kategori Arşivleri: STK

Mahmut Arslan"Taşeron İşçilikle Mücadelenin Sahibi Biziz"

Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, 6 Ekim 2017 tarihinde Konfederasyonuna bağlı Hizmet-İş Sendikasının  Nevşehir Kozaklı’da gerçekleştirilen eğitim seminerine katıldı.

Eğitim seminerine Genel Başkan Mahmut Arslan’ın yanı sıra, Kozaklı Belediye Başkanı Celalettin Güven ve Hizmet-İş Sendikasının yönetim kurulu üyeleri, şube başkanları ve uzmanlar katıldı.

 “Mensuplarımıza Yeni Değerler ve Bakış Açıları Kazandırmak İstiyoruz”

Eğitim seminerine katılarak katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Genel Başkan Mahmut Arslan, “Hizmet-İş Sendikası olarak, ülkemizin önemli bir emek örgütü olarak, kimliğimizi, dünyaya nasıl baktığımızı eğitim programlarımızda vermeye çalışıyoruz. Ayrıca teknik bilgiler, hukuki bilgiler veriyoruz. Biz klasik bir sendikacılık yapmıyoruz. Mensuplarımıza yeni değerler, bakış açıları kazandırmak istiyoruz. Sendikacılığın geçmişte oluşan olumsuz imajını düzeltmeye çalışıyoruz. Biz, arkadaşlarımızın bize verdiği temsil vekaletine layık olmak için sorumlulukla hareket etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“15 Temmuz’da Türkiye Düşseydi, Yeryüzünün Son Kalesi Düşecekti”

Türkiye 15 Temmuzda büyük bir badire atlattığını hatırlatan Arslan, “15 Temmuz’da Türkiye düşseydi, yeryüzünün son kalesi düşecekti. Dünyanın bütün mazlumları Türkiye için o gece dua etmişlerdi. Türkiye Türkiye’den çok büyük. Bize umudunu bağlayan büyük topluluklar var. Biz bir imparatorluğun bakiyesiyiz. O coğrafyalarda yaşayanlar hala bizden yardım bekliyor. Her beraber, dili, rengi, etnik kimliği ne olursa olsun bir arada yaşadık ve yaşamaya mecburuz” şeklinde konuştu. 

“ILO’da Ortak Bildirimiz Kabul Edildi”

2-5 Ekim tarihlerinde ILO’nun her 4 yılda bir yapılan İstanbul’daki bölge toplantısında bulunduklarını anlatan Arslan, “Ortak bildirimiz ILO’da kabul edildi. Kritik bir toplantıydı, bize yakışan bir biçimde sonlandırılmış oldu.  Sayın Başbakanımız ve Çalışma Bakanımızın da katılımıyla gerçekleştirildi” ifadelerini kullandı.

“Taşeron İşçilerimizin Önemli Haklara Sahip Olmasının Önünü Açtık”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile 10 yıl birlikte çalıştıklarını belirten Arslan, “Jülide Sarıeroğlu’nun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına layık görülmesi bizim için büyük bir onur olmuştur. HAK-İŞ değerleriyle sendikacılık yapmış bir mesai arkadaşımızdır. Genç yaşta bakan olması bizi gururlandırmıştır. Taşeron gerçeğini çok iyi bilmektedir. Bu görevini hakkıyla yerine getirmeye çalışmaktadır. Biz, artık taşeron sorununun çözülmesini istiyoruz. 2014 Temmuz ayında çıkan 6552 sayılı kanunun çıkmasına büyük katkı verdik. Taşeron işçilerimizin önemli haklara sahip olmasının önünü açtık. İnşallah yeni dönemde, bu hükümet döneminde bu konunun çözüleceğini umut ediyoruz. Sayın Bakanımızın sendikal dünyadan gelmiş olması, taşeron mücadelesinin içinde olması, bizim işimizi kolaylaştıracaktır diye düşünüyorum. Bir hükümet üyesi de olsa, tabii ki emek hareketinin içerisinden gelmesi, sizin meselelerinizi yakından bildiği için sizden yana çaba sarf edeceğinden kuşkumuz yoktur. Biz her türlü katkıyı vermeye hazırız” dedi.

“Taşeron İşçilikle Mücadelenin Sahibi Biziz”

Taşeron işçiliğin Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında olduğunu söyleyen Arslan, “Bütün kamu hizmetleri, belediyeler başta olmak üzere personel ihtiyacını hizmet alımıyla yapmaktadır. Bu sorunu artık ortadan kaldırmak zorundayız. Mademki kamu işi yapıyoruz, o halde taşeronu aradan çıkardığımızda bu arkadaşlarımız doğrudan kamu hizmeti yapan kamu çalışanı olması gerekiyor. Biz bunları anlatmaya çalışıyoruz. Biz taşeron gerçeğini doğru bir şekilde analiz eder ve ortak bir noktada anlaşırsak, hem hizmet kalitesi artacak, verimlilik artacak, herkes kazanacaktır. Böyle bir modeli oluşturmak zorundayız. Biz bu yönde yol gösterici olduk ve olmaya devam edeceğiz. Hükümetin çalışmasının sonuçlanmasını bekliyoruz. Umudumuzu kaybetmiyoruz. 2014 yılı 24 Ocak’ta Ankara’da 6000 taşeron işçisinin katıldığı büyük bir kampanya başlatmıştık. O gün yola çıkarken dedik ki: Biz Taşeron işçiliğini Türkiye’nin gerçeği haline getireceğiz ve getirdik. Büyük mesafeler aldık. HAK-İŞ’in 350 bin civarında taşeron üyesi var. Bu işin sahibi biziz. Bu gerçeğin mücadelesi de öncülüğü de bize düşüyor. Hakkaniyetli bir çözüm için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Biz hem ülkemiz için hem de İnsanlık için uğraşıyoruz. Allah yar ve yardımcımız olsun” ifadelerine yer verdi.

“Sendikayı Sadece Hak Alma Olarak Değil, Hizmetle Birleşme Olarak Görmek Lazım”

Kozaklı Belediye Başkanı Celalettin Güven de yaptığı konuşmada, “Sendikalar çok önemli. Sendikayı sadece hak alma olarak değil, hizmetle birleşme olarak görmek lazım. Karşılıklı fedakârlıklarda bulunarak, imkanlar ölçüsünde kaynaklarımızı dağıtacağız. Başarı birlikte gelen bir şeydir. Bu ülke bizim. Ülkemizin kıymetlerini takdir edelim, hep birlikte sahip çıkalım” diye konuştu.

Seminer kapsamında Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Danışmanı Yahya Düzenli, Hukuk Müşaviri Oğuz Aksoy sunum yaptılar.

Hizmet-İş sendikası Başkanlar Kurulu Toplantısı Sonuç Bildirgesi

2017 Yılı 2. Başkanlar Kurulu Toplantısı Sonuç Bildirgesi

HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası 2017 yılı 2. Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, 21-24  Eylül 2017 tarihlerinde Van’da toplanmıştır.

                Toplantıya; Genel Yönetim Kurulu, Genel Denetleme Kurulu, Genel Disiplin Kurulu, Profesyonel Şube Başkan ve Yöneticileri, İl Başkanları, Komitelerimizin Başkanları, Genel Merkez Uzmanlarımız katılmıştır.

                Başkanlar Kurulumuz; “Ülkemizin içerisinde bulunduğu siyasî-sosyal ve ekonomik durum, Çalışma Hayatının sorunları ile ilgili yaşanan son gelişmeleri” ve teşkilatımızın konumunu değerlendirmiş ve sonuçlar halinde aşağıdaki hususlara vurgu yapmıştır.

                Başkanlar Kurulumuzu Doğu Anadolu’muzun güzide şehirlerden birisi olan Van’da yapmamız sendikamız için önemlidir. Çünkü; 23 Ekim 2011 depremiyle sarsılan Van, bir taraftan da terörden en çok etkilenen şehirlerimizden birisidir. Hızla depremin ve terörün yaralarını sarmaya başladığını müşahede ettiğimiz Van’ın her alanda yeniden bölgemizin cazibe merkezi olmasını önemsiyoruz.

