kategori Arşivleri: Kırsal

ÇİFTÇİLER Organize Sanayi Bölgesine Topraklarını vermemek için Ayaklandı

Söğütlü sınırları içersinde yer alan Kantar,Fındıklı  Köylülerine  ait 3750 dönümlük alanda  yapılması   planlanan  Karma  Organize Sanayi Bölgesi yapılmaması  için Yöre  Halkı ayaklandı.

Organize Sanayi Bölgeleri ile birlikte toprakların betonlaşmasına yönelik çalışmalar, köylüyü, çiftçiyi, vatandaşı çileden çıkardı.

Tarım  Cenneti  üzerine  Karabulutlar  çöktü.

Beşdeğirmen Köyü ile Fındıklı-Kantar  Köyleri  arasında kalan 3750 dönümlük Ayçiçeği,Buğday,Mısır,Şeker Pancarı,Fındık  gibi  Tarımın yapıldığı alan  Cumhuriyetin  ilk  yıllarında  Yunanistan,Bulgaristan ve Romanya’dan   gelen  soydaşların  oluşturduğu  Tarım  Cenneti  üzerine  Karabulutlar  çöktü.

Çiftçilikle  geçimini  sağlayan  vatandaşların elinden  Tarım toprakları   cebren alınmak  isteniyor.

SAKARYA  İLİNDE TARIMIN MERKEZİNE   ÇÖKMEK İSTİYORLAR

Yöre  Halkı ne  diyor

*Tarım  arazilerimizin imara  açılması ve  Söğütlü  2.OSB alanı olarak kullanılmasına razı  değiliz

*İçimizden  bazı  komşularımızı  ikna  ederek bu  süreci  devam ettirmek istemeleri uygun  görmüyoruz.

*Arazilerimiz  Kantar ve Tatar  Mahallelerini ilgilendirdiği halde Fındıklı Mahallesi üzerinden  resmi işlemlerini  sürdürmeleri de  bir başka  çelişki Yangından  mal kaçırır  gibi  bir  çalışma bu

*Tarımın dışında  kullanılacak bir  arazi değil

*Yolun  sağ  1.sınıf  Toprak  sol yanı  4.sınıf  diyerek işlemleri  yürütmek  Toprak Kurulundan geçirmek istemektedirler.Bilimsel ve Fennen   Tarım  arazisidir.

Habervole  Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN   Tarım  arazilerini  imara  açılması ve  Söğütlü  2.OSB alanı olarak kullanılmasına razı  olmadıklarını   söyleyen  Çiftçilerle  birlikteyken  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik ‘i telefonla  arayarak  son  durumu   öğrendi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik “Söğütlü ilçesi Kantar, Fındıklı ve Akçakamış mahalleleri tarla sahipleri  söz konusu  yer için itirazda  bulundular.Durum  değerlendiriliyor.Yer  seçimi  konusunda neler  yapılabilir   bu durum  kısa  sürede  sonuçlanacak.Doğru  bir  karar  çıkacak”dedi.

Mutlu Köyler  Projesi  Mimarı Fehmi DUMAN”Yer  seçimi Yanlış”

Sakarya  Kültürel ve Doğal Kaynakları  Koruma  Derneği  Kurucu Başkanı  Mutlu Köyler  Projesi  Mimarı Fehmi DUMAN ” Toprak Kurulları  Sağlıklı  kararlar  verdiği sürece  kimsenin  başı  ağrımaz.Hukuk  Devleti var.Hukuk  Hem  Çiftçiye,Hem  Girişimciye aynı mesafededir.Bu  gün  burada   tam bir   rezalet  durum  gördük.Devlet   Sulu  Tarım  için   37   Yıl  önce  adım  atıyor. 37  Yıl sonra  Sulu  Tarımının  olmazsa  olmazı  Gölet Projesi  başlanıyor.Birileride  çıkıyor  Ben  burada  şunu yaparım  bunu yaparım  olmaz. Bu  bölge  80 Yıl  önce  Çorak  bir  bölge  iken   Çalışkan çiftçilerimiz   Bölgeyi  Ziraat  üssü  yapmışlar.Böyle çalışkan  çiftçilerimizin yanında olmak  bizlerin  görevidir.Yer  seçimi  doğru yapılmalıdır”

YAPILMAK İSTENEN  OSB’nin TAM ORTASINA  DEVLET  SULAMA  GÖLETİ YAPIYOR

*Devletimiz bizlere 1983 yılında  Sulu Tarıma  geçilsin  diye  Gölet  sözü verdiler.2017  yılında da    yapımına  başlandı. Hem  tarım için  önemli adım  atılırken   birleri  çıkıyor  ben  OSB yapacam diyor  bu  olacak iş  değil

.Köylüyü, çiftçiyi, halkı gücün karşısında ezdirmeyecektir

Kantar Köyünden Hilmi GÖLCÜK”1OO Dönüm Fındıklığım  var  tümünü  OSB  kapsamına  almışlar.Dedelerimiz,Babalarımız  bizleri  Bu  topraklarla   yetiştirdi.Ben ve   benden  sonraki  torunlarım  bu  Topraklarla  beslenecek.Yer  seçimini  doğru  bulmuyorum”

Yanlış  bir yola  girilmiş   girdikleri yol  yol  değil

Fındıklı Köyünden Sakarya  Yağlı Tohumlar Birliği  Başkan Yardımcısı  Behçet GÖKDENİZ “Tarım arazilerimizin üzerine yapılmak istenen bu projeye karşı olduğumuzu ve durdurulması gerektiğini belirttik. Yapımı devam eden Kantar sulama göleti ile birlikte zaten verimli olan arazilerimizin daha da verimli hale geleceğini, sulu tarıma geçilebileceğini, yanlış kararlar verilirse dönüşünün olmayacağını, bu toprakları tekrar elde etmenin mümkün olmadığını dilimiz döndüğünce başkanımıza anlatmaya çalıştık. Sanayi ve teknolojiye karşı olmadığımızı, yapılan yer seçiminin yanlış olduğunu aktardık. Kendisinin de bu proje ile ilgili fikirlerini dinledik. İçinde tarla sahiplerinin ve köy sakinlerinin bu projenin yapılmasını istemediklerine dair imzaların bulunduğu ve verimli arazilerimizin fotoğraflarının da olduğu dosyamızı kendisine takdim ettik. Konu ile ilgili yardımlarını rica ettik. Umut ediyoruz ki sayın başkanımızda bizim yanımızda, doğrunun yanında olacaktır. Köylüyü, çiftçiyi, halkı gücün karşısında ezdirmeyecektir

Bizim işimiz   aşımız  herşeyimiz bu  topraklar.Biz Topraksız yapamayız.Yer  seçimi  doğru  değil  Çiftçi  zaten  zor  durumda   daha  da  işi zorlaştırıp  çiftçiyi  kimsenin  üzmesine  müsade  ettirmeyiz.Yanlış  bir yola  girilmiş   girdikleri yol  yol  değil.”

  Bizlerinde   huzurlarını  kaçırmamalılar

Kantar Köyünden Aziz Varilci”Tarım arazileri  korunması  gerekirken  Sanayi  gelecek  herkes  iş  sahibi  olacak  diyerek  arazilerimiz   elimizden almak istemeleri  doğru  değil.Yanlış bir   çalışma.Bu  yanlıştan  hemen  dönmeleri  bizlerinde   huzurlarını  kaçırmamalılar”

Toprakları betonlaştırmayın

Söğütlü ilçesi ve mahalle sakinleri tarlalarının olduğu bölgeye OSB yapılmasına karşı çıktı.

Söğütlü ilçesinde yoğun bir şekilde organize sanayi bölgeleri ile birlikte toprakların betonlaştırılması halkı isyan ettirdi. Açıklama yapan vatandaşlar “Biz sanayiye değil, yer seçimine karşıyız!” diyerek genç, yaşlı, kadın, erkek hep birlikte uygulanması planlanan bu oluşuma karşı tepki göstereceklerini belirttiler. Aynı durumun  Kaynarca ve Ferizli’de de olacağı söyleniyor.

“Ceddimizi, dedelerimizi besleyen bu topraklar bizi evlatlarımızı ve torunlarımızı da besleyecektir” diyen Ayşe hanım; “bir kilo peynir 20 TL olmuş siz ne sanayisinden bahsediyorsunuz. Asgari ücretle şehirde yaşadığını zan eden çocuklarımızın bu topraklardan desteği olmadan bir ay bile yaşama şansları yoktur” diyerek isyan etti.

“Elbette sanayi olmalı ama toprağa değil, ot bitmez birçok yerler bölgeler var kardeşim! Nedir düşmüşler Sakarya’nın cennet gibi arazilerinin peşine” diyen çiftçi Kerim Efendi; “bekliyorlar biz son kalıntılar gidelim/ölelim arkadan hepsini satsınlar. Çok pişman olacaksınız, vallahi çok pişman olacaksınız” diye tepki gösterdi.

Söz konusu bölgeye giderek burada bir basın açıklaması yapan halk oradan evlerine, işlerine gitmek üzere ayrıldılar.

BASIN AÇIKLAMASI

“Söğütlü ilçesi Kantar, Fındıklı ve Akçakamış mahalleleri tarla sahipleri ve mahalle(köy) sakinleriyiz. Bu mahallelerde geçimimizi tarım, hayvancılık, fındık ve ceviz üretiminden sağlayan aynı zamanda mutfak ihtiyaçlarımızın birçoğunu tarlalarımızda yetiştirdiğimiz doğal sebzelerle karşılayan insanlarız. Yukarıda adı geçen mahallelerin (köylerin) tarım arazilerine, büyük bir çoğunluğu Fındıklı Köyü’nden 1987 yılında ayrılan Kantar Köyü sakinlerine ait 3700 dönümlük tarım arazisine ERSİAD (Yeni Adı: Söğutlü 2. OSB) tarafından sanayi yapılması planlanmaktadır. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onay beklendiği söylenmektedir. Tarım arazilerimizin tamamı büyük parçalar halinde olup toplulaştırmaya gerek yoktur. Topraklarımızdan elde edilen ürün kalitesi ve rekoltesi emsallerine göre oldukça iyidir. Ayrıca 1983 yılından bugüne 35 yıldır yapılması planlanan Kantar Köyü Göleti yapımına başlanmış olup tamamlandığında yılda iki mahsul alınan tarlalarımız daha verimli hale gelecektir. Bu sulama göletini yapıp etrafına sanayi bölgesi kurmanın bir izahı var mıdır? Kantar mahallesi aynı zamanda ORKÖY sınırları içinde olup ardındaki Oflak dağının bakım ve korunmasında, doğal dokunun bozulmaması bakımından büyük önem arz etmektedir. Tarla sahiplerine danışılmadan, haber ve izinleri olmadan yapılmak istenen bu projenin, tarıma elverişli arazisi olmayan bölgeler dururken yılda iki mahsul alınan verimli arazilerimizi çorak arazi olarak nitelendirip sanayi yapımı için zemin hazırlanmasının, günümüzde çiftçilik yapacak insan bulamazken var olan çiftçilerin topraklarına kamulaştırma yoluyla el konulmasının ne kadar doğru ve tartışılır olduğunu belirtmek isteriz. Sakarya valimiz sayın İrfan Balkanlıoğlu’nun dediği gibi; Dünyanın bir çok yerinde bir kap un için kuyruklar oluşurken bizlerin yaşadığımız coğrafyanın kıymetini bilmemiz lazım. Uçak, tank, top üretebilirsiniz teknoloji ile ancak 1 cm toprak üretemezsiniz. Tarım arazilerimiz üzerinde oldu bittiye getirilerek, çoğunluğunun tarla sahipleri olmayan kişilerden ve sadece Fındıklı mahallesinin bir kısmından imza toplayarak yapılmaya çalışılan sanayi projesi için zemin oluşturulmaya çalışılmaktadır. Buna karşı olarak; gerçek arazi sahiplerinin büyük bir çoğunluğundan ve üç mahalleye ait köy sakinlerinden yapılması planlanan sanayi projesine karşı olduklarına dair imzalar toplanıp yetkili makamlara ulaştırılmıştır.

Bu OSB projesinin yapılabilmesi için öne sürülen bahanelerden biri şudur. Köy nüfusu giderek azalmakta, genç nüfusun şehirlere göç ettiği, yakın zamanda kimsenin köyde kalmayacağıdır. Bizde şu soruyu sormak istiyoruz. Türkiye genelinde köy nüfusu artarak devam eden bir yer var mıdır? Sayın yetkililerimiz biliyorlar mı acaba; köylerden göçerek şehirlerde çoğu asgari ücretle çalışan gençlerin maddi dayanakları köylerinden gelen maddi destektir. Ev, araba vs. alacaklarında ilk hesap ettikleri tarlalarından alacakları mahsülün ne kadar olacağıdır. Gençlerin hafta sonlarında, izin günlerinde tarladaki işlerini de devam ettirdiklerini biliyorlar mı?

Özellikle belirtmek istiyoruz.

BİZ SANAYİYE KARŞI DEĞİLİZ. YER SEÇİMİNİN YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLÜYORUZ.

İyi bir şey yapılmak isteniyorsa bu bir yerleri yıkarak, talan ederek, heba ederek olmamalıdır. Arazi sahipleri ve köy sakinleri olarak geçimimizin tamamını tarım, hayvancılık, süt üretimi, fındık ve ceviz üretiminden sağladığımızdan ve yukarıda belirttiğimiz sebeplerden dolayı tarım arazilerimiz üzerine sanayi (O.S.B.) kurulmasına, sanayi veya imara açılmasına kesinlikle karşıyız. Ülkemizin tarım üretimi için gerekli hassasiyetin gösterilerek, tarım arazilerimiz üzerine yapılmaya çalışılan sanayi ve imar projesinin iptal edilmesini istiyoruz.

Gereğini bilgilerinize arz ederiz.

KANTAR, FINDIKLI VE AKÇAKAMIŞ MAHALLE SAKİNLERİ VE ARAZİ SAHİPLERİ.”

Öte yandan bazı çiftçiler ve mahalle muhtar vekili Söğütlü Belediye Başkanı Hüseyin Genç’i makamında ziyaret ettiklerini ve meseleyi kendilerine anlattıklarını söylediler.

Açıklama şöyle:

“Tarım Arazilerimizin İmara Açılmasını Ve Üzerine Söğütlü 2. O.S.B.’nin Kurulmasını İstemiyoruz

Bugün Kantar köyü sakinlerinden İrfan Tice (muhtar vekili), Hilmi Gölcük, Göksal Aydın ve Fındıklı Köyü sakinlerinden Behçet Gökdeniz Söğütlü Belediye Başkanımız Hüseyin Genç’i makamında ziyaret ettik.

Tarım arazilerimizin üzerine yapılmak istenen bu projeye karşı olduğumuzu ve durdurulması gerektiğini belirttik. Yapımı devam eden Kantar sulama göleti ile birlikte zaten verimli olan arazilerimizin daha da verimli hale geleceğini, sulu tarıma geçilebileceğini, yanlış kararlar verilirse dönüşünün olmayacağını, bu toprakları tekrar elde etmenin mümkün olmadığını dilimiz döndüğünce başkanımıza anlatmaya çalıştık. Sanayi ve teknolojiye karşı olmadığımızı, yapılan yer seçiminin yanlış olduğunu aktardık. Kendisinin de bu proje ile ilgili fikirlerini dinledik. İçinde tarla sahiplerinin ve köy sakinlerinin bu projenin yapılmasını istemediklerine dair imzaların bulunduğu ve verimli arazilerimizin fotoğraflarının da olduğu dosyamızı kendisine takdim ettik. Konu ile ilgili yardımlarını rica ettik. Umut ediyoruz ki sayın başkanımızda bizim yanımızda, doğrunun yanında olacaktır. Köylüyü, çiftçiyi, halkı gücün karşısında ezdirmeyecektir.”

Türkiye'de tarım öğreniminin 172'nci yıldönümü

-Türkiye’de tarım öğreniminin 172’nci yıldönümü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Onbinlerce ziraat mühendisinin mesleklerini icra

edememesi, başka alanlarda çalışması, işsiz olması

ülkemiz için bir kayıptır”

-“İhtiyaç kadar ziraat mühendisi yetiştirilmeli ve

bunların mesleklerini icra etmesi sağlanmalıdır”

-“Bakanlık, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak,

toplam 78 bin 199 çiftçiye eğitim verdik”

Ankara – 09.01.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sayıları 35’i bulan ziraat fakültelerinden her yıl yaklaşık 5 bin ziraat mühendisinin mezun olduğunu bildirerek, “onbinlerce ziraat mühendisinin mesleklerini icra edememesi, başka alanlarda çalışması, işsiz olması ülkemiz için bir kayıptır” dedi.

Bayraktar, 10 Ocak 1846 tarihinde Mekteb-i Zirai Şahane’nin kurulmasıyla başlayan tarım öğreniminin 172’nci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, 1980 yılında 5 olan ziraat fakültesi sayısının günümüzde 35’e yükseldiğini belirtti. Bu okullardan her yıl 5 bine yakın ziraat mühendisi mezun olduğunu ancak bu genç mühendislerin mesleklerini icra etmekte zorlandığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“On binlerce ziraat mühendisinin mesleklerini icra edememesi, başka alanlarda çalışması, işsiz olması ülkemiz için bir kayıptır. Bunun planlaması iyi yapılmalı, ihtiyaç kadar ziraat mühendisi yetiştirilmeli ve bunların mesleklerini icra etmesi sağlanmalıdır.

-“Tarım danışmanlarına kadro verilmeli, destek ve sayıları artırılmalı”-

Bu bağlamda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, ziraat odalarında ve üretici birliklerinde çalışan teknik personeli, ‘Tarımsal Yayın ve Danışmanlık Hizmetleri’ kapsamında desteklemesi çok yerinde bir karardır. Bu kapsamda sadece ziraat odalarında 450 tarım danışmanı istihdam edilmektedir. Geçmişte Ziraat Odalarında 8’e kadar tarım danışmanı istihdam edilebiliyordu. Bu rakam 5’e indirildi. Ziraat odalarında ve üretici birliklerinde istihdam edilen tarım danışmanı sayısı artırılmalıdır. Böylece daha fazla tarım danışmanı istihdam edilir. Her tarım danışmanı için verilen desteğin artırılması, üretici birlikleri ve ziraat odalarında istihdam edilen tarım danışmanlarına kadro verilmesi danışmanlık hizmetlerini daha verimli hale getirecektir.”

Tarımda kırsal kalkınmayı gerçekleştirecek, tarımsal geliri istikrarlı bir şekilde artırarak hayat standardını yükseltecek, kaynakların daha etkin, ekonomik ve verimli kullanılmasına imkân sağlayacak tarım politikalarının başarıyla uygulanması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, “bunun için de iyi yetişmiş akademik kadro ile dünyanın ve ülkemizin geleceğine yön verecek, sektörün talebini karşılayacak, bilgilerini sahaya ve çiftçilerimize aktarabilecek donanımdaki ziraat mühendislerine ihtiyaç vardır” dedi.

-“Eğitim tarımda verimliliği artıran başta gelen unsurlardan biri”-

Tarımsal eğitimin tarımda verimliliği artıran en başta gelen unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Hızla gelişen teknoloji tarımı da etkilemektedir. Bu tür yenilikleri takip etmek ve çiftçiye aktarmak gereklidir. Bitkisel üretimde, toprağın yapısı, iklim, yağış, tohum, gübre, hastalık ve zararlı ile mücadele, hayvansal üretimde ise hayvanın damızlık değeri, yemin kalitesi, hayvan barınaklarının teknik ve hijyenik özellikleri gibi pek çok faktör verimliliği ve kaliteyi etkilemektedir. En önemli konuda bilgidir. Alanında yeterli bilgiye sahip çiftçi, her zaman diğer çiftçilere göre daha avantajlıdır. Bilgiye ulaşmanın yolu ise eğitimden geçer.

Birliğimiz için eğitim en önemli konudur ve faaliyetlerin önemli bir bölümünü eğitime ayırmaktadır. Ziraat odalarımızdaki teknik elemanlar ile çiftçilerimizin eğitimlerini her şeyin üzerinde tutuyor ve bu bilinçle çalışıyoruz. Türkiye genelinde, ziraat odalarımızda çalışan teknik elemanlar ve tarım danışmanları çiftçilerimize bire bir danışmanlık hizmeti vermektedir.”

-Eğitim çalışmaları-

Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, bu amaçla Gıda, Tarım ve Hayvancılık, Aile ve Sosyal Politikalar, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu gibi kurumlar olmak üzere ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak eğitim projeleri hayata geçirdiklerini bildirdi.

Bu kapsamda  ‘Kadın Çiftçi’, ‘Genç Çiftçi’, ‘Sürü Yönetimi Elemanı Benim’, ‘SGK Bilgilendirme’, ‘Güvenli Traktör Kullanımı’, ‘Tarım Danışmanları’, ‘Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı’, ‘Bitki Sağlığı ile ilgili çiftçi eğitimleri’, ‘Ceviz Budama’, ‘Ziraat Odaları Otomasyon Sistemi’, ‘Mevzuat’, ‘Sulama’ eğitimleri kapsamında toplam 78 bin 199 çiftçiye eğitim verildiğini belirten Bayraktar, “bu eğitimlerden ‘Kadın Çiftçi’, ‘Genç Çiftçi’, ‘Sürü Yönetimi Elemanı Benim’, ‘Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı’, ‘Bitki Sağlığı’ ile ilgili çiftçi eğitimleri devam etmektedir” dedi.

Çiftçilerimizin büyük ilgisi nedeniyle eğitimlerin, 2018 yılında da 81 ilde tüm hızıyla devam edeceğine dikkati çeken Bayraktar, tarımsal öğretimin 172. yıl dönümünü kutlarken, çağın koşullarına ve ülke gerçeklerine uygun olarak yetişen ve yetişecek, tarımsal teknolojiye hakim ziraat mühendislerinin, çiftçi ile yan yana çalışarak Türk tarımına büyük katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

KOP tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacak

-KOP tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacak…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Tarım arazilerinin 5’te 1’inin bulunduğu KOP’ta susuzluktan

tarım alanlarının yüzde 27,1’i nadasa ayrılıyor. Sulama yatırımları

tamamlanır, nadas bitirilirse üretim patlar”

-“KOP kapsamındaki 8 il 94 bin 959 kilometrekare yüzölçümü

ile ülke yüzölçümünün yüzde 12,2’sine, 46 bin 276 kilometrekare

çayır ve mera hariç tarım alanıyla ülke tarım alanlarının

yüzde 19,5’ine sahip bulunuyor”

-“Bu büyük bir zenginliktir. KOP illerinde yüzölçümünün

yüzde 48,7’sini tarım alanları oluşturmaktadır ki bu olağanüstü

yüksek bir orandır. GAP, DAP ve DOKAP gibi KOP da acilen,

vakit kaybetmeden bitirilmesi gereken bir projedir”

-“Tarım arazilerinin toplulaştırılması tamamlanmalı, sulama

sistemlerinin rehabilitasyonu sağlanmalı, basınçlı sulama

sistemlerine geçilmeli, kuraklıkla mücadele edilmeli, erozyon

kontrol altına alınmalı ve ağaçlandırma çalışmaları desteklenmelidir”

 

Ankara – 04.12.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya Ovası Projesi’nin (KOP) tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacağını bildirerek, “tarım arazilerinin 5’te 1’inin bulunduğu KOP’ta, susuzluktan tarım alanlarının yüzde 27,1’i nadasa ayrılıyor. Sulama yatırımları tamamlanır, nadas bitirilirse üretim patlar” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, KOP kapsamındaki 8 ilin (Konya, Yozgat, Niğde, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Karaman, Kırıkkale) 94 bin 959 kilometrekare yüzölçümü ile ülke yüzölçümünün yüzde 12,2’sine, 46 bin 276 kilometrekare çayır ve mera hariç tarım alanıyla ülke tarım alanlarının yüzde 19,5’ine sahip olduğunu belirtti.

Bölge illerinden Konya’da 19 bin 636, Yozgat’ta 6 bin 57, Aksaray’da 4 bin 113, Kırşehir’de 3 bin 975, Karaman’da 3 bin 349, Nevşehir’de 3 bin 339, Kırıkkale’de 3 bin 77, Niğde’de ise 2 bin 730 kilometrekare tarım alanı bulunduğu bilgisini veren Bayraktar, “bu büyük bir zenginliktir. KOP illerinde yüzölçümünün yüzde 48,7’sini tarım alanları oluşturmaktadır ki bu olağanüstü yüksek bir orandır” dedi.

-243 projeden 26’sı tamamlandı, 74’üne başlanmadı-

GAP, DAP ve DOKAP gibi KOP’un da acilen, vakit kaybetmeden bitirilmesi gereken bir proje olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“KOP Eylem Planı kapsamında 243 proje yer almaktadır. Plan kapsamında yer alan projelerden Yatırım Programı’na alınanlardan 26 proje tamamlanmıştır. 143 proje halen devam etmektedir. 74 proje ise hali hazırda başlamamıştır. 4,4 milyon insanımızın yaşadığı, ülkemizin tahıl ambarı olan bir KOP illerindeki tarımsal yatırımlar hızla tamamlanmalıdır. Bölge tarım arazisinin yüzde 68’ini tarla arazisi, yüzde 27,1’ini nadas, yüzde 3,2’sini meyve, yüzde 1,7’sini sebze alanları oluşturmaktadır. Tarla ziraatında buğday, arpa, şeker pancarı, patates, nohut, kuru fasulye, çavdar, meyvede elma, sebzede havuç öne çıkmaktadır.

Bölge hayvancılık ve kanatlı yetiştiriciliğinde de önemli bir yerdedir. Bütün bunlara rağmen, bölgenin potansiyeli tam olarak kullanılamamaktadır. Olağanüstü bir tarım alanı potansiyeli bulunmasına karşın su kaynakları kısıtlıdır. Arazilerin ancak 3’te 1’i sulanabilmektedir.

-Ülke su kaynaklarının ancak yüzde 4’ü bölgede-

KOP’ta 8 ilden Konya, Karaman, Niğde ve Aksaray’ın büyük bölümü ile Ankara’nın küçük bir bölümü Konya kapalı havzası içinde bulunuyor. Türkiye’de sulanabilir alanların yüzde 17’si bölgededir. Buna karşın ülkemizin su kaynaklarının ancak yüzde 4’ü Konya kapalı havzasında bulunmaktadır. Üstelik mevcut sulanan alanlarda kullanılan suyun yüzde 60’ı yeraltı suyundan karşılanmaktadır. Havzada 1 milyar 930 milyon metreküp yüzey, 2 milyar 435 milyon metreküp de yer altı olmak üzere yıllık toplam 4 milyar 365 milyon metreküp kullanılabilir su bulunmaktadır. Buna karşılık yüzde 90’ı tarımda olmak üzere havzada su tüketimi 6,5 milyar metreküpü bulmaktadır. Bu demektir ki yer altı su kaynakları her yıl 2,1 milyar metreküpün üzerinde açık vermektedir.

Mevcut su kaynakları varlığı ile toprak kaynakları varlığı arasındaki dengesizlik, son yıllarda su potansiyelinin azalması bakımından tarımsal ve çevresel sürdürülebilirliği tehdit eder duruma getirmiştir.”

-“Sürdürülebilir tarım için su tasarrufundan azami ölçüde faydalanılmalı”-

Su kaynakların kısıtlı olduğu bölgede sürdürülebilir bir tarım için su tasarrufundan azami ölçüde faydalanılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bölgedeki tüm alanlar hızla yüzde 60’lara varan oranda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerine geçirilmelidir. Eskimiş, su kaybına neden olan sulama altyapısı modernize edilmelidir. Yapılan gölet ve sulama tesisleri, hem verimliliği artıracak hem de yöre halkının getirisi yüksek olan ürünler yönelmesini sağlayacaktır. Bu sayede projelerin uygulandığı bölgede tarımsal üretiminin artması, yöre halkının gelir düzeyinin önemli ölçüde yükselmesi ve kırsal altyapının sürdürülebilir gelişmeye imkân tanıyacak biçimde geliştirilmesi mümkün olacaktır.

Bir an önce KOP Bölgesi tarımsal yapısında bir değişim ve dönüşüm sağlanarak projelerin ortaya konulması gerekmektedir. İklim değişikliğinin de etkisiyle bölgede, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması için tarım sektöründe köklü bir değişikliğe gidilmesi zorunludur. Toprak ve su kaynaklarının etkin kullanımına ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik olarak, tarım arazilerinin toplulaştırılması tamamlanmalı, sulama sistemlerinin rehabilitasyonu sağlanmalı, basınçlı sulama sistemlerine geçilmeli, kuraklıkla daha fazla mücadele edilmeli, erozyon kontrol altına alınmalı ve ağaçlandırma çalışmaları daha fazla desteklenmelidir.”

Bayraktar, KOP bölgesine özel kuru tarım öncelikli ilave tarımsal destekleme programları uygulanması ve bitki deseni gözden geçirilerek ve daha az su isteyen ürünlerin üretilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini de bildirdi.

En büyük tüketiciden, fındık üreticisine destek

-En büyük tüketiciden, fındık üreticisine destek

-Ferrero Fındık Genel Müdürü Stefano Gagliasso,

“Dekar başına verimi ile kaliteyi arttırmalıyız.Bu amaçla fındık uzmanı ziraat mühendisleri yetiştiriyoruz” dedi.

Dünyanın en önemli çikolata ve şekerleme üreticileri arasında yer alan, 3 yıl önce de Türkiye’nin fındık ihraç rekortmeni Oltan Gıda’yı satın alıp, bünyesine katan Ferrero firması, Türkiye’de başlattığı Değerli Tarım uygulamaları kapsamında 55 ayrı kesimde kurduğu örnek bahçeler ile verim ve kalite artışına öncülük ediyor.

Değerli Tarım uygulamaları ile üreticilere pratiği olan bilgi aktarımı yaptıklarını belirten Ferrero Fındık Genel Müdürü Stefano Gagliasso, “Bunun için öncelikli olarak bu konuda çalışacak bilgili ve tecrübeli ziraat mühendisleri aradır. Ama bulamadık. Biz de ziraat fakültesi mezunu 55 genç ile 20 sosyal çalışma uzmanını istihdam ettik ve yetiştiriyoruz. Bu konuda iyi de yol aldık” dedi.

-Model bahçeler kuruyor

5 yıl önce başlayan ve şimdiye kadar 35 milyon TL harcanan projenin önümüzdeki 5 yıl için bütçesinin 120 milyon TL olduğunu hatırlatan Stefano Gagliasso, önce tüm dünyada en iyi uygulamaları incelediklerini, daha sonra Türkiye’deki çiftçilere uygun, “Biz bunu yapamayız” diyemeyecekleri çalışmaları modellediklerini anlattı.

Bu uygulamalar sayesinde model bahçelerdeki çiftçilerin 2 yılda yüzde 50’ye yakın verim artışı sağladığını vurgulayan Genel Müdür Gagliasso, “Karadeniz Bölgesi’nde binlerce çiftçi ile iletişime geçtik. Onlara gübreleme, budama, ilaçlama, kurutma eğitimleri verildi. Bölgede 55 tane Model Bahçe kurarak en iyi uygulamaları birebir gösterdik. Çiftçi bahçesine emek verdiğinde para kazanabileceğini görebilsin istedik” dedi.

Stefano Gagliasso Türkiye’nin dünya fındık üretiminde açık ara birinci sırada olduğuna dikkat çekerek, “Bu böyle de devam edecek. Ancak dekar başına üretim miktarı açısından Türkiye’nin verimliliğinin diğer ülkelerle kıyaslandığında düşük olduğunu görüyoruz. Türkiye dekar başına 80 kilo ürün alırken, bu miktar İtalya’da 200 kilo. Son 2 yılda fındık ihracatındaki azalmanın bir nedeninin de fındık kalitesindeki düşüşten kaynaklandığını tespit ettik” dedi.

Fındığın kalitesinin kendileri için önemli olduğunu anlatan Ferrero Fındık Genel Müdürü Stefano Gagliasso, “Biz satıcı değil kullanıcıyız. Bizim için kalite şart. Toplam fındık alımımızın yüzde 65’ini Türkiye’den yapıyoruz. Türkiye’nin yetiştirdiği fındığın yüzde 35’ini biz alıyoruz” dedi.

Şemsi Bayraktar"2,1 milyon hektar arazi tarım dışına Çıktı"

-Zeytinliklerle ilgili düzenleme…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-“Zeytinliklerle ilgili düzenlemenin komisyona geri çekilmesi

yerinde bir karardır”

-“Bu yapısıyla Zeytin Sahaları Koruma Kurulları zeytinlikleri

koruyamaz. Kamu yararı kavramı Toprak Koruma Kurullarında

olduğu gibi istismar edilebilir”

-“Toprak Koruma Kurulları tarım arazilerinin tarım dışına

çıkarılmasını önleyemedi. Bu kurullar görev yapsa, bu kurulların

faaliyette olduğu dönemde 2,1 milyon hektar arazi tarım dışına

çıkarılabilir miydi?”

-“Toprak Koruma Kurullarında tarım arazilerinin tarım dışına

çıkarılmasına itiraz eden, şerh koyan Ziraat Odalarımızın kurul

üyeliği iptal ediliyor. Bizim yerimize Kurula ticaret erbabı alınıyor”

-“Kanun tasarısında zeytinliklerle ilgili düzenleme konusunda

ciddi endişelerimiz vardır. Görüşümüz de alınmamıştır”

-“Düzenleme, Türkiye’nin zeytincilikte dünya ikinciliği hedefiyle

örtüşmemektedir”

-“Yapılmak istenen değişikliklerle önemli bir tarım, sanayi,

ticaret ve istihdam alanı olan zeytincilik sektörü büyük ölçüde

zarar görecek, geçimini zeytinliklerden sağlayan üreticilerimiz de

mağdur olacaktır”

-“Meralar, özellikle tarım dışı sektörlerde yatırım yapılacak alan

olarak görülüyor. Bu bakışın değişmesi lazım. Aksi halde

hayvancılıkta sürdürülebilirlikten söz edilemez”

-“Kanun tasarısında meralarla ilgili madde, endişelerimiz

dikkate alınarak komisyona çekilmelidir”

 

Ankara – 09.06.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kamuoyunda Üretim Reformu Paketi olarak bilinen Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesine İlişkin Kanun Tasarısı’nda, zeytinliklerle ilgili düzenlemenin komisyona geri çekilmesinin yerinde bir karar olduğunu bildirerek, “kanun tasarısında zeytinliklerle ilgili düzenleme konusunda ciddi endişelerimiz vardır. Görüşümüz de alınmamıştır” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Üretim Reformu Paketi Kanun Tasarısı’nda yer alan zeytinliklerle ilgili düzenlemenin bu şekliyle geçmesi halinde, zeytinlikleri her türlü sanayi tesisine açık hale getireceğini, düzenlemenin Türkiye’nin zeytincilikte dünya ikinciliği hedefiyle örtüşmediğini belirtti.

Yapılmak istenen değişikliklerle önemli bir tarım, sanayi, ticaret ve istihdam alanı olan zeytincilik sektörünün büyük ölçüde zarar göreceğini, geçimini zeytinliklerden sağlayan üreticilerin de mağdur olacağını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bir alanı zeytinlik dışına çıkarmak telafisi mümkün olmayan sorunlar doğurmaktadır. Zeytinlik alanlarında yatırım yapanların kendilerine tahsisi edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlü kılınsa da, bu alanlarda tarımı bırakan, üretimden uzaklaşan üreticilerin yeniden tarıma dönmesi mümkün görülmemektedir. Zeytin yetiştirilen alanlarda yapılacak faaliyetler nedeniyle doğal yapısı bozulan toprağın verim gücü düştüğü gibi, toprak ve su erozyonuna açık hale gelecek, çölleşme riski daha da artacaktır.

Tasarıda alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir hükmü getirilmektedir.”

-“Zeytin Sahaları Koruma Kurullarının oluşumu endişemizi artırmaktadır”-

Tasarıda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebileceğinin belirtildiğine dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Tarımdan birinci derecede sorumlu olan Tarım Bakanlığı’nın yetkisinin valiliklere devredilmesiyle birlikte karar sadece valinin inisiyatifine bırakılmaktadır.

Tasarıda zeytin sahaları koruma kurulunun oluşturulması öngörülmüştür. Kurul, zeytinlik sahası bulunan her ilde valinin başkanlığında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ildeki üst düzey temsilcileri ile Ziraat Fakültesi, Ziraat Odaları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı araştırma enstitüsünden birer üye, ticaret borsası, ticaret borsası yoksa ticaret ve sanayi odasından bir temsilci, Zeytinyağı İhracatçılar Birliği’nden bir temsilci olmak üzere 11 üyeden oluşacaktır. Kurulun oluşumuna baktığımızda kamu ağırlıklı bir yapı söz konudur. Bu da endişemizi artırmaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Araştırma Enstitüsü, Ziraat Odası, Zeytinyağı İhracatçılar Birliği, Ziraat Fakültesi olumsuz oy kullansa bile zeytinlik alanlar aleyhine karar çıkma riski fazladır. Sonuç olarak bu yapısıyla Zeytin Sahaları Koruma Kurulları zeytinlikleri koruyamaz. Kamu yararı kavramı Toprak Koruma Kurullarında olduğu gibi istismar edilebilir. Nitekim Zeytin Sahaları Koruma Kurulları gibi işlev görev Toprak Koruma Kurulları da tarım arazilerini koruyamamıştır. Toprak Koruma Kurulları tarım arazilerinin tarım dışına çıkarılmasını önleyememiştir. Bu kurullar görev yapsa, bu kurulların faaliyette olduğu dönemde, 2,1 milyon hektar arazi tarım dışına çıkarılabilir miydi? Burada kamu yararı kavramı her zaman istismar edildi. Toprak Koruma Kurullarında tarım arazilerinin tarım dışına çıkarılmasına itiraz eden, şerh koyan Ziraat Odalarımızın kurul üyeliği iptal ediliyor. Bizim yerimize Kurula ticaret erbabı alınıyor.”

Bayraktar, zeytinciliğin geleceğinin ve son yıllarda yapılan büyük yatırımların heba olmaması için zeytin ağaçlarının korunması gerektiğini bildirdi.

 

-“Meralarla ilgili madde de komisyona çekilmeli”-

 Kanun tasarısında durumu ve sınıfı çok iyi veya iyi meraların dışındaki meraların tahsis amacının değiştirilmesi bölümünün de olduğunu belirten Bayraktar, “durumu ve sınıfı çok iyi veya iyi olmayan meralar olsa da meraları, yerleşim alanları içinde bulunan endüstri, teknoloji geliştirme, organize sanayi bölgeleri, sanayi sitelerinin ve münferit sanayi işletmelerinin yerleşim yerleri dışına çıkarılması için ihtiyaç duyulan yerler olarak görmek doğru değildir. Bütün meralar korunmalı ve geliştirilmelidir” dedi.

Dünyanın her yerinde hayvancılık için ucuz ve kaliteli yem girdisi sağlayan kaynağın meralar olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Meralar, özellikle tarım dışı sektörlerde yatırım yapılacak alan olarak görülüyor. Bu bakışın değişmesi lazım. Aksi halde hayvancılıkta sürdürülebilirlikten söz edilemez. Gelişmiş bütün ülkelerde yapılan şehir planlarında, doğal ortamlar ve tarım arazileri korunmakta, çevreye zararları minimize edilerek bu alanların sürdürülebilirlikleri garanti altına alınmaktadır. Ülkemizde ise şehirlerin içinde kalan hayvancılık işletmelerinin ve tarım alanlarının yok olmasıyla neticelenen bir süreç yaşanmaktadır. Hem tarım hem de mera alanları açısından zengin değiliz. Bunun bilincine varmalı, bunları korumak için çaba göstermeliyiz. Et ve süt başta olmak üzere, dünyada gıda fiyatlarının hızla arttığı dikkate alınırsa, konunun önemi çok daha iyi anlaşılır. Kanun tasarısında meralarla ilgili madde, endişelerimiz dikkate alınarak komisyona çekilmelidir.”

Fiat Engelsiz Hareket Son durak SAKARYA

Fiat Engelsiz Hareket, kullanıcılarıyla buluşmaya tüm hızıyla devam ediyor.

Engellilere özel donanım çözümleriyle Fiat’ın en beğenilen modelleri test sürüşüne sunuldu.

Sahip oldukları yasal avantajlar hakkında da aydınlatılan engelliler, “herkesin güvenli ve özgürce seyahat etme özgürlüğü olmalı” fikrinden hareketle yola çıkılan kampanyanın yararını vurguladılar.

Etkinlik Kent Partta  gerçekleşti  ve  engelliler  büyük ilgi  gösterdi. Engelliler Güçlendirme  Derneği Başkanı Fatma KILINÇER,Başkan Yardımcısı  Melehat ÜZGÜN,Sakarya Medya  Derneği Başkan Vekili Fehmi DUMAN,Yenihayat Paralimpik Spor Kulübü Başkanı’da BAŞKAN, Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’da Yönetim Kurul Üyesi ve Sakarya Kent Konseyi’de Engelli Meclis Başkanı Selim ÖZEN ve  çok  satıda  engelli  vatandaş katıldı

Sakarya Engelsiz Fiat Test Sürüşü gerçekleştirerek şehrimizde engelli bireyler ve ailelerine engelsiz araç test sürüşleri gerçekleştirerek güzel bir gün gecirdik. Başta Adem Kuyumcu beyfendiye , Engelsiz Fiat ve Sakarya Akgün Otomotive , Fatma Kilincer Şefik Akar Hüseyin Cantez Erol Demir başkanıma , Fehmi Duman beyefendiye yanımızda olarak destek verdikleri için teşekkürlerimi sunuyorum ..

Engelli,aile,toplum eğitimi ve gelişimi danışmanı. Engelsiz kentler ve Engelsiz Turizm danışmanı. Engelsiz Hayat AKTİVİSTİ. EHDD baskanı  Adem Kuyumcu  Etkinliğe  katılanlara  bilgi  verdi

Türkiye de ilk kez Engelli Sürücüler ve adayları için deneme sürüşü imkanı sunan Fiat Engelsiz Hareket projesi Sakarya da

FIAT ENGELSİZ HAREKET HAKKINDA

Fiat olarak herkesin özgürce hareket edebilmesi gerektiğine inanıyoruz. Engelli sürücülerin yollarda keyifli ve güvenli sürüş keyfinin tadına varabilmesi ve engelli yolcularınızın konforunu artırabilmek için “Fiat Engelsiz Hareket” ile yanınızdayız. Fiat Engelsiz Hareket ile bedensel engelleri yollardan kaldırmak adına özel donanımlarla ihtiyacınıza uygun çözümler sunuyoruz.

  • ENGEL: SAĞ BACAK FONKSİYONSUZ

  • ÇÖZÜM: Sol Gaz Pedal Kiti

  • Sağ ayak veya bacağında sakatlığı bulunan sürücüler için uygundur. Sürücünün sağ bacağı fonksiyonlarını yerine getiremediği için gaz pedalı, fren pedalının sol tarafında konumludur ve bu pedal sayesinde aracın hızlanması sağlanır.Bu pedal otomatik vitesli araçlara uygulanabilir. Zemine olan montajı hızlıdır, böylece kullanılmadığı durumlarda kolayca çıkartılabilir. İstemsiz hızlanmaları ve pedal çıkmasını engellemek için orijinal pedalın önüne küçük pedal koruması yerleştirilmektedir. Sol ayak pedalı isteğe göre çıkabilme özelliğine sahiptir. Bu şekilde araç engelli olmayan sürücülerle ortak şekilde kullanıma uygun hale getirilebilmektedir.Fiat güvencesiyle servislerinde takılan bu sürüş aparatı 5 yıl veya 100.000 km boyunca garanti ile sunulmaktadır ve takıldığında aracın mekanik garantisi de bozulmadan devam eder.

Engelli sürücülere 2016 yılına kadar H sınıfı sürücü belgesi verilirken, 2016 yılından itibaren B sınıfı- engelli ibareli ehliyetler kullanılmaya başlanmıştır.

Engelli sürücü ehliyeti alabilmek için sürücü adaylarının engel durumunu belirten ve engelli sürücü belgesi alabileceklerine dair bilgininde bulunduğu sağlık raporunu ibraz etmeleri gerekmektedir. Ayrıca engelli ehliyeti alabilmek için öncelikle 17 yaşını bitirmiş olmak ve en az ilkokul mezuniyeti olma şartı da aranmaktadır.

Yazılı ehliyet sınavını geçen engelli sürücü adayları ardından engel durumlarına uygun donanımlı direksiyon eğitimini aldıkları özel aparatlı araçlar ile uygulama sınavına girerler. Sınav süreleri ve direksiyon sınav süreleri diğer sürücü adaylarıyla aynıdır.

Engelli sürücü adayı sadece tam teşekküllü devlet hastanesinden alacağı sağlık raporunda yazan engeline uygun özel aparatlı ya da engeline göre sadece otomatik vitesli araç kullanabilir. Burada önemli olan sağlık raporunda yazan bilgilerdir. Örneğin; sadece sağ ayağında problem olan engelli sürücüler otomatik vitesli araçları kullanabilir; fakat özel donanımlı araç kullanabilir diye yazılı olan sürücüler sadece özel aparatlı araçları kullanır başka araçları kullanamaz.

Daha önce sürücü belgesi olan fakat bir kaza ya da hastalıktan dolayı engelli durumuna gelen bireyler yazılı sınava tabi tutulmazlar ve sağlık durumlarıyla ilgili özel donanımlı araçlarla direksiyon sınavına girip B sınıfı engelli ibareli ehliyetlerini alabilirler.

İşitme engelli sürücü adayları için sürücü kursunda valilikçe görevlendirilen bir uzman eşliğinde teorik ve direksiyon eğitimi verilebilir. Uzman kişiler özel metotlar ile bilgileri sürücü adayına anlatırlar. Aynı şekilde konuşma engelli olan sürücü adayları için iletişim kurma alanında belgesi olan personel görev alır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

– 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,

– 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından,

– 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,

– Yukarıda belirtilen araçların anılan malûl ve engelliler tarafından ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılmasında, bu araçları hurdaya çıkaran malûl ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı ÖTV’den istisna edilmiştir.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2) maddesine göre, Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tabi mallardan;

– 87.03 (motor silindir hacmi 1600 cm3’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm3’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malul ve engelliler,

– 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dahil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olanların engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye ve ya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı vergiden istisna edilmiştir.

Bu hükmün uygulamasında engellilik oranı %90 ve üzerinde olan malul ve engellilerin yaşıyla ilgili bir sınırlama olmayıp, engellilik derecesi (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90’ın üzerinde olan engelli küçükler tarafından ilk iktisap edilecek araçta da ÖTV istisnasından yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

ÖTV Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (d) alt bendi uyarınca; malul ve engelliler tarafından istisnadan yararlanılarak ilk iktisabı yapılan aracın, deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya ayrılması halinde, bu aracın ilk iktisap tarihinden itibaren beş yıl geçmemiş olsa dahi – aynı koşullarla – bir başka aracın ilk iktisabında da istisnadan yararlanılabilecektir.

ÖTV Kanununun 15/2-a maddesine göre, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanların, veraset yoluyla intikaller hariç, ilk iktisabında istisna uygulanan malların istisnadan yararlananlar dışındakilerce iktisabında, ilk iktisabındaki matrah esas alınarak adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, kayıt ve tescili tarihinde geçerli olan oran üzerinden, bu tarihte özel tüketim vergisi alınacağı, Kanunun 7’nci maddesinin (2) numaralı bendi çerçevesinde istisnadan yararlananlar tarafından bu istisnadan yararlanılarak iktisap ettikleri kayıt ve tescile tabi malları 5 yıldan fazla kullanarak elden çıkarmaları durumunda ise bu hükmün uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre; kanunun 7/2’nci maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanan malul ve engellilerin bu kapsamda iktisap ettikleri araçları 5 yıldan fazla kullanarak bir başkasına satması durumunda, aracı alan kişi tarafından ÖTV ödenmeyecektir.

(II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;

a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından,

İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt aracı tescil edilenlerin, ilk iktisap tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt aracı satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir. Ancak, istisna kapsamında iktisap edilen araçların, ilk iktisabından sonra deprem, heyelan, sel, yangın veya kaza sonucu kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle hurdaya çıkarılması halinde beş yıllık süre dolmaksızın yeniden istisnadan yararlanılması mümkündür

Malul ve engelliler; motor silindir hacmi 1600 cm³’ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (steyşın vagon, arazi taşıtı ve jeepler dahil),motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtlar, motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtları özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın ÖTV ödemeden iktisap edebileceklerdir.

Engellilik dereceleri %90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtları ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtları motorlu taşıtlar vergisinden istisna edilmiştir.

Engellilik dereceleri %90’dan az olan malul ve engelliler, bu durumlarını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar olduğunu belirten “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin ilgili tescil kuruluşlarınca onaylanmış örneği ile “Araçlar İçin Teknik Belge” ve “Proje Raporu”nun aslı veya noter onaylı örneğini ilgili vergi dairesine ibraz etmeleri halinde istisna hükmünden yararlanabileceklerdir.

İstisnadan yararlanmak isteyen malul ve engellilerin, “Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu”nu gerekli olan diğer belgelerle birlikte ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

Sağlık raporunda sadece sol alt ekstremitede (ayak veya bacakta) engelliliği olduğu belirtilen malul ve engellilerin otomatik vitesli taşıtlarının başkaca özel tertibat yapılmasına gerek olmaksızın, malul ve engelli adına kayıt ve tescil edildiği tarihten itibaren motorlu taşıtlar vergisinden istisna olur.

Hayır, önemli olan B sınıfı- engelli ibrazlı ehliyet alabilir diye raporunuzun olması ve aracınızda bulunması gereken aparatların bu raporda belirtilmesidir.

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ MUAFİYETİ

MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ MUAFİYETİ

Sakarya’da Akıllı Tarım Projeleri Hazır Uygulama Yok

Sakarya’da  Akıllı Köy Projeleri  Hazır Uygulama  Yok

Türkiye’de bir ilk Sakarya Ziraat Odası’nın projesi olan Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezinin  Kurulması için  5  yıl  önce  başladıklarını  Yerel  Unsurların  destek  vermemesi üzerine  hayata  geçmediğini  açıklayan  Ziraat  Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu,Ziraat Odası Delegesi Ahmet Köprülüoğlu  ile birlikte  Akıllı köy’de  incelemelerde  bulundular.

Ziraat  Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu,” Günümüzde tarımsal üretimde verim kayıplarının önüne geçmek ve sürdürülebilir karlılığı arttırmak, nitelikli bilgi ve teknoloji kullanımı ile mümkün. Gelişmiş ülkeler ve büyük çiftlikler bunu yaparak sürdürülebilir bir karlılığı sağlarken, ülkemizdeki aile işletmeleri dağınık yapısı ve teknolojinin yüksek maliyetleri yüzünden teknolojiye ve nitelikli bilgiye uzak kalıyorlar.Biz  Sakarya  ilinde  çok  güzel  proje  Hazırladık.Ancak  Adım atan  olmayınca  hayata  geçmedi.

TABİT Akıllı Tarım Teknolojileri A.Ş Proje Koordinatörü Murat Çakır” Akıllı köy işte tam bu noktada, aile işletmeleri şeklinde tarımsal üretim yapan çiftçilerimize rol model olarak oluşturulmuş bir demostrasyon alanı olarak tasarlandı.

Türkiye de bulunan genel köy yapısına uygun, tarımsal üretim faaliyetleri süren bir köy seçildi. Bu köyün proje başlamadan önceki ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri akademik bir çalışma ile belirlendi. Çiftçilerin verimlilikleri, karlılıkları, sosyal yaşamları, köyden kente göç oranı, askere ve okul için şehire gidenlerin geri dönüş sayıları kayda alındı.

Bir sonraki aşama ve aşamalarda bu köye “nitelikli bilgi” ve “tarımsal teknolojileri” deyim yerindeyse giydireceğiz. Hem bitkisel üretim hem hayvansal üretimde teknoloji kullanımının yanında, çiftçilerin sosyal hayatına da dokunan projeleri bu alanda gerçekleştiriliyor ve değişim 3 er aylık periyodlar ile raporlanmaya devam ediyor.

Bu çalışma sırasında ortaya çıkan bürokratik engel ve engellemeler, köylünün yaşam ve tarımsal üretim şeklini değiştirmekteki direnç noktaları, yaşanan her türlü zorluk ve çözümler, bu köyün modellenmesine faydalı olur düşüncesi ile kayıt altına alınıyor.

Geleneksel tarım yöntemleriyle ileri teknolojiyi bir araya getiren yeni nesil bir kırsal yaşam modeli.

Vodafone

Akıllı Köy ile

Neyi Amaçlıyoruz

Tarımsal üretimde verimliliği bilgi ve iletişim teknolojileriyle artırmak

Gençlere çiftçiliği sevdirerek göç ve işsizliğin önüne geçmek

Diğer köylere de dijitalleşmenin yayılmasını sağlamak

Dünyadaki en yeni tarım teknolojilerini kullanmak

Vodafone Akıllı Köy’ü uluslararası tarım teknolojisi üssüne dönüştürmek ve diğer ülkelere örnek bir proje hâline getirmek

Ekonomik Hedefler

  • Bitkisel üretim maliyetlerinde en az %20 tasarruf

  • Hayvancılık maliyetlerinde en az %22 tasarruf

  • Hayvancılıkta %30 gelir artışı

  • Toplam üretimde %10 artış

  • Bu bilgiler ışığında 2 yılda hane başına yıllık 40.000 TL gelir artışı

Çevresel ve Sosyal Hedefler

  • Tarımsal sulama ile en az %20 su tasarrufu

  • Yanlış ilaçlama ve gübrelemeden oluşan toprak ve su kirliliğini önlemek

  • Kırsalda yaşam kalitesinin artması

  • Sürdürülebilir ekonomik güçlenme

Vodafone Akıllı Köy Nerede?

Ülkemizdeki bitkisel çeşitliliğin %93’üne sahip

Aydın’ın Koçarlı ilçesi Kasaplar Köyü’nde.

Köy, bu projede en hızlı sonuç verebilecek

köylerden biri olduğu için seçildi.

Ayrıca iş ortaklarımız ve teknoloji sağlayıcı firmaların

yaptıkları yatırımları, hedefine ulaştıracak ideal

bir saha oluşturuyor.

Vodafone Akıllı Köy’deYeni Nesil Tarım Nasıl Olacak?

  • MERACILIK

Mera münavebeli ekim, sürü yönetimi, hayvan hastalık ve kızgınlık takip sistemleri, akıllı kapı, güvenlik sistemi, hayvan kaşıma aparatları, toplu sağım ve hayvan sahiplerine anlık veriler ileten sistemler kullanılarak verim artacaktır.

  • ARICILIK

Vodafone Akıllı Köy’de hem arıcılık hakkında eğitimler verilecek, hem de son teknoloji sistemlerle kurulacak Arıcılık takip otomasyonu ile veriler alınacak. Arıcılık ajandası ile doğru zamanda doğru çalışmalar yapılması sağlanacak, GPS takip sistemi ile tüm bu bilgiler çiftçilerimizin akıllı telefonlarından takip edebilecekleri sistemlere aktarılacak.

  • SERACILIK

Seralarda IoT aracılığıyla seradaki hava, nem, su ve vitamin durumları takip edilip, gerektiğinde ayarlama yapılabilecek. Her türlü fonksiyon ekranlardan takip edilerek gerektiğinde müdahale edilebilecek. Bu özellik sayesinde seraya günlerce hiç uğramadan kontrol sağlanabilecek.

  • TAVUKÇULUK

Vodafone Akıllı Köy’de Tavukçuluk sektörünün geliştirilmesi, verimliliğin artırılması yolunda gerekli olan bilgi ve teknolojilerin desteği ile mümkün olacaktır. Tavuk refahının artırılması ile hayvan haklarına saygılı ve yemden sofraya kadar gıda güvenliği sağlanacak.

  • MEYVECİLİK

Tarımsal meteoroloji, erken uyarı sistemi, meteoroloji direği ve yazılımı, sulama ve gübreleme otomasyonları, akıllı gübre yönetimi, hassas ilaçlama, rekolte tahmin ve izlenebilirlik yazılımları ile işçilik ve girdi maliyeti düşük, verimi yüksek, kalıntısız ve sağlıklı ürün yetiştirilmesi sağlanacak.

  • TÜL ALTI YETİŞTİRİCİLİK

Nethouse sistemi ve ona bağlı teknolojiler ile izleme merkezinden gözlemler ve çalışmalar yapılarak verimlilik artışı takip edilecek ve programlar çiftçilerle paylaşılarak yaygınlaşması sağlanacak.

  • TEKNOLOJİ MERKEZİ

Tarımsal otomasyonlar, karar destek çözümleri ve tarımsal yazılımlar bu merkezde birleştirilecek ve çiftçi deneyimlerinin yüksek teknolojiyle sentezlenerek kırsal alandaki verimliliğin artırılması hedeflenecek.

  • EĞİTİM & SPOR

Çocuk kulübü, kadın eğitim merkezi, çiftçi eğitim merkezi ve deneyim atölyeleri sayesinde köy halkının refah düzeyinin artırılması hedeflenecek. Ayrıca kurulacak olan halı saha, voleybol sahası ve basketbol sahası sayesinde de insanların spor olanaklarına sahip olmaları sağlanacak.

SAKARYA   2014

Türkiye’de sadece Sakarya’da olacaktı

Projeyi Sakarya Ziraat Odası hazırladı

Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezi projesinin hayata geçirilmesi için çalışmalara başlandı. Sakarya Ziraat Odası tarafından hazırlanan projenin bin 200 dekar büyüklüğünde bir alanda hayata geçirilmesi planlanıyor.

Konu ile ilgili olarak bilgiler veren Sakarya Ziraat Odası başkanı Hamdi Şenoğlu, Sakarya ve yakın çevresinden gelebilecek çiftçilerin eğitim düzeyini yükseltmek, entansif (yoğun) tarıma hazırlamak, ara eleman yetiştirmek ve teknik eleman hizmet içi eğitimi vermek, aynı zamanda üniversite ile işbirliğine giderek hem akademik destek almak, hem de yüksek okul öğrencilerine uygulamalı staj vermek amacıyla böyle bir proje hazırladıklarını söyledi.

Arazinin büyüklüğü 1200 dekar

Şenoğlu, Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezi projesinin ‘Dernek Kırı’ merasında uygulanmasının planlandığını ifade ederek projenin detayları ile ilgili şu bilgileri verdi: “Arazinin büyüklüğü bin 200 dekar. 1999 yılı depreminde geçici konutların yapıldığı alan. Arazinin bir bölümünde TMO depoları bulunuyor. Son hazırlanan çevre nazım planında tarıma ayrılan bölgenin ortasında. Adapazarı ilçesine 7-8 km. mesafede. Dünyada sadece Nil nehri kıyılarında dar bir bölgede bulunan, bir de Akova’da bulunan derin bir alüvyon toprağa sahip ve toprak derinliği 800-1000 metre arasında.”.

Örnek projeye destek bekliyoruz

Hamdi Şenoğlu, hayata geçirildiğinde bu projenin Türkiye’de örnek olacağını belirterek, burada aynı zamanda modern tarımın uygulamalı olarak yapılmasının da sağlanacağını söyledi.

Şenoğlu, proje ile ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası gibi kurum ve kuruluşlarla görüşmelerin devam ettiğini de ifade ederek alan çalışması tamamlanan bu projenin 5-6 milyon liralık bir bütçe ile 2 yılda hayata geçirilebileceğini söyledi.

Sakarya’da Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Eğitim Merkezinde; 50 yatak kapasiteli misafirhane, 150 kişilik konferans salonu,30 kişilik toplantı salonu, laboratuvar, yemekhane ve idare ofisler, özel hal binaları, botanik bahçe, meyve ve sebze plantasyon sahaları, seralar, dış mekan süs bitkileri, tarla bitkileri, yem bitkileri, biogaz tesisi, süt sığırcılığı ve süt sığırcılığı yetiştirme alanları ile tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği alanları bulunacak.

MÜSİAD’ın emeklisi olmaz rahmetlisi olur

Bizim güzel bir söylemimiz vardır. MÜSİAD’ın emeklisi olmaz rahmetlisi olur

Erol Yarar, Sakarya’lı

işadamlarını etkiledi

MÜSİAD Sakarya Şubesi’nin düzenlediği “MÜSİAD Misyonu ve Dünyadaki Rolü” konulu konferans katılan MÜSİAD Kurucu Genel Başkanı Erol Mehmet Yarar; yüksek ahlak ve yüksek teknolojiye sahip MÜSİAD’ı ve Dünya’da geldiği noktayı anlatarak, “Biz Dünya’ya ne kadar ihracat yapabiliyorsak, ne kadar marka oluşturursak, Dünya’da paramız ne kadar tanınıyorsa o kadar güçlüyüz. Davranışlarımıza birlik ve beraberliğimize daha çok değer vermeli; hepimiz bir ve bütün olup aramıza fitne sokmamalıyız” dedi.

Yoğun katılım, üyelik kiti ve rozet takdimi

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Kurucu Genel Başkanı, Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı, 404 Kimya Sanayi ve Rozi Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Erol Mehmet Yarar; MÜSİAD Sakarya Şubesi’nin SATSO Ali Coşkun Konferans Salonu’nda “MÜSİAD Misyonu ve Dünya’daki Rolü” konulu konferans verdi. MÜSİAD üyesi işadamlarının yanı sıra çok sayıda işadamın katıldığı programa; Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Hendek Belediye Başkanı İrfan Püsküllü, AK Parti Sakarya eski Milletvekili Ali İnci, İşkur Sakarya İl Müdürü Tekin Kaya, Sakarya GİAD Başkanı Gökhan Korkmaz, Sakarya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Ertuğrul Kocacık, SAMİB Başkanı Günay Güneş, AK Parti Sakarya İl Kadın Kolları Başkanı Zehra Hatipoğlu katıldı. Şube Başkanı Yaşar Coşkun’un Kurucu Genel Başkan Erol Yarar’a hediyesini sunduğu programda; MÜSİAD ailesine katılan; Ali Can Sak, Mehmet Altunbudak, Necdet Yıldırım, Cevdet Koç, Veysel Gürsel, Ahmet Dizdar, Osman Ayar, Ahmet Özgedik, Vedat Ender Tuna, Gökhan Tiryaki, Sinan Karabaş, Vural Tutkun, Necmettin Koçak, Necmettin Kırık, Lokman İçöz, Halil Meğreli, Uğur Dündar, Fatih Ok, Kenan Karaca, Fatih Emre Koç, Harun Şen, Erkan Yıldırım, Habil Genç, Ramazan Çokal, Volkan Yıldız ve Ertuğrul Metin’i Üyelik kiti verilerek, rozetleri takıldı.

COŞKUN: “Milletin kararanına saygı duymalıyız”

Programın açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun; MÜSİAD’ın Anadolu sermayesini güzel ahlakla birleştirerek ilk günden itibaren gelecekte söz sahibi olmayı hedefleyen saygın bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, kurulduğu ilk günden beri özverili ve ahlaklı çalışmasıyla bugünlere gelerek ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunduğunu söyledi. MÜSİAD’ın vizyonu ve üstlendiği misyon açısından önemli prensiplere sahip olduğunu vurgulayan Başkan Coşkun; “MÜSİAD ilkesinde seçim rekabeti yoktur. İstişare mekanizmaları çalışır, gelenekler yürütülür. MÜSİAD da başkanlık ve diğer görevler liyakat ehli kimselere tevdi edilir. Görevi alanlarda büyük bir gayretle bayrağı daha ileriye taşımanın samimi mücadelesi içinde olurlar. Zamanı geldiğinde görevini devir eden dava arkadaşlarımızın MÜSİAD la işi bitmez. Onlar bilgi birikimiyle tecrübeleriyle yeni nesillere destek vermeye, davalarına hizmet etmeye devam ederler.  Ortada makam, koltuk rekabeti olmayınca üreten, girişimci ve yenilikçi bir yapı ortaya çıkmaktadır. Diğer bir bakış açısıyla MÜSİAD kendi içindeki seçimlerle kamuoyunu meşgul etmek yerine, toplumsal, ekonomik ve sosyal hayatta ortaya koyduğu çözüm önerileri ve projelerle gündeme gelmiş ve gelmeye de devam edecektir. Ülkemiz iş dünyasının ortak bir vizyon oluşturması, ortak bir hedefe onlarca şirketi kanalize etmesi, gelecek açısından son derece önemlidir. Geçmişi değiştiremeyiz, ancak geleceği şekillendirebiliriz. Geleceğin pazarlarından teknolojisine, yükselen sektörlerden finansmana, markalaşmadan insan boyutuna kadar geleceğin bütün bileşenleri için tüm gücümüzle çalışmalıyız. Geçtiğimiz hafta yapılan referandum sonucunda milletimiz vatandaşlık görevini yaparak, ülkesi için en doğru olduğuna inandığı şekilde kararını vermiştir. Bu kararın tek kazananı milletimizin kendisidir. Milletimiz geleceğine sahip çıkarak, istikrar ve güven için sistem değişikliğine “Evet” demiştir. Milletin kararına saygı duymalıyız ve bundan sonra, İşlerimize daha fazla odaklanmalı, Üretmeye ve güçlenmeye koşar adımlarla devam etmeliyiz. Kendi aramızda kavgaya tutuşmamalıyız. Gün birlik günüdür, güçlü olma günüdür” dedi.

