kategori Arşivleri: Memur -Sen

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay“Uyuma numarası yapan siyasetçiler var”

Sakarya’daki 1’inci Ana Bakım Fabrikası’nın (Tank Palet Fabrikası) özelleştirilmesine karşı bugün,Türk İş  Konfederasyonu ve Harb-İş Sendikası ortaklaşa miting düzenledi.

Adapazarı Bosna Caddesi’nden toplanan Harb-İş Sendikası’na üye binlerce işçi buradan Demokrasi Meydanına yürüdü. Sakarya halkının desteği ile Gar Meydanında toplanan onbinlerce kişi  Tank Palet Fabrkası’nın özelleştirilmesine karşı çıktı.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay burada onbinlerce kişiye hitap etti.

“Patron biz olalım”

Türk-İş tarafından düzenlenen Tank Palet mitingi Adapazarı Gar Meydanı’nda onbinlerce işçi ve vatandaşın katılımı ile gerçekleşti. Mitingde konuşan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “Bu yol yanlış bu yoldan vazgeçin” diyerek hükümeti uyardı. Harb-İş Genel Başkanı Bayram Bozal ise “Bu bir peşkeşdir. Buna izin vermeyeceğiz” dedi.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava

“NE DEDİNİZDE YAPMADIK”
Mitingin açılışında konuşan Tank Palet Fabrikası’nda örgütlü Harb-İş Sendikası Şube Başkanı Yaşar Yavuz, “Bize neyi yapın dediniz de biz yapmadık.  Milli Tankımız olan Altayı yapın dediniz de biz yapamadık mı? Memurlar, işçiler, mühendisler olarak bilgi birikimimizi başka ülkelerle paylaşmak istemiyoruz. Tank palet vatandır, tank palet namustur. Türkiye uyuma fabrikana sahip çık” dedi.

“MÜCADELEMİZ PEŞKEŞE KARŞI”
Daha sonra meydanı dolduran on birlere seslenen Harb-İş Sendikası Genel Başkanı Bayram Bozal, “Burada çok önemli işlere imza atan Türk Silahlı Kuvvetlerinin en önemli fabrikası, özelleştirme adı altında peşkeş çekiliyor.  Bize söylenen işçinin bir kaybı olmayacak. Biz işçinin kaybı ile ilgili mücadele vermiyoruz. Mücadelemiz buranın peşkeş çekilmesi. Mücadelemiz bu.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, açık hava

“SAVUNMA MİLLİDİR MİLLİ KALACAK”
Hiçbir özel kuruluşta olmayan tezgahlarımız var.  Bugün tersanelerimiz konuşuluyor, bugün başka şeyler konuşuluyor. Savunmamızı başka ülkelere ihale ediliyor. Savunma millidir milli kalacak. Bizim mücadelemiz tabiki buruda çalışan tüm katmanlar için. Ama şuan yaptığımız tek mücadele bu kadar alt yapısı olan bir işyerinde asla ve katta fabrikanın devletin elinden çıkmaması” diye konuştu.

“KEŞKE O KAYNAĞI YAPMASAYDI”
Milletvekillerine katılım ve destekleri için teşekkür eden Bozal, “ Onlar sağ olsunlar yaklaşık 1 aydır meclis gündeminde tuttular, tutmayada devam ediyorlar. CHP burada daha önce geldi 30 milletvekili ile yürüdü. Bugün aramızda İYİ Partili çok sayıdra milletvekili de var. 15 Temmuzu bu siyasiler çok net biliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız burada yapılan 140  Obüs kaynağını yapıyor, keşke yapmasaymış. Çok az bir yatırımla burasını uçururuz diyor, BMC’ye peşkeş çekiyor.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve açık hava

“HESABI SORULACAK”
Bizim Erzurum, Diyarbakır, Erzincen, İzmir, İstanbul’dan yurdun dörtbir yanında üyelerimiz geldi. Hepsine tek tek teşekkür ediyorum.  Bunun hesabını zamanı gelince Sakarya halkı da, Türk halkıda soracaktır” dedi.

Türk-İş Genel Başkanı  Ergün Atalay, “ Memleket isterim”  şiiri ile konuşmasına başladı.
“Vur vur inlesin Ankara dinlesin”  sloganları ile şiiri sık sık kesilen Atalay, “Türkiye’nin doğusundan, batısına, güneyinden, kuzeyine binlerce Türk-İş üyesi bu alana geldi. Türkiye bu alanda, hoş geldiniz sefalar getirdiniz” sözleriyle , meydanı dolduran on binleri selamladı.  “Sakarya seninle gurur duyuyor” sloganları meydanı inletti.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, açık hava

“BU DEVLETİN EMRİNDEYİM DEDİM”
Ben işçiyim sözleri ile konuşmasına devam eden Atalay; “Bulunduğunuz bu alanda bundan 50 yıl önce ayağında lastik ayakkabı ile dolaşan Recai’nin oğluyum ben. 15 Temmuz sonrası bu alanda  70 bin kişiye Türk-İş adına seslenmiş, Türk- İş 1 milyon işçisi, 4 milyon ailesi ile bu devletin , bu ülkenin emrinde demiştim.

Görüntünün olası içeriği: 16 kişi, kalabalık ve açık hava

“BAS BAS BAĞIRIYORUZ DUYMAMAZLIKTAN GELİYORLAR”
Değeli dostlar 15 Temmuz’ da da, 28 Şubat’ta da Türk-İş daima demokrasinin yanında oldu. 12 ay çalışıyoruz, 11 ay maaş alıyoruz. EYT ilgili sıkıntımız var, bas bas bağırıyoruz duymamazlıktan geliyorlar. 85 bin taşerondan geçmeyen arkadaşlarımız var. Devletin bütün kademeleri söz verdi hala tık yok. Sabırla sabırla neticeyi bekliyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 16 kişi, açık hava

PEŞKEŞE HAYIR
Bundan 1 ay evel ayın 19 Aralık’ta  bir resmi gazete yayınladı. Tank Palet’in özelleştirmeye açılacağı yer aldı. Diyorlar ki bunun adı özelleştirme değil. Özelleştirme değil de nedir? Anlayan varsa biri anlatsın” diye sordu.

HARB-İŞ’İN EMRİNDE
“Bizden ne istiyorsanız Türk-İş üyesi 1 milyon işçi Harb-İş Sendikası’nın emrinde” diyen Atalay, “Kafası ile vucudu ile emrinde.Bu fabrika  Milli Savunma Bakanlığı’nın emrinde kalsın.  TC Devletinin emrinde kalsın. Tek kalemiz bu. Harb iş işçisi milli savunma bakanlığının personeli olsun.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

“PATRON BİZ OLALIM”
Biz Altay Tankı’nın en güzelini bu fabrikada yaparız. Özel sektör niye gelsin. Biz patron olalım onlar bizim yanımızda çalışsınlar ‘Savunma millidir, milli kalmalı’  Yabancı sermayeye karşı değiliz,  Almanya tankı verdi, paleti vermedi. Amerika uçağı verdi, pervaneyi vermedi. Kafanızı kaldırın dünyaya bir bakın. Amerika, Rusya, Çin güç gösteriyor. Savunma sanayide gücü olanlar güç gösterir. Biz ne zaman savunma sanayinde yüzde yüz milli olursak o zaman güçlü oluruz. Özelleştirme ile güçlü olunmaz” dedi.

BAĞIMSIZ  Sakarya  Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa  KAŞKAŞ  Mitinge destek verdi

“BU YOL YANLIŞ YOL”
Atalay, “Bu alana Türkiye’nin dört bir köşesinden gelen kardeşlerim , bu karda kışta  köfte yemeye gelmedi. Buradan haykırmaya geldiler.  ‘Bu yol yanlış, bu yoldan vazgeçin’ diye.  Türkiye’nin sesine kulak verin, yarın çok geç olur” şeklinde uyarıda bulundu.

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, kalabalık ve açık hava

“UYUMO NUMARASI YAPIYORLAR”
“Uyuyanı uyandırırsınız ama uyuma numarası yapanı uyandıramazsınız”  sözleri ile konuşmasına devam eden Atalay, siyasilere ve sesini çıkarmayan sendikacılara seslendi; “Uyuma numarası yapan siyasetçiler,  sendikacılar var. Onları uyandırmak için kulaklarına su kaçıralım. Benim bu ülkeye borcum var. Benim bu işçilere borcum var, benim bu alanda olanlara borcum var, benim Sakaryalılar’a borcum var, benim aileme borcum var.

Görüntünün olası içeriği: 20 kişi, gökyüzü, kalabalık ve açık hava

MİLLİ BİR MÜCADELE 
Bugün buradaki mücadelemiz, vatana sahip çıkma, millete sahip çıkma mücadelesi. Bu mücadele milli bir mücadeledir” dedi.

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, açık hava

AK PARTİ YUHALANDI
Atalay, Sakarya’dan CHP Gurup Başkanvekili, MHP Grup Başkanvekili, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, İYİ parti milletvekili  olduğunu hatırlatırken, meydanı dolduran onbinler AK parti Genel Başkan Yardımcısı ismini yuhalandı.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, kalabalık, ağaç ve açık hava

Önümüzdeki 31 Mart yerel seçimleride hatırlatan Atalay, meydanı dolduran işçi ve vatandaşları oy istemeye gelen adayları uyarmaları konusunda da tembihledi.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve açık hava

Meydanı dolduran onbinler “Tank Palet kalemiz, kalemizi vermeyiz” sloganları attı.  Atalay’ın konuşmasının ardından miting sona erdi.

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, kalabalık, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Hüsamettin Töre ve Nedim Ergün Kırımlı dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar, oturma odası ve iç mekan

Türk-İş Genel başkanı  Ergün Atalay Bugün Gar meydanında halka hitap etmeden önce Adapazarı Gar Müdürlüğünü ziyaret ederek Gar Müdürü Hüsamettin TÖRE’yi  onurlandırdı
Gar Müdürü Hüsamettin TÖRE'”Kendisine çoktan çok teşekkür ediyorum.
Adapazarı Gar halkındır halkın kalacak….!”

Görüntünün olası içeriği: 18 kişi, Recep Ali Küçük dahil, gülümseyen insanlar, kalabalık

Görüntünün olası içeriği: 15 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 16 kişi, gülümseyen insanlar

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, kalabalık, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, Şükran Kamkia Gökpınar dahil, kalabalık ve açık hava

GAFLET + DELALET = İHANET

GAFLET + DELALET = İHANET

Ulaşım –İş Sendikası olarak bugüne kadar hiçbir sendikayı ve sendikacıyı hedef alarak en hafif şekilde dahi eleştiride bulunmadık. Çünkü ilk bültenimizden itibaren 4688 Sayılı yasayla sendikacılık yapılamayacağını açıkça ifade ediyoruz. Dolayısıyla bugüne kadar Sendikaların kendi aralarında yetkili sendika olabilme için girdikleri rekabetin dışında kaldık, böylede davranmaya devam edeceğiz.   Bültenlerimizi okuyanlar ve panolarımıza bakanlar sendikal sistem içersin de yapılabilecek mücadelenin yanı sıra Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun ilkelerini sahip çıkmayı ve savunmayı önceliğimiz olduğu anlamış olmalıdırlar.           

Başarısızlığı önceden belli olsa da, Toplu sözleşme sürecinde yetkili sendika olarak masada oturması münasebetiyle en fazla tepkilere muhatap olan Memur-Sen, çalışanların mali ve sosyal hakları hususunda en önemli engel teşkil eden 4688 değiştirmeyi öncelikli görev görmesi gerekirken Atatürk ve onun kurduğu kurumlara karşı mücadele etmeyi tercih etmektedir. Önce Andımızın okullarda okunmasına karşı geldiler, sonra Atatürk’ün adının müfredatlardan çıkarılsın dediler.  Yetmedi Anayasanın ilk üç maddesi özellikle resmi dil Türkçe olduğunu söyleyen madde çıkarılsın dediler.  Son olarak Genel Başkanları Ali YÜKSEL’in Mustafa Sabri denilen kurtuluş savaşı sürecinde Atatürk ve Kuvayı Milliye hakkındaki düşmanca ve haince söylem ve tavırlarına rağmen bu zevatı savunmasının ötesinde methiyeler düzerek onu yüceltmeye kalkmasını kınıyoruz.

 Bunlarla aynı zihniyette sahip olan kişilere söyleyecek sözümüz yok. Bizim sözümüz bunlarla aynı düşünceye sahip olmadığını hatta karşı olduklarını söyleyen kişilere, Arkadaşlar üç kuruşluk sığ ve gelip geçici ikballer için bu kadar omurgasızca işbirlikçiliği hazmedebiliyorsunuz. Buna değer mi? 10 Kasım günü hangi yüzle O’nun manevi huzuruna çıkabiliyorsunuz. Nasıl bir saygı ve bağlılık anlayışıdır bu.  Gaflet ve delalet içinde kalmadaki ısrarınızın getireceği nokta ihanet mehlesidir. Bunu hala göremiyor musunuz? Yapmayın arkadaşlar, Milli duruşunuzdan bu kadar ucuz ikballer uğruna vazgeçmeyin. 

Ali YÜKSEL ve O’nun gibiler, yıllardır Atatürk’ü anmanın ötesinde onu olması gerektiği biçimde anlayamamış olmamızın sonuçlarıdır. Bunda en büyük sebep bizce Atatürkçülük nedir? Sorusuna yanlışlığında yatmaktadır. Bizce Atatürkçülük nedir sorusu yanlıştır çünkü O’nun düşünceleri; İnavasyona açıktır asla bir inanç ve dogmalar bütünü değildir. Kalıplaşmış, tartışılmaz, sorgulanamaz, ete, kemiğe büründürülmüş bir ideolojide hiç değildir. Dolayısıyla Atatürkçülük nedir sorusuna karşılık olarak; “Şu” dur diye tanımlayabilmek mümkün değildir. Bunun ispatı; “Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.” Sözleridir. Bu sözü bile O’ nun geleceğe dönük öngörülerinin doğruluğunu ve derinliğini göstermeye yeterlidir.  SSCB ve Araplar ile ilgili sözlerine ek olarak  geçtiğimiz yıllarda  İskoçya da yapılan referandum örneği. Yüzyıllardır İngiltere ile bağımsızlık savaşı veren bu ülkenin halkı “Bağımsızlık mı? Ekonomik refah mı? Sorusuna “Ekonomik refah” diyerek  William Wallace ve arkadaşlarının kemiklerini sızlatan bağımsız taleplerinden  vazgeçmeleridir.       

