kategori Arşivleri: Ekonomi

Ankara Üniversitesi’nden BESD-BİR Başkanı ve Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca’ya Ödül

Ankara Üniversitesi’nden BESD-BİR Başkanı ve Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca’ya Ödül

Ankara Üniversitesi Türkiye’de Tarım Öğreniminin 173. Yılı kutlama törenleri kapsamında Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı ve Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca, tavukçuluk sektörünün gelişimine yapmış olduğu üstün katkı ve başarıları nedeniyle “Tarım ve Çevre Hizmet” ödülüne layık görüldü.


Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin bu sene ilk defa 3 kategoride verdiği ödüllerden “Tarım ve Çevre Hizmet” ödülünü BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca aldı. Türkiye’de tarım ve çevre alanında bilimsel ve toplumsal gelişmesi ve ilerlemesine önemli katkılarda bulunarak hizmet etmiş kişiye verilen ödül, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bilim, Teşvik ve Hizmet Ödülü Yürütme Komitesi tarafından belirlenmiştir.

Sektörde hem başarılı akademik geçmişi hem de profesyonel hayatındaki titizlikle anılan Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca, 31 Ocak 2012 yılında BESD-BİR Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmiş ve hala devam ettirmektedir. Profesyonel hayatında uzun yıllardır kanatlı eti sektörü için gerçekleştirdiği başarılı çalışmalarını, yedi yıldır da dernek faaliyetleri ile birleştirerek, şu an yaklaşık 5 milyar dolar cirosu olan ve dolaylı olarak 3 milyon kişiyi istihdam eden sektöre çok önemli katkılar sunmaktadır.

Dr. Sait Koca, Dernek çatısı altında Başkanlık yaptığı süreçte yaşanan krizlere rağmen kanatlı eti sektörünün geliştirmek ve büyütmek için çok ciddi çabalarda bulunmuştur. Koca’nın başkanlığında; üretim %26, ihracat % 36 artmıştır. İhracat yapılan ülke sayısı 66’dan 75’e çıkmıştır. Özellikle Japonya gibi kaliteli ürün tedarikçisi bir ülke onun döneminde kapılarını Türk kanatlı etine açmıştır. Kişi başı kanatlı eti tüketimi ise 20,5 kg dan 24 kg’a yükselmiştir.

Dr. Koca, vizyoner yapısıyla her zaman sektörü geleceğe hazırlamış ve çiftlikten çatala süregelen tüm süreçte “gıda güvenliği” ve “halk sağlığı” ilkelerine gerekli hassasiyeti layıkıyla göstermiş ve uluslararası normlar çerçevesinde üretim yapan sektörü gelişerek büyütmek için çok çaba sarf etmiştir. Çünkü Koca bir ülkenin gelişmesinin en önemli yapı taşlarından birisinin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenen nesiller ile olacağını bilmekte ve bundan dolayı sektörün sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesinin ne kadar önemli olduğunu farkındadır. Her zaman bunun için çalışmış, başarılı projelere imzalar atmış ve gelecek dönemde de yeni çalışmaları hayata geçirmek için çalışmaya devam etmektedir.

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Su Cenneti HAYMANA

Ruslar termallere hayran kaldı

Termal Sağlık Turizm Derneği’nin (TESTUD) organizasyonunda ilk kezülkemizdeki termallere gelen Rus tur operatörü, sağlık turizmi yetkilileri, gazeteciler,Türkiye’deki termallerin Antalya örneğinde olduğu gibi tanıtılması durumunda Avrupa’darakibi olmayacağını söylediler.

Rusya’da yaklaşık 6 aylık görüşmeler sonrası 90 kişilik turizm heyetininilk ayağı olan 34 Rus yetkili, Ankara’daki termaller ve sağlık kuruluşlarıhakkında bilgi aldı.

     

Termalleri ile ünlü Haymana beldesindeki Grannos Termal Otel’de düzenlenen toplantıya katılan Ural bölgesinin en büyük tur operatör firması RT Plus’ınsahibi Galina Tereshcenko, Türkiye’ye geldiklerinde müziğinden, cam akustiğine,sıcak karşılamadan, olağanüstü sağlık hizmetlerine kadar çok üst düzeyde birtablo ile karşılaştıklarını kaydetti.

-Türkiye, Antalya’dan ibaret sanılıyor-

Yemeklerden, hijyene kadar tüm detayları taktirle karşıladıklarını, ancak kendinin bile bu işe yoğunlaşmasına karşın Türk termalleri konusunda hiç bir tanıtım görmediğini ifade eden Galina Tereshcenko, şunları söyledi:

“Bizler sürekli kapımızı çalan Çekya, Slovenya gibi gölleri ile ünlü ülkelere çok fazla sayıda Rus gönderiyoruz. Türkiye ise Antalya’dan ibaret sanılıyordu. Ta ki TESTUD’un bu zenginliği bize aktarana kadar. Şimdi bu zenginliği yerinde gördüğümüzde Türkiye kaplıcalarına daha fazla odaklandık.Sizden çok daha fazla tanıtım yapmanızı bekliyoruz. Buradaki herkes Türkiye termallerinden etkilendi ama tanıtım ile desteklemeniz, Antalya bölgesinde olduğu gibi fuarlar ile bizlere daha fazla anlatmanız gerekiyor. Ayrıca gelişten gidişekadar tüm ayrıntıları ile bizlere listeler çıkarmanız gerekiyor. Avrupa’ya göre çok daha ucuz bir o kadar daha iyi olan bu tesisler her yıl binlerce turisti ağırlayabilecek kapasitede.”

Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut da, her kadının güzel olduğunu ancak,Haymana kaplıcalarına giren kadın daha güzel olduğunu savunarak, tüm Rus termaltutkunlarını beldesine davet etti.

Otomatik alternatif metin yok.

Turizm yatırımcısı Kürşat Özdemir ise, Haymana suyunun 3 gün içinde cildi güzelleştirdiğini savundu.

330 gramı 500 dolar olan dünyaca ünlü bir kremde Haymana suyu kullanıldığını ifade eden Özdemir, “Buraya gelirseniz böylesi pahalı bir kremi kullanmaya gerek kalmaz” dedi.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

TESTUD Başkanı Yavuz Yılık da, dünyanın en güzel termal tesisleri, en zengin su kaynakları, en güler yüzlü tesis işletmecileri ve personelinin ülkemizde olduğunu belirterek, “Aynı zamanda eş zamanlı alternatif turizm çeşitlerinesahip bir ülkeyiz ve coğrafi konumumuz ile 3 saatlik uçuşla onlarca ülke bize ulaşabiliyor ama ne yazık ki termallerimize bu zamana kadar yeterince turist çekemedik”dedi

-Termal turizmi için bir milat

Termal Sağlık ve Turizm Derneği’nin yaklaşık 6 ay önce bu sorunu gidermek üzere kurulduğunun altını çizen Yılık, şunları söyledi:

“Bu kapsamda ilk durağımız şüphesiz ki bizim için en önemli ülkelerden biri olan komşumuz Rusya oldu. Rusya’ya o kadar sık gittik geldik ki burayı adeta yol yaptık. Biliyorduk ki helva yapmak için buradaki potansiyeli değerlendirmemiz şarttı. Kuzeyin soğuk ülkesinde ağır maden ve sanayi kuruluşlarında dünya ekonomisine katkı sağlamaya çalışan çok değerli Rus kardeşlerimiz, güzelliklerine güzellik katmak isteyen Rus kadınlar, bu ülke deşifa arayan 7’den 70’e herkesle zenginliklerimizi paylaşabilirdik ve yanılmadık. Henüz 3-5 ay olmasına karşın bugün buradasınız; Anadolu’nun tam merkezinde Türkiye’nin başkentindesiniz. Sizlerle bugün güzel bir başlangıca imza atıyoruz. Bu nedenle bugün aslında termal turizmi için bir milat.Bizler kısa süre içerisinde dost ülke Rusya’dan sayıları yüz binlerle ifade edilen turistin termal tesislerimize geleceğini ön görüyoruz. İşte bu noktada tüm termal işletmecilere tesislerinde gereken revizyonları yapmalarını özellikle FTR merkezlerini tamamlamalarını, personel eğitimlerini en kısa sürede tamamlamalarını öneriyoruz. Bu çabamız belki de termal tesislerimizi turizmimizin merkezi haline getirecek. Bu vesileyle başta Rus konuklarımız olmak üzere herkese hoş geldiniz diyor, şifa diliyorum.”

Otomatik alternatif metin yok.

