kategori Arşivleri: Gençlik ve Öğrenci

Fiat Engelsiz Hareket Son durak SAKARYA

Fiat Engelsiz Hareket, kullanıcılarıyla buluşmaya tüm hızıyla devam ediyor.

Engellilere özel donanım çözümleriyle Fiat’ın en beğenilen modelleri test sürüşüne sunuldu.

Sahip oldukları yasal avantajlar hakkında da aydınlatılan engelliler, “herkesin güvenli ve özgürce seyahat etme özgürlüğü olmalı” fikrinden hareketle yola çıkılan kampanyanın yararını vurguladılar.

Etkinlik Kent Partta  gerçekleşti  ve  engelliler  büyük ilgi  gösterdi. Engelliler Güçlendirme  Derneği Başkanı Fatma KILINÇER,Başkan Yardımcısı  Melehat ÜZGÜN,Sakarya Medya  Derneği Başkan Vekili Fehmi DUMAN,Yenihayat Paralimpik Spor Kulübü Başkanı’da BAŞKAN, Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’da Yönetim Kurul Üyesi ve Sakarya Kent Konseyi’de Engelli Meclis Başkanı Selim ÖZEN ve  çok  satıda  engelli  vatandaş katıldı

Sakarya Engelsiz Fiat Test Sürüşü gerçekleştirerek şehrimizde engelli bireyler ve ailelerine engelsiz araç test sürüşleri gerçekleştirerek güzel bir gün gecirdik. Başta Adem Kuyumcu beyfendiye , Engelsiz Fiat ve Sakarya Akgün Otomotive , Fatma Kilincer Şefik Akar Hüseyin Cantez Erol Demir başkanıma , Fehmi Duman beyefendiye yanımızda olarak destek verdikleri için teşekkürlerimi sunuyorum ..

Engelli,aile,toplum eğitimi ve gelişimi danışmanı. Engelsiz kentler ve Engelsiz Turizm danışmanı. Engelsiz Hayat AKTİVİSTİ. EHDD baskanı  Adem Kuyumcu  Etkinliğe  katılanlara  bilgi  verdi

Türkiye de ilk kez Engelli Sürücüler ve adayları için deneme sürüşü imkanı sunan Fiat Engelsiz Hareket projesi Sakarya da

FIAT ENGELSİZ HAREKET HAKKINDA

Fiat olarak herkesin özgürce hareket edebilmesi gerektiğine inanıyoruz. Engelli sürücülerin yollarda keyifli ve güvenli sürüş keyfinin tadına varabilmesi ve engelli yolcularınızın konforunu artırabilmek için “Fiat Engelsiz Hareket” ile yanınızdayız. Fiat Engelsiz Hareket ile bedensel engelleri yollardan kaldırmak adına özel donanımlarla ihtiyacınıza uygun çözümler sunuyoruz.

  • ENGEL: SAĞ BACAK FONKSİYONSUZ

  • ÇÖZÜM: Sol Gaz Pedal Kiti

  • Sağ ayak veya bacağında sakatlığı bulunan sürücüler için uygundur. Sürücünün sağ bacağı fonksiyonlarını yerine getiremediği için gaz pedalı, fren pedalının sol tarafında konumludur ve bu pedal sayesinde aracın hızlanması sağlanır.Bu pedal otomatik vitesli araçlara uygulanabilir. Zemine olan montajı hızlıdır, böylece kullanılmadığı durumlarda kolayca çıkartılabilir. İstemsiz hızlanmaları ve pedal çıkmasını engellemek için orijinal pedalın önüne küçük pedal koruması yerleştirilmektedir. Sol ayak pedalı isteğe göre çıkabilme özelliğine sahiptir. Bu şekilde araç engelli olmayan sürücülerle ortak şekilde kullanıma uygun hale getirilebilmektedir.Fiat güvencesiyle servislerinde takılan bu sürüş aparatı 5 yıl veya 100.000 km boyunca garanti ile sunulmaktadır ve takıldığında aracın mekanik garantisi de bozulmadan devam eder.

Engelli sürücülere 2016 yılına kadar H sınıfı sürücü belgesi verilirken, 2016 yılından itibaren B sınıfı- engelli ibareli ehliyetler kullanılmaya başlanmıştır.

Engelli sürücü ehliyeti alabilmek için sürücü adaylarının engel durumunu belirten ve engelli sürücü belgesi alabileceklerine dair bilgininde bulunduğu sağlık raporunu ibraz etmeleri gerekmektedir. Ayrıca engelli ehliyeti alabilmek için öncelikle 17 yaşını bitirmiş olmak ve en az ilkokul mezuniyeti olma şartı da aranmaktadır.

Yazılı ehliyet sınavını geçen engelli sürücü adayları ardından engel durumlarına uygun donanımlı direksiyon eğitimini aldıkları özel aparatlı araçlar ile uygulama sınavına girerler. Sınav süreleri ve direksiyon sınav süreleri diğer sürücü adaylarıyla aynıdır.

Engelli sürücü adayı sadece tam teşekküllü devlet hastanesinden alacağı sağlık raporunda yazan engeline uygun özel aparatlı ya da engeline göre sadece otomatik vitesli araç kullanabilir. Burada önemli olan sağlık raporunda yazan bilgilerdir. Örneğin; sadece sağ ayağında problem olan engelli sürücüler otomatik vitesli araçları kullanabilir; fakat özel donanımlı araç kullanabilir diye yazılı olan sürücüler sadece özel aparatlı araçları kullanır başka araçları kullanamaz.

Daha önce sürücü belgesi olan fakat bir kaza ya da hastalıktan dolayı engelli durumuna gelen bireyler yazılı sınava tabi tutulmazlar ve sağlık durumlarıyla ilgili özel donanımlı araçlarla direksiyon sınavına girip B sınıfı engelli ibareli ehliyetlerini alabilirler.

İşitme engelli sürücü adayları için sürücü kursunda valilikçe görevlendirilen bir uzman eşliğinde teorik ve direksiyon eğitimi verilebilir. Uzman kişiler özel metotlar ile bilgileri sürücü adayına anlatırlar. Aynı şekilde konuşma engelli olan sürücü adayları için iletişim kurma alanında belgesi olan personel görev alır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

– 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,

– 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından,

– 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,

– Yukarıda belirtilen araçların anılan malûl ve engelliler tarafından ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılmasında, bu araçları hurdaya çıkaran malûl ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı ÖTV’den istisna edilmiştir.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2) maddesine göre, Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tabi mallardan;

– 87.03 (motor silindir hacmi 1600 cm3’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm3’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malul ve engelliler,

– 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye ve ya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı vergiden istisna edilmiştir.

Bu hükmün uygulamasında engellilik oranı %90 ve üzerinde olan malul ve engellilerin yaşıyla ilgili bir sınırlama olmayıp, engellilik derecesi (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90’ın üzerinde olan engelli küçükler tarafından ilk iktisap edilecek araçta da ÖTV istisnasından yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

ÖTV Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (d) alt bendi uyarınca; malul ve engelliler tarafından istisnadan yararlanılarak ilk iktisabı yapılan aracın, deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya ayrılması halinde, bu aracın ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmemiş olsa dahi – aynı koşullarla – bir başka aracın ilk iktisabında da istisnadan yararlanılabilecektir.

