kategori Arşivleri: Güncel

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "ADA Treni Sorununu çözecek"

    SAKARYA Sivil Toplum Platformu ( SASTOP)  184. Toplantısında  ADA TRENi Raporunu tamamlamak üzere bir araya geldi.   MİTHATPAŞA TREN İSTASYONU DEĞERLENDİRME RAPORU   önümüzdeki hafta detayları ile Halkımıza sunulacaktır.

      Rapor  Ada treni konusunda bu güne kadar  gerçekleştirilen çalışmaların neticesinde hazırlanmış olup.  Önümüzdeki hafta  İlgili Merciler ile görüşüp  son şekli ile öncelikle Sakarya’daki yetkililere sunulacak ve  akabinde 06.03.2017  tarihinde  Cumhurbaşkanlığı makamına gönderilen  ve Gereği için Bakanlığa sunulan yazıya ilaveten Sakarya’daki son durumda açıklanarak, Sayın Cumhurbaşkanımıza son gelişmeler Randevu isteği ile  gönderilecektir. Bakanlık  ve TCDD genel Müdürlüğü ile Taşımacılık A.Ş genel Müdürlüğüne  de ulaştırılacaktır

       Sastop olarak  Kış aylarında acil olarak yaptığımız İmza kampanyası  40.000 imzayı geçti. Halende imzalar geliyor.  2 ay önce cumhurbaşkanımıza gönderdiğimiz  Ada treni  bilgileri ön raporu  ve 35 bin imza bilgilerimiz  Cumhur başkanlığınca gereği için  Bakanlığa teslim edilmiş ve Bakanlık harekete geçerek  Mithatpaşa ve Merkez Ada garında incelemelerde bulunulmuştur.

ADA TRENİ  SORUNUNU  ÇÖZEMEYENLER  REFERANDUM  ÖNCESİ

TAMAM  DEDİLER  SAKARYALI  VATANDAŞI  KANDIRDILAR

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet  Arslan

TCDD Genel Müdürü İsa  APAYDIN

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

ADA  TRENİ  GARDAN KALKACAKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK

      Mithatpaşa  garının fiili durumu müsait değildir. Merkez garda her türlü imkan ve olanak mevcuttur. 22 sefer yapan ADARAY’ın trafiği  aksatmadığı açıktır.   8 sefer için   hazırlanan  Ada treni seferleri de  Bu 22 sefer  ile birleştirip ( 14 Adaray + 8  Ada treni = toplam 22  sefer ) düzenlenmesi en mantıklı yoldur. TCDD nin çözümünü Büyükşehir belediyemizin   kabulü en doğru yol olacaktır.

 Karda kışta  İmza kampanyasına katılarak Bakanlığın  harekete geçmesini sağlayan ve gönüllerinde olup kampanyaya katılamayan tüm hemşehrilerimize  Sivil Toplum Kuruluşu ve partilerimize  ve de  öğrencilerimize teşekkür ediyoruz.

SASTOP Ön Rapor heyeti.

 AB Der. Sakarya Şub.Başk. G.D Baro Başk.  Av Ü. ÖNDER DÖKER, Sakarya Üniv.Geliş.ve Dernek Başk. YUSUF MAHMUTOĞLU,. G.D Tabib. odası Başk.Dr. DURSUN BOSTANCI,, Şeker İş Sendikası Başk. OĞUZ  KALAY,- Fah. Traf. Müf. Der G.D Başk. OKTAY ERTEM,-Türkiye Muh. Fed. Başk. Ve Sakarya Muh. Der. Başk. ERDAL ERDEM, Sakarya Turizm Derneği Başk.İHSAN MAHMUTOĞULLARI,  Folkart  Başk. G.D. Bel. Başk. Vek SİNAN ÇİLELİ, Masa Tenisi İhtisas Spor Klüb. Başk. HÜSEYİN BALTA,,Sağlık ve Sevgi Der. Başk. Yard, Sivaslılar Der. Başk   AYTAÇ GÜNER,- Geyve Boğazı . Kor. Der.Başk.KAMURAN TAN, -Sağlık ve Sevgi Der. Başk. TURGAY ŞENEN,- Özel. Eğ. Muhtaç çocuk. Der.G.D Başk. GÜLSEN ÖZİŞ,  Müz. Der. Başk. SEFER BEYENAL, G.D. Çark Rotar. Der. Başk. NİHAT ARTAN,- Tüvasaş Em..Ekon. G:D. Serdivan  Kızılay Şb. Başk.FİKRET KÖKALP, . Ziraat Odası temsilcisi. KAMİL ÖZKAN,  Erbakan Vakfı Genel Sek. ARMAĞAN BAHADIR.

Hapishanelere Hazır Olun

Hapishanelere Hazır Olun

Psikiyatrist Prof. Dr. Nermina Kraviç “20 yıl sonra hapishaneler açılacağına şimdi psiko destek merkezleri açılsın” dedi.

Psikofarmakoloji Derneği’nin düzenlediği 9. Uluslararası Pisikofarmakoloji Kongresi ve 5. Uluslararası Çocuk ve Ergen Psikofarmakolojisi Sempozyumu yurt içi ve yurt dışı 600 psikiyatristi bir araya getirdi. Kongreye Bosna’dan katılan Prof. Dr. Nermina Kraviç hergün görmeye alıştığımız hatta mendil satın aldığımız Suriyeli mülteci çocukların 10-20 yıl sonra gelecekleri yetişkin hallerinde yaşanacak sorunlara parmak bastı. Kraviç savaş ve ölümü görmüş, yaşadığı yeri değiştirmek zorunda kalmış ve çalışmaya zorlanmış bu çocuklara yaşadıkları travmalar nedeni ile psikiyatri merkezlerince destek verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Destek verilmemesi halinde ise bu çocukların yaşadıkları depresyon anksiyete kaygı bozukluklarının yerleşeceği için mutsuz ve sorunlu yetişkinler olacağını anlatan Kraviç yaşadıkları toplumları da bekleyen büyük sorunların olabileceğine dikkat çekti.

‘20 yıl sonra hapishane açılacağına şimdi psiko destek merkezleri açılsın’

Mülteci anne ve çocuklara destek verimesinin önemini vurgulayan Kraviç ‘ Aksi halde davranışlarda ileri aşamalarda bozulma ve şiddete yönelme olabilir. Bozukluklar giderilimezse travmalar daha komplike hale gelebilir. Çok sayıda psiko destek merkezi açılmazsa devam eden 10-20 yıl içinde belki de hapishaneler açılması gerekebilir’ diye konuştu.

Prof. Dr. Nermina Kraviç

Kraviç Bosna’da Tuzla Üniversitesi’nin savaşın bitmesini beklemeden psiko destek hattının sağlandığını erkek nüfusunun ciddi bölümünü savaşta kaybeden ülkede özellikle annelere ve çocuklara verilen destekle toplumun ayakta tutulduğunu anlattı. Bosna savaşı sırasında göç eden ve mülteci durumuna düşen çocukları evlerine döndüklerinde anne ve babaları ya da yakınları ölmemiş olsa dahi ağır depresyon, ankisiyete bozuklukları kaygı bozuklukları yaşadıklarını ve yetişkin olduklarında bile bu sorunların devam edebildiğini tespit ettiklerini aktardı.

Prof. Dr. Nermina Kraviç

Mülteci çocukların ülkelerine dönmelerinin de sanıldığı kadar olmayacağının da altını çizen Kraviç, ‘ Ülkelerinde onları bekleyen bir cennet olmayacak. Güzel anılarının yerlerini savaş yıkımlarının aldığını görecekler. Hiç bir çocuk savaşı görmemeli diye konuştu.

Türkiye’de mülteci çocuk sayısının 1.5 milyona yaklaşmışken Avrupa’nın bu soruna desteğinin çok sınırlı kaldığına değinen Kraviç, ‘Avrupa Bosna savaşında da aynı politikayı uyguladı. Sınırlarını kapatarak ülkelerine akacak mülteci akınını durdurmaya çalışmakla yetindiler’ diye konuştu.

Ersin Taranoğlu"Siyaset genç beyinlerin işi"

Eski bakanlardan Ersin Taranoğlu, Sakarya Kent Şurası’nda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. .

Sakarya kent şurasının 68 toplantısı

Anavatan Partisi döneminde Sakarya Milletvekili olan ve bir dönem Orman ve Spor Bakanlıkları görevinde bulunan Ersin Taranoğlu, kendi dönemiyle AK Parti Dönemini kıyasladı. Taranoğlu, “2002 yılından bu yana beğenin ya da beğenmeyin ülkede çok şey değişti. Daha iyi yollarımız, daha çok hava alanlarımız ve modern hastanelerimiz var. Ülkenin milli geliri bizim bıraktığımız döneme göre 2,5 kat daha fazla. Ama insanlar bizim zamanımızdaki kadar mutlu değiller” dedi.

Kent Şurası 68. Toplantısını Şura Başkanı Yavuz Deniz Başkanlığı’nda gerçekleştirdi. Erenler Güleser Toplantı ve Kongre Merkezi’ndeki son toplantının konuğu Anavatan Partisi döneminde Sakarya Milletvekili olan ve bir dönem Orman ve Spor Bakanı olarak görev yapan Ersin Taranoğlu oldu.

SİYASETİ TAKİP ETMİYORUM

Şura Başkanı Yavuz Deniz’in selamlama konuşması sonrasında söz alan Ersin Taranoğlu, başarılı bir siyasi kariyeri olmasına rağmen artık siyasetle hiçbir ilişkisinin kalmadığını söyledi. Ak Parti’nin ilk iktidara geldi 2002 yılından beri siyasetle olan tüm bağlarını kopardığını anlatan Taranoğlu, “Televizyon seyretmiyorum,  hiçbir siyasi olayı takip etmiyorum. Artık hayata matematik olarak bakıyorum. Ortalama 75 yıllık yaşamı 25’er yıllık dilimler halinde üçe bölüyorum. İlk 25 yıl doğumdan gençliğe kadar geçen dönem. Eğitim, askerlik, evlilik dönemi. Bu dönemde sizi hep başkaları yönlendirir. Bu dönemde siz hiç yoksunuzdur. İkinci 25 yıllık dönem ise evlilik ve çalışma hayatıyla geçen dönem. Bu dönemde para kazanmak istersiniz, kariyer yapmak istersiniz, çocuğunuz olur onların geleceğini düşünürsünüz. Bu ikinci 25 yıllık dönemde de siz yoksunuzdur. Üçüncü 25 yılda ise artık kendiniz için yaşarsınız ya da yaşamazsınız. Bu dönemden sonrası ise artık son yolculuk dönemidir. Ben hayata böyle bakıyorum. Üçüncü 25 yılımı siyasete heba etmediğim için memnunum. Eğer siyasette olsaydım bugün AK Parti’de büyük ihtimalle bakan olurdum ve ‘Evet’ için çalışıyor olurdum” ifadelerini kullandı.

