kategori Arşivleri: Manset

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL’den TEKİRDAĞ HALKINA YENİ YIL MESAJI

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL’den TEKİRDAĞ HALKINA YENİ YIL MESAJI

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL 2020 yılına girmemize az bir süre kala, Tekirdağ halkının yeni yılını kutlayan yazılı bir basın açıklaması yaptı.

İl Başkanı Sadi TEMEL; “ 2020 yılının Ülkemize, Milletimize ve tüm insanlığa huzur, sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim” diyerek birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL yayınladığı yeni yıl mesajında şu ifadelere yer verdi; “Her yeni yıl, yeni bir başlangıçtır. Yeni umutları ve beklentileri de beraberinde getirmektedir. 2019 yılını acı ve tatlı hatıralarıyla geride bırakırken içimizdeki büyük umutlar, beklentiler, coşku ve heyecanla hep beraber yeni bir yıla giriyoruz.

Yaptığımız her işte olduğu gibi, geride kalan bir yılın da muhasebesini yaparken 2020 yılının en iyi şekilde geçmesi için hangi adımları atmamız gerektiğini düşünmeli, zamanımızı, enerjimizi ve potansiyelimizi en verimli şekilde değerlendirmeliyiz.

Tekirdağ’ın sorunları ağır,

yatırımları hafiftir. Trakya’nın kalbi konumundaki Tekirdağ, üzgünüm ki verdiğinin yarısı kadar geriye almamaktadır.

Tekirdağ, verimli toprakları, tarımsal katkısı, ülke ve bölge sanayisine sağladığı ham madde, 12 organize sanayi bölgesi ve bir Avrupa Serbest Bölgesi’yle birlikte 1.160 fabrikanın yer aldığı bir kenttir.

Tekirdağ  daima vergi ödemesinde ilk 10’a girmiştir ama merkezî yatırımlara geldiğimiz zaman, almaya geldiğinde ise son sıralarda yer almaktadır.

Bakınız, merkezî yönetimde 2014’te tüm iller arasında 32’nci sırada olan Tekirdağ, 2018 yılında 41’inci sıraya düşmüştür. Eğitim ve okul yatırımlarında ise 47’nci sıradayız. Tekirdağ, bunu hak etmiyor.

Tekirdağ  olarak 2018 yılında 6,4 milyar lira vergi vermişiz, tahsilat oranımız ise yüzde 86 olup Tekirdağlılar vergisini kaçırmamaktadır. En çok vergi tahsilatı yapılan 6’ncı kentiz; bundan gurur duyuyoruz ama iktidarın bu durumu dikkate alarak Tekirdağ’ı ödüllendirmesi gerekirken bırakın ödüllendirmeyi cezalandırmaya devam etmektedir.

İstanbul’daki fabrikaların üretim üssü Tekirdağ’ımızda, yaklaşık olarak 160 tane fabrika Tekirdağ’da bulunmasına rağmen bunların yüzde 65’inin merkezleri İstanbul’da olduğu için, vergilerini İstanbul’a yatırdıklarından dolayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütçesine yıllık yüzde 6 oranında katkı sağlamaktadır. Biz de istiyoruz ki, yeter ki bu fabrikaların merkezleri İstanbul’da olsun ama stopajlarını Tekirdağ’a yatırdıkları zaman hizmet veren Tekirdağlı belediyelerimize de katkı sağlamış olacaktır diye düşünüyorum.

Tekirdağ’ımız devamlı göç alan, nüfusu artan bir şehir olup İstanbul ve Avrupa arasında köprüdür. Tekirdağ, ülkemizin yatırım konusunda yükselen değeri olmak zorundadır. Bu sebepten dolayı Tekirdağ’a hak ettiği yatırımları vermek zorundayız.

Türkiye’nin en verimli topraklarına sahip Tekirdağ’da tarlaları ya imara açıyoruz ya rant kapısı olarak görüyoruz ya da cezaevi yapıyoruz.

Tekirdağ, Türkiye’nin 3’üncü en büyük cezaevinin olduğu il hâline getirildi.

Tekirdağ, turizm cenneti olması gerekirken, altyapı sorunları ve gerekli yatırımlar yapılmadığı için hak ettiği payı alamamaktadır.

Şarköy’ümüzde 7 tane mavi bayraklı plaj olmasına rağmen, Şarköy-Karıştıran arasındaki duble yol projesi tamamlanmıştır

Tekirdağ  göç almada Türkiye’de 4’üncü sırada olup Türkiye’nin 2’nci büyük nüfus artışına sahip olan ildir. En çok göç alan kentlerden olan Tekirdağ’daki en büyük ihtiyacımız da derslik ihtiyacı. Bakınız, 5 bin öğrenci her yıl okullara gitmekte ama ilimizde, Tekirdağ’daki öğretmen başına düşen öğrenci sayısı maalesef ortaokulda 16, lisede ise 18’dir.

Tekirdağ sağlık yatırımları konusunda da sınıfta kalmıştır. ilçelerimizde hem yatak hem de hekim eksikliğimiz bulunmaktadır. Tekirdağlılarımız tedavi için Edirne ve İstanbul’a doğru kendilerine çözüm aramaktadırlar.

Tekirdağ hak ettiği yatırımları almalı ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmaya örnek kenti olmalıdır.

2020  yılında, ilimizin sahip olduğu bütün imkanları kullanarak gerçekleştireceğimiz projelerle, Tekirdağ’ın her yönüyle modern bir kent haline gelmesi, en önemli hedefimiz olacaktır. Bu konuda, tüm kamu kurum-kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları ile ilimizin bir bütün olarak ortak bir iradeye sahip olması en büyük gücümüzdür. Bu birlik ruhunun yeni yılda da devam edeceğine olan güvenimiz tamdır.

Bu vesile ile, 2020  yılının Ülkemize, Milletimize ve tüm insanlığa huzur, sağlık ve mutluluk getirmesini temenni eder, Tüm halkımızın yeni yılını kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım”

Hak ve Huzur Partisine neden ihtiyaç duydunuz?

Hak ve Huzur Partisine neden ihtiyaç  duydunuz?

