kategori Arşivleri: Akparti Haberleri

Mustafa İsen Ak Parti Adapazarı İlçe Teşkilatına başarılar diledi

Ak Parti Sakarya milletvekili Mustafa İsen Adapazarı ilçe teşkilatına yeni görevlerinde başarılar diledi. İsen, Adapazarı ilçe teşkilatının özverili çalışmalarını takdir ettiğini vurguladı.

Adapazarı ilçe teşkilatı ile birçok yeni çalışma yöntemleri oluşturduklarını önümüzdeki 2019 seçimleri ülkemiz için çok önemli olduğunu tek tek her vatandaşa ulaşılması gerektiğini parti politikalarını ve yapılan hizmet ve yatırımları anlatarak oy oranını yükseltmek gerektiğini söyledi

 Milletvekili İsen, Adapazarı ilçe teşkilatında kadın ve genç yöneticilerin yeteri kadar olması ayrıca bizleri mutlu ediyor, dedi. Milletvekili İsen FETÖ terör örgütü eğitimdeki boşlukları bularak onlara alternatif olarak dershaneler açmıştır ve bu sayede halkımızın üzerinde bir yük oluşturmuştur şu an yeni sistem değişiklikleri ile eğitim sistemimizdeki eksikler gideriliyor inanıyorum ki kısa zaman sonra eğitim ile ilgili kronik sorunlar ortadan kalkacak çocuklarımız gençlerimiz üzerindeki yük azalacaktır,  dedi.

Mustafa İsen Adapazarı ilçe yönetim kuruluna seçilen tüm arkadaşlarımı kutluyorum. Yeni görevinizde başarılar diliyorum, diyerek sözlerini bitirdi.

Ak Parti Adapazarı ilçe teşkilatı başkanı Mustafa Ak hayırlı olsun ziyaretinde bulunan Sakarya milletvekili Mustafa İsen’e ziyaretlerinden dolayı yönetim kurulu adına teşekkür etti. Çalışmalara aralıksız devam ettiklerini söyledi.

AK Parti Onikişubat İlçe Başkanı Fırat Görgel güven tazeledi

AK Parti Onikişubat İlçe Başkanlığı 2. Olağan Kongresine katılan Kahramanmaraş Milletvekili AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “Mesele artık siyasi parti olmaktan çıkmış, memleket meselesi olmuştur” dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı Parti Sözcüsü Mahir Ünal, “Mesele artık siyasi parti olmaktan çıkmış, bir memleket meselesine dönüşmüştür” dedi. Ünal, memleketi Kahramanmaraş’ta AK Parti Onikişubat İlçe Başkanlığı 2. Olağan Kongresine katıldı. Bir dakikalık saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan kongre, protokol mensuplarının selamlama konuşmasıyla devam etti. Ardından alkışlar ve tezahüratlar eşliğinde kürsüye gelen AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, konuşmasında birlik beraberlik mesajı vererek, ayrımcılık ve adamcılık yapmayacaklarını söyledi. Kendilerine verilen mevki ve makamların emanet ve ateşten bir gömlek olduğunu kaydeden Ünal, “Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız sık sık bize diyor ki, ‘Sakın ha metal yorgunluğuna kapılmayın, AK Parti’nin değerlerinden ilkelerinden uzaklaşmayın, bunları unutmayın, çünkü istikamet üzere kalmak uyarılmayı gerektirir’. Şimdi CHP’liler zannediyor ki, sanki bizim teşkilatlarımız metal yorgunluğuna yakalanmış da Cumhurbaşkanımız da bir metal yorgunluğu var diyor. Cumhurbaşkanımız istikamet üzere kalma konusunda bizleri uyarıyor, kapılmayın diyor. Bu yorgunluğa dikkat edin diyor. Yoksa bu teşkilatlar 15 Temmuz işgal girişimini savuşturmuş, püskürtmüş teşkilatlardır. 16 Nisan’da halk oylamasında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet demesi için gece gündüz çalışmış teşkilatlardır” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye olan kazanımlarından bahseden Ünal, “Neden Tayyip Erdoğan’a bu kadar büyük bir düşmanlık var? Tayyip Erdoğan’ı kıymetli yapan nedir? Tayyip Erdoğan’ı kıymetli yapan bu milletin Tayyip Erdoğan’a teveccühüdür. Bu millet Tayyip Erdoğan’ı bu kadar çok sevdiği için Tayyip Erdoğan’a bu kadar düşmanlık yapılıyor maalesef. Peki, Tayyip Erdoğan ne yaptı, bu düşmanlığı hak edecek ne yaptı Tayyip Erdoğan kardeşlerim? Tayyip Erdoğan şeffaf olmadı mı? Bu millete ne söylediyse kapının önünde, kapının arkasında da onu söyledi” dedi. “Mesele artık siyasi parti olmaktan çıktı” 15 Temmuz’un AK Parti ya da iktidarla ilgili bir konu olmadığının altını çizen Ünal, “Mesele artık siyaset olmaktan çıkmış, bir memleket meselesine artık dönüşmüştür. Çünkü devletin güvenliği söz konusu olduğunda siyaset bir kenara bırakılır. Tıpkı 15 Temmuz’da bıraktığımız gibi. Biz ne diyoruz 15 Temmuz gecesi AK Parti’ye ait değildi. Ama AK Parti 15 Temmuz gecesinin bir parçası olmaktan, kahramanlarından biri olmaktan, onur duyar diyoruz. Ayrımcılık yapmayacağız adamcılık yapmayacağız Cumhurbaşkanımız ne diyor, ‘Kimse kimseye adam bulmaya, grup oluşturmaya ekip oluşturmaya kalkışmasın. AK Parti’ye adam bulsun AK Parti’ye ekip oluştursun, AK Parti’nin grubunu güçlendirsin. Çünkü hepimiz, bu büyük aileye ait olmakla onur duyarız. AK Parti ailesinde biz kişileri konuşmayız, statüleri konuşuruz, çünkü biz hiçbir şeyi kişiselleştirmekten yana değil. Biz bu mevki ve makamların bu şahsımıza emanet olduğunu ve ateşten bir gömlek olduğunu biliriz. Ne diyor Cumhurbaşkanımız, ‘eski sistemde seçim kazanmak leblebi çekirdekti’ diyor. Şimdi diyor yeni sistemde yüzde elli artı bir gerekiyor. Yani biz eğer kendimizi düşünseydik, eski sistemi muhafaza ederdik, ama Türkiye’yi düşündüğümüz için istikrar olsun Türkiye büyüsün dediğimiz için Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini getirdik” diye konuştu. AK Parti Onikişubat İlçe Başkanlığı 2. Olağan Kongresinde mevcut başkan Fırat Görgel güven tazeledi İlçe Yönetim Kurulu Listesi  Ahmet ALICI ,Ahmet GÜLPAK ,Ali KÖFTE ,Ali Ahmet ÖZDEMİR ,Cihangir BAĞRIAÇIK ,Durdu KÖSE ,Durdu Sefa KEKEÇ ,Dursun KIZILTAŞ ,Emrah TÜFENK ,Enver TOPÇUOĞLU ,Enver KILINÇ ,Fatih SARIKAYA ,Gül Çitil OKUR 1,Hakan KİRAZ ,Harun KAHVECİ ,İmirze DEMİR ,İnci OKUMUŞ ,Mehmet Sami TANRIÖVER ,Fatma KILINÇ,Ömer Faruk KENGER ,Ömer Lütfi KISAKÜREK ,Sefa EKMEKÇİ ,Sümeyye AMAÇ ,Yunus ODABAŞI

Kongreye  katılan  Mehmet Servet ÖZUÇAK”Ak Parti Kahramanmaraş 12 Şubat ilçe başkanlığı nın 2.olağan kongresine katıldık . Kongremiz çok güzel seviyeli bir kongre oldu.allah cc Kahramanmaraşımıza , Partimize Ülkemize Hayırlara vesile kılsın inşallah. Seçimde önceki ilçe başkanımız Sayın Fırat Görgel bey İlçe başkanı olmuştur.”dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Başkanlığına seçildi

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Spor Salonu’nda yapılan AK Parti 3. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde bin 414 oyla AK Parti Genel Başkanlığı’na seçildi.

Seçim sonucunun açıklanmasının ardından “AK Parti Genel Başkanı” sıfatıyla bir teşekkür konuşması yapan Erdoğan, kongrenin sonuna gelindiğini belirterek “998 günlük bir hasretin ardından bugün büyük kongremizle sizlerle birlikte olmaktan duyduğum mutluluğu tekrar ifade etmek istiyorum. Şahsımı bir kez daha genel başkanlık görevine layık gördüğünüz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Erdoğan, genel merkezin yönetim organlarının seçimini de tamamladıklarını vurgulayarak MKYK ile ve Merkez Disiplin Kurulu, Demokrasi Hakem Kurulu, Siyasi Erdem ve Etik Kurulu’na asil ve yedek olarak seçilenleri tebrik etti.

Bu kongrenin yeni bir başlangıç olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Hem parti çalışmalarımızda hem ülkemize ve milletimize yapacağımız hizmetlerde yeni bir döneme giriyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana geçen 16 yıldaki tecrübemizden, bütün bu tecrübelerin de ışığında yeni dönemde her bakımdan çok daha büyük işler başarmanın mücadelesini vereceğiz. Önümüzdeki aylar Türkiye’nin terörle mücadeleden ekonomiye, hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden yatırımlara kadar her alanda adeta bir sıçrama dönemi olacaktır.”

Erdoğan, bunun için kaybedecek bir anları bile bulunmadığına dikkati çekerek Türkiye’yi değiştirmenin kendilerini değiştirmekten geçtiğinin bilincinde, yeni ve çok daha büyük reformları hayata geçireceklerini bildirdi.

TEŞKİLATLARIMIZDA BİR YAPILANMANIN ADIMLARINI ATACAĞIZ

Önce 2019’a kadar, ardından da 2023’e kadar yapacakları çalışmaların hepsini takvime bağladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu yıl sonuna kadar bütün teşkilatlarımızı tümüyle elden geçirmek suretiyle önce teşkilatlarımızda bir yapılanmanın adımlarını atacağız. Bu arada da inşallah hükümetimizin şu yıl sonuna kadar atacağı adımları hep birlikte ele alıp neleri yapacağız, ne gibi adımlar atacağız bunun çalışmalarını yürüteceğiz. Zira bundan sonraki dönem icraatta da adeta bir sıçrama dönemi olacaktır. Millete hizmet yolunda çekilen zahmet, mihnet değil tam tersine şereftir. İşte bu anlayışla tempomuzu daha da yükselterek çalışmayı sürdüreceğiz.”

MİLLETİN MESAJINI ALDIK

Eskilerin “Önce refik sonra tarik” şeklinde bir sözü olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Adalet ve Kalkınma Partimizin her kademedeki temsilcileri olan sizlerin her birinizi yol arkadaşlarım, yoldaşlarım, gönüldaşlarım olarak gördüm, görüyorum. Yolumuzun doğruluğundan şüphemiz asla yok. Bunun murakabesini milletimiz bizzat kendisi yapıyor. Herhangi bir eksiklik, aksaklık gördüğünde bize mesajını veriyor. Biz de milletle zıtlaşılmayacağının, millete tepeden bakılamayacağının bilinciyle bu mesajın gereğini her seferinde yerine getirdik.”

16 Nisan’da milletin bir mesaj daha verdiğini aktaran Erdoğan, bu mesajın “yeni yönetim sistemini desteklediği ama 2019 için çok daha fazla çalışılması gerektiği” olduğunu vurguladı. Milletin bu mesajını aldıklarını ifade eden Erdoğan, 2019 yılına kadar demokrasi ve ekonomide milletin talebi olan reformları süratle hayata geçirmekte kararlı olduklarını dile getirdi.

Büyüme rakamlarının, bir süredir yaşanan sıkıntılar sebebiyle dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşmiş olsa da hedeflerinin gerisinde kaldığına işaret eden Erdoğan, “2019’a kadar büyüme ve istihdam rakamlarını yeniden hızla yukarıya doğru çıkartacağız. Ekonominin çarklarını hızlandırmak için sanayicimizden esnafımıza kadar reel sektörün tüm kesimlerine verdiğimiz can suyu mahiyetindeki desteklerin neticelerini yavaş yavaş almaya başladık. Gerekirse yeni tedbirlerle bu süreci hızlandıracağız.” dedi.

GİRDİKLERİ YANLIŞ YOLU ÇOK KISA SÜREDE FARK EDECEKLER

Terör örgütleriyle mücadeleyi tavizsiz ve cesaretle yürütmeye devam edeceklerine dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Karşımızdakiler kim olursa olsun, milletimizin izzetine halel getirecek hiçbir davranışa, hiçbir eyleme, hiçbir saldırıya izin vermeyeceğiz. İstiklalimizi ve istikbalimizi canımızın üzerinde tuttuğumuzu hem 15 Temmuz’da hem de terörle mücadele faaliyetlerimizde ortaya koyduk. Terör örgütlerini bizi tehdit etmek için bir sopa olarak kullananlar, girdikleri yanlış yolu çok kısa sürede fark edeceklerdir. Biz sorunlarımızı dostlarımızla, müttefiklerimizle birlikte çözmekten memnuniyet duyarız ama bu imkan ortadan kalktığında elimiz kolumuz bağlı bir şekilde yerimizde de oturmayız. Ülkemizin ve milletimizin geleceği için ne yapılması gerekiyorsa kendi imkanlarımızla onu yerine getirmekten kaçınmadık, kaçınmayacağız.”

