kategori Arşivleri: Ekonomi

“Ordu Burada, İstanbul’da” Ordu Günleri’nin 7.si Başladı

“Ordu Burada, İstanbul’da” Ordu Günleri’nin 7.si Başladı

Ordu Dernekler Federasyonu tarafından organize edilen, Ordu Valiliği ve Ordu Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla düzenlenen “7. Ordu Tanıtım Günleri” Yenikapı Sahil Etkinlik alanında başladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Milletvekili Metin Gündoğdu, Ordu Vali Vekili Bayram Gale, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, 19 İlçe Belediye Başkanı, Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri ve çok sayıda protokol mensubunun katıldığı açılış programında, ilk konuşmayı Ordu Dernekler Federasyon Başkanı Celalettin Dervişoğlu yaptı.

ORDU’NUN GÜCÜNÜ SERGİLİYORUZ

Dervişoğlu konuşmasında, Orduluların Türkiye coğrafyasının sosyal ve kültürel yapısının özeti olduğunu söylerken, iller arasındaki etkinlikler arasında yapılan istatistiklere göre katılım anlamında Ordu Tanıtım Günleri’nin en büyük program olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 350 derneğin aynı çatı altında toplanmasının Ordu’nun gücünü sergilemesi anlamında önemli olduğunu belirten Dervişoğlu, “Ordu ilimizi İstanbul’da en güzel şekilde temsil etmek istiyoruz” dedi.

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Gaziosmanpaşa Belediyesi Hasan Tahsin Usta, Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu ve Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın yaptıkları konuşmaların ardından, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz duygu ve düşüncelerini ifade etti.

BAŞKAN ENVER YILMAZ, “750 BİN HEMŞEHRİMDEN SELAM GETİRDİM, SİZDEN DE ONLARA GÖTÜRECEĞİM”

Başkan Enver Yılmaz konuşmasında, Ordu’nun en küçük Büyükşehir olduğunu ve 2018 yılından itibaren Türkiye’de parmakla gösterilecek bir il hâline geleceğini söyledi.

Başkan Yılmaz, Ordu ili olarak önümüzdeki yıl 2 milyon turisti ağırlamayı hedeflediklerini söyleyerek, “Sizlere 750 bin hemşehrimden selam getirdim. Önümüzdeki sene 2 milyon turisti ağırlamayı hedefliyoruz. Ordu’muzun gelişimi noktasında, sürdürdüğümüz yatırımlarımızda hükümetimizle uyumumuz çok önemli. TÜİK rakamlarına göre İstanbul’da nüfusu ikinci olan bir iliz ancak belediye başkanlıkları noktasında eksikliklerimiz var. 2019 yılında beklentimiz bu sayının artmasıdır. Programın ilimiz ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum” diye konuştu.

 “Ordu Günleri” için emeği geçen herkese teşekkür eden Milletvekili Metin Gündoğdu’nun konuşmasının ardından, Ordu Vali Vekili Bayram Gale de duygu ve düşüncelerini ifade etti.

VALİ VEKİLİ GALE, “ORDU’NUN SIRTI YERE GELMEZ”

Orduluların İstanbul’da nüfus çoğunluğunun fazla olduğunu bu fuara gösterdikleri ilgiyle kanıtladıklarını belirten Vali Vekili Bayram Gale, güzel bir memlekette yaşadıklarını ve bir memleketi anlamlı kılan en önemli unsurun, oranın insanının olduğunu ifade etti. “Ordu’nun insan kalitesiyle sırtı yere gelmez” diyen Vali Vekili Gale, ”Tüm Ordulular, el ele verdiklerinde kalkınma artarak devam edecektir” diye konuştu.

Açılışta son konuşmayı yapan Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, ORDEF başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederek, “Aslında bu tür organizasyonlar hemşehrilerin bir araya gelmesine vesile olmaktadır ancak daha önemli olan, kültürel gelenek ve göreneklere sahip çıkarak bu değerleri gelecek nesillere aktarmaktır” dedi.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI PROF. DR. NUMAN KURTULMUŞ, “BU TOPRAKLAR DÜNYANIN EN ZENGİN KÜLTÜRÜNE SAHİPTİR”

Küresel kültürün yerel kültürü ezip geçtiği bir dönemden geçtiklerini söyleyen Bakan Kurtulmuş, “Aslında bu tür organizasyonlar, hemşehrilerin bir araya gelmesine vesile olmaktadır ancak daha önemli olan, kültürel gelenek ve göreneklere sahip çıkarak bu değerleri gelecek nesillere aktarmaktır. Milli ve kültürel bağımsızlığımıza önem vermemiz gerekmektedir. Dünya tarihinde de bunun örnekleri çoktur. Ülkemizin zengin kültürünü ayakta tutup geleceğe aktarmamız gerekmektedir. Bu organizasyonu da böyle görmek istiyoruz. Müzikten yemek kültürüne, evdeki yaşam şeklinden çarşı yaşantımıza kadar hep onları taklit etmeye kalktık. Daha düne kadar başka kültürlerin cenaze marşı ile şehitlerimizi defnediyorduk. Artık bugün öyle değil, bu topraklar dünyanın en zengin kültürüne sahiptir. 15 milyonluk dünyanın başkenti olan İstanbul’da bir araya gelerek kültürümüzü anlatıyor, aktarıyor ve emek harcıyoruz. Yolumuz açık olsun, Allah birlik ve dirlikten ayırmasın” şeklinde konuştu.

Protokol konuşmalarının ardından, kurdele kesimi ile açılışı yapılan 7. Ordu Tanıtım Günleri’nde memleket özlemi çeken Ordulular, 4 gün boyunca Yenikapı’daki etkinlik alanını ziyaret ederek hasret giderecek.

Haber-Fotoğraf-Yenikapı Sahil-İstanbul

Necla BAKAN Dernekturk Genel Yayın Yönetmeni –

 Fehmi DUMAN-Habervole Genel Yayın Yönetmeni

SOLHAN Belediye Başkanı Abdulhakim YILDIZ gözünü zirve dikti

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN,Marmarabook.com Genel Yayın Yönetmeni Necla BAKAN Ballı,Börekli,Kavurmalı,Kadayıflı Yöresel Lezzetler İstanbul’da Bingöl Tanıtım Günlerinde!

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN,Marmarabook.com Genel Yayın Yönetmeni Necla BAKAN’ın  Solhan  ilçesinin Başarılı Belediye  Başkanı  Abdulhakim YILDIZ ile SOLHAN’ı konuştular.

Türkiye Voleybol Federasyonu 1. Ligde mücadele eden SOLHANSPOR var

Solhan, İlçenin 2 km batısında yer alan Mezgeft adı ile anılan yerde, “Beglon” adında bir beyin yönetiminde kaldığı için bu ismi almıştır. Zamanla bu sözcük halk dilinde değişime uğramış, Boglon olarak anılmaya başlanmış, 1932 yılında da Solhan adını almıştır.

  Solhan zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. Hititler, Huriler ,Urartular devrinde çeşitli olaylara sahne olan Solhan zamanımıza kadar olan tarihini kısaca şöyle açıklaya biliriz.

M.Ö 2000 yıllarında Fırat nehri kıyısında Vasukani şehrini kurup bütün Anadolu’ya yayılan tarihte Mitaniler olarak bilinen Huriler M.Ö 1360 ta Hitit’lerin Torosları aşıp kendilerini sıkıştırması ve yeni krallık devrinde Şuppililuma Mitani prensini kendisine damat edinip himayesi altına almasından dolayı Harput,Bingöl ve Muş dolaylarında hakimiyetlerini kaybettiler.

    M.Ö 1200 yıllarında Hitit devletinin yıkılması ile Van bölgesinde yerleşen Urartular batıya doğru genişleyerek Bitlis,Muş ve Bingöl’ü alıp Murat ırmağı vadisine ilerlediler.M.Ö 745 yıllarında Asurluların hakimiyetine geçen bölge M.Ö 612 yılında Med, Babil ve Urartuların saldırısıyla Medlerin hakimiyetine geçmiş.