ÖTV Kanununun 15/2-a maddesine göre, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların, veraset yoluyla intikaller hariç, ilk iktisabında istisna uygulanan malların istisnadan yararlananlar dışındakilerce iktisabında, ilk iktisabındaki matrah esas alınarak adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, kayıt ve tescili tarihinde geçerli olan oran üzerinden, bu tarihte özel tüketim vergisi alınacağı, Kanunun 7’nci maddesinin (2) numaralı bendi çerçevesinde istisnadan yararlananlar tarafından bu istisnadan yararlanılarak iktisap ettikleri kayıt ve tescile tabi malları 5 yıldan fazla kullanarak elden çıkarmaları durumunda ise bu hükmün uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre; kanunun 7/2’nci maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanan malul ve engellilerin bu kapsamda iktisap ettikleri araçları 5 yıldan fazla kullanarak bir başkasına satması durumunda, aracı alan kişi tarafından ÖTV ödenmeyecektir.

(II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,

İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt aracı tescil edilenlerin, ilk iktisap tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt aracı satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir. Ancak, istisna kapsamında iktisap edilen araçların, ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılması halinde beş yıllık süre dolmaksızın yeniden istisnadan yararlanılması mümkündür

Malul ve engelliler; motor silindir hacmi 1600 cm³’ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (steyşın vagon, arazi taşıtı ve jeepler dahil),motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtlar, motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtları özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın ÖTV ödemeden iktisap edebileceklerdir.

Engellilik dereceleri %90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtları ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtları motorlu taşıtlar vergisinden istisna edilmiştir.

Engellilik dereceleri %90’dan az olan malul ve engelliler, bu durumlarını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar olduğunu belirten “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin ilgili tescil kuruluşlarınca onaylanmış örneği ile “Araçlar İçin Teknik Belge” ve “Proje Raporu”nun aslı veya noter onaylı örneğini ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri halinde istisna hükmünden yararlanabileceklerdir.

İstisnadan yararlanmak isteyen malul ve engellilerin, “Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu”nu gerekli olan diğer belgelerle birlikte ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

Sağlık raporunda sadece sol alt ekstremitede (ayak veya bacakta) engelliliği olduğu belirtilen malul ve engellilerin otomatik vitesli taşıtlarının başkaca özel tertibat yapılmasına gerek olmaksızın, malul ve engelli adına kayıt ve tescil edildiği tarihten itibaren motorlu taşıtlar vergisinden istisna olur.

Hayır, önemli olan B sınıfı- engelli ibrazlı ehliyet alabilir diye raporunuzun olması ve aracınızda bulunması gereken aparatların bu raporda belirtilmesidir.

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ MUAFİYETİ

MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ MUAFİYETİ

Vali Çakacak, Mersin Çocuk Festivali’nde Çocuklarla Bir Araya Geldi

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ilki gerçekleştirilen Mersin Çocuk Festivali Vali Özdemir Çakacak’ın katılımıyla başladı.

CNR Expo Fuar Alanında düzenlenen festivale Vali Çakacak’ın yanı sıra, Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, il protokolü, vatandaşlar ile çok sayıda çocuk katıldı.

Çocukların gönüllerince eğlendiği festival alanında kurulan stantları gezerek, görevlilerden bilgi alan Vali Özdemir Çakacak, çocuklar tarafından sergilenen gösterileri de ilgiyle izledi. Çocukların yoğun sevgi gösterileriyle karşılaşan Vali Çakacak, festival alanında kurulan oyun parklarını gezmeyi de ihmal etmedi.

Palyaçolar ve maskotların da renkli görüntüler sergilediği festivalde tüm çocuklarla yakından ilgilenen ve sohbet eden Vali Çakacak, onlarla bol bol fotoğraf çektirdi.

Narlıdere’de 23 Nisan doyasıya kutlandı

Narlıdere’de 23 Nisan doyasıya kutlandı

Narlıdere’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkuyla kutlandı.  Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, temsili 23 Nisan Başkanı İhsan Çelikten Orta Okulu 5. sınıf öğrencisi Defne Kaleli ile birlikte Başkanlık makamında gerçekleştirilen etkinliğin ardından Demokrasi Meydanında düzenlenen resmi törenlere ve hemen sonrasında Narlıdere Belediyesinin düzenlediği ’23 Nisan Çocuk Şenliği’ etkinliklerine katıldı.

Yılmayacağız, korkmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz

Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, 23 Nisan sabahı ilk etkinlik olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu bıraktığı İhsan Çelikten Orta Okulu 5. sınıf öğrencisi Defne Kaleli ile birlikte başkanlık makamında belediye bürokratlarının tam kadro katıldığı bir temsili toplantı gerçekleştirdi. 23 Nisan başkanı olarak Başkan Batur’un koltuğuna oturan minik Defne özellikle çocuklar için parkların yapılması, satranç, voleybol gibi faaliyetlerin gerçekleşeceği alanlar ve ortamların oluşturulmasını istedi. 23 Nisan başkanı taleplerini anlatırken belediye başkanlığına aniden giren minik bir kırlangıç kuşu herkesi heyecanlandırdı. Minik kuşun bir rahatsızlığı olmadığı anlaşılınca günün sürprizi olarak gelen minik misafir tekrar mavi göklere salındı. Başkanlık makamında hazırlanan temsili başkanlık etkinliğinin sonunda minik başkan Defne’ye günün anısına bir saat hediye eden Başkan Batur, 23 Nisanı daha iyi anlamak için herkesin yanı başında bulunması gereken NUTUK armağan etti. Başkanlık makamında gerçekleşen etkinliğin ardından  Başkan Batur ve minik başkan Defne, Narlıdere Demokrasi meydanında düzenlenen resmi törenlere katıldı. Narlıderelilerin yoğun ilgi gösterdiği resmi törenlere Narlıdere Kaymakamı Hayrettin Çiftçi, Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, CHP PM üyesi Mustafa Moroğlu, CHP İlçe Başkanı Şahin Fırat,  İlçe Milli eğitim müdürleri, öğretmenler, öğrenciler  ve Narlıdereliler katıldı. Resmi törenlerin ardından Narlıdere Belediye Başkanlığı, siyasi parti temsilcileri, Sivil toplum kuruluşları, yöre dernekleri, Muhtarlar ve Narlıderelilerin katılımıyla düzenlenen 23 Nisan çelenk sunum töreni gerçekleştirildi. Minik bir öğrencinin günün anlamına özel olarak hazırladığı ‘ Atatürk’ü anlamak ‘ şiiri ise tören alanını dolduranları duygulandırdı. Şiiri tamamlayan minik kızı tören alanı coşkuyla alkışladı.  Çelenk sunumunun ardından tören şeref defterini imzalayan Başkan Batur, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma gerçekleştirdi. Başkan Batur günün anlam ve öneminden bahsederken 16 Nisan sonrasında işaret ederek ‘bizim için Çanakkale’de geçilmez Üsküdar’da’ dedi. Batur “Bizlerde çocuklarımıza özgür, tam bağımsız ve güçlü bir Türkiye bırakmak için var gücümüzle çalışırken, bugünün çocukları,  yarının büyükleri olacak çocuklarımıza inancımız tamdır. İçinde bulunduğumuz günlerde cumhuriyetin temel taşlarını yıkmak ve yok etmek için caba gösterenler unutmamalıdırlar ki bizler cumhuriyeti ve onun değerlerini korumak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. konu ülkenin geleceği olduğunda dini, mezhep ve inancı, etnik kökeni ve siyasi görüşü ne olursa olsun, tek bir yürek olup haksızlığın karşısında çelik bir duvar gibi durduğunu 16 Nisan’da bir kez daha gördük. Bizim için Çanakkale’de geçilmez, Üsküdar’da. 16 Nisan’da zafer kazandık zannedenler şunu iyi bilsinler ki; biz ne atamızdan ne bize emanet ettiği cumhuriyetten asla ve asla vazgeçmeyeceğiz. Mücadeleye kaldığımız yerden, bıraktığımız noktadan devam edeceğiz. parlementer sistemi kurup bize emanet eden çocuklarımıza bugünü emanet eden sevgili atam: sana söz veriyoruz. Yılmayacağız, korkmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Çocuklar gönüllerince eğlendiler

Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, Çelenk sunumunun ardından Narlıdere’nin çocuklarının 23 Nisanı doyasıya yaşaması için Narlıdere Demokrasi meydanında düzenlenen Çocuk şenliğine katıldı. Narlıdere Belediyesinin düzenlediği Çocuk şenliği tüm çocukların buluşma noktası haline geldi. Narlıdere demokrasi meydanını dolduran çocuklar ve veliler güneşli güzel ve eğlence dolu bir gün geçirdiler. Kostümlü kahramanlar, tahta bacak showları, ücretsiz ikramlar ve daha birçok sürpriz alana gelen miniklerin beğenisine sunuldu. Narlıdere demokrasi meydanında düzenlenen çocuk şenliğine katılan çocukları 23 Nisanı doya doya yaşadılar.

