kategori Arşivleri: Gençlik ve Öğrenci

Sapanca'da Teleferik İçin İlk Adım Atıldı

Sapanca’da Yapılacak Teleferik İçin İlk Adım Atıldı

YILMAZER”Sakarya’nın ilk teleferik projesini imzaladık.İlçemize hayırlı olsun. 50 Yıllık Hayal Gerçek Oldu”

Sapanca Teleferik Projesi ihale sürecinin tamamlanmasının ardından ilgili firma ile sözleşme imzalandı.
Başkanlık makamında yapılan imza töreninde teleferik projesinin sadece Sapanca’nın değil bölgenin hizmetine sunulacağını belirten Sapanca Belediye Başkanı Doç. Dr. Aydın Yılmazer, projesinin sektörde bir kapı aralayacağını dile getirdi. Yılmazer, “Göreve geldiğimiz gün itibarı ile Sapanca turizm ilçesi dedik ve bunun tüm alt yapısını konaklama, yiyecek ve diğer yönleriyle yerel idare olarak önünü açıyor ve yapabileceklerimizi yapıyor, teşvik ediyor ve yatırımcılarımızı buraya bir bir çekiyoruz” dedi.

SAPANCA TELEFERİĞE KAVUŞUYOR

 
Yılmazer, “Bir aile Sapanca’ya geldiğinde doyasıya 24 saat geçirmesi ve sıkıntılı stresli bir şekilde gelen bireylerin buradan huzurlu, dinlenmiş ve mutlu bir şekilde ayrılmalarını sağlamak temel amacımız olduğunu her fırsatta dile getiriyorum.

İlçemize gelen misafirlerin bir teleferiğe binelim cazibesi çok büyük bir faktör. Tabi ki bu sadece teleferikten ibaret değil. Yukarıdaki 5 yıldır kirasını ödediğimiz 70 dönüm A tipi alanda sosyal tesisler teleferikle birlikte hayata geçecek. Bu projenin bu aşamaya gelmesinde emeği geçen başkan yardımcılarıma, çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu teleferik projesinin ilçemize ve halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Yüklenici firma yetkilisi İlker Cumbul ise, “Sapanca çok güzel ve İstanbul ile Bursa’ya yakın bir yer. Yeşilliğine gelmek isteyen çok insan var. Bu insanlar için bu proje bir çeşitliliktir. Teleferiğin özelliği aktif bir eğlence aracı fakat sizin çok aktif olmanız gerekmiyor. Teleferiğin başlangıç ve bitiş noktalarında ki tesislerin çevre düzenleme peyzajları da çok önemli. Sapanca’da teleferik projesinin belirlenen tarihe kadar hayata geçirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

737. Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Yörük Şenlikleri Yapıldı

737. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri Yapıldı

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİ KORTEJ YÜRÜYÜŞÜ

737. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kapsamında kortej yürüyüşü düzenlendi.
Vali Tahir Büyükakın, AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Bulut, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Belediye Başkanı Halil Aydoğdu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay uysal Ağaoğlu, İl Emniyet Müdürü Ertuğrul Namal, Yörükler, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve öteki ilgililerin katılımıyla, Ertuğrul Gazi Türbesi’nde sona erdi.
Ertuğrul Gazi’nin kabri başında Vali Büyükakın ve beraberindekiler, dua etti.

VALİ TAHİR BÜYÜKAKIN’ IN 737. ERTUĞRUL GAZİYİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİ 2. GÜN KONUŞMASI

Sayın Protokol,

Yörük Beyleri,

Bursa, Kocaeli ve Sakarya’dan,

Eskişehir, Ankara ve Kırıkkale’den,

Muğla, Aydın, Izmir ve Kütahya’dan,

Isparta, Hatay, Adana ve Antalya’dan,

Urfa’dan, Samsun’dan,

Uzaktan, yakından, anadolunun dört bir yanından gelen

Yigitler, bacılar, analar, babalar,

Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerine hoşgeldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz.

Bu yıl 737. Toyumuzu gerçekleştiriyoruz. Bizlere bu yıl da Ertuğrul Gazi’nin manevi huzurunda buluşmayı nasip eden Mevlamıza hamdolsun.

737 yıldır Söğüt’te toy yapabiliyorsak, hiç kuşkusuz bu eşsiz muvaffakiyet atalarımızın anadoluya çaldığı mayanın, zaman ve mekan üstü bir nurla karılmış olmasının bereketidir.

Yüce Rabbimiz bu nura gözümüzü kör etmesin ve bu nuru kıyamete kadar üstümüzden eksik etmesin.

Bu nur bizi biz yapan nurdur. Rüya çınarımız bu nurdan beslenerek filizlenmiş, serpilip büyümüş, üç kıtaya gölgesi düşmüştür. Ertuğrul Gazi’nin 400 çadırlık obası, önce beylik, sonra devlet ve nihayet 3 kıtaya 7 iklime hükmeden adil bir cihan devletine dönüşmüştür.

Söğüt ruhu işte bu nurdan beslemektedir.

Kardeşlerim, bacılarım, ağalarım,

Söğüt ruhunu yaşatmak, her dem diri, her dem yeni tutmak boynumuzun borcudur.

Söğüt ruhu yaşadıkça milletimiz ve devletimiz ebed müddet var olacaktır.

Söğüt ruhu yaşadıkça, “Türk beklenendir” diyen mazlum milletlerin umudu hep canlı kalacaktır.

Bu ruh kuruluşun da kurtuluşun da ilelebed varoluşun da mazlumların umudunun da zalimlerin korkusunun da yegane kaynağıdır.

Hoca Ahmed Yesevi, Hacı Bektaşı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Seyh Edebali gibi gönül sultanlarının manevi önderliğinde,

Alparslan, Ertuğrul Gazi, Osman Bey, Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdulhamid Han ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük devlet adamlarının, cesaretli ve dirayetli liderliğinde, anadolu topraklarına tutundurduğumuz bu kutlu tohum, milletimiz için ebediyyen varoluşun ve tüm insanlık için huzur iklimlerinin yegane teminatıdır.

Bugün Ertuğrul Gazi toyunda işte bu şuurla cem olduk.

Bu cem baki kaldıkça yeryüzünde bize umutsuzluk yoktur.

Bu toy cem oldukça, insanlık için umutsuzluk yoktur.

Ertuğrul Gazi toyunu ve bu toyun beslendiği Söğüt Ruhunu yaşatmak bizim boynumuzun borcudur.

Ertuğrul Ocağının varisleri olan bizlerin en önemli vazifesi Söğüt ruhunu yaşatmak, yüceltmek ve bu kutlu mirası gelecek nesillere devretmektir.

Bu nedenle, devraldığımız sancağı hakkıyla taşımak ve çocuklarımıza gururla devretmek için tam bir adanmışlıkla ve geceyi gündüze katarak çalışıyoruz ve inşaallah çalışmaya devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta Ertuğrul Gazi olmak üzere, 736 yıl boyunca burada toy kurulmasına vesile olan ama bugün aramızda olmayanları rahmetle anıyorum. Bu buluşmaya katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, varlıklarıyla bugün burayı şereflendiren yörük kardeşlerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Şimdi hep birlikte tekrar ediyoruz.

Hayırlar fethola,

Şerler def ola,

Birlik ve beraberliğimiz kaim ola,

Devletimiz daim ola,

Düşmanlar ve hainler kahru perişan ola,

İşimiz hakça, aşımız helal, hükmümüz adil ola,

Toyumuz hayırlı, uğurlu ve kutlu,

Yüce Mevla her daim yar ve yardımcımız ola.

Her birinizi muhabbetle selamlıyorum.

Allaha emanet olunuz…

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİNDE YÖRÜKLER TÖRENLE KARŞILANDI

737. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kapsamında Hükümet Konağı önünde halk oyunları ekipleri gösteri sundu, Yörükler ve diğer konuklar törenle karşılandı.

Vali Tahir Büyükakın, Yörüklerin ve diğer konukların karşılanması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından yaptığı konuşmada, 737 yıldır Söğüt’te toy yapabiliyorsa, eşsiz muvaffakiyet ataların Anadolu’ya çaldığı mayanın, zaman ve mekan üstü bir nurla karılmış olmasının bereketi olduğunu söyledi.

”Bu nur bizi biz yapan nurdur” ifadesinde bulunan Büyükakın, şöyle konuştu:

”Rüya çınarımız bu nurdan beslenerek filizlenmiş, serpilip büyümüş, üç kıtaya gölgesi düşmüştür. Ertuğrul Gazi’nin 400 çadırlık obası, önce beylik, sonra devlet ve nihayet 3 kıtaya 7 iklime hükmeden adil bir cihan devletine dönüşmüştür. Söğüt ruhu işte bu nurdan beslemektedir. Söğüt ruhunu yaşatmak, her dem diri, her dem yeni tutmak boynumuzun borcudur. Söğüt ruhu yaşadıkça milletimiz ve devletimiz ebed müddet var olacaktır. Söğüt ruhu yaşadıkça, ”Türk beklenendir” diyen mazlum milletlerin umudu hep canlı kalacaktır. Bu ruh kuruluşun da kurtuluşun da ilelebet varoluşun da mazlumların umudunun da zalimlerin korkusunun da yegane kaynağıdır. Büyük devlet adamlarının, cesaretli ve dirayetli liderliğinde, Anadolu topraklarına tutundurduğumuz bu kutlu tohum, milletimiz için ebediyyen varoluşun ve tüm insanlık için huzur iklimlerinin yegane teminatıdır. Bugün Ertuğrul Gazi toyunda işte bu şuurla cem olduk. Bu cem baki kaldıkça yeryüzünde bize umutsuzluk yoktur. Bu toy cem oldukça, insanlık için umutsuzluk yoktur. Ertuğrul Gazi toyunu ve bu toyun beslendiği Söğüt ruhunu yaşatmak bizim boynumuzun borcudur. Ertuğrul ocağının varisleri olan bizlerin en önemli vazifesi Söğüt ruhunu yaşatmak, yüceltmek ve bu kutlu mirası gelecek nesillere devretmektir. Bu nedenle, devraldığımız sancağı hakkıyla taşımak ve çocuklarımıza gururla devretmek için tam bir adanmışlıkla ve geceyi gündüze katarak çalışıyoruz ve inşallah çalışmaya devam edeceğiz.”

Kaymakam Murat Öztürk de 7 asır olduğu gibi aynı ruh, aynı inanç, aynı ortak duygularla ataların bıraktığı vatana sahip çıkma ve onu geliştirme azminde olduklarını söyledi.

Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu da törenlerin Türk milleti için ayrı bir önem arz ettiğini ifade etti.

Yörükler adına yapılan konuşmaların ardından Kütahya’nın Domaniç ilçesinde başlayan İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Acil Yardım ve Arama Kurtarma Birimleri tarafından organize edilen “Diriliş Yolu Yürüyüşü” sonrası Söğüt’e getirilen Kayı Bayrağı ve temsili toprak ile Konya Valisi Yakup Canpolat tarafından gönderilen Selçuklu Sultanı 3. Alaaddin Keykubat’ın uç beyi sancak ve beraatı, Vali Büyükakın’a teslim edildi.

Yörük temsilcilerine katılımlarından dolayı plaket verilmesinin ardından Söğüt İmam Hatip Mehteran Takımı eşliğinde Söğüt Hükümet Konağı önünden başlayan yürüyüş Ertuğrul Gazi Caddesi’nde devam etti.

Kortej yürüyüşü, Vali Büyükakın, AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Bulut, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Belediye Başkanı Aydoğdu, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve öteki ilgililerin katılımıyla, Ertuğrul Gazi Türbesi’nde sona erdi.

Ertuğrul Gazi’nin kabri başında Vali Büyükakın ve beraberindekiler, dua etti.

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİNDE ”DİRİLİŞ SAHNE” GÖSTERİSİ

737. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.

İlçe Stadında, Vali Tahir Büyükakın, AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Vali Yardımcısı Burhan Terzioğlu, Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Uysal Ağaoğlu ve Yörükler ile vatandaşların katıldığı etkinlik, aşıklar sazlarıyla türküler seslendirdi.

Yörük törelerinin gösterileri ve yerel sanatçı Hilal Coşkun’un konseriyle devam eden etkinlikte, ”Diriliş sahne” gösterisi sunuldu.

Yaklaşık 50 kişilik ekip, Türklerin Anadolu’yu yurt edilişi ve Söğüt’te dirilişi tiyatral sahne gösterisiyle canlandırdı. Büyük beğeni toplayan gösteri sonunda Türk Bayrağının açılması izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.

737. SÖĞÜT ERTUĞRUL GAZİ’Yİ ANMA VE YÖRÜK ŞENLİKLERİ

737. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri, Ertuğrul Gazi Türbesi’ne ziyareti ile başladı.

Burada Kur’an-ı Kerimin okunması ve yapılan duanın ardından tören Türk Büyükleri Anıtı önünde devam etti.

Vali Tahir Büyükakın ve Yörükler tarafından çelenk bırakılmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Vali Büyükakın, yaptığı konuşmada, geçişin geleceğe gelenekle taşındığını, milletlerin geleneklerinin ne kadar kadim ise o kadar da büyük olacağını belirterek, milletlerin geleneklerini gelecek nesillere aktarabildiği ölçüde uzun ömürlü olduğunu söyledi.

Yörükler adına konuşma yapan Oğuz Boyları Konfederasyonu Genel Başkanı Niyazi Çapa’nın ardından halk oyunları ekipleri gösteri yaptı.

Daha sonra Vali Büyükakın ve beraberindekiler, geleneksel pilav ikramı için kurban kesimi programına katıldı.

AK Parti Bilecik Milletvekili Selim Yağcı, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Bulut, Söğüt Kaymakamı Murat Öztürk, Bilecik Belediye Başkanı Nihat Can, Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Uysal Ağaoğlu, İl Emniyet Müdürü Ertuğrul Namal ve Yörükler, Çelebi Sultan Mehmet Camisi’nde, Ertuğrul Gazi ve diğer Türk büyükleri için okunan mevlit programına katıldı.