Bu soruya cevap aramadaki ısrarın sebebi ise, bu sorunun Atatürk karşıtlığı üzerine kurgulanmış düşüncelerin söyleme dönüşmesine fırsat vermesidir. Örneğin;  

Batı Emperyalizme göre Atatürkçülük nedir?  Halkın isteği ve talebi olmayan, toplumun inanç, adet ve göreneklerine aykırı yönetim sistemini Asker, Bürokrasi ve aydın zümrenin oluşturduğu elit kesimle birlikte jakoben bir anlayışla halka dayatılması ve bir an önce vazgeçilmesi gereken bir sistemin adıdır” .

Emperyalizmin Atatürkçülüğü bu şekilde tarif etmesi kendi açısından çok haklı temellere dayanmaktadır. Cephede kaybetmesinin hazımsızlığının üstüne Müslüman toplumlara yüz yıllardır dayattıkları “Siz istesenizde batılı gibi olamazsınız. İnancınız ve görenekleriniz bizim gibi olmanıza engel teşkil eder ” paradigmasını, çağın en modern ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarak yıkmasıdır. Sömürgeleri altındaki ülkelere ve halklarına Emperyalizmin yenilebileceğini ve Müslüman toplumlarında batının gelişmişliğinde etken olan değerler üzerine bir devlet kurabileceğini göstermiş onlara hem cesaret, hem de ilham kaynağı olmuştur.  Bu Emperyalizmin Cephedeki yenilgisinden çok daha ağır ve asla kabul edemeyeceği bir durumdur. “Atatürk denedi ama başaramadı” diyecekleri güne kadar Atatürk’e ve O’nun kurallarını belirlediği Cumhuriyete karşı mücadelelerini sürdüreceklerdir.

Cemaat ve Tarikatlara göre Atatürkçülük nedir? Atatürkçülüğü, Osmanlıyı yıkarak onun nizamı Mülkünü Cumhuriyeti kurarak değiştiren, yaptığı devrimler ile halkın inanç, gelenek ve göreneklerine aykırı bir an önce yıkılması gereken dinsiz sistemin adıdır. Atatürk’ü ve onun Kurduğu Cumhuriyeti Dinsizlikle itham ederek Şerri sisteme dönülmesi yönünde mücadele ederler.

Böyle davranmaların sebebi, Cumhuriyetin ilanı sonrası Atatürk; “Halkın ihtiyaç duyduğu her bilgi devlet tarafından verilmelidir dinimizin esasları ve emirleri en doğru biçimde halka anlatılmadır, halkı din istismarcılarının karanlık çukurundan çıkarmak, dinlerini ilk ağızdan öğrenebilmeleri için Cumhuriyet devleti üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” Diyerek  tarikatları  ve  tekkeleri kapatması 1453 de Anadolu da başlayan ve 1603 yılında Ehl-i Beyt olan Türk tekkelerinin  yasaklanması ile Osmanlının siyasi sisteminde önemli ağırlığa kavuşan   Eş’ari Mezhebine yakın  Nakşi Bendinin Halidi kolundan  olan bu tarikatların başta Kuranı kerimi Türkçeleştirmesi, tekrar akla ve felsefeye önem veren İmam Maturidi’nin mezhebine dönük çalışmalarda bulunulması için Cumhuriyetin ilk kurumlarından biri olan Diyanet İşleri Başkanlığını kurulmasına gösterdikleri tepkidir. Atatürk’ü ve Cumhuriyeti dinsizlikle itham etmelerinin esas sebebini bunlar teşkil etmiştir.

Batıdan gelen her yeniliğe karşı olmaları Osmanlının çağdaşlaşma önünde en büyük engel teşkil etmeleri Batı Emperyalizmin stratejik ortağı olmuşlardır.   Bu cemaat ve tarikatlar Kurtuluş savaşı süresince işgal devletleri ile birlikte hareket etmekten imtina etmemişlerdir.  Mustafa Kemal Atatürk ile dinsiz şeytan ordusu adını verdikleri Kuvayı Milli-ye (Halk Ordusu) için katli vaciptir fermanı çıkaran Sadrazam Dürrizade Abdullah’a yazıları ve söylemleri ile halkı bağımsızlık mücadelesine karşı kışkırtmışlardır. Bunlardan biriside Ali YÜKSEL’in methiyeler düzdüğü Şeyhülislamlıkta yapmış olan MUSTAFA SABRİ’dir. Anadolu’da İngilizler ile iş birliği yaparak isyanlar çıkaranlarda bu tarikat mensuplarıdır. İskilipli Atıf ve Şeyh Sait bunların en ünlüleridir.

Kendilerine Sol Kemalist adı verenler için Atatürkçülük nedir; “Anadolu Sosyalizmi ile Emperyalizme karşı zafer elde edilmesi üzerine kurulan ideolojidir”.  Stalin ile başlayanSSCB ile birlikte tamamen yerle bir olan Sovyet tipi Sosyalizmin çökmesi ile birlikte ideolojik temellerini kaybeden çoğunluğunun Marksist-Leninist kesimin oluşturduğu 1968 kuşağının aydın, yazar takımı  sadece cephede değil, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda Emperyalizme olan mücadelesinde zaferle çıkan  ve tam bağımsız devlet kuran Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve  yaptığı devrimlere  Anadolu Sosyalizmi adını verdiler. Daha düne kadar küçük burjuva devrimcisi diyerek  küçümsedikleri Atatürk birden  bunların idolü oldu. Kendilerinin seküler yaşam tarzlarını, Laiklik ve Atatürkçülüğün gereğiymiş gibi sunmaları halkın milli ve manevi değerlerine tepeden bakan yaklaşımları özellikle mütedeyyin kesimin adet ve geleneklerini, yaşam tarzlarını küçümseyen tavırları Atatürk’ü ve onun kurduğu sisteme diğerlerinden daha fazla zarar vermiştir.

Görüldüğü üzere Atürkçülük nedir? Sorusu doğru cevabı olmayan, Farklı kesimlerden gelen Atatürk karşıtlarını düşünce ve söylemlerine ortak zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla doğru soru Atatürk Kimdir? Sorusu yerine O’nu doğru anlamak ve anlatabilmek için en doğru cevabı Atatürk Kimdir? Sorusunda aramaktır.

Atatürk kimdir?

  Bu sorunun en güzel ve en anlamlı cevabını; O’nu 100. Doğum Yıldönümü nedeniyle “Ulusal Mücadele ve Çağdaşlaşma Lideri” olarak ilan ederek 1981 yılını Atatürk yılı olarak kabul eden UNESCO vermiştir. UNESCO Atatürk’ü; “Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkılapçı, Sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, İnsan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, Bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu” Olarak tanımlamıştır.

Bu tanımlama ve özellikle bu kararın gerekçesi; “UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babasının Atatürk’tür” olarak belirtilmesidir” denilmesi Atatürk hakkında değişik kesimlerin yıllardır ürettikleri iddiaların asılsız olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca 152 üyenin tamamının imzasıyla bu yönde alınan ilk ve tek karar olması O’nun düşüncelerinin, ön görülerinin, yaptığı yeniliklerin sadece Türkiye ve kendi zamanı ile sınırlı olmadığı uluslararası boyutu olan ve sonraki yüzyıllar içinde geçerliliğini koruyan evrensel değerler taşıdığının ispatı niteliğindedir. İşte bu özellikleri Atatürk’ü çağdaşlarından ayırmış O’da farkındalık yaratmıştır. Adını ve kurduğu Cumhuriyeti ve onun ilke ve prensiplerini 21. Yüzyıla taşınmasına vesile olmuştur.

 Atatürkçüler kimlerdir?

Doğru biçimde tanımlanmaya ihtiyaç duyulan en önemli sorulardan biriside budur.

 Bize göre; “ Atatürkçülüğün tanımı olmaz şuuru ve duruşu olur”

Atatürkçüler; Kişilerin ve kurumların tekeline girmez, İradesini kimseye teslim etmezler.

Atatürkçüler; Akıl ve bilimin ışığında yaşadığı anın ve zamanın şartlarını gerçekçi ve en doğru biçimde tahlil edebilenlerdir,

  Atatürkçüler; Olayları sadece bugüne göre değil ileriye dönük olarak irdeleyebilen ve her zaman diliminde geçerliliğini koruyacak tespitleri yapabilme kabiliyetine sahip olanlardır,

   Atatürkçüler; O’ nu bulutların yere düşen gölgesine bakarak yerinden kalk, gel bizi kurtar diyerek ölülerden medet beklemezler.  

  Atatürkçüler;  İçinde Atatürk olmayan HYBİRT Milliyetçilik anlayışına ve bunu  ideoloji olarak kabul etmiş kişi ve kurumlara tevazu göstermezler.

  Atatürkçüler; Akıllı ve zeki insanlardır. Mayasını Atatürk düşmanlığının oluşturduğu fikrin uzantılarının Atatürk Maskesi takarak gerçek yüzlerini saklama çabalarına prim vermezler.     

Atatürkçüler; SSCB’nin çökmesi ile ideolojisiz kalan güruhun uydurduğu “Sol Kemalizm” safsatasına prim vermeyenlerdir,

Atatürkçüler; Milli ve manevi değerler başta olmak üzere gelenek ve göreneklerle sorunu olmayan inanç dünyalarında samimiyete önem veren insanlardır.

Atatürkçüler; Cesur ve korkusuz insanlardır. Winston Churchill’in; “Cesaret diğer erdemlerin ortaya çıkmasını sağlayan en önemli erdemdir” sözündeki manayı, “korkma”ile başlayan İstiklal marşımızın ve Habeşi Bilal’in “İlahların en büyüğü Allah’tır” sözleri ile mescide gelmeye çekinen Müslümanlara  “Korkmayın” yönündeki mesajını en doğru biçimde tahlil edenlerdir.

  Atatürkçüler; Gücün her türünün kölesi olmayı ret ederler. Geçici unvanlar için güçlüden yana görünmeyi insan onur ve haysiyetine aykırı görenlerdir. Haktan ve haklıdan yanadırlar. 

 Atatürkçüler; Tam bağımsızlıktan yanadır. Emperyalizmin her alandaki sömürüsüne karşı mücadele edenlerdir.   

Kısacası Atatürkçüler adam gibi adamlardır. O’ NUN DÜŞÜNCELERİNE, İLKELERİNE, DEVRİMLERİNE VE KURDUĞU PARLAMENTER SİSTEME VE KURUMLARINA SAHİP ÇIKANLARDIR.  Bu  özeliklere sahipseniz bizim için etnik ve inanç farklılığınızın hiçbir önemi yoktur. Sadece olmanız gereken yeri doğru tercih etmeniz O’ nun; “Aynı yerde bir araya gelin ve güçlerinizi birleştirin” tavsiyesine  uygun davranmanız yeterlidir. … Saygılarımızla.

   Cihad KORAY Gn. Bşk. Yrd.

Sendikayı (Cılık) Tan Kurtulmak Yasal Hakkına Sahip Çıkmak Memurun Görevidir

Türkiye Kamu Sen Sakarya İl Başkanı ve Türk Büro Sen Şube Başkanı Rahim Varol, “Sendikalı olmakta ta hiç sendikasızlıktan iyidir”

SENDİKA(CILIK)HALE GETİRİLDİ

SENDİKAYI  (CILIK) TAN KURTULMAK  YASAL HAKKINA SAHİP ÇIKMAK  MEMURUN  GÖREVİDİR

Sendika kamu çalışanlarının sosyal ve ekonomik haklarının korunması  ve geliştirilmesi için mücadele edilirse  vücut bulur.Sendikalı olmakta ta hiç sendikasızlıktan iyidir.Ancak bugün sendikacılığı cılık hale getiren biz eylem yapmayız kimseyle kavga etmeyiz diyen bugün kendi koltuklarını korumak için mücadele edip yakınlarını işe aldırmaya çalışan yandaşlarına koltuk sağlamaya çalışan yetkili  sendika memur sen dir.

MUSTAFA  SABRİYİ SAVUNDUĞUN KADAR MEMURU SAVUNSAYDIN EN AZINDAN İŞİNİ YAPMIŞ OLURDUN

Şimdi bu sendikanın yetkililerine soruyorum.Siz nasıl bir sendikasınız yada sendikacısınız?Eylem yapmak yada memurun haklarını geliştirmek ne zamandan beri kavga oldu.Size kavga edin diyen yok işiniz gereği olanı yapın.Memur 4 Toplu sözleşmede en az 500 TL. kayıpta.Bugün memur yoksulluk sınırı altında maaş alıyorsa bu memur sen in toplu sözleşme masalarındaki beceriksizliğinden kaynaklanıyor.Mustafa Sabri yi savunmak memuru savunmaktan daha mı evla.

Artık yeter Kamuda işiniz gücünüz atama olmuş üç beş kişi yandaşınızı koltuk sahibi yapacağız diye kamu da çalışan bütün görevlileri toplu sözleşme masasında yok sayamazsınız.

MEMURUN ŞİMDİKİ HALİ İÇİN KİMSE  YENİ KAPI RUHUNDAN VE MİLLİ BERABERLİK SÖZÜNDEN BAHSETMESİN ATAMALAR YANDAŞLIKLAR ORTADA.

Memuru bir köşeye bırakmışlar işleri güçleri adam kayırmak koltuk dağıtmak olmuş.İnsan bu yaptığı sendikacılıktan utanır.Her sendikada her siyasi görüşten olanlar var kimin haklarını kime veriyorsunuz? Sonrada çıkıp biz haktan adaletten yanayız elhamdülillah müslümanız Peygamberimizin ümmetiyiz. Hadiyin oradan münafık iki yüzlüler siz kulu kandırıyorsunuzda Cenab-ı Allah’ı nasıl kandıracaksınız.

