kategori Arşivleri: Gençlik ve Öğrenci

CHP Sakarya  İl Örgütü Hendek İlçesine Çıkarma Yaptı

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR, Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl  Kadın Kolları  Başkanı  Azize Çeroğlu , CHP Sakarya İl Gençlik Kolları Başkanı Ulaş Yusuf Konyalı, Cumhuriyet Halk Partisi Hendek İlçe Teşkilatı Başkanı Reyhan Azak   ve Hendek İlçe Kadın Kolu Başkanı  Nevin Kuru Şeşen , Esnafları   ziyaret ettiler.

Pazar yerleri taşıdıkları özellikler açısından bir toplumun yansımasıdır

Köylü  bayanlar  Belediyeye verdikleri  10 Tl  yer parasını  bile  ödemede  güçlük çekiyorlar

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR  Bayanların yer  parasının  alınmaması için  Belediye Başkanı  İrfan Püsküllü’yü telefonla  arayarak  10 Tl lik  yer parasında kolaylık sağlanmasını  istedi.

Bir toplumun kültürel özelliklerini en iyi taşıyan Pazar yerleridir. Ülkemizde hemen hemen her ilde il pazarları ve semt pazarları bulunmaktadır. Bu pazarlarda kendi yetiştirdiği veya toptan satın aldığı ürünleri tezgah açarak satan Pazar esnafları bulunmaktadır.

Yıllardır yüksek enflasyon ve yüksek faiz döngüsünden kurtulamayan ülkemizdeki olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesimlerden biri esnaf ve sanaatkarlar olmuştur

Pazar en genel anlamıyla, esnafın kendi ürettiği ya da aracı olarak satın aldığı ürünleri, haftanın belirli günlerinde satabildiği halka açık veya kapalı alanlardır şeklinde tanımlanabilir. Böylelikle pazarlarda kırsal köylü tiplerinden tutun da küçük esnafa kadar toplumun her tabakasından satıcı görmek mümkündür. Farklı kesimlerden oluşan Pazar esnafının gösterdiği kültürel farklılıklar aslında Hendek  tarihi yapısını da meydana getirmektedir.

Günümüz koşullarında kısıtlı sermayesi ile kendi emeğini
birleştirerek ayakta kalmak için mücadele eden Pazar esnafı, piyasalardaki durgunluk ve ekonomik krizler nedeniyle zor günler geçirmiş hala daha geçirmeye devam etmektedir..

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR”Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya Örgütü olarak bugün Hendek İlçemizdeydik. Hendek İlçe Başkanımız ve Yöneticilerimize teşekkür ediyorum.”

Haber-Fehmi DUMAN-Necla BAKAN  -FESA Ajans  -Hendek

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya  İl Başkanı  Erdoğan ISIR İlçe  başkanlığında Engin ÖZKOÇ’un  Yönettiği  TBMM CHP GRUP TOPLANTISINDAKİ KONUŞMAYI  CANLI  OLARAK  TAKİP ETTİLER

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

-“8 Mart Şehitler Günü, cuma günü bütün camilerimizde hutbe var, ama hutbenin içinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adı yok.  Diyanet İşleri Başkanlığına sormak isterim, sizin kurucunuz yani baniniz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü neden anmıyorsunuz? Milli Kurtuluş Savaşının kahramanını neden anmıyorsunuz? 1920’lerde 30’larda harabeye dönmüş camiler için devletin bütçesinden ödenek ayırıp, bütün o camileri tamir ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmıyorsunuz?”
-“Ayağa kalkan hakimlere sesleniyorum: Cübbelerinize iki tane delik açınız. İki tane de düğme. Düğmelerin üzerindeki kabartma, sarayın kabartması olsun. Önünüze geldiği zaman sadece ayağa kalkmayın, iki düğmeyi de ilikleyin. Birisi yasama, birisi yürütme. Siz, üçüncü güç olmaya layık değilsiniz”
-“Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar diyor ki ‘Gaziantep’te çok ciddi FETÖ borsası var.’ Git Kayseri’ye de bak. Kayseri’de de var. Elitaş’a sorun, kimi nasıl çıkardı hepsini size anlatsın”
-“Şeker fabrikaları zarar ediyormuş. Sarayın 13 günlük parasını versinler, hiçbir zarar olmaz. Asıl batak sarayda, sat kardeşim sarayı, milletin sırtında yük o saray”
-“Sizin ortaklığınız mı var Türk Telekom’la? Bankalara niye müdahale ediyorsunuz?”
-“Dolandırılan 77 bin 843 kişiye sesleniyorum. Paranızı rahat alabilirsiniz. Ama o tosundan değil. Parayı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alabilirsiniz. Dava açmanız lazım”
-“Uruguay’da büyükelçiliğimiz yok. Uruguay’la suçluların iadesine ilişkin bir sözleşme de yok. Ama ben bu bakana söyleyeyim. Recep Bey’e de söyleyeyim, Uruguay’dan besmelesiz et getirebilirsin, inek getirebilirsin, tosun getirebilirsin, öküz getirebilirsin ama bu tosuncuğu getiremezsin”

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun TBMM CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşma şöyle:

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri, saygıdeğer konuklarımız ve bizleri televizyonları başında izleyen saygıdeğer yurttaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan bütün vatandaşlarıma hiçbir ayrım yapmadan, hiç kimseyi ötekileştirmeden, herkese Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan selamlarımızı sevgilerimizi ve muhabbetlerimizi gönderiyoruz.

Her zamankinden daha fazla birliğe ihtiyacımız var, beraber olmaya ihtiyacımız var, kardeşçe bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Düşüncelerimiz farklı olabilir, kimliklerimiz farklı olabilir, yaşam tarzlarımız farklı olabilir, ama al bayrağın altında hep beraber huzur içinde yaşamak istiyoruz.
Bizi ayrıştırmak istiyorlar, bizi bölmek istiyorlar, kavga ettirmek istiyorlar. Hiçbir zaman bu oyuna gelmeyeceğiz. Kim olursa olsun, herkesin düşüncesine, herkesin inancına, herkesin kimliğine saygı göstereceğiz. Birlikte yaşıyorsak, beraber yaşıyorsak huzur içinde yaşayacağız, komşumuz açken biz tok yatmayacağız; o felsefeden geldik, o inançtan geldik, herkese saygı göstermek bizim boynumuzun borcudur, insanlığın bir gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede tekrar bizleri televizyonları başında izleyen saygıdeğer yurttaşlarıma selamlarımı saygılarımı gönderiyorum.

MUSTAFA KEMAL’İN MEHMETÇİKLERİNDEN OLUŞAN ORDUMUZ
Kahraman ordumuz, her zaman güvendiğimiz ordumuz, Türkiye’nin bekası için en büyük güvencemiz. Terör örgütleriyle mücadele eden, hayatını feda eden, mücadele eden gözbebeğimiz ordumuz. Peygamber ocağı ordumuz, Mustafa Kemal’in Mehmetçiklerinden oluşan ordumuz. Şimdi siz Mustafa Kemal’den söz ettiğiniz zaman, birileri gece yatağında rahat uyumuyor. Gerekirse uyutmayacağız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, onun ilkelerine, onun yurtseverliğine, onun vatanseverliğine sonuna kadar sahip çıkacağız. Mustafa Kemal Atatürk 80 milyonun gönlünde kalbinde yer eden bir kişidir. Üç-beş kişi farklı düşünebilir, ama 80 milyonun yüreğinde Mustafa Kemal’in Kuvayimilliyesi atar, o ruh atar bizim yüreklerimizde.

KARDEŞİ KARDEŞE ÖLDÜRTTÜLER, HÜKÜMET DE ONLARIN MAŞASI OLDU
Defalarca dedik ki, şu Ortadoğu bataklığına girmeyin arkadaş, sizin ne işiniz var Ortadoğu bataklığında? Suriye’de demokrasi yokmuş, sende de yok. Yani birisi gelip müdahale mi etsin, sen bunu mu istiyorsun? Oraya müdahale ettiler, TIR’larla silah gönderdiler, kardeşi kardeşe öldürttüler; yani Müslüman’ı Müslüman’a öldürttüler. Silahları kim verdi? Bir kısmını Amerika verdi, bir kısmını Rusya verdi. Onlar parayı kazandılar, canını feda eden ölüme giden oradaki Müslümanlar oldu ve Türkiye de onların maşası oldu. Hükümet onların maşası oldu. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırdılar, silahları da buradan gönderdiler. Yapmayın etmeyin dedik, PYD çıktı, PKK çıktı, IŞID çıktı, El Nusra çıktı, adını bilemediğim bir sürü terör örgütü çıktı. Şimdi onlarla mücadeleyi canını feda eden ordumuz yapıyor. Ordumuz bu siyasilerin, yani hükümetin yaptığı hataları düzeltmeye çalışıyor. Türkiye’ye maliyetini azaltma çalışıyor. Ne uğruna? Vatan uğruna. Ne uğruna? Canını feda ederek vatan uğruna mücadele ediyor. 
17 Mart’ta bir binbaşımız da Afrin’de şehit oldu, Mithat Tunca, Eskişehir’de toprağa verildi. Ailesine yakınlarına başsağlığı diliyoruz, hepimizin başı sağ olsun, Silahlı Kuvvetlerimize de başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