Şarkılara ve Şiirlere Sığınmak...

Şarkılara ve Şiirlere Sığınmak…

GÜLŞAH ELCEVİZ

Yalova/Çınarcık

İnsan vazgeçemez kâh.

Birileri olmadan yapamaz. Birileri olmadan geçmez lokma boğazından…

Koku almaz burnu, hissetmez derisi hiçbir şey, onu özlerken.

Ağlar durur, gecenin en ıssız anlarında…

Kimileyin şarkılara gömülür; şarkı sözleri kanat olur, uçurup götürür insanı kalbindekiyle birlikte geçirdiği aşk dolu anlara.

Kimileyin şiirlere sığınır, duygularına tercüman olan mısralara…

Fotoğrafımızı gördüğümden beri düşünüyorum da, “ne yazsam sevgilimi mutlu ederim” diye…

“Bizi hangi şair anlatır” diye aramaya koyuldum. Önce Nazım’a gittim, okudukça mest olduğum şiirler anlamsız geldi.

Birşey eksikti, sanki cümleler yarımdı. Şiire ve şaire olan aşkından dolayı soyadın da ki harfi bile feda eden “Cemal Süreyya’ya doğru adres” dedim! Sevgilimin gözlerine baktığım da neler hissettiğimi bir nebze olsun kağıda dökebilmiştir belki dedim. Yok onu da sevmedim. Sanırım duygularımı ifade etmek de güçlük çektiğim için şiire sığındım en doğru adres diye.

Aslında ben duygularımı kendi içimde yaşamayı seven biriyim, yıllar öncede olduğu gibi…

Pek de sevmem bu tarz şeyleri ama insan her gün doğan güneşe bir başka mutlulukla bakıyorsa, her sabah ondan gelen mesajla aptal bir gülümseme oluyorsa suratında ve onu her düşündüğünde bir mucize olduğuna inanıyorsa, sanırım bu cümleler kuruluyor. Her neyse, tamam, kısa kesiyorum ama konu sen olunca yine tutamadım dilimi, aldım kağıdı kalemi elime ama baktım ki hiçbir şair/ şiir duygularıma tercüman olamadı, bende bıraktım bu şiir işini. Aramayı bırakınca da Şems’in sözleri geldi aklıma:

“Sen olda, ister yar ol, ister yara. Lutfün da başım üstüne,  kahrında.”

Ve sonra Frida Kahlo’nun, aşkına, Diego Rivera’ya yazdığı şu ifadeleri anımsadım:

“Ama sevgilim, bir daha gelseydim dünyaya yine seni severdim… Canlı canlı çürüyeceğimi bilerek!”

Ak Parti Milletvekili Mustafa İsen Türk Kadınlar Birliğini ziyaret etti

Ak Parti Milletvekili Mustafa İsen Türk Kadınlar Birliğini ziyaret etti
Erkek Milleti Kadın Derneklerine gelmiyor
Sakarya Ak Parti Milletvekili Mustafa İsen ve beraberindeki heyet Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şubesini Ziyaret etti. Ziyarette Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan ile Yönetim Kurulu üyeleri hazır bulundu.

(TKB) Üyesi sordu
“Buradamı yaşıyorsunuz.
Gezmeye mi geliyorsunuz
İlimizde medya diye bir şey yok
Gazetelerimiz yanlı
Biraz böyle
Ayrım yapmazlarsa”
Mustafa İSEN”Ben Ferizlinin Nal Köyünde evimiz var
Sapanca’da da bir evimiz var.
Görevimden dolayı Sakarya’ya geliyorum”
Mustafa İSEN “Toplumsal barışı güçlendirmek için kollarımızı açtık”

Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan Sakarya Ak Parti Milletvekili Mustafa İsen ve heyetini Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şube girişinde karşıladı. Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şube Başkanı Tevhide”Hoşgeldiniz.Birliğimizi ziyaret eden bir milletvekilini görmek bizleri memnun etti. Türk Kadınlar Birliği, 7 Şubat 1924 tarihinde kuruldu. Kurucuları arasında, Nezihe Muhittin, Latife Bekir (Çeyrekbaşı) ve Sabiha Zekeriye (Sertel) de bulunmaktadır. Şükufe Nihal aktif üyelerden birisidir. Derneğin, Atatürk’ün eşi Latife Hanımdan da büyük destek aldığı bilinmektedir.

Kuruluş amacı, kadının siyasal haklarını elde etmesi ve sosyal yaşama eşit olarak katılmasının sağlanması idi. İlk Genel Başkan Nezihe Muhiddin’ in aşağıdaki sözleri bu amacı ve mücadeleyi en iyi şekilde özetlemektedir:


“Biz Türk Kadınları toplumsal ve siyasal yaşamda hak ettiğimiz yeri almalıyız. Önce Türk Kadınlarını bilinçlendirmeli ve eğitmeliyiz. Onlara daha fazla şey istemelerini ve bunlara nasıl ulaşacaklarını anlatmalıyız. Amacımız Türkiye’de kadın ve erkeğin toplumsal, ekonomik ve siyasal eşitliğidir.”


Bu bakış, gayret ve çalışmalar sonucu ,1926 yılında kabul edilen Medeni Yasa ile kadın toplum içinde kimliğini elde etmiş, 1930 yılında da kadınlarımız, belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını yasayla kazanmıştır. Türk Kadınlar Birliği, aynı yıl 11 Nisan’da İstanbul’da büyük katılımlı bir miting düzenlemiştir. 1933 yılında kadınların, köy ihtiyar heyetlerine seçme ve seçilebilme, 1934 yılında ise, TBMM.’ne girebilme haklarını elde etmeleri üzerine, 7 Aralık 1934 günü, Kadınlar Birliği ikinci büyük kadın mitingini düzenlemiştir.


Türk Kadınlar Birliği 1935 yılında Cumhuriyetin ilk uluslar arası Dünya Kadınlar Birliği toplantısına da ev sahipliği de yapmıştır.
Türkiye’de ilk kez uygulamasını başlattığı “Toplum Merkezleri” ile Türk Kadınlar Birliği,hedef kitle olan kadının sağlığı, eğitimi ve örgütlenmesine, Yerel Yönetimleri ve Devleti de katmayı başarmıştır.


Diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliğine önderlik eden derneğimiz, nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız için, yasalarda bulunan kadın-erkek eşitliğine aykırı hükümlerin ortadan kaldırılmasına özel önem vermektedir.

