Category Archives: Akparti Haberleri

15 Temmuz Türkiye'nin aynı zamanda darbe tarihleriyle bir hesaplaşmadı

“Millet dik durdu, 15 Temmuz’da da tankların önüne yatarak demokrasiyi savundu, bayrağını savundu”

Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Şanlıurfa’da yayın yapan Güneydoğu TV, Kanal Urfa ve Edessa Tv’nin, Şanlıurfa Müzesi’nde ortak yaptıkları canlı yayına katılarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. 

İdlib’de yaşanan gelişmelerin sorulmasının üzerine Kurtulmuş, bölgenin özel bir konu olduğunu belirterek zulümden kaçan insanların buraya sığındığını söyledi. 

Suriye’nin İdlib kentinde sorunun çatışmasızlıkla çözülebileceğini ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Bu kriz Rusya, ABD ve Avrupa ülkeleri için çok uzakta bir yerdeki krizdir. Türkiye için ise hemen sınırlarımızın ötesinde, bizim 30-40 kilometre ötemizdeki bir bölgeden bahsediyoruz. Burada gelişen her bir olayın Türkiye’nin hemen yanı başında Türkiye’nin canını yakma potansiyeli olan bir tehdit olduğunu görmeleri lazım. Biz sınırlarımızın dışındaki bölgeden terör örgütleri üzerinden çok çektik. Sınır kentlerimizin çoğu tehdit altında kaldı. Burada da Akçakale ve Ceylanpınar’da kardeşlerimiz atılan füzelerle şehit oldular. Bir taraftan DEAŞ, PKK/YPG/PYD’nin çok çeşitli tacizlerine karşı Türkiye ağır bedeller ödedi. O bölgeden Türkiye’ye karşı yapılan terör saldırıları, o da Türkiye için çok büyük bir güvenlik meselesidir.”

Kurtulmuş, Türkiye’de 4 milyona yakın Suriyeli bulunduğunu hatırlatarak 400 Suriyeli gören Avrupa ülkelerinin dizlerinin titrediğini ve bu insanların ülkelerine girmesini önlemeye çalıştıklarını dile getirdi.

İdlib’de 4 milyon insanın sıkışıp kaldığını ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Rejime sesleniyorum, ‘İdlib’deki 4 milyon insanın hepsini tek tek öldürürsen sorunu çözeceğini mi zannediyorsun?’ Daha ağır bir intikam ve kan gölü üzerine oturacaksın. Aynı şekilde Rusların da rejime destek vermemesi lazım. Eğer Ruslar uluslararası camia, diğer bütün ilgili taraflar Suriye’de bir çözüm istiyorlarsa çözüm insani çözümdür. Çözüm masadan geçen bir çözümdür, ilgili bütün taraflar otursunlar bunun için de elimizde, şu anda pratik olarak uygulanmıyor ama bir Soçi mutabakatı var sahanın rahatlatılabilmesi için. Türkiye’nin gözlem kuleleri var, Türkiye’nin İdlib’in içerilerinde rejim unsurlarından temizlenmiş o bölgede sivil halkı koruyabilmek bakımından gösterdiği olağanüstü gayret var, onun dışındaki çevrelerde de Rusya oraları bir şekilde kontrol altına alacak. Şu anda bu mutabakat uygulanamıyor ama sonuçta Ruslar da ‘Biz Soçi mutabakatını kaldırıp attık.’ diyemiyor. Zaten Ruslar da Amerikalılar da biliyor, Türkiye olmadan İdlib sorununun, Suriye’deki bu karmaşanın çözülebilmesi imkan ve ihtimal dahilinde değildir.

Kurtulmuş, “Rusya’nın isteği bir savaş mı çıkarmak?” sorusuna, “Bu öyle anlaşılıyor ki hem rejim hem Rusya sahada varlıklarını güçlü göstererek masada daha fazla söz sahibi olmak istiyorlar.” yanıtını verdi. 

