kategori Arşivleri: Güncel

Ateşoğlu: 2040'ta her 10 kişiden 1'i diyabetli olacak

Diyabet hastalığı her geçen gün artıyor. Türkiye, 2035 yılında 11.8 milyon diyabet hastası ile dünyada 9’uncu sırada yer alabilir. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü temasının bu yıl ve gelecek yıl için ‘Aile ve Diyabet’ olarak belirlendiğini ifade eden Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, sağlıklı bir diyabet yönetimi sağlanmasında aile ve diyabet birlikteliğinin çok önemli olduğunu söyledi. Diyabet kontrolünde eğitim, diyet değişikliği, ilaç, fiziksel aktivite ve disiplinin sağlanmasında ailelerin diyabetli bireyi desteklemesinin hayat kurtarabileceğini açıkladı.

IDF (Uluslararası Diyabet Federasyonu) verilerine göre, dünya genelinde 2015 yılında diyabete bağlı ölümlerin sayısı 5 milyondan fazla. 2040 yılında her 10 yetişkinden 1’i (642 milyon kişi) diyabet hastası olacak ve diyabet ile ilişkili hastalıkların sağlık harcamaları da 802 milyon doları aşacak.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nün 2018 ve 2019 yıllarındaki temasının ‘Aile ve Diyabet’ olarak duyurulduğunu belirten Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, gerek diyabetli birey gerek aile açısından sağlıklı bir diyabet yönetimi sağlanmasında aile ve diyabet birlikteliğinin mutluluk verici olduğunu söyledi. 22 Kasım’da Beykoz Üniversitesi Rektörlük Yerleşkesi’nde ‘Her Yönü ile Diabetes Mellitus’ paneli düzenleyeceklerinin bilgisini veren Ateşoğlu, etkinlik öncesi son verileri ve yapılması gerekenleri paylaştı.

Türkiye’de 12 milyon kişi diyabetli olacak

Türkiye’nin, 11.8 milyon kişi ile 2035 yılında (20-79 yaş) diyabetli nüfusun en fazla olduğu ilk 10 ülke arasında 9’uncu sırada yer almasının ön görüldüğünü anlatan Ateşoğlu, “Diyabet veya komplikasyonları için yapılan harcamalar sağlık hizmetleri sistemleri üzerinde harcamaların yaklaşık yüzde 5-10 arasını kapsadığı biliniyor” dedi.

5 aktiviteye dikkat

Diyabet kontrolünde 5 farklı aktivitenin önem taşıdığının altını çizen Ateşoğlu, “İlk başta eğitim geliyor. Onu diyet değişikliği, ilaç, fiziksel aktivite ve disiplin takip ediyor” diye konuştu. Eğitim içerisinde hem diyabetlinin hem de ailenin eğitilmesinin önem arz ettiğini söyleyen Ateşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü hastalığı çok iyi anlamak ve günlük yönetimine aktif olarak katılmak gerekiyor. Aile üyeleri bilinçlenerek yaşam tarzlarını değiştirebilir ve diyabetli bireyi daha iyi destekleyebilirler. İyi bilgilendirilmiş ve motive olmuş hasta da hastalığını kontrol altında tutabilir, hayatındaki değişiklikleri daha kolay kabul edebilir. Böylece, herhangi bir istenmeyen komplikasyonlar ile başa çıkabilir. Çünkü, kontrolsüz diyabet nedeniyle ciddi komplikasyonlar oluşabiliyor.”

Düzenli kontrol şart

Ateşoğlu, diyabet hastalığına karşı yapılacakları ise şöyle sıraladı: “Öncelikle kan şekeri kontrolü önemsenmeli. Sigaraya başlanmamalı, başlandıysa bırakılmalı. Kan basıncı kontrolüne önem verilmeli ve sık sık ölçtürülmeli. Lipitler yılda bir kontrol ettirilmeli. Yüksek seviyelerde ise tedaviye başlanmalı. Fazla kilolar verilmeli. Düzenli egzersiz yapılmalı. Diyabetli bireyin kalp ya da damar problemi varsa fiziksel aktivite konusunda özel tıbbi tavsiye gerekebilir. Yorucu egzersizler tehlikeli olabilir. Alkol alınmamalı alınıyorsa azaltılmalı.”

Editöre Not: İstanbul Kavacık’ta 2016 yılında kurulan Beykoz Üniversitesi’nin temeli, 2008’de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman’ın yönetimindeki Beykoz Üniversitesi’nde; ‘İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’, ‘Sanat ve Tasarım Fakültesi’, ‘Sosyal Bilimler Fakültesi’, ‘Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’ olmak üzere dört fakülte, ‘Yabancı Diller Yüksekokulu’, ‘Sivil Havacılık Yüksekokulu’ olmak üzere iki yüksekokul, Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu olmak üzere iki meslek yüksekokulu ve yüksek lisans ve doktora programlarının sunulduğu bir Lisansüstü Programlar Enstitüsü yer almaktadır.

CitiPR TSE Belgesine sahip ilk halkla ilişkiler ajansı oldu

Firmalara halkla ilişkiler, reklam, dijital medya, organizasyon ve danışmanlık gibi alanlarda hizmet veren etkin iletişim ajansı CitiPR’aTürk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından belge verildi.

CitiPR bu sayede Türkiye’de reklam, organizasyon ve danışmanlık alanlarında TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi’ne sahip ilk halkla ilişkiler ajansı oldu

Yıllardır gerek yurt içinde gerekse de uluslararası alanda faaliyet gösteren birçok firmanın halkla ilişkiler ve organizasyon çalışmalarını başarıyla yürüten CitiPR, TS 13532 Organizasyon Hizmetleri, TS 9300 Reklam Hizmetleri ve TS 13573 Danışmanlık Hizmetleri kapsamında belge aldı. CitiPR, İstanbul Türk Standardları Enstitüsü İl Müdürlüğü tarafından verilen bu belge ile TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi’ne sahip ilk halkla ilişkiler ajansı oldu. 1 Kasım’dadüzenlenen törende CitiPR Kurucusu ve Genel Koordinatörü Derya Aslan’a belgeleri TSE Anadolu Yakası Hizmet Yeri Belgelendirme Müdürlüğü’nde Hizmet Yeri Belgelendirme Müdürü Metin İnal tarafından takdim edildi.

TSE ‘güven’ demek

İnal, Türkiye çapında bugüne dek yaklaşık 30 bin hizmet yeterlilik belgesi verdiklerini ifade ederek, “Enstitü olarak sektör kuruluşları ve dernekleriyle iç içe çalışarak günün koşulları doğrultusunda standartları belirliyoruz. Verdiğimiz belgeler firmaların gerek personel gerekse de altyapı açısından ileri bir seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Her sektörde birçok firma hizmet veriyor. Enstitümüz bu firmaların çalışma alanlarına göre belirli kurallar oluşturuyor, standartları belirliyor. Böylece satış öncesi ve sonrası hizmet kalitesi saptanıyor. Bu belgeler, sektörel birçok alanda olduğu gibi hizmet sektöründe de kuralların olduğunu ve bunlara uygun hareket edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Verilen hizmetlerin belirli kurallar ve çerçeveler içinde izlenebilir olduğunu, marka tanınırlığının arttığını, müşteriler nezdinde ise güven verdiğinin altını çiziyor” dedi.

PR sektörü için gurur verici

Törende konuşan CitiPRKurucusu ve Genel Koordinatörü Derya Aslan iseşunları söyledi: “Halkla ilişkiler faaliyetlerini sektörün profesyonellerini bir araya getiren TÜHİD gibi değerli derneklerin çatısı altında icra ediyoruz. Türkiye’de markaların algı yaratma süreci ile gelişmelerine sistemli katkı sağlıyor, marka yönetimi, iletişim, reklam ve organizasyon çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de bu alanlarda faaliyetleri bulunan ajansların 1960’tan beri sektörel standartları belirleyen TSE gibi önemli bir kuruluşun denetiminde olması ve her sene yenilenecek şekildehizmet yeterliliklerinin onaylanması sektöre ve hizmet verilen markalara katkı sağlayacaktır. TÜHİD verilerine göre Türkiye’de sayısı yaklaşık 120 civarındakayıtlı Halkla İlişkiler ve İletişim Danışmanlığı Ajansı var. CitiPR olarak danışmanlık, organizasyon ve reklam alanındaki başvurumuzun ardından Türkiye’de kendi sektörümüzde bu üç alanda aynı anda hizmet vererek yeterlilik belgesi sahibiolan ilk ajans olduğumuzu öğrendik. Bu belgeleri almaktan gurur duyuyoruz.”