‘HAYATIMI YAŞIYORUM’

Bugün  64 yaşında olduğunu ve artık kendisi için yaşadığını anlatan Taranoğlu, “               Siyaset yaparken kendiniz için hiçbir şey yapamazsınız.  Örnek vermek gerekirse,  siyasette olduğum yıllarda bir kere gece tekne gezisine çıkmıştık. O gece gazetelerde büyük olay oldu. ‘Falan filan partisi iktidar olacak diye milletvekilleri ülkeyi terk ettiler’ diye yazdılar. Zaten kendi hayatınızı yaşayamıyorsunuz bir de bu tip asılsız ithamlarla karşılaşıyorsunuz.  Şimdi ise kafam rahat. Paraşütle atlıyorum, su altına dalıyorum. Geçen sene Afrika’da Klimanjero Dağı’nın zirvesine çıktım. Türkiye’deki dağlara tırmandım.Artık hayatımı böyle yaşıyorum” diye konuştu.

BAŞARI MI MUTLULUK MU?

İnsanların yanlış seçenekler yaparak hayatlarını mahvettiğini belirten Ersin Taranoğlu, “Hayatınızda iki seçenek vardır. Başarılı mı olacaksınız yoksa mutlu mu olacaksınız? Türkiye’de insanlar başarıyı seçer.  Batı insanları ise mutluluğu seçer. Şimdi şöyle söyleyeyim,  2002 yılından bu yana beğenin ya da beğenmeyin ülkede çok şey değişti. Daha iyi yollarımız, daha çok hava alanlarımız ve modern hastanelerimiz var. Ülkenin milli geliri bizim bıraktığımız döneme göre 2 kat daha fazla. Ama insanlar bizim zamanımızdaki kadar mutlu değiller.  Şimdi burada şu soruyu sormak lazım, ‘Bu dünyaya başarılı olmak için gelinmeli yoksa mutlu olmak için mi?’ Kutsal kitabımıza bakarsanız Allah’ın bu evreni bizim için yaratmış olduğunu görürsünüz. Gerisini siz düşünün”  şeklinde konuştu.

‘KADIN DEĞİŞİRSE TOPLUM DEĞİŞİR’

Türkiye’de bugün hoşgörü ortamının bulunmadığını belirten Taranoğlu, bunun sebebinin de kadınlara yeteri kadar değer verilmemesi olduğunu vurguladı. Ersin Taranoğlu, “Benim size söyleyeceğim bir tek cümle var. Kadın birinci sınıf olmadan hiçbir toplum birinci sınıf olamaz. Kadın değişmişse toplum da değişmiştir. Eğer kadın değişmemişse hiçbir şey değişmez. Bir örnek vereyim, Ankara Merkez Orduevinde bir toplantıya katılmıştım. Generaller falan vardı. Konu Atatürk’ten açıldı. Asker oldukları Çanakkale’yi,  Büyük Taaruz’u anlatıyorlar. Atatürk bunun için büyüktür diyorlar Sonra bana ‘Siz de bir şeyler söyler misiniz?’ dediler. Benim gözümde Atatürk niye büyüktür ben de onu anlattım. Bundan m doksan yıl önce Sorbon mezunu beş yabancı dil bilen bir kadını Atatürk yanına seçmiştir. Atatürk’ün büyüklüğü buradadır’ dedim. Bir Atatürk’e bakacaksınız doksan sene önce yanına kimi almış bir de bugünkülere bakacaksınız. Atatürk’ün büyüklüğü buradadır” diye konuştu.

‘SİYASET GENÇ ADAMLARIN İŞİ’

Artık siyasete hiçbir şekilde girmeyeceğinin altını çizen Taranoğlu, “Ben bir daha siyaset yapmam çünkü ben şuna inanıyorum. Siyaset genç beyinlerin işi. Ben 64 yaşındayım istediğiniz kadar ‘tecrübe’ deyin. Ruh tecrübelenir ama akıl yaşlanır. Bugün Türkiye’nin siyasetçileri 50 yaşının üstünde. Bu ülkenin başbakanları genç olacak. Bakanları 40 yaşında olacak. Başbakanı 50 yaşında olacak. Onun için Tayyip bey 2007’ye kadar çok başarılıdır. 2008’den sonra siyaseti öğrendi. Vaziyeti idare ediyor. Öyleyse siyaset genç adamların işidir. Ama 18 yaşında da değil herhalde?” ifadelerini kullandı.

‘GELECEK PIRIL PIRIL’

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin geleceğinin iyi olacağına inandığını dile getiren Ersin Taranoğlu, “ Türkiye’nin önünde bir sene bir sıkıntılı zamanı var. Ondan sonra Türkiye’nin önünde pırıl pırıl bir Türkiye var. Şaban Dişli Bey’le meclisten halk oylaması kararı çıktığı akşam beraberdik. Kendisine dedim ki; ‘Yalandan yere kampanya yapmayın. 51 buçuk ‘Evet’ 48 buçuk Hayır çıkacak.’ Şaban Dişli orda. Bunu niye söylediğimi biliyorum ben ama burada şimdi söylemem.  Bunu çok merak edenler 1 Nisan’la 16 Nisan tarihleri arasında Amerika’dan İngiltere’den Avrupa’dan Türkiye’ye uçan uçaklardaki kişilere bakacaklar. Kimler gelmiş kimler gitmiş” diye konuştu.

1 MİLYON İNSAN AÇLIK SINIRINDA

Kent Şurası’nın ikinci bölümünde ise Sakarya Ziraat Odası Başkanı Hamdi Şenoğlu söz aldı. Tarım sektörüne ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Şenoğlu,  özellikle genetiği bozulmuş gıdalar konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu.  Şenoğlu,  “Dünyada nüfus artmakta, tarım alanları azalmakta, insanların 800 bin-1milyon insanın açlık sınırında olması da gıda üretimini ve tasarruflu kullanmanın önemini artırmaktadır. Dünya devleri bunu fırsat bilip savaşları bitkisel üretime çevirip bilgiyi bu yönde kullanmaktadırlar” dedi.

YERLİ TOHUIMLAR TEHLİKEDE

Hibrit tohumların yarattığı tehlikeye de değinen Şenoığlu, ‘Hibrit tohumların insan sağlığı  açısından  sakıncası yoktur. Tek sıkıntı böyle bir üretim sonunda yerli tohumlarımızın tehlikeye girmesi. Allah korusun ileride bir dünya savaşı çıkacak olsa yerli tohum bulamayabiliriz” uyarısında bulundu.

Sakarya Kent Şurası’nın 68. Toplantısı şura üyelerinin şehir gündemine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde sona erdi.  Şura Başkanı Yavuz Deniz, Nisan ayını toplantısına katılan Eski Bakan Ersin Taranoğlu’na teşekkür ettikten sonra Mayıs ayının son haftasında yeniden buluşmak üzere toplantıyı kapattı

Fiat Engelsiz Hareket Son durak SAKARYA

Fiat Engelsiz Hareket, kullanıcılarıyla buluşmaya tüm hızıyla devam ediyor.

Engellilere özel donanım çözümleriyle Fiat’ın en beğenilen modelleri test sürüşüne sunuldu.

Sahip oldukları yasal avantajlar hakkında da aydınlatılan engelliler, “herkesin güvenli ve özgürce seyahat etme özgürlüğü olmalı” fikrinden hareketle yola çıkılan kampanyanın yararını vurguladılar.

Etkinlik Kent Partta  gerçekleşti  ve  engelliler  büyük ilgi  gösterdi. Engelliler Güçlendirme  Derneği Başkanı Fatma KILINÇER,Başkan Yardımcısı  Melehat ÜZGÜN,Sakarya Medya  Derneği Başkan Vekili Fehmi DUMAN,Yenihayat Paralimpik Spor Kulübü Başkanı’da BAŞKAN, Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’da Yönetim Kurul Üyesi ve Sakarya Kent Konseyi’de Engelli Meclis Başkanı Selim ÖZEN ve  çok  satıda  engelli  vatandaş katıldı

Sakarya Engelsiz Fiat Test Sürüşü gerçekleştirerek şehrimizde engelli bireyler ve ailelerine engelsiz araç test sürüşleri gerçekleştirerek güzel bir gün gecirdik. Başta Adem Kuyumcu beyfendiye , Engelsiz Fiat ve Sakarya Akgün Otomotive , Fatma Kilincer Şefik Akar Hüseyin Cantez Erol Demir başkanıma , Fehmi Duman beyefendiye yanımızda olarak destek verdikleri için teşekkürlerimi sunuyorum ..

Engelli,aile,toplum eğitimi ve gelişimi danışmanı. Engelsiz kentler ve Engelsiz Turizm danışmanı. Engelsiz Hayat AKTİVİSTİ. EHDD baskanı  Adem Kuyumcu  Etkinliğe  katılanlara  bilgi  verdi

Türkiye de ilk kez Engelli Sürücüler ve adayları için deneme sürüşü imkanı sunan Fiat Engelsiz Hareket projesi Sakarya da

FIAT ENGELSİZ HAREKET HAKKINDA

Fiat olarak herkesin özgürce hareket edebilmesi gerektiğine inanıyoruz. Engelli sürücülerin yollarda keyifli ve güvenli sürüş keyfinin tadına varabilmesi ve engelli yolcularınızın konforunu artırabilmek için “Fiat Engelsiz Hareket” ile yanınızdayız. Fiat Engelsiz Hareket ile bedensel engelleri yollardan kaldırmak adına özel donanımlarla ihtiyacınıza uygun çözümler sunuyoruz.

