kategori Arşivleri: Siyasi Parti Haberleri

Necla Bakan “Esnaf zor durumda, Bu gidiş, iyi bir gidiş değil”

Necla Bakan “Esnaf zor durumda, Bu gidiş, iyi bir gidiş değil”

Hak  ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Necla Bakan, esnafın durumunun kötü olduğunu belirterek, “Zordaki esnaf herşeyini satıp borçlarını kapatmaya çalışıyor. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil” dedi.

Yaşanan ekonomik kriz sonrasında özellikle banka ve esnaf kredileriyle ayakta durmaya çalışan küçük esnafın borç batağına sürüklendiğini ileri süren Necla Bakan, paranın maliyetinin çok yüksek olduğu için esnafa ucuz kredi sağlamadığını savundu. Bakan,”Esnaf kuruluşlarının durumu da aynı. Ucuz kredi bulamayan, dövizle borçlanıyor ki, bu daha da kötü. Esnaf herşeyini satıp borçlarını kapatmaya çalışıyor. Bu gidiş iyi değil. Ülke ekonomisine en büyük darbeyi göç vurmuştur. Göçle birlikte çok ciddi ekonomik kayıplara uğrayan Ülke  insanı için , bu kan kaybını engelleyecek çözümler üretilmedir. Alternatif yatırım alanları oluşturarak istihdam yaratılmalıdır”

AVM’ler küçük esnafı bitiriyor

Büyük alışveriş merkezlerinin çoğalmasıyla birlikte küçük esnafın sıkıntısının daha da arttığına dikkat çeken sendika temsilcileri, AVM’lerin bir an önce şehrin dışına çıkarılması gerektiğini belirttiler.

Küçük esnafın maddi anlamda çok büyük zararlar gördüğünü vurgulayan Bakan, büyük alışveriş merkezleri ve marketlerin mahallelerde kalması halinde başta bakkallar olmak üzere birçok iş yerinin kapatmak zorunda kalacağını vurguladı.

AVM’lerin esnaflar için çok zararlı olduğunu dile getiren Hak  ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Necla Bakan “AVM’ler, şehir merkezinde olduğu için küçük esnafa zarar veriyor. AVM’ler küçük esnafı resmen bitirdi. AVM Çalışma saatleri uzun, esnafın saatleri kısa. Rekabet çok olduğu için büyük marketler esnafın  sattığı  bazı ürünleri aldığı fiyata satabiliyor. AVM’ler ürünleri toptan ucuz getirip satıyor ama esnaf gibi küçük esnafların öyle bir imkânı yoktur. Müşteriler de hep markete gidiyor. Esnaf Para kazanamadığı için giderleri  karşılarken zorlanıyor.”

Necla Bakan ‘dan Kutlu Doğum Haftası Mesajı

Necla Bakan ‘dan Kutlu Doğum Haftası Mesajı
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımsısı Necla Bakan , Kutlu Doğum Haftası nedeni ile bir mesaj yayınladı.
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımsısı Necla Bakan ‘ın mesajında; “Tüm insanlığa kurtarıcı olarak gönderilen Peygamber Efendimiz bizlere sevgiyi, kardeşliği, insanlara iyilik yapmayı, ahlaklı ve dürüst olmayı, adaletli davranmayı öğütledi. ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ hadisiyle tüm insanların birbiriyle kardeşçe yardımlaşmanın, ‘İki günü birbirine eşit olan zarardadır’ hadisiyle de insanlığın huzuru için çalışmanın ve ilerlemenin önemini bizlere hatırlattı. İnsanlığın huzur içinde yaşayabileceği bir dünya için temel insani değerleri ortaya koyan Yüce Peygamberimizin doğumu, tüm insanlık için karanlıktan bir kurtuluş ışığı olmuştur” dedi.

Necla Bakan; “Kitabımız Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz aracılığıyla insanlığa indirilmiş ve tebliğ edilmiştir. Hazreti Muhammed (S.A.V.), bütün insanlık için örnektir. Peygamberimiz, hayatı boyunca rahmet, sevgi, hoşgörü ve adalet gibi tüm erdemli değerleri kişiliğinde toplamıştır. Ebedi hayatımızda onun şefaatine mazhar olmamız dileğiyle, Kutlu Doğum Haftasının Sakarya’lı hemşerilerime ve tüm İslam Alemine hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Muhammed Levent BÜLBÜL “Yapılan Eleştiriler Akla Zarar”

Muhammed Levent BÜLBÜL “Yapılan  Eleştirlier  Akla  Zarar”

Milliyetçi Haraket Partisi  Sakarya İl Başkanı  Muhammed Levent BÜLBÜL “referandum çalışmaları kapsamında geldiği Manisa’da, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın, 16 Nisan’da hayır çıkmasıyla ‘Yunan ordusunu denize dökmüş gibi sevinç yaşayacakları’ yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, canlı yayında, “Evet çıksa bile yine Samsun’dan çıkarız ve sizi İzmir’den denize dökeriz” sözleriyle  çok büyük skandala sebep olmuşlardır.

Milliyetçi Haraket Partisi  Sakarya İl Başkanı  Muhammed Levent BÜLBÜL”Biz  Türk Milliyetçiler  yanlışlara  izin vermeyiz”

Milliyetçi Haraket Partisi  Sakarya İl Başkanı  Muhammed Levent BÜLBÜL “Yargı  nasıl  şekilleniyor.Bu gün   bu  konuda   düşüncelerimiz  açıklayacağım. Anayasa Mahkemesi onbeş üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, (…) (1) en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde (…) (1) en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

“Hâkimler ve Savcılar Kurulu on üç üyeden oluşur; iki daire hâlinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasında n seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon her bir üyelik için üç adayı, üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması hâlinde ikinci oylamada üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu aranır. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile aday belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapar. Birinci oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması hâlinde, ikinci oylamada üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üye seçimi tamamlanır.

Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki otuz gün içinde yapılır. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden otuz gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.

Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.

Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

Şerafettin KAYA, MHP Geyve İlçe Başkanlığına aday oldu

Şerafettin KAYA, MHP Geyve  İlçe Başkanlığına aday oldu

Şerafettin KAYA,  23 Nisan 2017 Pazar günü  yapılacak MHP Geyve  İlçe Kongresinde başkanlığa aday olduğunu açıkladı.

23 Nisan Pazar günü yapılacak Milliyetçi, Hareket Partisi Geyve  İlçe Kongresinde başkanlığa aday olduğunu açıklayan Şerafettin KAYA, “Bugüne kadar verilen görevlerden hiç kaçmadığımız gibi bugün de yaklaşan ilçe kongresinde ülkücü büyüklerimizin verecekleri her türlü görevi gurur ve onurla kabul edeceğiz” dedi.

Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan KAYA, “Ülkemizin dar boğazdan geçtiği bu kritik dönemde biz Türk milliyetçileri, ülkücüler; üstlenmiş olduğumuz görevin farkındayız. Bu kritik süreçte ülkücü kadroların gücü, siyasi yeteneği ve bilgi birikimin en yüksek seviyede olması eski tarih, yakın tarih ve gündemle alakalı gerçek bilgilere sahip, ocak kültürü almış, bir diğer tabirle ocakta pişmiş ülkücülerden oluşmuş olması elbette ki her dava adamının arzusudur. Kuruluşundan günümüze kadar ülkenin sigortası konumunda olan mensubiyetinden onur ve gurur duyduğum Milliyetçi Hareket Partisi’nin birçok kademesinde görev aldım.  1,8  yıl ilçe  başkanlığı görevini yürüttüm. Üstlendiğim görevleri vefakâr ülkücü abilerimle ve kardeşlerimle birlikte tüm gücümüzle yerine getirmeye çalıştık. Bugüne kadar verilen görevlerden hiç kaçmadığımız gibi bugün de yaklaşan ilçe kongresinde ülkücü büyüklerimizin verecekleri her türlü görevi gurur ve onurla kabul edeceğiz. Bu bağlamda 23.04.2017 Pazar günü yapılacak olan MHP Pazar ilçe kongresinde başkan adayı olduğumu ülkücü camiaya ve kamuoyuna saygıyla ilan ediyorum.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Sarıyer'de Konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “16 Nisan’da oy kullanacağız. Ne için demokrasi için, ne için bayrağımız için, ne için çocuklarımız için, ne için vatanımız için, birlikte gideceğiz, aksatmadan, birlikte gideceğiz.