    M.Ö 550 yılında Kurs Medleri yenerek Pers devletini kurması batıya akınlara başlamasıyla İskender imparatorluğu sınırları içerisinde kalan bölge İskenderin ölümünden sonra Selef Kürslerin eline geçmiştir.M.Ö 200-189 yıllarında yeniden canlanıp Adıyaman’ın güneybatısında Komojen krallığını kurdular. Doğuya doğru ilerleyerek Vana kadar uzanan bölgeyi ele geçirmişlerdir.

    1071 tarihine kadar Roma hakimiyetinde kalan bölge Selçukluların egemenliğine geçmiş bir süre sonra Selçuklularda iktidar savaşı ve iç karışıklar başladıktan sonra Moğollar Anadolu’ya saldırdılar 1245 Köse dağ savaşında Selçukluların yenilmesi bölgeyle birlikte tüm Anadolu’ya hakim oldular.Yeni beyliklerin ortaya çıktıklarını görüyoruz. Diyarbakır,ı kendilerine yurt edinen Akkoyunlular 1394 yıllarında Bingöl, Erzurum, Erzincan’da hakimiyet kurmuşlardır.

    1473 yılında Otlukbeli savaşında Uzun Hasan’ın yenilmesi Solhan ilçemizin de içinde bulunduğu bölge Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bundan sonra yörede İran hakimiyeti görülse de Şah İsmail’in 1514 Çaldıran savaşında Osmanlılara yenilmesiyle Yavuz Sultan Selim tarafından Doğu Anadolu’da birlik tesisi görevini vezir Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdrisi Bitlisi’ne vermiştir.Vilayet nizamnamesi gereğince teşkilatlanmada Solhan ve Muş yöresi 1864 yıllarında Erzurum eyaletine bağlandı.

    1.Dünya savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgali altında kalan Solhan 1929 yılında nahiye olarak Muş iline 25 aralık 1935 tarihinde 2555 sayılı kanunla il olan Bingöl’e 4 ocak 1936 tarihinde ilçe olarak bağlanmıştır.

ÇORBALARIMIZ

Ayran Çorbası (Germi)

Ayranlı Kenger Çorbası

Tutmaç Çorbası (Keşk)

Keşkav

YEMEKLERİMİZ

Zervet (Gömme)

Serun

Ayiz

Malez

Tar

Mastuba

Sirmast

Germudu

Lor

Keldoş

Henin

Kenger

Yeluk

Cağ

Menday

Gelazur

Kandı

Keşkarik

Runnin Torakin (Gözleme)

TATLILAR

Akit Baklava

Şılki Herış

Kabak Tatlısı Helva

Sütlaç Ayiz

Kadayıf Un Helvası

Malyez

KEBAPLAR

Ciğer Sarma

Saç Kavurma

Tandır Kebab

İçli Köfte

Solhan İlçesinin nüfusu 33,133  , erkek nüfusu 16,684 iken kadın nüfusu 16,449’dur.

Solhan, İstanbul-İran transit yolu üzerinde olup Bingöl’e 57 km. uzaklıktadır. Doğusunda Muş, batısında Bingöl, kuzeyinde Karlıova ve Varto, güneyinde Diyarbakır ve Genç bulunmaktadır. İlçemiz Doğu Anadolu Bölgesi’nin yüksek yayları üzerinde bulunmaktadır. Deniz seviyesi yüksekliği 1395 mt’dir. Topraklarının % 93’ünü engebeli alanlar ve meralar oluşturmaktadır. Güneydoğu Torosların devamı niteliğindeki dağlar ilçenin güney sınırlarından geçmekte olup sarp bir görünüm arz eder dağların yüksekliği 2000 m. yi geçer. Murat Irmağı vadisi küçük düzlükler ile ilçe merkezinin yerleştiği küçük ova dışında, hemen hemen her yerde tarıma müsait arazi bulunmaktadır. İlçe topraklarının bir bölümü lav örtüsüyle kaplıdır. Bu engebeli arazi üzerinde bulunan dağların en önemlileri Şerafettin Dağlarıdır. İlçenin kuzeyini tamamı ile kaplayan Şerafettin Dağlarının yüksek noktaları 2388 mt yüksekliğindeki Esen Tepe ve 2675 mt yükseklikteki Şahin Tepedir. Bu dağlar arasında geniş meralar yer almaktadır. Zengin bitki örtüsüyle kaplıdır.

Önemli akarsuları Murat nehridir. Önemli yaylaları Şerafettin, Ağmasi Çevkani, Kuçekan, Kandil ve Kabak yaylalarıdır. Düzlük alanı tarihi Şeref Meydanıdır. İlçe dışında Buğlan çayı, Bazmana deresi ve Masala deresi önemli akarsularıdır.

Murat Irmağı vadisindeki ve çevresindeki düzlükler ile ilçe merkezinin yerleştiği alanlarda tarıma elverişli araziler bulunmaktadır.

İlçe topraklarının bir bölümü lav örtüsü ile örtülüdür. Yaylaları oldukça zengin bitki örtüsü ile kaplıdır. İlçenin orman yapısı genellikle ilçenin güney kısımlarını yoğun bir şekilde teşkil eden meşenin yanında yer yer Ardıç, Sakız, Yabani Kavak, Alıç, Elma ağaçları bulunmaktadır.

Önemli dağlar: Şerafettin Dağları, Haçiçe Dağı,Dıcar Dağları, Şeyh Yusuf Dağları

Göller : Arzenk gölü , Turna gölü (Yüzenada ), Gelintepe gölü, Harsevank gölü

Akarsu ve ırmaklar : İlçe sınırları içinde en önemli akarsu Murat Irmağıdır. Van gölünün kuzeyindeki Aladağ’dan doğar, Muş İl merkezinde Kurt istasyonu yakınlarında Karasu nehri ile birleşerek Bingöl Muş Diyarbakır il sınırlarının kavşak noktasının kuzeyinden Bingöl il sınırlarına girerek il sınırları içinde birçok dere ve çay ile birleşerek Genç ilçesinden geçerek Elazığ il sınırına girer. Bingöl ili içinde toplam uzunluğu 96 km dir. Canut çayı, Kafik çayı, Amasi çayı, Elmasırtı çayı, Kale çayı, Masala deresi, Kerenger deresi, Haraba çayı, Bebin suyu diğer önemli akarsularındandır.

İKLİM YAPISI: Solhan İlçesinde karasal iklim hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve set geçer. Yağışlar kışın kar halinde ilkbahar ve sonbaharda yağmur halinde görülür.

İlçemizde yılın bir kısmı don halinde geçer bu da ulaşımı ve sosyal yaşamı olumsuz yönde etkiler.

Yurdumuz ortalamasına göre ilçemizde yaz günü ortalaması oldukça düşüktür

Genel olarak ilçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçe sınırları içerisinde arazilerin % 45,6’sını tabii çayır ve meralar oluşturmaktadır. Bu potansiyelle ilçe ekonomisinde hayvancılık ağır basmaktadır. Çayır, mera ve yaylalar ilçe geneline yayılmakla beraber genellikle ilçenin kuzeyinde bulunan Şerafettin Dağları’na uzanan bir şerit oluşturmaktadır. Burada bulunan yaylalar yıl boyunca dışarıdan gelen göçerlere (Beritanlılara) kiraya verilmektedir.

İlçe ekonomisi hayvancılığa dayandığından beher hayvan başına verimi (et, süt, yapağı..vs) yükseltmeye yönelik ırk ıslahına çalışılmaktadır. Yetiştiricilik koşullarının iyileştirilmesi amacıyla yer bitkileri tarımı, hastalık ve zararlı popülasyonun baskı altında tutulmasına yönelik mücadele hizmetleri desteklenmektedir.