Otomatik alternatif metin yok.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Başkan Turgut, Rus turistleri Haymana’ya davet etti

Haymana termalleri tanıtım filminin gösteriminin ardından bir konuşma yapan Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut, Rus tur operatörleri ve sağlık kuruluşu temsilcilerini “Dünyanın En İyi Termal Suyu” olarak tescillenen Haymana termallerine davet etti. Haymana Termal suyunun özellikle anti aging yani yaşlandırmayı geciktirici özelliğine vurgu yapan Başkan Turgut “Haymana kaplıcaları dünyanın en önemli termal su kaynaklarından birisidir. 44,5 derecede çıkan su, hiçbir katkı ya da soğutma işlemine maruz kalmadan doğrudan kullanılır. Bu özelliği ile Haymana suyu, diğer kaplıca ve su kaynaklarından ayrılır. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Zeki Karagülle başkanlığındaki bir heyet tarafından yapılan bilimsel analizler sonucu Haymana suyunun dünyanın en iyi kaplıca suyu olduğu tescillendi. “ dedi.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

İlk Çağda Haymana

Haymana, yontma taş devri, cilalı taş devri ve maden devrine uzanan bir geçmişin izlerini taşımakta, Hitit, Frigya, Pers, Galat, Roma-Bizans hakimiyetine şahit olmuş, Kral Yolu üzerinde bulunan bir yerleşim yeridir.Haymana, Gavur Kalesi kazılarında ortaya çıkan kültür, tabakalarından anlaşıldığına göre üç kavmin yerleştiği bir belde olmuştur. İlk yerleşim kavim olan Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Orta Asya’ dan Kafkaslar üzerinden Anadolu’ ya giren ve büyük bir imparatorluk kurarak 600 sene Anadolu’ da yaşayan bir kavimdir. M.Ö. 1600 yıllarında yapıldığı sanılan Gavur Kalesi bu kavmin Haymana uygarlığının tek kanıtıdır. Kayadaki kabartmaların ve duvar kalıntılarının tarihleri hakkında arkeologların birleştiği nokta, M.Ö. 2000 yıllarının ortasıdır. Bu harabelerin duvar tasvirlerindeki elbiselerden anlaşıldığına göre, Hitit eseri olduğu kesinlik kazanmıştır. Hititlerden sonra Haymana çevresinde medeniyet kuran kavim Friglerdir. M.Ö. 1200′ lerde, Ege göçleri dediğimiz kavimler göçüyle Anadolu’ ya gelenlerin içinde bir Trak kabilesi olan Friglerde bulunuyordu. Frigler, Hitiler’ in yıkılmasıyla onların sahip olduğu yerlerde Hattusaş, Alacahöyük, Pazarlı, Alişar gibi yanmış Hitit şehirlerinin üzerlerinde hüküm sürmeye başladılar. Hitit eseri olan Gavur Kale kazılarında yapılan ikinci kültür bölümünde, Frigyalıların Haymana civarında yaşadığı tespit edilmiştir.

Haymana’ ya Frigyalılardan sonra yerleşen diğer kavim de Galatlardır. Bugün Fransa topraklarında yaşayanGolvarların bir kolu olan Galatlar, İsa’ dan 278 sene önce Trakya’ dan Anadolu’ ya geçtiler. Bir süre Ankara, Galatların en büyük merkezi oldu. Bugünkü Haymana’ nın da içinde bulunduğu ve Romalıların adını verdikleri sıcak su mıntıkası anlamına gelen bölgede yaşadıkları tespit edilmiştir. Ankara ve civarı İ.Ö. 25′ te, Ağustos döneminde Romalı’ ların hakimiyetine geçti. Bugünkü kaplıcaların 1-1,5 Km. doğusunda Yılanteseri denilen mevkide bulunan harabeler Romalılar dönemine aittir. Romalılar bu bölgeyi şifa müessesi olarak kullanmışlardır.

HAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Orta Çağda Haymana

Orta Çağ’ da ise 395-1073 yılları arasında hüküm süren Bizanslılar Ankara ve çevresinde yerleşmişler ve burası imparatorluk ordularının kışlık konaklama yeri olarak önem kazanmıştır. Haymana’ da bir çok yerde Bizans kalıntılarına rastlanmıştır. Culuk, Çalış, Cingirli, Durutlar, Emirler eski çalış, Kadıköy, Sarıgöl, Türk höyüğü, Yeniköy, Karahoca, Kara Süleymanlı, Kızılkoyunlu, İkizce, Boyalık, Çayırlı, Çerkezhöyük, Karaağızlı, Oyaca civarında bu döneme ait harabe ve mezarlar bulunmaktadır.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde Haymana

Daha önce Bizans hakimiyetinde olan Haymana 1127 yılından itibaren Selçuklu Türk hakimiyetine girdi. Selçuklular’ ın Haymana’ da kaldıklarını belgeleyen sadece iki tarihi yapı vardır. Bugün Haymana’ nın Kutluhan köyünün yakınında bulunan Kutluhan Camii ve miladi 1188 yılında yapılmış olan Yenice köprüsüdür. Ankara, Selçuklular’ dan sonra sırasıyla Moğollar’ ın amansız baskıları altında kalmıştır. Kösedağ yenilgisi sonucunda bir müddet İlhanlılar’ ın elne geçti. (1304) İlhanlılar’ ın Ankara’ yı ele geçirmelerinden sonra bozulan Anadolu Selçukluları’ nın ekonomik ve siyasi yapısı, bazı beyliklerin bağımsızlıklarını ilan etmesine yol açmıştır. Bu beyliklerden olan Osmanlılar ilk kez Ankara civarında yerleşmişler ve ilk yurtları da Haymana’ nın Karacadağ ( Altılar ) köyü civarı olmuştur.

Timur 1402 Ankara savaşını kazandıktan sonra Haymana ovasında ilerlemeye başladı ve böylece Haymana Timur İmparatorluğunun eline geçti. Haymana, Timur döneminden sonra Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. (1521) 16. Yüzyılın sonlarından Ankara Anadolu Eyaleti içinde kendi adıyla anılan bir sancağın ve aynı zamanda bir kadılık bölgesinin merkezi idi. Sancak Ankara, Ayaş, Yabanabad, Çubuk, Şorba, bacı, Yörük, Murtazabad, Çukancak kazaların ayrılmıştır.

Yörük kazası, büyük ve küçük Haymanalar ile Uluyörük, Aydınbeyli, Karakeçili diye adlandırılan ve sancağın güneyini kaplayan yörük bölgesini içine alıyordu. haymana 19 y.y. ilk yarısında 264 köye sahip olan bir kaza merkeziydi. Bugünkü Haymana ilçe merkezi başlangıçta Sivri köyündeydi. 1862′ büyük bir yangın sonucu hükümet konağı yanınca sivriden kaza merkezi halen Haymana’ ya 7 Km. uzaklıktaki Sarı Değirmen ( Elif ) köyüne yeni bie kza merkezi bulununcaya kadar geçici olarak nakl edilmiştir. Orada da 6 yıl kaldıktan sonra 1874′ te tekrar kazan’ ın sşimdiki yeşil yurt ( kadıköy ) koyune nakli icap etmiş ve 1880 yılında ise kasaba merkezi şimdiki yerine kurulmuştur. Kasaba yeri boş bir arazi olup o zamanlarda yalnız kaplıcaları ile tanınmakta idi.

Kurtuluş Savaşı Yıllarında Haymana

23.Ağustos.1921′ de başlayan ve 12.Eylül.1921′ de sona eren ve 22 gün 22 gece sürerek dünya meydan savaşları içerisinde en uzun süreli olan Sakarya Meydan Savaşın’ da Haymana’ nın stratejik önemini ve Haymana ve çevresinde Türk ve Yunan ordularının çarpışmalarını anlatmadan geçmek Siz ziyaretçilerimiz için büyük kayıp olacaktır. işte bu esnada Atatürk’ ün “Hattı müdafa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözleri Haymana’ da söylemiş olması da yine Haymana’ nın Kurtuluş Savaşı sırasındaki önemini açıklayan bir delildir.

Mustafa Kemal, meclisi Ankara’ da toplayarak Ankara’ yı Türk devletinin başkenti yapmıştı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar yeni bir devletin kuruluşunu başından engellemek için işgal ettikleri batı topraklarımızdan Ankara’ ya doğru büyük bir hareket başlattılar. Bu harekatın sonunda Türk ordusu aldığı bir kararla birliklerini geri çekmeye başladı. Ta ki Haymana’ ya kadar.

Yunan birliklerinin Haymana’ ya gelerek Ankara’ yı tehdit etmesi gerek halk üzerinde ve gerekse Meclis’ te büyük sıkıntıların yaşanmasına neden oldu. Halk uzun konvoylar halinde Ankara’ dan daha güvenli yerlere; Kayseri, Sivas, Kırşehir’e doğru şehri terk etmeye başladı. Tam bir panik havası yaşanmakta idi. İşte bundan sonra Mustafa Kemal sahneye çıkarak 5.Ağustos.1921′ de Meclis’ ten başkomutanlık rütbesini alarak büyük yetki ve söz sahibi olarak orduların başına geçti. Artık Yunan’ ı Ankara’ nın burnunun dibinden atmanın zamanı gelmişti. Başkomutanlık karargahı Ankara-Polatlı karayolu üzerindeki Alagöz köyünde kurulur.