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası; Türk Sendikal hayatında tarih ve medeniyet eksenli emek ve alın teri mücadelesinde 39 yıllık bilgi, birikim ve deneyimle onurlu bir tarihe sahiptir.  Bu eksende, Sendikal mücadelede yerli temeller üzerinde “yeni değerler” üretmek için mücadelesini sürdüreceğinin altını çizmektedir.

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ; Sendikal mücadeleyi yeniden medeniyet inşasının önemli bir aracı kabul ederek erdemli bir sendikal inşa için daha ileri adımlar atma sorumluluğu ve duyarlılığını devam ettirmektedir.

                TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK İŞÇİ SENDİKASI…

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca en son yayınlanan (Temmuz 2017) istatistiklerde 206 bin 592 üyesiyle Genel İşler İşkolunun ve Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olmuştur.

                HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası; kurulduğu 1979 yılından bu güne her an yenilediği heyecan ve enerjisi, edindiği bilgi, deneyim ve birikimle temellerini tahkim ederek emekçilerin umudu olmuştur.

                Ülkemizin en büyük işçi sendikası konumuna gelmek, büyük bir onur olduğu gibi, bize daha büyük sorumluluklar da yüklemektedir. Yeni ve daha ileri hedeflere doğru birlik- bütünlük ve kararlılık içerisinde yürümeye, örgütlenmemizi hız kesmeden sürdürmeye devam edeceğiz.

                TAŞERONLUK SİSTEMİNDEN VAZGEÇİLEREK TÜM TAŞERON İŞÇİLERE KADRO VERİLMELİDİR.

                Uzun süredir çalışma hayatının kronik bir problemi haline gelen ve kangrene dönüşen ve halen endişeli bir bekleme sürecine giren Taşeron İşçilik sorunu acilen çözülmelidir.

                Taşeron İşçiliğinin ortadan kaldırılacağına dair 2016 Mart ayında Hükümet tarafından yapılan açıklamanın ardından ÖZEL SÖZLEŞMELİ PERSONEL (ÖSP) adı altında düşünülen düzenleme beklentilerimizi karşılamamıştır. Aksine işçilerin uzun mücadeleler sonucunda elde etmiş oldukları Toplu Pazarlık ve diğer bazı haklarını ortadan kaldırılacağı yönünde endişelerimizi artırmıştır. Bu konuda başta Başbakanlık ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili bakanlık ve kuruluşlara itiraz ve önerilerimizi yazılı olarak ilettik ve iletmeye devam ediyoruz.

                Talebimiz; Taşeron işçilikte gelinen aşamanın bir an önce belirginleşmesi ve bu sorunun kalıcı olarak TÜM TAŞERON İŞÇİLERİ KAPSAYICI BİR BİÇİMDE ÇÖZÜMLENMESİ için; hiçbir ayrım yapılmadan Kamudaki tüm taşeron çalışanlar KADROLU İŞÇİ OLARAK istihdam edilmelidir.

                Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız ’ın 17 Eylül 2017’de yaptığı “Taşeron işçilikle ilgili çalışmalarımızı yılbaşından önce sonuçlandıracağız” açıklamasını olumlu karşılıyor, yapılacak düzenlemenin taşeron işçiler ve sendikamızın talep ve itirazları dikkate alınarak hazırlanması talebimizi tekrar ediyoruz.

                KIDEM TAZMİNATINDA ADİL BİR SİSTEM HAYATA GEÇİRİLMELİDİR.

                HİZMET-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu olarak, Çalışma Hayatının temel konularından birisi olan ve sürekli kamuoyunun gündeminde tutulan kıdem tazminatı mevzuatında;

                Var olan kıdem tazminatı sistemine ilişkin sorunların giderilmesi, bu sorunların bir daha yaşanmayacağı şekilde mevzuatın daha da güçlendirilmesi ve kazanılmış hakların korunarak bütün çalışanların kıdem tazminatı alabileceği bir sistem hayata geçirilmelidir.

                Yapılacak düzenlemelerde, istihdamın artırılması, istisnasız her bir çalışanı güvence altına alacak, haksızlıkların, adaletsizliklerin yaşanmayacağı sürdürülebilir bir sistem hayata geçirilmelidir.

                Çalışanları sürekli tedirgin eden bu temel konu, bu önerilerimiz dikkate alınarak kamuoyunun gündeminden çıkarılmalıdır.

                BÜYÜME VE İSTİHDAM

                Dünyadaki küresel ekonomik daralmaya rağmen, dönemsel olarak büyümesini sürdüren Türkiye Ekonomisi 2017 yılının ikinci çeyreğinde 5,1 oranında büyümüştür. Bu büyümeyi olumlu karşılıyoruz. Ancak işsizlik hâlâ % 10’larda seyretmektedir. Ekonomideki büyümenin istihdama yansıyarak, (diğer sorunları tetikleyici bir kronik sorun olan) işsizliğin bir an önce sürdürülebilir düzeye indirilmesi, diğer toplumsal sorunların çözümlenmesine yönelik bir gelişme olacaktır.

                BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZ ÜLKEMİZİN TEMİNATIDIR.

                Türkiye önemli bir tarihî süreçten geçmektedir. Son yıllarda her alanda gerçekleştirdiği atılımlar ve uluslararası güç dengeleri içerisinde attığı adımlarla, bölgesinde belirleyici bir güç ve uluslararası arenada da tavır ortaya koyan bir ülke durumuna gelmiştir. Mazlum halkların umudu olmuştur. Buna karşı küresel güçler ve maşa olarak kullandıkları terör örgütleriyle, ülkemizin huzuru, bütünlüğü ve güvenliğine karşı harekete geçmişlerdir. Bu girişimlere karşı; ülkemizin istiklal ve istikbali, millet ve devletimizin bekası için, tıpkı 15 Temmuz 2016 gecesi olduğu gibi millet olarak hep birlikte mücadele etmeliyiz. İnanıyoruz ki; bu irade ve dayanışma ruhu tüm uluslararası saldırıları bertaraf edecektir.

                15 TEMMUZ İHANETİNİ UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ.

                Ülkemiz ve tüm emekçiler, 15 Temmuz 2016 gecesi TSK içinde yuvalanan üniformalı bir gurup FETÖ’cü hainin ve işbirlikçilerinin ihanetini asla unutmayacaktır. Sendikamız HAK-İŞ/HİZMET-İŞ, bu uğurda şehid ve gaziler vermiştir. Bir kez daha şehitlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet, gazilerimize şifalar ve hayırlı ömürler diliyoruz.

                Bu kanlı darbe ve işgal girişimini bir kez daha lanetliyor ve FETÖ terör örgütünün tüm mensuplarına hukuk içerisinde gereken en ağır cezanın bir an önce verilmesini, ülkemizin bekası, demokrasisi ve geleceği adına önemli görüyoruz.

                TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜNÜ LANETLİYORUZ.

                HİZMET-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu olarak, ülkemizin barış, huzur ve istikrarına yönelik terörün bir an önce son bulmasını istiyoruz. Terörle mücadelede daha etkin ve güçlü tedbirlerin uygulamaya konulduğuna ve konulacağına inanıyor ve operasyonlarını destekliyoruz. Şehit olan güvenlik güçlerimize ve hayatını kaybeden sivil vatandaşlarımıza Cenab-ı Haktan rahmet, milletimize başsağlığı, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.

                Türkiye’nin; tüm milletimizin istikrar içerisinde, huzur, barış ve güven ortamında yaşadığı bir barış adası olması için üzerimize düşen her türlü görevi yerine getirmeye devam edeceğiz.

                SURİYE VE IRAK’TA YAŞANANLAR

                Ülkemizin sınır komşularıyla olan ilişiklerini yakından ve ilgi ile takip ediyoruz. Özellikle Suriye-Irak hattında yaşanan gelişmeler ve Suriye’de devam eden iç savaş nedeniyle Türkiye’nin kayıtsız kalamayacağı bir süreç devam etmektedir. Bu bağlamda, gerek diplomatik ve gerekse Silahlı Kuvvetlerimizin girişim ve harekâtları yerinde ve gereklidir. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak, bir an önce istikrara kavuşması için uluslararası güçler bölgeyi terk etmelidir. Suriye halkı kendi geleceğini kendi vereceği kararla belirlemelidir.