SEN ANCAK VE ANCAK MAN ADASI’NI BİLİRSİN

Değerli arkadaşlarım, 18 Mart şehitler günüdür, aynı zamanda Çanakkale Deniz Zaferinin de 103’ncü yıldönümüdür. Çanakkale’nin her karışında onlarca şehidimiz vardır. Gelibolu’nun her karışı askerlerimizin kanıyla sulanmıştır. Olağanüstü bir mücadele verilmiştir. 18 Mart kutlamalarına Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden zat gidiyor, ama bizim belediye başkanının konuşmasına yasak getiriyor, “benimle aynı kürsüde konuşamazsın” diyor. Bir de kalkıp diyor ki, efendim biz millete güveniyoruz. Milletin seçtiği belediye başkanını niye dışlıyorsun? Sanıyor ki, bunu yapınca 18 Mart’ı anacağız. Sen 18 Mart’ın da ne olduğunu bilmezsin, şehitlerin de ne olduğunu bilmezsin, Çanakkale’nin de ne olduğunu bilmezsin, sen ancak ve ancak Man Adasını bilirsin, Man Adasını! Man Adasında tezgâhlar kuracaksın, “vatan millet bayrak” diye konuşacaksın. Bu memlekete vergi vermemek için her türlü dümeni çevireceksin, “ben yerliyim ve milliyim” diyeceksin. Zaten bir adam “ben yerliyim ve milliyim” diyorsa, bilin ki ne yerlidir ne de millidir. Bu memlekette yaşayan 80 milyon da yerlidir ve millidir yani, sen bunun bir kısmını ayırıyorsun. Ben yerliyim ve milliyim, diğerleri başkaları mı diyorsun? Onlar başka bir ulustan mı diyorsun? Hayatımda duyduğum en saçma şeylerden birisidir. Hani diyor ya “tek devlet” sanki bir ülkede beş tane devlet var; zaten tek devlet. Amerika 7 devlet mi, İngiltere 15 devlet mi? Zaten tek devlet. İlla Rabia’yı çevirecek. Sen Rabia’nın hayranısın, sen İhvan’ın yoldaşısın, biz de Anadolu Müslümanlığını savunuyoruz, senin gibi değil; Hacı Bektaş’ı savunuyoruz biz, Mevlana’yı savunuyoruz biz.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK OLMASAYDI ÇANAKKALE ZAFERİ OLMAZDI
Çanakkale savaşı aynı zamanda Gazi Mustafa Kemal’in Milli Kurtuluş Savaşımızın önsözünü yazdığı bir savaştır. Gazi Mustafa Kemal’in bir lider olarak dünya sahnesine çıktığı savaştır. 57’nci Piyade Tugayına “ben size taarruzu değil, ölümü emrediyorum” demesi, başlı başına dünya savaş tarihinin en önemli emridir ve bunu yapmıştır. Çanakkale’yi Gazi Mustafa Kemal nasıl anlatır? Onun sözlerinden Çanakkale Savaşını sizlere sunmak istiyorum. Şöyle diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk: “Bomba Sırtı olayı çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulmamacasına şehit düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor. Üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor, sarsılma yok. Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise, Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezanı okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor, 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor, ölüyor öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muhaberelerini kazandıran bu yüksek ruhtur” diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü 29 Ekim 2015 tarihli Tasviri Efkâr Gazetesinde şöyle anlatıyor, 29 Ekim 1915: “Çanakkale kara savaşlarında olağanüstü yararlılıkları görülen ve savunma emrindeki iktidar ve maharetiyle haklı şan ve şerefiyle boğazları ve hilafet makamını kurtaran kumandanımız, saygın üstün kahramanlık sahibi Albay Mustafa Kemal Beyefendi” diye tanımlıyor.

SİZ NASIL GAZİ MUSTAFA KEMAL’İ ANMAZSINIZ!
Bunları niye anlattım biliyor musunuz? 18 Mart Şehitler Günü, cuma günü bütün camilerimizde hutbe var, ama hutbenin içinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adı yok. Bakın, az önce söyledim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk sadece bizim değil, 80 milyonun Atatürk’ü, hepimizin onurudur, hepimizin gururudur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bütün malvarlığını bu millete bağışlamıştır, bütün mal varlığını! Sarayı bile onun malvarlığının üzerine yaptılar, sarayı bile, kaçak sarayı bile! Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk, düşmanın bile saygı gösterdiği… Kahramanlıkları var, aynı zamanda gazi, 18 Mart Çanakkale Zaferinin kahramanı. Sormak isterim, o Çanakkale savaşlarında en üstteki komutan kimdi? Liman Von Sanders bir Alman. Osmanlı hayranlarına seslenmek isterim, Osmanlının paşası yok muydu orada, bir Alman’ı getirip oraya paşa diye koydular? Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı Çanakkale Zaferi olmazdı. Diyanet İşleri Başkanlığına da seslenmek isterim. Bakın, 1 Mart 1924 Diyanet İşleri Başkanlığıyla Genelkurmay Başkanlığı aynı tarihte bir kanunla kurulur. Atatürk’ün Diyanet İşleri Başkanlığına verdiği önemdir bu ve 1 Mart 1924’te Meclisteki konuşmasında Diyanet’le ilgili şunları söyler: “Olması gerektiği şekilde siyasetin etkisinden ve kuşatmasından korumanın mecburiyet olduğunu” yani Diyanet’in yani dinin siyasetin etkisinden korunması gerekir diyor. Ve devam ediyor, Diyanet’in her türlü menfaat ve ihtirasa sahne olan siyasetin tüm arazlarından kurtarılmasının dünyevi ve uhrevi saadetin bir zorunluluğu olduğunu söylüyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu kadar dinin üzerine titriyor, siyasete alet etmesinler, insanlar dini ahlakı siyasete alet etmesin diye, bu kadar üzerinde duruyor ve titriyor.
Şimdi Diyanet İşleri Başkanlığına sormak isterim, sizin kurucunuz yani baniniz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü neden anmıyorsunuz? Milli Kurtuluş Savaşının kahramanını neden anmıyorsunuz? 1920’lerde 30’larda harabeye dönmüş camiler için devletin bütçesinden ödenek ayırıp, bütün o camileri tamir ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmıyorsunuz? Neden, neden anmıyorsunuz?
Bir Fesli Kadir soytarısı var biliyorsunuz. Bu soytarıya saraydaki zat gidiyor, ziyaret ediyor onu. Siz Diyanet İşleri Başkanlığı, Gazi Mustafa Kemal’in adını anmadığınız zaman, bu soytarıyla aynı paralele, aynı izdüşümüne düşüyorsunuz. Bu konuda dikkatinizi çekmek istiyorum. Diyanet’e saygılıyız, bütün din adamlarına saygılıyız, herkesin başımızın üstünde yeri var. Ama bu ülkenin kurtarıcısına da saygılıyız, herkesin saygı göstermesi lazım. Hele hele Çanakkale’yi Atatürksüz kabul etmek mümkün değildir. Binlerce şehidin olduğu, binlerce! 81 ilinden şehidin olduğu… Siz nasıl kalkarsınız da Gazi Mustafa Kemal’i anmazsınız, bir rahmet okumazsınız, bir Fatiha okumazsınız! Yazıktır günahtır, bu memlekete yazıktır günahtır. İnsanda biraz vicdan olur, insanda biraz ahlak olur, insanda biraz inanç olur. Yapmayın etmeyin, bu memlekete kötülük yapıyorsunuz, 80 milyonun kalbini kırıyorsunuz, yazıktır günahtır. Ve umuyorum Diyanet İşleri Başkanlığı birilerinin etkisinde kalmaz, siyasetin etkisinde kalmaz. Biz her türlü yardımı yapmaya hazırız. Az önce de söyledim, bütün din insanlarının bizim başımızın üstünde yeri var. Bir başkan yardımcılığına bir kadının atanması beni son derece memnun etmiştir. Bunu da ifade edeyim, ama bu ülkenin tarihine, bu ülkenin kültürüne, bu ülkenin inancına uygun düşen, geçmişte bu ülke için mücadele edip bugün olmayanlara rahmet okumaktır, Fatiha okumaktır arkasından. Bu bizi küçültmez, bu bizi yüceltir, bu geçmişe duyduğumuz saygının bir gereğidir. Bunu yaptığımız zaman biz kendi ülkemizde büyük ölçüde barış ve huzur içinde yaşarız. Diyanet’in görevlerinden birisi de zaten bu ülkede dini gerçek anlamıyla halka anlatmaktır. Birilerinin, daha doğrusu adını verelim, geçmişte FETÖ’nün dini kullanarak neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Diyanet’in de bundan ders çıkarması lazım, onun da ders çıkarması lazım, onun da özeleştiri yapması lazım. Bizim dışımızda itiraz eden hiç kimse yoktu. Tarih bizi haklı çıkardı, ama ülkeye verdiği zarar çok büyük oldu. 

ANAYASA MAHKEMESİNİ KUTLUYORUZ, AMA GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR
Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz hafta Şahin Alpay serbest bırakıldı Anayasa Mahkemesi kararıyla. Güzel, Anayasa Mahkemesi nihayet kararını verdi. Alt mahkemeyi de uyardı, ben üst mahkemeyim Anayasa Mahkemesiyim, Anayasaya göre sen benim kararlarıma uymak zorundasın, Şahin Alpay’ı bırakmak zorundasın. Peki değerli arkadaşlar, Altanlar için niçin bir karar vermedi Anayasa Mahkemesi? Onu da bekliyoruz. Bir yerde haksızlık varsa, o haksızlığı gidermek hukukun görevidir, yargının görevidir. Yargı bu görevini yerine getirdiği zaman hepimizin gönlünde de, gözünde de yücelmiş olur. Biz bunu da arzu ediyoruz, bunun olması gerekir diyoruz. Eğer yargı bir yerlerden talimat alıyorsa, artık o yargı değildir, o başka bir şeydir. Orada hukuk çalışmaz. Hitler Almanya’sının benzerini Türkiye’de yaşamak istemiyoruz. Hâkim karar verirken, efendim Hitler’in adalet danışmanı diyordu ki hâkimlere; karar verirken Hitler’i düşüneceksiniz, o olsaydı nasıl karar verirdi. Yani adaleti, yani hukuku, hakkı bir tarafa bırakın, birisi nasıl düşünüyorsa ona göre karar verin. Şimdi o tabloyu 21.Yüzyılın Türkiye’sinde yaşıyoruz; dolayısıyla bu konuda herkesin dikkatli olması lazım. Yerel mahkemeye Anayasa Mahkemesinin ayrıca ders vermesi, benim kararlarıma uyacaksınız demesi de güzel bir olay. Anayasa Mahkemesini kutluyoruz, ama geciken adalet adalet değildir. Bu kadar gecikme olmamalıydı.