İlçede genelde tarım alanlarında, buğday, arpa, mısır, çeltik, tütün, v.b. ürünler yetiştirilmektedir. İlçemizde sebzecilik alanında da çalışmalar yapılmakta olup henüz istenen düzeye ulaşılamamıştır. Bu konuda çiftçi eğitimine ağırlık verilerek üretim artırılmaya çalışılmaktadır. İlçe Tarım Müdürlüğünün tarım alanında DGDP ve Sıvat Projeleri gerçekleştirilmiş olup, tüm projeler başarıyla gerçekleştirilmiştir. İlçe Tarım Müdürlüğü ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca sulama ve Meyvecilik alanında birçok proje gerçekleştirilmiştir.

İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı periyodik olarak  yardımlar yanında okuma imkânı bulamamış genç kızlara yönelik kilimcilik faaliyetlerini sürdürülmektedir. Kilimcilik kurslarında onlarca genç kız kilimcilik yapmaktadır. Yine iş imkânı sağlamak üzere Sosyal Riski Azaltma Projesi çerçevesinde işsiz vatandaşların talepleri dikkate alınarak her türlü gelir getirici proje yapılmaktadır.

Zengin flora yapısından dolayı 20 yılı aşkın süreden beri her yıl birçok seyyar arıcı, ilçemizde konaklanmaktadır. İlçenin tarım ve hayvancılık potansiyelinin yanı sıra ekonomi ve ticaret alanında da iyi bir potansiyeli vardır. İlçe İstanbul-Van Devlet Karayolu kenarında olması nedeniyle avantajlı bir yerleşim konumundadır.

İlçede yoğun bir nüfus artışı gözlenmektedir. İlçede bulunan esnafların dağınık ve uygunsuz yerlerde faaliyet göstermeleri, şehircilik açısından problem doğurmaktaydı. Ancak bu problemin giderilmesi amacıyla İlçemiz Dilektepe Köyü sınırları içerisinde  2002 yılında temeli atılan  ve yapımı biten Küçük Sanayi Sitesinin faaliyete girmesiyle bu problem ortadan kalmış durumdadır.

Solhan ilçesi Hazarşah Köyü Aksakal Göl Mezrasındaki Ada, o yörede yaşayan halk tarafından keşfedilmiştir. Söz konusu ada, şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir. Bingöl-Solhan karayolunda 4.5 Km. uzaklıktadır. Yolu asfalt olup, 1,5 km’dir.

Bingöl’ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen Ada da tamamen doğaldır. Göl’ün üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. Göl’ün şimdiki alanı 300 m2′ nin üzerindedir. Islahı halinde 500 m2’den fazla olur. Gölün derinliği 50 metreden fazla olduğu sanılmaktadır. Göle devamlı akıntı olduğu tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, gölün alt tarafından, gölden daha aşağıdan dereyi beslemektedir. Ufak ufak kaynaklar bu görüşü teyit etmektedir. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalmaktadır. Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Gölün ortasından hareket eden üç ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır. Üstüne binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 4-5 tane bodur ve dış budak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır. Ayrıca gölün ortasında bulunan adanın yapısı incelendiğinde çayır, ayrık ot ve suda yetişen çeşitli bitkilerin ada üzerinde mevcut olduğu görülmektedir. Gölün çevresinde de çeşitli bitkilere rastlamak mümkündür. Yeşil alanın dışında kalan arazi gölden çok yüksektir. Çevresi meşe ve yeşil alan ile kaplıdır.

 

MÜSİAD Sakarya Başkanı Coşkun’dan ‘Vizyoner’17’ Açıklaması

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Sakarya Başkanı Yaşar Coşkun Genel Merkez tarafından düzenlenen MÜSİAD Vizyoner’17 hakkında açıklamalarda bulundu.

MÜSİAD Vizyoner’17 Sektörel Zirvesi nedir?

11-12 Ekim 2017 tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek olan programdan bahseden MÜSİAD Başkanı Coşkun, “ MÜSİAD Vizyoner Sektörel Zirvesi,  dünyanın en hızlı gelişen ülkelerinden biri olan Türkiye için bir yol haritası niteliğindedir. Gelecekte var olmanın en önemli unsuru olarak karşımıza çıkan ‘dönüşüm’ kavramı, 11-12 Ekim 2017 tarihleri arasında ikincisi gerçekleşecek olan MÜSİAD Vizyoner’17 Sektörel Zirvesi’nin ana temasını oluşturuyor. ‘Dönüşen Dünyada Yeni Türkiye’ ana teması altında ‘Niçin Dönüşüm?’, ‘Nasıl Dönüşüm?’, ‘Neye Dönüşüm’ ve ‘Türkiye’nin Dönüşümü’ başlıklı oturumlarla düzenlenecek MÜSİAD Vizyoner’17 Sektörel Zirvesi büyük önem arz ediyor.” Şeklinde konuştu.

Katılım göstereceğiz

Yapılacak olan Zirve’nin dönüşen ve gelişen yeni Türkiye adına önemli olduğunu vurgulayan MÜSİAD Sakarya Başkanı Yaşar Coşkun, “Ülkemizin kalkınması adına yapılan projelerde, verilen eğitim ve seminerlerde bulunmamız hem işadamları olarak bizim açımızdan hem de gelişen ve değişim gösteren yeni Türkiye’ye ayak uydurmak açısından önemli bir girişimdir. Bizde Sakarya MÜSİAD ailesi olarak genel merkezimiz tarafından düzenlenen bu programda yerimizi alacağız. Bu ve bunun gibi program ve etkinliklerin gerek şehrimizde, gerekse ülke içerisinde yaygınlaştırmak adına gereken adımların atılmasında destekçi olacağımızı da belirtmek isterim.” Dedi.

Mahmut Arslan"Taşeron İşçilikle Mücadelenin Sahibi Biziz"

Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, 6 Ekim 2017 tarihinde Konfederasyonuna bağlı Hizmet-İş Sendikasının  Nevşehir Kozaklı’da gerçekleştirilen eğitim seminerine katıldı.

Eğitim seminerine Genel Başkan Mahmut Arslan’ın yanı sıra, Kozaklı Belediye Başkanı Celalettin Güven ve Hizmet-İş Sendikasının yönetim kurulu üyeleri, şube başkanları ve uzmanlar katıldı.

 “Mensuplarımıza Yeni Değerler ve Bakış Açıları Kazandırmak İstiyoruz”

Eğitim seminerine katılarak katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Genel Başkan Mahmut Arslan, “Hizmet-İş Sendikası olarak, ülkemizin önemli bir emek örgütü olarak, kimliğimizi, dünyaya nasıl baktığımızı eğitim programlarımızda vermeye çalışıyoruz. Ayrıca teknik bilgiler, hukuki bilgiler veriyoruz. Biz klasik bir sendikacılık yapmıyoruz. Mensuplarımıza yeni değerler, bakış açıları kazandırmak istiyoruz. Sendikacılığın geçmişte oluşan olumsuz imajını düzeltmeye çalışıyoruz. Biz, arkadaşlarımızın bize verdiği temsil vekaletine layık olmak için sorumlulukla hareket etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“15 Temmuz’da Türkiye Düşseydi, Yeryüzünün Son Kalesi Düşecekti”

Türkiye 15 Temmuzda büyük bir badire atlattığını hatırlatan Arslan, “15 Temmuz’da Türkiye düşseydi, yeryüzünün son kalesi düşecekti. Dünyanın bütün mazlumları Türkiye için o gece dua etmişlerdi. Türkiye Türkiye’den çok büyük. Bize umudunu bağlayan büyük topluluklar var. Biz bir imparatorluğun bakiyesiyiz. O coğrafyalarda yaşayanlar hala bizden yardım bekliyor. Her beraber, dili, rengi, etnik kimliği ne olursa olsun bir arada yaşadık ve yaşamaya mecburuz” şeklinde konuştu. 

“ILO’da Ortak Bildirimiz Kabul Edildi”

2-5 Ekim tarihlerinde ILO’nun her 4 yılda bir yapılan İstanbul’daki bölge toplantısında bulunduklarını anlatan Arslan, “Ortak bildirimiz ILO’da kabul edildi. Kritik bir toplantıydı, bize yakışan bir biçimde sonlandırılmış oldu.  Sayın Başbakanımız ve Çalışma Bakanımızın da katılımıyla gerçekleştirildi” ifadelerini kullandı.