                Irak’ın toprak bütünlüğünü ve bölgenin huzur ve istikrarını ihlal edecek olan ve Uluslararası bir oyunun parçası olarak gündeme taşınan sözde referanduma yönelik gelişmeleri kaygı ile izliyoruz. Tarihî tecrübe, toplumların önünü aydınlatan en önemli yol göstericidir. Bu bağlamda, sorumluluk sahipleri tarihten ders almalı ve yeni trajedilere yol açabilecek yaklaşımlardan kaçınmalıdırlar.

                Avrupa’nın insan haklarını yok sayan çifte standartlarına rağmen 4,5 milyonu aşan Suriyeli mülteciyi insanî ve tarihî sorumluluğundan kaynaklanan gerekçelerle kabul eden ülkemizin, bu mültecilerin çalışma hayatına entegrasyonunda yaşanması muhtemel sorunlara ve özellikle de konunun istismarının önlenmesine yönelik gerekli tedbirler alınmalıdır.

                Ülkemizde, bölgemizde ve küremizde bize ihtiyaç duyan mazlum ve mağdurların sesi olmaya devam edeceğiz.

                ARAKAN MÜSLÜMANLARINA YÖNELİK KATLİAMLAR..

                Myanmar Yönetimince Arakan’lı Müslümanlara yönelik korkunç bir katliam ve soykırım uygulanmaktadır. Tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu insanlık dışı katliamlar giderek daha da trajik bir hal almaktadır.

                Başta BM olmak üzere, tüm Uluslararası kuruluşlar, yüzyılın en büyük utançlarından olan Arakan Müslümanlarına yapılanlar karşısında sadece seyretmektedir. Çaresizlik içerisinde evlerini terk ederek, açlık ve sağlıksız şartlarda Bangladeş’e sığınmaya çalışan yüzbinlerce çocuk, kadın, yaşlı insan tabloları karşısında, maalesef uluslararası toplum sessiz kalmakta ve görmezlikten gelmektedir.

                Bu konuda Türkiye, her zaman olduğu gibi Dünyayı harekete geçirmek için inisiyatif almış ve gereken her türlü destek ve yardım konusunda seferber olmuştur. Trajediyi dünya gündemine taşımıştır. Myanmar yönetiminin bu sistematik saldırı ve soykırımlarını lanetliyor ve Arakan Müslümanlarına her türlü yardım ve desteği sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.

                Ayrıca Filistin, Doğu Türkistan ve dünyanın diğer bölgelerinde yaşanan savaş, soykırım ve katliamların bir an önce sona ermesi için tüm Uluslararası kuruluşlar ve Sivil Toplum Örgütleri harekete geçmelidir.

                Tüm halklar din, dil, etnik köken ayrımı yapılmadan kendi topraklarında bağımsız ve özgür bir biçimde yaşamaları temel bir insanlık hakkıdır. Yaşam hakkına yönelik her türlü saldırı ve ihlaller insanlık suçudur.

                İNSAN KAYNAĞIMIZ VE MORAL DEĞERLER

                Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olmamız; teşkilatımızın hep birlikte özverili mücadelesiyle gerçekleşmiştir. Bu anlayışla diyoruz ki; siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlara çözüm aranırken; beşeri sermayemiz olan insanımızın kültürel ve moral değerlerinin de ihmal edilmemesi, değerler dünyamızın tahkim edilmesi önem arz etmektedir.

                En büyük sendika olmamızdaki başarımızın önemli bir nedeni; kendi yerli köklerimizden beslenmemiz ve bu yönde bir sendikal anlayışla hareket ederek farklı ve özgün bir bakış açısı ortaya koymamızdır.

                Bu anlayışla; Sendikamızı daha ileri başarılara taşıyacak kadroların/insan gücümüzün her türlü sosyal/kültürel/ekonomik donanımını gerçekleştirdik, büyüme ivmemizle orantılı olarak daha da geliştireceğiz.

                Sonuç olarak;

                HİZMET-İŞ Sendikası Genişletilmiş Başkanlar Kurulu; Türkiye’nin en büyük işçi sendikası misyonuyla Türk Sendikal hayatında 39 yılı geride bırakırken; üzerimizdeki yükün ağırlığının idrakinde olarak, “önce insan önce emek” bilinciyle Yerli ve Uluslararası emek hareketine katkı yapmaya devam edeceğimizi tekrarlıyoruz.

                Daha ileri hedeflere doğru gene aynı heyecan, birlik ve bütünlük ruhuyla mücadele edeceğimizin altını çiziyoruz.

                Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

                               HİZMET-İŞ SENDİKASI BAŞKANLAR KURULU

VAN ŞUBE BAŞKANIMIZ ABDULLAH EFEOĞLU VAN’IN EN İYİ SENDİKACISI SEÇİLDİ

Ödül töreninde Van Şube Başkanımız Abdullah Efeoğlu da Van’ın en iyi sendikacısı seçildi. Efeoğlu yaptığı kısa konuşmada ödüle layık gördükleri için teşekkür etti.

KESK’in yeni yönetimi belirlendi

KESK’in 3 gün süren 9’uncu Olağan Kongresi’nde yeni yönetim belirlendi.  

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 3 gün süren 9’uncu Olağan Kongresi sona erdi. The Green Park Otel’de gerçekleştirilen genel kurulun son günkü gündem başlığı tamamen seçimlerdi. 500 delegenin bulunduğu listeden 443 delege oy kullandı. Oyların 429’u geçerli sayıldı. 

Açıklanan sonuçlara göre; 9 kişinin aday olduğu Merkez Yürütme Kurulu’na Elif Çuhadar, Mehmet Bozgeyik, Gülistan Atasoy Tekdemir, Ramazan Gürbüz, Aysun Gezen, Yusuf Şenol ve İlan Yiğit seçildi. 

Kurullara seçilen yönetim önümüzdeki günlerde mazbatalarını aldıktan sonra görev dağılımı yapacak.

TÜMSİAD Genel İstişare Kurulu Antalya’da Başladı

Türkiye’nin en aktif sanayici ve işadamları derneklerinin başında gelen TÜMSİAD, geleneksel olarak her sene düzenlediği Genel İstişare Kurulu’nun (GİK) 9.’ncusunu 26-29 Ocak 2017 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştiriyor. Wome Deluxe Otel’de düzenlenen kurulda TÜMSİAD üyeleri bir araya geldi. 2016 değerlendirmesinin yapıldığı ve 2017 stratejik planının görüşüleceği kurulda TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan açılış konuşmasında birlik, beraberlik çağrısında bulundu. Kurula TÜMSİAD Pakistan Başkanı Anees Iqbal ile TÜMSİAD Avrupa Başkanı Erol Ekerbiçer de katıldı.

12 bini aşan üyesiyle bulunan TÜMSİAD, ülke ekonomisini güçlendirmesi, uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesi, üretim ve verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmalarda bulunarak birçok başarılı çalışmaya imza attı. Büyük çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan kurum bünyesinde her iş kolundan üye bulunuyor. 2005 yılında kurulan TÜMSİAD, Türkiye’nin büyümesine eş zamanlı şekilde büyümeye devam ederken her ihtiyaca cevap verecek şekilde gelişen, ülkenin sorunlarına çözüm olma yolunda her türlü katkıyı vermeyi özümseyen ve gönüllülük esasıyla kurulmuş iş dünyasını temsil eden bir sivil toplum kuruluşu.