BUGÜN BURADA BESMELEYİ ÇEKTİK

AK Parti’nin çeşitli faaliyetlerinde partililerle çok daha fazla birlikte olacaklarını ve istişare yapacaklarını bildiren Erdoğan, il kongrelerini, genişletilmiş il başkanları toplantılarını, belediye başkanları toplantılarını, toplu açılış törenlerini ve diğer tüm fırsatları değerlendirerek mesailerini sürdüreceklerini anlattı.

“Bugün burada besmeleyi çektik.” diyen Erdoğan, “Bismillah” diyerek tekrar yola revan olduklarını söyledi.

“Rabb’im yolumuzu açık etsin. Rabb’im bizi sizlere ve milletimize mahcup olmaktan korusun. Rabb’im bizleri şafak vakti doğup ezan vakti ölenlerden eylemesin. Rabb’im nereden geldiğini unutup nereye gideceğini şaşıranlardan eylemesin.” diyen Erdoğan, bugüne kadar hep “İşaret aldığın gün atandan yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan” düsturuyla yol yürüdüklerini dile getirdi.

Erdoğan, “Mevlam bundan sonra da bize yolumuzu şaşırtmasın.” diyerek Allah’tan başka zafer sahibi olmadığını söyledi.

Türkiye’nin kendisiyle birlikte tüm alemi İslam’ın geleceği için yürüttüğü mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmak zorunda olduğunu belirten Erdoğan, “Bunun için Rabb’imden bu ülkeye, bu millete güç kuvvet vermesini, yardımını esirgememesini niyaz ediyorum.” dedi.

Delegelere ve tüm gönüldaşlarına kongreye ilgileri ve şahsına gösterdikleri teveccüh için teşekkür eden Erdoğan, 16 Nisan referandumunda gösterdikleri gayretler sebebiyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP ve HÜDAPAR’a teşekkür etti.

Salondakilerin ramazanını tebrik eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Tutacağınız oruçların, yapacağınız ibadetlerin her katında kabul ve karin olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum. Rabb’im hepimizi ramazanın bereketinden, rahmetinden nasipdar eylesin diye dua ediyorum. Memleketlerine dönecek olan kardeşlerime hayırlı, kazasız belasız yolculuklar diliyorum. Bundan sonraki ilk görüşmemize kadar kalın sağlıcakla.”

Başbakan Yıldırım, 3. Olağanüstü Büyük Kongresimizde konuştu

Başbakan Binali Yıldırım, Ankara Spor Salonu’nda yapılan AK Parti 3. Olağanüstü Büyük Kongresi’nin açılışında konuştu.

Yıldırım, “Bugün günlerden vuslat. Rabbime hamdolsun. İşte özlenen, beklenen an geldi. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan, bugün yeniden aramızda. Hoşgeldin Sayın Cumhurbaşkanım.” sözleriyle başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aradan geçen 998 gün boyunca kendilerini manevi olarak asla yalnız bırakmadığını vurgulayan Yıldırım, “Bize verdiğiniz güç ve destek için şükranlarımızı sunuyorum. Ne mutlu bizlere ki, hep yanı başımızda olan bir liderle yol arkadaşlığı yaptık. Ne mutlu bizlere ki, aydınlık Türkiye’nin mimarı, kutlu yürüyüşün lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşlarıyız.” ifadesini kullandı.

Yıldırım, AK Parti meşalesini ateşleyen kurucular kurulu üyeleri, MKYK üyeleri, meclis başkanları, başbakanlar, bakanlar, milletvekilileri, AK Parti teşkilatı, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, Kadın Kolları ve Gençlik Kolları mensuplarına, yurtiçinden ve yurtdışından gelen misafirlere, siyasi parti temsilcilerine, salon içindeki ve dışındaki vatandaşlara, basın mensuplarına kongreye katılımlarından dolayı teşekkürlerini ileterek, “Hoşgeldiniz” dedi.

Teşkilatta görev yapmış ve Hakk’ın rahmetine kavuşmuş kişileri rahmetle anan Yıldırım, “Partimizin 3. Olağanüstü Kongresi’nin başarılı geçmesini, ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Mevla’dan niyaz ediyorum.” diye konuştu.

AK Parti’nin her kongresinin “büyük Türkiye şöleni” olduğuna işaret eden Yıldırım, “Ama bu sefer ayrı bir bayram, ayrı bir şölen yaşıyoruz. Bu salonda bugün yalnızca bir kongre yapmıyoruz, aynı zamanda değişimin lideri ile milletin partisini bir kez daha bir araya getiriyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

AK Parti’de kongrenin “daha da güçlenmek”, “millete hizmet”, “birlik, beraberliğin artarak devam etmesi” anlamına geldiğine dikkati çeken Yıldırım, “Sizler bu erdem zincirinin birer halkasısınız. AK Partililer değerli yol arkadaşlarım, sağolun, var olun.” ifadesini kullandı.

KADERİN ÜZERİNDE DE BİR KADER VARDIR

Yıldırım, Ramazan ayının yaklaştığını hatırlatarak, tüm İslam alemi için ramazanın hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

Ramazanın “kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma” demek olduğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

“Buradan bütün kardeşlerime sesleniyorum, bu ayın bereketinden, maneviyatından feyz alarak gece gündüz vatandaşlarımızla hem hal olmanızı istiyorum. AK Parti’nin 2001 yılında başlayan kutlu yürüyüşü, meşakkatli zorluklarla dolu oldu. Dünya, emsali görülmemiş bir azim, kararlılık, dirayet hikayesini AK Parti’de gördü. Neler yaşamadık, neler… Neler yaşatmadılar… Aramıza nifak sokmak isteyenler olmadı mı? Oldu. Bizi bize düşürmek isteyenler olmadı mı? Oldu. Ama sonuçta dönüp dolaşıp o nifak tohumlarını kendi tarlalarına ektiler. Kaderin üzerinde de bir kader vardır. İşte onlar bunu unuttular.”

Büyük kongrelerini iktidar olarak yapan AK Parti’nin neferleri olduklarına değinen Yıldırım, AK Parti’nin ilk günden beri ilkeleriyle birlikte var olduğunu var olmaya da devam edeceklerini bildirdi.

Yıldırım, AK Parti’nin kuruluş ilkelerinin çok açık olduğunu ve milli iradenin tek belirleyici güç olduğunu vurguladı. Yıldırım, “Bu gücün üzerinde güç tanımayız. Farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak kabul eder, saygı duyarız. İçeride ve dışarıda güçlü olmanın adalet ve kalkınmayla mümkün olacağına inanırız. Biz memleket sevdasıyla yola çıktık. Bu sevdayla yola devam ediyoruz.” dedi.

Yıldırım, Türkiye’ye hizmet etmenin kendileri için bir borç olduğunu bildirdi.

AK Parti ile millet arasındaki gönül bağının her geçen gün daha da güçlendiğini vurgulayan Yıldırım, AK Parti’nin her geçen yıl güven tazelediğini belirtti. Yıldırım, “Bizim partimizde makam, mevki derdi olmaz. Partimiz, milletin derdiyle dertlenir, milletin derdine derman olur.” diye konuştu.

AK Parti’nin herhangi bir siyasi parti olmadığını, milletin partisi olduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

“AK Parti, 1071 yılında Alparslan ile Malazgirt’te başlayan, 1919’da Mustafa Kemal’in kurtuluş mücadelesine kadar uzanan tarihi bir yolculuğun eseridir. Demokrasiyi, ‘Yeter, söz milletindir.’ diye özetleyen Menderes’ten günümüze kadar uzanan demokrasiyi taçlandırmış partinin adıdır. AK Partili olmak, ülkemizin şanlı tarihiyle övünmek, bugünlerden yarınları hayal etmektir. AK Partili olmak, Alparslan’dan Osman Bey’e, Fatih’ten, Kanuni’den Gazi Mustafa Kemal’e varan tarihi geçmişinden ilham almaktır. Malazgirt’i, Kayı boyunu, Söğüt’ü anlamak, Samsun’da yakılan meşaleyi yarınlara taşımaktır. AK Partili olmak, Şeyh Edebali’nin devlet terbiyesini, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ anlayışını özümsemektir. AK Partili olmak kibirden uzak olmak, tevazu sahibi olmaktır. AK Parti’de hesabilik değil hasbilik esastır. Bizi biz yapan değerler işte bunlardır. AK Partili olmak, şehidine Fatiha göndermek, gazisine hürmet etmektir.”

2053, 2071 VİZYONU İÇİN BUGÜNDEN YARINI HAZIRLAYACAĞIZ

Başbakan Binali Yıldırım, AK Partili olmanın Mehmet Akif’ten Çanakkale’yi haykırmak ve bayrağı Arif Nihat Asya’nın methiyesiyle hissetmek olduğunu ifade etti. “Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü. Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü. Işık ışık, dalga dalga bayrağım, senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.” dizelerini okuyan Yıldırım, “AK Partili olmak bu ülkeye sayısız destanlar yazdırmak, 15 Temmuz destanının kahramanı olmaktır. Gelecek nesillere aktarılacak tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devletin bekçisi olmaktır. Bu kutlu yürüyüşe 2001 yılında kurucu liderimizle beraber çıktık.” diye konuştu.

Kuruluşundan bu yana geçen 16 yıl içinde AK Parti’de farklı sorumluluklar alarak ülkeye ve millete hizmet etme şerefine nail olduklarını anlatan Yıldırım, kendilerini bu sorumluluklara layık gören Recep Tayyip Erdoğan’a, yol arkadaşlarına ve millete şükranlarını sundu.

Yıldırım, üstlenilen görevlerde bu güveni boşa çıkarmamak için canla başla gayret gösterdiklerini dile getirdi. Yıldırım, “İnşallah, bundan sonra da liderimizle, Sayın Cumhurbaşkanımızla ve eşsiz değerli gönüldaşlarımızla el ele, milletimize daha büyük hizmetleri yerine getireceğiz. 2023 hedefleri, 2053, 2071 vizyonu için bugünden yarını hazırlayacağız. Emin olun ki yarınımız bugünümüzden çok daha güzel olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

İTİRAZLAR TİTİZ ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLECEK

Türkiye’nin milletçe zor bir yıl geçirdiğine dikkati çeken Yıldırım, “Ülkemiz, Kurtuluş Savaşı günlerinden bu yana ilk kez bu kadar hainin bir araya geldiği, oyunlar kurduğu bir dönem yaşadı. Ama hiç endişeniz olmasın, biz o oyunları sizlerle birlikte, milletimizle birlikte bozduk, bozmaya da devam edeceğiz.” dedi.

Yıldırım, şu görüşlere yer verdi:

“65. Hükümet’in henüz ikinci ayı bile dolmamışken, 15 Temmuz gibi karanlık bir geceyi, bir işgal girişimini yaşadık. Asker kılığına girmiş, gözü dönmüş teröristler milletimizin ülke savunması için ödediği vergilerle alınan tanklar, helikopter, uçaklarla milletin üzerine bombalar yağdırdılar. Egemenliği milletten almak için Türkiye Büyük Millet Meclisini bombaladılar.

Cumhurbaşkanımızın, millete yaptığı ‘Ülkenize, demokrasiye sahip çıkın.’ çağrısıyla birlikte milyonlar oldunuz, meydanlara indiniz. Adeta, bir gece içinde bir demokrasi destanı yazdınız. Kahraman Türk milleti, bir kez daha yedi düvele kendini gösterdi, kim olduğunu gösterdi. Tankların altına yatan, kurşunlara göğsünü siper eden milletin elinden ay yıldızlı bayrak düşmedi, ezanlar, selalar dinmedi. Bayrağımıza, milletimize, devletimize sahip çıkarken şehit olan bütün kardeşlerimizi buradan bir kez daha rahmetle, şükranla anıyor, gazilerimize hayırlı ömürler diliyorum. Vatan, sizlere minnettardır. Bu vatan uğruna toprağa düşen şehitler ölmez, kahraman milletim asla hainleri affetmez.

Herkes şunu iyi bilsin ki FETÖ bölücü terör örgütü, DEAŞ ve bütün terör örgütleriyle mücadele bizim istiklal ve istikbal meselemizdir. Bu mücadelemiz, aynı kararlılıkla devam edecektir. Ancak, mücadeleyi yaparken merhametle değil adaletle davranmaya devam edeceğiz.”

Bunu yaparken mağduriyet oluşmaması için gerekli titizliği göstereceklerine işaret eden Yıldırım, “Buna rağmen mağdur olduğunu öne sürenlerin itirazlarını da en titiz şekilde değerlendirilecek yasal düzenlemeleri yaptık, hayata geçirdik.” ifadesini kullandı.

İtirazları inceleme komisyonlarının kurulduğunu anımsatan Yıldırım, “Komisyonlar, bütün başvuruları titizlikle değerlendirecek. Bu komisyon, aynı zamanda itiraz sahiplerine yargı yolunu da açmış olacak.” dedi.

Yıldırım, Türkiye’nin önemli sorunlarının başında terörün geldiğini, kimsenin terörle yaşamaya alışamayacağını ve alıştırılamayacağını vurguladı.

