Şehit Çoban’ı Anma Yürüşüne Eşi Melek Hanım’la birlikte katıldı

Geyve Boğazı’nda Düşmana “Türklerin Işıklısı Bu kadar ise Işıksızı Kim Bilir Ne Kadardır” dedirtip Kaçırtan Şehit Çoban’ı Anma Yürüşüne Sakarya lı Bisikletçilerde büyük bir katılım gösterdiler

GEYVE BOĞAZI AKINCI KÖYÜ ŞEHİT ÇOBAN’İ ANMA ETKİNLİGİNE Kanserder başkanı ve yönetim kurulu,Ziraat Odası ve yönetim kurulu,SASTOP Eş Başkanları,Sakarya İl ve Üniversite Genç TEMA, DOĞA ve Bisiklet sporları Derneği, Kültür ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği, Sakarya Dağcılar Topluluğu, Türkiye Çevre Platformu, Batı Karadeniz Çevre Platformu, Bağlarbaşı Derneği, SAGUSAD’a, Sakarya Muhtarlar Federasyonu ve Sakarya Muhtarlar derneği ve Sakarya’mizdan gelen misafirlerimize beraber kutlanmıştır. Etkinliğinde katılan tüm misafirlerimize Geyve Boğazı Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği ve AKINCI KÖYÜ olarak tesekkur ederiz.

Tohum Takas Şenliği birbirinden güzel görüntülere sahne oldu

Agora Alışveriş Merkezi’nde 1-2 Nisan tarihlerinde Tohum Takas Şenliği  başladı

Farklı bitki,sebze ve meyve ürünlerinin sergilendiği,tohumların değiş tokuş yapıldığı ve doğal kaynakların değerine değinmek amacıyla Sakarya’da ilk kez yapılan Tohum Takas Şenliği  birbirinden güzel görüntülere sahne oldu

Sakarya  Ziraat  Odası  Yönetim Kurulu Başkanı  Ziraat Yüksek Mühendisi  Hamdi Şenoğlu  Yönetim Kurulu üyeleri  ile  birlikte  katıldı.

.Asıl amacının yanısıra köy yaşamı dekorları ile desteklenecek etkinlik kapsamında fidan dikme,tohumların hediye edilmesi ve çocuk aktiviteleri ile etkinlik renklendirildi..Potpori şeklinde gerçekleştirilen izlemesi keyifli halk dansları ile şenliğin finali yapıldı