Bu konuda 1996 yılında başlatıp halen sürdürdüğü “Yasalar Önünde Tam Eşitlik “ kampanyası çerçevesinde Medeni Yasanın ve Ceza Yasasının değiştirilmesi başarısına da imza atmış ve halen başta Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları olmak üzere, çeşitli yasa tasarılarının hazırlanmasına fiilen katkıda bulunmakta ve bu tasarıların yasalaşması için kamuoyu desteğini kazanmaya çalışmaktadır.”
Siyasi Partilerin ne erkekleri ne kadınları uğramıyor.Seçimlerde
Ak Parti Milletvekili Mustafa İsen”Benim sorumluluğum ilimde bulunan sorunları ilgili yerlere aktarma görevini en iyi şekilde yapıyorum.”

Ziyarette Ak Parti Milletvekili Mustafa İsen Referandum süreci hakkında bilgilendirme yaptı.
Mustafa İsen “Vatanımızın birlik ve bütünlüğü için ihtiyacımız olan Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı sistemidir. Önümüzde yeni anayasa değişikliği için bir referandum seçimi olacak. Çıkacak sonuç ülkemizin bekası için önemli. Ben milletimizin sağduyusuna inanıyorum milletimiz iradesine güveniyorum.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan ortak paydamız ülkemiz bizler ülkemiz için her türlü konuda devletimizin yanındayız şeklinde açıklamada bulundu. Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şube faaliyetleri hakkında Ak Parti Milletvekili Mustafa İsen ‘e bilgiler veren Türk Kadınlar Birliği (TKB) Sakarya Şube Başkanı Tevhide Yağan derneklere siyasiler daha çok gelmeli, yer konusunda belediyeler katkı sağlamalı”dedi

 

Arı Yetiştiricileri Birliği 9.Arıcılık Paneli Sakarya’da Yapıldı

Arı Yetiştiricileri Birliği  9.Arıcılık Paneli Sakarya’da Yapıldı

Sakarya’da son dönemde artan arı ölümleri ve besleme konusundaki sıkıntılar ile sorunların bilinçlenerek üstesinden gelmek amacıyla Arı Yetiştiricileri Birliği tarafından 9. Arıcılık Paneli Erenler Belediyesi Kültür Merkezinde Büyük bir  katılımla  gerçekleşti.

Açılış konuşmasını  yapan Sakarya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Ör, artan arı ölümleri ve besleme konusunda sıkıntılar ve sorunların bilinçlenerek üstesinden gelmek amacıyla böyle bir girişimde bulunduklarını söyledi. Başkan Ör, arıcılara yönelik eğitimlere önümüzdeki dönemlerde de devam edeceklerini belirtti.

Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Ekrem YÜCE,Erenler Kaymakamı Salih Karabulut,Sakarya Ziraat  Odası Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi  Hamdi Şenoğlu, Sakarya Orman Bölge Müdürü Okan Kurşun,Sakarya Medya  Derneği Başkanı Mehmet SAĞLAM, Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN,Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları  Koruma Derneği Başkanı Osman ZOR,Kainat Kültür ve  Sanat Derneği Başkanı Hatice BULUT ile   Arı üreticileri  katıldı

ARICILIK, KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜNLERLE GELİŞECEK

Doğu Karadeniz Projesi  Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığınca uygulanan “Arıcılığın Geliştirmesi Projesi” ile bal üretiminin artırılması ve katma değeri yüksek ürünler elde edilmesi hedefleniyor.

DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Ekrem Yüce panelde yaptığı  konuşmada  Türkiye’nin arıcılıkta, dünyada Çin’den sonra ikinci sırada olduğunu söyledi.

Yüce, Türkiye’nin bal üretiminin beşte birinin Doğu Karadeniz’de yapıldığını ifade ederek, “Türkiye’de 107 bin ton bal üretimi var ve bu üretimin 22 bin tonunu Doğu Karadeniz gerçekleştiriyor.” dedi.

Doğu Karadeniz’in, coğrafyası ve bitki örtüsünden dolayı çok zengin aromalı bitkilerle kaplı olduğuna dikkati çeken Yüce, bunlar arasında ıhlamur, enginar ve kestanenin ön plana çıktığını belirtti.

Ballı bitkilerin yoğun merkezi olan Doğu Karadeniz’de arıcılığa teşvik verdiklerini anlatan Yüce, “Bir yandan bal üretimini artırırken bir yandan da bal dışındaki katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi konusunda çalışmalarımız var. Bin 140 kişiyi eğitimden geçirdik, sertifika ve destek verdik. Şu anda arı sütü, polen, propolis ve arı zehri üretilmesiyle ilgili çalışmalarımızı hızlı şekilde sürdürüyoruz.” diye konuştu.Marmara  Bölgesi  de  Bal  üretiminde  çok  güzel  noktaya  gelebilir.Toplantılarınız ve  hayatımızın  bal  gibi olmasını  dilerim.”

.Sakarya Orman Bölge Müdürü Okan Kurşun, ODÜH Şube Müdürü İhsan Köse Sakarya Arı Yetiştiricileri Birliğinin “9. Arıcılık Panelinde” Bal Ormanları Hakkında Bilgilendirme Sunumu Yapıldı..

Orman Bölge Müdürü Okan Kurşun konuşmasında “Arıcılık, biyolojik çeşitliliğin korunması ve gelecek nesillere aktarılması, ülke ekonomisinin geliştirilmesi, sürdürülebilir gıda güvenliğinin sağlanması ve aynı zamanda tozlaşmayı artırarak toprağı koruyan otsu ve odunsu bitkilerin yayılmasını sağlaması ile topraklarımızın büyük bir kısmını tehdit eden erozyonun önlenmesi bakımından desteklenmesi gereken stratejik bir sektördür. Arıcılık, düşük girdi maliyeti ve kolay uygulanabilirliği sayesinde yeterli yatırım hizmetlerini alamayan ve tarıma elverişli alanın yetersiz olduğu kırsal alanlarda gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve artırılması ile kırsal kalkınmaya katkıda bulunması bakımından büyük önem arz etmektedir.

Arıcılığı desteklemek amacıyla; Bakanlığımız ve Orman Genel Müdürlüğümüz ile Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği arasında 2010-2012 yıllarını kapsayan sürede ve gerektiğinde ek protokol ile süre uzatılabilecek nitelikte “Arıcılığın Geliştirilmesi ve Bal Üretim Ormanlarının Kurulmasına İlişkin İşbirliği Protokolü” yapılmıştır. Ayrıca, Orman Genel Müdürlüğümüz tarafından “Arıcılığın Desteklenmesi” amacıyla “02.03.2010 tarihli ve 175 sayılı Genelge” yayınlanmış ve “Bal Ormanı Eylem Planı” hazırlanmıştır.

Bu bağlamda; Genel Müdürlüğümüzce bugüne kadar ülke genelinde 32.500 Ha. alanda 238 adet Bal Üretim Ormanı kurulmuştur.

Bölge Müdürlüğümüz görev alanında; Sakarya İli dâhilinde Söğütlü, Hendek, Kocaali, Pazarköy, Karapürçek, Çinardibi, Karasu ve havza bazlı olarak Doğançay olmak üzere 566 Ha. alanda 8 adet,  Kocaeli İli dahilinde Kartepe, Pınarlı ve havza bazlı olarak Değirmendere olmak üzere 912 Ha. alanda 3 adet olmak üzere toplamda 1.478 Ha. Ormanlık alanda ve 11 adet Bal Üretim Ormanı planlanarak kurulmuş ve arıcılığın hizmetine sunulmuştur.