Serkan Topal "Kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın"

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7’nci Birleşiminde  Gündem dışı  söz  alan Hatay Milletvekili Serkan Topal  ” “Kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın”

Serkan Topal”Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum Sayın Başkanım: Dün bir soru sormuştum Millî Saraylarla ilgili. Bunun cevabını hâlâ bekliyoruz. Bunu bir sataşma olarak lütfen görmeyelim.

Eğitime girmeden önce, bakıyoruz Hükûmet yok, hükûmet programı yok, bakanlar yok. Biz muhtemelen bundan sonra Sayın Meclis Başkanımıza bu sorunları dile getireceğiz ve sorunların çözülmesi noktasında yine eskiden olduğu gibi adaleti tesis edinceye kadar da mücadelemiz devam edecek.

Eğitimin önemini burada anlatmama gerek yok ancak şunu çok iyi biliyoruz ve görüyoruz ki on altı yıllık AKP iktidarında tam 7 Millî Eğitim Bakanı ve bu bakanların görev süresi içerisinde de tam 14 eğitim sistemi değiştirildi. Gerçek olan bir şey var değerli arkadaşlar, eğer 7 Millî Eğitim Bakanı değişiyorsa ve 14 eğitim sistemi değiştiriliyorsa burada bir sorun var. Bu işi maalesef beceremiyorsunuz, beceremiyorsunuz.

Bakın, burada eğitimde LGS, SBS, OKS, TEOG, LKS, ÖSS, ÖYS, YGS, LYS, YKS o kadar çok değişti ki, inanın alfabede artık harf kalmadı. Bundan sonra ne olacak acaba? “S, S, S” sonu hep “S”yle bitiyor. Dolayısıyla arkadaşlar, sürekli bize eğitim sisteminde bir şeyler dayatıldı. Neler dayatıldı? Onları ben burada not aldım. Mesela FATİH Projesi çöktü. Ataması yapılmayan öğretmenler cami önlerinde bekleyen güvercinlere benzetildi, sonra miting alanlarında barış güvercinleri uçuruldu. MEB’in yetkileri vakıflara devredildi. Karaman’da, İzmir’de, Osmaniye’de ciğerimiz yandı. Çocuk istismarlarına “Bir kereden bir şey olmaz.” dendi. Aladağ’da çocuklar cemaatin yurdunda çığlık çığlığa içeride kaldı, anaların yüreği ağladı. Dershaneler kapatıldı kapatılmadı merdiven altı temel liselere dönüştürüldü. Andımız kaldırıldı, Atatürk öğretim programlarından çıkarıldı. Yöneticilerin neredeyse tamamı yandaşlardan atandı. PISA, dünya sonuncusu olduk arkadaşlar. Yandaş olmayanlar sözleşmeli öğretmen olarak atanmadı. Haksız yere FETÖ bahanesiyle görevden alınan insanlar intihar etti, suçsuz oldukları anlaşıldı, çocukları anasız babasız kaldı, vicdanlar yine sızlamadı. FETÖ’nün sohbet toplantılarından çıkmayanlar, övgüyle ondan bahsedenler maalesef bakan oldu. Öğretmenler, müdür odalarında yandaş bir eğitim sendikasına zorla üye yaptırıldı. Onlarca, yüzlerce, binlerce kadın öğretmen yönetici odalarında istismarlarla karşı karşıya geldi, “Konuşursan KHK’yle ihraç edilirsin.” tehdidinde bulunuldu. Atatürkçü yüzlerce, binlerce öğretmen açığa alındı. Her yere üniversite kuruldu ama maalesef üniversiteler bölündü, öğretim üyesi yok. Liselere yerleştirme kılavuzu yayınlandı, kimse anlamadı. “Yeşil”, “mavi”, “komşu”; vallahi bu denklemi çözen gerçekten olmadı. Milletvekili arkadaşlar da çözemedi. Annesi babası olmayan çocuklarımıza eğitim öğretim desteği verilemedi. Ve bunun gibi, ve ve ve nicesi.

Sayın Yılmaz gitti, kişilik olarak da kendisini gerçekten severim, şimdi de Ziya Hoca geldi. Kendileri burada değil, muhtemelen danışmanı da söyler. Ziya Hocam, gerçekten işiniz zor, gerçekten zor. On altı yıllık bir enkazı devraldınız; çözüm bende var, bizde var, Cumhuriyet Halk Partisinde var ama siz hangi yöntemi kullanacaksınız, gerçekten onu merak ediyorum? Ama, gerçekten haktan, hukuktan, adaletten, liyakatten, dürüstlükten yana tavır alırsanız, biz her zaman yanınızda olacağız.

Ben şunu söylüyorum, özellikle AK PARTİ’li bütün arkadaşlara söylüyorum: Gelin, bir komisyon kuralım. Gelin, eğitimi siyasallaştırmayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlayayım.

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Hatip.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Ve gelin bir Hükûmet politikası olmaktan çıkaralım, gelin bir devlet politikası yapalım eğitim sistemini. Öyle bir yasa çıkaralım ki yirmi otuz yıl kimse oynamasın; kimse çocuklarımızın geleceğiyle, ülkemizin geleceğiyle oynamasın.Ben özellikle, bunu yine sataşma olarak söylemiyorum. Sayın Başkan; Başbakanlık yaptınız, bakanlık yaptınız, başkan yardımcılığı yaptınız ve şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanısınız. Bütün milletvekili arkadaşlara soruyorum, huzurunuzda soruyorum değerli arkadaşlar: Bugün bir veli olarak mutlaka torununuz vardır, çocuğunuz vardır; hangi öğrenci, hangi veli, hangi bakan, hangi milletvekili, hangi öğretmen bu eğitim sisteminden memnun? Gelin, birlikte çözelim.

Fehmi DumanTBMM‘da.
24 dk.Ankara

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli Milletvekili) –

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kararnameler toplum hayatını derinden etkilemeye devam ediyor. Yeni bir kararname; bu sefer Sosyal Güvenlik Kurumu Sayıştay denetiminden çıkarıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu vatandaşın sırtındaki terdir ve bu paranın millet adına denetlenmesi en doğrudan vatandaşlık hakkıdır. Bütçedeki en büyük kalemlerden biridir bu. Bir Cumhurbaşkanı bu paranın denetlenmesini neden istemez? Bu, ciddi, düşündürücü b

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gözlük
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
26 dk.Ankara

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa Milletvekili) –

Sayın Başkan, o hakkı kullanacağız ama tabii, değerli milletvekilimiz İlyas Şeker bir ilçe başkanımızın yapmış olduğu bir paylaşım üzerinden bazı ifadelerde bulundu. Tabii, bu konuyla ilgili, konu araştırılacak ve konu hakkında partimiz gerekli çalışmayı yapacaktır ama bir çelişkinin giderilmesini ifade etti. Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkan Vekili olarak, Genel Başkanımızın ifadeleri, grup başkan vekillerinin, parti sözcümüzün ifadel

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
29 dk.Ankara

Selahattin Minsolmaz, Kırklareli Milletvekili

Değerli milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisimiz Trakya yöremizde bugüne kadar 270 bin ton ekmeklik buğday alımı gerçekleştirmiştir. Trakya’mızda ve özellikle Kırklareli
ilimizde hasat öncesi ve hasat sırasında yaşanan yoğun yağışlar sonucunda ortaya çıkan çimlenmiş dane sorunu nedeniyle alımları gerçekleşmeyen ürünler için yapılan girişimler sonucunda Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından yeni alım şartları belirl

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
31 dk.Ankara

Hacı Özkan, Mersin Milletvekili…

15 Temmuz 2016 yılında FETÖ terör şebekesi, vatanımıza, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, istiklal ve istikbalimize kastetmiştir. Aziz milletimiz, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi yine büyük bir inanç, azim ve kararlılıkla vatanına, özgürlüğüne, hukuk düzenine sahip çıkmış, hain işgal girişimini Allah’ın inayeti, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve aziz milletimizin cesaretiyle bütün dünyaya örnek olacak ş

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
32 dk.Ankara

TURAN AYDOĞAN (İstanbul Milletvekili) –
27’nci Yasama Dönemi’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Dinî ve felsefi inançlarını ortaklaştıran bireylerin bir araya gelmeleri ve inançlarını birlikte yaşamaları gayet doğal bir haktır. Ancak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Adnan Oktar ve grubuna yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında ortaya çıkan ilişkiler, dinî cemaatlerin, tarikatların ve ezoterik örgütlerin, siyasi ve ekonomik bir güç olmalarının ne tür tehlikel

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
34 dk.Ankara

YILDIRIM KAYA (Ankara Milletvekili) –

Millî Eğitim Bakanlığı, sözleşmeli öğretmen alımı için 14 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında yaptığı 60 bin öğretmenin katıldığı mülakatların sonucunu 11 Temmuz tarihinde açıkladı. Ancak Danıştayın mülakatlarla ilgili verdiği, “Adayın mülakat puanı, KPSS puanının 3 puan aşağısında ya da yukarısında verilebilir.” kararına uyulmadı. KPSS’den yüksek puan alan öğretmenler, mülakatta verilen düşük puanlarla elendi, adalet ve hukuk yok sayıldı. 

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: Serkan Titiz
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
37 dk.Ankara

ÖZKAN YALIM (Uşak Milletvekili) –

Bugün itibarıyla dolar 4,830; euro 5,660. Seçimden önce mazot ve benzin fiyatları döviz kuruna endeksli olarak belirleniyordu ancak 24 Haziran seçimleri öncesi Hükûmet, oy almak adına, gelen zamları ÖTV vergisinden karşıladı bugüne kadar. Ancak, artan döviz kurlarından dolayı, döviz kurlarının bu şekilde olmasından dolayı özellikle Hükûmeti uyarıyoruz: Zamları ÖTV vergisinden karşılamaya devam mı edeceksiniz yoksa direkt karşılamaya devam etmeyip de bu zamları dövize -pompa fiyatları olarak- endeksleyecek misiniz? Özellikle bu konuda yüce Türk milletinin bilgiye ihtiyacı vardır.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
39 dk.Ankara

Kazım Arslan, Denizli Milletvekili

İçişleri Bakanına soruyorum: Adana’nın Çukurova Belediyesinin bahçesindeki Atatürk heykeline satırla saldıran Rıdvan Karataş’ın çirkin saldırısına karşı ne Cumhurbaşkanından ne de Başkanlığınızdan bir açıklama yapılmamıştır. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetine yapılan bu çirkin saldırıya karşı bir açıklama yapılmamasının sebebi nedir? İktidarınız döneminde bu tür saldırıların artmasının nedeni nedir? Atamıza karşı s

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise ve gözlük
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
41 dk.Ankara

Kemal Zeybek, Samsun Milletvekili,

Değerli Başkanım, Ayvacık ilçemiz ile Erbaa arasındaki 30 köyümüzün ulaşımının sağlanacağı 60 kilometrelik bir yol güzergâhı var ve yıllardır bu yol güzergâhı, mevcut Hükûmet tarafından söz verildiği hâlde yapılmadı. Ayvacık ile Erbaa arasındaki bu vatandaşlarımız 220 kilometre daha fazla mesafe kat ederek kendi güzergâhlarını değiştirip binlerce lira yakıt harcayarak bu güzergâhta yol alıyorlar. Bu yolun yapılmasıyla bölgedeki, Samsun ile Tokat arasındaki yolun daha kısaltılmasıyla millî servetimiz olan yakıtın tüketiminin azalacağını ve bu bölgede bulunan köylerimizin mağduriyetinin giderileceğini, ulaşımının iyi sağlanacağını düşünüyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
Yorumlar

Adıyamanlılar artık, kadın doğum uzmanı bulunmadığından dolayı neredeyse çocuk yapmaktan vazgeçer hâle geldiler.
Yorumlar
Fehmi DumanTBMM‘da.
45 dk.Ankara

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman Milletvekili ) –

Sağlıkta çağ atladığımız iddiasında bulunan Hükûmet ve Sağlık Bakanlığının, öyle anlaşılıyor ki Adıyaman’dan haberi yok. Adıyaman’da Samsat, Çelikhan, Tut ve Gerger ilçesinde kadın hastalıkları uzmanı ve doğum uzmanı yok. Adıyaman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Hastalar ve hasta yakınları gece saat birde, sabah altıya sıra almak için kuyrukta bekliyorlar ve bu gerçekten, artık, g

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
49 dk.Ankara

Mahmut Tanal, İstanbul Milletvekili
Değerli milletvekilleri, saygıyla selamlıyorum.
Değerli Meclis Başkanımız, Türkiye’de, hatırlarsanız taşeronda çalışan işçiler vardı, bunlar kadroya geçti. Kadroya geçen bu taşerondaki işçilere her kurum bir kimlik verdi. Mesela, Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu taşerondan kadroya geçenlere kimlik verdi. Ancak tüm kurumlar taşeronda çalışıp kadroya geçen kişilere, çalışanlara verilen kimlikte unvan kısmına “sürekli işçi” veya “kadrolu işçi” ibaresini koydu. Ama Meclis Başkanlığınız ne yazdı, biliyor musunuz? “Temizlik işçisi” ibaresini koydu. Bu, insan onuruna yakışmayan bir kavramdır. İnsan onurunu aşağılayıcı ve insan onuruyla bağdaşmayan bu kavramın derhâl çıkarılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kadrolu çalışanlara verilen bu kimliğin değiştirilmesini istirham ediyorum.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
51 dk.Ankara

İLYAS ŞEKER , Kocaeli Milletvekili…

Aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesinde ülkemizi işgale kalkan hain darbecilere karşı korkusuzca sergilediği cesaret neticesinde tarihte eşine ender rastlanan büyük bir zafer elde etmiştir. 15 Temmuz gecesi Türk milleti aynı zamanda tüm dünyaya ülkesini seven bir milletin demokrasiye nasıl sahip çıktığını göstermiş oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu 15 Temmuz darbe girişiminin halkın direnme hakkı sayesinde başarısı

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
54 dk.Ankara

ÇETİN ARIK (Kayseri Milletvekili ) –

Öncelikle 27’nci Yasama Döneminin ülkemize, milletimize ve milletvekillerimize hayırlı olmasını dilerim.

