kategori Arşivleri: Siyasi Parti Haberleri

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL’den TEKİRDAĞ HALKINA YENİ YIL MESAJI

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL’den TEKİRDAĞ HALKINA YENİ YIL MESAJI

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL 2020 yılına girmemize az bir süre kala, Tekirdağ halkının yeni yılını kutlayan yazılı bir basın açıklaması yaptı.

İl Başkanı Sadi TEMEL; “ 2020 yılının Ülkemize, Milletimize ve tüm insanlığa huzur, sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim” diyerek birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL yayınladığı yeni yıl mesajında şu ifadelere yer verdi; “Her yeni yıl, yeni bir başlangıçtır. Yeni umutları ve beklentileri de beraberinde getirmektedir. 2019 yılını acı ve tatlı hatıralarıyla geride bırakırken içimizdeki büyük umutlar, beklentiler, coşku ve heyecanla hep beraber yeni bir yıla giriyoruz.

Yaptığımız her işte olduğu gibi, geride kalan bir yılın da muhasebesini yaparken 2020 yılının en iyi şekilde geçmesi için hangi adımları atmamız gerektiğini düşünmeli, zamanımızı, enerjimizi ve potansiyelimizi en verimli şekilde değerlendirmeliyiz.

Tekirdağ’ın sorunları ağır,

yatırımları hafiftir. Trakya’nın kalbi konumundaki Tekirdağ, üzgünüm ki verdiğinin yarısı kadar geriye almamaktadır.

Tekirdağ, verimli toprakları, tarımsal katkısı, ülke ve bölge sanayisine sağladığı ham madde, 12 organize sanayi bölgesi ve bir Avrupa Serbest Bölgesi’yle birlikte 1.160 fabrikanın yer aldığı bir kenttir.

Tekirdağ  daima vergi ödemesinde ilk 10’a girmiştir ama merkezî yatırımlara geldiğimiz zaman, almaya geldiğinde ise son sıralarda yer almaktadır.

Bakınız, merkezî yönetimde 2014’te tüm iller arasında 32’nci sırada olan Tekirdağ, 2018 yılında 41’inci sıraya düşmüştür. Eğitim ve okul yatırımlarında ise 47’nci sıradayız. Tekirdağ, bunu hak etmiyor.

Tekirdağ  olarak 2018 yılında 6,4 milyar lira vergi vermişiz, tahsilat oranımız ise yüzde 86 olup Tekirdağlılar vergisini kaçırmamaktadır. En çok vergi tahsilatı yapılan 6’ncı kentiz; bundan gurur duyuyoruz ama iktidarın bu durumu dikkate alarak Tekirdağ’ı ödüllendirmesi gerekirken bırakın ödüllendirmeyi cezalandırmaya devam etmektedir.

İstanbul’daki fabrikaların üretim üssü Tekirdağ’ımızda, yaklaşık olarak 160 tane fabrika Tekirdağ’da bulunmasına rağmen bunların yüzde 65’inin merkezleri İstanbul’da olduğu için, vergilerini İstanbul’a yatırdıklarından dolayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütçesine yıllık yüzde 6 oranında katkı sağlamaktadır. Biz de istiyoruz ki, yeter ki bu fabrikaların merkezleri İstanbul’da olsun ama stopajlarını Tekirdağ’a yatırdıkları zaman hizmet veren Tekirdağlı belediyelerimize de katkı sağlamış olacaktır diye düşünüyorum.

Tekirdağ’ımız devamlı göç alan, nüfusu artan bir şehir olup İstanbul ve Avrupa arasında köprüdür. Tekirdağ, ülkemizin yatırım konusunda yükselen değeri olmak zorundadır. Bu sebepten dolayı Tekirdağ’a hak ettiği yatırımları vermek zorundayız.

Türkiye’nin en verimli topraklarına sahip Tekirdağ’da tarlaları ya imara açıyoruz ya rant kapısı olarak görüyoruz ya da cezaevi yapıyoruz.

Tekirdağ, Türkiye’nin 3’üncü en büyük cezaevinin olduğu il hâline getirildi.

Tekirdağ, turizm cenneti olması gerekirken, altyapı sorunları ve gerekli yatırımlar yapılmadığı için hak ettiği payı alamamaktadır.

Şarköy’ümüzde 7 tane mavi bayraklı plaj olmasına rağmen, Şarköy-Karıştıran arasındaki duble yol projesi tamamlanmıştır

Tekirdağ  göç almada Türkiye’de 4’üncü sırada olup Türkiye’nin 2’nci büyük nüfus artışına sahip olan ildir. En çok göç alan kentlerden olan Tekirdağ’daki en büyük ihtiyacımız da derslik ihtiyacı. Bakınız, 5 bin öğrenci her yıl okullara gitmekte ama ilimizde, Tekirdağ’daki öğretmen başına düşen öğrenci sayısı maalesef ortaokulda 16, lisede ise 18’dir.

Tekirdağ sağlık yatırımları konusunda da sınıfta kalmıştır. ilçelerimizde hem yatak hem de hekim eksikliğimiz bulunmaktadır. Tekirdağlılarımız tedavi için Edirne ve İstanbul’a doğru kendilerine çözüm aramaktadırlar.

Tekirdağ hak ettiği yatırımları almalı ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmaya örnek kenti olmalıdır.

2020  yılında, ilimizin sahip olduğu bütün imkanları kullanarak gerçekleştireceğimiz projelerle, Tekirdağ’ın her yönüyle modern bir kent haline gelmesi, en önemli hedefimiz olacaktır. Bu konuda, tüm kamu kurum-kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları ile ilimizin bir bütün olarak ortak bir iradeye sahip olması en büyük gücümüzdür. Bu birlik ruhunun yeni yılda da devam edeceğine olan güvenimiz tamdır.

Bu vesile ile, 2020  yılının Ülkemize, Milletimize ve tüm insanlığa huzur, sağlık ve mutluluk getirmesini temenni eder, Tüm halkımızın yeni yılını kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım”

Hak ve Huzur Partisine neden ihtiyaç duydunuz?

Hak ve Huzur Partisine neden ihtiyaç  duydunuz?

Gürsel YILDIZ- İnsan haklarına ve hukukun üstünlüğüne; laik, çağdaş katılımcı ve çoğulcu demokrasiye dayanan hakça bir düzen oluşturmak, Ülkenin güvenliğini ve bütünlüğünü, ulusal birliği ekonomik ve siyasal bağımsızlığı, yurtta ve dünyada barışı koruyup güçlendirmek, Kuvvetler ayrılığına, bağımsız ve tarafsız yargıya dayanan bir hukuk devleti düzenini gerçekleştirmek, Bireysel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını sağlamak, özgür bireyler arasında toplumsal dayanışmayı ve işbirliğini geliştirmek, Her bireyin kendi kişiliğini ve potansiyelini geliştirmesinin önündeki engelleri kaldırmak,Her türlü ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı mücadele etmek ve bu tür işlemlere maruz kalan kişilerle dayanışma halinde olmak, Bireylerin kültürel farklılıklarının zenginlik olduğunu göz önünde tutarak ve koruyarak bir arada yaşayabilecekleri orta mı ve koşulları sağlamak, Yoksulluk ve açlıkla hak temelinde mücadele etmek, tam istihdam hedefine ulaşmak, sürdürülebilir ve dengeli kalkınmayı, insanca ve hakça bölüşmeyi ve toplumsal dayanışmayı sağlamak” amaçlarını gerçekleştirmek için parti kurduk. Partiyi  kurma  kararı  verdiğimizde  Diyarbakır’da  Türk  bayrağı  indirilmişti.Biz  bu tarihi  milat  olarak  gördük.Bu  ülkeye lazım  olan  bir  siyasi haraketi  başlattık

Sizi Siyaset  Yapmaya  ne  zorladı?