Gürsel YILDIZ- İnsan haklarına ve hukukun üstünlüğüne; laik, çağdaş katılımcı ve çoğulcu demokrasiye dayanan hakça bir düzen oluşturmak, Ülkenin güvenliğini ve bütünlüğünü, ulusal birliği ekonomik ve siyasal bağımsızlığı, yurtta ve dünyada barışı koruyup güçlendirmek, Kuvvetler ayrılığına, bağımsız ve tarafsız yargıya dayanan bir hukuk devleti düzenini gerçekleştirmek, Bireysel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını sağlamak, özgür bireyler arasında toplumsal dayanışmayı ve işbirliğini geliştirmek, Her bireyin kendi kişiliğini ve potansiyelini geliştirmesinin önündeki engelleri kaldırmak,Her türlü ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı mücadele etmek ve bu tür işlemlere maruz kalan kişilerle dayanışma halinde olmak, Bireylerin kültürel farklılıklarının zenginlik olduğunu göz önünde tutarak ve koruyarak bir arada yaşayabilecekleri orta mı ve koşulları sağlamak, Yoksulluk ve açlıkla hak temelinde mücadele etmek, tam istihdam hedefine ulaşmak, sürdürülebilir ve dengeli kalkınmayı, insanca ve hakça bölüşmeyi ve toplumsal dayanışmayı sağlamak” amaçlarını gerçekleştirmek için parti kurduk. Partiyi  kurma  kararı  verdiğimizde  Diyarbakır’da  Türk  bayrağı  indirilmişti.Biz  bu tarihi  milat  olarak  gördük.Bu  ülkeye lazım  olan  bir  siyasi haraketi  başlattık

Sizi Siyaset  Yapmaya  ne  zorladı?

 Gürsel YILDIZ-Adalet partisinin  önde gelen isimlerinden “Pehlivan”  lakaplı Rahmetli Dr. Sadettin Bilgiç’in anılarına ilişkin dostlarından duyduğum bir anısı vardır. Van ilimize yaptığı seyahatte öğle yemeği için girdikleri lokanta da yemek sonrası istenen maden suyu konusuydu.   Türkiye’nin 60-70 arasını çok iyi tasvir etmekteydi. Çünkü kendilerine hizmet eden garson yemek sonrası sofraya istenen maden suyunu değil maden sodası getirmişti. Artık günlük hayatımızın vaz geçilmezi durumunda ki maden suyu bu tarihlerde o kadar fazla bilinmemekteydi. Yine aynı dönemin insanlarından biri olan Sayın Bakanlarımızdan Kamuran İnan Bey’in anılarını dile getirdiği kitabında, Kars ilinde insanların Portakal ve domatesten bir haber olduğunu anlatan notları vardır. Tabii ki bugün artık bunlar geride kaldı. Artık toplumun ihtiyaçları değişmiştir. Ülkenin en ücra köşesinde pazarlarda çikita muz bulmamız ve yememiz mümkündür. Yani, Türkiye yurt dışından gelenlerin hediye ettikleri üçüncü sınıf çikolata yâda sigaralara muhtaç değildir. Bunun mimarlarının  başında ise yine rahmetli Turgut Özal’ı anmadan geçmek mümkün değildir. Bugün ülkemizde yediklerimiz içtiklerimiz “yok” diye sızlanmıyoruz. Bugün yedik ve içtiklerimizin sağlıklı olup olmadığını tartışıyoruz. Seksen sonrası yoğun şekilde hormanlı gıdalara ağırlık veren politikalar ve devamında yok edilen tarım ve hayvancılığımızı bugün kurtarma mücadelesi veriyoruz. Hergün bir yenisi kapatılan fabrikalarımız ve durmakta olan üretimin yerini maalesef artık hizmet sektörü almıştır. Tarım arazilerini ekmedikleri için para alanların yanında, pahalı gübre ve mazot sonrası artan maliyetleri ve borçlanmış perişan halde bir çiftci portföyü ile karşı karşıya kalmış durumdayız. Bırakın üretimi şunu bunu tahıl ürünlerimizin elimizde artık tohumları bile bize ait değildir. Yine, son derece pahalı ve lüks tüketime alıştırılan toplumumuz bu ihtiyaçlarını karşılamak için bazen insanlık onurunu zedeleyen yollara dalmaktan çekinmemiştir. Yukarıda kısaca bahsettiğimiz birkaç noktanın insan ve toplum üzerinde ki etkilerine baktığımızda ise bugün açık bir şekilde görülmekte olan sonuçları geleceğimizi ve içine sürüklendiğimiz tehlikeyi haber verme eşiğini artık aşmıştır. Yediği gıdalar sonrasında erken ergenleşen kızlarımızın, erkeklik duygusundan uzaklaşan ve homoseksüelliğin artık hat safhaya ulaştığı ülkemizde  düne kadar öğündüğümüz aileler artık yok olmuştur. Artık gıdalarımızdan beslenemeyen insanımız suni ve yapay güçlendiricilere yönelmiştir. Bugün her eczanede cinsel amaçlı satılan ilaçların ve merdiven altı satılanların sınırı ve miktarı kontrol altında tutulması mümkün olmayan seviyeye yükselmiştir.   Bunlara tabii ki ilave edeceğimiz ve sizlerinde aklına hemen gelen cümleleri duyar gibiyim. Sadece bu birkaç noktaya baktığımızda artık ülkemizin içinde bulunduğu durumu ne ile izah etmek mümkündür bilemiyorum. Bu işin bir bakış acısı buna ilave edeceğimiz konuların diğer bir safhasında ise gittikçe artan nüfusumuzun genç olması ve bunların karşısında duran ve yenilerini beklediğimiz tehlikelerin hazır halde bekliyor olmasıdır. Peki, Sorun üretmekten başka…bunca sorunu bilmesine karşın mevcut hükümet ne yapmaktadır?

Görüntünün olası içeriği: Gürsel Yıldız, gülümsüyor, ayakta

Çözüm süreci size  ne  anlatıyor?

 Gürsel YILDIZ- Çözüm sürecinde sonucun  nere  varacağını  bilmek  gerek.Sonucu nereye  varacağı  belli olmayan   bir  yolda  inatla  devam  ediyorlar. Bu süreç bu haliyle devam ederse çözüm değil olsa olsa bir çözülme ayrışma ve bölünme süreci olur. Bizlerin  endişeleri  var. Üç ay önce bir şey söylüyorlar üç ay sonra başka bir şey yapıyorlar. Bu süreç iki sene önce başlarken tarafların yapmaları  gerekenler yapılmadı. Birileri  benim  dediğim  gibi  olacak  dediğinde  çözüm olmaz.

  Yolsuzluklar Size  neyi  hatırlatıyor?