Sakarya ve Kocaeli ili dahilinde kurulan 13 adet Bal ormanı projesi kapsamında; Arıcılık faaliyetine uygun olarak yalancı akasya, kestane, ıhlamur, ceviz, muşmula, kiraz, badem, erguvan, incir, erik, kızılcık, sandal vb. gibi polen ve nektar bakımından zengin olan ballı bitkiler olmak üzere toplam 102.170 adet fidan ile ağaçlandırma yapılarak erozyonun önlenmesi, yöre halkının işlendirilmesi ve alternatif geçim kaynağı oluşturulması ile biyolojik çeşitliliğinin ve ekosistemin devamlılığı açısından olumlu katkıları görülecektir.2019  yılına  kadar   19  Bal  ormanına  ulaşacağız”dedi

Genel Müdürlüğümüz ve Orman Bölge Müdürlüğümüzce Arıcılığın geliştirilmesi ve desteklenmesi amacıyla Bal Ormanları Eylem Planı kapsamında kurulan Bal Üretim Ormanlarının ülkemiz ve yöremiz halkına hayırlı olmasını dilerim” dedi.

Programın devamında diğer konuşmacıların sunumları ve ODÜH Şube Müdürü İhsan Köse’nin Bölge Müdürlüğünde arıcılıkla ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirme sunumunu   gerçekleştirdi

Ülkemizde 10.000’in üzerinde doğal    çiçekli    bitki türü   var

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Turan Karadeniz” Türkiye uygun    ekolojisi, zengin    florası ve  arı  materyalindeki genetik     varyasyonu ile   arıcılıkta 21.yy’da söz   sahibi    olacak ülkelerden biridir.    Aynı   zamanda ülkemiz dünyanın en  önemli    12  gen   merkezi    arasında olup,   10.000’in üzerinde doğal    çiçekli    bitki türü   ve  bölgesel koşullara uyum    göstermiş arı  ırk  ve  ekotipleri bulunmaktadır. Bir  kıta ülke    durumunda olan    ülkemizde, farklı coğrafi     bölgelerin bulunması, birbirinden değişik    iklimlerin yaşanmasına, buna   bağlı olarak    da   zengin    bitki   tür   ve   çeşitliliğin ortaya çıkmasına imkan vermiştir.Tozlayıcı böcekler arasında en önemlisi arılardır. Dünyada yayılış    gösteren 250   binden    fazla   çiçekli    bitki   türü   arasında yaklaşık 20  bininin    arılar   tarafından ziyaret edildiği    kaydedilmektedir. Türkiye’de doğal veya    kültüre alınan    yaklaşık 300   bitki türünün     nektarlı    olduğu    ve  arıcılık    açısından önem    taşıdığı    bildirilmektedir. Arılar    nektar ve  polen   toplamak amacıyla çiçekleri ziyaret etmekte, nektarı karbonhidrat kaynağı olarak,    polenleri ise  daha   çok   protein    kaynağı olarak değerlendirmektedirler Polinasyonda Bal Arılarının Rolü ve Önemi Apis  türleri    önemli    çiçek    ziyaretçisi ve   çeşitli    bitkilerin tozlayıcısıdırlar. Tüm balarısı türleri    içerisinde sadece Apis mellifera, tarımsal ürünlerin ve   diğer bitkilerin  ticari tozlaşması  için yaygın bir  şekilde kullanılmaktadır. Bal arısı tarafından gerçekleştirilen tozlaşma meyve türlerinde meyve bağlama ve ürün için gerekli olup, uygun tozlaşma sadece bitkisel üretim acısından değil, aynı zamanda meyve kalitesi ile de yakından ilişkilidir.

Propolis antioksidon olarak gıdalar içinde en yüksek ürün.

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Hayvan Yetiştirme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Ümran Şahan “Apiterapi öncelikle sağlıklı yaşamı destekleme, ikincisi de bazı kronik hastalıklarda klasik tedaviyi destekleme açısından bizlere yeni bir kapı sunuyor. Bal, mide ve bağırsak şikayetlerinin giderilmesinde, kemoterapi ve radyoterapi hastalarında kullanılıyor. Yüzde 47’si protein olan polen de zihinsel ve mental gelişimlerde çok önemli. Propolis antioksidon olarak gıdalar içinde en yüksek ürün. Sadece bal, polen ve propolisin değil, arı sütü ve zehrinin de birçok kronik hastalığın tedavisinde kritik roller üstlenebiliyor. Ana kraliçe sadece arı sütü ile besleniyor ve yıllarca yaşayabilir. Kadınlarda rastlanan şikayetlerin giderilmesinde, erkeklerde sperm hareketsizliğinde çok iyi sonuçlar verdiği yazıyor. Arı zehrine karşı alerjisi yoksa, özellikle kas iskelet sistemine ait kronik rahatsızlıkların giderilmesinde büyük yararları var” dedi.

Arılardan elde edilen propolisin kanser, karaciğer, sedef, mide, ülser hastalıklarını  Yok ediyor

Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Hasan Hüseyin Oruç “Arılardan elde edilen propolisin, özellikle kanser, karaciğer, sedef, mide, ülser hastalıklarının hücrelerini önemli bir ölçüde yok ettiğini kaydetti.

Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin Oruç, arılardan elde edilen propolisin, özellikle kanser, karaciğer, sedef, mide, ülser hastalıklarının hücrelerini önemli bir ölçüde yok ettiğini söyledi.

Prof. Dr. Hasan Hüseyin Oruç, işçi arılar tarafından ağaçların tomurcuk filiz ve sürgülerinden toplanan çok kuvvetli antibakteriyal ve antifungal etkiye sahip yapışkan organik madde özelliğindeki propolisin insan sağlığına önemli katkılarının bulunduğunu kaydetti.

Oruç, özellikle Kırklareli’nin Sislioba köyünde yetişen Trakya arısından elde edilen propolisin sadece hasta kişilerin değil sağlıklı kişilerin de tüketmesi gerektiğini belirtti.

Arı hastalıkları genellikle ilkbahar aylarında görülür

Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Araştırma Merkezi (HARÜM) Merkez Müdür Yardımcısı  Doç.Dr. Aslı Özkırım “arı hastalıkları, sağlığı ve korunma yolları hakkında görsel bir sunum yapmıştır. Sunumunda Amerikan, Avrupa ve adi yavru çürüklük hastalıkları, kireç hastalığı, taş hastalığı, nosema ve varroa gibi hastalık ve zararlıların bulaşması, meydana getirdikleri zararlar ve korunma yolları hakkında yetiştiricileri bilgilendirdi. Arının gelişme dönemi pek çok hastalık etmeni ve zararlı için uygun ortam oluşturduğundan arılarda çok sayıda hastalık ve zararlı görülmektedir. Bununla birlikte, dünyadaki hızlı ulaşım, kıtalar ve ülkelerarası arı, arı ürünleri ve arıcılık malzemeleri ticareti arı hastalıklarının kısa sürede tüm ülkelere yayılmasına neden olmaktadır.