Gezi Parkı olayları

Gezi Parkı olaylarına ilişkin yargı süreci hakkındaki bir soru üzerine, Kurtulmuş, 7 Şubat, 17-25 Aralık ve Gezi Parkı olaylarının iç içe geçmiş bir zincirin halkası olduğunu belirtti.

Büyük resimde, bu coğrafyada güçlü ve büyük Türkiye’nin olmaması için bir sürü engel çıkarıldığını anlatan Kurtulmuş, o dönemde Türk bayrağının yakıldığını,  terör örgütü elebaşının posterlerinin asıldığını anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mahkeme hangi safahatla devam ederse etsin, bu da insanları yaralayan bir durumdur bu ayrı bir konu, mahkemede varsayalım ki bu adamlar hakkında beraat kararı verse dahi Gezi Parkı eylemlerini Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümetini yıkmak için yakan bir ateş olduğu sonucunu kimse değiştiremez. Gezi Parkı, 17-25 Aralık, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne bakıyoruz; hepsinin ortak tarafı enflasyon çıkmış, faizler yükselmiş, dolar yükselmiş, Gezi Parkı olaylarından sonraki bir ay içerisinde 8 milyar dolar İstanbul’daki yabancı sermaye yurt dışına gitmiş. Bunun bedelini kim ödeyecek, çok açık Türkiye’yi hem ekonomik hem siyasi bakımdan çökertme meselesiydi bu. Millet dik durdu, 15 Temmuz’da da tankların önüne yatarak demokrasiyi savundu, bayrağını savundu. Bunların hepsi bir parça bunları yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan resim şu; emperyalist güçler bu coğrafyayı yeniden paylaşırken, bölüşürken, Türkiye’nin güçlü bir aktör olarak burada var olmasını istemiyorlar ve hazmedemiyorlar.” 

Darbe teşebbüsü olabileceği iddiaları

Yeni bir darbe teşebbüsünün olabileceğine ilişkin söylentilerin gündeme getirildiği ifade edilerek bu konudaki değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Çok şükür 15 Temmuz Türkiye’nin aynı zamanda darbe tarihleriyle bir hesaplaşmadır. İnsanlar tankların önüne geçerken hep şöyle düşündü; ‘Ya biz bu memlekette Menderes’in asılmasını bir şekilde seyrettik’. Hep babalarından, dedelerinden bunları duyarak yetişmişti insanlar. Bir taraftan da 70 yıldır yapılan bütün antidemokratik uygulamaların hesabını sormak için millet tankların karşısına çıktı. 28 Şubat’ın hesabını sormak, 27 Nisan muhtırasını vermek isteyenlerin o arka plandaki zihniyetini çöpe atmak için millet sokağa çıktı, Allan’ın lütfuyla başarılı oldu. Türkiye’de 15 Temmuz’un kesin sonuçlarından birisi, artık bir darbe teşebbüsünde olanların 50 kere bunu düşünmek zorunda kalacaklarıdır. Bu millet bir daha Allah muhafaza böyle bir teşebbüste bulunacaklara haddini çok daha ağır bir şekilde bildirecektir. Çünkü bu 15 Temmuz’un bize vermiş olduğu bir sonuçtur. Ben bir darbe ihtimali görmüyorum ama ‘Türkiye’de darbe niyetleri olanlar hepten mi ortadan kalktı?’ derseniz ne yazık ki hala zihinlerinin bir tarafından darbe niyetleri olanlar bulunabilir, onlara da asla pabuç bırakılmayacaktır.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Bolu Merkez İlçe Kongresine katıldı.

“Biz birlikte siyaset yapıyoruz. Bizim siyasetten beklentimiz ne çıkardır ne de pozisyon, statü elde etmektir”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Yazıcı, Bolu Merkez İlçe Kongresine katıldı.

Yazıcı, Türkiye’nin 2000’li yıllarda siyaseten müşkülat çektiğini ve otorite boşluğu olduğunu belirtti, ülkede milletle hükümetin gündeminin farklılık arz ettiği bir yönetim anlayışının yaşandığı sürecin unutulmaması gerektiğini söyledi.