“Taşeron İşçilerimizin Önemli Haklara Sahip Olmasının Önünü Açtık”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile 10 yıl birlikte çalıştıklarını belirten Arslan, “Jülide Sarıeroğlu’nun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına layık görülmesi bizim için büyük bir onur olmuştur. HAK-İŞ değerleriyle sendikacılık yapmış bir mesai arkadaşımızdır. Genç yaşta bakan olması bizi gururlandırmıştır. Taşeron gerçeğini çok iyi bilmektedir. Bu görevini hakkıyla yerine getirmeye çalışmaktadır. Biz, artık taşeron sorununun çözülmesini istiyoruz. 2014 Temmuz ayında çıkan 6552 sayılı kanunun çıkmasına büyük katkı verdik. Taşeron işçilerimizin önemli haklara sahip olmasının önünü açtık. İnşallah yeni dönemde, bu hükümet döneminde bu konunun çözüleceğini umut ediyoruz. Sayın Bakanımızın sendikal dünyadan gelmiş olması, taşeron mücadelesinin içinde olması, bizim işimizi kolaylaştıracaktır diye düşünüyorum. Bir hükümet üyesi de olsa, tabii ki emek hareketinin içerisinden gelmesi, sizin meselelerinizi yakından bildiği için sizden yana çaba sarf edeceğinden kuşkumuz yoktur. Biz her türlü katkıyı vermeye hazırız” dedi.

“Taşeron İşçilikle Mücadelenin Sahibi Biziz”

Taşeron işçiliğin Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında olduğunu söyleyen Arslan, “Bütün kamu hizmetleri, belediyeler başta olmak üzere personel ihtiyacını hizmet alımıyla yapmaktadır. Bu sorunu artık ortadan kaldırmak zorundayız. Mademki kamu işi yapıyoruz, o halde taşeronu aradan çıkardığımızda bu arkadaşlarımız doğrudan kamu hizmeti yapan kamu çalışanı olması gerekiyor. Biz bunları anlatmaya çalışıyoruz. Biz taşeron gerçeğini doğru bir şekilde analiz eder ve ortak bir noktada anlaşırsak, hem hizmet kalitesi artacak, verimlilik artacak, herkes kazanacaktır. Böyle bir modeli oluşturmak zorundayız. Biz bu yönde yol gösterici olduk ve olmaya devam edeceğiz. Hükümetin çalışmasının sonuçlanmasını bekliyoruz. Umudumuzu kaybetmiyoruz. 2014 yılı 24 Ocak’ta Ankara’da 6000 taşeron işçisinin katıldığı büyük bir kampanya başlatmıştık. O gün yola çıkarken dedik ki: Biz Taşeron işçiliğini Türkiye’nin gerçeği haline getireceğiz ve getirdik. Büyük mesafeler aldık. HAK-İŞ’in 350 bin civarında taşeron üyesi var. Bu işin sahibi biziz. Bu gerçeğin mücadelesi de öncülüğü de bize düşüyor. Hakkaniyetli bir çözüm için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Biz hem ülkemiz için hem de İnsanlık için uğraşıyoruz. Allah yar ve yardımcımız olsun” ifadelerine yer verdi.

“Sendikayı Sadece Hak Alma Olarak Değil, Hizmetle Birleşme Olarak Görmek Lazım”

Kozaklı Belediye Başkanı Celalettin Güven de yaptığı konuşmada, “Sendikalar çok önemli. Sendikayı sadece hak alma olarak değil, hizmetle birleşme olarak görmek lazım. Karşılıklı fedakârlıklarda bulunarak, imkanlar ölçüsünde kaynaklarımızı dağıtacağız. Başarı birlikte gelen bir şeydir. Bu ülke bizim. Ülkemizin kıymetlerini takdir edelim, hep birlikte sahip çıkalım” diye konuştu.

Seminer kapsamında Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Danışmanı Yahya Düzenli, Hukuk Müşaviri Oğuz Aksoy sunum yaptılar.

Hıdır Koyuncu "10 Yıl sonra Pancar Üretimi Tarih olur"

Yunak İlçesi Saray kasabası  Pancar Üreticisi Hıdır Koyuncu “10 Yıl sonra Pancar Üretimi Tarih olur”

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN  Adapazarı Şeker Fabrikası, yeni Atıksu Arıtma Tesisinin açılış töreni  sırasında  Konya Yunak İlçesi Saray kasabası  Pancar Üreticisi Hıdır Koyuncu’ya   Pancar üreticilerinin  sorunlarını  sordu.

Pancar Üreticisi Hıdır Koyuncu Pancar  Üretcilerinin sesi oldu.

halim4

YUNAK ADININ KAYNAĞI

Yunak adının kaynağı ile ilgili çeşitli görüşler vardır. Bunlardan birisi Karataş deresinde çamaşır ve hayvanlarını yıkayanların isteklerini anlattıkları “Yunak (Yıkanalım)” kelimesidir. İkinci görüşe göre Turgutlular koyun ve kuzularını Karataş deresinde yıkamışlar ve temizlenen hayvanlara bakarak “Yünü Ak” demişlerdir. Bu değiş zamanla “Yunak” biçimine dönüşmüştür.

YUNAK İLÇESİNİN TARİHİ

Yunak İlçe Merkezi’nin tarihi yeni sayılır. Merkeze ve bazı yakın köylere yerleşeme 16. yy dan sonra olmuştur. Bulgulara göre ilçeye ilk yerleşimin Karataş Deresi kenarlarında oluştuğu düşünülmektedir. Buralarda oluşan ilk yerleşmeden sonra Elazığ’dan Govasti adlı bir kabilenin geldiği ve günümüzdeki Merkez Camii’nin üst taraflarına yerleştiği söylenmektedir.

Yöre halkının önemli bir kısmını doğu illerinde gelmiş olan insanlar oluşturmaktadır. 1700 yıllarında doğu illerindeki aşiretlerin aralarında meydana gelen geçimsizlikten dolayı Konya’daki bazı yerlere göç etmiş olabileceği düşünülmektedir. Göçebeliği terk edip yerleşik hayata geçen Yörüklerin ise yaklaşık 1870 yıllarında Gaziantep, İslahiye, Beyşehir ve Antalya yörelerinden gelmiş olabileceği düşünülmektedir.

Bunlardan başka Bulgaristan göçmeni olup bölgeye yerleşen muhacirler de merkez, Doğanyurt ve Hacıfakılı Köylerine yerleşmiş bulunmaktadırlar.

Yunak kurulduktan sonra köy olarak bağlantısı bir müddet Sivrihisar İlçesi ile devam etmiştir. 1912 yılına kadar Çeltik Kasabası’na bağlı kalmış olan Yunak daha sonra Akşehir İlçesi’ne bağlı bucak merkezi yapılmıştır.

Yunak 1953 yılında, Konya İli’ne bağlı bir ilçe haline getirilmiştir.

YUNAK İLÇESİNİN COĞRAFİ KONUMU

Yunak İlçesi İç Anadolu Bölgesi’nde Konya İli’nin kuzeybatı bölümünde yeralan ve Konya İli’ne bağlı bir ilçe merkezi olup,Konya’ya uzaklığı 190 km dir. İç Anadolu Bölgesi’nde yeralan Yunak, doğuda Cihanbeyli ve Kadınhanı İlçeleri, güneyde Tuzlukçu ve Ilgın, kuzeyde Çeltik İlçeleri ile çevrilidir. İlçe batıda Afyon’un Emirdağ, kuzeydoğuda ise Ankara İli’nin Polatlı ve Haymana İlçeleri ile komşudur. Yunak İlçesi batısındaki Bayatkolu Dağı’nın batı eteklerinde hafif eğimli bir topografya üzerinde (1169-985) metre kotları arasında kurulmuştur. Yunak kuzey ve batıdan ilçeye doğru gelişmiş çok sayıda kuru derelerle (Karataş, Bayatkolu, Mollahalil Dereleri gibi) parçalanmış durumdadır.