Dünya üzerinde aynı anda en az üç terör örgütüyle mücadele eden başka bir ülkenin olmadığına dikkati çeken Yıldırım, terörle kol kola giren, teröre destek verenlerin er ya da geç kaybedeceğini söyledi. Yıldırım, bu mücadelenin silahların üzerine beton dökülünceye kadar süreceğini, terörle mücadelenin savunmayla değil taaruz anlayışıyla sürdürüldüğünü dile getirdi.

Yıldırım, sınırın karşı tarafından Türkiye’ye bombaların, füzelerin düştüğünü, ülkeye teröristlerin sızdığını hatırlatarak, Fırat Kalkanı Harekatı ile vatandaşların can ve mal emniyetinin güvence altına alındığını kaydetti. Yıldırım, “Bölgedeki mücadelemiz henüz bitmemiştir. Burada Türkiye olmadan masa kurulamaz, siyaset üretilemez.” diye konuştu.

PKK, PYD, YPG’nin aynı olduğunu bütün dünyanın bildiğini belirten Yıldırım, “Kendilerinin de inkar etmediği bu gerçeğin, dost bildiğimiz ülkeler tarafından da artık görülmesini bekliyoruz.  .” dedi.

Yıldırım, milletin birliği, vatanın bütünlüğü için mücadele eden, bu uğurda hayatını kaybeden şehitlere Allah’tan rahmet diledi.

TÜRKİYE’NİN BİR ANA MUHALEFETİ DE YOK

AK Parti’nin her zorlukta dimdik ayakta kaldığını ve kalmaya devam edeceğini dile getiren Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “siyasi yasaklı” yapılmaya çalışıldığı günlerin unutulmadığını aktardı.

Yıldırım, partilerinin kapatılmaya çalışıldığı günlerin hafızalarında olduğunu, kumpasları, kurulan tezgahları unutmadıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama başkalarının unuttuğu bir şey var, onlar milleti unuttu, milleti küçümsedi, hafife aldı. Oysaki gerçekleri gören millet, AK Parti’ye olan desteğini, güvenini bir an olsun eksiltmedi. AK Parti gücünü milletten alır. Ana muhalefet partisi demokrasinin vazgeçilmezidir, olmazsa olmaz unsurudur. Ülkemiz o kadar sağlam ve istikrarlı bir iktidara sahip ki bu temel unsurun eksikliğini millet hiç hissetmiyor. Onların iktidar anlayışı falan yok zaten Türkiye’nin bir ana muhalefeti de yok. Kendileri de bal gibi biliyor ki Türk siyasetinin yaşadığı kısır çekişmelerin çözümü anayasa değişikliğidir. Türkiye büyüyor, gelişiyor. Ama büyüyen Türkiye’ye bu elbise dar geliyordu.

Türkiye ana muhalefete rağmen bu elbiseden kurtuldu, milletin dediği oldu. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi halk oylamasıyla kabul edildi. Görüyorum ki milletin kararını kabullenmişler. Daha şimdiden cumhurbaşkanı adayı arama derdine düşmüşler. Yine tutturmuşlar, çatı aday, kapı aday… Siz önce temelinizi sağlamlaştırın, temeli olmayanın çatısı da olmaz kapısı da olmaz. Bilsinler ki bu aziz millet, kararına saygı göstermeyenlere gönül kapısını da çatısını da bacasını da kapatır. ‘Darbeye karşıyız.’ diyip Türkiye’yi yıllarca bir darbe anayasasına mahkum ettiniz. Bunların derdi, ülke, millet değil. Tek derdi, AK Parti. Bizim tek derdimiz de memlekettir, millettir.”

O GECE GENÇLERİMİZ ŞEHİT OLMA PAHASINA BAYRAKLARINA SAHİP ÇIKTILAR

Bir yandan darbe görüntüsü altında işgal girişimi bertaraf edilirken diğer yandan da darbe kalıntısı vesayetçi anayasadan ülkenin kurtarıldığını anlatan Yıldırım, bu yeni yönetim sistemiyle birlikte daima güçlü iktidar, sürekli istikrar döneminin başlatılacağının altını çizdi.

Bu değişikliğin, milletin geleceği olan gençlere duyulan güvenin de ispatı olduğunu ifade eden Yıldırım, gençlere, “Gençliği kazanan geleceği kazanır. 18 yaşında seçilme imkanına kavuştunuz. Haklarınızı sonuna kadar takip edin. Sizin için ne yapsak azdır. Gençliği sadece vitrin çalışması olarak gören, bu anlayışta olan parti olmadık. Gençlerimizin ülke meselelerine kayıtsız kaldığını söyleyenler, 15 Temmuz’u unutmasınlar. O gece gençlerimiz şehit olma pahasına bayraklarına, demokrasilerine sahip çıktılar ve böyle düşünenleri mahcup ettiler.” diye seslendi.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hayata geçirilmesi için anayasa değişikliği çalışmalarında verilen destekten dolayı milletvekillerine, teşkilata şükranlarını sunan Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, “önce ülkem ve milletim” diyen ülkücülere de teşekkür etti.

Türkiye’nin kalkınmasına yönelik çalışmaların da hız kesmeden devam ettiğini söyleyen Yıldırım, bir yıl içerisinde dünyanın ilk ve sayılı projeleri arasında yer alan Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü İstanbul-Bursa Otoyolu, Orhangazi Tüneli, 15 Temmuz İstiklal Tüneli’nin hizmete açıldığını, Çanakkale 18 Mart Köprüsü’nün yapımına başlandığını hatırlattı.

Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası “Türk ekonomisi çökecek” diyenlere inat ekonominin, Avrupa ortalamasının üzerinde bir seviyede, yüzde 2,9 oranında büyüdüğünü vurguladı.

Darbe sonrası ortaya çıkan durum ve dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler sonrası iş aleminin olumsuz etkilenmemesi için gerekli tedbirleri aldıklarını vurgulayan Yıldırım, istihdam seferberliği ilan ettiklerin hatırlattı. Bu seferberlikle 1 milyonun üzerinde vatandaşa iş, aş imkanı sağlandığını bildiren Yıldırım, işsizlikle mücadeleye bundan sonra da kararlılıkla devam edileceğini kaydetti.

Yıldırım, sağlıkta dönüşümde yeni bir aşamaya geçilerek şehir hastanelerinin hizmete alınmaya başlandığını belirtti.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde istihdam, üretim ve ihracata hız vermek amacıyla “Cazibe Merkezi Programı”nı başlattıklarını hatırlatan Yıldırım, bu projeyle terörün yıllardır sebep olduğu bölgedeki kalkınma ve refah açığını kapatacaklarını ifade etti.

Yıldırım, savunmada güçlü olmanın yolunun yerli ve milli olmaktan geçtiğine dikkati çekerek, yerli ve milli kaynakların daha fazla kullanılması, yerlileştirme ve millileştirme oranının artırılması için yeni projeleri hayata geçirdiklerini bildirdi.

“Kendi uçağımızı, gemimizi, silahımızı, tankımızı ve topumuzu yerli imkanlarla yapıyoruz.” diyen Yıldırım, ihracatı da artırdıklarını vurguladı.

Siyasetin, millete hizmet edebildiğinde bir anlam taşıyacağını söyleyen Yıldırım, millet ve memleket için siyaset yaptıklarına değindi.

Yıldırım, milletin ve memleketin haklı davasını bugüne kadar savunduklarını, bundan sonra da savunmaya devam edeceklerini belirtti.

Terörle mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurgulayan Yıldırım, terörü Türkiye gündeminden çıkarmaya kararlı olduklarına işaret etti.

Yıldırım, ekonomiyi daha da güçlendireceklerini, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracaklarını, işsizliği azaltmak için daha çok yatırım, üretim, ticaret stratejisini sürdüreceklerini dile getirdi.

Milletin refahını daha da artırmak için gayret göstereceklerine işaret eden Yıldırım, artan refahın adil bölüşümünü de sağlayacaklarını belirtti.

DİĞER PARTİLERİN DE KATKISINI ARAYACAĞIZ

Bürokrasiyi azaltacaklarını, milletin beklediği hizmetleri hızlandırmak için gereken tedbirleri alacaklarını aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:

“Demokratik ve ekonomik reformlara hız kesmeden devam edeceğiz. İşte bunun ilk adımını attık, başbakanlık makamını kaldırdık. 16 Nisan halk oylamasıyla milletimiz anayasa değişikliğini kabul etti. Aynı zamanda gelecek için de bize bir mesaj verdi, ‘Kazanan Türkiye.’ dedi. Biz AK Parti iktidarı olarak bu mesajın gereğini yapmak için hem ‘hayır’ diyen hem ‘evet’ diyen vatandaşlarımızın beklentisini karşılayacak, bütün milleti kucaklayacak adımları atıyoruz, atmaya devam edeceğiz. Referandum sonrası uyum yasalarını da süratle tamamlayacağız. Şüphesiz bunu yaparken diğer partilerin de katkısını arayacağız.”

Yıldırım, dış politikada dostlukları artırma, düşmanlıkları azaltma anlayışına devam edeceklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir siyasetçi, dava adamı ve Türkiye davasının yılmaz savunucusu olduğunu belirten Yıldırım, “Hiçbir dava adamı yoktur ki kendisine ‘Muhtar bile olamaz’ denilirken bir ülkenin kaderini değiştirecek değişikliklere, reformlara, projelere imza atsın. Hiçbir dava adamı yoktur ki şer cepheleri kendisini ateş çemberine çekmeye çalışırken milletin gönlünde taht kursun. İşte biz böyle bir dava adamının yol arkadaşıyız. Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşıyız. AK Partililer ne diyor? ‘Her şey Türkiye için, her şey milletimiz için.’ Milletle birlikte yeni hedeflerde milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan’la yürümeye var mısınız?” ifadesini kullandı.

3. OLAĞANÜSTÜ KONGREMİZ BİR BESMELEDİR

Türkiye’nin 2023 hedeflerine kararlıkla yürüdüğüne dikkati çeken Yıldırım, bu kutlu yürüyüşte ilk günkü aşkla, heyecanla ilerlediklerini dile getirdi.

Hiçbir gücün 2023 ve 2053 hedeflerin hayata geçirilmesine engel olamayacağına vurgu yapan Yıldırım, AK Parti’nin, “güven”, “istikrar”, “halka hizmet etmek”, “halka ve hakka hizmet” demek olduğunu belirtti.

Yıldırım, AK Parti’nin, partililerin emeği ve ak yürekleriyle bugünlere geldiğine işaret ederek, görev alan bütün partililerin her türlü övgüyü hak ettiğini söyledi.

Yollarda, köprülerde imzası olan bir hareket, terörle mücadelede kararlı, milli duruş sergileyen bir geleneğe sahip olduklarına değinen Yıldırım, cumhurbaşkanlarıyla, Meclis başkanlarıyla, başbakanlarıyla, bakanlarıyla, milletvekilleriyle ve bütün teşkilatıyla millete hizmet etmiş büyük bir parti olduklarını bildirdi.

Yıldırım, şunları kaydetti:

“Partimizin kuruluşundan bugüne kadar görev almış en başta liderimiz, Cumhurbaşkanımız, adam gibi adam, Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere geçmiş Cumhurbaşkanımıza, Meclis başkanlarımıza, başbakanlarımıza, bakanlarımıza, milletvekillerimize, delegelerimize, kurucularımıza, AK Parti teşkilatımızın her kademesinde görev yapmış yol arkadaşlarımıza, Kadın Kollarımıza, Gençlik Teşkilatımıza, bu kutlu yolculukta yaptıkları hizmetlerden dolayı ayrı ayrı teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum. Birinci Olağanüstü Kongremizde Cumhurbaşkanımız, ‘Bu bir Fatiha’dır, bu bir başlangıçtır.’ demişti. Ben de diyorum ki ‘3. Olağanüstü Kongremiz de bir besmeledir.’ Gururla taşıdığım AK Parti Genel Başkanlığı görevini Sayın Cumhurbaşkanımız, Kurucu Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a devretmenin gururunu, onurunu yaşıyorum.”

“Olağanüstü kongremiz geçmiş kongrelerimiz gibi yine büyük bir coşku içinde gerçekleşti”

Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, AK Parti 3. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde açıklanan Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) listesinde yer aldı. Karaaslan, 6. kez MKYK’da yer almış oldu.

Çiğdem Karaaslan kongre sonrasında yaptığı açıklamada, ”Olağanüstü kongremiz geçmiş kongrelerimiz gibi yine büyük bir coşku içinde gerçekleşti. Türkiye’nin dört bir yanından AK Parti’ye gönül veren on binler Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden genel başkan seçildiği tarihi güne şahitlik etmek için Ankara’ya akın etti. Yaşanan büyük coşku salona sığmadı. Ülkemiz tarihi günlerinden birisini yaşadı.” dedi.

”16 Nisan referandumunun ardından Cumhurbaşkanımız beşinci çocuğum dediği ve kurucusu olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne 2 Mayıs’ta yeniden üye olmuştu.” diyen Karaaslan, ”Gerçekleşen olağanüstü kongre ile Cumhurbaşkanımız 998 gün sonra AK Parti’ye tüm delegelerin desteğiyle bugün yeniden genel başkan seçildi. ‘Yeni Atılım Dönemi’ sloganıyla 2023 hedeflerine doğru liderimiz Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde ilerleyeceğiz. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi milletimizle birlikte artık ihya ve inşa dönemindeyiz. Kurulduğumuz günden bu yana milletimizi hayal kırıklığına uğratmadık, bundan sonra da uğratmayacağız. Olağanüstü kongremizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.” şeklinde konuştu.

