kategori Arşivleri: LDP Haberleri

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce'yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, yapılan kurultayda kendisine destek veren Sakarya örgütü ve Sakarya esnafını ziyaret etti.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce Orhan camii önünde vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. Sohbetlerden sonra cuma namazını kılan İnce, cami yakınındaki çay ocaklarında esnaflarla bir süre sohbet etti ve anılarını anlattı.

Sakarya İl örgütüyle de toplantı gerçekleştiren İnce, çark caddesi sonu boyunca esnafları selamlayarak yola çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kurultay’da kendisini destekleyen Sakarya Kurultay Delegelerine teşekkür etmek ve bir dizi programa katılmak üzere ilimize geldi.

TAZİYE VERDİ
Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır, parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş tarafından il binası önünde karşılanan İnce, daha sonra Cuma namazını kılmak üzere Orhan Cami’ye gitti. Erenler Belediyesi eski Başkanı Rüştü Akyaç’ın vefat eden eşi Mefkune Akyaç’ın (84) cenazesi için bekleyen yakınlarına taziye veren İnce, daha sonra vatandaşlarla çay içerek namaz saatini bekledi.

DİRENEN PARTİ
Vatandaşlarla Cuma namazını kıldıktan sonra Atatürk Parkı’nda toplanan kalabalığa seslenen Milletvekili Muharrem İnce, “Bu ülke için ne istiyorsak, Cumhuriyet Halk Partisi için de onu istiyoruz. Kurucu irade kurtuluşu da gerçekleştirecek, kurucu partidir Cumhuriyet Halk Partisi, direnen partidir ama artık direnen parti olmaktan çıkıp, kazanan parti olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

‘DİK DURAN’
İnce, “Bu yolculukta Türkiye’de en dik duran CHP örgütü Sakarya örgütüydü, İmzaysa imza, oysa oy, ‘Yanındayız’ dediler, onun için ben de bugün Sakaryalılarla, komşularımla, değerli hemşerilerimizle beraber olmak istedim” dedi. İnce konuşmasının ardından il binasında bir süre partililerle sohbet etti. Çark Caddesi’nde vatandaşları selamlayarak sohbet eden İnce, daha sonra ilimizden ayrıldı.

Haber  Fehmi DUMAN-   Necla BAKAN 




CHP İstanbul İl Kongresi yapılıyor

CHP İstanbul İl Kongresi yapılıyor

CHP İstanbul İl Örgütü’nün 36. Olağan Kongresi Bostancı Gösteri Merkezinde gerçekleşiyor. 654 delegenin oy kullanacağı kongrede iki aday il başkanlığı için yarışacak. Kongrede konuşan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 seçimlerine işaret ederek, demokrasiden yana güçlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

CHP’nin Kadıköy Bostancı Kültür Merkezi’nde İstanbul İl Kongresi  gerçekleşti.

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ Katıldı

Kongreye, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, DİSK’e bağlı Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan, Cam Keramik İş Genel Başkanı Birol Sarıkaş, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel,Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ, EMEP İl Başkanı Sema Barbaros da katıldı.

Kılıçdaroğlu’ndan CHP’nin İstanbul kongresinde 2019 mesajı

CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada “Ben değil, biz mücadelesi yapılması gerekir” mesajı verirken 2019 seçimleri ile ilgili olarak da “Demokrasiden yana olan bütün güçlerin hangi siyasi partiden olursa olsun ortak ses çıkarması lazım” dedi. CHP lideri AYM’nin kararına yönelik eleştirilere de yanıt verdi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul 36. Olağan İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı. Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılan kongrede Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:

“İSTANBUL MÜCADELESİ TÜRKİYE MÜCADELESİDİR”

İstanbul, dünyanın en adaletli kenti olacak, hedefimzi bu. İstanbuli yaşabilir bir kent olacak. 5 yılın sonunda çok daha farklı bir İstanbul olacak. Dünyanın en büyük metropolleriyle yarışan bir İstanbul olacak. İhanet edenleri temizleyeceğiz, İstanbul aşıklarını öne çıkaracağız. Gönlü İstanbul’dan yana olan herkesin İstanbul için çalışması lazım. İstanbul, üzerine titrediğimiz kentlerden biri. İstanbul mücadelemiz aynı zamanda Türkiye mücadelesidir.

“BİLGİYE DAYALI MUHALEFET İLE HALKA GİDİN”

Halka hem sorunları hem de çözümü anlatmak için gideceğiz. Bilgiye dayalı muhalefet ile halka gitmek lazım. ‘Para var mı’ diyebilirler. Evet para var. Bütün mesele para yerli yerinde kullanılmıyor. Kaynağımız da var, imkanımız da var. Eksiğimiz dürüst ve namuslu siyasetçi. Her arkadaşımın bunu böyle anlatması gerekir.

Dış politikada ciddi sorunlarımız var. En temel sorunlara çözüm üreten parti CHP’dir. Örnek isteyene örnek vereceksiniz. Çiftçinin sorununun nasıl çözülmesi gerektiğini söyleyen biziz. Emeklinin sorununu dile getiren biziz.

Bize düna kadar ‘Şu CHP, eleştirir, öneri getiremez’ diyordu. Bugün artık bütün dünya da biliyor ki, CHP bir konuyu eleştiriyorsa o konuda çözümü de vardır. Türkiye’nin temel sorunlarından biri de işsizlik.

Bunlar milli değil, gayri milli iktidar. Vergi vermemek için yurtdışında şirket kuranlar, yerli de olamazlar, milli de olamazlar.

ASGARİ ÜCRET ELEŞTİRİSİ

‘Asgari ücret 2000 lira olmalı’ dedik. 3 çocuklu, eşi çalışmayan bir aile düşünün. Milyonlarca aile var böyle. Nasıl geçinecekler?

Üretenlerin, alın terinin hakkını korumak bizim boynumuzun borcu. Kim üretiyorsa başımızın üstünde yeri var.

“BÖYLE EĞİTİM Mİ OLUR?”

Eğitim-öğretim iflas etmiş durumda. Hiçbir anne baba eğitim sisteminden memnun değil. Kendi çocuklarını kobay olarak kullanıyor. Sabah kalkıyorsunuz değişmiş. Böyle bir eğitim sistemi mi olur. Bir ülkeyi geri bırakmak istiyorsanız o ülkenin eğitim sistemini bozacaksınız. Bu hükümetin yaptığı da budur. Bu düzeni değiştireceğiz derken eğitim düzenini de değiştireceğiz. Herkes çocuğunu severek ve isteyerek arzu ettiği okula gönderecek. Hiçbir zaman taşımalı eğitim yaptırmayacağız. Nerede bir çocuk varsa yanında öğretmeni olacak.