İlçe merkezi, 38o49’ kuzey enlemi ile, 31o44’ doğu boylamı üzerinde yeralır. İlçenin ortalama yüksekliği 1071 m. meteoroloji istasyonunun yükseklği ise 1120m. dir. 2080 km2 (208.002 hektar) yüzölçümü ile Konya İli’nin büyük ilçeleri arasındadır.

İlçenin doğusunda ve güneyinde geniş düzlükler uzanır. Merkez çevresi ise dağlıktır.

Adapazarı Şeker Atıksu Arıtma Tesisi Hizmete Girdi

Türkiye ekonomisinin önemli sanayi kuruluşlarından Adapazarı Şeker Fabrikası, 20 milyon lira yatırımla kurduğu yeni arıtma tesisini hizmete soktu.

Adapazarı Şeker’in 20 milyon TL’lik dev yatırımı resmen hizmete girdi

Türkiye ekonomisinin önemli sanayi kuruluşlarından Adapazarı Şeker Fabrikası, 20 milyon lira yatırımla kurduğu yeni arıtma tesisini hizmete soktu. Bu tesis, şeker fabrikaları arasında en büyük arıtma tesisi olma özelliğini de taşıyor.

Günlük 6 bin ton pancar işleme kapasitesi, personeli, pancar eken çiftçisi, nakliyecisi ve tüccarı ile geniş bir kitleye hitap eden Adapazarı Şeker Fabrikası, yeni Atıksu Arıtma Tesisi’ni, bölge eşrafından önemli isimlerin de katıldığı törenle hizmete soktu. Törene, Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, Adapazarı Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yaşar Serdengeçti, Yıldız Holding Global Hukuk Başkanı İbrahim Taşkın, Yıldız Holding Genel Müdürü Hüseyin Avni Metinkale, sivil toplum kuruluşları ve çiftçiler katıldı.

Törende konuşan Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu Yıldız Holding’in Türkiye için çok büyük bir camia ve firma olduğunu belirtti. Balkanlıoğlu “Yıldız Holding ailesi Türkiye’nin istihdamı ve ihracatı açısından çok önemli bir kurumu. Böyle bir ailenin Adapazarı Şeker Fabrikası’nı alması ve bu fabrikanın sürdürülebilir hale gelmesi Sakarya için büyük bir şans. Böyle bir tesisin açılışına katılmaktan son derece mutluyum.” dedi.

SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş yaptığı konuşmada “Buradaki ileri arıtma tesisinin her aşamasını Adapazarı Şeker ekibi, SASKİ profesyonelleriyle istişare ederek yaptı. Gerçekten ileri teknolojinin kullanıldığı bir tesis kuruldu. Buradan çıkan bütün sıvı ve katı atıklar çevreye sıfır zararla bertaraf edilecek.” dedi.

Adapazarı Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yaşar Serdengeçti, törende yaptığı konuşmada, Adapazarı Şeker’in 2013 yılında Yıldız Holding bünyesine katıldığını belirtti. Serdengeçti, ilk günden itibaren yaptıkları yeni yatırımlarla fabrikayı tekrar bölge çiftçisinin hizmetine sunduklarını söyledi.

Serdengeçti, şöyle devam etti:

“Fabrikamızı yeniden hep birlikte günlük 6 bin ton pancar işleme kapasitesi, personeli, pancar eken çiftçisi, nakliyecisi ve tüccarı ile geniş bir kitleye hitap eder hale getirdik. 365 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bugüne kadar fabrika ve arıtmaya 38 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirdik.”

Sıfır atık hedefi koyduk

Yıldız Holding olarak mutlu yaşanabilen bir dünyanın ancak kaynakların sürdürülebilir olduğu bir dünya olduğuna inandıklarını belirten Serdengeçti, “Türkiye ekonomisinin önemli sanayi kuruluşları arasında yer alan fabrikamız 20 milyon liralık yatırımla şeker fabrikaları arasında en büyük arıtma tesisine sahip oldu. Bu yatırım, bugün şeker sanayinde yapılan en yüksek bütçeli ve en hızlı hayata geçen projedir. Aslında fabrikamızın ihtiyacı olan kapasitenin 2 katı düzeyinde bir yatırım yaptık, zira hiçbir konuda açık kapı bırakmak istemedik. Tedbirlerimizi elden bırakmadık. Doğaya saygı, yalnızca rakamlarla ölçülebilecek bir kavram değil elbet. Bugün burada bulunan çiftçilerimiz, topraklarına nasıl bir özenle dokunuyorsa biz de aynı hassasiyeti göstermek; toprağı, suyu, havayı yarın çocuklarımıza aynı saflıkta bırakmak zorundayız” diye konuştu.

İleri teknoloji arıtma tesisi

Adapazarı Şeker Fabrikası Genel Müdürü Hasan Çapraz ise ileri teknoloji arıtma tesisinin Anaerobik ve Aerobik yani Oksijensiz ve Oksijenli ortamda arıtma yapacağını söyledi.

Genel Müdür Çapraz, şunları kaydetti:

“Adapazarı ilimizin ekonomisine büyük katkı sağlayan fabrikamıza böylesi bir arıtma tesisi kazandırdığımız için çok mutluyuz. Artık atık su problemimiz olmayacak. Böylece şehir sakinlerini üzen koku da ortadan kalkacak. Bu tesis üretimimizi sürdürülebilir kılacak. Peki ne yapacağız? Arıtmadan çıkan çamur, Lisanslı Bertaraf tesislerinde verilecek. Pancar yıkamadan çıkan toprağımızı ise Belediyemizin atık sahasında teslim edilecek. Böylelikle ekonomik olan her bir değeri kaybetmeden tekrar tesisimizde kullanacağız.”

Toplam 20 milyon liralık yatırımla kurulan Adapazarı Şeker Atıksu Arıtma Tesisi şeker fabrikaları arasında en büyük arıtma tesisi olma özelliğini de taşıyor.

Haber-Fotoğraf-Sakarya

Necla BAKAN Dernekturk Genel Yayın Yönetmeni

 Fehmi DUMAN-Habervole Genel Yayın Yönetmeni

halim13

halim halim1 halim2 halim3 halim4 halim5 halim6 halim7 halim8 halim9 halim10 halim11 halim12halim14 halim15 halim16 halim17 halim18 halim19 halim20

 

 

user comment

MÜSİAD Vizyoner’17 Türkiye’nin Geleceğini Şekillendirecek

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) iki yılda bir düzenlediği MÜSIAD Vizyoner Sektörler Zirvesi, 11-12 Ekim 2017 tarihleri arasında İstanbul Wow Convention Center’da gerçekleştirilecek. Dünyanın en hızlı gelişen ülkelerinden biri olan Türkiye için bir yol haritası niteliğinde olan Vizyoner’17 Sektörler Zirvesi’ne; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat ALBAYRAK, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim KALIN, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk BAYRAKTAR, MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman KAAN ile iş dünyasından önemli isimler katılacak.

İkincisinin gerçekleştirileceği MÜSİAD Vizyoner’17 Sektörler Zirvesi’nin ana temasını, gelecekte var olmanın en önemli unsuru olarak karşımıza çıkan ‘dönüşüm’ kavramı oluşturuyor. Sırasıyla, MÜSİAD Sektör Kurulları Komisyonu Başkanı ve Vizyoner’17 İcra Kurulu Başkanı Bayram Şenocak, MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ve T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak açılış konuşmalarını yapacak. Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da bir konuşma yapacağı etkinlikte ‘Niçin Dönüşüm’, ‘Nasıl Dönüşüm’, ‘Ne’ye Dönüşüm’ ve ‘Türkiye’nin Dönüşümü’ ana başlıklarında görüşler sunulacak.

Türkiye İçin Çalışıyoruz

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Türkiye’nin atılım yapması ve daha iyi yarınlara sahip olması için, hem STK hem de iş adamları derneği olarak ellerini taşın altına koymaya her zaman hazır olduklarını belirterek, “Yurt içinde 86 irtibat nokta, yurt dışında 68 farklı ülkede toplamda 181 nokta ile Türkiye’mizin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz. Daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz. ‘Dönüşen Dünyada Yeni Türkiye’ temasıyla gerçekleştireceğimiz Vizyoner’17 Sektörler Zirvesi, dönüşümün stratejisini inşa ettiğimiz uluslararası bir organizasyon olarak bu çabanın bir parçası” dedi.