 Gürsel YILDIZ-Adalet partisinin  önde gelen isimlerinden “Pehlivan”  lakaplı Rahmetli Dr. Sadettin Bilgiç’in anılarına ilişkin dostlarından duyduğum bir anısı vardır. Van ilimize yaptığı seyahatte öğle yemeği için girdikleri lokanta da yemek sonrası istenen maden suyu konusuydu.   Türkiye’nin 60-70 arasını çok iyi tasvir etmekteydi. Çünkü kendilerine hizmet eden garson yemek sonrası sofraya istenen maden suyunu değil maden sodası getirmişti. Artık günlük hayatımızın vaz geçilmezi durumunda ki maden suyu bu tarihlerde o kadar fazla bilinmemekteydi. Yine aynı dönemin insanlarından biri olan Sayın Bakanlarımızdan Kamuran İnan Bey’in anılarını dile getirdiği kitabında, Kars ilinde insanların Portakal ve domatesten bir haber olduğunu anlatan notları vardır. Tabii ki bugün artık bunlar geride kaldı. Artık toplumun ihtiyaçları değişmiştir. Ülkenin en ücra köşesinde pazarlarda çikita muz bulmamız ve yememiz mümkündür. Yani, Türkiye yurt dışından gelenlerin hediye ettikleri üçüncü sınıf çikolata yâda sigaralara muhtaç değildir. Bunun mimarlarının  başında ise yine rahmetli Turgut Özal’ı anmadan geçmek mümkün değildir. Bugün ülkemizde yediklerimiz içtiklerimiz “yok” diye sızlanmıyoruz. Bugün yedik ve içtiklerimizin sağlıklı olup olmadığını tartışıyoruz. Seksen sonrası yoğun şekilde hormanlı gıdalara ağırlık veren politikalar ve devamında yok edilen tarım ve hayvancılığımızı bugün kurtarma mücadelesi veriyoruz. Hergün bir yenisi kapatılan fabrikalarımız ve durmakta olan üretimin yerini maalesef artık hizmet sektörü almıştır. Tarım arazilerini ekmedikleri için para alanların yanında, pahalı gübre ve mazot sonrası artan maliyetleri ve borçlanmış perişan halde bir çiftci portföyü ile karşı karşıya kalmış durumdayız. Bırakın üretimi şunu bunu tahıl ürünlerimizin elimizde artık tohumları bile bize ait değildir. Yine, son derece pahalı ve lüks tüketime alıştırılan toplumumuz bu ihtiyaçlarını karşılamak için bazen insanlık onurunu zedeleyen yollara dalmaktan çekinmemiştir. Yukarıda kısaca bahsettiğimiz birkaç noktanın insan ve toplum üzerinde ki etkilerine baktığımızda ise bugün açık bir şekilde görülmekte olan sonuçları geleceğimizi ve içine sürüklendiğimiz tehlikeyi haber verme eşiğini artık aşmıştır. Yediği gıdalar sonrasında erken ergenleşen kızlarımızın, erkeklik duygusundan uzaklaşan ve homoseksüelliğin artık hat safhaya ulaştığı ülkemizde  düne kadar öğündüğümüz aileler artık yok olmuştur. Artık gıdalarımızdan beslenemeyen insanımız suni ve yapay güçlendiricilere yönelmiştir. Bugün her eczanede cinsel amaçlı satılan ilaçların ve merdiven altı satılanların sınırı ve miktarı kontrol altında tutulması mümkün olmayan seviyeye yükselmiştir.   Bunlara tabii ki ilave edeceğimiz ve sizlerinde aklına hemen gelen cümleleri duyar gibiyim. Sadece bu birkaç noktaya baktığımızda artık ülkemizin içinde bulunduğu durumu ne ile izah etmek mümkündür bilemiyorum. Bu işin bir bakış acısı buna ilave edeceğimiz konuların diğer bir safhasında ise gittikçe artan nüfusumuzun genç olması ve bunların karşısında duran ve yenilerini beklediğimiz tehlikelerin hazır halde bekliyor olmasıdır. Peki, Sorun üretmekten başka…bunca sorunu bilmesine karşın mevcut hükümet ne yapmaktadır?

Görüntünün olası içeriği: Gürsel Yıldız, gülümsüyor, ayakta

Çözüm süreci size  ne  anlatıyor?

 Gürsel YILDIZ- Çözüm sürecinde sonucun  nere  varacağını  bilmek  gerek.Sonucu nereye  varacağı  belli olmayan   bir  yolda  inatla  devam  ediyorlar. Bu süreç bu haliyle devam ederse çözüm değil olsa olsa bir çözülme ayrışma ve bölünme süreci olur. Bizlerin  endişeleri  var. Üç ay önce bir şey söylüyorlar üç ay sonra başka bir şey yapıyorlar. Bu süreç iki sene önce başlarken tarafların yapmaları  gerekenler yapılmadı. Birileri  benim  dediğim  gibi  olacak  dediğinde  çözüm olmaz.

  Yolsuzluklar Size  neyi  hatırlatıyor?

Gürsel YILDIZ- Haram helal ölçüsünün kaybolduğunu  düşünüyorum. Gayri ahlakilik adına, gayri millilik adına, gayri İslamilik adına son yıllarda ne kadar şey varsa en az artanı yüzde yüz artmıştır. Çünkü helal haram ölçüsü kaybolmuştur. Yönetenlerin şunu bilmesi lazım. Harama götüren her yol haramdır. Yani burada ne çıkıyor. Çok ilaç  yazan  doktora tatile  göndermek  haramdır. 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları  başlı  başına  bir  felaketir.

Bakanlık bürokratları eğitim camiasında aşırı siyaset ve tarafgirlik yapmalarına  ne  diyorsunuz?

Gürsel YILDIZ- Milli Eğitim şurası toplandı. Çeşitli kararlar alındı. Eğitim camiasında hakkın, adaletin tesis edilmesi gerekir. Eğer öğrencileriniz sizin adaletsiz davrandığınızı, adaletsiz atamalar yaptığınızı görürse siz o öğrenciye adalet duygusu veremezsiniz, doğruluğu öğretemezsiniz. Temel İslam Bilgileri ve Ahlak dersi olması lazım.

Yüzde 10’luk Seçim Barajını Savunmak Darbeciliği Savunmakmıdır?

Gürsel YILDIZ-Yürürlükte olan yüzde 10’luk seçim barajının dünyanın en büyük seçim barajı  barajı savunmanın darbeciliği savunmakla eş değer .Yüzde 10’luk seçim barajı dünyanın en büyük barajıdır. Bu barajı savunmak darbeciliği savunmaktır. Şimdi her şeyi darbeyle suçluyorlar. Anayasa Mahkemesi darbe ürünüymüş. Yüzde 10’luk baraj neyin ürünü, Bu barajın derhal kaldırılması lazım

Vehbi ŞAHİN"Kanal İstanbul"için söz sahibi Bilim insanlarıdır

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN “Kanal İstanbul”için söz sahibi Bilim insanlarıdır dedi.

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN ‘e Bilim İnsanı Konuşmadan İstanbul Kanalı için ahkam kesilmesini sordu.

ŞAHİN”İlk söz Bilim insanlarınındır.Son sözü Siyasiler söylemeli.Söyleyecekleri sözde Bilime Fenne ,sosyal hayata ülke çıkarlarına faydalıysa olmalı.

Türkiye’nin gerçek gündeminde işsizlik, sefalet ve canlarına kıyan ailelerimiz vardır. Kadına şiddet var, Tank palet fabrikası var, filtresiz termik santraller var.”

ŞAHİN”Ülkenin gerçek sorunları konuşulmasın diye her gün saçma sapan bir konuyu gündem yapıyor. Senin görevin yoksulluğu gidermek, iyi eğitim vermek, çocukları yaşatmak. “

İşçi, çiftçi, sanayici, esnaf yok CAN ÇEKİŞİYOR

Gemiler Boğazlardan istedikleri gibi gelip geçiyorlar. 

Boğazlardan istedikleri gibi gelip geçemiyor. Sözleşmenin birinci kısmında ticaret gemilerinin, ikinci kısmında ise savaş gemilerinin barış ve savaş zamanında Boğazlardan nasıl geçecekleri ayrıntılı bir şekilde yer alıyor.

Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN ” DSİ’nin hazırladığı raporda, Kanal İstanbul’un yapılması ile İstanbul halkının yaklaşık 3’de birinin susuz kalacağına işaret ediyor.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Fehmi Duman dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

TERKOS GÖLÜ VE SAZLIDERE BARAJI YOK OLACAK!