  • ENGEL: SAĞ BACAK FONKSİYONSUZ

  • ÇÖZÜM: Sol Gaz Pedal Kiti

  • Sağ ayak veya bacağında sakatlığı bulunan sürücüler için uygundur. Sürücünün sağ bacağı fonksiyonlarını yerine getiremediği için gaz pedalı, fren pedalının sol tarafında konumludur ve bu pedal sayesinde aracın hızlanması sağlanır.Bu pedal otomatik vitesli araçlara uygulanabilir. Zemine olan montajı hızlıdır, böylece kullanılmadığı durumlarda kolayca çıkartılabilir. İstemsiz hızlanmaları ve pedal çıkmasını engellemek için orijinal pedalın önüne küçük pedal koruması yerleştirilmektedir. Sol ayak pedalı isteğe göre çıkabilme özelliğine sahiptir. Bu şekilde araç engelli olmayan sürücülerle ortak şekilde kullanıma uygun hale getirilebilmektedir.Fiat güvencesiyle servislerinde takılan bu sürüş aparatı 5 yıl veya 100.000 km boyunca garanti ile sunulmaktadır ve takıldığında aracın mekanik garantisi de bozulmadan devam eder.

Engelli sürücülere 2016 yılına kadar H sınıfı sürücü belgesi verilirken, 2016 yılından itibaren B sınıfı- engelli ibareli ehliyetler kullanılmaya başlanmıştır.

Engelli sürücü ehliyeti alabilmek için sürücü adaylarının engel durumunu belirten ve engelli sürücü belgesi alabileceklerine dair bilgininde bulunduğu sağlık raporunu ibraz etmeleri gerekmektedir. Ayrıca engelli ehliyeti alabilmek için öncelikle 17 yaşını bitirmiş olmak ve en az ilkokul mezuniyeti olma şartı da aranmaktadır.

Yazılı ehliyet sınavını geçen engelli sürücü adayları ardından engel durumlarına uygun donanımlı direksiyon eğitimini aldıkları özel aparatlı araçlar ile uygulama sınavına girerler. Sınav süreleri ve direksiyon sınav süreleri diğer sürücü adaylarıyla aynıdır.

Engelli sürücü adayı sadece tam teşekküllü devlet hastanesinden alacağı sağlık raporunda yazan engeline uygun özel aparatlı ya da engeline göre sadece otomatik vitesli araç kullanabilir. Burada önemli olan sağlık raporunda yazan bilgilerdir. Örneğin; sadece sağ ayağında problem olan engelli sürücüler otomatik vitesli araçları kullanabilir; fakat özel donanımlı araç kullanabilir diye yazılı olan sürücüler sadece özel aparatlı araçları kullanır başka araçları kullanamaz.

Daha önce sürücü belgesi olan fakat bir kaza ya da hastalıktan dolayı engelli durumuna gelen bireyler yazılı sınava tabi tutulmazlar ve sağlık durumlarıyla ilgili özel donanımlı araçlarla direksiyon sınavına girip B sınıfı engelli ibareli ehliyetlerini alabilirler.

İşitme engelli sürücü adayları için sürücü kursunda valilikçe görevlendirilen bir uzman eşliğinde teorik ve direksiyon eğitimi verilebilir. Uzman kişiler özel metotlar ile bilgileri sürücü adayına anlatırlar. Aynı şekilde konuşma engelli olan sürücü adayları için iletişim kurma alanında belgesi olan personel görev alır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

– 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,

– 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından,

– 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,

– Yukarıda belirtilen araçların anılan malûl ve engelliler tarafından ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılmasında, bu araçları hurdaya çıkaran malûl ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı ÖTV’den istisna edilmiştir.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2) maddesine göre, Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tabi mallardan;

– 87.03 (motor silindir hacmi 1600 cm3’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm3’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malul ve engelliler,

– 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye ve ya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı vergiden istisna edilmiştir.

Bu hükmün uygulamasında engellilik oranı %90 ve üzerinde olan malul ve engellilerin yaşıyla ilgili bir sınırlama olmayıp, engellilik derecesi (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90’ın üzerinde olan engelli küçükler tarafından ilk iktisap edilecek araçta da ÖTV istisnasından yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

ÖTV Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (d) alt bendi uyarınca; malul ve engelliler tarafından istisnadan yararlanılarak ilk iktisabı yapılan aracın, deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya ayrılması halinde, bu aracın ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmemiş olsa dahi – aynı koşullarla – bir başka aracın ilk iktisabında da istisnadan yararlanılabilecektir.

ÖTV Kanununun 15/2-a maddesine göre, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların, veraset yoluyla intikaller hariç, ilk iktisabında istisna uygulanan malların istisnadan yararlananlar dışındakilerce iktisabında, ilk iktisabındaki matrah esas alınarak adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, kayıt ve tescili tarihinde geçerli olan oran üzerinden, bu tarihte özel tüketim vergisi alınacağı, Kanunun 7’nci maddesinin (2) numaralı bendi çerçevesinde istisnadan yararlananlar tarafından bu istisnadan yararlanılarak iktisap ettikleri kayıt ve tescile tabi malları 5 yıldan fazla kullanarak elden çıkarmaları durumunda ise bu hükmün uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre; kanunun 7/2’nci maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanan malul ve engellilerin bu kapsamda iktisap ettikleri araçları 5 yıldan fazla kullanarak bir başkasına satması durumunda, aracı alan kişi tarafından ÖTV ödenmeyecektir.

(II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,

İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt aracı tescil edilenlerin, ilk iktisap tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt aracı satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir. Ancak, istisna kapsamında iktisap edilen araçların, ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılması halinde beş yıllık süre dolmaksızın yeniden istisnadan yararlanılması mümkündür

Malul ve engelliler; motor silindir hacmi 1600 cm³’ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (steyşın vagon, arazi taşıtı ve jeepler dahil),motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtlar, motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtları özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın ÖTV ödemeden iktisap edebileceklerdir.

Engellilik dereceleri %90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtları ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtları motorlu taşıtlar vergisinden istisna edilmiştir.

Engellilik dereceleri %90’dan az olan malul ve engelliler, bu durumlarını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar olduğunu belirten “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin ilgili tescil kuruluşlarınca onaylanmış örneği ile “Araçlar İçin Teknik Belge” ve “Proje Raporu”nun aslı veya noter onaylı örneğini ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri halinde istisna hükmünden yararlanabileceklerdir.

İstisnadan yararlanmak isteyen malul ve engellilerin, “Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu”nu gerekli olan diğer belgelerle birlikte ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

Sağlık raporunda sadece sol alt ekstremitede (ayak veya bacakta) engelliliği olduğu belirtilen malul ve engellilerin otomatik vitesli taşıtlarının başkaca özel tertibat yapılmasına gerek olmaksızın, malul ve engelli adına kayıt ve tescil edildiği tarihten itibaren motorlu taşıtlar vergisinden istisna olur.

Hayır, önemli olan B sınıfı- engelli ibrazlı ehliyet alabilir diye raporunuzun olması ve aracınızda bulunması gereken aparatların bu raporda belirtilmesidir.

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ MUAFİYETİ

MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ MUAFİYETİ

Recep ALP Kudüs’ü Karış Karış geziyor

Recep ALP Kudüs’ü  Karış Karış geziyor

Ortadoğu’da bulunan, Dünya’nın en eski şehirlerinden biridir. Filistin ve İsrail Kudüs’ün kendi başkenti olduğunu iddia etmektedir. Akdeniz ve Ölü Deniz’in kuzey sınırı arasında yer almaktadır. Doğu Kudüs’le birlikte düşünüldüğünde, alan ve nüfus olarak, İsrail’in büyük şehridir . 800.000 üzerinde nüfusa ve 125.1 km² alana sahiptir. Kudüs, üç semavi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için kutsaldır. Uzun tarihi boyunca, Kudüs, iki defa yok edildi, 23 defa işgal edildi, 52 defa saldırıya uğradı ve 44 defa ele geçirilip tekrar kurtarıldı . Şehrin en eski bölümüne, İsa’dan önce 4. milenyumda ilk yerleşim gerçekleşti . 1538’de I. Süleyman hükümranlığı altında, şehri çevreleyen duvarlar inşa edildi

Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı’da Vergi Dairesi Başkanı Recep ALP Kudüs’te

 NERELERİ GEZDİ

Hazreti Musa nın kabri ve Kulliyesi. …

Halhul kasabasında peygamber Hz. Yusuf un kabri. …

Miraç Kandilini; Kubbetü’s Sahra, Mescid ı Aksa da idrak etmek nasip oldu. Peygamber efendimizin, diğer Paygamber lerle namaz kıldığı mağara, gök yüzüne yükseldiği Muallak taşı, biniği Burak ı bağladığı mescit

Dördüncü kutsal yerlerden olan, Filistin/El-Halil de, Harem-i İbrahimi deyiz. Paygamber Hz. İbrahim ve ailesinin (Hz.Ishak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf) kabirleri nin bulunduğu mekanlardan görüntüler.

Lut gölü; 18 km genişliğinde 300 km uzunluğun da, deniz seviyesinden 400 m aşağıdadır.

Peygamber Hz. Davut un mezarının bulunduğu yer.

Kudüs ü Şerif te; kadın kıyafetleri! ….

Hristiyanlık için, önemli üç olay; Paygamber Hz. İsa nın çarmıha gerilişi, yıkanması, göğe yükselmesi.

Kıyamet Kilisesi; Hz. İsa nın çarmıha gerildiği, yıkan dığı yer vb. İç görüntüler.

Halife Hz. Ömer in; Kudüs ziyaretinde, Namaz kıldığı yere yapılan camii ve batı girişindeki surlar.

Tel Aviv den; Filistin e yapılan duvar, …….

İsrail Yafa (Tel Aviv) da; Osmanlı Valilik binası ve topları, Bahriye Camii ve Sinegog, Ulu Cami vb.