SİZİN NE İŞİNİZ VAR AYAKTA?
Değerli arkadaşlarım, dün Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zat bir toplantı yaptı. Hâkim adayları geldiler, savcı adayları geldiler kura çektiler. İçeriye girerken bütün hâkimler ayakta. Hâkimlere söylemek istiyorum, niye ayağa kalktınız? Bir partinin genel başkanı içeri girdi diye niye ayağa kalktınız? Her partinin genel başkanı geldiğinde ayağa mı kalkacaksınız siz? Zaten adalet diye bir şey kalmadı, adalet diye bir şey kalmadı! Talimatla verilen karar adalet midir? Vicdan sahibi olun, vicdan sahibi! Türkiye’nin tarihine saygı duyun. Sizin ne işiniz var ayakta? Bir partinin genel başkanı gelmiş, yanında Başbakan, hepsi ayağa kalkıyorlar ve alkışlıyorlar. Şimdi bunlar yarın senin önüne geldiği zaman ne diyeceksin? Efendim bu benim kuramı çekti, isterse 20 adam öldürsün ben bunu beraat ettireceğim. Öyle mi diyeceksin sen, öyle mi diyeceksin?
Bakın Moody’s Türkiye’nin notunu düşürdü. Notu düşürürken kullandığı bir cümle aynen şöyle: “Hükümetin Anayasa Mahkemesinin politik mahkûmları tahliye kararını eleştirmesi ve alt mahkemenin bu karara uymaması yargı makamının temelini çürütmektedir.” Zaten çürüdü yargı, hangi yargıdan bahsediyorsunuz? Dürüst, düzeyli, namuslu hâkim ve savcı sayısı az kaldı. Onların yüzü suyu hürmetine kısmen de olsa yargı çalışıyor. Bekliyor, saraydan nasıl talimat gelecek? Talimatı veren de sarayın avukatları. Bir grup toplantısında söylemiştim, avukatlardan birisi diyor ki başsavcıya, “getir bakayım şu kül tablasını, külümü dökeceğim oraya” diyor, savcı avukatın emrinde. Niçin? Avukat sarayın avukatı! Normalde o savcının görevi derhal bırakması lazım. O savcı İstanbul’da, onun adını da biliyoruz, o avukatın da adını biliyoruz. Yazıktır günahtır, adaletin olmadığı bir devlet çöker.

ADALETİ SAVUNSAYDIN HAKİMLERİ AYAĞINA ÇAĞIRMAZDIN
Bu zat sarayda konuşmuş, arada bir doğruları söylüyor kabul etmek lazım. Şöyle diyor: “Devletler ve milletler adalet üstünde yükselir veya adaletsizlik batağında boğulur. Mazlumun ahının arşı titrettiğini asla unutmayacağız” diyor. Hangi arş, yedi kat arşı titretti kardeşim, Harp Okulu öğrencilerini görmüyor musun sen kardeşim? Boğaz köprüsünde boğazı kesilen gencecik askerleri görmüyor musun sen? Tedavi edilmesi gereken kişiye ilaçları zamanında vermediğin için hapishanede ölen kişiyi görmüyor musun sen? Kuddusi Okkır’ı, Ergenekon’un Balyoz’un kasası deyip ölüme mahkûm edildiğini görmüyor musun sen? Promptera bakım konuşuyor tabii, orada böyle yazdığı için, inandığı için değil. Bu ülkede adalet bitmiş zaten. Adaleti savunsaydın hâkimleri ayağına çağırmazdın, sen onların ayağına giderdin!
Şimdi diyor ki, “adaletin olmadığı ülkede devlet olmaz” buna benzer bir cümle kullanıyor. Bakın, 21 Temmuz 2016 darbeden… 15 Temmuz darbesi 21 Temmuz… Birleşmiş Milletlere bu hükümet bir dilekçe verdi. Diyor ki, ben siyasi ve medeni haklara ilişkin sözleşmenin 13 maddesini askıya alıyorum diyor, uygulamayacağım diyor. Niçin? Terör örgütüyle mücadele ediyorum. İki maddesi önemli; birinci maddesi diyor ki, tutulanlara insanca davranmayacağım diyor, yani işkence yapacağım diyor. Hangi adaletten söz ediyorsun sen Recep Bey, hangi adaletten? Sen kalkmışsın Birleşmiş Milletlere dilekçe vermişsin hükümet olarak, ben tutulanlara insanca davranmayacağım diyorsun. Sonra bir madde daha var, adil yargılamayacağım diyor onları, adil yargılama yok diyor, onları adil yargılamayacağım diyor. Sen zaten Türkiye’de adaletin olmadığını, sen zaten bütün dünyaya bildiriyorsun. Şimdi kalkmış adaletten söz ediyor, sanıyor biz de inanacağız.

CÜBBELERİNİZE İKİ DELİK AÇIN, İKİ DE SARAY KABARTMALI DÜĞME!
Oradaki hâkimlere sesleniyorum, ayağa kalkan hâkimlere sesleniyorum. Kendinize cübbelerinize iki tane delik açınız, iki tane de düğme. Düğmelerin üzerindeki kabartma sarayın kabartması olsun, önünüze geldiği zaman sadece ayağa kalkmayın, iki düğmeyi de ilikleyin; birisi yasama, birisi yürütme, onların önünde ilikleyin. Siz üçüncü güç olmaya layık değilsiniz. Bağımsız olsun yargı diyoruz, yargı bağımsız olsun, adalet dağıtsın, üstünde gölge olmasın yargının diyoruz. Ama onlar diyorlar ki, hayır bize birisi talimat versin ona göre karar verelim. Sen hâkim değilsin kardeşim, sen hâkim değilsin. Affedersiniz sarayın hâkimi, hâkim mi olur? Şimdi bir de karar verecekler Türk Milleti adına. Onu da değiştirin, saray adına diye karar verin, saray adına müebbet olarak karar verdik deyin. Anayasa Mahkemesi iptal edecek serbest bırakacak, sen saray adına ağırlaştırılmış müebbet cezası vereceksin. İnsanda biraz vicdan olur, ahlak olur insanda biraz.

MİLYON DOLARLAR DÖNÜYOR, BASTIRIR PARAYI TAHLİYE OLUR
Ben 13 Haziran 2017’de grup toplantısında şu açıklamayı yapmıştım: “Parası olan, dayısı olan serbest kalıyor, garibanlar yatıyor. FETÖ davası dolayısıyla, parası olan, arkası olan, dayısı olan, kayınpederi olanlar rahatlıkla çıkıyorlar, garibanlar içeride. Çoğunun zaten daha iddianamesi bile düzenlenmemiş. Harp Okulundan atılan öğrenciler Anıtkabir’e gidiyorlar saygı duruşunda bulunuyorlar. Sonra dışarı çıkıp İstiklâl Marşını okuyorlar. Vay siz misiniz İstiklâl Marşını okuyan, bir de dayak yiyorlar ve buna da adalet diyeceksiniz siz.” Arada bir birilerinin vicdanı demek ki kabul etmiyor bunu. AK Partinin Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar diyor ki; “Gaziantep’te çok ciddi FETÖ borsası var.” Git Kayseri’ye de bak, Kayseri’de de var. Sanki biz bilmiyor muyuz, Kayseri’de de var. Elitaş’a sorun, kimi nasıl çıkardı? Hepsini size anlatsın. “Milyon dolarlar dönüyor.” Parası olan dedik çıkıyor değil mi? Milyon dolarlar dönüyor. Ben bunu söylüyorum, evet “itirafçı adı altında işadamlarını serbest bırakıyorlar. Türkiye’nin birçok yerinde var bu. Ben milletvekiliyim, her konuşmam suç duyurusudur. Türkiye’nin birçok yerinde var bu. Bununla ilgili daha bugün suç duyurusunda bulundum Hâkimler Savcılar Kurulu Teftiş Kuruluna. Sadece televizyonda konuşmuyorum, Hâkimler Savcılar Kurulu ne yapmış? Bir yerde problem var. Eğer uyarılarımıza kulak verilseydi, sonuç böyle olur muydu?” Olmazdı. İyi de, kim senin uyarılarına kulak verecek, kim verecek? Saraydan talimat alan, sarayın beklentilerine uygun kararlar veren istediği kararı veriyor. Sen ister milletvekili ol iktidar partisinin, istersen muhalefetin milletvekili ol. Yargının çöktüğü, adaletin çöktüğü bir ülkede adalet mi arayacağız? Yok ki adalet, milyon dolarlar dönüyor. Döner tabii milyon dolarlar, niye dönmesin? Bastırır parayı tahliye olur, bu kadar basit. Boşuna mı sarayın avukatları var? Sadece bu mu? Hayır. TMSF’nin el koyduğu mallar vardı, FETÖ’cülerin malları diye satıyorlardı. Listeyi alıp, malların listesini alıp işadamlarını gezenler dünya kadar adam vardı. Size bu malı satacağım komisyonum şu kadar, istediğiniz fiyata diyen bir sürü adam vardı piyasada. Sanki biz bunları bilmiyor muyduk? Biliyorduk.

ŞEKER FABRİKALARI ZARAR ETMİYOR RECEP BEY, SEN ZARAR ETTİRİYORSUN 
Önlem… Bu iktidar önlem alamaz, bu iktidar çökmüştür artık. AKP Hükümeti de çökmüştür. Hiçbir söylemi sağlıklı ve tutarlı değildir. Vatandaşın hangi derdine bugüne kadar çözüm ürettiler? Allah aşkına birisi çıksın, bizim şu derdimize çözüm ürettiler desin. Yok öyle bir şey. Şimdi bütün bunlar yetmiyormuş gibi, işte Afrin’di terördü falan filan derken, aradan şeker fabrikalarını nasıl satarız. Niye satıyorsun kardeşim, niye satıyorsun şeker fabrikalarını? Bakın Elbistan Şeker Fabrikasıyla ilgili örnek vereyim size. Rahmetli Erbakan Elbistan Şeker Fabrikasının temelini atıyor. 1985’te hizmete açılıyor. 2 bin 400 dönüm arazi üzerine. 900 dönümüne fabrika kuruluyor, 1500 dönümü ise Ceyhan Nehri kıyısında. Şimdi geçen yıl bu fabrika 30 milyon lira kâr elde etti. Yani zarar değil, kâr elde etti. Bu fabrika Elbistan, Afşin, Göksun ve Tufanbeyli’nin can damarı; 300 milyon liralık katma değer yaratıyor bu ilçeler için. 2017-2018’de Elbistan bölgesine 42 milyon lira, Afşin bölgesine 30 milyon lira, Göksun bölgesine 7 milyon lira, Tufanbeyli’ye de 3 milyon lira para ödüyorlar pancar üreticilerine ve dolayısıyla bu para bu bölge için hayati. Şimdi diyorlar ki, biz bunu satacağız. Niye satıyorsun kardeşim? Eğer bu 1500 dönüm imara açılırsa ki, şimdi şehrin merkezi neredeyse orası oldu, imara açılırsa zaten fabrikayı kapatırsınız. Dünyanın parasını kazanır, vurgununu yaparsınız, Balıkesir’deki SEKA gibi tamamen kapatır gidersiniz, keyfinize bakarsınız, dünyanın parasını da kazanmış olursunuz. Bu gürültüde bunu yapmak istiyorlar. AK Partinin Genel Başkanı diyor ki, şeker fabrikaları devletin sırtında yük, bunlar zarar ediyor. Zarar etmiyor Recep Bey zarar etmiyor, sen zarar ettiriyorsun bunları. Zarar etmiyor bunlar, hangisi zarar ediyor? Eğer zarar ediyorsa, Yavuz Sultan Selim Köprüsü de araç garantili, o da zarar ediyor. Onu da sat o zaman, sıkıysa onu da sat. Satıyor musun? Onu satamıyorsun. Niçin? Orada yandaş var, onun cebine para koyacak, o köşeyi dönecek. Şeker fabrikaları milletin, kim ses çıkaracak? Kimse korkudan ses çıkarmıyor. Ses çıkaran, yüreklice davranan şeker üreticilerini, pancar üreticilerini, köylüyü, emekliyi, işçiyi savunan tek bir parti var, o partinin adı da Halk Partisi, halkın partisi.

