kategori Arşivleri: STK

TÜMSİAD Genel İstişare Kurulu Antalya’da Başladı

Türkiye’nin en aktif sanayici ve işadamları derneklerinin başında gelen TÜMSİAD, geleneksel olarak her sene düzenlediği Genel İstişare Kurulu’nun (GİK) 9.’ncusunu 26-29 Ocak 2017 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştiriyor. Wome Deluxe Otel’de düzenlenen kurulda TÜMSİAD üyeleri bir araya geldi. 2016 değerlendirmesinin yapıldığı ve 2017 stratejik planının görüşüleceği kurulda TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan açılış konuşmasında birlik, beraberlik çağrısında bulundu. Kurula TÜMSİAD Pakistan Başkanı Anees Iqbal ile TÜMSİAD Avrupa Başkanı Erol Ekerbiçer de katıldı.

12 bini aşan üyesiyle bulunan TÜMSİAD, ülke ekonomisini güçlendirmesi, uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesi, üretim ve verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmalarda bulunarak birçok başarılı çalışmaya imza attı. Büyük çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan kurum bünyesinde her iş kolundan üye bulunuyor. 2005 yılında kurulan TÜMSİAD, Türkiye’nin büyümesine eş zamanlı şekilde büyümeye devam ederken her ihtiyaca cevap verecek şekilde gelişen, ülkenin sorunlarına çözüm olma yolunda her türlü katkıyı vermeyi özümseyen ve gönüllülük esasıyla kurulmuş iş dünyasını temsil eden bir sivil toplum kuruluşu.

‘’MÜTEVAZI BİR ŞEKİLDE YOLA ÇIKTIK’’

TÜMSİAD 9.’ncu Genel İstişare Kurulu açılış konuşmasını yapan TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, çok kısa sürede büyük başarılara imza atan bir sivil toplum kuruluşu olduklarının altını çizdi. Doğan, 15 kişilik kurucu kadro ile mütevazı bir şekilde yola çıkan TÜMSİAD; bugün hepimizin gurur duyduğu herkesin bildiği kurumsal ve markalaşan bir sivil toplum kuruluşu olarak görev ifa etmektedir. Kuruluş felsefemiz olan milli ve manevi değerlerimizden taviz vermeden çoğunluğu KOBİ’lerden müteşekkil yeni ve büyük Türkiye hayalini kuran iş adamlarımızın buluşma noktası olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” dedi.

tum

‘’BATI DÜNYASI KÖTÜ BİR İMTİHAN VERİYOR’’

Doğan TÜMSİAD’ın yol haritasını da şöyle anlattı: ‘’Düzenlenecek çalıştaylar ile sektörlerin dinamiklerini ayrı ayrı tartışmalı, sadece problemleri değil, muhtemel çözüm önerilerini de gündeme getirmeliyiz. 7 milyar insana talip olma vizyonumuz ile teşkilat kurullarımızla çalışma başlatmalı ve ülkemizin en ücra köşelerine kadar ulaşmalıyız. Tüm sektörlerde ihracatımızı artıracak çalışmaları başlatmak zorundayız. Batı dünyası son yıllarda demokrasi, insan hak ve onurunun korunması, mağdur ve mazlumlarla dayanışma noktasında kötü bir imtihan vermekte. Bu oyunu bozacak, dünyadaki dengeleri değiştirecek, Yeni Türkiye’nin ayak sesleri her geçen gün hissedilmekte. Bu minvalde, yeni TÜMSİAD’ın rol ve önemi artmaktadır.”

YEDAM’ın Eyyübiye Hizmet Binası hizmete açıldı

Yeşilay’ın bağımlılara ve bağımlı yakınlarına ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti vermek üzere faaliyete geçirdiği YEDAM’ın Üsküdar ve Cerrahpaşa’daki merkezlerinin ardından Şanlıurfa/Eyyübiye’de de hizmet binası açıldı. Açılış, Emine Erdoğan, Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci ile iş, sanat ve spor dünyasından isimlerin katılımlarıyla gerçekleşen törenle yapıldı.

Alkol ve uyuşturucu bağımlılarına, bağımlılık riski taşıyanlara ve yakınlarına ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon desteği vermek amacıyla İstanbul’da iki merkeziyle hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nin (YEDAM) Şanlıurfa Eyyübiye Hizmet Binasının açılışı 6 Ocak’ta yoğun bir katılımla gerçekleşti.

Açılışa Emine Erdoğan, Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci ve il protokolünün yanı sıra Milli Rallici Burcu Çetinkaya Bucak, sanatçı Muazzez Ersoy, Mahmut Tuncer ve Ece Vahapoğlu katıldı.

YEDAM Eyyübiye Hizmet Binası açılış töreninde konuşma yapan Emine Erdoğan, “Ebeveyni ile sağlıklı ilişkisi olan, huzurlu bir aile ortamında büyüyen çocuklar, zararlı alışkanlıklara karşı da korunaklıdır. Onların hayatında, bağımlılıklara teslim olacak boşluklar yoktur” dedi.

“Türkiye için en değerli sermaye sağlıklı insan yetiştirmektir”

Konuşmasına terör saldırılarını kınayarak başlayan Erdoğan, bağımlılıklarla mücadele konusunda Yeşilay’ın çalışmalarını takdirle izlediklerini belirtti. Erdoğan konuşmasında, gençleri bağımlılıklara götüren yolun girilmesi çok kolay, ancak çıkılması çok zor bir yol olduğunu ve bağımlılıkların birbirini tetiklediğini söyledi. Gençleri bağımlılığa götüren tehditlerin vaktinde görülmediği takdirde, zararlı sonuçları ortadan kaldırmak için daha büyük bir mücadele vermek durumunda kalınacağını vurgulayan Erdoğan, ailenin önemine değinerek, “Ebeveyni ile sağlıklı ilişkisi olan, huzurlu bir aile ortamında büyüyen çocuklar, zararlı alışkanlıklara karşı da korunaklıdır. Onların hayatında, bağımlılıklara teslim olacak boşluklar yoktur. Çok boyutlu bir mücadele ile beden ve ruh sağlığı yerinde, sağlam şahsiyetli bireyler yetiştirmemiz büyük önem taşıyor. Bu anlamda Yeşilay’ın yaptığı çalışmaları takdirle izliyorum. Umut ediyorum ki açılışını yaptığımız YEDAM Eyyübiye Hizmet Binası diğer yerel yönetimler için de örnek bir uygulama olur ve diğer illerimizde de yeni YEDAM’lar açılır ” diye konuştu.

Bağımlılık tedavisinin en önemli kilit noktalarından birinin rehabilitasyon ve terapi süreci olduğunun altını çizen Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, YEDAM’la bir psikolojik danışmanlık, rehabilitasyon ve yönlendirme hizmet modelinin geliştirildiğini, bağımlılar ve bağımlı yakınları için bu modelin bir umut olduğunu ve kişiyle birlikte ailesinin de YEDAM’dan psikoterapi alarak bağımlılığın üstesinden birlikte gelmeye başladığını ve her zaman olduğu gibi bu konuda da Yeşilay’ın ülkemize çok büyük bir hizmette bulunduğunu ifade etti.

Öztürk, “Alkol ve uyuşturucu bağımlılarına, yakınlarına destek olmak ve bu konuda yönlendirme isteyen vatandaşlarımız için YEDAM kapsamında bir danışma hattı olan 444 79 75’i hayata geçirdik. Bağımlılara ve yakınlarına yüz yüze rehabilitasyon hizmeti vermek için Üsküdar ve Cerrahpaşa Hizmet Binalarından sonra Şanlıurfa’da bu merkezi açmaktan mutluluk duyuyoruz “ dedi.

yesliay1

YEDAM Türkiye geneline yayılacak

Uyuşturucu madde ve alkol bağımlılığı konusunda psiko-sosyal destek almak, bilgi sahibi olmak, doğru yönlendirilmek isteyen herkese, bağımlılara ve bağımlı yakınlarına profesyonel destek amacıyla kurulan YEDAM’ın, çok yoğun çalıştığını kaydeden Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, hattı en çok bağımlı yakınlarının aradığını kaydederek şunları söyledi:

YEDAM’da psikolojik danışmanlık hizmetinin yanı sıra yaptığımız işbirlikleriyle meslek sahibi yapma, kurslara katılarak bir uğraşı edinme gibi faaliyetlerle, bağımlılarımızı toplumsal hayata kazandırmaya başladık. Ailelerini de grup terapisi içine dahil ederek bağımlılığı birlikte yenmelerini, aile içi iletişimlerini kuvvetlendirmeyi ve onları doğru bilgilerle donanım sahibi yapmayı sağladık. Bu süre içerisinde 200’ün üzerinde danışanımıza YEDAM’da psikoterapi, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti verdik. Asıl sevindirici nokta ise pilot uygulama olarak değerlendirilecek bu süreçte yüzde 52 oranında bir devamlılık sağlamamız ve bu kişilerin hala temiz kalması. 6500 kişi ise, Danışma Hattımızı arayarak uzman psikologlarımızdan kendileri ve yakınları için hizmet aldı. Ve şimdi de bağımlılarımız ve yakınları için bir umut ışığı olan YEDAM’ın Eyyübiye Hizmet Binasının birlikte açılışını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bağımlılıkla mücadele anlayışı içinde, tedavi sonrasında danışmanlık hizmetlerinin verildiği ve sosyal hayata uyum açısından gerekli takibin yapıldığı merkezlerin kurulumuna ihtiyaç olduğunu anlatan Öztürk, yeni YEDAM’ların sayılarının artacağının bilgisini verdi. Başta İstanbul olmak üzere tüm illerde Bakanlık ve belediyelerin destekleriyle yaygınlaşması hedeflenen YEDAM’ların kurulması için görüşmeler içerisinde olduğunu belirten Öztürk, “Yeşilay’a her zaman büyük destek veren Emine Erdoğan hanımefendiye ve Esra Albayrak hanımefendiye, YEDAM Eyyübiye Hizmet Binasının açılmasını sağlayan Eyyübiye Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Ekinci’ye teşekkürlerimi sunuyorum. İnşallah diğer belediyelerimiz de Eyyübiye örneğinde olduğu gibi bu konuya gereken hassasiyeti göstereceklerdir” dedi.