Sandığa giderken yalnız gitmeyeceğiz, sandığa giderken komşumuzu alacağız, dayımızı alacağız, amcamızı alacağız, yeğenimizi alacağız” dedi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Sarıyer Belediyesi Hizmet Binası Açılış Töreninde yaptığı konuşma şöyle:

Sadece 5 dakikam var, beni dikkatle dinleyin.

Başkanımız konuştu, evet doğru bu binanın temel atmasında vardım, açılışında da varım.

Sizlerle beraber olmaktan onur duyuyorum, gurur duyuyorum.

16 Nisan’da sandığa gideceğiz,

16 Nisan’da oy kullanacağız.

Ne için?

Demokrasi için. Ne için?

Bayrağımız için. Ne için?

Çocuklarımız için. Ne için?

Vatanımız için.

Birlikte gideceğiz aksatmadan, birlikte gideceğiz.

Gideceğiz oyumuzu hayırlı bir şekilde kullanacağız demokrasiye sahip çıkmak için. Söz mü?

Sandığa giderken yalnız gitmeyeceğiz, sandığa giderken komşumuzu alacağız, dayımızı alacağız, amcamızı alacağız, yeğenimizi alacağız diyeceğiz ki, gel bir bayram havası içinde sandığa gidelim.

Niçin dediğinde gel kardeşim gidelim,

Türkiye Büyük Millet Meclisinin onurunu korumak için gidelim.

Gel gidelim, demokrasiye sahip olmak için gidelim.

Gel gidelim, özgürlüklerimize sahip olmak için gidelim.

Gel gidelim 80 milyonun iradesini tarihe yazmak için gidelim.

Tek adamın sözü değil, 80 milyonun sözü geçsin bunun için gidelim deyin.

Anlaştık mı? Söz mü?

Hayırlı bir iş yapacağız değil mi?

Ne diyeceğiz?

“Hayır”ınız hayırlı olsun.

Hepinize en içten selamlar, saygılar sunuyorum.

Sağ olun, var olun diyorum.

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin 1. Olağan Kurultayı Yapıldı

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin  1. Olağan  Kurultayı   bugün Ankara ‘da  yapıldı. Partinin Kurucu  Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN  Tüm üyelerin oylarını  alarak  Genel Başkan Seçildi.

 Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin  1. Olağan  Kurultayı Divan Başkanı  Rahim OLUÇ , Başkan Yardımcısı Nuran Aynur SUSTAN  ,Başkan Yardımcısı  Serhan  ŞAHİN  , Yazman   Azmi  AYTEKİN   görev yaptı.

Kurultay’da bir  konuşma  yapan Genel Başkan Vehbi ŞAHİN” Türkiye Ekonomi ve Kalkınma  Partisi  1 Eylül 2014 Günü Kurulmuştur. “Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunları, temel insan haklarını güvence altına alan uluslararası sözleşmeler ve ilgili diğer mevzuat esasları çerçevesinde siyasi faaliyette bulunmak maksadıyla kurulmuş bir siyasi teşekküldür. Türkiye ekonomi ve kalkınma Partisi’nin Kurucusu, ilk Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN’dir.Partinin Genel Merkezi ANKARA’da olup kısaltılmış adı TEKP, hususi işareti Türkiye Haritası ve ayyıldız ve zeytin dalı sembolümüzdür Türkiye Ekonomi ve Kalkınma  Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine; Atatürk’ün onurlu, tam bağımsızlıkçı çizgisine bağlı; maneviyatçı, demokratik insan hak ve hürriyetlerini evrensel hukuk çerçevesinde benimseyen ve barışçı bir milliyetçilik anlayışına dayalı; hak, hukuk ve meşruiyetten yana bir ülke ve devlet idaresini gaye edinmiştir. Millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, birlik ve bütünlük içinde gelişmesini ve “kerim devlet” anlayışı ile halkına daha iyi bir kamu hizmeti sunabilmesini sağlayacak biçimde çağdaş bir yönetim yapısına kavuşturulmasını elzem görüyoruz. Demokratik anlayışımız tamamen hür bir milli iradedir.İktisadî karar ve uygulamaların “Milli İktisat Siyaseti” zihniyetiyle gelişen ve değişen dünyanın ekonomi kuramları harmanlanarak üretimin desteklenmesi ve âdil bir bölüşümün gözetilmesi mantığı içinde ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Muhtaçlarına bakan bir toplum dokusu, millî varlığımızın da vicdanıdır. Dışarıdan müdahalelerle iktisadî ve sosyal yapımızın tahrip edilmesine izin verilemez.

Dış Siyasette, Türk Devletleri ile iktisadî, sosyal ve kültürel birlikler kurmaya yönelen; bölge ülkeleriyle işbirliği ve bütün dünya ile yakın ilişki içinde tarihimizin gösterdiği doğrultuda ve siyasî coğrafyamızın imkânlarını değerlendiren çok yönlü ve atak bir anlayıştan yanayız; teslimiyetçi tavırları reddediyoruz.Biz milletimiz, ülkemiz, bölgemiz ve bütün insanlık için iyi niyetle, ahlâkî kaygılarla ve haklı taleplerle yola çıkıyoruz.

Bizler aileyi Türk toplumunun temeli kabul ediyoruz. Bu çerçevede gençliğin güven içinde, özgürce, refah düzeyi yüksek bir şekilde yaşayan, eğitim gören, düşünen ve Türkiye sevdalısı olma ülküsüne bağlı, moral değerlerle donanmış bireyler olmasını öneriyoruz.Türkiye ekonomi ve kalkınma; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ulusu ve ilkesi bölünmez bütünlüğünü gözeten; yurtta ve dünyada barış için çalışan; insanlar arasında din, dil, ırk, mezhep cinsiyet engelli engelsiz ayrımları yapmayan ve gücünü halktan alan bir siyasi kuruluştur. TÜRKİYE EKONOMİ VE KALKINMA PARTİSİ; Dünyada ve Türkiye’de huzuru, barışı ve kardeşliği tesis etmenin milletimizin asli görevi olduğu ülküsüne inanan bir siyasi harekettir.“İktidar”dan millî iktidarı, “millî iktidar”dan millî hizmeti, “millî hizmet”ten ise önce milletimize, sonra komşularımıza ve bütün insanlığa huzur ve mutluluk taşımayı anlıyoruz.