Kayseri Milletvekilimiz Sayın Mehmet Özhaseki Kayseri ziyaretinde “Kasti olarak, Kayseri’ye güzel hizmetler yapılmasına kötülüklerinden dolayı tezgâh kuran, kumpas kuran insanlar var. Onlara da hakkımı helal etmiyorum.” dedi. Sayın milletvekili, bu güzel ülke kumpaslardan dolayı çok çekti. Ergenekon, Balyoz ve daha niceleri… Bu kumpasların bedelini insanlar canlarıyla ödedi. Bu kumpasların devamında 15 Temmuzu yaşadık. Bu iş öyle “Hakkımı helal etmiyorum.” demekle olmaz. Kayseri’ye yapılacak güzel hizmetlerin yapılmaması için kimler, nasıl, niçin kumpas kurdu, açıklayın. Kim bu kumpasçılar? Kayseri halkı bu kumpasçıları merak ediyor. Açıklayın, bu kumpasçılara karşı birlikte mücadele edelim.

Görüntünün olası içeriği: TC Halit Aydemir, yakın çekim
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
56 dk.Ankara

Fatma Kaplan Hürriyet, Kocaeli Milletvekili,

Sayın Başkan, yayımlanan 703 sayılı KHK’yle Başbakanlıkta görev yapan 113 şoför için özel düzenleme yapıldı ve Başbakanlıkta şoför olarak çalışan personel sürekli işçi kadrolarına geçirildi. Yani yüzde 70 işçilik maliyetine takılan Başbakanlıktaki taşeron şoförler kadro hakkı kazandı, hepsine hayırlı olsun diyorum. Ancak, ne var ki madalyonun diğer bir yüzü bulunuyor. Başbakanlıkta çalışan şoförler herhangi bir kısıtlamaya maruz ka

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
57 dk.Ankara

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin Milletvekli) –

Sayın Başkan, Türkiye yaş sebze meyve üretiminde ve ihracatında Mersin 1’inci sırada yer almaktadır. Yalnız, bu yıl yaşanan dolu afeti, sel afeti ve özellikle Akdeniz meyve sineğinden dolayı Çukurova’da çiftçi çok zor durumdadır. Üzüm sezonu bir ayı geçkin zamandır devam ediyor, üzüm fiyatları 58 kuruş 60 kuruş civarındadır. Çukurova’daki çiftçilere Hükûmetin sahip çıkmasını, mutlaka ton başı destek vermesini, Tarım Bakanının da ilk ziyaretini mutlaka Türkiye’de tarımda 1’inci sırada bulunan Mersin’e yaparak Mersin’deki çiftçilerin sorunlarıyla ilgilenmesini talep ediyor, saygılarımı sunuyorum.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise

Yorum Yap

Fehmi DumanTBMM‘da.
59 dk.Ankara

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde Milletvekili ) –

16 Nisan referandumuyla yapılan Anayasa değişikliği sonucu ülkemizde yeni bir rejime geçildi. Bu sürecin yansıması Cumhurbaşkanlığınca çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerde açıkça görülüyor. Bakanlar Kurulu ve bakan yetkilerinin neredeyse tamamı Cumhurbaşkanlığında toplandı. Buna rağmen kamuoyunda “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” diye bir tanımdan söz ediliyor. Oysa ortada hükûmet yok. Bunun böyle olduğunun kamuoyu tarafından bilin

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor, takım elbise, iç mekan ve yakın çekim
Yorumlar

Fehmi DumanTBMM‘da.
1 saatAnkara

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul Milletvekili ) –

Değerli milletvekilleri, milletimizin en geniş temsiliyle seçildiğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisinin en önemli gücü olan yasama, denge ve denetim yetkilerimizin elimizden alınmasına ve bununla da kalınmayıp Meclis bünyesindeki yapıların da alınmasıyla her geçen gün Meclisimizin itibarsızlaştırıldığına şahit oluyoruz. 27’nci Dönem milletvekili olarak görevimiz, Parlamentonun yasa yapma ve denetim görevinin tek bir kişi ya da makama b

Devamını Gör

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

Arzu ERDEM"Türk toplumu öncelikle canlıya şiddetin önlenmesi yönünde eğitilmesi gerekiyor"

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7’nci Birleşiminde  Gündem dışı  söz  alan  MHP İstanbul Milletvekili Arzu ERDEM”çocuk istismarı ve ihmali” dediğimizde öncelikle iki kelimeyi yan yana getirmek istemediğimizi hepimiz biliyoruz; “çocuk” ve “istismar” kelimeleri, “kadın” ve “şiddet” kelimeleri zinhar yan yana gelmemesi gereken, her birimizin yüreğini, vicdanını sızlatan kelimelerdir.”

Değerli milletvekilleri, çocuk istismarının ve kadına şiddetin önlenmesi ve hayvan haklarıyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi ve bizleri ekranları başında izleyen aziz Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, “çocuk istismarı ve ihmali” dediğimizde öncelikle iki kelimeyi yan yana getirmek istemediğimizi hepimiz biliyoruz; “çocuk” ve “istismar” kelimeleri, “kadın” ve “şiddet” kelimeleri zinhar yan yana gelmemesi gereken, her birimizin yüreğini, vicdanını sızlatan kelimelerdir. İşte, bu kelimeler ne yazık ki son dönemlerde çok daha fazla yan yana gelmeye başladı ve birinci sayfada, manşet haberlerde maalesef ya çocuklarımıza şiddet uygulanmasını ya cinsel istismara uğramalarını veya aynı şekilde hunharca katledilmelerini hep birlikte gördük, izliyoruz, takip ediyoruz, içimiz ve yüreğimiz yanmakta.

Aynı şekilde kadına şiddetin önüne geçilmesi için de acil olarak, mutlaka yeni bir eylem planının geliştirilmesi gerekmektedir çünkü bu konuda da vakalar gittikçe artmakta ve her birimiz için bir tehlike olarak yine önümüzde durmakta.

Hepimiz her şeyden önce evlat sahibiyiz; “Bizim başımıza gelmez.” demeyelim, evlatlarımızın başına gelebilir kaygısıyla da mutlaka bu konuyla ilgili şu makamlara oturmuş olan her bir milletvekili arkadaşımızın, her ananın, her babanın, her kadının, her erkeğin aynı hassasiyeti göstermesi gerekiyor. Özellikle çocuk istismarı ve ihmali; erişkin kişiler tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce “uygunsuz” ya da “hasar verici” olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyen ve tüm gelişimini engelleyen eylem ve eylemsizliklerin tamamıdır aslında. Çocuk istismarı ve ihmali sonucunda çocuğumuz fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmektedir, sağlık ve güvenliği tehlikeye girmektedir.

Çocuk istismarı dediğimiz zaman yine fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar olarak tanımlanabilmektedir. Çocuk ihmali ise fiziksel ya da duygusal ihmal olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazen ebeveynler tarafından veya bakıcılar tarafından da maalesef meydana getirilebilmektedir. İstismar ve ihmalin bu farklı şekilleri yalnız aileleri değil tüm toplumu ilgilendirmektedir, sosyal kuruluşları ilgilendirmektedir, yasal sistemleri ilgilendirmektedir ve eğitim sisteminin tam içinde bulunmaktadır aslında. İşte, burada kendimize sormamız gereken soru: Nereden başlamalı? Cinsel istismarın önlenmesi, çocuğa şiddetin önlenmesi, çocuk kaçırmalarının önüne geçilmesi, günlerce bir çocuğun ortadan kaybolmasının önüne geçilmesi için toplum olarak, millet olarak neler yapmalıyız? Bizler milletvekilleri olarak bu evlatların veballeriyle burada oturuyoruz, bizler neler yapmalıyız? İşte, bunun üzerinde gerçek anlamda, ciddi bir çalışma yapılmalı.

Geçen dönemlerde bu çalışmaları hep birlikte yaptık ve birtakım uygulamalara da geçildi, bu konuyla ilgili cezai yaptırımların artırılması yönünde de birtakım eylemlerde bulunuldu. Öncelikle iyi hâl indiriminin kaldırılması yönünde ya da iyi hâl indiriminin verilmemesi yönünde de birtakım girişimler oldu ama yeterli mi? Değil. Aslında suçlar işlenmeden önce önlem ne olmalı, bunun üzerinde durmak gerekir. Yani, eğitim sistemiyle ilgili mutlak bir eğitim reformu şart ve tüm gençlerimizin, çocuklarımızın eğitilmesi gerekiyor, anne babaların eğitilmesi gerekiyor. Türk toplumunun bu anlamda öncelikle canlıya şiddetin önlenmesi yönünde eğitilmesi gerekiyor.

Çocuk istismarı ve ihmalin gün geçtikçe arttığını hepimiz biliyoruz. Hepimiz evladımızdan endişeliyiz, hepimiz küçük çocuğumuzu bir yere gönderirken tembih üzerine tembihte bulunuyoruz. Peki, biz bunu önlemek için neler yapmalıyız? Bu konuyla ilgili yeni dönemde Allah’ın izniyle hep birlikte mutlaka ve mutlaka bir kanun çalışması yapılmalı. Unutmuyoruz hiçbirimiz o bacakları kesilen köpeği. Hiçbirimiz o güzel gözleri, boncuk gözlerini unutamıyoruz Leyla bebeğin. İşte, bunların tamamını üst üste koyduğumuzda gencecik kadınların kaybolduğunu, kaybolan kadınların hunharca katledilerek bir yerlerde cesetlerinin bulunduğunu hiçbirimiz kadın olarak da erkek olarak unutamıyoruz. İşte, bu konuyla ilgili liderimizin de dediği gibi ha bir hayvana şiddet ha bir bebeğe şiddet. Bu konuyla ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konunun takipçisi olacak ve Allah’ın izniyle hep birlikte bunların önlenmesi için üzerimize düşeni uyum içerisinde yapacağımıza inanıyorum.

Mühendislik, Gastronomi ve Psikoloji'nin yeni eğitim adresi Beykoz Üniversitesi

Beykoz Üniversitesi, 2018-2019 eğitim-öğretim dönemine İngilizce İşletme Mühendisliği, Gastronomi, Mimarlık, İngilizce Bilgisayar Mühendisliği ve Psikoloji gibi yeni bölümleriyle ‘Merhaba’ diyecek. Günümüzün yanı sıra geleceğin de en önemli meslekleri arasında sayılan bu alanlarda eğitim verecek olan Beykoz Üniversitesi, akademik kadrosunu da güçlendirdi. Yeni bölümlerden herhangi birinde okuyan öğrencilerin yandal ve çift anadal okuma imkânı da olacak

Eğitim-öğretim alanında yeniliklere hız kesmeden devam eden ve yükseköğretimde kısa sürede fark yaratmayı başaran Beykoz Üniversitesi, yeni bölümleri ve öğrencileriyle nitelikli büyümeyi sürdürüyor.Yeni açılacak bölümler arasında özellikle Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde İngilizce İşletme Mühendisliği, İngilizce Bilgisayar Mühendisliği ve Mimarlık bölümleri; Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Psikoloji ile İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler; Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde ise Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümleri dikkat çekiyor. 2018-2019 eğitim-öğretim yılında bu bölümlere alınacak ilk öğrenciler ders başı yapacak.

Nitelikli şefler yetişecek

Son yıllarda artan sağlıklı yaşam ve beslenme kültürü ile birlikte daha da önem kazanan Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünü Sanat ve Tasarım Fakültesi bünyesinde açan üniversitede, mutfak sanatları ve yiyecek hizmetlerinde profesyonel kariyer edinmek isteyenlere 4 yıllık lisans eğitimi verilecek. Böylece, sektöre nitelikli şefler yetiştirilecek. Bu bölümü seçecek olan öğrenciler, derslere konuk olarak gelecek ünlü şefler ve gastronomi uzmanlarından da önemli detaylar öğrenebilecek. Eğitimleri boyunca öğrenciler; beslenme, gıda bilimi, gıda hijyeni, yiyecek ve içecek işletmeciliği ile pazarlaması alanlarında dersler görecek, Türk ve Dünya Mutfağı’nın inceliklerini öğrenecekler.

Bu bölümü seçecek öğrencilerin nitelikli şefler ve yöneticiler olmaları için her türlü olanak ve desteği sağlayacaklarının güvencesini verdiklerini belirten Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nüket Güz, mezun olduktan sonra konaklama, yiyecek ve içecek, seyahat ile ulaştırmanın olduğu her yerde çalışabileceklerinin bilgisini verdi. Öğrenciler uzmanlaştıkları bu alanda yazarlık ve danışmanlık da yapabilecek ve Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) girerek, 4801 nitelik koduyla devlet kurumlarına da atanabilecekler.

     

Yandal ve çift anadal fırsatı

Küresel yarışa hazırlıklı, yaratıcı, yenilikçi, girişimci ve lider mühendisler ile mimarlar yetiştireceklerini belirten Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Kuru, “Hızla değişen dünyanın gereksinimlerine karşılık veren yapı ve içeriğe sahip programlar sunuyoruz. Bu programları güçlü bir eğitsel altyapı ve eğitim ortamında güçlü bir akademik kadro ile yürütüyoruz” diye konuştu.

Programlarını ortak bir bakış ve yapıda tasarladıklarını anlatan Kuru, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mühendislik programlarında 1’inci sınıftaki dersler aynı, diğer sınıflarda ortak dersler var, seçmeli ders yapısı aynı, bitirme projesi, stajlar ve işyerinde çalışarak eğitim görmek aynı yapıda. Böylece öğrencilerimizin hem kendi alanlarında seçmeli dersleri alarak veyayandal yaparak istedikleri doğrultuda kendilerini geliştirmelerine hem de çift anadal yaparak ya da bölüm değiştirerek diledikleri dalda eğitim almalarına olanak hazırladık.”