ZULÜM VE AYRIM İÇİNDE OLAN SİYASİLER ,BÜROKRATLAR SENDİKA(CILIK)OYNAYANLAR

Kamuda iş barışını sağlayacak olan  bürokratların  bazıları zulüm eden ayrım yapan  idarecinin neler ile karşılaşacağını biliyormusunuz? O koltuklarda tatlı tatlı oturmak bu dünyalık iyide ötesi ateş çemberi.Ya siz siyasiler seçildikten sonra her kesimi kucaklayamayan siyasiler yarın geçmişte kalan siyasiler gibi bir gün tabelalarınız indiğinde ayrım ve zulüm yaptığınız kamu çalışanlarının yüzüne nasıl bakacaksınız ? 30 Yıllık memuriyet hayatımda emekli olduktan sonra yada o koltuklarından alaşağı edildikten  sonra çok bürokrat gördüm.Selam verilmeyip hakaretle karşılaşan,çok siyasi gördüm iktidardan gittikten sonra yüzüne bakılmayan  Selma verilmeyen hiç mi ders almıyorsunuz.

Siyaset ,sendikacılık, bürokratlık ,hak için adalet için hizmette Allahın kullarına eşit mesafede olmak için yapılır.Siz ayrım yapan zulüm eden kul hakkına giren siyasetçiler ,bürokratlar ve işini düzgün yapmayan memuru masada pazarlayan  sendikacılar siz hangi dinin mensubusunuz,gerçekten anlamak zor.

Sözlerimiz işini düzgün yapan sendikacıya ,bürokrata ,siyasetçiye değil bu böylede  biline

Türkiye Kamu –Sen olarak her zaman işimiz  hakkı tutup kaldırmak,kamu çalışanlarının sosyal ve ekonomik haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele etmektir.Doğruya doğru ,yanlışa yanlış diyemiyorsak sendikacılığımızdan ve insanlığımızdan utanmalıyız.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk Gazileri ziyaret etti

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları, önceki gün Ankara’da bir benzin istasyonunda şehir magandaları tarafından aileleri ile birlikte saldırıya uğrayan Gazi Muzaffer Oktay ve Gazi İbrahim Kızılkaş’ı ziyaret etti.

KONCUK: GAZİLERİMİZ VE AİLELERİNE SALDIRANLAR GEREKLİ CEZAYI ALMALIDIR

Her iki gazimize ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini ileten Genel Başkan İsmail Koncuk, bu hain saldırıyı gerçekleştirenlerin adalet önünde bir an önce hesap vermesini istedi. Koncuk,”Önceki gün Başkent Ankara’nın göbeğinde insan müsveddesi olan bazı kişilerce saldırıya uğrayan gazilerimizi Türkiye Kamu-Sen Heyeti olarak ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. 

Bu vatan için canlarını gözlerini kırpmadan ortaya koyan kahramanlarımıza yapılan bu saldırıyı kınıyoruz. Böyle bir olay vesilesiyle, gazilerimizin korunması ve baş tacı edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Türkiye Kamu-Sen olarak, Şehit Yakınları ve Gaziler Komisyonumuz görev yapmaktadır. Her zaman ve her durumda sizlerin yanınızda olduğumuzun bilinmesini isteriz. 

Gazilerimizin problemlerini her zaman dile getirmeye gayret ediyoruz. Elimizden ne geliyorsa bundan sonrada yapmaya devam edeceğiz.Türkiye Kamu-Sen konfederasyonunun kapıları sizlere her zaman sonuna kadar açıktır. 

Gazilerimizin uğradığı bu menfur saldırı neticesinde kendilerine toplumun tüm kesimlerinden gelen destek ve ziyaretler son derece sevindiricidir. Bu üzücü olay, kötü ve saygısız insanların toplumdan tecrit edilmesini ve gerekli cezayı almalarını sağlamak bakımından da önemlidir. Allah bir daha böyle olayları göstermesin” dedi.

Genel Başkanımız İsmail Koncuk saldırıya uğrayan gazilerimize Ay yıldızlı bayrağımızın işlemesinin bulunduğu Kuran-ı Kerim hediye etti.

Ziyarete, Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türkiye Kamu-Sen Genel Mali Sekreteri ve Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Sözleşme Sekreteri ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türkiye Kamu-Sen Genel Basın Sekreteri ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz, Türkiye Kamu-Sen Genel Dış İlişkiler Sekreteri ve Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türkiye Kamu-Sen Genel Sosyal İşleri ve Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Şerafettin Deniz de hazır bulundu.

Türkiye Kamu Çalışanları Konfederasyonu 

1992 yılında kurulmuş, Türkiye’nin ilk memur sendikaları Konfederasyonudur. 2014 yılı itibarı ile sendikalara üye olabilecek 2,27 milyon kamu görevlisinin 450 bini Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalara üyedir.

Türkiye Kamu-Sen;

Kamu görevlilerinin tamamının çatısı altında örgütlendiği, çatışan değil çalışan, üreten, yol gösteren ve hak ettiğini mutlaka alan bir konfederasyon olarak kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerini her platformda korumak ve geliştirmek, ülkemize, çalışma yaşamına, üyelerimize ve evrensel sendikacılığa artı değerler katmak, Anayasamızda belirlenen ilkelerden sapmaksızın milli değerlerine bağlı, çığır açan, güçlü, lider, büyük bir Türkiye için her alanda fikir üreten bir sivil toplum örgütü olma vizyonu,  

Avrupa Birliği standartları, ILO sözleşmeleri ve İnsan Hakları beyannamelerinde tanımlanan niteliklere sahip, grevli, gerçek anlamda toplu sözleşmeli, siyasete katılma hakkını da içeren, özgürlükçü sendikal haklarla donanmış, saygın iş kavramına uygun bir kamu istihdam yapısı ve adil bir ücret sistemi içerisinde insanca yaşama yetecek düzeyde refah ücretine kavuşmuş, geleceğe umutla ve güvenle bakan bir kamu çalışanı; birlik, bütünlük ve kardeşlik içinde yaşayan, huzurlu bir topluma ulaşmak için birliktelik sağlama, toplu sözleşmelere katılma, görüşmeler yapma, gerektiğinde greve gitme yoluyla mücadele etme misyonu ile kurulmuştur.   

Türkiye Kamu-Sen;

Fiilen 25 yıllık birikim, 22 yıllık sendikacılık tecrübesi, kalifiye, uzman ve deneyimli kadrosuyla iş yaşamındaki gelişmeleri yakından takip eden ve üyelerinin sorunlarına anında çözüm üreten, çağdaş bir konfederasyondur.

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZİN AYAKLAR ALTINA ALINMASINA KARŞI

Türkiye Kamu-Sen;

Üyelerinin hak ve menfaatlerini koruyan, milli ve manevi değerlere saygılı, ülkemizin devleti ve milleti ile bölünmez bütünlüğü ilkesinden taviz vermeyen ve sendikacılığa yeni bir bakış açısı, yeni bir yaklaşım getirirken, bu ilkeleri ile üyelerinin hak ve menfaatlerini her platformda korumuş ve geliştirmiş olmaktan dolayı gurur duymaktadır.

BASKIYA, ZORLAMAYA VE YANDAŞLIĞA KARŞI

Türkiye Kamu-Sen;

Sendikaları kendisine köle isteyen iktidara, kraldan çok kralcılık yapan bürokratlara, makam ve mevkii zulüm ve baskı aracına dönüştürenlere, memuru tehditle, korku salarak üye yapanlara ve menfaatçilere rağmen onurlu mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.

Türkiye Kamu-Sen;

Verdiği hak mücadelesinde iktidarda kimin olduğuna bakmadan, kimse ile menfaat bağı kurmadan ve kimseye paravan olmadan hareket etmektedir.

Türkiye Kamu-Sen’in bağlı olduğu tek kaynak, Türk milleti ve onun hassasiyetleridir.

YALNIZCA KAMU GÖREVLİLERİNİN HAK VE MENFAATLERİNİ SAVUNMAK İÇİN

Türkiye Kamu-Sen;

Ekonomik açmazlara terk edilmiş emekli ve çalışanlarımız,

Hakları gasp edilmek istenen memurlarımız,

Özelleştirmelerden dolayı maaşları dondurulan kamu görevlilerimiz,

Talan edilen, yağmalanan, peşkeş çekilen ormanlarımızın, madenlerimizin, kurum ve kuruluşlarımızın korunması,  

Vatanımızı savunurken can veren, kan döken şehit ve gazilerimiz için vardır.  

MEMURLARIN TOPLU SÖZLEŞME MASASINDA SATILMASINA ENGEL OLMAK İÇİN

Türkiye Kamu-Sen;

Toplu sözleşme görüşmelerinde kamu görevlilerinin haklarının geriletilmesinin; enflasyon farkı, iş güvencesi, aile birliğinin sağlanma zorunluluğu gibi var olan haklarının gasp edilmesinin; memurlarımızın ve emeklilerimizin sorunlarının tam olarak görüşülmeden 30 gün sürmesi gereken toplu sözleşme görüşmelerinin 7 gün içinde bitirilmesinin; kamu görevlilerinin şahsi ve politik menfaatler uğruna pazarlanmasının önüne geçmek için Türkiye Kamu-Sen.

Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; hak eden memurun hak ettiği göreve gelmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için Türkiye Kamu-Sen.

AYRIMCILIĞIN SON BULMASI, TARAFSIZ BİR YÖNETİM SAĞLANMASI İÇİN

Kamu görevlilerinin yandaş, yandaş olmayan; bizden, bizden olmayan gibi ifadelerle fişlenerek ayrıştırılmasının, kadrolaşmanın, adam kayırmanın, kıyımın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulması; kamuda bir takım siyasi çevrelere yakın olmanın çalışanın eğitim düzeyi, performansı ve kişiliğinin önüne geçmesinin önlenmesi için Türkiye Kamu-Sen.

Kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanması, adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulması için Türkiye Kamu-Sen.

MEMURLARIN GERÇEK İRADESİNİN TEMSİLİ İÇİN

Kamuda çalışma yaşamında görülen her türlü haksızlık, eksiklik ve adaletsizliğin giderilmesi; kamu görevlilerinin gerçek anlamda temsil edilmesi; sorunların çözümü için görüş, düşünce, fikir ve öneri geliştirilmesi; her alan ve platformda eylem ve etkinliklerle memurların hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için Türkiye Kamu-Sen.    

İLKELERİMİZDEN ŞAŞMAYACAĞIZ

Türkiye Kamu-Sen;

Üyelerinden aldığı güçle, her türlü haksızlığın karşısında olmaya, her türlü ihaneti bertaraf etmeye ve devletimiz ve milletimiz üzerinde oynanan her türlü kirli oyunu bozmaya muktedir olacaktır.

Bizi biz yapan değerlerimizin yok sayıldığı, andımızın yasaklandığı; Devletimizin kurucusu Atatürk’ün unutturulmaya, bu topraklardan Türk adının silinmeye çalışıldığı ve Devletimizin terör örgütüne kurban edildiği bir dönemde, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalara üye olan kamu görevlilerimizin ortaya koyacağı milli duruş, hayati derecede önem taşımaktadır.   

DEĞERLERİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

Türkiye Kamu-Sen olarak;

Kamu görevlilerinin grevli, toplu sözleşmeli, siyaset ve yönetime katılma haklarını içeren sendikal hakların kazanılması ve insanca yaşama yetecek düzeyde refah ücretine kavuşması yolunda verdiğimiz mücadelede, milli ve manevi değerlerimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

“Tek devlet” diyerek, kahraman ecdadımızın mübarek emekleriyle Anadolu’da hayat bulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti ülküsünü;

“Tek millet” diyerek, binlerce yıllık mazimizde her türlü farklılığı zenginliğe dönüştürerek insanlık tarihine mümtaz medeniyetleri hediye eden Türk milleti ülküsünü;

“Tek dil” diyerek, dünyanın en saygın ve yaygın dillerinden tarihimizin, kültürümüzün ve milli değerlerimizin taşıyıcısı olan güzel Türkçe ülküsünü;

“Tek vatan” diyerek, yüz binlerce şehidimizin aziz kanlarıyla sınırları çizilmiş olan cennet vatanımız, güzel Türkiye’miz ülküsünü;

“Tek bayrak” diyerek, rengini şehitlerimizin mübarek kanından almış ve büyük milletimizin hür yaşama arzusunun simgesi olan ay yıldızlı al bayrak ülküsünü asla terk etmeyeceğiz.

AZMİMİZİ, CESARETİMİZİ, KARARLILIĞIMIZI KAYBETMEYECEĞİZ

Türkiye Kamu-Sen olarak;

Mücadele azmimizi, kararlılığımızı, Bizans topraklarında ilerlerken; “250 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor.” diyen haberciye; “Endişelenme, biz de 27 bin kişilik kuvvetle onlara yaklaşıyoruz.” diyen Sultan Alparslan’dan alıyoruz. Biz azmimizi, davamızın büyüklüğünden alıyoruz.

Mücadele cesaretimizi, Afrika’dan İspanya’ya geçip, geldiği gemileri yaktıktan sonra, 7 bin imanlı er ile 100 bin kişilik orduya karşı gelip, Avrupa’yı İslam’la şereflendiren, 800 yüz yıl Avrupa’yı nurlandıran Endülüs Devleti’nin kurucusu, Tarık Bin Ziyad’dan alıyoruz.  Biz cesaretimizi; davamızın haklılığından alıyoruz.

Mücadele gücümüzü, kudretimizi, çıplak ayaklarını çuvalla, çaputla sararak, kanayan yaralarına tuz basarak, açlıktan ağaç kabuklarını kemirerek yedi düveli dize getiren aslanlarımızdan; atacak tek bir mermisi dahi yokken; “Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir! Öyleyse Ya İstiklal, Ya Ölüm!” diyen Gazi Mustafa Kemal’den alıyoruz.

