kategori Arşivleri: Güncel

Göynüklüler Kadir Gecesi İftarda Buluştu

Göynük Belediyesi’nin Kadir Gecesi dolayısıyla düzenlediği geleneksel iftar yemeğinde Göynükler aynı sofrada buluştu. Belediye Meydanı’nda yoğun katılımla gerçekleşen iftar yemeğinde yaklaşık bin 200 kişi akşam ezanının okunmasıyla, hep birlikte dua ederek oruç açtı. İftar yemeğinin yanı sıra özel bir program da Göynüklülerle buluştu. İftarın ardından Gazi Süleyman Paşa Camii’nde kılınan teravih namazı sonrası yapılan Sakal-ı Şerif ziyaretinde duygu dolu anlar yaşadı. Göynük Belediye Başkanı ve İpek Yolu Belediyeler Birliği (İPEKBİR) Başkanı Kemal Kazan, artık bir gelenek halini alan Kadir Gecesi iftarında Göynük halkıyla buluşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin ve ziyarete açılan Sakal-ı Şerif’in, Göynükümüze bereket, huzur ve saadet getirmesini diliyorum” dedi.

DİYAR-I AKŞEMSEDDİN’DE İFTAR COŞKUSU

Göynük Belediye Başkanı ve İpek Yolu Belediyeler Birliği (İPEKBİR) Başkanı Kemal Kazan’ın ev sahipliğinde düzenlenen iftar programına Bolu Valisi Aydın Baruş ve eşi Nagehan Baruş, AK Parti Bolu Milletvekilleri Ali Ercoşkun ve Fehmi Küpçü, Göynük Kaymakam Vekili Efecan Şahin, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Demiröz, İl Genel Meclis Üyeleri Mustafa Bayraktar ve Mümtaz Altınbaş, İl Genel Meclis Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, İlçe daire amirleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Nurullah Muş ve ekibinin icra ettiği ilahi konseri ve semazen gösterisi geceye renk kattı.

İftar yemeğinde konukları ile tek tek ilgilenip sohbet eden Başkan Kazan, yaptığı konuşmada Kadir Gecesi’nin tüm İslam alemine hayır getirmesini dileyerek şunları söyledi:

“Diyar-ı Akşemseddin’de her yıl gerçekleştirdiğimiz ve artık bir gelenek halini alan iftar buluşmasında, Göynüklülerle bir araya getirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Akşemseddin Hazretlerinin manevi himayesinde iftar soframızın bereketini paylaşan tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. Ramazan-ı Şerif’in sona yaklaştığımız bu anlamlı günlerde manevi huzurun merkezi Göynük’ten yükselen birlik beraberlik ve kardeşlik duygularıyla bu mübarek gecenin tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Semaya açılan ellerin rahmetle dolmasını, edilen duaların, tutulan oruçların kabul görmesini Cenab-ı Hak’tan diliyorum.”

SAKAL-I ŞERİF ZİYERETİNDE DUYGULU ANLAR

İftar programının ardından misafirler ve Göynüklüler Gazi Süleyman Paşa Camiin’de teravih namazı kıldı. Namazın ardından İlçe Müftülüğü’nün organizasyonuyla sergilenen Hz. Muhammed’in (S.A.V) Sakal-ı Şerif’i ziyaret edildi. Sandık içerisinde özel cam koruma içinde getirilen Sakal-ı Şerif salavatlar eşliğinde açıldı. Dualar ve ilahilerle Sakal-ı Şerif’i ziyaret edenler duygulu anlar yaşarken, bazıları gözyaşlarına hakim olamadı.

 

Hasırcılar Mahallesinde Biçki Dikiş ve Mefruşat Sergisi Açıldı

Hasırcılar Mahallesinde Biçki Dikiş  ve Mefruşat  Sergisi Açıldı

Adapazarı  Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde 2016- 2017 Eğitim ve Öğretim yılında Hasırcılar Mahallesinde açılan , Biçki Dikiş  ve  Mefruşat  Kurslarına dönem boyunca işledikleri ürünleri sergilediler.

Dikiş Mefruşat Öğretmenleri Gülay ALP,Havva İlknur Menteşe ‘nın öncülüğünde yürütülen kursların Dikiş Mefruşat sergisi Hasırcılar Mahallesinde açıldı

Serginin açılışını Hasırcılar Mahalle  sakinleri tarafından yapıldı. Açılışa  kalabalık bir halk gurubu katıldı.

Öğretmeni  Gülay ALP” Dikiş dersleri kursumuzda dikiş meteryallerinin tanıtımları ile başlar. Dikiş meteryalleri ; dikiş makinaları, özel spesial makinaları, overlok reçme ve düz singer makinaları, iplikten kumaşa ve makasa kadar gerekli meteryalleri kapsamaktadır.

Kursta katılımcılar Çeyiz ürünleri hazırlama,Kurdele nakışı,Kırkyama ,Keçe aksesuarları yapımı,Bebek yapımı,Kumaş boyama,Nevresim takımları dikimi,Perde dikimi,Yatak örtüsü dikimi,Salon takımları dikimi,Kumaş çiçek yapımı,    İğne oyası,Boyutlu nakış,,Şiş ve tığla oyuncak yapımı ,Elde Türk işi,Elde beyaz iş, Dantel anglez,Deri çiçek yapımı, Dekoratif ev aksesuarları hazırlama gibi  birçok konuda

Eskiden ismi mefruşat olan kursun adı son bir kaç yıldır ev tekstil ürünleri hazırlama olarak değiştirildi. ev tekstil ürünleri hazırlama (mefruşat) kurslarında ev tekstiline dahil tüm ürünler çalışıldı. Nevresim takımı, pike, yatak örtüsü, mutfak önlüğü, mutfak takımı, aplikeli örtüler, masa örtüsü, runner, ve çeyiz takımı gibi aklınıza gelebilecek her türlü el emeği ev tekstili ürünleri hazırlandı.

Kursiyerlerden Saime Kılıç Parlar”Kursa katıldım. Bilmediğim  çok şeyi  öğrendim.Bizlerin  becerini arttıran Öğretmenlerimize teşekkür  ederiz.dedi.

Valiler Kararnamesi yayımlandı: 40 ilin valisi değişti

Valiler Kararnamesi yayımlandı: 40 ilin valisi değişti

Yeni yayımlanan Valiler Kararnamesi sonrası 20 ilin valisi merkeze alındı, 20 ile yeni vali atandı, 19 il valisi ise yer değiştirdi.

Bakanlar Kurulu’nda alınan kararlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı sonrası Resmi Gazete’de yer aldı. Yeni ‘Valiler Kararnamesi’ne göre, 20 ilin valisi merkeze alındı, 20 ile yeni vali atandı, 19 il valisi ise yer değiştirdi.