Karaaslan ayrıca MKYK’ya seçilmesinin ardından arayıp tebrik eden herkese teşekkür etti.

AK PARTİ MKYK ASİL ÜYELER

Binali Yıldırım, Abdülhamit Gül, Ahmet Sorgun, Ali Aydınlıoğlu, Asuman Erdoğan, Bekir Bozdağ, Berat Albayrak, Burhan Kuzu, Bülent Karakuş, Cahit Özkan, Cevdet Yılmaz, Çiğdem Karaaslan, Efkan Ala, Erol Kaya, Ethem Sancak, Fatih Şahin, Fevzi Şanverdi, Hacı Ahmet Özdemir, Hamza Dağ, Harun Karacan, Hatice Kübra Öztürk, Hayati Yazıcı, İbrahim Halil Yıldız, İsa Sinan Göktaş, E. Emrah Karayel, Jülide Sarıeroğlu, Mahir Ünal, Markar Esayan, Mehmet Emin Yılmaz, Mehmet Mehdi Eker, Mehmet Muş, Murat Baybatur, Mustafa Ataş, Mustafa Köse, Mustafa Savaş, Mustafa Şentop, Mustafa Yel, Nurettin Canikli, Öznur Çalık, Ravza Kavakçı Kan, Recep Uncuoğlu, Rumeysa Kadak, Süleyman Soylu, Tamer Dağlı, Vedat Demiröz, Yasemin Atasever, Zeki Aygün, Zelkif Kazdal, Zeyid Aslan, Zeynep Alkış

AB’nin tüm değerleri, dün Hollanda’da iflas etmiştir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, AK Parti İl Gençlik Kollarınca düzenlenen “Genç Kürsü” programında, konuştu.

Aktay, yaptığı konuşmada halk oylamasında “hayır” cephesine her çeşit desteğini veren bir Avrupa ile karşı karşıya olduklarını söyledi.

Son zamanlarda, bakanların, genel başkan yardımcılarının, milletvekillerinin, Avrupa’daki “evet” kampanyaları için yapacakları tüm toplantıların eften püften gerekçelerle iptal edildiğini belirten Aktay, “O konuda da mert ve dürüst değiller. ‘Güvenlik gerekçesiyle iptal ettik’ diyorlar. Aynı gerekçelerle biz de zaman zaman toplantıları iptal etmiyoruz. Yer değiştiriyoruz.” diye konuştu.

Aktay, yaptıkları bu yer değişikliği gibi düzenlemeler nedeniyle ‘Vay siz Taksim’i neden açmazsınız’ diye Hollanda, Almanya’dan, eleştiriler hatta küfürler aldıklarını vurgulayarak, “Ne oldu şimdi? Bizi neyle eleştirdilerse daha fenasıyla imtihan oldular ve çuvalladılar. Kelimenin tam anlamıyla çuvallıyorlar şu anda. Bizi neyle eleştirdiler; ifade özgürlüğü. Sıradan insanın ifade özgürlüğünü bırakalım, bakanlarımızın ifade özgürlüğünü kısıtlıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Bakanı orada ifade özgürlüğünü kullanamıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Foyaları ortaya çıktı”

Avrupa’nın bu teröristleri kendi evlatları gibi sahiplendiğini dile getiren Aktay, şunları kaydetti:

“Eleştiri ile teröre destek arsındaki ayrımı çok iyi biliyoruz. Onlar da biliyor aslında. Biliyor oldukları halde bizdeki gazeteci görünümündeki teröristleri bu kadar sahipleniyor olmalarının tek sebebi, o teröristlerin kendi evlatları olmasından kaynaklanıyor. Onlar bu teröristleri kendi evlatları gibi sahipleniyorlar. Onları bizim ülkemizdeki casusları gibi görüyorlar ve casuslarına sahip çıkıyorlar. Kendi askerleri gibi görüyorlar ve kendi askerlerine sahip çıkıyorlar. Bunu bugün biraz daha net biçimde gördük. Foyaları ortaya çıktı. Artık mızrakları hiçbir çuvala sığmayacak bir boyuta varmış durumda.”

“Bizim karşımıza tankları topları getirin, biz onlara alışığız”

Aktay, dün akşam Hollanda’da yaşananların aslında Türkiye ile Hollanda veya Avrupa Birliği arasındaki kriz  olarak değerlendirilemeyeceğini olayın ayrı bir boyutu bulunduğunu söyledi. Bu durumun, AB’nin kendi içindeki, onarılamayacak, gizlenemeyecek bir krizi gösterdiğini, Arupa değerlerinin iflas etmesi anlamına geldiğini belirten Aktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa bitmiştir, AB bitmiştir. Avrupa Birliğinin daha bize anlatacağı hiçbir şey yoktur. Bize bahsedeceği, ne bir insanlık değeri, ne bir ifade özgürlüğü, ne demokrasi, ne insan hakları, bunların hiçbiri hakkında artık ağzını açabilecek ne bir yeterliliği ne liyakatı kalmıştır. Bugün AB değerleri Hollanda’da iflas etmiştir. Hollanda’da önce Dışişleri Bakanımızın uçağına izin vermediler. Bu tabii bir skandal. Bunun olabilmesi Avrupa’nın nasıl bir korkunun içerisine, bir korku atmosferi içerisine yuvarlanmış olduğunu göstermesi açısından çok ibretlik bir durum. Avrupa bir akılla yapmıyor bunu. Avrupa, rasyonel bir davranış içinde değil. Ciddi bir akıl tutulması söz konusu. Avrupa değerleri konusunda, Avrupa Birliğinin geleceği konusunda endişe taşıyoruz. AB bu şekilde gidemez. Çünkü AB’nin şimdiye kadar üzerine dayandığı tüm değerler, dün Hollanda’da iflas etmiş bulunuyor. Dün Hollanda’da o atların, o itlerin ayakları altında çiğnenmiş bulunuyor. 15 Temmuz’da tanklara, F-16’lara göğüslerini siper eden gençlerimizin karşısına atları ve itleri çıkarıyorlar. O atları itleri çekin, bizim karşımıza tankları topları getirin, biz onlara alışığız.”

“Biz susalım Kılıçdaroğlu anlatsın”   

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine değinen Aktay, ülkenin geleceğini kurtarmak adına ve güvenli yarınlar için istedikleri anayasa değişikliğinin, Recep Tayyip Erdoğan’ın yetkilerini daha fazla artırmak için yapılmış bir düzenlemeye indirgenmeye çalışıldığını oysa böyle bir şey olmadığını bildirdi.

“Yalan söylüyorlar. Yalan söyledikleri için Allah şaşırtıyor ve ifşa ediyor” diyen Aktay, şöyle devam etti:

“Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği şey, daha paketin içeriğini bile bilmediğini ortaya koyuyor. Öyle 7’den 70 herkesin bildiği bir şeyi kendisinin hiç bilmediği anlaşılıyor. Bu sistemin özü başbakanlığı ortadan kaldırmak. Başbakanlıkla cumhurbaşkanlığının yetkilerini birleştirmek. Diyor ki ‘Ya ne olacak cumhurbaşkanıyla başbakan ayrı ayrı partileriden olurlarsa, bunu neden halka anlatmıyorsunuz.’ Ya biz halka anlatmamıza gerek yok ki, Sayın Kılıçdaroğlu, zaten halk biliyor, bunu bir sen bilmiyorsun. Şimdi bu gafı yapmış birine, nereden başlayıp anlatalım. Acaba neyi bilmiyor, neyi biliyor. Önce bir alfabeden mi başlasak. Hakikaten bununla ne tartışılır, buna ne anlatılır diyorsunuz, bir noktadan sonra. Arkasından bunu düzeltmek için güya bir açıklama yapıyor. Açıklaması bizim tüm tezlerimizi anlatıyor. Aslında ‘Biz susalım Kılıçdaroğlu anlatsın’ diyeceğimiz türden bir açıklama yapıyor.”

“4-5-6 şiddetindeki bir depreme dayamayacak bir sistem”

Aktay, halk oylamalarının demokrasinin şenliği olduğunu, demokrasinin en iyi bu alanda tezahür ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Yıllardır devam etmekte olan bir tartışma var Türkiye’de. Bu tartışma Türkiye’nin yönetim sistemi tartışmasıdır. Mevcut yönetim sistemi, sürekli olarak kriz ihtimalleri ve riskler barındıran bir sistemdir. Bu yönetim sistemi 4-5-6 şiddetindeki bir depreme dayamayacak bir sistem. En ufak bir toplumsal sarsıntıda bir seçime gittiğimize oy dağılımı bugünkü gibi değil de başka türlü olduğu zaman bizi tekrar koalisyon batağına sürükleyecek. Koalisyonlar Türkiye siyasi tarihinde birer batak olmuştur. Recep Tayyip Erdoğan’ın zamanında onun liderliği sayesinde Allah’a şükür koalisyon tatmıyoruz. Bize diyorlar ya ‘Erdoğan için yapılıyor her şey’ Bilakis bu sisteme en az ihtiyaç duyacak kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü o zaten tek başına iktidarda. O hep tek başına iktidarda. Önemli olan Recep Tayyip Erdoğan sonrası bu sistem nasıl olacak?”

 

 

Başbakan Yıldırım, Yalova Evet Diyor Mitingi’nde konuştu

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Halk Oylaması süreci kapsamında Yalova 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti.

Başbakan Yıldırım, kendisini her zaman sevgiyle, heyecanla, coşkuyla karşılayan Yalova’ya hizmet etmekten yorulmadıklarını, yılmadıklarını dile getirdi.

TARİHİ BİR DEĞİŞİMİN ARİFESİNDEYİZ

Başbakan Yıldırım, 780 bin kilometrekare vatan toprağının her karışının hakkını, hukukunu korumanın gayreti içinde olduklarına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

“Ayrıştıran değil birleştiren olduk, 80 milyonu kardeş bildik. Şimdi ülke olarak tarihi bir değişimin arifesindeyiz. 16 Nisan’da aydınlık Türkiye’nin kapılarını ardına kadar açmaya var mısınız? Türkiye’yi büyük hedeflere taşımak için beraber yürümeye var mısınız? Yalova bizimle mi? Yalova’nın gönlü zengin insanları bizimle mi? Milletimiz inanıyorum ki değişime bir kez daha ‘evet’ diyecek, ülke sırtındaki yükleri atacak, ayağındaki prangaları çözecek. 16 Nisan’da söz de karar da milletin olacak. İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün.”

Türkiye’nin artık “2002 öncesinin Türkiyesi” olmadığını belirten Yıldırım, “Biz büyük Türkiye diyoruz, bazıları hala ‘Küçük olsun, bizim olsun’ diyor. Biz daha güçlü bir ülke istiyoruz, onlar ‘Türkiye yerinde saysın’ diyor. Biz daha istikrarlı bir Türkiye hayal ediyoruz, onlar güçlü Türkiye’nin hayalini kurmak bile istemiyor. Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 2023 hedeflerini ve daha ötesini gerçekleştirelim diyoruz, onlar Türkiye’nin bugün geldiği noktayı bile anlamaktan aciz kalıyorlar.” şeklinde konuştu.

BU DÜZEN BÖYLE DEVAM EDEMEZ

Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti’nin 29 Ekim 1923’te kurulduğunu, kuruluştan bu yana 94 yıl geçtiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

“100 yıla 6 yıl var ama Türkiye, 94 yılda 65 hükümetle tanıştı. 1,5 yıllık hükümetlerle nasıl olacak? Eğer istikrar olsaydı, eğer her 5 yılda bir seçim yapılsaydı, bugün 65. hükümet değil, 19. hükümet kurulacaktı. Soruyorum, buradan güçlü Türkiye, istikrar, güçlü iktidar çıkar mı? Buradan sürekli hizmet, sürekli yatırım çıkar mı? Mevcut sistemde hükümetin ömrü 1,5 yıl bile değil. 1,5 yılda hükümet ne yapabilir, Türkiye’nin hangi sorununu çözebilir? Sadece gelir, hükümet kurulur, tebrikleri kabul ederler, brifingler alırlar. Ondan sonra da valizini toplar giderler. Hizmet bir başka bahara. Bu ülkeye yazık etmez miyiz, bu ülkenin kaynakları, enerjisi boşa harcanırsa bu bir israf olmaz mı? Bu düzen böyle devam edemez.”

Yalova’nın, son 15 yılda AK Parti’ye destek olduğuna işaret eden Yıldırım, “Ülkemize çok güzel işler kazandırdık ama bunun AK Parti’ye bağlı, kişilere bağlı olmadan, gelecek için süreklilik arz etmesi lazım. Bazen diyorlar ki ‘Bu sistemi Recep Tayyip Erdoğan kendisi için istiyor.’ Yalova’dan söylüyorum, getirdiğimiz bu sistem değişikliği Erdoğan için değil her doğan içindir.” ifadelerini kullandı.
Yıldırım, bazı Avrupa ülkelerinin, hükümet üyelerinin yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarıyla, gurbetçilerle, memleket sevdalılarıyla buluşmalarından rahatsızlık duyduğunu, yasaklar getirdiğini anımsattı.