‘’ En uygun proje koridoru olarak seçilen 4nolu alternatif incelendiğinde kanalın Terkos Gölü’nün doğusundan geçerek Sazlıdere Barajı ve Küçükçekmece göllerini kullanarak Marmara Denizi’ne ulaştığı görülmektedir bu güzergahtan geçen kanalın Terkos Gölü besleme havzasını Terkos Kağıthane içme suyu isale hatlarının Terkos-İkitelli isale hatlarını kestiği Sazlıdere barajını devre dışı bıraktığı görülmektedir’’

7 BUÇUK MİLYON İSTANBULLU SUSUZ KALACAK!

DSİ Kanal İstanbul Projesi için hazırladığı 2. Raporda ise ‘’ Terkos-Kağıthane içme suyu isale hattı ile Terkos-İkitelli içme suyu isale hatlarının deplasesini gerektirmekte olup Terkos Gölü’nün doğusunda kalan yaklaşık 20 kilometrekarelik bir su toplama havzası devre dışı kalacaktır. Buradan yaklaşık yıllık 18 milyon metreküplük bir su kaybı olacaktır. Sazlıdere Barajı devredışı kaldığından, buradan da yaklaşık yıllık 52milyon metreküp bir su kaybolacaktır. Toplam su kaybı yıllık 70 milyon metreküp olmaktadır. Ayrıca İstanbul’un hali hazırda 5 milyon nüfusunun su ihtiyacını karşılayan, 15 yıl sonra da 7,5 milyon nüfusun su ihtiyacını karşılayacak olan Sazlıdere-İkitelli sistemi de devre dışı kalacaktır’’ 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Kanal İstanbul projesine dair Devlet Su İşleri’nin (DSİ) işaret ettiği olası riskleri değerlendiren uzmanlar, proje hayata geçirilirse İstanbul’un bir anda susuzlukla karşı karşıya kalacağını söyledi.

Kanal İstanbul projesinin yaratacağı olumsuzluklar ve risklerin sıralandığı DSİ raporunda şu noktalara dikkat çekildi:

  • Kanal İstanbul ve rezerv alanları projesi Sazlıdere, Terkos su havzalarının ve barajlarının yok olmasına, kentin ve havzada yaşayan canlıların susuz kalmasına neden olacaktır.
  • Acil durumlarda kullanılması planlanan yer altı suları yok olacak, yer altına tuzlu su karışımı ile Kanal İstanbul çevresi ve Trakya bölgesi yer altı su kaynakları da durumdan etkilenecektir.
  • Kentin ve bölgenin nüfus artışı ile su ihtiyacı artacak, “planlanmayan” su kaynaklarına gereksinim olacaktır. Bölgede atık su kirletici baskısı artacak “planlanmayan” alt yapı tesislerine gereksinim olacaktır.
  • Sazlıdere havzasını besleyen dereler, Kanal İstanbul’a kirlilik taşıyan su yollarına dönüşecek, kanal kirlilik depolayan bir su yoluna dönüşecektir.
  • Yer altı sularının yükselmesi ile Kanal İstanbul taban yapısı, Terkos sızdırmazlık yapıları olumsuz etkilenecek. Bu “Büyük Sükse Proje” öngörülmeyen tahribatlara neden olacaktır.
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Vehbi Şahin ve Abdullah Hasret dahil

KONTROL VE DENETİM BİZDE

Ticaret ve savaş gemilerinin geçişi tamamen Türkiye’nin kontrol ve denetimi altında. Ticaret gemileri, geçişi düzenleyen Seyir Planı-1’de (SP-1) belirtilen kurallara uymak, seyir planını 24 veya 48 saat önceden Trafik Kontrol Merkezi’ne vermekle yükümlü.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi
Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Vehbi Şahin dahil
Görüntünün olası içeriği: Vehbi Şahin
Görüntünün olası içeriği: Vehbi Şahin
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Vehbi Şahin ve Fehmi Duman dahil
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: 20 kişi, Vehbi Şahin dahil
Görüntünün olası içeriği: 11 kişi
Görüntünün olası içeriği: Vehbi Şahin, gülümsüyor, ayakta, açık hava ve doğa

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL Göreve Başladı

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL , Yönetim Kurulunda  Levent Çiftçi ,Emel GÜL ,Ali ÖZÇETİN ,Bülent ASLANTAŞ  ,Nazif ŞENTÜRK, Musa ÇİFTÇİ   Atamaları Yapılmıştır.

Ha Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL   “Yeni Yönetim Kurulumuzun Partimize Ülkemize Ve Tüm Dünyaya Hak Ve Huzuru Getirmesini allah tealadan dilerim. Türkiye’mize Tekirdağ’ımıza Hayırlı Uğurlu Hak Ve Huzurlu Olsun “

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Tekirdağ ‘da

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL’in göreve başlaması nedeniyle Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Tekirdağ iline günlük istişare görüşmeleri yaptı

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık hava
Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, takım elbise
Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, okyanus, açık hava ve su
Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL
Görüntünün olası içeriği: Gürsel Yıldız ve Şuayip Yıldız, ayakta duran insanlar
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ile
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ , Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail TEKTAŞ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ile

Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL Göreve Başlaması üzerine Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail TEKTAŞ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ,Başkan Yardımcısı Levent Çiftçi ile
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava
Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Hak ve Huzur Partisi Tekirdağ İl Başkanı Sadi TEMEL ,Başkan Yardımcısı Levent Çiftçi ile
hakvehuzurlogo

Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Gürsel Yıldız dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, Şuayip Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır.

Görüntünün olası içeriği: Gürsel Yıldız, ayakta, okyanus, açık hava ve su
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta

İnsan Merkezli Siyaset

İnsan ve onun ayrılmaz bir parçası olan insan onurunun korunması, yüzyıllardır sahip olduğumuz köklü kültürümüzün bize yüklediği önemli bir sorumluluktur. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, sosyal devlet gibi çağdaş kavram ve kurumlar, birlikte mutlu ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmayı amaçlamaktadır.

Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır. 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Türkiye’nin bugün için istenen güç, huzur ve refah düzeyinde olmamasının en önemli nedeni; başarı, etkinlik ve verimliliğin öncelendiği bir toplumsal kültür oluşturamamış olması ve başta insan kaynağı olmak üzere sahip olduğu potansiyelini etkili bir şekilde kullanacak kurumsal bir yapıyı hayata geçirememiş olmasıdır. Diğer bir deyişle Türkiye, sahip olduğu enerjisini sinerjiye dönüştürecek bir siyasal, ekonomik, hukuksal, kültürel ve bilimsel atmosferi kurumsallaştıracağı yerde, başta siyasetçiler olmak üzere toplumun etkili kesimleri sahip olduğu enerjinin önemli bir bölümünü anlamsız tartışmalara ve kutuplaşmalara harcamakta ve zamanın hızlı akışı içinde dünyadaki gelişmeler karşısında hızla etkisizleşmektedir. Sorunun temeli yönetim sorunudur.

Erkler arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemez hale gelmiştir. Demokrasinin etkili işlemesi için üç erkin – Yasama, Yürütme ve Yargının – tekrar bir sistem bütünlüğü içerisinde düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada amaç, sistemin işlemesini sağlamaktır. Yasama şimdiki durumda denetim ve hukuk yapıcılığı yerine yürütmenin işleriyle uğraşmakta, Yürütme yasa yapmakta, Yargı ise yürütmenin vesayetinde bağımsızlığını yitirerek hızla işlevini kaybetmektedir.

Siyasi Partiler demokrasinin bir ürünüdür. Ancak, ülkemizde Siyasi Partilerin kendi yönetim ve karar süreçleri demokratik değildir. Demokratik karar süreçlerine ihtiyaç duymaksızın parti liderinin her söylediği parti ve hükümet görüşü haline dönüşmekte, milletvekilleri ve kabine üyeleri bu irade tarafından belirlenmektedir. Milletvekilleri halkın vekilleri olmak yerine liderin vekilleri olmakta, liyakat kültürü yerine itaat kültürü oluşmaktadır.

Milletvekili dokunulmazlıkları yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemektedir. Kamu kaynakları şeffaf olarak harcanmamakta, kamu gücü ise siyasal amaçlar için kullanılabilmektedir. Bu haliyle demokrasi, güç ve nüfuz elde etmenin, rant paylaşımının bir aracı haline dönüşmektedir.