Gürsel YILDIZ- Haram helal ölçüsünün kaybolduğunu  düşünüyorum. Gayri ahlakilik adına, gayri millilik adına, gayri İslamilik adına son yıllarda ne kadar şey varsa en az artanı yüzde yüz artmıştır. Çünkü helal haram ölçüsü kaybolmuştur. Yönetenlerin şunu bilmesi lazım. Harama götüren her yol haramdır. Yani burada ne çıkıyor. Çok ilaç  yazan  doktora tatile  göndermek  haramdır. 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları  başlı  başına  bir  felaketir.

Bakanlık bürokratları eğitim camiasında aşırı siyaset ve tarafgirlik yapmalarına  ne  diyorsunuz?

Gürsel YILDIZ- Milli Eğitim şurası toplandı. Çeşitli kararlar alındı. Eğitim camiasında hakkın, adaletin tesis edilmesi gerekir. Eğer öğrencileriniz sizin adaletsiz davrandığınızı, adaletsiz atamalar yaptığınızı görürse siz o öğrenciye adalet duygusu veremezsiniz, doğruluğu öğretemezsiniz. Temel İslam Bilgileri ve Ahlak dersi olması lazım.

Yüzde 10’luk Seçim Barajını Savunmak Darbeciliği Savunmakmıdır?

Gürsel YILDIZ-Yürürlükte olan yüzde 10’luk seçim barajının dünyanın en büyük seçim barajı  barajı savunmanın darbeciliği savunmakla eş değer .Yüzde 10’luk seçim barajı dünyanın en büyük barajıdır. Bu barajı savunmak darbeciliği savunmaktır. Şimdi her şeyi darbeyle suçluyorlar. Anayasa Mahkemesi darbe ürünüymüş. Yüzde 10’luk baraj neyin ürünü, Bu barajın derhal kaldırılması lazım

Vehbi ŞAHİN"Kanal İstanbul"için söz sahibi Bilim insanlarıdır

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN “Kanal İstanbul”için söz sahibi Bilim insanlarıdır dedi.

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN ‘e Bilim İnsanı Konuşmadan İstanbul Kanalı için ahkam kesilmesini sordu.

ŞAHİN”İlk söz Bilim insanlarınındır.Son sözü Siyasiler söylemeli.Söyleyecekleri sözde Bilime Fenne ,sosyal hayata ülke çıkarlarına faydalıysa olmalı.

Türkiye’nin gerçek gündeminde işsizlik, sefalet ve canlarına kıyan ailelerimiz vardır. Kadına şiddet var, Tank palet fabrikası var, filtresiz termik santraller var.”

ŞAHİN”Ülkenin gerçek sorunları konuşulmasın diye her gün saçma sapan bir konuyu gündem yapıyor. Senin görevin yoksulluğu gidermek, iyi eğitim vermek, çocukları yaşatmak. “

İşçi, çiftçi, sanayici, esnaf yok CAN ÇEKİŞİYOR

Gemiler Boğazlardan istedikleri gibi gelip geçiyorlar. 

Boğazlardan istedikleri gibi gelip geçemiyor. Sözleşmenin birinci kısmında ticaret gemilerinin, ikinci kısmında ise savaş gemilerinin barış ve savaş zamanında Boğazlardan nasıl geçecekleri ayrıntılı bir şekilde yer alıyor.

Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN ” DSİ’nin hazırladığı raporda, Kanal İstanbul’un yapılması ile İstanbul halkının yaklaşık 3’de birinin susuz kalacağına işaret ediyor.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Fehmi Duman dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

TERKOS GÖLÜ VE SAZLIDERE BARAJI YOK OLACAK!

‘’ En uygun proje koridoru olarak seçilen 4nolu alternatif incelendiğinde kanalın Terkos Gölü’nün doğusundan geçerek Sazlıdere Barajı ve Küçükçekmece göllerini kullanarak Marmara Denizi’ne ulaştığı görülmektedir bu güzergahtan geçen kanalın Terkos Gölü besleme havzasını Terkos Kağıthane içme suyu isale hatlarının Terkos-İkitelli isale hatlarını kestiği Sazlıdere barajını devre dışı bıraktığı görülmektedir’’

7 BUÇUK MİLYON İSTANBULLU SUSUZ KALACAK!

DSİ Kanal İstanbul Projesi için hazırladığı 2. Raporda ise ‘’ Terkos-Kağıthane içme suyu isale hattı ile Terkos-İkitelli içme suyu isale hatlarının deplasesini gerektirmekte olup Terkos Gölü’nün doğusunda kalan yaklaşık 20 kilometrekarelik bir su toplama havzası devre dışı kalacaktır. Buradan yaklaşık yıllık 18 milyon metreküplük bir su kaybı olacaktır. Sazlıdere Barajı devredışı kaldığından, buradan da yaklaşık yıllık 52milyon metreküp bir su kaybolacaktır. Toplam su kaybı yıllık 70 milyon metreküp olmaktadır. Ayrıca İstanbul’un hali hazırda 5 milyon nüfusunun su ihtiyacını karşılayan, 15 yıl sonra da 7,5 milyon nüfusun su ihtiyacını karşılayacak olan Sazlıdere-İkitelli sistemi de devre dışı kalacaktır’’ 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Kanal İstanbul projesine dair Devlet Su İşleri’nin (DSİ) işaret ettiği olası riskleri değerlendiren uzmanlar, proje hayata geçirilirse İstanbul’un bir anda susuzlukla karşı karşıya kalacağını söyledi.

Kanal İstanbul projesinin yaratacağı olumsuzluklar ve risklerin sıralandığı DSİ raporunda şu noktalara dikkat çekildi:

  • Kanal İstanbul ve rezerv alanları projesi Sazlıdere, Terkos su havzalarının ve barajlarının yok olmasına, kentin ve havzada yaşayan canlıların susuz kalmasına neden olacaktır.
  • Acil durumlarda kullanılması planlanan yer altı suları yok olacak, yer altına tuzlu su karışımı ile Kanal İstanbul çevresi ve Trakya bölgesi yer altı su kaynakları da durumdan etkilenecektir.
  • Kentin ve bölgenin nüfus artışı ile su ihtiyacı artacak, “planlanmayan” su kaynaklarına gereksinim olacaktır. Bölgede atık su kirletici baskısı artacak “planlanmayan” alt yapı tesislerine gereksinim olacaktır.
  • Sazlıdere havzasını besleyen dereler, Kanal İstanbul’a kirlilik taşıyan su yollarına dönüşecek, kanal kirlilik depolayan bir su yoluna dönüşecektir.
  • Yer altı sularının yükselmesi ile Kanal İstanbul taban yapısı, Terkos sızdırmazlık yapıları olumsuz etkilenecek. Bu “Büyük Sükse Proje” öngörülmeyen tahribatlara neden olacaktır.
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Vehbi Şahin ve Abdullah Hasret dahil