 

Güçlü akademik kadro

Sürekli gelişim halinde olan Bilgisayar Mühendisliği ile İşletme Mühendisliği’nin günümüzün ve geleceğin en heyecan veren mesleklerinden olduğunun altını çizen Kuru, Mimarlık alanının da geçmişin ve günümüzün olduğu gibi yarının da önde gelen mesleği olduğunu söyledi. Bölümlerin henüz kuruluş aşamasında çoğu yurt dışı doktoralı güçlü akademisyenleri bünyesine kattıklarını da ifade eden Kuru, “Örneğin genç öğretim üyelerimizden biri ABD patent ofisine kayıtlı 18 adet uluslararası patente sahip. Bir diğeri 5 yıldır küçük boy robotlar futbol liginde (Robocup SSL) ülkemizi temsil eden takımda yer alıyor” dedi.

Etik ilkelere bağlı psikologlar

Psikoloji Bölümü’nde öğrencilerin sosyal, klinik, gelişim, bilişsel ve endüstri gibi psikolojinin farklı alt alanlarında sağlam bir kuramsal altyapı kazanmalarının yanında, diğer sosyal bilim dallarından seçmeli dersler ile disiplinler arası bir bakış açısı geliştirmelerini amaçladıklarını belirten Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Tınaz, “Öğrencilerimizin mesleki deneyim kazanmalarına büyük önem veriyoruz” diye konuştu. Tınaz, şöyle devam etti:“Sunacağımız çeşitli uygulama olanakları, onlara mesleki bilgilerini hayata geçirebilme imkânı sağlayacak. Hedefimiz; mesleki etik ilkelere bağlı, toplumsal duyarlılığı yüksek, bireysel ve toplumsal sorunları nesnel bir bakış açısı ile değerlendirerek bu sorunlara çözüm önerileri sunabilecek psikologlar yetiştirmek.” Tınaz, Psikoloji bölümünden mezun olan öğrencilerin, insan kaynakları departmanlarında, anaokullarında, okullarda, hastanelerde, ruh sağlığı merkezlerinde ve özel danışmanlık merkezlerinde ‘Psikolog’ unvanı ile çalışabileceklerinin bilgisini verdi. Tercih eden öğrencilerin, yüksek lisans programlarına devam ederek, alanlarında ‘Uzman Psikolog’ unvanı alarak kariyerlerine devam edebileceklerini söyledi.

Yüzde 75 indirim imkânı

Beykoz Üniversitesi 2018-2019 eğitim-öğretim yılında tam burslu, %75 ve %50 indirimli kontenjanlara öğrenci alacak. Öğrenciler %50 burslu kontenjanlara ilk 5 tercihlerinde yer vermeleri durumunda %25 tercih indiriminden de faydalanabilecek.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, ‘Meslek Yüksekokulu’, ‘Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’ olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulacağı bir ‘Lisansüstü Programlar Enstitüsü’ yer almaktadır.

Erbakan Vakfının Tanışma ve Tanıtım Toplantısına Büyük İlgi Oldu

Sakarya Erbakan Vakfı Serdivan Teşkilatının düzenlemiş olduğu Erbakan Vakfının Halkla Tanışma ve Tanıtım Toplantısı Ofis Sanat Merkezinde   büyük katılımla  gerçekleşti.

 Erbakan Vakfı Güney Marmara Bölge Sorumlusu İbrahim Meral,Erbakan Vakfı Sakarya İl başkanı Hasan Çınar,Sakarya Yaşam Derneği Başkanı   Fatih Çiftçi, Genç Cihan Derneği Başkanı  Davut TAŞDEMİR,Sakarya Medya Derneği Başkan Vekili  Fehmi DUMAN,Habervole  Haber Müdürü  Sabahattin BİRİNCİ ve Çok sayıda Erbakan  Sevdalıları  ve  Milli  Görüşçüler  katıldı

 işte Milli Görüş. İşte döktüğünüz betonları delip fışkıran Milli Görüş, işte buzları delip yükselen kardelenler, işte tekeden süt çıkaranlar, işte ikinci kırk yılın kahramanları, işte siyonizm ile mücadelenin bordo berelileri.

Bu millet artık ehveni şerlerden çok yoruldu. Bu millet aslının fotokopilerinden aslının kopyalarından çok çekti. Doğruya yakın yanlışlardan yeterince usandı. Milli Görüşü hakkıyla temsil edemeyenlerden çok usanıldı ve çok yorulundu.  Müjdeler olsun artık vakit tamamdır.  Kopyalarla, ehveni şerle vakit kaybetmenize gerek yok, çünkü artık işin aslı geliyor. Bundan sonra dünya siyonizmi işbirlikçiler malum medya düşünsün. Çünkü kaynağını aldanmayan ve aldatmayan, konuştuğunu yapan Erbakan’dan, dünya siyonizminden değil, yalnız ve yalnız Allah’tan korkan Erbakan’dan alan kervan yola çıkıyor. Bütün mazlum ve ezilenlerin beklentilerini karşılamak için yola çıkılıyor.1969 da başlayan yürüyüşü menzile ulaştırmak için yola çıkılıyor. Bu kervan Erbakan Hocamızın dünya siyonizmiyle yarım kalmış hesabını görmek için yola çıkıyor. Bütün bu adımları makam mevki için değil Allah rızası için siyaset yapanlar atabilir. Erbakan denince laf değil icraat konuşur.

İşte geçtiğimiz günlerde 28 Şubat davası sonuçlandı. Ne diyorlar 28 Şubat bin yıl sürecekti ama 15 yılda bitirildi. Sen öyle zannet. D-8 çalıştırılıyormu; Hayır, İncirlik açıkmı; Evet, Kürecik’te İsrail’i koruyan radar üssü faalmi; evet, bütün bunlar ortadayken nasıl oluyorda 28 Şubat bitmiş oluyor.

Sinevizyon gösterimi sonrası kürsüye gelen Erbakan Vakfı Serdivan  Başkanı Ahmet Zahit Dizdar” Erbakan Vakfı, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ortaya koymuş olduğu Milli Görüş ilkeleri çerçevesinde ilmi, ahlaki, iktisadi ve siyasi alanlarda çalışmalar yapar.Milli Görüş hareketinin istikametini muhafaza etmeyi amaç edinerek mevcut çalışmalara öncülük eder ve destekler.Bu çalışmaların gayesi bütün insanlığın dünya ve ahiret saadetini temin etmektir.Hayatını, milletimizin ve tüm insanlığın kurtuluşuna adamış Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın mücadele ve fikirlerinin yeni nesillere ve topluma doğru bir şekilde aktarılmasını sağlar.Milletimizin ve insanlığın yaşadığı maddi ve manevi sorunlara milli değerlerimiz doğrultusunda çözüm önerileri sunar ve bunların uygulanması için gerekli çalışmaları yapar.Yeni nesillerin milli ve manevi değerlerine bağlı şuurlu Müslümanlar olarak yetişmeleri için eğitim ve kültür faaliyetlerinde bulunur.Kuvvetin değil, Hakkın üstün tutulduğu adil bir dünyanın tesis edilmesi için, İslam ülkeleri ve tüm mazlum milletlerle ortak faaliyetlerde bulunur.İslam aleminin fikirde, söylemde ve eylemde birliğinin sağlanması için uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapar.Bu hedeflere ulaşmak için, ilmi faaliyetler; görsel ve yazılı yayın faaliyetleri; ulusal ve uluslararası toplantılar  yapar.Vakfın gayesi ve hedefleri doğrultusunda çalışmalara imza atan kurum, kuruluş ve şahsiyetlere Uluslararası Ödüller verir. Bu heyecanlı gençleri gördükçe içimizdeki azim dahada çoğalıyor ve Milli Görüş davasının hem Türkiye’de hem de İslam Aleminde iktidarda olması için çalışma gayretimiz artıyor. İslam Aleminin içinde bulunduğu sıkıntılar karşısında Müslüman liderlerin hareketsiz ve sessiz durması maalesef çok üzücü. Bugün İsrail artık iki devletli çözüm istemiyor ve Filistin’i tamamen yok etmek istiyor. Şimdi bu gerçekler ortadayken bizim elbette durmaya vaktimiz yok. İnşaallah Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’la birlikte tüm bu olumsuzlukları ortadan kaldırılacak adımları atacağız.”.

  • “MALIYLA CANIYLA CİHAD EDEN BİR MÜSLÜMAN OLARAK ANILMAK İSTERİM.”

  • “DOMUZDAN POST, GÂVURDAN DOST OLMAZ!”

  • “HAK’KIN TESİSİ İÇİN ÇALIŞMAMAKLA, BATIL’IN HÂKİMİYETİ İÇİN ÇALIŞMAK ARASINDA FARK YOKTUR.”

Haber- Fehmi DUMAN  05397082290   Sabahattin BİRİNCİ  05427310404

CHP Sakarya  İl Örgütü Hendek İlçesine Çıkarma Yaptı

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR, Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl  Kadın Kolları  Başkanı  Azize Çeroğlu , CHP Sakarya İl Gençlik Kolları Başkanı Ulaş Yusuf Konyalı, Cumhuriyet Halk Partisi Hendek İlçe Teşkilatı Başkanı Reyhan Azak   ve Hendek İlçe Kadın Kolu Başkanı  Nevin Kuru Şeşen , Esnafları   ziyaret ettiler.

Pazar yerleri taşıdıkları özellikler açısından bir toplumun yansımasıdır

Köylü  bayanlar  Belediyeye verdikleri  10 Tl  yer parasını  bile  ödemede  güçlük çekiyorlar

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR  Bayanların yer  parasının  alınmaması için  Belediye Başkanı  İrfan Püsküllü’yü telefonla  arayarak  10 Tl lik  yer parasında kolaylık sağlanmasını  istedi.

Bir toplumun kültürel özelliklerini en iyi taşıyan Pazar yerleridir. Ülkemizde hemen hemen her ilde il pazarları ve semt pazarları bulunmaktadır. Bu pazarlarda kendi yetiştirdiği veya toptan satın aldığı ürünleri tezgah açarak satan Pazar esnafları bulunmaktadır.

Yıllardır yüksek enflasyon ve yüksek faiz döngüsünden kurtulamayan ülkemizdeki olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesimlerden biri esnaf ve sanaatkarlar olmuştur

Pazar en genel anlamıyla, esnafın kendi ürettiği ya da aracı olarak satın aldığı ürünleri, haftanın belirli günlerinde satabildiği halka açık veya kapalı alanlardır şeklinde tanımlanabilir. Böylelikle pazarlarda kırsal köylü tiplerinden tutun da küçük esnafa kadar toplumun her tabakasından satıcı görmek mümkündür. Farklı kesimlerden oluşan Pazar esnafının gösterdiği kültürel farklılıklar aslında Hendek  tarihi yapısını da meydana getirmektedir.

Günümüz koşullarında kısıtlı sermayesi ile kendi emeğini
birleştirerek ayakta kalmak için mücadele eden Pazar esnafı, piyasalardaki durgunluk ve ekonomik krizler nedeniyle zor günler geçirmiş hala daha geçirmeye devam etmektedir..

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR”Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya Örgütü olarak bugün Hendek İlçemizdeydik. Hendek İlçe Başkanımız ve Yöneticilerimize teşekkür ediyorum.”

Haber-Fehmi DUMAN-Necla BAKAN  -FESA Ajans  -Hendek

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR İlçe  başkanlığında Engin ÖZKOÇ’un  Yönettiği  TBMM CHP GRUP TOPLANTISINDAKİ KONUŞMAYI  CANLI  OLARAK  TAKİP ETTİLER

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

-“8 Mart Şehitler Günü, cuma günü bütün camilerimizde hutbe var, ama hutbenin içinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adı yok.  Diyanet İşleri Başkanlığına sormak isterim, sizin kurucunuz yani baniniz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü neden anmıyorsunuz? Milli Kurtuluş Savaşının kahramanını neden anmıyorsunuz? 1920’lerde 30’larda harabeye dönmüş camiler için devletin bütçesinden ödenek ayırıp, bütün o camileri tamir ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmıyorsunuz?”
-“Ayağa kalkan hakimlere sesleniyorum: Cübbelerinize iki tane delik açınız. İki tane de düğme. Düğmelerin üzerindeki kabartma, sarayın kabartması olsun. Önünüze geldiği zaman sadece ayağa kalkmayın, iki düğmeyi de ilikleyin. Birisi yasama, birisi yürütme. Siz, üçüncü güç olmaya layık değilsiniz”
-“Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar diyor ki ‘Gaziantep’te çok ciddi FETÖ borsası var.’ Git Kayseri’ye de bak. Kayseri’de de var. Elitaş’a sorun, kimi nasıl çıkardı hepsini size anlatsın”
-“Şeker fabrikaları zarar ediyormuş. Sarayın 13 günlük parasını versinler, hiçbir zarar olmaz. Asıl batak sarayda, sat kardeşim sarayı, milletin sırtında yük o saray”
-“Sizin ortaklığınız mı var Türk Telekom’la? Bankalara niye müdahale ediyorsunuz?”
-“Dolandırılan 77 bin 843 kişiye sesleniyorum. Paranızı rahat alabilirsiniz. Ama o tosundan değil. Parayı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alabilirsiniz. Dava açmanız lazım”
-“Uruguay’da büyükelçiliğimiz yok. Uruguay’la suçluların iadesine ilişkin bir sözleşme de yok. Ama ben bu bakana söyleyeyim. Recep Bey’e de söyleyeyim, Uruguay’dan besmelesiz et getirebilirsin, inek getirebilirsin, tosun getirebilirsin, öküz getirebilirsin ama bu tosuncuğu getiremezsin”

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun TBMM CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşma şöyle:

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri, saygıdeğer konuklarımız ve bizleri televizyonları başında izleyen saygıdeğer yurttaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan bütün vatandaşlarıma hiçbir ayrım yapmadan, hiç kimseyi ötekileştirmeden, herkese Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan selamlarımızı sevgilerimizi ve muhabbetlerimizi gönderiyoruz.