Kudüs ü Şerif te; Kutbetü’s Sahra, aynı bölgede yeraltın da ki Mervan Mescid i

Kudüs ü Şerif te, Hristiyan bir ekiple de birarada olduk.

Zeytindağı ndan, Kudüs ün ve Kubbetü’s Sahra nın görünüşü, Selman El Farisi 

türbesi, Hz. İsa nın göğe yükseldiği yer, Hz. Meryem in mezarının olduğu kilise, Rabia’tül Adeviyye türbesi.

Lut gölü; 18 km genişliğinde 300 km uzunluğun da, deniz seviyesinden 400 m aşağıdadır.

Cuma Namazını, Mescidi Aksa da kılmak nasip oldu.

Kudüs ü Şerif te; Mescid- Aksa ve Kutbetü’s Sahra da, Sabah Namazı. Dostlarımızın, cuma ları kutluyorum.

 

EL-KUDS, dünyanın en eski ve en kutsal sayılan kentlerinden biri.

Üç büyük tektanrılı din olan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam açısından büyük bir önem taşıyan Kudüs, Birleşmiş Milletlerim Filistin’i paylaştırma planında uluslararası statüde kent olarak tasarlanmıştı. Kenti 1917’de ele geçiren İngilizler çekilince (1948) Kudüs, İsrail ile Ürdün arasında bölüşüldü. 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra ise Eski Kent ve Doğu Kudüs’ün öbür bölümleri Ürdün’de, Batı Kudüs de İsrail’ de kalmak üzere paylaşıldı. İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti. Haziran 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın ardından İsrail, Doğu Kudüs’ü de işgal ederek kentin tümünü ele geçirdi ve onu “sonsuz ve bölünmez” başkenti yaptı. 1980’de çıkarılan özel bir yasayla Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu yeniden vurgulandı Bu girişim uluslararası düzeyde kabul görmediğinden, kentin statüsü anlaşmazlık konusu olmaya devam etmektedir. Kudüs, İsrail’in ortalarında, Lût Gölünün yaklaşık 24 km batısında, Akdeniz’den yaklaşık 50 km içeride, denizle Şeria Irmağı arasındaki akaçlama havzasında yer alır. Yüzölçümü 109 km2’dir. İklimi yan astropikaldir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar serin ve yağışlı geçer.

Kentin yapısı ve görünümü.

Kudüs kentinin özelliklerinden biri, çok çeşitli halkları ve kültürleri banndırmasıdır. Eski Kent’te Yahudi, Hıristiyan, Ermeni ve Müslüman mahalleleri vardır. Yahudi mahallesi 1947- 48 yılındaki çarpışmalarda yıkıma uğramış, bu tarihten sonra bütünüyle yeniden inşa edilmiştir. Mahalle modern bir görünüm kazanmakla birlikte, eski Ortadoğu atmosferini bir ölçüde korumuştur. Öte yandan Eski Kent dışındaki eski Yahudi semtleri, Ortadoğu kadar Doğu Avrupa’daki Yahudi yerleşmelerinin de atmosferini büyük ölçüde yansıtmaktadır. Benzer biçimde, Hıristiyan kurumlarının pek çoğu, kendi yurtlarındaki yaygın mimarlık anlayışını olduğu gibi korumuştur. Çeşitli üsluplardaki sinagoglar, kiliseler, camiler ve başka yapılar kentin mimari mozaiğini oluşturur.
Ama bu izlenimler büyük ölçüde Eski Kent ile sınırlıdır. Surların dışında geniş caddeleri, yüksek yapılan, büyük mağaza- lan, iş merkezleri, okulları, lokanta ve kahvehaneleriyle modern bir kent yayılır.

1967’de belirlenmiş olan belediye sınırlan, kentin kuzeyindeki Kudüs Havalimanından, neredeyse güneydeki Beytlehem’e, doğudaki Hazofim (Scopus) Dağının sırtlarıyla Zeytin Dağından batıdaki Herzl Dağına, En Kerem’e ve Kudüs İbrani Üniversitesi Hadassa Tıp Merkezi’nin bulunduğu yere kadar uzanır. Beş bin yıldır insanların oturduğu sanılan Eski Kent, her kenarı yaklaşık 1 km uzunluğunda surlarla çevrili bir dörtgen oluşturur. Müslümanların Haremü’ş-Şerif diye andıkları, üstünde Birinci ve İkinci Tapınak’ın yer aldığı Tapınak Dağı (İbranice Harna-Bayt) Eski Kent’in güneydoğu köşesindedir. Surların içinde kalan ve eski cadde dokusunun Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve Ermeni mahallelerine ayırdığı Eski Kent, camileri, ortaçağdan kalma kemerli ve üç bölümlü kapalıçarşısı ve bir labirenti andıran sokaklarıyla tipik bir Ortadoğu yerleşmesidir.

Surların dışında kalan ve 1860’lardan bu yana inşa edilmiş olan semtler daha çok Kudüs’e ulaşan anayol boyunca uzanır. Kudüs mimarlığının belirgin özelliği, eskiyle yeninin ve çok çeşitli üsluplardaki dinsel ve sivil yapıların bir arada olmasıdır. Kentin en göze çarpan yapısı, I. Süleyman’ın (Kanuni) 1538-40 arasında Haçlılar dönemine ait sur kalıntılarının üstüne yaptırdığı Eski Kent surlarıdır. Eski surların geçmişi yer yer Bizans, Herodes hatta Hasmon dönemlerine değin iner.

İkinci Tapınak’ın batı duvarının bir bölümü olan Ağlama Duvarı, Tapmak Tepesi’nden çıkarılmalarından beri Yahudilerce en kutsal yerlerden biri sayılagelmiştir. Tepenin üstünde de çok önemli iki yapı vardır: Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa. Surların batı bölümündeki Yafa Kapısı ve hemen arkasındaki içkale, Hasmon ve He- rodes dönemlerinden kalma yıkıntıların üstüne yapılmış, bugünkü görünümünü 16. yüzyılda almıştır. Kentteki kiliselerin çoğu temel olarak Bizans ve Haçlı dönemleri mimarlığını yansıtır. Kutsal Kabir Kilisesi her iki dönemin mimarlık üsluplarından öğeleri birleştirir. Ama cephesi ve planı romanesk özellikler taşır. Üslupların karışmasına en iyi örnek, temelleri Bizans döneminden kalma Azize Hanna Kilisesi’dir.

Kapalıçarşının orta bölümü Haçlılar zamanından kalmadır. 13-15. yüzyıllar arasındaki Memlûk dönemi yapıları daha çok Davud Caddesi ile Ağlama Duvarı yakınındadır. Mukamaslan ve iki renkli taş kemerleri bu yapıların belirgin özelliğidir. 16. yüzyıl başlarından sonraki Osmanlı yapıları Memlûk üslubunu sürdürür.

Eski Kent’in doğusundaki ve kuzeyindeki kaya mezarları, İO 1. binyılın ilk yansından (Firavunun Kızının Mezan) ve İkinci Tapınak döneminden (Kral Mezarları, Abşalom’un Mezarı, Zekarya’nın Mezarı) kalma mimarlık örnekleridir. Modem Kudüs’ün merkezindeki Haç Manastırı 5. yüzyılda yapılmıştır.

1930’dan sonra mimarlıkta köklü bir değişim yaşandı ve kentte düz damlı, cepheleri doğal taş kaplama betonarme yapılar yaygınlaştı. Önde gelen modern mimarlık örnekleri arasında üniversitenin biri kent dışında Hazofim Dağındaki, öbürü kent merkezindeki kampusları, Knesset (Parlamento), İsrail Müzesi, Kudüs Tiyatrosu ve Hebrew Union College sayılabilir.

Yönetsel ve toplumsal koşullar.

İsrail devlet başkanlığı ve Knesset Kudüs’te yer alır. 1947’de Birleşmiş Milletler kente uluslararası bir statü verilmesini önermiş, ama İsrail ve Ürdün buna karşı çıkmışlardı. Birçok devlet Küdüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımamakla birlikte, 1980’e değin yabancı misyonlann çoğu kentte bulunuyordu. Bu tarihte çıkarılan bir yasayla Kudüs’ün başkent olması resmî bir nitelik kazanınca, kentteki diplomatik temsilciliklerin büyük çoğunluğu bu karan tanımama politikasının bir göstergesi olarak Tel Avıv’e taşındı.

Bakanlıklar Kiryat Ben-Gurion’da toplanmıştır; Knesset ve İsrail Merkez Bankası da buradadır. Savunma Bakanlığı ise hâlâ Tel Aviv’dedir. Yüksek Mahkeme ve Hahambaşıhk’ın yanı sıra Dünya Siyonist Örgütü ve Yahudi Ajansı gibi kuruluşların merkezleri de Kudüs’tedir.
Otuz bir üyeli Belediye Konseyi nispi temsile dayalı seçimle işbaşına gelir. Belediye başkanı 1975’ten bu yana halk tarafından seçilmektedir. İsrail yurttaşı olmasalar bile kentte yerleşik herkes oy kullanabilir. Yerel yönetimin çeşitli kademelerde çalışan görevlilerinin yüzde 20’den fazlası Araptır. Resmî yazışmalar hem İbranice, hem Arapça yapılır.

Ekonomi.

Kudüs’te temel istihdam alam devlet ve kamu kurumlandır. Kent aynca bankacılık, maliye ve sigortacılık merkezidir. Ağır sanayi çok gelişmemiştir. Önemli hafif sanayi kollan arasında elmas kesimi ve cilalanması, basın ve yayın, ev aletleri, mobilya, kimyasal maddeler Ve ilaç üretimi, dokumacılık ve el sanatlan vardır. Çok sayıda turist ve hacının gelmesi kentin iş alanlanm genişletmiş ve canlandırmıştır.

Kültürel yaşam.