Partimizin ilkesi özetle; Dik duracağız, Düz Yürüyeceğiz ve Doğru söyleyeceğiz. İktidarımızda “Güçlü Türkiye” hedefine Hakk’a dayanarak ve halkla bütünleşerek başaracağız.”Partimiz kurulduğu günden bu yana kurumsal kimliğini tamamlamak adına her türlü çalışmayı yapmıştır. Bu kurultay sonrası partimiz tüm ülkede teşkilatlanarak istediğimiz duruma geleceğine inanıyorum . Kurultayın hayırlara vesile olmasını dilerim . Kurultayda seçilecek tüm arkadaşlarıma başarılar dilerim . El ele vererek yüz akıyla TÜRK SİYASET HAYATINDA Tabela partisi olmadığımızı göstermek üzere yola çıktık ve yolumuza devam ediyoruz hepinize saygılar sunuyorum.”dedi

Yapılan Seçimlerde

Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyeleri

Rahim   Oluç    ,Ayhan İzol,Ali Tok   ,Zikri    Karakoç   ,Remezan   Şahin   ,Levent     Şahin        ,Çetin   Danışman   ,Serhan    Şahin    ,Bahri    Ebrinç  ,Atanur   Akaltun    ,İsmail    Baraka   ,Nuran Aynur Sustan  ,Muhittin   Çelik  ,Cevdet Demir,Murat Kılıçaslan,Mehmet Durak,Ferit  Yılmaz   ,Mehmet Emin Yardım,Kenan  Gür,Habib Koç,Turgut Güleroğlu,Atilla Konakçı,Ahmet  Çekiç,Melik Can Gedikli,Semih Er,Mustafa Yılmaz,Sibel Bolulu,Timur Bolulu,Burcu Sezer,Ayhan Dursun,İpek Çakır,Firdevs Bayrak  ,Metin Şirin,Turgut Şahin,Veysel Şahin,Gülbat Avcı,Yalçın Avcı,Rıdvan Şahin,Abdin Şahin  seçildiler

Disiplin Kurulu  Üyeleri

Azmi  Aytekin ,Hüseyin Şahin,Abdulrauf  Şahin,Niyazi Şahin,Ekrem Yıldırım,Lokman Aksu,Kadir Karaaslan,Kazım Deniz,Bahattin Avcı,Şefik Avcı,Özcan Torun,Ufuk Çakar,Tahir Yıldırım,Ramazan Torunç, Hasan Balaban   seçildiler

MHP Lideri Devlet Bahçeli 1 Nisan’da Sakarya’da

MHP  Lideri Devlet  Bahçeli  1  Nisan’da  Sakarya’da

Milliyetçi Hareket Partisi Sakarya İl Başkanı Muhammed Levent Bülbül  haftalık basın toplantısını  İl  Başkanlığında  yaptı.

Muhammed Levent Bülbül  “Türk ve Türkiye düşmanları devrededir.Karşımızda çok çetin bir oyun sahnededir.Bu oyun acımasız, vahşi ve ahlaksızdır.Küresel komplonun hedefinde Türk milleti vardır.Bu nedenle terör örgütleri kışkırtılmaktadır.

Bu nedenle tehditler yoğunlaşıp derinleşmektedir.Türkiye kuşatma altındadır.Yıkım müteahhitleri, sanal sorun mucitleri taarruzdadır.Bin yıllık kardeşliğimizden rahatsız olan mihraklar içimizde ve çevremizde kanlı nöbettedir.Bizim nezdimizde hem evet, hem de hayır diyen her vatandaşım, her kardeşim bir ve aynıdır.Fakat bu defa hayırda hayır yoktur.Ayağımıza pranga vurmak, bağımsızlığımıza bitirmek isteyen terör örgütleri ve arkasındaki ülkeler karşımızdadır.Bu oluyorken, yalan kafilesi sapıtmış, ölçü ve ayarı iyice kaçırmıştır.Rejim değişecek diyorlar, külliyen yalandır.Değişecek olan sadece hükümet etme sistemidir, yenisinin adı da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir.Federal sistem gelecek, Türkiye eyaletlere bölünecek, üniter yapı bozulacak diyorlar. Tümden iftira, tümden hayal mahsulüdür.

Milliyetçi Hareket Partisi varken, Bu Millet  şuurlu ve uyanıkken, Türkiye’yi federasyona sürüklemeye hiçbir işbirlikçi, casus, melun ve yabancı ajanın gücü yetmeyecektir.

Ve de böyle birisi veya birileri henüz anasının karnından doğmamıştır.

İlk dört madde güvencededir. Teminat Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Anayasa’ya millet damgasını vurmuştur.

Kırmızı çizgilerimizi aşındırmaya kalkanın alnını karışlayacağımız da iyi bilinmelidir.

TBMM etkisiz ve yetkisiz hale getirilecek diyorlar; bu da ham ve hayasız bir uydurmadır.

Bilakis yasama ve yürütmenin arasına kalın çizgi çizilmektedir.

Meclis asli fonksiyonuna kavuşmaktadır.

Siyaset ve devlet yönetiminde olası çatışma ve cepheleşme ihtimali en aza indirilmektedir.

Yargı tekelleşmekten, yanlı davranmaktan kurtarılacak, bağımsızlığının yanında tarafsızlığa ulaşacaktır.

Tek adam yönetimi olacak diyorlar, bunu söyleyenlerin tarih cahili oldukları, geçmişimizde dahi böyle bir yönetim modelinin hiç görülmediği açık ve ortadadır.

Biz istiklalimizi muhafaza etmek için 16 Nisan’a evet diyoruz.

Biz, 2007’de Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine karar verilmesinin ardından yeşeren sistem tartışmalarını bitirmek için evet diyoruz.

Biz, yedi düvele karşı daha güçlü devlet, daha mutlu millet için evet kararındayız.

Oturup konuşmazsak ayırıp çatıştıracaklar.

Uzlaşıp yarınlarımızı belirlemezsek istiklalimizi çalacaklar.

Devletin süratli kararlar aldığı, TBMM’nin aktif ve etkin olduğu bir sistemi kurmazsak 15 Temmuz’da harekete geçenler tekrar varlığımıza suikast yapacaklar.

Türkiye’den intikam almak için kuyruğa girenlere karşı tarafsız duramayız.

Biz tarafız, çünkü biz 48 yıldır hakkın, hukukun, haysiyetin, milli namus ve bekanın tarafındayız.

Namussuzlar bunu anlayamayacaktır.

Devletin adalet yörüngesine sabitlenmesi gerekmektedir.

Siyasetin toplum sözleşmesinin sınırlarına çekilmesi elzemdir.

Türk devlet geleneği neyi buyuruyor, neyi işaret ediyorsa biz oradayız, onu yapıyoruz, orada olacağız.

 “Devlet İçin Evet, Millet İçin Evet, Cumhuriyet İçin Evet, Türklüğün Bekası İçin Evet, Türkiye İçin Evet”

“Evet, Yine Evet, Bir Kez Daha Evet, Sonuna Kadar Devlet, Sonsuza Kadar Millet”

Bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmeyecektir.

Yeminlerimizi tutarız. Biz Milliyetçi Hareketiz.

Yeminlerimizi savunuruz. Biz Türk-İslam’ın ümidiyiz.

Yeminlerimizi çiğnetmeyiz. Biz ecdadın kahramanlık nefesiyiz.

Türk milletinin zaaf anını kollayanlar hiç boş durmamıştır.

Yarım kalmış işgal emellerini tamamlamaya çalışanlar ara vermemişlerdir.

Bu kez yöntemleri, kaleyi içeriden yıkmak için işbirlikçiler yetiştirme ve gayri milli zihniyetlerle eylem ve amaç birliği yapmaktır.

15 Temmuz ihanet ve melanetine bakınca bu konuda epey bir mesafe almış oldukları hepimizin malumudur.

Bugün, Türk milletinin üzerinde oynanan oyunların başlangıcı, yirminci asrın başında Çanakkale’ye çarpıp dönen stratejik senaryolarda gizlidir.