KONTROL VE DENETİM BİZDE

Ticaret ve savaş gemilerinin geçişi tamamen Türkiye’nin kontrol ve denetimi altında. Ticaret gemileri, geçişi düzenleyen Seyir Planı-1’de (SP-1) belirtilen kurallara uymak, seyir planını 24 veya 48 saat önceden Trafik Kontrol Merkezi’ne vermekle yükümlü.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi
Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Vehbi Şahin dahil
Görüntünün olası içeriği: Vehbi Şahin
Görüntünün olası içeriği: Vehbi Şahin
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Vehbi Şahin ve Fehmi Duman dahil
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: 20 kişi, Vehbi Şahin dahil
Görüntünün olası içeriği: 11 kişi
Görüntünün olası içeriği: Vehbi Şahin, gülümsüyor, ayakta, açık hava ve doğa

Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Yeni Yönetimini seçti

Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği 8. Olağan Genel Kurulu’nu Bodrum Oasis AVM’deki Genel Merkezinde gerçekleştirdi.

2001’den buyana Bodrum ve Türkiye Turizm hayatında önemli projelere imza atan Derneğin 8. Genel Kurulu aynı zamanda yoğun bir sezonun ardından sakin döneme denk gelmesi sebebiyle keyifli bir buluşmayı sağladı.

Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Karcılıoğlu’nun sunumunun ardından ilan edilen programa göre önce verilen önergeyle Av. Erdinç Bayhan başkanlığında divan oluşturuldu ve gündeme geçildi.

Yönetim Kurulu Yedek Üyeliklerinin 11 kişiye çıkarılması,Yedek Üyelerin yönetim kurulu toplantılarına katılması ve oluşturulacak kurullarda Başkanlık görevi alabilmeleri yönünde verilen önerge oy birliği ile kabul edildi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından Başkan yardımcısı Sabahattin Duman Yönetim Kurulu Faaliyet ve Denetleme Kurulu Raporlarını okudu ve Genel Kurul tarafından Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve Denetleme Kurulu Raporu ayrı ayrı ibra edildi.

Gelecek Dönem Bütçesi Sayman Üye Hüseyin Softa tarafından genel kurula okundu ve oy birliği ile onaylandı.

Daha sonra yapılan oylamada aşağıdaki Kurullar oluştu.

YÖNETİM KURULU ASİL

Serdar Karcılıoğlu

Sabahattin Duman

Sema Apak

Tufan Kaynak

Hüseyin Softa

M.Buğra Çetin

Hasan H.Fındık

Mehmet Dağoğlu

Selin Buket Özsüer

Cenap Atakcık

Hakan Şamhal

YÖNETİM KURULU YEDEK

Esra Velington

Serkan Balıkçı

Nedim Önal

Özgenç Fidanoğlu

Alişir Şahin

Ayça Öztürk

Fikret Malkoç

Özlem Sanbay

Ziynet Burcu Akmehmet

Handan Uylaş Balkan

Taner Kökten

DENETLEME KURULU ASİL

Osman Çetok

Hasan Erdemir

Hakan Eren

DENETLEME KURULU YEDEK

Güliz Çetin

Ramazan Duman

Ebru Yıldırım

Dernek Başkanı Serdar Karcılıoğlu üyelere  “Konaklama Sektöründe Görev Yapan Tepe Yöneticilerinin Ünvanlarının Korunması Nitelik Sorunu ve  Çözüm Önerileri Projesi” hakkında bilgi verdi.

Yeni Seçilen Kurul Üyeleri 24.12.2019 tarihinde görev bölümü ve gelecek stratejileri belirlemek üzere toplanacak.

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL Göreve Başladı

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL , Yönetim Kurulunda  Levent Çiftçi ,Emel GÜL ,Ali ÖZÇETİN ,Bülent ASLANTAŞ  ,Nazif ŞENTÜRK, Musa ÇİFTÇİ   Atamaları Yapılmıştır.

Ha Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL   “Yeni Yönetim Kurulumuzun Partimize Ülkemize Ve Tüm Dünyaya Hak Ve Huzuru Getirmesini allah tealadan dilerim. Türkiye’mize Tekirdağ’ımıza Hayırlı Uğurlu Hak Ve Huzurlu Olsun “

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Tekirdağ ‘da

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL’in göreve başlaması nedeniyle Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Tekirdağ iline günlük istişare görüşmeleri yaptı

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık hava
Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, okyanus, açık hava ve su
Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL
Görüntünün olası içeriği: Gürsel Yıldız ve Şuayip Yıldız, ayakta duran insanlar
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ile
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ , Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail TEKTAŞ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ile

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL Göreve Başlaması üzerine Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail TEKTAŞ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ,Başkan Yardımcısı Levent Çiftçi ile
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ,Başkan Yardımcısı Levent Çiftçi ile
hakvehuzurlogo

Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Gürsel Yıldız dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Şuayip Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır.

Görüntünün olası içeriği: Gürsel Yıldız, ayakta, okyanus, açık hava ve su
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

İnsan Merkezli Siyaset

İnsan ve onun ayrılmaz bir parçası olan insan onurunun korunması, yüzyıllardır sahip olduğumuz köklü kültürümüzün bize yüklediği önemli bir sorumluluktur. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, sosyal devlet gibi çağdaş kavram ve kurumlar, birlikte mutlu ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmayı amaçlamaktadır.

Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır. 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Türkiye’nin bugün için istenen güç, huzur ve refah düzeyinde olmamasının en önemli nedeni; başarı, etkinlik ve verimliliğin öncelendiği bir toplumsal kültür oluşturamamış olması ve başta insan kaynağı olmak üzere sahip olduğu potansiyelini etkili bir şekilde kullanacak kurumsal bir yapıyı hayata geçirememiş olmasıdır. Diğer bir deyişle Türkiye, sahip olduğu enerjisini sinerjiye dönüştürecek bir siyasal, ekonomik, hukuksal, kültürel ve bilimsel atmosferi kurumsallaştıracağı yerde, başta siyasetçiler olmak üzere toplumun etkili kesimleri sahip olduğu enerjinin önemli bir bölümünü anlamsız tartışmalara ve kutuplaşmalara harcamakta ve zamanın hızlı akışı içinde dünyadaki gelişmeler karşısında hızla etkisizleşmektedir. Sorunun temeli yönetim sorunudur.