Yıldırım, “Bugünlerde yeri gelince bize demokrasi dersi verenlerin diktatörce uygulamalarını hep birlikte izliyoruz. Açık açık buradan söylüyorum, siz bunu yapmakla ‘Hayır’ kampanyasına destek oluyorsunuz. Onlarda ‘Hayır’ demek serbest, ‘Evet’ demek yasak. Uygulanan bu çifte standart Avrupa’nın demokrasisine, insan hakları savunuculuğuna büyük zarar veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, “Terör örgütleri FETÖ, PKK ve yandaşları Avrupa’da elini, kolunu sallayarak gezecek, her türlü propagandayı yapacak, ‘gıkın çıkmayacak’, Türkiye’den bakanlar gidince, milletvekilleri gidince onlara izin vermeyeceksin, yok böyle yağma, ne yaparsanız yapın, vatandaşlarımızla buluşmamıza asla engel olamayacaksınız.” diye konuştu.

Anayasa değişikliğine HDP’nin, Almanya’nın, FETÖ’nün, Hollanda’nın karşı çıktığını, “Hayır” dediğini belirten Yıldırım, “Demek ki bu işte bir yanlışlık var, o halde ‘Evet’ diyeceğiz. Sandıkları da tıka basa dolduracağız, onların da hak ettiği cevabı en iyi şekilde vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya Hollanda’da yapılan muamelenin asla kabul edilemez olduğunu vurgulayan Başbakan Yıldırım, “Hollanda, bütün uluslararası diplomatik kuralları hiçe sayarak, Bakanımızın seyahat özgürlüğünü engellemiş ve ülkeyi terk etmeye zorlamıştır. Şunu herkes bilmelidir, Türkiye bunun cevabını en ağır şekilde verecektir. Bir daha ülkemize, vatandaşlarımıza karşı buna benzer aymaz hareketlerin olmaması için gereken neyse yapılacaktır.” dedi.

Başbakan Yıldırım, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına, “5 milyon memleket sevdalısına” seslenerek, “Aman tahriklere kapılmayın, provokasyona gelmeyin. Sizin bu yapılan insanlık dışı uygulamalara vereceğiniz en güzel cevap 16 Nisan’da ‘Evet, evet, evet’ cevabıdır.” şeklinde konuştu.

Yıldırım, milletin, Türkiye’nin yükselişinin devamı, güven ve istikrar için sandığa gideceğini, sandıkta cevabını vereceğini söyledi.

SEÇİMDEN SONRA DA KAYBOLUP GİDENLERDEN DEĞİLİZ

Yalova’ya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemden itibaren, 1994’ten beri hizmet ettiklerine dikkati çeken Yıldırım, o dönem Yalova’ya iskeleler yaptıklarını, hızlı feribot seferleri koyduklarını, Kartal’dan, Kabataş’tan, Yenikapı’dan hızlı deniz otobüsleri seferlerini başlattıklarını anlattı.

Başbakan Yıldırım, o dönemde bu hizmetleri yaparken de kendilerine karşı çıkıldığını anımsatarak, şöyle konuştu:

“Buranın belediyesi karşı çıktı, buranın o bildiğimiz ‘Hayır’cı tayfası, istemezükçüleri hep karşı çıktılar ama biz dedik ki murat da bir inattır, yapacağız, Yalova’yı İstanbul’a bağlayacağız.’ dedik. O gün bugün Yalova ile beraberiz çünkü biz meydanlara gelip, oy isteyen, seçimden sonra da kaybolup gidenlerden değiliz. Hesap ortada, kitap ortada, hizmet ortada. 15 yılda Yalova’ya 7 milyar yatırım yaptık, helali hoş olsun. 2002’de Yalova sadece 16 milyon ihracat yaparken, bugün 700 milyon doların üzerinde ihracat yapar hale geldi.

Okullardaki toplam derslik sayısını yüzde 100 artırdık, bin 410 konutu yaptık, hak sahiplerine teslim ettik, adalet sarayını hizmete aldık. 2008’de Yalova’yı üniversite şehri yaptık, gençlik merkezi, yüzme havuzları, Altınova Spor Salonu ve yat limanlarını hizmete aldık. Tersaneler bölgesini Yalova’ya kazandırdık, 10 binden fazla insan çalışıyor, aş-iş temin ediyor. Çınarcık Hastanesi fizik tedavi merkezini açtık, 2005’te Yalova’yı doğalgazla buluşturduk. 15 yılda tarıma ve hayvancılığa önemli destekler yaptık. Çiftçilerimize desteğimiz sürüyor, bu seneden itibaren mazotun yarısını da devlet verecek. Gökçe Barajı’nın su kapasitesini artırdık, Yalova’nın içme suyu problemini çözdük.”

Yalova’ya yapılan bölünmüş yollar, köprüler ve ulaştırma yatırımlarını sayan Yıldırım, “50 senedir körfez köprüsü konuşulur, 1970’ten beri konuşulur. AK Parti konuşmaz, AK Parti yapar. O güzel köprüyü görüyor musunuz? Osman Gazi Köprüsü, 36 ayda, 3 yılda bitti. Dünyanın üçüncü büyük köprüsü. Şimdi buradan çıkıyorsunuz, köprüden geçin, ver elini İstanbul. Bir saat bile sürmez. Köprünün devamını Gemlik’e kadar açtık. Samanlı’daki tüneller bitti. Şimdi Gemlik ve Bursa arasını bugün açıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yıldırım, kentte yapılacak 400 yataklı şehir hastanesinin temelinin bu yıl içinde atılacağı bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hız ve güç katacağını vurgulayan Başbakan Yıldırım, “Türkiye için yeni ve parlak günler 16 Nisan’dan sonra başlayacak. Bu sistemle demokrasimiz daha da gelişecek” diye konuştu.

Yeni sistemle “zırt pırt seçim konuşulmayacağını”, milletin önüne 5 senede bir sandığın getirileceğine değinen Yıldırım, şöyle devam etti:

“Yönetimde istikrar ve dinamizm olacak. Cumhurbaşkanı ile milletvekilleri aynı gün seçilecek. Seçim akşamı hükümet de milletvekilleri de belli olacak. Artık seçim ertesi hükümet işbaşı yapacak, memleket, millet için 15 Temmuz’un bekçileri, 16 Nisan’ın emekçileri gençlerimiz, kadınlarımız için iş başı yapacak. Cumhurbaşkanı-Meclis arasında bir denge kurulacak, uzlaşma olacak. Bu uzlaşma her şeyi değiştirecek ve ülke bundan kazanacak. Siyaset kurumları kendini yenilemek durumunda kalacak, yenilenmeyenler tarihin tozlu sayfaları içinde kaybolup gidecek. Bugüne kadar değişime direnenler milletin hizasına gelmek zorunda kalacak. Ezber siyaseti yapanlar ya siyaset sahnesinden yok olup gidecek ya da milletin istikametine gelecek.”

BU DEĞİŞİMDEN TÜRKİYE KAZANACAK

Başbakan Yıldırım, hızlı karar alan, icraat yapan etkin bir yönetim modelinin hayata geçirileceğini belirterek, “2023 ve daha ilerisi hedeflere ulaşma hızımız artacak, kalkınma ivmesi kazanılacak” dedi.

Değişiklikle “Meclisin asıl işine bakacağını” belirten Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Hükümeti millet adına denetleyecek, kanunları yapacak. Artık kanunlar hükümet değil, milletvekilleri tarafından Meclise verilecek. Meclis aynı zamanda seçilmiş cumhurbaşkanı ve onun bakanlarını da denetleyecek. Karşılıklı seçim yenileme hakkıyla cumhurbaşkanının hem de Meclisin birlikte seçimlerinin yenilenmesi sağlanmış olacak. Birlikte seçimlerin yenilenme şartı krizleri aşmak, uzlaşmayı sağlamak için önemli bir araç olacak. Hükümet ve Meclisin uyumlu çalışması Türkiye’yi uçuracak. Güçlü hükümet sistemi ülkemizi bölgesinde ve dünyada siyasette, demokraside ve güvenlikte çok daha etkin konuma getirecek. Bu değişimden Türkiye kazanacak, millet kazanacak.”

Yıldırım konuşmasının sonunda alandakilerin, “Kararımız net, oyumuz? Gücümüz millet, oyumuz?  Demokrasiye? Daha çok aş, daha çok iş, daha çok hizmet için? Lider ülke Türkiye için? Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan için?” kararlarını sordu. Alanı dolduran kalabalık Yıldırım’a “Evet” karşılığını verdi.

Mitinge, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Şahin, AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı Melih Ecertaş, milletvekilleri ile diğer yetkililer katıldı.

 

 

 

Başbakan Yıldırım, yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayımladı

Başbakan Binali Yıldırım, “Darbe teşebbüsleriyle, terörle, tedhişle ülkemizi zayıf düşürmeye çalışanlar, emellerine asla ulaşamayacak, millet-devlet kenetlenmesi karşısında mutlaka hezimete uğrayacaklardır.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, yayımladığı yeni yıl mesajında, Türkiye’nin 2017’de emin adımlarla yoluna devam edeceğini belirtti. Yeni yıla girmenin heyecan ve mutluluğunu bütün vatandaşlarla paylaştığını ifade eden Yıldırım, 2017’nin bütün insanlık için huzur, barış, refah ve istikrar getirmesini temennisinde bulundu.

Şehitlere Allah’tan rahmet, millete de metanet dileyen Yıldırım, bölgesel ve küresel önemi her geçen gün arttan Türkiye’nin zengin imkanları ve muazzam potansiyeliyle büyük atılımlara imza attığını vurguladı.

Milletin hayat standartlarını ve devletin itibarını artırmak için 14 yıldır gösterilen gayretlerin olumlu neticeler verdiğini belirten Yıldırım, ülkenin evrensel ölçülerde bir demokrasiye doğru hızla ilerlediğini ifade etti.

Yıldırım, Türkiye’nin her köşesinde yatırımların devam ettiğine dikkati çekerek, 2016’da “Türkiye’nin parlak geleceğinin nişanesi” olarak nitelendirdiği Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim köprüleri, Avrasya ve Ilgaz İstiklal tünelleri gibi dev eserleri tek tek hayata geçirdiklerini aktardı.

Dev projelerle Türkiye’yi medeniyet yarışında daha ileri noktalara taşıdıklarının altını çizen Yıldırım, köprülerle kıtaları ve gönülleri birleştirerek milli birlik ve bütünlüğü güçlendirdiklerini ifade etti.

Türkiye’nin imkan ve kaynaklarını ülkeye kazandırdıklarına dikkati çeken Başbakan Yıldırım, sahip olunan tarihi mirası koruyarak ve cumhuriyetin değerlerini savunarak Türkiye’yi demokrasiyle kalkındırdıklarını vurguladı.

basbakanimiz

TERÖRÜ BERTARAF EDECEĞİZ

Binali Yıldırım, mesajına şöyle devam etti:

“Darbe teşebbüsleriyle, terörle, tedhişle ülkemizi zayıf düşürmeye çalışanlar, emellerine asla ulaşamayacak, millet-devlet kenetlenmesi karşısında mutlaka hezimete uğrayacaklardır. Bu yıl da milletçe birbirimize kenetleneceğiz. Ülkemiz, 2017 yılında emin adımlarla yoluna devam edecektir. Demokratik istikrarı, hukuk düzenimizi ve ülkemizin güvenliğini gözümüzün ışığı gibi koruyacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliği, muhalefet partilerimizin el birliği ile toplumsal dayanışmayı daha çok büyütecek ve terörü bertaraf edeceğiz. Huzurumuzu, kardeşliğimizi kimse bozamayacak. Aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetine asla halel getirmeyeceğiz. Birlik ve beraberliğimiz devam ettikçe, inanıyorum ki, ülkemizin hukukuna, kardeşliğimize ve demokrasimize yönelebilecek her türlü tehdit bertaraf olmaya mahkum olacaktır.”

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE ÜLKEMİZ VE DEMOKRASİMİZ ÇOK DAHA GÜÇLÜ OLACAK

2017’yi üreterek, çalışarak en iyi şekilde değerlendireceklerini belirten Yıldırım, “Anayasa değişikliği ile ülkemiz ve demokrasimiz çok daha güçlü olacak. Sınırlarımızı korumakta bir an bile fedakarlıktan kaçınmayacağız. Ülkemizin güvenliğini sağlamak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, şunları kaydetti:

“2017’de sosyal adalete, refah ve ekonomik kalkınmaya daha çok odaklanacağız. Türkiye, demokrasi, insan hakları ve kalkınma yolundaki çabasını yeni başarılarla taçlandırdıkça sadece kendi sınırları içerisinde değil, bölgesinde ve dünyada da bir istikrar ve güç merkezi olacak. Dünyadaki ve bölgemizdeki kritik gelişmelerden dolayı barışçı rolü daha çok anlaşılan Türkiye, insanlık onurunu yükseltmek için küresel ve bölgesel barışın tesisinde sorumluluk üstlenmeye devam edecektir.”