 Benzer şekilde, gezginci arıcılık da hastalık ve zararlıların ülke içindeki hızlı yayılışında önemli bir etkendir. Arı hastalıkları genellikle ilkbahar aylarında görülür. Bunun başlıca nedeni ilkbahar aylarında özellikle yavru yetiştirme faaliyetinin büyük hız kazanmış olması ve beklenmeyen soğuk ve yağışlı havalardır. Bu nedenle bu kritik dönemde arıların özellikle yavru hastalıklarına karşı korunması için, koloni kontrollerinde koloninin üşütülmemesine özen gösterilmelidir.Arı hastalıkları, hastalığı oluşturan etmene göre; bakteriyel (Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklüğü, Septisemi), fungal (Kireç ve Taş hastalığı), viral (Kronik ve Akut Arı Felci), paraziter (Varroa jacobsoni ve Acarapis voodi) ve Protozoan (Nosema ve Amoeba) ya da hastalığın oluştuğu konukçuya göre; Ergin ve Yavru Arı Hastalıkları olarak sınıflandırılabilir. Pek çok patojen arıların gerek gelişme gerekse yetişkin dönemlerinde hastalık oluşturabilir. Ancak bu patojenlerin hepsi aynı derecede tehlikeli değildir. Amerikan yavru çürüklüğü ve varroa gibi çok tehlikeli ve hızlı yayılıcı bazı arı hastalık ve zararlılarının kontrolünde “Ulusal Kontrol Programları”na ihtiyaç duyulur. Ülkemizde Vespa orientalis ve Vespa crabro adlı türleri oldukça yaygındır. Yavru yetiştirme dönemlerinde bal arılarını arazide besin toplarken veya kovan uçuş tahtası üzerinden yakalayarak yuvalarına götürürler. Bazı yıllarda arılara ciddi zarar verirler. Eşek arıları ile kesin bir mücadele yöntemi olmamakla birlikte; yuvaların tahrip edilmesi, içine et, balık, ciğer konan tuzaklarla sayılarının azaltılması, kovan giriş deliğinin daraltılması, böcek öldürücü ilaç ve kıymadan yapılacak zehirli yem ile yuvalarındaki yavrularının öldürülmesi faydalı olabilecek bazı uygulamalardır. En iyi yol, eşek arısı sayısının çok arttığı dönemlerde kolonilerin bu bölgeden taşınmasıdır.”

Arıların En Büyük Düşmanı ‘Yalancı Bahar’

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, dünyada ve Türkiye’de arı kolonilerinde kış kayıpları yaşandığını, bunun çeşitli nedenlerinin bulunmasının yanında en büyük problemin ise ‘Yalancı Bahar’ olduğunu belirtti.

Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, ‘Yalancı Bahar’ tabir edilen olayı, kışın ortasında havaların ısınması dolayısıyla, arıların dışarıya çıkarak polen ve nektar arayışına, yavru faaliyetlerine başlaması ve daha sonra da havanın soğuması ile kovanlarda toplu ölümler yaşanması olarak ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Oskay, NKÜ’de bal arılarıyla ilgili çalışmalar yaptıklarını belirterek, bal arılarının gerek insan yaşamı için sağlıklı beslenmeyi sağlamaları açısından gerekse bitkilerde yaptığı tozlaşma nedeniyle çok önemli olduğunu söyledi.

Bal arılarının besin zincirinin önemli bir parçası olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Devrim Ozkay, “Eğer bal arıları yok olursa, bugün dünya üzerinde açlık yaşanabilir. O yüzden bal arılarını muhafaza etmemiz, korumamız, arıcılığı geliştirmemiz lazım” dedi.

“Yüksek miktarda kış kayıpları yaşıyoruz”

Arıcılığın bazı sorunlar ile karşı karşıya olduğunu aktaran Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, “Özellikle dünyada ve ülkemizde yaşanan kış kayıpları var, bu yılda bölgemizde ve ülkemizde yüksek miktarda kış kayıplarını yaşıyoruz. Bunların arkasında yatan nedenlere gelince, neden bu koloni kayıpları oluyor? Bir çok faktörün bir araya gelmesi ve arıların buna dayanamaması olayı. Bunlardan bir tanesi, sonbaharda iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık. Sonbaharda, bal arıları, doğadan aldıklarıyla yeni, genç popülasyonları, yavruları geliştirmek zorundalar. İşte doğadan eğer polen ve nektar gelmezse, ikisinin dengesi bozulursa, bu sefer arılar genç nüfus oluşturamıyor ve kışa giren yaşlı popülasyonlar kış ortasında yok olup gidiyor” ifadelerini kullandı.

Arıcıların kolonilerini koruyabilmek için dikkat etmeleri gereken noktalar olduğunu belirten Ozkay, “Arıcılarımız özellikle sonbaharda, kolonilerinin bakımlarını yaparken dikkat etmeleri lazım, yiyecek stoklarının tam olmasını sağlamaları lazım, hastalıklarla mücadele etmesi lazım, eğer bunlara dikkat edersek arıcılıkta koloni kayıplarının yaşanmayacağını düşünüyorum. Bunun yanında, etraftaki tarım ürünlerine uygulanan kimyasal zehirlerin de arıları öldürdüğünü biliyoruz, buna da dikkat edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Yerli arı ‘Yalancı Bahara’ inanmaz”

Arıcıların en büyük korkularından birinin de ‘Yalancı Bahar’ olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, “Bir de ‘Yalancı Bahar’ denen bir olay var, kışın ortasında havalar birden güzelleşiyor, sıcaklık artınca bu sefer arılar aktif hale geliyor, dışarıya çıkıp nektar ve polen aramaya başlıyor. Nektar ve polen getirmek için uçmaya başlıyor, uçma faaliyeti arıların ömrünü kısaltıyor. O nedenle biz bu dönemlerde arıların kovandan çıkmamasını tercih ediyoruz. Tabi bunu nasıl sağlarız? Eğer bulunduğumuz bölgenin arısıyla çalışırsak, yerli arı bunu bilir, yani kışın ortasında yaşanan baharın yalancı olduğunu, etrafta çiçek ve polen bulunmadığını bildiği için kovandan dışarıya çıkmıyor. Ama farklı bir bölge ya da ülkeden gelen koloni varsa onlar bu durumu bilmediği için uçmaya başlıyorlar, yavru faaliyetlerine başlıyorlar. Arkasından da soğuk vurduğu zaman, koloni, yavrulu alanı ısıtamadığı için yavru üşümeleri ve arkasından yavru hastalıkları dediğimiz Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı, Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı ortaya çıkıyor ve bunlar nedeniyle koloni kayıpları yaşanıyor” dedi.

Arıların ‘Yalancı Bahar’ tabir edilen zamanlarda dışarı çıkmaması için de üreticilerin bazı önlemler almaları gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Özkay, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı:

“Üretici, eğer o bölgenin arısıyla çalışmıyorsa, bu sefer bal ve polen stoğu olan arılar bu havalarda dışarı çıkmıyor, bunun dışında kolonide bir açlık olayı varsa, stoklar yeterli miktarda değilse, arı da dışarı çıkıp yiyecek bulma davranışı gerçekleşiyor. İşte arıcılarımız bunun önüne geçmek için o kışın ortasındaki güzel günlerde arılara şeker şurubu vermesi lazım. Şeker şurubu ile beslendiği zaman arı verilen o besinle kendi stoklarını oluşturmaya çalışacaktır. O şurubunda iki birim pancar şekeri bir birim su olarak hazırlanması lazım, bala yakın bir kıvamda olması gerekir. İkinci beslenme olayı da içeride yavru faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için polen gerekli, arıcılarımız o zaman da baharda topladıkları ve difrizde sakladıkları polenler ile kek yaparak veya arı sağlığına uygun ham maddelerden yapılmış ikame polen yemlemesiyle arılarını yemlemeleri gerekiyor.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası CNR Kitap Fuarı’nı açtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası CNR Kitap Fuarı’nı açtı

Erdoğan: “Milletimizi fuardaki hazineyi keşfetmeye davet ediyorum”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “CNR Kitap Fuarı’nın ülkemize, milletimize ve tüm kitapseverlere hayırlı olmasını diliyorum.Milletimizi CNR Kitap Fuarı’ndaki hazineyi keşfetmeye davet ediyorum” dedi.

Gerçek bilgiye hakim olmanın önemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere şöyle seslendi: “140 karaktere sığdırılmış metinlerle internetteki bilgi kırıntılarını toplamakla bilgiye sahip olunamaz, bu şekilde ancak yarım porsiyon aydın olunabilir. Gençler, kitap ve kitap fuarları ile eksiklerinizi tamamlamalısınız.”

Uluslararası CNR Kitap Fuarı’nın açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile yapıldı. CNR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ceyda Erem’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen tören, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın beraberinde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve Basın Yayın Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Münir Üstün’ün katılımı ile gerçekleştirildi.