Törende konuşan Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci ise bağımlılık büyük bir sorun olduğuna işaret ederek, “Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Bizler de alkol ve uyuşturucu bağımlılarına destek olacak, onları bulundukları o hayattan kurtarıp, yeniden hayata kazandıracak YEDAM’ı, Eyyübiye’de hizmete geçirmekten mutluyuz, Urfa’mıza hayırlı olsun” dedi.

İMO Örgütlenme Çalıştayı Sakarya`da Yapıldı

İMO Örgütlenme Çalıştayı Sakarya`da Yapıldı

İMO tarafından  örgütlenme çalıştayları devam ediyor , Sakarya  Çalıştayı  7 Ocak 2017  tarihinde, Sakarya`da Ramada Hotel’de  yapıldı.

İnşaat Mühendisliği  Sakarya  Çalıştayına Bursa-Eskişehir-Kocaeli-Sakarya Şubeleri katıldı.

İMO Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü GÜRPINAR “İnşaat Mühendisleri Odası tarafından ülkemizin sekiz bölgesinde düzenlenen İnşaat mühendisliği örgütlenme çalıştaylarının  amacı,topraklarının %90 nı deprem kuşağında bulunan ülkemizde can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren inşaat mühendisliği mesleğinin,meslek yasalarının,İnşaat Mühendisleri Odasının ve İnşaat Mühendislerinin sorunlarının tartışılması,çözüm önerilerinin oluşturulması ve  raporlanması amacına yöneliktir.

Ülkemiz sekiz ayrı bölgesinde gerçekleştirdiğimiz çalıştaylardan bir tanesi İnşaat Mühendisleri Odası Bursa-Eskişehir-Kocaeli ve Sakarya Şubelerinin ortak çalışmaları ve katılımı ile  bir  araya  geldik.Bölgesel çalıştaylarda hazırlanan  raporlar merkezi bir düzeyde yapılacak toplantı ile  birleştirilerek tek rapor haline getirildikten sonra İnşaat Mühendisliği  Mesleğinin İnşaat Mühendisleri Odasının ve İnşaat Mühendislerinin  sorunları ve  çözüm önerileri olarak ilgili kurum ve  kuruluşlara iletilecek,raporlarda belirtilen hususların çözümü konusunda gerekli çalışmalar yapılacaktır.”

Açılış Konuşmalarından  sonra 1.Oturumu İnşaat Mühendisleri Odası Onur Kurulu Üyesi Fercan YAVUZ  yönetti.1.Oturumda  İnşaat Mühendisleri Mesleğinin dünü,bugünü ve geleceği,Sivil Toplum Ürgütü-Meslek Örgütü Özellikleri ve  Sivil Toplum örgütleri ve ilişkiler.Mesleki Yasalar. 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık yasası.6235 sayılı TMMOB yasası,3194 sayılı İmar kanunu,4708 sayılı yapı denetim yasası ve ilgili diğer yasalar.İnşaat  Mühendisleri Odası yönetmelikleri,Meslek etiği konuşuldu.

2.Oturumu İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof.Adil ALTUNDAL yönetti.Bu  oturumda.İnşaat Mühendisleri Odası Mevcut Yapısı,Üye Oda  İlişkileri-Sorunları ve Çözümleri.Kent Yönetimleri-İmar Haraketleri-İnşaat Mühendislerine etkileri ve yapılması gerekenler-İnşaat Mühendisliği  eğitimi  sorun ve  çözümleri.Meslek etiği  konuşuldu.

3.Oturumu  Düzce Üniversitesi İnşaat Bölümü Doç.Dr.Rıfat AKBIYIKLI  yönetti.Bu  oturumda Haksız  rekabet-işsizlik-düşük ücret.Sürdürülebilir inşaat mühendisliği uygulamaları.Mesleki dayanışma sorun ve  çözümleri.Meslek etiği konuşuldu.

4.Oturumu İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe  yönetti.Bu  bölümde İnşaat Mühendisliği Meslek Yasası,Meslek Yasaları,Genç İMO,Hukuki Problemler,Meslek etiği  ve  Genel değerlendirme  yapıldı.

Toplantıya İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe, 2. Başkanı Şükrü Erdem, Yönetim Kurulu Üyeleri Cemal Akça, Cihat Mazmanoğlu, Necati Atıcı, İMO Genel Sekreteri Fikret Kemal Yıldırım, Genel Sekreter Yardımcısı Bahaettin Sarı, Proje Koordinatörü Ceylan Özkul, çalıştayı düzenleyen İMO Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Hüsnü Gürpınar, İnşaat Mühendisleri Odası  Eskişehir Şube Başkanı Bülent Erkul, İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı  Basri Akyıldız  , İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Yönetim Kurulu  Başkanı Tolga Ok , Sakarya  Medya Derneği Başkanı Mehmet SAĞLAM ,SASOB başkanı Hasan Alişan, Mühendisler  katılım sağladı.

Toplantı İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe`nin açılış konuşmasıyla başladı. “Çağdaş toplum örgütlü toplumdur» sözünden hareketle mesleğimizin dününe, bugününe ve geleceğine yönelik bir değerlendirme”, “Sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerini birbirinden ayıran özellikler nelerdir? Sivil toplum örgütleri il işbirliği yapmak gerekir mi?”, “Meslek yasalarımızın ve yönetmeliklerimizin üyelerle olan bağlantısı yeterli midir?”İMO`nun Yönetmelikleri ve örgütlülüğümüze olan etkileri”, “Mevcut örgüt yapısı ve işleyişine ilişkin bir değerlendirmenin yapılması”, “Üyelerin Oda`ya bağlılıkları ve çalışmalara katılmaları ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve etkili bir dayanışmanın sağlanması için neler yapılmalıdır?”, “Kent yönetimleri tarafından yapılan uygulama ve imar hareketlerinin üyelerimize olan etkileri nelerdir?”, “İnşaat mühendisliği eğitiminin bugün ulaşmış olduğu noktada sorun var mı? Meslek içi eğitimin gerekli ve yeterliliğinin örgütlülüğümüze olan etkileri nelerdir?”Haksız rekabet, işsizlik ve düşük ücret sorununun örgütlenmeye olan etkilerinin irdelenmesi”, “Sürdürülebilir inşaat mühendisliği uygulamalarının yaygınlaştırılması ve benimsenmesinin örgütlülüğümüze olan etkileri nelerdir?”, “Örgütlenmeyi geliştirmek ve geniş bir dayanışmayı sağlama için neler yapılmalı?”, “İnşaat mühendisliği mesleğinin tanımlanması ve çalışma alanlarının belirlenmesi, bu alanlarda örgütlenme çalışmalarının geliştirilmesi” ; “genç-İMO ve Oda ilişkisi yeterli midir? genç-İMO örgütlenmesinde bir sorun var mı?”, “Yukarıda belirtilen konuların dışında yerel ve ülke düzeyinde daha iyi örgütlenmek ve mesleğimiz adına etkili bir güç olmak için nelerin yapılması gerekir”

ÖRGÜTLENME ÇALIŞTAYI KONULARI

MESLEĞİMİZ, MESLEK YASAMIZ, YÖNETMELİKLERİMİZ VE ODAMIZ (MESLEK ÖRGÜTÜMÜZ) NEDEN VAR?

Çağdaş toplum örgütlü toplumdur sözünden hareketle mesleğimizin dünü bugünü ve geleceğine yönelik bir değerlendirmenin yapılması.

Sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerini birbirinden ayıran özellikler nelerdir? Sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapmak gerekir mi?