Amacı Ankara’ ya girerek Milli Mücadelenin merkezini dağıtmnak olan Yunan saldırısı 23.Ağustos.1921′ de başladı. 24.Tümen ve 47. Alaydan oluşan 1. Grubumuz Haymana’ nın kaltaklı mıntıkasını koruyacaktı. 24.Ağustos’ ta muharebe 90 Km.’ lik bir cephede hakiki şiddetine ulaştı. Ağırlık merkezi Beylikköprü’ den itibaren güneye doğru idi. Mevziler sürekli olarak el değiştiriyordu. Yunanlıların karşılaştıkları bu inatçı direniş karşısında ilk ümit kırıklarını 25.ağustos’ ta duydukları sanılır. Yunanlıların asıl hedefi Çaldağ zirvelerini ele geçirmekti. Sonraki günlerde kanlı çarpışmalar sonucunda nihayet Çaldağ’ da Yunanlılar’ ın eline geçti. Fakat Türk birlikleri yine de çekilmedi. Türk ordusu savaşın en kritik gününü 1.Eylül.1921′ de yaşamıştır. Yunan ordusu Haymana ve Çaldağ yönlerinde önemli gelişmeler göstermiştir. Türk Baş Komutanlığı bütün yedek birliklerini bu bölge de savaşa sürmüştür. Türk birlikleri haymana’ nın elden çıkmaması için çok kan dökmüş, ve mevcutları 30 ere inmiş yiyecek sıkıntısı çekmişlerdir.

Türk romanında Kurtuluş Savaşı’ nı en iyi anlatan eselerden biri hiç şüphesiz Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ nun “Yaban” adlı romanıdır. Eserin en önemli sahnesi şöyledir ;

  • Biliyorum Beyim sende onlardansın, emme,

  • Onlar kim ?

  • Aha Kemal Paşa’ dan yana olanlar…

  • İnsan Türk olurda, nasıl Kemal Paşa’ dan yana olmaz ?

  • Biz Türk değiliz ki beyim.

  • Ya nesiniz ?

  • Biz İslâmız, Elhemdüllilllah… O senin dediklerin Haymana’ da yaşarlar. ( Sayfa 139 )

Kurtuluş savaşı sırasında Çal Tepesi’ nin stratejik bakımdan büyük önemi olmuştur. Bu savaşın en kanlı bölümü Haymana’ da cereyan etmiştir. En önemli mevkii de Çal Tepesi olmuştur. Nitekim başkomutan Mustafa Kemal’ de bunun farkındadır. O sıralar Ata’ nın yanından hiç ayrılmayan Halide Edip, gördüklerini daha sonra anılarında anlatmıştır.

Haymana’ nın şanlı tarihi hakkında elimizden geldiği kadar sizi bilgilendirmeye çalıştık.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, otobüs ve açık havaHAYMANA ile ilgili görsel sonucu

Rus tur operatörleri sağlık turizmi için Haymana’da

Rus tur operatörleri sağlık turizmi için Haymana’da

Rusya’dan gelen tur operatörleri, Ankara’nın Haymana ilçesindeki termal otel ve sağlık kuruluşlarını gezdi.

Ankara’nın termal tesisleriyle ünlü ilçesi Haymana’da düzenlenen toplantıda, 34 kişilik Rus heyet ile Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut ve Termal Sağlık ve Turizm Derneği (TESTUD) üyeleri yer aldı. Gerçekleşen toplantıda konuşan Başkan Turgut, bölgedeki termal kaynakları anlatarak, tüm Rus termal tutkunlarını Haymana’ya davet etti.

TESTUD’un kendilerine termal kaynaklar hakkında bilgi aktardığını anlatan Rus tur operatör firması yetkilisi Galina Tereshcenko, şunları söyledi:

“Türkiye’nin sahip olduğu bu zenginliği yerinde gördüğümüzde Türkiye kaplıcalarına daha fazla odaklandık. Sizden çok daha fazla tanıtım yapmanızı bekliyoruz. Buradaki herkes Türkiye termallerinden etkilendi ama tanıtım ile desteklemeniz, Antalya bölgesinde olduğu gibi fuarlar ile bizlere daha fazla anlatmanız gerekiyor. Ayrıca gelişten gidişe kadar tüm ayrıntıları ile bizlerle paylaşmanız gerekiyor. Avrupa’ya göre çok daha ucuz bir o kadar daha iyi olan bu tesisler her yıl binlerce turisti ağırlayabilecek kapasitede.”

TESTUD Başkanı Yavuz Yılık ise dünyanın en güzel termal tesislerinin, en zengin su kaynaklarının, en güler yüzlü tesis işletmecilerinin ve personelinin Türkiye’de olduğunu vurgulayarak, ülkede eş zamanlı alternatif turizm çeşitlerinin de olduğunu bildirdi.

TESTUD olarak Termal turizmi tanıtmak üzere yaklaşık 6 ay önce faaliyete başladıklarına değinen Yılık, şunları kaydetti:

“Rus tur operatörleri ile bugün güzel bir başlangıca imza atıyoruz. Bu nedenle bugün aslında termal turizmi için bir milat. Bizler kısa süre içerisinde dost ülke Rusya’dan sayıları yüz binlerle ifade edilen turistin termal tesislerimize geleceğini öngörüyoruz. İşte bu noktada tüm termal işletmecilere tesislerinde gereken revizyonları yapmalarını özellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerini tamamlamalarını, personel eğitimlerini en kısa sürede tamamlamalarını öneriyoruz. Bu çabamız belki de termal tesislerimizi turizmimizin merkezi haline getirecek.”

Rusya’dan termal zenginliklerimizi yerinde görmek için Ankara’ya gelen konuklar Türkiye Termal Spa Sağlıklı Yaşam Turizmi Konferansı, Çalıştayı’nda Başkenti tanıma olanağı buldu.

Ruslar termallerimize hayran kaldı.  Termal de  öncülüğünde düzenlenen B2B etkinliğindeki dinamizm termallerimizde kısa sürede çok sayıda Rus turist olacağını gösteriyor.

 de bugün bir milat yaşanıyor.  dan gelen tur operatörleri, acentalar, medya çalışanları, üst düzey sağlık yöneticileri ilk kez büyük katılımlı bir organizasyonla ülkemizin termal zenginliklerini yerinde inceliyor.

Sapanca'da Teleferik İçin İlk Adım Atıldı

Sapanca’da Yapılacak Teleferik İçin İlk Adım Atıldı

YILMAZER”Sakarya’nın ilk teleferik projesini imzaladık.İlçemize hayırlı olsun. 50 Yıllık Hayal Gerçek Oldu”

Sapanca Teleferik Projesi ihale sürecinin tamamlanmasının ardından ilgili firma ile sözleşme imzalandı.
Başkanlık makamında yapılan imza töreninde teleferik projesinin sadece Sapanca’nın değil bölgenin hizmetine sunulacağını belirten Sapanca Belediye Başkanı Doç. Dr. Aydın Yılmazer, projesinin sektörde bir kapı aralayacağını dile getirdi. Yılmazer, “Göreve geldiğimiz gün itibarı ile Sapanca turizm ilçesi dedik ve bunun tüm alt yapısını konaklama, yiyecek ve diğer yönleriyle yerel idare olarak önünü açıyor ve yapabileceklerimizi yapıyor, teşvik ediyor ve yatırımcılarımızı buraya bir bir çekiyoruz” dedi.

SAPANCA TELEFERİĞE KAVUŞUYOR

 
Yılmazer, “Bir aile Sapanca’ya geldiğinde doyasıya 24 saat geçirmesi ve sıkıntılı stresli bir şekilde gelen bireylerin buradan huzurlu, dinlenmiş ve mutlu bir şekilde ayrılmalarını sağlamak temel amacımız olduğunu her fırsatta dile getiriyorum.