Biz kudretimizi; damarlarımızdaki asil kandan alıyoruz.

İSMAİL KONCUK

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL BAŞKANI

24.05.1959 tarihinde Adana-Ceyhan’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ceyhan’da tamamladıktan sonra Eskişehir Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümü’nden 1980 yılında mezun oldu. Bu arada Atatürk Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda da İngilizce eğitimi aldı. Öğretmenliğe 1981 yılında Konya’nın Beyşehir İlçesi Doğanbey Beldesi’nde başladı. 1985 Yılında ise Adana’ya atandı. 1992’den 1996 yılına kadar Türk Eğitim-Sen Adana Şubesi Kurucular Kurulu Üyesi ve Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 1996 yılından 2005 yılına kadar Türk Eğitim-Sen Adana 1 Nolu Şube Başkanlığı ve Türkiye Kamu-Sen İl Temsilciliği yaptı.

2002 Yılında gerçekleştirilen Türk Eğitim-Sen 1. Olağan Merkez Genel Kurulu’nda Merkez Denetleme Kurulu üyeliğine, 2005 yılında yapılan 2. Olağan Merkez Genel Kurulu’nda Genel Sekreterliğe ve Şubat 2008’de yapılan 3. Olağan Merkez Genel Kurulu’nda ise Genel Başkanlığa seçildi. 24-25 Ekim 2009 tarihinde yapılan Olağanüstü Merkez Genel Kurulu’nda ve 5-6 Şubat 2011  tarihinde yapılan  4. Olağan Merkez Genel Kurulu’nda da Genel Başkanlığa yeniden seçildi.

2008 Mart döneminde yapılan 3. Olağan Genel Kurulda Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreterliği görevine seçilen Koncuk, 9 – 10 Nisan 2011 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye Kamu-Sen 4. Olağan Genel Kurulu’nda ve 12-13 Nisan 2014 tarihleri arasında yapılan 5. Olağan Genel Kurulunda da Konfederasyon Genel Başkanlığına seçildi. 1-2 Şubat 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen Türk Eğitim-Sen 5. Olağan Genel Kurulunda yeniden genel başkanlığa seçildi. 

İngilizce bilen Koncuk evli ve iki çocuk babasıdır.

Sendika: TÜRK EĞİTİM-SEN GENEL BAŞKANI

   
ÖNDER KAHVECİ

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL SEKRETERİ

1962 yılında Amasya-Göynücek ilçesinde doğdu. İlk ve Ortaokulu Göynücek’te bitirdi. Çankırı Sağlık Meslek Lisesi’nde 3 yıl okuduktan sonra Konya Sağlık Meslek Lisesi’nden 1981 yılından mezun oldu. 12 Kasım 1981 tarihinde Bitlis Sağlık Müdürlüğü’nde sağlık memuru olarak başladı.1984-1985 yıllarında askerlik görevini yerine getiren Önder Kahveci, Bitlis’ten Amasya Sağlık Müdürlüğü’ne tayin edildi. 1988 yılında Ankara Gevher Nasibe Sağlık Eğitim Enstitüsü’nü kazandı. 1991 yılında mezun olduktan sonra Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde Tıbbi Teknolog olarak görev yaptı.1992 yılından itibaren Keçiören Çevre Sağlığı ve Laboratuar Sağlık Meslek Liselerinde öğretmen ve müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. Eylül 1999 yılından itibaren Ankara Süleyman Sağlık Meslek Lisesi’nde okul müdürü olarak görev yaptı. 1992 yılından beri Türk Sağlık-Sen üyesi olan Kahveci, 1999-2001 yılları arasında Ankara 1 nolu Şube Başkanlığı yaptı. 16-17 Şubat 2002 tarihinde yapılan 1. Olağan Genel Kurul’da Genel Başkanlığa seçildi. 30-31 Mart 2002 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye Kamu-Sen 1. Olağan Genel Kurulu’nda Konfederasyon Genel Mali Sekreteri  görevine seçildi. Türkiye Kamu-Sen 4.Olağan Genel Kurulunda ve Türkiye Kamu-Sen 5. Olağan Genel Kurulu’nda da Genel Sekreterlik görevine seçildi. Evli ve bir çocuk babasıdır.

Sendika: TÜRK SAĞLIK-SEN GENEL BAŞKANI

   
İLHAN KOYUNCU

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL MALİ SEKRETERİ

1958 Fethiye doğumlu. 1980 yılında İzmir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu. Daha sonra Türk Dili ve Edebiyatı Lisansını tamamladı. 1980-1999 yılarında Fethiye’de Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği ve Fethiye Lisesinde idarecilik yaptı.

1999 yılında Fethiye Belediyesi Zabıta ve Personel Müdürlüğü görevlerini yürütürken, Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı Fethiye Şube Başkanlığı görevlerinde bulundu.

Türk Yerel Hizmet-Sen’in 2. Olağan Genel Kurulu’nda Genel Merkez yönetimine seçilmiştir. 26-27 Ocak 2008 tarihlerinde yapılan 3.Olağan Genel Kurulda Genel Merkez Yönetim Kuruluna ikinci kez seçildi. 29-30 Ocak 2011 tarihinde yapılan Genel Kurulda üçüncü kez Genel Merkez Yönetim Kuruluna seçilmiştir.

İlhan Koyuncu Türkiye Kamu-Sen 5. Olağan Genel Kurulu’nda Genel Mali Sekreterlik görevine seçilmiştir. 

İlhan KOYUNCU evli ve üç çocuk babasıdır.

Sendika: TÜRK YEREL HİZMET-SEN GENEL BAŞKANI  

   
FAHRETTİN YOKUŞ

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL TEŞKİLATLANDIRMA SEKRETERİ

1958 yılında Konya ili Beyşehir İlçesi Göçü Köyünde doğdu. İlköğretimini köy okulunda, Orta ve Lise öğrenimini Beyşehir’de. Yüksek Öğrenimini ise Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İş İdaresi Bölümün de tamamladı. 4 Ocak 1978 tarihinde Ticaret Bakanlığında memuriyete başladı. 1986 yılında Ticaret Bakanlığı’nın Sanayi Bakanlığı ile birleşmesi Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının oluşturulması ile bu Müsteşarlık bünyesinde memuriyete devam etti. Halen Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda Müşavir olarak göreve devam ediyor. 5 Mayıs 1989 yılında kurulan Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Kurucular Kurulu arasında bulundu. 1992 yılına kadar Vakıf bünyesinde görev yaptıktan sonra aynı yıl kurulan Türkiye Kamu-Sen’e bağlı Türk Büro-Sen’in kurucuları arasında yer aldı. 1997-1998 yılları arasında Türkiye Kamu-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreterliği görevini yürüttü. 1992 yılından bu yana Türk Büro-Sen’den sırasıyla Genel Mali Sekreter, Genel Sekreter, Genel Başkan Yardımcılığı ve Genel Başkanlık görevinde bulundu. Halen aynı görevi sürdüren Fahrettin Yokuş, 30-31 Mart 2002 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye Kamu-Sen 1. Olağan Genel Kurulu’nda Konfederasyon Genel Sekreterliğine seçildi. Türkiye Kamu-Sen 3.Genel Kurulu’nda ise Genel Teşkilatlandırma Sekreterliği görevine seçildi. 2011 yılında gerçekleşen Türkiye Kamu-Sen 4. Olağan Genel Kurulu ve 5. Olağan Genel Kurulda  aynı görevine yeniden seçildi.  Evli iki çocuk babasıdır.

Sendika: TÜRK BÜRO-SEN GENEL BAŞKANI

   
HAZIM ZEKİ SERGİ 

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL EĞİTİM SEKRETERİ

1958 yılında Ankara’da doğdu. İlkokulu Ankara da okudu.1968–1969 öğretim yılında Ankara Merkez İmam-Hatip Lisesine girdi. 1973-1975 yıllarında Bolu-Yeniçağa Kur’an Kursunda okudu. 1976 yılında İmam-Hatip Lisesini bitirdi.1976 yılında  Altındağ İlçe müftülüğünde Etlik-Esertepe Yayla Mah. Yayla camii İmam-Hatibi olarak göreve başladı. 1977–1979 tarihlerinde Çankaya ilçe Müftülüğü Ateşderesi Camii İmam-Hatibi, 1979–1982 yıllarında İstanbul Üsküdar Müftülüğü memuru olarak olarak çalıştı. 1982 yılında İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden mezun oldu. 1982 yılında Diyanet İşleri Başkanlık Merkez Teşkilatına  naklen tayin oldu. 1983 yılında Personel Dairesi Atama Müdürlüğü şefi oldu. Nisan- 1983 Ağustos 1984 yılarında Asteğmen olarak Askerlik görevini Sarıkamış’ta tamamladı. 1985–1986 yılında Başkanlık Yabancı Dil Kursunu bitirdi. 1987–1993 yılları arasında Almanya’da Din Görevlisi olarak 6 yıl görev yaptı.  1994 yılında Başkanlık APK Uzmanı oldu. 2001 yılından itibaren maaşsız izinli olarak sendikal faaliyetteki görevini sürdürmektedir.

1993 yılında Yurtdışı görevinden döndükten sonra; 1993–2001 yıllarında Ankara Merkez İmam-Hatip Lisesi Öğrencileri Koruma Derneği yöneticiliği ve başkanlığı görevlerinde bulundu.  Ankara Tevfik İleri İmam-hatip Lisesi Mezunları Vakfı  Genel Kurul üyesi,  Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı Ankara şubesi üyesi, Ankara Güdül ilçesi Sosyal ve Dayanışma Vakfı ile Türk İslam Kültürünü Geliştirme ve Eğitim Vakfının Mütevelli heyeti ve yönetim kurulu üyesi olarak sosyal ve Hayri hizmetleri sürdürmektedir.  1993–2001 tarihlerinde sendikal faaliyetler içinde yer alarak Türk Büro-Sen Sendikası Ankara 7 nolu Başkanlık şube başkanlığı ve Türk Büro-Sen Genel merkez yöneticiliği yaptı.

2001 yılında 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendika kanunun yasalaşması ile  Türk Diyanet Vakıf-Sen Sendikasının kurucu üyesi ve Genel Teşkilat Sekreteri oldu. 2002 yılında yapılan 1.Olağan genel kurulunda Genel Sekreter,  2005 yılında yapılan 2. Olağan genel kurulunda Genel Sekreter, 2008 yılında yapılan 3. Olağan genel kurulunda Genel Başkan,  Mart 2008 yılında yapılan Türkiye Kamu-Sen 3. Genel Kurulunda Konfederasyon Genel Eğitim Sekreteri, 2011 yılında yapılan Türk Diyanet Vakıf-Sen 4. Olağan genel kurulunda Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri, 2014 yılında yapılan Türk Diyanet Vakıf-Sen 5. Olağan genel kurulunda Genel Başkan olarak seçildi. Nisan 2014 yılında yapılan Türkiye Kamu-Sen 5. Olağan genel kurulunda yeniden Konfederasyon Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi.

Evli ve 3 çocuk babasıdır.

Sendika: TÜRK DİYANET VAKIF-SEN GENEL BAŞKANI

   
NECATİ ALSANCAK

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL TOPLU SÖZLEŞME GENEL SEKRETERİ

1955 yılında Kırıkkale’nin Keskin ilçesi Aşağışıh köyünde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Keskin’de tamamladı. Ticaret Turizm Fakültesi İşletme ve Muhasebe Bölümünden mezun oldu. 1975 yılında Orman Bakanlığı’nda memuriyet hayatına başladı. 1980 yılından beri İller Bankası İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı’nda Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. 9-10 Mart 2002 tarihinde gerçekleştirilen Türk İmar-Sen 1. Olağan Genel Kurulu’nda Türk İmar-Sen Genel Başkanlığı görevine seçildi. Şubat 2005 tarihindeki 2. Olağan Genel Kurulda da güven tazeleyen Necati ALSANCAK, 2-3 Şubat 2008 Tarihinde yapılan Türk İmar-Sen 3. Olağan Genel Kurulu’nda üçüncü kez Genel Başkanlığa seçildi. 29-30 Mart 2008 tarihinde yapılan Türkiye Kamu-Sen 3.Olağan Genel Kurulu’nda Genel Toplu Görüşme Sekreterliği görevine seçildi. 2011 yılında yapılan Türkiye Kamu-Sen 4. Olağan Genel Kurulda ve 5. Olağan Genel Kurulda görevine yeniden seçildi. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

Sendika: TÜRK İMAR-SEN GENEL BAŞKANI

   
MEHMET ÖZER 

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL MEVZUAT SEKRETERİ

 01.01.1959 tarihinde Elazığ – Maden’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Maden’de, yüksek öğrenimini Mersin Meslek Yüksek Okulu’nda tamamladı.

06.03.1979 yılında Tügsaş’da göreve başladı. Sırasıyla; Etibank’ ın Kırka Bor İşletme Müdürlüğü, Ergani Bakır İşletmesi, Eti Krom A.Ş. ve Teknoloji Daire Başkanlığı’nda Tekniker, Müdür ve Başuzman olarak görev yaptı. Halen Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde Başuzman olarak görev yapmaktadır.

2001 yılında 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme yasasının yürürlüğe girmesi ile Ankara-2 nolu şubenin kurucu başkanı seçildi. 2004, 2007 ve 2011 yıllarında yapılan şube Genel kurullarında tekrar şube başkanlığına, 2011 yılında yapılan sendikamız 4. Olağan Genel Kurulunda sendikamız Genel Sekreterliğine ve 18-19 Ocak 2014 tarihinde gerçekleşen sendikamız 5. Olağan Genel Kurulunda Genel Başkanlığa seçildi.

Mehmet Özer Türkiye Kamu-Sen 5. Olağan Genel Kurulu’nda Genel Mevzuat Sekreterliğine seçildi.