CNR EXPO Yeşilköy’de 5 Mart Pazar gününe kadar devam edecek fuarın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “CNR Kitap Fuarı’nın ülkemize, milletimize ve tüm kitapseverlere hayırlı olmasını diliyorum. Fuarda emeği geçen kardeşlerimize teşekkür ediyorum.

Milletimizi CNR Kitap Fuarı’ndaki hazineyi keşfetmeye davet ediyorum” dedi. Kitap fuarlarının bir ülkenin düşünce vitrini olduğunu belirten Erdoğan, “4. Uluslararası CNR Kitap Fuarı son yıllarda büyük yol aldı. 19 ülkeden 300 yayınevini buluşturan fuarın ana temasının ’15 Temmuz’ olmasını da çok anlamlı ve kıymetli buluyorum. Darbe gecesi yaşananların kültürel etkinliklerde yaşatılması büyük önem taşıyor” diye konuştu.

“Gençler, kitap fuarları ile eksiklerinizi tamamlamalısınız”

Gerçek bilgiye hakim olmanın önemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere şöyle seslendi: “140 karaktere sığdırılmış metinlerle internetteki bilgi kırıntılarını toplamakla bilgiye sahip olunamaz, bu şekilde ancak yarım porsiyon aydın olunabilir. Gençler, kitap ve kitap fuarları ile eksiklerinizi tamamlamalısınız.”

“Dünyada kitap okuma alışkanlığında ilk 10’a girmek şart oldu”

Fuarın 1.000’in üzerinde kültürel etkinlikle zenginleştirildiğine de dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “ 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisine girecek ülkemizin, kitap okuma alışkanlığı konusunda da ilk 10’a girmesi şart oldu.”

Basın Yayın Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Münir Üstün de CNR Kitap Fuarı’nın 15 Temmuz şehit ve gazilere atıf ettiklerini belirterek, “Kitaba her zaman evet diyoruz. Güçlü ve büyük Türkiye için evet diyoruz” şeklinde konuştu.

Yüzde 50’ye varan indirimler

Yurt içi ve yurt dışından yüzlerce yazarı konuk edecek CNR Kitap Fuarı, Alfa, Martı, Can, Nesil, Doğan Kitap, Timaş, Ephesus, Epsilon, Tübitak, Profil, İnkılab, Beyaz Balina, İz, Kırmızı Kedi, Yeditepe, Ötüken, Yakamoz, Edam, Yapı Kredi Yayınları, İş Bankası Yayınları, Semerkand, Damla, Tezkire, İnsan, Diyanet, Sedir, Pegasus gibi yayınevlerinin katılımı ile yapılıyor. Fuarda bazı yayınevleri yüzde 50’e varan indirimler uyguluyor.

MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem"Öğretmen mülakatlarındaki adaletsizliklerin ortadan kaldırılmalı"

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu 26. Dönem 2. Yasama Yılı  73. Birleşiminde  Gündem dışı ilk söz, öğretmen mülakatlarındaki adaletsizliklerin ortadan kaldırılması hakkında söz isteyen MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’e aittir.

ARZU ERDEM “Değerli milletvekilleri, evet, malumunuz, öğretmen atamalarıyla ilgili, istihdamla ilgili kadro sayısı açıklandı. Sayın Bakanımızın da açıkladığı gibi, 20.127 öğretmen alınacak. 20.127 öğretmenimiz bu konuda maalesef muzdarip, neden muzdaripler? “Evet, bizler müracaatlarımızı yapacağız. KPSS’yle ilgili gerekli gayreti gösterdik, gerekli emeği de ortaya koyduk. Alacağımız puanlar nispetinde kendimize de güveniyoruz…” Geçen gün gelen 2-3 öğretmen adayının tam anlatımlarını aslında sizlere anlatmak istiyorum. Gencecik, pırıl pırıl arkadaşlar bunlar, şunu söylediler: “Bizim KPSS puanımız yüksek Sayın Vekilim fakat şu dosyayı bir elinize alır mısınız.” Elimize aldığımız dosyada daha önce KPSS puanıyla mülakata girmiş olan öğretmenlerin isim, soy isimleri ama bir tarafta da mülakattan aldıkları puanlar vardı. Neydi bu puanlar? İnanın beni çok şaşırttı. KPSS’den 1’inci kişinin adı soyadı, yanında 65 puan KPSS puanı ancak mülakatta 100 almış; 60 puan KPSS puanı, mülakatta 90 almış. Şimdi burada orantı olarak bir sıkıntı var. Olabilir, belki KPSS puanı olarak düşük bir puan almış olabilir ama mülakatta bu kadar yüksek puan almak suretiyle dengenin ortadan kalktığını, KPSS için çok büyük emek vermiş olan kişilerin bu anlamda mağdur edildiğini görmek, o insanların umudunun kırıldığını görmek de hepimiz için üzücü bir şey.

Değerli milletvekilleri, eminim ki bu müracaatlar sizlere de geliyordur. Gelen arkadaşlar şunu söylüyor… Doğal olarak akıllara bu sefer şu geliyor: “Acaba birilerinin adamı olanlar mı mülakatta bu puanları alıyor?” Gelin biz bunları ortadan kaldıralım, gelin bu zihniyeti, bu düşünceyi ortadan kaldıralım. Mülakat gerçekten vebali çok ağır bir süreç.

Şimdi, ben eğitimciyim. Eğitimci olarak benim karşıma insanlar geldiğinde -aranızda mutlaka eğitimciler vardır- bu çocuklara baktığınız zaman bunlar konuştuğunda 5 tane soruyla onların gerçekten vatana sevdalı olup olmadığını, millete sevdalı olup olmadığını nasıl tespit edebilirsiniz, liyakatlerinin olmadığını nasıl tespit edebilirsiniz? Mülakat bu kadar sıkıntılı bir süreç. Kısacık bir sürede bir insanın o mesleğe uygun olup olmadığını tespit etmek, bu anlamda da istihdam konusunda ona bir yer vermek büyük bir adaletsizlik.

Burada olması gereken ne? Milliyetçi Hareket Partisi bu anlamda kanun teklifini vermiştir, bize göre mülakat kalkmalıdır. Mülakat kalktıktan sonra güvenlik soruşturması çok önemli. Hain FETÖ darbe girişimi bize gösterdi ki, evet, güvenlik soruşturması mutlaka yapılmalı, bu anlamda da insanların ölçümlemesinin çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak bu mülakatı kaldırdıktan sonra KPSS puanı, güvenlik soruşturması ve belki ilave birtakım tedbirler alınabilir. Ama, mülakat kalacaksa da -burada da çok önemli bir detay var- mutlaka kayıt altına alınmalı yani kamera sistemi olmalı ki…Burada mutlaka kamera sistemi olmalı ki bu insanlar yani kendini mağdur hisseden öğretmen dönüp “Ben adalete sığınıyorum, mülakatta benim hakkım yeniyor.” dediği zaman gidip adalete sığındığında adalet mekanizması işleyebilsin.Nedir delil olan orada? Mülakat esnasında kayıt altına alınmış olan o belgeler, o bilgiler kayıttır. O anlamda da müracaatı sonucunda mahkeme heyeti kararını verebilir ve diyebilir ki: “Evet, bu itirazınız haklı ya da haksız.” Şu an mülakata girip itirazı olanların, bu itirazların karşısında herhangi bir delil ortada olmadığı için itirazları reddediliyor. Gelin, öğretmenlerimizi, hepimizin evlatlarını emanet ettiği öğretmenler bunlar… Gelin, hep birlikte bu konuda senelerden beri bu milletin, bu toplumun kanayan bir yarası olan mülakatları kaldıralım, kaldırırken de biz vicdanı rahat bir şekilde diyelim ki -herkes bileğinin hakkıyla- nasıl olsa artık sorular da denetim altında, bu anlamda devlet de gerekli önlemleri artık alacaktır. KPSS’yle ilgili şaibeler de ortadan kalktıktan sonra güçlü devlet, güçlü millet olmanın karşılığı olan adalet ve liyakat esasına dayalı… Gelin, herkes sınava girsin, bileğinin hakkıyla alan sorularını cevaplandırsın, bu alan sorularına göre hak eden öğretmenler de eğitim sisteminde istihdam görsün ki ne bu eğitim sisteminden hain yetişsin ne bu eğitim sisteminden vatanını sevmeyen insan yetişsin. Gelin, öğretmenlerimizin değerini güçlendirelim. Birbirlerine şu soruyla bakmasınlar: “Ya, acaba bu öğretmen torpille mi geldi? Acaba diğeri birinin adamı olarak mı geldi?” Gelin, bu kuruntuların hepsini de ortadan kaldıralım.Milliyetçi Hareket Partisi bu anlamda öğretmenlerin yanında olmuştur şu ana kadar, bundan sonra da olmaya devam edecektir.

“Sectoral Orienteering” 20 Şubat’ta Özyeğin Üniversitesi’nde Başlıyor

Öğrenciler ve Sektörleri Buluşturan “Sectoral Orienteering” 20 Şubat’ta Özyeğin Üniversitesi’nde Başlıyor

Özyeğin Üniversitesi Sektörel Eğitim ve Profesyonel Gelişim ekibinin düzenlediği kapsamlı ve çok boyutlu etkinliklerden biri olan “Sectoral Orienteering” in yedincisi 20 Şubat- 3 Mart tarihleri arasında Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü’nde gerçekleşecek.

Özyeğin Üniversitesi’nin sektörlerle iç içe eğitim felsefesi ve 360 derece öğrenci gelişimi yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen program; her öğrenciyi çok boyutlu bir birey olarak ele alarak iki hafta boyunca akademik, profesyonel, sosyal, kültürel ve sportif ilgi ve hedeflerine yönelik farklı etkinlikler sunuyor.

Üniversite ve iş dünyası işbirliğinde önemli bir işlevi gerçekleştirmeyi hedefleyen ‘Sectoral Orienteering’, inovatif bir yaklaşımla geleneksel kariyer günleri kavramını farklı bir gözle yorumluyor.

Özyeğin Üniversitesi öğrencileri bu etkinlikte, panel, mülakat simülasyonları, söyleşiler, kültür ve sanat etkinlikleri, spor yarışmaları gibi farklı platformlarda, faaliyet alanlarında lider şirketlerin yöneticileri ve girişimcilerle bir araya geliyor, ilgi duydukları iş alanları ile ilgili bilgilenme ve deneyim paylaşımı olanağı buluyor.

ectoral_Orienteering_Ekip en__t__rk___4

Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Gençtürk konuya ilişkin olarak, “Geçtiğimiz yıl 103 etkinlikte, 200’ün üzerinde konuğun katılımıyla düzenlenen Sectoral Orienteering’in yedincisini, bu yıl yine çok uluslu firmalardan start-up’lara, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden alanında uzman profesyonellere ve akademisyenlere kadar, farklı sektör temsilcileriyle gerçekleştirecek olmaktan mutluluk duyuyorum. Sektörel Eğitim ve Profesyonel Gelişim Birimimizin düzenlediği ve yenilikçi eğitim felsefemizi en iyi şekilde yansıtan etkinliklerimizden biri olan “Sectoral Orienteering” etkinliği, Özyeğin Üniversitesi’nin sektörlerle iç içe eğitim felsefesi çerçevesinde, öğrencilerimizin eğitim gördükleri ve ilgi duydukları farklı alanları göz önüne alarak, yetkinliklerini geliştirmelerine imkân sunacak ayrıntılı bir çalışmayla tasarlanıyor. Öğrencilerle şirketleri bir araya getiren geleneksel kariyer günlerinden farklı, gençlere hayata atılmaya hazırlandıkları günlerde; yetenekleri, merakları, hedefleri ve ilgi alanları doğrultusunda geleceklerine yön çizme fırsatı sunan, yenilikçi ve hedef odaklı bir anlayışla düzenleniyor. Çok farklı alanlarda çalışan değerli sektör temsilcileriyle vaka çalışmaları, sektörel sohbetler, workshoplar, şirket gezileri, sportif ve kültürel aktivitelerle öğrencilerimize önemli deneyimler yaşatarak “öz geleceklerini” bugünden tasarlamalarına önemli bir imkân sağladığımıza ve onlara önemli bir vizyon kazandırdığımıza inanıyorum” diye konuştu.

Özyeğin Üniversitesi Hakkında:

Yaşamla iç içe, yenilikçi, yaratıcı ve girişimci bir öğrenim merkezi olarak topluma hizmet vermek amacıyla Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından kurulan Özyeğin Üniversitesi, yükselen mesleklerde derinlemesine bilgi sahibi, yabancı dile hâkim, iletişim ve bilgi teknolojileri kullanımında yetkin, uygulama becerisi olan, girişimci, çevresinde ve çalışacağı kurumlarda/kuruluşlarda fark yaratacak bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Başarılı öğrencinin, şartları ne olursa olsun kaliteli eğitime ulaşabilmesi gerektiğine inanan Özyeğin Üniversitesi’nde 2016-2017 akademik yılında kayıtlı lisans öğrencilerinin yüzde 86’sı burslu öğrenim görüyor. Üniversite, 6 fakülte ve 2 yüksekokul çatısı altında, toplam 23 lisans programıyla; 3 enstitü bünyesinde 30 lisansüstü programla eğitim veriyor. Çekmeköy’de bulunan kampüsünde, toplam 280 bin metrekare alanda öğrencilerini hayata hazırlıyor.

Uyuşturucuya ile Mücadeleye Dikkat Çekecekler

Uyuşturucuya ile Mücadeleye Dikkat Çekecekler

Sakarya Üniversitesi organizasyonunda, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, Sakarya Spor Kulübü’nün destek ve katılımlarıyla 17 Ocak Salı günü saat 19 00 da Sakarya Üniversitesi Kapalı spor salonunda bir futbol karşılaşması düzenlenecek.

“Bağımlı Olma, Özgür Ol” temasıyla yapılacak olan karşılaşma ile Sakarya’nın ulusal politikalar eşgüdümünde uyuşturucuyla mücadele çalışmalarına destek vermek ve kamuoyunda madde bağımlılığı konusunda farkındalık oluşturmak amaçlanıyor.

Aile ve Sosyal Politikalar, Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor, İçişleri, Milli Eğitim, Gümrük ve Ticaret ile Sağlık Bakanlıkları tarafından oluşturulan Uyuşturucu İle Mücadele Yüksek Kurulu’nca belirlenen hedefler çerçevesinde planlanan karşılaşma kapsamında, gençlerin madde ve zararlı alışkanlıklardan korunması ve bağımlılık konusunda bilgi ile bilinç düzeylerinin arttırılarak sağlıklı nesillerin yetişmesine katkıda bulunulması amaçlanıyor.

Her yıl düzenlenecek

Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, ve Sakaryaspor Teknik Direktörü Tuncay Şanlı işbirliğiyle yapılan organizasyon, topluma örnek şahıs ve kurumlarca gençlerin ilgi alanlarına yönelik her türlü sanat ve sportif faaliyetlere destek verilmesi ve bu alanda yapılacak tüm çalışmaların sürdürülebilir olması amacıyla her yıl düzenlenecek.