Yazıcı, Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin adeta bir darbeler tarihi olduğunu dile getirerek, “1960 darbesini yaşadık. 1971 muhtırası var. 1980 darbesi var. 28 Şubat postmodern darbe süreci var. 2007’de 27 Nisan muhtıralı darbe teşebbüs süreci var. 15 Temmuz 2016’da tarihin en alçak, en gaddar darbe teşebbüsü var. Son ikisi hariç bütün darbeler hedefine ulaşmıştır. İki darbeden birini AK Parti önlemiştir. Diğerini de Sayın Cumhurbaşkanımız öncülüğünde aziz milletimiz önlemiştir.” ifadesini kullandı.

Ülkenin yaşadığı en gaddar darbe olan 15 Temmuz’dan 40 gün sonra Türkiye tarihinin en kıymetli operasyonlarından birinin yapıldığını söyleyen Yazıcı, şöyle devam etti:

“Fırat Kalkanı Operasyonu’nu 40 gün sonra yaptık. 2018 ocak ayında ikinci bir operasyon Zeytin Dalı Operasyonu ve 2019 ekim ayında Barış Pınarı Operasyonu gerçekleşti. İç ve dış güvenliğimiz açısından son derece kıymetli. Anlayan var anlamayan var. Ağzı olan herkesin konuştuğu bir ülkemiz var. Türkiye bu operasyonları yapmak zorundaydı ve bu operasyonlarla bu bölgede dünya ölçeğinde bir aktör, önemli bir ülke olduğunu herkese göstermiştir. Herkes hesabını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır.”

Türkiye’nin darbe girişimi sürecinden sonra gerçekleştirebildiği bu operasyonların milli savunmaya yapılan yatırımlarla gerçekleşebildiğine işaret eden Yazıcı, “AK Parti hükümetleri milli savunmaya, ülke savunmasına son derece önem verdi. Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet güçlerimiz de dahil iktidara geldiğimizde yüzde 70 ihtiyaç bakımından dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığı yüzde 30’lar seviyesine indirdik. Bu destek ve imalatları yaparak bu çok kıymetli operasyonları Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerçekleştirmiştir.” diye konuştu.

“Milletin birliği, bütünlüğü esas”

Yazıcı, AK Parti’nin siyaset tarzında projeciliğin esas olduğunu ve değerler üzerinden siyasetin yapılmayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Değerler hepimizin. Vatan hepimizin. Bayrak hepimizin. Devlet hepimizin. Milletin birliği, bütünlüğü esas. Onun için tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyorum. Bunlar herkesin. Sadece AK Parti’nin değil. Bunların herkesin olması gerekir. Siyasi ortamda var olan herkesin bu değerlere sahip çıkması lazım. Siyasetin proje üzerine gerçekleşmesi gerekiyor.” 

AK Parti olarak siyasetten bir beklentileri olmadığını anlatan Yazıcı, şu ifadelere yer verdi:

“Biz birlikte siyaset yapıyoruz. Bizim siyasetten beklentimiz ne çıkardır ne de pozisyon, statü elde etmektir. Bunlar kendi içerisinde gelir, nasipse olur. Siyasete giren insan hak ve özgürlüğünü kendi rızasıyla sınırlayan adamdır. ‘Ben siyasete geldim AK Parti’ye ama burada da her istediğimi yaparım.’ diyorsanız bu yanlıştır. Adamın biri Elazığ’a depreme gitti, oradan da Palandöken’e gitti. ‘Ben spor yaparım.’ dedi. Öyle bir özgürlüğün yok hemşehrim, yok. Bilmiyor adam yani. Birde deklare ediyor. Böyle bir şey yok.”

Yazıcı, daha sonra İstanbul’da geçirdiği trafik kazasında yaralanan ve evinde tedavisi devam eden AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay’ı ziyaret ederek, geçmiş olsun dileklerini iletti.