Günümüzde gerçekleşenler, kahraman atalarımızın Lozan’da durdurduğu emperyalist zalim sürecin, yeniden ve farklı formatlarla Türk milletine dayatılmasından başka bir şey değildir.

Lozan’dan önceki son durak Sevr ve son ders ise Çanakkale Savaşlarıdır.

Tam 102 yıl önce, Çanakkale’de başarılamayan, ancak Sevr’de dayatılanlar, Türk milleti için ayrılıştır, bölünüştür, parçalanıştır, yok oluştur.

Nitekim 15 Temmuz’da karşımıza tekrar çıkanlar, dün Çanakkale’de denizi boylayanların kalıntılarıdır.

Biz, vatan kaybına asla müsaade edemeyiz.

Biz, bu zillete asla katlanamayız.

Rengini şehitlerimizin kanından almış al bayrağımızın düşmesini,

Bağımsızlığımızın haykırışı olan İstiklal Marşımızın susmasını,

İnancımızın mukaddes çağrısı olan  ezanımızın kesilmesini,

Nifak ile bin yıllık kardeşliğimizin bozulmasını, asla sineye çekemeyiz.

Şehitlerimiz, gazilerimiz, aziz ecdadımız emin olsun; iş başa düşerse bu vatanı, bu milleti, bu devleti son damla kanımıza kadar müdafaa ederiz.

Bu nedenle hiç kimse meydanı boş bulup zehir saçmasın.

Milliyetçiyim pozlarıyla düşman sevindirmesin, onun bunun eteğinin altına gizlenmesin.

Millet tektir, vatan tektir, devlet tektir, bayrak tektir, dil tektir.

Türkiye, millete mensubiyet şuuru taşıyan herkesindir.

Bu cennet ülke 16 Nisan’ın bereket ve birlik ruhuyla sonsuzluğun ufkuna ulaşacaktır.

Kendimize güveniyor, milletimize inanıyoruz.

Ayağımıza kurşun sıkmayacağız, papaza kızıp oruç bozmayacağız.

Ezik durmak yok, boyun bükmek yok, Çanakkale’yi unutmak, 15 Temmuz’u akıldan çıkarmak asla yok.

Biz kardeşiz, biz milletiz, biz hep birlikte Türk vatanı, Türk devletiyiz.

Önümüze bakacağız, el ele, omuz omuza, yürek yüreğe olacağız.

Milli varlık ve güvenliğimizi tehdit edenlere karşı aynı safta mücadele halindeyiz.

Konu vatansa, siyaset ikinci plandadır.

Konu bekaysa, geçmişi unutmadan, içi içe geçmiş sıkılı yumruklarla geleceğe bakmamız şarttır.

Bizim sevdamız Türkiye’dir, Türk-İslam’ın parlak geleceğidir.

Bizim sevgi ve bağlılığımız kökeni, mezhebi, yöresi ne olursa olsun tüm kardeşlerimize yetecektir.

Yolunuz, bahtınız, alnınız açık olsun diyorum.

Türkiye için evet, istiklal için evet, istikbal için evet; Ne Mutlu Türküm diyene sözünü yaşatmak için evet, evet, evet.

 

Hak ve Huzur Partisi İstişare Toplantılarına Sakarya'da Devam etti

Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ Sakarya’da
Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ 39 ilde yapılması planlanan toplantılardan ilkini yapmak üzere Sakarya’ya geldi

ADA Edessa Baklavalarının Tadı Damaklarında Kaldı

ADA Edessa Baklavaları Üretim Tesislerinin ziyaretçileri Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ ile Genel Başkan Yardımcıları Necla BAKAN,,Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN Oldu. Şanlıurfalı işletmecilerin başarılı çalışmalarını yerinde gören Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ ile Genel Başkan Yardımcıları Necla BAKAN,,Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN Üretilen birbirinden farklı Baklavalardan tattılar ve çok memnun kaldılar

Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ ‘a Sakarya ilinde Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN,,Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN İle birlikte İstişare toplantısı, İskenderiye’nin Açılışı,Esnaf ziyareti gerçekleştirdi

Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ 18 Mart Çanakkale Zaferi günü Yazarı Ali Çetinkaya Adı Duyulmamış Kahramanlar Kitabını inceleme fırsatı buldu

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN, Sakarya İline gelen Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ , Genel Başkan Yarımcıları Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN İle birlikte İstişare toplantısı, gerçekleştirdi.

 

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN Çalışmaların Hızlanması bizleri sevindirdi.Partinin Hem üst düzey yöneticileri heö üye bazında olan Tüm partililer el ele gönül gönüle istişare kültürünü ortaya koyarak çalışma kararı aldık.Bu iş gönül işidir.Sakarya ilimize gelen Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ , Genel Başkan Yarımcıları Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN ‘la istişaraler yaptık.Esnaf ziyareti yaptık.Bir işletmemizin açılışında bulunduk.Baklava Üretim tesislerini ziyaret ettik. Sakarya ilinin Başarılı Sivil Toplum önderi Ziraat Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu ile Tarımdaki son durumu değerlendirdik.

Sakarya İline gelen Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ Yağmur Oyuncak’ı ziyaret etti İşletme sahibi Arzu Öztürk’e esnafın durumunu sordu

Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ , Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN, ,Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN Sakarya ilinde İmar’da Mağdur vatandaşlarla görüştü. Özellikle Kaynarca SINIRLARI İÇİNDE yapılan yanlışları Hasan SAKA anlattı.

Sakarya İline gelen Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ , Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN, ,Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN Sakarya esnafının nabzını yokladı. Siftah yapmadan günlerin geçtiğini öğrendiler

Sakarya İline gelen Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ , Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN, ,Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN Sakarya İlinin Başarılı Sivil Toplum Lideri Ziraat Yüksek Mühendisi Hamdi Şenoğlu’nu ziyaret etti

TARIMIN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KONUŞTULAR

Sakarya İline gelen Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ , Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN, ,Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN Sakarya Demokrasi Meydanında

Hak ve Huzur Partisi Lideri Gürsel YILDIZ , Genel Başkan Yarımcıları Necla BAKAN, Süleyman GÜNEŞ, Mehmet Servet ÖZUÇAK ,Hüseyin KARAHAN Sakarya ’nın Serdivan İlçesinde  İşadamı Bayram Ali Kefelioğlu ile  İşadamı  Salih GÜNEY  tarafından hayata geçirilen İskenderiye  İşletmesinin  açılışında   kurdela  kesti  ve hayırlı  ve  bol  kazançlı olsun dediler

 

 

Gülay YEDEKCİ Türkiye’de kaç mülteci vardır?

CHP İstanbul Milletvekili Gülay YEDEKCİ Başbakan Binali Yıldırım tarafından cevaplandırılmak üzere vermiş olduğu soru önergesi şöyle:

Suriyeli erkekler, ülkeleri paramparça olmuşken, mülteci sıfatıyla başta Türkiye’ye ve başka ülkelere kaçarak canlarını kurtarmaya çalışmaktadır. Suriyeliler bu kaçışta vatanlarını sahipsiz bırakmışlardır. Sivil halk; çocuklar, kadınlar, yaşlılar, kronik hastalar, engelliler, bu çıkar kavgası esnasında kullanılan ağır silahlar, yapılan bombardımanlar, topçu atışları altında ezilmektedir. Savaşın ne kadar süreceği ve ülkeye daha ne kadar zarar vereceği meçhuldür.
Türkiye Suriye’den gelen şehit haberleriyle kahrolurken Sosyal medyada “Türkiye’de bulunan 18-45 yaş arası Suriyeli erkekler askere alınsın, Suriye için savaşsın” adı altında imza kampanyası başlatılmıştır.