Evli, üç çocuğu ve Zeynep adında bir de torunu vardır. Orta derecede İngilizce bilmektedir

Sendika: TÜRK ENERJİ-SEN GENEL BAŞKANI 

   
SEDAT YILMAZ 

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL BASIN SEKRETERİ

 1963 yılında Erzuruma bağlı Oltu ilçesinde Dünyaya geldi. İlk, Orta ve Lise tahsilini Oltu’da Yüksek öğrenimini Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler bölümünü bitirerek tamamladı. Askerden sonra 1985 yılında İzmir’e yerleşti Memuriyet hayatına İzmir PTT Başmüdürlüğünde 1987 yılında göreve başladı, Hemen Hemen PTT nin her biriminde görev aldı.

Sendikal hayatına 1992 yılında üye olarak başladı 2001 yılından sonra  İzmir Şubesinde sırasıyla Mali ve Şube sekreterliğinden sonra 2008 Yılında Şube başkanı olarak seçildi, 2011 yılında Türk Haber Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri olarak göreve geldikten sonra, 22 Mart 2014  tarihi itibari ile Türk Haber Sen Genel Başkanı olarak Seçilmiştir. 
Evli ve 2 kız çocuk Babasıdır

Sendika: TÜRK HABER-SEN GENEL BAŞKANI

   
AHMET DEMİRCİ

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL DIŞ İLİŞKİLER SEKRETERİ

1966 yılında Ünye’ de doğdu. İlk ve ortaokulu Ünye’de bitirdi. 1 yıl Amasya Gökhöyük Ziraat Meslek Lisesi ve 3 yıl söke Ziraat Teknik lisesi eğitiminden sonra 1985 yılında girmiş olduğu Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları bölümünden mezun oldu. 1994 yılında İngiltere de Cranfield Üniversitesi Silsae College’ de başlamış olduğu Tarımsal İşletmecilik konusundaki Master eğitimini 1996 yılında tamamladı. Ayrıca yine 1992 yılında Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde başlamış olduğu Zirai Mücadele uygulama Teknolojisi konulu diğer bir master eğitimini de 1997 yılında tamamladı.
1990-2001 yıllarında Ankara Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsünde Araştırma elemanı ve Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Halen 15’in üzerinde değişik kongrelerde sunulmuş veya teknik dergilerde yayınlanmış makalesi vardır. 1992 yılında kurulan Türk Tarım Orman-Sen içerisinde, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuş olup, halen Genel Başkan olarak bu görevine devam etmektedir. Ayrıca Türkiye Kamu-Sen 4. ve 5. Olağan Genel Kurullarında Genel Dış İlişkiler Sekreterliği görevine seçilmiştir. Ahmet Demirci; evli iki çocuk babası olup, iyi derece de İngilizce bilmektedir.

Sendika: TÜRK TARIM ORMAN-SEN GENEL BAŞKAN

   
ŞERAFEDDİN DENİZ 

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL SOSYAL İŞLER SEKRETERİ

1 Şubat 1965 tarihinde Bitlis’in Mutki İlçesinde doğan Şerafeddin DENİZ, İlk, orta ve lise tahsilini Tatvan’ da tamamladıktan sonra yükseköğrenimini 1982-1986 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi İ.İ.B.F. Mersin Turizm İşletmeciliği Yüksekokulunu tamamlamıştır.

İŞ HAYATI :

– 1989-1990 yılların arasında  TCDD Basman Gar’da,

– 1991-1996 yılları arasında TCDD Alsancak Liman İşletme Müdürlüğü’nde,

– 1997-2000 yılları arasında DHMİ Adnan Menderes Havalimanı’nda

– 2000 yılında Ulaştırma Bakanı Danışmanı,

– 2000-2007 yılları arasında TCDD Dış İlişkiler Dairesi Başkanı olarak görev yaptı.

SİVİL TOPLUM KURULUŞU  :

– 1991- 1992 yılları arasında Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi,

– 1992-1997 yılları arasında Türk Ulaşım-Sen İzmir-1 Nolu Şube Başkanı,

– 1993-2000 yılları arasında Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi

– 1999 ve 2007 yıllarında Bitlis Milletvekili Adayı,

– 2002 yılında İzmir Milletvekili Adayı,

– 2001-2006 yılları arasında TCDD Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.

– Türk Ulaşım-Sen Genel Merkezi’nin 01-02 Mart 2014 tarihlerinde gerçekleştirilen 5. Olağan Genel Kurulu sonucunda Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanlık görev seçilen Şerafeddin DENİZ evli ve 3 kız, 1 erkek çocuk babasıdır.

Sendika: TÜRK ULAŞIM-SEN GENEL BAŞKANI

   
H. HÜSEYİN YILMAZ

TÜRK KÜLTÜR SANAT-SEN GENEL BAŞKANI

1955 Yılında Kahramanmaraş Afşin İlçesi Arıtaş  kasabasında  doğdu.  İlk okulu bu kasabada , orta ve  lise tahsilini Ankara’da, yüksek öğrenimi Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde tamamladı.

Memuriyete; 1974 yılında memur olarak başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın taşra birimlerinde şube müdürlüğü, il müdür yardımcılığı, il müdürlüğü, Bakanlık merkez birimlerinde uzman, şube müdürlüğü ve Daire Başkanlığı görevlerinde bulundu.

Bir çok dernek ve yapı kooperatifinde yönetim kurulu üyeliği yaptı. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe girinceye kadar Türk Büro Sen’in 12 No’lu Şubesinin kurucularından olup,  başkanlığını yürüttü.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun yürürlüğe girmesiyle, “Türk Kültür Sanat – Sen” i kurucularından olup, kurucular kurulu kararı ile bu sendikanın  Genel Başkanlığına getirildi.

Türk Kültür Sanat Sendikasının;

1.2.3.ve 4. Olağan Genel Kurullarından sendika Genel Başkanlığına,

Türkiye Kamu-Sen’in 

1. Olağan Genel Kurulunda Denetleme Kurulu Başkanlığı, 2. Olağan genel Kurulunda Genel Eğitim, ve  3. Olağan Genel Kurulunda Genel Basın Sekreterliğine seçilmiştir.

1-2 Şubat 2014 tarihleri arasında yapılan Türk Kültür-Sanat-Sen 5. Olağan Genel Kurulu’nda yeniden genel başkan seçilen H.Hüseyin Yılmaz, evli ve iki çocuk babasıdır.

Türkiye Kamu Çalışanları Konfederasyonu Genel Merkezi 

Erzurum Mahallesi Talatpaşa Bulvarı No:160 Kat:7 Cebeci/ANKARA 

Telefon : +90 312 424 22 00 PBX Faks : +90 312 424 22 08

SAKARYA TEMSİLCİLİĞİ
Sendikası : Türk Büro-Sen
Adı Soyadı : Rahim VAROL
Sendika Telefonu : 278 50 05
İş Telefonu : 291 55 33/1208
Cep Telefonu : 0530 445 57 04
Faks : 278 50 05
Adres : Çark Cad. Cevat Bey Pasajı K:4 0505 222 88 91

Sağlık Sen Sakarya Milletvekillerine Hayırlı Olsun Ziyreti

Sağlık Sen Sakarya Şubesinden Milletvekillerine Hayırlı Olsun Ziyreti

Sakarya Milletvekilleri Şaban DİŞLİ,Ali İhsan YAVUZ,Recep UNCUOĞLU İle Şanlıurfa Milletvekili ve Sağlık Sen Onursal Genel Başkanı Mahmut KAÇAR’ı makamlarında  Ziyarete Şube Başkanı Abdullah Sönmez,Başkan Vekili Abdullah Arı,Bakan Yardımcıları Yavuz Bingöl,Vedat İnan katıldı

VEKİLLER2

-Şaban Dişli;Ülkemizde bölgemizde önemli gelişmeler yaşıyoruz,milletimizin desteği  dualarıyla çalışmalarımıza devem ediyoruz.Yeniden büyük Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz.Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum en kısa zamanda inşallah ziyaretinize geleceğim.

VEKİLLER4

-Ali İhsan YAVUZ;Sağlık alanında yatırımlarımız devam edecek açılan hastanelerin eksikleri giderilecek sizlerle görüşmelerimiz devam edecek sizlerin sahanının sorunlarını bizlere aktarmanızı  önemle rica ediyorum.

VEKİLLER1

-Recep UNCUOĞLU;Bu nazik ziyaretinizden dolayı Sağlık Sen Sakarya Şubemize ve Yönetim kuruluna teşekkür ediyor,çalışmalarınızda muvaffakiyetler diliyorum.

VEKİLLER3

-Mahmut KAÇAR;(Sağlık,aile,çalışma ve sosyal işler komisyon üyesi)Sakarya’ya gelip inşallah yerinde toplantı yapıp hem sizleri ziyaret edeceğim hem de incelemelerde bulunacağım.Arkadaşlarımıza bizlerden selam götürün dualarını bekliyorum..

657 sayılı devlet memurları kanununu değiştirmek ahlaki bir yaklaşım değildir

Türk Ulaşım Sendikası Sakarya Şube Başkanı Ömür KALKAN“Son günlerde gündeme gelen devlet memurlarının iş güvencesinin kaldırılması ile ilgili kamuoyu yanlış bilgilendirilmekte asıl amaç gizlenmektedir. 657 sayılı devlet memurları kanununun 125. Maddesinin e fıkrasında ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların çalışma düzenin bozmak, yasaklanmış her türlü yayını çoğalmak, dağıtmak kurumun her hangi bir yerine asmak, 10 gün kesintisiz işe gelmemek, özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün işe gelmemek, yüz kızartıcı suç işlemek amirlerine veya mahiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak gibi hallerde bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere memuriyetten atılır.

Devlet memurluğuna yakışmayan, verilen görevleri yerine getirmeyen kamu malına zarar veren veya görevini kötüye kullanan vb. davranışlarda bulunan memurlara ise aynı maddeye göre uyarma, kınama ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları verilir tekrarında ise iş aktinin feshedilmesine giden bir süreç işlemektedir. Her yıl verilen disiplin cezaları sonucunda ortalama 500 devlet memuru işten atılmaktadır.

Görüldüğü üzere devlet memurlarının sınırsız iş güvencesi diye bir durum söz konusu bile değildir. Bu kanunun verdiği iş güvencesi keyfi görevden alınmaların önüne geçmek nüfus sahibi kişilere karşı devlet memurunu korumaktır.

Kanun değişikliğindeki asıl amaç iş güvencesiz bir çalışma hayatı oluşturmak sermayenin istediği ucuz işgücü potansiyelini arttırmaktır. Suistimal edilen istisnai kadrolara atamalar yapılarak devlet memuru olmanın kapsamını genişletme çalışmalarıdır.  İşçi memur ayrımını kaldırmak, hükümetin memuru anlayışı oluşturmak iş güvencesini kaldırmak çalışma hayatını olumsuz etkileyeceği şüphesizdir.

GARVAR1GARVAR2

Yıllarca Üniversite, Yüksekokul okuyup KPSS sınavını kazanan ve hiçbir siyasi güç ya da torpil aramadan devlet memuru olanların iş güvencesini almaya kimsenin hakkı yoktur. Dünyada kabul görmüş ve en geçerli kanun olan 657 sayılı devlet memurları kanununu değiştirmek ahlaki bir yaklaşım değildir. Kamu Sen ve Türk Ulaşım Sen olarak iş güvencemiz kırmızı çizgimizdir.

Memur-Sen'den, TBMM'de Bir Dizi Ziyaret

Memur-Sen Yönetimi TBMM’de bir dizi ziyarette bulundu.

Memur-Sen Yönetim Kurulu ziyarette, AK Parti Milletvekili, Memur-Sen Onursal Başkanı Ahmet Gündoğdu, AK Parti Milletvekili, Hak-İş Onursal Başkanı Salim Uslu, AK Parti Grup Başkan Vekili Coşkun Çakır ve AK Parti Milletvekilleri Halil Etyemez, Mahmut Kaçar, Celil Göçer, Nazım Maviş ile Ali Cumhur Taşkın’ı makamlarında ziyaret ederek hayırlı olsun temennisinde bulundu.

Memur-Sen`den, TBMM`de Bir Dizi Ziyaret

Memur-Sen`den, TBMM`de Bir Dizi Ziyaret

Ziyaretlerde konuşan Yalçın, “26. Dönem Milletvekili seçiminde tekrar Meclis’e girmeniz bizleri mutlu etti. Yeni dönemde Türkiye’nin daha da normalleşmesi, demokratikleşmesi ve kamu çalışanlarının haklarının korunması noktasında Meclis’te yapılacak çalışmalarına katkı sunacak olmanız ülkemiz adına önem arz etmektedir. Bizim beklentimiz, seçim vaatlerinin bir an önce yerine getirilmesidir” dedi.

Ziyarette, Memur-Sen Genel Başkan Yardımcıları, Günay Kaya, Mehmet Bayraktutar ve Mehmet Emin Esen de hazır bulundu.

 

Tarihe yön veren büyük liderlerin aynı zamanda büyük fikir adamları olduklarını veya büyük fikir adamlarından esinlendiklerini kabul etmemiz gerekir. Fikirler öncelikle ihtiyaçlardan doğar, daha sonra bir yandan eyleme dönüşürken bir yandan da hayatın gerçekleri arasında şekillenerek olgunlaşırlar. Hemen hemen her öğreti, içinden çıktığı çağın ve toplumsal ortamın ürünü olduğu kadar miras alınan düşünce ve pratiklere göre de şekillenir.

Cumhuriyetin kuruluşu, bir bakıma Batıcılık ve Türk milliyetçiliği düşüncesinin zaferini, Osmanlıcılık/İslamcılık düşüncesinin yenilgisini ifade ediyordu. İttihat ve Terakki hareketi ile onun devamı olan Cumhuriyetçilik anlayışının hedefi, ideolojik temelleri, yüklendiği ” kurtarıcılık” misyonu ve dayandığı sınıfsal yapı aynıdır. Bir başka açıdan, ulus devletin kuruluşu, aynı zamanda geç kalmış bir modernleşme ve kalkınma projesidir. Tarihsel ve toplumsal yapıya meydan okuyan böyle dev bir toplumsal mühendislik projesinin yürütücüsü olan asker-sivil bürokratlar, aynı projenin hem sahibi hem efendisi hem de koruyucuları olarak devlet kadrolarını oluşturdular. Aslında bu durum, yalnızca merkezin çevreden kopuşuyla sınırlı kalmamış, hızla gerçekleşmesi arzulanan dönüşüm ve değişimler, bürokratizasyona uğrayarak “bürokratik oligarşi” diye adlandırılan yeni bir hegemonik yapı oluşturmuş hatta halka rağmen halkçılık anlayışının egemen olduğu bir vesayet rejimi ortaya çıkmıştır. Böylece yeni Türkiye’ yi milat sayıp tarihi sıfırlayarak, geçmişi unutma ve unutturma kararlılığıyla toplumun hafızası yok edilmeye çalışılmıştır.