 

Korku sosyal hayatı kısıtlıyorsa uzman yardımı almak önemli

Korku, yaşam boyunca deneyimlenen ve aslında bireylerin gelişiminde koruyucu işlevi olan normal bir duygu olarak tanımlanıyor. Küçük yaşlarda fark edilip, tedavi edilmeyen korkular ise ilerleyen dönemlerde ciddi psikiyatrik sorunlara zemin oluşturabileceği için anne ve babaların bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Leyla Alkaş, korkunun çocuk sağlığı üzerindeki etkileri ve korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Bebeklikte başlayan korkular yıllarca sürebilir

İnsanlar doğduğu andan itibaren ani ses, ışık, sallanma, düşme hissi ya da denge kayıplarına korkarak tepki verir. 6 aylık bebek, kendisine bakanı tanır ve farklı insanlar onu kucağına alınca ağlar. 3-4 yaşlarında hafızanın gelişimi ve güven duygusunun oturması ile bu durum geçer. Yine bu yaşlarda, özellikle korkutulduysa; karanlık, yalnız kalma, çeşitli hayvanlar veya hayali durumlara karşı korkular başlar.

6 aydan uzun süren korkulara dikkat!

İnatçı, aşırı ve anlamsız korkulara fobi denilmektedir. Çocuklar, erişkinlerden farklı olarak korkunun anlamsız ve anormal olduğunu kabul etmez. Bunun yüzünden eğitiminden, uykusundan, yapmak istediklerinden ayrı düştüğünü fark edemez. Çocuk korku veren durum veya nesneden mümkün olduğunca kaçınır. Korku hali 6 aydan fazla sürerse buna “özgün fobi” denir. Özgün fobiler; böcekler, fırtınalar, yükseklik, iğne, asansör, kapalı kalmak gibi bazı özel durumları kapsayabilir.

Önüne geçilemeyen korkular geleceği olumsuz yönde etkiliyor

Yaş ilerledikçe korku nesnelerinin sayısı artar; üstelik bu nesneler giderek hayali olmaktan çıkar ve somut bir hal alır. 3 yaşındaki bir çocuk “öcü”den korkarken; 7 yaşındaki çocuk, hırsızlardan korkmaya başlar. 13 yaşındaki çocuk, hırsızlara karşı alınan önlemleri görür ve bundan korkmak yerine arkadaşlarının dışlamasından korkar. Daha büyüdüğünde ise, karşı cinsle ilişki ya da meslek edinebilme ile ilgili korkular ön plana çıkacaktır.

Korku sosyal hayatı kısıtlıyorsa uzman yardımı almak önemli

Gelip geçici korku ve tedavi edilmesi gereken korku birbirinden ayrılmalıdır. Eğer korku kronikleşmiş, korkulan olaya karşı verilen tepki orantısız, sonrasında sakinleşememe ve yaşına uygun aktivitelerden uzak kalma durumu söz konusu ise profesyonel yardım almak gerekmektedir.

Huzursuz aile ortamı korkuları tetikliyor

Korku bulaşıcıdır. Bu nedenle küçük çocuklar, annelerinin yüz mimiklerine ve tepkilerine göre bir olayı riskli veya korkutucu bulurlar. Özellikle çocuklara “bak doktor gelir iğne yapar” gibi cümleler kurulmamalıdır. “Ben kesin düşerim, başaramam” gibi olumsuz ve çarptırılmış cümleler de çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların yetiştiği ortam kavgalı ve huzursuzsa bu da korkuları beraberinde getirecektir.

Korkuların oluşmasında internetin rolü büyük

Günümüzde, sosyal medya araçlarının çocuklar tarafından denetimsiz ve yaygın kullanımı, korkuların oluşumunda etkin rol oynamaktadır. Haberlerin dramatik ve korkutucu sunumu; bilgisayar oyunlarındaki karakterler, ürkütücü yaratıklar; korku filmleri; internetteki ürkütücü görüntü ve hikayeler; cinsel görüntüler ve kanlı vahşi sahneler özellikle 5-14 yaş arası çocuklarda fobi ve kaygı bozukluklarına yol açmaktadır.

Genetik bir miras olabilir

Korku duygusu sadece anne-baba değil akrabadan da çocuğa genetik olarak taşınıyor. Eğer çocuğun akrabalarında panik atak, fobi ya da anksiyete bozukluğu varsa o kişilerle hiç görüşmese bile çocuk benzer hastalıklara aday konuma geliyor.

Okul korkusu çocuğun tüm hayatını olumsuz etkileyebilir

Tedaviye başlamadan, öncelikle ebeveynde korku varsa tedavi edilmesi gerekmektedir. Çocuğa karşı samimi olunmalı, yanlış ve kaçamak bilgi verilmemelidir. Korkularıyla dalga geçip, alay etmeden gülümsemek, bunların geçeceğine inandırmak gereklidir. Ufak deneyim ve üstüne gitmeler için yüreklendirmek, yanında eşlik etmek, cesaretini takdir etmek iyi gelecektir. Gerekli görüldüğü durumlarda ilaç dahil, tedavi araçlarının hızlıca kullanılıp olayın kronikleşmesi engellenmelidir. Özellikle okul reddine sebep olan korkular çocuğun tüm hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Hilvan Belediyesi" Her Zaman Sizinle ve Sİzler İçin Varız"

Hilvan Belediyesi Cadde Ve Sokakları Yıkadı

Aşırı kirlenen ana cadde ve sokakların yıkanması için Hilvan belediyesi temizlik işleri müdürlüğü ekipleri yıkama çalışması başlattı .Hilvan’ın temiz bir ortama kavuşması için her türlü imkanı seferber eden Hilvan Belediye başkanı Aslan Ali Bayık cadde ve sokakların temizliğine oldukça önem veriyor.Temizlik işleri müdürlüğünden bilgi alan ve Hilvan’ın güzel ve temiz bir ortama kavuşması için talimat veren başkan Aslan Ali Bayık Çalışmaların hız Kesmeden devam etmesini istedi.
konu hakkında önemli açıklamalarda bulunan Hilvan Belediye Başkanı Aslan Ali Bayık tüm cadde ve sokaklarımızda yol yıkama çalışması yapılıyor.Vatandaşlarımızın toz ve topraktan olumsuz şekilde etkilenmemesi için çalışmalarımızı gece gündüz demeden devam ediyoruz.Hilvan Belediyesi Cadde Ve Sokakları Yıkadı İhtiyaç duyulan bütün mahallelerde yıkama çalışması yapılacak bu süreçte çalışmalarımızı anlayışla karşılayan esnaflarımıza ve halkımıza teşekkürlerimi sunuyorum belediyemiz temizlik işleri ekipleri cadde ,sokak ve mahalle ayırmaksızın çalışmalarına devam edecek açıklamasında bulundu.


Aslan Ali BAYIK 

1961 Yılında Hilvan’ın Kepirhisar Köyü’nde doğdu. İlkokulu doğduğu köy olan Kepirhisar’da okuduktan sonra orta ve lise öğrenimini Şanlıurfa’da tamamladı. 1984 ile 1988 yılları arasında Hilvan Belediyesinde memurluk hayatına başlayan Aslan Ali Bayık, su işlerinden sorumlu olarak görev yaptı.

Belediyecilik hayatına 1988 yılında Hilvan Belediyesinde başlayan Bayık, ardından Şanlıurfa Belediyesine geçerek çeşitli birimlerde idareci olarak çalışma hayatını sürdürdü.

25 yıl boyunca belediyecilik yapan Bayık, aynı zamanda eğitim hayatını da devam ettirerek Harran Üniversitesi İklimlendirme Programından mezun oldu. 