Bu kampanyanın amacı Ülkemize savaştan kaçıp gelen erkeklerin kendi ülkelerinin bağımsızlığı için belli bir temel askeri eğitim aldıktan sonra vatanlarına gönderilmeli ve askeri operasyonlara katılıp vatanları için mücadeleye katılmaları amaçlanmıştır.

Bu bağlamda;
1. Askerlik yaşı gelmiş Suriyeli erkeklere belli bir temel askeri eğitim verilmesi düşünülmekte midir? Genel Kurmay Başkanlığının böyle bir çalışması var mıdır?
2. Askerlik yaşına gelmiş kendi istekleriyle Türk Ordusu ile birlikte Suriye’de savaşmak için Genel Kurmay Başkanlığına başvuran var mıdır? Varsa sayıları nedir?
3. Türk vatandaşlığı hakkını kazanan askerlik yaşında kaç Suriyeli bulunmaktadır? Türk vatandaşlığına giren Suriyeli erkekler askerlik yaptırılacak mıdır? Askerlikten muaf tutulacaksa bunun gerekçeleri nelerdir?
4. Ülkemizde askerlik yaşına gelmiş kaç Suriyeli erkek vardır? Askerlik yaşına gelmiş bu Suriyeliler nasıl istihdam edilmektedir?
5. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde özellikle Türkiye’nin güneyinde, Suriye sınırına yakın, bu iş için ayrılan kışlalar olduğu söylenmektedir, doğru mudur?
6. Türkiye’de kaç mülteci vardır? Mülteciler hangi ülkelerden gelmişlerdir? Sayıları nedir?
7. Özellikle Suriyeli mültecilerin kaçı Türk vatandaşı olmuştur? Türk vatandaşlığı için bekleyen kaç mülteci vardır? Türk vatandaşı olan mültecilerin kaçı askere alınmıştır? Kaçı Türk vatandaşıyla evlenmiştir?
8. Ülkemizde yaşayan mültecilerin kaçı barınmaktadır? Türkiye, Suriyelilere barınmaları için nasıl yardım yapmaktadır?
9. Sınırdan giren Suriyelilerin illere göre dağılımı nedir? Dağıtılan kaç Suriyeli vardır?
10. Sokaklarda yaşayan Suriyeliler ve aileleri için ne gibi çalışmalar yapmayı düşünmektesiniz?
11. Ülkemizde bulunan üniversite çağına gelmiş Suriyeli gençler üniversitelere sınavla mı alınmaktadır? Sınavsız mı alınmaktadır?
12. Suriye’de şehit olan askerlerimizin üniversite çağına gelmiş kardeşlerini üniversitelere sınavla mı alınacaktır? Sınavsız mı alınacaktır?
13. Türkiye’nin de dahil olduğu Suriye savaşında bugüne kadar kaç şehidimiz olmuştur? Şehitlerimizin yaşları nedir?
14. Suriyeliler ve ailelerinin bozulan sağlıklarının tedavisi nasıl karşılanmaktadır? Bu ailelere aylık bağlanmış mıdır? Bağlandıysa kaç lira bağlanmıştır?
15. Ülkemizde yaşayan mülteciler için ayrılan bütçe kaç liradır? Bugüne kadar nerelere hangi amaçla kaç lira harcanmıştır?
16. Ülkemizde bu kadar aç ve zor şartlarda yaşayan halkımız varken kimin için, ne için savaş maktayız?
17. Türkiye’de Suriyeliler ne kadar doğum yapmıştır? Türkiye de iken Suriyelilerin doğum istatistikleri nedir? Suriyeliler için doğum kontrol nüfus planlaması eğitimi gibi herhangi bir çalışmanız var mıdır? Varsa nelerdir?

Biz bu ülkenin bağımsızlığını ve özgürlüğünü savunuyoruz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,”Dış politikada az konuşacaksınız öz konuşacaksınız, dilinize hâkim olacaksınız. Dış politikanın ayrı bir dili vardır, o dilden sapmayacaksınız. Memleketin çıkarlarını savunacaksınız. Dış politikanın milli olması lazım. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz. Hollanda bir şey yaptıysa hem iktidarı hem muhalefeti mücadele ediyor, arkasında duruyor o hükümetin, gereğini yapın diyor. “Öyle uyduruk gerekçelerle falan yola çıkmayın, oturun adam gibi ne gerekiyorsa sonuna kadar yapın, biz de size her türlü desteği vereceğiz” diyoruz ama ortada bir şey yok. Orta Doğu’yu kana buladık, Libya’ya kadar uzandık, Türkiye’nin itibarını sarstık, şimdi sıra geldi Avrupa’ya Avrupa ile kavga ediyoruz. Çok açık ve net olarak Sayın Binali Yıldırım’a bir çağrıda bulunuyorum: Krizin yaşandığı gün Hollanda Başbakanı ile 8 kez telefonda konuştuğunuz ifade edildi. Telefonla 8 kez neyi konuştunuz, ben bunu merak ediyorum. Umarım gizli değildir, çıkın millete anlatın” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşma şöyle:

Hepinize gönül dolusu sevgiler sunuyorum.

BASKILARDAN YILMAYACAĞIZ

Toplumun büyük bir baskı altında tutulduğunu biliyorum, medyanın büyük bir baskı altında tutulduğunu biliyorum; bizim sesimiz çıkmasın diye özel çaba harcandığını da biliyorum, bizim Salı toplantılarını nasıl engelleriz diye özel bir çaba harcandığını da biliyorum ama ne yaparlarsa yapsınlar bu ülkenin insanları eninde sonunda hayırlı bir iş yapacaklardır. Baskılardan yılmayacağız. Baskılardan niye yılalım, biz haklıyız. Ülkemizin davası için mücadele ediyoruz, ülkemizin bekası için mücadele ediyoruz, çocuklarımızın geleceği için mücadele ediyoruz. Biz cebimizi düşünmüyoruz, biz vatandaşın cebini düşünüyoruz. Vatandaş evinde nasıl huzur içinde yaşar, biz onu düşünüyoruz. Dolayısıyla, bize yönelik baskılar vız gelir tırıs gider, hiç önemli değil. Adım adım, cadde cadde, sokak sokak gezeceğiz ve anlatacağız.

Adıyaman Samsat’ta yaşanan bir deprem hadisesi var. Arkadaşlar bilgi verdiler, 2 bin konut hasar görmüş, bunun 1 500’ü ağır hasar gören konutlar. Umarız kısa süre içinde buradaki yaralar tedavi edilir.

BÜTÜN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ BAYRAMLARINI KUTLUYORUZ

Bugün Tıp Bayramı, 14 Mart 1919. Bu tarihte tıbbiyeli Hikmet İstanbul’un işgalini protesto etmek için tıbbiyelileri organize ediyor. Düşman askerleri Marmara’da gemileriyle bekliyorlar. Tıbbiyeli Hikmet bunun mücadelesini veriyor. Dolayısıyla o tarihten sonra kutlanan her Tıp Bayramı bu ülkenin bekası için verilen mücadeleyi bize hatırlatıyor. Tıbbiyeli Hikmet Sivas Kongresine de katılıyor. Mandanın tartışıldığı bir ortamda kürsüye çıkıp şunu söylüyor: “Biz mandaya karşıyız. Eğer siz mandayı savunursanız –Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e- size de karşı oluruz” diyor. Biz bu ülkenin bağımsızlığını ve özgürlüğünü savunuyoruz” diyor. Bütün sağlık çalışanlarının bayramlarını kutluyoruz. Gönlümüz yüreğimiz onlarla birlikte.