Erkler arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemez hale gelmiştir. Demokrasinin etkili işlemesi için üç erkin – Yasama, Yürütme ve Yargının – tekrar bir sistem bütünlüğü içerisinde düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada amaç, sistemin işlemesini sağlamaktır. Yasama şimdiki durumda denetim ve hukuk yapıcılığı yerine yürütmenin işleriyle uğraşmakta, Yürütme yasa yapmakta, Yargı ise yürütmenin vesayetinde bağımsızlığını yitirerek hızla işlevini kaybetmektedir.

Siyasi Partiler demokrasinin bir ürünüdür. Ancak, ülkemizde Siyasi Partilerin kendi yönetim ve karar süreçleri demokratik değildir. Demokratik karar süreçlerine ihtiyaç duymaksızın parti liderinin her söylediği parti ve hükümet görüşü haline dönüşmekte, milletvekilleri ve kabine üyeleri bu irade tarafından belirlenmektedir. Milletvekilleri halkın vekilleri olmak yerine liderin vekilleri olmakta, liyakat kültürü yerine itaat kültürü oluşmaktadır.

Milletvekili dokunulmazlıkları yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemektedir. Kamu kaynakları şeffaf olarak harcanmamakta, kamu gücü ise siyasal amaçlar için kullanılabilmektedir. Bu haliyle demokrasi, güç ve nüfuz elde etmenin, rant paylaşımının bir aracı haline dönüşmektedir.

Özgürlük ve kardeşlik temelinde sosyal boyutun önemli ağırlığa sahip olduğu, adaletin ve barışın öncellendiği, tüm toplumsal kesimlerin duyarlılıklarının dikkate alındığı ve temelde herkesin ve her kesimin kalkınma ve büyüme sürecinde katkısının sağlandığı, kamu ve ülke kaynaklarının etkin kullanıldığı, ulusal gelirin hakça paylaşıldığı yeni ve gerçekçi siyasal bir projenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Bu yeni yaklaşım; başta siyaset kurumu olmak üzere, hukuk, ekonomi, sosyal politikalar, dış politika ve insanımızı ilgilendiren her alanda, her katkıyı önemseyecek ve herkesi kucaklayacaktır. Böylece kutuplaşma, kavga ve çekişme son bulacak, adalet hayatın her alanında en etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, devlet millet bütünleşmesi yeniden sağlanacak ve sistemin çözüm üretme yeteneği geliştirilecektir.

Türkiye’nin öncelikle ve hızla kısır çekişme ve kavga ortamından kurtulması gerekmektedir. Acil ihtiyaç tüm toplum kesimlerini kucaklayan ve “Sen de olmazsan her şey eksik olur” diyen yeni bir siyasi anlayışın ve toplumsal uzlaşma kültürünün hayata geçirilmesidir.

Partimiz ülkemizi kutuplaşmaya, insanımızı birbirine karşı ötekileştirmeye ve nefreti karşılıklı körüklemeye dayalı bir siyaset tarzına karşı; yurttaşlarımız arasında dayanışmayı ve işinde başarılı olmayı özendirecek bir toplumsal kültür oluşturmayı amaçlayan yeni siyaset tarzını benimseyecektir.

Hukuk düzenini ihlal edenlerin değil, hukuk düzenine uyanların kazandığı bir Türkiye kurmak için gerekli tüm çalışmalar yapılacaktır.

Politika üretiminde bilgi birikimini ve emeğini ortaya koyan her yurttaşımız Partimizin kadrosundadır. Küreselleşen ekonomik, siyasi, diplomatik ilişkilerin rekabette başarının en iyi olmayı gerektirdiği günümüz dünyasında, ulusal çıkarlarımızı sağlayacak, refah ve mutluluğumuzu artıracak katkıyı sağlayacak her yurttaşımızın ürettiği bilgi ve proje programımızın bir parçası olacaktır. Yurttaşlarımızın ve bilim adamlarımızın geliştirdiği bilgi ve projelerin izlenmesi ve hayata geçirilebilmesi için ayrı bir birim oluşturulacaktır.

İçinde bulunduğumuz durum yüzyıllar boyunca tarihe yön vermiş bir milletin kaderi olamaz ve kabul edilemez. Zaman, yeni bir program ve yeni bir anlayışı birlikte hayata geçirme zamanıdır. Zaman Türkiye’nin aydınlık geleceğinin oluşturulmasında “Evet biz de varız!” diyenlerin görev üstlenme zamanıdır.”dedi.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, okyanus, ağaç, açık hava, doğa ve su
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, okyanus, dağ, açık hava ve doğa
cover photo, Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, okyanus, köprü, açık hava, su ve doğa

Kadıköy Plak Günleri Başladı

Kadıköy’ün ve İstanbul’un müzik kültürünü, müziğin hafızasını açığa çıkartmak, plakseverleri bir araya getirmek amacıyla düzenlenen Kadıköy Plak Günleri başladı. Bu yıl 4’üncü kez düzenlenen Kadıköy Plak Günlerinin bu yılki onur konuğu analog müziğin önemli temsilcilerinden biri olan Cahit Berkay.

ONUR KONUĞU CAHİT BERKAY

7-8 Eylül tarihlerinde Moda’da bulunan Kadıköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde gerçekleşen etkinlikte 31 plakçı stant açtı. Plak koleksiyoncularının, plak müdavimlerinin bir araya geldiği etkinlikte, söyleşi ve plak okuma etkinlikleri de yer alıyor. Plak Günleri’nin bu yılki onur konuğu olan Moğollar grubunun efsane ismi Cahit Berkay, 8 Eylül Pazar saat 18.00’de “Cahit Berkay ile Analog Anılar” adlı bir söyleşide plakseverlerle buluşacak.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, araba ve açık hava

BESTECİ MÜNİR NURETTİN SELÇUK ANILIYOR

Türk müziğinin en önemli isimlerinden biri olan Münir Nurettin Selçuk da plak günlerinde unutulmadı. ‘Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan’ dizelerinin bestecisi Münir Nurettin Selçuk’un eserlerinin de yer aldığı etkinlikte, ‘Otomobil uçar gider’ şarkısına ithafen 1955 model Plymouth Belvedere marka kırmızı bir araç da alanda yerini aldı. Plak Günleri kapsamında geçtiğimiz yıllarda da Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Neşet Ertaş ve Fikret Kızılok anılmıştı.

08 Eylül Pazar 2019 programı şöyle:

13:00 Agop Çekmen’den Plak Hikayeleri /Chanson

15:00 Dj Performans / Volkan Judocu

18:00 Onur Konuğumuz “Cahit Berkay ile Analog Anılar”

20:00 Dj Performans / Kornelia Binicewicz “Ladies on records”

22:00 Kapanış

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, sahnedeki insanlar, basketbol sahası, kalabalık, ağaç, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, oturan insanlar

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

Hyundai Ferhat'ta test sürüşü şenliği başlamıştır...