İlçemize gelen misafirlerin bir teleferiğe binelim cazibesi çok büyük bir faktör. Tabi ki bu sadece teleferikten ibaret değil. Yukarıdaki 5 yıldır kirasını ödediğimiz 70 dönüm A tipi alanda sosyal tesisler teleferikle birlikte hayata geçecek. Bu projenin bu aşamaya gelmesinde emeği geçen başkan yardımcılarıma, çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu teleferik projesinin ilçemize ve halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Yüklenici firma yetkilisi İlker Cumbul ise, “Sapanca çok güzel ve İstanbul ile Bursa’ya yakın bir yer. Yeşilliğine gelmek isteyen çok insan var. Bu insanlar için bu proje bir çeşitliliktir. Teleferiğin özelliği aktif bir eğlence aracı fakat sizin çok aktif olmanız gerekmiyor. Teleferiğin başlangıç ve bitiş noktalarında ki tesislerin çevre düzenleme peyzajları da çok önemli. Sapanca’da teleferik projesinin belirlenen tarihe kadar hayata geçirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

737. Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Yörük Şenlikleri Yapıldı

737. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri Yapıldı

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİ KORTEJ YÜRÜYÜŞÜ

737. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kapsamında kortej yürüyüşü düzenlendi.
Vali Tahir Büyükakın, AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Bulut, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Belediye Başkanı Halil Aydoğdu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay uysal Ağaoğlu, İl Emniyet Müdürü Ertuğrul Namal, Yörükler, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve öteki ilgililerin katılımıyla, Ertuğrul Gazi Türbesi’nde sona erdi.
Ertuğrul Gazi’nin kabri başında Vali Büyükakın ve beraberindekiler, dua etti.

VALİ TAHİR BÜYÜKAKIN’ IN 737. ERTUĞRUL GAZİYİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİ 2. GÜN KONUŞMASI

Sayın Protokol,

Yörük Beyleri,

Bursa, Kocaeli ve Sakarya’dan,

Eskişehir, Ankara ve Kırıkkale’den,

Muğla, Aydın, Izmir ve Kütahya’dan,

Isparta, Hatay, Adana ve Antalya’dan,

Urfa’dan, Samsun’dan,

Uzaktan, yakından, anadolunun dört bir yanından gelen

Yigitler, bacılar, analar, babalar,

Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerine hoşgeldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz.

Bu yıl 737. Toyumuzu gerçekleştiriyoruz. Bizlere bu yıl da Ertuğrul Gazi’nin manevi huzurunda buluşmayı nasip eden Mevlamıza hamdolsun.

737 yıldır Söğüt’te toy yapabiliyorsak, hiç kuşkusuz bu eşsiz muvaffakiyet atalarımızın anadoluya çaldığı mayanın, zaman ve mekan üstü bir nurla karılmış olmasının bereketidir.

Yüce Rabbimiz bu nura gözümüzü kör etmesin ve bu nuru kıyamete kadar üstümüzden eksik etmesin.

Bu nur bizi biz yapan nurdur. Rüya çınarımız bu nurdan beslenerek filizlenmiş, serpilip büyümüş, üç kıtaya gölgesi düşmüştür. Ertuğrul Gazi’nin 400 çadırlık obası, önce beylik, sonra devlet ve nihayet 3 kıtaya 7 iklime hükmeden adil bir cihan devletine dönüşmüştür.

Söğüt ruhu işte bu nurdan beslemektedir.

Kardeşlerim, bacılarım, ağalarım,

Söğüt ruhunu yaşatmak, her dem diri, her dem yeni tutmak boynumuzun borcudur.

Söğüt ruhu yaşadıkça milletimiz ve devletimiz ebed müddet var olacaktır.

Söğüt ruhu yaşadıkça, “Türk beklenendir” diyen mazlum milletlerin umudu hep canlı kalacaktır.

Bu ruh kuruluşun da kurtuluşun da ilelebed varoluşun da mazlumların umudunun da zalimlerin korkusunun da yegane kaynağıdır.

Hoca Ahmed Yesevi, Hacı Bektaşı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Seyh Edebali gibi gönül sultanlarının manevi önderliğinde,

Alparslan, Ertuğrul Gazi, Osman Bey, Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdulhamid Han ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük devlet adamlarının, cesaretli ve dirayetli liderliğinde, anadolu topraklarına tutundurduğumuz bu kutlu tohum, milletimiz için ebediyyen varoluşun ve tüm insanlık için huzur iklimlerinin yegane teminatıdır.

Bugün Ertuğrul Gazi toyunda işte bu şuurla cem olduk.

Bu cem baki kaldıkça yeryüzünde bize umutsuzluk yoktur.

Bu toy cem oldukça, insanlık için umutsuzluk yoktur.

Ertuğrul Gazi toyunu ve bu toyun beslendiği Söğüt Ruhunu yaşatmak bizim boynumuzun borcudur.

Ertuğrul Ocağının varisleri olan bizlerin en önemli vazifesi Söğüt ruhunu yaşatmak, yüceltmek ve bu kutlu mirası gelecek nesillere devretmektir.

Bu nedenle, devraldığımız sancağı hakkıyla taşımak ve çocuklarımıza gururla devretmek için tam bir adanmışlıkla ve geceyi gündüze katarak çalışıyoruz ve inşaallah çalışmaya devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta Ertuğrul Gazi olmak üzere, 736 yıl boyunca burada toy kurulmasına vesile olan ama bugün aramızda olmayanları rahmetle anıyorum. Bu buluşmaya katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, varlıklarıyla bugün burayı şereflendiren yörük kardeşlerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Şimdi hep birlikte tekrar ediyoruz.

Hayırlar fethola,

Şerler def ola,

Birlik ve beraberliğimiz kaim ola,

Devletimiz daim ola,

Düşmanlar ve hainler kahru perişan ola,

İşimiz hakça, aşımız helal, hükmümüz adil ola,

Toyumuz hayırlı, uğurlu ve kutlu,

Yüce Mevla her daim yar ve yardımcımız ola.

Her birinizi muhabbetle selamlıyorum.

Allaha emanet olunuz…

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİNDE YÖRÜKLER TÖRENLE KARŞILANDI

737. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kapsamında Hükümet Konağı önünde halk oyunları ekipleri gösteri sundu, Yörükler ve diğer konuklar törenle karşılandı.

Vali Tahir Büyükakın, Yörüklerin ve diğer konukların karşılanması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından yaptığı konuşmada, 737 yıldır Söğüt’te toy yapabiliyorsa, eşsiz muvaffakiyet ataların Anadolu’ya çaldığı mayanın, zaman ve mekan üstü bir nurla karılmış olmasının bereketi olduğunu söyledi.

”Bu nur bizi biz yapan nurdur” ifadesinde bulunan Büyükakın, şöyle konuştu:

”Rüya çınarımız bu nurdan beslenerek filizlenmiş, serpilip büyümüş, üç kıtaya gölgesi düşmüştür. Ertuğrul Gazi’nin 400 çadırlık obası, önce beylik, sonra devlet ve nihayet 3 kıtaya 7 iklime hükmeden adil bir cihan devletine dönüşmüştür. Söğüt ruhu işte bu nurdan beslemektedir. Söğüt ruhunu yaşatmak, her dem diri, her dem yeni tutmak boynumuzun borcudur. Söğüt ruhu yaşadıkça milletimiz ve devletimiz ebed müddet var olacaktır. Söğüt ruhu yaşadıkça, ”Türk beklenendir” diyen mazlum milletlerin umudu hep canlı kalacaktır. Bu ruh kuruluşun da kurtuluşun da ilelebet varoluşun da mazlumların umudunun da zalimlerin korkusunun da yegane kaynağıdır. Büyük devlet adamlarının, cesaretli ve dirayetli liderliğinde, Anadolu topraklarına tutundurduğumuz bu kutlu tohum, milletimiz için ebediyyen varoluşun ve tüm insanlık için huzur iklimlerinin yegane teminatıdır. Bugün Ertuğrul Gazi toyunda işte bu şuurla cem olduk. Bu cem baki kaldıkça yeryüzünde bize umutsuzluk yoktur. Bu toy cem oldukça, insanlık için umutsuzluk yoktur. Ertuğrul Gazi toyunu ve bu toyun beslendiği Söğüt ruhunu yaşatmak bizim boynumuzun borcudur. Ertuğrul ocağının varisleri olan bizlerin en önemli vazifesi Söğüt ruhunu yaşatmak, yüceltmek ve bu kutlu mirası gelecek nesillere devretmektir. Bu nedenle, devraldığımız sancağı hakkıyla taşımak ve çocuklarımıza gururla devretmek için tam bir adanmışlıkla ve geceyi gündüze katarak çalışıyoruz ve inşallah çalışmaya devam edeceğiz.”

Kaymakam Murat Öztürk de 7 asır olduğu gibi aynı ruh, aynı inanç, aynı ortak duygularla ataların bıraktığı vatana sahip çıkma ve onu geliştirme azminde olduklarını söyledi.

Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu da törenlerin Türk milleti için ayrı bir önem arz ettiğini ifade etti.

Yörükler adına yapılan konuşmaların ardından Kütahya’nın Domaniç ilçesinde başlayan İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Acil Yardım ve Arama Kurtarma Birimleri tarafından organize edilen “Diriliş Yolu Yürüyüşü” sonrası Söğüt’e getirilen Kayı Bayrağı ve temsili toprak ile Konya Valisi Yakup Canpolat tarafından gönderilen Selçuklu Sultanı 3. Alaaddin Keykubat’ın uç beyi sancak ve beraatı, Vali Büyükakın’a teslim edildi.