Özgürlük ve kardeşlik temelinde sosyal boyutun önemli ağırlığa sahip olduğu, adaletin ve barışın öncellendiği, tüm toplumsal kesimlerin duyarlılıklarının dikkate alındığı ve temelde herkesin ve her kesimin kalkınma ve büyüme sürecinde katkısının sağlandığı, kamu ve ülke kaynaklarının etkin kullanıldığı, ulusal gelirin hakça paylaşıldığı yeni ve gerçekçi siyasal bir projenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Bu yeni yaklaşım; başta siyaset kurumu olmak üzere, hukuk, ekonomi, sosyal politikalar, dış politika ve insanımızı ilgilendiren her alanda, her katkıyı önemseyecek ve herkesi kucaklayacaktır. Böylece kutuplaşma, kavga ve çekişme son bulacak, adalet hayatın her alanında en etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, devlet millet bütünleşmesi yeniden sağlanacak ve sistemin çözüm üretme yeteneği geliştirilecektir.

Türkiye’nin öncelikle ve hızla kısır çekişme ve kavga ortamından kurtulması gerekmektedir. Acil ihtiyaç tüm toplum kesimlerini kucaklayan ve “Sen de olmazsan her şey eksik olur” diyen yeni bir siyasi anlayışın ve toplumsal uzlaşma kültürünün hayata geçirilmesidir.

Partimiz ülkemizi kutuplaşmaya, insanımızı birbirine karşı ötekileştirmeye ve nefreti karşılıklı körüklemeye dayalı bir siyaset tarzına karşı; yurttaşlarımız arasında dayanışmayı ve işinde başarılı olmayı özendirecek bir toplumsal kültür oluşturmayı amaçlayan yeni siyaset tarzını benimseyecektir.

Hukuk düzenini ihlal edenlerin değil, hukuk düzenine uyanların kazandığı bir Türkiye kurmak için gerekli tüm çalışmalar yapılacaktır.

Politika üretiminde bilgi birikimini ve emeğini ortaya koyan her yurttaşımız Partimizin kadrosundadır. Küreselleşen ekonomik, siyasi, diplomatik ilişkilerin rekabette başarının en iyi olmayı gerektirdiği günümüz dünyasında, ulusal çıkarlarımızı sağlayacak, refah ve mutluluğumuzu artıracak katkıyı sağlayacak her yurttaşımızın ürettiği bilgi ve proje programımızın bir parçası olacaktır. Yurttaşlarımızın ve bilim adamlarımızın geliştirdiği bilgi ve projelerin izlenmesi ve hayata geçirilebilmesi için ayrı bir birim oluşturulacaktır.

İçinde bulunduğumuz durum yüzyıllar boyunca tarihe yön vermiş bir milletin kaderi olamaz ve kabul edilemez. Zaman, yeni bir program ve yeni bir anlayışı birlikte hayata geçirme zamanıdır. Zaman Türkiye’nin aydınlık geleceğinin oluşturulmasında “Evet biz de varız!” diyenlerin görev üstlenme zamanıdır.”dedi.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gürsel Yıldız dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, okyanus, ağaç, açık hava, doğa ve su
Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, okyanus, dağ, açık hava ve doğa
cover photo, Fotoğraf açıklaması yok.
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, okyanus, köprü, açık hava, su ve doğa

HKP üyeleri “Tank Paleti Satmak Vatanı Satmaktır” sloganları ile fabrikanın önüne yürüyüş yaptı.

Sakarya Arifiye’de bulunan Tank Palet Fabrikası’nın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’dan alınarak Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş.’ye  ASFAT’a devredilmesine karşı Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) harekete geçti.

HABER-CANLI YAYIN -FEHMİ DUMAN-FOTOĞRAF NECLA BAKAN sakarya54.net,habervole.com,dernekturk.com ekibi

HKP üyeleri “Tank Palet Vatandır Satılamaz”, “Özelleştirmeler Halka İhanettir”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Tank Paleti Satmak Vatanı Satmaktır” sloganları ile fabrikanın önüne yürüyüş yaptı.

HKP MYK üyeleri ve partililer yoğun yağmura rağmen fabrikanın önünde “Tank Paleti Satmak Vatanı Satmaktır, İhanetin Hesabını Yargı Önünde Sorulacaktır” yazılı pankart, Mustafa Kemal Atatürk’ün kalpaklı portresinin bulunduğu “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” yazılı ve parti bayraklarını açarak eylem gerçekleştirdi.

Eylemde basın açıklamasını HKP MYK Üyesi Av. Tacettin Çolak gerçekleştirdi.

İşte o açıklama:

Tank Palet Fabrikası’nı özelleştirmedik diyenler;

hülle yoluyla askeri fabrikayı Katarlılara devrediyor.

Bildiğimiz gibi, AKP’giller, TSK’ya ait, 50 yıllık savunma sanayi deneyimi olan 20 milyar dolarlık Tank Palet Fabrikasını, yandaş Ethem Sancak ve Katarlıların sahip olduğu BMC’ye devretmek için 481 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Özelleştirme kapsam ve programına aldı.

Bu hukuksuzluğa karşı kamuoyunda güçlü tepkiler gelişti. Bunun üzerine AKP’giller “özelleştirme kararının satış anlamına gelmediğini, işletme hakkının devredilmesi olduğunu, satış olmadığını, personel tasfiyesinin, işten çıkartmaların kesinlikle olmayacağını” söyleyerek, tepkileri yatıştırmak istediler.

Fakat aradan geçen altı ayda, bu kez hülle yoluna başvurdular. 1105 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla fabrika Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) alınarak, Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş.’ye (ASFAT) resmen devredilecek. Daha sonrada fabrika, BMC’ye kiralanacak ya da fabrikanın işletmesi doğrudan BMC’ye devredilecek. İşçilerin maaşları da 14 Eylül’den itibaren ASFAT tarafından ödenmeye başlanacak.

İşyerinde yetkili Harb-İş Sendikası Şube Başkanının açıklamasına göre de; fabrikanın ASFAT’a devredilmekle birlikte işletmesinin BMC’ye verileceğini, dolayısıyla Fırtına Obüsü ve Altay tankının BMC tarafından yapılıp ASFAT’a, oradan da MSB’ye satılacaktır.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, kalabalık ve açık hava

Bu uygulamadan görüleceği üzere, ilk özelleştirme kararı döneminde AKP’gillerce söylenen; “özelleştirmenin satış olmadığı, işletme hakkının devri olduğu, personel tasfiyesinin olmayacağı” sözlerinin halkı kandırmak için söylenen yalanlardan ibaret olduğu kanıtlanmış oldu.

Tank Palet Fabrikası Türk Ordusunun stratejik önemdeki bir tesisidir.Anılan fabrikanın yabancılara devri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğini özelleştirmekle aynı anlama gelir. Ayrıca bu satış açıkça Türkiye’nin milli güvenliğinin Katar’lılara devredilmesidir.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Kemal Ağralı dahil, kalabalık, gökyüzü ve açık hava

O, Katar Emiri ki, Kıbrısta’ki ulusal davamızda Rumlardan yana davranmaktadır.

Şimdi soruyoruz: Milli güvenliğimizin temeli olan bu tesisin Katar’lılara hukuksuz bir şekilde devredilmesinin, geçtiğimiz günlerde Katar Şeyhi’nin hediye ettiği 454 milyon dolarlık uçağın diyeti midir?

Hiçbir hukuk kuralı tanınmadan gerçekleştirilen bu işlemler aynı zamanda İdare Hukuku bakımından ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un emredici hükümleri bakımından da keyfidir, kanunsuzdur, hukuksuzdur.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve açık hava

Yine bu işlemlerin tamamı; Görevi Kötüye Kullanma, İrtikap, Zimmet suçları ile birlikte “Temel Milli Yararlar Aleyhinde Faaliyette Bulunmak” suçunun kapsamı içindedir.

Yani bu yapılanlar Ordu’yu çökertme girişimidir. Vatana ihanettir. Anayasa ihlalidir.