Diğer taraftan, Türkiye’ de toplumsal bir süreç olarak “sekülerleşme” ve bir siyasal örgütlenme rejimi olarak “laiklik” konularındaki egemen görüşü temsil eden Kemalizm ile aynı ilerlemeci ve Avrupa-merkezci modernist çevreyi paylaşan Marksist sol arasındaki önemli kesişme noktaları da görmezlikten gelinemez. Marksist olsun olmasın bu düşünceye yakın çevrelerde egemen olan inanış, modernleşmeyle aydınlanmanın birlikte gideceği, böylece dinin ve dini inançların yerini tamamen aklın ve bilimsel bilginin alacağıdır.

Ülkemizdeki ” idealist” Marksistler de işçi sınıfının dinle olan ilişkisine aynı gözle baktıkları gibi, İslam’a veya Müslüman kimliğe dayalı siyasal düşünceyi ve buna bağlı hareketleri, Kemalistlerin ve “oryantalist”lerin de yaptığı gibi, gericilikle suçlarlar.

Bu durumu, Eğitim-Bir-Sen  ve Memur-Sen’ in kurucu Genel Başkanı Mehmet Akif İnan, “..Dünyanın en büyük uygarlığını kur, yeryüzünde misli görülmemiş bir hayat nizamının nakışını işle, sonra gel, sana düşman olanlardan daha azgın bir düşmanlıkla, bütün bu varlığını temelden söküp atmanın yoluna koyul… mirası reddedenler ev sahibi, miras ise hırsız değil; tam aksi olduğu için, o bizi bırakmıyor. Ev, yabancıların işgaline uğramış olan mirasımızdır asıl” sözleriyle özetliyor ve kendini yeni bir örgütlenmenin içinde buluyordu.

Kendilerini  “öz yurdunda garip, öz vatanında parya” gören bu dönemin İslamcıları/ muhafazakarları  için durum aslında tam bir fetret halidir. Bu dönem aynı zamanda kendi karşıtının ortaya çıkmasına da zemin hazırlayan, İslami duyarlılıklara sahip bir siyasal varoluş ve “kimlik iddiaları”nın kanıtlanmaya çalışıldığı bir zaman dilimidir. Hasımlaştırılan, ötekileştirilen Anadolu’nun mütedeyyin insanları, kendilerine bu yolla yeni bir kimlik edinmiş, devlet gücüyle yasaklanan Müslümanlık ve Osmanlı-İslam Tarihi, toplumun önemli bir kesimi için temel bir varoluş gerekçesi, kardeşlik, dostluk, ittifak vesilesi olarak siyasal mücadelenin ana eksenlerinden birine evrilmiştir.

Aynı tarihsel süreç içinde laiklik, bir ideoloji olma özelliğine ek olarak bir kültürel kimlik oluştururken, İslami duyarlılıklar da kültürel kimliği tanımlama yanında ideolojik bir niteliğe kavuştu denilebilir. Böylece farklı ideolojiler ve kimlikler aynı zaman ve zemin içinde karşı karşıya geldi. İslam’ın insan ve toplum için neyin “daha iyi” olduğuna dair taşıdığı iddiayı, dinamik bir ictihad vurgusuyla insan-toplum için uygulanabilir yollar teklif ettiği gerçeğini de göz önünde bulundurduğumuzda, Memur-Sen kurucuları için temel motivasyonların en önemlilerinden birine işaret etmiş oluruz.

Tam da bu bağlam ve ortamda, gerçek bir sendikacı için olmazsa olmaz olarak sıralanabilecek tüm niteliklere sahip olan M. Akif İnan, entelektüel kapasitesiyle, insani tarafıyla, fikirleriyle, toplumsal sorumluluk duygusuyla, sivil toplum anlayışıyla, muazzam derinliğe, birikime sahip bir şair ve mütefekkir olarak Türk edebiyatında öne çıkmış, düşünce dünyasında varlığını hissettirmiş bir insan olarak, aslında Türkiye’deki gelenek çevresinde çok da kendinden beklenmedik bir kararla sendikal bir hareketin kuruluşuna önderlik etti.

Memur-Sen’in kuruluşu yolunda ilk adım, 14 Şubat 1992 tarihinde Eğitimciler Birliği Sendikası’nın kurulmasıyla atıldı. Bunu ardı ardına Birlik Haber-Sen, Bem-Bir-Sen, Sağlık-Sen, Enerji Bir-Sen, Kamu Büro-Sen, Öz Büro- Sen ve Tok-Sen’ in kuruluşları izledi. Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) ise 9 Haziran 1995 tarihinde kuruluş işlemlerini tamamladı. Kurucuları; Eğitim-Bir’den Mehmet Akif İnan, Nurettin Sezen, Abdullah Akar, İsmail Kıllıoğlu ve Şevket Sezer; Sağlık-Sen’den Ahmet Aksu, Bülent Kutluca, Necati Şimşek ve İlknur Poyraz; Kamu Büro-Sen’den M. Fatih Uğurlu, Emin Zararsız ve Mesut Kınalı, Belediye-Sen’den Hasan İpek; Öz Büro-Sen’den Hayati Kırlı, Eyüp Ersoy, Ömer Çiçekçi ve Fatma Acun; Tok-Sen’den H.İbrahim Eken, Mevlüt Doğan, Davut Denek ve Halil Üstüner; Enerji Bir-Sen’den Hamdi Saylam, Abdullah Tombul ve İbrahim Demirhan; Birlik Haber-Sen’den Hüsamettin Şanal, Mehmet Uçar ve Bülent İlhan; Bem Bir-Sen’den Muzaffer Kale, Mehmet Mazi ve Muzaffer Çakıroğlu; Sağlık Bir-Sen’den Y. Ziya Odabaşı ve Sadık Danışman’dı.

Konfederasyon’ un 1. Genel Kurulu’na sunulan faaliyet raporunda, Memur-Sen’ in amaç ve ilkeleri  şöyle ifade ediliyordu:

“Memur-Sen Konfederasyonu üyesi sendikalar, manevi değerlere saygıyı, hak ve hukuk kaidelerine bağlılığı temin, çalışma barışını tesis etmeyi, adil ücret sistemini getirip alın terini değerlendirmeyi, işveren bakanlıkların sorunlarının çözülmesi ile çalışma imkanı ve veriminin artırılması için her türlü gayreti sarf etmeyi ana gaye ittihaz etmiştir.”

18 Kasım l995 tarihinde toplanan ilk Olağan Genel Kurul’dan sonra Memur-Sen Yönetim Kurulu şu kişilerden oluşuyordu: M.Akif İnan, İsmail Kıllıoğlu, Ahmet Aksu, Nurettin Sezen, Muzaffer Kale, Hamdi Saylam, Hüsamettin Şanal, Fatih Uğurlu, Mevlüt Doğan ve Hayati Kırlı.

Akif İnan, vefat tarihi olan 6 Ocak 2000’e kadar Memur-Sen Konfederasyonu genel başkanlığı görevini yürüttü. Şair, yazar, düşünür olarak Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat ve Mavera Dergileri ve bazı gazetelerde yazdığı yazı ve şiirlerin yanı sıra verdiği konferanslarla da öncü bir rol üstlenen Akif İnan, sendikal mücadelenin muhafazakar kitleler tarafından kabulünde de öncü bir rol üstlenmiştir.

Memur-Sen bu dönemde bir taraftan kurumsallaşmasını sürdürürken diğer taraftan başta Ankara olmak üzere yurdun pek çok yerinde konferans ve mitingler düzenlemiştir.

İnan, Türk-iş, Hak-iş, DİSK, KESK, Türkiye Kamu-Sen genel başkanlarının ilk kez 27 Ocak 1999 günü bir araya gelmesini sağlayarak ortak sorunların görüşülmesi ve Emek Platformu’nun kurulmasında çok önemli bir sorumluluk üstlenmiştir.

Kurucu genel başkan M. Akif İnan’ın vefatından sonra Memur-Sen Yönetim Kurulu tarafından genel başkanlığa getirilen Zübeyir Yetik’ in 21 Şubat 2000 tarihinde istifası üzerine gidilen genel kurulda  genel başkanlık görevine Fatih Uğurlu seçildi.

Bu görevi, 03 Mayıs 2003 tarihine kadar sürdüren Fatih Uğurlu, kurumsallaşma ve örgütlenme çabalarının yanı sıra, Emek Platformu dönem sözcülüğünün Memur-Sen’e geçmesiyle bu platformu temsil etti.

Fatih Uğurlu’nun istifası üzerine 5 Haziran 2003 tarihinde Genel Yönetim Kurulunca genel başkanlığa getirilen Dr. Ahmet Aksu, l Mayıs 2005 tarihinde yapılan 2. Olağan Genel Kurul’ da yeniden genel başkanlığa seçildi. Bu genel kurulda, Ali Küçükkösen, Mürsel Turbay, Adem Solmaz, Adnan Şenol, M. Hadi Erdoğmuş ve Süleyman Bahadır genel yönetim kurulu üyeliğine seçildiler.

4688 sayılı Kanunun kabul edildiği 2001 yılında 41.871 üyesi olan Memur-Sen, Ahmet Gündoğdu’nun ekibiyle birlikte seçildiği 26 Nisan 2008 tarihindeki 3. Olağan Genel Kurul’a kadar 314.701 üyeye ulaştı.

Aynı zamanda Eğitim Bir-Sen genel başkanı da olan Ahmet Gündoğdu, Mahmut Kaçar, Ahmet Yıldız, Yusuf Yazgan, Halit Ortaköy, H. Bayram Tonbul ve Ahmet Kaytan’ dan oluşan Yönetim Kurulu ile birlikte sivilleşme, özgürleşme ve demokratikleşme süreçlerine aktif olarak katılmış, özellikle Ortak Akıl mitinglerindeki “kayıt yok, şart yok, egemenlik milletindir” düsturuyla sivil siyaseti yok etmeye yönelik girişimlerin püskürtülmesinde öncü rol oynamıştır.

2008 yılında gerçekleştirilen Toplu Görüşmelere üç yetkili sendika ile katılan Memur-Sen, 2009′ da üye sayısını 376.355’e, yetkili sendika sayısını dörde  çıkarmış, böylece Ahmet Gündoğdu  Toplu Görüşme Heyeti Başkanlığı görevini üstlenmiştir.

Bu dönemde, “Toplu sözleşme masası kurulmazsa toplu pazarlık sürecine katılmayacağız” mesajı karşılık bulmuş, kamu görevlilerinin toplu sözleşme ve grev hakkına ilişkin olarak konunun tüm yönleri ile değerlendirileceği bir çalıştay yapılması hususunda mutabakata varılmıştır.

Memur-Sen, 2010 yılında gerçekleştirilen Toplu Görüşmelerde yetkili sendika sayısını beşe çıkarmış, 392.171 üye ile yetkili konfederasyon olma özelliğini sürdürmüştür.

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda “Toplu sözleşmeye de toplumsal sözleşmeye de evet ” diyerek Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesinde çok önemli katkılar sunmuştur. KESK ve Kamu-Sen’in karşı çıktığı bu referandumda, kabul edilen 26 maddelik paketin 6 maddesi doğrudan sendikal hayatla ilgilidir. Sendika tarihi açısından en önemli maddelerden biri olan Toplu Sözleşme hakkının kazanılması, kısa sürede örgütlenmeye yansımış ve kamu çalışanları arasında örgütlenme oranı, yüzde 40′ lardan yüzde 70′ lere çıkmıştır.

17 Nisan 2011’de yapılan 4. Olağan Genel Kurul’da Günay Kaya, Metin Memiş, Mehmet Bayraktutar, H. Bayram Tonbul, Halit Ortaköy ve Ahmet Kaytan’ dan oluşan ekibiyle birlikte yeniden seçilen Ahmet Gündoğdu, 12 Eylül darbe yönetmeliğinden kaynaklanan kamuda başörtüsü yasağına karşı verilen mücadele ve kampanyalar sonucunda bu yasağın sona erdirilmesinde büyük rol oynadı.

Memur-Sen, bu dönemde ilk kez yapılan Toplu Sözleşme görüşmelerine 11 hizmet kolunun 10’nunda yetkili olarak katıldı. Çözüm Süreci kapsamında hükümetin çağrısı üzerine oluşan Akil İnsanlar heyetinde Genel Başkan Ahmet Gündoğdu da yerini alırken, küresel emperyalizmin ve sömürü düzenlerinin mağdur ettiği insanlara yardım eli uzatıldı, başta Gazze, Filistin, Arakan, Suriye, Doğu Türkistan, Bosna ve Mısır olmak üzere dünyanın her yerindeki mazlumların yanında yer alındı.

2014 yılı resmi rakamlarına göre Memur-Sen’e bağlı sendikaların tamamı yetkiye ulaşırken, toplam üye sayısı da 800 binlere çıkarak ülkemizin en büyük sivil toplum kuruluşu olma özelliğini kazandı.

Genç Memur-Sen, Kadınlar Komisyonu, Emekli Memur-Sen ve Engelli Çalışanlar Komisyonu ile Yeniden Büyük Türkiye ve yeniden büyük bir medeniyetin inşası için yeni ve büyük sorumlulukların bilinciyle yürüyüşüne devam eden Memur-Sen’ de, Genel Başkan Ahmet Gündoğdu’nun 25. dönem milletvekilliği seçimleri dolayısıyla görevden ayrılması üzerine 5. Olağan Genel Kurul’a kadar görevi Genel Başkanvekili Günay Kaya devraldı.