Hyundai Ferhat ‘ta  test sürüşü  şenliği başlamıştır…

07/09/2019 cumartesi günü  test sürüşü şenliği başlamıştır…

İkinci el araçlarınıza değerinde  fiyatlarla; her zaman değerli müşterilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz.

Aracını değiştirmek isteyen,veya sıfır araç alıp,sıfır faiz kampanyası ile kredi avantajını yakalamak isteyen tüm SAKARYAlı dostlarımızı plazamıza davet ediyoruz….

Eylül ayı avantajınından faydalanmak isteyen herkesi bu ayda HYUNDAİ li yapmak amacındayız..

Dünyanın en hızlı gelişen otomotiv markası Hyundai, dünya genelinde satışlarını ve iddiasını artırmaya devam ediyor

Satışa sunulduğu tüm pazarlarda büyük beğeni toplayan Tucson ve KONA, ELANTRA,İ20,İ10 ve ticari segmente H100 Kasalı KLM araçlarımız Türkiye pazarında gelişen Pazar payına ulaştı.Gelin beraber, bu avantajlı segmentlerden birine sizde sahip olun..

TEST EDİN,KAZANIN………………

Bir telefon kadar uzağınızdayız….0264/2769110 4 hat…SAKARYA

Hyundai Ferhat  Otomotiv  A.Ş

NEREDE

FERHAT Hanlıköy Mah. Eskişehir Cad. No:64/1 – Sakarya – Arifiye T : 0264 276 91 11 T : 0276 275 62 91K

ÇALIŞMA SAATLERİMİZ

Haftaiçi: 09:00 – 17:30Cumartesi: 09:00 – 17:30Pazar: 09:00 – 17:30

HKP üyeleri “Tank Paleti Satmak Vatanı Satmaktır” sloganları ile fabrikanın önüne yürüyüş yaptı.

Sakarya Arifiye’de bulunan Tank Palet Fabrikası’nın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’dan alınarak Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş.’ye  ASFAT’a devredilmesine karşı Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) harekete geçti.

HABER-CANLI YAYIN -FEHMİ DUMAN-FOTOĞRAF NECLA BAKAN sakarya54.net,habervole.com,dernekturk.com ekibi

HKP üyeleri “Tank Palet Vatandır Satılamaz”, “Özelleştirmeler Halka İhanettir”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Tank Paleti Satmak Vatanı Satmaktır” sloganları ile fabrikanın önüne yürüyüş yaptı.

HKP MYK üyeleri ve partililer yoğun yağmura rağmen fabrikanın önünde “Tank Paleti Satmak Vatanı Satmaktır, İhanetin Hesabını Yargı Önünde Sorulacaktır” yazılı pankart, Mustafa Kemal Atatürk’ün kalpaklı portresinin bulunduğu “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” yazılı ve parti bayraklarını açarak eylem gerçekleştirdi.

Eylemde basın açıklamasını HKP MYK Üyesi Av. Tacettin Çolak gerçekleştirdi.

İşte o açıklama:

Tank Palet Fabrikası’nı özelleştirmedik diyenler;

hülle yoluyla askeri fabrikayı Katarlılara devrediyor.

Bildiğimiz gibi, AKP’giller, TSK’ya ait, 50 yıllık savunma sanayi deneyimi olan 20 milyar dolarlık Tank Palet Fabrikasını, yandaş Ethem Sancak ve Katarlıların sahip olduğu BMC’ye devretmek için 481 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Özelleştirme kapsam ve programına aldı.

Bu hukuksuzluğa karşı kamuoyunda güçlü tepkiler gelişti. Bunun üzerine AKP’giller “özelleştirme kararının satış anlamına gelmediğini, işletme hakkının devredilmesi olduğunu, satış olmadığını, personel tasfiyesinin, işten çıkartmaların kesinlikle olmayacağını” söyleyerek, tepkileri yatıştırmak istediler.

Fakat aradan geçen altı ayda, bu kez hülle yoluna başvurdular. 1105 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla fabrika Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) alınarak, Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş.’ye (ASFAT) resmen devredilecek. Daha sonrada fabrika, BMC’ye kiralanacak ya da fabrikanın işletmesi doğrudan BMC’ye devredilecek. İşçilerin maaşları da 14 Eylül’den itibaren ASFAT tarafından ödenmeye başlanacak.

İşyerinde yetkili Harb-İş Sendikası Şube Başkanının açıklamasına göre de; fabrikanın ASFAT’a devredilmekle birlikte işletmesinin BMC’ye verileceğini, dolayısıyla Fırtına Obüsü ve Altay tankının BMC tarafından yapılıp ASFAT’a, oradan da MSB’ye satılacaktır.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, kalabalık ve açık hava

Bu uygulamadan görüleceği üzere, ilk özelleştirme kararı döneminde AKP’gillerce söylenen; “özelleştirmenin satış olmadığı, işletme hakkının devri olduğu, personel tasfiyesinin olmayacağı” sözlerinin halkı kandırmak için söylenen yalanlardan ibaret olduğu kanıtlanmış oldu.

Tank Palet Fabrikası Türk Ordusunun stratejik önemdeki bir tesisidir.Anılan fabrikanın yabancılara devri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğini özelleştirmekle aynı anlama gelir. Ayrıca bu satış açıkça Türkiye’nin milli güvenliğinin Katar’lılara devredilmesidir.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Kemal Ağralı dahil, kalabalık, gökyüzü ve açık hava

O, Katar Emiri ki, Kıbrısta’ki ulusal davamızda Rumlardan yana davranmaktadır.

Şimdi soruyoruz: Milli güvenliğimizin temeli olan bu tesisin Katar’lılara hukuksuz bir şekilde devredilmesinin, geçtiğimiz günlerde Katar Şeyhi’nin hediye ettiği 454 milyon dolarlık uçağın diyeti midir?

Hiçbir hukuk kuralı tanınmadan gerçekleştirilen bu işlemler aynı zamanda İdare Hukuku bakımından ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un emredici hükümleri bakımından da keyfidir, kanunsuzdur, hukuksuzdur.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve açık hava

Yine bu işlemlerin tamamı; Görevi Kötüye Kullanma, İrtikap, Zimmet suçları ile birlikte “Temel Milli Yararlar Aleyhinde Faaliyette Bulunmak” suçunun kapsamı içindedir.