Kudüs, üç büyük dinin de kutsal saydığı tek kent olduğundan, halkı da belki en iyi biçimde dinsel eğilimlerine göre tanımlanabilir. Kentte Yahudiler çoğunluktadır. Müslümanlar en homojen, Hıristiyan- larsa en heterojen topluluğu oluşturur. Kentteki kutsal yerlerden ve dinsel topluluklardan Din İşleri Bakanlığı sorumludur. Kutsal yerlerin yönetimi, korunması ve bakımı her dinin yetkililerince yerine getirilir.

Kudüs İbrani Üniversitesi ülkenin en önemli yükseköğretim kurumudur. Başka eğitim kurumlan arasında Bezalel Resim Akademisi, Rubin Ulusal Müzik Akademisi ve Hebrew Union College sayılabilir. Bölgede yürütülen geniş arkeoloji çahşmalanyla Yakındoğu’ya ilişkin pek çok malzeme elde edilmiştir. İsrail Müzesi’nde ve çeşitli galerilerde resim sergileri düzenlenir. Ulusal Kitaplık ve Üniversite Kitaplığı’rida çok sayıda kitabın yanı sıra sanat hâzineleri ve yazma koleksiyonlan vardır.

Tarih.

Kudüs’teki en eski yerleşime ait buluntular Kalkolitik Çağ sonlanyla İlk Tunç Çağından (İÖ y. 3500) kalmıştır. Bunlar kentin güneydoğusundaki bir tepede ortaya çıkanlmıştır. Kazılarda Tapmak Tepesi’nin güneyinde bir yerleşim yeri ve Gihon kaynağının hemen yukarısında büyük bir kasabamn surları bulunmuştur. Kentin adımn en eski biçimi Urusalim’dir. Bunun Batı Sami kökenli olduğu ve “Tanrın’nın Kurduğu (Yer)” anlamına geldiği sanılmaktadır. Kentin ve ilk Mısırlı hükümdarlarının adlan İÖ y. 19-18. yüzyıl Mısır metinlerinde ve İÖ 14. yüzyıldan kalma Amama Mektuplan’nda geçmektedir. Kitabı Mukaddes’e göre Salem (Yeruşalim) kralı Kenanlı Melkisedek ile Hz. İbrahim burada karşılaşmışlardır.

Yebusiler denen kanşık bir halkın yaşadığı Kudüs’ü İÖ 1000 dolaylannda Hz. Davud ele geçirdi ve Yahudi Kralhğı’nm başkenti yaptı. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman kenti genişletti ye Birinci Tapınak’ı inşa ettirdi. Böylece Kudüs hem krallık sarayının bulunduğu yer, hem de tektannlı dinin kutsal merkezi oldu. ..İÖ 922’de Mısır firavunu İ. Şeşonk, İÖ 850’de Filistîlerle Araplar, İÖ 786’da da İsrailli Yoaş kenti yağmaladılar. Hizkiya kenti surlarla çevirdi ve Gihon Kaynağından su getirmek için yeraltından bir kanal açtırdı. İÖ 701’de Asurlu Sinahheriba kenti haraca bağladı. İÖ 614’te Kudüs kralı Babil’e sürgün edildi ve kent yağmalandı. İÖ 586’da Nabukadnezar, Tapınak’ı ve kenti tümüyle yaktı ve Yahudileri Babil’e sürdü. Sürgünü II. Kyros (Büyük) İÖ 538’de sona erdirdi. Kudüs’e dönen Yahudiler İÖ 515’te ikinci Tapınak’ı inşa ettiler. İÖ yaklaşık 444’te Nehemya’mn kent surlarını yeniden yaptırmasıyla Kudüs’ün konumu güçlendi.

İskender’in İssos’ta kazandığı zaferden (İÖ 333) sonra Kudüs ilk kez Batı siyasetinde önem kazandı. İskender’in ölümü üzerine Kudüs, Ptolemaios I. Soter’in payına düştü. İÖ 198’de ise I. Selevkos Nikator’un soyundan gelen hanedanın eline geçti. Bu dönemde pagan Yunan etkisinin güçlenmesi ve Selevkos kralı Antiokhoş IV. Epiphanes’in Tapmak’a saldırması (İÖ 168) dinlerine sıkı sıkıya bağlı Kudüslülerin İÖ 167’de ayaklanmasına yol açtı. Ayaklanma sonucunda Selevkoslar kovuldu ve Hasmon hanedanı kuruldu.

Roma egemenliği.

İÖ 63’te Pompeius, Kudüs’ü ele geçirdi. Yahudi kavmiyetçiliğiyle Roma arasındaki çatışma, Büyük Herodes’in izlediği ustaca politikalarla engellendi. İÖ 40’ta Roma Senatosu, kendini Celile valisi ilan etmiş olan Herodes’i Yahuda kralı yaptı. Herodes’in 36 yıllık hükümdarlığı sırasında Kudüs büyük bir gelişme gösterdi ve genişledi. Dinin ve zorunlu haccın merkezi, hükümdarın ve Sanhedrin’in (Yahudi yaşlılar kurulu) bulunduğu yer olarak, Helenistik dünyanın büyük bir metropolüne dönüştü. Romahlar, Herodes’in oğlu Arkhelaos’u krallıktan indirdiler ve kendi valilerini atadılar. Kudüs’ün beşinci Romalı valisi Pontius Pilatus, Hz. İsa’yı ölüme mahkûm eden karan çnaylamasıyla tanınır.

İS 66’da Yahudiler Roma’ya karşı ayaklandılar. 70’te Romalılar kente girip Tapınak’ la birlikte neredeyse her yeri yıktılar. 130’da kent bir ölçüde yeniden iskân edildi. Yahudiler 132-135 arasında Roma’ya karşı gene ayaklandılar. Hadrianus burada Roma tarzında bir kent oluşturmaya girişti. Onun uyguladığı planın ana çizgileri 20. yüzyıla değin ulaşmıştır.

Constantinus (Büyük) 313’te Hıristiyanlığı resmen tanıdı. Constantinus’un annesi Azize Helena’nın 326’da Kudüs’e giderek Gerçek Haç’ı bulması, ünlü tapmakların inşa edilmesine yol açtı ve böylece kentin Hıristiyanlığın kutsal merkezi olarak geliştiği yeni bir dönem başladı. Bu dönem 614’teki Sasani istilasında Kudüslülerin kılıçtan geçirilmesi ve kiliselerin yıkılmasıyla kapandı.

638’de Hz. Ömer Kudüs’ü aldı. 691’de Abdülmelik bin Mervan, Kubbetü’s-Sahra’ yı inşa ettirdi. Bu dönemde kent eski önemini kazanamadıysa da, Emeviler ve Abbasiler Hıristiyanlara ve Yahudilere karşı ılımlı bir siyaset izlediler. 969’da Kudüs Fatımilerin eline geçti. 1010’da Halife Hâkim, Hıristiyan tapınaklarının yıkılmasını emretti. 1099’da kenti Haçhlar ele geçirdiler ve bir krallık kurdular. Yahudilerle Müslümanlara kenti yasaklayan Kudüs Krallığı’na 1187’de Salaheddin Eyyubi son verdi. 13. yüzyıl ortalarında Yahudiler yeniden kente gelerek kendi mahallelerini kurmaya başladılar. 1517’de I. Selim’in (Yavuz) Kudüs’ü fethetmesiyle 400 yıllık OsmanlI egemenliği başladı. I. Süleyman (Kanuni) döneminde kent büyük bir gelişme gösterdi; yeni surlar, medreseler, imarethaneler yapıldı.

Mısır valisi Mehmed Ah Paşa’nın (Kavalah) oğlu İbrahim Paşa 1831’de Kudüs’ü ele geçirdi ve bir dizi reform gerçekleştirdi. OsmanlIlar kenti 1840’ta geri aldılar, ama bu reformları sürdürdüler. 1887’de Kudüs belediyesi oluşturuldu. Bu arada Avrupa devletleri kentte konsolosluklar açtılar. Doğu Avrupa ülkelerinden göçlerle gelen Yahudiler nedeniyle kentin demografik yapısı değişti. 19. yüzyıl ortalarından sonra nüfusun çoğunluğu Yahudiierden oluşmaya başladı.

Tarih

Kudüs’ün fırtınalı bir tarihi vardır. Bir zaman­lar Mısırlıların yönetimi altında kalan kenti, İÖ 1000 dolaylarında ele geçiren Hz. Davud, Kudüs’ü Yahuda Krallığı’nın başkenti yaptı. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman İÖ 957’de burada Kudüs Tapınağı’nı kurdu. Daha son­raki yüzyıllarda Kudüs birçok kez saldırıya uğrayarak yakılıp yıkıldı. İÖ 63’te Roma İmparatorluğu’nun koruması altına giren kentte büyük çapta bayındırlık girişimleri başlatıldı. Ne var ki, İS 66’da Romalılara karşı bir ayaklanma başlayınca kentin büyük bir bölümü Roma ordusunca yıkıldı. Yahudilerin İS 132’de ikinci kez ayaklanışı üzerine Kudüs’ü yerle bir eden Romalılar, Yahudilerin girmesinin yasak olduğu yeni bir kent kurdular. 614’te Sasaniler’in saldırısına uğ­rayan ve yeniden yıkılan Kudüs, Hz. Ömer’ in halifeliği sırasında Arapların eline geçti ve uzun bir süre Arap yönetiminde kaldı. 10. yüzyılda Fatımiler Kudüs’ü ele geçirdi. 130 yıllık Fatımi egemenliğinden sonra 1099’da kenti yağmalayan Haçlılar, Kudüs Krallığı’nı kurdu. 1187’de Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü ele geçirdi. 13. yüzyıl ortalarında Yahudiler yeniden kente gelip yerleşmeye başladı.

1516’da Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’ü almasıyla kent Osmanlı egemenliğine girdi. Kanuni Sultan Süleyman eski kentin surları­nın büyük bölümünü yeniledi. 1918’de İngiliz birliklerinin işgal ettiği Kudüs, İngiliz manda yönetimine bırakılan Filistin’in başkenti oldu. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Mil­letler Kudüs’ü uluslararası bir kent durumuna getirmeyi önerdi. Bu karara İsrail ve bölgede­ki Arap devletleri karşı çıktı. 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşundan sonra İsrail, kentin batı bölümünü topraklarına kattı. Surlarla çevrili eski kent ve tarihsel Yahudi yapılarının bulunduğu doğu bölümü Arapların elindeydi. 1950’de İsrail Kudüs’ün batısının ülkenin başkenti ve yasama organı knesset’mmerkezi olduğunu ilan etti. 1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nda, kentin 1948’den beri Ürdün’ün elinde olan doğu bölümü de İsrail’in eline geçti. İsrail bütün kenti başkent ilan etti. Ne var ki, başta Arap devletleri olmak üzere dünyada pek çok devlet bunu tanımadı.