“YARGI İFLAS ETTİ”

İflas eden bir yargı sistemi ile karşı karşıyayız. Hitler Almanyasında hangi koşullar varsa bugün de o koşullar var. Sayın Yıldırım son Anayasa Mahkemesi kararıyla ilgili diyor ki ‘ilk mahkemenin kararı geçerlidir. Dosya oradadır.’ İlk hüküm geçerliyse Yargıtay’ı da Danıştay’ı da Anayasa Mahkemesi’ni de kapat. AİHM’den de çık. Hakimleri saraya taşı. Talimat versin karar versin. O zaman niye bu kadar mahkeme kuruyorsunuz. Adaleti sağlamak sizin görevinizdir.

“HERKES İÇİN ADALET”

Boşuna kilometrelerce yol yürümedik. Bu ülke için, çocuklarımız için yürüdük. Adalet isteyen herkes için mücadele edeceğiz. Adalet üzerine hepimizin titremesi gerekir.

“GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

Sanıyorlar ki üzerimize gelince geri adım atacağız. Hak, hukuk ve adalet için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bizim gibi düşünmeyenlerle beraber yaşamak istiyoruz. Aç ve açıkta kimse kalmasın istiyoruz.

’30 milyar dolar Suriyeliler için harcandı’ diyor. Nereye harcandı bu para? O nedenle saydam bir devlet istiyoruz. Her kuruşun hesabını veren bir hükümet istiyoruz.

Ege adaları dolayısıyla dünya kadar soru sordum, ‘Bu adalar bizim mi Yunanistan’ın mı’ diye. Her sözüme laf yetiştirir, buna cevap yok.

Süleyman Şah Türbesi’ni yerine getireceğiz ve bayrağı oraya dikeceğiz.

Hakimlere sesleniyorum. Hukuk devletini savunacak olanlar sizlersiniz. Siyasi otoritenin baskısı altında kalırsanız Türkiye’yi Hitler dönemine taşırsınız.

AYM’NİN ŞAHİN ALPAY VE MEHMET ALTAN KARARI

Sayın Yıldırım, AYM kararı için ‘İlk derece mahkemesinin kararı geçerlidir’ diyor. Yargıtay’ı da kapatın o zaman. Bu kadar mahkeme niye var… Adalet anlayışından bu kadar yoksun bir hükümet ile karşı karşıyayız.

“DIŞ POLİTİKA 180 DERECE DEĞİŞİR”

CHP gelirse dış politikada ne olur? 180 derece değişiklik olur. Kavgadan hep zarar görüyoruz. Barıştan yana olacağız. Gazi Mustafa Kemal boşuna mı ‘Yurtta barış, dünyada barış’ dedi. ABD ile müttefiksek Türkiye’yi güvenlik açısından riskli ülke olarak tanımlayamaz. Müttefiksek bize karşı olmamalı ve terör örgütlerine silah vermemeli.

“BÖYLE DÜŞÜNEN VARSA HEMEN AYRILSIN”

Bazen ‘biz’ değil ‘ben’ mücadelesinin yapıldığını görüyorum. Bu bizim tarihimize ve geleneklerimize aykırıdır. Bunu CHP içine aşılayan 12 Eylül darbecileridir. Eğer bir kişi ‘Ben ne olacağım’ diye düşünüyorsa hemen CHP’den ayrılsın.

“DEMOKRASİDEN YANA OLANLARIN SES ÇIKARMASI LAZIM”

2019’daki seçimler sıradan seçimler değil. Demokrasiden yana olan bütün güçlerin hangi siyasi partiden olursa olsun ortak ses çıkarması lazım. Otoriter rejimi savunmak Türkiye’yi karanlığa götürür.

ENİS BERBEROĞLU PANKARTI

Kongrenin yapıldığı salona Türk bayrakları, Atatürk ve Kılıçdaroğlu fotoğrafları asıldı. Enis Berberoğlu’nun fotoğrafının bulunduğu “Buluşacağız Özgürlükte Yarınlar Bizim” yazılı pankart dikkat çekti.

KONGREDE GERGİNLİK

CHP İstanbul İl yöneticilerinden Muharrem Aktaş’ın konuşması sırasında gerginlik yaşandı. Aktaş’ın Sarıyer’de yapılan ilçe seçimi sırasında yaşanan gerginliğe değinmesi Sarıyer’den gelen partili grubun tepkisine neden oldu. Salonda bir süre tartışma yaşanırken gerilim divan başkanı tarafından kontrol altına alınmaya çalışıldı. Bazı üyeler kürsüye doğru yöneldi. Bu sırada ufak çaplı arbede çıktı. İl yöneticisi Muharrem Aktaş’ın kongrede konuşma yetkisinin olmadığını belirterek Aktaş’ın konuşmasını sonlandırdı.

CHP’NİN İLK KONGRELERİ TAMAMLANIYOR

CHP’de 3-4 Şubat’ta Ankara’da yapılacak 36’ncı Olağan Kurultay öncesi, ilçe kongreleri tamamlandı.

Ankara, İzmir, Adana, Aydın, Muğla, Denizli, Giresun, Şanlıurfa, Niğde,Sakarya, Düzce ve Diyarbakır’ın da arasında olduğu 77 il kongresini yapan CHP’de, dün Mersin, bugün de İstanbul ve Konya il kongreleri yapılacak. CHP’nin il kongreleri süreci, İstanbul ve Konya ile 80 ilde tamamlanmış olacak.

Adıyaman il kongresi, partiye üye olmayan delegelerin oy kullandığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve ileri bir tarihte ertelenmişti. Dolayısıyla Adıyaman 36. Olağan Kurultay’da temsil edilmeyecek.

KRİTİK SEÇİM İSTANBUL’DA

En fazla delegeye sahip üç büyük ilden Ankara ve İzmir’de seçimler tamamlanırken, 178 delegenin belirleneceği İstanbul il kongresi ise Bostancı Gösteri Merkezi’nde başladı. Kongrede, doğal delegelerle beraber 654 delege yeni başkanı belirleyecek. Adaylar, toplam delegenin bir fazla oyunu arayacak.

İstanbul il kongresi 38 ilçede seçilen il delegeleriyle yapılacak. Bahçelievler ilçe kongresi yapılamadığından il kongresinde temsil edilemeyecek.

Kongre öncesinde Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul’un 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıdan il başkanlığı için mevcut başkan Cemal Canpolat, PM üyesi Canan Kaftancıoğlu ve Gökhan Zeybek’in isimleri öne çıkmıştı. Adaylardan Zeybek, sosyal medyadan Kaftancıoğlu’nu destekleyeceğini açıklamıştı.

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ Katıldı

Savaş KÖMÜRCÜ : Basın Çalışanlarımızın Günü Kutlu Olsun

Savaş KÖMÜRCÜ : Basın Çalışanlarımızın Günü Kutlu Olsun

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ : Basın Çalışanlarımızın Günü Kutlu Olsun

10 Ocak 1961 tarihinde 212 sayılı kanun ile yürürlüğe giren ve basın mesleğini icra eden basın mensuplarının haklarını düzenleyen ve “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kabul edilen bu özel günün 57. yılını kutlamaktayız.

Çağımızın gelişen teknolojileri sayesinde bir tuş ile elimizin altında olan bilgi ve habere ulaşmamızda, doğru, ilkeli, tarafsız habercilik anlayışı ile halkını bilgilendiren ve mesleklerinin her türlü zorluğuna rağmen, işlerini fedakârca yapan basın mensuplarımız aynı zamanda halkımızın talep ve beklentilerini de yansıtarak kamusal bir görevi yerine getirmektedirler.

 Basın meslek ilkelerinin temeli ve özünü oluşturan insan ve insan haklarına saygı temelinde basın mensuplarımız, halkı yaşamış olduğu toplumla ve tüm dünyayla ilgili, kişi hak ve hürriyetlerine saygı çerçevesinde, doğru, hızlı ve tarafsız bir şekilde bilgilendirerek zorlu bir görevi yerine getirmektedirler.

Yapmış oldukları çalışmalarla, mesleklerinin tüm zorluklarına rağmen, halkımızı bilgilendirmek adına, zaman ve mekân mefhumu gözetmeksizin, istek ve gayretle çalışmalarını sürdüren basın mensuplarımız, insanların en temel duygularından öğrenme-bilme-bilgi alma isteğini de karşılamış oluyorlar.

Evrensel hak ve hürriyetleri, demokratik değerleri, mesleğin gerektirdiği ahlaki kuralları gözardı etmeden, ilkeli, sorumlu, araştırmacı ve tarafsız bir yayıncılık anlayışı ile görevini yerine getiren yerel ve ulusal basın mensupları, bu özverili çalışmalarıyla ülkemizde demokrasi kültürünün yerleşmesine ve özgürlüklerin gelişmesine de katkı sağlamaktadırlar.

Bu duygu ve düşüncelerle; tüm basın mensuplarımızın “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nü kutluyor, kendilerine aileleriyle birlikte sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yaşam diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

LDP İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ Yeni Yıl Mesajı Yayımladı

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ”Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.”

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ dİYOR kİ
“LDP, özgürlürlüğü, hukuk devletini, bireyciliği ve serbest piyasa ekonomisini savunan tek siyasi partidir.”

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ nün  açıklamaları

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş Kömürcü” SONUN BAŞLANGICI”

AKP döneminde yapılan hırsızlıklar, arsızlıklar, haksız kazançlar birer birer gün yüzüne çıkıyor.

17-25 Aralık halkın gözünde netleşmemişken, sarayın masrafları vicdanları kanatırken ve tüm ikili çarpık ilişkiler açığa tek tek çıkarken, Man Adası belgeleri ortaya saçılırken halâ istifa etmeyip o koltuklarda oturabilmek nasıl bir vicdanın eseridir.

Hukuk devleti, hukuk’un üstünlüğü, adalet diyoruz fakat ülkemizde adaleti mumla arıyoruz. Bu kadar belge ortaya çıkmışken ve Reza Zarrab’ın itirafları, verdiği rüşvetler tüm dünya da konuşulurken, bir tane savcı bu konuşulan bakanlar hakkında neden bir soruşturma açmamaktadır ve neden korkmaktadırlar? Sayın Cumhuriyet Savcıları gereğini yapmalılar ve adı geçen kişileri, bakanları ifadeye çağırmalıdırlar. Her ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin birer ferdi olarak ve LDP olarak biz adalete güvenmek istiyoruz

Artık bu gidişe bir dur demenin vakti geldi de geçiyor.

Bu anlamda tüm halkımızın çağdaş, medeni, hukukun üstünlüğüne inanan, adil ve demokratik bir hukuk devletinde yaşamanın teminatını veren LİBERAL DEMOKRAT PARTİ çatısı altında bir araya gelmeye çağırıyorum.

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı; Adalete Güvenmek İstiyoruz

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş Kömürcü” SONUN BAŞLANGICI”

AKP döneminde yapılan hırsızlıklar, arsızlıklar, haksız kazançlar birer birer gün yüzüne çıkıyor.

17-25 Aralık halkın gözünde netleşmemişken, sarayın masrafları vicdanları kanatırken ve tüm ikili çarpık ilişkiler açığa tek tek çıkarken, Man Adası belgeleri ortaya saçılırken halâ istifa etmeyip o koltuklarda oturabilmek nasıl bir vicdanın eseridir.

Hukuk devleti, hukuk’un üstünlüğü, adalet diyoruz fakat ülkemizde adaleti mumla arıyoruz. Bu kadar belge ortaya çıkmışken ve Reza Zarrab’ın itirafları, verdiği rüşvetler tüm dünya da konuşulurken, bir tane savcı bu konuşulan bakanlar hakkında neden bir soruşturma açmamaktadır ve neden korkmaktadırlar? Sayın Cumhuriyet Savcıları gereğini yapmalılar ve adı geçen kişileri, bakanları ifadeye çağırmalıdırlar. Her ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin birer ferdi olarak ve LDP olarak biz adalete güvenmek istiyoruz

Artık bu gidişe bir dur demenin vakti geldi de geçiyor.

Bu anlamda tüm halkımızın çağdaş, medeni, hukukun üstünlüğüne inanan, adil ve demokratik bir hukuk devletinde yaşamanın teminatını veren LİBERAL DEMOKRAT PARTİ çatısı altında bir araya gelmeye çağırıyorum.

LDP 23 Nisan Meclis Resepsiyonuna Katılmıyor

Liberal Demokrat Parti’den 23 Nisan Meclis Resepsiyonuna Katılmama Kararı 16 Nisan Günü Milli Egemenlik Katledildi.

Hala Neyin Resepsiyonlu Kutlaması?

Liberal Demokrat Parti’den yapılan yazılı açıklamada Genel Başkan Gültekin Tırpancı’nın TBMM’de yapılacak 23 Nısan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı resepsiyonuna katılmayacağı belirtildi.

Açıklamada, 16 Nisan Pazar günü yapılan referandumda, partilerüstü ve siyaset dışı yerli ve yabancı tüm gözlemci kurumların raporlarına yansıttığı gibi referandumun sonucunu değiştirecek oy sayımı şaibeleri ve YSK kararları ile Milli Egemenlik katledildiğinden bu kararın parti yönetimince alındığı ifade edildi.

Bildiride YSK nihai kararı ile ülkemizde milli egemenliğin ortadan kaldırıldığına inanan ve bunu kabullenemeyen, demokrasinin temel ilkelerinin katledilişine tepki vermek isteyen tüm farklı ideolojilerdeki siyasi partilerin de 23 Nisan’da yapılacak Meclis kutlama resepsiyonunu boykot etme çağrısı yapıldı.

Liberal Demokrat Parti refaranduma neden hayır diyor

Liberal Demokrat Parti refaranduma neden hayır diyor

NEDEN HAYIR 1İNCİ MADDE Yargı Bağımsız ve tarafsız olacak diyorlar ne güzel süslü laf Öyleyse 14 ÜNCÜ MADDE Tek imza ile anayasa mahkemesinin 15 üyesinin 12 sini atayacak EEE Yargı bağımsız ve tarafsız nasıl olacak .

NEDEN HAYIR Cumhurbaşkanı yardımcılarınında kaç kişi olacağına kim olacağına yakınlık derecesine bakılamayacak o tek başına karar verecek

NEDEN HAYIR Bütceyi kendi hazırlayacak meclisin bu bütçeyi red etme veya sayıştayın denetleme gibi bir şansı olmayacak.Meclis bu hazırladığı bütçeyi redetse bile tekrar meclise gönderecek meclis ikinci kez red etsede bir önceki senenin bütcesine eklemeler yaparak yürürlüğe girmesi sağlanacak.Böylece örtülü ödeneğe ne kadar para harcadığını kimse bilemeyecek denetleyemiyecek

NEDEN HAYIR Bir başka maddede HSK atamaları 13 üyesinden 6 kişiyi kendi atayacak kalan 7 üyeyide mecliste kendi partisi çoğunlukta olduğu için meclis kendi adamlarını atayacak.Yani gene hepsini cumhurbaşkanı atayacak.İllerdeki partili il başkanı yürütmenin temsilcisi olduğu için yargı o ilbaşkanının karşısında emir kulu oluyor.İşte burdan adalet bekleyin .

NEDEN HAYIR 123üncü maddeyide 16 maddenin içine sokmuşlar buda federasyonla ilgili bunuda cumhurbaşkanı kararına bırakmışlar.Yani ilk 4 madde değiştirilmez rejim değişikliği yoktur diyorlar ama 400 imza ile her şeyi değiştirirler. Geleceğimiz için coçuklarımız için hayır diyoruz.Hiçbir menfaat ülkemizin coçuklarımızın geleceğinden , menfaatinden üstün değildir

NEDEN HAYIR Halkı kandırmak için hadisler çıkarıyorlar bunlara inanmayın.Hatta Allahın sıfatlarını taşıyorlar dyen vekilleri var kandırmak için dinimizde böyle şeyler yoktur.Bunları kabul etmekte şirktir.Çünkü fatiha suresinde yalnız sana inandım sana ibadet ettim denir.Kul Allah ile bir yerine konmaz.Samimi bir müslüman siyaseti dine alet edemez.Bu dinde kimse Allah ile kandırmasın dini koruyucusuda Allahtır.Siyasetçininde Allaha karşı sorumluluğu vardır bildiğimiz kadarı ile söylemezsek Allah hesap sorarE. Halkı kandırmak için hadisler çıkarıyorlar bunlara inanmayın.Hatta Allahın sıfatlarını taşıyorlar dyen vekilleri var kandırmak için dinimizde böyle şeyler yoktur.Bunları kabul etmekte şirktir.Çünkü fatiha suresinde yalnız sana inandım sana ibadet ettim denir.Kul Allah ile bir yerine konmaz.Samimi bir müslüman siyaseti dine alet edemez.Bu dinde kimse Allah ile kandırmasın dini koruyucusuda Allahtır.Siyasetçininde Allaha karşı sorumluluğu vardır bildiğimiz kadarı ile söylemezsek Allah hesap sorar.

NEDEN HAYIR 14 senedir Türkiye büyüdü yeni Türkiye gibi laflar ediyorsunuz da bu beka korkusu nedendir. Öyleyse bir kişiye verilecek yetki ile nasıl olacakta bu beka sorunu ortadan kalkacak Bu ekonomi, dış politikada ,terör sorunları nasıl düzelecek.Bunları referandumun hangi maddesi düzeltecek

LDP Kurultay Sonrası Görev Bölümü Yaptı.

LDP Kurultay  Sonrası Görev Bölümü Yaptı.

Buna  Göre;

Sosyal İşler ve Koordinasyon Başkanlığına Emine ÇETİN,Siyasi İşler Başkanlığına Muhterem SİVİŞ, Basın İşleri Başkanlığına Aziz KORKMAZ,Tanıtım İşleri Başkanlığına Arda KARAPINAR,Seçim İşleri Başkanlığına  Nihal Şahin YAMAN,Teşilat Başkanlığına Hüseyin TÜZÜN,Üyelik İşleri Başkanlığına Haluk AVCI,Genel Sekreter  Fırat YEŞİLÇAY, Genel Muhasip Ali KÜLHAN, Kurumsal İlişkiler Başkanlığına Kaan ALPER,Kobi-Esnaf İşleri  Başkanlığına Hasan KULAKSIZ,STK Başkanlığına  Bünyamin BAHAR,Genel Başkan Danışmanı Serdar AKTAN,Dış İlişkiler  Sorumlusu Alp PAMİR getirildi.

Liberal Demokrat Parti’den Referandumda “Kesinlikle Hayır” Kararı

LDP Genel Başkanı Gültekin Tırpancı“Afrika’da, Ortadoğu’da, Latin Amerika’da, dünyanın tüm geri kalmış demokrasileri tek adam yönetiminden kurtulmaya çalışırken, ülkemiz yönetiminde, demokrasinin en temel ilkesi kuvvetler ayrımı ile denetleme ve dengeleme mekanizmalarını ortadan kaldırıp, tüm yetkileri tek bir kişide toplayan bir rejim değişikliğine geçilmeye çalışılması kabul edilemez,bırakın evet veya hayır çıkmasını, böylesine antidemokratik bir paketin bir Mecliste onaylanarak referanduma sunulması bile hazindir” vurgusu yapılırken, demokratik rejime inanç ve desteği olan tüm vatandaşların partiler ve ideolojiler üstü bir duruşla referandumda “kesinlikle hayır” tavrı takınmaları çağrısı yapıldı.

Liberal Demokrat Parti’den Referandumda “Kesinlikle Hayır” Kararı

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlara bakınca, bugünkü konumuzun ne kadar ciddi, önemli ve hassas olduğu açık. Dahası, bir “liberal” parti olarak bizim öncelikli misyonumuz, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının tesisidir.

Liberalizm Sadece Bir Ekonomik Sistem Değildir

Ne yazık ki, ülkemizde hâlâ “liberalizm” sözcüğü sadece, serbest piyasa olarak da anılan, belirli bir ekonomik sistemi çağrıştırmakta. Oysa, liberalizm her şeyden önce ve öte, insan hak ve hürriyetlerini temel alan bir “siyasi” doktrindir.

Liberalizm, tabii hukuk teorisi üzerine kurulmuş bir siyasi doktrindir. Tabii hukuk, insan vicdanına ve aklına uygun olan, insanın diğer insanlara karşı davranışlarını belirleyen ahlâk kurallarıdır.

Her zamanki gibi, ben önce konu ile ilgili olarak partimizin görüş, değerlendirme ve önerilerini aktarmak istiyorum. Daha sonra da, sorularınızla, konuya boyut ve kapsam kazandırabileceğimizi umuyorum.

Demokrasinin “Beşiği”

Her ne kadar “demokrasinin beşiği” nin eski Yunan olduğu söylense de,eski Yunan’da kanun karşısında eşitlik kavramının olmadığını biliyoruz. Halkın çoğu köleydi ve dolayısıyla. insan hak ve özgürlüğü gibi kavramlara yabancıydılar.

1215 Magna Carta Libertatum da demokrasinin menşei olarak anılır.Bu belge de, her ne kadar kralın yetkilerinin sınırlandırılması itibariyle önemli idiyse de; kral ile lordlar arası bir sözleşme olması bakımından, çağdaş demokrasinin kaynağı olarak nitelenemez, kanısındayım.

Kavram Kargaşası

Hepinizin malûmu olduğu üzere, gerek “demokrasi’; gerekse `liberalizm” üzerinde en çok kavram kargaşası yaşanan ideolojiler olageldi.

Bu gerçekten hareketle ben, burada, özellikle “çağdaş demokrasi” ve “klasik liberalizm” tanımları üzerine kısa birtakım açıklamalar yapmakta yarar görüyorum.

Önce, demokrasi:

Bence, bu konudaki kavram kargaşasının temel nedenlerinden biri, tüm dünyada “demokrasi” sözcüğünün – saygınlığından olsa gerek – siyasilerin savundukları görüşlerini üzerine bina ettikleri bir sözcük olagelmiş bulunmasıdır. Bu siyasi görüşler aslında ne olursa olsun!

Örneğin, kendi modellerine ve/veya rejimlerine sosyalist devletler “halk demokrasisi”; üçüncü dünya ülkeleri “milli demokrasi”; faşist yönetimler “otoriter demokrasi” gibi adlar vermişlerdir.

Oysa, “çağdaş demokrasi” yani, çok sevdiğim bir tanımlama ile,”özgürlüğün kurumsallaşması”, her şeyden önce, liberalizm ürünüdür.

Çağdaş demokrasinin teorik esasları 17. yüzyılın sonlarından itibaren Locke, Smith gibi, “klâsik liberalizm”in kurucuları tarafından oluşturulmuş; temel insan hak ve özgürlükleri, kuvvetler ayrılığı, halk egemenliği gibi demokrasinin temel prensipleri, klâsik liberal doktrinin ürünleri olarak belirginlik kazanmıştır.

Kavram üzerinde mutabakat – klâsik batı demokrasisi olan çağdaş demokrasi yani, çağdaş uygarlığın günümüze dek oluşturduğu siyasal yapı, özgürlüklerin kurumsallaşmasısın 20 yıl içinde, 1975 Helsinki Nihai Senedi ile 1990 Paris Şartı’nda ifade bularak, tesis edilmiştir.

Liberalizme gelince:

“Modern zamanların en önemli siyasi doktrini” olarak tanımlanmasına rağmen, liberalizm de, demokrasi gibi, son 150 yıl boyunca tam bir kavram kargaşasına boğuldu. “Klasik Liberalizm”, “Modern Liberalizm”, “Yeni Liberalizm” gibi ifadeler kullanıla geldi.

Liberal Demokrat Parti olarak savunduğumuz “Klâsik Liberalizm”, yukarıda da ifade edildiği üzere, 17. yüzyılın sonlarından başlayarak bir “insan hakları doktrini” olarak doğan; 18. yüzyılın sonlarından itibaren de “liberal anayasacılık” döneminin yaşanmasına yol açan anlayıştır.

Klâsik liberalizmin temel ilkeleri, Amerikan bağımsızlık hareketi ve 1776 Bağımsızlık Beyannamesi ve tabii, 1787 Anayasası ile gelişti.

Malûm, ABD çağdaş demokrasinin öncü modeli olarak kuruldu. Bu gelişme, bir sonraki yüzyılda Avrupa’nın da “liberal anayasacılık” dönemini yaşamasına yol açtı.

Klâsik batı demokrasisi kanun karşısında eşitlik, hukuk devleti, temel insan hak ve özgürlükleri, ekonomide serbestlik, kuvvetler ayrılığı, parlâmentarizm ilkeleriyle bu dönemde liberal doktrin tarafından yeniden oluşturuldu.

Dolayısıyla, çağdaş demokrasi aslında liberal demokrasiden başka bir şey değildir. Liberalizmsiz demokrasiye gerçek demokrasi demek mümkün değildir.

Hukuk Devleti

Bu noktada, üzerinde kısaca durmak istediğim bir diğer kavram da, parti programımızda sık sık kullandığımız “hukuk devleti” kavramıdır. Bu terim ilk kez 19. yüzyıl başlarında liberal Alman hukukçuları tarafından kullanılmış; hukuk devleti tanımı, “liberal anayasacılık” hareketinin tabii sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Hukuk devleti, yine liberalizmin ürünü olan insan haklarının güvencesi; liberalizmin siyasal iktidarlar tarafından keyfi olarak kullanılamayacağının teminatıdır.

Klâsik liberalizm, bireyin bir başkasının keyfi iradesine tâbi olmamasını; bunun için de, herkesin hukuka bağlı olmasını öngörür. Kanun hakimiyeti yani, hukuk devleti, özgürlükçü düzenin temel şartıdır. Hukuk devleti ilkesini kabul etmeyen bir sistem, çağdaş demokrasi olarak nitelendirilemez. Hukuk devleti ilkesi ise, klâsik liberalizm ürünüdür.

Sonuç olarak ve özetle, liberalizme karşı ve fakat, çağdaş demokrasiden yana olmak mümkün değildir.

Dünyanın En Değerli Varlığı: İnsan

Arkadaşlar, liberal düşünce geleneğine göre insan, iyi ve kötü yönleriyle, dünyanın en değerli varlığıdır

İnsanoğlu, 80.000 yıl önce başladığı iddia edilen dünya serüveninin çok büyük bir bölümünü “devlet” siz yaşamıştır. Ortak ihtiyaçlarını karşılamak, hak ve özgürlüklerini güvenceye almak amacıyla insanoğlunun ilkel devletleri kurmaya başlaması, topu topu 5000 yıl öncesine gider yani, kıyaslamayla çok `yakın” bir tarihe!

Devlet

Toplum içindeki birtakım bireylerin iktidarı ele alması demek olan devletin kuruluşu, aslında üretici olmayan, başkalarının ürettiklerinden pay alarak geçinen bir yönetici sınıfın doğması ile sonuçlandı. Bu sınıf, üstün devlet gücü ve yetkisiyle donatıldı ve, olacağına bakın, yöneticiler, devletin kuruluş amacına aykırı olarak, daima insan hak ve özgürlüklerini sınırlama eğilimi içinde girdiler.

Nitekim, yakın tarihten örnekler verecek olursak, içinde bulunduğumuz 20. yüzyılda bile, komünist ve faşist totaliter yönetimler insanlığa büyük felâketler yaşattılar. Bu rejimler insanlara özgürlüklerine karşılık, ekonomik refah vaat ettilerse de, başarısız oldular.

Öte yandan, özgürlükçülüğü daha çok koruyan rejimlerin, çok daha hızlı bir ekonomik gelişmeyi gerçekleştirdikleri gözlendi. Liberal ilkelere bağlılığını daha çok koruyan ekonomilerde emek arz ve talebi arasındaki denge daha kolay kuruldu. İşsizlik sorunu daha büyük oranda çözüldü, asgari geçim düzeyi daha yüksek bir çizgiye oturdu yani, “sosyal devlet” düşüncesiyle varılmak istenen hedefler, kendiliğinden, daha tatmin edici ölçülerde gerçekleşti.

Özetle, klâsik liberalizme dönüş, toplumcu-devletçi iddialarla egemenlik kuran yönetimlerin başarısızlığı, denenerek, tespit edildikten sonra, başladı.

Türkiye’de Liberal Düşünce Geleneği Oluşmadı

Cumhuriyetimiz, yukarıda sözünü ettiğim totaliter modellerin Rusya ve İtalya’da iktidara geldiği yıllarda kuruldu. Ancak, doğaldır ki, 1924 Anayasası yine yukarıda sözünü ettiğim ve aynı döneme rastlayan `liberal anayasacılık” dönemini temsil eden hükümleri de içermekteydi.

Terakkiperver Fırka, Serbest Fırka denemelerine rağmen, neticede 1945’e kadar süren tek parti döneminde, faşist ve komünist uygulamalardan etkilendik. Bugün hâlâ gündemde olan “resmi devlet ideolojisi”, bu dönemin ürünüdür.

Çok partili döneme geçtiğimizde ise, yine “ilkesiz popülizm” yani, müdahaleci, bürokratik görüşler 20. yüzyıl Avrupa demokrasisine damgasını vurmuştu. Biz de nasibimizi aldık! Türkiye’de liberal düşünce geleneği, 1950-60 arasında Demokrat Parti’nin liberal ekonomi politikalarına rağmen de oluşamadı.

Konumuz dışı olmakla birlikte, yeri gelmişken ifade etmek isterim ki, Cumhuriyet döneminin ekonomik yapısı da, devletçi-müdahaleci, devlet güdümünde karma bir model olarak oluştu.

Türkiye’nin çok partili parlâmenter rejimi benimsemiş olmasına rağmen, bu rejimin bir türlü demokratik içeriğe kavuşamamasının temel nedeni de, sanırım bu; yani, liberal geleneğin oluşmamış olmasıdır

Bugün hâlâ, çok partili rejimimizi demokratik içeriğe kavuşturma sorunu yaşıyoruz. Dahası, 12 Eylül müdahalesi ve 1982 Anayasası, böylesi bir ideali erişilmez kılmış durumda.

Sadece Ekonomi ile Liberalleşmek Mümkün Değildir

Liberal demokrasi, siyasi, hukuki ve ekonomik yönleriyle bir bütündür. Bu nedenle, sadece ekonomi ile liberalleşmek mümkün değildir. Siyasi ve hukuki alanlarda da mevcut engellerin tamamen ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Türkiye ancak bu yolla, 150 yıldır -1856 Paris Konvansiyonu’ndan bu yana – yer aldığı Avrupa topluluğu içinde kalabilir, “çağdaş medeniyet” den söz edebilir.

Çağdaş dünyanın klâsik liberalizme dönüş sürecinde ülkemizin bu dünyadan dışlanmamasının koşulu, siyasi ve hukuki alanlarda da liberal demokrasinin asgari standartları benimsemesi; otuz yıldan bu yana sol propaganda ile de pekiştirilmiş bulunan tek parti döneminden kalma devlet ve yönetim anlayışını gecikmeksizin terk etmesidir.

Çağdaş Dünya ile Uyumsuzluk

Nitekim, ülkemiz bugün, çağdaş dünyanın bırakın ekonomiyi, siyasi ve hukuki konjonktürü ile ciddi uyumsuzluk içindedir. Demokrasi ve insan hakları konularında maruz kaldığımız dış müdahaleler, utanç vericidir. Hele tarihimize, Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı konulardaki tutumuna baktığımız zaman, bugün geldiğimiz noktanın affedilir yanı yoktur.

Osmanlı’dan Ders Alınmalıdır

Malûm, Osmanlı İmparatorluğu bütün dünyanın sığındığı toplum olmuştur. Bu 14. yüzyıldan başlayarak, böyle idi. Daha dün tesadüfen bir yemekte büyük bir bankacı ile birlikteydim. Babası Polonyalı imiş, Polonya’dan göç etmiş. Müthiş bir Türk hayranı. Neden? Çünkü, Osmanlı Polonya’da baskıdan kaçanlara kucak açmış.

Bugün, bütün bu gelişmelerden sonra, ülkemizdeki insan hakları ihlalleri karşısında Avrupalı’nın gelip, bize ders vermesi, çok ağır geliyor insana. Unutmayın ki, daha 100 sene evvel Avrupa bize göre çok “vahşi” idi.

Osmanlı’nın mirasçısı Türkiye’nin bu duruma düşmesini bir büyük bir üzüntü ile karşılıyor; ilk misyonumuzun her Türk vatandaşına demokrasi ve insan haklarına sahip çıkma görevini yabancılara bırakmamayı öğretmek oluştuğuna inanıyoruz

Liberal Demokrat Parti Başkanlığına Gültekin Tırpancı seçildi.

Liberal Demokrat Parti Başkanlığına Gültekin Tırpancı  seçildi.

Liberal Demokrat Parti Genel Başkanlığına  Tek Aday olarak Gösterilen Gültekin TIRPANCI  seçildi.

Liberal Demokrat Parti  Kurultayının Divan Başkanlığını M.Sinan SATIR yaptı.Divanın üyeleri  Sinan ALTINKÖK,Serap BORA,Selçuk AVCI’dan oluştu.

Divan’ın teşekkülünden sonra ‘Saygı Duruşu’ ve ‘İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden  Kurultay’da, 2013  yılından  bu yana  yapılan çalışmaları Genel başkan Yardımcısı Ali  Külhan  okudu.İbra  edildi.

Liberal Demokrat Parti Başkanı Cem Toker  süpriz  bir  kararla  Bu  kongrede  aday olmayacağım. Delegeler  bu  süpriz  karar  karşısında bizi  bırakamazsınız  deyince  TOKER”Dinlenmem  gerekiyor.Partimizin Kuruluşundan bu yana   birlikte  çalıştığımız  Gültekin Tırpancı  adayımızdır.Bu  güne  kadar  bana  güvenen  ve  destek  veren herkese  teşekkür ederim.”  Bu sırada  duygusal anlar yaşandı.

Liberal Demokrat Parti Başkanı Cem Toker görevini bıraktı

Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker”11 yıl 7 aydır yürüttüğüm Liberal Demokrat Parti Genel Başkanlığını bugün yapılan 8. Olağan Kongremizde Sn. Gültekin Tırpancı’ya devrettim”

gulbe

gultekintırpancı

Yapılan Seçimlerde 

MKYK

Ali  Külhan,Fahrettin Tanınmış,Süleyman Sedat SATAL,Ahmet TEZEL,Metin Mintaz,Emine ÇETİN,Alp PAMİR,Hüseyin TÜZÜN,Serdar AKTAN,Aziz KORKMAZ,Doğan KARA,Nihal Şahin YAMAN,Fırat YEŞİLÇAY,Nizam KAĞITÇIBAŞI,Hüseyin ESER,Hande Pamuk İŞCEN,Eren ASLANHAN, Haluk AVCI,Muhterem SİVİŞ,Arda KARAPINAR,Süleyman DOLGUN,Serkan TÜFEKÇİ, Süleyman Halid SOYSAL,Kamil BOLAT,Ahmet ARDIÇ,İbrahim DURMAZ,Ayhan TOPÇU,Yalçın ERİŞGEN,Hasan ÜNLÜ,Tamer CELKAN

MKYK Yedek Üyeleri

Cumhur Özkan ALTINTAŞ, Bünyamin  BAHAR,Sevtap PAZARCI

MDK Üyeleri

İlhan AYDIN,Yusuf ERTUĞRAL,Mustafa AYPOLAT,Gül DENGE,Mehmet TÜRKARSLAN,İlhan GAYGUSUZ,Mustafa DAMLAR  oluştu

Gültekin TIRPANCI Kimdir?

Gültekin TIRPANCI  1954   Sakarya’da  dünyaya geldi.İlk öğrenimini Mustafa Kemalpaşa İlkoklununda  okudu.Adapazarı Ali Dilmen Lisesi Mezunu.Emekli

ldp1 ldp2 ldp3 ldp5 ldp6 ldp7 ldp8 ldp9 ldp10 ldp11 ldp12 ldp13 ldp14 ldp15 ldp16 ldp17 ldp18 ldp20 ldp21 ldp22 ldp23 ldp24 ldp25 ldp26 ldp28 ldp29 ldp30 ldp31 ldp32 ldp33 ldp34 ldp36 ldp37 ldp38 ldp40 ldp41

 


liberal1 liberal2 liberal3 liberal4 liberal5 liberal6 liberal7 liberal8 liberal9 liberal10 liberal11 liberal12 liberal13 liberal14

Mert Eke "Türkiye'nin sorunlarına gerçekçi çözümler sundu"

Liberal Demokrat Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mert Eke”Türkiye’nin sorunlarına gerçekçi ve çözümcü politikalar sundu”

İŞTE Liberal Demokrat Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mert Eke nin ” Adalet, Eğitim, Ekonomi, Terörle Mücadele ,Tecavüz ,Dış Politika ,  Hayvan Hakları konularında  çözüm politikaları

ADALET

Toplum idaresinde her şeyin üstünde, her şeyden yüce bir kavram varsa o da adalettir. Devlet masumların hakkını koruyup, suçluları cezalandırdığı ölçüde devlettir. Toplumda dirlik ve düzenin tesis edilmesinin ve büyük bir devlet olabilmenin yolu güçlü ve tarafsız bir adaletten geçer.

Yapılacak Reformlar

  • Tarafsız bir hukuk sistemi için yargı erki siyasetten tamamen ayrılacak. İktidar partisinin emrindeki Adalet Bakanlığı yasaların emrine verilecek.

  • Son derece yoruma açık olan kanunlarımıza keskin hatlar verilecek. Suç ve cezalar hakimlerin keyfine bırakılmayacak.

  • En basit bir davanın bile yıllar sürdüğü bu hantal yargı sistemi, bürokrasinin azaltılması ve gereken diğer tedbirler ile azami şekilde hızlandırılacak.

  • Hukukun üstünlüğü adına tüm dokunulmazlıklar kaldırılacak.

    • Çocuklar eğitim hayatı boyunca düşünerek bir şeyler üretmeleri için teşvik edilecek ki ileride her şeyini kendi üretebilen bir millet olalım.Tüm kamu çalışanlarını şikayet etmek ve yargılatmak kolayaşacak ki kimse devletin memurluğunu devletin asıl sahibi vatandaşa karşı kötüye kullanamasın.EĞİTİMBir milletin kaderini etkileyen en önemli şey o milletin çocuklarının nasıl eğitildiğidir. Memleketi her zaman ileri taşıyacak güç iyi eğitilmiş nesillerdir. Ülkemizdeki eğitim düzeyi 72 ülke içinde 50. sıradadır. Dünyanın en kötü sistemlerinden biridir. Çünkü mevcut sistemimiz aklını kullanmayı, düşünüp geliştirmeyi, bir şeyler üretmeyi değil, yalnızca var olan sözel ve sayısal yöntemlerin ezberletilmesini dayatmaktadır. Bu sistem ile yetişen bireyler hiç bir alanda bizi daha iyi bir ülke yapamayacaktır.

      Yapılacak Reformlar

      • Ezberciliğin yerini akılcılık, geliştirme, sorgulama ve üretme temelli gerçek bir eğitim sistemi alacak.

      • Çocuklarımızı sekiz saat okulda tutan akşama da oturtup ödev yaptıran ve ağır sınavlara tabi tutan sistem hafifletilecek. Çocuklarımız önce çocukluğunu yaşayacak.

      • Çocukları eğitecek öğretmenler ezber soruları ile değil zeka soruları ile seçilecek. Çocuklarımızı aklını kullanmayı bilen öğretmenler yetiştirecek

      • Üniversite hocalarına en az bir yıl alanında çalışmış olma şartı getirilecek. Çünkü bir mesleği yapmayan o mesleği öğretemez.

  • EKONOMİ

    Toplumun hayatına en hızlı ve doğrudan etki eden, toplumun refah seviyesini belirleyen şey ekonomidir. Bir zamanlar savaşçı milletler dünyaya hükmederken artık ekonomisi güçlü milletler dünyaya hükmetmektedir. Ekonomi memur mantığı ile gelişmez. Ekonomik gelişim serbest piyasa, üretim ve girişim ile mümkündür.Yapılacak Reformlar

    • Mevcut durumda

        Litresi yaklaşık 5tl olan benzinin 3tl’si    68.000tl’lik 0 bir aracın 30.000tl’si2.000tl’lik bir akıllı telefonun 1.000tl’si10tl’lik bir paket sigaranın 8tl’si vergiye ödenmektedir.Piyasanın rahatlaması ve canlanması için vergiler düşürülecektir.

    • Mevcut durumda ticaret yapan kamu kurumlarının çok büyük çoğunluğu zarar etmektedir. Vatandaşın cebinden ödediği bu zararlar akıl almaz boyuttadır. İşte bunlardan yalnızca bir kaçının yıllık zararları:

    • TCDD (2014): 1.874.309.000 tl

    • TCDD (2015): 000.000 tl

    • Türkiye Kömür İşletmeleri: 1.564.000.000 tl

    • Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.: 100.279.447 tl

    • TRT: 90.000.000 tl

    • Bu inanılmaz zararlar memur zihniyetiyle ticaret yapılamayacağının en güzel göstergesidir. Devlet ticareti şahıslara bırakmalı ve ülkeyi adaletli bir şekilde yönetme görevine odaklanmalıdır.

    • Zarar eden tüm ticari kamu kuruluşları özelleştirelecek ve bunlardan düzenli olarak her yıl vergi geliri elde edilecektir.

    • Küçük esnaf ekonominin çekirdeğidir. Küçük esnaftan sattığı ürün ve hizmetler dışında vergi alınmayacaktır.

    • İşportacılık serbest olacak ve isportacıdan vergi alınmayacaktır.

    • Girişimcilik bakanlığı kurulacak ve ekonominin bel kemiği olan girişimciler azami şekilde desteklenecek.

    • Kendi işini kurmak verilen teşvik ve destekler ile çok daha cazip hale getirilecek.

    • Dünya ekonomisinin büyük kısmını yüksek teknoloji ticareti oluşturmaktadır. Yüksek teknoloji üretimi ve ihracına yüksek düzeyde destek verilecek.

    • Üretim ve ihracat temelli bir ekonomik sistem meydana getirilecek.

                              TERÖRLE MÜCADELE Terörün bitmesi için yalnızca silahlı mücadele yetmez. Hepimizin gördüğü gibi kırk yıldır süren silahlı mücadele net bir sonuç vermemiştir.Asıl yapılması gereken terörü meydana getiren sebepleri ortadan kaldırmaktır. Güneydoğu Anadolu’da yaşayan halkımız yeterli eğitimi alamamaktadır ve geçim kaynakları çok kısıtlı durumdadır. Batıda gerçekleşen sanayileşme ve sosyalleşme orada gerçekleştirilememiştir. Bölge halkının fakirlikten ve eğitimsizlikten kurtarılıp iş güç sahibi olması ve çocuklarına rahatça bakabilmesi sağlanmalıdır. Ne zaman ki bunlar sağlanır ve oradaki çocuklar da doktor, mühendis, avukat olma hayalleri kurarsa o zaman terör biterYapılacak Reformlar

    • Bölgede ne pahasına olursa olsun sanayileşme sağlanacak.

    • Gerekli eğitim reformları yapılacak ve bölgeye en donanımlı öğretmenler gönderilecek.

    • Her türlü etnik ayrımcılığa son verilecek.

    • Devlete karşı eline silah alıp güvenlik güçlerine saldıran ve masum vatandaşlarımızı katleden teröristler idam cezasına çarptırılacak.

    • Yıllardır saldırıların kaynağı olan sınır ötemizdeki terör merkezlerinin varlığına son verilecek.       

    •                            TECAVÜZ

    • Ülkemizde çok sık meydana gelen tecavüzlerin sebebi cahillikle beraber verilen cezaların hiç bir şekilde caydırıcı olmamasıdır. Kadın ve çocukların günün her saatinde sokaklarda güvenle dolaşabilmesini sağlamak ve bu suçu işleyecek alçaklara en ağır cezaları vermek devletin asli görevlerindendir.

    Yapılacak Reformlar:

    • Tecavüz suçlularına kimyasal hadım cezası verilecek.

    • Tecavüzün iyi hali olmaz. Tüm iyi hal indirimleri kaldırılacak.

    • 18 yaşından küçük bir bireye tecavüz edenin cezası ise kimyasal hadım ve müebbet hapis olacak.

                      DIŞ POLİTİKATüm ülkelerin etkileşim halinde olduğu, diplomasi ve ticaretin üst düzey olduğu modern dünyada, dış politikada izlenecek siyaset milletin huzur ve güvenini olduğu gibi ekonomisini ve refahını da son derece etkiler. Dış politika da milletin hakkını en iyi şekilde gururla savunmak gerekir ancak bunu yerli yersiz herkese sataşarak değil, Uluönder Atatürk’ün ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesinden hareketle barışçıl bir söylem ve yapıcı bir tavırla yapacağız.

                      HAYVAN HAKLARIDevlet sınırları içinde yaşayan her canlının rahat ve huzur içinde yaşamasını sağlamakla görevlidir. Ancak ülkemizde hayvanların haklarını güvence altına alacak yasalar uygulanmamaktadır. Hayvanların rahat ve huzur içinde yaşama hakları kanunlar ile güvence altına alınacak ve onlara hunharca eziyet eden insanlar da gerekli cezalara çarptırılacaktır.

    Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, takım elbise

  • Liberal Demokrat Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mert Eke LDP Genel Başkanı Cem Toker ile