Yörük temsilcilerine katılımlarından dolayı plaket verilmesinin ardından Söğüt İmam Hatip Mehteran Takımı eşliğinde Söğüt Hükümet Konağı önünden başlayan yürüyüş Ertuğrul Gazi Caddesi’nde devam etti.

Kortej yürüyüşü, Vali Büyükakın, AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Bulut, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Belediye Başkanı Aydoğdu, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve öteki ilgililerin katılımıyla, Ertuğrul Gazi Türbesi’nde sona erdi.

Ertuğrul Gazi’nin kabri başında Vali Büyükakın ve beraberindekiler, dua etti.

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİNDE ”DİRİLİŞ SAHNE” GÖSTERİSİ

737. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.

İlçe Stadında, Vali Tahir Büyükakın, AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Vali Yardımcısı Burhan Terzioğlu, Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Uysal Ağaoğlu ve Yörükler ile vatandaşların katıldığı etkinlik, aşıklar sazlarıyla türküler seslendirdi.

Yörük törelerinin gösterileri ve yerel sanatçı Hilal Coşkun’un konseriyle devam eden etkinlikte, ”Diriliş sahne” gösterisi sunuldu.

Yaklaşık 50 kişilik ekip, Türklerin Anadolu’yu yurt edilişi ve Söğüt’te dirilişi tiyatral sahne gösterisiyle canlandırdı. Büyük beğeni toplayan gösteri sonunda Türk Bayrağının açılması izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİ

737. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri, Ertuğrul Gazi Türbesi’ne ziyareti ile başladı.

Burada Kur’an-ı Kerimin okunması ve yapılan duanın ardından tören Türk Büyükleri Anıtı önünde devam etti.

Vali Tahir Büyükakın ve Yörükler tarafından çelenk bırakılmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Vali Büyükakın, yaptığı konuşmada, geçişin geleceğe gelenekle taşındığını, milletlerin geleneklerinin ne kadar kadim ise o kadar da büyük olacağını belirterek, milletlerin geleneklerini gelecek nesillere aktarabildiği ölçüde uzun ömürlü olduğunu söyledi.

Yörükler adına konuşma yapan Oğuz Boyları Konfederasyonu Genel Başkanı Niyazi Çapa’nın ardından halk oyunları ekipleri gösteri yaptı.

Daha sonra Vali Büyükakın ve beraberindekiler, geleneksel pilav ikramı için kurban kesimi programına katıldı.

AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Bulut, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Bilecik Belediye Başkanı Nihat Can, Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Uysal Ağaoğlu, İl Emniyet Müdürü Ertuğrul Namal ve Yörükler, Çelebi Sultan Mehmet Camisi’nde, Ertuğrul Gazi ve diğer Türk büyükleri için okunan mevlit programına katıldı.

Ferhat otomotiv de Tucson, Yeni 1.6 lt Dizel Test sürüş şenliği başladı…..

Ferhat otomotiv de Tucson, Yeni 1.6 lt Dizel Test sürüş şenliği başladı…..

8 eylül 2018 cumartesi (bugün) başlayıp eylül ayı boyunca sürecek olan test sürüş etkinliğinde ‘’alan KAZANIYOR’’…..Test yapmak isteyen;arabasını yenilemek isteyen değerli Sakarya’lıları Hyundai Ferhat otomotive bekliyoruz.Yeni Tucson’daki  yeniliklere bir göz atalım

Hyundai’nin C-SUV segmentindeki popüler modeli Tucson, yeni 1.6 litre dizel motoru ve teknolojik donanımlara sahip yeni iç mekanıyla Türkiye’de satışa sunuldu. Tucson’un 1.6 litrelik dizel versiyonunda 4×4 seçeneği de bulunuyor.

  • Yeni 1.6 lt 136 bg dizel motoru, DCT şanzımanı ve 4×4 seçeneği ile segmentinde tek

  • Full LED farları ve basamaklı ızgarası da markanın karakteristik kimliğini vurguluyor

  • Apple CarPlay ve Android Auto gibi premium bağlanabilirlik özellikleri ve kablosuz şarj

  • Akıllı Hız Sabitleyici, Stop & Go ve yeni 360 derece park kamerası özelliği

  • Yeni kapı kilit tasarımı ile yüzde 21 daha sessiz ve rahat açılan kapı kolları

  • Şaft Tüneli, Çamurluk İçleri, Ön Torpido ve Taban bölgesinde artan ses yalıtımı

  • Euro 6D seviyesinde daha çevreci motorlar

Satışa sunulduğu 2004 yılından bu yana tüm pazarlarda adından sıkça söz ettiren ve başarılı satış rakamlarına ulaşan Hyundai Tucson, merakla beklenen makyajlı versiyonuyla nihayet satışa sunuldu. Dış ve iç mekanındaki dokunuşlarla üçüncü nesil makyajlı Tucson, artık çok daha iddialı bir model haline gelirken genişletilmiş özellikleriyle de premium rakiplerine göz dağı vermiş oluyor.

Daha zarif bir tasarım

Hyundai Tucson, basamaklı ızgarası, LED farları, geniş girişli ön tamponu, ikiye ayrılmış sis farları ve gündüz sürüş lambalarıyla dikkat çekiyor. Öndeki değişim ile sportifliğini zinde tutan otomobil, arka tarafta da benzer yeniliklere imzasını atıyor. Köşeleri yumuşatılan arka farlara LED özelliği eklenirken, tamponun alt kısmı ve egzoz çıkışları da değişen diğer parçalar. Ayrıca, yeni tip 19 inç jantlar ile hareket eden otomobil son derece ilgi çekiyor.

İç mekan da yenilendi

Yeni Tucson, gelişmiş güvenlik özellikleri ve Qi kablosuz şarj sistemi dahil olmak üzere yeni iç mekanıyla da öne çıkıyor. Havalandırma ızgaralarının tasarımı değiştirilirken üzerine eklenen krom kaplamalarla da daha şık bir görünüm elde edilmiş. Kokpitin üst kısmı tamamen değişirken aynı zamanda alt kısımla birleşim yeri de deriyle kaplanarak daha modern ve daha kaliteli bir his sunuluyor. i30 ve Santa Fe modellerinde de kullanılan 8 inç dokunmatik multimedya sistemi de aracın bir diğer yeni özelliği.

Yeni güvenlik donanımları

Euro NCAP (5 Yıldız) ve IIHS (Top Safety Pick Plus) gibi çarpışma testlerinden en üst seviye sonuçları alarak ne denli güvenli olduğunu kanıtlayan Hyundai Tucson, makyajlı versiyonuyla da bu geleneğini devam ettiriyor. Tucson, 360 derece kamera sistemi sayesinde artık park ve en dar alanlardaki manevralarda üst düzey konfor sunmuş oluyor. Aracın dört bir yanındaki kameralar sayesinde en sıkışık alanlarda bile rahatlıkla park imkanı sunuyor.

Tucson, Çarpışma Önleme Sistemi, Akıllı Hız Sabitleyici, Stop&Go, Sürücü Dikkat Uyarısı gibi genişletilmiş özellikleriyle daha da yüksek satış adetlerine ulaşmayı hedefliyor.

1.6 litre dizel motor ve HTRAC 4×4 Çekiş Sistemi

Hyundai Tucson’un makyajla beraber gelen en önemli yeniliği şüphesiz 1.6 litrelik dizel motoru ve yeni nesil HTRAC elektronik dört tekerlekten çekiş sistemi. Ana rakiplerinin dizel otomatik satış oranı yüzde 70’den fazla olduğundan, Tucson da merakla beklenen yeni nesil Euro 6D normundaki 1.6 litre dizel motoruyla rekabete ortak olacak. 136 beygir gücündeki yeni motorun 320 Nm maksimum torku, aracı verimli bir şekilde ivmeletirken aynı zamanda 4.8 litrelik karma tüketimiyle de son derece ekonomik bir tablo çiziyor.

Tucson’un şehirli otomobil konseptinin haricinde off-road kullanımında da kabiliyeti son derece yüksek. Yerden yüksek yapısını her zaman bir avantaj olarak kullanan C Crossover araçlar, aynı zamanda 4×4 çekiş sistemiyle de kullanıcısına hem güven hem de sürüş keyfi yaşatıyor. Tucson bu zevki yeni nesil HTRAC çekiş sistemiyle sunuyor. Sistem, sol ve sağ tekerlekler arasındaki frenlemeyi kontrol etmek için araç hızını ve yol koşullarını izliyor ve virajlarda veya kaygan yollarda sürüş sırasında güvenliği sağlamak için ön-arka tekerlekler arasındaki denge gücünü sağlıyor. Ayrıca araç sağa veya sola dönerken, tekerleklerdeki fren kuvveti kontrolü ile bozuk yollarda bile maksimum güvenlik sağlanıyor. HTRAC, gaz pedalına uygulanan güç ile en uygun performansı, ön ve arka tekerleklere dağıtıyor. Fakat, Sport modda iken arka tekerleklerdeki güç aktarımını en üst düzeye çıkararak dinamik sürüş hissi sağlıyor. Eco modda ise sadece ön tekerleklerle hareket ederek yakıt ekonomisi elde etmiş oluyor.