İşte bu nedenle, Halkın Kurtuluş Partisi tarafından, 15 Ocak 2019 tarihinde hiçbir yasal kural tanımadan ulusal değerlerimizi yerli-yabancı parababalarına devreden Tayyip Erdoğan, Hulusi Akar ile Genel Kurmay Başkanı Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar ve Özelleştirme İdaresi Başkanı Ahmet Aksu hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

Bu suç duyurumuz hakkında vatanına, milletine ve cumhuriyetine bağlı olması gereken Savcıların işlem başlatmalarını hâlâ beklemekteyiz. Ama maalesef bugüne kadar savcılar kendilerini hukukla bağlı saymadıklarından dosyayı sürüncemede bırakmaktalar.

Öte yandan Halkın Kurtuluş Partisi, bu hukuksuz özelleştirme işlemine karşı Danıştay 13. Dairesi’nin 2019/194 E. Sayılı dosyasında yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmıştır.

Bu davadaki yürütmenin durdurulması istemimiz hakkında Danıştay Savcısı“tank palet fabrikasının özelleştirme kapsam ve programına alınması yolundaki CB kararının 5202 sayılı kanuna ve kamu yararına aykırı olduğu için İPTALİNE karar verilmesi” yönünde görüş bildirmiştir.

Bu görüşe rağmen, maalesef Danıştay 13. Dairesi’nce verilen 11/04/2019 tarihli kararla dörde karşı bir oyla HKP’nin yürütmenin durdurulması talebi, ardından da dava esastan reddedilmiştir.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, araba, gökyüzü, ağaç ve açık hava

Bu karara muhalefet şerhi koyan üyelerden Doç. Dr. Gürsel Özkan da yapılan özelleştirmenin yetki yönünden hukuka aykırı olduğuna dikkat çekmiştir. Zira biryandan özelleştirme yüksek kurulu ortadan kaldırılırken diğer yandan bu kurulun görevlerini yüretecek herhangi kurum yada makam öngörülmeden, tüm yetkiler Cumhurbaşkanının tekeline verilmiştir. Böylelikle tüm bu özelleştirmelerin kararını da tek bir kişi vermektedir.

Yani hep söylediğimiz gibi, adamlar kendilerini hiçbir yasa ile sınırlı görmüyorlar. Ben yaptım oldu mantığı ile hareket ediyorlar. Hem de milli güvenlik gibi en hassas konularda…

Danıştay 13. Dairesinin çoğunluk red kararı gerekli inceleme yapılmadan verilmiştir. Bize göre bu karar da hukuksuzdur ve siyasi etki nedeniyle verilmiştir.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, gökyüzü ve açık hava

Bu karara karşı da tarafımızdan Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna yürütmeyi durdurma talepli itiraz edilmiş ve 2019/2011 E. Sayılı dosyada itirazımız görüşülmektedir.

Bu arada yukarıda belirtilen hileler gündeme gelir gelmez, davanın görülmekte olduğu dosyaya 21 Ağustos 2019 tarihinde verdiğimiz dilekçesi ile yürütmenin durdurulması talebimizin ivedilikle ele alınması isteminde bulunulmuştur.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüldüğü gibi, AKP’giller ülkemizin yer altı ve yerüstü kaynaklarını yabancılara sunmak için birçok yasada değişiklik yapmaktadır. Kazdağlarının Kanada’lı Alamos Gold şirketine katlettirilmesi için de Salda Gölü’nün TOKİ eliyle tahrip edilmesinin de önünü açmak için keyfi düzenlemeler yapmaktalar. Buralarda doğayı, çevreyi, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını, canlıları, bitki örtülerimizi, ormanlarımızı talan eden ve ettiren bu siyasi iktidar, Adapazarı Tank Palet Fabrikasını özelleştirerek ve hatta yasal süreç tamamlanmadan devirler yaptırarak ülkenin milli güvenliğine de ciddi zararlar vermektedir.

Ülkemizde 12 Eylül’den bu güne gelmiş geçmiş tüm iktidarlar, Cumhuriyetin kazanımlarından olan stratejik önemdeki kamu mallarımızı özelleştirme adı altında yerli yabancı parababalarına yeyim ettirmişlerdir. Tüm özelleştirmeler ülke kaynaklarının heba ve iç edilmesine neden olmuştur.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gökyüzü ve açık hava

En küçük bir vatan, millet duygusu, ulusal değer taşımayan bu siyasi iktidar, 2004 yılından bu yana Ege Denizi’ndeki adalarımızın Yunanistan tarafından işgal edilmesine de sessiz kalmaktadır.

Kıbrıs’taki ulusal çıkarlarımızın savunusunu yapacak askeri ve siyasi bir güçleri olmadığı gibi, Doğu Akdeniz’de AB-D Emperyalizminin çıkarları doğrultusunda davranmaktan çekinmemekteler.

Halkın Kurtuluş Partisi, AKP’giller ve onların memuru konumundaki kamu görevlilerinin, kamuyu zarara uğratan, ulusal değerlerimizin yerli-yabancı parababalarına devredilmesi ve her türlü kanunsuzluk karşısında halkın çıkarlarını savunmak için her türlü hukuki yola başvurmaktadır.

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Mehmet Selim Aydın ve Muhsin Yılmaz Karadayı dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava

Çünkü HKP programında da yazıldığı gibi; “Halk İçin, Halk Tarafından” bir yönetim anlayışını benimsemektedir.

Evet, bugün kendisini hiçbir hukuk kuralı ile bağlı görmeyen bir siyasi iktidar bulunmaktadır. Ancak bu sürgit böyle gitmez, gidemez. Başta işçi sınıfımız ve emekçi halkımızın örgütlü mücadelesiyle tüm bu hukuksuzluklara son verilecek.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, kalabalık ve açık hava

Halkın Demokratik İktidarında, tüm özelleştirmeler iptal edilip kamulaştırılacaktır. Tabii sorumlular da bugünkü yasal mevzuata göre yargılanıp, halka hesap vereceklerdir.

Kişisel çıkarlarını yabancıların siyasi ve ekonomik istekleriyle birleştiren  iktidar sahipleri eliyle, vatanın tüm kamu malları cebren ve hile ile zaptedilmiş; halkımız fakirlik ve çaresizlik içinde yorgun ve bitkin düşmüş olsa bile; Birinci Kuvayimilliye’nin, Cumhuriyet’in tüm kalelerini geri almak için gereken tüm siyasi ve hukuki mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, açık hava

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Kemal Ağralı dahil, açık hava

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Suat Albostan dahil, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, kalabalık ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Kemal Ağralı dahil, kalabalık, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, araba, gökyüzü, ağaç ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gökyüzü ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, Mehmet Selim Aydın ve Muhsin Yılmaz Karadayı dahil, ayakta duran insanlar ve açık hava

Saadet’ten Sel Afet Bölgesine Geçmiş Olsun Ziyareti

Saadet Partisi Sel Mağduru vatandaşları ziyaret etti. Saadet Partisi Sakarya İl Başkanı Fahrettin Abay, Kocaali İlçe Başkanı Azem Emanet, Karasu ilçe Başkanı Oğuzhan Coşkun, İl Müfettişi Ahmet Manav, İl Başkan Yrd. Metin Özdin ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile Akçakoca Esmahanım ve Uğurlu mahallerine,Kocaali’ye bağlı köylere geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

Selden etkilenen bölgede inceleme yapan Abay, Kocaali ve çevresinde yaşanan sel felaketinin ardından bölgede yürütülen çalışmaları yerinde inceledi ve Büyükşehir ve DSİ ekiplerinin sahada koordineli bir işbirliği yaparak, Ekim alanları, köprüler ve yolların sular altında kalmayacak şekilde projeler geliştirmeleri gerektiğini ve mağdur olan vatandaşın desteklenmesi ile alınacak tedbirlerle felaketlerin boyutunun azaltılabileceğini ifade etti.



İlçe halkıyla beraber olan ve sıkıntılarını dinleyen Saadet Partili Fahrettin Abay, bir daha yaşanmaması adına gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi. Bölge halkına geçmiş olsun ziyaretinde bulunan Abay, sorun yaşanan bölgelerde vatandaşlara yardım edilmesi için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.

Ekrem İmamoğlu 4 milyon 741 bin 868 oy aldı

İl Seçim Kurulu, resmi olmayan İstanbul seçim sonuçlarını açıkladı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı doğrultusunda yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde resim olmayan sonuçlara göre CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu 4 milyon 741 bin 868, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ise 3 milyon 935 bin 453 oy aldı.