Buna göre, Ağrı Valisi Musa Işın, Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Samsun Valisi İbrahim Şahin ve Van Valisi İbrahim Taşyapan merkeze alınan 20 vali arasında yer aldı.

Merkez valiliğine atanan isimlerin arasında Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş da yer aldı.

Değişen valilerin listesi ise şöyle

İçişleri Bakan Yardımcısı Sebahattin Öztürk, Ağrı Valisi Musa Işın, Amasya Valisi İbrahim Özefe, Aydın Valisi Ömer Faruk Koçak, Çankırı Valisi Mesut Köse, Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, Eskişehir Valisi Azmi Çelik, Iğdır Valisi Ahmet Turgay Alpman, Karaman Valisi Süleyman Tapsız, Malatya Valisi Mustafa Toprak, Muğla Valisi Amir Çiçek, Niğde Valisi Etcan Peynircioğlu, Osmaniye Valisi Kerem Al, Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Samsun Valisi İbrahim Şahin, Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Tokat Valisi Cevdet Can, Uşak Valisi Ahmet Okur ve Van Valisi İbrahim Taşyapan, merkez valiliğine çekildi.

Kilis Valisi İsmail Çataklı İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığına, Siirt Valisi Mustafa Tutulmaz Afyonkarahisar Valiliğine, Bilecik Valisi Süleyman Elban Ağrı Valiliğine, Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger Aydın Valiliğine, Bayburt Valisi İsmail Ustaoğlu Bitlis Valiliğine, Giresun Valisi Hasan Karahan Denizli Valiliğine, Kocaeli Valisi Hasan Bahri Güzeloğlu Diyarbakır Valiliğine, Mersin Valisi Özdemir Çakacak Eskişehir Valiliğine, Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy Kocaeli Valiliğine, Zonguldak Valisi Ali Kaban Malatya Valiliğine, Şırnak Valisi Ali İhsan Su Mersin Valiliğine, Kırklareli Valisi Esengül Civelek Muğla Valiliğine, Afyonkarahisar Valisi Aziz Yıldırım Muş Valiliğine, Muş Valisi Seddar Yavuz Ordu Valiliğine, Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu Sakarya Valiliğine, Tunceli Valisi Osman Kaymak Samsun Valiliğine, Adıyaman Valisi Abdullah Erin Şanlıurfa Valiliğine, Karabük Valisi Mehmet Aktaş Şırnak Valiliğine, Elazığ Valisi Murat Zorluoğlu Van Valiliğine, Bitlis Valisi Ahmet Çınar Zonguldak Valiliğine, Merkez Valisi Mehmet Tekinarslan Kilis Valiliğine atanırken İstanbul Valiliği Vali Yardımcısı Nurullah Naci Kalkancı Adıyaman Valiliğine, Tavas Kaymakamı Osman Varol Amasya Valiliğine, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Bilmez Ardahan Valiliğine, İznik Kaymakamı Ali Hamza Pehlivan Bayburt Valiliğine, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tahir Büyükakın Bilecik Valiliğine, Mamak Kaymakamı Ali Mantı Bingöl Valiliğine, Akdeniz Kaymakamı Hamdi Bilge Aktaş Çankırı Valiliğine, Hukuk Müşaviri Çetin Oktay Kaldırım Elazığ Valiliğine, Nizip Kaymakamı Harun Sarıfakıoğlulları Giresun Valiliğine, Osmangazi Kaymakamı Enver Ünlü Iğdır Valiliğine, Mülkiye Başmüfettişi Kemal Çeber Karabük Valiliğine, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcısı Fahir Meral Karaman Valiliğine, Gaziosmanpaşa Kaymakamı Yaşar Karadeniz Kastamonu Valiliğine, Bağcılar Kaymakamı Orhan Çiftçi Kırklareli Valiliğine, Pendik Kaymakamı Yılmaz Şimşek Niğde Valiliğine, Mülkiye Başmüfettişi Ömer Faruk Coşkun Osmaniye Valiliğine, Ezine Kaymakamı Ali Fuat Atik Siirt Valiliğine, İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Ömer Toraman Tokat Valiliğine, Kadıköy Kaymakamı Tuncay Sonel Tunceli Valiliğine ve Sincan Kaymakamı Salim Demir Uşak Valiliğine atandı.

Yalova TETA Isı Yapı Market'ten Kadir gecesi mesajı

Gazi ALTAŞ  ‘dan kadir gecesi mesajı

Yalova TETA ISI&YAPI MARKET  İşletmecisi Gazi ALTAŞ  Mübarek Ramazan-ı Şerif’i uğurlamaya hazırlanırken, Kadir Gecesi’ne erişmenin heyecan ve coşkusunu yaşadıklarını belirterek, “Kur’an-ı Kerim’de, “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır’ mealindeki ayetle, bu gecenin esenlik dolu olduğuna işaret edilmektedir” dedi.

Gazi ALTAŞ  Kadir Gecesi dolayısıyla bir mesaj yayınladı. “Bu kutsal gecenin getirdiği esenlik ve selametin, tüm yurdumuzu, aziz milletimizi ve bütün insanlığı çepeçevre kuşatmasını; yeryüzünde barış ve huzura vesile olmasını diliyorum” diyen Gazi ALTAŞ  şöyle devam etti:

 “Hiç şüphesiz, bu mübarek gece, kalplerimizin kötülüklerden arınması, gönül dünyalarımızın aydınlanması, manevi huzurumuzun artması için eşsiz bir imk’n ve fırsat sunmaktadır. Aziz milletimiz, bu eşsiz fırsatın şuurunda olarak, bu gecenin feyiz ve bereketinden manen en iyi biçimde yararlanacağına inanıyorum. Bu düşünce ve duygularla aziz milletimizin ve tüm İslam dünyasının Kadir Gecesi’ni tebrik ediyor; Yüce Mevla’dan barış ve huzur içinde hepimizi Ramazan Bayramı’na da eriştirmesini diliyorum.”

  

YALOVA TETA ISI YAPI MARKET

TETA, Doğalgaz sektöründe kazanmış olduğu tecrübeyi Yalova halkına da sunmayı, kazandırarak kazanmayı ilke ve hedef edinmiştir. Teta ısıtma, soğutma, doğalgaz malzemelerini üreticiden tedarik ederek, müşterilerimize zamanında kaliteli bir hizmet sunmaya çalışmaktadır….

