Category Archives: Sendikalar

Ulaşım İş Sendikası Genel Başkanı Cihad Koray "Tüvasaş'ın başarısı gölgelenmek hatta gizlenmek isteniyor."

Ulaşım İş Sendikası Genel Başkanı Cihad Koray “Tüvasaş’ın başarısı gölgelenmek hatta gizlenmek isteniyor.”

Ulaşım İş Sendikası Genel Başkanı Cihad Koray “Bakana Tüvasaş’a yaptığı son ziyarette 29 Mayıs’ta Tüvasaş Genel Müdürü personeline güvenerek ilk alüminyum gövdeli milli treni raylara koyma sözünü vermişti.

Odacısından Genel Müdürüne kadar her pozisyonda görev yapan Tüvasaş çalışanları heyecanla 29 Mayıs gününü bekliyordu.

Çünkü hem Bakana verilmiş bir sözü yerine getirmenin gururunu hem de ilk alüminyum gövdeli milli Treni üretmenin onurunu o gün yaşacaklardı. Bu bizlere çok görüldü. Bu bizlere ve emeklerimize yapılan bir haksızlıktır.

Yaklaşık 3 ay önce çıkan Cumhurbaşkanı kararnamesi ile
Tüvasaş Ankara’da korulan Türasaş bünyesine katılarak Genel Müdürlük statüsünü kaybedeceği ve kendisine nasıl bir statü verileceği belli olmayan bir yolculuğa doğru çıkmıştı.

O günlerde bu değişimin Tüvasaş için İyi olmayacağını basın aracılığıyla kamuoyuna paylaşmıştım. Ancak bizim dışımızda örgütlü sendikalar bu birleşmenin Tüvasaş için iyi olacağı yönünde kanaat bildirmişlerdi.

Sanırım yanıldıklarını şimdi anlamışlardır. Daha durun bu bir başlangıç. Tüvasaş milli treni raylara koyma başarısının verdiği heyecanı ve onurunu yaşayacağı bir tören yapmak için bile Ankara’dan izin almak zorunda bırakıldı.

Ben bu iptal kararının koronavirüs salgını İle alakalı olmadığını düşünüyorum.
Nedeni ise, TCDD nin 3 bağlı ortaklığı TÜVASAŞ, TÜLOMSAŞ ve TÜDEMSAŞ a milli trenlerin imalatı için ayrı ayrı projeleri gerçekleştirme görevi verilmişti. Bu kurumlar içerisinde kendisine verilen görevi hayata geçirip raylara indiren tek kurum Tüvasaş olmuştur.

Bana göre başta Genel Müdür olmak üzere Tüvasaş’ın bu başarısı gölgelenmek hatta gizlenmek isteniyor.

Çünkü Ankara’da yeni kurulan ve bu üç kurumun bağlandığı çatı durumunda olan Türasaş Genel Müdürlüğünün üst yönetiminin kimlerden oluşacağı mücadelesi var.

Sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır.
Eskişehir ve Sivas Milletvekilleri şehirlerinde bulunan kurumların yararına çok etkin faaliyetlerde bulunurken bizimkiler acaba ne yapıyor?
Bunu gerçekten merak ediyoruz.

Hayrettin Eker' Ramazan Bayramı münasebetiyle mesaj yayınladı

Malatya Huzur Sen İl Temsilcisi Hayrettin Eker’ Ramazan Bayramı münasebetiyle yayınladığı mesajında şunları söyledi;

Bayramlarımız, birlik ve beraberlik duygularımızın pekiştiği, kırgınlıkların unutulup, dostluk ve sevgiyle gönüllerin birbirine yakınlaştığı, karşılıklı sevgi ve saygının geliştiği müstesna günlerdir.

Her geçen gün gelişen ve büyüyen Sağlık sektörüne hizmet eden siz değerli sağlık personelimizin pandemi süresince göstermiş oldukları çabaları için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu çabalarınızın bu güne kadar olduğu gibi bu günden sonra da özveri ile artarak devam edeceğine inanıyorum.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi
Malatya Huzur Sen İl Temsilcisi Hayrettin Eker

Bu anlamlı bayramın, değerli sağlık personelimiz, milletimiz ve ülkemiz için dostluk ve barışa, sevgi ve kardeşliğe vesile olması temennisiyle,Malatya Huzur Sen olarak bütün Sağlık ailesinin Ramazan bayramını tebrik ediyor, sağlık, mutluluk ve huzur içerisinde nice bayramlar diliyorum.

Malatya Huzur Sen Şube Başkanı Hayrettin EKER'in 12 Mayıs Hemşireler günü mesajı

MALATYA HUZUR SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET ÇAŞILAŞNLARI SENDİKASI MALATYA ŞUBE BAŞKANI HAYRETTİN EKER
HEMŞİRELER GÜNÜ MÜNASEBİTİYLE
BASIN AÇILAMASIDIR

Malatya Huzur Sen Şube Başkanı Hayrettin EKER:12 Mayıs Hemşireler günü mesajında, sağlık sisteminin temel taşlarından olan hemşireliğin güç çalışma şartlarını gerektiren, sabır, özveri ve hoşgörü kavramlarını içinde barındıran zor bir meslek olduğunu belirtti. Başkan Hayrettin Eker mesajında, “Sağlık alanında görev yaparken başarılı olmanın ilk koşulu insan sevgisidir.Bu bu özel gün münasebeti ile hemşire arkadaşlarımızın şahsında tüm sağlık çalışanlarımızın hakları için mücadele için çıktığımız bu engebeli ve sıkıntılı yolda, sağlık çalışanlarının haklarını elde etme konusunda haklı istek ve taleplerinin sesi olmaya, Devleti yönetenlere ve yüce Milletimize haklı istek ve taleplerimizi tüm açıklığı ile gizli bir gündem ve amaç gütmeden, hiçbir siyasi görüş ve/veya grup, cemaatin sesi olmaya soyunmadan, sadece ve sadece sağlık hizmeti sunumunda rol alan tüm ekip çalışanlarının hakkını ve hukukunu savunarak, yıllardır verilmeyen, alınamayan, haklarımızın alınması için var gücümüzle ekip ruhu ile çalışmanın ve mücadele etmenin yeni adresi olarak siz mesai arkadaşlarımızı Huzur Sendikamız çatısı altında toplanmaya çağırıyoruz. Bu çağrımız sağlık hizmetlerinde görev alan tüm ekip arkadaşlarımızadır, bir olalım güçlü olalım, biz olalım, geleceğimize sahip çıkalım. Sendikacılıkta Devletin, Milletin ve çalışan mesai arkadaşlarımızın çıkarlarını bir biri ile çatıştırmadan makul ve mantıklı evrensel ahlak ve çalışma hukuku çerçevesinde takip etmek ve olumlu sonuçlar alıncaya kadar ısrarlı takip sonucu istendik yönde haklarımızda olumlu kazanımlar elde edene kadar sürekli çalışmanın ve mücadele etmenin anlayışı ile tüm mesai arkadaşlarımızı Huzur sendikamızın genel çağrısının bir kez daha mesai arkadaşlarımızla paylaşılmasına vesile olan bu önemli günde;
İnsanlık tarihi kadar eski olan Hemşirelik ve Ebelik mesleği, tarih boyunca bir çok süreçten geçerek günümüze kadar gelmiştir.

Malatya Huzur Sen Şube Başkanı Hayrettin EKER

Günümüzde maalesef tarihsel öneminden ve sağlık hizmeti sunumundaki kendine has hususiyeti göz ardı edilerek, yapılan hatalı yönetimsel uygulamalar sonucunda maalesef değersizleşmesi ve önemsizleşmesi gerçekleşmiş, bu durum sadece Hemşire ve Ebe arkadaşlarımızın sorunu da olmayıp, yine maalesef hekiminden yardımcı personeline kadar hizmet sunumunda görev alan tüm ekip arkadaşlarımızın ortak derdi haline gelmiştir.
Sağlık hizmeti sunumunda yer alan tüm ekip arkadaşlarımızın emeklerinin değersizleştirilmesi çabaları hepimizin malumu olup; Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında uygulanan politikalarının sonucu olduğunu düşündüğümüz sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesi uygulamaları ile darmadağın edilen sağlık sisteminin biz sağlık çalışanlarına ne kadar zarar verdiğini hep birlikte yaşayarak tecrübe ettik. Sağlıkta dönüşüme karşı olmamakla birlikte sağlık hizmetlerinin sunumunda çağın gerektirdiği teknoloji, insan gücü ve fiziki mekanlar ile adaletli bir yönetim anlayışı içerikli bir sağlıkta dönüşüm programına hiçbir sağlık çalışanının karşı çıkacağını da düşünmemekteyiz. Mesele yapılan işlere verilen tanımlamadan ziyade yapılan ve yapılmaya çalışılan işlerde ne yapılmaya çalışıldığıdır ki; bu güne kadar sağlıkta dönüşüm programı kapsamında teknoloji, fiziki mekan gibi bazı aksaklıkların kısmen giderilmesine rağmen bu güne kadar adaletli bir yönetim ile sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi yönünde bazı makyaj uygulamalar dışında anlamlı bir gelişme maalesef olmamıştır.
Yıllardır sağlık çalışanları olarak ve hatta diğer sendikal örgütler tarafından da konjoktürel olarak gündeme getirilen taleplerimizi bu vesile ile bir kez daha gündeme getirmek istiyoruz. Dileğimiz odur ki; tarafımızdan ve diğer sendikal örgütler tarafından da sıklıkla gündeme getirilen ve hatta siyasal iktidarında seçim zamanlarında vaatleri olan bu istek ve taleplerimiz siyasal iktidar tarafından da dikkate alınır ve haklının hakkını teslim etme konusunda engel tanımadan gereğini yapar ve malum pandemi ile canımız pahasına mücadele ettiğimiz süreçte bu mutlu günümüzün anlamına anlam katar.
Bu vesile ile hemşire arkadaşlarımızın günlerini kutlarken siyasal iktidardan öncelikli ve acil beklentilerimizi de arz ederiz.
Acil ve öncelikli beklentilerimiz.
Sağlık çalışanlarına söz verilen 3600 Ek gösterge sözünün bir an evvel yerine getirilmesi
Sabit ödemelerin genel bütçe maaşları içine dahil edilmesi
Tüm sağlık çalışanlarına en az 1000 TL seyyanen genel bütçe maaşına zam yapılması.
Döner sermaye ödemelerinin emekliliğe yansıtılmasının sağlanması
Nöbet ücretleri en az bir kat arttırılmalı
Sağlık çalışanlarına yıpranma payı yeniden gözden geçirilmeli ve anlamlı hale getirilmeli yılda en az 90 gün olarak ve ayrıntılı şartların sadeleştirilerek her sağlık çalışanına uygulanması
Personel kadro çeşitliliği düzeltilmeli ve sadeleştirilmeli sözleşmeli ve taşeron uygulamaları tamamen kaldırılmalı, tüm çalışanların kadrolu ve itibarlı olmasının sağlanması
Emeklilikte yaşa takılan sağlık çalışanlarına emeklilik haklarının bir an önce verilmesi
Sağlık çalışanları için yapılan düzenlemelerde bakanlığa bağlı farklı birimlerde çalışanlara ayrımcılık yapılmaması
Döner sermaye ek ödeme sisteminin yeniden düzenlenmesi, sadeleştirilerek ekip çalışanları arasında husumete yol açacak absürtlüklerin acilen giderilmesi, özellikle hekim dışı personel açısından anlamını yitiren döner sermaye ek ödemelerinin anlamlı hale getirilmesi ve çalışma barışının kurumlarımızda yeniden tesis edilmesi
Sağlık çalışanlarının dinlenebileceği, kendini hizmet içi eğitimlerle yenileyebileceği yeterli sayıda sosyal tesis açılması ve hem mevcut sosyal tesislerden hem de yeni açılacak sosyal tesislerde tüm çalışanların hakkaniyet çerçevesinde faydalanmasının sağlanması
Kurumlarımızdaki personel eksikliklerinin bir an önce giderilerek uluslar arası standartlara göre hasta-sağlık personeli oranlarının sağlanması
Sağlık çalışanlarına karşı devam eden şiddetin bir an önce sonlandırılması için daha gerçekçi çalışmalar yapılması, her şeyden önce halkın sağlık çalışanlarına karşı şiddete teşvik edilmesi anlamına gelen yönetimsel tavırlardan bir an önce vazgeçilmesi
Sağlık çalışanlarına reva görülen malum liyakatsız yöneticiler aracılığı ile mobing yapılmasına son verilmesi.
Yönetim kadrolarına sözleşmeli liyakatsizler yerine kadrolu, liyakalı ve beli seçim sistemleri ile görevde yükselen kurum içi personellerinin atanmasının sağlanması
Covid-19’a maruz kalan arkadaşlarımızın durumunun meslek hastalığı olarak kabul edilmesinin sağlanması, vefat edenlerin görev şehidi sayılmasının sağlanması
Mesai düzenlemelerinin daha sade bir mevzuat ile yeniden düzenlenmesi ve kişisel müdahalelerin en aza indirilmesi özellikle belli bir yaşın üstünde olan çalışanlarımızın (40 yaş olabilir) istemeleri halinde nöbet hizmetlerinden ve gece vardiyalarından muaf tutulması
Bayan çalışanlar ve/veya çocuk sahibi bayan çalışanlarımızın isteklerinin dışında gece vardiyasında çalışmama hakkı verilmesi
Riskli ve zor çalışma şartları olan birimlerde çalışan personelin belli bir süre çalışma sonrası istekleri doğrultusunda rotasyonla görece daha az riskli birimlere çekilmesini sağlayacak yasal düzenleme yapılması
Bayan çalışanların ihtiyaç duyan çocuklarına kreş imkanı sağlanması, bu imkanın kurum içinde sağlanamaması durumunda dışardan hizmet satın alınarak bu hizmetin sunulması
İlgili mevzuatlarda yapılan meslek tanımlarının daha net ve tartışmaya mahal vermeyecek şekilde sınırlarının belirlenmesinin sağlanması
Meslektaşlarımızın eğitimli oldukları meslekleri ile alakalı işlerde çalıştırılmasının sağlanması.
Hemşireler Günü nedeniyle, her türlü olumsuzlukta maddi ve manevi zorlukta ülkemizin her köşesinde, insan hayatının kutsallığından ödün vermeksizin, sonsuz sabır, itina ile ülkemizde ve dünyamızda görev yapan tüm hemşirelerimizin Hemşireler Gününü kutlar, sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim” ifadelerini kullandı.

“SEN’den Başlar… Bulaştırmamak Senin Elinde!”

ÇEİS’ten 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’ne Özel Sektörel Farkındalık Çalışması:

“SEN’den Başlar… Bulaştırmamak Senin Elinde!”

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından belirlenen 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kapsamında 2014 yılından bu yana gerçekleştirdiği etkinliklerin 2020 yılı temasını “Solunum Yoluyla Bulaşan Hastalıklar” olarak belirledi. Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği eğitim merkezine sahip tek işveren sendikası olarak dikkat çeken ÇEİS, gerçekleştirdiği çeşitli çalışmalar ile üye fabrikalarının çalışanlarını Nisan ayı boyunca bilinçlendirdi.

Çimento sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin tamamına yakınının üyesi olduğu ÇEİS, uzun yıllardır gelenek haline getirdiği 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü etkinliklerini bu yıl “Solunum Yoluyla Bulaşan Hastalıklar” teması kapsamında gerçekleştirdi. Tüm dünya ile birlikte Türkiye’de de devam eden salgınla mücadele sürecinde sendika, “SEN’den Başlar…Bulaştırmamak Senin Elinde!” sloganıyla, üye şirketlerinin fabrikalarındaki çalışanları Nisan ayı başından itibaren çeşitli çalışmalarla bilgilendirdi.

ÇEİS ilk olarak, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Yeni Koronavirüs Riskine Karşı 14 Kural” başlıklı bilgilendirme dokümanını, çalışanlara doğrudan ulaşmak adına, Amerikan servis formatına getirdi ve yemekhanelerde kullanılması için fabrikalara iletti. Eş zamanlı olarak, solunum yoluyla bulaşan hastalıklar konusunda farkındalığı arttırmak adına tüm sektör çalışanlarıyla baretlerine yapıştırılmak üzere etiketler paylaştı. Biyolojik etkenlere bağlı olarak meydana gelebilecek solunum yoluyla bulaşan hastalıkların yayılımının önlenmesi için izlenecek hareket tarzını, görev ve sorumlulukları tanımlamak amacıyla “Bulaşıcı Hastalıklara Yönelik Koruyucu Önlemler Prosedürü” hazırlayarak tüm sektörle paylaştı. Salgın sürecinin en çok vurgulanan noktalarından el yıkama konusunu da atlamayan ÇEİS, fabrikalarla etkili ve doğru el yıkamanın UV ışıkları ile simule edilerek deneyimlendiği el yıkama eğitim kitini de tüm üye fabrikalarıyla paylaştı. Çalışanlar ve aileleri için salgınların önlenmesi ve sınırlandırılması için alınması gereken önlemlere ilişkin bilgilerin yer aldığı “Solunum Yolu ile Bulaşan Hastalıklar: Yeni Koronavirüs Salgın Rehberi” isimli bir kitapçık da hazırlayan sendika, herkesin faydalanabilmesi adına kitapçığı kurumsal internet sitesi üzerinden de erişime açtı. Yaklaşık 19 bin sektör çalışanına ulaşan çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen bu faaliyetlere ek olarak, tüm fabrikaların ilgili yöneticileriyle, bulaşıcı hastalık salgını nedeniyle ortaya çıkabilecek acil durumlar karşısında neler yapılabileceğini anlatan yönlendirici bilgiler içeren dokümanlar paylaşıldı.

ÇEİS, “SEN’den Başlar…Bulaştırmamak Senin Elinde!” sloganıyla gerçekleştirdiği çalışmalar ile dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınına karşı önemi daha da artan kişisel hijyen konusunda farkındalığın artırılması, çimento sektöründe sürekli hale getirilmesi ve bu konuda bir davranış değişikliği sağlanmasını amaçlıyor.

ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Suat ÇALBIYIK

“ÇEİS olarak tüm sektörlere örnek olmak istiyoruz”

Türk çimento sektörü için iş sağlığı ve güvenliği konusunun büyük bir önem taşıdığının altını çizen ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Suat ÇALBIYIK, 28 Nisan dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları söyledi;

“Hem Türk çimento sektörü, hem de ÇEİS olarak iş sağlığı ve güvenliğine büyük önem veriyoruz. Bizim için fabrikalarımıza sağlıklı gelen işçilerin, gün sonunda ailelerine sağlıklı bir şekilde kavuşması her şeyden önce geliyor. Bu hassasiyet bizi Türkiye’nin İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Merkezi’ne sahip ilk sendikası yaptı…

İş sağlığı ve güvenliği bilincini tüm çalışanlarımız için alışkanlık haline getirmek adına her yıl 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nü geniş bir katılımla kutluyoruz. Bu yıl ne yazık ki hepimiz için zorlu koşullar söz konusu. İçinde bulunduğumuz bu zorlu süreçte, çalışanlarımızı bilinçlendirerek kişisel sağlıklarını korumalarına destek olmak da sektör olarak en önemli sorumluluk alanlarımızdan biri. Koronavirüs salgını tüm dünyaya yeniliklere, farklılıklara açık olmanın önemini bir kez daha hatırlattı. Yalnızca sağlıklı olmamız halinde bu sürece katkı sağlayabileceğimizi unutmadan, kurallara uyarak ve bu kuralları bir yaşam tarzı haline getirerek kendimize, çevremize ve dünyaya katkı sağlamak durumundayız. Bu nedenle bu yılın temasını solunum yoluyla bulaşan hastalıklar olarak belirledik. Bu kapsamda çalışanlarımızın sosyalleştikleri yemekhaneleri bilgilendirici dokümanlar ile donattık. Sadece çalışanlarımızı değil, ailelerini de düşünerek, “Yeni Koronavirüs Salgın Rehberi” isimli bilgilendirici bir kitapçık hazırladık. Ayrıca etkili el yıkamanın inceliklerini deneyimleyerek gösterdiğimiz bir çalışmaya da imza attık. İnanıyorum ki, tüm bu çalışmalar ile sektörün solunum yoluyla bulaşan hastalıklar konusundaki farkındalık düzeyine olumlu yönde katkı sunabildik. dedi.

Çimento sektörünün iş sağlığı ve güvenliği alanında yaptığı yatırımların oldukça önemli geri dönüşleri olduğunu da vurgulayan Suat ÇALBIYIK“Sıfır İş Kazası” ilkesini benimseyen sektörümüz, son 10 yılda iş sağlığı ve güvenliğine 150 milyon TL’nin üzerinde yatırım yaparak, bu konuda önemli bir duruş sergiledi. Buna ek olarak, ÇEİS’in tek başına yaptığı yatırımın tutarı yaklaşık 10 milyon TL’yi buldu. İSG mevzuatı kapsamında çok tehlikeli sınıfta yer alan çimento sektörü, bu alanda gıpta edilen bir performans gösterdi. Biz bu sorumluluk bilinci ile yatırımlarımıza devam ederek tüm sektörler için yol gösterici olmayı hedefliyoruz şeklinde konuştu.

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS) hakkında:

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), üyelerinin çalışma ilişkilerinde; ortak hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek, üyelerinin verimli çalışmalarına destek olmak, toplu iş sözleşmesi süreçlerini yönetmek, iş sağlığı ve güvenliğini geliştirmek amacıyla 1964 yılında kurulmuş bir işveren sendikasıdır. ÇEİS, endüstri ilişkileri ve insan kaynakları faaliyetleriyle birlikte, iş sağlığı ve güvenliği, mesleki eğitim, meslek standartları ve mesleki yeterlilikler ile istatistik faaliyetlerini yürütmektedir. Çimento sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin %95’inin üyesi bulunduğu ÇEİS, bugün, 36 kuruluşa bağlı 65 tesisi yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda platformda temsil etmektedir.

DİSK "Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz"

Nisan 2020 Pazartesi günü saat 12:00’da “Zoom” üzerinden gerçekleştirilen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu’nun katıldığı online basın toplantısında okunan basın açıklaması metni

Değerli basın emekçileri,

Covid-19 salgını döneminde ikinci çevrimiçi basın toplantımızda sizlerle birlikteyiz.

Hepinize, bütün işçilere ve yurttaşlara sağlıklı günler diliyorum.

Öncelikle Covid-19 ile mücadeleyi canları pahasına yürüten sağlık çalışanları başta olmak üzere işinin başında olanları sevgiyle saygıyla selamlıyor ve bu onurlu mücadelede yaşamını kaybeden hocalarımızın ve sağlık çalışanlarının anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Covid-19 salgınında yitirdiğimiz yüzlerce yurttaşımızı saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bu büyük felaketi, bu eşi görülmemiş salgını bilimle, bilim insanlarının ve emekçilerinin çabaları ile yeneceğiz.

Covid-19 ile mücadele öncelikle bir halk sağlığı mücadelesidir. Öncelik halkın sağlığının korunmasıdır. Ve en baştan hatırlatmamız gerekirse milyonlarca işçi ve ailesi de halkın büyük kısmını oluşturmaktadır. Ancak başından beri vurguladığımız gibi salgınla mücadele tıbbi olduğu kadar sosyal bir mücadeleyi de gerektiriyor.

Covid-19 salgını öte yandan dünyada ve Türkiye’de milyonlarca çalışanın işini ve gelirini kaybetmesine yol açıyor. Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz.

DİSK olarak başından beri böylesine vahim ve uzun dönemli etkileri olacak bir salgınla mücadelenin birden çok boyutu olduğunu vurguluyoruz. Salgınla mücadelenin sosyoekonomik boyutunun ciddiyetine dikkat çekiyoruz. Bugüne kadar, yapılması gerekenleri zamanında ve ayrıntıları ile açıkladık, kamuoyuna ve yetkililere sunduk.

Üzülerek söylemek zorundayım ki ısrarla dile getirdiğimiz ve kamuoyunda büyük yankı bulan öneri ve taleplerimiz yetkililerce dikkate alınmadı.

Vakit giderek daralıyor.

Üzerimizdeki kamusal sorumluluk gereği, halkımıza ve Türkiye işçi sınıfına karşı sorumluluğumuz gereği, bilime, akla ve hukuka bağlılığımızın gereği, bugün bir kez daha kamuoyunun karşısındayız.

Yaptıklarımızı anlatacağız, yapacaklarımızı ve Hükümet’in yapması gerekenleri açıklayacağız.

DİSK olarak hem merkezi düzeyde hem de sendikalarımız tarafından Covid-19 ile mücadelede önemli adımlar attık.

Bugün bunları sizlerle paylaşmak istiyoruz.  Covid-19 vakasının ilk olarak ortaya çıktığı 11 Mart 2020 tarihinden bu yana bütün çalışmalarımızı salgının yaratacağı sosyal tahribatla mücadeleye yönelttik.

Salgınla mücadelede alınması gereken sosyal ve ekonomik önlemleri kamuoyuna sunduk. Bunları Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile paylaştık. Yerel düzeyde alınabilecek önlemler konusunda DİSK Genel Merkezi ve üye sendikalarımız aracılığıyla yetkililerle temasa geçtik.

Kamuoyuna mal olan temel taleplerimiz her platformda açıkladık. Bu taleplerimizi hatırlatmak isterim.

1- İşten çıkarmalar yasaklanmalı

2- Zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında ücretli izin uygulanmalı

3- Tüm çalışanların gelirleri güvence altına alınmalı

4- İşsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı

5- Fatura ve kredi borçları ertelenmeli

6- En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli

Covid-19 ile mücadelenin sosyal boyutunu güçlendirmek için diğer iki işçi konfederasyonu Türk-İş ve Hak-İş ile üç temel ilke konusunda mutabık kaldık ve şu üç öneriyi üç konfederasyon kamuoyuna duyurduk.

1- İşten çıkarmaların yasaklanması

2- Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretiminin durdurulması

3- Gelir kayıpları için kısa çalışma ve işsizlik ödeneğinin koşulsuz devreye sokulması

Ayrıca KESK, TTB ve TMMOB ile salgınla mücadelede 7 temel talep etrafında yaygın bir imza kampanyası başlattık. Bu kampanya büyük yankı buldu. Yüzlerce emek ve meslek örgütü ile siyasi parti ve dernek, yüzlerce milletvekili, aydın, sanatçı, gazeteci ve on binlerce yurttaş bu kampanyaya destek verdi.

Ayrıca DİSK olarak bir yandan uluslararası sendikal alanda yaşanan gelişmeleri öte yandan konuya ilişkin verileri de zamanında ve hızlı biçimde kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bu süreçte en önemli hedeflerimizden biri de üyelerimizin Covid-19’a karşı sağlıklarının, işlerinin ve gelirlerinin korunması. Bugün sizlerle DİSK olarak örgütlü olduğumuz işyerlerindeki tabloyu ve üyelerimizin sağlıklarını, işlerini ve gelirlerini korumak için yaptığımız çalışmaları paylaşmak istiyorum.

Sendikalarımızdan gelen bilgilere göre Genel-İş, Lastik-İş ve Birleşik Metal-İş sendikalarımızın örgütlü olduğu işyerleri başta olmak üzere en az 88 üyemizde Covid-19 pozitif tespit edilmiştir. En az 172 üyemiz karantinadadır. Ne yazık ki Genel-İş üyesi bir arkadaşımızı Covid-19 nedeniyle, Lastik-İş üyesi bir arkadaşımızı da Covid-19 şüphesiyle kaybetmiş bulunuyoruz.

Sendikalarımız bu süreçte örgütlü oldukları kamu ve özel işyerlerinde salgına karşı etkin önlemler alınması için, Covid-19 pozitif vakaların olduğu işyerlerinde üretimin durdurulması için harekete geçti, gereken yerlerde üretimi durdurdu ve kamu makamları ile işverenler nezdinde girişimlerde ve uyarılarda bulundu.

Bazı işyerlerinde üyelerimiz çalışmaktan kaçınma haklarını kullandı. Sendikalarımız işyeri düzeyinde ücretsiz izin uygulamalarına karşı çıktı ve işin durması ve azalması durumunda kısa çalışma olanağının kullanılmasını talep etti ve büyük oranda sonuç alındı.

Bildiğiniz gibi DİSK üyelerinin önemli bir bölümü belediyeler ve hizmet sektörü gibi zorunlu ve temel hizmetlerin yürütüldüğü işyerlerinde çalışıyor. Zorunlu olarak çalışan üyelerimizin sağlıklarının ciddi bir biçimde korunması için kamu ve özel sektör işverenleri ile sürekli temas halindeyiz, önlemleri denetliyoruz ve eksik saptadığımızda bunların giderilmesi için harekete geçiyoruz.

Bu kapsamda eksik veya kalitesiz koruyucu malzeme ile ilan edilen sosyal mesafe kuralına uygun olmayacak şekilde çalıştırılan işverenler uyarılmış, belediyelerde zorunlu ve yaşamsal önem taşımayan işlerden vazgeçilmesi, işçilerin bu işlerde çalıştırılmaya son verilmesi istenmiştir.

Bilindiği gibi kamuda çalışma düzeni 22 Mart tarihinde yayınlanan genelge ile belirlenmişti. Bu genelgenin belediyelerde kadrolu-şirket işçisi ayrımı olmaksızın uygulanması hukukun gereğidir. Bu konuda uyarılarımız yapılmıştır. Buradan bir kez daha belediye şirketlerinin kamusal niteliğini hatırlatmak gereğini duyuyoruz.

Ayrıca bu dönemde en kritik alanların başında gelen sağlık hizmetinin bir ekip hizmeti olduğunu, sağlık çalışanları arasındaki ayrımcılığa da son verilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Sendikalarımızın yaptığı çalışmaları ve DİSK’in Covid-19 ile mücadeleye ilişkin yaptıklarını ayrıntılı bir raporla yakında kamuoyuna sunacağız.

Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim. Sendikalarımızdan gelen bilgiler sendikalı işyerlerinde işçiler olarak kendimizi korumanın daha olanaklı olduğunu gösteriyor. Ancak milyonların çalıştığı sendikasız işyerlerinde, daha doğrusu sendikasız bırakılan işyerlerinde durum çok daha vahim.

İşte bu işyerlerinde çalışanların sağlığının, işinin ve gelirinin korunması için çok daha net kamusal politikalara, sosyal politikalara ihtiyaç var.

Değerli basın emekçileri

Şimdi ülkeyi yönetenlerin yaptıkları ve yapmadıkları ile yapılması gerekenler üzerinde durmak istiyorum.

Hükümet etkin önlemler almakta geç kalıyor ve geçen her gün tehlikeyi büyütüyor.

Salgınla mücadelenin en etkin yolunun evde kalmak ve teması kesmek olduğu artık herkes tarafından biliniyor ve ısrarla söyleniyor. Evde kalmak tek çözüm.

Aklın ve bilimin gösterdiği çözüm bu. Kesinlikle evde kalmak! Ancak aklın ve bilimin gösterdiği yol ısrarla takip edilmiyor.

Milyonlarca işçi halen işe gitmek zorunda bırakılıyor. Milyonlarca işçi her gün servise biniyor, toplu taşıma kullanıyor. İşyerlerinde diğer işçilerle yan yana çalışıyor, yemekhanelerde yemek yiyor, soyunuyor, giyiniyor.  Sonra evine, ailelerinin yanına gidiyor.

Halk sağlığı hizmetlerindeki tüm çalışanlara, sağlık ve belediye çalışanları başta olmak üzere zorunlu olarak çalışan tüm emekçilere ayrımsız olarak, eksiksiz ve nitelikli kişisel koruyucu ekipman sağlanmalı, düzenli test ve sağlık taraması yapılmalıdır.

Öte yandan bu süreçte kadına yönelik şiddeti artıyor. Kadınlar salgın günlerinde şiddete karşı güvencede olmayı talep ediyor. Kadına yönelik artan şiddete karşı kamu otoriteleri acilen önlem almalıdır.

Evet Covid-19 dil, din, cinsiyet, milliyet ayırımı yapmıyor. Ancak Covid-19 ile mücadelede açık bir sınıf ayrımcılığı yaşanıyor.  İşçiler ölüme gönderilirken “evde kal” çağrıları yapılıyor.

İşçilere dönük ayrımcılık ve önemsememe öyle boyutlara ulaştı ki artık vicdanlar sızlıyor. Bilindiği gibi salgınla mücadelede 65 yaş üstünün ardından 20 yaşın altına da sokağa çıkma yasağı geldi.

Ancak 20 yaş altına getirilen sokağa çıkma yasağından 24 saat sonra, 18-20 yaş arası çalışanların bu yasaktan muaf oldukları, yani işe gidebilecekleri açıklandı. 20 yaş altında toplam çalışan sayısı 1 milyon 531 bindir. Bunların 720 bini 17 yaş ve altı çalışan çocuk işçilerdir. Bunları dışındaki 811 bin genç işçinin işe gitme mecburiyetinde bırakılması insafsızlıktır, vicdansızlıktır ve izansızlıktır.

İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında tüm işler en az 15 gün süreyle durdurulmalıdır

Oysa bu genç işçilere üç ay boyunca sağlanacak asgari ücret desteğinin toplamı 5,6 milyar TL’dir. Ülkeyi yönetenler 811 bin gence 5,6 milyar TL ödemek yerine onları ölüme gönderiyorlar. Bu ülkenin, genç işçileri salgına karşı korumak için ayıracağı 5-6 milyar lirası yok mu?

Elbette var. Daha fazlası var. Sadece İşsizlik Sigortası Fonu’nda 132 milyar TL var. Olmadı Merkez Bankası var. Bağış yapmak yerine bütçeye kaynak aktarabilir. En önemlisi servetin yüzde 42’sini elinde tutan toplumun yüzde 1’i var, sürekli vergi aflarıyla vergileri sıfırlanan devasa şirketler var.

Bilim salgınla mücadele için Evde Kalın diyor. Ama Hükümet “evde kalmak” için gerekli adımları atmıyor. Evde kalmanın yaygın ve etkili olabilmesi için gerekli olan zorunlu ve acil işler dışında işleri durdurmaya yanaşmıyor, çarklar dönmeye devam etmeli diyor. Siyasi kaygılarla bilim dışı kararlar alıyor, ülkenin geleceğini karartıyor.

Çarkların dönmesi daha çok işçinin hasta olması demek, çarkların dönmesi demek daha fazla temas demek, daha fazla risk demek.

Salgına karşı yaşamı savunmalıyız, parayı pulu değil.

Şimdi enflasyon hesabı yapmanın zamanı değil.

Şimdi bütçe açığı ve üretim hesabı yapmanın zamanı hiç değil.

İnsanlar can derdinde, iş ve aş derdinde.

Her şeyden önemli olan budur.

Bilim evde kalın diyor. Evde kalmanın yegâne yolu zorunlu ve acil işler dışındaki işleri durdurmak ve işten çıkarmaları yasaklamaktır.

Ancak maalesef işveren örgütleri bilimin gösterdiği yolu göz ardı ediyor. İnsanlar can derdindeyken, işçiler ve aileleri risk altındayken “Üretim ve hizmet kapasitemizi koruyarak üretmeye devam edelim”diyorlar. Bu yaklaşım, ölen ölür kalan sağlar bizimdir demekten farklı değildir. Bu zincirlerinden boşalmış kapitalist zihniyeti reddediyoruz.

Bugün işçilere, hayatını riske atarak çalışma zorunluluğu getirenleri bilimin ışığında uyarmayı bir borç biliyoruz:

“Çarklar dönecek” dayatmanızın en büyük bedelini bu salgın koşullarında çalışmak zorunda bıraktığınız büyük oranda örgütsüz işçiler ve aileleri ödeyecektir. Ancak meselemiz salgındır ve bedel bununla sınırlı kalmayacaktır.

Ezberlenmiş sınıfsal reflekslerle milyonlarca işçinin salgın sürerken hiç de zorunlu olmayan işlerde çalıştırılmasının bedelini bütün bir toplum ödeyecektir.

Evde Kalması fiilen engellenen işçiler olarak, “Evde kalmak benim de hakkım” diyerek atacağımız her adım meşrudur ve sadece kendimiz için değil toplumun ve ülkenin bu salgına karşı savunmasını sağlayacaktır. Evde kalma mücadelesi memleket mücadelesidir!

Salgının yükseliş dönemindeyiz. Dünya örnekleri de göstermiştir ki salgının alevlenme döneminde, toplumsal bulaşın yaygın olduğu, enfekte insan sayısının katlanarak arttığı dönemlerde zorunlu işler dışında her yerde mutlak izolasyonu sağlamak şarttır.

Covid-19 salgınının bilimsel takibi ile yükselişin sona erip bulaşma ve hasta olma sayısında grafiklerin plato çizmesi ve salgının kontrol altına alındığının bilimsel kabulüyle birlikte gerekli tüm önlemler alınarak aşamalı olarak işbaşı yapılması anlaşılabilir.

Bugün, Sağlık Bakanı’nın da her fırsatta söylediği gibi, enfekte bir kişinin en az 16 kişiye hastalık bulaştırdığı dönemde, işçiler açısından, 6331 Sayılı yasanın 13. Maddesinde de açıkça belirtildiği gibi“ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durum” mevcuttur ve “çalışmaktan kaçınma hakkı”vardır. DİSK ve DİSK’ e bağlı sendikalar bu hakkın kullanımı için gerekli hazırlıkları yapmıştır ve pozitif vaka tespit edilen işyerlerinden başlayarak bu hakkın kullanımını hayata geçirmeye devam edecektir.

Covid-19 salgını ile birlikte akılları başa almanın zamandır. Neoliberal küreselleşmenin iflası tam olarak tescil edildi. Şimdi sosyal devlete dönmenin, kamucu ve toplumcu politikaların zamanıdır.

Salgının tahribatı büyüyor. Bu tahribatı azaltmak için hala yapılması gerekenler var.

Üzerimize düşen tarihsel sorumlulukla Hükümet’e bir kez daha çağrı yapıyoruz. Covid-19 salgını ile mücadele için ortak akla ihtiyaç var. “Ben dedim oldu” zihniyeti ile Covid-19 yenilmez. Bilimin ve aklın yol göstericiliğinde ve katılımcı bir yöntemle salgınla mücadele edilebilir.

Acil atılması gereken adımları bir kez daha sıralıyoruz:

  • Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretimi salgın süresince durdurulmalı ve yurttaşların böylece evde kalması sağlanmalıdır.
  • İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve tüm çalışanların geliri güvence altına alınmalıdır. Halen işten çıkarılan işçilerin işsizlik sigortasından koşulsuz yaralanması sağlanmalı. İşlerin durmasıyla gelir kaybına uğrayan işçilere kısa çalışma ödeneğinden koşulsuz destek sağlanmalıdır.
  • Başta büyük kentler olmak üzere etkili bir karantina uygulanmalı
  • Karantina ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle işini ve gelirini kaybedenlerinin kendilerinin ve ailelerinin geçimi devlet tarafından sağlanmalıdır.
  • Karantina sürecinde kadına yönelik artan şiddete karşı İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
  • Hanelerin temel tüketim faturaları ve borçları ertelenmelidir.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.

Covid-19’a karşı toplumsal dayanışmaya, güçlü sosyal politikalara ve sosyal devlete ve bilimin yol göstericiliğinde ortak akla ihtiyacımız var.

Haberler

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

Covid-19 salgını ile etkin mücadelede onbinlerce yurttaşın, aydının, akademisyenin, sanatçının milletvekilinin ve kurumun ortak iradesini yansıtan #YediAcilÖnlem metninin imzacıları yayımlandı.Read more ›ON 4 NİSAN 2020 12:20 /

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Osman Yıldız ile videokonferans toplantısı gerçekleştirdiRead more ›ON 3 NİSAN 2020 12:35 /

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Covid-19 salgını ile etkin mücadelede halkın sağlığını, işini ve aşını korumak için 7 önlem açıkladı. Kişi ve kurumların imzasına açılan ortak metni ve imza formunu yayımlıyoruz.Read more ›ON 31 MART 2020 17:15 /

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

İzmir Kemalpaşa Belediyesi ile Balıkesir Bandırma Belediyesi’nde çalışan Genel-İş Sendikamız üyesi işçilerin toplu iş sözleşmeleri bağıtlandı. Kemalpaşa ve Bandırma’da yapılan törenlere DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çalışkan da katıldı.Read more ›ON 13 MART 2020 12:38 /

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında açılan davadan beraat etti.Read more ›ON 9 MART 2020 18:44 /

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde ifade ettiği görüşleri nedeniyle hakim karşısına çıkıyor.Read more ›ON 8 MART 2020 18:30 /

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Kocaeli Barosu tarafından düzenlenen Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi adlı sempozyuma katılan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadın işçilerin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunları ve mücadelelerini anlattıRead more ›ON 6 MART 2020 17:48 /

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

DİSK 16. Genel Kurulu’nda kadın işçilerin görüş ve önerileri doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan tüzük değişiklikleri yapıldıRead more ›ON 6 MART 2020 15:20 /

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komsiyonu, 8 Mart programını açıkladı.Read more ›ON 5 MART 2020 17:26 /

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Ankara’da 103 kişinin can verdiği katliamın gerçekleştiği Ankara Garı önünün anıt meydan haline dönüştürülmesi için DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve 10 Ekim-Der tarafından düzenlenen “Emek, Barış, Demokrasi Anıt Meydanı ve Anma Yeri Uluslararası Fikir ve Tasarım Projesi Yarışması” tamamlandıRead more ›

Sendika

Yönetmelik – Kanun

Kamu Görevlileri Sendikası Nasıl Kurulur?

Kamu Görevlileri Sendikası Nasıl Kurulur?

Sendika Kuruluşu İçin Gerekli Belgeler (4688 Sayılı Kanun 6 ncı Madde)
•Tüzük,
•Kamu görevlisi olduklarını gösterir belge,
•Sendikayı ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin kimlik bilgileri,
•Dilekçe,
•Kurucuların kimlik bilgileri. Konfederasyon Kuruluşu İçin Gerekli Belgeler (4688 Sayılı Kanun 6 ncı Madde)
•Tüzük,
•Sendikaların konfederasyon kurulmasına ilişkin kurucular kurulu kararı,
•Konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin kimlik bilgileri,
•Konfederasyonu ilk genel kurula kadar sevk ve idare edecekler, üyesi oldukları sendikaların zorunlu organlarına seçilmemişlerse, kamu görevlisi olduklarını gösterir belge.Yukarıda anılan belge ve tüzüklerin ilgili valiliğe verilmesi ile sendika veya konfederasyon tüzel kişilik kazanır. Şube kuruluşu tüzük hükümlerine göre yapılır. Bildirimler ve Defter Tasdiki
•Genel kurullar tarafından zorunlu organlara seçilen üyelerin kimlik bilgileri, meslek ve sendikadaki görevleri ve adreslerinin yer aldığı form,
•Tüzük değişiklikleri,
•Açılan, kapatılan veya birleştirilen şubeler,
•Yerleşim yeri değişikliği (5253 sayılı kanunun 23 üncü maddesi),
•Temsilcilik açma. Bildirimler sendika şubesinin, sendikanın veya konfederasyonun bulunduğu illerin Valiliklerine otuz gün içinde bildirilir. 
Tutulması zorunlu defterler her olağan genel kurulu izleyen on beş gün içinde notere veya İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğüne onaylatılır. Üye kayıt defterlerinin, her olağan genel kurul veya defterlerin bitimini izleyen 15 gün içinde notere onaylatılması zorunludur.

İşçi Sendikası Nasıl Kurulur?

Sendika Kuruluşu İçin Gerekli Belgeler (6356 Sayılı Kanun 7 nci Madde)
•Dilekçe,
•Kuruluş tüzüğü,
•Kurucuların kurucu olabilme şartlarına sahip olduklarını ifade eden yazılı beyanları. Konfederasyon Kuruluşu İçin Gerekli Belgeler (6356 Sayılı Kanun 7 nci Madde)
•Dilekçe,
•Kuruluş tüzüğü,
•Konfederasyon kurulması yönünde sendikalarca alınmış genel kurul kararları.
Kuruluşlar, kurucularının kuruluşun merkezinin bulunacağı ilin valiliğine bu belgelerin vermesiyle tüzel kişilik kazanır.
 Şube veya bölge şubelerinin nasıl kurulacağı, birleştirileceği veya kapatılacağı, görev ve yetkileri, genel kurullarının toplantılarına ve kararlarına ilişkin usul ve esaslar ile sendika genel kurulunda şube ve bölge şubelerinin nasıl temsil edileceği tüzük hükümlerine göre belirlenir. Bildirimler ve Defter Tasdiki
•Genel kurul dışındaki organlara seçilen üyelerin kimlik bilgileri, 
•Açılan ve kapatılan şubeler,
•Temsilcilik açılışı,
•Yerleşim yeri değişikliği (5253 sayılı kanunun 23 üncü maddesi),
•Tüzük değişikliği.Tutulması zorunlu defterler her olağan genel kurulu izleyen on beş gün içinde notere veya İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğüne onaylatılır.zorunlu defterler her olağan genel kurulu izleyen on beş gün içinde notere veya İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğüne onaylatılır. Üye kayıt defterlerinin, her olağan genel kurul veya defterlerin bitimini izleyen 15 gün içinde notere onaylatılması zorunludur.

Çağdaş dünya ile bütünleşmiş güçlü bir sivil toplum oluşumuna katkıda bulunmak,Sivil topluma rehberlik ederek ortak akla ulaşmak,Değişen ve gelişen koşullara uyum sağlayarak, sürekli öğrenen ve paylaşan bir kuruluş haline gelmektir. 

Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü

AB Müktesebatına uyum çerçevesinde hazırlanarak yürürlüğe konulan 03.08.2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 3. Maddesi ile 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 46. Maddesinde yapılan değişiklikle; dernekler ile ilgili hizmetleri yürütmek üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın kurulması ve aynı Kanun’un 73. maddesinde yapılan değişiklikle de; İçişleri Bakanlığı’nca, derneklere ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, hizmetleri görmek üzere illerde valilikler, ilçelerde de kaymakamlıklar bünyesinde derneklerle ilgili bir birim oluşturulması hükmü getirilmiştir. 

31.07.2003 tarihinde çıkartılan 4970 sayılı yasa ile 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan düzenleme ile İçişleri Bakanlığı’nda Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın yeri ve görevleri belirlenmiştir.

Dernekler Dairesi Başkanlığı ve taşra teşkilatının kuruluş ve görevleri ile ilgili olarak hazırlanan Yönetmelik Resmi Gazete’nin 15.10.2002 tarih ve 24907 sayılı nüshasında, değişiklikler ise 04.09.2003 tarih ve 25219 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Derneklere ilişkin bilgi, belge ve dokümanların Emniyet Genel Müdürlüğü’nden devralınmasıyla Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın merkez teşkilatı 9 Ekim 2003 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmiş olup, derneklerle ilgili iş ve işlemler yürütülmeye başlanmıştır. Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın taşra teşkilatları da bu tarihten sonra hızla oluşturularak dernekler ile ilgili iş ve işlemler taşra güvenlik birimlerinden devralınmıştır.

Diğer taraftan, 04.11.2004 tarihinde kabul edilen 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 38. Maddesi ile 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nda yapılan değişiklikle yardım toplama faaliyetleri ile ilgili iş ve işlemleri yürütme görevi Dernekler Dairesi Başkanlığı ve taşra dernekler birimlerine verilmiştir.

Sendikaların kuruluş ve diğer bildirimlerine ait iş ve işlemler, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İl Emniyet Müdürlükleri tarafından yürütülmekteyken, İçişleri Bakanlığının 10.10.2013 tarihli ve 2013/47 sayılı Genelgesi ile Dernekler Dairesi Başkanlığı merkez ve taşra birimlerince yürütülmeye başlanmıştır.

Siyasi partilerin kuruluş ve bildirimlerine ilişkin iş ve işlemler, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İl Emniyet Müdürlükleri tarafından yürütülmekteyken 03/01/2014 tarihli ve 2014/1 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın merkez ve taşra birimlerince yürütülmeye başlanmıştır.

Dernekler Dairesi Başkanlığı, 13.09.2018 tarih ve 30534 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür. Söz konusu düzenleme 10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 256’ncı maddesine işlenmiştir.Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Yönetmelik

İl müdürlükleri

A

B

Ç

D

E

G

H

I

İ

K

M

N

O

R

S

Ş

T

U

V

Y

Z

Erkan KILIÇ
GENEL MÜDÜR
Sivil Toplum İstişare KuruluDenetim Hizmetleri BaşkanlığıRapor Değerlendirme Çalışma Grubuİdari İşlemler Çalışma GrubuAnaliz ve İstatistik Çalışma Grubuİşlemler ve Mevzuat Daire BaşkanlığıDernek İşlemleri
Çalışma Grubu
Vakıf, Sendika ve Siyasi Parti İşlemleri Çalışma GrubuMevzuat
Çalışma Grubu
Kurumsal ve Halkla İlişkiler Çalışma GrubuTeşvikler
Daire Başkanlığı
Kamu Yararı Statüsü Çalışma GrubuYardım Toplama ve İzne Tabi İşlemler Çalışma GrubuProje Destek Daire BaşkanlığıProje Kabul ve Değerlendirme Çalışma GrubuProje İzleme ve Denetim Çalışma GrubuDış Kaynaklı Proje Çalışma GrubuDış İlişkiler Daire BaşkanlığıDış İlişkiler
Çalışma Grubu
Yabancı STK’lar Çalışma GrubuYurtdışı STK’lar ve Uluslararası Teşekküller Çalışma GrubuSivil Toplum Str. ve Eğitim Daire Bşk.Ar-Ge, yayın ve Eğitim Çalışma Grubuİstatistik, Analiz, Planlama ve Strateji Geliştirme Çalışma GrubuBilgi İşlem ve Arşiv Daire BaşkanlığıBilişim ve Donanım Çalışma GrubuYazılım
Çalışma Grubu
Arşiv ve Dokümantasyon Çalışma GrubuPersonel ve Destek Hiz. Daire Bşk.Kadro ve Özlük İşlemleri Çalışma GrubuBütçe Uygulamaları Çalışma GrubuMali Hizmetler ve Tahakkuk Çalışma GrubuTaşınır İşlemleri Çalışma GrubuEvrak İşlemleri Çalışma GrubuTAŞRA TEŞKİLATI
İl Sivil Toplumla İlişkiler
Müdürlükleri
veya İlçe Şeflikleri
Genel Müdürlük

Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:

a) Dernekler ve şubelerinin, derneklerin ve vakıfların üst kuruluşlarının, yabancı dernek, vakıf ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye’deki şubeleri ile temsilciliklerinin kayıtlarını tutmak, iş ve işlemlerini yürütmek,
b) 26/3/1987 tarihli ve 3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan teşekküllerin kayıtlarını tutmak, iş ve işlemlerini yürütmek,
c) Yardım toplama mevzuatına ilişkin iş ve işlemleri yürütmek,
ç) 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 35 inci maddesi kapsamındaki iş ve işlemler ile vakıflar, sendikalar, siyasi partiler, vakıf ve sendikaların üst kuruluşlarıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığına mevzuatla verilen görevleri yapmak, bu kuruluşlar ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
d) 5253 sayılı Kanun kapsamındaki platformlarla ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
e) Görev alanına giren kuruluşlara rehberlik ve danışma hizmeti sunmak, idari, mali ve teknik destekte bulunmak, bunlarla ortak projeler yürütmek, eğitim ve benzeri konularda işbirliği yapmak,
f) Dernekler ve şubelerinin, derneklerin ve vakıfların üst kuruluşlarının; 3335 sayılı Kanuna göre kurulan teşekküllerin; yabancı dernek, vakıf ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye’deki şube ve temsilcilikleri ile 5253 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre verilen her türlü faaliyet izninin denetimini yapmak,
g) Türk vatandaşları tarafından yurtdışında kurulan dernek ve benzeri kuruluşların kayıtlarını tutmak, kuruluş ve faaliyetlerini yurtiçinde ve yurtdışında ilgili makamlar aracılığıyla izlemek, değerlendirmek ve bu derneklerle ilgili gerekli işlemlerin yapılmasını sağlamak,
ğ) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen kuruluşların yönetici veya üyelerinin yasalara aykırı faaliyetleri hakkında, ilgili kuruluşlarla işbirliği içinde çalışarak gerekli işlemleri yapmak,
h) Sivil toplum kuruluşları, ilgili kurumlar, üniversiteler ve diğer araştırma kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde, görev alanına giren konularda araştırma-geliştirme çalışmalarında bulunmak, orta ve uzun vadeli stratejileri belirlemek,
ı) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.

Denetim İşlemleri

Denetim İşlemleri
Gerekli görülen hallerde, 5253 sayılı Dernekler Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanuna göre kurulan dernekler ve şubelerinin, derneklerin ve vakıfların üst kuruluşlarının, yabancı dernek, vakıf ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye’deki şubeleri ve temsilciliklerinin, uluslararası nitelikteki teşekküllerin amaçları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermedikleri, defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıkları İçişleri Bakanlığı veya en büyük mülki idare amiri tarafından denetletilebilir.Denetleme sırasında görevli memurlar tarafından istenecek her türlü bilgi, belge ve kayıtların, dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesi, yönetim yerleri, müesseseler ve eklentilerine girme isteğinin yerine getirilmesi zorunludur.Denetim sırasında suç teşkil eden fiillerin tespit edilmesi halinde, mülki idare amirliği durumu derhal Cumhuriyet Savcılığına ve derneğe bildirir.