Her zamankinden daha fazla birliğe ihtiyacımız var, beraber olmaya ihtiyacımız var, kardeşçe bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Düşüncelerimiz farklı olabilir, kimliklerimiz farklı olabilir, yaşam tarzlarımız farklı olabilir, ama al bayrağın altında hep beraber huzur içinde yaşamak istiyoruz.
Bizi ayrıştırmak istiyorlar, bizi bölmek istiyorlar, kavga ettirmek istiyorlar. Hiçbir zaman bu oyuna gelmeyeceğiz. Kim olursa olsun, herkesin düşüncesine, herkesin inancına, herkesin kimliğine saygı göstereceğiz. Birlikte yaşıyorsak, beraber yaşıyorsak huzur içinde yaşayacağız, komşumuz açken biz tok yatmayacağız; o felsefeden geldik, o inançtan geldik, herkese saygı göstermek bizim boynumuzun borcudur, insanlığın bir gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede tekrar bizleri televizyonları başında izleyen saygıdeğer yurttaşlarıma selamlarımı saygılarımı gönderiyorum.

MUSTAFA KEMAL’İN MEHMETÇİKLERİNDEN OLUŞAN ORDUMUZ
Kahraman ordumuz, her zaman güvendiğimiz ordumuz, Türkiye’nin bekası için en büyük güvencemiz. Terör örgütleriyle mücadele eden, hayatını feda eden, mücadele eden gözbebeğimiz ordumuz. Peygamber ocağı ordumuz, Mustafa Kemal’in Mehmetçiklerinden oluşan ordumuz. Şimdi siz Mustafa Kemal’den söz ettiğiniz zaman, birileri gece yatağında rahat uyumuyor. Gerekirse uyutmayacağız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, onun ilkelerine, onun yurtseverliğine, onun vatanseverliğine sonuna kadar sahip çıkacağız. Mustafa Kemal Atatürk 80 milyonun gönlünde kalbinde yer eden bir kişidir. Üç-beş kişi farklı düşünebilir, ama 80 milyonun yüreğinde Mustafa Kemal’in Kuvayimilliyesi atar, o ruh atar bizim yüreklerimizde.

KARDEŞİ KARDEŞE ÖLDÜRTTÜLER, HÜKÜMET DE ONLARIN MAŞASI OLDU
Defalarca dedik ki, şu Ortadoğu bataklığına girmeyin arkadaş, sizin ne işiniz var Ortadoğu bataklığında? Suriye’de demokrasi yokmuş, sende de yok. Yani birisi gelip müdahale mi etsin, sen bunu mu istiyorsun? Oraya müdahale ettiler, TIR’larla silah gönderdiler, kardeşi kardeşe öldürttüler; yani Müslüman’ı Müslüman’a öldürttüler. Silahları kim verdi? Bir kısmını Amerika verdi, bir kısmını Rusya verdi. Onlar parayı kazandılar, canını feda eden ölüme giden oradaki Müslümanlar oldu ve Türkiye de onların maşası oldu. Hükümet onların maşası oldu. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırdılar, silahları da buradan gönderdiler. Yapmayın etmeyin dedik, PYD çıktı, PKK çıktı, IŞID çıktı, El Nusra çıktı, adını bilemediğim bir sürü terör örgütü çıktı. Şimdi onlarla mücadeleyi canını feda eden ordumuz yapıyor. Ordumuz bu siyasilerin, yani hükümetin yaptığı hataları düzeltmeye çalışıyor. Türkiye’ye maliyetini azaltma çalışıyor. Ne uğruna? Vatan uğruna. Ne uğruna? Canını feda ederek vatan uğruna mücadele ediyor. 
17 Mart’ta bir binbaşımız da Afrin’de şehit oldu, Mithat Tunca, Eskişehir’de toprağa verildi. Ailesine yakınlarına başsağlığı diliyoruz, hepimizin başı sağ olsun, Silahlı Kuvvetlerimize de başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

SEN ANCAK VE ANCAK MAN ADASI’NI BİLİRSİN

Değerli arkadaşlarım, 18 Mart şehitler günüdür, aynı zamanda Çanakkale Deniz Zaferinin de 103’ncü yıldönümüdür. Çanakkale’nin her karışında onlarca şehidimiz vardır. Gelibolu’nun her karışı askerlerimizin kanıyla sulanmıştır. Olağanüstü bir mücadele verilmiştir. 18 Mart kutlamalarına Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden zat gidiyor, ama bizim belediye başkanının konuşmasına yasak getiriyor, “benimle aynı kürsüde konuşamazsın” diyor. Bir de kalkıp diyor ki, efendim biz millete güveniyoruz. Milletin seçtiği belediye başkanını niye dışlıyorsun? Sanıyor ki, bunu yapınca 18 Mart’ı anacağız. Sen 18 Mart’ın da ne olduğunu bilmezsin, şehitlerin de ne olduğunu bilmezsin, Çanakkale’nin de ne olduğunu bilmezsin, sen ancak ve ancak Man Adasını bilirsin, Man Adasını! Man Adasında tezgâhlar kuracaksın, “vatan millet bayrak” diye konuşacaksın. Bu memlekete vergi vermemek için her türlü dümeni çevireceksin, “ben yerliyim ve milliyim” diyeceksin. Zaten bir adam “ben yerliyim ve milliyim” diyorsa, bilin ki ne yerlidir ne de millidir. Bu memlekette yaşayan 80 milyon da yerlidir ve millidir yani, sen bunun bir kısmını ayırıyorsun. Ben yerliyim ve milliyim, diğerleri başkaları mı diyorsun? Onlar başka bir ulustan mı diyorsun? Hayatımda duyduğum en saçma şeylerden birisidir. Hani diyor ya “tek devlet” sanki bir ülkede beş tane devlet var; zaten tek devlet. Amerika 7 devlet mi, İngiltere 15 devlet mi? Zaten tek devlet. İlla Rabia’yı çevirecek. Sen Rabia’nın hayranısın, sen İhvan’ın yoldaşısın, biz de Anadolu Müslümanlığını savunuyoruz, senin gibi değil; Hacı Bektaş’ı savunuyoruz biz, Mevlana’yı savunuyoruz biz.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK OLMASAYDI ÇANAKKALE ZAFERİ OLMAZDI
Çanakkale savaşı aynı zamanda Gazi Mustafa Kemal’in Milli Kurtuluş Savaşımızın önsözünü yazdığı bir savaştır. Gazi Mustafa Kemal’in bir lider olarak dünya sahnesine çıktığı savaştır. 57’nci Piyade Tugayına “ben size taarruzu değil, ölümü emrediyorum” demesi, başlı başına dünya savaş tarihinin en önemli emridir ve bunu yapmıştır. Çanakkale’yi Gazi Mustafa Kemal nasıl anlatır? Onun sözlerinden Çanakkale Savaşını sizlere sunmak istiyorum. Şöyle diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk: “Bomba Sırtı olayı çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulmamacasına şehit düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor. Üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor, sarsılma yok. Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise, Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezanı okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor, 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor, ölüyor öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muhaberelerini kazandıran bu yüksek ruhtur” diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü 29 Ekim 2015 tarihli Tasviri Efkâr Gazetesinde şöyle anlatıyor, 29 Ekim 1915: “Çanakkale kara savaşlarında olağanüstü yararlılıkları görülen ve savunma emrindeki iktidar ve maharetiyle haklı şan ve şerefiyle boğazları ve hilafet makamını kurtaran kumandanımız, saygın üstün kahramanlık sahibi Albay Mustafa Kemal Beyefendi” diye tanımlıyor.

SİZ NASIL GAZİ MUSTAFA KEMAL’İ ANMAZSINIZ!
Bunları niye anlattım biliyor musunuz? 18 Mart Şehitler Günü, cuma günü bütün camilerimizde hutbe var, ama hutbenin içinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adı yok. Bakın, az önce söyledim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk sadece bizim değil, 80 milyonun Atatürk’ü, hepimizin onurudur, hepimizin gururudur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bütün malvarlığını bu millete bağışlamıştır, bütün mal varlığını! Sarayı bile onun malvarlığının üzerine yaptılar, sarayı bile, kaçak sarayı bile! Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk, düşmanın bile saygı gösterdiği… Kahramanlıkları var, aynı zamanda gazi, 18 Mart Çanakkale Zaferinin kahramanı. Sormak isterim, o Çanakkale savaşlarında en üstteki komutan kimdi? Liman Von Sanders bir Alman. Osmanlı hayranlarına seslenmek isterim, Osmanlının paşası yok muydu orada, bir Alman’ı getirip oraya paşa diye koydular? Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı Çanakkale Zaferi olmazdı. Diyanet İşleri Başkanlığına da seslenmek isterim. Bakın, 1 Mart 1924 Diyanet İşleri Başkanlığıyla Genelkurmay Başkanlığı aynı tarihte bir kanunla kurulur. Atatürk’ün Diyanet İşleri Başkanlığına verdiği önemdir bu ve 1 Mart 1924’te Meclisteki konuşmasında Diyanet’le ilgili şunları söyler: “Olması gerektiği şekilde siyasetin etkisinden ve kuşatmasından korumanın mecburiyet olduğunu” yani Diyanet’in yani dinin siyasetin etkisinden korunması gerekir diyor. Ve devam ediyor, Diyanet’in her türlü menfaat ve ihtirasa sahne olan siyasetin tüm arazlarından kurtarılmasının dünyevi ve uhrevi saadetin bir zorunluluğu olduğunu söylüyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu kadar dinin üzerine titriyor, siyasete alet etmesinler, insanlar dini ahlakı siyasete alet etmesin diye, bu kadar üzerinde duruyor ve titriyor.
Şimdi Diyanet İşleri Başkanlığına sormak isterim, sizin kurucunuz yani baniniz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü neden anmıyorsunuz? Milli Kurtuluş Savaşının kahramanını neden anmıyorsunuz? 1920’lerde 30’larda harabeye dönmüş camiler için devletin bütçesinden ödenek ayırıp, bütün o camileri tamir ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmıyorsunuz? Neden, neden anmıyorsunuz?
Bir Fesli Kadir soytarısı var biliyorsunuz. Bu soytarıya saraydaki zat gidiyor, ziyaret ediyor onu. Siz Diyanet İşleri Başkanlığı, Gazi Mustafa Kemal’in adını anmadığınız zaman, bu soytarıyla aynı paralele, aynı izdüşümüne düşüyorsunuz. Bu konuda dikkatinizi çekmek istiyorum. Diyanet’e saygılıyız, bütün din adamlarına saygılıyız, herkesin başımızın üstünde yeri var. Ama bu ülkenin kurtarıcısına da saygılıyız, herkesin saygı göstermesi lazım. Hele hele Çanakkale’yi Atatürksüz kabul etmek mümkün değildir. Binlerce şehidin olduğu, binlerce! 81 ilinden şehidin olduğu… Siz nasıl kalkarsınız da Gazi Mustafa Kemal’i anmazsınız, bir rahmet okumazsınız, bir Fatiha okumazsınız! Yazıktır günahtır, bu memlekete yazıktır günahtır. İnsanda biraz vicdan olur, insanda biraz ahlak olur, insanda biraz inanç olur. Yapmayın etmeyin, bu memlekete kötülük yapıyorsunuz, 80 milyonun kalbini kırıyorsunuz, yazıktır günahtır. Ve umuyorum Diyanet İşleri Başkanlığı birilerinin etkisinde kalmaz, siyasetin etkisinde kalmaz. Biz her türlü yardımı yapmaya hazırız. Az önce de söyledim, bütün din insanlarının bizim başımızın üstünde yeri var. Bir başkan yardımcılığına bir kadının atanması beni son derece memnun etmiştir. Bunu da ifade edeyim, ama bu ülkenin tarihine, bu ülkenin kültürüne, bu ülkenin inancına uygun düşen, geçmişte bu ülke için mücadele edip bugün olmayanlara rahmet okumaktır, Fatiha okumaktır arkasından. Bu bizi küçültmez, bu bizi yüceltir, bu geçmişe duyduğumuz saygının bir gereğidir. Bunu yaptığımız zaman biz kendi ülkemizde büyük ölçüde barış ve huzur içinde yaşarız. Diyanet’in görevlerinden birisi de zaten bu ülkede dini gerçek anlamıyla halka anlatmaktır. Birilerinin, daha doğrusu adını verelim, geçmişte FETÖ’nün dini kullanarak neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Diyanet’in de bundan ders çıkarması lazım, onun da ders çıkarması lazım, onun da özeleştiri yapması lazım. Bizim dışımızda itiraz eden hiç kimse yoktu. Tarih bizi haklı çıkardı, ama ülkeye verdiği zarar çok büyük oldu. 

ANAYASA MAHKEMESİNİ KUTLUYORUZ, AMA GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR
Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz hafta Şahin Alpay serbest bırakıldı Anayasa Mahkemesi kararıyla. Güzel, Anayasa Mahkemesi nihayet kararını verdi. Alt mahkemeyi de uyardı, ben üst mahkemeyim Anayasa Mahkemesiyim, Anayasaya göre sen benim kararlarıma uymak zorundasın, Şahin Alpay’ı bırakmak zorundasın. Peki değerli arkadaşlar, Altanlar için niçin bir karar vermedi Anayasa Mahkemesi? Onu da bekliyoruz. Bir yerde haksızlık varsa, o haksızlığı gidermek hukukun görevidir, yargının görevidir. Yargı bu görevini yerine getirdiği zaman hepimizin gönlünde de, gözünde de yücelmiş olur. Biz bunu da arzu ediyoruz, bunun olması gerekir diyoruz. Eğer yargı bir yerlerden talimat alıyorsa, artık o yargı değildir, o başka bir şeydir. Orada hukuk çalışmaz. Hitler Almanya’sının benzerini Türkiye’de yaşamak istemiyoruz. Hâkim karar verirken, efendim Hitler’in adalet danışmanı diyordu ki hâkimlere; karar verirken Hitler’i düşüneceksiniz, o olsaydı nasıl karar verirdi. Yani adaleti, yani hukuku, hakkı bir tarafa bırakın, birisi nasıl düşünüyorsa ona göre karar verin. Şimdi o tabloyu 21.Yüzyılın Türkiye’sinde yaşıyoruz; dolayısıyla bu konuda herkesin dikkatli olması lazım. Yerel mahkemeye Anayasa Mahkemesinin ayrıca ders vermesi, benim kararlarıma uyacaksınız demesi de güzel bir olay. Anayasa Mahkemesini kutluyoruz, ama geciken adalet adalet değildir. Bu kadar gecikme olmamalıydı.