TETA ISI YAPI MARKET

GAZİ ALTAŞ

Fevziçakmak Mh. Şehit Ömer Faydalı Cd. No: 38/A Merkez Yalova

Telefon o226 3000016 0226 3000018 05055332685

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı Necla BAKAN 'dan kadir gecesi mesajı

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı Necla BAKAN ‘dan kadir gecesi mesajı

Genel Başkan Yardımcısı Necla BAKAN Mübarek Ramazan-ı Şerif’i uğurlamaya hazırlanırken, Kadir Gecesi’ne erişmenin heyecan ve coşkusunu yaşadıklarını belirterek, “Kur’an-ı Kerim’de, “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır’ mealindeki ayetle, bu gecenin esenlik dolu olduğuna işaret edilmektedir” dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Necla BAKAN Kadir Gecesi dolayısıyla bir mesaj yayınladı. “Bu kutsal gecenin getirdiği esenlik ve selametin, tüm yurdumuzu, aziz milletimizi ve bütün insanlığı çepeçevre kuşatmasını; yeryüzünde barış ve huzura vesile olmasını diliyorum” diyen Genel Başkan Yardımcısı Necla BAKAN şöyle devam etti:

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı Necla BAKAN

“Hiç şüphesiz, bu mübarek gece, kalplerimizin kötülüklerden arınması, gönül dünyalarımızın aydınlanması, manevi huzurumuzun artması için eşsiz bir imk’n ve fırsat sunmaktadır. Aziz milletimiz, bu eşsiz fırsatın şuurunda olarak, bu gecenin feyiz ve bereketinden manen en iyi biçimde yararlanacağına inanıyorum. Bu düşünce ve duygularla aziz milletimizin ve tüm İslam dünyasının Kadir Gecesi’ni tebrik ediyor; Yüce Mevla’dan barış ve huzur içinde hepimizi Ramazan Bayramı’na da eriştirmesini diliyorum.”

Balıktaki Cıva ALS’yi Tetikliyor mu?

Balıktaki Cıva ALS’yi Tetikliyor mu?

Yurtdışında 500 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre cıva içeren dip balıklarını tüketenlerin, tüketmeyenlere göre ALS görülme riskinin iki katına sahip olabileceği verisi elde edildi.

Çevrede doğal olarak bulunan toksik bir metal olan cıvanın yüzey balığı dediğimiz somon ve sardalye gibi balıklarda daha düşük oranda görüldüğüne dikkat çeken araştırma sonuçlarına göre deniz ürünlerini tüketirken mümkün olduğunca dip balığı olarak nitelendirilen balıklardan uzak durmamız gerekiyor. Hastane Derindere Nöroloji Uzmanı Dr. Keriman Oğuz’la ALS hakkında merak edilenleri konuştuk…

ALS kimlerde görülür?

Amiyotrofik lateral skleroz, beyin, beyin sapı ve omurilikte hücre harabiyetine bağlı olarak kaslarda zayıflık ve erimeye yol açan; Motor nöron hastalığı olarak da bilinen ALS, genellikle 40-60 yaşlar arasında ve erkeklerde daha sık görülen bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. Dünyanın her yerinde ve her kesimden insanda ortaya çıkabilir. Nüfusun yüz binde 2-6 kadarında ALS hastalığı görülmektedir.

ALS’nin sebebi nedir?

Hastalığın sebebi tam olarak bilinmese de genetik yatkınlığın da etkili olabileceği düşünülmektedir. Tüm ALS hastalarının %90’ı ailesel geçişli değildir, %10’u ise ailesel ALS hastasıdır. Genetiğin dışında tarım ilaçları ve ağır metaller gibi çevresel toksinler, viral enfeksiyonlar ve kişilerin bağışıklık sisteminin kendi vücut antikorlarını yabancı olarak algılayarak ona göre reaksiyon göstermesi yani otoimmüniteden kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle son yıllarda Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre cıva içeren dip balıklarını tüketenlerin, tüketmeyenlere göre ALS görülme riskinin iki katına sahip olabileceği verisi elde edilmiştir. Katılımcılara, deniz ürünleri tüketiminden ve kendilerinin yakalayıp yakalamadan ya da satın alıp almadıkları sorulmuş. Ardından araştırmacılar, katılımcıların yılda ne kadar cıva tükettiğini tahmin etmişler. Ayrıca, katılımcıların tırnak renk değişimleri incelenmiş. Sonuçta ALS’li olanların yüzde 61’i, ALS olmayanların yüzde 44’ünün cıva tüketiminin en üst çeyreğinde olduğu görülmüş. Araştırmacılar, düzenli deniz ürünleri yiyenler arasında cıva tüketiminin üst çeyreğinde olanlarda iki kat fazla ALS riski bulunduğunu göstermiştir.

Belirtileri nelerdir?

  • Her hastada başlangıç belirtileri aynı değildir.

  • Genellikle ilk belirti bir kolda ya da bacakta güçsüzlük ya da incelmedir. Örneğin yazı yazarken veya poşet ve çanta taşırken zorlanabilir.

  • Bazı hastalarda ise hastalık, konuşma bozukluğu veya yutma güçlüğü şeklinde başlar. Hastanın kendisi ya da yakınları peltek, genizden konuşma fark eder.

  • Bazı hastalar hastalığın başlangıcında özellikle geceleri belirginleşen kramplardan yakınırlar. Kaslarda seyirme ve ağrı bu belirtilere eşlik edebilir.

ALS nasıl teşhis edilir?

Hastalığa tanı koyduran özel bir test yoktur. Teşhisi klinik belirti ve bulgulara dayanılarak konulur. Ancak hastalığın diğer kas ve sinir hastalıklarla ayırıcı tanısının yapılabilmesi için bazı tetkiklere ihtiyaç duyulur. Tanı koymada en yardımcı yöntem elektromiyogramdır (EMG).

Hastalığın seyri nasıldır?

ALS’nin seyri hastadan hastaya farklılık gösterir. Ortalama yaşam süresi tanı konulduktan sonra 4-6 yıl olarak belirtilmiştir. Ancak tanı konulduktan sonra 10 yıl üzerinde yaşayan pek çok hasta vardır. İyi bir tıbbi ve sosyal destek ile bu ortalama tanı konulduktan sonra 20 yıla kadar uzamıştır.  Zaman içinde hastalık tüm vücut kaslarında tutulum yapabilir. Tüm vücuttaki kasların tutulmasıyla birlikte hasta günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştiremez. Çoğu zaman yardım için bir bakıcıya ihtiyaç duyar. Solunum kaslarının tutulması hastalığın kritik dönemidir.  Solunum ve beslenme yetersizliği ortaya çıktığında hastanın hızlı ve yakın tıbbi desteğe ihtiyacı vardır.

Hastalıktan etkilenmeyen kaslar var mıdır?