Edindiği belediyecilik tecrübelerini hayata geçirmek ve ilçesine hizmet etmek amacıyla 2004 yılında siyasete atıldı. AK Parti’den belediye başkan adayı oldu ancak çok az bir farkla seçimi kaybetti.

Halk ile iç içe ve bütünleşerek yaşamına devam eden Bayık, çıktığı siyaset yolundan yılmayarak 2009 seçimlerinde yeniden aday oldu. Saadet Partisi’nden girdiği seçimi kazanan Aslan Ali Bayık, “Hilvan Sevdalısı” sloganıyla girdiği hizmet yolunda birçok ilke imza atarak Hilvan’a yenilikçi bir belediyecilik anlayışını getirdi.

Bayık, ilçesine en iyi şekilde hizmet vermek ve hayalindeki projeleri daha erken hayata geçirmek için 28 Aralık 2010 tarihinde AK Partiye geçiş yaptı. 

Belediye başkanlığı yaptığı birinci dönemde Hilvan’ın en büyük sorunlarını gidererek geleceğe yönelik kalıcı çalışmalara imza attı. Başkanlığının ikinci döneminde de başlattığı projeleri devam ettiren Bayık, halen Hilvan Belediye Başkanı olarak görevini sürdürmektedir.

Gerek aile içinde, gerek çalışma ortamında ve gerekse de halk içinde mütevazi kişiliğiyle bilinen Aslan Ali Bayık evli ve 6 çocuk babasıdır.

Belediye Meclis Üyeleri

Hizmet-İş sendikası Başkanlar Kurulu Toplantısı Sonuç Bildirgesi

2017 Yılı 2. Başkanlar Kurulu Toplantısı Sonuç Bildirgesi

HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası 2017 yılı 2. Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, 21-24  Eylül 2017 tarihlerinde Van’da toplanmıştır.

                Toplantıya; Genel Yönetim Kurulu, Genel Denetleme Kurulu, Genel Disiplin Kurulu, Profesyonel Şube Başkan ve Yöneticileri, İl Başkanları, Komitelerimizin Başkanları, Genel Merkez Uzmanlarımız katılmıştır.

                Başkanlar Kurulumuz; “Ülkemizin içerisinde bulunduğu siyasî-sosyal ve ekonomik durum, Çalışma Hayatının sorunları ile ilgili yaşanan son gelişmeleri” ve teşkilatımızın konumunu değerlendirmiş ve sonuçlar halinde aşağıdaki hususlara vurgu yapmıştır.

                Başkanlar Kurulumuzu Doğu Anadolu’muzun güzide şehirlerden birisi olan Van’da yapmamız sendikamız için önemlidir. Çünkü; 23 Ekim 2011 depremiyle sarsılan Van, bir taraftan da terörden en çok etkilenen şehirlerimizden birisidir. Hızla depremin ve terörün yaralarını sarmaya başladığını müşahede ettiğimiz Van’ın her alanda yeniden bölgemizin cazibe merkezi olmasını önemsiyoruz.

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası; Türk Sendikal hayatında tarih ve medeniyet eksenli emek ve alın teri mücadelesinde 39 yıllık bilgi, birikim ve deneyimle onurlu bir tarihe sahiptir.  Bu eksende, Sendikal mücadelede yerli temeller üzerinde “yeni değerler” üretmek için mücadelesini sürdüreceğinin altını çizmektedir.

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ; Sendikal mücadeleyi yeniden medeniyet inşasının önemli bir aracı kabul ederek erdemli bir sendikal inşa için daha ileri adımlar atma sorumluluğu ve duyarlılığını devam ettirmektedir.

                TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK İŞÇİ SENDİKASI…

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca en son yayınlanan (Temmuz 2017) istatistiklerde 206 bin 592 üyesiyle Genel İşler İşkolunun ve Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olmuştur.

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası; kurulduğu 1979 yılından bu güne her an yenilediği heyecan ve enerjisi, edindiği bilgi, deneyim ve birikimle temellerini tahkim ederek emekçilerin umudu olmuştur.

                Ülkemizin en büyük işçi sendikası konumuna gelmek, büyük bir onur olduğu gibi, bize daha büyük sorumluluklar da yüklemektedir. Yeni ve daha ileri hedeflere doğru birlik- bütünlük ve kararlılık içerisinde yürümeye, örgütlenmemizi hız kesmeden sürdürmeye devam edeceğiz.

                TAŞERONLUK SİSTEMİNDEN VAZGEÇİLEREK TÜM TAŞERON İŞÇİLERE KADRO VERİLMELİDİR.

                Uzun süredir çalışma hayatının kronik bir problemi haline gelen ve kangrene dönüşen ve halen endişeli bir bekleme sürecine giren Taşeron İşçilik sorunu acilen çözülmelidir.

                Taşeron İşçiliğinin ortadan kaldırılacağına dair 2016 Mart ayında Hükümet tarafından yapılan açıklamanın ardından ÖZEL SÖZLEŞMELİ PERSONEL (ÖSP) adı altında düşünülen düzenleme beklentilerimizi karşılamamıştır. Aksine işçilerin uzun mücadeleler sonucunda elde etmiş oldukları Toplu Pazarlık ve diğer bazı haklarını ortadan kaldırılacağı yönünde endişelerimizi artırmıştır. Bu konuda başta Başbakanlık ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili bakanlık ve kuruluşlara itiraz ve önerilerimizi yazılı olarak ilettik ve iletmeye devam ediyoruz.

                Talebimiz; Taşeron işçilikte gelinen aşamanın bir an önce belirginleşmesi ve bu sorunun kalıcı olarak TÜM TAŞERON İŞÇİLERİ KAPSAYICI BİR BİÇİMDE ÇÖZÜMLENMESİ için; hiçbir ayrım yapılmadan Kamudaki tüm taşeron çalışanlar KADROLU İŞÇİ OLARAK istihdam edilmelidir.

                Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız ’ın 17 Eylül 2017’de yaptığı “Taşeron işçilikle ilgili çalışmalarımızı yılbaşından önce sonuçlandıracağız” açıklamasını olumlu karşılıyor, yapılacak düzenlemenin taşeron işçiler ve sendikamızın talep ve itirazları dikkate alınarak hazırlanması talebimizi tekrar ediyoruz.

                KIDEM TAZMİNATINDA ADİL BİR SİSTEM HAYATA GEÇİRİLMELİDİR.

                HİZMET-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu olarak, Çalışma Hayatının temel konularından birisi olan ve sürekli kamuoyunun gündeminde tutulan kıdem tazminatı mevzuatında;

                Var olan kıdem tazminatı sistemine ilişkin sorunların giderilmesi, bu sorunların bir daha yaşanmayacağı şekilde mevzuatın daha da güçlendirilmesi ve kazanılmış hakların korunarak bütün çalışanların kıdem tazminatı alabileceği bir sistem hayata geçirilmelidir.

                Yapılacak düzenlemelerde, istihdamın artırılması, istisnasız her bir çalışanı güvence altına alacak, haksızlıkların, adaletsizliklerin yaşanmayacağı sürdürülebilir bir sistem hayata geçirilmelidir.

                Çalışanları sürekli tedirgin eden bu temel konu, bu önerilerimiz dikkate alınarak kamuoyunun gündeminden çıkarılmalıdır.

                BÜYÜME VE İSTİHDAM

                Dünyadaki küresel ekonomik daralmaya rağmen, dönemsel olarak büyümesini sürdüren Türkiye Ekonomisi 2017 yılının ikinci çeyreğinde 5,1 oranında büyümüştür. Bu büyümeyi olumlu karşılıyoruz. Ancak işsizlik hâlâ % 10’larda seyretmektedir. Ekonomideki büyümenin istihdama yansıyarak, (diğer sorunları tetikleyici bir kronik sorun olan) işsizliğin bir an önce sürdürülebilir düzeye indirilmesi, diğer toplumsal sorunların çözümlenmesine yönelik bir gelişme olacaktır.

                BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZ ÜLKEMİZİN TEMİNATIDIR.