İstanbul Arel Üniversitesi “Suriyeli Kadınları Güçlendirme Projesi’

İstanbul Arel Üniversitesi “Suriyeli Kadınları Güçlendirme Projesi’  Açılışını Yaptı.

Suriyeli Göçmen Kadınları Güçlendirme projesinin açılış ve tanıtımı İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Yerleşkesi Aziz Sancar Amfisi’nde gerçekleştirildi.

İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler İngilizce Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Güneş Koç’un yürütücüsü olduğu proje açılış toplantısına Norveç Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Kristin Melsom, Norveç Büyükelçiliği Politik Danışmanı ve Proje Koordinatörü Timur Saydan ve projenin paydaşları olan HayatSür Derneği, İstanbul Arel Üniversitesi Radyo’su, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Mavi Hilal Vakfı, Mülteciler ve Sığınmacılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Sultanbeyli Belediyesi, Şişli Belediyesi ve Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği ile Sistem Matbaacılık katılım sağladı.

Proje paydaşlarının yanı sıra bu alanda çalışan uluslararası örgütlerden UNFPA (United Nations Population Fund) ve Küçükçekmece Belediyesi’nin de katılımının gerçekleştiği etkinliğe,  akademisyenler ve öğrenciler tarafından da yoğun ilgi ve katılım gösterdi.

Norveç Büyükelçiliği’nin desteklediği projenin kapsamında sivil toplum örgütleri ve belediyeler arasında bir pilot proje olarak İstanbul’un Fatih, Küçükçekmece, Sefaköy, Sultanbeyli, Şişli semtleri ve çevresinde yaşayan Suriyeli göçmen kadınlara eğitimler ve çalıştaylar gerçekleştirilecek.

Bu bağlamda Suriyeli göçmen kadınların kadın hakları, mülteci kadın hakları, toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadın sağlığı başlıklarında düzenlenecek çalıştaylarla toplumsal farkındalığın artırılarak bilinçlenmenin sağlanması ve bu alanlardaki eğitimlerin yanı sıra psikososyal destek, Türkçe dil kursu ve meslek edindirme kursu ile de güçlendirilmeleri hedefleniyor.

Suriyeli Kadınları Güçlendirme Projesi açılış konuşmasında Dr. Öğretim Üyesi Güneş Koç, göçün bir cinsiyeti olduğunu ve Suriye’den 3.5 Milyon göç alan Türkiye’nin, bu nüfusun 1.7 Milyonu kadın olan göçmen kadınlara yönelik göç politikalarının geliştirilmesinin öneminden bahsetti.

Norveç Maslahatgüzarı Melsom: “GELİRİMİZ BENZİNDEN DEĞİL, KADIN İŞ GÜCÜNDEN!“

Melsom, Norveç Büyükelçiliği’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne mültecileri kabul ettiği ve bu konudaki cömertliğinden ötürü de teşekkür ettiğini söyleyerek şu şekilde devam etti: ‘Norveç kadın hakları ve kadın erkek eşitliğinin sağlanması konusunda güçlü bir geleneğe sahip… Norveç’in eski Başbakanının Norveç ekonomisine ve gayrisafi yurtiçi milli hasılasına en büyük katkının benzin ya da gazdan kaynaklı olmadığını, kadınların işgücüne katılımından kaynaklı olduğunu söyledi. Bu da istihdamda kadınların önünün açılması ve çocuk bakımı gibi ilerici politikalar sayesinde mümkün oldu’ dedi.

Melsom ayrıca kadına karşı şiddetin tüm ülkelerin ajandasında önemli bir yer teşkil etmesi gerektiğini sözlerine ekleyerek Norveç’in kadına karşı şiddetin önlenmesine verdiği önemin altını çizdi.

Proje kapsamında HayatSür Derneği Psikososyal Danışmanlık eğitimleri, İstanbul Arel Üniversitesi Radyo’su Radyo Program Yapımcılığı Sertifka programı eğitimleri, KADAV (Kadın Dayanışması Vakfı) toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet çalıştayları, Mavi Hilal Vakfı Hukuki Danışmanlık Çalıştayları, Sultanbeyli Belediyesi paydaşlığıyla Mülteciler ve Sığınmacılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Türkçe Dil Kursları, Şişli Belediyesi paydaşlığıyla Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği Kadın Sağlığı Eğitimleri vermektedir. Sistem Matbaacılık’ın ise projenin çıktılarını kitaplaştırarak projeye katkı sağlayacağı belirtildi.

Proje 1 Kasım 2018 ve 1 Mayıs 2019 tarihleri arasında devam edecek ve İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Kampüsü’nde gerçekleştirilecek olan çalıştayların ve eğitimlerin paydaşlar tarafından kamuya açık bir şekilde değerlendirilmesi çalıştayının ardından sonlandırılacaktır.

Anavatan Partisi Lideri İbrahim Çelebi 10 Kasım Anma proğramına Katıldı

Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi ve Genel Başkan Yardımcısı Cemil Akbulut 10 Kasım Anma proğramına Katıldılar.,

Her 10 Kasım’da olduğu gibi bugün de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, binlerce vatandaş ziyarete gitti.

Ziyaretlerin öncesinde ise devlet erkanı Anıtkabir’de, Ulu Önderin huzurundaydı. Törene  katılanlar Aslanlı yoldan geçerek Atatürk’ün mozolesine geldi, mozoleye çiçek bıraktıktan sonra saygı duruşuna geçti ve İstiklal Marşı’nı okudu.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 80. yılı için Anıtkabir’de düzenlenen törende devlet erkanı  ile   birlikte  Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi ve Genel Başkan Yardımcısı Cemil Akbulut 10 Kasım Anma proğramına Katıldılar.,

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Cemil Akbulut dahil, ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Cemil Akbulut dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, takım elbise, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise ve yazı

Anıtkabir

Anıtkabir, Türk Kurtuluş Savaşı’nın ve inkılaplarının önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, Ankara Anıttepe’de (eski adıyla Rasattepe) bulunan anıt mezarıdır. Ayrıca dördüncü cumhurbaşkanı Cemal Gürsel de 1966 yılında devrim şehitleri bölümüne defnedilmiştir (6 Kasım 1981 tarihli Devlet Mezarlığı Kanunu 1.madde 2.fıkra gereğince, 27 Ağustos 1988’de çıkartıldı). 1973’den beri İsmet İnönü’nün kabri de Anıtkabir’dedir.

Rasattepe (Anıttepe)
Anıtkabir yapılmadan önce rasat (gözlem) istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe’nin ismi Rasattepe idi. 906 rakımlı bu tepede, MÖ. 12. yüzyılda Anadolu’da devlet kuran Frig uygarlığına ait tümülüsler (mezar yapıları) bulunmaktaydı. Anıtkabir’in Rasattepe’de yapılmasına karar verildikten sonra bu tümülüslerin kaldırılması için arkeolojik kazılar yapıldı. Bu tümülüslerden çıkarılan eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Anıtkabir projesinin belirlenmesinden sonra, ilk aşamada kamulaştırılma çalışmaları yapıldı ve 9 Ekim 1944 tarihinde yapıma başlandı. Anıtkabir’in inşası 9 yıllık bir sürede 4 aşamalı olarak 1953 yılında tamamlandı.