Bu sistem, geleneksel 4×4 çekiş sistemleriyle büyük benzerlik gösteriyor. Fakat, HTRAC çekiş sisteminin fonksiyonları ve çalışma prensibi, sürüş moduyla seçilerek dinamizmi değiştirebiliyor. Gösterge tablosundan da ön veya arka lastiklerin ne kadar çekiş yaptığını da takip etmek mümkün. Böylelikle hem sürüş keyfi artırılıyor hem de yakıt ekonomisi ön planda tutulmuş oluyor.

Fiyatlar ve donanım seviyeleri

Tucson’da üç farklı donanım ve üç tip motor var. Giriş seviyesi Style paket ile başlarken serinin en dolu ve en konforlu versiyonu ise Elite Plus. Yeni Tucson, 167.100 TL’den başlayan fiyatlarla satılırken dizel otomatik versiyonun en yüksek donanım ise 259.700 TL fiyat etiketine sahip.

Ferhat otomotiv de Tucson, Yeni 1.6 lt Dizel Test sürüş şenliği başladı…..

Ferhat otomotiv de Tucson, Yeni 1.6 lt Dizel Test sürüş şenliği başladı…..

8 eylül 2018 cumartesi (bugün) başlayıp eylül ayı boyunca sürecek olan test sürüş etkinliğinde ‘’alan KAZANIYOR’’…..Test yapmak isteyen;arabasını yenilemek isteyen değerli Sakarya’lıları Hyundai Ferhat otomotive bekliyoruz.Yeni Tucson’daki  yeniliklere bir göz atalım

Hyundai’nin C-SUV segmentindeki popüler modeli Tucson, yeni 1.6 litre dizel motoru ve teknolojik donanımlara sahip yeni iç mekanıyla Türkiye’de satışa sunuldu. Tucson’un 1.6 litrelik dizel versiyonunda 4×4 seçeneği de bulunuyor.

  • Yeni 1.6 lt 136 bg dizel motoru, DCT şanzımanı ve 4×4 seçeneği ile segmentinde tek

  • Full LED farları ve basamaklı ızgarası da markanın karakteristik kimliğini vurguluyor

  • Apple CarPlay ve Android Auto gibi premium bağlanabilirlik özellikleri ve kablosuz şarj

  • Akıllı Hız Sabitleyici, Stop & Go ve yeni 360 derece park kamerası özelliği

  • Yeni kapı kilit tasarımı ile yüzde 21 daha sessiz ve rahat açılan kapı kolları

  • Şaft Tüneli, Çamurluk İçleri, Ön Torpido ve Taban bölgesinde artan ses yalıtımı

  • Euro 6D seviyesinde daha çevreci motorlar

Satışa sunulduğu 2004 yılından bu yana tüm pazarlarda adından sıkça söz ettiren ve başarılı satış rakamlarına ulaşan Hyundai Tucson, merakla beklenen makyajlı versiyonuyla nihayet satışa sunuldu. Dış ve iç mekanındaki dokunuşlarla üçüncü nesil makyajlı Tucson, artık çok daha iddialı bir model haline gelirken genişletilmiş özellikleriyle de premium rakiplerine göz dağı vermiş oluyor.

Daha zarif bir tasarım

Hyundai Tucson, basamaklı ızgarası, LED farları, geniş girişli ön tamponu, ikiye ayrılmış sis farları ve gündüz sürüş lambalarıyla dikkat çekiyor. Öndeki değişim ile sportifliğini zinde tutan otomobil, arka tarafta da benzer yeniliklere imzasını atıyor. Köşeleri yumuşatılan arka farlara LED özelliği eklenirken, tamponun alt kısmı ve egzoz çıkışları da değişen diğer parçalar. Ayrıca, yeni tip 19 inç jantlar ile hareket eden otomobil son derece ilgi çekiyor.

İç mekan da yenilendi

Yeni Tucson, gelişmiş güvenlik özellikleri ve Qi kablosuz şarj sistemi dahil olmak üzere yeni iç mekanıyla da öne çıkıyor. Havalandırma ızgaralarının tasarımı değiştirilirken üzerine eklenen krom kaplamalarla da daha şık bir görünüm elde edilmiş. Kokpitin üst kısmı tamamen değişirken aynı zamanda alt kısımla birleşim yeri de deriyle kaplanarak daha modern ve daha kaliteli bir his sunuluyor. i30 ve Santa Fe modellerinde de kullanılan 8 inç dokunmatik multimedya sistemi de aracın bir diğer yeni özelliği.

Yeni güvenlik donanımları

Euro NCAP (5 Yıldız) ve IIHS (Top Safety Pick Plus) gibi çarpışma testlerinden en üst seviye sonuçları alarak ne denli güvenli olduğunu kanıtlayan Hyundai Tucson, makyajlı versiyonuyla da bu geleneğini devam ettiriyor. Tucson, 360 derece kamera sistemi sayesinde artık park ve en dar alanlardaki manevralarda üst düzey konfor sunmuş oluyor. Aracın dört bir yanındaki kameralar sayesinde en sıkışık alanlarda bile rahatlıkla park imkanı sunuyor.

Tucson, Çarpışma Önleme Sistemi, Akıllı Hız Sabitleyici, Stop&Go, Sürücü Dikkat Uyarısı gibi genişletilmiş özellikleriyle daha da yüksek satış adetlerine ulaşmayı hedefliyor.

1.6 litre dizel motor ve HTRAC 4×4 Çekiş Sistemi

Hyundai Tucson’un makyajla beraber gelen en önemli yeniliği şüphesiz 1.6 litrelik dizel motoru ve yeni nesil HTRAC elektronik dört tekerlekten çekiş sistemi. Ana rakiplerinin dizel otomatik satış oranı yüzde 70’den fazla olduğundan, Tucson da merakla beklenen yeni nesil Euro 6D normundaki 1.6 litre dizel motoruyla rekabete ortak olacak. 136 beygir gücündeki yeni motorun 320 Nm maksimum torku, aracı verimli bir şekilde ivmeletirken aynı zamanda 4.8 litrelik karma tüketimiyle de son derece ekonomik bir tablo çiziyor.

Tucson’un şehirli otomobil konseptinin haricinde off-road kullanımında da kabiliyeti son derece yüksek. Yerden yüksek yapısını her zaman bir avantaj olarak kullanan C Crossover araçlar, aynı zamanda 4×4 çekiş sistemiyle de kullanıcısına hem güven hem de sürüş keyfi yaşatıyor. Tucson bu zevki yeni nesil HTRAC çekiş sistemiyle sunuyor. Sistem, sol ve sağ tekerlekler arasındaki frenlemeyi kontrol etmek için araç hızını ve yol koşullarını izliyor ve virajlarda veya kaygan yollarda sürüş sırasında güvenliği sağlamak için ön-arka tekerlekler arasındaki denge gücünü sağlıyor. Ayrıca araç sağa veya sola dönerken, tekerleklerdeki fren kuvveti kontrolü ile bozuk yollarda bile maksimum güvenlik sağlanıyor. HTRAC, gaz pedalına uygulanan güç ile en uygun performansı, ön ve arka tekerleklere dağıtıyor. Fakat, Sport modda iken arka tekerleklerdeki güç aktarımını en üst düzeye çıkararak dinamik sürüş hissi sağlıyor. Eco modda ise sadece ön tekerleklerle hareket ederek yakıt ekonomisi elde etmiş oluyor.

Bu sistem, geleneksel 4×4 çekiş sistemleriyle büyük benzerlik gösteriyor. Fakat, HTRAC çekiş sisteminin fonksiyonları ve çalışma prensibi, sürüş moduyla seçilerek dinamizmi değiştirebiliyor. Gösterge tablosundan da ön veya arka lastiklerin ne kadar çekiş yaptığını da takip etmek mümkün. Böylelikle hem sürüş keyfi artırılıyor hem de yakıt ekonomisi ön planda tutulmuş oluyor.

Fiyatlar ve donanım seviyeleri

Tucson’da üç farklı donanım ve üç tip motor var. Giriş seviyesi Style paket ile başlarken serinin en dolu ve en konforlu versiyonu ise Elite Plus. Yeni Tucson, 167.100 TL’den başlayan fiyatlarla satılırken dizel otomatik versiyonun en yüksek donanım ise 259.700 TL fiyat etiketine sahip.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar- Fındıkta fiyat 15 liranın altında olmamalı

Fındıkta fiyat 15 liranın altında olmamalı…

            -TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

            -“Rekoltedeki düşüş, fındıkta üretici maliyetini daha da yükseltecek.