Meslek yasalarımızın ve yönetmeliklerimizin üyelerle olan bağlantısı yeterli midir? (3458 Sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Yasa, 6235 Sayılı TMMOB Yasası, 3194 Sayılı İmar Kanunu, 4708 Sayılı Yapı Denetim Hakkında Yasa)

İnşaat Mühendisleri Odasının Yönetmelikleri ve örgütlülüğümüze olan etkileri.(SİM Yönetmeliği ve Referans Belgesi Yönetmeliği ve benzeri)

Mevcut örgüt yapısı ve işleyişine ilişkin bir değerlendirmenin yapılması (Şubeler, İlçe Temsilcilikleri, İşyeri Temsilcilikleri, Komisyon ve Çalışma Grupları ve Danışma Kurulları)

Üyelerin Odaya olan bağlılıkları ve çalışmalara katılımları ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve etkili bir dayanışmanın sağlanması için neler yapılmalıdır? (Aidiyet duygusu ve katılımcılık konusunun irdelenmesi?

Kent yönetimleri tarafından yapılan uygulama ve imar hareketlerinin üyelerimize olan etkileri nelerdir? Nasıl davranmak gerekir?

İnşaat mühendisliği eğitiminin bugün ulaşmış olduğu nokta da sorun var mı? Meslek içi eğitimin gerekli ve yeterliliğinin Örgütlülüğümüze Olan Etkileri nelerdir?

ramada1ramada3 ramada4 ramada6 ramada7 ramada8 ramada9 ramada10

Haksız rekabet işsizlik ve düşük ücret sorununun örgütlenmeye olan etkilerinin irdelenmesi.

Sürdürülebilir İnşaat Mühendisliği uygulamalarının yaygınlaştırılması ve benimsenmesinin örgütlülüğümüze olan etkilerinin değerlendirilmesi.

Örgütlenmeyi geliştirmek ve geniş bir dayanışmayı sağlamak için neler yapmak gerekir?

İnşaat mühendisliği mesleğinin tanımlanması ve çalışma alanlarının belirlenmesi. Bu alanlarda örgütlenme çalışmalarının geliştirilmesi.

Genç-İMO ve Oda ilişkisi yeterli midir? Genç-İMO örgütlenmesin de bir sorun var mı?

Yukarıda belirtilen konuların dışında yerel ve ülke düzeyinde daha iyi örgütlenmek ve mesleğimiz adına etkili bir güç olmak için nelerin yapılması gerekir?

ETİK VE MESLEK ETİĞİ KONUSUNDA YETERLİ ÖLÇÜDE BİR ÇALIŞMA YAPILIYOR MU? ÜYELERİN ETİK KONUSUNA BAKIŞLARI NASILDIR?

ramada2

ADD İl başkanı Aslıhan Ateş"Başkanlık sistemine geçit vermeyeceğiz."

ADD İl başkanı Aslıhan Ateş ” Bu meclis kurtuluş savaşını başlatan, kurtuluş savaşını veren Gazi meclistir. Başkanlık sistemiyle meclisin yetkileri kaldırılmak isteniyor “.

Türkiye’yi birleştireceğiz.
Cumhuriyet’i yıktırmayacağız.Başkanlık sistemine geçit vermeyeceğiz.

Uyan Turkiyem

İşte Gerçek

Getirilmek İstenen Başkanlık Sistemi Laik-Demokratik Cumhuriyetin Yıkımı/Ülkenin Bölünmesi Demektir

Siyasi iktidar başkanlık sistemi hırsıyla, ülkeye deli gömleği giydirmek istemektedir.

Dayatılan Başkanlık sistemi;

Demokrasi, laiklik, çağdaşlaşma esaslı Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini ve üniter yapısını ortadan kaldıran,

add

Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı,

Kanun hükmünde emirnamelerle insan haklarının askıya alındığı,

Özgürlüklerin yok edildiği,

Yargının tarafsızlığını kaybettiği,

Emekçilerin ve emek örgütlerinin, tamamen baskı altına alınacağı, bir yönetim biçimidir.

Anayasa değişikliği maddeleri sızdırılarak tartışılması isteniyor. Sorun, rejim değişikliğidir. Maddeler üzerinden tartışmak doğru değildir. Bu değişikliğe bütünsel açıdan karşı koymak gerekir.

İnsan haklarına dayalı demokratik, laik hukuk devleti tehlikededir.

Bağımsızlık savaşını yürüten Gazi Meclis etkisizleştirilemez. Milletin vekilleri işlevsiz bırakılamaz. Bu meclis; kurtuluş savaşını yapan ve zaferi kazanan, Lozan’ı kazandıran, Cumhuriyeti ilan eden meclistir.

Yasama, yürütme ve yargı gücünün tek elde toplanması demokrasilerde kabul edilemez. Bu denetim mekanizmaları işlevsizleştirilemez.

Osmanlı’nın 200 yıl süren çöküşüne çare bulamayan tek adam yönetim şekli, Cumhuriyet’e seçenek olamaz

Özlemimiz, Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik TÜRKİYE’dir.

Amacımız; kalkınmış, adil, eşit ve üreten AYDINLIK TÜRKİYE’dir.

Çözüm, kasıtlı olarak tahrip edilmiş laik ve demokratik Cumhuriyetimizin meclis sisteminin yeniden sağlıklı bir şekilde yapılandırılmasındadır.

Bunun bir adımı olarak 4 Aralık Pazar saat 12.00’de Atatürk, Vatan ve Cumhuriyet sevgisiyle, tek adam yönetim şekline dur demek için Tandoğan’da buluşalım

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ

BİRLEŞİK-KAMU İŞ KONFEDERASYONU

Osmanlı Ocakları Zeytinburnu'nda ihtiyaç sahiplerine sahip çıktı

Osmanlı Ocakları Zeytinburnu İlçe Başkanı Bahri Örnek “İlçe Teşkilatı Olarak Bayramda İlçedeki İhtiyaç Sahiplerinin Yanında Oldu Ve Şimdi İse Köy Okullarına Destek İçin Kırtasiye Araç ve Gereçlerini Temin Edeceğini Açıklayıp Osmanlı Ocakları Çatısı Altında Hizmet Ettiği İçin Çok Mutlu Olduğunu Söyledi” img_2078 img_3215 img_3219 Osmanlı Ocakları Andı Uhud ‘da okçuyuz biz. Bırakıp da kaçmayız biz. Karada Fatih’ iz biz. Bırakıp da kaçmayız biz. Türk’de biziz, Kürt’ de biziz. Zaza’ da biziz, Laz’ da biziz. Yavuz’ un torunu Osmanlıyız biz. Arap’da biziz, Çerkez’ de biziz. Alevi’ de biziz, Sünni’ de biziz. Fatih’ in Torunu Osmanlıyız biz… Peygamber sancağı Osmanlının bayrağı. Yeşil Üç Hilal’ ci Ulubatlı Hasanız biz. Ümmeti Muhammed’ in bekçisiyiz biz. Kara devirdeki AK Osmanlıyız biz… Anlımız secde de elimizde vird. Dilimizde dua, duacıyız biz. Sözümüzde dua, duacıyız biz. Zikrimizde dua, duacıyız biz. Kefenli liderin kefenli askeri. İhlaslı Osmanlı Ocaklarıyız biz. Ahlaklı Osmanlı Ocaklarıyız biz. Şuurlu Osmanlı Ocaklarıyız biz. İmanlı Osmanlı Ocaklarıyız biz. ZEYTİNBURNU OSMANLI OCAKLARI İLÇE BAŞKANLIĞI HİZMETE AÇILIYOR!
Adres:Yenidoğan mahallesi
58.bulvar caddesi
No:115 kat:3 (depo durağı) zeytinburnu/ İstanbul
Tarih: 19.09.2016
Saat: 18:00 
Tüm halkımız davetlidir.

Cihad Koray“Tahsil cehaleti götürür, eşeklik baki kalır”

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Ulaşım İş Sendikası Örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Cihad Koray ile Sakarya Medya Derneği Başkanı Mehmet Sağlam arasındaki görüşmede çok çarpıcı açıklamaları derledi

Sakarya Medya Derneği Başkanı Mehmet Sağlam  Memurların  sendikaları  iktidar  yanlısı  karşısı,şusu  busu olmaz  dedi.

Ulaşım İş Sendikasının   ne  yaptığını  bilen  bir  çizgide  olduğunu  gördüklerini   bu   bir  duruştur   hemde  Milli  duruştur.Bu  tutumunuzun devamını  dilerim.dedi.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ASKERLERİYİZ

Ulaşım İş Sendikası Örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Cihad Koray” 4688 Sayılı sendika yasası ile sendikacılık yapılamayacağını, bırakın yeni kazanımları elde etmeyi yasa içindeki “yetkili sendika” maddesi sebebiyle çalışanların bölündüğünü, hatta birbirine hasım hale getirildiğini,

 Sendikaların Siyasi partilerin ve ideolojilerin yandaşı, arka bahçesi hatta bir başka mücadele alanı haline dönüştürüldüğünü,

4688 sayılı yasanın oluşturduğu sendikal yapı nedeniyle sendikalar tabiri caiz ise tezgahtarlara dönüşmüşlerdir. Hani aynaya bakarsınız üzerinizdeki elbise içinize sinmez ya ama tezgahtar o elbisenin çok yakıştığını size inandırmak için türlü dil döker, işte sendikaların geldiği nokta budur. Toplu sözleşme masasında, iktidarların uygun gördüğü mali ve sosyal hakları en uygun olanmış gibi bizi inandırmaya, kurumlar bazında ise idare ile çalışanlar arasında aracılık yapan ayakçılara dönüştüler.