Eski Kent

Sarp tepeler ve vadilerle çevrili yüksek bir düzlük üzerinde kurulu olan eski kent, kaba­ca her kenarı 1 km uzunluğunda bir kare biçimindedir. Dört yanını çevreleyen surların büyük bölümünü 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman eski surların üzerine yaptırmıştır. Eski kentte Müslüman, Hıristiyan, Ermeni ve Yahudi mahalleleri ile çok sayıda tarihsel yapı bulunur. Güneydoğu köşesinde Tapınak Dağı adı verilen yüksekçe bir düzlük vardır. Müslümanların Hare mü Şerif adını verdiği Tapınak Dağı’ndaki en önemli yapıt Hz. İbrahim’in kurban kestiğine inanılan Sahra (Hacer-i Muallak) adlı taşın üzerini örtecek biçimde yapılmış olan Kubbetü Sahra’dır. Tapmak Dağı’nın 25 metre batısında Kudüs Tapınağı’nın batı du­varlarının kalıntıları görülür. Ağlama Duvarı adı verilen bu kalıntılar, Yahudilerin dua etmek için geldikleri, kutsal bir yerdir. Hz. Muhammed’in miraç gecesi göğe çıktığına inanılan Mescid-i Aksa da Tapınak Dağı’nın güneyinde bulunur.

Eski kentteki Hıristiyan kutsal yapıları arasında en önemli olanı Kutsal Kabir Kilise-si’dir. Kuzeybatıda bulunan bu kilise, Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra gömüldüğü­ne inanılan yerde yapılmıştır. Hıristiyan dini­ni kabul eden ilk Roma imparatoru olan I. Constantinus’un 330 yıllarında yaptırdığı bu yapı, daha sonraları birkaç kez onarıldı. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki son saatle­rini geçirdiği Zeytin Dağı eski kentin doğu surları dışındadır. Hıristiyan inancına göre Hz. İsa Zeytin Dağı’nın eteklerindeki Getse­mani Bahçesi’nde tutuklanmış ve yargılanma­ya götürülmüştü. Getsemani Bahçesi’nde baş­layıp Kutsal Kabir Kilisesi’ne uzanan yolun, Hz. İsa’nın çarmıhını sırtında taşıyarak geçtiği yol olduğuna inanılır.

Modern Kudüs

  1. yüzyıl ortalarına kadar Kudüs kenti tümüy­le surların içinde yer alıyordu. O yıllarda eski kentin batısında Tel-Aviv-Yafa’ya giden yol boyunca Yahudi göçmenlerin kurduğu yeni mahalleler gelişmeye başladı. Böylece Kudüs’ün batı bölümü yeni yapıların ve çeşitli işyerlerinin yer aldığı modern bir kent duru­muna geldi. Kudüs’te elmas kesimi, basın yayın, mobilya, kimyasal madde ve dokuma sanayileri ön plandadır. Ayrıca turist ve hacı adaylarının çokluğu kentte turizmin gelişme­sine yol açmıştır. Kudüs İbrani Üniversitesinde başka ülkelerden de gelen pek çok Yahudi öğrenci öğrenim görür.

Şeria Bölgesi

Şeria Irmağı’nın batı yakasın­daki yamaçlarda, Kudüs’ün 8 km güneyinde eski Beytlehem kenti yer alır. Beytlehem, kireç badanalı kerpıc ya da taş evleriyle, Doğu Akdeniz ülkelerinin belirgin yapı özel­liklerini taşımaktadır.

Kentin çevresinde tahıl, incir, zeytin ve üzüm yetiştirilir; yamaçlarda koyun ve keçi beslenir.Hıristiyanlar, Kutsal Kitap’ta (Tevrat-İncil) adı geçen bu kentin Hz. İsa’nın ve Davud peygamberin doğum yeri olduğuna inan­maktadır Beytlehem, Hz. İsa’nın doğum yeri olması nedeniyle, Nasıra (Nazareth) ve Kudüs gibi, Katolik, Protestan ve Rum Ortodokslar’ca hac kenti olarak kabul edilmiştir. Roma’nın ilk Hıristiyan İmparatoru I. Constantinus’un annesi, Hz. İsa’nın doğduğu sanılan kent yakınlarındaki mağaranın üzerine bir kilise yaptırmıştır.

Kudüs Krallığı’nı kuran ilk Haçlı Seferi’nin önderi I. Baudouin 1100’de bu kilisede taç giydi. Kent, 1187’de Kudüs Krallığı’nın düş­mesinden sonra Araplar’ın ve Türkler’in yö­netimine geçtiyse de, Hıristiyan dünyası için önemini her zaman korudu. Beytlehem, I. Dünya Savaşı sırasında Türkler’den geri alı­nınca, Filistin topraklarıyla birlikte İngilte­re’nin koruması altına verildi, ama 1948′ de yeniden Ürdün topraklarına katıldı.
1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nın sonunda.İs rail, Ürdün’ün Batı Şeria bölgesi ile birlikte Beytlehem kentini de ele geçirdi.

Sakarya’da Akıllı Tarım Projeleri Hazır Uygulama Yok

Sakarya’da  Akıllı Köy Projeleri  Hazır Uygulama  Yok

Türkiye’de bir ilk Sakarya Ziraat Odası’nın projesi olan Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezinin  Kurulması için  5  yıl  önce  başladıklarını  Yerel  Unsurların  destek  vermemesi üzerine  hayata  geçmediğini  açıklayan  Ziraat  Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu,Ziraat Odası Delegesi Ahmet Köprülüoğlu  ile birlikte  Akıllı köy’de  incelemelerde  bulundular.

Ziraat  Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu,” Günümüzde tarımsal üretimde verim kayıplarının önüne geçmek ve sürdürülebilir karlılığı arttırmak, nitelikli bilgi ve teknoloji kullanımı ile mümkün. Gelişmiş ülkeler ve büyük çiftlikler bunu yaparak sürdürülebilir bir karlılığı sağlarken, ülkemizdeki aile işletmeleri dağınık yapısı ve teknolojinin yüksek maliyetleri yüzünden teknolojiye ve nitelikli bilgiye uzak kalıyorlar.Biz  Sakarya  ilinde  çok  güzel  proje  Hazırladık.Ancak  Adım atan  olmayınca  hayata  geçmedi.

TABİT Akıllı Tarım Teknolojileri A.Ş Proje Koordinatörü Murat Çakır” Akıllı köy işte tam bu noktada, aile işletmeleri şeklinde tarımsal üretim yapan çiftçilerimize rol model olarak oluşturulmuş bir demostrasyon alanı olarak tasarlandı.

Türkiye de bulunan genel köy yapısına uygun, tarımsal üretim faaliyetleri süren bir köy seçildi. Bu köyün proje başlamadan önceki ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri akademik bir çalışma ile belirlendi. Çiftçilerin verimlilikleri, karlılıkları, sosyal yaşamları, köyden kente göç oranı, askere ve okul için şehire gidenlerin geri dönüş sayıları kayda alındı.

Bir sonraki aşama ve aşamalarda bu köye “nitelikli bilgi” ve “tarımsal teknolojileri” deyim yerindeyse giydireceğiz. Hem bitkisel üretim hem hayvansal üretimde teknoloji kullanımının yanında, çiftçilerin sosyal hayatına da dokunan projeleri bu alanda gerçekleştiriliyor ve değişim 3 er aylık periyodlar ile raporlanmaya devam ediyor.

Bu çalışma sırasında ortaya çıkan bürokratik engel ve engellemeler, köylünün yaşam ve tarımsal üretim şeklini değiştirmekteki direnç noktaları, yaşanan her türlü zorluk ve çözümler, bu köyün modellenmesine faydalı olur düşüncesi ile kayıt altına alınıyor.

Geleneksel tarım yöntemleriyle ileri teknolojiyi bir araya getiren yeni nesil bir kırsal yaşam modeli.

Vodafone

Akıllı Köy ile

Neyi Amaçlıyoruz

Tarımsal üretimde verimliliği bilgi ve iletişim teknolojileriyle artırmak

Gençlere çiftçiliği sevdirerek göç ve işsizliğin önüne geçmek

Diğer köylere de dijitalleşmenin yayılmasını sağlamak

Dünyadaki en yeni tarım teknolojilerini kullanmak

Vodafone Akıllı Köy’ü uluslararası tarım teknolojisi üssüne dönüştürmek ve diğer ülkelere örnek bir proje hâline getirmek

Ekonomik Hedefler

  • Bitkisel üretim maliyetlerinde en az %20 tasarruf

  • Hayvancılık maliyetlerinde en az %22 tasarruf

  • Hayvancılıkta %30 gelir artışı

  • Toplam üretimde %10 artış

  • Bu bilgiler ışığında 2 yılda hane başına yıllık 40.000 TL gelir artışı

Çevresel ve Sosyal Hedefler

  • Tarımsal sulama ile en az %20 su tasarrufu

  • Yanlış ilaçlama ve gübrelemeden oluşan toprak ve su kirliliğini önlemek

  • Kırsalda yaşam kalitesinin artması

  • Sürdürülebilir ekonomik güçlenme

Vodafone Akıllı Köy Nerede?

Ülkemizdeki bitkisel çeşitliliğin %93’üne sahip

Aydın’ın Koçarlı ilçesi Kasaplar Köyü’nde.

Köy, bu projede en hızlı sonuç verebilecek

köylerden biri olduğu için seçildi.

Ayrıca iş ortaklarımız ve teknoloji sağlayıcı firmaların

yaptıkları yatırımları, hedefine ulaştıracak ideal

bir saha oluşturuyor.