Anavatan Partisi, Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü İbrahim DANACILAR ‘ın 10 Kasım Mesajı

Değerli kamuoyu;
Ülke olarak kritik bir dönemi adeta sindire sindire yaşarken, milletimizin tarih sahnesinden silinmek üzere olduğu, Türk milletine yeryüzünde hiçbir coğrafi toprak parçasının layık görülmediği bir ortamda Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Kaderin İnsanı” olarak ortaya çıkmış, milletini de arkasına alarak büyük bir kurtuluş mücadelesini başarıyla vermiştir.
Hepimiz gibi etten kemikten yaratılan insanın eşsiz macerasını şuurlu bir şekilde bilmek, vatan ve millet aşkını varlığımızın her zerresiyle iyi okumak ve cefakar ecdadımızın istiklaline ve istikbaline canı pahasına sahip çıktığını bugünde iyi algılamak ve iyi anlamak zorundayız.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve yazı

Bazı kesimlerce Atatürk’ün adeta ilahi vasıflarla tabulaştırılmasını maalesef üzüntü ile izliyoruz.
Oysa Atatürk’ü şuursuzca tabulaştırmak bilakis ona büyük bir haksızlıktır.
Atatürk, “Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir” derken bu vasfın her Türk ferdinde bulunmasını arzu etmiştir. Kendilerinin tek kabul ettiği vasfı hürriyet ve istiklâl olan bir liderin, ne denli büyük olursa olsun, insanüstü niteliklere büründürülmesi kabul edilemez.
O ünlü konuşmasında; “Naçiz vücudunun bir gün toprak olacağı”nı söylemesi ve Türk milletinden sadece “unutulmamayı” istemesi, onun mütevazı ölçüde insan olduğunu simgeleyen derin bir tevazu örneği değilmidir…
Türk milletinin Atatürk’ü unutması elbette imkânsızdır. Önemli olan O’nu nasıl hatırlayacağıdır. Türk milletinin bugünde Ondan ilham ve güç alarak ulaştığı akılcı aşamada, O’nu tabulardan sıyrılmış bir insan olarak hatırlaması, O’na gerçekten layık olduğumuzu da kanıtlayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle;
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 80. yıl dönümünde kendilerini birkez daha şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.

 

Cevdet Koç Erenler Belediye Başkanlığı için müracatını yaptı.

Cevdet Koç aday adaylığı başvurusunu yaptı
Büyükşehir Belediyesi ve Erenler Belediyesi Meclis Üyesi Cevdet Koç kalabalık bir katılım eşliğinde aday adaylığı için Erenler AK Parti İlçe teşkilatına müracatını yaptı.

Sakarya Yerel Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi de olan Cevdet Koç,müracatı sırasında kalabalık bir katılımın olması ve bu katılımın kendisine destek vermesi nedeniyle oldukça duygulu anlar yaşadı.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Necmettin Kırık dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Koç’’Öncelikle çıkmış olduğumuz bu yolda Allah yar ve yardımcımız olsun.

Siyaset öyle bir şey ki ne ektiyseniz onu biçiyorsunuz.

Bu gün burada bakıyorum erenler ilçesinin dört köşesinden bu kutlu yolculuğumuzda bizleri yalnız bırakmıyan dostları görüyorum.

Bana ve davaya sahiplenen insanların şahsıma gösterdikleri bu teveccüh bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.Bu göreve talip olduk.

Her kesimden insanı kucaklayacak ve hizmet çıtasını daha yukarılara çıkaracağız işallah.

Yaşımız genç olsa da uzun zamandan hem siyasetin hem de sivil toplum teşkilatlarının içinde aktif olarak yer aldım.Hala da de burada hizmetlerime devam etmekteyim.

Nedeni ise bölgeme.yaşadığımız şehre ve ülkeme hizmet etmek.

Bu göreve talip olduk.

Amacımız erenlere daha fazla nasıl hizmet edebiliriz yarışı.

Ben 29 yıllık birikimi bu hizmet için ortaya koymaya hazırım.

Görev bize verilirse hep birlikte taşın altına elimiz koyacağız.

Erenleri ekonomisiyle ,yaşanılırlığı ile daha üst seviyelere taşıyacağız.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Mehmet Öztürk dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve ekran

Yorulduğunuzda dinlenmek yok,durmak yok derdi sayın Erbakan hocam.Bizde bu kutlu yolda hizmet vermeye devam edeceğiz.Bu duygu ve düşünceler ile destek vermek için burada bulunan ve gönül veren tüm bölge halkımıza teşekkür ediyorum’’dedi.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, oturan insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbiseGörüntünün olası içeriği: 12 kişi, Necmettin Kırık ve Fatih Ok dahil, oturan insanlar ve ayakta duran insanlarGörüntünün olası içeriği: 16 kişi, Necmettin Kırık ve Fatih Ok dahil, oturan insanlarGörüntünün olası içeriği: 10 kişi, Fatih Kafalı dahil, oturan insanlarGörüntünün olası içeriği: 17 kişi, Necmettin Kırık dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık ve açık hava

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma   Partisininde Başkanlık Divanı açıklandı

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma   Partisinin 4. Olağanüstü Kurultay Sonrası Parti Başkanlık Divanı Aşağıdaki  Şekilde Oluşmuştur.

Genel Başkan    Vehbi  ŞAHİN

Genel Sekreter   Nurten KUTLAY

Genel Başkan Yardımcıları

Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı    Ali KANDEMİR

Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı          Rahim OLUÇ

Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı    Leyla Gezen  DURSUN

Medya, Tanıtım ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Necmi SAVAŞ

Eğitim ve Ar-Ge’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Mustafa  KANDEMİR

Yan Kuruluşlar ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Süleyman KANDEMİR

Hukuk ve Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Vedat  Ceylan

Dış İlişkiler ve Türk İslam Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Zeki EYÜPOĞLU

Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Fatih  GÖZÜAÇIK

Ekonomi ve İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı    Mehmet DURAK

Türk Dünyası Akraba Topluluklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı   Ali TOK

   Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı      Zikri KARAKOÇ

Vehbi Şahin'in 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü Mesajı

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 80. yılında bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

            Aziz Milletimize hayatını adayan, büyük komutan ve lider Büyük Atatürk Necip Türk Milleti’nin onurlu yürüyüşünde en büyük rehberi olmuştur. İstiklal Savaşı ile yeniden ve daha güçlü bir şekilde tarih sahnesine çıkan Milletimiz, bağımsızlığını ilelebet yaşatma azim ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiştir.

Milletimiz, Atatürk’ün en büyük eserim dediği “Cumhuriyet”i anlamak ve Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin değerini her şartta korumak, onun açtığı yolda ilerleyip, gösterdiği hedefe ulaşmak için göstereceğimiz her türlü çaba, O’na olan saygımızın en güzel ifadesidir.

            Bu duygu ve düşüncelerle; Cumhuriyetimizin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve O’nun şahsında dava ve silah arkadaşlarını, İstiklal Savaşı’nın tüm kahramanlarını, Aziz Şehitlerimizi, Gazilerimizi; sevgi, saygı, minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad olsun.

Bizler Vatanderiz düşmana boyun eğmeyiz

 Vatan_Der Genel Başkanı Murat Demirkan Memitanlı”Bizler Vatanderiz Gücüm yetmez sana hey Akdeniz Biz coştukça haddimizi biliriz

Düşmana Aman vermeyiz gideriz

Bizler Vatanderiz düşmana boyun eğmeyiz

Dalga dalga üstümüze gelseniz

Parça parça eder böler gideriz

Hiç korkman saadete gideriz

Bizler Vatanderiz düşmana boyun egmeyiz

Kopan fırtınalara biz dur deriz

Vatan için kanımızı dökeriz asla hainlere Aman vermeyiz

Bizler Vatanderiz düşmana boyun egmeyiz

Biz hırçın sular gibi coşarız

Dağ taş demeden korkmadam koşarız

Bizler Vatanderiz düşmana boyun egmeyiz…

Otomatik alternatif metin yok.