Dolayısıyla, 20 yılı aşkın süredir Kamuda arzu edilen biçimde sendikal yapı kurulmadı, bu sistem sürdükçe kurulamaz da. Sendikaların birbirini suçlamaktan başka ortak akıl ile ürettikleri bir şey göremezsiniz. Aslında tencere dibin kara, senin ki benden kara misali al birini vur ötekine…

Sizlere dağıttığımız bültenlerimizde mevcut kanundan ötürü önceliğimizin sendikacılık olamayacağını üstüne basa basa vurguladık. Ancak sistemin içinde kalıp 19 Mayıs 1919 da başlatılan mücadele sonunda gerçekleştirilen devrimlere ve bu devrimleri yapan Mustafa Kemal ATATÜRK’e gönülden bağlı kişileri bir çatı altına toplamak ve nitelikli yapı kurmak için Ulaşım-İş sendikasını kurduk. Bir başka maksadımız çalışanların ”sendika” ile kandırılmaması hususunda uyarmaktır. Bu güne kadar tamamen asılsız, seviyesiz ithamların muhatabı olmamıza rağmen cevap vermememizin sebebi bundandır. Hakkımızda konuşulanlara verecek cevabımız elbette vardır. Ama bir söze baktık, birde söyleyene. Anlarlar diye panomuza “Ego hiçbir şeydir eşekliğe gerek yok” afişini astık ama bir işe yaramadı. Boşuna dememişler “Tahsil cehaleti götürür, eşeklik baki kalır” diye.

Ulaşım-İş sendikası ATATÜRK’çü unsurları bir çatı altında toplamayı kendine görev edinmiştir. Yıllardır Kamuda mevcut sendikaların içinde, silik ve etkisiz pozisyonda adeta dolgu malzemesi gibi yer aldık. Artık bu sığıntı halimize son verme zamanı gelmiştir. Bundan sonraki süreçte Ulaşım-İş sendikası kuruluş amacına ve maksadına uygun biçimde önceliği; ATATÜRK’ çü arkadaşları örgütleyerek onları tek çatı altında bir araya gelebilmelerini sağlamak yönünde çalışmalar yapmak olacaktır. Üzerinde ATATÜRK’ün resmi veya imzası olan rozetleri kullanmamız ve ilk bültenimizde “kamuda Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün askerliyiz” dememizde ki sebep de budur.

Bizler, ATATÜRK’cülüğü ne bir inanç nede dogmalar bütünü olarak görmüyoruz. Onu dağa düşen gölgede, bulutlarda aramıyoruz. “Bizi izlediğini biliyoruz Atam” diyerek onunla konuşmuyoruz.Dolayısıyla; bizim için ATATÜRK’çülük;

– Türk toplumunu aklın ve bilimin rehberliğinde uygarlık düzeyine çıkarmak, bu bağlamda sorunlarımızı akıl ve bilimin kurallarına göre çözmeyi ön görmektir. 2

– Türk toplumuna mutlu bir yaşam sağlamak, kişinin hak ve özgürlüklerini korumak, demokratik kurallara uymayı esas almak, sosyal, laik ve hukukun üstünlüğünü kabul etmiş bir devlet anlayışını benimsemektir,

– Bağımsız ve güçlü bir Türkiye yaratmak, başkasına özenerek veya taklit ederek değil, toplumun ihtiyaçlarından doğan özgün bir milli düşünceyi oluşturmaktır.

– Sosyal, kültürel ve bilimsel alanlarda değişime ve gelişime açık olmaktır,

– Türk Milliyetçiliği felsefesine bağlı bir nesil yetişmesini sağlamaktır.

ATATÜRK şöyle diyor; “Bizim milliyetçiliğimiz, medeni dünyada onun esaslı bir unsuru olarak, insanlığın yücelip yükselmesine ve bütün dünyayı mutluluk ve refah içinde yaşatmaya yönelmiş bir milliyetçiliktir.”

tuvasas1

tuvasas2

tuvasas3

tuvasas4

tuvasas5

tuvasas6

tuvasas7tuvasas8

tuvasas9

tuvasas10

tuvasas11

“Ne mutlu Türk olana değil, Türküm diyene” diyerek Türk halkını bir araya getiren bağın etnik temele dayalı unsurlara değil, yurttaşlık ve vatandaşlık bağı ile olması gerektiğini vurgulamıştır. Bizim vatan, millet sevgimiz yani milliyetçilik anlayışımızın temeli de bu düşünceye dayanmaktadır.

Bizim Milliyetçilik anlayışımız; Türk solunun ürettiği ve “ULUSALCILIK” adını verdiği temeli Marksist-Leninist görüşe dayalı düşüncelerden ve Nakşibendi şeyhi torununun yazdığı Nakşilik ile harmanlanan soğuk savaş döneminde tamamen kominizim ile mücadele etme düşüncesi ile yeşil kuşak projesinin dizayn ettiği din eksenli Türk-İslam Sentezi adını verilen Milliyetçilik anlayışından da farklılık arz eder.

Arkadaşlar; ATATÜRK yıllar önce aşağıda şu sözleri ile bizleri uyarıyor ve görev veriyor.

“Biz, büyük bir devrim yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski kurumu yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Ancak bazılarının fırsat beklediklerini unutmamak gerekir. Vatanın ve devrimin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için bütün vatansever ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir.”

Bizlere düşen bu Atamızın bize verdiği görevi yerine getirmek, bir araya gelmek ve birlikte hareket etmektir.

Son yıllarda Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete, devrimlerine karşı açık ve pervasızca saldırılar her geçen gün dozajı artarak devam etmektedir. ATATÜRK’ ü hatırlatan bayramların halk ile birlikte kutlanması yasaklanmıştır. Artık ATATÜRK’ün ismine bile tahammül edilmiyor. Onun adını taşıyor diye futbol takımları 3.ligde olan şehirlerin bile stadyumları yıkılıyor yerine yeni Stadyumlar yapılıyor tabi isimleri “bilmem ne arena” oluyor. Cemaatler ve tarikatlarda eğitilmiş birçok zevat neredeyse köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir, kanal kanal gezerek dinimiz üzerinden halkı rejim değişikliğine hazırlıyorlar. Bunlara karşı bir mücadele çeperi kurmakta geç bile kalındı. Ulaşım-İş sendikası olarak biz bu işi kendimize öncelikli görev olarak kabul ettik. Daha fazla geç kalmamız yarın tarih önünde bizleri vebal altında bırakacaktır.

ATATÜRK’çülük hiçbir partinin tekelinde değildir. Dolayısıyla ona ve ilkelerine olan bağlılığımız hiçbir parti ile ilişkilendirilemez. ATATÜRK’çüler cesur insanlardır, mantıklı insanlardır. Aynı duygu ve düşünce içerisinde bir araya gelecek iradeye ve karaktere sahiptirler.

Sonuç olarak; Kendini ATATÜRK’çüyüm diye ifade eden, onun devrimlerine bağlı her arkadaşımızı Ulaşım-İş Sendikası çatısı altında bir araya gelmeye, güçlerimizi birleştirmeye davet ediyoruz.

 

tuvasas14

Bu derecede canavarlaşmış bir zihniyeti silahla, sopayla durduramazsınız. Bu ancak Yüce İslamın öğretisiyle imanı kalbine inmiş temiz insanlar tarafından verilebilecek zorlu bir mücadeledir. Şükürler olsun ki  bu mücadeleyi sürdüren aydın din adamlarımız vardır. Sayıları da her geçen gün artmaktadır. Bu insanların çabası ile elbette halkımız ,  dini duyguları sömürerek bunun  üzerinden zenginleşen, sapkınlaşan kişilerin gerçek yüzlerini görecektir. Bunların küresel güçlerin ve istihbarat örgütlerinin taşeronluğunu yaptıklarını  anlayacaktır. İşte o zaman  İslam üzerinden sürdürülen inanç sömürüsü ve vahşetin  sonu gelecektir. İnanç dünyamıza vurulan prangaların kırılmasına az kalmıştır..

Sakarya’da Kentsel Dönüşüm Projesi Kandırmacası

Sakarya’da  Kentsel Dönüşüm Projesi  Kandırmacası

SAKARYA’DA BİR İNSANLIK UTANCI!

Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer KAZAN, Sapanca Kestanelik’te uygulanan Kentsel Dönüşüm Projesi ile çok düşük bedeller karşılığı evlerinden olan ve İtalyan Kampı’nda derme-çatma barakalarda 3 aydır yaşam mücadelesi veren sayıları 400’ü aşkın Roman vatandaşı bulundukları utanç kampında ziyaret etti.

“NEREYE GİDERSENİZ GİDİN”

Buraya geçici olarak yerleştirildiklerini, bayramdan sonra buradan da, yerine büyük bir otel yapılacağı için, çıkarılacaklarını ve “nereye giderseniz gidin” denildiğini ifade eden vatandaşlar; “biz nereye gideceğiz, biz vatan haini miyiz? Biz bu ülkeye çocuklarımızı asker gönderdik, silah doğrultmadık, dağa çıkmadık, ülkemizi hep sevdik bu bize reva mı? Verdikleri para ile ev alamıyoruz sokakta kaldık, bebeklerimiz var, hasta yaşlı insanlarımız var, elektriğimiz yok, gece hava karardı mı karanlıkta kalıyoruz, çocuklarımız okula gidemiyor, ders çalışamıyor, her yer yılan, yılanların içinde yaşıyoruz, her gün yılan geliyor barakalarımızın içine, korkudan uyuyamıyoruz, yatamıyoruz, yeni doğan bebeklerimiz var korkuyoruz, banyo yapacak yerimiz bile yok, her yer kokuyor, pislik içinde yaşıyoruz, sürekli hasta oluyor çocuklar” diyerek feryat etti.

“BİZ DE İNSANIZ”

“Suriyeli’lere bile daha iyi bakıyorlar, biz bu ülkenin öz evlatlarıyız, hele Ramazan’da böyle sefil bir hayatı bize reva görenler nasıl yemek yiyorlar, hiç vicdanı yok mu bu belediyenin? Tüpümüz yok, yiyeceğimiz yok, kimse “neye ihtiyacınız var” diye sormuyor, yemek yapmak için dışarıda ateş yakıyoruz ama pişirecek pek bir şeyimiz de yok, gidip fırınlardan daha ucuz diye bayat ekmekleri alıyoruz, iftarda karanlıkta kalıyoruz, sahura kalkamıyoruz, doğru düzgün yemek yiyemiyoruz, biz de insanız biz de Müslümanız. Evimizi yok pahasına elimizden aldılar yeni ev alamıyoruz, biz de insan gibi yaşamak istiyoruz.” diyerek uzun uzun Başkan KAZAN’a dertlerini anlattılar.

yaşlılar

Yaşanan bu insanlık dramı karşısında “ne söyleyeceğimi bilemiyorum, şu an kendimden utandım” diyen Başkan KAZAN’a vatandaşlar “sen utanma bizi bu duruma düşürenler utansın” diyerek herkes bu halimizi görmeli ve bizi bu durumdan kurtarmalı feryadında bulundu.

utanç vicdan

“HİÇ Mİ VİCDAN YOK”

Gördüğü manzara karşısında yetkililere seslenen Başkan KAZAN şöyle konuştu; “Sakarya’nın vicdanı bu ayıbı görmezden gelemez. Buradaki insanlar mültecilerden daha beter bir halde! Bu insanlar bizim yurttaşlarımız, vatanı için gerektiğinde canlarını veren insanlar! Ayıp değil mi, günah değil mi! Nasıl bu insanları bu hale getirdiler? Bu insanları evlerinden çıkaranlar ve bir hayvan gibi sokaklara terk edenler nasıl rahat uyuyabiliyor nasıl gülebiliyorlar? Ramazan ayındayız, burada elektrik yok, iftar yapacak yemek yok, pişirecek ocak yok, bayat kuru ekmek yiyorlar! Onlar da bunların hiç biri yok, peki ya onları bu hale koyan Başkan ve yöneticilerde hiç mi vicdan yok, hiç mi insanlık yok, Müslümanız diyorlar hiç mi Allah korkusu yok, hiç mi utanma yok!  Yazık değil mi, karanlıkta sahura kalkamıyoruz diyorlar, iftar yapamıyoruz diyorlar, banyomuz yok, tuvaletimiz yok, elektriğimiz yok, tüpümüz yok diyorlar, bayat yavan ekmek yiyoruz diyorlar, tuvalet yerine çukurlar kazmışlar, her taraf koku içinde, bebekler var, hasta yaşlı kadınlar var.…”

sapanca

“ORADA DEVLETİ GÖREMEDİM”

“Maalesef orada utanç namına her şeyi gördüm ama devleti göremedim. Hiç mi düşünmüyor görmüyorlar bu utancı oruç tutan dini bütün başkanlarımız yöneticilerimiz! Hiç mi vicdan kalmamış!  Bu durum büyük bir utanç, büyük bir ayıp ve bu ayıbı temizlemek Sakaryalı yetkililerin boynuna vebaldir, vicdani bir sorumluluktur! Sakarya bu utanç ile yaşayamaz! Sakaryalıları bu utanç kampını bu ayıbı gidip görmeye davet ediyorum.”

roman roman1 sakarya

“SİZDEN ÇARE BEKLİYORLAR”

Milletvekillerine de çağrıda bulunan Başkan KAZAN sözlerine şöyle devam etti; “Sakarya’nın milletvekillerini de bu soruna çare bulmaya davet ediyorum. Lütfen gidiniz orayı bir görünüz, siz bu şehrin milletvekilisiniz, bu insanların da vekilisiniz, nereye gitsin bu insanlar, sokaklarda yaşayıp sefil bir şekilde ölsünler mi, o insanların da çocukları var, bebekleri var, yaşlı hasta insanlar var, tutun ellerinden, sizden çare bekliyorlar, elinizi vicdanınıza koyun akşam rahat döşeğinizde uzanırken aklınıza gelsin bu insanlar! İnsanlık görevinin, vicdanın partisi olmaz ele ele verin ve Sakarya’yı bu utançtan kurtarın. Ya bir yol bulun, ya bir yol açın, ya da yoldan çekilin”

insanlık

Ziyaret sırasında pek çok evde hasta yaşlıların, çocukların ve yeni doğan bebeklerin olduğunu gören Başkan KAZAN kendilerine yardımcı olmak adına elinden geleni yapacağını ve durumu takip edeceğini ifade ederek utanç kampından ayrıldı.

12. Kent ve Yaşam Ödülleri Töreni geniş bir katılımla gerçekleşti.

Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği’nce bu yıl 12’incisi düzenlenen “Kent ve Yaşam Ödülleri” kapsamında Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne’de yarattığı huzur ortamı, tüm kurum ve kuruluşları ‘Edirne’ paydası adı altında buluşturduğu için ‘Kent Dayanışma Ödülü”ne layık görüldü.

Proje üretmiş, kentine ve kentin yaşamına sahip çıkan kişi ve kurumları yüreklendirmek ve onurlandırmak adına Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği’nin geleneksel hale getirdiği ‘Kent ve Yaşam Ödülleri’ Armada Hotel Sultanahmet’te düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Daha yaşanabilir kentler ve mutlu insanlar’ sloganı ile birleştirilen 12. Kent ve Yaşam Ödülleri Töreni geniş bir katılımla gerçekleşti. Odalar, esnaf birliklerini ve sivil toplum kuruluşları ile tüm kenti ‘Edirne’ ortak paydasında buluşturma başarısını sağladığı için Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’a ‘Kent Dayanışma Ödülü” layık görüldü.

edirneden1 edirneden2 edirneden3

Ödülünü Eğitimci Nazmi Arıkan’ın elinden alan Başkan Gürkan, “Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok farklı kültürü içinde barındırmış, insanlığın kadim şehirlerinden biri olan Edirne’yi daha da ileriye taşımak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha zengin, daha çağdaş bir kent bırakmak adına  “Edirne” ortak paydası altında tüm kurum ve kuruluşlarla bir araya geldik. Hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin, tüm kurumlarla işbirliği içinde hep birlikte kentimizi geleceğe taşıyacak projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Edirne’de yaratılan bu huzur ortamına katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor, bu ödülü tüm kurum ve kuruluşlar ile Edirne Halkı adına alıyorum” dedi.

Sakarya'da 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutlandı

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü yurt genelinde yapılan çeşitli etkinliklerle kutlandı

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Sakarya’da kutlandı.
 
Adapazarı Ziraat Odası Başkanlığı Hamdi Şenoğlu başkanlığında Çelenk koydular.
 
Adapazarı Ziraat Odası Meclis Başkanı Cevat Altun Çiftçiler Gününün Önemini belirtti.

DÜNYA    ÇİFTÇİLER   GÜNÜ

Sakarya Ziraat Odası Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu””Değerini ölçemediğim,eli,yüzü  güneşten,yağmurdan,soğuktan kayış gibi olmuş çiftçi kardeşim.

Bugün 14 mayıs  Dünya çiftçiler  günü ,her sektörde böyle derdinizi  ve yaptığınız işin önemini anlatabileceğiniz,sesinizi yetkilelere duyurabileceğiniz bir gün vardır.Biz çiftçilerinde günü 14 mayıs günüdür.