Vodafone Akıllı Köy’deYeni Nesil Tarım Nasıl Olacak?

  • MERACILIK

Mera münavebeli ekim, sürü yönetimi, hayvan hastalık ve kızgınlık takip sistemleri, akıllı kapı, güvenlik sistemi, hayvan kaşıma aparatları, toplu sağım ve hayvan sahiplerine anlık veriler ileten sistemler kullanılarak verim artacaktır.

  • ARICILIK

Vodafone Akıllı Köy’de hem arıcılık hakkında eğitimler verilecek, hem de son teknoloji sistemlerle kurulacak Arıcılık takip otomasyonu ile veriler alınacak. Arıcılık ajandası ile doğru zamanda doğru çalışmalar yapılması sağlanacak, GPS takip sistemi ile tüm bu bilgiler çiftçilerimizin akıllı telefonlarından takip edebilecekleri sistemlere aktarılacak.

  • SERACILIK

Seralarda IoT aracılığıyla seradaki hava, nem, su ve vitamin durumları takip edilip, gerektiğinde ayarlama yapılabilecek. Her türlü fonksiyon ekranlardan takip edilerek gerektiğinde müdahale edilebilecek. Bu özellik sayesinde seraya günlerce hiç uğramadan kontrol sağlanabilecek.

  • TAVUKÇULUK

Vodafone Akıllı Köy’de Tavukçuluk sektörünün geliştirilmesi, verimliliğin artırılması yolunda gerekli olan bilgi ve teknolojilerin desteği ile mümkün olacaktır. Tavuk refahının artırılması ile hayvan haklarına saygılı ve yemden sofraya kadar gıda güvenliği sağlanacak.

  • MEYVECİLİK

Tarımsal meteoroloji, erken uyarı sistemi, meteoroloji direği ve yazılımı, sulama ve gübreleme otomasyonları, akıllı gübre yönetimi, hassas ilaçlama, rekolte tahmin ve izlenebilirlik yazılımları ile işçilik ve girdi maliyeti düşük, verimi yüksek, kalıntısız ve sağlıklı ürün yetiştirilmesi sağlanacak.

  • TÜL ALTI YETİŞTİRİCİLİK

Nethouse sistemi ve ona bağlı teknolojiler ile izleme merkezinden gözlemler ve çalışmalar yapılarak verimlilik artışı takip edilecek ve programlar çiftçilerle paylaşılarak yaygınlaşması sağlanacak.

  • TEKNOLOJİ MERKEZİ

Tarımsal otomasyonlar, karar destek çözümleri ve tarımsal yazılımlar bu merkezde birleştirilecek ve çiftçi deneyimlerinin yüksek teknolojiyle sentezlenerek kırsal alandaki verimliliğin artırılması hedeflenecek.

  • EĞİTİM & SPOR

Çocuk kulübü, kadın eğitim merkezi, çiftçi eğitim merkezi ve deneyim atölyeleri sayesinde köy halkının refah düzeyinin artırılması hedeflenecek. Ayrıca kurulacak olan halı saha, voleybol sahası ve basketbol sahası sayesinde de insanların spor olanaklarına sahip olmaları sağlanacak.

SAKARYA   2014

Türkiye’de sadece Sakarya’da olacaktı

Projeyi Sakarya Ziraat Odası hazırladı

Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezi projesinin hayata geçirilmesi için çalışmalara başlandı. Sakarya Ziraat Odası tarafından hazırlanan projenin bin 200 dekar büyüklüğünde bir alanda hayata geçirilmesi planlanıyor.

Konu ile ilgili olarak bilgiler veren Sakarya Ziraat Odası başkanı Hamdi Şenoğlu, Sakarya ve yakın çevresinden gelebilecek çiftçilerin eğitim düzeyini yükseltmek, entansif (yoğun) tarıma hazırlamak, ara eleman yetiştirmek ve teknik eleman hizmet içi eğitimi vermek, aynı zamanda üniversite ile işbirliğine giderek hem akademik destek almak, hem de yüksek okul öğrencilerine uygulamalı staj vermek amacıyla böyle bir proje hazırladıklarını söyledi.

Arazinin büyüklüğü 1200 dekar

Şenoğlu, Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezi projesinin ‘Dernek Kırı’ merasında uygulanmasının planlandığını ifade ederek projenin detayları ile ilgili şu bilgileri verdi: “Arazinin büyüklüğü bin 200 dekar. 1999 yılı depreminde geçici konutların yapıldığı alan. Arazinin bir bölümünde TMO depoları bulunuyor. Son hazırlanan çevre nazım planında tarıma ayrılan bölgenin ortasında. Adapazarı ilçesine 7-8 km. mesafede. Dünyada sadece Nil nehri kıyılarında dar bir bölgede bulunan, bir de Akova’da bulunan derin bir alüvyon toprağa sahip ve toprak derinliği 800-1000 metre arasında.”.

Örnek projeye destek bekliyoruz

Hamdi Şenoğlu, hayata geçirildiğinde bu projenin Türkiye’de örnek olacağını belirterek, burada aynı zamanda modern tarımın uygulamalı olarak yapılmasının da sağlanacağını söyledi.

Şenoğlu, proje ile ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası gibi kurum ve kuruluşlarla görüşmelerin devam ettiğini de ifade ederek alan çalışması tamamlanan bu projenin 5-6 milyon liralık bir bütçe ile 2 yılda hayata geçirilebileceğini söyledi.

Sakarya’da Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezinde; 50 yatak kapasiteli misafirhane, 150 kişilik konferans salonu,30 kişilik toplantı salonu, laboratuvar, yemekhane ve idare ofisler, özel hal binaları, botanik bahçe, meyve ve sebze plantasyon sahaları, seralar, dış mekan süs bitkileri, tarla bitkileri, yem bitkileri, biogaz tesisi, süt sığırcılığı ve süt sığırcılığı yetiştirme alanları ile tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği alanları bulunacak.

Kültür ve Tarih Burada

Kültür ve Tarih Burada

Tren Müzesi

Aziziye Restoran, Türk mutfağının lezzetlerini, Avrupa’nın ilk tren müzesinin içinde sunan, özgün bir tesistir. 600 kişilik nostaljik trenleri ve açık alanı ile Kuşadası’nda seçkin bir ortam arayanlara yöresel lezzetler sunan tesis, bölgenin kendine has değerlerinden birisidir.

Aziziye Restoran, tarihe tanıklık etmiş Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan, İsveç ve Çekoslovak yapımı 30 buharlı lokomotif ve dünyada sadece 2 tane bulunan ve odunla çalışan İngiliz yapımı bir lokomotifin yanı sıra 4 vinç, su pompaları, motorin taşıma tankı, 1 açık ve 1 kapalı yolcu vagonu, su cenderesi, tamir atölyesi, 1850 yılından kalma bir tuvaleti ve 900 metre uzunluğunda eski tüneli ile tarihe açılan eşsiz bir tren müzesini barındırmaktadır. Müze Türkiye’nin ilk demiryolu olan İzmir-Aydın demiryolunun (inşaası 1866-1976) Çamlık Köyü’nden de geçmesi dolayısıyla kurulmuştur.

Ayrıca atatürk de 1936 yılında beyaz tren ile gelerek Çamlık Köyü’nde konaklamıştır. Müzede Atatürk’ün tren seyahatlerinde çekilmiş fotoğraflarının yer aldığı bir oda hazırlanmıştır.

Geniş bir alana sahip olmakla beraber çocuklar için oyun parkı ve uzun yürüyüş yolları mevcuttur.

Türkiye Vagon Sanayi Anonim Şirketi, bilinen ismiyle TÜVASAŞ, Adapazarı merkezli vagon üreticisidir. TÜVASAŞ TCDD raylı sistem taşıtlarının imalatı, yenilenmesi ve tamirinden sorumludur ve tamamı TCDD’ye ait Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bağlı yerli bir üreticidir

1951’de o zamanki adıyla Vagon Tamir Atölyesi olarak kurulan TÜVASAŞ TCDD’nin filosundaki araçların tamirini gerçekleştirmiştir . Günümüzde TÜVASAŞ Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticisi haline gelmiştir. Mithatpaşa’da merkezi olan şirket’in TVS2000 en önemli üretimidir.


Kültürel ya da tarihsel değeri olan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerlere müze adı verilir. Müzeler toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Yüzyıllar boyunca toprak altında saklı kalmış tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılarak sergilenmesi toplumu oluşturan bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarına olanak sağlar. Ayrıca müzeler toplumu aydınlatmak amacıyla insan soyunun gelişimi doğa olaylarının oluşumu ve teknolojinin geçirdiği değişim gibi konularda araştırmalar yapan bilimsel merkezlerdir.
Müzenin Amacı
Müzeler tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları bilim ve sanat açısından inceleyerek hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak amacını taşıyan kurumlardır. Müzelerde bulunan nesnelerin anlam ve önemi müze içinde ve dışında yazılı ve sözlü olarak ayrıca rehber eşliğinde yapılan gezilerle açıklanır. Böylece ziyaretçilerin müzede yer alan eserler hakkında ayrıntılı bilgi edinmeleri sağlanır. Sergiledikleri geçmişe ait eserlerle ülkelerin ulusal değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunan müzeler aynı zamanda etkin katılım ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan eğitim kurumlarıdır.

Sendika, Sendikacılık Beyhude Uğraş

Sendika, Sendikacılık Beyhude Uğraş.  İnadına Mustafa Kemal, İnadına Atatürk’;

          ULAŞIM-İŞ Sendikası Genel Örgütlenme ve Genel Başkan Yardımcısı Cihad KORAY” Sendikacıların  Politikacılara benzer yanları bolcadır. En belirgin ortak yanları ise politikacılar gibi  fazladan bir iki üye yapma pahasına  yerine getiremeyecek ölçülerde taahhütlerde ve vaatlerde bulunmalarıdır. Özellikle yetki ayları  bu tavırların zirve yaptığı dönemlerdir. Bol keseden dağıttıkları  taahhüt ve vaatleri  yetkiyi aldıklarında yerine getiremeyince başarısızlıklarının üstünü çeşitli gerekçeler ile örtmeye ve  sürdürebilirliğİ  için   zamana  yaymaya çalışırlar. Yetkiyi alamayanlar için gerekçe aramaya dahi gerek yoktur. Yetkili değiliz sözünün arkasına saklanırlar..  Hatta bize yetkiyi vermediniz diye birde sitemde bulunurlar.