                Türkiye önemli bir tarihî süreçten geçmektedir. Son yıllarda her alanda gerçekleştirdiği atılımlar ve uluslararası güç dengeleri içerisinde attığı adımlarla, bölgesinde belirleyici bir güç ve uluslararası arenada da tavır ortaya koyan bir ülke durumuna gelmiştir. Mazlum halkların umudu olmuştur. Buna karşı küresel güçler ve maşa olarak kullandıkları terör örgütleriyle, ülkemizin huzuru, bütünlüğü ve güvenliğine karşı harekete geçmişlerdir. Bu girişimlere karşı; ülkemizin istiklal ve istikbali, millet ve devletimizin bekası için, tıpkı 15 Temmuz 2016 gecesi olduğu gibi millet olarak hep birlikte mücadele etmeliyiz. İnanıyoruz ki; bu irade ve dayanışma ruhu tüm uluslararası saldırıları bertaraf edecektir.

                15 TEMMUZ İHANETİNİ UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ.

                Ülkemiz ve tüm emekçiler, 15 Temmuz 2016 gecesi TSK içinde yuvalanan üniformalı bir gurup FETÖ’cü hainin ve işbirlikçilerinin ihanetini asla unutmayacaktır. Sendikamız HAK-İŞ/HİZMET-İŞ, bu uğurda şehid ve gaziler vermiştir. Bir kez daha şehitlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet, gazilerimize şifalar ve hayırlı ömürler diliyoruz.

                Bu kanlı darbe ve işgal girişimini bir kez daha lanetliyor ve FETÖ terör örgütünün tüm mensuplarına hukuk içerisinde gereken en ağır cezanın bir an önce verilmesini, ülkemizin bekası, demokrasisi ve geleceği adına önemli görüyoruz.

                TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜNÜ LANETLİYORUZ.

                HİZMET-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu olarak, ülkemizin barış, huzur ve istikrarına yönelik terörün bir an önce son bulmasını istiyoruz. Terörle mücadelede daha etkin ve güçlü tedbirlerin uygulamaya konulduğuna ve konulacağına inanıyor ve operasyonlarını destekliyoruz. Şehit olan güvenlik güçlerimize ve hayatını kaybeden sivil vatandaşlarımıza Cenab-ı Haktan rahmet, milletimize başsağlığı, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.

                Türkiye’nin; tüm milletimizin istikrar içerisinde, huzur, barış ve güven ortamında yaşadığı bir barış adası olması için üzerimize düşen her türlü görevi yerine getirmeye devam edeceğiz.

                SURİYE VE IRAK’TA YAŞANANLAR

                Ülkemizin sınır komşularıyla olan ilişiklerini yakından ve ilgi ile takip ediyoruz. Özellikle Suriye-Irak hattında yaşanan gelişmeler ve Suriye’de devam eden iç savaş nedeniyle Türkiye’nin kayıtsız kalamayacağı bir süreç devam etmektedir. Bu bağlamda, gerek diplomatik ve gerekse Silahlı Kuvvetlerimizin girişim ve harekâtları yerinde ve gereklidir. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak, bir an önce istikrara kavuşması için uluslararası güçler bölgeyi terk etmelidir. Suriye halkı kendi geleceğini kendi vereceği kararla belirlemelidir.

                Irak’ın toprak bütünlüğünü ve bölgenin huzur ve istikrarını ihlal edecek olan ve Uluslararası bir oyunun parçası olarak gündeme taşınan sözde referanduma yönelik gelişmeleri kaygı ile izliyoruz. Tarihî tecrübe, toplumların önünü aydınlatan en önemli yol göstericidir. Bu bağlamda, sorumluluk sahipleri tarihten ders almalı ve yeni trajedilere yol açabilecek yaklaşımlardan kaçınmalıdırlar.

                Avrupa’nın insan haklarını yok sayan çifte standartlarına rağmen 4,5 milyonu aşan Suriyeli mülteciyi insanî ve tarihî sorumluluğundan kaynaklanan gerekçelerle kabul eden ülkemizin, bu mültecilerin çalışma hayatına entegrasyonunda yaşanması muhtemel sorunlara ve özellikle de konunun istismarının önlenmesine yönelik gerekli tedbirler alınmalıdır.

                Ülkemizde, bölgemizde ve küremizde bize ihtiyaç duyan mazlum ve mağdurların sesi olmaya devam edeceğiz.

                ARAKAN MÜSLÜMANLARINA YÖNELİK KATLİAMLAR..

                Myanmar Yönetimince Arakan’lı Müslümanlara yönelik korkunç bir katliam ve soykırım uygulanmaktadır. Tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu insanlık dışı katliamlar giderek daha da trajik bir hal almaktadır.

                Başta BM olmak üzere, tüm Uluslararası kuruluşlar, yüzyılın en büyük utançlarından olan Arakan Müslümanlarına yapılanlar karşısında sadece seyretmektedir. Çaresizlik içerisinde evlerini terk ederek, açlık ve sağlıksız şartlarda Bangladeş’e sığınmaya çalışan yüzbinlerce çocuk, kadın, yaşlı insan tabloları karşısında, maalesef uluslararası toplum sessiz kalmakta ve görmezlikten gelmektedir.

                Bu konuda Türkiye, her zaman olduğu gibi Dünyayı harekete geçirmek için inisiyatif almış ve gereken her türlü destek ve yardım konusunda seferber olmuştur. Trajediyi dünya gündemine taşımıştır. Myanmar yönetiminin bu sistematik saldırı ve soykırımlarını lanetliyor ve Arakan Müslümanlarına her türlü yardım ve desteği sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.

                Ayrıca Filistin, Doğu Türkistan ve dünyanın diğer bölgelerinde yaşanan savaş, soykırım ve katliamların bir an önce sona ermesi için tüm Uluslararası kuruluşlar ve Sivil Toplum Örgütleri harekete geçmelidir.

                Tüm halklar din, dil, etnik köken ayrımı yapılmadan kendi topraklarında bağımsız ve özgür bir biçimde yaşamaları temel bir insanlık hakkıdır. Yaşam hakkına yönelik her türlü saldırı ve ihlaller insanlık suçudur.

                İNSAN KAYNAĞIMIZ VE MORAL DEĞERLER

                Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olmamız; teşkilatımızın hep birlikte özverili mücadelesiyle gerçekleşmiştir. Bu anlayışla diyoruz ki; siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlara çözüm aranırken; beşeri sermayemiz olan insanımızın kültürel ve moral değerlerinin de ihmal edilmemesi, değerler dünyamızın tahkim edilmesi önem arz etmektedir.

                En büyük sendika olmamızdaki başarımızın önemli bir nedeni; kendi yerli köklerimizden beslenmemiz ve bu yönde bir sendikal anlayışla hareket ederek farklı ve özgün bir bakış açısı ortaya koymamızdır.

                Bu anlayışla; Sendikamızı daha ileri başarılara taşıyacak kadroların/insan gücümüzün her türlü sosyal/kültürel/ekonomik donanımını gerçekleştirdik, büyüme ivmemizle orantılı olarak daha da geliştireceğiz.

                Sonuç olarak;

                HİZMET-İŞ Sendikası Genişletilmiş Başkanlar Kurulu; Türkiye’nin en büyük işçi sendikası misyonuyla Türk Sendikal hayatında 39 yılı geride bırakırken; üzerimizdeki yükün ağırlığının idrakinde olarak, “önce insan önce emek” bilinciyle Yerli ve Uluslararası emek hareketine katkı yapmaya devam edeceğimizi tekrarlıyoruz.

                Daha ileri hedeflere doğru gene aynı heyecan, birlik ve bütünlük ruhuyla mücadele edeceğimizin altını çiziyoruz.

                Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

                               HİZMET-İŞ SENDİKASI BAŞKANLAR KURULU

VAN ŞUBE BAŞKANIMIZ ABDULLAH EFEOĞLU VAN’IN EN İYİ SENDİKACISI SEÇİLDİ

Ödül töreninde Van Şube Başkanımız Abdullah Efeoğlu da Van’ın en iyi sendikacısı seçildi. Efeoğlu yaptığı kısa konuşmada ödüle layık gördükleri için teşekkür etti.