‘’MÜTEVAZI BİR ŞEKİLDE YOLA ÇIKTIK’’

TÜMSİAD 9.’ncu Genel İstişare Kurulu açılış konuşmasını yapan TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, çok kısa sürede büyük başarılara imza atan bir sivil toplum kuruluşu olduklarının altını çizdi. Doğan, 15 kişilik kurucu kadro ile mütevazı bir şekilde yola çıkan TÜMSİAD; bugün hepimizin gurur duyduğu herkesin bildiği kurumsal ve markalaşan bir sivil toplum kuruluşu olarak görev ifa etmektedir. Kuruluş felsefemiz olan milli ve manevi değerlerimizden taviz vermeden çoğunluğu KOBİ’lerden müteşekkil yeni ve büyük Türkiye hayalini kuran iş adamlarımızın buluşma noktası olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” dedi.

tum

‘’BATI DÜNYASI KÖTÜ BİR İMTİHAN VERİYOR’’

Doğan TÜMSİAD’ın yol haritasını da şöyle anlattı: ‘’Düzenlenecek çalıştaylar ile sektörlerin dinamiklerini ayrı ayrı tartışmalı, sadece problemleri değil, muhtemel çözüm önerilerini de gündeme getirmeliyiz. 7 milyar insana talip olma vizyonumuz ile teşkilat kurullarımızla çalışma başlatmalı ve ülkemizin en ücra köşelerine kadar ulaşmalıyız. Tüm sektörlerde ihracatımızı artıracak çalışmaları başlatmak zorundayız. Batı dünyası son yıllarda demokrasi, insan hak ve onurunun korunması, mağdur ve mazlumlarla dayanışma noktasında kötü bir imtihan vermekte. Bu oyunu bozacak, dünyadaki dengeleri değiştirecek, Yeni Türkiye’nin ayak sesleri her geçen gün hissedilmekte. Bu minvalde, yeni TÜMSİAD’ın rol ve önemi artmaktadır.”

YEDAM’ın Eyyübiye Hizmet Binası hizmete açıldı

Yeşilay’ın bağımlılara ve bağımlı yakınlarına ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti vermek üzere faaliyete geçirdiği YEDAM’ın Üsküdar ve Cerrahpaşa’daki merkezlerinin ardından Şanlıurfa/Eyyübiye’de de hizmet binası açıldı. Açılış, Emine Erdoğan, Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci ile iş, sanat ve spor dünyasından isimlerin katılımlarıyla gerçekleşen törenle yapıldı.

Alkol ve uyuşturucu bağımlılarına, bağımlılık riski taşıyanlara ve yakınlarına ücretsiz psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon desteği vermek amacıyla İstanbul’da iki merkeziyle hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nin (YEDAM) Şanlıurfa Eyyübiye Hizmet Binasının açılışı 6 Ocak’ta yoğun bir katılımla gerçekleşti.

Açılışa Emine Erdoğan, Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci ve il protokolünün yanı sıra Milli Rallici Burcu Çetinkaya Bucak, sanatçı Muazzez Ersoy, Mahmut Tuncer ve Ece Vahapoğlu katıldı.

YEDAM Eyyübiye Hizmet Binası açılış töreninde konuşma yapan Emine Erdoğan, “Ebeveyni ile sağlıklı ilişkisi olan, huzurlu bir aile ortamında büyüyen çocuklar, zararlı alışkanlıklara karşı da korunaklıdır. Onların hayatında, bağımlılıklara teslim olacak boşluklar yoktur” dedi.

“Türkiye için en değerli sermaye sağlıklı insan yetiştirmektir”

Konuşmasına terör saldırılarını kınayarak başlayan Erdoğan, bağımlılıklarla mücadele konusunda Yeşilay’ın çalışmalarını takdirle izlediklerini belirtti. Erdoğan konuşmasında, gençleri bağımlılıklara götüren yolun girilmesi çok kolay, ancak çıkılması çok zor bir yol olduğunu ve bağımlılıkların birbirini tetiklediğini söyledi. Gençleri bağımlılığa götüren tehditlerin vaktinde görülmediği takdirde, zararlı sonuçları ortadan kaldırmak için daha büyük bir mücadele vermek durumunda kalınacağını vurgulayan Erdoğan, ailenin önemine değinerek, “Ebeveyni ile sağlıklı ilişkisi olan, huzurlu bir aile ortamında büyüyen çocuklar, zararlı alışkanlıklara karşı da korunaklıdır. Onların hayatında, bağımlılıklara teslim olacak boşluklar yoktur. Çok boyutlu bir mücadele ile beden ve ruh sağlığı yerinde, sağlam şahsiyetli bireyler yetiştirmemiz büyük önem taşıyor. Bu anlamda Yeşilay’ın yaptığı çalışmaları takdirle izliyorum. Umut ediyorum ki açılışını yaptığımız YEDAM Eyyübiye Hizmet Binası diğer yerel yönetimler için de örnek bir uygulama olur ve diğer illerimizde de yeni YEDAM’lar açılır ” diye konuştu.

Bağımlılık tedavisinin en önemli kilit noktalarından birinin rehabilitasyon ve terapi süreci olduğunun altını çizen Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, YEDAM’la bir psikolojik danışmanlık, rehabilitasyon ve yönlendirme hizmet modelinin geliştirildiğini, bağımlılar ve bağımlı yakınları için bu modelin bir umut olduğunu ve kişiyle birlikte ailesinin de YEDAM’dan psikoterapi alarak bağımlılığın üstesinden birlikte gelmeye başladığını ve her zaman olduğu gibi bu konuda da Yeşilay’ın ülkemize çok büyük bir hizmette bulunduğunu ifade etti.

Öztürk, “Alkol ve uyuşturucu bağımlılarına, yakınlarına destek olmak ve bu konuda yönlendirme isteyen vatandaşlarımız için YEDAM kapsamında bir danışma hattı olan 444 79 75’i hayata geçirdik. Bağımlılara ve yakınlarına yüz yüze rehabilitasyon hizmeti vermek için Üsküdar ve Cerrahpaşa Hizmet Binalarından sonra Şanlıurfa’da bu merkezi açmaktan mutluluk duyuyoruz “ dedi.

yesliay1

YEDAM Türkiye geneline yayılacak

Uyuşturucu madde ve alkol bağımlılığı konusunda psiko-sosyal destek almak, bilgi sahibi olmak, doğru yönlendirilmek isteyen herkese, bağımlılara ve bağımlı yakınlarına profesyonel destek amacıyla kurulan YEDAM’ın, çok yoğun çalıştığını kaydeden Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, hattı en çok bağımlı yakınlarının aradığını kaydederek şunları söyledi:

YEDAM’da psikolojik danışmanlık hizmetinin yanı sıra yaptığımız işbirlikleriyle meslek sahibi yapma, kurslara katılarak bir uğraşı edinme gibi faaliyetlerle, bağımlılarımızı toplumsal hayata kazandırmaya başladık. Ailelerini de grup terapisi içine dahil ederek bağımlılığı birlikte yenmelerini, aile içi iletişimlerini kuvvetlendirmeyi ve onları doğru bilgilerle donanım sahibi yapmayı sağladık. Bu süre içerisinde 200’ün üzerinde danışanımıza YEDAM’da psikoterapi, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmeti verdik. Asıl sevindirici nokta ise pilot uygulama olarak değerlendirilecek bu süreçte yüzde 52 oranında bir devamlılık sağlamamız ve bu kişilerin hala temiz kalması. 6500 kişi ise, Danışma Hattımızı arayarak uzman psikologlarımızdan kendileri ve yakınları için hizmet aldı. Ve şimdi de bağımlılarımız ve yakınları için bir umut ışığı olan YEDAM’ın Eyyübiye Hizmet Binasının birlikte açılışını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bağımlılıkla mücadele anlayışı içinde, tedavi sonrasında danışmanlık hizmetlerinin verildiği ve sosyal hayata uyum açısından gerekli takibin yapıldığı merkezlerin kurulumuna ihtiyaç olduğunu anlatan Öztürk, yeni YEDAM’ların sayılarının artacağının bilgisini verdi. Başta İstanbul olmak üzere tüm illerde Bakanlık ve belediyelerin destekleriyle yaygınlaşması hedeflenen YEDAM’ların kurulması için görüşmeler içerisinde olduğunu belirten Öztürk, “Yeşilay’a her zaman büyük destek veren Emine Erdoğan hanımefendiye ve Esra Albayrak hanımefendiye, YEDAM Eyyübiye Hizmet Binasının açılmasını sağlayan Eyyübiye Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Ekinci’ye teşekkürlerimi sunuyorum. İnşallah diğer belediyelerimiz de Eyyübiye örneğinde olduğu gibi bu konuya gereken hassasiyeti göstereceklerdir” dedi.