Yani bu yapılanlar Ordu’yu çökertme girişimidir. Vatana ihanettir. Anayasa ihlalidir.

İşte bu nedenle, Halkın Kurtuluş Partisi tarafından, 15 Ocak 2019 tarihinde hiçbir yasal kural tanımadan ulusal değerlerimizi yerli-yabancı parababalarına devreden Tayyip Erdoğan, Hulusi Akar ile Genel Kurmay Başkanı Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar ve Özelleştirme İdaresi Başkanı Ahmet Aksu hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

Bu suç duyurumuz hakkında vatanına, milletine ve cumhuriyetine bağlı olması gereken Savcıların işlem başlatmalarını hâlâ beklemekteyiz. Ama maalesef bugüne kadar savcılar kendilerini hukukla bağlı saymadıklarından dosyayı sürüncemede bırakmaktalar.

Öte yandan Halkın Kurtuluş Partisi, bu hukuksuz özelleştirme işlemine karşı Danıştay 13. Dairesi’nin 2019/194 E. Sayılı dosyasında yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmıştır.

Bu davadaki yürütmenin durdurulması istemimiz hakkında Danıştay Savcısı“tank palet fabrikasının özelleştirme kapsam ve programına alınması yolundaki CB kararının 5202 sayılı kanuna ve kamu yararına aykırı olduğu için İPTALİNE karar verilmesi” yönünde görüş bildirmiştir.

Bu görüşe rağmen, maalesef Danıştay 13. Dairesi’nce verilen 11/04/2019 tarihli kararla dörde karşı bir oyla HKP’nin yürütmenin durdurulması talebi, ardından da dava esastan reddedilmiştir.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, araba, gökyüzü, ağaç ve açık hava

Bu karara muhalefet şerhi koyan üyelerden Doç. Dr. Gürsel Özkan da yapılan özelleştirmenin yetki yönünden hukuka aykırı olduğuna dikkat çekmiştir. Zira biryandan özelleştirme yüksek kurulu ortadan kaldırılırken diğer yandan bu kurulun görevlerini yüretecek herhangi kurum yada makam öngörülmeden, tüm yetkiler Cumhurbaşkanının tekeline verilmiştir. Böylelikle tüm bu özelleştirmelerin kararını da tek bir kişi vermektedir.

Yani hep söylediğimiz gibi, adamlar kendilerini hiçbir yasa ile sınırlı görmüyorlar. Ben yaptım oldu mantığı ile hareket ediyorlar. Hem de milli güvenlik gibi en hassas konularda…

Danıştay 13. Dairesinin çoğunluk red kararı gerekli inceleme yapılmadan verilmiştir. Bize göre bu karar da hukuksuzdur ve siyasi etki nedeniyle verilmiştir.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, gökyüzü ve açık hava

Bu karara karşı da tarafımızdan Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna yürütmeyi durdurma talepli itiraz edilmiş ve 2019/2011 E. Sayılı dosyada itirazımız görüşülmektedir.

Bu arada yukarıda belirtilen hileler gündeme gelir gelmez, davanın görülmekte olduğu dosyaya 21 Ağustos 2019 tarihinde verdiğimiz dilekçesi ile yürütmenin durdurulması talebimizin ivedilikle ele alınması isteminde bulunulmuştur.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüldüğü gibi, AKP’giller ülkemizin yer altı ve yerüstü kaynaklarını yabancılara sunmak için birçok yasada değişiklik yapmaktadır. Kazdağlarının Kanada’lı Alamos Gold şirketine katlettirilmesi için de Salda Gölü’nün TOKİ eliyle tahrip edilmesinin de önünü açmak için keyfi düzenlemeler yapmaktalar. Buralarda doğayı, çevreyi, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını, canlıları, bitki örtülerimizi, ormanlarımızı talan eden ve ettiren bu siyasi iktidar, Adapazarı Tank Palet Fabrikasını özelleştirerek ve hatta yasal süreç tamamlanmadan devirler yaptırarak ülkenin milli güvenliğine de ciddi zararlar vermektedir.

Ülkemizde 12 Eylül’den bu güne gelmiş geçmiş tüm iktidarlar, Cumhuriyetin kazanımlarından olan stratejik önemdeki kamu mallarımızı özelleştirme adı altında yerli yabancı parababalarına yeyim ettirmişlerdir. Tüm özelleştirmeler ülke kaynaklarının heba ve iç edilmesine neden olmuştur.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gökyüzü ve açık hava

En küçük bir vatan, millet duygusu, ulusal değer taşımayan bu siyasi iktidar, 2004 yılından bu yana Ege Denizi’ndeki adalarımızın Yunanistan tarafından işgal edilmesine de sessiz kalmaktadır.

Kıbrıs’taki ulusal çıkarlarımızın savunusunu yapacak askeri ve siyasi bir güçleri olmadığı gibi, Doğu Akdeniz’de AB-D Emperyalizminin çıkarları doğrultusunda davranmaktan çekinmemekteler.

Halkın Kurtuluş Partisi, AKP’giller ve onların memuru konumundaki kamu görevlilerinin, kamuyu zarara uğratan, ulusal değerlerimizin yerli-yabancı parababalarına devredilmesi ve her türlü kanunsuzluk karşısında halkın çıkarlarını savunmak için her türlü hukuki yola başvurmaktadır.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Mehmet Selim Aydın ve Muhsin Yılmaz Karadayı dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava

Çünkü HKP programında da yazıldığı gibi; “Halk İçin, Halk Tarafından” bir yönetim anlayışını benimsemektedir.

Evet, bugün kendisini hiçbir hukuk kuralı ile bağlı görmeyen bir siyasi iktidar bulunmaktadır. Ancak bu sürgit böyle gitmez, gidemez. Başta işçi sınıfımız ve emekçi halkımızın örgütlü mücadelesiyle tüm bu hukuksuzluklara son verilecek.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, kalabalık ve açık hava

Halkın Demokratik İktidarında, tüm özelleştirmeler iptal edilip kamulaştırılacaktır. Tabii sorumlular da bugünkü yasal mevzuata göre yargılanıp, halka hesap vereceklerdir.