            Oysa mevcut 4688 sayılı Sendika kanunu masada hangi sendika yetkili olursa olsun hükumetin isteği dışında bir sözleşme imzalanmasını mümkün  kılmamaktadır.  Yetkili sendika olsanız ne olur, olmasanız ne olur. En fazla şerh koyarsınız  sonra  konu 6 üyesinin hükümletin atadığı 11 kişiden oluşan hakem kuruluna gider .  İnanın çalışanların lehine hiç bir şey değişmez..

              Bu ülkede mevcut sendika kanunları ile  gerçek manada sendikacılık  yapmanın mümkün olmadığı için çoğu 60 şına merdiven dayamış arkadaşlarımla birlikte  sendikal sistem içinde  Atatürk’ün kurduğu devlete, Cumhuriyete  ve  onun ilkelerine bağlı demokrat insanların bir araya gelebileceği bir çatı açmak için 2 yıl evvel ULAŞIM-İŞ sendikasını kurduk.  Kamuda Mustafa Kemalin Askerleriyiz sözü ile düşüncemizi taçlandırdık. Ne kadar doğru bir iş yaptığımızı 16 Nisan sürecinde ve özellik lede  23 Nisan Ulusal Bağımsızlık ve Çocuk bayramında yaşananlarda gördük.

             Devletin 1.2.3. ncü makamlarında oturanların Bayram mesajlarında ATATÜRK’ün adı bir kez olsun geçmiyor. Anıtkabir’de ki törene  onun kurduğu meclisin başkanı ve koltuğunda oturan kişi katılmıyor. Meclis başkanı 23 Nisan özel oturumunu Atatürk’ün adını anmadan açıyor. TV Kanallarının bazıları ekranlarına  Atatürk’ün resmi olmayan  bayrak  koymakla yetiniyor. Kimiside logosunun yanına ve küçük şekilde koyarak saygısızlığını ilanen sergiliyor

          ATATÜRK’ün adını koyduğu bayramda ATATÜRK ‘ün adı siliniyor. Yok sayılıyor..   Bunlar 16 Nisan sonrası  ülkemizin  siyasal sistemi ile birlikte Atatürk’süz  yeni Türkiye’nin kuruluşuna yönelik değişimin ve dönüşümün belirtileri değildir de ne dir ki? Belli ki,  çok güvendikleri sandıkta tehlikeyi görünce ellerinde ki kamu gücünü kullanarak dönüşümü hızlandırmaya yöneldiler.

Kafalarda ki dönüşüme 16 Nisanda açıkça  hayır  diyeceğimizi açıkladık. Bundan sonrada  Atatürksüz Türkiye’nin  kurulmasına hayır diyecek bütün yurt severler bir çatı altında toplayarak mücadelemizi  sürdüreceğiz. Onun emanetini sonuna kadar savunacağız. Bunun için, bizimle kol kola  yürüyecek onurlu ve cesur insanlar ı bir araya getirmek için bu sendikayı kurduk.

          Arkadaşlar zordur bizimle bu yolda kol kola yürümek, Yahya kaptanın, Sütçü İmamın, Eşref beylerin,  kara Fatmaların , Halime Çavuşların  cesaretini gösterecek yüreğe sahip olmak gerekir. Korkmanın yararı olmadığını, korktukça vazgeçeceğimizi,  vazgeçtikçe kaybedeceğimizin bilincinde olanlar bizimle aynı yolda yürüyebilirler.   Yüreği yeten cesur ve onurlu kendini Atatürkçü olarak nitelendiren yurtseverleri aramıza katılmalarını bekliyoruz..

Vali Çakacak, Mersin Çocuk Festivali’nde Çocuklarla Bir Araya Geldi

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ilki gerçekleştirilen Mersin Çocuk Festivali Vali Özdemir Çakacak’ın katılımıyla başladı.

CNR Expo Fuar Alanında düzenlenen festivale Vali Çakacak’ın yanı sıra, Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, il protokolü, vatandaşlar ile çok sayıda çocuk katıldı.

Çocukların gönüllerince eğlendiği festival alanında kurulan stantları gezerek, görevlilerden bilgi alan Vali Özdemir Çakacak, çocuklar tarafından sergilenen gösterileri de ilgiyle izledi. Çocukların yoğun sevgi gösterileriyle karşılaşan Vali Çakacak, festival alanında kurulan oyun parklarını gezmeyi de ihmal etmedi.

Palyaçolar ve maskotların da renkli görüntüler sergilediği festivalde tüm çocuklarla yakından ilgilenen ve sohbet eden Vali Çakacak, onlarla bol bol fotoğraf çektirdi.

Narlıdere’de 23 Nisan doyasıya kutlandı

Narlıdere’de 23 Nisan doyasıya kutlandı

Narlıdere’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkuyla kutlandı.  Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, temsili 23 Nisan Başkanı İhsan Çelikten Orta Okulu 5. sınıf öğrencisi Defne Kaleli ile birlikte Başkanlık makamında gerçekleştirilen etkinliğin ardından Demokrasi Meydanında düzenlenen resmi törenlere ve hemen sonrasında Narlıdere Belediyesinin düzenlediği ’23 Nisan Çocuk Şenliği’ etkinliklerine katıldı.

Yılmayacağız, korkmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz

Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, 23 Nisan sabahı ilk etkinlik olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu bıraktığı İhsan Çelikten Orta Okulu 5. sınıf öğrencisi Defne Kaleli ile birlikte başkanlık makamında belediye bürokratlarının tam kadro katıldığı bir temsili toplantı gerçekleştirdi. 23 Nisan başkanı olarak Başkan Batur’un koltuğuna oturan minik Defne özellikle çocuklar için parkların yapılması, satranç, voleybol gibi faaliyetlerin gerçekleşeceği alanlar ve ortamların oluşturulmasını istedi. 23 Nisan başkanı taleplerini anlatırken belediye başkanlığına aniden giren minik bir kırlangıç kuşu herkesi heyecanlandırdı. Minik kuşun bir rahatsızlığı olmadığı anlaşılınca günün sürprizi olarak gelen minik misafir tekrar mavi göklere salındı. Başkanlık makamında hazırlanan temsili başkanlık etkinliğinin sonunda minik başkan Defne’ye günün anısına bir saat hediye eden Başkan Batur, 23 Nisanı daha iyi anlamak için herkesin yanı başında bulunması gereken NUTUK armağan etti. Başkanlık makamında gerçekleşen etkinliğin ardından  Başkan Batur ve minik başkan Defne, Narlıdere Demokrasi meydanında düzenlenen resmi törenlere katıldı. Narlıderelilerin yoğun ilgi gösterdiği resmi törenlere Narlıdere Kaymakamı Hayrettin Çiftçi, Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, CHP PM üyesi Mustafa Moroğlu, CHP İlçe Başkanı Şahin Fırat,  İlçe Milli eğitim müdürleri, öğretmenler, öğrenciler  ve Narlıdereliler katıldı. Resmi törenlerin ardından Narlıdere Belediye Başkanlığı, siyasi parti temsilcileri, Sivil toplum kuruluşları, yöre dernekleri, Muhtarlar ve Narlıderelilerin katılımıyla düzenlenen 23 Nisan çelenk sunum töreni gerçekleştirildi. Minik bir öğrencinin günün anlamına özel olarak hazırladığı ‘ Atatürk’ü anlamak ‘ şiiri ise tören alanını dolduranları duygulandırdı. Şiiri tamamlayan minik kızı tören alanı coşkuyla alkışladı.  Çelenk sunumunun ardından tören şeref defterini imzalayan Başkan Batur, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma gerçekleştirdi. Başkan Batur günün anlam ve öneminden bahsederken 16 Nisan sonrasında işaret ederek ‘bizim için Çanakkale’de geçilmez Üsküdar’da’ dedi. Batur “Bizlerde çocuklarımıza özgür, tam bağımsız ve güçlü bir Türkiye bırakmak için var gücümüzle çalışırken, bugünün çocukları,  yarının büyükleri olacak çocuklarımıza inancımız tamdır. İçinde bulunduğumuz günlerde cumhuriyetin temel taşlarını yıkmak ve yok etmek için caba gösterenler unutmamalıdırlar ki bizler cumhuriyeti ve onun değerlerini korumak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. konu ülkenin geleceği olduğunda dini, mezhep ve inancı, etnik kökeni ve siyasi görüşü ne olursa olsun, tek bir yürek olup haksızlığın karşısında çelik bir duvar gibi durduğunu 16 Nisan’da bir kez daha gördük. Bizim için Çanakkale’de geçilmez, Üsküdar’da. 16 Nisan’da zafer kazandık zannedenler şunu iyi bilsinler ki; biz ne atamızdan ne bize emanet ettiği cumhuriyetten asla ve asla vazgeçmeyeceğiz. Mücadeleye kaldığımız yerden, bıraktığımız noktadan devam edeceğiz. parlementer sistemi kurup bize emanet eden çocuklarımıza bugünü emanet eden sevgili atam: sana söz veriyoruz. Yılmayacağız, korkmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Çocuklar gönüllerince eğlendiler

Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, Çelenk sunumunun ardından Narlıdere’nin çocuklarının 23 Nisanı doyasıya yaşaması için Narlıdere Demokrasi meydanında düzenlenen Çocuk şenliğine katıldı. Narlıdere Belediyesinin düzenlediği Çocuk şenliği tüm çocukların buluşma noktası haline geldi. Narlıdere demokrasi meydanını dolduran çocuklar ve veliler güneşli güzel ve eğlence dolu bir gün geçirdiler. Kostümlü kahramanlar, tahta bacak showları, ücretsiz ikramlar ve daha birçok sürpriz alana gelen miniklerin beğenisine sunuldu. Narlıdere demokrasi meydanında düzenlenen çocuk şenliğine katılan çocukları 23 Nisanı doya doya yaşadılar.