Törende konuşan Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci ise bağımlılık büyük bir sorun olduğuna işaret ederek, “Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Bizler de alkol ve uyuşturucu bağımlılarına destek olacak, onları bulundukları o hayattan kurtarıp, yeniden hayata kazandıracak YEDAM’ı, Eyyübiye’de hizmete geçirmekten mutluyuz, Urfa’mıza hayırlı olsun” dedi.

İMO Örgütlenme Çalıştayı Sakarya`da Yapıldı

İMO Örgütlenme Çalıştayı Sakarya`da Yapıldı

İMO tarafından  örgütlenme çalıştayları devam ediyor , Sakarya  Çalıştayı  7 Ocak 2017  tarihinde, Sakarya`da Ramada Hotel’de  yapıldı.

İnşaat Mühendisliği  Sakarya  Çalıştayına Bursa-Eskişehir-Kocaeli-Sakarya Şubeleri katıldı.

İMO Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü GÜRPINAR “İnşaat Mühendisleri Odası tarafından ülkemizin sekiz bölgesinde düzenlenen İnşaat mühendisliği örgütlenme çalıştaylarının  amacı,topraklarının %90 nı deprem kuşağında bulunan ülkemizde can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren inşaat mühendisliği mesleğinin,meslek yasalarının,İnşaat Mühendisleri Odasının ve İnşaat Mühendislerinin sorunlarının tartışılması,çözüm önerilerinin oluşturulması ve  raporlanması amacına yöneliktir.

Ülkemiz sekiz ayrı bölgesinde gerçekleştirdiğimiz çalıştaylardan bir tanesi İnşaat Mühendisleri Odası Bursa-Eskişehir-Kocaeli ve Sakarya Şubelerinin ortak çalışmaları ve katılımı ile  bir  araya  geldik.Bölgesel çalıştaylarda hazırlanan  raporlar merkezi bir düzeyde yapılacak toplantı ile  birleştirilerek tek rapor haline getirildikten sonra İnşaat Mühendisliği  Mesleğinin İnşaat Mühendisleri Odasının ve İnşaat Mühendislerinin  sorunları ve  çözüm önerileri olarak ilgili kurum ve  kuruluşlara iletilecek,raporlarda belirtilen hususların çözümü konusunda gerekli çalışmalar yapılacaktır.”

Açılış Konuşmalarından  sonra 1.Oturumu İnşaat Mühendisleri Odası Onur Kurulu Üyesi Fercan YAVUZ  yönetti.1.Oturumda  İnşaat Mühendisleri Mesleğinin dünü,bugünü ve geleceği,Sivil Toplum Ürgütü-Meslek Örgütü Özellikleri ve  Sivil Toplum örgütleri ve ilişkiler.Mesleki Yasalar. 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık yasası.6235 sayılı TMMOB yasası,3194 sayılı İmar kanunu,4708 sayılı yapı denetim yasası ve ilgili diğer yasalar.İnşaat  Mühendisleri Odası yönetmelikleri,Meslek etiği konuşuldu.

2.Oturumu İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof.Adil ALTUNDAL yönetti.Bu  oturumda.İnşaat Mühendisleri Odası Mevcut Yapısı,Üye Oda  İlişkileri-Sorunları ve Çözümleri.Kent Yönetimleri-İmar Haraketleri-İnşaat Mühendislerine etkileri ve yapılması gerekenler-İnşaat Mühendisliği  eğitimi  sorun ve  çözümleri.Meslek etiği  konuşuldu.

3.Oturumu  Düzce Üniversitesi İnşaat Bölümü Doç.Dr.Rıfat AKBIYIKLI  yönetti.Bu  oturumda Haksız  rekabet-işsizlik-düşük ücret.Sürdürülebilir inşaat mühendisliği uygulamaları.Mesleki dayanışma sorun ve  çözümleri.Meslek etiği konuşuldu.

4.Oturumu İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe  yönetti.Bu  bölümde İnşaat Mühendisliği Meslek Yasası,Meslek Yasaları,Genç İMO,Hukuki Problemler,Meslek etiği  ve  Genel değerlendirme  yapıldı.

Toplantıya İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe, 2. Başkanı Şükrü Erdem, Yönetim Kurulu Üyeleri Cemal Akça, Cihat Mazmanoğlu, Necati Atıcı, İMO Genel Sekreteri Fikret Kemal Yıldırım, Genel Sekreter Yardımcısı Bahaettin Sarı, Proje Koordinatörü Ceylan Özkul, çalıştayı düzenleyen İMO Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu Hüsnü Gürpınar, İnşaat Mühendisleri Odası  Eskişehir Şube Başkanı Bülent Erkul, İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı  Basri Akyıldız  , İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Yönetim Kurulu  Başkanı Tolga Ok , Sakarya  Medya Derneği Başkanı Mehmet SAĞLAM ,SASOB başkanı Hasan Alişan, Mühendisler  katılım sağladı.

Toplantı İMO Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Gökçe`nin açılış konuşmasıyla başladı. “Çağdaş toplum örgütlü toplumdur» sözünden hareketle mesleğimizin dününe, bugününe ve geleceğine yönelik bir değerlendirme”, “Sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerini birbirinden ayıran özellikler nelerdir? Sivil toplum örgütleri il işbirliği yapmak gerekir mi?”, “Meslek yasalarımızın ve yönetmeliklerimizin üyelerle olan bağlantısı yeterli midir?”İMO`nun Yönetmelikleri ve örgütlülüğümüze olan etkileri”, “Mevcut örgüt yapısı ve işleyişine ilişkin bir değerlendirmenin yapılması”, “Üyelerin Oda`ya bağlılıkları ve çalışmalara katılmaları ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve etkili bir dayanışmanın sağlanması için neler yapılmalıdır?”, “Kent yönetimleri tarafından yapılan uygulama ve imar hareketlerinin üyelerimize olan etkileri nelerdir?”, “İnşaat mühendisliği eğitiminin bugün ulaşmış olduğu noktada sorun var mı? Meslek içi eğitimin gerekli ve yeterliliğinin örgütlülüğümüze olan etkileri nelerdir?”Haksız rekabet, işsizlik ve düşük ücret sorununun örgütlenmeye olan etkilerinin irdelenmesi”, “Sürdürülebilir inşaat mühendisliği uygulamalarının yaygınlaştırılması ve benimsenmesinin örgütlülüğümüze olan etkileri nelerdir?”, “Örgütlenmeyi geliştirmek ve geniş bir dayanışmayı sağlama için neler yapılmalı?”, “İnşaat mühendisliği mesleğinin tanımlanması ve çalışma alanlarının belirlenmesi, bu alanlarda örgütlenme çalışmalarının geliştirilmesi” ; “genç-İMO ve Oda ilişkisi yeterli midir? genç-İMO örgütlenmesinde bir sorun var mı?”, “Yukarıda belirtilen konuların dışında yerel ve ülke düzeyinde daha iyi örgütlenmek ve mesleğimiz adına etkili bir güç olmak için nelerin yapılması gerekir”

ÖRGÜTLENME ÇALIŞTAYI KONULARI

MESLEĞİMİZ, MESLEK YASAMIZ, YÖNETMELİKLERİMİZ VE ODAMIZ (MESLEK ÖRGÜTÜMÜZ) NEDEN VAR?

Çağdaş toplum örgütlü toplumdur sözünden hareketle mesleğimizin dünü bugünü ve geleceğine yönelik bir değerlendirmenin yapılması.

Sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerini birbirinden ayıran özellikler nelerdir? Sivil toplum örgütleri ile iş birliği yapmak gerekir mi?