Jülide Sarıeroğlu, Ramazan Bayramı dolayısıyla Genel Merkez'de parti teşkilatıyla bayramlaşma programına katıldı.

“82 milyon vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her yeri hizmetlerle donatan Sayın Binali Yıldırım’ın bu süreçten başarıyla çıkacağına yürekten inanıyoruz”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu, Ramazan Bayramı dolayısıyla Genel Merkez’de parti teşkilatıyla bayramlaşma programına katıldı.

Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu, burada yaptığı konuşmada, Ramazan Bayramı’na erişmenin mutluluğunu, huzurunu hep birlikte yaşadıklarını belirterek, ülkenin birlik ve beraberliği, bütünlüğü için çarpışan, sınırları koruyan, başta Pençe Harekatı’nda görev yapanlar olmaküzere bu bayramı ailesinden uzakta geçiren tüm Mehmetçik’e ve güvenlik görevlileri ile ailelerine selam gönderdi.

Bugünlere erişilmesine vesile olan, bu toprakları vatan kılan, kanıyla bayrağa rengini veren ve millet için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen kahraman ecdada ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet, millete başsağlığı ve sabır, gazilere sıhhat ve afiyet dileyen Sarıeroğlu, gurbette yaşayıp bayramı dünyanın farklı coğrafyalarında karşılayan, kalplerinden ve dualarından Türkiye’yi eksik etmeyen vatandaşlara selam yolladı.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 17 yıldır millete verdikleri müreffeh Türkiye’ye ulaşma sözü doğrultusunda azimle çalıştıklarını vurgulayan Sarıeroğlu, “Rabbimize hamdolsun, AK Parti teşkilatları olarak kadınıyla erkeğiyle genciyle çıktığımız bu kutlu yolda omuz omuza çalışarak milletimize verdiğimiz sözlerin hepsini tek tek yerine getirdik. Başımızı bir gün olsun yere eğmedik, ülkemize karşı kurulan tuzaklarda ilk safta milletimizle birlikte yer aldık. Bir sürü badireler atlattık. Tüm bu badirelerin atlatılmasında 14 Ağustos 2001’den bugüne millete hizmet sevdasıyla çalışan AK Parti teşkilatlarımızın tüm kademelerinde görev yapan yol arkadaşlarımızın çok büyük emekleri var.” diye konuştu. 

Teşkilat mensuplarına teşekkür eden Sarıeroğlu, hayatını kaybeden tüm yol arkadaşlarını saygı ve rahmetle andıklarını söyledi.

31 Mart yerel seçimlerinde AK Parti’nin 17 yıldır olduğu gibi bir kez daha birinci olduğuna dikkati çeken Sarıeroğlu, “Milli irade sandıklarda bir kez daha tecelli etmiş ve kazanan demokrasi olmuştur. Kazanan yüzünü 17 yıldır Türkiye’ye dönen, mazlum ve mağdur coğrafyalarda yaşayan kardeşlerimiz olmuştur.” ifadesini kullandı. 

Sarıeroğlu, parti teşkilatlarının büyük özverisi ve Türk milletinin desteği sayesinde AK Parti’nin girdiği dördüncü yerel seçimlerde toplam 760 belediyeyi kazanarak yine en yüksek oranda temsile sahip olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1994’te başlattığı gönül belediyeciliği anlayışını tüm Türkiye’de yaygınlaştırmaya, vatandaşların hizmetlerinde bunu hissetmesini sağlamaya devam edeceklerini dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi kararına değinen Sarıeroğlu, şunları söyledi:

“Bu YSK tarafından verilen hukuki bir karar. Bu kararla başkanlık herhangi bir kimseden alınıp başka bir tarafa verilmiş değil. Tamamen seçim kanunlarından doğan haklar neticesinde ilk andan itibaren AK Parti ailesi olarak seçimlerin yenilenmesi değil tüm sandıkların yeniden sayılması konusunda başvurularımızı yapmıştık. Bu başvurularımız maalesef kabul edilmedi. Yüzde 10 sayıldığında 27 bin olan oy farkının 13 binlere kadar indiğini gördük. Kalan yüzde 90 sayılsaydı durumun daha farklı olacağına inanıyorduk. Ancak süreç bu şekilde işlemedi.”  