Türkiye’nin ufkunun geniş, önünün açık, yarınlarının umut dolu, geleceğinin de aydınlık olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin yıldızı daha da parlayacak, bütün dünya ülkemizin, milletimizin başarılarını konuşacaktır.” ifadesini kullandı.

Vatandaşların yeni yılını kutlayan Yıldırım, 2017’nin ülke, millet ve bütün insanlık için barış, huzur ve kardeşlik içinde geçmesini diledi.

“Türkiye’de kadın hakları olarak çok önemli ivme katettik”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, “Türkiye’de kadın hakları olarak çok önemli ivme katettik ama bir de yaşadığımız sorunlar var. Kadına karşı şiddet, ayrımcılık gibi. Bunun fikirsel düzeyde bile olmasını artık kabul edemiyoruz.” dedi.

AB hibe fonları kapsamında Atakum Belediyesi koordinatörlüğünde Samsun Olgunlaşma Enstitüsü ve Atakum Halk Eğitim Merkezince hazırlanan, 10’u engelli 50 kadının çini eğitimi alacağı “Üreten Kadın Güçlü Atakum” projesinin tanıtımı dolayısıyla Atakum Belediyesi sosyal tesisinde tören düzenlendi.

Karaaslan, burada yaptığı konuşmada, çiniciliğin UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası’na alındığına dikkati çekti.

Çiniciliğin aynı zamanda Türk kültürünün izlerini taşıyan çok önemli bir sanat olduğunu vurgulayan Karaaslan, hem sanata katkı veren hem de kadınları destekleyen bu projenin önem taşıdığını söyledi.

Kadınlar için yapılacak çok şey bulunduğunu, çok şey de yapıldığını belirten Karaaslan, hayatın her alanında kadının var olması, görünür olması ve görünürlük seviyesinin artmasını istediklerini anlattı.

Toplantıda kendisinin “Samsun’un tek kadın milletvekili” olarak anons edildiğine dikkati çeken Karaaslan, “Bu bana ayrı bir onur verse de bir eksikliği hatırlatıyor. Samsun’umuz hakikaten daha fazlasını hak eden bir şehir. Son iki seçimde benim dışımda diğer partilerde seçilebilecek yerden aday gösterilecek bir hanımefendi yoktu. Şehrimiz açısından ben bunu eksiklik görüyorum.” dedi.

Karaaslan, Türkiye’de kadın hakları açısından nereden nereye geldiklerinin bilindiğini aktararak şöyle devam etti:

“Türkiye’de kadın hakları olarak çok önemli ivme katettik ama bir de yaşadığımız sorunlar var. Kadına karşı şiddet, ayrımcılık gibi. Bunun fikirsel düzeyde bile olmasını artık kabul edemiyoruz. ‘Haydi kızlar okula’ kampanyası ile Türkiye’de 250 binden fazla kız çocuğu okullu oldu. Bunu çok önemsiyoruz çünkü ‘Hayatın içinde olmalıyız’ dediğiniz her şey eğitimle başlıyor. Kız çocuklarının çok okutulmadığı günlerden bugün ailelerin erkek kız çocuğunu ayırt etmediği günlere geldik. Artık aileler çocukların aynı eğitim düzeyinde, hayata aynı seviyeden başlaması gerçeğini kabul etmiş bakış açısına sahip. Hamdolsun, geldiğimiz güzel bir yer.”

Kadın erkek eşitliğine değinen Karaaslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir taraftan da bize dayatılan bir eşitlik meselesi var. Elbette biz eşit değiliz, eşit olsaydık kadın ve erkek diye bir fark olmazdı ama aradığımız her alanda yüzde 100 eşitlik mi? Bence değil çünkü mümkün değil. Aradığımız adalet olmalı. Her alanda adalet, her alanda adaletli dağıtımdan aynı şekilde faydalanabilmeliyiz. Hayatın tüm alanlarında geçerli bu. Bugün karşınızda milletvekili, genel başkan yardımcısı olarak bulunuyorum ama aynı zamanda iki çocuk annesiyim. Evde birtakım sorumluluklarım ve benden beklentiler olduğu kadar, siyasette var olmak için mücadele veriyorum. Aynı zamanda akademik alanın içinde birtakım mücadelenin içindeyim. Bunları yaparak hiçbirinden vazgeçmemek için verilen bir mücadele var.

ak1

Çoğumuzun hayatında bu vardır mutlaka çünkü kadın sorumluluğu, bazen birinde başarılı olmak için ne yazık ki diğerinden vazgeçmeyi gerektirebiliyor. İşte o noktada genç kızlarla uzun uzun sohbet yapmıyorum, sadece kendi hayatımı anlatıyorum. Eğer desteğiniz varsa, aile desteği veya eş desteği olabilir, bu hakikaten olmazsa olmaz ama bunlar varsa hiçbirinden vazgeçmek zorunda değilsiniz. Kadınların hayatta daha çok ön planda var olması için bütün kapılar sonuna kadar açık.”

Projede 10 engellinin yer almasının önem taşıdığını vurgulayan Karaaslan, kadınlar gibi engellilerin de hayatın her alanına ulaşması, bakış acılarına kadar her şeyin yeni baştan dizayn edilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Törende, ilkokul mezunu olmasına rağmen oyun senaryosu yazan ve yöneten, 2. New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülü kazanan Ümmiye Koçak da kadınlara hayat hikayesini anlattı.

Arifiye’de Kurban Bayramı Coşkusu…

Arifiye’de Kurban Bayramı Coşkusu…

Bayramlaşma töreni, Arifiye Belediyesi Kültür Merkezinde, bayramın ikinci günü saat:12.00-13.00 arasında yapıldı.

Bayramlaşma törenine; Ak Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, Arifiye Belediye Başkanı İsmail Karakullukçu, Ak Parti Arifiye İlçe Başkanı Ethem Çınar, Ak Parti Yerel Yönetimler Başkanı Erol Kaya, Ak Parti İl Yönetim Kurulu Üyeleri, Ak Parti İlçe Yönetimi, Eski Arifiye Belediye Başkanlarından Nihat ARSLAN, Belediye Meclis Üyeleri, Muhtarlar, çeşitli kurum ve kuruluşların yöneticileri ve vatandaşlar katıldı.

Bayramlaşma töreninde bir konuşma yapan Başkan İsmail Karakullukçu;” Sayın Milletvekilim, Sayın İlçe Başkanım, Sayın Muhtarlarım, bir Kurban Bayramını daha birlik ve beraberlik içerisinde kutlamanın sevincini yaşıyoruz. Bayramlar, birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi pekiştiren müstesna günlerdendir. Aziz milletimizin birliğine, kardeşliğine karşı en son 15 Temmuz’da büyük bir darbe vurulmaya çalışıldı. Dış güçlerin güdümünde, içimizde yuvalanan hainler eliyle, Devletimize ve Milletimize büyük darbe vurulmaya, ülkemiz iç savaşın ve birçok felaketin eşiğine getirilmeye çalışıldı. Bu ülke, ne zaman güçlenmeye, ne zaman kendi silahını yapmaya, ne zaman kendi uçağını, helikopterini, tankını, topunu yapmaya, uzay mekiğini, Dünyanın söz ettiği köprülerini yapmaya. Bölgesinde söz sahibi olmaya başlasa, hemen düğmeye basıp bizi karıştırmaya, sindirmeye çalışıyorlar. Ancak, şunu unutuyorlar, Türkiye, eski Türkiye değil, bizler artık daha bilinçliyiz. Bize karşı kurulan tuzakları Aziz milletimiz görüyor ve anlıyor. Bu bakımdan, bize yapılan saldırıları bertaraf etmek için daha sıkı olmalı, bir birimize daha sıkı sarılmalıyız. Bu bağlamda, bu müstesna bayram gününde, Mübarek Kurban Bayramınızı kutluyor, sağlık, mutluluk ve esenlik dolu günler diliyorum.” Dedi.

Sonrasında söz alan Ak Parti Arifiye İlçe Başkanı Ethem Çınar ise; ”Arkadaşlar öncelikle, Mübarek Kurban Bayramınızı ine içten dileklerimle kutluyorum. Başkanımızın da söylediği gibi Ülkemizin içerisinden geçtiği bu zorlu süreçte hepimiz çok uyanık olmalı, bir birimize kenetlenmeli ve bize karşı kurulan tuzaklara düşmemeliyiz. Çünkü, bizi bir birimize düşürmek için her türlü yolu deniyorlar. Dini duygularımızı ve hassasiyetlerimizi bile kullanmaktan çekinmiyorlar. Bakın bu defa en büyük darbeyi, Fethullah Gülen Cemaati üzerinden vurmaya çalıştılar. Ancak, bir şeyi hesap edemediler, Türkiye artık eski Türkiye değil, başında Recep Tayyip Erdoğan gibi bir Dünya lideri var. Ülkemiz, Dünya’nın her yerindeki Müslümanlara el uzatıyor, onların hayır duasını alıyor. Biz, Türk Milleti olarak bu saldırılardan yılmayıp, çok çalışarak, kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu bayram gününde bizleri yalnız bırakmadığı için Sayın Vekilimize çok teşekkür ediyorum. Kurban Bayramınız Mübarek olsun.” dedi.

kurbanb2016-01 kurbanb2016-02 kurbanb2016-03 kurbanb2016-04 kurbanb2016-05 kurbanb2016-06 kurbanb2016-07 kurbanb2016-08 kurbanb2016-09 kurbanb2016-10 kurbanb2016-11 kurbanb2016-12

Ak Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün ise yaptığı açıklamada; ”Sayın Başkanım, Sayın İlçe Başkanım ve Değerli Arifiye’li hemşerilerim. 15 Temmuz’da hain bir saldırı girişimi, bir kalkışma yaşadık.  İki yüz elli dört vatan evladını şehit verdik, bin beş yüzün üzerinde gazimiz var. Dış güçler, her türlü yolu deneyerek, Türkiye’nin yükselişini durdurmaya, bizi yeniden eski günlere döndürmeye acıya, göz yaşına mahkum etmeye çalışıyor. Mazlumların koruyucusu ve umudu olan bu ülkeyi, bu ışığı söndürmenin derdindeler. Hamdolsun, bu Aziz Millet, Tankın, topun,  helikopterin önüne çıkarak göğsünü siper edip, vatanına, milletine, bayrağına sahip çıktı. Bu olay bizi sarsıp, gündemimizi değiştirdi. Geçen süreçte tehlike, yeni yeni bertaraf ediliyor.  Ancak, bizim artık yeniden çok çalışmaya, kaldığımız yerden devam etmeye, büyüyüp, gelişmeye ihtiyacımız var. Bakın Almaya’ya, hem birinci,  hem ikinci Dünya Savaşlarında yerle bir olup, taş taş üstünde kalmadı. Ancak 15-20 yıl içerisinde çok çalışarak medeniyetlerini yeniden kurup, yeniden büyük devlet olmayı başardılar. Bakın Japonya, ikinci Dünya Savaşında yerle bir oldu. Bu gün, Dünya’nın en gelişmiş devleri arasında. İşte, bizim de yılmadan, usanmadan çok çalışmamız, ülkemizi geliştirmemiz lazım.  Arkadaşlar Dünya’nın en pahalı arsası üzerinde oturuyoruz. Yine Ülkemizin en pahalı bölgesinde, sanayinin merkezinde oturuyoruz. Tabii ki bizi rahat bırakmayacaklar, bu yüz yıllardır böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak. Biz birimize düştüğümüzde, zayıfladığımızda tepemize binerler. Arifiye bizim göz bebeği ilçelerimizden, her gelişimde, burada yeni bir şeylerin yapıldığını görüyorum. Yapılan yatırımlarla, Sakarya’nın sanayi merkezi olmasının yanı sıra, Eğitim üssü. Başkanımızın yaptığı imar çalışmaları ve sosyal tesisler sayesinde, insanına modern kent yaşamının nimetlerini sunan modern bir ilçe. Bu bakımdan Arifiye, sadece trenin geçtiği bir ilçe olarak değil, Sakarya’nın en gelişmiş en flaş ilçelerinden biri olarak anılmaya başlayacak. Bakın, hemen yanımızda Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından yapılan 2000 öğrenci kapasiteli Kız Öğrenci Yurdunu görüyorum.  Bu kadar büyüğü, bırakın ilçeleri, birçok ilimizde bile yok.  Gar inşaatımız tüm hızıyla sürüyor. Mollaköy  Göletleri ile ilgili hazırladığımız proje,  Süs Bitkiciliği ve Borsasının kurulması Projesi ve hatta Fuar Alanı, Arifiye’yi daha da ileri götürecek, önünü açacak projeler. Siz çok çalışıp proje üretin, sonra gelip bizlerden destek isteyin, Elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız.  Hep birlikte sıkı, kardeş ve birbirine sahip çıkan, ülkesine, milletine, bayrağına bağlı bir nesil yetiştirelim. Çünkü, geleceğimiz buna bağlı. Bu duygu ve düşüncelerle ben de Mübarek Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum.” Dedi.

Memuriyetten çıkartılanların toplamı 81494 kişi

Başbakan Binali Yıldırım, FETÖ soruşturmasına ilişkin,”Biz belirli kriterleri ortaya koyduk. Bu örgütle irtibatı, kendi isteğiyle, kendi azmiyle olanlarla, hasbelkader burayla ilişki içinde olmuş olanları birbirinden ayırmamız gerektiğini düşünüyorum”dedi.