SİZİN NE İŞİNİZ VAR AYAKTA?
Değerli arkadaşlarım, dün Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zat bir toplantı yaptı. Hâkim adayları geldiler, savcı adayları geldiler kura çektiler. İçeriye girerken bütün hâkimler ayakta. Hâkimlere söylemek istiyorum, niye ayağa kalktınız? Bir partinin genel başkanı içeri girdi diye niye ayağa kalktınız? Her partinin genel başkanı geldiğinde ayağa mı kalkacaksınız siz? Zaten adalet diye bir şey kalmadı, adalet diye bir şey kalmadı! Talimatla verilen karar adalet midir? Vicdan sahibi olun, vicdan sahibi! Türkiye’nin tarihine saygı duyun. Sizin ne işiniz var ayakta? Bir partinin genel başkanı gelmiş, yanında Başbakan, hepsi ayağa kalkıyorlar ve alkışlıyorlar. Şimdi bunlar yarın senin önüne geldiği zaman ne diyeceksin? Efendim bu benim kuramı çekti, isterse 20 adam öldürsün ben bunu beraat ettireceğim. Öyle mi diyeceksin sen, öyle mi diyeceksin?
Bakın Moody’s Türkiye’nin notunu düşürdü. Notu düşürürken kullandığı bir cümle aynen şöyle: “Hükümetin Anayasa Mahkemesinin politik mahkûmları tahliye kararını eleştirmesi ve alt mahkemenin bu karara uymaması yargı makamının temelini çürütmektedir.” Zaten çürüdü yargı, hangi yargıdan bahsediyorsunuz? Dürüst, düzeyli, namuslu hâkim ve savcı sayısı az kaldı. Onların yüzü suyu hürmetine kısmen de olsa yargı çalışıyor. Bekliyor, saraydan nasıl talimat gelecek? Talimatı veren de sarayın avukatları. Bir grup toplantısında söylemiştim, avukatlardan birisi diyor ki başsavcıya, “getir bakayım şu kül tablasını, külümü dökeceğim oraya” diyor, savcı avukatın emrinde. Niçin? Avukat sarayın avukatı! Normalde o savcının görevi derhal bırakması lazım. O savcı İstanbul’da, onun adını da biliyoruz, o avukatın da adını biliyoruz. Yazıktır günahtır, adaletin olmadığı bir devlet çöker.

ADALETİ SAVUNSAYDIN HAKİMLERİ AYAĞINA ÇAĞIRMAZDIN
Bu zat sarayda konuşmuş, arada bir doğruları söylüyor kabul etmek lazım. Şöyle diyor: “Devletler ve milletler adalet üstünde yükselir veya adaletsizlik batağında boğulur. Mazlumun ahının arşı titrettiğini asla unutmayacağız” diyor. Hangi arş, yedi kat arşı titretti kardeşim, Harp Okulu öğrencilerini görmüyor musun sen kardeşim? Boğaz köprüsünde boğazı kesilen gencecik askerleri görmüyor musun sen? Tedavi edilmesi gereken kişiye ilaçları zamanında vermediğin için hapishanede ölen kişiyi görmüyor musun sen? Kuddusi Okkır’ı, Ergenekon’un Balyoz’un kasası deyip ölüme mahkûm edildiğini görmüyor musun sen? Promptera bakım konuşuyor tabii, orada böyle yazdığı için, inandığı için değil. Bu ülkede adalet bitmiş zaten. Adaleti savunsaydın hâkimleri ayağına çağırmazdın, sen onların ayağına giderdin!
Şimdi diyor ki, “adaletin olmadığı ülkede devlet olmaz” buna benzer bir cümle kullanıyor. Bakın, 21 Temmuz 2016 darbeden… 15 Temmuz darbesi 21 Temmuz… Birleşmiş Milletlere bu hükümet bir dilekçe verdi. Diyor ki, ben siyasi ve medeni haklara ilişkin sözleşmenin 13 maddesini askıya alıyorum diyor, uygulamayacağım diyor. Niçin? Terör örgütüyle mücadele ediyorum. İki maddesi önemli; birinci maddesi diyor ki, tutulanlara insanca davranmayacağım diyor, yani işkence yapacağım diyor. Hangi adaletten söz ediyorsun sen Recep Bey, hangi adaletten? Sen kalkmışsın Birleşmiş Milletlere dilekçe vermişsin hükümet olarak, ben tutulanlara insanca davranmayacağım diyorsun. Sonra bir madde daha var, adil yargılamayacağım diyor onları, adil yargılama yok diyor, onları adil yargılamayacağım diyor. Sen zaten Türkiye’de adaletin olmadığını, sen zaten bütün dünyaya bildiriyorsun. Şimdi kalkmış adaletten söz ediyor, sanıyor biz de inanacağız.

CÜBBELERİNİZE İKİ DELİK AÇIN, İKİ DE SARAY KABARTMALI DÜĞME!
Oradaki hâkimlere sesleniyorum, ayağa kalkan hâkimlere sesleniyorum. Kendinize cübbelerinize iki tane delik açınız, iki tane de düğme. Düğmelerin üzerindeki kabartma sarayın kabartması olsun, önünüze geldiği zaman sadece ayağa kalkmayın, iki düğmeyi de ilikleyin; birisi yasama, birisi yürütme, onların önünde ilikleyin. Siz üçüncü güç olmaya layık değilsiniz. Bağımsız olsun yargı diyoruz, yargı bağımsız olsun, adalet dağıtsın, üstünde gölge olmasın yargının diyoruz. Ama onlar diyorlar ki, hayır bize birisi talimat versin ona göre karar verelim. Sen hâkim değilsin kardeşim, sen hâkim değilsin. Affedersiniz sarayın hâkimi, hâkim mi olur? Şimdi bir de karar verecekler Türk Milleti adına. Onu da değiştirin, saray adına diye karar verin, saray adına müebbet olarak karar verdik deyin. Anayasa Mahkemesi iptal edecek serbest bırakacak, sen saray adına ağırlaştırılmış müebbet cezası vereceksin. İnsanda biraz vicdan olur, ahlak olur insanda biraz.

MİLYON DOLARLAR DÖNÜYOR, BASTIRIR PARAYI TAHLİYE OLUR
Ben 13 Haziran 2017’de grup toplantısında şu açıklamayı yapmıştım: “Parası olan, dayısı olan serbest kalıyor, garibanlar yatıyor. FETÖ davası dolayısıyla, parası olan, arkası olan, dayısı olan, kayınpederi olanlar rahatlıkla çıkıyorlar, garibanlar içeride. Çoğunun zaten daha iddianamesi bile düzenlenmemiş. Harp Okulundan atılan öğrenciler Anıtkabir’e gidiyorlar saygı duruşunda bulunuyorlar. Sonra dışarı çıkıp İstiklâl Marşını okuyorlar. Vay siz misiniz İstiklâl Marşını okuyan, bir de dayak yiyorlar ve buna da adalet diyeceksiniz siz.” Arada bir birilerinin vicdanı demek ki kabul etmiyor bunu. AK Partinin Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar diyor ki; “Gaziantep’te çok ciddi FETÖ borsası var.” Git Kayseri’ye de bak, Kayseri’de de var. Sanki biz bilmiyor muyuz, Kayseri’de de var. Elitaş’a sorun, kimi nasıl çıkardı? Hepsini size anlatsın. “Milyon dolarlar dönüyor.” Parası olan dedik çıkıyor değil mi? Milyon dolarlar dönüyor. Ben bunu söylüyorum, evet “itirafçı adı altında işadamlarını serbest bırakıyorlar. Türkiye’nin birçok yerinde var bu. Ben milletvekiliyim, her konuşmam suç duyurusudur. Türkiye’nin birçok yerinde var bu. Bununla ilgili daha bugün suç duyurusunda bulundum Hâkimler Savcılar Kurulu Teftiş Kuruluna. Sadece televizyonda konuşmuyorum, Hâkimler Savcılar Kurulu ne yapmış? Bir yerde problem var. Eğer uyarılarımıza kulak verilseydi, sonuç böyle olur muydu?” Olmazdı. İyi de, kim senin uyarılarına kulak verecek, kim verecek? Saraydan talimat alan, sarayın beklentilerine uygun kararlar veren istediği kararı veriyor. Sen ister milletvekili ol iktidar partisinin, istersen muhalefetin milletvekili ol. Yargının çöktüğü, adaletin çöktüğü bir ülkede adalet mi arayacağız? Yok ki adalet, milyon dolarlar dönüyor. Döner tabii milyon dolarlar, niye dönmesin? Bastırır parayı tahliye olur, bu kadar basit. Boşuna mı sarayın avukatları var? Sadece bu mu? Hayır. TMSF’nin el koyduğu mallar vardı, FETÖ’cülerin malları diye satıyorlardı. Listeyi alıp, malların listesini alıp işadamlarını gezenler dünya kadar adam vardı. Size bu malı satacağım komisyonum şu kadar, istediğiniz fiyata diyen bir sürü adam vardı piyasada. Sanki biz bunları bilmiyor muyduk? Biliyorduk.

ŞEKER FABRİKALARI ZARAR ETMİYOR RECEP BEY, SEN ZARAR ETTİRİYORSUN 
Önlem… Bu iktidar önlem alamaz, bu iktidar çökmüştür artık. AKP Hükümeti de çökmüştür. Hiçbir söylemi sağlıklı ve tutarlı değildir. Vatandaşın hangi derdine bugüne kadar çözüm ürettiler? Allah aşkına birisi çıksın, bizim şu derdimize çözüm ürettiler desin. Yok öyle bir şey. Şimdi bütün bunlar yetmiyormuş gibi, işte Afrin’di terördü falan filan derken, aradan şeker fabrikalarını nasıl satarız. Niye satıyorsun kardeşim, niye satıyorsun şeker fabrikalarını? Bakın Elbistan Şeker Fabrikasıyla ilgili örnek vereyim size. Rahmetli Erbakan Elbistan Şeker Fabrikasının temelini atıyor. 1985’te hizmete açılıyor. 2 bin 400 dönüm arazi üzerine. 900 dönümüne fabrika kuruluyor, 1500 dönümü ise Ceyhan Nehri kıyısında. Şimdi geçen yıl bu fabrika 30 milyon lira kâr elde etti. Yani zarar değil, kâr elde etti. Bu fabrika Elbistan, Afşin, Göksun ve Tufanbeyli’nin can damarı; 300 milyon liralık katma değer yaratıyor bu ilçeler için. 2017-2018’de Elbistan bölgesine 42 milyon lira, Afşin bölgesine 30 milyon lira, Göksun bölgesine 7 milyon lira, Tufanbeyli’ye de 3 milyon lira para ödüyorlar pancar üreticilerine ve dolayısıyla bu para bu bölge için hayati. Şimdi diyorlar ki, biz bunu satacağız. Niye satıyorsun kardeşim? Eğer bu 1500 dönüm imara açılırsa ki, şimdi şehrin merkezi neredeyse orası oldu, imara açılırsa zaten fabrikayı kapatırsınız. Dünyanın parasını kazanır, vurgununu yaparsınız, Balıkesir’deki SEKA gibi tamamen kapatır gidersiniz, keyfinize bakarsınız, dünyanın parasını da kazanmış olursunuz. Bu gürültüde bunu yapmak istiyorlar. AK Partinin Genel Başkanı diyor ki, şeker fabrikaları devletin sırtında yük, bunlar zarar ediyor. Zarar etmiyor Recep Bey zarar etmiyor, sen zarar ettiriyorsun bunları. Zarar etmiyor bunlar, hangisi zarar ediyor? Eğer zarar ediyorsa, Yavuz Sultan Selim Köprüsü de araç garantili, o da zarar ediyor. Onu da sat o zaman, sıkıysa onu da sat. Satıyor musun? Onu satamıyorsun. Niçin? Orada yandaş var, onun cebine para koyacak, o köşeyi dönecek. Şeker fabrikaları milletin, kim ses çıkaracak? Kimse korkudan ses çıkarmıyor. Ses çıkaran, yüreklice davranan şeker üreticilerini, pancar üreticilerini, köylüyü, emekliyi, işçiyi savunan tek bir parti var, o partinin adı da Halk Partisi, halkın partisi.

ASIL BATAK SARAYDA!
Efendim şeker fabrikaları zarar ediyormuş. Sarayın 13 günlük parası bakın, 13 günlük parasını versinler hiçbir zarar olmazAsıl batak sarayda, sat kardeşim sarayı, milletin sırtında yük o saray. Sadece elektrik masraflarını bu millet karşıladı zaten mahvoldu. Oturuyorsun, yiyeceğin bedava, oturduğun yer bedava, araban bedava, uçağın bedava, giyeceğin bedava, gezilerin bedava, yurtdışı gezilerin bedava, milletin sırtına yıkıyorsun diyorsun ki emekliye, ver bakayım vergiyi kardeşim, işçiye diyorsun ver vergiyi, sanayiciye diyorsun ver vergiyi, ev kadınına diyorsun ver vergiyi. Onlardan vergiyi topluyorsun, ya sen? Ben vergi vermem. Niçin? Ben Man Adasında şirket kuracağım 1 Sterlin’e, ben vergi vermem. Sonra ne diyor? “Biz yerliyiz ve milliyiz” diyor. Sevsinler senin yerliliğini ve milliliğini, gayri milli adamsın sen gayri milli! Yerli filan da değilsin sen!

ŞEKER PANCARI KOTALARINI KALDIR
Bakın, Avrupa Birliği Ekim 2017’de bir karar aldı. Bütün şeker pancarı kotalarını kaldırdı, kota yok Avrupa Birliğinde. Şimdi çağrı yapıyoruz biz de, şeker pancarı kotalarını kaldır kardeşim. Avrupa Birliği kaldırdı, sen niye kaldırmıyorsun? Bütün şeker pancarı üreticisi kardeşlerim düşünsünler. Avrupa Birliği, Almanya’sı, Fransa’sı, İngiltere’si, Hollanda’sı, Belçika’sı hepsi kaldırdı, bizimkiler kota üstüne kota getiriyorlar. Amaç nişasta bazlı şekeri millete zorla yedirmek. Amaç Cargill’e çalışmak, yabancı firmalara çalışmak, yabancı firmaların çıkarlarını savunmak. Bunu sana kabul ettirmeyeceğiz arkadaş, kabul ettirmeyeceğiz. Bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğiz.

SİZİN ORTAKLIĞINIZ MI VAR TÜRK TELEKOM’LA?
Bu hükümet rantiyeye çalışan bir hükümettir, vatandaşa çalışan bir hükümet değildir. Üretime dönük hiçbir politikası yoktur, rantiyeye dönük politikası vardır.
 Türk Telekom yüzde 100’ü yerliydi, yüzde 100’ü milliydi. Kurumlar vergisi şampiyonları her yıl açıklanırdı, Türk Telekom birinciydi, yüzde 30 üzerinden her yıl en çok vergiyi ödeyen kurumdu. Ne yaptılar? Özelleştirdiler. Sonra Türk Telekom zarar ediyor. Devletin elindeyken zarar etmiyordu, en çok kârı elde eden kurumdu, yüzde 30 vergi veriyordu. Bunlar ne yaptılar? Önce özelleştirdiler, kurumlar vergisini de yüzde 20’ye indirdiler. Yüzde 10 bir kıyak sağladılar. Şimdi bankalardan kredi çekti, 4,5 milyar civarında bir kredi. Şimdi kârını götürdü yurtdışına. Telekom’un pek çok malını sattı, şimdi diyor ki bankalara krediyi ödemeyeceğim diyor, vermeyeceğim diyor. Değerli arkadaşlarım, hükümet de bankalara talimat veriyor, buna dokunmayın diyor. Borcunu ödemiyor, kredisini ödemiyor, ama buna dokunmayın diyor, Türk Telekom’a dokunmayın. Sizin ortaklığınız mı var Türk Telekom’la? Ben biliyorum ne haltlar işlediğinizi de, sizin ortaklığınız mı var? Bankalara niye müdahale ediyorsunuz? Borcunu ödemiyorsa gider banka icraya verir alır, el koyar. Ama bankalara talimat veriyorlar, dokunmayacaksınız diyorlar Türk Telekom’a. Ama ne oluyor? Bakan söylüyor bakın, “benim derdim Telekom’un borcunu ödeyip ödemediği değil, benim derdim bankaların o borcu alıp almadığı da değil. Bizim için önemli olan Türk Telekom’un büyüyerek gelişerek ileriye yürümesi, zarar ediyor.” Yani her türlü imkânı vermişsin zarar ediyor, bankaları dolandırıyor, ama diyor ki buna dokunmayacaksınız diyor, benim derdim bu değildir diyor. Arkadaş, gözünü sevdiğimin bakanı, Mardin’de Çankırı’da tarımsal sulama aboneliğini iptal ettiler, çiftçilerin elektrik borcu yüzünden. Peki, o çiftçiye niye demiyorsun dokunmayın, ona söyle. Gücün çiftçiye yetiyor, Türk Telekom’a yetmiyor. Başka… İstanbul’da 1 milyona yakın ailenin elektriği doğalgazı suyu kesildi, 1 milyona yakın. Vatandaşa gelince aslan kesiliyorsun. Belediyeye demiyorsun, bu suyu niye kestin arkadaş, bu insanlar su içecek. İnsan hakkı ihlalidir suyu kesmek, ama onu kesiyorsun; suyu kesiyorsun, elektriği kesiyorsun, çiftçiyi perişan ediyorsun, ürününü sulaması için su almasına engel oluyorsun, Türk Telekom’a gelince ona dokunmayın diyorsun. Sen vatandaşa değil, rantiyeye hizmet ediyorsun arkadaş, vatandaşa değil rantiyeye hizmet ediyorsun.

30 MİLYAR DOLARI DA İÇ ETTİLER
Suriyelilere 30 milyar dolar harcadılar, 30 milyar dolar! Dedik ki, nereye harcadınız bu parayı? Tık yok. Nereye harcadılar 30 milyar dolar? 30 milyar dolar para harcansaydı, bütün Suriyeliler ev bark sahibiydi şimdi, sokaklarda dilenci çoğu. O parayı da iç ettiler, Suriyeli adı altında o parayı da iç ettiler. Ama bakın, diyelim ki bir esnaf berber veya bakkal dükkânının sahibi üç ay sigorta primini ödemedi, Bağ-Kur primini ödeyemedi. Hastalandı, hastaneye gittiğinde bakmıyorlar, borcun var bakmıyoruz diyorlar. Ailesi hastalandı eşi hastalandı, eşine de sağlık hizmeti vermiyorlar, yani ölüme mahkûm ediyorlar borcu olduğu için. Türk Telekom’un da borcu var, 4,5 milyar borcu var, ödemiyor. Esnafa gelince aslan, oraya gidince kuzu; bunlar rantiyeye hizmet eden siyasi partilerdir değerli arkadaşlarım.

AÇIKLADIKLARI İŞSİZLİK RAKAMLARININ ÇOĞU HAYALİ
Bizim Türkiye’de yaşadığımız ciddi bir sorunumuz var, işsizlik. Neredeyse her evde bir işsiz var, gençlerin işsizliği çok daha fazla. Türkiye nüfusunun yarısı genç... Bugün Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Danimarka, Belçika herkes genç nüfusun artmasını ister. Çünkü genç nüfus zenginlik kaynağıdır; emeğinden yararlanacaksınız, bilgisinden birikiminden yararlanacaksınız. Tam tersi, bizde de gençler üniversiteyi bitiriyor işsizler. Örnek vereceğim size değerli arkadaşlarım. Türkiye İş Kurumuna işsizlik için başvuranların sayısı son 15 yılda rakam 24 milyonu aştı. 24 milyon kişi iş aramak için Türkiye İş Kurumuna başvuruyor değerli arkadaşlarım. 24 milyon kişinin iş başvurusu yapması başlı başına bir olaydır. Peki, bunun ne kadarına iş bulmuş? Yüzde 22’sine iş bulmuş, yüzde 78’i, yani 18 milyon 614 bin 706 kişiye Türkiye İş Kurumu ben iş bulamadım diyor. Zaman zaman işsizlik rakamlarını açıklıyorlar. O işsizlik rakamlarının çoğu hayali, ben size Türkiye İş Kurumunun gerçek rakamlarını veriyorum, gerçek rakamlar bunlar.

BORÇ ALAN EMİR ALIR
Eğer bir ülkede işsizliği azaltmak istiyorsanız, üretim ekonomisine destek verirsiniz. Üretecek, fabrikalar olacak, insanlar çalışacak o fabrikalarda, üretirseniz gücünüz olur. İşsizlik var, üretim yok, vergiyi toplayamıyorlar, sigorta primini toplayamıyorlar, vatandaş ödeyemiyor, borç alıyorlar. 
Borç alan emir alır, borç alan emir alır. Defalarca söyledim, yine söylüyorum; son 15 yılda ödedikleri yabancı… Bakın, bir avuç yabancıya ödedikleri faiz 149 milyar dolar. 149 milyar doların fabrika kuruluşuna gittiğini düşünün. Türkiye’nin her ilinde, her ilçesinde fabrika olurdu ve insanlar çalışırdı. Borç aldılar içeriden yine bir avuç insandan, borç aldılar içeriden, 689 milyar lira faiz ödediler. 689 milyar lirayla da fabrika yapsalardı, bugün Türkiye dışarıdan işçi ithal ederdi. Bizim nüfusumuz yetmiyor derdi, Almanya gibi Fransa gibi Belçika gibi Hollanda gibi bize işçi gönderin derlerdi, bu fabrikaların çalışması lazım derlerdi. Belki biz 4.0’ı önce biz söyleyecektik. Herkesin işi gücü var, ama yetmiyor, yeni istihdam alanları yarattık, işgücüne ihtiyacımız var diyecektik. Ben boşuna mı diyorum, bunlar rantiyeye çalışıyorlar. Boşuna mı millet diyor “Tefeci Tayyip” diye, boşuna mı diyor “faizci Tayyip”, tamamen bunun için. Dünyanın kaynağını bir grup tefeciye ödüyorlar. Dolayısıyla üretim olmadığı için de işsizlik aldı başını gidiyor.

HER HAFTA 9 BİN 523 GENCİMİZ İŞ-KUR’A BAŞVURUYOR 
Bir rakam daha vereyim size. 2003 yılında 15-24 yaş arası İş-Kur’a başvuranların sayısı 174 bin 554 imiş. 2017 Temmuz ayı itibariyle 15-24 yaş arası başvuranların sayısı 174 binden 882 bin 837’e çıkmış ve bu rakamı böldüğünüzde her hafta 9 bin 523 gencimiz İş-Kur’a başvuruyor iş için. Peki, bu Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zat, işsizlikle ilgili ne diyor? Onun çözümü şu; efendim diyor, her işveren bir işsizi alırsa, Türkiye’de işsizlik sorunu çözülür. Vallahi bana göre Nobel Edebiyat Ödülünü vermemiz lazım buna, dünyanın en saçma önerisi.

İSPAT ETTİK, BARİ SÖZÜNÜ TUT
Sormak gerekiyor, senin çocuklarının hepsi işveren; enişten işveren, dayın işveren, herkes işveren. Peki, bunlar bir işsiz aldı mı? Yok. Ne yaptı bunlar? Bırak istihdam yaratmayı, bu memlekete vergi vermemek için Man Adasında şirket kurdular. Sermaye 1 Sterlin. Soru sorduk, 15 milyon dolarlık bir şey satmışsın, ne sattın arkadaş? 15 milyon dolar yahu,1 Sterlinlik şirkete 15 milyon dolarlık mal satıyorsun. Neyi sattın sen? Dut yemiş bülbül gibi, tık yok, konuşmuyor. Sen demiyor muydun “ispat edersen vallahi de billahi de cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim” diye. İspat ettik, bari sözünü tut. Tutamaz efendim tutamaz.

TEFECİLERDEN TALİMAT ALIYORLAR
Bakın zaman zaman bizimkiler celallenirler, Yunanistan’a saldırırlar. Efendim Yunanistan’da ekonomi felaket, Yunanistan geçinemiyor, Avrupa Birliğine muhtaç Yunanistan, bir sürü laf. Rakamları çıkardık, rakamlar yalan söylemez. Yunanistan’da 10 yıllık devlet tahvilinin faizi yüzde 4,19. 10 yıllık devlet tahvili alırsan 4,19 faiz ödüyorsun. Peki, Türkiye Cumhuriyetinde 10 yıllık devlet tahvilini alırsan yüzde 12,41 faiz ödüyorsun. 4,19, 12,41… tefeciye çalışırsan, yakayı tefeciye kaptırırsan, borç olmazsa ekonomiyi döndüremezsen, emir alırsınDiyor ki, “faizi düşüreceğiz, komiteler kurduk” diyor. Bürokraside şöyle bir kural vardır, bir işi uyutmak istiyorsan komisyona havale edersin. Komisyona havale ettiğinde de zaten oradan bir şey çıkmaz. Faizi düşürecek beyefendi, komisyona havale ediyor. Çıkar bir kanun hükmünde kararname-üniversite hocalarını atıyorsun kapının önüne koyuyorsun-çıkar bir kanun hükmünde kararname, faiz sıfır olmuştur de, biz de seni alkışlayalım. Verdiği sözü tuttu, faizi sıfırladı diye. Yapabilir mi? Yapamaz efendim yapamaz, ancak konuşur, bol bol konuşur. Sabah konuşur, öğlen konuşur, akşam konuşur, ikindi konuşur, yatarız sabah kalkarız yine aynısı konuşur. Bütün televizyon kanalları verir ve beyefendi sürekli konuşur. Yeter arkadaş yeter, bırak bir de millet konuşsun, bir de çiftçi konuşsun, emekli konuşsun, işçi konuşsun, çay üreticisi konuşsun, fındık üreticisi konuşsun, bir bakalım bunların derdi ne. Değerli arkadaşlarım, eğer borçla bir ekonomiyi bir ülkeyi yönetiyorsanız, tefecilerden talimat alırsınız. Bunlar da tefecilerden talimat alıyorlar.

“HIRSIZLIK YAPMAK AYIP” DİYORUZ, AMA EN TEPEDEKİ ÖYLEYSE 
Buraya işsizlik dolayısıyla geldik. İşsizlik yoğun olursa ne olur? Rakamları vereyim; uyuşturucu kullanımı artar, gençler umutsuzluğa kapılırlar. Altı yılda uyuşturucu kullanımı 16 kat arttı, 16 kat! Ailelerde huzur kalmaz, boşanma davaları artar, yüzde 37 arttı boşanma davaları. Toplumda güvensizlik artar, adalet de çöktüğü için herkes kendi güvenliğini sağlamak için silah almaya çalışır. Arkadaşlarımız sormuşlar, 106 bin 740 silah kayıp. Ve şimdi her silah için 200 mermi kullanma hakkı vardı, şimdi 1000 mermiye çıkarıyorlar. Niye çıkarıyorsun? Daha fazla insan ölsün diye herhalde büyük bir ihtimalle. Fuhuş yüzde 790 arttı, kadına yönelik şiddet yüzde 1400 arttı, intihar olaylarında ciddi bir tırmanma var. 2003 yılında 14 milyon 238 bin antidepresan hap kullanılırdı kutu, 2016’nın ilk dokuz ayında 33 milyon 638 bin 916 kutu antidepresan hap kullanılıyor. 14 milyondan, ilk dokuz ayda 33 milyona çıkmış durumda. Hırsızlık suçlarında patlama var. Adalet Bakanlığının Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün rakamlarına bakın, birinci sırada hırsızlık yapan... Adam işsizse güçsüzse iş bulamıyorsa… Geçinecek, nasıl geçinecek? Hırsızlık yaparak. Hırsızlık yapmak ayıp mı? Ayıp diyoruz. Ama en tepedeki öyleyse ne olacak?

DOLANDIRILAN 77 BİN 843 KİŞİYE SESLENİYORUM: PARANIZI BANKACILIK DÜZENLEME DENETLEME KURULUNDAN ALABİLİRSİNİZ
Bir başka olay, bir de Çiftlik Bank kuruldu. Adam kalkıyor hepsinin önünde, Bakan, Başbakan, Bakanlar, devletin bütün kurumlarının önünde Çiftlik Bankı kuruyor. 77 bin 843 kişiyi dolandırıyor. 511 milyon lira tokatlıyor, eski parayla 511 trilyon lirayı adam vurup malı götürüyor. Hükümet seyrediyor, Sermaye Piyasası Kurulu seyrediyor, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulu seyrediyor, Ticaret Bakanlığı seyrediyor, AK Partinin Genel Başkanı seyrediyor, Başbakan seyrediyor, herkes seyrediyor. Ne gibi? Tıpkı jet Fadıl gibi, Kombassan gibi, Endüstri Holding gibi, İslami holdingler gibiKuruyor Çiftlik Bankı, biraz Allah peygamber, arkasından bir-iki dua, millet de diyor ki bu adam dindar adamdır, bu adam hırsızlık yapmaz, ondan sonra biz buna parayı verebiliriz güven içinde, olur bu adam. Şimdi bakın, bu 77 bin 843 kişiye sesleniyorum, dolandırılan 77 bin 843 kişiye sesleniyorum. Paranızı rahat alabilirsiniz, ama o tosundan değil, parayı Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulundan alabilirsiniz. Dava açmanız lazım. Niçin? Bankacılık Kanununun 150.maddesi var. Diyor ki, “bu kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın, ticaret unvanlarında her türlü belge, ilan ve reklamlarında veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda banka adını ya da banka gibi faaliyet gösterdikleri ya da banka gibi mevduat veya katılım fonu topladıkları izlenimi uyandıracak söz ve deyimleri kullanan gerçek kişilerle tüzel kişilerin, görevlilerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Ayrıca bu işyerlerinin bir aydan bir yıla kadar tekerrürü halinde ise, sürekli olarak kapatılmasına karar verilir.” Görev kimin? Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulunun. Adam Çiftlik Bank yazmış mı? Yazmış. Bankayı kullanmış mı unvan olarak? Kullanmış. Devletin kurumu görüyor mu? Görüyor. Bakanlar görüyor mu? Görüyor. Başbakan görüyor mu? Görüyor. AKP’nin Genel Başkanı Recep Bey görüyor mu? Görüyor. Dolandırılıyor mu? Dolandırılıyor. Hepsi sessiz kalıyorlar. Davayı açarsın, bu kanunu gerekçe gösterirsin. Sen kanunu bilmek zorunda değilsin, sen şikâyet edemezsin, şikâyeti edecek olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, para toplayan Sermaye Piyasası Kurulu. Bunların tamamını ver mahkemeye, faiziyle beraber paranı alırsın kardeşim, bu ülkede adalet varsa, faiziyle beraber.

URUGUAY’DAN BU TOSUNCUĞU GETİREMEZSİN KARDEŞİM
Şimdi Bakan yeni uyanmış. Diyor ki Bakan, efendim diyor “vatandaşlar biraz uyanık olsun” diyor. Aldığı önlem bu ne yapsın, vatandaş uyanık olsun. Sen uyanık değil misin? Sen Bakansın, bakın bakan diyor. Bakan, ama görmeyen, ne biçim Bakansın sen? Görmen lazım senin. Vatandaş, 77 bin kişi soyuluyor, adam ilanını veriyor, törenlerle açılıyor, herkes gidiyor, valisi kaymakamı milletvekili gidiyor açılıyor. Hiç kimse demiyor, arkadaş sen banka unvanını kullanamazsın, Bankacılık Kanunu var, bu memlekette kanun var hukuk var diyemiyor, demiyor da zaten bunu. Ve daha acı olanı, Bakan diyor ki, daha 11 tane benzer kuruluş var diyor. Bekliyor, onlar da ne zaman yurtdışına kaçacaklar, ondan sonra diyecek ki niye bunu yaptınız. Şimdi Bakan yine açıklama yapmış, diyor ki Adalet Bakanı; onu Uruguay’dan isteyeceğiz. Efendim Uruguay’da büyükelçiliğimiz yok bir; iki, Uruguay’la suçluların iadesine ilişkin bir sözleşme de yok. Ama ben bu Bakana söyleyeyim, Recep Bey’e de söyleyelim, Uruguay’dan besmelesiz et ithal edebilirsin getirebilirsin, inek getirebilirsin, tosun getirebilirsin, öküz getirebilirsin, ama bu tosuncuğu getiremezsin kardeşim.
Hepinize saygılar sunuyorum.

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi çocuk istismarının önüne geçebilmek için ilimizde ilk kez yapılan bir çalışmaya imza atıyor.

“Çocuk İstismarı ile Mücadelede Yol Haritası Belirlemek İçin İlk Adım” başlığı altında Sakarya Barosu Konferans Salonunda çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri, doktorlar ve öğretmenler ile bir araya gelen Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyeleri çocuk istismarı mücadelesinde neler yapılabileceğini görüştüler.

ÇİM UYGULAMASI ZORUNLU OLMALI

Katılımcılara öncelikle Çocuk İzlem Merkezinin işleyişi hakkında kısa bir bilgi veren Av. Elif Erdem Düzgün doğru işlediği takdirde bunun çok iyi bir sistem olduğunu ifade etti. İlimizde kısa bir süre önce açılan ÇİM’de hala bir kadın doğum uzmanının bulunmadığını belirten Av. Düzgün yetkililerden bir an önce bu eksikliğin giderilmesi için talepte bulundu. Ayrıca toplantı sonunda kaleme alınan bildiride  CMK ya da yönetmelik ile ÇİM uygulamasının düzenlenerek yasallaşması ve mağdur ifadesinin ÇİM’de alınmasının zorunlu hale getirilmesi istendi.

ELEKTRONİK TAKİP

Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün basına da yansıyan kimyasal hadım cezasının çözüm olmayacağını, çünkü kimyasal hadımın testesteronu baskılayacağını ama faillerdeki şiddet eğilimini baskılayamayacağını, ilaç kesilince sanığın aynı saldırıları yapabileceğini ,çocuk istismarının önüne geçilmesinin ancak toplumun bilinçlendirilmesi, okullarda rehber öğretmenlerin  “Erken Uyarı Sistemi Projesi” kapsamında aktif olarak görev alması gibi çözüm önerileri ile mümkün olabileceğini belirtti. Ayrıca çocuk istismarı suçunu işleyen pedofillerin, infazlarını tamamlanmasının ardından elektronik takibe alınarak, okullar, parklar gibi çocukların yoğun olarak bulundukları yerlerden uzak tutulmaları gerektiğini ifade etti.

“İYİ HAL” VE “ÇOCUĞUN RIZASI VAR” İNDİRİMİ UYGULANMASIN

Çocuk istismarı davalarında ‘İnfaz kanununda Koşullu Salıverme’nin kaldırılması talep edilirken 18 yaşının altındaki her çocuğun “çocuk” olarak nitelendirilerek, ceza indirimine neden olabilecek bir ayrım yapılmadan,  “İyi hal” ve “çocuğun rızası var” veya cinsel istismarın niteliğine göre herhangi bir ceza indirimi uygulanmadan infazların gerçekleştirilmesini istediklerini belirtti.

 “BAROLAR VE ÇOCUK HAKLARI MERKEZLERİNİN MÜDAHİLLİK TALEPLERİ REDDEDİLİYOR!”

Çocuk İstismarı ile ilgili davalarda Çocuk Hakları Merkezlerinin ve Baroların mağdur çocuk yanında yer almak için bulundukları katılma taleplerinin mahkemelerce kabul edilmemesini de eleştiren Av. Elif Erdem Düzgün, Baroların kanunlardan kaynaklanan insan haklarını savunma görevi bulunduğunu tekrar hatırlatarak, müdahillik konusunda bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.

TALEPLERİNİ MECLİSE İLETECEKLER

Yaklaşık üç saat süren toplantıda daha sonra kamuoyu ile paylaşılacak olan talepler ve öneriler başlıkları altında belirlenen maddeler ile çocuk istismarını önlemek için bir yol haritası çizilirken çalışmalarının bu toplantı ile sınırlı kalmayacağını toplumun kanayan yarasına dikkat çekmek için çeşitli eylemler yapacaklarını ifade eden Av. Elif Erdem Düzgün, öneriler ve taleplerini içeren bildiriyi de imza kampanyası ile halka açacaklarını ve sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisine bu taleplerin iletileceğini belirtti.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce'yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, yapılan kurultayda kendisine destek veren Sakarya örgütü ve Sakarya esnafını ziyaret etti.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce Orhan camii önünde vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. Sohbetlerden sonra cuma namazını kılan İnce, cami yakınındaki çay ocaklarında esnaflarla bir süre sohbet etti ve anılarını anlattı.

Sakarya İl örgütüyle de toplantı gerçekleştiren İnce, çark caddesi sonu boyunca esnafları selamlayarak yola çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kurultay’da kendisini destekleyen Sakarya Kurultay Delegelerine teşekkür etmek ve bir dizi programa katılmak üzere ilimize geldi.

TAZİYE VERDİ
Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır, parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş tarafından il binası önünde karşılanan İnce, daha sonra Cuma namazını kılmak üzere Orhan Cami’ye gitti. Erenler Belediyesi eski Başkanı Rüştü Akyaç’ın vefat eden eşi Mefkune Akyaç’ın (84) cenazesi için bekleyen yakınlarına taziye veren İnce, daha sonra vatandaşlarla çay içerek namaz saatini bekledi.

DİRENEN PARTİ
Vatandaşlarla Cuma namazını kıldıktan sonra Atatürk Parkı’nda toplanan kalabalığa seslenen Milletvekili Muharrem İnce, “Bu ülke için ne istiyorsak, Cumhuriyet Halk Partisi için de onu istiyoruz. Kurucu irade kurtuluşu da gerçekleştirecek, kurucu partidir Cumhuriyet Halk Partisi, direnen partidir ama artık direnen parti olmaktan çıkıp, kazanan parti olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

‘DİK DURAN’
İnce, “Bu yolculukta Türkiye’de en dik duran CHP örgütü Sakarya örgütüydü, İmzaysa imza, oysa oy, ‘Yanındayız’ dediler, onun için ben de bugün Sakaryalılarla, komşularımla, değerli hemşerilerimizle beraber olmak istedim” dedi. İnce konuşmasının ardından il binasında bir süre partililerle sohbet etti. Çark Caddesi’nde vatandaşları selamlayarak sohbet eden İnce, daha sonra ilimizden ayrıldı.

Haber  Fehmi DUMAN-   Necla BAKAN 




Anadolu Gençlik Derneği"Kış Bizimle Bir Başka"

Kış Bizimle Bir Başka

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adapazarı Temsilciliği Ortaöğretim Komisyonu Teşkilatlanma Başkanı Muhammed Enes KAYA, AGD Kış Etkinlikleri kapsamında ortaokul öğrencileri ile düzenledikleri kampın tamamlandığını duyurdu.

KAYA, yaptığı açıklamada şunları ifade etti; “Derneğimiz, yaklaşık 50 yıldır  “ İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” inancı ile çalışmalarını yürütmektedir. Türkiye’mizin 81 il, 1000’ e yakın ilçe ve 14 ülkedeki temsilciliğiyle, halkımıza,  ama özellikle de gençlerimize yönelik Ahlak ve Maneviyat merkezli sosyal ve kültürel faaliyetler gerçekleştirmekteyiz.

Bu faaliyetlerdeki  amaç, gençliğimizi manevi değerlere bağlı, milli şuuru olan, çalışkan, azimli ve mücadeleci bir ruha sahip olmalarını sağlamaktır. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda 31 Ocak – 2 Şubat tarihlerinde yurt binamızda düzenlediğimiz ve 24 ortaokullu gencimizin katıldığı kampta; temel ahlak dersleri, doğa yürüyüşü, bilgi yarışmaları, canlı ezgi dinletileri ve film izleme aktivitelerinde bulunduk. Katılımcı gençlerin  ve ailelerinin teşekkür ve memnuniyetlerinden duyduğumuz mutluluk, çalışma azmimizi daha da yükseltecektir. Bizlere güvenip çocuklarını emanet eden kıymetli velilerimize de ayrıca şükranlarımızı sunuyoruz.” dedi.

Bu ve benzeri faaliyetlerin çocukların gelişimine olan katkısını dile getiren KAYA, çalışmalarının sadece bu kamplardan ibaret olmadığını gece gündüz gençlerin ruh ve beden dünyasının gelişimi için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini ifade etti.

Çeşitli etkinliklerle devam eden kamp programı öğrencilerin Macera Park’ta gönüllerince eğlenmeleri ile sona erdi