ASIL BATAK SARAYDA!
Efendim şeker fabrikaları zarar ediyormuş. Sarayın 13 günlük parası bakın, 13 günlük parasını versinler hiçbir zarar olmazAsıl batak sarayda, sat kardeşim sarayı, milletin sırtında yük o saray. Sadece elektrik masraflarını bu millet karşıladı zaten mahvoldu. Oturuyorsun, yiyeceğin bedava, oturduğun yer bedava, araban bedava, uçağın bedava, giyeceğin bedava, gezilerin bedava, yurtdışı gezilerin bedava, milletin sırtına yıkıyorsun diyorsun ki emekliye, ver bakayım vergiyi kardeşim, işçiye diyorsun ver vergiyi, sanayiciye diyorsun ver vergiyi, ev kadınına diyorsun ver vergiyi. Onlardan vergiyi topluyorsun, ya sen? Ben vergi vermem. Niçin? Ben Man Adasında şirket kuracağım 1 Sterlin’e, ben vergi vermem. Sonra ne diyor? “Biz yerliyiz ve milliyiz” diyor. Sevsinler senin yerliliğini ve milliliğini, gayri milli adamsın sen gayri milli! Yerli filan da değilsin sen!

ŞEKER PANCARI KOTALARINI KALDIR
Bakın, Avrupa Birliği Ekim 2017’de bir karar aldı. Bütün şeker pancarı kotalarını kaldırdı, kota yok Avrupa Birliğinde. Şimdi çağrı yapıyoruz biz de, şeker pancarı kotalarını kaldır kardeşim. Avrupa Birliği kaldırdı, sen niye kaldırmıyorsun? Bütün şeker pancarı üreticisi kardeşlerim düşünsünler. Avrupa Birliği, Almanya’sı, Fransa’sı, İngiltere’si, Hollanda’sı, Belçika’sı hepsi kaldırdı, bizimkiler kota üstüne kota getiriyorlar. Amaç nişasta bazlı şekeri millete zorla yedirmek. Amaç Cargill’e çalışmak, yabancı firmalara çalışmak, yabancı firmaların çıkarlarını savunmak. Bunu sana kabul ettirmeyeceğiz arkadaş, kabul ettirmeyeceğiz. Bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğiz.

SİZİN ORTAKLIĞINIZ MI VAR TÜRK TELEKOM’LA?
Bu hükümet rantiyeye çalışan bir hükümettir, vatandaşa çalışan bir hükümet değildir. Üretime dönük hiçbir politikası yoktur, rantiyeye dönük politikası vardır.
 Türk Telekom yüzde 100’ü yerliydi, yüzde 100’ü milliydi. Kurumlar vergisi şampiyonları her yıl açıklanırdı, Türk Telekom birinciydi, yüzde 30 üzerinden her yıl en çok vergiyi ödeyen kurumdu. Ne yaptılar? Özelleştirdiler. Sonra Türk Telekom zarar ediyor. Devletin elindeyken zarar etmiyordu, en çok kârı elde eden kurumdu, yüzde 30 vergi veriyordu. Bunlar ne yaptılar? Önce özelleştirdiler, kurumlar vergisini de yüzde 20’ye indirdiler. Yüzde 10 bir kıyak sağladılar. Şimdi bankalardan kredi çekti, 4,5 milyar civarında bir kredi. Şimdi kârını götürdü yurtdışına. Telekom’un pek çok malını sattı, şimdi diyor ki bankalara krediyi ödemeyeceğim diyor, vermeyeceğim diyor. Değerli arkadaşlarım, hükümet de bankalara talimat veriyor, buna dokunmayın diyor. Borcunu ödemiyor, kredisini ödemiyor, ama buna dokunmayın diyor, Türk Telekom’a dokunmayın. Sizin ortaklığınız mı var Türk Telekom’la? Ben biliyorum ne haltlar işlediğinizi de, sizin ortaklığınız mı var? Bankalara niye müdahale ediyorsunuz? Borcunu ödemiyorsa gider banka icraya verir alır, el koyar. Ama bankalara talimat veriyorlar, dokunmayacaksınız diyorlar Türk Telekom’a. Ama ne oluyor? Bakan söylüyor bakın, “benim derdim Telekom’un borcunu ödeyip ödemediği değil, benim derdim bankaların o borcu alıp almadığı da değil. Bizim için önemli olan Türk Telekom’un büyüyerek gelişerek ileriye yürümesi, zarar ediyor.” Yani her türlü imkânı vermişsin zarar ediyor, bankaları dolandırıyor, ama diyor ki buna dokunmayacaksınız diyor, benim derdim bu değildir diyor. Arkadaş, gözünü sevdiğimin bakanı, Mardin’de Çankırı’da tarımsal sulama aboneliğini iptal ettiler, çiftçilerin elektrik borcu yüzünden. Peki, o çiftçiye niye demiyorsun dokunmayın, ona söyle. Gücün çiftçiye yetiyor, Türk Telekom’a yetmiyor. Başka… İstanbul’da 1 milyona yakın ailenin elektriği doğalgazı suyu kesildi, 1 milyona yakın. Vatandaşa gelince aslan kesiliyorsun. Belediyeye demiyorsun, bu suyu niye kestin arkadaş, bu insanlar su içecek. İnsan hakkı ihlalidir suyu kesmek, ama onu kesiyorsun; suyu kesiyorsun, elektriği kesiyorsun, çiftçiyi perişan ediyorsun, ürününü sulaması için su almasına engel oluyorsun, Türk Telekom’a gelince ona dokunmayın diyorsun. Sen vatandaşa değil, rantiyeye hizmet ediyorsun arkadaş, vatandaşa değil rantiyeye hizmet ediyorsun.

30 MİLYAR DOLARI DA İÇ ETTİLER
Suriyelilere 30 milyar dolar harcadılar, 30 milyar dolar! Dedik ki, nereye harcadınız bu parayı? Tık yok. Nereye harcadılar 30 milyar dolar? 30 milyar dolar para harcansaydı, bütün Suriyeliler ev bark sahibiydi şimdi, sokaklarda dilenci çoğu. O parayı da iç ettiler, Suriyeli adı altında o parayı da iç ettiler. Ama bakın, diyelim ki bir esnaf berber veya bakkal dükkânının sahibi üç ay sigorta primini ödemedi, Bağ-Kur primini ödeyemedi. Hastalandı, hastaneye gittiğinde bakmıyorlar, borcun var bakmıyoruz diyorlar. Ailesi hastalandı eşi hastalandı, eşine de sağlık hizmeti vermiyorlar, yani ölüme mahkûm ediyorlar borcu olduğu için. Türk Telekom’un da borcu var, 4,5 milyar borcu var, ödemiyor. Esnafa gelince aslan, oraya gidince kuzu; bunlar rantiyeye hizmet eden siyasi partilerdir değerli arkadaşlarım.

AÇIKLADIKLARI İŞSİZLİK RAKAMLARININ ÇOĞU HAYALİ
Bizim Türkiye’de yaşadığımız ciddi bir sorunumuz var, işsizlik. Neredeyse her evde bir işsiz var, gençlerin işsizliği çok daha fazla. Türkiye nüfusunun yarısı genç... Bugün Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Danimarka, Belçika herkes genç nüfusun artmasını ister. Çünkü genç nüfus zenginlik kaynağıdır; emeğinden yararlanacaksınız, bilgisinden birikiminden yararlanacaksınız. Tam tersi, bizde de gençler üniversiteyi bitiriyor işsizler. Örnek vereceğim size değerli arkadaşlarım. Türkiye İş Kurumuna işsizlik için başvuranların sayısı son 15 yılda rakam 24 milyonu aştı. 24 milyon kişi iş aramak için Türkiye İş Kurumuna başvuruyor değerli arkadaşlarım. 24 milyon kişinin iş başvurusu yapması başlı başına bir olaydır. Peki, bunun ne kadarına iş bulmuş? Yüzde 22’sine iş bulmuş, yüzde 78’i, yani 18 milyon 614 bin 706 kişiye Türkiye İş Kurumu ben iş bulamadım diyor. Zaman zaman işsizlik rakamlarını açıklıyorlar. O işsizlik rakamlarının çoğu hayali, ben size Türkiye İş Kurumunun gerçek rakamlarını veriyorum, gerçek rakamlar bunlar.

BORÇ ALAN EMİR ALIR
Eğer bir ülkede işsizliği azaltmak istiyorsanız, üretim ekonomisine destek verirsiniz. Üretecek, fabrikalar olacak, insanlar çalışacak o fabrikalarda, üretirseniz gücünüz olur. İşsizlik var, üretim yok, vergiyi toplayamıyorlar, sigorta primini toplayamıyorlar, vatandaş ödeyemiyor, borç alıyorlar. 
Borç alan emir alır, borç alan emir alır. Defalarca söyledim, yine söylüyorum; son 15 yılda ödedikleri yabancı… Bakın, bir avuç yabancıya ödedikleri faiz 149 milyar dolar. 149 milyar doların fabrika kuruluşuna gittiğini düşünün. Türkiye’nin her ilinde, her ilçesinde fabrika olurdu ve insanlar çalışırdı. Borç aldılar içeriden yine bir avuç insandan, borç aldılar içeriden, 689 milyar lira faiz ödediler. 689 milyar lirayla da fabrika yapsalardı, bugün Türkiye dışarıdan işçi ithal ederdi. Bizim nüfusumuz yetmiyor derdi, Almanya gibi Fransa gibi Belçika gibi Hollanda gibi bize işçi gönderin derlerdi, bu fabrikaların çalışması lazım derlerdi. Belki biz 4.0’ı önce biz söyleyecektik. Herkesin işi gücü var, ama yetmiyor, yeni istihdam alanları yarattık, işgücüne ihtiyacımız var diyecektik. Ben boşuna mı diyorum, bunlar rantiyeye çalışıyorlar. Boşuna mı millet diyor “Tefeci Tayyip” diye, boşuna mı diyor “faizci Tayyip”, tamamen bunun için. Dünyanın kaynağını bir grup tefeciye ödüyorlar. Dolayısıyla üretim olmadığı için de işsizlik aldı başını gidiyor.