18-19 Nisan 2o15’de yapılan Memur-Sen Konfederasyonu 5.Olağan Genel Kurul’da ise Genel Başkanlığa Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın seçilerek görevi devraldı. Aynı kurulda Memur-Sen Eski Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise ‘Onursal Başkan’ seçildi.

 

 
Memur Sen özelde; üyelerinin ortak ekonomik, sosyal, kültürel, özlük, mesleki, hak ve menfaatlerini korumayı ve geliştirmeyi genelde ise; ülkemizde cereyan eden her türlü haksızlık ve hukuksuzluğa karşı çıkmayı temel amaç sayar. Bu amaçların gerçekleştirilmesinde evrensel insan haklarına ve Anayasaya dayanan demokratik, laik, sosyal adalet ve hukuk devleti anlayışı içinde çalışır.
Konfederasyonun amaçlarına ulaşabilmesi için;
a- Sendika mensuplarına insan onuruna yaraşır bir hayat düzeyi sağlamak için elverişli ücret ve sosyal yardımlar ile daha iyi çalışma şartları ve mesleki saygınlık kazandırmayı,
b- Sendika Üyelerine tayin ve nakillerinde adaletli ve hukuka uygun davranılmasını,
c- Üye sendika mensuplarının en iyi biçimde bilgilendirilmelerini mesleklerinde ilerlemelerini sağlamayı ve aile fertlerinin, eğitim, sağlık, sosyal ve hayat şartlarının iyileştirilmesini ve geliştirilmesini, emeklilik, malullük, dul ve yetim kalma durumlarında gerekli koruma ve bakın tedbirlerinden faydalanabilmelerini,
d- İşverence mağdur edilmeleri halinde üye sendika mensuplarına maddi, hukuki ve sosyal yardımlar yapmayı,
e- Tüm sendika üyeleri arasında dayanışma, birlik ve beraberliği sağlamayı,
f- Üye sendikalar, kadın üye mensuplarının mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılmasına, temel insan hak ve hürriyetlerinden yararlanmalarına yardımcı olmayı,
g- Herkesin fırsat eşitliği içinde parasız eğitim ve öğretim hakkından faydalanmasını,
h- Dil, din, ırk, mezhep ve siyasi düşünce farkı gözetmeksizin sorumluluklarını bilen insanlar olarak yetişmesini toplumun adalet ve barış içinde yaşamasını, bu hususlarda yapılacak her türlü gayret ve çalışmalara destek vermeyi,
ı- Doğal hukuktan hareketle her türlü oligarşiye karşı çıkarak, katılımcı demokrasiye ulaşmayı,
i- Toplumsal meseleler karşısında sorumluluk bilinci ile düşüncelerini ortaya koymayı ve bunların mücadelesini yapmayı,
j- Grevli ve toplu sözleşmeli sendika hakkını elde etmeyi görev bilir.

KURUCULAR

AKİF İNAN (09.06.1995 – 06.01.2000)

1940/ 12 Temmuz’da Urfa’da doğdu.

1952/ İlkokulu bitirdi.

1958/ Urfa Lisesi’nden Maraş Lisesi’ne sürgün gönderildi.

1958/ Bir grup arkadaşıyla Derya Gazetesi’ni çıkardı.

1959/ Maraş Lisesi’nden mezun oldu.

1959/ İlk Konferansını Urfalı Şairler üzerine verdi.

1959/ Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldu. İki sene sonra bıraktı.

1960/ Üstad Necip Fazıl ile Maraş’ta tanıştı.

1962/ Fakülteye tekrar girdi,1972’de mezun oldu.

1962-1964/ Hilal Müessese Müdürlüğü’nü yaptı.

1965/ 23 Temmuz’da evlendi.

1967 / 10 Temmuz’da kızı Şakire Banu dünyaya geldi.

1964-1969/ Türk Ocağı’nda faaliyet gösterdi.

1969/ Nuri Pakdil ile birlikle Edebiyat Dergisi’ni kurdu.

1969-1972/ Türk Taşıt işverenleri Sendikası’nda uzmanlık görevinde bulundu.

1972 / İlk kitabı “Edebiyat ve Medeniyet Üzerine” yi çıkardı.

1974/ İlk Şiir Kitabı Hicret’i çıkardı.

1975/ Kısa dönem askerlik yaptı.

1976-1990/ Mavera Dergisi’nde kurucu olarak yer aldı.

1977-1980/ Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Türkçe öğretmenliği yaptı.

1977/ Eğilim Enstitüleri için Oktay Çağlar ile beraber “Yeni Türk Edebiyatını hazırladı. (Ders Kitabı)

1980/ Hac farizasını yerine getirdi.

1985/ “Din ve Uygarlık” ı (denemeler) çıkardı.

1991/ “Tenha Sözler”i yayınladı.

1993-2000/ Eğitim-Bir’i kurdu ve başkanlığını üstlendi. Aynı zamanda Memur-Sen Konfederasyonu başkanlığını yürüttü.

1998/ Kanal 7’de kültür ve sanat programı hazırlayıp sundu.

1999/ Haziran’da rahatsızlandı ve ölümcül hastalığı teşhis edildi.

1999/Aralık’ta Urfa’ya döndü.

2000/ 6 Ocak’ta Urfa’da vefat etti.

SENDİKA GÜNLERİ

M. Akif inan, 1969-1972 yıllan arasında Ankara’da Türk Taşıt işverenleri Sendikası’nda uzman ‘olarak çalışır. Burada edindiği sendikacılık deneyimlerini, daha sonraki yıllarda kendisinin kurduğu ve genel başkanlığını yaptığı Eğitimciler Birliği’ne taşır. (Sendikanın kuruluşu 14 Şubat 1992|. Bir çok memur sendikasını da örgütleyerek kısa adı Memur-Sen olan konfederasyonun başına geçer ve vefatına kadar bu görevi yürütür.

1993’ten itibaren yedi yıl, sürekli Eğitim-Bir’in Genel Başkanlığını ve Memur-Sen Konfederasyonunun Genel Başkanlığını yaptı. 1999 Haziran ayında sendikanın Ankara’da yaptığı bir miting sonunda rahatsızlandı. Soğuk algınlığı ve zatürre teşhisi ile Gazi Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne yatırıldı, ilerleyen zamanlarda akciğer kanserine yakalandığı ortaya çıktı. Bütün tedavi ve ihtimama rağmen altı ay içinde giderek eridi. O heybetli adam, gün gün ölüme doğru yaklaştı. Son zamanlarında ölümden korkmadığını, kendisini dünyaya bağlayan hiçbir şeyinin olmadığını, ölüme hazır olduğunu ve yaratıcısına kavuşacağı için de sevindiğini, hiç üzülmediğini yakın çevresine söylüyordu. Vefatından yirmi gün önce doğduğu yere, baba ocağına, Nebiler yurdu Urfa’ya, kardeşleri tarafından Ramazanı Urfa’da geçirmek bahanesiyle hastaneden alınarak götürüldü.

Bir Ramazan gecesi, 6 Ocak 2000, gece saat 02.00’de Hakkın rahmetine kavuştu. Cenazesi 7 Ocak Cuma günü öğle namazını müteakip Hasan Paşa Camiinde kılınan cenaze namazından sonra; sevenlerinin, dostlarının, arkadaşlarının elleri üstünde taşınarak Harran Kapı aile kabristanına defnedildi.

Toprak kuşatınca ten kafesini
Yeni bir günedir bizim göçümüz
Kalkarız rüyadan uyanır gibi… M. Akif İnan


Zübeyir YETİK (18.01.2000 – 21.02.2000)

  “Yeni İslâmî Akım” olarak adlandırılan düşüncenin öncülerinden olan Zübeyir Yetik, 01.01.1941 Tarihinde Siverek’te doğdu.
Babası Kakolar ailesinden Kunduracı İmam Usta, annesi aynı aileden ev kadını Cemile Hanım’dır. İlkokulu Siverek ve
Ceylânpınar’da, ortaokulu Siverek’te, liseyi Şanlıurfa’da okudu. Askerliğini yedeksubay öğretmen olarak Manisa ve
İzmir’de yaptı. Bir süre Ankara Hukuk Fakültesinde okuduktan sonra, Adana İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi’nden
mezun oldu; İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde İşletme İktisadı Programında üniversite sonrası öğrenim gördü.
02.07.1972’de Siverekli Kaplanağası ailesinden Öğretmen Kâmuran Kaplan ile evlendi; bu evlilikten 22.05.1973’te
Şeyma (Öğretmen), 14.05.1974’te Şeyda (Doktor, halen Nöroloji ihtisası yapıyor.) ve 20.01.1978’de İmam Şamil (Elektrik
Elektronik Mühendisliği dalında öğretim görevlisi, halen Illinois Teknoloji Enstitüsü’nde) isimli çocukları oldu. Kızı Şeyma’dan
Alp Burak adında (10.05.2000 Doğumlu) bir de torunu var..
Zübeyir Yetik 1958-60 Yıllarında Urfa’da gazetecilik, vekil öğretmenlik; 1962-65 Yıllarında İzmir ve Ankara’da gazetecilik;
1966-74 Yıllarında Urfa’da öğretmenlik, hal müdürlüğü, bankacılık, serbest muhasebecilik; 1974’ten itibaren İstanbul’da
gazetecilik, yayıncılık, sendikacılık, Türkiye Kızılay Genel Müdürlüğünde kontrolörlük, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde
APK uzmanlığı, film ve ilaç hammaddesi ithalat ve pazarlaması yapan Kızılay İstanbul Bölge Müdürlüğün’de mali İşlerden
sorumlu müdür muavinliği görevlerinde bulundu. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak 1994’de göreve başladığı
İSKİ’deyken 2003 Yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
İlki 1981’de olmak üzere 6 defa Hacca gitmiş olan Zübeyir Yetik, 1992 Erzincan Depremi’nde, 1993’te Karabağ olayları
sırasında Azerbaycan’da uzun süre görev yapmıştır.

Yazı Hayatı:

Kalemle ilk ilişkisi şiirle oldu. 1958 Yılında Urfa’da yerel bir gazete olan Demokrat Türkiye’de köşe yazılarına başladı.
İzmir ve Ankara’da bulunduğu 1960-1965 Yıllarında çeşitli gazete ve dergilerde (Demokrat Akdeniz, Adalet, Fedai)
her kademede görev yaptı, o günlerde yayınlanan “İslam, Hilal, Yeni İstiklal, Komünizmle Mücadele, Türk Yurdu, Oku,
Müslümanın Sesi, Fedai, Yaprak, Hicret, Çağrı, Adım, Nobel” gibi haftalık ve aylık yayınlarda sürekli olarak yazılar yazdı.
Bu yazılarını daha sonra Urfa’da bulunduğu yıllarda da sürdürdü. 1974 Yılında Urfa’dayken Milli Gazete’nin başına geçmesi
için İstanbul’a davet edildi. Bu gazetenin genel yayın müdürlüğünü yürütürken, bir yandan da birinci sayfa yazarlığı yaptı…
1976’da gazetenin genel yayın müdürlüğünden çekildi, ancak köşe yazarlığını -aralıklı olarak- 1984 Yılına dek sürdürdü.
Bu arada Yeni Devir gazetesinde haftalık ekonomi sayfası hazırladı. Büyük Doğu’nun 1976 Yayın dönemi hazırlıkları sırasında
Üstat Necip Fazıl Kısakürek ile birlikte çalıştı.. Ardından Çığır Yayınları Limitet Şirketi’nin kuruluşuna önayak oldu
ve 40’ın üzerinde kitap yayımlayan bu şirkette bir süre genel müdürlük yaptı. 1992-2002 Yıllarında Akit Gazetesinde haftalık
yazılar yazdı. İstanbul yıllarında yurdun çeşitli yerlerinde konferanslar da veren Zübeyir Yetik, 1984 Yılından 1992’ye kadar
ağırlıklı olarak kitap telifi ile uğraştı…

Sosyal Çalışmaları ve Sendikacılığı:

İzmir’de bulunduğu yıllarda İzmir Türkocağı Gençlik Kolu Başkanı olarak yürüttüğü kültürel çalışmalarla -sonraları ülkenin
fikir ve politika alanlarında etkin olacak- pek çok gencin yetişmesine katkıda bulunan Zübeyir Yetik’in sendikacılıkla ilk
ilgilenişi 1967’de oldu. Urfa’da kurmuş bulunduğu “Türkocağı” şubesi ve “Urfa İlim ve Fikir Yayma Cemiyeti” ile geniş bir
sosyal ve kültürel faaliyet yürüten ve ileriki yıllarda Urfa’nın ve zaman içinde ülkenin fikir, kültür ve siyaset hayatında etkin rol
alacak bir grup gencin yetişmesine ortam hazırlayan Zübeyir Yetik, kendisinin de aralarında bulunduğu öğretmen camiası
üzerinde solcu yönetici ve müfettişler tarafından uygulanan baskıya direnmek için yaygın adıyla “Milliyetçi Öğretmenler” diye
bilinen Öğretmenler Sendikasının Urfa Şubesini kurdu. Sendikal ve sosyal etkinliklerinin önünü kesmek isteyen yöneticiler,
hakkında soruşturma başlatılan baş örtülü bir öğretmenin sendika tarafından savunulmasını gerekçe göstererek Zübeyir Yetik’i
öğretmenlikten ihraç etti. Aynı dönemde Harran Üniversitesi için atılmış ilk adım olan “Harran Üniversitesi Kurma Derneği”nin
kuruluşunda bulundu ve genel başkanlığını üstlendi. Bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulundu.
1976’da ise, kafa yapısı olarak kendine TÜRK-İŞ, DİSK ve MİSK konfederasyonlarında yer bulamayan maneviyatçı ve
muhafazakâr işçiler için bir çatı oluşturmak ihtiyacını görerek, ÖZ-METAL-İŞ SENDİKASI’nı kurup, bu alanda başlangıç
adımını attı. Ardından kurulan birkaç sendikayı da bir araya getirerek, politikacıların şiddetle karşı çıkmalarına karşın, HAK-İŞ
adıyla tanınan “HAK İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU”nun kuruluşuna öncülük etti; kendisinin ve kamuoyu
oluşturacak basın kuruluşlarının İstanbul’da oluşu sebebiyle de merkezi Ankara’da olan Konfederasyon’da Genel Sekreterlik
görevini üstlendi. 1978’de ara verdiği sendikacılık faaliyetine, 1997 Yılında BEM-BİR-SEN’in Genel Başkanlığını üstlenerek
bu kez memur sendikacılığı ile dönüş yaptı. 2000 Yılında Kurucu Genel Başkan Mehmet Akif İnan’ın ölümü üzerine de
MEMUR-SEN KONFEDERASYONU’nun genel başkanlığına seçildi. Sendikacılık yaşamı 2001 Yılının ortalarına dek sürdü.