YARAR: “Yüksek teknolojiyi elde etmeli ve Dünya’da markalaşmalıyız”

Konuşmasında MÜSİAD’ın ilk kurulduğundan bugüne misyonu ve Dünyadaki rolünü anlatan MÜSİAD Kurucu Genel Başkanı Erol Yarar; MÜSİAD’ın yüksek ahlak ve yüksek teknolojiye sahip olduğuna vurgu yaparak; “MÜSİAD’ın emeklisi olmaz, ancak rahmetlisi olur” dedi. Konuşmasında; “Biz Dünya’ya ne kadar ihracat yapabiliyorsak, ne kadar marka oluşturursak, Dünya’da paramız ne kadar tanınıyorsa o kadar güçlüyüz” diyen Yarar; “Yüksek teknolojiye sahip olmalıyız. Davranışlarımıza birlik ve beraberliğimize daha çok değer vermeli; hepimiz bir ve bütün olup aramıza fitne sokmamalıyız. Niyetlerimizle fiillerimizi birleştirmeliyiz. Hacca gittikten sonra ticareti bırakıyoruz. Tam tersi sıkı sıkı sarılarak, daha çok ticaret yapmalıyız. İbadet yapacağız diye ticaret bırakılmamalıyız. Resullullahın tacirini takip etmeliyiz. Yüksek ahlaklı olmalı,  Kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz. Rızkımızı helalinden kazanmalı, övünmek ve kibirlenmek, insanlara zulüm etmek için değil, Allah rızası için kullanmalıyız. Ürün kişinin aynasıdır. Ürettiğimiz ürünlerimizi kaliteli yapmalı teknolojiye ayak uydurmalıyız. Markalaşmalıyız. Yüksek teknolojiye sahip olmalıyız. İşte; MÜSİAD in versiyonu olan insanlar o yüzden farklıdır. MUSİAD; tacir sıfatına sahip olan insanların bir arada olduğu yerdir” dedi. Türkiye’nin en iyisini yapma gayreti içinde ve en iyi teknolojiye sahip olması gerektiğini vurgulayan Yarar; MÜSİAD’ın misyonundaki yüksek ahlak kelimesinin, Hazreti Peygamber’in “Emin” sıfatından örnek alındığını ifade ederek, “Peygamber Efendimiz’in ‘Yüksek ahlakı tamamlamak için gönderildim’ hadisi, bizim misyonumuzun birinci kelimesinin özetidir. Yüksek ahlak olmadan hiçbir şey düzgün olmaz. Cennetle müjdelenen 10 sahabenin de (Aşere-i Mübeşşere) tüccardır.  Tacir olan sahabenin ticaret yapa yapa Çin’e kadar gitmiştir. Orada cami yaparak aynı zamanda dini tebliğ etmiştir. Bugün dünyadaki en büyük mücadelenin teknolojik mücadelesidir. Teknolojiye sahip olmayan ülkenin, dünyada köle olarak kalmaya mahkûmdur.  Dünyanın en iyi teknolojilerini elde etmek için de mücadele vermeliyiz. Biz bilgiyi öğreten değil, üreten bir toplum olmak zorundayız. Ürünlerimiz en kaliteli olmak zorundadır. Almanlar kaliteli ürün üretiyor, hiçbir zaman ikinci kalite mal Alman üretim sisteminde yoktur. Hep en iyisini yapma, en iyisini bulma gayreti, teknolojiyi geliştiren en önemli motivasyonlardan biridir. Onun için biz yüksek ahlak, yüksek teknoloji diyorsak ve dünyaya örnek olacak bir nesil, bir Müslüman toplum, sahabe gibi olmak istiyorsak en iyisini yapmaya ve en iyisi olmaya gayret edelim. Bizi yıllarca teknolojiden uzak tuttular, üniversitelerimizi uzak tuttular. Üniversitelerimiz sadece bilgi aktaran pozisyonda kaldı. Şimdi yeni yeni bunun değişmesi için büyük gayretler var. Benim Kayak Federasyonunda görevim var. Kayakta hiç madalya alınmamış. Bir madalya alabilme ihtimalim olabilmesi için benim 15 yıllık plan yapmam gerekiyor. Çünkü bir insan 15 yıldan önce yetişmiyor. Sporda böyle. 8 yaşında alacağım 15 yılda 23 yaşında olacak ancak. Ama bizim milletimizin bir senelik planı yok. Bırakın 15 seneyi bir senelik plan yapılmamış. Bu kadar plansız programsız ne sporda, ne de sanayide başarı olur. Hiçbir yerde başarı olmaz. Onun için bizim gerçekten bu yüksek teknolojiyi de elde etmemiz lazım, en önemlisi markalaşmamız lazım” diye konuştu.

Tarımda Büyük Kayıp Büyük Yok Oluş!

Sakarya’nın verimli tarım arazileri son 20 yıl içerisinde ciddi oranda eridi.

Tarımda Büyük Kayıp  Büyük Yok Oluş!

Haber: Nurettin Eryılmaz

Sakarya’da düzenlenen Tarım Çalıştayı’na katılan Prof. Dr. İlkay Dellal, Sakarya’da son 20 yılda Pamukova ilçesi büyüklüğündeki tarım alanının tarım dışına çıktığını söyledi. Çarpıcı tespitlerde bulunan Dellal, “Eğer tarımda sorunlar çözülmese bu rakamlar artarak devam edecek” uyarısında bulundu.

Kapsamlı Çalıştay

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Sakarya’nın tarımsal sorunlarını masaya yatırmak için çalıştay düzenledi. Reisoğlu Tesisleri’nde düzenlenen çalıştayın ilk gününde Ankara  Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. İlkay Dellal, Sakarya’daki tarımsal sorunlara ilişkin önemli tespitlerde bulundu.

Tarım Kültürü

Sakarya’da tarım sektörünün durumu üzerine kapsamlı bir çalışma yapıldığını aktaran Dellal,  “Tarımda başarıyı artırabilmemiz için ilçelerde köylerde bir tarım kültürünün olması ve geliştirilmesi gerekiyor. Doğal kaynakların korunması gerekiyor. En önemlisi de bilinçli tarımı oluşturmamız gerekiyor” diye konuştu.

Çarpıcı Rakamlar

Konuşmasının devamında Sakarya’daki tarım alanlarıyla ilgili çarpıcı bilgiler veren Prof. Dr. İlkay Dellal, Sakarya’da son 20 yılda tarım alanlarının yüzde 16’sının kullanılamaz hale geldiğini belirtti. Dellal, “Yani Pamukova ilçesi kadar büyük bir alanda tarımsal üretim yapılamıyor. Bu alanlar tarım dışına çıkarılmış durumda. Tarımsal alanda bir gerileme var. Eğer tarımda sorunlar çözülmese bu rakamlar artacak ve Sakarya tarımında daralma sürecek” ifadelerini kullandı.

Üretici Kazanamıyor

Sakarya’da ürün veriminin yüksek olmasına rağmen üreticinin para kazanamadığının altını çizen Dellal, “Kooperatifleşme sağlıklı çalıştırılamadığı için ne fındık ne kabak, ne de sebze ve meyveler gerektiği fiyattan satılamıyor. Ürünler değeri üzerinden pazarlanamadığından  üretici emeğinin karşılığını alamıyor. Bu sorunların kaldırılması gerekiyor” diye konuştu.

Tarım Çalıştayı sonunda Sakarya’da tarımsal sorunların tespiti ve çözüm önerileri konusunda bir rapor hazırlanacak ve bu rapor TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a sunulacak.

Tohum Takas Şenliği birbirinden güzel görüntülere sahne oldu

Agora Alışveriş Merkezi’nde 1-2 Nisan tarihlerinde Tohum Takas Şenliği  başladı

Farklı bitki,sebze ve meyve ürünlerinin sergilendiği,tohumların değiş tokuş yapıldığı ve doğal kaynakların değerine değinmek amacıyla Sakarya’da ilk kez yapılan Tohum Takas Şenliği  birbirinden güzel görüntülere sahne oldu

Sakarya  Ziraat  Odası  Yönetim Kurulu Başkanı  Ziraat Yüksek Mühendisi  Hamdi Şenoğlu  Yönetim Kurulu üyeleri  ile  birlikte  katıldı.

.Asıl amacının yanısıra köy yaşamı dekorları ile desteklenecek etkinlik kapsamında fidan dikme,tohumların hediye edilmesi ve çocuk aktiviteleri ile etkinlik renklendirildi..Potpori şeklinde gerçekleştirilen izlemesi keyifli halk dansları ile şenliğin finali yapıldı