İtiraz sürecinin tüm kamuoyunun önünde şeffaf şekilde yürüdüğünü, sonunda seçimlerin yenilenmesi kararı verildiğini ifade eden Sarıeroğlu, “Bu kararın da hayırlı olmasını temenni ediyoruz. İnşallah çalışmalarımızla 23 Haziran’da hepinizin çok yakından tanıdığı, yüreklere giren, 82 milyon vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her yeri hizmetlerle donatan Sayın Binali Yıldırım’ın biz bu süreçten başarıyla çıkacağına yürekten inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım’ın son başbakan olarak tarihe geçtiğini, kendisiyle yakın çalışma fırsatı bulduğunu ve bunun onurunu yaşadığını anlatan Sarıeroğlu, “Gerçekten İstanbul ile ilgili büyük hayalleri, hedefleri var. Bu hayaller ve hedefler doğrultusunda farkını ortaya koyacağına, yıldırım gibi hizmetlerle İstanbulluları buluşturacağına yürekten inanıyoruz. Bu süreçte İstanbul’da girmedik gönül bırakmamak için var gücümüzle teşkilatlarımız, kadrolarımızla birlikte Cumhur İttifakı olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnşallah bu sürecin hayırla tamamlanmasını temenni ediyoruz.” dedi.

AK Parti’nin büyük reformlara imza atmaya devam ettiğinin altını çizen Jülide Sarıeroğlu, 4 yıllık seçimsiz bir süreç olduğuna işaret etti. Sarıeroğlu, “Bunları da fırsata çevirerek yine kadın, erkek, genç, yaşlı, emeklisinden işçisine, çiftçisine kadar tüm topum kesimlerini ilgilendiren konularda bizden beklenen, talep edilen, ihtiyaç duyulan ne varsa bunların çözümüyle ilgili reform gündemimizi canlı tutarak, reformları hayata geçirerek yolumuza Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devam edeceğiz.” diye konuştu.

Sarıeroğlu, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın teşkilat mensuplarının bayramını kutladığını da iletti.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türk Konseyi Genel Sekreteri Amreyev'i kabul etti

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türk Konseyi Genel Sekreteri Bağdad Amreyev’i kabul etti. 

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Huber Köşkü’nde gerçekleşen kabulde, Kırgızistan’da düzenlenen 6. Türk Konseyi Zirvesi’nde aldıkları kararla Türk Konseyi Genel Sekreterliği’ne ataması gerçekleştirilen Bağdad Amreyev’e başarılar diledi. 

Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin her daim öncelikleri arasında olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türk Konseyi’nin diğer ülke ve uluslararası örgütlerle iş birliğini güçlendirmesine önem atfettiklerini dile getirdi. 

Bu amaçla İslam İşbirliği Teşkilatı’nda gözlemci statüsü elde edilmesi çalışmalarını desteklediklerini belirten Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Konseyi’ne gözlemci üye olması konusunda destek beklediklerini ifade etti. 

“TÜRK KONSEYİ’NİN İSTANBUL’DA KALMASINI VE MEVCUT YAPISINI KORUMASINI İSTİYORUZ”

Erdoğan, Azerbaycan’ın ev sahipliğinde ekim ayında düzenlenecek 7’nci zirvenin hazırlıklarını da yakından izlediklerini belirterek, şunları kaydetti: 

“Bu zirve ile birlikte artık Özbekistan’ı da Konsey üyesi olarak görmeyi ümit ediyoruz. Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov’un zirveye onur konuğu olarak davet edilebileceğini de düşünüyoruz. Reform düşüncesi Konsey gündeminde üst sıralarda yer almakta. Sayın Nazarbayev’in bu konudaki vizyonunu paylaşıyoruz. Eşgüdüm ve sinerjinin geliştirilmesi yoluyla Konsey’in verimliliğinin artırılmasına matuf seçeneklerin değerlendirilmesini daha uygun buluyoruz. Bu çerçevede, Türk Konseyi’nin İstanbul’da kalmasını ve mevcut yapısını korumasını istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca “Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi’nin (TÜRKPA) ayrı bir uluslararası örgüt olarak devamından yanayız. TÜRKSOY’un özel statüsünün korunarak mevcut üye yapısıyla Ankara’da kalmasının uygun olacağını değerlendiriyoruz.” dedi.

Erdoğan, Nur-Sultan’da bulunan Uluslararası Türk Akademisi ve Bakü’de yerleşik Türk Kültür ve Mirası Vakfı hususunda Kazakistan ve Azerbaycan’ın tercih edeceği önerileri desteklemeye hazır olduklarını ifade etti. 

“NAZARBAYEV’İN TÜRK KONSEYİ ONURSAL BAŞKANI OLMASINI ÖNERDİM” 

Erdoğan, “Türk dünyasının Aksakalı” olarak gördükleri Nazarbayev’in liderliğinin gerek Kazakistan’la ikili ilişkilerin geliştirilmesinde gerek Türk Konseyinin kurulup gelişmesinde büyük rol oynadığını söyledi. 

Nazarbayev’in değerli görüşlerine ve derin tecrübesine önümüzdeki dönemlerde de ihtiyaç duyacaklarını belirten Erdoğan, “Bu anlayışla Sayın Nazarbayev’in Türk Konseyi Onursal Başkanı olmasını önerdim. Teklifimizin tüm üye ülkelerden kabul gördüğünü büyük bir memnuniyetle öğrendim.” diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekim ayında yapacakları zirve sırasında bu konuda ayrıca bir tören düzenleyebileceklerini kaydetti.

Kabulde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da hazır bulundu. 

"Bütün dünya Filistin davasına sırtını dönse bile biz sırtımızı dönmeyeceğiz"

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Eski Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’i kabul etti.

Eyüpsultan Belediye binasındaki kabulde Kurtulmuş, Meşal ve arkadaşlarını Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bugün Eyüpsultan’da Filistin Dostluk Grubu’nun milletvekillerimizle birlikte yapacağı bir toplantı var, o toplantıya teşrif ettiler. Filistin davasının bizim için hayati bir mesele olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok. Bütün dünya Filistin davasına sırtını dönse bile biz sırtımızı dönmeyeceğiz. Çünkü Filistin davası hem Filistin’in özgürlüğüne sahip çıkmaktır hem İslam ümmetinin geleceğine sahip çıkmaktır, aynı zamanda da dünya barışının temin edilmesi için önemli bir meseledir. Maalesef son zamanlarda Siyonist rejimin saldırılarını arttırmasını büyük bir üzüntüyle takip ediyoruz. Üzüldüğümüz konu şudur; İslam dünyası da, dünyanın birçok ülkesi bu saldırılar karşısında ciddi bir sessizlik içerisindedir. İslam dünyasını bu kadar dağınık görmüşken Siyonist rejim de son vuruşu yapmak istiyor. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar Filistin davasını ve Filistin’i yok edemeyecekler. Son olarak Gazze bombalamaları sırasında Anadolu Ajansı’nın bombalanması da tabii ki tesadüfi değildir. İsrail’in işlediği insanlık suçlarını dünyaya duyurulmasında rahatsızlık duymuşlardır. Anadolu Ajansı bu anlamda, insan hakları ve uluslararası hukukun kendisine vermiş olduğu bütün imkanları kullanarak Gazze’deki insanlık suçlarını dünyaya anlatmaya devam edecektir.” 