HER HAFTA 9 BİN 523 GENCİMİZ İŞ-KUR’A BAŞVURUYOR 
Bir rakam daha vereyim size. 2003 yılında 15-24 yaş arası İş-Kur’a başvuranların sayısı 174 bin 554 imiş. 2017 Temmuz ayı itibariyle 15-24 yaş arası başvuranların sayısı 174 binden 882 bin 837’e çıkmış ve bu rakamı böldüğünüzde her hafta 9 bin 523 gencimiz İş-Kur’a başvuruyor iş için. Peki, bu Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zat, işsizlikle ilgili ne diyor? Onun çözümü şu; efendim diyor, her işveren bir işsizi alırsa, Türkiye’de işsizlik sorunu çözülür. Vallahi bana göre Nobel Edebiyat Ödülünü vermemiz lazım buna, dünyanın en saçma önerisi.

İSPAT ETTİK, BARİ SÖZÜNÜ TUT
Sormak gerekiyor, senin çocuklarının hepsi işveren; enişten işveren, dayın işveren, herkes işveren. Peki, bunlar bir işsiz aldı mı? Yok. Ne yaptı bunlar? Bırak istihdam yaratmayı, bu memlekete vergi vermemek için Man Adasında şirket kurdular. Sermaye 1 Sterlin. Soru sorduk, 15 milyon dolarlık bir şey satmışsın, ne sattın arkadaş? 15 milyon dolar yahu,1 Sterlinlik şirkete 15 milyon dolarlık mal satıyorsun. Neyi sattın sen? Dut yemiş bülbül gibi, tık yok, konuşmuyor. Sen demiyor muydun “ispat edersen vallahi de billahi de cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim” diye. İspat ettik, bari sözünü tut. Tutamaz efendim tutamaz.

TEFECİLERDEN TALİMAT ALIYORLAR
Bakın zaman zaman bizimkiler celallenirler, Yunanistan’a saldırırlar. Efendim Yunanistan’da ekonomi felaket, Yunanistan geçinemiyor, Avrupa Birliğine muhtaç Yunanistan, bir sürü laf. Rakamları çıkardık, rakamlar yalan söylemez. Yunanistan’da 10 yıllık devlet tahvilinin faizi yüzde 4,19. 10 yıllık devlet tahvili alırsan 4,19 faiz ödüyorsun. Peki, Türkiye Cumhuriyetinde 10 yıllık devlet tahvilini alırsan yüzde 12,41 faiz ödüyorsun. 4,19, 12,41… tefeciye çalışırsan, yakayı tefeciye kaptırırsan, borç olmazsa ekonomiyi döndüremezsen, emir alırsınDiyor ki, “faizi düşüreceğiz, komiteler kurduk” diyor. Bürokraside şöyle bir kural vardır, bir işi uyutmak istiyorsan komisyona havale edersin. Komisyona havale ettiğinde de zaten oradan bir şey çıkmaz. Faizi düşürecek beyefendi, komisyona havale ediyor. Çıkar bir kanun hükmünde kararname-üniversite hocalarını atıyorsun kapının önüne koyuyorsun-çıkar bir kanun hükmünde kararname, faiz sıfır olmuştur de, biz de seni alkışlayalım. Verdiği sözü tuttu, faizi sıfırladı diye. Yapabilir mi? Yapamaz efendim yapamaz, ancak konuşur, bol bol konuşur. Sabah konuşur, öğlen konuşur, akşam konuşur, ikindi konuşur, yatarız sabah kalkarız yine aynısı konuşur. Bütün televizyon kanalları verir ve beyefendi sürekli konuşur. Yeter arkadaş yeter, bırak bir de millet konuşsun, bir de çiftçi konuşsun, emekli konuşsun, işçi konuşsun, çay üreticisi konuşsun, fındık üreticisi konuşsun, bir bakalım bunların derdi ne. Değerli arkadaşlarım, eğer borçla bir ekonomiyi bir ülkeyi yönetiyorsanız, tefecilerden talimat alırsınız. Bunlar da tefecilerden talimat alıyorlar.

“HIRSIZLIK YAPMAK AYIP” DİYORUZ, AMA EN TEPEDEKİ ÖYLEYSE 
Buraya işsizlik dolayısıyla geldik. İşsizlik yoğun olursa ne olur? Rakamları vereyim; uyuşturucu kullanımı artar, gençler umutsuzluğa kapılırlar. Altı yılda uyuşturucu kullanımı 16 kat arttı, 16 kat! Ailelerde huzur kalmaz, boşanma davaları artar, yüzde 37 arttı boşanma davaları. Toplumda güvensizlik artar, adalet de çöktüğü için herkes kendi güvenliğini sağlamak için silah almaya çalışır. Arkadaşlarımız sormuşlar, 106 bin 740 silah kayıp. Ve şimdi her silah için 200 mermi kullanma hakkı vardı, şimdi 1000 mermiye çıkarıyorlar. Niye çıkarıyorsun? Daha fazla insan ölsün diye herhalde büyük bir ihtimalle. Fuhuş yüzde 790 arttı, kadına yönelik şiddet yüzde 1400 arttı, intihar olaylarında ciddi bir tırmanma var. 2003 yılında 14 milyon 238 bin antidepresan hap kullanılırdı kutu, 2016’nın ilk dokuz ayında 33 milyon 638 bin 916 kutu antidepresan hap kullanılıyor. 14 milyondan, ilk dokuz ayda 33 milyona çıkmış durumda. Hırsızlık suçlarında patlama var. Adalet Bakanlığının Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün rakamlarına bakın, birinci sırada hırsızlık yapan... Adam işsizse güçsüzse iş bulamıyorsa… Geçinecek, nasıl geçinecek? Hırsızlık yaparak. Hırsızlık yapmak ayıp mı? Ayıp diyoruz. Ama en tepedeki öyleyse ne olacak?

DOLANDIRILAN 77 BİN 843 KİŞİYE SESLENİYORUM: PARANIZI BANKACILIK DÜZENLEME DENETLEME KURULUNDAN ALABİLİRSİNİZ
Bir başka olay, bir de Çiftlik Bank kuruldu. Adam kalkıyor hepsinin önünde, Bakan, Başbakan, Bakanlar, devletin bütün kurumlarının önünde Çiftlik Bankı kuruyor. 77 bin 843 kişiyi dolandırıyor. 511 milyon lira tokatlıyor, eski parayla 511 trilyon lirayı adam vurup malı götürüyor. Hükümet seyrediyor, Sermaye Piyasası Kurulu seyrediyor, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulu seyrediyor, Ticaret Bakanlığı seyrediyor, AK Partinin Genel Başkanı seyrediyor, Başbakan seyrediyor, herkes seyrediyor. Ne gibi? Tıpkı jet Fadıl gibi, Kombassan gibi, Endüstri Holding gibi, İslami holdingler gibiKuruyor Çiftlik Bankı, biraz Allah peygamber, arkasından bir-iki dua, millet de diyor ki bu adam dindar adamdır, bu adam hırsızlık yapmaz, ondan sonra biz buna parayı verebiliriz güven içinde, olur bu adam. Şimdi bakın, bu 77 bin 843 kişiye sesleniyorum, dolandırılan 77 bin 843 kişiye sesleniyorum. Paranızı rahat alabilirsiniz, ama o tosundan değil, parayı Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulundan alabilirsiniz. Dava açmanız lazım. Niçin? Bankacılık Kanununun 150.maddesi var. Diyor ki, “bu kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın, ticaret unvanlarında her türlü belge, ilan ve reklamlarında veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda banka adını ya da banka gibi faaliyet gösterdikleri ya da banka gibi mevduat veya katılım fonu topladıkları izlenimi uyandıracak söz ve deyimleri kullanan gerçek kişilerle tüzel kişilerin, görevlilerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Ayrıca bu işyerlerinin bir aydan bir yıla kadar tekerrürü halinde ise, sürekli olarak kapatılmasına karar verilir.” Görev kimin? Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulunun. Adam Çiftlik Bank yazmış mı? Yazmış. Bankayı kullanmış mı unvan olarak? Kullanmış. Devletin kurumu görüyor mu? Görüyor. Bakanlar görüyor mu? Görüyor. Başbakan görüyor mu? Görüyor. AKP’nin Genel Başkanı Recep Bey görüyor mu? Görüyor. Dolandırılıyor mu? Dolandırılıyor. Hepsi sessiz kalıyorlar. Davayı açarsın, bu kanunu gerekçe gösterirsin. Sen kanunu bilmek zorunda değilsin, sen şikâyet edemezsin, şikâyeti edecek olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, para toplayan Sermaye Piyasası Kurulu. Bunların tamamını ver mahkemeye, faiziyle beraber paranı alırsın kardeşim, bu ülkede adalet varsa, faiziyle beraber.

URUGUAY’DAN BU TOSUNCUĞU GETİREMEZSİN KARDEŞİM
Şimdi Bakan yeni uyanmış. Diyor ki Bakan, efendim diyor “vatandaşlar biraz uyanık olsun” diyor. Aldığı önlem bu ne yapsın, vatandaş uyanık olsun. Sen uyanık değil misin? Sen Bakansın, bakın bakan diyor. Bakan, ama görmeyen, ne biçim Bakansın sen? Görmen lazım senin. Vatandaş, 77 bin kişi soyuluyor, adam ilanını veriyor, törenlerle açılıyor, herkes gidiyor, valisi kaymakamı milletvekili gidiyor açılıyor. Hiç kimse demiyor, arkadaş sen banka unvanını kullanamazsın, Bankacılık Kanunu var, bu memlekette kanun var hukuk var diyemiyor, demiyor da zaten bunu. Ve daha acı olanı, Bakan diyor ki, daha 11 tane benzer kuruluş var diyor. Bekliyor, onlar da ne zaman yurtdışına kaçacaklar, ondan sonra diyecek ki niye bunu yaptınız. Şimdi Bakan yine açıklama yapmış, diyor ki Adalet Bakanı; onu Uruguay’dan isteyeceğiz. Efendim Uruguay’da büyükelçiliğimiz yok bir; iki, Uruguay’la suçluların iadesine ilişkin bir sözleşme de yok. Ama ben bu Bakana söyleyeyim, Recep Bey’e de söyleyelim, Uruguay’dan besmelesiz et ithal edebilirsin getirebilirsin, inek getirebilirsin, tosun getirebilirsin, öküz getirebilirsin, ama bu tosuncuğu getiremezsin kardeşim.
Hepinize saygılar sunuyorum.