KİŞİLİK  Bahadır Alemdaroğlu

KİŞİLİK

 Bahadır Alemdaroğlu

Zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi?

Bugün yanında olan kişi bir bakmışsın başka tarafta ve başka insanlarla.

Bunun nedeni insanın kişiliğidir.

Kişilik önemli bir konudur.

İş hayatında, aşk hayatında vs. insanların ilk odaklandıkları ve sorguladıkları şey kişiliktir.

Neden “KİŞİLİK” bu kadar önemli bir şeydir?

Çünkü bir insan kişiliği ile tanınır. Bazı insanlar vardır.

Hergün sana iyi görünürler fakat aslında yapmak istedikleri seni tanıyıp zaaflarını en ince ayrıntısına kadar bilmektir.

Çünkü öğrenmezse gelecekte bunu bir koz olarak kullanamaz.

İşte bunun için sizi tanımaya çalışır.

Ben daha küçüğüm ancak bir çok şey ile karşılaştım.

Böyle bir arkadaşım bu zamana kadar olmadı.

İnşallah da olmaz.

Ben şunu söylemek isterim ki: Her insan zaman içinde bulunduğu durum veya yer dolayısıyla kişiliğini kaybedebilir.

Bu doğal bir şey. Misal önceden fakir olan ancak bir anda paranın dibine vuran bir kişi bana gelip “DEĞİŞMEDİM” diyemez.

Çünkü her insan para gibi önemli bir şey için değişir bence.

Bazı kişilerde vardır ki hayatı iki yönlü olarak incelerler.

Zengin olmasaydım ne olurdu, zengin olsam ne olurdu gibi.

Hiç bir zengin kişi bir anda fakirliği kabullenemez.

Çünkü paraya alışmış ve onu içine sindirmiştir.

Bir vakit sonra kendiliğinden düşünmeye başlar.

Tabi eğer kişiliği bu düşünceyi kaldırırsa.

Kaldırdığını var sayalım.

Ne düşünür sizce?

İçinden der ki: Ben şuan fakir bir insanım. İnsanların bana olan bakış açısı bir anda değişti. Anladım ki diğer insanlar beni param için seviyormuş.

Bunları der herhalde.

Bazı insanlarda vardır ki.

Arkadaşlarına, en yakınına bile, toz kondurmaz.

Zanneder ki ben ona kötü gününde sahip çıktım.

O da bana sahip çıkar.

Ama nerde!

Bu ancak 20-30 yıl öncesinde mümkün olurdu herhalde.

Çünkü o senelerde dostluk önemli bir kavram imiş.

Kişilik önemli bir kavram imiş.

Şimdi ne oluyor.

Erkek kadını dövüyor.

Birde namusunu temizlediğini sanıp övünüyor.

Bu nasıl bir kişiliktir.

Bir insan namusunu sana hiç bir şekilde karşı koyamayacak, çünkü kadınlar erkeklere göre güçsüzdür, birisini neden öldürür ki.

Senin namusunun temizlenmesi için illa birinin ölmesi gerekiyorsa sen öl.

Neden bir kadının canını alıyorsun.

İşte kişiliksiz olaylar.

İşte düşünme duyusu olmayan insanların yaptığı mantıksız şeyler.

İşte kişiliğin önemi bunun içindir.

Böyle olaylar olmasın diyedir.

Kişilikli insan rezil olmak istemez.

Sen güçsüz bir kadını öldürüp namusunu temizlemedin.

Kendini bir kat daha namussuz yaptın.

Neden? Namus meselesi!

Neden? Sana ne. Benim karım.

Ne yaparsam yaparım.

Yapamazsın her ne kadar o senin karınsa devletin bir kızı.

Devletin çocuğu.

Sen korumaz öldürürsün.

Ona rağmen devlet seni alır yaşatır.

Bu noktada devlete de kızmıyor değilim.

Neden katiller ölmüyor.

Ölen insanların çektiği acıyı onlar neden çekmiyor.

Diyorsunuz ki onlar yavaş yavaş ve işkence, işkenceden kastım dışarı ile bağlantısı olmadığı için o da gerçek mi emin değilim, çekerek ölecek. Ama yemeğini veriyorsun, tuvalete izin veriyorsun.

Neden?

Cevap verilecek birçok soru var.

 

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan”HEPSİNİ TEPELEDİK, TEPELİYORUZ”

AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’deki grup toplantısına katıldı.

Grup toplantılarının AK Parti ve Türkiye için hayırlara vesile olması dileğinde bulunan  Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen Cumartesi günü önemli bir yıl dönümünü, 3 Kasım itibarıyla 2002 seçimleriyle başlayan AK Parti iktidarının 16’ncı yılını geride bırakarak, 17’nci  yılına girildiğini hatırlattı.

Bugün geriye doğru bakıp, 16 yılda yaşananların bir film şeridi gibi göz önünden geçirildiğinde, ortaya çıkan manzaranın tarihi bir değişime işaret ettiğini anlatan Erdoğan, “Bu dönemin en önemli özelliği, milli iradenin, demokrasinin, milletin kararına saygının tam hakimiyetinin tesis edilmiş olduğudur.” dedi.

Milletin her seçimde tercihini AK Parti’den yana koyarak Türkiye’yi büyütme, güçlendirme, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma hedeflerine destek verdiğini vurgulayan Erdoğan, sadece seçim tarihlerine ve aldıkları oy oranlarına göz atıldığında bile bu gerçeğin görülebileceğini kaydetti.

Erdoğan, 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimleri’nde yüzde 34’ün üzerinde oy alarak, büyük bir güç elde ettiklerini anımsatarak, 28 Mart 2004 Mahalli İdareler Seçimleri’nde büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 46, 22 Temmuz 2007 Milletvekili Genel Seçimleri’nde de yüzde 46,6 oy oranına ulaştıklarını aktardı.

Anayasa Değişikliği Halk Oylaması’nın yapıldığı 21 Ekim 2007’de yüzde 69’luk bir “evet”le başarılı çıktıklarına değinen Erdoğan, 29 Mart 2009 belediye başkanlığı seçimini büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 42,2 oy oranıyla neticelendirdiklerini, 12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması’nda yüzde 57,8’lik “evet” oranı ile başarılı bir netice elde ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimleri’nde yüzde 49,8 oy oranıyla tarihi bir rekor kırdıklarına işaret ederek, şöyle konuştu:

“30 Mart 2014 belediye başkanlığı seçimini yine büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 45,5 oy oranıyla geride bıraktık. Ülkemizde ilk defa doğrudan halkın oylarıyla gerçekleştirilen 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçimini yüzde 51,8 oy oranıyla biz kazandık. 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerini de yüzde 40,9 oy oranıyla, yine birinci parti olarak kapattık. Meclis’te Hükümet kurulamaması üzerine 1 Kasım 2015 tarihinde tekrarlanan seçimlerde, oy oranımızı yüzde 49,5 seviyesine yükselttik. 16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması’nda yüzde 51,4 ‘evet’ oranıyla Türkiye tarihinin en önemli yönetim reformunu hayata geçirdik. Yeni yönetim sisteminin ilk uygulaması olan 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı seçiminden yüzde 52,6 oy oranıyla yine alnımızın akıyla çıktık.”

“DÖRT TEMEL SÜTÜN ÜZERİNDE YÜKSELTME SÖZÜ VERDİK”

Erdoğan, 24 Haziran 2018 Milletvekili Genel Seçimleri’ni de yüzde 42,6 oy oranıyla tamamladıklarını hatırlatarak, “Görüldüğü gibi 16 yılda, 14 seçimde milletimizin karşısına çıktık ve hamdolsun her defasında ‘durmak yok yola devam’ mesajı aldık.” dedi.

Türkiye’ye ve millete kazandırdıkları hizmetlerin kısa bir özeti yapıldığında, bu teveccühün boşa olmadığının daha iyi görüldüğüne işaret eden Erdoğan, AK Parti olarak 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından, “Bismillah” deyip kolları sıvarken, Türkiye’yi dört temel sütun üzerinde yükseltme sözü verdiklerini anımsattı.