Bu günümüzü yine buruk kutlıyoruz.vatan için ölen şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum.İnşallah son olur.ömrümüzün sonuna kadar insanca rahat bir yaşam süreriz.Terörün her türlüsünü Allah kahretsin.

14 Mayıs 1946 yılında Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun kuruluş tarihidir. Bu kuruluşun kısa adı İFAB’ tır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği bu kuruluşun üyesidir.
Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun kuruluş günü olan

14 Mayıs yalnız bizde değil kuruluşa üye bütün ülkelerde Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır.

Bu günü kutlarken bir yıl geriye bakıyoruz  ve önümüzdeki yıla bakıp  sektörde neler yapmışız,neler yapabiliriz ve hedefe ulaşırken neler yapmamız lazım olmasını iyi irdelemek istiyoruz. .

SAKARYADA TARIM SEKTÖRÜ  GAYRİ SAFİ HASILANIN % 24 ,NÜ TEŞKİL ETMEKTEDİR .1NCİ SIRADA YER ALMAKTA DİĞER SEKTÖRLERE KAYNAK AKTARICISIDIR.LOKOMOTİFTİR.AMA HAKKETTİĞİMİZİN KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ.

İlimiz bütün sınırları ile büyük şehir olduktan sonra problemlerimiz biraz daha arttı.Üretimde sorunlar yaşamaya başladık.Büyük şehir bünyesinde kurulan Tarımsal ve mahalli idareler Daire Başkanlığının Büyükşehir bütçesinden desteklenerek işlevinin artırılmasını istiyoruz.

Topraklarımız;

Sakarya akova toprakları 800-1000m arası derinliğe sahip alüvyon toprak yapısına sahiptir. dünyada  eşi benzeri  olmayan sadece Mısırda Nil kıyılarında dar bir bölgesine görülebilen Aluvyon ve derin bir yapıya sahiptir.Bu topraklarımıza ,her kesimi bizle birlikte sahip çıkmaya  davet ediyoruz. Dünyada 800.000 insan AÇ ,dünya nüfusu artmakta tarım alanları daralmakta ,insanlar açlıkla karşı karşıya kalacaktır.

Topraklarımızı hala neresi tarım neresi imarlı tam olarak belirleyemedik.

TOPLULAŞTIRMA Çalışmalarında Bakanlık proje ihalesini iptal etti. Bunun çok hızlı bir şekilde yeniden ihaleye açılmasını istiyoruz.

Yüzbinlik çevre nazım planı ömrünü doldurmak üzere biz planlarını tamamlayamadık.

TOPRAK KANUNU

Bakanlığımızın büyük uğraş ile cesaretle çıkardığı kanun topraklarımızın parçalanmasının önüne geçecektir.Yalnız kanunda uygulamada bazı sorunlarla karşılaşmaktayız.Küçük çiftçinin elindeki araziyi çıkarmaktaki kriterler,becayişteki kriterler ve belirlenen diğer kriterler tekrar ilgili kurumlardan görüş alınarak gözden geçirilmelidir.

Bize verilen desteklere bir göz atalım;

Tarım kanuna göre Bütcenin % 10 kadar destek verilmesi gerekirken yarısını ancak alabiliyoruz.Destek dağıtımlarında yeniden düzenlemeyle her çiftçinin riski oranında desteklerden faydalanmasını sağlamak lazım.

2016 yılında verilecek ;Mısırda desteğimiz dahada düştü yıllardır 4 krş/kg olan desteğimiz 2 Krş a düştü.Desteklenecek havzalara baktığımızda mısır desteklenecek ürünlerin başını çekmesine rağmen sanki üreteni cezalandırılmak isteniyor.

Destek dağıtımlarında TC Ziraat bankası görevlendirilmiştir.Bakıyoruz son destelk kararnamesindede verilecek desteklerden % 0,2 masraf kesileceği beyan edildi.Bu kesintinin haksızlık olduğunu söylüyoruz.Milletvekili maaşlarında dağıtımı söz konusu banka yapacağı için milletvekillerine promosyon adı altında para olarak maaşlarına destek verildi,memur maaşlarını dağıtan bankalar yarışa girdi.Biz dağıtalım biz daha fazla kurumlara promosyon adı altında katkı sağlarız diyorlar .ve yaptılar.Çiftçiye gelince bu uygulama niye yok! Biz çiftçilerede bunun uygulanmasını istiyoruz.

Kredi kullanımında sadece TC Ziraat Bankalarına yapılan sübvansiyon uygulanmasının diğer özel bankalarıda kapsamasını istiyoruz. Bu işe diğer bankalarıda katın aynı maaşlarda olduğu gibi hangi banka daha fazla hizmet verecekse,hangi banka faiz oranlarını düşük yapacaksa oradan alalım.Hem ülke kazansın ,hem çiftçi kazansın.

Staratejik bir ürün olan fındığın;

Fındıkta alan bazlı desteğin uzatılmasında ki başarısından dolayı genel başkanımız Sayın şemsi Bayraktar beyi kutlamak gerekir.Fındık fiyatlarındaki oluşan istikrarsızlıkltan dolayıda bakanlık düzeyinde yaptığı girişimler inşallah sonuç verecektir.TMO nun fındık alım için yaptığı hazırlıklar bitmek üzeredir.Sayın bakanamızın bu alım işini bir an evvel sonuçlandırmasını istiyoruz.

Fındıkta fiyatlarda oluşan istikrarsızlıkta çiftçimiz elini taşın altına koymayı başaramadı.Fındığını emanete bırakmayın duyurularımıza rağmen fındığın büyük bir kısmı emanete gitti.Sonuç ortada bir müsibet bin nasihattan iyidir demiş atalarımız.

Fındığın gerçek sahibi olan Fiskobirlik;

.FINDIK POLİTİKASINDA FİSKOBİRLİĞİN İŞİ YÜKLENMESİ GEREKİR.KARADENİZ BÖLGESİNİ ÇİKOLATA VADİSİ İLAN EDELİM .DIŞARIYA İHRACAT YAPACAK  SANAYİCİYE TEŞVİK VERİLSİN .FINDIK YERİNE İMAL EDİLMİŞ ÜRÜN SATALIM.

.       TARIMSAL KALKINMANIN YAPI TAŞLARI ;    TARIMSAL KOOPERATİFLERİN VE BİRLİKLERİN İŞLEVİNİ ARTIRMAK GEREKİR.(Eğer ülkemizde kayıtlı bir tarım ,üretim planlaması yapmak istiyorsak bütün teşviklerin kooperatif ve birlikler kanalı ile olması gerekir)

.HEM ÜNİVERSİTENİN ,HEM TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜNÜN MASTER PLANLARINDA SAKARYADA TARIM VE HAYVANCILIK İLK SIRADA ALMASINA RAĞMEN MERALARIMIZ İÇLER ACISI,HİÇ BİR OLUMLU ÇALIŞMA YOK HERKES NASIL BAŞKA BİR AMAÇLA KULLANIRIZ PEŞİNDE HİÇ KİMSE UNUTMASIN MERALAR ÇİFTÇİNİN MALIDIR.Meralarımızın hem ülke düzeyinde hem Sakaryamızda alanı hızla düşmekterdir.

Mera yoksa ucuz sütte, etde yiyemeyiz.Mera alanlarımızı büyüteceğimize küçültüyoruz.böyle giderse kıymayı 50 Tl ye yemeye başlarsak kimse şaşırmasın.Çiftçi kardeşim Merana sahip çık.mera demek bedava yem demek,bedava para demek .

SAKARYAMIZI İLGİLENDİREN BÜYÜK BAŞ HAYVANCILIKTA POLİTİKAMIZI İYİ BELİRLEYELİM.

AİLE İŞLETMELERİNİ,ORTA ÖLÇEKİLİ

İŞLETMELERİ VE BÜYÜK İŞLETMELERİN ÇALIŞMA PROBLEMLERİNİ İYİ BELİRLEYİP UYGULAMAYA SOKALIM.

SÜT,YEM VE ET FİYATLARINDA OYNAMALAR BİZİ ZORA SOKMAKTADIR.DÜNYADA GIDA EN ÖNEMLİ BİR MESELEDİR DİYORUZ BİZDE HERNEDENSE HER SENE PROBLEM YAŞIYORUZ..

.SÜT: DIŞARDAN SÜT TOZU VE ,SÜT MAMÜLLERİNİN GÜMRÜK VERGİLERİNİ YÜKSELTİN,İÇ PİYASA ÇANLANSIN.

.DIŞARDAN  SIĞIR GETİRİLMESİNE SADECE ÜNÜVERSİTELERE SERBEST BIRAKILSIN.

Tarım Bakanlığın süte yaptığı son desteklerden dolayı teşekkür ederiz.

Okul sütü projesi iyi bir proje,aynı projeyi iaşesini verdiğimiz askerimizin,memurumuzun,işçimizin yemek menülerindede görmek istiyoruz.bütçeye ek yük  getirmeden çözülecektir.Sadece yemek menülerinde süt veya sütlü bir  ürün bulundurmak şartı getirilecek.