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Baro Ve Stk’lar Çocuk İstismarlarının Önüne Geçebilmek İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı

Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi çocuk istismarının önüne geçebilmek için ilimizde ilk kez yapılan bir çalışmaya imza atıyor.

“Çocuk İstismarı ile Mücadelede Yol Haritası Belirlemek İçin İlk Adım” başlığı altında Sakarya Barosu Konferans Salonunda çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri, doktorlar ve öğretmenler ile bir araya gelen Sakarya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyeleri çocuk istismarı mücadelesinde neler yapılabileceğini görüştüler.

ÇİM UYGULAMASI ZORUNLU OLMALI

Katılımcılara öncelikle Çocuk İzlem Merkezinin işleyişi hakkında kısa bir bilgi veren Av. Elif Erdem Düzgün doğru işlediği takdirde bunun çok iyi bir sistem olduğunu ifade etti. İlimizde kısa bir süre önce açılan ÇİM’de hala bir kadın doğum uzmanının bulunmadığını belirten Av. Düzgün yetkililerden bir an önce bu eksikliğin giderilmesi için talepte bulundu. Ayrıca toplantı sonunda kaleme alınan bildiride  CMK ya da yönetmelik ile ÇİM uygulamasının düzenlenerek yasallaşması ve mağdur ifadesinin ÇİM’de alınmasının zorunlu hale getirilmesi istendi.

ELEKTRONİK TAKİP

Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Elif Erdem Düzgün basına da yansıyan kimyasal hadım cezasının çözüm olmayacağını, çünkü kimyasal hadımın testesteronu baskılayacağını ama faillerdeki şiddet eğilimini baskılayamayacağını, ilaç kesilince sanığın aynı saldırıları yapabileceğini ,çocuk istismarının önüne geçilmesinin ancak toplumun bilinçlendirilmesi, okullarda rehber öğretmenlerin  “Erken Uyarı Sistemi Projesi” kapsamında aktif olarak görev alması gibi çözüm önerileri ile mümkün olabileceğini belirtti. Ayrıca çocuk istismarı suçunu işleyen pedofillerin, infazlarını tamamlanmasının ardından elektronik takibe alınarak, okullar, parklar gibi çocukların yoğun olarak bulundukları yerlerden uzak tutulmaları gerektiğini ifade etti.

“İYİ HAL” VE “ÇOCUĞUN RIZASI VAR” İNDİRİMİ UYGULANMASIN

Çocuk istismarı davalarında ‘İnfaz kanununda Koşullu Salıverme’nin kaldırılması talep edilirken 18 yaşının altındaki her çocuğun “çocuk” olarak nitelendirilerek, ceza indirimine neden olabilecek bir ayrım yapılmadan,  “İyi hal” ve “çocuğun rızası var” veya cinsel istismarın niteliğine göre herhangi bir ceza indirimi uygulanmadan infazların gerçekleştirilmesini istediklerini belirtti.

 “BAROLAR VE ÇOCUK HAKLARI MERKEZLERİNİN MÜDAHİLLİK TALEPLERİ REDDEDİLİYOR!”

Çocuk İstismarı ile ilgili davalarda Çocuk Hakları Merkezlerinin ve Baroların mağdur çocuk yanında yer almak için bulundukları katılma taleplerinin mahkemelerce kabul edilmemesini de eleştiren Av. Elif Erdem Düzgün, Baroların kanunlardan kaynaklanan insan haklarını savunma görevi bulunduğunu tekrar hatırlatarak, müdahillik konusunda bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.

TALEPLERİNİ MECLİSE İLETECEKLER

Yaklaşık üç saat süren toplantıda daha sonra kamuoyu ile paylaşılacak olan talepler ve öneriler başlıkları altında belirlenen maddeler ile çocuk istismarını önlemek için bir yol haritası çizilirken çalışmalarının bu toplantı ile sınırlı kalmayacağını toplumun kanayan yarasına dikkat çekmek için çeşitli eylemler yapacaklarını ifade eden Av. Elif Erdem Düzgün, öneriler ve taleplerini içeren bildiriyi de imza kampanyası ile halka açacaklarını ve sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisine bu taleplerin iletileceğini belirtti.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce'yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, yapılan kurultayda kendisine destek veren Sakarya örgütü ve Sakarya esnafını ziyaret etti.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce Orhan camii önünde vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. Sohbetlerden sonra cuma namazını kılan İnce, cami yakınındaki çay ocaklarında esnaflarla bir süre sohbet etti ve anılarını anlattı.

Sakarya İl örgütüyle de toplantı gerçekleştiren İnce, çark caddesi sonu boyunca esnafları selamlayarak yola çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kurultay’da kendisini destekleyen Sakarya Kurultay Delegelerine teşekkür etmek ve bir dizi programa katılmak üzere ilimize geldi.

TAZİYE VERDİ
Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır, parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş tarafından il binası önünde karşılanan İnce, daha sonra Cuma namazını kılmak üzere Orhan Cami’ye gitti. Erenler Belediyesi eski Başkanı Rüştü Akyaç’ın vefat eden eşi Mefkune Akyaç’ın (84) cenazesi için bekleyen yakınlarına taziye veren İnce, daha sonra vatandaşlarla çay içerek namaz saatini bekledi.

DİRENEN PARTİ
Vatandaşlarla Cuma namazını kıldıktan sonra Atatürk Parkı’nda toplanan kalabalığa seslenen Milletvekili Muharrem İnce, “Bu ülke için ne istiyorsak, Cumhuriyet Halk Partisi için de onu istiyoruz. Kurucu irade kurtuluşu da gerçekleştirecek, kurucu partidir Cumhuriyet Halk Partisi, direnen partidir ama artık direnen parti olmaktan çıkıp, kazanan parti olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

‘DİK DURAN’
İnce, “Bu yolculukta Türkiye’de en dik duran CHP örgütü Sakarya örgütüydü, İmzaysa imza, oysa oy, ‘Yanındayız’ dediler, onun için ben de bugün Sakaryalılarla, komşularımla, değerli hemşerilerimizle beraber olmak istedim” dedi. İnce konuşmasının ardından il binasında bir süre partililerle sohbet etti. Çark Caddesi’nde vatandaşları selamlayarak sohbet eden İnce, daha sonra ilimizden ayrıldı.

Haber  Fehmi DUMAN-   Necla BAKAN 




Anadolu Gençlik Derneği"Kış Bizimle Bir Başka"

Kış Bizimle Bir Başka

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adapazarı Temsilciliği Ortaöğretim Komisyonu Teşkilatlanma Başkanı Muhammed Enes KAYA, AGD Kış Etkinlikleri kapsamında ortaokul öğrencileri ile düzenledikleri kampın tamamlandığını duyurdu.

KAYA, yaptığı açıklamada şunları ifade etti; “Derneğimiz, yaklaşık 50 yıldır  “ İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” inancı ile çalışmalarını yürütmektedir. Türkiye’mizin 81 il, 1000’ e yakın ilçe ve 14 ülkedeki temsilciliğiyle, halkımıza,  ama özellikle de gençlerimize yönelik Ahlak ve Maneviyat merkezli sosyal ve kültürel faaliyetler gerçekleştirmekteyiz.

Bu faaliyetlerdeki  amaç, gençliğimizi manevi değerlere bağlı, milli şuuru olan, çalışkan, azimli ve mücadeleci bir ruha sahip olmalarını sağlamaktır. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda 31 Ocak – 2 Şubat tarihlerinde yurt binamızda düzenlediğimiz ve 24 ortaokullu gencimizin katıldığı kampta; temel ahlak dersleri, doğa yürüyüşü, bilgi yarışmaları, canlı ezgi dinletileri ve film izleme aktivitelerinde bulunduk. Katılımcı gençlerin  ve ailelerinin teşekkür ve memnuniyetlerinden duyduğumuz mutluluk, çalışma azmimizi daha da yükseltecektir. Bizlere güvenip çocuklarını emanet eden kıymetli velilerimize de ayrıca şükranlarımızı sunuyoruz.” dedi.

Bu ve benzeri faaliyetlerin çocukların gelişimine olan katkısını dile getiren KAYA, çalışmalarının sadece bu kamplardan ibaret olmadığını gece gündüz gençlerin ruh ve beden dünyasının gelişimi için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini ifade etti.

Çeşitli etkinliklerle devam eden kamp programı öğrencilerin Macera Park’ta gönüllerince eğlenmeleri ile sona erdi

Beykoz Üniversitesi Dünya Kanser Günü Paneli düzenledi

Beykoz Üniversitesi Dünya Kanser Günü Paneli düzenledi

Toplumu bilinçlendirmek için farkındalık projelerine imza atan Beykoz Üniversitesi, son olarak Dünya Kanser Günü dolayısıyla panel düzenledi. Kanser ile ilgili bilinmesi gerekenler, alınması gereken önlemler ve hastalara yaklaşımın masaya yatırıldığı panelde, en etkili ilacın umut olduğu vurgulandı

 Her yıl 4 Şubat’ta, toplumda kanserle ilgili bilinci artırmak ve farkındalık yaratmak amacıyla ‘Dünya Kanser Günü’ olarak etkinlikler düzenleniyor. Bu toplumsal konuya katkıda bulunmak ve bilgi vermek amacıyla Beykoz Üniversitesi de ‘Dünya Kanser Günü Paneli’ düzenledi. Panelde, kanser hakkında bilinmesi gerekenler, alınması gereken önlemler, hastalara yaklaşım hakkında bilgiler paylaşıldı.

Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, moderatörlüğünü yaptığı panelde, kansere en az yakalanma oranının İsrail’de görüldüğünü söyleyerek, “Bunun nedeni oradaki insanlar sağlıklı besleniyor, spor yapıyor, kendine dikkat ediyor. Bizler de bu şekilde bir yaşam sürdürerek, kendimizi olası risk faktörlerinden koruyabiliriz” dedi.

‘Hastanelere oyun odaları kurulmalı’

Panelde konuşan Beykoz Üniversitesi MYO Öğretim Görevlisi Elife Çete ise genellikle çocuklarda görülen lösemiyi ele aldı. Çete, lösemili çocuklara karşı uygulanması gereken yaklaşımları şöyle anlattı: “Lösemi, çocukların sosyal ve psikolojik gelişimlerini ciddi boyutta etkilemektedir. Aileler normalde çocuklarına nasıl davranıyorsalar o şekilde davranmaya devam etmelidirler. Hastalıktan sonra aşırı ilgi göstermek ya da ailenin üzüntü ve stresini çocuğa yansıtması son derece yanlış bir tutumdur. Çocuk sevgi ve güveni hissedebilmeli; bu hastalığın bir tedavisi olduğunu bilmelidir. Olumlu cümleler çocuğu rahatlatarak güven bağını güçlendirecektir.” Lösemili çocukların tedavi sürecinde en etkili ilacın umut olduğunu belirten Çete, çocuğa umut aşılayacak, kendisini geliştirmesini sağlayacak ortamlar sunulması gerektiğini kaydetti. Hastalığı unutturacak, yeteneklerini destekleyecek, kas ve motor becerilerini geliştirmeye yönelik oyunlar oynatmanın önemini vurgulayan Çete, “Hastane ortamında da çocuklara oyun odaları, kütüphaneler sağlanmalı; böylece hem çocukların zihni hastalıktan uzak tutulabilir hem de motor gelişimlerine destek olunur” diye konuştu.

‘Erken teşhis hayat kurtarır’

Beykoz Üniversitesi MYO Öğretim Görevlisi Burcu Dişli de meme kanserinden korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Dişli, “Birincil koruma, sağlıklı beslenme, emzirme, fiziksel aktivite, hormon kullanımı, yumurtalıkların alınması, alkol ve sigara kullanımının azaltılmasıdır. İkincil koruma ise tarama testlerinin düzenli yapılması, kendi kendine muayene, hekim tarafından fiziki muayene ve mamografidir” dedi. Kendi kendine muayenenin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dişli, erken teşhisin hayat kurtardığını sözlerine ekledi.

Beykoz Üniversitesi MYO Öğretim Görevlisi Kübra Gölebatmaz ise; kanser nedenlerinin ‘önlenebilir’ ve ‘önlenemez’ olarak sınıflandırıldığını anlatarak, “Önlenebilir nedenlerin yüzde 50’sini sigara ve alkol tüketimi, obezite, virüs ve bakteri bulaşması ile kimyasal kanserojenler oluşturuyor. Önlenemez etkenlerin yüzde 35’i ise mutasyon; yaşlılıkla birlikte yavaşlayan metabolizma sonucu hücrelerin yenilenme hızının azalması, yüzde 15’i ise kalıtsal geçişler ve ailesel yatkınlıktan kaynaklanıyor” dedi.

Medistate Hastanesi Üroloğu Doç. Dr. Cenk Gürbüz, prostat kanseri hakkında bilgiler verdi. Gürbüz, “Prostat kanserinde en önemli faktör yaştır. 40 yaş altı bizi genelde çok korkutmaz ancak 60-65 yaş üstü için oldukça endişe duyduğumuz bir kanser türüdür” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Karadağ da Türkiye’de 1 milyon 700 bin kişinin meme kanserine yakalandığını söyleyerek, meme vücut dışında bir organ olduğu için meme kanserinin çoğunlukla ölümcül olmadığını ve tedavisinin diğer kanser türlerine göre daha kolay olduğunu belirtti.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, ‘Meslek Yüksekokulu’, ‘Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’ olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulacağı bir ‘Lisansüstü Programlar Enstitüsü’ yer almaktadır.

Beykoz Üniversitesi mezunları fark yaratacak

Beykoz Üniversitesi, 21. yüzyılın gereksinimlerine uyum sağlayacak mezunlar yetiştirmek için Yetkinlik Geliştirme Programı’nı hayata geçirdi. Öğrenciler, günümüzde iş dünyasının talep ettiği 12 yetkinlik için alanında uzman farklı isimler ile bir yarıyıl süresince buluşuyor, sonrasında ise kendi kişilik ve yetkinlik düzeylerine uygun dersleri öğrenimleri süresince alıp, iş hayatlarında fark yaratacak donanıma sahip olarak mezun oluyor

Alanınızda ne kadar yetkin bir işletmeci, psikolog, mühendis, lojistikçi olursanız olun, 21. Yüzyıl iş dünyası artık sizden fark yaratacak bazı yetkinliklere sahip olmanızı istiyor ve bu yetkinlikleri iş görüşmesi öncesinde değerlendirme testleri ile ölçüyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkan Beykoz Üniversitesi de öğrencilerinin belirli yetkinliklere sahip olarak mezun olması için, ‘Beykoz Üniversitesi Yetkinlik Geliştirme Programı’nı hayata geçirdi. Mottosu, ‘Eğitim Hayata Hazırlık Değil, Hayatın Kendisidir’ olan Beykoz Üniversitesi, öğrencilerini iş hayatlarında ileri seviyelere taşımak için bilginin yanında yetkinliğin de önemli olduğuna inanarak her öğrencisine özel ‘Yetkinlik Programı’ uyguluyor. Üniversite 21. Yüzyılda iş dünyasının talep ettiği 12 yetkinliği öğrencilerine kazandırma amacı ile çıktığı yolda önce öğrencilerini bu yetkinlikler ile tanıştırıyor. Öğrenciler bir yarıyıl süresince alanında uzman kişiler ile buluşarak 12 yetkinliğin önemini ve bu alanlarda kendilerini nasıl geliştirebileceklerini dinliyor. Öğrenim süresinin kalan kısmında ise kişiye özel bir yol izleniyor.

Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman

Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, “İkinci yarıyılın başında her öğrencimizin bu yetkinliklere hangi düzeyde sahip olduklarını, hangi yönde gelişime açık olduklarını uluslararası kabul görmüş Ennegram metodolojisi ile belirliyoruz. Hangi bireysel özellik ve yetkinliklerinin geliştirilmeye ihtiyacı var ise gerek ders gerekse de kişisel eğitim programları ile bunları geliştirmelerine yardımcı oluyoruz. Yetkinlik gelişimi ayrıca, konferanslar, seminerler ve atölyeler ile de destekleniyor. Son aşamada ise öğrencilere mezuniyetlerinde diplomaları ile birlikte yetkinlik düzeylerini gösteren ‘Yetkinlik Sertifikası’ veriliyor” diyor.

12 alanda yetkinlik kazanıyorlar

Beykoz Üniversitesi’nin Yetkinlik Geliştirme Programı’nda desteklenen 12 yetkinlik ise şöyle; ‘Sorunları Analiz Edebilme ve Çözebilme’, ‘Liderlik’, ‘Başkaları ile Uyum İçerisinde Çalışabilme’, ‘Etik ve Sosyal Sorumluluk’, ‘Yazılı ve Sözlü İletişim’, ‘Eleştirel Düşünebilme’, ‘Sorumluluk Alma ve Bağımsız Çalışabilme’, ‘Küresel Bakış Açısı Geliştirme’, ‘Yaratıcı ve Yenilikçi Düşünce Geliştirme’, ‘Girişimcilik’, ‘Değişime Ayak Uydurabilme’, ‘Yaşam Boyu Öğrenme ve Kişisel Gelişim’.

Uzmanlar öğrenciler ile buluştu

Dönem boyunca gerçekleştirilen Yetkinlik Geliştirme Programı kapsamında; Koç Holding Dayanıklı Tüketim Malları Grubu Eski Başkanı Aka Gündüz Özdemir, Logosoft Akademi Danışmanı Birol Cabadak, Küresel ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Tarkan Deniz, BASF Türk Kimya Sağlık ve Gıda Türkiye ve Ortadoğu Bölge Sorumlusu Tanju Cepheli, CitiPR Marka ve İletişim Danışmanlığı Kurucusu ve Genel Koordinatörü Derya Aslan, Ekol Lojistik İK Direktörü Berrin Tavman ve Turkon Line Genel Müdür Yardımcısı Ersin Denizseven gibi alanında uzman isimler Beykoz Üniversitesi öğrencilerine ders verdi.

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, ‘Meslek Yüksekokulu’, ‘Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’ olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulacağı bir ‘Lisansüstü Programlar Enstitüsü’ yer almaktadır.

“Ekolojik turizme tam destek”

“Ekolojik turizme tam destek”

Sapanca İlçe Teşkilatı’yla gerçekleştirilen buluşmada konuşan Başkan Toçoğlu, “Sapanca sadece şehrimizin değil, ülkemiz için özel bir konumdadır. İlçemizin turizm potansiyelinin farkındayız ve geliştirilecek projelere katkı sağlamaya hazırız. Ekolojik turizm için de gelecek önerilere tam destek sunarız. Doğal güzellikleri koruyarak yapılacak tüm çalışmalar, ilçemizin turizm potansiyelini de yükseltecektir” dedi. İl Başkanı Kılıç ise Sakarya olarak 2019’da başarıyı yakalayacaklarını söyledi.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, AK Parti Sapanca İlçe Teşkilatı’yla istişare toplantısında bir araya geldi. Sapanca Sosyal Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda AK Parti İl Başkanı Fevzi Kılıç, AK Parti İlçe Başkanı Yunus Gümüşel, Sapanca Belediye Başkanı Doç. Dr. Aydın Yılmazer, SASKİ Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, Genel Sekreter Yardımcısı Ayhan Kardan, Ali Oktar, SASKİ Genel Müdür Yardımcısı Sezar Ercan, Büyükşehir ve SASKİ bürokratları, teşkilat mensupları ve mahalle temsilcileri yer aldı

Hayırlı olsun

Sapanca Belediye Başkanı Doç. Dr. Aydın Yılmazer, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeki Toçoğlu’na ilimizde ve ilçemize gerçekleştirdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Şehrimize çok ciddi katkılar sunuyor” derken; AK Parti Sapanca İlçe Başkanı Yunus Gümüşel, “Bu akşam teşkilatımız bünyesinde İl başkanımız ve Büyükşehir Belediye Başkanımızın liderliğinde yapacağımız istişarenin öncelikle ilçemize, ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

En iyi ve en doğru işler

Başkan Toçoğlu, “Büyükşehir Belediyesi olarak il başkanımızla ilçelerimizi ziyaret ederek teşkilat mensuplarımızla bir araya geliyor, istişarelerde bulunuyoruz. İlçe belediyelerimizle beraber yerel hizmetler konusunda güzel işlere imza atıyoruz. Tabii ki eksikliklerimiz var. Bunları da hep birlikte tamamlayacağız. Ülkemizdeki birtakım gelişmeler seçim sürecinin biraz daha zor ve çetin geçeceğini ifade ediyor. Her şeyin en iyisini en iyi niyetle yaparak yolumuza devam etmeliyiz. Bugün 2019 seçimleri öncesi önemli bir prova yapıyoruz” dedi.

İstikrarla yola devam

“Biz bir davanın temsilcileriyiz. Bu davanın bir yerine zarar gelmesi hepimizi üzer. Hamdolsun AK Parti hükümeti ile hizmetlerimizi sorunsuz bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Hizmetlerimizin devamı için Ankara’daki güçlü iktidarların önemi büyük. Sayın Cumhurbaşkanımız da 2019 seçimlerinin önemini her fırsatta ifade ediyor. Yüzde 51 oy almamız gerek. Bu hedefinde üstünde bir oy elde etmek için hep birlikte çok çalışmalıyız” dedi.

Altyapı çalışmaları

“Hamdolsun hizmetlerimiz sürüyor. Tüm ilçelerimizde olduğu gibi Sapanca’da da kapsamlı asfalt çalışmaları gerçekleştirdik. Sapanca’da daha önce 12 kilometrelik güzergahları yenilemiştik, son olarak ise ilçe merkezinde bulunan caddeleri tamamladık. Sapanca’da devam eden ve tamamlanan çok sayıda SASKİ yatırımı var.  Sapanca Gölü’ne alternatif oluşturacak Akçay Barajı’nı inşa ediyoruz. Sapancamız Türkiye’nin en iyi korunan göllerinden bir tanesi. Gölle ilgili hassasiyetimiz devam ediyor.

Sapanca SGM’yi hizmet aldık

“Sapanca Spor Kompleksi’nde çalışmalarımız devam ediyor. Tüm gereklilikleriyle modern bir tesisi ilçemize kazandıracağız. Kısa süre önce şuan içinde bulunduğumuz SGM’nin de açılışını gerçekleştirdik. Bu merkezde genç, yaşlı, kadın, çocuk, engelli bireylerimize eğitimler sunuyoruz. Büyük bir ilginin söz konusu olduğunu da öğrendim. İlgi gösteren tüm Sapancalı hemşehrilerime şükranlarımı sunuyorum.” 

Ekolojik turizm

“Sapanca doğasıyla, yeşiliyle, muhabbetiyle sadece Sakarya’nın değil, ülkemizin özel bölgelerindendir. İlçemizin turizm potansiyelinin farkındayız ve ilçe belediyemizin turizm alanında geliştireceği projelere katkı sağlamaya hazırız. Ekolojik turizm için de gelecek önerilere tam destek sunarız. Sapanca’mızın doğal güzelliklerini koruyarak yapılacak tüm çalışmalar, ilçemizin turizm potansiyelini de yükseltecektir. Bu vesileyle toplantımıza katılım gösterdiğiniz için hepinize teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”

Farkımızı ortaya koyacağız

AK Parti İl Başkanı Fevzi Kılıç, “Hamdolsun Sakarya’mızda kronik bir sorun yok. Büyükşehir Belediyemiz ile katıldığımız her toplantıda yapılan hizmetler için teşekkürler alıyoruz. Bu bizi ziyadesiyle memnun ediyor.  Belediyemizin çok güzel kültür programları, çok güzel sosyal etkinlikleri oluyor. Sakarya’da yapılan kültür programlarından dolayı da teşekkürler geliyor. Şehrimiz spor alanında da büyük ilerleme kaydetti. Büyükşehir Basketbol takımımız Süper Lig’de. Sakaryaspor geçen yıl olduğu gibi bu yılda çıtasını yüksek tutuyor. Sportif alandaki başarılar da şehrimizin imajına, algısına ve yapısına çok büyük katkı sağlıyor. Genel siyaseti de yakından takip ediyorsunuz. Tüm gözler ülkemize çevrilmiş durumda. Bu günlerde Cumhurbaşkanımıza, bu kutlu davamıza daha da yardım etmemiz gerekiyor. Birlik ve beraberlik içerisinde el ele yürümemiz gerekiyor. Biz bunu da başaracak güçteyiz. Şehrimize hemşerilerimize güveniyoruz. İnşllah önümüzdeki seçimlerde de Sakarya olarak farkımızı ortaya koyacağız.”

“Bir Milletin Asıl Gücü; Topu, Tüfeği, Tankı Değil İMANLI VE İNANÇLI EVLATLARIDIR. ’’

Saadet Partisi Adapazarı İlçe Başkanı Abidin Birinci  “2017-2018 Eğitim Öğretim yılı birinci döneminin tamamlandığı bugünde öğrencilerimizin karne heyecanını paylaşıyor, tüm öğrenci ve öğretmenlerimize iyi tatiller diliyorum.

Bu ülkenin yarınları sizlersiniz. İnanıyorum ki sizler, millî ve manevi değerlerine bağlı, tarihine, milletine ve devletine sahip çıkan gençler olarak yetişeceksiniz.

Sevgili öğrenciler ve saygıdeğer öğretmenlerimiz unutmamalıyız ki “Bir Milletin Asıl Gücü; Topu, Tüfeği, Tankı Değil İMANLI VE İNANÇLI EVLATLARIDIR. ’’

Bu nedenle okuyan, araştıran, bilgi ve becerilerini daima yenileyen bireyler olmanız geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemenizi sağlayacaktır. Unutmayın ki hiçbir başarı tesadüfi değildir, başarı düzenli ve sürekli çalışmayla gelir.

Sevgili öğrenciler, başarılarınızın artarak devamını diliyorum.”

Sığınmacı Kadınlar Meslek Sahibi Oluyor

Sığınmacı Kadınlar Meslek Sahibi Oluyor
Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Karaman Geçici Eğitim Merkezi’de KADEM’in sığınmacı kadınlara yönelik mesleki eğitim kursları devam ediyor. Kursiyer Amina Cağsir, “Burada güzel bir meslek öğreniyoruz” derken; Ayşe Hamşo ise “Burada dikiş yapmayı öğrendim. İleride dikiş öğretmeni olmak istiyorum” dedi. Etemad Loukhaj ise kurslar sayesinde her gün yeni şeyler öğrendiklerini söyledi.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Karaman Geçici Eğitim Merkezi’de KADEM’in sığınmacı kadınlara yönelik mesleki eğitim kursları devam ediyor. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı İbrahim Aktürk, “Karaman’da bulunan merkezimizde sığınmacı kadınlara yönelik çok önemli eğitimler sunuluyor. Sığınmacı kadınlar KADEM tarafından düzenlenen dikiş kurslarıyla mesleki anlamda beceriler kazanıyor. Eğitimlerin ardından ev ekonomisine de katkı sağlayabilecekler” dedi.

Sığınmacı kadınlar istihdam edilecek
KADEM İl Temsilcisi Zehra Toçoğlu, “KADEM olarak Suriyeli hanım kardeşlerimizin topluma entegre olmalarını kolaylaştırmak, hayatlarına katkı sağlamak amacıyla ‘Suriyeli Kadın ve Ailelerine Yönelik Toplumsal Entegrasyon Projesi’ni hayata geçirdik. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İŞKUR projemizin paydaşlarını oluşturuyor. Kasım ayından itibaren sığınmacı kadınlara mesleki ve bilgilendirici eğitimler sunuyoruz. İlk eğitimimiz olan dikiş atölyesi ile amacımız, kadınlarımıza meslek kazandırmak, istihdam edilebilirliklerini desteklemek. Hanım kardeşlerimiz kurs sırasında binamızda açtığımız kreşe çocuklarını bırakarak eğitimlerine sorunsuz bir şekilde devam ediyorlar” diye konuştu.

Kurslar sayesinde dikiş yapmayı öğrendim
KADEM’in ‘Suriyeli Kadın ve Ailelerine Yönelik Toplumsal Entegrasyon Projesi’nde eğitim gören Suriyeli Sığınmacılardan Nosiba Catbi, “Türkiye’de olduğumuz için çok mutluyuz ve Allah’a şükür çok rahatız. Sakarya çok güzel bir şehir. Burada güven içerisindeyiz. Hep yalnızdım ama burada artık arkadaşlarım var. Kursu başarıyla bitirerek maddi durumumuzu düzeltmek eşime yardımcı olmak istiyorum” derken

Husun Brijawi, “Sakarya’da güven içinde olduğumuz için mutluyuz. Burada sade ve güzel bir hayatımız var” dedi.

Ayşe Hamşo ise “Bakkalda alışveriş yaparken KADEM’in afişini gördüm ve kursa kayıt yaptırdım. Burada dikiş yapmayı öğrendim. Üzerimdeki elbiseyi de kendim diktim. Çocuklarıma da elbise dikiyorum. İleride dikiş öğretmeni olmak istiyorum” diye konuştu.

Teşekkür ederiz
Etemad Loukhaj, “Sabahları dikiş kursuna geliyoruz. Burada her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Güzel bir ortam var ve çok rahatız. Bu fırsatı bize sunduğu için KADEM’e çok teşekkür ediyoruz. İnşallah bizim de bu kursu bitirdikten sonra topluma bir faydamız olur” ifadelerini kullanırken;

Sarah Aroud, “KADEM’i internette gördüm. Daha sonra bu merkeze geldim ve bilgi aldım. KADEM’de olmaktan çok memnum” dedi.

Amina Cağsir ise “Allah’a şükür burada güzel bir meslek öğreniyoruz. KADEM kursuna meslek sahibi olmak için geldik. Bir iş bularak çocuklarımıza yardımcı olmak istiyoruz. KADEM derneğine çok teşekkür ederiz. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a teşekkür ediyoruz” diye belirtti.
Haber -Sibel KURTOĞLU Dernekturk Muhabiri www.dernekturk.com

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Gençlik kongresini yaptı

Cumhuriyet Halk Partisi İl Gençlik kongre yaptı
Cumhuriyet Halk Partisi İl Gençlik Kollarının 15. Olağan Kongresi yapıldı. Orhangazi Kültür Merkezi’nde yapılan kongreye Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı da katıldı

Orhangazi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen CHP İl Gençlik Kolları Kongresine tek aday olarak giden mevcut başkan Ulaş Yusuf Konyalı delegelerden güven oyu aldı. Kongreye onur konuğu olarak Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen, İl Başkanı Erdoğan Isır ve parti üyeleri katıldı.


Onur konuğu ve konuşmacı olarak katılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen,”Bugün İl Gençlik Kollarının kongresi sebebiyle bir araya geldik. Gençlerimize bakıyorum hepsi pırıl pırıl, zekası, kültürü ve en önemlisi de vatanseverliğine bakıyorum. Bayrak ve Milletsever gençlere temas ettiğimde yeniden umutlanıyorum. Gençlerimiz yarının Türkiye’si olup, içinde bulunduğumuz karanlığın çıkışında en büyük potansiyeli ve en büyük gücüdür” dedi.
Eskişehir Belediye Başkanı Büyükerşen ülkenin ihracat, tarım ve sanayi politikalarını değerlendirerek eleştirilerini sıraladı. Başkan Yılmaz Büyükerşen kongreden ayrılırken Gazeteci Ugan kardeşlere başsağlığı dileyip şehirden ayrıldı