Bunların eğitim, sağlık, adalet ve emniyet olduğunu belirten Erdoğan, bu dört alanda yaptıklarını anlattı.

Eğitim davasının, Türkiye’nin ve milletin asırlardır tartıştığı, konuştuğu, üzerinde durduğu ama bir türlü istediği neticeyi alamadığı bir melese olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz, öncelikle eğitimin altyapısıyla ilgili eksikleri, mazeretleri, talepleri ortadan kaldırmaya yönelik bir hamle başlattık. Eğitime ayrılan kamu kaynağını üniversiteler dahil 10 milyar liradan bu yıl itibarıyla 120,2 milyar liraya çıkartarak bütçede ilk sıraya yükselttik. 12 kat artırdık. Derslik sayısını 288 bin ilaveyle 575 bine, öğretmen sayısını 607 bin ilaveyle 920 bine çıkartarak bu alandaki sorunları büyük ölçüde çözdük. Öyle palavra yok. Çıkıyor atıyor, işte ‘Öğretmenler açıkta, sınıflar boş.’ dünyadan haberi yok. Millet bu gerçekleri görüyor.”

“70-75 KİŞİLİK SINIFLARDA OKUDUK”

Sadece bu yıl 166 milyon ders kitabını öğrencilere ücretsiz dağıttıklarını anlatan Erdoğan, üniversite sayısını 130 ilaveyle 206’ya, akademik personel sayısını 82 bin ilaveyle 158 bine çıkardıklarını bildirdi.

“Kardeşlerim, aziz milletim ben sizlere gerçekleri anlatıyorum. Sizlere havadan sudan konuşmuyorum.” diyen Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Öğrencilik yıllarımızda 70-75 kişilik sınıflarda biz okuduk ama ülkemin genelinde 100 kişilik sınıfların olduğunu da iyi biliyorum. Bunlar, CHP’nin, diğerlerinin iktidarlarının olduğu dönemlerdi. Bunlardan böyle bir mirası devraldık ama hamdolsun bizim şimdi ortalamamız 30 civarında. Buralara kadar bunu indirdik. Öğretmenlerimizin sayısını artırdık. Biz kitap alamıyorduk, teksir kağıtlarıyla okuduk. Ve bu genç nesil teksir nedir onu da bilmez zaten. Ve abilerimizden teksir kağıtlarını satın almak istediğimiz zaman, abilerimiz bize teksir kağıtlarını da satmazlardı. Yani o saman kağıdından mürekkebin adeta her tarafını boyadığı o kağıtlar… Şöyle bir makinada çevrilir, oradan bunlar çıkarılır, çoğaltılırdı ama genç kuşak bunu bilmiyor. Dolayısıyla biz kuşe kağıtta, birinci hamur kağıtta ders kitaplarını sıraların üzerine koyduk, ücretsiz olarak öğrencilerimize bunları dağıttık. Bu bir iane değildi, bu bir lütuf değildi, bu sadece bizim milletimizin emanetini sahibine teslim etmekti.”

Erdoğan, eğitimde Iğdır’da, Kars’ta, Ağrı’da, Muş’ta, Hakkari’deki öğrencilerin artık okumak için Ankara, İstanbul gibi illere gelmek zorunda kalmadığını, üniversitelerin buralardaki öğrencilerin ayağına götürüldüğünü belirtti.

“Oxford’u Hakkari’ye getirdiniz de okumadık mı?” sözünü anımsatan  Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgelerde de üniversiteler açıldığını, üniversite sayısının 75-76’dan 206’ya çıkarıldığını ifade etti.

Erdoğan, bu çalışmalarla hem eğitim-öğretimin maliyetini düşürdüklerini hem de fiziki imkanların sağlandığını vurgulayarak, “Biz bunu sağladık, okumayı da siz başaracaksınız. Böylece üniversiteli öğrencilerimizin sayısını 1 milyon 650 binden 7 milyon 600 bine ulaştırarak neredeyse her bir evladımız için bu eğitim kapısının açık kalmasını sağladık.” diye konuştu.

Almanya seyahatine değinen Erdoğan, bu ülkenin nüfusunun 82 milyon civarında olduğuna ve üniversitelerde enstitülerle beraber 3 milyon üniversiteli öğrencinin bulunduğuna işaret ederek, “Nitelik olarak onların seviyesinde şu anda olmayabiliriz ama 5,10 yıl sonra Allah’ın izniyle biz o seviyeyi de yakalayacağız ve aşacağız. Buna da inanıyorum.” dedi.

“İSTER BURSA MÜRACAAT ET İSTER KREDİYE AMA ET”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yükseköğrenim öğrencilerimizin kredi burs rakamı geldiğimizde ne veriliyordu, 45 lira. Şimdi 1 Ocak’tan itibaren bu rakam 500 lira. Ya kredi ya burs, her müracaat edene bu verilecek.” ifadesini kullandı.

Bazı öğrencilerin burs almak konusunda ısrarcı olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Evladım illa da burs yok, sen krediye de müracaat etsen şunu bilesin ki faiz uygulaması yok, size en düşük taksitlerle ve sigortalı olarak işe girdiğin anda bunu devlet senden tahsil edecek. İster bursa müracaat et ister krediye ama et. İnanın Bay Kemal’e bunları sorun bilmez, haberi yoktur. Ne oluyor, ne gidiyor bu ülkede, haberi yoktur.”

Yurt yatak kapasitesini de 182 binden 664 bine yükselttiklerini, katsayı, okul katkı puanı gibi engelleri ortadan kaldırarak her öğrencinin adaletli bir şekilde, eşit şartlar altında yükseköğrenime geçişini temin ettiklerini aktaran Erdoğan, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkartırken, 4+4+4 sistemiyle de meslek liseleri ve imam hatip okullarında yapılan haksızlığa son verdiklerini vurguladı.

Erdoğan, “FATİH Projesi kapsamında yaklaşık 1,5 milyon öğretmenimize ve öğrencimize tablet bilgisayar dağıttık. 432 bin sınıfımıza etkileşimli tahta kurduk. Ortaokuldan itibaren Kuran-ı Kerim, Siyer-i Nebi, Arapça gibi dersleri seçmeli bir şekilde öğrencilerimizin istifadesine sunduk. Yeni dönemde enerjimizi kalitenin yükseltilmesine teksif ederek, evlatlarımızın zihniyle birlikte gönüllerini doyuracak bir talim terbiye sistemini kurmanın çabası içinde olacağız.” dedi.

“ÜLKEMİZDE GENEL SAĞLIK SİGORTASI ŞEMSİYESİNİN DIŞINDA KALAN KİMSE YOKTUR”

Sağlık alanında yürütülen çalışmalara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alanın Türkiye’de en büyük reformların gerçekleştirildiği alanın başında geldiğini bildirdi.

Erdoğan, eski Türkiye’nin hastanelerinde, sağlık ocaklarında, eczanelerinde yaşanan utanç verici görüntülerin orta yaş üzeri vatandaşlar tarafından çok iyi hatırlanacağını belirterek, “Bunlar, bu Bay Kemal’in genel müdürlüğü döneminde ölülerimizi bile rehin aldılar, SSK’nın genel müdürüydü.” diye konuştu.

Bu esnada salonda “Ağrı seninle gurur duyuyor.” şeklinde tezahüratta bulunan gençlere “31 Mart’ta Ağrı’da belediye başkanlığını AK Parti’ye teslim etmeye var mısınız?” diye soran Erdoğan, bunu başaracaklarına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık sistemini baştan sona değiştirdiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Bugün ülkemizde genel sağlık sigortası şemsiyesinin dışında kalan kimse yoktur. Hastane yatak kapasitemizi 136 bin ilaveyle 240 bine, sağlık çalışanı sayımızı 550 bin ilaveyle 928 bine ve böylece doktor sayımızı da 94 ilaveyle 231 bine çıkardık. Sağlık birimlerimizi tomografisinden MR’ına, diyalizinden röntgenine kadar en modern cihazlarla donattık. Ambulans sayımız 618’di, şu Türkiye’de 618 çürümüş ambulans. Biz bunu 5 bine çıkardık.”