ALS vücuttaki tüm kasları etkilemez. Kalp kası etkilenmez. Barsak ve idrar kontrolünü devam ettirebilir. Göz kasları genellikle en son etkilenen kastır, bazen de hiç etkilenmez.

ALS’nin tedavisi var mı?

ALS’nin nedeni tam olarak bilinmediği için semptomatik olarak tedavi edilebilir. ALS’nin kesin bir tedavisi yoktur. Ağızdan alınan bazı ilaçların hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı, hastanın ömrünü uzattığı, hastanın daha uzun süre iş görmesini sağladığı kanıtlanmıştır. İlaç dışında hastanın mümkün olduğunca rahat ettirilip, normal yaşantısını devam ettirecek tedbirler alınması, rehabilitasyonlarına yönelik gerekli ek tedavilerin yapılması çok önemlidir. Özellikle bu tür hastaların bakımını ve rehabilitasyonunu üstlenecek kişilerin hastalıkla ilgili iyi bir eğitimden geçmesi gerekir.

Barolar Uyardı Başkan Kazan “İstifa Ederim” Dedi

Barolar Uyardı Başkan Kazan “İstifa Ederim” Dedi

Geçtiğimiz hafta sonu Manisa Barosu ev sahipliğinde gerçekleştirilen Ege Marmara Baro Başkanları toplantısında Baro Başkanları hükümete çağrı yaptı:

“Mesleğimizi itibarsızlaştırmaya, bizleri “uyumlu” ve “uslu” avukatlar yapmaya yönelik yapılmak istenen değişiklikler özünde halkın hak arama hürriyetine yapılan sınırlamadır.  Bu düzenlemeden ivedi olarak vazgeçin”

“ÖZEL REJİME” DÖNÜŞEN DEVLET YAPISI

Son bir yıldır OHAL kapsamı içinde uygulanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle, demokratik bir devlet olmaktan uzaklaşılarak , “özel rejime” dönüşen bir devlet yapısı haline gelindiğini belirten Baro Başkanları, bu sürecin yargıda çok ciddi sıkıntılara yol açtığını ifade ettiler.  Süreç içersinde yargı mensuplarının güvenceden yoksul bırakıldığını belirten başkanlar, son olarak Yargıçlar Sendikası Başkanı’nın tayininin yargıç teminatına bir darbe olduğuna dikkat çektiler.

YARGI SİYASET STRATEJİLERİNİN UYGULAMA ALANI DEĞİLDİR

Toplantı sonunda yayımlanan bildirgede “Yargı, siyaset stratejilerinin uygulama alanı olarak tasarımlanmıştır. Gerek gözaltı/tutuklama ve gerekse tahliye kararlarının hukuksal temelden uzaklaşması, halkın adalet arayışını ve kurumlara güvenini ciddi olarak etkilemiştir.”  diyen Baro Başkanları hükümeti uyardı.

OHAL süresince yaşanan tüm bu sıkıntılara ek olarak, avukatlık kanunu içeriğinde yapılması planlanan değişiklikler ile “avukatlık” mesleğinin yargı içindeki etkisinin azaltılması hatta itibarsızlaşmasına yönelik maddelere en sert tepki Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer Kazan’dan geldi.

“HUKUKU, İNSAN HAKLARINI SAVUNAMAYAN BİR BARONUN BAŞKANI OLMAYACAĞIM”

“Hukuksuzluğun en büyük problemimiz olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Yargının kurucu unsuru biz avukatlar ve baroların avukatlık yasasında belirtildiği üzere hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak gibi asli bir görevi var. Getirilmek istenen düzenleme ile hukukun üstünlüğü ve insan hakları için dava açma yetkisi elinden alınan bir baronun başkanı olmayacağım. Yasanın bu şekilde geçmesi durumunda istifa edeceğim. “ şeklinde konuşan Başkan Kazan “Baro Başkanının ve ya yönetim kurulu üyesinin bir asli ceza hakimi tarafından görevden alınabiliyor olması Baroların bağımsızlığı üzerinde ciddi bir tehdittir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.”dedi.

20 Baro Başkanının altına imza atmış olduğu bildirgede yeni kanun tasarısı :

AKLA ZİYAN

“TBMM’ne getirileceğini öğrendiğimiz Avukatlık Yasa Tasarısı da anlatmaya çalıştığımız, siyasal stratejilerinin bir parçasını oluşturacak anlayış ile düzenlenmiştir. Adalet Bakanı’nın Barolara tercih ettiği özel toplantılarındaki konuşmalarından öğrendiğimiz bu gelişme, düzenlenmesindeki usulden, tartışıldığı mekanlara ve içeriğine  kadar antidemokratiktir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda değişiklik yapılmasına dair hazırlanan ve TBMM’de görüşülecek olan tasarı ile, yargıcın, avukatı “duruşmadan çıkarması” veya “duruşmaya kabul etmemesi” gibi “akla ziyan” yaklaşımlar, bu stratejinin taktikleridir. Uyumlu ve Uslu Avukatlar, Yargıda adaletin oluşmasının koşulu değildir. Avukat olmayan ve bu mesleğin yapılmasındaki tüm ilkelerden bihaber olan yasa hazırlayıcılarının elinden çıkan bu düzenleme, tek kelime ile “ayıptır”.” şeklinde çok sert ifadelerle reddedildi.

Marmara Ege Baro Başkanları toplantısı sonunda kamuoyu ile paylaşılan o bildirgenin tam metni şu şekilde:

YARGI MENSUPLARI GÜVENCEDEN YOKSUN

17 Haziran 2017 tarihinde Manisa’da toplanan Ege-Marmara Baro Başkanları, ülkemizin içinde bulunduğu süreci ve özellikle de yargı dünyamızın sorunlarını görüşüp değerlendirerek, aşağıdaki hususların kamuoyuna duyurulmasına karar vermiştir.

1. Ülkemizde yargının çok ciddi sorunlarının yaşanmakta olduğu, bu sorunların Cumhuriyet tarihimizde örneğine rastlanmayacak ölçüde vahim bir noktaya ulaştığı tespit edilmiştir. Özellikle de OHAL-KHK süreçlerinin, giderek demokrasinin alternatifi olacak bir “özel rejime” dönüşmüş olması, son derece kaygı ile değerlendirilen bir noktaya gelmiştir. Bu rejimin yargı bağlamında oluşturduğu sonuçlar, bağımsızlık/tarafsızlık gibi vazgeçilmez kavramların içinin boşalmasına neden olmuştur. Yargı, siyaset stratejilerinin uygulama alanı olarak tasarımlanmıştır. Yargı mensuplarının güvenceden yoksun kılınması, baskılardan sonuç alınmasını sağlayan kararların verilmesine neden olmaktadır. Yargıçların verdikleri kararlar nedeniyle tayinleri sıklaşırken, en son Yargıçlar Sendikası Başkanı’nın tayini de yargıç teminatına bir darbe olmuştur. Diğer yandan, gerek gözaltı/tutuklama ve gerekse tahliye kararlarının hukuksal temelden uzaklaşması, halkın adalet arayışını ve kurumlara güvenini ciddi olarak etkilemiştir. Ege-Marmara Baro Başkanları, yargıç ve savcıların mesleğe kabullerindeki “örtülü kriterlerin”, tarif edilemez çok daha ağır sonuçlar doğuracağını bu bildiri ile tarihe not etmektedir.

OHAL VE KHK İLE SAVUNMA HAKLARI DAHA DA DARALDI

  1. Ege-Marmara Baro Başkanları, ülkemizde fiilen yaşanan OHAL-KHK rejiminin savunma mesleği olan avukatlığı ciddi biçimde yaraladığını tespit etmişlerdir. OHAL ilanından bu yana, savunmaya getirilen kısıtlamalar, her KHK ile savunma makamının haklarını daha da daraltılmıştır. Bugün, cezaevi görüşmelerinden dosya incelemeye kadar uzanan bir dizi hukuksuzluk, kanun hükmünde olsa da hukuk hükmünde olmayan KHK’larla uygulamaya taşınmaktadır. Anımsatmak ihtiyacındayız ki, İHAS 15. Maddesi uyarınca deklere edilen OHAL’in, aynı madde gereğince koruması öngörülen haklar vardır. Bu haklardan yurttaşların mahrum bırakılamayacağı ve bu süreçte  özellikle adil yargılamanın asla ihmal veya ihlal edilemeyeceği konusunda siyasal iktidarı uyarmak ihtiyacındayız.

UYUMLU USLU AVUKATLARADALETİN OLUŞMASININ KOŞULU DEĞİLDİR!

  1. Ege-Marmara Baro Başkanları, Avukatlık mesleğinin yargı içindeki etkisinin azaltılması mücadelesinin, giderek onun “itibarsızlaştırılmasından” geçtiğine dair bir stratejinin izlenmekte olduğuna tanıktır. Özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanununda değişiklik yapılmasına dair hazırlanan ve TBMM’de görüşülecek olan tasarı ile, yargıcın, avukatı “duruşmadan çıkarması” veya “duruşmaya kabul etmemesi” gibi “akla ziyan” yaklaşımlar, bu stratejinin taktikleridir. Uyumlu ve Uslu Avukatlar, Yargıda adaletin oluşmasının koşulu değildir. Avukat olmayan ve bu mesleğin yapılmasındaki tüm ilkelerden bihaber olan yasa hazırlayıcılarının elinden çıkan bu düzenleme, tek kelime ile “ayıptır”. Bu düzenlemeyi savunanlar, “savunma stratejisi” denilen kavramı bilmeli ve onun gereği olan düzenlemeleri önermelidirler. Avukat yargının kurucu unsurudur ve bu nedenle de yargılamanın şekli bir unsuru olarak görülemez. Anayasanın 36. Maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin vasıtası ve teminatı olan avukatlara getirilen her kısıtlamanın, özü itibariyle halkın hak arama hürriyetine getirilmiş bir sınırlama olduğu bilinmeli ve bu düzenlemeden ivedi olarak vazgeçilmelidir.

SİYASAL MANİPÜLASYON

  1. Keza, kısa bir süre içinde TBMM’ne getirileceğini öğrendiğimiz Avukatlık Yasa Tasarısı da anlatmaya çalıştığımız, siyasal stratejilerinin bir parçasını oluşturacak anlayış ile düzenlenmiştir. Adalet Bakanı’nın Barolara tercih ettiği özel toplantılarındaki konuşmalarından öğrendiğimiz bu gelişme, düzenlenmesindeki usulden, tartışıldığı mekanlara ve içeriğine  kadar antidemokratiktir. Adalet Bakanlığı’nda bir tek avukatın bile katılmadığı, sadece “yargıç kadrolu” kamu görevlileri tarafından hazırlanan tasarı, mesleğin sorunlarına çözüm getirmediği gibi, yeni çözümsüzlüklerin kaynağı olacaktır. Bu tasarı, Barolar üzerinde Adalet Bakanlığı’nı vesayet makamı konumuna getirmektedir. Baroların, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak konusundaki işlevselliğinden mahrum bırakılması,  demokrasi iddiasından vazgeçilmesiyle eşdeğerdir. Özellikle de Baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin seçimlerine yönelik olarak getirilen düzenleme, Bakanlığın asıl niyetinin demokrasiyi güçlendirip, mesleğin geleceğini şekillendirmekten çok, siyasal özlü manipülasyonla meşgul olduğunu göstermektedir.

MESLEĞİMİZİN YASALARINI HAZIRLARKEN BAROLARI GÖZ ARDI EDEMEZSİNİZ!

2006 yılında Anayasaya aykırı olarak sınavı kaldıran Bakanlığın, mesleğimize indirdiği darbeden sonra, şimdi yürürlüğe sokmayı düşündüğü düzenleme ile sınavı yeniden getirmekte olması, bir özeleştiri olarak değil, tarihsel yanılgılarının ikrarı olarak değerlendirilmelidir. Bu yanılgının bedelini ödemek zorunda bırakılan avukatların sayısı 4 yıl sonra 150.000’e ulaşacaktır.  Bu rakam, ihtiyacı ifade eden bir sayı değildir. Ege-Marmara Baro Başkanları olarak, Avukatlık sınavını “ön koşul” saymakla birlikte, önemli başka sorunlarımıza da işaret etmeyi görev sayarız. Bu sorunlarımızı yargı reformu bağlamında tartışacağımız, adı Adaletle anılan Bakanlığın, mesleğimizin yasalarını hazırlarken Baroları ve TBB’ni göz ardı etmesini anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bu çerçevede çabalar geliştirmek yerine, zorunlu arabuluculuk gibi, Anayasaya aykırılığı açık olan düzenlemeler ile “meslek alanının daraltılması” ve giderek bunun emek dünyasının yalnızlaştırılmasındaki bir unsura dönüştürülmesi, asla kabul edilemez. Keza, halkın adalete erişimindeki en temel mekanizma konumunda bulunan Adli Yardım için yeterince kaynak aktarılmamasının, giderek mesleğimizin angaryaya dönüşmesi gibi sonuçlar doğurmakta olması, temel kaygı nedenimizdir.

Demokratik ülkelerin avukatları, o ülkelerin yurttaşlarının sesidir. Avukatların sesi kesilirse, yurttaşların da nefesi kesilir. Ege-Marmara Baro Başkanları, bu sesi duyurmaktadırlar. Sadece ve yalnız yurttaşları için…..

MANİSA BARO BAŞKANI                      AV.ALİ ARSLAN

ANTALYA BARO BAŞKANI                  AV.POLAT BALKAN

AYDIN BARO BAŞKANI                         AV.GÖKHAN BOZKURT

BALIKESİR BARO BAŞKANI               AV.EROL KAYABAY

BİLECİK BARO BAŞKANI                     AV.HALİME AYNUR

BURDUR BARO BAŞKANI                    AV.RAMAZAN GEDİK

BURSA BARO BAŞKANI                        AV.GÜRKAN ALTUN

ÇANAKKALE BARO BAŞKANI                       AV.BÜLENT ŞARLAN

DENİZLİ BARO BAŞKANI                     AV.MÜJDAT İLHAN

EDİRNE BARO BAŞKANI                      AV.ÖZGÜR YILDIRIM

İSTANBUL BARO BAŞKANI                 AV.MEHMET DURAKOĞLU

İZMİR BARO BAŞKANI                          AV.AYDIN ÖZCAN

KIRKLARELİ BARO BAŞKANI                       AV.TURGAY HINIZ

KOCAELİ BARO BAŞKANI                   AV.SERTİF GÖKÇE

KÜTAHYA BARO BAŞKANI                 AV.AHMET ATAM

MUĞLA BARO BAŞKANI                                  AV.CUMHUR UZUN

SAKARYA BARO BAŞKANI                  AV. ZAFER KAZAN

TEKİRDAĞ BARO BAŞKANI                AV.ERHAN SEZER

UŞAK BARO BAŞKANI                           AV.GÜRCAN SAĞCAN

YALOVA BARO BAŞKANI                    AV. HAKAN GERGEROĞLU

ege marmara baro başkanları toplantısı (5).jpg görüntüleniyor

ege marmara baro başkanları toplantısı (2).JPG görüntüleniyor

ege marmara baro başkanları toplantısı (1).JPG görüntüleniyor

Arifiye'de Ramazan Coşkusu…

Arifiye’de Ramazan Coşkusu…

Arifiye Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan Etkinlikleri sona erdi…

            Arifiye Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan etkinliklerinin sonuncusu, 17 Haziran Cumartesi günü Arifiye Kent Meydanında izleyiciyle buluştu.

            Arifiye’lilerin meydanı doldurduğu ve büyük bir beğeni ile izlediği 2017 Ramazan Etkinliklerinin sonuncusu, Cumartesi günü yapıldı. Programda; otun grupları ile gönüllerince eğlenen minikler, kendilerine ikram edilen Pamuk şekeri, Ramazan şerbeti, All güllüyü afiyetle yerken, sahnedeki gösterileri ise büyük bir ilgi ile izledi. Sahnede sırasıyla Mega Show, Ateşbaz Emre’nin bir birinden tehlikeli gösterileri, Hayali Seçkin Tiyatrosu Seçkin Bayramoğlu’nun Karagöz Hacivat Gösterisi ve Grup Mübarek’in seslendirdiği ilahi ve eski İstanbul şarkıları izleyiciden tam not aldı.

            Programa katılan Başkan İsmail Karakullukçu’ya etkinlik nedeniyle teşekkür eden ve etkinlikleri beğenerek izlediklerini ifade eden Arifiye’liler, Ramazan Etkinliklerinin gelecek yıl da düzenlenmesini istedi. Başkan İsmail Karakullukçu yaptığı açıklamada;”On bir ayın sultan mübarek Ramazan ayının feyiz ve bereketini hep birlikte yaşadığımız bu günleri, bir bayram havasına çevirmek, çocuklarımızın hafızalarında yer ettirmek, damaklarında tatlı bir tat bırakmak için Geleneksel hale getirerek her yıl düzenlediğimiz Ramazan Etkinliklerimizin bu yıl da sonuna geldik. Hamdolsun, etkinliği düzenlemedeki amacımıza eriştik. Artık çocuklarımız ve hatta büyüklerimiz Ramazan ayını iple çeker oldu. Son haftasına girdiğimiz Ramazan ayı geldi, geçiyor. Hep birlikte, tüm vatandaşlarımızın aileleri ve sevdikleri ile birlikte mutlu bir bayram geçirmesini temenni ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.” dedi.

Arifiye Belediyesi Personeli İftarda Buluştu…

Arifiye Belediyesi Personeli İftarda Buluştu…

Arifiye belediye Başkanı İsmail Karakullukçu, Belediye Personeline İftar Yemeği Verdi…

            Arifiye Belediye Başkanı İsmail Karakullukçu, 15 Haziran Perşembe günü, Hanlı Düğün Salonunda  Belediye Personeline iftar yemeği verdi.

            İftar yemeğine; Belediye Başkanı İsmail Karakullukçu, Başkan Yardımcıları, Meclis Üyeleri ve Belediye Personeli katıldı.

            İftar yemeğinde bir konuşma yapan Başkan İsmail Karakullukçu; “Çok değerli çalışma arkadaşlarım. Sizlerle birlikte, 2009 yılından bu yana uyum içerisinde Arifiye’mizi güzelleştirmek ve modern bir ilçe yapabilmek için çalışıyoruz. İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının manevi havasını birlikte yaşayalım, çocuklarımız Arifiye Belediyesi ailesini görsün, tanısın istedik.

Bu mübarek ayda rutin Belediyecilik hizmetlerimizin dışında, ilçemizde yaşayan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için de hizmetlerimiz oldu. Kent meydanımızda, çocuklarımızın damağında; Ramazan şerbetimizle, allı güllümüzle, pamuk helvamızla tatlı bir tat bırakalım, etkinliklerle onların dünyasına bir yolculuk yapalım istedik. Hani klasik bir söz vardır; Nerde O eski Ramazanlar?…

 

İşte biz, tam da buraya dokunmaya çalıştık.  Tabi her güzel şeyin olduğu gibi Mübarek Ramazan ayının da bir sonu var. Sayılı gün geldi, geçiyor. Son haftaya girerken, hepinize özverili çalışmalarınızdan dolayı teşekkür ediyor, şimdiden aileniz ve sevdiklerinizle birlikte nice mutlu bayramlar diliyorum.” Dedi.

Türk Medyası Darbe Dönemlerinde Kötü Bir İmtihan Verdi

Medya temsilcileri ile iftarda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Milletin bütün sırlarını, menfaatini yerle yeksan etmek kimsenin haddine değil. Haber peşinde koşmakla ihanete aracılık etmek tamamen farklı şeylerdir. Uluslararası karalama kampanyalarına kalemşorluk yapmak da gazetecilik değildir. Hele hele FETÖ’cülerin servis ettiği çarpıtmalar üzerinden devleti, devletin güvenliğini, ülkenin geleceğini hedef almak asla gazetecilikle bağdaşmaz” dedi.

Huber Köşkünde gerçekleşen iftar programında Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

İftar sofrasını teşriflerinden dolayı teşekkür ettiği misafirlerinin Ramazan ayını tebrik ederek bu mukaddes ayın ülke, millet ve tüm insanlık için barışa, huzura ve dayanışmaya vesile olması temennisinde bulunarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın temsilcilerinin ülkede ve dünyanın dört bir köşesinde yaşanan hadiseler hakkında kamuoyunu bilgilendirdiklerine işaret etti ve “Bu çalışmaların tarafsız, hakkaniyete ve mesleğin temel ilkelerine riayet edilerek yürütülmesi şüphesiz ki çok ama çok önemli. Hakikatin en yalın haliyle okuyucuya ve izleyiciye aktarılması, bu mesleğin olmazsa olmazıdır” dedi.

Tahrif edilen hakikatin, hakikat olmaktan çıktığını; yanlı, tek taraflı, hatta kasıtlı bir haberin, gerçek anlamda bir haber olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef bizler ülkemizde senelerce haber yerine özellikle de dezenformasyonla ağır bir propaganda bombardımanıyla hep karşı karşıya kaldık. Bilhassa medya dünyasının köşe başlarında bulunanlar ellerindeki bütün gücü milletin sesini duyurmak için, demokrasinin gelişmesi için değil özellikle de kendi ideallerini yansıtabilmek, bunu özellikle ısrarla devam ettirebilmek amacıyla kullandılar” diye konuştu.

“TÜRK MEDYASI DARBE DÖNEMLERİNDE KÖTÜ BİR İMTİHAN VERDİ”

Medyanın, halk adına kamuoyu oluşturan bir kuvvet olmaktan ziyade kendisini siyasetin, yargının, yasamanın, yürütmenin yerine koyan bir konumda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk medyasının özellikle darbe dönemlerinde kötü bir imtihan verdiğine dikkat çekti ve “40 yıllık siyasi hayatım boyunca hem yerel, hem de uluslar arası medyada karalama kampanyalarının muhatabı olmuş birisiyim. Yani sadece ulusal değil uluslararası medyada da nasıl muhatap olduğumu sizler en az benim kadar biliyorsunuz. Siyaset yaptığımız partiler de aynı şekilde baskılara, haksız ve asılsız ithamlara maruz kaldı. Ve bir değil, iki değil, üç değil kapatıldı” diye ekledi.

Şu anda da genel başkanı olduğu partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kahir ekseriyete sahip olduğu bir dönemde kapatılmak istendiğini, partisinin sayı itibariyle neredeyse Anayasayı değiştirebilecek güce sahip olduğu dönemde bunun yaşandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şöyle konuştu: “Hatta ana muhalefetin başındaki zat o zamanlar Ankara’da da gerçekten yargıç varmış gibi ifadeler kullandılar. Tabii bunları kullananlar aynı şeylerin onlara da, bize de zaman zaman gelebileceğini düşünmediler. Kaldı ki bizler zaten siyasetin içinde bulunduğumuz dönemler içerisinde bunları çok yaşadık, yaşıyoruz. Bundan sonra da yaşamaya devam etmeyeceğimizi kimse bize garanti edemez. Bizler bütün bunlara rağmen hakkın ve hakikatin üstün geleceği inancıyla asla ümitsizliğe kapılmadan çalıştık, mücadele ettik ve bundan sonra da aynı şekilde mücadele edeceğiz.”

“HİÇ KİMSE MİLLÎ İRADEYİ YOK SAYAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları döneminde diğer alanlarda olduğu gibi medya sektöründe de farklı seslerin, farklı görüşlerin dillendirilmesine özellikle imkân sağlamaya gayret ettiklerini ifade etti ve “Ayrıcalıklarını kaybedenler bundan rahatsız olsalar da, bugün medyamızın daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcu olduğu bir muhakkaktır, bir gerçektir. Demokraside ulaştığımız seviye itibariyle ülkemizde artık hiç kimse millî iradeyi yok sayamaz. Kendini milletin ve seçtiklerinin üstünde göremez” dedi.

Türkiye’de Anayasa ve yasaların herkes için bağlayıcı olduğunun altını çizerek, “Nasıl siyasetçiler hukuk içinde hareket etmek zorundaysa, şüphesiz ki gazetecilerin de, medya dünyası mensuplarının da aynı şekilde hukuka bağlı kalmak zorunda olduğu bir Türkiye’de yaşıyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kaldı ki özgürlük dediğimiz şey, sınırsız hürriyetin olduğu bir şey değildir. Özgürlüklerin de bir sınırı vardır. Ki benim özgürlük alanıma kadar bir özgürlük… Ben de kalkıp sınırsız bir özgürlüğe sahip olduğumu söyleyemem. Ben de bir başkasının özgürlük alanının sınırına kadar bunu kullanabilirim, daha ileri gitmem mümkün değil” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Batıdaki bazı kuruluşlar sürekli bize gelirler hapisteki gazeteciler teranesi tutturmuş gidiyorlar. Biz yurt dışına çıktığımızda aynı şeyi söylüyorlar; ‘sizin cezaevlerinde çok tutuklu gazeteci var.’ Bugün ülkemizde arkadaşlar, size Bakanlığımızın rakamlarını veriyorum; mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevinde bulunan, kendi ağızları bu, 177 kişiden sadece 2’si sarı basın kartı sahibidir. Bakın sadece 2’si sarı basın kartı sahibidir. Bu 177 kişiden bir tanesi cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle olan ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor. Değerli dostlar, bunu öyle bir dezenformasyonla Batı dünyasına bildiriyorlar ki, Batı dünyası da alıyor onunla bizim önümüze geliyor. Diyoruz ki; siz bizim Bakanlığımızın size verdiği bilgilere, belgelere mi bakacaksınız, yoksa onların yalanlarına mı? Ne derseniz deyin aynı şeyi döndürüyor ve karşımıza geliyorlar.”

“HABER PEŞİNDE KOŞMAKLA İHANETE ARACILIK ETMEK FARKLI ŞEYLERDİR”

Son günlerde yapılan tartışmaların bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğine inandığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Haber peşinde koşmakla ihanete aracılık etmek tamamen farklı şeylerdir. Manşetini, kalemini, gazete sayfalarını terör örgütünün emrine verenlerle eline silah alıp dağa çıkan arasında temelde bana göre hiçbir fark yoktur. Terör örgütü mensupları ile iş birliği içinde hukuku çiğnemenin millî güvenliği tehdit eden eylemlere girişmenin elbette bir müeyyidesi olacaktır” vurgusunda bulundu.

Dünyanın hiçbir ülkesinde devlet sırlarını yasa dışı yollarla ele geçirip tahrif ederek, eğip bükerek haberleştirmenin gazetecilik faaliyeti olarak görülemeyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Milletin bütün sırlarını, menfaatini bu şekilde yerle yeksan etmek kimsenin haddine değildir. Uluslararası karalama kampanyalarına kalemşorluk yapmak da gazetecilik değildir. Hele hele FETÖ’cülerin servis ettiği çarpıtmalar üzerinden devleti, devletin güvenliğini, ülkenin geleceğini hedef almak asla gazetecilikle bağdaşmaz. Bugün ortalığı ayağa kaldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmak yerine öncelikle kendilerini hesaba çekmeli. FETÖ ile işbirliklerini sorgulamalıdırlar. Hukuk önünde hiç kimse layüsel değildir, dokunulmaz asla değildir. Kendi istedikleri kararlar çıkmadığında yargı kurumuna saldıranlar, en büyük zararı bu ülkeye veriyorlar. Unutmayın adalet yollarda değil, adliye binalarında aranır.”

“SİYASETTE SÖYLEYECEK SÖZÜ OLANIN BUNU İFADE EDECEĞİ YER YOL KENARLARI DEĞİL, MECLİS KÜRSÜSÜDÜR”

Eski Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in ‘ yollar yürümekle aşınmaz’ sözünü hatırlatarak, “Varsa bir haksızlık müracaat edeceğin yer bellidir. Siyasette söyleyecek sözü olanın bunu ifade edeceği yer de yol kenarları değil Meclis kürsüsüdür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelirsin Meclis’te bunları ifade edersin. Mahkeme kararına itirazın da usulleri bellidir. Bunun dışında bir hareket tarzının ne ülkeye, ne millete, ne de adaletin tecellisine bir katkısı olmayacaktır. Zira biz ülkemizi güçlü kılmak istiyorsak, biz bu ülkeyi birlik beraberlik içerisinde muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak istiyorsak, o zaman ülkeyi karıştırmanın hiçbir anlamı yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizin gibi 15 Temmuz’da da bunu yapanlar oldu, sizin 15 Temmuz’dakilerden ne farkınız var? Onların elinde F16’ları vardı, helikopterlerle saldırıyorlardı, tanklarla toplarla saldırıyorlardı, sizler de şu anda yollarda yürüyüşler yapıyorsunuz, işte akşam da karavanlarda istirahat ediyorsunuz; olay bu. Ama sizler eğer kalkıp da ‘TEM’i veya E5’i, buraları da biz işgal ederiz’ falan diyecek olursanız, o zaman durum aynen 15 Temmuz’a dönüşür ki ona da tabii ki müsaade etmek gibi bir lüksümüz asla yok. Zaten yapılan iş şu anda hukuki değildir, onu da söyleyeyim. Bunu yasal yollardan böyle bir adımı yapmak suretiyle gidişiniz, şu andaki hükümetimizin bir inceliğidir, daha da ileri gidiyorum bir lütfudur, bunun da çerçevesi içerisinde devamı. Ama bu şekilde kalkıp da gerek ulusal, gerek uluslararası bazda, özellikle ülkemizi ‘özgürlüklerin olmadığı bir ülke’ havasında yansıtmanın gayreti içerisine girmek asla bu ülkeye bir şey kazandıramayacağı gibi kendilerine de bir şey kazandırmayacaktır. Bunu bir tehdit yolu olarak düşünüyorlarsa, hiç mi hiç kazandırmayacaktır. Zira her şey ortada, 15 Temmuz’da olanların akıbeti belli. Daha bitmedi işimiz, devam ediyor.”

“ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN MENFAATİNİN OLDUĞU YERDE BANA GÖRE DİĞERLERİ TEFERRUATTIR”

15 Temmuz’un banileriyle daha yapacakları çok işlerinin olduğunu, virüsün bütün bünyeyi sardığını ve bu virüse karşı yürütülen mücadeleyi küçük ölçekte ele alamayacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sürece gelene kadar bizim de eksiklerimiz-yanlışlarımız olmuş olabilir, göremediğimiz, gözden kaçırdığımız şeyler olabilir, bundan dolayı iş buraya kadar gelmiş olabilir. Fark ettik, şimdi de üzerine üzerine gidiyoruz” sözlerine yer verdi.

Türk demokrasisine verdikleri katkılardan dolayı medya temsilcilerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, medyanın kendisi ve hükümetle aynı şeyi konuşmak zorunda olmadığını kaydetti ve konuşmasına şöyle devam etti: “Ama bir şeyi özellikle rica ediyorum, o da şudur: Yerli ve millî olarak ülkemizin ve milletimizin menfaatinin olduğu yerde bana göre diğerleri teferruattır, buna bizim dikkat etmemiz lazım. İşte şu anda dağlarda olanlarla dağlara kaçırılanlar ve onların verdiği desteklerle ülkemizi hala karıştırmanın gayreti içerisinde olanlar, ekonomide ciddi bir sıçramanın işaretlerinin ortaya çıktığı bir dönemde bunun bize kazandıracağı hiçbir şey yoktur. İşte ilk çeyrekte yüzde 5 gibi bir büyümenin yakalandığı Türkiye, artık 2017’yi çok daha farklı bir şekilde inanıyorum ki oranlarını yükselterek gerçekleştirecektir.”

“HALKIN MORALİNİN YÜKSEK TUTULMASI MEDYA İLE BİRLİKTE OLACAKTIR”

2023 hedeflerine ulaşmada moral etkeninin önemine işaret ederek, halkın moralinin yüksek tutulmasının medya ile birlikte olacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek yazılı, gerek görsel medyada halkımız bu enformasyon kanallarının kendilerini teşvik edici mahiyeti olduğunu gördüğünde inanıyorum ki herkes işine çok daha farklı sarılacaktır. Sizler bu işin bilgide inanıyorum ki lojistiği durumundasınız. Ve bunu psikolojik olarak vermek halkımızı çok daha farklı bir yöne doğru götürecektir. Bunun yanında da özellikle yatırımcılarımızı teşvik edecektir” dedi.

Medya temsilcilerinin yaklaşan Kadir Gecesini ve Ramazan Bayramını kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, Ramazan Bayramının Türkiye için barışa, kardeşliğe vesile olması temennisiyle tamamladı.