İstanbul Adliyesindeki İl Seçim Kurulunca hazırlanan, yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin birleştirme tutanakları İstanbul İl Seçim Müdürlüğü panosuna asıldı.

Buna göre, seçimde 10 milyon 570 bin 354 seçmenin 8 milyon 925 bin 63’ü sandık başına giderek oyunu kullandı. Oylardan 8 milyon 746 bin 464’ü geçerli sayılırken, 178 bin 599’u ise geçersiz sayıldı.

İMAMOĞLU %54,21 – YILDIRIM %44.99
Resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu geçerli oyların yüzde 54,21’ine denk gelen 4 milyon 741 bin 868’ini, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ise geçerli oyların yüzde 44,99’una denk gelen 3 milyon 935 bin 453 oy aldı.

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necdet Gökçınar ise 47 bin 829, Vatan Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa İlker Yücel ise 14 bin 545 oy aldı.

İmamoğlu’ndan ilk açıklama

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından ilk açıklamasını yaptı. İmamoğlu açıklamasında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” vurgusu yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin sıcak gelişmeler yaşanıyor. YSK’nın seçim yasağını hala kaldırmadığı seçimlerde Ekrem İmamoğlu basın toplantısı yapma kararı aldı.

İmamoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Anlamlı bu seçimin en önemli ifadelerinden birisi de Türkiye’nin kazanması. Hatırlara vesile olsun şunu söylemeliyim, uzun bir metin paylaşacağım içinde duygularım var.

İstanbullu hemşerilerime hem de Türkiye’ye ve hatta dünyaya Türkiye adına birkaç cümle kurma sorumluluğu hissediyorum. Bugün yüz binlerce diye ifade edebileceğim sandık başında görev yapan arkadaşlarıma minnet duygularımı belirtmek istiyorum. Şu anda tümün kalbini, emeğini yanımda hissediyorum. Onlar bugünün demokrasi kahramanıydı. Bugün hali hazırda elimizde seçim veri süreci netleşmeye dönük oluştursa da ne sonuçlar tutanaklarla olur. Sandık görevlisi arkadaşlarıma sonuç netleşinceye kadar görevlerinin başında kalmalarını rica ediyorum. Bu süreçler ciddi süreçlerdir. Dolayısıyla bu tarihi sorumluluk halen devam etmektedir.

Çok kıymetli İstanbullular biz Türkiye’de demokrasi saatinin her zaman tıkır tıkır çalışmasından yanayız. Maalesef 31 Mart akşamı çalışmadı. Ama saatleri durdurarak saatin akışını önleyemezsiniz. Gerçekleri asla gizleyemezsiniz. Bugün sandıklardan oy pusulasının yanı sıra bir de hesap pusulası çıktı.”

“İstanbul’da bir sayfa açılıp bir diğeri kapanmıyor. İstanbul’da kibir, şatafat bitecek. Bugün 16 milyon İstanbullu adalete olan inancımızı tazelemiştir. Buradan her birine teşekkür ediyorum. Sizler Türkiye’nin itibarını korudunuz. Dünya ülkelerine işin aslını öğrettiniz. Teşekkürler İstanbullu hemşerilerim. Başta sevgili eşime oğullarıma kızıma, Babama ve anneme. CHP ve İYİ Parti’nin genel başkanlarına. Parti yönetimlerimize, bize destek olmak için gelen belediye başkanlarımıza ve özellikle sayıları 150 bini aşan yürekli İstanbul gönüllülerine. Yanımızda duran tüm seçmenlere MHP, AKP; Saadet Partisi, DP, BBP, bütün siyasi parti seçmenlerine ister Türk, ister Kürt bu milletin asil vatandaşlarına, dualarıyla bizi ayakta tutan annelerimize kampanya direktörümüz ve yol arkadaşlarıma ilk günden beri yanımda olan basın danışmanıma tüm güvenlik görevlilerine, bu kampanyada yanımda olan bütün STK’lara arayan soran fikir veren destek veren milyonlarca vatandaşımıza o güzel insanlara tüm 16 milyon İstanbullu’ya yürekten teşekkür ediyorum. Seçimi tüm Türkiye kazanmıştır. Bunu sağlamak için canla başla çalışacağım. Bugün benim için sandıktan sefer görev emri çıkmıştır. Hızlı kaliteli, ucu ulaşım seferlerini başlatmak için görev verilmiştir. Bu seçim ve oluşturduğumuz ittifak var olan tüm yargıları yok etmiştir. Bugünden sonra her kim giyimine bakara ön yargı oluşturuyorsa İstanbul ittifakı aklına gelsin. Artık saygı, sevgi dönemi başlamıştır.

Herkesten en üst seviyede yararlanacağım. Herkes benimle çalışabilir.”

“EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR”

“Partiler araçtır Vatandaşa hizmet için vardır. Parti liderleri de kutsal değildir. Liderlerin yeri milletlerin üstü değil içinde olmayı gerektirir. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İltifatlar duymak liderlerin ayaklarını yerden kesmemeli. Milyonlarca insana mahcup olmamak için çok çalışacağım.”

ERDOĞAN’A SESLENDİ!

Tüm rakiplerime de demokrasiye katkıları için teşekkür ediyorum. Ben şahsım adına seçim döneminde bana aileme ve partime yönelik yapılan saldırıları unutmak istiyorum. O dil bitsin. Artık yeni bir dönemi başlatmak istiyoruz. Bu vesile ile özellikle Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı depreme hazırlık, daha hızlı metro ve mülteci sorunları gibi öneli konularda birlikte yamak gerekmektedir. Sizinle uyum içerisinde çalışmaya hazırım ve talibim. Hiçbir siyasi mesele vatandaşın yoksulluğundan, işsizliğinden, barıştan huzurdan öneli değildir.

Bu anlayış içerisinde İstanbul için acil çözüm bekleyen tüm süreci ele almak isterim. Yasal sürecin sona ermesinin ardından sizi en kısa sürede ziyaret etmek istiyorum. Vatandaş siyasi atışmalardan bıkmıştır. İBB Meclisi’nin tüm üyelerine de yeni çalışma sürecinde başarılar diliyorum. Herkes bilmelidir ki millet adına yapılacak hizmetin parti farkları nedeniyle engellendiğini görürsek her şeyi vatandaşımızla paylaşacağız. İBB Türkiye’nin en değerli kurumlarından biridir. Her ne yapıyorsak milletin takdirine sunulacaktır.”

“Aday olarak ilk ortaya çıktığımda tanıdıkça beni seveceksiniz demiştir. Her şey bu güzel İstanbul’da çok güzel olacak. Tabii ki bu güzel akşamda mutlu olacağız ama bu bir başkasının kalbini kırmak anlamına gelmez herkesi hassas olmaya davet ediyorum. Yarından itibaren ben başkan olarak herkese eşit davranacağım. Ben buradan otobüsümle Beylikdüzü’ne gideceğim. Orada vatandaşlarımla buluşacağım ve sevincini vatandaşlarımla paylaşacağım. Herkese duyuruyorum ki Her şey çok güzel olacak.”

AKP İstanbul adayı Binali Yıldırım, Ekrem İmamoğlu’nun seçimleri kazandığını kabul etti. Yıldırım yenilgiyi kabul etti.

Cumhur İttifakının İBB adayı Binali Yıldırım yaptığı açıklamada, rakibi Ekrem İmamoğlu’nun seçimi önde götürdüğünü belirtti. 

Binali Yıldırım’ın konuşmasından satır başları;

“Şu an itibariyle seçimleri Ekrem İmamoğlu önde götürmektedir. Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ediyorum.

Sabah oy kullanırken de söylediğim gibi, seçim demek demokrasi demektir. Bu seçimlerle Türkiye’de demokrasinin en iyi şekilde kusursuz işlediğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Elde edilen sonuçlar tabii ki kesin olarak daha sonra açıklanacaktır. Ben, bu sonuçların İstanbul’umuza, İstanbul’un geleceğine hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Bundan sonra Ekrem İmamoğlu arkadaşımıza İstanbul’a güzel hizmetler yapmasını da temenni ediyorum. İstanbulluların yararına yapacağı her türlü işte de kendisine yardımcı olmaya gayret edeceğiz, bunun da bilinmesini istiyorum.

Bir kez daha İstanbulluların verdiği kararın, gelecek 5 yıl için 15 milyon için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Teşekkür ediyorum.”

Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım’dan 11 ilçe kaptı!

İstanbul’da yenilenen büyükşehir belediye başkanlığı seçiminden Ekrem İmamoğlu ciddi bir farkla önde çıktı. İmamoğlu, AKP’nin adayı Binali Yıldırım’dan 11 yeni ilçe almayı başardı.

YSK’nın kararı sonrası İstanbul’da yeniden yapılan büyükşehir belediye başkanlığı seçimini kazanan Ekrem İmamoğlu, 31 Mart’ın ardından yeninden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildi.

31 Mart seçimine göre oyunu ciddi bir şekilde artıran İmamoğlu, pek çok ilçede rakibi Binali Yıldırım’ın önünde yer aldı. İstanbul’un 39 ilçesinden 27’sinde Ekrem İmamoğlu, 12’sinde ise Binali Yıldırım galip geldi. İmamoğlu, 31 Mart seçimine kıyasla 11 ilçede daha galip geldi.

İşte 23 Haziran seçiminde Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım’ın önde olduğu ilçeler:

Beşiktaş: Ekrem İmamoğlu
Kadıköy: Ekrem İmamoğlu
Bakırköy: Ekrem İmamoğlu
Şişli: Ekrem İmamoğlu
Adalar: Ekrem İmamoğlu
Maltepe: Ekrem İmamoğlu
Beylikdüzü: Ekrem İmamoğlu
Avcılar: Ekrem İmamoğlu
Sarıyer: Ekrem İmamoğlu
Silivri: Ekrem İmamoğlu
Ataşehir: Ekrem İmamoğlu
Küçükçekmece: Ekrem İmamoğlu
Kartal: Ekrem İmamoğlu
Esenyurt: Ekrem İmamoğlu
Büyükçekmece: Ekrem İmamoğlu
Çatalca: Ekrem İmamoğlu
Şile: Ekrem İmamoğlu
Fatih: Ekrem İmamoğlu
Bayrampaşa: Ekrem İmamoğlu
Çekmeköy: Ekrem İmamoğlu
Beyoğlu: Ekrem İmamoğlu
Zeytinburnu: Ekrem İmamoğlu
Bahçelievler: Ekrem İmamoğlu
Sancaktepe: Ekrem İmamoğlu
Tuzla: Ekrem İmamoğlu
Üsküdar: Ekrem İmamoğlu
Eyüp Sultan: Ekrem İmamoğlu

Sultanbeyli: Binali Yıldırım
Esenler: Binali Yıldırım
Arnavutköy: Binali Yıldırım
Bağcılar: Binali Yıldırım
Sultangazi: Binali Yıldırım
G.O.P: Binali Yıldırım
Pendik: Binali Yıldırım
Kağıthane: Binali Yıldırım
Ümraniye: Binali Yıldırım
Başakşehir: Binali Yıldırım
Güngören: Binali Yıldırım
Beykoz: Binali Yıldırım

Yurttaş 'tan Yurttaşa Bir Çağrımız Var...

Genç Anadolu Partisi Genel Başkanı Ali Alemdaroğlu”
Bilin ki bu gidişe rızamız değil itirazımız var. “

Bu toplumun büyük çoğunluğu gelişmelerden memnun değiliz, huzursuzuz, güvensiziz, geleceği göremiyoruz, böyle yaşamak istemiyoruz

Milyonlarca yurttaşın olup bitenlere rızası değil itirazı var, ama tek tek sesimiz duyulmuyor.

Gücümüzü gücümüze, seslerimizi birbirimize katarsak suskunluğu aşarız, sessizliği deleriz, duyulur görülür hale geliriz.

Aşağıdaki metni elindeki bütün olanak ve yollarla gönderebildiğin, ulaşabildiğin herkese, her partiye, her kuruluşa, üyesi olduğun örgütlere, arkadaşlarına, eşine dostuna, izlediğin kanalların haber ve tartışma programlarına, kendi sosyal medya ağına, her yere gönder lütfen…


Genç Anadolu Partisi Genel Başkanı Ali Alemdaroğlu

Yurttaşın, hepimizin itirazının milyonlara ulaşabilmesi için yaratıcı ol..

BİZİ DUYUN “Bu toprakların ortak sahibi olan bizler; AKP, CHP, HDP, MHP ya da başka partilere oy veren Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Laz, Süryani, Müslüman, Hristiyan, Sünni, Alevi, inançlı, inançsız bütün yurttaşlar, barış ve huzur içinde yaşayabileceğimiz bir ülke istiyoruz..

Savaş istemiyoruz, şehit istemiyoruz, çocuklarımızın ölmesini, öldürmesini, birbirlerine silah çekmesini istemiyoruz..

Düşman cephelere bölünmek, kardeşliğimizi, ortaklığımızı yitirmek istemiyoruz.

Ne darbe, ne vesayet, ne diktatör, ne terör!İşimizde gücümüzde, huzur içinde, hür yaşamak istiyoruz.

Kadın olduğumuz için hırpalanmak, tecavüze uğramak, öldürülmek, örtülüyüz diye aşağılanmak, şort giydik diye saldırıya hedef olmak, korku içinde yaşamak istemiyoruz.

Kadın erkek hepimiz; inançlarımızı, dinimizi, kültürümüzü özgürce, eşitçe yaşamak istiyoruz.Hangi suçla suçlandığımızı bilmeden, kimin adına, hangi hukuka göre karar verdiklerini bilmediğimiz mahkemelerce tutuklanmak, hapse atılmak; darbeyle, terörle hiçbir ilgimiz yokken yalan ihbarlarla, sahte delillerle sorgusuz sualsiz işimizden olmak, meslekten uzaklaştırılmak, çoluk çocuğumuzla açlığa mahkûm edilmek; barış deyince terörist, mağduriyet deyince hain ilan edilmek istemiyoruz.

Keyfi kararlarla, emeğimizin hakkının, ücretimizin, maaşımızın elimizden alınmasını, evlerin, köylerin yakılıp yıkılmasını, çocuklarımızın eğitimlerinin aksamasını, gençlerimizin sokaklarda heba olmasını istemiyoruz..

Biz halkız, vicdanlı, iyi insanlarız; bizi tahriklerle kötücülleştirmeyin, kin ve nefret sözleriyle ayrıştırmayın, kana, ölüme alıştırmayın.

Savaş, ölüm, idam, çatışma, kavga istemiyoruz..

Bu ülkeyi yönetenler, kaderimize hükmedenler!

Sizler; halkı sindirmek, özgürlükleri yok etmek için değil, biz yurttaşları barış, güven, huzur içinde yaşatmak için seçildiniz.

Bilin ki bu gidişe rızamız değil itirazımız var.

Bizi duyun.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, bitki ve açık hava
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, çiçek, bitki, takım elbise, ağaç, açık hava ve doğa



Jülide Sarıeroğlu, Ramazan Bayramı dolayısıyla Genel Merkez'de parti teşkilatıyla bayramlaşma programına katıldı.

“82 milyon vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her yeri hizmetlerle donatan Sayın Binali Yıldırım’ın bu süreçten başarıyla çıkacağına yürekten inanıyoruz”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu, Ramazan Bayramı dolayısıyla Genel Merkez’de parti teşkilatıyla bayramlaşma programına katıldı.

Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu, burada yaptığı konuşmada, Ramazan Bayramı’na erişmenin mutluluğunu, huzurunu hep birlikte yaşadıklarını belirterek, ülkenin birlik ve beraberliği, bütünlüğü için çarpışan, sınırları koruyan, başta Pençe Harekatı’nda görev yapanlar olmaküzere bu bayramı ailesinden uzakta geçiren tüm Mehmetçik’e ve güvenlik görevlileri ile ailelerine selam gönderdi.

Bugünlere erişilmesine vesile olan, bu toprakları vatan kılan, kanıyla bayrağa rengini veren ve millet için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen kahraman ecdada ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet, millete başsağlığı ve sabır, gazilere sıhhat ve afiyet dileyen Sarıeroğlu, gurbette yaşayıp bayramı dünyanın farklı coğrafyalarında karşılayan, kalplerinden ve dualarından Türkiye’yi eksik etmeyen vatandaşlara selam yolladı.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 17 yıldır millete verdikleri müreffeh Türkiye’ye ulaşma sözü doğrultusunda azimle çalıştıklarını vurgulayan Sarıeroğlu, “Rabbimize hamdolsun, AK Parti teşkilatları olarak kadınıyla erkeğiyle genciyle çıktığımız bu kutlu yolda omuz omuza çalışarak milletimize verdiğimiz sözlerin hepsini tek tek yerine getirdik. Başımızı bir gün olsun yere eğmedik, ülkemize karşı kurulan tuzaklarda ilk safta milletimizle birlikte yer aldık. Bir sürü badireler atlattık. Tüm bu badirelerin atlatılmasında 14 Ağustos 2001’den bugüne millete hizmet sevdasıyla çalışan AK Parti teşkilatlarımızın tüm kademelerinde görev yapan yol arkadaşlarımızın çok büyük emekleri var.” diye konuştu. 

Teşkilat mensuplarına teşekkür eden Sarıeroğlu, hayatını kaybeden tüm yol arkadaşlarını saygı ve rahmetle andıklarını söyledi.

31 Mart yerel seçimlerinde AK Parti’nin 17 yıldır olduğu gibi bir kez daha birinci olduğuna dikkati çeken Sarıeroğlu, “Milli irade sandıklarda bir kez daha tecelli etmiş ve kazanan demokrasi olmuştur. Kazanan yüzünü 17 yıldır Türkiye’ye dönen, mazlum ve mağdur coğrafyalarda yaşayan kardeşlerimiz olmuştur.” ifadesini kullandı. 

Sarıeroğlu, parti teşkilatlarının büyük özverisi ve Türk milletinin desteği sayesinde AK Parti’nin girdiği dördüncü yerel seçimlerde toplam 760 belediyeyi kazanarak yine en yüksek oranda temsile sahip olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994’te başlattığı gönül belediyeciliği anlayışını tüm Türkiye’de yaygınlaştırmaya, vatandaşların hizmetlerinde bunu hissetmesini sağlamaya devam edeceklerini dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi kararına değinen Sarıeroğlu, şunları söyledi:

“Bu YSK tarafından verilen hukuki bir karar. Bu kararla başkanlık herhangi bir kimseden alınıp başka bir tarafa verilmiş değil. Tamamen seçim kanunlarından doğan haklar neticesinde ilk andan itibaren AK Parti ailesi olarak seçimlerin yenilenmesi değil tüm sandıkların yeniden sayılması konusunda başvurularımızı yapmıştık. Bu başvurularımız maalesef kabul edilmedi. Yüzde 10 sayıldığında 27 bin olan oy farkının 13 binlere kadar indiğini gördük. Kalan yüzde 90 sayılsaydı durumun daha farklı olacağına inanıyorduk. Ancak süreç bu şekilde işlemedi.”  

İtiraz sürecinin tüm kamuoyunun önünde şeffaf şekilde yürüdüğünü, sonunda seçimlerin yenilenmesi kararı verildiğini ifade eden Sarıeroğlu, “Bu kararın da hayırlı olmasını temenni ediyoruz. İnşallah çalışmalarımızla 23 Haziran’da hepinizin çok yakından tanıdığı, yüreklere giren, 82 milyon vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her yeri hizmetlerle donatan Sayın Binali Yıldırım’ın biz bu süreçten başarıyla çıkacağına yürekten inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım’ın son başbakan olarak tarihe geçtiğini, kendisiyle yakın çalışma fırsatı bulduğunu ve bunun onurunu yaşadığını anlatan Sarıeroğlu, “Gerçekten İstanbul ile ilgili büyük hayalleri, hedefleri var. Bu hayaller ve hedefler doğrultusunda farkını ortaya koyacağına, yıldırım gibi hizmetlerle İstanbulluları buluşturacağına yürekten inanıyoruz. Bu süreçte İstanbul’da girmedik gönül bırakmamak için var gücümüzle teşkilatlarımız, kadrolarımızla birlikte Cumhur İttifakı olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnşallah bu sürecin hayırla tamamlanmasını temenni ediyoruz.” dedi.

AK Parti’nin büyük reformlara imza atmaya devam ettiğinin altını çizen Jülide Sarıeroğlu, 4 yıllık seçimsiz bir süreç olduğuna işaret etti. Sarıeroğlu, “Bunları da fırsata çevirerek yine kadın, erkek, genç, yaşlı, emeklisinden işçisine, çiftçisine kadar tüm topum kesimlerini ilgilendiren konularda bizden beklenen, talep edilen, ihtiyaç duyulan ne varsa bunların çözümüyle ilgili reform gündemimizi canlı tutarak, reformları hayata geçirerek yolumuza Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devam edeceğiz.” diye konuştu.

Sarıeroğlu, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın teşkilat mensuplarının bayramını kutladığını da iletti.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türk Konseyi Genel Sekreteri Amreyev'i kabul etti

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türk Konseyi Genel Sekreteri Bağdad Amreyev’i kabul etti. 

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Huber Köşkü’nde gerçekleşen kabulde, Kırgızistan’da düzenlenen 6. Türk Konseyi Zirvesi’nde aldıkları kararla Türk Konseyi Genel Sekreterliği’ne ataması gerçekleştirilen Bağdad Amreyev’e başarılar diledi. 

Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin her daim öncelikleri arasında olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türk Konseyi’nin diğer ülke ve uluslararası örgütlerle iş birliğini güçlendirmesine önem atfettiklerini dile getirdi. 

Bu amaçla İslam İşbirliği Teşkilatı’nda gözlemci statüsü elde edilmesi çalışmalarını desteklediklerini belirten Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Konseyi’ne gözlemci üye olması konusunda destek beklediklerini ifade etti. 

“TÜRK KONSEYİ’NİN İSTANBUL’DA KALMASINI VE MEVCUT YAPISINI KORUMASINI İSTİYORUZ”

Erdoğan, Azerbaycan’ın ev sahipliğinde ekim ayında düzenlenecek 7’nci zirvenin hazırlıklarını da yakından izlediklerini belirterek, şunları kaydetti: 

“Bu zirve ile birlikte artık Özbekistan’ı da Konsey üyesi olarak görmeyi ümit ediyoruz. Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov’un zirveye onur konuğu olarak davet edilebileceğini de düşünüyoruz. Reform düşüncesi Konsey gündeminde üst sıralarda yer almakta. Sayın Nazarbayev’in bu konudaki vizyonunu paylaşıyoruz. Eşgüdüm ve sinerjinin geliştirilmesi yoluyla Konsey’in verimliliğinin artırılmasına matuf seçeneklerin değerlendirilmesini daha uygun buluyoruz. Bu çerçevede, Türk Konseyi’nin İstanbul’da kalmasını ve mevcut yapısını korumasını istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca “Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi’nin (TÜRKPA) ayrı bir uluslararası örgüt olarak devamından yanayız. TÜRKSOY’un özel statüsünün korunarak mevcut üye yapısıyla Ankara’da kalmasının uygun olacağını değerlendiriyoruz.” dedi.

Erdoğan, Nur-Sultan’da bulunan Uluslararası Türk Akademisi ve Bakü’de yerleşik Türk Kültür ve Mirası Vakfı hususunda Kazakistan ve Azerbaycan’ın tercih edeceği önerileri desteklemeye hazır olduklarını ifade etti. 

“NAZARBAYEV’İN TÜRK KONSEYİ ONURSAL BAŞKANI OLMASINI ÖNERDİM” 

Erdoğan, “Türk dünyasının Aksakalı” olarak gördükleri Nazarbayev’in liderliğinin gerek Kazakistan’la ikili ilişkilerin geliştirilmesinde gerek Türk Konseyinin kurulup gelişmesinde büyük rol oynadığını söyledi. 

Nazarbayev’in değerli görüşlerine ve derin tecrübesine önümüzdeki dönemlerde de ihtiyaç duyacaklarını belirten Erdoğan, “Bu anlayışla Sayın Nazarbayev’in Türk Konseyi Onursal Başkanı olmasını önerdim. Teklifimizin tüm üye ülkelerden kabul gördüğünü büyük bir memnuniyetle öğrendim.” diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekim ayında yapacakları zirve sırasında bu konuda ayrıca bir tören düzenleyebileceklerini kaydetti.

Kabulde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da hazır bulundu.