Meslek yasalarımızın ve yönetmeliklerimizin üyelerle olan bağlantısı yeterli midir? (3458 Sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Yasa, 6235 Sayılı TMMOB Yasası, 3194 Sayılı İmar Kanunu, 4708 Sayılı Yapı Denetim Hakkında Yasa)

İnşaat Mühendisleri Odasının Yönetmelikleri ve örgütlülüğümüze olan etkileri.(SİM Yönetmeliği ve Referans Belgesi Yönetmeliği ve benzeri)

Mevcut örgüt yapısı ve işleyişine ilişkin bir değerlendirmenin yapılması (Şubeler, İlçe Temsilcilikleri, İşyeri Temsilcilikleri, Komisyon ve Çalışma Grupları ve Danışma Kurulları)

Üyelerin Odaya olan bağlılıkları ve çalışmalara katılımları ile ilgili olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve etkili bir dayanışmanın sağlanması için neler yapılmalıdır? (Aidiyet duygusu ve katılımcılık konusunun irdelenmesi?

Kent yönetimleri tarafından yapılan uygulama ve imar hareketlerinin üyelerimize olan etkileri nelerdir? Nasıl davranmak gerekir?

İnşaat mühendisliği eğitiminin bugün ulaşmış olduğu nokta da sorun var mı? Meslek içi eğitimin gerekli ve yeterliliğinin Örgütlülüğümüze Olan Etkileri nelerdir?

ramada1ramada3 ramada4 ramada6 ramada7 ramada8 ramada9 ramada10

Haksız rekabet işsizlik ve düşük ücret sorununun örgütlenmeye olan etkilerinin irdelenmesi.

Sürdürülebilir İnşaat Mühendisliği uygulamalarının yaygınlaştırılması ve benimsenmesinin örgütlülüğümüze olan etkilerinin değerlendirilmesi.

Örgütlenmeyi geliştirmek ve geniş bir dayanışmayı sağlamak için neler yapmak gerekir?

İnşaat mühendisliği mesleğinin tanımlanması ve çalışma alanlarının belirlenmesi. Bu alanlarda örgütlenme çalışmalarının geliştirilmesi.

Genç-İMO ve Oda ilişkisi yeterli midir? Genç-İMO örgütlenmesin de bir sorun var mı?

Yukarıda belirtilen konuların dışında yerel ve ülke düzeyinde daha iyi örgütlenmek ve mesleğimiz adına etkili bir güç olmak için nelerin yapılması gerekir?

ETİK VE MESLEK ETİĞİ KONUSUNDA YETERLİ ÖLÇÜDE BİR ÇALIŞMA YAPILIYOR MU? ÜYELERİN ETİK KONUSUNA BAKIŞLARI NASILDIR?

ramada2

ADD İl başkanı Aslıhan Ateş"Başkanlık sistemine geçit vermeyeceğiz."

ADD İl başkanı Aslıhan Ateş ” Bu meclis kurtuluş savaşını başlatan, kurtuluş savaşını veren Gazi meclistir. Başkanlık sistemiyle meclisin yetkileri kaldırılmak isteniyor “.

Türkiye’yi birleştireceğiz.
Cumhuriyet’i yıktırmayacağız.Başkanlık sistemine geçit vermeyeceğiz.

Uyan Turkiyem

İşte Gerçek

Getirilmek İstenen Başkanlık Sistemi Laik-Demokratik Cumhuriyetin Yıkımı/Ülkenin Bölünmesi Demektir

Siyasi iktidar başkanlık sistemi hırsıyla, ülkeye deli gömleği giydirmek istemektedir.

Dayatılan Başkanlık sistemi;

Demokrasi, laiklik, çağdaşlaşma esaslı Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini ve üniter yapısını ortadan kaldıran,

add

Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı,

Kanun hükmünde emirnamelerle insan haklarının askıya alındığı,

Özgürlüklerin yok edildiği,

Yargının tarafsızlığını kaybettiği,

Emekçilerin ve emek örgütlerinin, tamamen baskı altına alınacağı, bir yönetim biçimidir.

Anayasa değişikliği maddeleri sızdırılarak tartışılması isteniyor. Sorun, rejim değişikliğidir. Maddeler üzerinden tartışmak doğru değildir. Bu değişikliğe bütünsel açıdan karşı koymak gerekir.

İnsan haklarına dayalı demokratik, laik hukuk devleti tehlikededir.

Bağımsızlık savaşını yürüten Gazi Meclis etkisizleştirilemez. Milletin vekilleri işlevsiz bırakılamaz. Bu meclis; kurtuluş savaşını yapan ve zaferi kazanan, Lozan’ı kazandıran, Cumhuriyeti ilan eden meclistir.

Yasama, yürütme ve yargı gücünün tek elde toplanması demokrasilerde kabul edilemez. Bu denetim mekanizmaları işlevsizleştirilemez.

Osmanlı’nın 200 yıl süren çöküşüne çare bulamayan tek adam yönetim şekli, Cumhuriyet’e seçenek olamaz

Özlemimiz, Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik TÜRKİYE’dir.

Amacımız; kalkınmış, adil, eşit ve üreten AYDINLIK TÜRKİYE’dir.

Çözüm, kasıtlı olarak tahrip edilmiş laik ve demokratik Cumhuriyetimizin meclis sisteminin yeniden sağlıklı bir şekilde yapılandırılmasındadır.

Bunun bir adımı olarak 4 Aralık Pazar saat 12.00’de Atatürk, Vatan ve Cumhuriyet sevgisiyle, tek adam yönetim şekline dur demek için Tandoğan’da buluşalım

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ

BİRLEŞİK-KAMU İŞ KONFEDERASYONU

Osmanlı Ocakları Zeytinburnu'nda ihtiyaç sahiplerine sahip çıktı

Osmanlı Ocakları Zeytinburnu İlçe Başkanı Bahri Örnek “İlçe Teşkilatı Olarak Bayramda İlçedeki İhtiyaç Sahiplerinin Yanında Oldu Ve Şimdi İse Köy Okullarına Destek İçin Kırtasiye Araç ve Gereçlerini Temin Edeceğini Açıklayıp Osmanlı Ocakları Çatısı Altında Hizmet Ettiği İçin Çok Mutlu Olduğunu Söyledi” img_2078 img_3215 img_3219 Osmanlı Ocakları Andı Uhud ‘da okçuyuz biz. Bırakıp da kaçmayız biz. Karada Fatih’ iz biz. Bırakıp da kaçmayız biz. Türk’de biziz, Kürt’ de biziz. Zaza’ da biziz, Laz’ da biziz. Yavuz’ un torunu Osmanlıyız biz. Arap’da biziz, Çerkez’ de biziz. Alevi’ de biziz, Sünni’ de biziz. Fatih’ in Torunu Osmanlıyız biz… Peygamber sancağı Osmanlının bayrağı. Yeşil Üç Hilal’ ci Ulubatlı Hasanız biz. Ümmeti Muhammed’ in bekçisiyiz biz. Kara devirdeki AK Osmanlıyız biz… Anlımız secde de elimizde vird. Dilimizde dua, duacıyız biz. Sözümüzde dua, duacıyız biz. Zikrimizde dua, duacıyız biz. Kefenli liderin kefenli askeri. İhlaslı Osmanlı Ocaklarıyız biz. Ahlaklı Osmanlı Ocaklarıyız biz. Şuurlu Osmanlı Ocaklarıyız biz. İmanlı Osmanlı Ocaklarıyız biz. ZEYTİNBURNU OSMANLI OCAKLARI İLÇE BAŞKANLIĞI HİZMETE AÇILIYOR!
Adres:Yenidoğan mahallesi
58.bulvar caddesi
No:115 kat:3 (depo durağı) zeytinburnu/ İstanbul
Tarih: 19.09.2016
Saat: 18:00 
Tüm halkımız davetlidir.

Cihad Koray“Tahsil cehaleti götürür, eşeklik baki kalır”

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Ulaşım İş Sendikası Örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Cihad Koray ile Sakarya Medya Derneği Başkanı Mehmet Sağlam arasındaki görüşmede çok çarpıcı açıklamaları derledi

Sakarya Medya Derneği Başkanı Mehmet Sağlam  Memurların  sendikaları  iktidar  yanlısı  karşısı,şusu  busu olmaz  dedi.