            TMO, gecikmeden, yükselen enflasyon, maliyetler, döviz kurları

            ve üretici refahını da göz önünde bulundurarak 15 liranın altında

            kalmamak üzere bir fiyat açıklamalıdır”

            -“Bu yıl rekoltenin külleme hastalığı, fındık kokarcası ve doğal

            afetler nedeniyle geçen yılın çok altında olacağı görülüyor”

            -“Dünyanın en büyük fındık üreticisi ülkesi olmamıza rağmen TMO’nun

            fındık alım fiyatını açıklamaması, dış alıcıların ucuz fiyattan fındık

            bağlantısı yapmalarını sağlıyor. Bu gecikme ülkemizin her dakika gelir

            kaybetmesine neden oluyor”

            -“Hasadın başladığı fındığın yavaş yavaş piyasaya girdiği şu günlerde,

            üreticilerimizin gözü kulağı TMO’nun açıklayacağı fındık fiyatında”

            -“Fındığın büyük bölümü ihracata gidiyor. Geçen yıldan bu yana dolar

            kuru yüzde 70,4 arttı. Fiyat 15 lira açıklansa da dolar bazında kabuklu

            fındık fiyatı sadece 2,5 doları, iç fındık fiyatı bütün maliyetler eklense

            5 ,5 doları bulmaz”

            -“2014/2015 sezonunda iç fındığın kilogramını 12,87 dolardan,

            bu sezon 6,23 dolardan satan Türkiye, fındık fiyatını düşük tutarak

            ihracat gelirlerini düşürmemelidir”

            -“Ülke ekonomisi açısından fındıkta ihraç fiyatı ihracat miktarından

            daha önemli. 2014/2015 sezonunda sadece 217 bin 427 ton iç fındık

            ihraç edilmesine rağmen 2,8 milyar dolarlık ihracat geliri kazanıldı.

            1 Eylül-8 Ağustos döneminde bu sezon 277 bin 747 ton iç fındık

            ihraç edilmesine rağmen, ihracat geliri 1,73 milyar dolarda kaldı”

            -“Fındık, hem ülkemiz hem de Karadeniz bölgemiz açısından

            vazgeçilmez bir ürün”

            -“400 bin aile, 706 bin hektar alanda, dünya fındık üretiminin

            yüzde 70’ini, dünya fındık ihracatının yüzde 75’ini karşılıyor”

            Ankara – 19.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) fındıkta piyasaya girmekte gecikmesi ve makul bir fiyat açıklamamasının fındıkta ihraç fiyatını düşüreceğini, ülke ekonomisine yapılan katkının azalmasına yol açacağını bildirerek, “rekoltedeki düşüş, fındıkta üretici maliyetini daha da yükseltecek. TMO, gecikmeden, yükselen enflasyon, maliyetler, döviz kurları ve üretici refahını da göz önünde bulundurarak 15 liranın altında kalmamak üzere bir fiyat açıklamalıdır” dedi.

            Bayraktar, fındığın büyük bölümünün ihracata gittiğini, geçen yıldan bu yana dolar kurunun yüzde 70,4 arttığını, fiyat 15 lira açıklansa da dolar bazında kabuklu fındık fiyatının sadece 2,5 doları, iç fındık fiyatının bütün maliyetler eklense 5,5 doları bulmayacağını bildirdi.

            Şemsi Bayraktar, 2014/2015 sezonunda fındığın kilogramını 12,87 dolardan, geçen sezon 6,23 dolardan satan Türkiye’nin, ihracat gelirlerini düşürmemesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin 2014/2015 sezonunda kilogramı 12,87 dolardan fındık sattığını, 8 Ağustos tarihine kadar olan bu sezonda da 6,23 dolardan fındık satabildiğini belirtti. Ülke ekonomisi açısından fındıkta ihraç fiyatının ihracat miktarından daha önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, 2014/2015 sezonunda sadece 217 bin 427 ton iç fındık ihraç edilmesine rağmen 2,8 milyar dolarlık ihracat geliri kazanıldığı, 1 Eylül-8 Ağustos döneminde bu sezon 277 bin 747 ton i fındık ihraç edilmesine rağmen, ihracat gelirinin 1,73 milyar dolarda kaldığı bilgisini verdi.

            -“Rekolte geçen yılın çok altında kalacak”-

            Gıda ve Orman Bakanlığı tarafından rekolte açıklaması henüz yapılmamakla birlikte, bu yıl rekoltenin külleme hastalığı, fındık kokarcası ve doğal afetler nedeniyle geçen yılın çok altında olacağı görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

            “Hasat tüm hızıyla sürüyor ama çiftçimiz fındıkta yeterli fiyatın bulunamayacağından endişeli. Artan girdi fiyatları nedeniyle başta mazot olmak üzere girdilere erişimi zorlaştı. Maliyetler arttı. Rekoltedeki düşüş, fındıkta üretici maliyetini daha da yükseltecek.

            Dünyanın en büyük fındık üreticisi ülkesi olmamıza rağmen TMO’nun fındık alım fiyatını açıklamaması, dış alıcıların ucuz fiyattan fındık bağlantısı yapmalarını sağlıyor. Bu gecikme ülkemizin her dakika gelir kaybetmesine neden oluyor. Hasadın başladığı fındığın yavaş yavaş piyasaya girdiği şu günlerde, üreticilerimizin gözü kulağı TMO’nun açıklayacağı fındık fiyatındadır.

-“Yabancı bir firmanın TMO’dan önce fiyat açıklaması
üreticilerimizi üzmüştür”-

            Yabancı bir firmanın TMO’dan önce fiyat açıklayarak piyasayı belirlemesi en başta üreticilerimizi üzmüştür.

            Tarım ve Orman Bakanlığımız yapmış olduğu fındık rekolte çalışmasının sonucunu henüz açıklamadan bir firma kendince bir fiyat açıklıyor. Buna müdahale edilmelidir. Artan girdi ve işçilik maliyetleri üreticimizi zora sokmuştur. Üreticilerimiz bu yıl en az kilogram başına en az 15 lira fiyat beklemektedir.”

            -“Fındık Karadeniz bölgemiz açısından vazgeçilmez bir üründür”-

            Fındık, hem ülkemiz hem de Karadeniz bölgemiz açısından vazgeçilmez bir üründür. 400 bin aile, 706 bin hektar alanda, dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini, dünya fındık ihracatının yüzde 75’ini karşılıyor.

400 bin aile doğrudan üretici olarak, onbinlerce aile fındık nakliyesi, işlenmesi, ticareti, işçiliğinden, yüzbinlerce esnaf ailesi de fındığın yarattığı ekonomik değerden faydalanarak geçimini sağlıyor. Karadeniz Bölgemizin ekonomisinin büyük bölümü fındığa dayalıdır.

            Borçları nedeniyle üreticimiz, fındığını arz talebe göre değil, hasattan hemen sonra satmak zorunda kalıyor. Fındıkta fiyat sorununun çözülmesi için TMO’nun piyasada olmasından başka çare yok. Fındıkta fiyat, dolayısıyla üretici gelirinde istikrar sağlanması için TMO piyasada iyi bir fiyatla yer almalıdır.”

            -“Üreticimiz daha fazla desteklenmeli”-

            Bayraktar, “TMO gecikmeden, yükselen enflasyon, maliyetler, döviz kurları ve üretici refahını da göz önünde bulundurarak 15 liranın altında kalmamak üzere bir fiyat açıklamalıdır. Üreticimiz daha fazla desteklenmelidir. TMO, yüksek kesimlerde de fındık alımı için geçici alım merkezi oluşturmalı, müdahil kurum olarak piyasada etkin ve hızlı alım gerçekleştirmelidir” dedi.

Karadeniz İhracatçılar Birliği verilerine göre Türkiye’nin fındık ihracatı:

                                    Ortalama

                                    İhraç

                                    Fiyatı

            İç Fındık        Değer (FOB)

Dönem          (Ton)  (Bin Dolar)    (Dolar/Kg)

2013/2014     267.643         1.981.441      7,40

2014/2015     217.427         2.799.529      12,87

2015-2016    249.681         2.280.113      9,13

2016-2017    235.796         1.882.254      7,98

2017-2018*   277.747         1.731.427      6,23

(*): 1 Eylül 2017-8 Ağustos 2018 dönemi.

Not: Fındıkta dönem 1 Eylül’de başlar, 31 Ağustos’ta sona erer.