ESERLERİ

Şamil İslâm Ansiklopedisi ve Sosyal Bilimler Ansiklopedisi’ne de çeşitli maddeler yazmış bulunan Zübeyir Yetik’in
yayımlanmış eserleri şunlardır:
01. Dörtlükler, Şiir, Reha Yayınları, 1960
02. Aksiyon-Ahlâk-Ekonomi, Makalelerden Derleme, Çığır Yayınları, 1975
03. Ak-Elif, Şiir, Çığır Yayınları, 1976
04. İslâm Savaşçısına Notlar, Deneme/Strateji, Çığır Yayınları, 1976 ve Beyan Yayınları, 1990
05. İnsanın Serüveni, Deneme, Beyan Yayınları, 1984 ve 1991
06. Yeryüzünde Kötülük Odakları serisinin 10 Kitabı (Şeytan, Kabil, Nemrut, Fir’avn, Karun 1985;
Samiri, Bel’am, Ebu Cehil, Yahudi, Hüman/İnsan 1986) Araştırma, Beyan Yayınları
07. Çağdaş Bilimin Saplantısı, Denemeler, Akabe Yayınları, 1986
08. İmam Şamil, Siyasal Tarih Yorumu, Beyan Yayınları, 1986 ve 1998
09. Ekonomiye Değinmeler, Denemeler, Akabe Yayınları, 1987
10. İslâm Düşünce Tarihinde Mezhepler, Araştırma, Beyan Yayınları, 1990
11. Siyasal Katılım, Siyasal Tarih Yorumu, Fikir Yayınları, 1990
12. Her Nemrud’a Bir İbrahim, Siyasal Tarih Yorumu, Beyan Yayınları, 1990
13. Ekonomi Bir Din midir, İnceleme, Beyan Yayınları, 1991
14. İnsanın Yüceliği ve Guenoniyen Batınîlik, Siyaset Felsefesi, Fikir Yayınları, 1992
1984 Yılında Bostan, Gülistan, Mesnevi, Tutîname, Mantık-et-Tayr gibi İslâm Klasiklerindeki hikâyeleri manzumlaştırarak
(Yalçın Turgut ve Süleyman Özkonuk’un çizgileriyle) hazırladığı 7 Adet resimli çocuk kitabını Eşi Kâmuran Yetik’in adıyla
yayınlayan yazar; Medeniyet Burçları, Ön Soruşturma, Tevhid Üzerine gibi ‘ortak yazarlı’ kitaplara katkıda bulunduktan başka,
Aliya İzzetbegoviç’in “Doğu ve Batı Arasında İslâm” başlıklı kitabının Türkçe çevirisinin felsefe ve siyasal bilimler kavramları
bağlamında redaksiyonunu da gerçekleştirmiştir.

M.Fatih UĞURLU (29.02.2000-03.06.2003)

DOĞUM YERİ VE YILI : Kahramanmaraş, 1952

İLKOKUL : Kahramanmaraş Kurtuluş İlkokulu

ORTAOKUL : Ankara Atatürk Lisesi

LİSE : Ankara Atatürk Lisesi

FAKÜLTE : 1.Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 1975

2.Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi

Kamu Yönetimi

MASTER : Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi

(Kamu Yönetiminin Teşkilatlanma Yönünden Aksayan

Yönleri ve Çözüm Önerileri)

YABANCI DİLİ : İngilizce, Almanca

TOPLAM HİZMETİ : 33 Yıl

BULUNDUĞU GÖREVLER :

-BAŞBAKANLIKI

Memur, raportörlük, Md. Yrd.lığı, 1971 – 1978

-ASKERLİK HİZMETİ

Asteğmen, Teğmen, 1978 – 1979

10. P. Tuğ. K.lığı. TATVAN

-KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

Müfettiş, 1980 – 1984

DEVLET PLANMAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI

Personel Dairesi Başkanı, 17.12.1984 – 15.05.1990

Yayın ve Temsil Dairesi Başkanı, 15.02.1990 – 30.09.1991

-BAŞBAKANLIK SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK

ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Genel Müdür Yardımcısı, 01.10.1990 – 03.06.1992

-DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI

Müsteşarlık Müşaviri, 03.06.1992

-TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Başkan Müşaviri, 16.08.2006 – 03.07.2007

Destek Hizmetleri Daire Başkanı, 03.07.2007 Devam ediyor.

YAYINLARI :

1-Seçim Stratejileri 1994, 2.Baskı 1999, 3.Baskı 2006

2-Belediyelerin Yeniden Yapılanmaları ile İlgili Çözüm Önerileri, DPT Yayını, 1995

HABERLEŞME : TBMM Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı

İŞ TEL :0.312. 420.7. 01 – 02

EV ADRESİ : Öveçler 4.Cadde 26.Sokak 20?10 Dikmen-ANKARA

EV TELEFONU : 0.312.482.77.38

GSM : 0.537.602.04.07

SOSYAL VE KÜLTÜREL FAALİYETLER

  1. – Milli Türk Talebe Birliği Kurucu Başkanı, 1974, Ankara.
  2. – Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (ESAV) Mütevelli Heyeti Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı
  3. – Birlik Vakfı Kurucular Kurulu Mütevelli Heyeti Üyesi (Merkezi İstanbul’da) 29 Mayıs 1985’ten itibaren
  4. – Büro Memurları Sendikası (BÜRO MEMUR-SEN) Genel Başkanı, 1995
  5. – Memur – Sen Konfederasyon Genel Sekreteri, 1995 – 29.02.2000
  6. – Ankara Atatürk Lisesi Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi , 1998 – 2000
  7. – Türkiye Güreş Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi, 1988 – 1989
  8. – Memur Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı, 29.02.2000 – 30.06.2003

YURT DIŞI SEYAHATLERİ

  1. – 1990 Rusya (Moskova) inceleme 7 Gün
  2. – 1991 Almanya (Hamburg – Frankfurt – Köln) Türk Heyeti Başkanı olarak 20 gün
  3. – 1992 İsviçre , İnceleme 7 Gün
  4. – Belçika
  5. – Umman

YAYINLANMIŞ ESERLERİ

  1. – “Seçim Stratejileri “, özel yayın, 1.Baskı 1994, 2.Baskı 1999, 3.Baskı 2006
  2. – “Belediyelerin Yeniden Yapılmaları ile İlgili Çözüm Önerileri” , 139 Sayfa, DPT Yayını 1995

ÇEŞİTLİ GAZETE VE DERGİLERDE YAYINLANMIŞ BAZI MAKALELER

– “Kamu Yönetiminin En Büyük Sorunu, Yönetimin Sık Sık Değiştirilmesi veya Politize Olmasıdır.

– “Türkiye ‘ de Sosyal Hizmetlerin Bugünkü Durumun Bakış.”

– “Kalkınma Planlarında Belediyeler.”

– “Cumhuriyet Döneminde Belediyeler için Yapılan Yeniden Düzenleme Reorganizasyon Çalışmaları.

– “Devlete Kapak Atmak’tan Vazgeçilmeli.”

– “İşviçre’den Anadolu’ya” (Gezi İzlenimleri)

– “Eğitim Açısından Yerel Yönetim – Vakıf İlişkileri.”

– “3030 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu Yeniden Düzenlenmelidir:”

– “Türk Kamu Yönetiminde Teşkilatlanma Sorunları ve İyileştirme Çalışmaları.”

– “Kahramanmaraş “BÜYÜKŞEHİR” Olma Yolunda.”

– “Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanma.”

– “Devlete Yeniden Yapılanma.”

– “Merkezden Belediyelere Yapılan Yardımlar.”

– “Mahalle ve Yerinden Yönetim.”

– “Kahramanmaraş’ın Tanıtımı.”

– “Nostalji ve Kahramanmaraş.”

– “Büyüyen Kahramanmaraş Sevdamız Bizim.”

– Ombusdman “Kamu Denetçisi.”


Dr. Ahmet AKSU

Başkent Ankara ‘da doğan Dr. Ahmet AKSU 1977 ‘de Ankara İHL ‘yi bitirdikten sonra girdiği MEB Ankara Ticaret Turizm Yüksek Öğretmen Okulu ‘nun kapanması nedeniyle 2. sınıfta buradan ayrıldı. Ardından Hacettepe Sağlık İdaresi Yüksek Okulunu kazanarak 1982 yılında bu okuldan mezun oldu.

Aynı yıl Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünü kazandı. Buradan mezun olduktan sonra 1992 yılında İngiltere London Southank Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Ekonomik araştırmalar bölümünde Yüksek Lisans yaptı. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde ” Türkiye’de Turizm Bölgelerinde Sağlık Hizmetleri ” konulu teziyle doktorasını tamamladı.

AKSU, 1990 -1991 yılları arasında Ankara Üniversitesi, Avrupa Topluluğu Uygulama Merkezinde Temel Eğitim ve Uluslararası ilişkiler Bölümünü bitirerek Avrupa Birliği Uzmanı oldu. 1977 – 1985 yılları arasında Tarım Orman Köy İşleri Bakanlığı, 1985-2002 yılları arasında Sağlık Bakanlığı ‘nda yöneticilik dahil değişik görevlerde bulundu.

Avrupa ve Uzakdoğu da birçok ülkede eğitim, staj, kurs ve uluslararası toplantılara katılarak sertifika aldı. Sağlık Sen Kurucu Genel Başkanı olana kadar çeşitli dernek, vakıf ve STK ‘ların kurucu ve yöneticisi olan AKSU, Memur Sen Konfederasyonunun kurucuları arasında yer almıştır.

YÖNETİM KURULU

Genç Memur-Sen’den Provokasyonlara Kitaplı Cevap

Genç Memur-Sen, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesi ve son günlerde üniversitelerde yaşanan provokasyonlara tepki göstermek amacıyla “Sesini Değil Fikrini Yükselt” sloganı ile 81 ilde eş zamanlı olarak kitap okuma eylemleri gerçekleştirdi. Eylemlerde provokasyonlara karşı sağduyu çağrısı yapıldı.

Memur-Sen Konfederasyonu’nun gençlik teşkilatı Genç Memur-Sen, 81 ilde eş zamanlı olarak “Sesini Değil Fikrini Yükselt” sloganı ile yaptığı eylemlerde, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın hain bir saldırıda şehit edilmesi ve son günlerde üniversitelerde yaşanan provokasyonlara tepki gösterdi. Eylemlerin Ankara’daki adresi ise Abdi İpekçi Parkı oldu. Parkta bir araya gelen Genç Memur-Sen’liler adına basın açıklamasını Genç Memur-Sen Genel Merkez Üniversiteler Komisyonu Başkanı Abdullah Sayın yaptı. Provokasyonlarla milletin sinir uçlarına dokunulmak istendiğini belirten Sayın “Serinkanlı hareket etme, aklın yörüngesinde sağduyulu davranma, zaman omuz omuza verme zamanıdır. Milleti ve değerlerini hedef alanların senaryolarına fırsat vermeyeceğiz” dedi.

03nisangencmemursen1

“ÜNİVERSİTELERİMİZ İLİM VE İRFAN YUVALARIDIR”

Üniversitelerin ilim irfan yuvası olduğunu belirten Sayın,  Bu gün burada, söz söylemek yerine gürültü çıkarmayı tercih edenlere, ilmin birleştiriciliğini ve irfanın aydınlık iklimini idrak edemeyenlere, Şiddeti bir yöntem, kavgayı çıkar yol zannedenlere karşı duruyoruz. Farklılıklarımızı, zenginlik ve ülkemiz için manevi bir sermaye olduğunu hatırlatmak ve onları dünyanın en anlamlı, en birleştirici eylemine davet etmek için toplandık” ifadelerini kullandı

“ESKİ TÜRKİYE ÖZLEMİ DUYANLARA FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

“Üniversite gençliğinin şiddet sarmalı ile terör dalgasına maruz bırakılması, ülkenin geleceğine yerleştirilmiş olan bir nükleer bombadır” diyen Sayın, “Üniversiteler, beyin gücü yetiştiren, aydınlarımızın ve önderlerimizin yetiştiği bilim yuvalarıdır. Bilim yuvalarında yetişen gençliğimize kast eden karanlık eller, ülkenin geleceğini sabote etmenin çabası içerisindedir” dedi

03nisangencmemursen2

Milleti ve değerlerini hedef alanların senaryolarında yer almayacaklarını vurgulayan Sayın, milletin, hem dışarıdan hem de içeriden tezgahlanan kirli oyunlarla, hedef alındığı bir süreçte gençliği yalnız bırakmayacaklarını sözlerine ekledi.

“HAİNLER ARADIĞINI BULMAYACAK”

Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesine de tepki gösteren Sayın, “Türkiye, tarihi bir seçim öncesinde yine karanlık mahfillerin kirli provokasyonlarla ülkeyi kaosa sürüklemek istedikleri bir hassas süreçten geçmektedir. Geçtiğimiz günlerde bir savcımızın kalleşçe şehit edilmesi, sözünü ettiğimiz hassas dönemin en önemli olayıdır. Bu cinayeti büyük bir nefretle kınıyor, kamuoyunu sağduyuya davet ediyoruz” diye konuştu.

03nisangencmemursen4