İNSAN HAKLARINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ, MAZLUMUN YANINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Aramızda mağdur aileleri var; onlara hoş geldiniz diyorum. Sizin haklarınızı savunacağız. Masum insanların hakkını savunmak bizim görevimizdir, eğer insansak insan gibi davranmak zorundayız. Eğer bizim insanlarımız bir sorun yaşıyorsa, onların kimliğine bakmadan, inançlarına bakmadan, yaşam tarzlarına bakmadan bu memlekette her vatandaş gibi onlar da özgürce yaşayabilmeliler. Onların da sorunlarına eğilmeliyiz ve sorunlarını çözmek için mücadele etmeliyiz.

Geçen hafta Adapazarı’ndaydım. Adapazarlı beş bin kadına, bu Anayasa değişikliğinin neler getirdiğini anlattım. Sonra bir grup mağdur ailesiyle görüştüm. Emin olun, büyük insanlık dramları var, insan haklarıyla yakından uzaktan ilgisi olmayan insan dramları var. Bunlardan birisini anlatayım. 15 Temmuz darbesinden sonra bir asker gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, lojmandan çıkarılıyor. Annenin 13 yaşında bir çocuğu var. Babasına gidiyor.  Babası evde,   yatalak, yatağa bağlı. Hiçbir geliri olmadığı için “Evde bakım hizmetlerinden yararlanmak istiyorum. Babama bakıyorum, evde bakım hizmetlerinden yararlanmak istiyorum” diye başvuruyor. Evde bakım hizmetlerinde bulunanlara devlet bir sosyal yardımda bulunuyor. “Neden babanızın yanına taşındınız?” diyorlar. “Eşim darbe girişiminden ötürü gözaltına alındı, tutuklandı, şu anda yargılanıyor. Eşim masum ama hâkimin karar vermesi lazım, bizim karar vermemizin bir önemi yok.” “Siz evde bakım parası alamazsınız” diyorlar. 13 yaşındaki çocuğuyla beraber açlığa mahkûm ediliyor. Biz böyle bir devleti kabul etmiyoruz, biz sosyal devleti savunuyoruz. 13 yaşındaki çocuk da bizim çocuğumuz, yatağa bağlı yatalak baba da bizim babamız. Değerli arkadaşlarım, bunu hangi vicdan kabul eder, hangi ahlak kabul eder bunu? Biz bunu dile getirdiğimizde bizi suçluyorlar. Ben, insan haklarını sonuna kadar savunacağım, biz insan haklarını sonuna kadar savunacağız; her zaman mazlumun yanında olduk, mazlumun yanında durmaya da devam edeceğiz, herkes bilsin.

BÜTÜN ŞEHİTLER BİZİM ŞEHİDİMİZDİR, BÜTÜN GAZİLER BİZİM GAZİMİZDİR

Dün Güvenpark’ta yaşanan bir dramla ilgili, bir terör eylemi nedeniyle Güvenpark’ta hayatını kaybeden ailelerin çocukları, babaları, anneleri bir araya geldiler. Güvenpark’ta 30 kişi hayatını kaybetti. Aileler soruyorlar: “Bizim çocuklarımız öldü, babalarımız öldü, annelerimiz öldü, bizim çocuklarımızı, babalarımızı, annelerimizi, hayatını kaybedenleri neden şehit saymıyorsunuz? Neden bizim sorunlarımızla ilgilenmiyorsunuz? Yaralılarımız var, onları neden gazi ilan etmiyorsunuz?” Sorunları çözülmedi diye şikâyet ediyorlar, meydanlara çıkıp şikâyet ediyorlar. Terörden çok şey çektik, büyük acılar çektik terörden. Ben bütün annelere söz veriyorum: Şehit yakınlarıyla, gaziler arasında hiçbir ayrım olmayacak. Hangi şehidimiz nerede şehit olduysa olsun herkese eşit muamele yapılacak. Benim şehidim, onun şehidi, benim gazim, onun gazisi olmayacak; bütün şehitler bizim şehidimizdir, bütün gaziler bizim gazimizdir. Ben bunu ilk söylediğimde “ayrım yapıyorsunuz” dediğimde şikâyet etmişlerdi “Ayrım yoktur” diye. Ama bugün, her şey ortaya çıktı ki ayrım var. Biz bu ayrımı kaldırmaya kararlıyız değerli arkadaşlarım.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BU KADAR RENCİDE EDİLMEMİŞTİ

Bizleri televizyonları başında izleyen saygıdeğer yurttaşlarım, Hollanda ve Almanya ile bir kriz yaşadık, hâlâ devam ediyor. İlk duyduğumda emin olun çok üzüldüm sizler gibi. Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanları, bir bakanı havada geri döndürülüyor, izin verilmiyor “Hollanda’ya giremezsin” deniliyor. Bir başka bakan Hollanda’dan sınır dışı ediliyor ve çıkarılıyor. Bu, asla kabul edilemez, asla. Türkiye Cumhuriyeti bu kadar rencide edilmemişti. Bir bakanının sınır dışı edilmesini asla kabul etmiyoruz. İlk tepkimiz şu olmuştu: Diğer dış politikada yaşanan olumsuzluklar gibi bir tabloyu yaşamayalım, ne gerekiyorsa yapın sonuna kadar sizin arkanızda olacağız, ne gerekiyorsa yapın. Hollanda ile ilişkilerin tamamını askıya alın. Osmanlı döneminde bile bu kadar rencide olmamıştık. Bugün açıklamalar oldu, yaptırım uyguluyoruz! Neymiş? Hollanda büyükelçisi Türkiye’ye gelmeyecekmiş! Zaten burada değil ki büyükelçi. Sen kendi büyükelçini çektin mi? Çekmediler. Niye çekmiyorsun? Neden sert önlemler almıyorsun? Milleti gaza getiriyorsun, arkadan “Önlem aldık” diyorsun ve milleti kandırdığını sanıyorsun. Ne gerekiyorsa yapacaksın kardeşim. Sen rencide olmayabilirsin, ben rencide oluyorum. Ben bu ülkenin çıkarlarını savunmak zorundayım. Her türlü yaptırımın uygulanması lazım.

BURADAN BİR ŞEYLER KOPARABİLİR, VATANDAŞI “EVET”E İKNA EDEBİLİR MİYİZ ARAYIŞI İÇİNDELER

Bakın şimdi değerli arkadaşlar, Dışişleri Bakanı “Yaptırımımız çok ağır olur” diyor. Hangi ağır yaptırımı uyguladılar? Çok ağır bir yaptırım uyguladılar! Ekonomi Bakanı “Ekonomik yaptırım uygulanması söz konusu değil” diyor. Sayın Cumhurbaşkanı  “Sen bunun bedelini ödeyeceksin.” Nasıl ödeyecekler? Merak ediyorum, nasıl ödeyecekler. Lafa gelince tamam, okkalı laflar var; işe gelince ortada bir şey yok. Ya diline hâkim olacaksın, büyük söz söylemeyeceksin -ama büyük lokma yutabilirsin- ya da bu tür boş laflarla milleti gaza getirmeyeceksin. Yazık günahtır bu ülkeye. Neden gaza getiriyorlar, onu size anlatayım, neden bunu yapıyorlar çünkü referandum var, acaba buradan bir şeyler koparabilir miyiz, vatandaşı evete ikna edebilir miyiz, bunun arayışı içindeler. Size örnek vereceğim, bu hükümetler döneminden örnek vereceğim. 4 Aralık 2012, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı resmî bir heyetle uçağa bindi Irak’a gitmek üzere. Irak hükümeti izin vermedi, bakanın uçağı geri döndü, geldi Kayseri’ye indi. Hiçbir tepki oldu mu arkadaşlar buna? Millet ayağa kalktı mı? Gazeteler boy boy haber verdi mi? Niçin olmadı? Çünkü referandum yoktu. Bakan hükümetin bakanı, yine biz tepkiyi gösterdik. Havada geri döndürülüyor, tıpkı şimdiki bakan gibi, Kayseri’ye gidiyor, üstelik yanında resmî heyet de var, bir enerji toplantısına katılıyor, tepki? Tık yok.