TÜRK-İŞ Genel Başkan Ergün ATALAY "Gün, Türkiye’ye sahip çıkma günüdür”

TÜRK-İŞ Genel Başkan Ergün ATALAY “Gün, Türkiye’ye sahip çıkma günüdür”

“İktidarı ve muhalefeti, sivil toplum örgütleri hepsi birlikte davranmak durumundadır. Gün, Türkiye’ye sahip çıkma günüdür”
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Yönetim Kurulu adına ABD’nin tutumu ve sonrası meydana gelen gelişmelerle ilgili açıklama yapan Genel Başkan Ergün ATALAY “İktidarı ve muhalefeti, sivil toplum örgütleri hepsi birlikte davranmak durumundadır. Gün, Türkiye’ye sahip çıkma günüdür” dedi.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı’nın açıklaması şu şekildedir:

“Amerika Birleşik Devletleri’nin en üst düzeydeki yetkilileri tarafından ülkemize yönelik yayınlanan tehdit mesajları ve yaptırım tehditleri, sonrası uygulamaya konulan kararlar hiçbir şekilde kabul edilemez. Amerika Birleşik Devletleri’nin tutumu, uluslararası hukuk ve devletlerarası ilişkilerle bağdaşmaz. Uzun yıllar sözü edilen “müttefiklik” ve “stratejik ortaklık” kavramına sığmaz.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletiyle bütün tehdit, baskı ve dayatmalara karşı birlik ve beraberlik içindedir. Gün, Türkiye’ye sahip çıkma günüdür. İktidarı ve muhalefeti, sivil toplum örgütleri hepsi birlikte, doğrudan doğruya bağımsızlığımıza ve milli bütünlüğümüze yönelik bu saldırıya karşı çıkmaktadır. Geçmişte “istiklal savaşını” zaferle sonuçlandıran Türkiye Cumhuriyeti, siyasal ve ekonomik bağımsızlığını korumanın mücadelesini kararlılıkla verecektir. Bu tavır, ülkenin toprağını, emeğini savunmaktır, yurtseverliğin gereğidir. TÜRK-İŞ olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeye hazır olduğumuzu herkese duyurmak istiyoruz.

Türk halkı birlik ve beraberliğini koruyarak daha önce birçok sorun ve krizin üstesinden gelmiştir. Bugün yaşadığımız olumsuz tablonun da geride kalacağına inanıyoruz. İşçisinden işverenine, medyadan sivil toplum örgütlerine kadar herkese büyük sorumluluk düşmektedir. Kimsenin “bana bir şey olamaz”, “benim keyfim yerinde” deme lüksü yoktur. Herkes ülke üzerinde oynanmak istenen oyunun farkında olmalıdır.

Türkiye’nin kalkınmasında, ekonomik gelişmesinde işçilerin alın teri bulunmaktadır. Geçmişte tüm olumsuzluklara rağmen, özveriyle üretim sürdürülmüş ve işyerlerine sahip çıkılmıştır. İşçilerimiz bugün de elini taşın altına koymaktan çekinmeyecektir. Kaliteli ve verimli üretim için çalışacaktır. Mesele memleket meselesi olduğunda tutumumuz herkes tarafından bilinmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi çıkarları için oluşturduğu baskı ve bazı kararlarını dayatma girişimi, bölgemizdeki niyetinin bir yansımasıdır. Ülkemiz de dahil olmak üzere coğrafyamızın siyasi haritasını değiştirmek amacı taşımaktadır. Bu planı yapanlara karşı barışı, insan haklarını ve mazlum milletlerin özürce yaşama hakkını savunan Türkiye’nin bu onurlu tavrının yanında yer almak aynı zamanda bir insanlık görevidir.

“Özgürlük ve Bağımsızlık Benim Karakterimdir” şiarıyla ağır bedeller ödenerek verilen Kurtuluş Savaşını zaferle sonuçlandıran Türkiye, ekonomik bağımsızlığının anlamını ve önemini bilmektedir. Bunun sürdürülmesi için herkes ortak tavır almalıdır.”

Ferrero Fındık Genel Müdürü Akın; “ Kaliteye yüksek fiyat politikamız devam edecek.”

Fındıkta model bahçeler verim ve kaliteyi hızla arttırıyor

-Fındığın geleceği kalitede

-Ferrero Fındık Genel Müdürü Akın; “ Kaliteye yüksek fiyat politikamız

devam edecek.”

700 bin hektarı aşkın bahçe ile dünya fındık üretiminin büyük kısmını elinde bulunduran Türkiye’de, dekarda ortalama 70-80 kilolara kadar düşmeyle yaşanan verim sorunu ile kalitesizliği ortadan kaldırmak için yapılan çalışmalara fındığın en büyük tüketicisi konumunda da bulunan, çikolata devi Ferrero firması da katkı sağlıyor.

5 yıldan beri uygulanan Değerli Tarım Projesi kapsamında Ordu’nun Ulubey ilçesine bağlı Fındıklı Mahallesi’nde Nurettin Topcuoğlu’na ait bahçede 2018 ürünü fındığın hasadı ile birlikte bahçe etkinliği düzenlendi.

2 yıl önce değerli tarım uygulamalarının yapılmaya başlanan ve dekarda verimin 100 kg’dan 300’ün üzerine çıktığı bahçedeki etkinlik de konuşan Ferrero Fındık Türkiye Genel Müdürü Bamsı Akın, fındıkta verimlikle birlikte kaliteye de çok öncelik verdiklerini belirterek:

“Bunun için işe bahçeden, yani üreticiden yola çıktık. Bizim için kalite çok önemli. Bu kaliteyi tüm tedarik zincirine taşıyacağız. Kaliteye yüksek fiyat politikamız bu yılda sürecek.  Ferrero olarak Türk fındığının en önemli elçisiyiz. Fındığa değer katmaya devam edeceğiz.”

Bamsi Akın

Kaliteli fındığa yüksek fiyat

Geçen yıl başlattıkları kaliteli fındığa yüksek fiyat uygulamasının çok başarılı olduğunu  dikkat çeken Bamsi Akın, “Kaliteli fındık bizim için çok değerli ve alım garantisi var. Geçen yıl bu kapsamda kaliteli fındığa yüzde 20 ila yüzde 30 oranında daha fazla ödeme yaptık, bu yılda , bu uygulamaya devam edeceğiz” dedi.

Yasemin Taşkın

Ferrero Fındık Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Yasemin Taşkın ise, değerli tarım ekibi ile Türk fındık üreticisine kalite ve verimin arttırılması için her alanda destek olmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “Ferrero için fındık olmazsa olmazdır. Bizim yapmak istediğimiz Türk fındığında kalitenin artmasına destek olmaktır. Bunun için de çiftciyi  destekliyoruz. Ferrero’nun kaliteli fındığa ihtiyacı var. Türk çiftçisinin de kaliteli fındık üretmeye. Dolayısıyla bir kader ortaklığımız var. Bunun için değerli tarım uygulamaları ekibimizle ortalaması 70-80 kilo olan dekar başına verimi 300 kilolara doğru çıkarabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu aynı zamanda fındık üretiminde yeni bir dönemin başladığını da göstermektedir. Üretici ile olan ortaklığımız ve ortak çalışmamız artarak devam edecektir” dedi.

Ferrero Fındık Tarım Geliştirme Direktörü Ersin Arısoy da, 2-3 yıl önce bazı bahçelerde 60-70 kg’a kadar  verimi, model bahçeler oluşturarak 300 kg’ın üzerine çıkardıklarını hatırlatarak şöyle dedi:

“5 yıl içinde 19 bin 300 üreticimize yaklaşık 75 bin bahçe ziyareti yaptık. Ferrero Değerli Tarım’ınzirat mühendisleri, sosyal uzmanlar ve bahçe çalışanlarından oluşan 110’u sahada toplam 121 kişilik ekibinin kalite çalışmalarında bahçelerdeki randıman bile 3-4 puan artış gösterdi. Bu artış her geçen yıl devam edecektir. Fındıkta kazanç verim ve kalite ile de olur. Açıklanan fiyatlar 50 randıman baz alınarak yapılmaktadır. Randıman 54-55 olursa fiyat artar. 40-45’e düşer ise azalır. Bu yıl 2017 ürününde sağladığımız verim ve kalite artışının üzerine çıkacağız. Bunların rakamlarını da hasat sonrası göreceğiz.”

Sosyal Sürdürülebilirlik Koordinatörü Melike Kıratlı ise, fındıkta üretici profili ve çalışan yapısının çok önemli olduğuna dikkat çekerek, bunun için başta çocuk işçiliğinin önlenmesi olmak üzere,  kadınlara yönelik etkinliklerine ağırlık verdiklerini bildirdi.

Bahçe günü etkinliğinde fındığın budaması, hastalıklarına karşı mücadele edilmesi, hasadı ve sosyal hayata etkileri ile ilgili olarak oluşturulan istasyonlarda katılımcılara bilgiler aktarıldı.