Artık ambulans helikopterlerin, uçakların hizmet verdiğine değinen Erdoğan, “Daha önce Bay Kemal genel müdürken bu ülkede ambulans yok muydu, minibüs ambulanslar filan yok muydu? Niye bu çürük, içinde herhangi bir tedavi imkanı olmayan ambulanslara mahkum ettiler?” ifadelerini kullandı.

Geçmişte bir seçim çalışmasına giderken Bolu Dağı’nda arkadaşlarıyla beraber trafik kazası geçirdiğini anlatan Erdoğan, eski Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın o olay esnasında elinde serum şişelerini taşıdığını, hastanede durumlarına bakılmaksızın kendilerine “sigortalı mısın, emekli misin” diye sorulduğunu anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte Bay Kemal’in genel müdürlüğü buydu. Biz damdan düştük Bay Kemal. Ama şu anda hamdolsun sağlıkta kimsenin kalkıp da kapıdan çevirme hakkı yoktur. Herkesi alacaklar, müdahaleyi yapacaklar ve ondan sonra da gereği yoluna koyulmak suretiyle yürüyecek. Kaldı ki biz artık çeşitlendirdik, sadece ’emekli-sigortalı’ yok. Artık vakıf, özel hastaneler de anlaşmalıysa bu hizmeti verebiliyor.” bilgisini paylaştı.

Erdoğan, 112 Acil Sağlık İstasyonu sayısının da 481’den 2 bin 668’e yükselterek, ihtiyaç anında her vatandaşa ulaşılabilmesini sağladıklarını bildirdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’deki grup toplantısına katıldı.

Sağlık alanındaki yatırımları anlatan Erdoğan, Yozgat, Isparta, Mersin, Adana, Kayseri, Elazığ şehir hastanelerinin hizmete sunulduğunu bildirdi.

Yakında Ankara Bilkent, Eskişehir ve Manisa şehir hastanelerinin de hizmete alınacağını bildiren Erdoğan, toplamda 44 bin 400 yatağa ulaşacak şehir hastanelerinde, vatandaşların sağlık hizmetlerinde bir üst sınıfa taşınacağını vurguladı.

Erdoğan, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” sözünü hatırlattı.

Adalet hizmetlerinin kalitesinin ve güven düzeyinin, halkın devletine bağlılığının temel kriterlerinden biri olduğuna işaret eden Erdoğan, geçmişte darbecilerin, vesayet güçlerinin altında en çok ezilen, zarar gören kurumların başında adalet sisteminin geldiğini söyledi.

Erdoğan, adalet teşkilatının vatandaşa en iyi hizmeti verebilmesini temin etmek için düzenlemeler hayata geçirdiklerini anlatarak, temel kanunların ihtiyaçlara uygun şekilde baştan sona yenilendiğini aktardı.

Adalet teşkilatının toplam personel sayısının 61 binden 139 bine çıkartıldığını, sistemin insan kaynağının zenginleştirildiğine dikkati çeken Erdoğan, yüksek yargının kapasitesinin genişletildiğini hatırlattı.

İstinaf mahkemelerini hayata geçirerek, UYAP sistemini modernleştirerek davaların sonuçlanma süreçlerinin hızlandırıldığını kaydeden Erdoğan, 245 adalet sarayı inşa edilerek yargı mensuplarının çalışma mekanlarını yapılan işin önemine uygun hale getirdiklerinin altını çizdi.

“HEPSİNİ TEPELEDİK, TEPELİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkıyla, arabuluculuk sistemiyle, ihtisaslaşmayla, insan hakları ve kişisel verilerin korunması yollarıya vatadaşlarımıza ilave hak arama yolları açtık.” ifadesini kullandı.

Emniyet konusunun öncelikler arasında yer almaya devam ettiğini anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye, terör örgütleriyle, çetelerle, uyuşturucu tüccarlarıyla, asayişi bozmaya yönelik her türlü eylemle mücadelede tarihinin en başarılı neticelerini bizim dönemimizde almıştır. Terör örgütlerine sınırlarımız dahilinde ve haricinde vurulan darbeler sayesinde milletimiz huzur içinde hayatını sürdürebilmektedir. PKK’dan DEAŞ’a, FETÖ’den DHKP-C’ye kadar karanlık güçlerin beslediği, büyüttüğü, üzerimize saldırdığı ne kadar örgüt varsa hepsini tepeledik, tepeliyoruz, tepeleyeceğiz. Sadece 2016 Temmuz ayından bu yana yapılan operasyonlarda yurt içinde 761, Kuzey Irak’ta bin 92, Fırat Kalkanı Harekatı’nda 3 bin, Zeytin Dalı Harekatı’nda 4 bin 500’ün üzerinde teröristi etkisiz hale getirdik.”

FETÖ ihanet çetesi mensuplarından 15 bine yakınının tutuklu, 17 bine yakınının hükümlü olarak demir parmaklıklar ardında cezalarını çektiğini ifade eden Erdoğan, “DEAŞ ile irtibatlı 2 bin kişi tutukluyken, 7 bin kişi sınır dışı edilmiş, 70 bine yakın kişiye ülkemize giriş yasağı konmuştur.” diye konuştu.

Suriye’den gelen 3,5 milyon kişiye ev sahipliği yapıldığını belirten Erdoğan, bu yıl yasa dışı bir şekilde Türkiye’ye giren 200 binin üzerinde kişinin de sınır dışı edildiğini bildirdi.

Organize suç örgütlerine karşı yürütülen mücadelede yaklaşık 33 bin kişinin yakalandığına işaret eden Erdoğan, uyuşturucu tüccarları ve satıcılarına göz açtırılmadığını, son 16 yılda 87 bin şüphelinin yakalandığını, 30 bin kişinin ise tutuklandığını anlattı.

Şehirlerin güvenli hale getirilmesi amacıyla yaklaşık 76 bin kameranın devreye alındığını kaydeden Erdoğan, plaka tanıma sistemi, kiralık araç bildirimi, kayıp alarmı gibi ilave tedbirlerin devreye sokulduğunu dile getirdi.

“YÜZLERCE DEV ESERİ ÜLKEMİZE BİZ KAZANDIRDIK”

AK Parti’nin en başarılı hizmet alanlarından birinin ulaştırma olduğuna işaret eden Erdoğan, bugüne kadar bölünmüş yol uzunluğunu 20 bin kilometre ilaveyle 26 bin 107 kilometreye, otoyol uzunluğunu 943 kilometre ilaveyle 2 bin 657 kilometreye çıkardıklarını aktardı.

Kara yolları üzerindeki tünel sayısını 265 ilaveyle 348’e yükselttiklerine vurgu yapan Erdoğan, aralarında Marmaray, Osmangazi, Yavuz Sultan Selim Köprüsünün bulunduğu yatırımları hayata geçirdiklerini hatırlattı.

“Yüzlerce dev eseri ülkemize biz kazandırdık.” diyen Erdoğan, demir yollarının yüksek hızlı ve hızlı tren hatlarıyla donatmaya başladıklarını bildirdi.

Ankara, İstanbul, Konya, Eskişehir hızlı tren hatlarının hizmet verdiğini anımsatan Erdoğan, birkaç yıla kadar Bursa, Yozgat, Sivas, Erzincan, Karaman, Kayseri, Mersin, Osmaniye, Gaziantep hatlarının da devreye alınacağını söyledi.

“KISKANSAN DA ÇALIŞACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok sayıda hızlı tren hattıyla ilgili de etüt ve proje hazırlıklarının sürdüğünü bilgisini verdi.