Ulaşım İş Sendikasının   ne  yaptığını  bilen  bir  çizgide  olduğunu  gördüklerini   bu   bir  duruştur   hemde  Milli  duruştur.Bu  tutumunuzun devamını  dilerim.dedi.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ASKERLERİYİZ

Ulaşım İş Sendikası Örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Cihad Koray” 4688 Sayılı sendika yasası ile sendikacılık yapılamayacağını, bırakın yeni kazanımları elde etmeyi yasa içindeki “yetkili sendika” maddesi sebebiyle çalışanların bölündüğünü, hatta birbirine hasım hale getirildiğini,

 Sendikaların Siyasi partilerin ve ideolojilerin yandaşı, arka bahçesi hatta bir başka mücadele alanı haline dönüştürüldüğünü,

4688 sayılı yasanın oluşturduğu sendikal yapı nedeniyle sendikalar tabiri caiz ise tezgahtarlara dönüşmüşlerdir. Hani aynaya bakarsınız üzerinizdeki elbise içinize sinmez ya ama tezgahtar o elbisenin çok yakıştığını size inandırmak için türlü dil döker, işte sendikaların geldiği nokta budur. Toplu sözleşme masasında, iktidarların uygun gördüğü mali ve sosyal hakları en uygun olanmış gibi bizi inandırmaya, kurumlar bazında ise idare ile çalışanlar arasında aracılık yapan ayakçılara dönüştüler.

Dolayısıyla, 20 yılı aşkın süredir Kamuda arzu edilen biçimde sendikal yapı kurulmadı, bu sistem sürdükçe kurulamaz da. Sendikaların birbirini suçlamaktan başka ortak akıl ile ürettikleri bir şey göremezsiniz. Aslında tencere dibin kara, senin ki benden kara misali al birini vur ötekine…

Sizlere dağıttığımız bültenlerimizde mevcut kanundan ötürü önceliğimizin sendikacılık olamayacağını üstüne basa basa vurguladık. Ancak sistemin içinde kalıp 19 Mayıs 1919 da başlatılan mücadele sonunda gerçekleştirilen devrimlere ve bu devrimleri yapan Mustafa Kemal ATATÜRK’e gönülden bağlı kişileri bir çatı altına toplamak ve nitelikli yapı kurmak için Ulaşım-İş sendikasını kurduk. Bir başka maksadımız çalışanların ”sendika” ile kandırılmaması hususunda uyarmaktır. Bu güne kadar tamamen asılsız, seviyesiz ithamların muhatabı olmamıza rağmen cevap vermememizin sebebi bundandır. Hakkımızda konuşulanlara verecek cevabımız elbette vardır. Ama bir söze baktık, birde söyleyene. Anlarlar diye panomuza “Ego hiçbir şeydir eşekliğe gerek yok” afişini astık ama bir işe yaramadı. Boşuna dememişler “Tahsil cehaleti götürür, eşeklik baki kalır” diye.

Ulaşım-İş sendikası ATATÜRK’çü unsurları bir çatı altında toplamayı kendine görev edinmiştir. Yıllardır Kamuda mevcut sendikaların içinde, silik ve etkisiz pozisyonda adeta dolgu malzemesi gibi yer aldık. Artık bu sığıntı halimize son verme zamanı gelmiştir. Bundan sonraki süreçte Ulaşım-İş sendikası kuruluş amacına ve maksadına uygun biçimde önceliği; ATATÜRK’ çü arkadaşları örgütleyerek onları tek çatı altında bir araya gelebilmelerini sağlamak yönünde çalışmalar yapmak olacaktır. Üzerinde ATATÜRK’ün resmi veya imzası olan rozetleri kullanmamız ve ilk bültenimizde “kamuda Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün askerliyiz” dememizde ki sebep de budur.

Bizler, ATATÜRK’cülüğü ne bir inanç nede dogmalar bütünü olarak görmüyoruz. Onu dağa düşen gölgede, bulutlarda aramıyoruz. “Bizi izlediğini biliyoruz Atam” diyerek onunla konuşmuyoruz.Dolayısıyla; bizim için ATATÜRK’çülük;

– Türk toplumunu aklın ve bilimin rehberliğinde uygarlık düzeyine çıkarmak, bu bağlamda sorunlarımızı akıl ve bilimin kurallarına göre çözmeyi ön görmektir. 2

– Türk toplumuna mutlu bir yaşam sağlamak, kişinin hak ve özgürlüklerini korumak, demokratik kurallara uymayı esas almak, sosyal, laik ve hukukun üstünlüğünü kabul etmiş bir devlet anlayışını benimsemektir,

– Bağımsız ve güçlü bir Türkiye yaratmak, başkasına özenerek veya taklit ederek değil, toplumun ihtiyaçlarından doğan özgün bir milli düşünceyi oluşturmaktır.

– Sosyal, kültürel ve bilimsel alanlarda değişime ve gelişime açık olmaktır,

– Türk Milliyetçiliği felsefesine bağlı bir nesil yetişmesini sağlamaktır.

ATATÜRK şöyle diyor; “Bizim milliyetçiliğimiz, medeni dünyada onun esaslı bir unsuru olarak, insanlığın yücelip yükselmesine ve bütün dünyayı mutluluk ve refah içinde yaşatmaya yönelmiş bir milliyetçiliktir.”

tuvasas1

tuvasas2

tuvasas3

tuvasas4

tuvasas5

tuvasas6

tuvasas7tuvasas8

tuvasas9

tuvasas10

tuvasas11

“Ne mutlu Türk olana değil, Türküm diyene” diyerek Türk halkını bir araya getiren bağın etnik temele dayalı unsurlara değil, yurttaşlık ve vatandaşlık bağı ile olması gerektiğini vurgulamıştır. Bizim vatan, millet sevgimiz yani milliyetçilik anlayışımızın temeli de bu düşünceye dayanmaktadır.

Bizim Milliyetçilik anlayışımız; Türk solunun ürettiği ve “ULUSALCILIK” adını verdiği temeli Marksist-Leninist görüşe dayalı düşüncelerden ve Nakşibendi şeyhi torununun yazdığı Nakşilik ile harmanlanan soğuk savaş döneminde tamamen kominizim ile mücadele etme düşüncesi ile yeşil kuşak projesinin dizayn ettiği din eksenli Türk-İslam Sentezi adını verilen Milliyetçilik anlayışından da farklılık arz eder.

Arkadaşlar; ATATÜRK yıllar önce aşağıda şu sözleri ile bizleri uyarıyor ve görev veriyor.

“Biz, büyük bir devrim yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski kurumu yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Ancak bazılarının fırsat beklediklerini unutmamak gerekir. Vatanın ve devrimin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için bütün vatansever ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir.”

Bizlere düşen bu Atamızın bize verdiği görevi yerine getirmek, bir araya gelmek ve birlikte hareket etmektir.

Son yıllarda Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete, devrimlerine karşı açık ve pervasızca saldırılar her geçen gün dozajı artarak devam etmektedir. ATATÜRK’ ü hatırlatan bayramların halk ile birlikte kutlanması yasaklanmıştır. Artık ATATÜRK’ün ismine bile tahammül edilmiyor. Onun adını taşıyor diye futbol takımları 3.ligde olan şehirlerin bile stadyumları yıkılıyor yerine yeni Stadyumlar yapılıyor tabi isimleri “bilmem ne arena” oluyor. Cemaatler ve tarikatlarda eğitilmiş birçok zevat neredeyse köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir, kanal kanal gezerek dinimiz üzerinden halkı rejim değişikliğine hazırlıyorlar. Bunlara karşı bir mücadele çeperi kurmakta geç bile kalındı. Ulaşım-İş sendikası olarak biz bu işi kendimize öncelikli görev olarak kabul ettik. Daha fazla geç kalmamız yarın tarih önünde bizleri vebal altında bırakacaktır.