GÖKÇEÖREN DERDİMİZ;

36000 Da alan

En az 15000 Da alanda KONTROLLÜ TARIM  yapamıyoruz.Hem ülke kaybediyor,hem biz kaybediyoruz.Yıllardır uğraş veriyoruz ,en son 2011 yılında bölge muhtarları ile ortak imzalı DSİ ne bir dilelçemiz oldu hala sonuçlanmadı.Bize söylenenlerde fizibil olmadığı .Biz buna inanmıyoruz.Gelin bizi çağırın fizibiliteyi yapanlarla birlikte görüşelim diyoruz,bir türlü bir araya gelemedik.Bizim yaptığımız fizibilitede çok olumlu olduğunu anlattık.Hollandaya bakıyoruz deniz seviyesinin altında devamlı suyu boşaktmak kaydıyla tarım yapıyor fizibil oluyorda,bizde yılda ortalama 5 gün bile çalışmayacak su dezarj projesi sorun oluyor.Çünkü projeyi yapanlar konudan uzaklar.Sayın valimize durumu anlattık sağolsun burdan kendilerine teşekkür ederiz yakından ilgilendiler.DSİ bölge Md ile yaptıkları görüşmeler kanalların temizlenmesi ile olumlu sonuç verdi.Aynı çalışmayı dejarz projesi içinde bekliyoruz.Bunları yapmassak araziyi geç ekiyoruz hastalık problemleri ile karşılaşıyoruz.Ani yağmurlarda ekinlerimiz su altında kalıyor çürüyor zarar ediyoruz.

12 nisan gölde çekilen resimlerde büyük bir alanını su altında kaldığını resimledik.

Bu çalışmalarda Serdivan Belediye Başkanının Yapmış olduğu çalışmalar güzel ama yeterli gelmiyor.Kendileri Eskişehir DSİ bölge müdürlüğüne yaptığı ziyaret sonucu proje ile ilgili söz aldığını sonuçlandıracaklarını söylüyorlar .Kendilerine teşekkür ediyoruz.ve sonucu bekliyoruz.

DRANAJ KANALLARIMIZ

2015 yılında yağan yamurlar sonucu erenler ve arifiye bölgelerimizde arazide ürünlerimiz zarar gördü.Bölge muhtar arkadaşlarla birebir yaptığımız arazi üzerindeki çalışmalarımızı bir rapora döktük. İlgili belediyelere ilettik.Bölgede iyi bir çalışma oldu belediye başkanlarına çiftçim adına teşekkür ederim.Bize özellikle arayarak her gördüğünde memnuniyetini belirten, teşekkür eden Arifiye Belediye Başkanımız İsmail Karakullukçu arkadaşımıza  özellikle teşekkür ederim

GÖLET PROJELERİ HIZLA YAPILMAKTA BUNDAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ.YANLIZ BU PROJELER BİTİNCE VEYE BİTMEDEN SULAMA KOOPERATİFLERİN KURDULRULARAK ONLARA TESLİM EDİLMESİ GEREKİR.YOKSA ESKİSİ GİBİ HEDER OLURLAR.PROJELER BİTMEDEN TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ BU BÖLGELERDE EĞİTİM VE DEMASTRASYON ÇALIŞMLARININ ÇİFTÇİYE MUTLAKA GÖSTERİLMESİ GEREKİR. BENİM ÇİFTÇİMİN SUYU EKONOMİK KULLANMA BİLGİSİ YOK

Gölet ve sulama bölgelerinde rantı fazla olan ürün desenine geçilmesi gerekir.Bu konuda Tarım il müdürlüklerinden çalışma bekliyoruz.

.ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI’NIN 02.03.2011 TARİH VE 135 SAYILI ARICILIĞIN DESTEKLENMESİ YAZISIYLA BİRLİKTE ARICILIK VE BAL ÜRETİMİNİN DESTEKLENMESİ AMACIYLA ORMAN SAYILAN ALANLARDA ARICILIK İÇİN FAYDALI  TÜRLERİN DİKİLİP AĞAÇLANDIRILMASIYLA “BAL ÜRETİM ORMANLARI” KURULMASI ÇALIŞMALARININ HIZLANDIRILMASINI İSTİYORUZ.

TARSİM SİGORTASI:

Tarım ürünlerimizin sigortası için kurulmuş bir yapı.ancak çiftçimiz yeterli düzeyde faydalanamamaktadır.Tarım Bakanlığımız sağosun primin % 50 sini karşılamaktadır.ancak  primler yüksektir.Bilhassa hayvancılık primleri.Gördüğümüz zararlarda eksper çalışmaları poliçede olmayan kriterler öne sunularak ödeme yapılmamaktadır.Bu kriterlerle çiftçimiz sigorta yaptırmamaktadır.Derhal belirlenen eksiklikler gözden geçirilerek kriterler  yeniden belirlenmelidir.

.EĞİTİM PROJEMİZ: DERNEKKIRI MERALARIMIZDA 250 DA KISIMDA UYGULAMALI BİR EĞİTİM MERKEZİ  YAPMAK İSTİYORUZ.EĞİTİM MERKEZİMİZ HEM TEKNİK ELEMAN ,HEM ÇİFTÇİ,HEM ARA ELEMAN YETİŞTİRİLMESİNDE KULLANILACAK DÜZEYDE OLMASINI SAĞLIYACAĞIZ.Ünüversitelerimize tarım ile ilgili yüksek okul öğrencileri içinde bir eğitim merkezi olmasını istiyoruz.

BİLGİ ,BECERİ YOKSA GELİŞMEMİZ HAYAL OLACAK.

2008-2009 yılları Ekonomik  Krizinde 1.000.000 aile köylere döndü.Ekonomide hem kriz absorme özelliğin olacak,ama ayakta kalabilmen için yeteri desteği göremiyeceksin,bu  bizi derinden üzmektedir.

İSTİŞARE;

Buradan sesleniyorum siyasi arkadaşlara,belediye başkanlarına,kamu kurumlarına,çiftçi kuruluşlarına,STK lara,çiftçilerime birbirimize danışmadığımız sürece,birbirimizi dinlemediğimiz sürece,bilgi akışında bulunmadığımız sürece başarılı olamayız.Yanlış yaparız.

Peygamberimiz Hz Muhamet SAV boşuna  birbirinizle istişare edin dememiş

DÜN ÜRETİM YAPTIĞI İÇİN  ŞEKER KURULUNCA VERİLEN CEZANIN YARGITAYCA ONANMASINDAN CEZA ALAN PANCAR ÇİFTÇİMİZİN YANINDAYIZ.ÜRETENE CEZA DEĞİL ÖDÜL VERİN

EKONOMİNİN TEMELİ TARIMDIR

AYNI GEMİNİN İÇİNDE OLDUĞUMUZU UNUTMAYALIM

BİZE BİR ADIM GELENE KOŞARAK GİDERİZ

BİZ ÜRETEMESSEK TÜRKİYE AÇ KALIR

YA AÇ KALIRSAK

BİRİMİZ HEPİMİZ HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN

Günümüze kartıldığınız için herkese teşekkür ederim.

Gününüz hayırlı olsun

14mayıs 14mayıs1 14mayıs3 14mayıs4 14mayıs5 14mayıs6 14mayıs7 14mayıs8 14mayıs9 14mayıs10 14mayıs11 14mayıs12 14mayıs13 14mayıs14 14mayıs17 14mayıs18 14mayıs19 14mayıs20 14mayıs21 14mayıs22 14mayıs23 14mayıs30 14mayıs31 14mayıs32 14mayıs33 14mayıs34 14mayıs35 14mayıs36 14mayıs38 14mayıs40

Fatma KILINÇER’den Gençlik Merkezi ziyareti

Fatma KILINÇER’den Gençlik Merkezi ziyareti

Sakarya Engelliler ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma KILINÇER, Sakarya Gençlik Merkezi Müdürü Ali İhsan Çokan’ı makamında ziyaret etti.

Sakarya Engelliler ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma KILINÇER, Yönetim Kurulu Üyeleri  Melehat Üzgün Çakır,Fehmi DUMAN  İle birlikte Sakarya Gençlik Merkezi Müdürü Ali İhsan Çokan’ı makamında ziyaret ederek Gençlik Merkezinin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Sakarya Gençlik Merkezi Müdür Ali İhsan Çokan ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdikten sonra çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Ali İhsan Çokan ” “Engelli vatandaşlara saygı, onlara yaşama sevinci verir. Özellikle bu yüzden biz gençlik merkezi ailesi olarak engelli kardeşlerimizi sadece engelliler gününde ziyaret etmiyoruz. Onların kapılarının bize her daim açık olduğunu bilip sene içinde elimizden geldiğince sık ziyaret ediyoruz. Çünkü engelli vatandaşlarımız sadece engelliler gününde engelli olmuyorlar. Ayrıca bu ziyaret gençlerimiz için de yararlı olmaktadır. Gençler hem dinimizin emri iyilik yapmayı hem de ziyaretlerde bulunmayı hatırlıyorlar. Ayrıca hayatlarına çıkan büyük, küçük engelleri nasıl aşmaları gerektiğini kendi gözleri ile görmüş oluyorlar. Gençlerimize yönelik çalışmalarda bulunuyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığımıza bağlı olarak gençlerimizin sosyal ve kültürel alanda aktif olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Gençlerimizin ülkemizin geleceği olduğunu bilerek, gençlerimiz için çalışıyoruz” dedi.

 Sakarya Engelliler ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma KILINÇER  “Gençliğe yönelik olarak bu tür çalışmaların olması, gençlerimizin; Sosyal ve kültürel anlamda bir arada olması, birlikte hareket etmeyi öğrenmesi ve spora teşvik edilmesinin sağlanması sevindirici. Engellilerin toplumdaki varlıklarını kabul etmek ve bunların hayatlarını kolay şekilde devam ettirebilmelerini sağlamak hükümetlerin ve mahalli idarelerin görevleridir. Belki engellilerin bir bölümü eğitilerek mevcut ortama uyum göstermeleri sağlanabilir. Ama eğitim almayanların vaziyeti çok daha zordur. Bu yüzden yerel idarelerin ve alakalı kuruluşların bu konuda kimi tedbirler alması ve ihtiyaç duyulan çözüm yollarını bulması gerekir. Ama şurası unutulmamalıdır ki; alınacak olan bu tedbirlerdeki emel; onların hayatlarını kolaylaştırmak, tehlikelerden ve zarar görmelerinden, başkasına muhtaç olmadan, özgürce diledikleri hayatı yaşamalarını sağlamanın yanı sıra topluma yararlı, üretken ve bağımsız fertler haline gelmelerini sağlamaktır. Bu yüzden şehir tasarımlamaları yapılırken engelliler göz ardı edilmemelidirler. Tedbirlerin alınması için vilayet veyahut kaymakamlık, belediye başkanlığı, trafik müdürlüğü, kara yolları müdürlüğü, deniz işletmeleri ve demiryolları işletmelerine hem ayrı ayrı görevler düşmekte hem de koordineli bir şekilde çalışmaları gerekmektedir.

Ülkemizde duyma engelli fertlerin en büyük problemi ileşitimdir. Duyma engelliler hastanelerde doktorlara dertlerini anlatamıyor. Mahkemelerde haklarını müdafaa edemiyor. Veya resmi bir işlem için gittikleri kamu kurum ve kuruluşlarında işlerini bitiremiyor. Ve mesele üzerine sorun yaşıyorlar. İletişim ile ilgili duyma engelli fertlere yardımcı olabilecek tercüman ya bulunamıyor yada çok yüksek fiyat karşılığında bunu sağlayabiliyorlar.

Ağaçların , elektrik direklerinin, trafik levhalarının dikilmesinde belirli bir standart getirilmelidir. Bunların dikilmesi görme engellilerin ve ortopedik engellilerin yürümelerine mani olacak şekilde olmamalıdır alınması gereken önlemler

Bunlar yol tarafındaki kaldırım kenarına aynı aralıklarla ve aynı hizada dikilmelidir. Öyle ki görme özürlü bir kişi hangi kaldırıma çıkarsa çıksın karşısına çıkacak olan bu engellerin hep aynı olduğunu bilmeli ve ona göre hareket etmelidir. Eğer kaldırımın ortasına dikilmesi gerekiyorsa, kaldırımın yol tarafındaki kenarında bir kişinin ya da tekerlekli bir sandalyenin geçebileceği kadar boşluk bırakılmalıdır. Bebek arabası taşıyanların da aynı sıkıntıyı yaşadıkları unutulmamalıdır.

Ağaçların alt dalları görme engellinin kafasına çarpmaması için kesilmelidir.

Ağaç gövdelerinin çevresi geniş çemberlerle çevrilmelidir.

Trafik levhaları görme engellilerin kafasına çarpacak şekilde alçak dikilmemelidir.

Araçların çıkışını engellemek için kaldırım kenarlarına dikilen beton mantarlar, çok kısa olduğundan görme engellilerin ayağının takılıp düşmesine yol açmaktadır. Eğer dikilmesi gerekiyorsa bunlar daha sık ( bir tekerlekli sandalye sığacak aralıklarla) ve olası mevki yol kenarına yakın dikilmelidir.

Esnafın kaldırımlarda mallarını sergilemesine mutlaka müsaade edilmemeli ve bunu önleyici önlemler alınmalıdır.

Araçların kaldırımlara park yapmaları kesinlikle önlenmeli ve bunun için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Su birikintilerini engellemek ve yürüyüşü kolaylaştırmak için kaldırımlardaki çukurlar,bozukluklar giderilmelidir. Kaldırım yüzeyinin düz olmasına dikkat edilmelidir.

Kaldırımlarda bodrum kat girişi yada merdiven boşlukları bulunmamalıdır. Zaruri ise bunların bulunduğu bölümlerin çevresi demir parmaklıklarla çevrilmelidir.

Dış kenarı boş veya derin olan kaldırım (yada kaldırımın olmadığı yollarda), bu kenara duvar yada parmaklıklar yapılmalıdır.

Kaldırım olmayan yerlerde eğer araçların yollara park yapması mecburi ise yüzde yüz ters park yaptırılmamalıdır. Görme engelliler araçların ters park yapılmasından dolayı bilhassa kamyon, kamyonet gibi yüksek araçları bastonlarıyla fark edemediklerinden kafalarını çarpmaktadırlar.

Bütün trafik ışıklarına sesli sinyalizasyon takılmalıdır. Bilhassa trafiğin yoğun , nüfusun kalabalık olduğu yerlerde ses sinyalizasyonu kesinlikle bulundurulmalıdır.

Yol, kaldırım, kanalizasyon, telefon ve elektrik gibi yapım çalışmalarında kesinlikle görme engellilerin fark edebileceği şekilde barikatlar yapılmalı, yapım çalışması biter bitmez çukurların üzeri kapatılıp düzeltilmelidir. Bu gibi yerlerde engellilere yardımcı olunması için ikazcı levhalar bulunmalıdır.

Geniş kaldırımlarda görme engellilerin izleyerek yürüyebileceği değişik tabanlar olmalıdır. Ayrı olarak yaya geçitlerinin ve alt/üst geçit girişlerinin tabanı değişik döşenmelidir. Bu taban görme engelliyi alt/üst geçit merdivenlerine götürebilmelidir.

Belediye otobüslerinde:

Durma düğmeleri bedensel engelli, kısa boylular ve çocuklar için mutlaka aşağılarda ve oturma yerlerine yakın yerlerde olmalıdır.

Otobüs ve minibüslerdeki koltukların dizilişinde tek yada en fazla iki çeşit standart getirilmelidir.

Otobüsün hangi durağa geldiği ve sonraki durağın hangisi olduğu anonsla duyurulmalıdır.
Giriş kapılarına sesli sinyalizasyon konulması görme engellinin otobüse kolay binmesini ve inmesini sağlayacaktır.

Otobüs Durakları görme engellilerin bastonlarıyla ve ayaklarıyla hissedebilecekleri şekilde zemini kaldırımdan farklı olmalıdır.

Tren, tramvay ve metroda görme engellinin, bineceği kapıyı kolayca bulabilmesi için kapılara sesli sinyalizasyon yapılmalıdır. Ya da aracın belirli bir yerde durması sağlanarak açılan kapıya kadar olan bölümde zemin farklı olmalıdır.

Metroda sarı çizgi bastonla tanınabilecek şekilde tırtırlı ve 55-60 santimetre genişliğinde tutulmalıdır.

Vapurlarda yolcuların inip-binme yerlerinin her iki tarafına sesli sinyalizasyon konulmalıdır.

Bütün bunlarla beraber trafik görevlileri, yol ve kaldırım yapım ve onarımında çalışanlar, vapur, metro, tren, belediye otobüsü çalışanları ile konuyla alakalı herkesin sık sık engellilerle alakalı eğitim seminerlerine katılmaları sağlanmalıdır.

En ehemmiyetlisi toplumun engellilere karşı davranışları ile ilgili bilgilendirme proğramları hazırlanmalı ve televizyon, gazete ve broşürler aracılığıyla yayınlanmalıdır.”

Sakarya Gençlik Merkezinin  hazırladığı  Projelerde  Aktif  rol almak istediklerini  belirten Sakarya Engelliler ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma KILINÇER”İşitme  engellileri için hazırlanan Proje  ve  bundan sonra  engellilere  yönelik  yapılacak projelere  hem  gönüllü  hemde   aktif çalışma  yapmak istiyoruz.Bu  güzel çalışmaları  yapan kurumunuza  teşekkür  ederim”dedi.

SAM_2965 SAM_2966 SAM_2967 SAM_2968 SAM_2969