Tren yollarının yenilendiğini ifade eden Erdoğan, hava yollarında katedilen mesafenin iftihar vesilesi hizmetler arasında yer aldığını söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan, havalimanı sayısının 30 ilaveyle 56’ya çıkartıldığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Evinden çıkıyorsun, yarım saatte, bilemedin 45 dakikada havalimanındasın. Bu, medeni bir dünyanın yaşanmasıdır, modern bir toplum olmanın ileri adımlarıdır. Bizden önce gelen CHP zihniyeti ve diğerleri siz ne yaptınız? Yurt dışı uçuş noktalarımızın sayısı 60’tı. Şimdi ne oldu 316 ve dünyada bir numarayız. Yani yurt dışı destinasyonlarda Türkiye, bir numara. Büyük gövdeli uçak sayımızı 162’den 506’ya, uçak kargo kapasitemizi 303 tondan bin 866 tona, sektörün cirosunu 2,2 milyar dolardan 25 milyar dolara yükselttik. Bay Kemal, çalışıyoruz, üretiyoruz. Daha çok çalışacağız. Kıskansan da patlasan da çalışacağız. “

“Beyefendi, ne diyor? ‘Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, resepsiyonu Ankara’da yapılır, Ankara dışında yapılmaz.’ diyor. Sen bizim, nice, birçok kutlamamıza katılmadın. Sen, çıktın Tandoğan’da yürüdün, Kızılay’da yürüdün, asıl devletin icrai faaliyet ettiği bu tür kutlamalara katılmadın. Niye? Senin hayatın zaten bu tür meşru olmayan, resmi olmayan yollarla geçti. Devlet nedir, devlet adamı olmak nedir, sen bunları unuttun, bunları yapamıyorsun.” diyen Erdoğan, açılış yapıldığı gün salondaki 10 bine yakın vatandaşla kutlama yapıldığına dikkati çekti.

Erdoğan, “O, 29 Ekim Cumhuriyet kutlamasına bir hediyemiz oldu. Neydi o? İstanbul Havalimanı. Bundan daha güzel ne olabilir ama işte sen o güzelliği, heyecanı, coşkuyu taşımaktan, yaşamaktan mahrum oldun. Nasibin yok, nasibin…” diye konuştu.

Denizcilikte, tersane sayısının 41 ilaveyle 78’e, limanların yük kapasitesinin 281 milyon ton ilaveyle 471 milyon tona, konteyner elleçleme kapasitesinin 18,8 milyon ilaveyle 21,8 milyon TEU’ya, yat bağlama kapasitesinin ise 10 bin ilaveyle 18 bin 500 ulaştırıldığını belirten Erdoğan, inşası süren Kilyos Limanı ile projeleri tamamlanmak üzere olan Çandarlı ve Mersin limanlarıyla deniz ticaretindeki gücün daha da artırılacağını bildirdi.

Ekonomide gerçekleştirilen hamlelerle kişi başına düşen milli gelirin 3 bin 500 dolardan 11 bin dolara yükseltildiğini anımsatan Erdoğan, Türkiye’nin dünyada milli gelir sıralamasında 17’inci, satın alma paritesinde ise 13’üncü sırada yer aldığını söyledi.

İhracatın ekim ayı itibarıyla yıllık 167 milyar dolara yaklaştığına işaret eden Erdoğan, yıllık otomobil satışının 91 binden 723 bine, buzdolabı satışının 1 milyondan 3 milyona, çamaşır makinesi satışının 824 binden 2,5 milyona, bulaşık makinesi satışının 282 binden 1,8 milyona, fırın satışlarının ise 339 binden 1 milyona yükseldiğini anlattı

“ARTIK HAYVAN İTHALİNE DE İHTİYACIMIZ OLMAYACAK”

Çalışanların sayısının 19,6 milyondan 28,8 milyona çıktığına değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

“16 yılda, 9,2 milyon yeni istihdam ortaya çıkmış oluyor. İşçisinden emeklisine, engellisinden yaşlısına kadar tüm kesimlerin gelirlerinde yüzde binlere, 2 binlere varan artışlar sağladık. Kamu borç stokunun milli gelire oranını yüzde 60’tan son dönemdeki tüm olumsuzluklara rağmen yüzde 9’a düşürmeyi başardık. IMF’ye geldiğimiz zaman 23,5 milyar dolar borcumuz vardı. 2013’te ne yaptık? Bunu sıfırladık. Şimdi IMF’ye borcumuz var mı? Yok. Bay Kemal bunlar bize sizlerden geldi. Sıfırladık. Tarıma verdiğimiz destek ödemelerini yıllık 1,9 milyar liradan 15 milyar liraya çıkardık. Böylece, genel bitkisel üretimi yıllık 98 milyon tondan 115 milyon tona yükseltmeyi başardık. Özellikle katma değeri yüksek ürünlerde bu artış oranı yüzde 40’ı buldu. Büyükbaş hayvan varlığımız 9,9 milyon adetten 16 milyon adedin üzerine, küçükbaş hayvan varlığımız ise 32 milyon adetten 44 milyon adedin üzerine çıktı. İnşallah kısa bir zamanda artık hayvan ithaline de ihtiyacımız olmayacak. Bütün bunlara rağmen, halen ülkemizde et fiyatlarının yüksek seyretmesinin genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ama şunu da söylüyorum, biz bu fiyatları bir defa şöyle rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı biz balans ederiz. Çünkü vatandaşımıza ucuz et, kıyma, kuşbaşı yedirmekte kararlıyız. Zaman zaman da bunu yapıyoruz. İnşallah bu meseleyi de yeni dönemde kalıcı bir şekilde çözeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin orman varlığını 1,5 milyon hektar artırarak bu konuda dünyadaki nadir ülkeler arasına girdiğini ifade ederek, barajların sayısının 276’dan 538’e, hidroelektirik santrallerin sayısının 105’ten 533’e, içme suyu tesislerinin sayısını 31’den 210’a çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, ülkenin iftihar projesi olan GAP’ın özel bir eylem planı ile bitme aşamasına getirildiğini, Ilusu ve Silvan barajlarının tamamlanmasıyla GAP Projesi’nin zirveye ulaşacağını bildirdi.

“SAVUNMA SANAYİSİ ATILIMLARI KESİNTİSİZ DEVAM EDİYOR”

Savunma sanayinde, destek programlarının hayata geçirildiğini ve KOBİ’lere, araştırma, geliştirme ve tasarım merkezlerine, TEKNOPARK’lara, organize sanayi bölgelerine özel önem verildiğini ifade eden Erdoğan, “Savunma sanayi AK Parti döneminde, en büyük ilerlemeyi sağladığımız stratejik alanların başında geliyor. Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada büyük mücadeleler verdiği süreçte, savunma sanayisindeki yerlilik oranı yüzde 20’den yüzde 65’e çıkarmış olmamızın çok hayati katkılarını gördük. Helikopterlerden zırhlı araçlara, insansız hava araçlarından uçaklara, gemiler ve denizaltılardan uydulara, füzelerden elektronik haberleşme sistemlerine kadar her alanda savunma sanayimizin atılımları kesintisiz devam ediyor. ” dedi.

Türkiye’nin tüm şehirlerinin doğal gazın konforundan ve temizliğinden yararlanabilmesini sağladıklarını, nüfusun yüzde 80’inin doğal gaz kullanabilir hale geldiğini kaydetti.

Erdoğan, toplu konutta inşa ettikleri 837 bin konut ile şehirlerin çehresini değiştirdiklerini vurgulayarak, “İmar barışı ile devletimiz ile vatandaşlarımız arasında ihtilaf konusu olan, idareyi de yargıyı da uzun yıllar meşgul eden sorunlara köklü bir çözüm getiriyoruz.” dedi.

Sosyal yardımları, Türkiye’nin zenginliğini tüm kesimlere yayma aracı olarak gördüklerini  ifade eden Erdoğan, kimsesiz çocuktan yaşlısına, kadınından engellisine, genç kızından madde bağımlısına, terör mağdurlarından Romanlara kadar toplumun her kesimini kucaklayan bir sosyal yardım politikasını uyguladıklarını anlattı. Erdoğan, bu anlayışla iktidara geldiklerinde yılda 2 milyar lira olan sosyal yardım ödemelerini, bu yıl itibariyle 38 milyar liraya çıkardıklarını bildirdi.

“YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERİMİZİN SAYISINI 163’TEN 240’A ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yurt dışı hizmetlerimizde, özellikle Dışişleri Bakanlığımız yanında, TİKA, Yurtdışı Türler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı gibi kurumlarımız aracılığıyla çok ileri bir noktaya taşıdık. Yurt dışı temsilciliklerimizin sayısını 163’ten 240’a, büyükelçiliklerimizin sayısını 93’ten 140’a çıkardık. Ülkemizin en önemli yurt dışı kalkınma kuruluşu olan TİKA’nın ofislerinin sayısını 12’den 61’e yükselterek, 170 ülkeyi kapsayan bir faaliyet genişliğine ulaştık. Bugün TİKA, yılda yürüttüğü 2 bin projeyle kendi alanında tüm dünyaya örnek olan başarı hikayeleri yazıyor.

Ülkemizde burslu olarak eğitim gören öğrenci sayısı şu anda 17 bini buldu. Yabancı öğrencileri söylüyorum. Her yıl 5 bin kişilik kontenjanla açılan Türkiye burslarına yapılan başvuru sayısı 10 binden 132 binin üzerine çıktı. Maarif Vakfımız 32 ülkedeki 165 okuluyla Türkiye’nin dünyadaki eğitim gücü olarak her yıl büyüyerek yoluna devam ediyor. Yunus Emre Enstitümüz dünya genelinde faaliyet gösteren 54 merkezi ile medeniyetimizi, tarihimizi ve kültürümüzü tüm dünyada tanıtıyor. “

“İNSAN SİYASET ARENASINA ÇIKTIĞINDA…”

Erdoğan, millete verdikleri tüm sözleri yerine getirmek için gece, gündüz çalıştıklarını belirterek, bu icraatları yaparken Türkiye’deki siyaset anlayışının Türkiye’nin geldiği seviyeyle çok da orantılı bir gelişme gösteremediğini vurguladı. CHP’yi eleştiren Erdoğan, “Ana muhalefet partisinin gerçekten çapsız, kalitesiz, kifayetsiz, içi de altı da boş siyaset tarzı ülkemizin en büyük handikabıdır. Halbuki insan siyaset arenasına çıktığında en büyük alternatifi olarak şöyle az çok ele gelecek, mücadele etmesi tat ve heyecan verecek bir rakip görmek istiyor.” diye konuştu.

“PSİKİYATRİ Mİ NÖROLOG MU YOKSA PENSİLVANYA’DAKİ ŞARLATAN MI OLUR” 

Eğer güçlü muhalefet yoksa o zaman demokrasinin güç bulamayacağına işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Bizim karşımıza da çıka çıka CHP ve onun başındaki Kılıçdaroğlu gibi bir avane çıktı. Tabii Rabbimizin hikmetinden sual olmaz. Belki de hakkımızda böyle hayırlısı. Ama inanın ülkemiz ve milletimiz adına üzülüyoruz. Nasıl üzülmeyelim ki. Bu zat geçen perşembe günü bir televizyon programının canlı yayına katılıyor, orada epeyce bir esip gürlüyor ama söylediği şeylerin aslı astarı yok. Mesela, CHP’nin belediyecilikte başarılarını anlatırken Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı’nı örnek veriyor. Bu Belediye Başkanı’nın, Muğla’nın tüm ilçelerinde okul yaptırdığını, her yeri ana sınıfları, kreşlerle donattığını söylüyor. ‘Araştırın, gerçekten böyle bir şey var mı?’ dedim. Arkadaşlar araştırdılar, aradılar, taradılar, sordular, soruşturdular, Büyükşehir Belediyesinin Muğla’da yaptırdığı tek bir okul dahil bulamadılar. Hatta Muğla’nın yerel basını da seferber olmuş, onlar da epeyce aramışlar. Fakat sözü edilen eserlerden hiçbirini ortaya çıkartamamışlar. Hani birkaç okulu, tüm ilçeler diye söylersiniz, mübalağa etmiş der geçeriz. Ancak hiç olmayan bir şeyi dakikalarca ballandıra ballandıra anlatmanın adı nedir, doğrusu biz bilmiyoruz.

Konuyu erbabına havale ediyoruz, artık psikiyatrist mi olur psikolog mu olur nörolog mu olur yoksa Pensilvanya’daki şarlatan mı olur, orasını kendileri bilir. Sorunu çözecek birisini bulup bu işi bir neticeye bağlarlar herhalde. Bu zatın yalanlarını, palavralarını ortaya dökmekten, mahkeme önünde hesaplaşıp, tazminat almaktan yoruldum. Sadece bu örnek, değil önümüzdeki mahalli iradeler seçimlerinde CHP’li belediyeler tarafından yönetilen şehirlerde yaşayan halkımızı, maruz kaldıkları zulümden kurtarma sorumluluğumuzu göstermeye yeterlidir.”

“12 KASIM’DA BAŞVURULAR SONA ERECEK”

AK Parti olarak dün itibariyle belediye başkan adaylıkları için başvuruları almaya başladıklarını anımsatan Erdoğan, 12 Kasım’da adaylık başvurularının parti programı çerçevesinde sona ereceğini bildirdi.

Erdoğan, hedeflerinin öncelikle mevcut belediye başkanlarından yeniden aday göstereceklerini kesinleştirmek ve ilan etmek olduğunu ifade etti. Erdoğan, büyükşehirlerden başlayarak, diğer adaylarını da peyderpey açıklayıp, bir an önce seçim çalışmalarına başlamayı planladıklarını anlattı.

YSK’nin henüz seçim takvimini tamamen açıklamamakla birlikte mutat uygulamalara baktıklarında şubat ayının ortasında aday listelerinin resmen teslimi gerektiğini belirten Erdoğan, o tarih gelmeden tüm hazırlıklarını tamamlayıp sahaya çıkmış olacaklarını kaydetti.

Genel Merkezde tüm bu süreçlerin hazırlıklarının, yoğun şekilde elektronik ortamda devam ettiğini dile getiren Erdoğan, miting programı, kampanya malzemeleri dahil her ayrıntı üzerinde çalışıldığını vurguladı.

Erdoğan, “14 seçim ve halkoylaması oy oranlarımız, bize 31 Mart 2019’daki hedefimiz konusunda herhalde bir fikir veriyor. Elbette hedefimiz mahalli seçimlerin tamamındaki oy oranlarımızın üzerinde bir yere ulaşmaktır. İnşallah bunu da başaracağız. Genel Merkezimizle, teşkilatımızla, milletvekillerimizle, belediye başkan adaylarımızla, belediye meclis ve il genel meclis adaylarımızla, sandık müşahitlerimizle, mahalle, köy temsilcilerimizle, AK Parti’ye gönül vermiş, milyonlarla bir olup, milletimizin desteği ve Allah’ın izniyle 31 Mart 2019 gecesinde, zaferimizi inşallah kutlayacağız.” diye konuştu.

“OSMAN ÜZÜLME”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Kupası’nda Ampute Milli Futbol Takımı’nın penaltı atışları sonucunda dünya ikincisi olduğunu hatırlatarak, Takım Kaptanı gazi Osman Çakmak’ın bundan dolayı çok üzüldüğünü söyledi.

“Osman üzülme.” diyen Erdoğan, futbolda galibiyetin de mağlubiyetin de beraberliğin de hak olduğuna işaret etti. Erdoğan, “Sen artık bunları bilen bir gencimizsin. Avrupa şampiyonu olduk, dünya ikincisi olduk. Bundan sonrasında inşallah dünya şampiyonu oluruz. Şahsım, milletim adına Ampute Milli Takımımızı bu başarısından dolayı kutluyoruz.” dedi.

Erdoğan, hayatını kaybeden eski AK Parti Adana Milletvekili Ziyaeddin Yağcı ve işadamı Abdullah Tivnikli’ye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi.