kategori Arşivleri: Manset

Merkez Parti Sakarya İl Başkanı Emre Çalık'tan Tarım Bakanlığına Çağrı

Merkez Parti Sakarya İl Başkanı Emre Çalık’tan Tarım Bakanlığına Çağrı 
Sakarya’da tarımsal üretimin, ürün gruplarına göre dağılımı incelendiğinde tahıl ekiminin ilde ikinci sırada olduğunu belirten Çalık, Sayın Bakan açıklamasında: Bu proje ile ülkemiz için, hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkiler gibi stratejik ürünlerde rekolte artışını sağlamayı, aynı zamanda üreticilerimizi bu dönemde üretime yönlendirmeyi, dolayısıyla da tarım arazilerinin etkin şekilde kullanılmasıyla tarımsal üretimin artırılmasını hedefliyoruz” diyor. Aslında ben de sayın bakanın stratejisini destekler bir şey söylüyorum.

Sakarya’da söz konusu ürünlerin geniş bir ekim alanı var, bu sebeple kesinlikle bizim de destek kapsamında olmamız gerekiyor. 

Merkez Parti olarak, üretime dayalı bir tarım politikası hedeflediklerini belirten Çalık, İnşallah Merkez Parti iktidarında çiftçinin tüm tohum ihtiyacını karşılayacaklarını, ekim ve hasat zamanı çiftçiye yakıt desteği vereceklerini ve en önemlisi de çiftçinin, ürünüm elimde kalır mı korkusu yaşamayacağını, elde kalan ürünleri satın alarak hem çiftçiyi ekonomik olarak rahatlatacaklarını, hem de ülkemizin tarımsal olarak dışa bağımlılığını ortadan kaldıracaklarını belirtti.

“PKK terör örgütü ve arkasındaki destekçilerine gereken cevap verilecektir”

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Twitter hesabından, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde PKK’lı teröristlerce düzenlenen saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

Terör örgütünün saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“İnsanlığın ve ülkemizin, dayanışma ve paylaşma hissiyatının en yoğun yaşandığı bir dönemde 5 kardeşimizi katleden PKK terör örgütü ve arkasındaki destekçilerine gereken cevap verilecektir.”

“Terör örgütü vahşi, alçak ve kalleş yüzünü korona ile mücadele ettiğimiz şu günlerde yine gösterdi”

Genel Sekreter Fatih Şahin, Diyarbakır’da bölücü terör örgütü PKK’nın saldırısına ilişkin açıklama yaptı.

Şahin, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde bölücü terör örgütü PKK tarafından şehit edilen vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diledi.

Fatih Şahin, “Terör örgütü vahşi, alçak ve kalleş yüzünü Korona ile mücadele ettiğimiz şu günlerde yine gösterdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, maske ve kolonya dağıtımı yapılan 65 yaş ve üstü vatandaşlara hitaben mektup kaleme aldı

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, maske ve kolonya dağıtımı yapılan 65 yaş ve üstü vatandaşlara hitaben mektup kaleme aldı.

Kovid-19 salgını tedbirleri doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda 65 yaş üstü vatandaşlara ücretsiz dağıtım için hazırlanan hijyen kitlerinin bulunduğu pakette, Erdoğan’ın vatandaşlara hitaben yazdığı mektup da yer aldı.

Erdoğan mektubunda, küresel salgın haline gelen koronavirüse karşı ülkece milli bir mücadele içerisinde olduklarını, devlet olarak gerekli tüm tedbirlerin alındığını ve milletin sağlığını tehdit eden bu salgına karşı bütün imkanların seferber edildiğini belirterek, şunları dile getirdi:

“Türkiye, son 18 yılda temel hizmet alanlarında yaşadığı değişim ve dönüşüm sayesinde koronavirüs salgınına en hazırlıklı ülkelerden biridir. Bugün, dünyanın en güçlü genel sağlık sigorta sistemini hayata geçirmiş, en modern hastanelerini inşa etmiş, dünyanın örnek aldığı bir Türkiye var. Bunun yanında 165 bin doktorumuz, 205 bini hemşire olmak üzere 490 bin sağlık ve 360 bin destek personelimizle devasa bir sağlık ordusuna sahibiz. Sosyal devlet anlayışıyla sağlık, güvenlik ve sosyal yardım kuruluşlarımız başta olmak üzere tüm ilgili birimlerimiz tam bir seferberlik anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor.”

Alınan tedbirlerin yanında en büyük görevin vatandaşlara düştüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kurumlarımızın uyarılarını dikkatle dinlemeli, üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Bu hastalığın özellikle kronik rahatsızlığı olan ve yaşça büyük kişilerde ölümcül sonuçlara neden olabildiği hepimizin malumudur. Bu nedenle inançlarımızın da gerektirdiği üzere insani bir sorumlulukla yüksek risk grubundaki vatandaşlarımıza daha özel bir ihtimam gösteriyoruz. Bunun için, koronavirüs tedbirleri kapsamında, yüksek risk grubundaki vatandaşlarımızın sokağa çıkmalarına kısıtlama getirdik. Sizlerden ricam bu salgın tehdidi ortadan kalkana kadar evlerinizde kalmanız, kesinlikle dışarıya çıkmamanızdır. Sizleri bu salgından koruyabilmemizin en etkili yolu budur.”

“YAKINI BULUNMAYAN VATANDAŞLAR MAĞDUR EDİLMEYECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte, yüksek risk grubunda bulunan ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir yakını da bulunmayan vatandaşları hiçbir şekilde mağdur etmeyeceklerini bildirdi.

112, 155 ve 156 telefon numaraları arandığı takdirde, vali ve kaymakamlar başkanlığında
kurulan Vefa Sosyal Destek Grubunun tüm ihtiyaçları karşılamak üzere hazır olduğunun altını çizen Erdoğan, mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Tüm bu tedbirlerin yanında, Bilim Kurulunun da önerileriyle sizlere koruyucu maske ve kolonya hediye ediyoruz. Müsterih olunuz hiçbir virüs, hiçbir salgın Türkiye’den güçlü değildir. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışına sahip bir medeniyetin mirasçıları olarak bizim önceliğimiz her bir vatandaşımızın sağlığıdır. Her badirede olduğu gibi bu sıkıntılı süreçten de birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirerek çıkacağımızdan şüphem yoktur. Bu duygu ve düşüncelerle sizlere sevgi ve hürmetlerimi sunuyor, sağlıklı sıhhatli bir ömür geçirmenizi Rabbimden niyaz ediyorum.”

“Verdiğimiz mücadele ülkemiz ve insanlık için terörle mücadeledir”

Parti Sözcüsü Ömer Çelik, terör örgütü PKK’nın hain saldırısına ilişkin Twitter hesabından açıklama yaptı.

Çelik, yakın coğrafyada mazlum halkların kanına giren her kirli projenin, her işin içinde PKK’nın bulunduğunu belirtti.

PKK’nın, terör tarihinin gördüğü en insanlık dışı örgütlerin başında geldiğine işaret eden Çelik, “Türkiye’nin bu terör örgütüne karşı verdiği mücadele, sonuna kadar haklı bir mücadeledir. Türkiye’nin PKK’ya karşı mücadelesi, insanlık dışı bir terör örgütüne karşı insani değerleri koruma mücadelesidir. Türkiye, PKK ile mücadele ederek bölgemizdeki insanlık dışı tüm kirli projelerle de mücadele yürütmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

PKK’ya karşı mücadele edilirken, sadece tek bir terör örgütüyle değil, aynı zamanda çok boyutlu kirli ittifaklarla da mücadele edildiğine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

“Mücadelemiz ülkemizin hukukunu ve vatandaşlarımızı koruma mücadelesi olduğu gibi, yakın coğrafyamıza çirkin projeleri dayatanlarla da mücadeledir. Bu lanetli terör örgütüyle mücadele ülkemizin hukukunu korumak olduğu gibi yakın coğrafyamızdaki mazlumlara da borcumuzdur. Yakın coğrafyamızda yaşayan Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer kardeşlerimize düşman bütün kirli senaryoların tetikçisi olarak PKK kullanılmaktadır.”

Çelik, PKK’nın Türkiye’nin etrafındaki gelişmeleri “kirli senaryolarının parçası” yapmak isteyenlerin emrinde olduğuna işaret ederek “Verdiğimiz mücadele ülkemiz ve insanlık için terörle mücadeledir. Türkiye bu terör örgütüne karşı mücadelesinde en haklı pozisyondadır ve çok etkili şekilde mücadeleyi sürdürecektir. PKK, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde insanlık dışı bir terör saldırısıyla 5 işçi kardeşimizi şehit etti. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Aziz Milletimizin başı sağ olsun.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Çin Devlet Başkanı Şi ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Çin Devlet Başkanı Şi ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile telefonda görüştü.

Erdoğan-Şi görüşmesinde, Kovid-19 ile mücadelede iş birliği konuları ve ikili ilişkiler ele alındı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türkiye’deki farklı dinlerin temsilcileri ile telefonda görüşerek verdikleri destek için teşekkür etti

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’deki farklı dinlerin temsilcilerine Milli Dayanışma Kampanyası’na verdikleri destek için teşekkür etti.

Erdoğan, Fener Rum Patriği Bartholomeos, İstanbul-Ankara Süryani Kadim Kilisesi Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin, Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan ve Türk Yahudi Toplumu Başkanı Erol Kohen’i telefonla aradı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, farklı dinlerin temsilcilerine Milli Dayanışma Kampanyası’na verdikleri destek için teşekkür etti.

Ülkem Partisi Sakarya İl Başkanı Fahri Yıldız Kovid 19 çalışmalarını inceledi

Ülkem Partisi Sakarya İl Başkanı Fahri Yıldız Kovid 19 ile İlde yapılan çalışmaları inceledi Esnaflarla görüştükten sonra Adapazarı Sebze ve Meyveciler Oda Başkanı Muzaffer Kabacan’dan Pazar esnafinın sıkıntıları ile alınan önlemler konusunda bilgi aldı

Yıldız “Alınan kararlara mutlaka uymalıyız.Her an ve her yerde sosyal mesafe kuralına uygun davranmalıyız.Mecbur kalmadıkça evden dışarı çıkmamalı şayet çıkmak zorunda kalırsak da maskemizi takmalıyız.

Görevli ve yetkili kurullar, milletimizin sağlığı için alınan kararların takibini titizlikle yapmalı, sık sık uyarıda bulunmalı ve gerekli müeyyide ne ise onu tavizsiz bir şekilde uygulamalıdır.
Banka önleri, pazar yerleri, Çark Caddesi, Dar Sokak ve diğer kalabalık yerler anbean takip edilmeli, gerekiyorsa yeni ve etkin önlemler alınmalıdır.
Tedavi ve takip işlemleri en sıkı şekilde yapılmalıdır.
Bu virüse karşı başarılı olmamızın yolu, tek tek ama hep birlikte sıkı bir mücadele ortaya koymaktır. Evde kalmak, teması azaltmak, maskemizi takarak dışarı çıkmak, kurallara uymak bu mücadelenin olmazsa olmazıdır.

#EvdeKalSakarya

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, meyve ve yiyecek
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Merkez Parti Genel Başkanı, Hukuk Profesörü Abdurrahim Karslı" Ağacı gösteren meyvesidir"

Merkez Parti Genel Başkanı, Hukuk Profesörü Abdurrahim Karslı

ABD devamlı para basıyor. İnsanların en çok öldüğü yer ve faizleri de sıfır noktasında, buna rağmen dolar değer kazanıyor. Türk parasının kıymeti ise devamlı düşüyor. İzah edecek birisini arıyorum.

Dünya krizde fakat borsalar çakılmıyor, hatta yükseliyor, kim bu hisseleri alıyor ve piyasada neler oluyor. Bizim dinamik kararlar alan bakanlarımız nerde gören var mı? Neden dolar yükselirken bizim paranın değeri düşüyor…

Abdürrahim Karslı: “Salgında toplum tehlikeye düşerse, camilerin sağlık merkezi olarak kullanılması bile düşünülebilir”

Mahkemeler en yüksek mevkiler, o yerlerde görev alanlar da en yüksek mevkidedirler. Fakat mahkemeler, asli fonksiyonlarını icra etmezlerse, mahiyetleri zıddına inkılap eder.

Senin siyasette ne işin vardı diyenlere diyorum ki; benim vazifem, bu şartlarda sadece kitapları okuyup, köşelerde sumak değildir. Doğru için başarılı olsun diye çalışmak, yanlışı da engellemek için varım. Bu ise her insanın görevidir. Yoksa insanlığımı kaybediyorum…

Akıllara seslendik olmadı, hukuk dedik olmadı, insaf dedik olmadı, adalet dedik olmadı, barış ve helalleşme dedik olmadı, vicdanlara seslendik yine olmadı. Olmuyor, olmuyor, olmuyor… Ben de bu işten bir şey anlamadım, niye olmuyor, diye…

Her ne kadar siz, zulmü adalet ve hukuk gibi gösterseniz de, bir gün bu memlekette adeletin güneşi doğacak. Karanlıkları aydınlatıp, fıtratı bozuk olanları da iyice çürütecektir. Çünkü güneş muhatabına göre tesir eder…

Arkadaşlar, ihraç edilenlerin bu hale gelmesi hukuk ve adaletle olmadı ki, KHK siyaseti ile oldu. O halde buradan çıkış, ancak siyasetin el değiştirmesi ve korkmayan, adil, vicdanlı ve dürüst siyasetçiler ile olur ve olacaktır. Bütün gelecekler yakındır…

Merkez Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Abdurrahim Karslı anlatıyor Biz ki… https://youtu.be/6gC9UXed8m8@YouTube aracılığıyla. Yollar önce hastalığa henüz giriftar olmadan söylemiştim. İnsanlığımızı tüketiyorlar diye ve tükettiler…

Hep söylüyorum bu meclis ve muhalefet iktidar ve özellikle Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarına meşruiyet kazandırmak için var…

Siyaset sahnesinde bulunduğum kısa süreden beri anladığım şudur. Bir fikir, düşünce, eğer temelinde yanlış ise, ila nihaye yanlış olarak devam etmiyor. Dolayısıyla, yanlış ve körlüğü ve kötülüğü üreten, en evvel kendisine ve ulaşmak istediği hedefine zarar veriyor.

Bir hastalığımız olan, iki kişinin bir araya gelerek kurdukları platformlar, yedi kişiden ibaret dernekler, yirmi otuz kişiden ibaret ve bir şahıs ve sadece göstermelik kurulan parti ve patırtılar da yaşayamaz. Onun için kalıcı düşünce ve ilkelerle yürümekten başka çare yoktur.

Türkiye’de bu kadar musibetler ve yaşananlardan sonra, şunlar bitmiştir. Belli bir düşünce sistemi, fikri yapısı, planı, programı ve kendinden hareketi olmayan, bağımlı ve gayri tabii oluşum ve yapılanmalar yaşayamazlar.

Daha önce denenmiş ve başımıza dert olmuş, denenmişlerin, deva olmayacağını, elli defa söyledim… Ağacı gösteren meyvesidir. Bu millet yediği ve zehirlendiği ağaçtan bir daha tatmayacaktır diye, aklı selim düşünür…

Hükumet vatandaşın aklını çelmek ve iradesini yanıltmak için her şeyi yapıyor. Evvela basını tek başına kendisine tapulamış. Onun küçük karikatürü ise muhalefet, her biri kendine tanınan alanda ve kendi imkanları ile varlığını sürdürme derdinde. Aslında milleti düşünen yok…

Bakkal dükkanının açılışından, uluslar arası yardım paketlerinin üstüne kadar “şahsınızı” deklere ederseniz, o zaman demokrasi adına sizinle yarışmak isteyenler, sadece mahkemelerde ve sadece avukatlarınızla görüşme imkanı bulabiliyorlar…

Sosyal hayatta eşit şartlarda yarışma olmalıdır ki, halkımız da farklı fikirleri, insanları, partileri tanısınlar. Siz hayatın her tarafını kendi adınıza kapatırsanız o zaman başka birisine de hayat hakkı tanımamış olursunuz.

Her yazdığımız ve eleştirdiğimizi kavga ve hakaret kabul edip, anlaşışması ve izahı olmayacak kadar, insanların hakkında davalar açıldığı gibi, farklı düşünce ve hareket tarzını da ayrılık ve birliği bozma kabul ederseniz, iş despotizme gider.

Hükumet insanları susturarak, konuşturmayarak, farklı düşünceleri yok ederek birliği ve sükunu sağlamaya çalışıyor. Hayır bizler, tartışarak, farklı düşünerek, farklı yaşayarak, barış ve hukuk içinde birliği ve beraberliği sağlamalıyız. Farklılık birliği, beraberliği yıkmaz…

Birlik her meselede aynı düşünmek ve aynı yönde hareket etmek demek değildir. Farklılıklarımızı koruyarak da birliğimizi muhafaza edebiliriz.

Demokrasiler, bütün kurum ve kuruluşların ahenkli çalışmasıdır. Yoksa bir kişinin parlatıldığı sistem değildir. Şahsım eşittir, devlet, millet ve hükumet olursa!, o zaman söylediğim suç kabul edilen manzaralar ortaya çıkıyor. Fakat söylemesem de öyle olur…

O halde bırakacaksınız, hukuk çerçevesinde, her kurum ve kuruluş kendi görevini yapacak ve vatandaşına hizmette yarışacak. Yoksa develetin beka meselesini kendi üzerinize aldığınız gibi, her türlü faaliyeti ve iradeyi de tek kişiye verirseniz, işte bu aranılan rejim olmaz…

Önümdeki seçimler, ne zaman olursa olsun fakat çok önemlidir. Şu andaki mecliste bulunan partilerin çoğunluğu, hatta tamamı meclis dışında kalsa daha iyi olmaz mı?

Abdurrahim Karslı kimdir?

Merkez Parti’nin kurucu genel başkanı ve 2002 yılından beri İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni usul hukuku ve İcra-iflas hukuku ana bilim dalı başkanıdır.

Abdurrahim Karslı, 10 Aralık 1964 tarihinde Erzurum’un Horasan ilçesinin Yıldıran Köyü’nde doğdu.

İlkokulu köyünde, ortaokulu Erzurum Yavuz Selim Orta Okulu’nda, liseyi ise Pasinler’de okudu.

1980 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. Dört yıllık lisans tahsilini 1984 tarihinde bitirdi.

1986 yılında Medeni Usul Hukuku ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı. 2001 yılında doçent, 2010 yılında profesör oldu.

Resim
Abdurrahim Karsli
Allah hayretsin, güzel çalışmalar diliyorum.

Covid-19 yeni bir milad mı?

Dünya bütün insanlar üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabilecek korkunç bir salgının pençesinde. Ancak her zaman olduğu gibi Covid-19’un getirdiği yüklerin de orantısız bir biçimde işçi sınıfına ve yoksul kesimlere düşeceğini öngörmek mümkündür. ABD’deki krizin merkez üssü olan New York’ta, krizin öncelikle kamusal alanlarda insanlarla doğrudan temas halinde olan market çalışanları ve toptan teslimatçıları, taşımacılık işçileri ve sağlık sektöründe çalışanları etkilediğini görüyoruz.

İşçilerin hastalık ve ölüm hikayelerini dinleyerek umutsuzluğa kapılmak kolay gibi gelmektedir. Ancak tarihten ders almak gerekirse, krizin işçi hareketi için fırsat yaratabileceğini görmek mümkündür.

109 yıl önce 25 Mart 1911 tarihinde, New York’taki Triangle Gömlek Fabrikası’nın dokuzuncu katında çıkan yangında çoğunluğu göçmen genç kadın işçilerden oluşan 146 işçi hayatını kaybetti. Kumaş hırsızlığını önlemek için işverenlerin çıkış kapılarını kilitlemesi nedeniyle, birçok işçi canlı canlı yanarken, bazı işçiler atlayarak ölmeyi tercih etti.

Peki Covid-19 ülkenin emekçilerine davranış biçiminin değiştirilmesi için tarihtekine benzer biçimde tetikleyici bir olay olacak mı? Kalıcı, olumlu bir değişim bu salgının küllerinden doğabilir mi? Tarih bize rehberlik edecek mi ve emekçileri görünmez ve harcanabilir kılan güç odaklarına karşı bir meydan okuma, bir hareketlilik görülebilir mi?

Tehlikede Olan Nedir?

Salgın süresince toplumumuz ve ekonomi açısından kimlerin (hangi işçilerin) “gerekli” olduğu belirtildi. Maalesef gereklilikleri yeni tanınan işçiler, kriz esnasında üretimin tüm yükünü üzerinde taşıyor.

Yüksek katlı gökdelenlerin ve lüks dairelerin yapım işleri durdurulmadan önce ölen ilk inşaat işçisi New York’ta inşa edilen Google binasında elektrikçi olarak çalışan Stephen Josef oldu. Ertesi gün kişisel koruyucu donanım olarak çöp torbası kullanmak zorunda olan Mt. Sinai Hastanesi hemşiresi Kious Kelly, New York’ta ölen ilk hemşire oldu.

Bu hafta itibariyle Yere Ulaştırma İşçileri Sendikası’nın 8 üyesi hayatını kaybetti. 330’dan fazla taşımacılık işçisinin testi pozitif çıktı ve Transit Authority’nin toplam 2700 çalışanı evinde karantina altına alındı. Bu olay, şirket yönetiminin haftalarca maske vermeyi reddetmesinin ardından gerçekleşti.

Temel gıda sağlayıcıları ve market çalışanları için koruma eksikliği, hem işçiler hem de tüketiciler açısından risk teşkil etmektedir. Covid-19’dan önce yemek servisi çalışanlarının yalnızca yüzde 25’i ücretli sağlık izni kullanabildi. New Yort Times gazetesinde yer alan bir haberde, Hastalık Koruma ve Önleme Merkezleri’nin 2014 yılında yayınlanan raporunda yemek servisi çalışanlarının yüzde 20’sinin kusma veya ishal belirtileri bulunmasına rağmen çalışmak zorunda oldukları belirtildi (Yazının Başlığı: “Halk Sağlığının Ötesine Kârı Getiren Şirketler”).

Yangının Küllerinden

Covid-19’dan kaynaklı olarak halkla temas hâlinde olan “ön cephe işçilerinin” trajik ölümlerinin gerçekleşmesi gerekmiyor. Triangle Yangını, emekçilerin ve ABD işçi hareketlerinin tarihinde bir dönüm noktası olmuştu. Yangından çıkan sonuçta işçiler; yangın güvenliği uygulamalarının ve bina yapılarının iyileştirilmesi, çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık tesislerinin düzenlenmesi, toplu pazarlığın teşvik edilmesi, kadınların ve çocukların çalışma saatlerinin sınırlandırılması gibi kazanımlar elde edilmesini sağladı. Asgari ücretten tazminatlara ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği İdaresi’nin kurulmasına kadar her şey, Triangle-sonrası reformlar için yapılan baskılar sonucunda elde edildi.

Yangına tanıklık eden ve daha sonra Roosevelt döneminde ABD Çalışma Bakanlığı yapan Frances Perkins, Triangle Yangını’nı New Deal’ın doğum günü olarak nitelendirdi.

Triangle Hikayesi yalnızca sıradan bir başlık değil, tepkisel olarak emeğin gücünü göstermesine, sendikal mücadelelere, örgütlenmelere ve işçi hareketlerine çağrışım yapar.

Yangından iki yıl öncesinde Triangle’da çalışanlar da dahil olmak üzere 20 bin göçmen kadın konfeksiyon işçisi, Uluslararası Kadın Konfeksiyon İşçileri Sendikası (ILGWU) ile birlikte, güvenli ve sendikalı işyerleri talebinde bulundu. Binlerce işçi sendikalı ve güvenli işyeri hakkına erişti, ancak Triangle’da bu haklar elde edilemedi. Yangının yüzüncü yıldönümünde Çalışma Bakanı Hilda Solis, “Bu işçilerin bir sesi- bir sendikası- olsaydı ve koşulların düzeltilmesi hakkında taleplerini iletebilselerdi, bu olaylar muhtemelen önlenebilirdi. Onlar örgütlenmeyi denedi ve acımasız bir muhalefetle karşılaştı” dedi.

Yangından sonraki günlerde yüz binlerce New Yorklu ILGWU tarafından düzenlenen yürüyüşlerde New York sokaklarını doldurdu. New York ve ülke çapında yeniden canlanan emek hareketi, hesap verilebilirlik ve reform çağrılarına öncülük etti ve yıllar boyunca eyalet ve devlet üzerinde durmaksızın baskı uyguladı.

Büyük reformlar genellikle Perkins, Senatör Wagner ve Başkan Roosevelt gibi kişilere mâl ediliyor. Ancak yüz binlerce işçinin örgütlenmesi ve grevleri olmasaydı, -onların karşısındaki- “şiddetli muhalefet” büyük ölçüde reformları engellemeyi başarabilirdi. Yangın sonrası dönemde sendikal örgütlenmeye katılan ve örgütlenmeyi oluşturan, kamuoyu oluşturucu eylemlere katılan işçi sayısında önemli oranlarda artış görüldü. Trajik bir olayı, kalıcı bir değişime dönüştürmek için bir hareketlilik gerekliydi.

Covid-19 İçin Dersler

Bu kriz yeni arayışları tetikleyecek ve toplumun temel koruma ve haklar konusundaki anlayışını dönüştürecek mi? Değişimin tohumlarını zaten görüyoruz. İşçiler, kendilerinden önceki -tarihteki- tekstil işçileri gibi karşılıklı yardımlaşma ve eylemler için örgütleniyorlar. Pittsburgh sağlık çalışanları, kişisel koruyucu donanımlar ve ek ücret için “kara kedi grevi” (fiili grev) gerçekleştirdi. Amazon, Whole Foods ve Instacart çalışanları ücretli izin, daha güvenli çalışma koşulları ve yarı zamanlı çalışanlar için sağlık hizmetleri amacıyla grev yaptı. Chipotle işçileri, ücretli sağlık izni ve hijyenli-güvenli çalışma koşulu talepleriyle bir yürüyüş gerçekleştirdi. General Electric çalışanları da fabrikalarının ventilatör yapımında kullanılması talebiyle protesto gerçekleştiriyorlar.

Kısa bir süre önce Whole Foods grevinin öncüsü umutla şu açıklamayı yaptı: “Bu hafta inanılmaz bir küçük grev dalgası oldu ve tüm bu farklı hareketlerin bir araya geldiğini görmek istiyorum. Çünkü taleplerimizin birçoğunda ortaklık var.”

146 işçinin Triangle Yangını’nda işverenlerin kârları uğruna yaşamışını yitirmesinde olduğu gibi, Covid-19 krizi de çalışan yoksul insanların ve göçmenlerin hayatını tehlikeye atarak ve korku salarak “tetikleyici olay” olma ihtimaline sahip. Hastalık riskine karşı çalışmaya zorlanmak, kadınların ve çocukların fabrikada kapalı kapıların arkasında 24 saat kilitli kalarak çalışmak zorunda bırakılması kadar şok edicidir.

Ama her zaman olduğu gibi diğer tarafta olanlar – patronlar ve sermaye sahipleri- emekçilerin koşullarının daha da kötüleşmesi için mücadele edeceklerdir.

Garment workers march in protest.

Beyaz Saray koronavirüs salgınını kullanarak; sendika karşıtlığı, daha sıkı sınır kontrolleri, gıda güvenliği denetimleri ve çevre düzenlemelerini geri alma politikalarını uyguluyor. Patronlar sözleşmeleri feshetmeye, ücret ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini azaltmaya, koyucu düzenlemeleri geri almaya ve denetim ve gözetimi arttırmaya çabalıyorlar.

Ancak yüz yıl önce çalışan emekçiler gibi, hareketimizin gücü bize bu trajedik olayı kalıcı bir değişime dönüştürmek için mücadele şansı veriyor. İlk adımı atmak zorundayız!

David Unger, Will COVID-19 Be Our Triangle Fire?, LaborNotes, Çeviri:Erkan Kıdak

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’ndan bankalara çağrı

Tüm bankaları sıkıntıya düşen firmalara destek olmaya çağıran Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Şirketlerimiz bankalar tarafından ‘limit bitti’ denip başvurusu dahi alınmadan geri çevriliyor. Buradan tüm bankalara seslenmek istiyorum. Bu dönem karlılık düşünecek, şirket seçecek dönem değil” dedi.​Hisarcıklıoğlu konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“Tüm dünya Koronavirüs salgını dolayısıyla oldukça zor bir dönemden geçiyor. Bu dönemde ülkemizde de pek çok işletmemizin faaliyetleri geçici olarak durduruldu. Birkaç sektör dışında  tüm firmalarımızda da ciddi ciro kayıpları var.
Devletimiz bu dönemde ekonomik etkileri kontrol altında tutabilmek için birçok tedbir açıkladı. Bu tedbirlerin ana omurgasında da vergi ertelemeleri, kısa çalışma ödeneği ve düşük maliyetli işletme kredileri var. Her üç tedbir de firmalarımızın faaliyetlerinin devam etmesi ve istihdamın korunması için çok önemli.


Özellikle kredi genişlemesinin sağlanabilmesi için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı tedbirler kapsamında KGF’nin kefalet kapasitesi 250 milyar lira artırıldı.
Ancak, 81 ilden oda ve borsalarımıza gelen şikayetler bu kredilerin bankalar tarafından finansman sıkıntısı çeken firmalarımıza ulaştırılmasında sıkıntılar yaşandığını gösteriyor. Şirketlerimiz bankalar tarafından “limit bitti” denip başvurusu dahi alınmadan geri çevriliyor. Hatta koronavirüsten olumsuz etkilenen firmalarımızın değil de, kredibilitesi yüksek büyük firmalara kredi kullandırıldığı yönünde de eleştiriler var.
Buradan tüm bankalara seslenmek istiyorum. Bu dönem karlılık düşünecek, şirket seçecek dönem değil. Hepimiz aynı gemideyiz. Reel sektör olmazsa bankacılık kesimi de olmaz. Devletimiz zaten riskin %80’ini üstleniyor. Tüm bankalarımızı sıkıntıya düşen tüm firmalarımıza destek olmaya çağırıyorum”.

Hisarcıklıoğlu, Türk Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri ile görüştü

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı olarak TTSO Üyeleri ile video konferans yoluyla toplantı yaptı. ​

Toplantıya Türk Keneşi Genel Sekreteri Baghdad Amrayev ile Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan Oda Başkanları ve Macaristan, Kırgızistan Odaları katılım sağladı.

Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemlerin paylaşıldığı toplantıda, Hisarcıklıoğlu Türkiye’de alınan tedbirleri katılımcılarla paylaştı

AP Lideri Dr. Vecdet Öz "Devlet babadır, böyle bir günde kesenin ağzını açmayacaksınız da ne zaman açacaksınız?.."

Adalet Partisi Genel Başkanı Dr. Vecdet Öz ” Parayı nereden bulursunuz bilmem.. ancak elinizi çabuk tutunuz zira yardım edecek bir millet bulamayacak ve bunun altında kalacaksınız!.. “

MİLLİ DAYANIŞMA BİZLERİN RUHUNDA VARDIR!..

Ancak devletin kaynakları yetmediği an..

Her felakette millete avuç açan hükümete soruyorum?..

Şu anda vatandaşa kaynak olarak aktarmanız gereken;

İşsizlik fonundaki 131 milyar TL. nerede?.

Merkez Bankasında kara gün akçesi olarak saklanan 40 milyar TL. nerede?.

15 Temmuz vakfı adı altında toplanan 300 milyon TL. nerede?.

Ayıptır ayıp, hemde çok ayıp!..

Sarayda oturup kirada oturanlardan, asgari ücretliden, iflasın eşiğinde çırpınan esnaftan, köylüden, işadamından para istiyorsunuz..

Hani Anadolu’da bir söz vardır:
“ben umarım bacımdan,bacım ölür acından..”

Devletin vatandaşa yardım etmesi gereken mücbir bir günde utanmadan el açıp zordaki vatandaştan yardım dileniyorsunuz..

Devlet babadır, böyle bir günde kesenin ağzını açmayacaksınız da ne zaman açacaksınız?..

Adalet Partisi Genel Başkanı Dr. Vecdet Öz

Açamıyorsunuz çünkü devletin kasasını boşalttınız!..

Milyarlarca liralık kul hakkını yandaşlara peşkeş çektiniz!..

Şimdi de gidin yardımı yandaştan dilenin!..

Milletin anasına küfreden Mehmet Cengiz’in bir gecede 400 milyon tl vergi borcunu sildiğiniz, şimdi gidin parayı ondan isteyiniz..

Verdiğiniz büyük ihalelerle milyarlarca lira akıttığınız diğer yandaşlara avuç açınız..

Milyarlarca lira akıttığınız cemaat hamisi TÜRGEV’den isteyiniz..

Ayakkabı kutularına para istifleyen rüşvetçi avanenizden isteyiniz..

Korona salgınında tam bir sokağa çıkma yasağı ilan etmenin kesin çözüm olduğunu biliyorsunuz ancak millete ekonomik yardım yapamayacağınızı bildiğiniz için buna cesaret edemiyor ve vatandaşın hayatıyla oynuyorsunuz!..

Parayı nereden bulursunuz bilmem.. ancak elinizi çabuk tutunuz zira yardım edecek bir millet bulamayacak ve bunun altında kalacaksınız!..

DİSK "Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz"

Nisan 2020 Pazartesi günü saat 12:00’da “Zoom” üzerinden gerçekleştirilen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu’nun katıldığı online basın toplantısında okunan basın açıklaması metni

Değerli basın emekçileri,

Covid-19 salgını döneminde ikinci çevrimiçi basın toplantımızda sizlerle birlikteyiz.

Hepinize, bütün işçilere ve yurttaşlara sağlıklı günler diliyorum.

Öncelikle Covid-19 ile mücadeleyi canları pahasına yürüten sağlık çalışanları başta olmak üzere işinin başında olanları sevgiyle saygıyla selamlıyor ve bu onurlu mücadelede yaşamını kaybeden hocalarımızın ve sağlık çalışanlarının anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Covid-19 salgınında yitirdiğimiz yüzlerce yurttaşımızı saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bu büyük felaketi, bu eşi görülmemiş salgını bilimle, bilim insanlarının ve emekçilerinin çabaları ile yeneceğiz.

Covid-19 ile mücadele öncelikle bir halk sağlığı mücadelesidir. Öncelik halkın sağlığının korunmasıdır. Ve en baştan hatırlatmamız gerekirse milyonlarca işçi ve ailesi de halkın büyük kısmını oluşturmaktadır. Ancak başından beri vurguladığımız gibi salgınla mücadele tıbbi olduğu kadar sosyal bir mücadeleyi de gerektiriyor.

Covid-19 salgını öte yandan dünyada ve Türkiye’de milyonlarca çalışanın işini ve gelirini kaybetmesine yol açıyor. Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz.

DİSK olarak başından beri böylesine vahim ve uzun dönemli etkileri olacak bir salgınla mücadelenin birden çok boyutu olduğunu vurguluyoruz. Salgınla mücadelenin sosyoekonomik boyutunun ciddiyetine dikkat çekiyoruz. Bugüne kadar, yapılması gerekenleri zamanında ve ayrıntıları ile açıkladık, kamuoyuna ve yetkililere sunduk.

Üzülerek söylemek zorundayım ki ısrarla dile getirdiğimiz ve kamuoyunda büyük yankı bulan öneri ve taleplerimiz yetkililerce dikkate alınmadı.

Vakit giderek daralıyor.

Üzerimizdeki kamusal sorumluluk gereği, halkımıza ve Türkiye işçi sınıfına karşı sorumluluğumuz gereği, bilime, akla ve hukuka bağlılığımızın gereği, bugün bir kez daha kamuoyunun karşısındayız.

Yaptıklarımızı anlatacağız, yapacaklarımızı ve Hükümet’in yapması gerekenleri açıklayacağız.

DİSK olarak hem merkezi düzeyde hem de sendikalarımız tarafından Covid-19 ile mücadelede önemli adımlar attık.

Bugün bunları sizlerle paylaşmak istiyoruz.  Covid-19 vakasının ilk olarak ortaya çıktığı 11 Mart 2020 tarihinden bu yana bütün çalışmalarımızı salgının yaratacağı sosyal tahribatla mücadeleye yönelttik.

Salgınla mücadelede alınması gereken sosyal ve ekonomik önlemleri kamuoyuna sunduk. Bunları Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile paylaştık. Yerel düzeyde alınabilecek önlemler konusunda DİSK Genel Merkezi ve üye sendikalarımız aracılığıyla yetkililerle temasa geçtik.

Kamuoyuna mal olan temel taleplerimiz her platformda açıkladık. Bu taleplerimizi hatırlatmak isterim.

1- İşten çıkarmalar yasaklanmalı

2- Zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında ücretli izin uygulanmalı

3- Tüm çalışanların gelirleri güvence altına alınmalı

4- İşsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı

5- Fatura ve kredi borçları ertelenmeli

6- En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli

Covid-19 ile mücadelenin sosyal boyutunu güçlendirmek için diğer iki işçi konfederasyonu Türk-İş ve Hak-İş ile üç temel ilke konusunda mutabık kaldık ve şu üç öneriyi üç konfederasyon kamuoyuna duyurduk.

1- İşten çıkarmaların yasaklanması

2- Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretiminin durdurulması

3- Gelir kayıpları için kısa çalışma ve işsizlik ödeneğinin koşulsuz devreye sokulması

Ayrıca KESK, TTB ve TMMOB ile salgınla mücadelede 7 temel talep etrafında yaygın bir imza kampanyası başlattık. Bu kampanya büyük yankı buldu. Yüzlerce emek ve meslek örgütü ile siyasi parti ve dernek, yüzlerce milletvekili, aydın, sanatçı, gazeteci ve on binlerce yurttaş bu kampanyaya destek verdi.

Ayrıca DİSK olarak bir yandan uluslararası sendikal alanda yaşanan gelişmeleri öte yandan konuya ilişkin verileri de zamanında ve hızlı biçimde kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bu süreçte en önemli hedeflerimizden biri de üyelerimizin Covid-19’a karşı sağlıklarının, işlerinin ve gelirlerinin korunması. Bugün sizlerle DİSK olarak örgütlü olduğumuz işyerlerindeki tabloyu ve üyelerimizin sağlıklarını, işlerini ve gelirlerini korumak için yaptığımız çalışmaları paylaşmak istiyorum.

Sendikalarımızdan gelen bilgilere göre Genel-İş, Lastik-İş ve Birleşik Metal-İş sendikalarımızın örgütlü olduğu işyerleri başta olmak üzere en az 88 üyemizde Covid-19 pozitif tespit edilmiştir. En az 172 üyemiz karantinadadır. Ne yazık ki Genel-İş üyesi bir arkadaşımızı Covid-19 nedeniyle, Lastik-İş üyesi bir arkadaşımızı da Covid-19 şüphesiyle kaybetmiş bulunuyoruz.

Sendikalarımız bu süreçte örgütlü oldukları kamu ve özel işyerlerinde salgına karşı etkin önlemler alınması için, Covid-19 pozitif vakaların olduğu işyerlerinde üretimin durdurulması için harekete geçti, gereken yerlerde üretimi durdurdu ve kamu makamları ile işverenler nezdinde girişimlerde ve uyarılarda bulundu.

Bazı işyerlerinde üyelerimiz çalışmaktan kaçınma haklarını kullandı. Sendikalarımız işyeri düzeyinde ücretsiz izin uygulamalarına karşı çıktı ve işin durması ve azalması durumunda kısa çalışma olanağının kullanılmasını talep etti ve büyük oranda sonuç alındı.

Bildiğiniz gibi DİSK üyelerinin önemli bir bölümü belediyeler ve hizmet sektörü gibi zorunlu ve temel hizmetlerin yürütüldüğü işyerlerinde çalışıyor. Zorunlu olarak çalışan üyelerimizin sağlıklarının ciddi bir biçimde korunması için kamu ve özel sektör işverenleri ile sürekli temas halindeyiz, önlemleri denetliyoruz ve eksik saptadığımızda bunların giderilmesi için harekete geçiyoruz.

Bu kapsamda eksik veya kalitesiz koruyucu malzeme ile ilan edilen sosyal mesafe kuralına uygun olmayacak şekilde çalıştırılan işverenler uyarılmış, belediyelerde zorunlu ve yaşamsal önem taşımayan işlerden vazgeçilmesi, işçilerin bu işlerde çalıştırılmaya son verilmesi istenmiştir.

Bilindiği gibi kamuda çalışma düzeni 22 Mart tarihinde yayınlanan genelge ile belirlenmişti. Bu genelgenin belediyelerde kadrolu-şirket işçisi ayrımı olmaksızın uygulanması hukukun gereğidir. Bu konuda uyarılarımız yapılmıştır. Buradan bir kez daha belediye şirketlerinin kamusal niteliğini hatırlatmak gereğini duyuyoruz.

Ayrıca bu dönemde en kritik alanların başında gelen sağlık hizmetinin bir ekip hizmeti olduğunu, sağlık çalışanları arasındaki ayrımcılığa da son verilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Sendikalarımızın yaptığı çalışmaları ve DİSK’in Covid-19 ile mücadeleye ilişkin yaptıklarını ayrıntılı bir raporla yakında kamuoyuna sunacağız.

Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim. Sendikalarımızdan gelen bilgiler sendikalı işyerlerinde işçiler olarak kendimizi korumanın daha olanaklı olduğunu gösteriyor. Ancak milyonların çalıştığı sendikasız işyerlerinde, daha doğrusu sendikasız bırakılan işyerlerinde durum çok daha vahim.

İşte bu işyerlerinde çalışanların sağlığının, işinin ve gelirinin korunması için çok daha net kamusal politikalara, sosyal politikalara ihtiyaç var.

Değerli basın emekçileri

Şimdi ülkeyi yönetenlerin yaptıkları ve yapmadıkları ile yapılması gerekenler üzerinde durmak istiyorum.

Hükümet etkin önlemler almakta geç kalıyor ve geçen her gün tehlikeyi büyütüyor.

Salgınla mücadelenin en etkin yolunun evde kalmak ve teması kesmek olduğu artık herkes tarafından biliniyor ve ısrarla söyleniyor. Evde kalmak tek çözüm.

Aklın ve bilimin gösterdiği çözüm bu. Kesinlikle evde kalmak! Ancak aklın ve bilimin gösterdiği yol ısrarla takip edilmiyor.

Milyonlarca işçi halen işe gitmek zorunda bırakılıyor. Milyonlarca işçi her gün servise biniyor, toplu taşıma kullanıyor. İşyerlerinde diğer işçilerle yan yana çalışıyor, yemekhanelerde yemek yiyor, soyunuyor, giyiniyor.  Sonra evine, ailelerinin yanına gidiyor.

Halk sağlığı hizmetlerindeki tüm çalışanlara, sağlık ve belediye çalışanları başta olmak üzere zorunlu olarak çalışan tüm emekçilere ayrımsız olarak, eksiksiz ve nitelikli kişisel koruyucu ekipman sağlanmalı, düzenli test ve sağlık taraması yapılmalıdır.

Öte yandan bu süreçte kadına yönelik şiddeti artıyor. Kadınlar salgın günlerinde şiddete karşı güvencede olmayı talep ediyor. Kadına yönelik artan şiddete karşı kamu otoriteleri acilen önlem almalıdır.

Evet Covid-19 dil, din, cinsiyet, milliyet ayırımı yapmıyor. Ancak Covid-19 ile mücadelede açık bir sınıf ayrımcılığı yaşanıyor.  İşçiler ölüme gönderilirken “evde kal” çağrıları yapılıyor.

İşçilere dönük ayrımcılık ve önemsememe öyle boyutlara ulaştı ki artık vicdanlar sızlıyor. Bilindiği gibi salgınla mücadelede 65 yaş üstünün ardından 20 yaşın altına da sokağa çıkma yasağı geldi.

Ancak 20 yaş altına getirilen sokağa çıkma yasağından 24 saat sonra, 18-20 yaş arası çalışanların bu yasaktan muaf oldukları, yani işe gidebilecekleri açıklandı. 20 yaş altında toplam çalışan sayısı 1 milyon 531 bindir. Bunların 720 bini 17 yaş ve altı çalışan çocuk işçilerdir. Bunları dışındaki 811 bin genç işçinin işe gitme mecburiyetinde bırakılması insafsızlıktır, vicdansızlıktır ve izansızlıktır.

İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında tüm işler en az 15 gün süreyle durdurulmalıdır

Oysa bu genç işçilere üç ay boyunca sağlanacak asgari ücret desteğinin toplamı 5,6 milyar TL’dir. Ülkeyi yönetenler 811 bin gence 5,6 milyar TL ödemek yerine onları ölüme gönderiyorlar. Bu ülkenin, genç işçileri salgına karşı korumak için ayıracağı 5-6 milyar lirası yok mu?

Elbette var. Daha fazlası var. Sadece İşsizlik Sigortası Fonu’nda 132 milyar TL var. Olmadı Merkez Bankası var. Bağış yapmak yerine bütçeye kaynak aktarabilir. En önemlisi servetin yüzde 42’sini elinde tutan toplumun yüzde 1’i var, sürekli vergi aflarıyla vergileri sıfırlanan devasa şirketler var.

Bilim salgınla mücadele için Evde Kalın diyor. Ama Hükümet “evde kalmak” için gerekli adımları atmıyor. Evde kalmanın yaygın ve etkili olabilmesi için gerekli olan zorunlu ve acil işler dışında işleri durdurmaya yanaşmıyor, çarklar dönmeye devam etmeli diyor. Siyasi kaygılarla bilim dışı kararlar alıyor, ülkenin geleceğini karartıyor.

Çarkların dönmesi daha çok işçinin hasta olması demek, çarkların dönmesi demek daha fazla temas demek, daha fazla risk demek.

Salgına karşı yaşamı savunmalıyız, parayı pulu değil.

Şimdi enflasyon hesabı yapmanın zamanı değil.

Şimdi bütçe açığı ve üretim hesabı yapmanın zamanı hiç değil.

İnsanlar can derdinde, iş ve aş derdinde.

Her şeyden önemli olan budur.

Bilim evde kalın diyor. Evde kalmanın yegâne yolu zorunlu ve acil işler dışındaki işleri durdurmak ve işten çıkarmaları yasaklamaktır.

Ancak maalesef işveren örgütleri bilimin gösterdiği yolu göz ardı ediyor. İnsanlar can derdindeyken, işçiler ve aileleri risk altındayken “Üretim ve hizmet kapasitemizi koruyarak üretmeye devam edelim”diyorlar. Bu yaklaşım, ölen ölür kalan sağlar bizimdir demekten farklı değildir. Bu zincirlerinden boşalmış kapitalist zihniyeti reddediyoruz.

Bugün işçilere, hayatını riske atarak çalışma zorunluluğu getirenleri bilimin ışığında uyarmayı bir borç biliyoruz:

“Çarklar dönecek” dayatmanızın en büyük bedelini bu salgın koşullarında çalışmak zorunda bıraktığınız büyük oranda örgütsüz işçiler ve aileleri ödeyecektir. Ancak meselemiz salgındır ve bedel bununla sınırlı kalmayacaktır.

Ezberlenmiş sınıfsal reflekslerle milyonlarca işçinin salgın sürerken hiç de zorunlu olmayan işlerde çalıştırılmasının bedelini bütün bir toplum ödeyecektir.

Evde Kalması fiilen engellenen işçiler olarak, “Evde kalmak benim de hakkım” diyerek atacağımız her adım meşrudur ve sadece kendimiz için değil toplumun ve ülkenin bu salgına karşı savunmasını sağlayacaktır. Evde kalma mücadelesi memleket mücadelesidir!

Salgının yükseliş dönemindeyiz. Dünya örnekleri de göstermiştir ki salgının alevlenme döneminde, toplumsal bulaşın yaygın olduğu, enfekte insan sayısının katlanarak arttığı dönemlerde zorunlu işler dışında her yerde mutlak izolasyonu sağlamak şarttır.

Covid-19 salgınının bilimsel takibi ile yükselişin sona erip bulaşma ve hasta olma sayısında grafiklerin plato çizmesi ve salgının kontrol altına alındığının bilimsel kabulüyle birlikte gerekli tüm önlemler alınarak aşamalı olarak işbaşı yapılması anlaşılabilir.

Bugün, Sağlık Bakanı’nın da her fırsatta söylediği gibi, enfekte bir kişinin en az 16 kişiye hastalık bulaştırdığı dönemde, işçiler açısından, 6331 Sayılı yasanın 13. Maddesinde de açıkça belirtildiği gibi“ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durum” mevcuttur ve “çalışmaktan kaçınma hakkı”vardır. DİSK ve DİSK’ e bağlı sendikalar bu hakkın kullanımı için gerekli hazırlıkları yapmıştır ve pozitif vaka tespit edilen işyerlerinden başlayarak bu hakkın kullanımını hayata geçirmeye devam edecektir.

Covid-19 salgını ile birlikte akılları başa almanın zamandır. Neoliberal küreselleşmenin iflası tam olarak tescil edildi. Şimdi sosyal devlete dönmenin, kamucu ve toplumcu politikaların zamanıdır.

Salgının tahribatı büyüyor. Bu tahribatı azaltmak için hala yapılması gerekenler var.

Üzerimize düşen tarihsel sorumlulukla Hükümet’e bir kez daha çağrı yapıyoruz. Covid-19 salgını ile mücadele için ortak akla ihtiyaç var. “Ben dedim oldu” zihniyeti ile Covid-19 yenilmez. Bilimin ve aklın yol göstericiliğinde ve katılımcı bir yöntemle salgınla mücadele edilebilir.

Acil atılması gereken adımları bir kez daha sıralıyoruz:

  • Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretimi salgın süresince durdurulmalı ve yurttaşların böylece evde kalması sağlanmalıdır.
  • İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve tüm çalışanların geliri güvence altına alınmalıdır. Halen işten çıkarılan işçilerin işsizlik sigortasından koşulsuz yaralanması sağlanmalı. İşlerin durmasıyla gelir kaybına uğrayan işçilere kısa çalışma ödeneğinden koşulsuz destek sağlanmalıdır.
  • Başta büyük kentler olmak üzere etkili bir karantina uygulanmalı
  • Karantina ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle işini ve gelirini kaybedenlerinin kendilerinin ve ailelerinin geçimi devlet tarafından sağlanmalıdır.
  • Karantina sürecinde kadına yönelik artan şiddete karşı İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
  • Hanelerin temel tüketim faturaları ve borçları ertelenmelidir.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.

Covid-19’a karşı toplumsal dayanışmaya, güçlü sosyal politikalara ve sosyal devlete ve bilimin yol göstericiliğinde ortak akla ihtiyacımız var.

Haberler

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

Covid-19 salgını ile etkin mücadelede onbinlerce yurttaşın, aydının, akademisyenin, sanatçının milletvekilinin ve kurumun ortak iradesini yansıtan #YediAcilÖnlem metninin imzacıları yayımlandı.Read more ›ON 4 NİSAN 2020 12:20 /

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Osman Yıldız ile videokonferans toplantısı gerçekleştirdiRead more ›ON 3 NİSAN 2020 12:35 /

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Covid-19 salgını ile etkin mücadelede halkın sağlığını, işini ve aşını korumak için 7 önlem açıkladı. Kişi ve kurumların imzasına açılan ortak metni ve imza formunu yayımlıyoruz.Read more ›ON 31 MART 2020 17:15 /

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

İzmir Kemalpaşa Belediyesi ile Balıkesir Bandırma Belediyesi’nde çalışan Genel-İş Sendikamız üyesi işçilerin toplu iş sözleşmeleri bağıtlandı. Kemalpaşa ve Bandırma’da yapılan törenlere DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çalışkan da katıldı.Read more ›ON 13 MART 2020 12:38 /

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında açılan davadan beraat etti.Read more ›ON 9 MART 2020 18:44 /

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde ifade ettiği görüşleri nedeniyle hakim karşısına çıkıyor.Read more ›ON 8 MART 2020 18:30 /

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Kocaeli Barosu tarafından düzenlenen Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi adlı sempozyuma katılan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadın işçilerin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunları ve mücadelelerini anlattıRead more ›ON 6 MART 2020 17:48 /

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

DİSK 16. Genel Kurulu’nda kadın işçilerin görüş ve önerileri doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan tüzük değişiklikleri yapıldıRead more ›ON 6 MART 2020 15:20 /

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komsiyonu, 8 Mart programını açıkladı.Read more ›ON 5 MART 2020 17:26 /

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Ankara’da 103 kişinin can verdiği katliamın gerçekleştiği Ankara Garı önünün anıt meydan haline dönüştürülmesi için DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve 10 Ekim-Der tarafından düzenlenen “Emek, Barış, Demokrasi Anıt Meydanı ve Anma Yeri Uluslararası Fikir ve Tasarım Projesi Yarışması” tamamlandıRead more ›

“Koronavirüs salgınının üstesinden gelecek imkân, moral ve kararlılığa sahibiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı konuşmada, “Bu salgının üstesinden gelecek sadece imkâna değil, aynı zamanda morale ve kararlılığa da sahibiz. Karamsarlığa da rehavete de kapılmadan her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak tedbirlerimizi adım adım alıyor, hayata geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından Huber Köşkü’nde basın açıklaması yaptı.  Toplantıda ele alınan konular ve Koronavirüs ile mücadeleye dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kabinemizin 26. toplantısını az önce tamamladık. Bu toplantımızda Koronavirüs salgınıyla ilgili özellikle ekonomik gelişmeleri ve güvenlik konularını da değerlendirdik.

“DEVLET OLARAK TÜM VATANDAŞLARIMIZA ÜCRETSİZ ŞEKİLDE MASKE ULAŞTIRMAKTA KARARLIYIZ”

Kovid-19 hastalığı ile mücadele kapsamında gereken tedbirleri peyderpey alıyoruz. Son olarak 30 büyükşehrimiz ile Zonguldak ilimize araç giriş çıkışını belli istisnalar haricinde durdurduk. Sokağa çıkma sınırlandırmasını 65 yaş üstünün yanı sıra 20 yaş altı gençlerimizi ve çocuklarımızı kapsayacak şekilde genişlettik. Pazar yerleri ve marketler gibi halkımızın toplu olarak bulunduğu mekânlarda maske takılmasını zorunlu hâle getirdik. Bunun yanında pazar yerlerinde tahtalar arasındaki ayrılıklar konusunu ise hassasiyetle ele aldık ve bu konularda da valiliklerimiz bu süreci çok daha yakından takip edecekler.

Valiliklerimiz e-devlet ve PTT aracılığıyla talep eden tüm vatandaşlarımıza ücretsiz maske dağıtımına başladık, başlıyoruz, devam edeceğiz. Burada şunu da açıkça söyleyeyim: Kesinlikle parayla maske satışı yasaktır. Marketlerde verilen maskeler de ücretsizdir. Salgın bitene kadar vatandaşlarımızın tamamına yetecek maske stokumuz ve üretim planlamamız vardır. Devlet olarak tüm vatandaşlarımıza ücretsiz şekilde maske ulaştırmakta kararlıyız.

“SOSYAL MESAFEYE ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ”

Ayrıca, evlerinden dışarıya çıkmak zorunda kalan vatandaşlarımızın üç adım veya iki metreden daha yakın mesafede bulunmamalarını istiyoruz. Burada özellikle bu sosyal mesafeye çok çok dikkat etmeliyiz. Her şehrimizde bulunan il hıfzıssıhha kurulları ile uygulamaların yürütülmesinden sorumlu il pandemi kurulları ihtiyaca göre gerekirse ilave tedbirler de geliştirebiliyorlar. Hastalığı yayma tehlikesi olan bina, sokak, cadde, köy, mahalle, belde ve hatta ilçe düzeyindeki tümü yerleri tümüyle karantinaya alıyoruz.

Evlerinde kalmalarını rica ettiğimiz 65 yaş üstü vatandaşlarımız ile kronik hastalığı olanların ihtiyaçları için Türkiye’nin her yerinde Vefa Sosyal Destek Grupları oluşturduk ki valiliklerimizin kontrolü altındadır. Bu ekipler aracılığıyla şimdiye kadar 65 yaş üstü veya kronik hastalığı olan 1 milyon 320 bin vatandaşımızın temel ihtiyaçlarıyla ilgili taleplerini yerine getirdik.

İlk, orta ve yükseköğrenim öğrencilerimizin eğitimlerini internet ve televizyon yoluyla yürüterek bu dönemi değerlendirmelerini temin ediyoruz. Çalışan ve görevli olanlar dışındaki tüm vatandaşlarımızın evlerinde kalmalarını sağlayarak insan hareketliliğini asgari düzeye indirmekte kararlıyız. Böylece önce virüsün yayılma hızını durdurmak, sonra da geriletmek suretiyle inşallah bu musibetten tamamen kurtulacağız.

“HASTANELERİMİZDE TEŞHİS VE TEDAVİ KONUSUNDA HERHANGİ BİR SIKINTIMIZ YOKTUR”

Test sayısında günlük 20 bini geçerek hastaları tespit ve virüsün yayılmasını engelleme konusunda önemli bir eşiği daha aştık. Hastanelerimizde teşhis ve tedavi konusunda herhangi bir sıkıntımız yoktur. Şu ana kadar hem sağlık hizmetleri hem gıda ve temizlik malzemeleri tedariki hem de kamu güvenliği bakımından hamdolsun kayda değer bir meseleyle karşılaşmadık. Bu arada yoğun bir çalışmayla Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın alanında bin odalık hastanenin orada şu anda bir plan-proje çalışması hızla devam ediyor, aynı şekilde Sancaktepe’deki havaalanının olduğu kısmı da yine bin odalık orada da yine bir katlık hastaneyi yapıyoruz ki bunları süratle şöyle 45 gün içerisinde buraları bitireceğiz ve buraları da tamamıyla insanımızın, halkımızın hizmetine sunacağız.

Ortaya çıkan her gelişme karşımızdaki tehdidin büyüklüğünü ve aldığımız tedbirlere uyulmasının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösteriyor.  Bizi yakından ilgilendirdiği için Avrupa ülkelerinin tamamıyla Amerika’daki gelişmeleri an be an takip ediyoruz. Kovid-19 hastalarımızın veya onlara hastalığı bulaştıranların önemli bir kısmının Avrupa ve Amerika’ya seyahat geçmişlerinin olması bu ülkelerin tedbirleri vaktinde almadığının işaretidir. Şayet işin başında bizim gösterdiğimiz hassasiyeti bu ülkeler de sergilemiş olsaydı bugün hep birlikte çok daha iyi bir durumda olabilirdi.

Her şeye rağmen Türkiye sağlıktan gıdaya ve temizlik malzemelerine kadar acil ihtiyaç duyulan konularda oldukça iyi bir yerdedir. Devlet en çok da işte böyle günler için vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm kurumları ve imkânlarıyla 83 milyon vatandaşının istisnasız tamamının yanındadır.

“ÜLKEMİZ BİR TEHDİTLE KARŞILAŞTIĞINDA DEVLET VE MİLLET EL ELE VEREREK TÜM İMKÂNLARINI SEFERBER ETMEKTEDİR”

Milletimizin her bir ferdine, devletine olan güveniyle sergilediği birlik, beraberlik, dayanışma için şükranlarımı sunuyorum. Türk milleti İstiklal Harbi döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla yayınlanan Tekâlif-i Milliye Emirleriyle varını yoğunu bağımsızlığı için ortaya koymuş bir millettir. Bu vesileyle 10 başlık ve 55 maddeden oluşan Tekâlif-i Milliye Emirlerini özetle hatırlatmak istiyorum:

1- Her il ve ilçede Tekâlif-i Milliye komisyonu kurulacaktır.

2- Her ev birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp komisyona teslim edecektir.

3- Halkın ve tüccarın elinde bulunan dokuma ürünlerinin yüzde 40’ına bedeli sonradan ödenecek şekilde el konacaktır.

4- Gıda maddelerinin yüzde 40’ına bedeli sonradan ödenmek üzere el konacaktır.

5- Memleketteki tüm demirciler, dökümcüler, marangozlar, sanayi imalathaneleri ordunun ihtiyaçları için çalışacaktır.

6- Halka ait taşıtlar her ay ordu için 100 kilometre taşıma yapacaktır.

7- Bütün sahipsiz mallara el konulacaktır.

8- Halkın elinde bulunan bütün cephane ve silahlar üç gün içinde orduya teslim edilecektir.

9- Yakıt ve makine yedek parçalarının yüzde 40’ına el konulacaktır.

10- Bütün yük ve binek hayvanlarının yüzde 20’sine el konulacaktır.

Görüldüğü gibi ülkemiz bir tehditle karşılaştığında devlet ve millet el ele vererek tüm imkânlarını seferber etmektedir. Bugün de yaptığımız işte budur. Devletimiz milletiyle el ele vererek ülkenin tüm imkânlarını salgın döneminin yol açtığı sıkıntılar ve tehditlerle mücadele için harekete geçirmiştir. Her ne kadar bazı kafalar bu dayanışma kültürünü kavramakta zorlanıyor olsa da hamdolsun milletimiz gerçekleri görmekte, üzerine düşenleri bihakkın yerine getirmektedir.

“İSTİHDAMIN SÜRMESİ EN BÜYÜK KRİTERİMİZDİR”

Aziz milletim,

Bu salgının üstesinden gelecek sadece imkâna değil, aynı zamanda morale ve kararlılığa da sahibiz. Karamsarlığa da rehavete de kapılmadan her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak tedbirlerimizi adım adım alıyor, hayata geçiyoruz. Vatandaşlarımızın her birinin tem ihtiyaç malzemelerine ulaşma konusunda sıkıntıya düşmemesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz.

Alınan tedbirler özellikle bu sebeple çalışmaya ara veren işletmelerimizi istihdamı korumaları şartıyla kısa çalışma ödeneğinden vergi ötelemesine ve krediye kadar her türlü araçla destekliyoruz, istihdamın sürmesi en büyük kriterimizdir. Bu şartla üretimine ara veren veya azaltan işletmelerimizdeki çalışanlarımızın ücretlerinin asgari ücreti geçmeyecek şekilde 3’te 2’sini devlet olarak biz ödüyoruz. Bu ödemeleri de doğrudan çalışanlarımızın hesabına yatırmak suretiyle gerçekleştiriyoruz. Aldığımız tedbirlerle 2 milyondan fazla mükellefin muhtasar, KDV ve prim ödemelerini altı ay erteledik. Gelir Vergisi mükellefi 2 milyona yakın vatandaşımız mücbir sebep hâli kapsamına alınmıştır. Firmalara ve gerçek kişilere kredi ödemelerini asgari üç ay erteleyebilmeleri için finansman desteği sağlıyoruz. Kamu bankalarımız müşterilerine pek çok kolaylık ve destek sağlıyor. Kredi geri ödemelerindeki süreyi 90 günden, 180 güne çıkartarak takip sürelerini uzattık. İhracatçılara stok finansman desteği vererek üretimlerini sürdürmelerini teşvik ediyoruz.

Kredi Garanti Fonu’nun destek rakamını ve kapasitesini arttırdık. Belediyelerin salgınla mücadelesine destek vermek için vergi payı ödemelerinden yapılan kesintileri üç ay süreyle kaldırarak bu kurumlarımıza 3 milyar liralık kaynak sağladık. Vergi, sigorta ve kredi geri ödemelerine sağladığımız kolaylıklara bir yenisini daha ekliyoruz. KOSGEB geri ödeme desteklerinden faydalanan 136 bin işletmemize Nisan, Mayıs, Haziran ayları itibariyle yapacakları banka kredi ödemelerini de erteleme imkânı sağlıyoruz. Bu ertelemeden kaynaklanacak maliyeti KOSGEB üstlenecektir. Emeklilerimizi hem en düşük maaşlarını bin 500 liraya çıkartarak hem de ikramiye ödemelerini öne çekerek rahatlattık. Düşük gelirli 2 milyon 100 binin üzerinde haneye biner lira nakit yardımı yaparak bu sıkıntılı günlerde garip gurebayı sahipsiz bırakmadık.

“2 MİLYON 300 BİN HANEYE DAHA YARDIM ULAŞTIRMAK ÜZERE HAZIRLIKLARA BAŞLADIK”

Şimdi 2 milyon 300 bin haneye daha yardım ulaştırmak üzere hazırlıklara başladık. Buradan özellikle yevmiyle veya günlük kazancıyla hayatını sürdürmek zorunda olan veya hiçbir geliri olmayan vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Valilik ve kaymakamlıklarımıza telefonla başvurarak durumunuzu anlatmanız veya elektronik devlet üzerinden başvurmanız hâlinde devletimiz sizlere de her türlü desteği verecektir.

‘Biz Bize Yeteriz Türkiyem’ bu sloganla başlattığımız kampanyamızda toplanan kaynak en başta sizler için kullanılacaktır. İhtiyacı olan hiçbir vatandaşımız devletinden yardım istemekten çekinmesin. Kampanyamıza milletimizin gösterdiği teveccüh bu ülkenin temellerinin ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. Şu ana kadar kampanya hesaplarında toplanan meblağ yaklaşık 1 milyar 500 milyon lirayı buldu. Ayrıca 43 milyon lira da SMS olarak toplandı. İlaveten AK Parti Meclis Grubu hesabında da toplanan yaklaşık 5 milyon liralık meblağ da buraya aktarılacaktır. Banka, katılım şirketi veya SMS mesajı vasıtasıyla kampanyaya destek veren her bir vatandaşımıza, her bir kurumumuza teşekkür ediyorum. İş dünyamızı, sanat ve spor camiamızı, hayırseverlerimizi, destek vermek isteyen tüm vatandaşlarımızı sürmekte olan bu kampanyaya destek vermeye davet ediyorum.

Salgınla mücadele için aldığımız her tedbiri hukuk devleti ilkesini uygun şekilde yürütüyoruz. İdari düzenlemeleri Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve bakanlıklarımızın genelgeleriyle, yasal düzenlemeleri ise Meclisimizle çalışarak kanun olarak hayata geçiyoruz. Bu çerçevede kabine toplantımızda ayrıntılı bir şekilde değerlendirdiğimiz kapsamlı bir yasa teklifini grubumuz vasıtasıyla yakında Meclis’in takdirine sunacağız. Kamuoyunun yakından takip ettiği infaz düzenlemesi inşallah yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının ikisinin de yapısında değişikliğe gidiyoruz. Gıda, Tarım, Orman ve Hayvancılık ile Sağlık ve Sosyal Politikalar Kurulları oluşturuyoruz. Daha önce Sağlık ile Gıda aynı kurul, Sosyal Politikalar ise müstakil bir kurul olarak çalışıyordu.

“ÖNÜMÜZDEKİ YENİ SÜREÇTE SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMA ULAŞMA İMKÂNINA SAHİBİZ”

Aziz milletim,

Rabbimizin sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir diyerek tarif ettiği bir süreçten geçtiğimize inanıyorum. Yaşadığımız Koronavirüs salgının ardından dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açıkça görülüyor, diğer ülkelerin ve insanların sırtından kendilerine sahte bir refah düzeni kuranların devri artık kapanıyor. Ekonominin sadece paradan, borsadan, faizden, spekülatif araçlardan ibaret bulunmadığı, asıl olanın yeterli üretim ve adil dağılım olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Devlet ile vatandaşları arısındaki siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde tüm dünyada bizim 17 yıldır dilimizden düşürmediğimiz, insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesi her ülkede yönetim sisteminin merkezine yerleşecektir. Türkiye için bu dönem en az çok partili hayata geçtiğimiz, en az rahmetli Özal’ın reformları, en az AK Parti’nin demokrasi ve ekonomi atılımları kadar önemlidir.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye, tarımdan enerjiye kadar her alanda inşa ettiğimiz güçlü altyapının semeresini alacağımız bir devrin eşiğindeyiz. Önümüzdeki bu yeni süreçte siyasi ve ekonomik olarak çok daha güçlü bir konuma ulaşma imkânına sahibiz. Bunun için hâli hazırda yaşadığımız dönemi en kısa sürede ve en az hasarla geride bırakmamız gerekiyor.

Avrupa bölgesinde salgının artık zirve aşamasına geldiğini, yakında hissedilir bir gerilemenin başlayacağını ümit ediyoruz. Tek başına bizim bu salgını bitirmemiz yetmiyor, güçlü insani ve ekonomik bağlarımızın olduğu bu coğrafyanın tamamında bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Şu ana kadar aldığımız tedbirler ve gerekirse alacağımız ilave önlemler, bütün bunlar sayesinde Avrupa ve dünya ile paralel şekilde inşallah bu salgının üstesinden geleceğiz.

“KURULAN YENİ DÜNYADA EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YERİMİZİ ALMAK İÇİN HEP BİRLİKTE DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”

Asıl büyük mücadelemiz salgın sonrasında başlayacaktır, üretimi mutlaka sürdürme vurgusu yapmamamızın sebebi budur. Çalışabilen her fabrikamız ürütmeye devam edecektir. Çiftçilerimiz ekilmemiş tek karşı toprak bırakmayacaktır. Hizmet sektörümüz hem içerideki hem dışarıdaki bağlantılarını canlı tutacaktır. Kurulan yeni dünyada en güçlü şekilde yerimizi almak için hep birlikte daha çok çalışacağız. Sadece salgın döneminin kayıplarını telafi etmekle kalmayacak, inşallah çok daha büyük bir hamleyi hep beraber gerçekleştireceğiz.

Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının önündeki engeller âdeta kendiliğinden kalkıyor. Üretimimizi, istihdamımızı, ihracatımızı, sanayimizi, ticaretimizi, altyapımızı hedeflerimize uygun şekilde daha da güçlendirmek için hızlı bir şekilde başlatacağız. Bu süreçte ülkemizdeki her bir vatandaşımızın emeğine, birikimine, kabiliyetine, cesaretine, çalışkanlığına, bilhassa da gençlerin enerjisine ve heyecanına ihtiyacımız olacak, işçisinden işverenine, esnaf, sanatkârından çiftçisine kadar, mal ve hizmet üretiminde yer alan kesimler bu yeni döneme şimdiden hazırlanmalıdır. Salgının önüne geçmek için evde kalarak geçirdiğimiz günlerde depoladığımız enerjiyi inşallah yeni dönemde daha çok çalışarak, daha çok üreterek değerlendireceğiz.

Türkiye’nin istiklali ve istikbali için bugüne kadar nice zorlukların üstesinden milletimizle birlikte geldik, Allah’ın yardımıyla bu sıkıntılı günleri de geride bırakarak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını yine milletimizle beraber tamamlayacağız.

Sözlerime son vermeden önce, Koronavirüs salgınında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Sağlık çalışanlarımız, güvenlik görevlilerimiz, gıda ve temizlik sektörlerinde vazife yapanlar başta olmak üzere bu süreçte insanlarımıza destek olmak için canla, başla hizmet veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”