ATATÜRK’çülük hiçbir partinin tekelinde değildir. Dolayısıyla ona ve ilkelerine olan bağlılığımız hiçbir parti ile ilişkilendirilemez. ATATÜRK’çüler cesur insanlardır, mantıklı insanlardır. Aynı duygu ve düşünce içerisinde bir araya gelecek iradeye ve karaktere sahiptirler.

Sonuç olarak; Kendini ATATÜRK’çüyüm diye ifade eden, onun devrimlerine bağlı her arkadaşımızı Ulaşım-İş Sendikası çatısı altında bir araya gelmeye, güçlerimizi birleştirmeye davet ediyoruz.

 

tuvasas14

Bu derecede canavarlaşmış bir zihniyeti silahla, sopayla durduramazsınız. Bu ancak Yüce İslamın öğretisiyle imanı kalbine inmiş temiz insanlar tarafından verilebilecek zorlu bir mücadeledir. Şükürler olsun ki  bu mücadeleyi sürdüren aydın din adamlarımız vardır. Sayıları da her geçen gün artmaktadır. Bu insanların çabası ile elbette halkımız ,  dini duyguları sömürerek bunun  üzerinden zenginleşen, sapkınlaşan kişilerin gerçek yüzlerini görecektir. Bunların küresel güçlerin ve istihbarat örgütlerinin taşeronluğunu yaptıklarını  anlayacaktır. İşte o zaman  İslam üzerinden sürdürülen inanç sömürüsü ve vahşetin  sonu gelecektir. İnanç dünyamıza vurulan prangaların kırılmasına az kalmıştır..

Sakarya’da Kentsel Dönüşüm Projesi Kandırmacası

Sakarya’da  Kentsel Dönüşüm Projesi  Kandırmacası

SAKARYA’DA BİR İNSANLIK UTANCI!

Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer KAZAN, Sapanca Kestanelik’te uygulanan Kentsel Dönüşüm Projesi ile çok düşük bedeller karşılığı evlerinden olan ve İtalyan Kampı’nda derme-çatma barakalarda 3 aydır yaşam mücadelesi veren sayıları 400’ü aşkın Roman vatandaşı bulundukları utanç kampında ziyaret etti.

“NEREYE GİDERSENİZ GİDİN”

Buraya geçici olarak yerleştirildiklerini, bayramdan sonra buradan da, yerine büyük bir otel yapılacağı için, çıkarılacaklarını ve “nereye giderseniz gidin” denildiğini ifade eden vatandaşlar; “biz nereye gideceğiz, biz vatan haini miyiz? Biz bu ülkeye çocuklarımızı asker gönderdik, silah doğrultmadık, dağa çıkmadık, ülkemizi hep sevdik bu bize reva mı? Verdikleri para ile ev alamıyoruz sokakta kaldık, bebeklerimiz var, hasta yaşlı insanlarımız var, elektriğimiz yok, gece hava karardı mı karanlıkta kalıyoruz, çocuklarımız okula gidemiyor, ders çalışamıyor, her yer yılan, yılanların içinde yaşıyoruz, her gün yılan geliyor barakalarımızın içine, korkudan uyuyamıyoruz, yatamıyoruz, yeni doğan bebeklerimiz var korkuyoruz, banyo yapacak yerimiz bile yok, her yer kokuyor, pislik içinde yaşıyoruz, sürekli hasta oluyor çocuklar” diyerek feryat etti.

“BİZ DE İNSANIZ”

“Suriyeli’lere bile daha iyi bakıyorlar, biz bu ülkenin öz evlatlarıyız, hele Ramazan’da böyle sefil bir hayatı bize reva görenler nasıl yemek yiyorlar, hiç vicdanı yok mu bu belediyenin? Tüpümüz yok, yiyeceğimiz yok, kimse “neye ihtiyacınız var” diye sormuyor, yemek yapmak için dışarıda ateş yakıyoruz ama pişirecek pek bir şeyimiz de yok, gidip fırınlardan daha ucuz diye bayat ekmekleri alıyoruz, iftarda karanlıkta kalıyoruz, sahura kalkamıyoruz, doğru düzgün yemek yiyemiyoruz, biz de insanız biz de Müslümanız. Evimizi yok pahasına elimizden aldılar yeni ev alamıyoruz, biz de insan gibi yaşamak istiyoruz.” diyerek uzun uzun Başkan KAZAN’a dertlerini anlattılar.

yaşlılar

Yaşanan bu insanlık dramı karşısında “ne söyleyeceğimi bilemiyorum, şu an kendimden utandım” diyen Başkan KAZAN’a vatandaşlar “sen utanma bizi bu duruma düşürenler utansın” diyerek herkes bu halimizi görmeli ve bizi bu durumdan kurtarmalı feryadında bulundu.

utanç vicdan

“HİÇ Mİ VİCDAN YOK”

Gördüğü manzara karşısında yetkililere seslenen Başkan KAZAN şöyle konuştu; “Sakarya’nın vicdanı bu ayıbı görmezden gelemez. Buradaki insanlar mültecilerden daha beter bir halde! Bu insanlar bizim yurttaşlarımız, vatanı için gerektiğinde canlarını veren insanlar! Ayıp değil mi, günah değil mi! Nasıl bu insanları bu hale getirdiler? Bu insanları evlerinden çıkaranlar ve bir hayvan gibi sokaklara terk edenler nasıl rahat uyuyabiliyor nasıl gülebiliyorlar? Ramazan ayındayız, burada elektrik yok, iftar yapacak yemek yok, pişirecek ocak yok, bayat kuru ekmek yiyorlar! Onlar da bunların hiç biri yok, peki ya onları bu hale koyan Başkan ve yöneticilerde hiç mi vicdan yok, hiç mi insanlık yok, Müslümanız diyorlar hiç mi Allah korkusu yok, hiç mi utanma yok!  Yazık değil mi, karanlıkta sahura kalkamıyoruz diyorlar, iftar yapamıyoruz diyorlar, banyomuz yok, tuvaletimiz yok, elektriğimiz yok, tüpümüz yok diyorlar, bayat yavan ekmek yiyoruz diyorlar, tuvalet yerine çukurlar kazmışlar, her taraf koku içinde, bebekler var, hasta yaşlı kadınlar var.…”

sapanca

“ORADA DEVLETİ GÖREMEDİM”

“Maalesef orada utanç namına her şeyi gördüm ama devleti göremedim. Hiç mi düşünmüyor görmüyorlar bu utancı oruç tutan dini bütün başkanlarımız yöneticilerimiz! Hiç mi vicdan kalmamış!  Bu durum büyük bir utanç, büyük bir ayıp ve bu ayıbı temizlemek Sakaryalı yetkililerin boynuna vebaldir, vicdani bir sorumluluktur! Sakarya bu utanç ile yaşayamaz! Sakaryalıları bu utanç kampını bu ayıbı gidip görmeye davet ediyorum.”

roman roman1 sakarya

“SİZDEN ÇARE BEKLİYORLAR”

Milletvekillerine de çağrıda bulunan Başkan KAZAN sözlerine şöyle devam etti; “Sakarya’nın milletvekillerini de bu soruna çare bulmaya davet ediyorum. Lütfen gidiniz orayı bir görünüz, siz bu şehrin milletvekilisiniz, bu insanların da vekilisiniz, nereye gitsin bu insanlar, sokaklarda yaşayıp sefil bir şekilde ölsünler mi, o insanların da çocukları var, bebekleri var, yaşlı hasta insanlar var, tutun ellerinden, sizden çare bekliyorlar, elinizi vicdanınıza koyun akşam rahat döşeğinizde uzanırken aklınıza gelsin bu insanlar! İnsanlık görevinin, vicdanın partisi olmaz ele ele verin ve Sakarya’yı bu utançtan kurtarın. Ya bir yol bulun, ya bir yol açın, ya da yoldan çekilin”

insanlık

Ziyaret sırasında pek çok evde hasta yaşlıların, çocukların ve yeni doğan bebeklerin olduğunu gören Başkan KAZAN kendilerine yardımcı olmak adına elinden geleni yapacağını ve durumu takip edeceğini ifade ederek utanç kampından ayrıldı.