BU ÜLKENİN ASKERİNİN 11 BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLİYOR TIK YOK

4 Temmuz 2003, Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde 11 Türk askerinin başına çuval geçirildi, hükümetten bir tepki geldi mi? Tık yok. Gazeteciler dönemin başbakanına “Türk askerinin başına çuval geçiren hükümete, devlete nota verecek misiniz, protesto edecek misiniz” diye soruyorlar. Dönemin Başbakanı “Ne notası veriyorsun, müzik notası mı?” diyor. Bakın arkadaşlar, unutmayın, bu ülkenin insanının, bu ülkenin askerinin başına çuval geçiriliyor tık yok. Niçin? Referandum yok, şimdi referandum var, şimdi asarız keseriz dönemi. O dönem ses bile yok. Sadece bu mu? Hayır. Avrupa ülkeleri sırayla tek tek sözde soykırımı kendi parlamentolarından geçirdiler değil mi? Geçirdiler. Fransa geçirdi, Almanya geçirdi, hepsi yaptı bunu. Kıyameti kopardık, Fransız mallarına almayacağız, şunu yapacağız, bunu yapacağız, gösteriler yapıldı, Fransız Büyükelçiliğine yürüdüler, sonra ne oldu? Sonra şu oldu: Hükümetin Tarım Bakanı Fransa’ya gitti, Fransız tarımına yaptığı katkılardan ötürü şövalye madalyası aldı. Evet arkadaşlar, Fransız tarımına yaptığı katkılardan ötürü Fransız Şövalye madalyası aldı. Bir tepki var mıydı? Yoktu. Neden? Referandum yoktu, bir şey yoktu.

Sadece bu mu? Hayır. Danimarka’da Sevgili Peygamberimizin karikatürleri yapıldı, kıyamet koptu, sadece Türkiye’de değil bütün İslam dünyasında. Dönemin Danimarka Başbakanı sessiz kaldı. Peki, Türk hükümeti ne yaptı? Hatırlayan var mı? Sessiz kalan o dönem Danimarka Başbakanı NATO Genel Sekreteri olurken olumlu oy kullandı, NATO Genel Sekreteri olsun diye. O dönem referandum mu vardı? Referandum yoktu. Şimdi, aslan kesiliyor.

20 MİLYON DOLARA TÜRKİYE’NİN İTİBARINI SATTILAR

Sadece bu mu? Hayır. 9 vatandaşımız, Gazze’ye giderken açık denizde İsrail askerleri tarafından şehit edildiler, öldürüldü, katledildiler. Dönemin Başbakanı “Ben varken İsrail’le normalleşme olmaz” dedi, 18 Temmuz 2014. Yine söylüyor “Gazze ablukası kalkmadan İsrail hükümetiyle bir araya gelemeyiz.” Gazze ablukası kalktı mı? Kalkmadı. İsrail’le normalleşme oldu mu? Normalleşme oldu. Bunu söyleyen adamlar aynı yerlerinde duruyorlar mı? Duruyorlar. Milleti o dönem gaza getirdiler mi? Gaza getirdiler. O dönem ne vardı? Seçimler vardı. Şimdi, bir köşede duruyorlar. 20 milyon dolara Türkiye’nin itibarını sattılar. Söyledikleri hiçbir sözün arkasında durmadılar.

NE ANLATACAKSAN KIBRIS’TA ANLAT

12 Nisan 2004, Rauf Denktaş Türkiye’ye gelip Kıbrıs’la ilgili bir miting yapmak istiyor. Dönemin Başbakanı şunu söylüyor: “Yani yapılacak bir şey varsa, buyur, Kıbrıs’ta onu yap. Niçin Türkiye’de miting yapıyorsun? Ne anlatacaksan Kıbrıs’ta anlat.” Ya, Kıbrıs bizim milli davamız. Rauf Denktaş da Kıbrıs açısından efsane kişi, miting yapmasına izin verilmiyor.

TALİMATI BEN VERDİM YARIŞINA GİRDİLER

22 Haziran 2012, Rus uçağı düşürüldü angajman kurallarına uymadı diye. Kıyameti kopardılar mı? Kopardılar. Talimatı ben verdim yarışına girdiler. Sayın Cumhurbaşkanı “Talimatı ben verdim” dedi, Sayın Davutoğlu “Sen değil, ben verdim” dedi. Neyse, talimatı verdiler, uçağı düşürdüler. Sayın Cumhurbaşkanı şunu söylüyor: “Aynı ihlal bugün yapılsa Türkiye’nin yine aynı karşılığı vereceğiz. Ruslar aynı ihlali bugün yaparlarsa aynı karşılığı vereceğiz” diyor, güzel.

PUTİN’İN AYAĞINA GİTTİLER “KUSURA BAKMA, BİZ ETTİK SEN ETME” DEDİLER

Yine devam ediyor: “Türkiye’nin Rusya’dan özür dilemeyeceğini ve sınır ihlalinde bulunan Rusya’nın özür dilemesi gerektiğini” söylüyor. Ne oldu? Millet ayaklandı, toplantılar yapıldı, Parlamento toplandı, Rus Büyükelçiliğine yürüdüler, hepsi oldu. Ne oldu? Gittiler Rusya’ya teslim oldular; bir özür mektubu yazdılar, Putin’in ayağına gittiler “Kusura bakma, biz ettik sen etme” dediler ve kendilerine göre Rusya ile barıştılar. Peki, Türkiye’nin itibarı ne oldu? Bunlar yok.

Değerli arkadaşlarım, daha önemlisi ilk kez biz bu hükümetler döneminde toprak kaybına uğruyoruz. Bunu da ben söylemiyorum. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Kurmay Albay Ümit Yalım söylüyor, diyor ki: “1934 tarihli İngiliz haritasında ve 1951 tarihli Amerikan haritasında Ege’deki Bulamaç Adasının 12 ada deniz sınırının dışında ve Türkiye’ye ait olduğu açıkça gösteriliyor” hem 1943 hem de 1951 kayıtlarında Bulamaç Adası Türkiye’ye ait. Şimdi Bulamaç Adasında Yunanistan bayrağı dalgalanıyor, Yunanistan askerleri orada. Buna ses çıkaran var mı? Konuşan var mı? Ya, bu bir toprak kaybıdır, Türkiye tek taşını bile veremez derken, adaları teslim ediyoruz, sesini çıkaran var mı? Hayır.

ALLAH AŞKINA, TÜRKİYE’NİN GÜCÜNÜ TEST ETMEYEN KİM KALDI?

Münbiç’e giriyoruz, Rakka’ya giriyoruz! Girdiler mi? Hayır. “Efendim, gideceğim Almanya’ya, Almanya’ya gideceğim! Almazsanız içeriye kıyameti koparırım.” Git kardeşim, niye konuşuyorsun? Sen Almanya’ya git, Almanya’ya seni almazlarsa hep beraber kavgasını verelim. Lafa gelince laf çok, işe gelince olmuyor.

İsrail’de daha yeni karar hoparlörle ezanın okunması yasaklandı, karar çıktı; iki oylama daha var İsrail Parlamentosunda. İtiraz eden kim? Biziz. Bu Ankara’daki beyler itiraz ediyorlar mı? Hayır, dut yemiş bülbül gibiler. 20 milyon dolar aldılar ya, tamam artık, her şeyi satabilir. Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlar. Ne diyorlardı? “Kimse Türkiye’nin gücünü test etmesin.” Allah aşkına, Türkiye’nin gücünü test etmeyen kim kaldı? İtibarı bu kadar zedelenen başka bir dönem hiç olmamıştır.

DIŞ POLİTİKADA İKTİDAR MUHALEFET OLMAZ

Değerli arkadaşlarım, dış politikada az konuşacaksınız öz konuşacaksınız, dilinize hâkim olacaksınız. Dış politikanın ayrı bir dili vardır, o dilden sapmayacaksınız. Memleketin çıkarlarını savunacaksınız. Dış politikanın milli olması lazım. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz.

HOLLANDA BAŞBAKANI İLE 8 KEZ TELEFONDA NEYİ KONUŞTUNUZ

Hollanda bir şey yaptıysa hem iktidarı hem muhalefeti mücadele ediyor, arkasında duruyor o hükümetin, gereğini yapın diyor. Öyle uyduruk gerekçelerle falan yola çıkmayın, oturun adam gibi ne gerekiyorsa sonuna kadar yapın, biz de size her türlü desteği vereceğiz diyoruz ama değerli arkadaşlarım, ortada bir şey yok. Peki, dış politikada hata yaparsanız fatura kime çıkar? Sanayiciye çıkar, esnafa çıkar, turizmciye çıkar, otelciye çıkar, hepsine çıkar. Orta Doğu’yu kana buladık, Libya’ya kadar uzandık, Türkiye’nin itibarını sarstık, şimdi sıra geldi Avrupa’ya Avrupa ile kavga ediyoruz. Çok açık ve net olarak Sayın Binali Yıldırım’a bir çağrıda bulunuyorum: Krizin yaşandığı gün Hollanda Başbakanı ile 8 kez telefonda konuştuğunuz ifade edildi. Telefonla 8 kez neyi konuştunuz, ben bunu merak ediyorum. Umarım gizli değildir, çıkın millete anlatın, bunu bilmek zorundayız.

DEVLETİN PARASIYLA, UÇAĞIYLA, FORSUYLA, ARABASIYLA “EVET” PROPAGANDASI YAPIYORLAR

Değerli arkadaşlarım, devletin parasıyla, uçağıyla, forsuyla, arabasıyla “evet” propagandası yapıyorlar. Bir daha söylüyorum, devletin uçağıyla, devletin forsuyla, devletin arabasıyla, makam arabalarıyla “Evet” propagandası yapıyorlar. Bir de dönüp diyorlar ki  “Biz mağduruz.” Ya asıl mağdur olan biziz. Parayı siz kullanıyorsunuz, uçakları siz kullanıyorsunuz, arabaları siz kullanıyorsunuz, forsları siz kullanıyorsunuz dönüp diyorlar ki “Biz mağduruz” Asıl mağdur olan biziz. Siz, bizim paramızla bizim aleyhimize propaganda yapıyorsunuz.

YURT DIŞINDA VE YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE SEÇİM PROPAGANDASI YAPILAMAZ

Bakın değerli arkadaşlarım, işin bir başka yüzünü size anlatayım. 2008’de bu Meclisten bir kanun çıktı. Yurt dışında seçmenlerimiz, Türk vatandaşları nasıl oy kullanacaklar. 94’ün (a) maddesi, ilgili madde “Yurt dışı seçmenler, milletvekili genel seçimi, cumhurbaşkanı seçimi ve halk oylamasında oy verebilirler.” Güzel. “Yurt dışı seçmenler sadece seçime katılan siyasi partilere oy verebilirler.” O da güzel. “Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.” Bir daha okuyorum: “Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.” diyor. Devletin parasıyla, devletin uçağıyla gidiyorlar açıkça suç işliyorlar, kanunu bir tarafa bırakıyorlar, çıkardıkları kanuna uymuyorlar ve propaganda yapıyorlar. Bir de diyorlar ki “Biz mağduruz.” Kim mağdur arkadaşlar? Allah aşkına, kim mağdur?

18 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARINA MİLLETVEKİLLİĞİ VERECEKLER; ÖMÜR BOYU ASKERLİKTEN MUAF TUTACAKLAR

Şimdi bakın değerli arkadaşlarım, emin olun inanarak söylüyorum, referandumda evet oyu çıkmasını en çok bu Avrupalılar istiyor, en çok bunlar istiyorlar. Niye böyle bir krize imkân veriyorlar? Gazetelerinde “Hayır oyu kullanın” diye manşet atıyorlar. Ne demektir bu? Evet oyu kullanın demektir bu. Ben, böyle uluslararası bir kriz çıktığında döner tarihe bakarım tarihte ne oldu diye. Bir tarih dergisi arkadaşlar, tarih dergisinin 84’üncü sayfasını açıyorum “Ne iyi ettiniz de parlamentoyu bertaraf ettiniz” diyor, başlık bu “Ne iyi ettiniz de parlamentoyu bertaraf ettiniz.” Bu laf ne zaman söylenmiş? 13 Şubat 1878’de, Osmanlı Meclisi Mebusanı kapatıldığı zaman Avrupalıların kullandığı cümledir bu cümle, parlamentoyu istemiyorlar. Bu lafı kim etmiş? Meclisi Mebusan tutanaklarında var değerli arkadaşlarım bunlar. Prens Bismarck şu açıklamayı yapıyor: “Ne iyi ettiniz de parlamentoyu bertaraf ettiniz. Sizin gibi tek milletten ibaret olmayan devletlerde parlamentonun faydasından ziyade zararı olur.” Hep söylüyorum ya, bir kişiyi ele geçirdiğinizde devleti ele geçireceksiniz bu anayasa değişikliğiyle. Bir kişiyi ikna ettiğinizde Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçireceksiniz.  Yıllar yılı bu hayal peşinde olanlar vardı, aynı tuzak hazırlanıyor. Sadece kendileri için değil, çocukları için de gelecek hazırlıyorlar. 18 yaşındaki çocuklarına milletvekilliği verecekler; ömür boyu askerlikten muaf tutacaklar, iki yıl milletvekilliği yaparsa ballı emeklilik aylığına hak kazanacaklar. Bunu da havuz medyasının bazı köşe yazarları “Kılıçdaroğlu bunu yanlış söylüyor” diye söylüyorlar. Açarsın bakarsın kanuna doğru mu söylüyoruz, yanlış mı söylüyoruz. Bu kadar ballı bir kaymağı manavın oğluna verirler mi? Bakkalın oğluna verirler mi? Vermezler, kendi çocukları için yapıyorlar. Şimdi, parlamentoyu fesih yetkisi veriyorlar.

MECLİSİ İŞLEVSİZ HÂLE GETİRİYORLAR, BÜTÜN YETKİYİ BİR KİŞİYE VERELİM DİYORLAR

Değerli arkadaşlarım, dolayısıyla hep beraber –söyledim, yine söylüyorum- düşüneceğiz sandığa giderken. Bakın, 1 Mart tezkeresini kimse unutmasın. 1 Mart tezkeresinde bir hükümet ikna edildi ama 1 Mart tezkeresi Parlamentoda görüşülürken Türkiye Büyük Millet Meclisi ikna edilemedi, Meclisin bu kadar önemi var. Şimdi Meclisi işlevsiz hâle getiriyorlar; yetkilerini elinden alıyorlar, bütün yetkiyi bir kişiye verelim diyorlar. Tarihte yaşadığımız bütün olumsuzlukları yeniden yaşamayalım. O olumsuzlukları aşmak için büyük bedeller ödedik, yeniden bedeller ödemeyelim.