Başbakan Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde, medya temsilcileriyle bir araya geldi.

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Yıldırım, FETÖ’nün darbe girişiminden sonra yaşanan sürece ilişkin, “Bundan sonra kamuoyunu ne bekliyor? Bürokrasideki operasyonları görüyoruz. Bir taraftan mağduriyet dillendirmeleri var. Süreç bundan sonra nasıl ilerleyecek” şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:

“Şu hakkı teslim etmemiz gerekir, bu darbe teşebbüsü ile beraber medyamız herhangi bir telkin olmadan, durumdan vazife çıkararak, karşı darbe yapmıştır. Bunu bir kere söylememiz gerekir. Bir hakkı teslim etmemiz gerekir. Darbeye karşı, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın koyduğu net dirayet, Hükümetimizin, bizlerin bu konudaki kararlılığı ‘Asla öyle bir şeye izin vermeyeceğiz ve de sorumluları da hesap verecek’ tarzındaki duruşumuz ve milletin işe sahip çıkması, belki işin sihirli tarafı bu. Darbecilerin veya darbeye kalkışanların hesaplamadığı tek alan bu ve medya diye düşünüyorum. Burada hesapları tutmadı. Dolayısıyla hem millet olarak hem medya olarak hem Hükümet olarak hem Cumhurbaşkanı’mız hep beraber olduk, kenetlendik ve dünya darbeler tarihinde belki de emsali hiç görülmeyecek bir işi gerçekleştirdik. “

ŞAKA GİBİ AMA DEĞİL

Darbe girişiminden sonra bazı Batılıların, Batı dünyasındaki gazetecilerin, yorumcuların, “Darbeciler nerede hata yaptı”yı tartıştığını dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

“Darbeyi Türkiye defetti, demokrasi kazandı diyecekleri yerde, ‘Şu şu hataları yapmasalardı başarılı olacaklardı’, onları tenkit eden, nerede hata yaptıklarını anlatan haberlere yer verdi. Bundan sonra daha dikkatli olmaları gerektiğini telkin ettiler. Şaka gibi ama değil. Maalesef bunu yaşadık. Zaten hemen darbe sonundaki şaşkınlıkları suçüstü yakalandıklarını ortaya koydu. Büyük bir şaşkınlık geçirdiler. ‘Bize böyle dememişlerdi, ne oldu, hesaplarda terslik mi var’ dercesine tutum içine girdiler. Biz direkt, ispat etmeden kimseye suçlama yapmayız ama bu tutum demokrasiden yana tutum değildir. Bu bizde çok büyük hayalkırıklığı yaşattı.”

BURASI MISIR DEĞİL BURASI TÜRKİYE

Batı’nın da 7 Ağustos Yenikapı fotoğrafından sonra yavaş yavaş gerçekleri görmeye başladığını ve duruşlarını düzeltmek mecburiyetinde kaldığını vurgulayan Yıldırım, “Bunu bir Mısır gibi görmek istediler başlangıçta, Türkiye’deki bu girişimi. Mısır gibi değerlendirmek istediler ama olmadı. Burası Mısır değil burası Türkiye. O farkı hesap edemediler. Şimdi artık işler onlar açısından da normale döndü.” ifadesini kullandı.

“Bizim en azından öngörümüz, vatandaş artık bu darbe teşebbüsüyle darbeyle yatıp kalkmak istemiyor. Vatandaş işine gücüne bakmak istiyor, geleceğini planlamak istiyor, ülkesinin hem içeride hem dışarıda daha güzel şeylerle anılmasını istiyor” diyen Yıldırım, şöyle konuştu:

“En azından bizim kabulümüz bu, bizim olmasını istediğimiz şey bu. Bunu sağlayacak olan kim? Biz yapacağız. Vatandaşa hangi gündemi verirsek vatandaş o gündemle meşgul oluyor. Eğer ilgisini çekiyorsa. İlgisini nasıl çekecek? İnsanların gerçekten hissettiği, düşündüğü beklediği konuları siz öncelikli olarak ele alırsanız o zaman vatandaşla bütünleşmiş olursunuz. Dolayısıyla da her şey rahatlamış olur. Biz buna dikkat edeceğiz. Ne yapacağız? Önümüzde bir sorunumuz var. Sorunun en acıtıcı tarafını hallettik ama arkasında bir temizlik, tamir, bakım işi var, bir de yani toplumsal birlikteliği muhafaza etme işi var. Bunu bu darbeyle başardık. Siyasi partiler de başta Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere burada çok net duruş ortaya koydular darbeden, tanktan tüfekten yana değil demokrasiden yana bir dayanışma içine girdiler. Bizi hemen aradılar, görüştük, desteklerini verdiler hatta bu süreç, darbe girişiminden sonra da devam etti. ‘Yenikapı’dan sonra da biz bunu, bu birlikteliği gözümüz gibi koruyacağız’ diye milyonlara taahhüdümüz var. Hakikaten bunu korumak zorundayız. Buna ihtiyacımız var. Çünkü toplumun kenetlenmesi, bir, beraber olması, hem içeride hem dışarıda ülkemiz hakkında iyi düşünmeyenlere çok önemli cevap niteliği taşıyor.”

“Burada en önemli konu, bu suç örgütüyle irtibatı olan, ilişkisi olan kişilerin tespit edilip cezalandırılması” ifadesini kullanan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunların bir kısmı zaten suç üstü yapıldı ve adalete teslim edildi. Onlarda sorun yok. Ama bu darbe girişiminde bilfiil, görev almamış, fakat arka planında görev almış veya yıllardan beri bu altyapının hazırlanmasında aktif katkısı olmuş bütün herkesin çok titiz bir çalışmayla belirlenmesi lazım ve adalete teslim edilmesi lazım. Bunlar nerede var? Bürokraside var, bürokrasi deyince asker, yargı, sivil bürokrasi, bütün bakanlıklar, bütün yerel yönetimler, yani devletin 3 milyonu aşan memur çalışan bunların içerisinde var, iş aleminde var, üniversite camiasında var, toplumun bütün kesimlerinde var bunlar. Bu bir sır değil. Burada tabii bunları nasıl tespit edeceğiz, burada hatasız nasıl iş yapacağız, herkesin kafasındaki soru bu. Yani kolay bir iş olduğunu söylemiyorum.”

BİZİM İÇİN ÖLÇÜ 17-25 ARALIK SONRASIDIR

FETÖ’nün kapalı bir örgüt yapısı olduğuna işaret eden Yıldırım, dolayısıyla üyelerinin tespit noktasında da zorluklar bulunduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Peki ne yapacağız? Biz belirli kriterleri ortaya koyduk. Bu örgütle irtibatı, kendi isteğiyle, kendi azmiyle olanlarla, hasbelkader burayla ilişki içinde olmuş olanları birbirinden ayırmamız gerektiğini düşünüyorum. Burada da ölçüyü ta 1973’ten beri alamayız, bizim için ölçü 17-25 Aralık sonrasıdır. 17-25 Aralık sonrasındaki örgütle ilişkilerde eğer bilerek ve isteyerek bizatihi örgütün, bizatihi ekonomik faaliyetlerine, sosyal faaliyetlerine, siyasi faaliyetlerine katılmışsa bunları tespit edecek araçlarımız var. Bu bir ölçü. Buna bakıyoruz. Bunların kendi kurdukları iletişim ağları var, özel. Yani hiç kimsenin kullanmadığı bir iletişim altyapısı kurmuşlar, o iletişim altyapısında 50 binin üzerinde isim var. Bunlar üzerinde gidiliyor.”

Örgütün elemanlarının belirlenmesinde emniyet istihbarat biriminin kayıtlarının da dikkate alındığını dile getiren Yıldırım, “Buradaki kayıtlar da tabii 17-25 Aralık öncesine de var, sonrasına da var. Burada milat 17-25 Aralık olarak belirlediğimiz için önceki kayıtları dikkate almayacağız. Bir başka konu, MİT’in tespitleri var. Devlet Denetleme Kurulunun tespitleri var. Bir de bakanlıkların kendi tespitleri var. Yani bilinen herkesin ortak kanaati şu şu isimler, örgütle doğrudan temaslı, bunlar biliniyor. Yani ne denir, kuvvetli şüphe böyle bir şey var, kanaat var. Eskiden beri biliniyor ama örgüt masum kabul edildiği için darbe girişimine kadar veya 17-25 Aralık, o da değil 7 Şubat 2012 bir adım, örgütün Hükümete karşı ilk yönelmesi odur. Ondan önce Balyoz, Ergenekon gibi davalarda etkin oldu, Hükümete karşı orada başlıyor. Dershanelerin kapatılması, MİT Başkanı’nın alınmaya çalışılması, Gezi olayları sonrası tutumları ve 17-25 Aralık ve sonrasında gelişen olaylar.” şeklinde  konuştu.

Örgüte üye olan ve olmayanların aynı ailede olması durumunda esas aldıkları kritere değinen Yıldırım, şöyle dedi:

“Aynı ailede bireyler var, birisi hakikaten örgütün aktif içinde, birisi değil. Ya bu kan bağına şeyine bakmak lazım, neticede, bu bir diyelim ki kocası kamuda üst bir düzey yönetici, hanımı abla. İşte burada nasıl davranacağız önemli. Burada da 17-25 Aralık’tan sonraki faaliyetlerde acaba örgütle devam ediyor, eşine rağmen devam ediyor ve ilişkilerinde herhangi bir sorun yok. Bir müdahale yok, orada risk var. Tabii suçların şahsiliği esas olmak itibarıyla bir de o suça iştirak etme, etmeme gibi durumları da dikkate almak lazım. İşin bu kısmı bizim işimiz değildir. Bu kısmı yargının işi. Burada bize çok soru geliyor. İşte ailede şu var, bu var. Siz bütün herkesi sorumlu tutuyorsunuz. Bu doğru değil, bunu yapmamamız lazım. Her şeye rağmen biz birinin suçundan dolayı başkasını sorumlu tutarsak, bu hukuk devletinde olan bir şey değil, doğru yapmamış oluruz.

Bunun da sürekli gündemde kalmasını istemiyoruz. Yani kamuoyunun bu işle sürekle meşgul edilmesi, ülkemizin hayrına değil. Milletin de hayrına değildir. Biz bir yandan bir şey sağlamaya çalışıyoruz, birliktelik. Ayrışmayı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Yapacağımız çalışmaların da bir ayrışma konusu olmamasına dikkat etmemiz lazım. Bizim için kritik konu bu. O yüzden de bunu bir an önce minimum hata ile, hatasız çok iddialı bir şey, hatasız yaparız dersek bu inandırıcı değil ve mümkün de değil. Elimizdeki veriler, sınırlı. Örgütle ilgili yapı çok kapalı. Hiç, eğer öyle olmasa yıllardır yanında taşıdığı adam, koluna kelepçe takıyor, kuvvet komutanın, Genelkurmay Başkanı’nın. İşin vahametini anlamak için başka örneğe gerek yok. O yüzden burada titiz davranmamız lazım.”

KURUMLARI DEĞİL KİŞİLERİ ESAS ALACAĞIZ

“Normalleşme esas, normalleşme millet için çok önemli. Hele hele ekonomi tarafı, iş dünyası tarafı daha da önemli.” diyen Yıldırım, şunları söyledi:

“Nasıl önemli? Şimdi burada diyelim ki bir hakikaten örgütün finans kaynağının sağlayan firmalar var. Artık kamuoyu tarafından bilinen, gizli saklı olmayan, bunlarla ilgili bir tereddüt yok. Bir de bazı firmalar da var. Bunlarla hakikaten iç içe girmiş yöneticileri, sahipleri bunlarla isteyerek, yahut istemeyerek hareket ediyor fakat firma da ülkenin bir değeri olmuş. Binlerce çalışanı var. Burada da ölçümüz şu; kurumları değil kişileri esas alacağız. Cezalandırmayı kuruma değil kişiye yapacağız. Tıpkı bizim parti kapatma konusundaki bakışımız gibi. Partinin bir mensubu yanlış yaptı diye partiyi kapatma fikri ne kadar demokratik değilse veya hukuki değilse burada da durum aynı. Orada kişiler hedef  alınacak, onlar ayıklanacak. Kurum çalışmaya, üretmeye devam edecek. Aksi halde ekonomi de olumsuz etkileniyor. Şimdi bizi arayan var, ‘Ben vaktiyle buraya mal vermiştim, ben şimdi FETÖ’CÜ müyüm, ne yapacağım’ diye endişe ediyor. Bankalar, ‘FETÖ’cülere kredi verdim’ diye sorgu sual olur mu, bu tehlikeli bir şey. Böyle yola girdiğimiz zaman maazallah FETÖ darbesinden daha çok sıkıntılar yaşarız. Ekonomik olarak yani istihdamın azalması, ekonomide durgunluk, büyüme oranının ayağı düşmesi gibi risklere karış biz tedbirli olmalıyız.”

DOLAYLI İLİŞKİLER TERÖR ÖRĞÜTÜ MENSUBU GİBİ MUAMELE GÖRMEYECEK

Başbakan Yıldırım, terörün finanse edilmesinin uluslararası bir suç olduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bu suça bilerek, isteyerek katılanlar affedilmeyecek. Bunlar cezalandırılacak ancak bunlarla iş yapmış, mal vermiş, mal almış, ticaret yapmış, bunları sorumlu tutamayız. Burada da ölçümüz 17-25 Aralık. İş yapmaya devam etmiş, ilişkilerini geliştirmiş. Bunu da masum sayamayız sadece basit bir ticari münasebet dışında 17-25 Aralık’tan sonra bu bilinen terörün finansmanını sağlayan şirketlerle çok derin ilişkileri devam ettirenler varsa onlar da sorumlu olacak ancak orada şirketin kendisi değil bu işin içinde olan yöneticileri veya ortakları sorgulanacak veya onlardan hesap soracak. Burayı da kim yapıyor, bu işi, MASAK yapacak. Mali işlerle ilgili konuların takipçisi MASAK olacak. MASAK’ın vereceği raporlara göre işlem yapılacak. Dolaylı ilişkiler aslında terör örgütü mensubu gibi bir muamele görmeyecek.”

“Batı’nın tutumundan, ‘Türkiye’nin duyduğu üzüntüyü, kaygıyı’ ifade ettiniz. Vize meselesi ve terörist başının ABD’den iadesi gibi konularda Türkiye sert bir söylem belirledi. Sonuna kadar bunun arkasında kalınacak mı yoksa bir yumuşama olacak mı?” soruna, Yıldırım, “Terörist başının Türkiye’ye gelip, yargılanmasından başka bir uzlaşı yolu yok. Bu kadar bedel ödet Türkiye’ye… 240 şehidimiz, 2 bin 195 gazimiz var, diğer tahribatı, toplumsal, psikolojik, maddi onları hiç saymıyorum. Bunlar ortadayken bir uzlaşma diye bir şey olmaz.” yanıtını verdi.

BASBAKAN

Amerika’nın Türkiye’nin dostu, stratejik ortağı olduğunu anımsatan Yıldırım, bu ülke ile 1950’den beri ilişkilerin gittikçe geliştiğini, birçok alanda müttefik olunduğunu ifade etti.

Yıldırım, Amerika’nın, bunca olaydan sonra “ipe un sererek”, Gülen’in iadesini geçiştirme yoluna gidemeyeceğini vurgulayarak, “Ayan beyan, ayna gibi bu adamın bunu yaptığı, yaptırdığı belli. Adamlar bülbül gibi ötmeye başladı. Kendini kurtarmak için doğruları söylüyor. Dolayısıyla bütün bunlar ortadayken, kalkıp aksine bir tutum içine girmeye devam ederse, o zaman bu milletin, 79 milyonun hissiyatını görmemiş olur ve bizden de şunu bekleme hakkı yok, ‘Niye sizin vatandaşlarınız, bize kötü gözle bakıyor?’ Ne yapsın vatandaş yani? İyi mi ettiniz vermemekle, bunu mu bekliyor?” diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Hadi şu darbe teşebbüsü olmadan önce efendim ‘Delildi, bilmem neydi’ diye birtakım itirazlar vardı. Diyelim ki yeterince ikna edici şeyler yok, bizim için açık da… Öyle düşünseler bile anlaşılabilirdi ama şu anda, 15 Temmuz’dan sonra böyle bir şey düşünmeleri hiç ama hiç iyi niyetle, dostlukla bağdaşmaz. Bu konuda olumlu adımlar atılmıyor mu? Atılıyor. Hakkı teslim etmek lazım. 15 Temmuz sonrası Amerika’nın yaklaşımı, 15 Temmuz öncesine göre çok farklı. 22’sinde bir heyet gönderiyorlar, teknik heyet, hukukçular gelip burada bizimkilerle görüşecek. 24’ünde Başkan Yardımcısı geliyor, onunla değerlendireceğiz. Daha önce Genelkurmay Başkanları geldi. Bizden heyet gidecek, dosyalar orada, inceleniyor. Ben burada olumlu bir sonuç çıkacağını düşünüyorum. Aksi bir durum söz konusu olamaz. Bunu Amerika kendisine izah edemez, Türkiye ile ilişkileri bakımından izah edemez. Amerika hakkında yayılan kanaati önlemenin tek yolu bu adamı buraya teslim etmektir ve Türk adaletine yaptıklarının hesabını sormasını temin etmesidir.”

“Türkiye’ye, 24 Ağustos’ta ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden mi yoksa ABD Dışişleri Bakanı John Kerry mi gelecek?” sorusu üzerine Yıldırım, Biden’in geleceğini söyledi.

15 TEMMUZ’DAN SONRA TEMİZLİK İŞİ HIZLANDI

“Geçmiş dönemlerden, FETÖ üyelerini sorgulayanların da FETÖ üyesi olduğunu gördük. MASAK ve diğer kurumlara artık yüzde yüz güveniyor muyuz?” sorusuna, Yıldırım, “Bu endişeler yersiz değil, bu endişeler giderek azalsa da var. Baştan beri söylediğim, örgüt kapalı. Bu, bizim en büyük zorluğumuz. Burada hala örgütün ‘kripto’ diye tabir edilen elemanları olabilir. Yapabildiğimiz kadar ayıklama, temizlik yapıyoruz ama buna rağmen kalmış olabilenler mümkündür. Onun için birkaç çapraz kontrolü yaparak, nihai kararı veriyoruz. Bundan başka da elimizde başka bir konu yok.” yanıtını verdi.

Kurumlarda, kritik noktalardaki karar verici kişilerle ilgili 2014’ün Aralık ayından sonra bir çalışmanın yapıldığını hatırlatan Yıldırım, “15 Temmuz darbe girişiminden sonra bu süreç hızlandırıldı, bu temizlik işi. Dolayısıyla büyük oranda burada yapılan çalışmalarda hata payının azaltıldığını düşünüyoruz ama ‘Sıfır hatayla yapacağız’, çok iddialı bir şey olur. O hatayı da yargı düzeltecek. Bizim verdiğimiz karar, bir yargı kararı değil, yargının olayı aydınlatması için bir ön çalışma niteliğindedir. Yargı işin sonunda doğrusunu tespit edecektir.” ifadesini kulandı.

Yıldırım, dış ülkelerin, başlangıçta yaptıklarını affettirecek bir tutuma girmeleri için fırsatın olduğunu, bunu beklediklerini kaydetti.

RUSYA İLE İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ HER BAKIMDAN  İYİ 

FETÖ’nün darbe girişiminin sivil ayağının kimlerden oluştuğunun ortaya çıkıp çıkmadığıyla ilgili bir soru üzerine Yıldırım, şu yanıtı verdi:

“Darbenin sivil ayağıyla ilgili elimizde somut bir şey yok. Orada da dedikodular var. Bizim bildiğimiz tek şey, Sulh Konseyi’ndeki bütün isimleri içerideler. Onlardan dışarıda olan kimse yok. Onların hazırladığı listelerde de müsteşar var belediye başkanları var. Daha üzerinde bir şey yok. Genelkurmay Başkanının karşılığı da boş bırakılmış. Sivil ayağıyla ilgili paylaşacağımız bilgi yok. Çeşitli söylentiler ve iddialar var.”

Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılan adımların Suriye meselesine nasıl yansıyacağının sorulması üzerine Yıldırım, şunları söyledi:

“Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi her bakımdan iyi. Türkiye’nin önemli bir ticaret ortağı ve komşusu. Karadeniz’i birlikte paylaşıyoruz. Olması gereken normalleşmeydi. Uçak krizinin ardından ilişkilerde kötüleşme oldu ama bağlar kopmadı, yani hep düzelmesi seçeneğini bir kenarda tuttuk. Nihayet düzelme sürecine girdi. Tekrar 24 Kasım öncesine dönmesi hemen bir günde olmaz, adım adım. Bu süreç başladı, bu adımlar atılıyor. İş adamları gidip geliyor, turizmde adımlar atıldı. Enerji, ulaşım konularında işbirliğine hız verilmesi kararlaştırıldı. Tarım konusunda biraz daha ağır gidiyor, orada da zamana bağlı olarak iyileşme devam edecek. Suriye politikası bakımında Rusya’nın Türkiye ilişkilerinin düzelmesinin çok büyük faydası var. Orada çözüm için birbirine zıt iki pozisyon varken, şimdi çözüme yönelik birlikte çalışma istek ve iradesi var. Bu bir kere en temel değişiklik. O halde ne oldu, buna İran’ı ve Amerika’yı da katarsanız Türkiye ile beraber bu sorunun çözümü için şartlar gittikçe olumlu hale geliyor ve bunun çözüme çok ciddi katkısı olacağı kanaatindeyim. Yani önümüzdeki 6 aylık süre içerisinde Suriye konusunda kayda değer gelişmeler yaşarsak şaşmayın.”

SİLAHLI KUVVETLER GÖZBEBEĞİMİZ BİR KURULUŞUMUZ

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde darbeye karışmamış olan askerlerin, kimi vatandaşların bazı olumsuz tepkisiyle karşılaştığı yönündeki bir olayın anlatılması ve benzer şeylerin yaşanmaması için nelerin yapılacağı yönündeki bir soru üzerine Yıldırım, “Biz başından beri asker elbisesi içerisindeki teröristler ile Silahlı Kuvvetlerin ülkesini, milletini, bayrağını seven mensuplarının birbirinden ayrı olduğunu hep söyledik. Bu bizim, ‘Peygamber Ocağı’ dediğimiz, gözbebeğimiz bir kuruluşumuz. Buradaki yanlışlardan dolayı burayı yıpratmak, sorumlu tutmak bize yakışmaz, bizim milletimize yakışmaz.” yanıtını verdi.

Vatandaşların tepkisinin anlamaya çalıştıklarını dile getiren Yıldırım, şöyle konuştu:

“Bu konudaki serzeniş yerindedir. Bu kadar yaşanan kötü olaylardan sonra böyle düşünmesi vatandaşın ayıplanacak bir şey değil. Bunu torunum bana söyledi. 11 yaşındaki çocuk ‘Bunlar bizim askerimiz, neden bizim insanımızı öldürüyorlar?’ diyor.  Biz bunu tamir edici her türlü tedbiri alıyoruz. Yenikapı’da Genelkurmay Başkanına 5 milyon vatandaşın karşısında ‘çık konuş’ demek bile, burada Silahlı Kuvvetlerin kurumsal kimliğinin ayrı tutulduğunun en güzel örneğidir. O yüzden bundan sonra yapılacak şey, Silahlı Kuvvetlerin kendi içerisinde bu konularda hiçbir gecikmeye mahal vermeden çalışmalarını titiz şekilde yapmasıdır ve süratle bu sarmaldan çıkmasıdır. Bunun alt yapısını biz hazırladık. Her türlü desteği veriyoruz. Moral değerleri süratle düzeldi. Daha azimli ve kararlılar. Askerler, ‘Balkan Harbi’nden beri biz böyle bir zillet yaşamadık. Biz bunun hesabını soracağız’ diyorlar. Bu kararlılıkta olmaları iyi bir şey. Bölücü terör örgütü ve FETÖ ile mücadele de bu çok önemli. Devlette açığa alınan 76 bin 597 kişi. Memuriyetten çıkartılan 4 bin 897 kişi. Bunların 3 binden fazlası asker, bir kısmı hakim, bir kısmı da sivil memur. Hem açığa alınanlar hem de memuriyetten çıkartılanların toplamı 81 bin 494 kişi.”

Nükhet Hotar, kamyonla Taksim’e çıkan Şerife Boz’u ziyaret etti

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine tepki göstermek amacıyla kamyonla Taksim’e çıkan Şerife Boz’u evinde ziyaret etti.

Darbe girişimine tepki göstermek amacıyla kamyonla Taksim’e çıkan Şerife Boz’u, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar ve beraberindeki AK Parti Gümüşhane Milletvekili Hacı Osman Akgül, AK Parti Genel Merkezi AR-GE Başkan Yardımcısı Osman Coşkun ve Anadolu Ajansı (AA) İstanbul Haberleri Editörü Hüseyin Altınalan ziyaret etti.

Boz’un Beykoz’daki evinde gerçekleşen ziyaretin ardından açıklama yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hotar, tarihe tanıklık edebilmek için kamuoyunun “Şerife bacı” olarak tanıdığı Şerife Boz ve eşinin misafiri olduklarını belirtti.

Hotar, 15 Temmuz darbe girişiminin çok hain, kanlı ve acı bir sürecin adı olduğunu kaydederek, “Maalesef bizim çocuklarımızın da hafızasına darbe kavramı gibi olumsuz olayları kazıdılar. Her şeyden önce bu girişimde bulunanların hem Allah katında hem de ülkesini, bayrağını, milletini seven vatandaşın gönlünde, gözünde hak ettiği yerde olmasını diliyorum.” diye konuştu.

Misafirperverliğinden dolayı Boz ailesine teşekkür eden Hotar, Şerife Hanım’ın gösterdiği kahramanlığın kendilerinin çocuklarına, çocuklarının da kendi çocuklarına mutlaka anlatacağına dikkati çekti.

boz

O akşam yaşadıklarını misafirlerine anlatan Şerife Boz ise, “Çok mutlu olduk. Bir Türk kadını olarak çok gururlandım. Allah razı olsun.” ifadelerini kullandı.

Ziyaret esnasında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar tarafından, partinin AR-GE başkanlığı adına Şerife Boz’a bir tablo hediye edildi.