Kişisel çıkarlarını yabancıların siyasi ve ekonomik istekleriyle birleştiren  iktidar sahipleri eliyle, vatanın tüm kamu malları cebren ve hile ile zaptedilmiş; halkımız fakirlik ve çaresizlik içinde yorgun ve bitkin düşmüş olsa bile; Birinci Kuvayimilliye’nin, Cumhuriyet’in tüm kalelerini geri almak için gereken tüm siyasi ve hukuki mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, açık hava

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Kemal Ağralı dahil, açık hava

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Suat Albostan dahil, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Kemal Ağralı dahil, kalabalık, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, araba, gökyüzü, ağaç ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Mehmet Selim Aydın ve Muhsin Yılmaz Karadayı dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava

Düşünür Koleji 36. Okulunu Sakarya' da açıyor

Düşünür Koleji 36. Okulunu Sakarya’ da açıyor

Düşünme becerileri ve etik değerleri gelişmiş, sadece teknoloji kullanan değil aynı zamanda teknoloji üreten, Dünyayla konuşan Dünyayla yarışan 21. Yüzyılın bireylerini yetiştirmek için yola çıkan Düşünür Koleji, 36. Okulunu Sakarya’da açıyor.

İzmir ve Ankara önceki İl Milli Eğitim Müdürlerinden ve Düşünür Koleji Kurucusu Behçet Yavuz’ un düzenlediği basın toplantısına, Kolejin Genel Müdürü Fatih Karadağlı, yerel ortakları Sinem Uğurkan ve Sakarya Düşünür Koleji Eğitim kadrosu ile basın mensupları katıldı.Behçet Yavuz” Geçmişte Türkiye çapında birçok başarı hikayesine imza attık.Şimdi de bu güzel kente ve çağdaş insanlarına hizmet etmenin onuru ve mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye’nin bir cok bölgesindeki okullarımızın zincirine Sakarya’ yı da ekleyerek yeni bir güzelliği yaşayacağız, yaşatacağız” dedi.

Önümüzdeki 15-20 yıl içinde birçok mesleğin ya yok olacağını ya da dönüşüme uğrayacağını vurgulayan Yavuz, eğitim ve öğrenme süreçlerinin bu projeksiyona göre tasarlanmasının ve bu öngörüye göre yapılandırılmasının gerektiği anlattı. Düşünür kolejinin eğitim ve öğrenme anlayışının söz konusu projeksiyona göre şekillendirdiklerini söyleyen Behçet Yavuz, sadece teknoloji kullanan değil teknoloji de üreten, çalışmaları ve fikirlerinde fark yaratan, esnek becerilere sahip bireylerin 21. Yüzyılda başarılı olacağını belirtti.

Düşünür Kolejinde yeteneklerin de desteklendiğini, her öğrencinin bir enstrüman çalmasının, en az bir spor branşında gelişmesinin sağlandığını, sanatçı ve sporcu olamasalar bile bu alanların hayatlarında hep var olmasını sağladıklarını anlattı.

Lise ve Üniversiteye geçişte yapılan ulusal sınavlara da öğrencilerini özel olarak destek programlarıyla hazırladıklarını vurgulayan Yavuz, ülkemizin bir gerçeği olan bu sınavlarda da üst düzeyde başarılı öğrenciler yetiştirdiklerini söyledi.

Basın toplantısında Genel Müdür Fatih Karadağlı da Düşünür Kolejine özel ve özgün olan eğitim sistemini akış şemaları ve görsellerle anlattı. Karadağlı, farklı düşünen ve fark yaratan nesiller yetiştiren sistemimizin merkezinde Düşünür Öğretmen Gelişim Akademimiz var, akademik kadromuzun mesleki yeterliliği ve gelişimini çok önemsiyoruz, dedi.

Karadağlı, başarılı olan öğrencilerin yanı sıra bilim, sanat ve spor alanında da başarılı; yetenekli olan öğrencileri desteklemek amacıyla, başarılarını ve yeteneklerini belgelendirmek koşuluyla burslar verileceğini belitti.

Kolej Kurucusu Behçet Yavuz, Cumhuriyetimizin Kurucusu Atatürk’ün aydınlattığı yolumuzda; Sakarya’mıza kolejimizin güzellikler getirmesini diliyorum; dedi.

 

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

DÜŞÜNÜR Koleji Sakarya'ya farklı bir soluk kazandıracak

Okulumuz Sakarya’ya farklı bir soluk kazandıracak

Sağlam Bir Temel,başarılı bir gelecektir.

Yeni sınav sistemindeki sorular incelediğinde ezberden çok bilgiyi yorumlayabilen, düşünme becerileri gelişmiş öğrenciler daha başarılı olacaktır. 
Düşünür Kolejinde öğrenim, doğru düşünmeyi öğrenmektir. Sınavlarda başarılı olan öğrenciler anaokulundan itibaren başlayan Düşünür Beceri Akademisi içeriği ile Düşünür Kolejinde yetişiyor..

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Sinem Sezen Uğurkan dahil, gülümseyen insanlar
Okul Kurucusu
Sinem Sezen UĞURKAN

Sakarya’da İlke Başarı  Okulları adı ile Eğitime katkı sunan butik okul yeni öğretim yılında Sakarya’ya farklı bir soluk getireceklerini söyledikleri Başarı koleji ismi altında eğitimlerine devam edecek.Başarı Kolejinin kurucularından olan Sinem Sezen UĞURKAN ”Düşünür Koleji olarak küresel düzeyde lider okul olma vizyonu ile eğitimin geleneksel yapısını değiştirerek fark yaratan,yaratıcı,tasarım odaklı düşünebilen problem çözme becerileri gelişmiş bireyler yetiştiriyoruz.Ülkemizin her noktasında öğrencilerin hayatlarına dokunarak onları 21. yüzyıl yaşam,düşünme ve iletişim beceriyle donatma konusunda okul olarak iddalıyız ”dedi.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Sinem Sezen Uğurkan dahil, gülümseyen insanlar
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Sinem Sezen Uğurkan dahil, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Sinem Sezen Uğurkan dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

Bahçelievler mah. Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı No:22 Serdivan / Sakarya
(0264) 440 04 44
Görüntünün olası içeriği: yazı

DÜŞÜNÜR KOLEJLERİ olarak yola devam ediyoruz


Sinem Sezen UĞURKAN “İlkemiz Başarı diyerek 2013 yılında çıktığımız eğitim yolculuğumuzda , İlkeli , başarılı , özgün , yaratıcı ‘DÜŞÜNÜR’ler ‘ yetiştirmek amacıyla DÜŞÜNÜR KOLEJLERİ olarak yola devam ediyoruz . Teşekkür ederiz Düşünür Kolejleri Ailesi🙏”

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, çocuk ve yakın çekim
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar
Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.

Düşünür Koleji, çağımıza uygun eğitim ve öğrenme sistemiyle fark yaratıyor…
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

21. Yüzyılın Eğitim Markası, DÜŞÜNÜR KOLEJİ
SERDİVAN  SAKARYA