Numan Kurtulmuş, “Yüzyılın Anlaşması” konusuna değinirken, “ABD bu ‘Yüzyılın Anlaşması’nı henüz beyan etmedi. Medya kanalıyla bunu sızdırıyorlar ve insanları bu fikre alıştırmaya çalışıyorlar. Kendilerine maalesef İslam dünyasında da yandaş bulmaya çalışıyorlar. Bu anlaşmayı hangi devlet kabule derse etsin İslam dünyasındaki hiçbir halk kabul etmeyecektir.” dedi.

AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı Yapıldı

AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı Yapıldı

11 başlıkta AK Parti manifestosu
Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan AK Parti 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri Manifestosu’nda, yeni dönemdeki belediyecilik anlayışı ve millete taahhütler 11 başlık altında sıralandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Spor Salonunda düzenlenen AK Parti 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’nda AK Parti’nin yeni dönemdeki belediyecilik anlayışı ve millete taahhütlerinin yer aldığı 11 maddelik manifestosunu açıkladı.

Manifestoya göre AK Partili belediyeler, “Şehir planları”, “Alt yapı ve ulaşım”, “Kentsel dönüşüm”, “Benzersiz şehirler”, “Akıllı şehirler”, “Çevreye saygılı şehirler”, “Sosyal belediyecilik”, “Yatay şehirleşme”, “Halkla birlikte yönetim”, “Tasarruf ve şeffaflık” ve “Değer üreten Şehirler” ilkeleri çerçevesinde hizmet verecek.

Manifestonun ilk maddesini, “Şehir Planları” oluşturuyor. Buna göre şehir planları uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacak. İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle izin verilmeyecek.

Manifestonun “Alt Yapı ve Ulaşım” ilkesinde ise altyapı ve ulaşım sorunlarının tüm şehirlerde tamamen çözülmesi öngörülüyor.

Toplu taşıma projelerinin hızlandırıp yaygınlaştırılması, otoparkların hem şehir planlarında ve hem de imar uygulamalarında asli öncelik haline getirilmesi de manifestoda bulunuyor.

Manifestonun “Kentsel Dönüşüm” maddesinde ise kentsel dönüşüm çalışmalarının bölgelerin özelliklerine ve vatandaşların ihtiyaçlarına göre yürütüleceği ifade ediliyor. Projeler, şehirleri hem deprem riskinden, hem de çarpık yapılaşmadan kurtarmaya dönük olarak geliştirilecek.

Bina bazlı kentsel dönüşümden ziyade alan bazlı kentsel dönüşüm teşvik edilecek. Millet kıraathaneleri ise mahalle düzeyine kadar yaygınlaştırılacak.

Manifestonun “Benzersiz Şehirler” maddesinde ise bu anlayışla şehirlerin kendi hikayelerine uygun şekilde geliştirileceği ilkesi yer alıyor. Buna göre, kendi hikayesi olan şehirlerin siluetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığına katkıda bulunmayan projelere izin verilmeyecek.

Tarihi yapılar ve mekanlar şehrin günlük hayatının ayrılmazparçaları haline getirilecek. Taklitten ve tekrardan uzak, geçmişten feyz alan, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir mimari hakim kılınacak.

Ayrıca şehirlerin, kadınlardan çocuklara, gençlerden yaşlılara, engellilerden sporculara kadar herkese dokunacak mekanlarla donatılması sağlanacak.

Manifestoda yer alan “Akıllı Şehirler” uygulamalarıyla da teknolojinin tüm imkanları insanların ve şehirlerin emrine sunulacak.

Manifestodaki “Çevreye Saygılı Şehirler” maddesiyle de bu şehirlerle belediye hizmetlerinde tabiattaki canlı veya cansız tüm varlıklarla uyum gözetilecek.

Bunun için halkın aileleriyle huzur içinde vakit geçirebileceği, dinlenebileceği, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabileceği Millet Bahçeleri her şehirde yaygınlaştırılacak.

Kitlesel tüketimden kaynaklanan atıkların çevreyi kirletmesine engel olunacak.

Katı atıktan kanalizasyona, hava ve gürültü kirliliğine kadar, çevreye zarar veren tüm unsurların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik yatırımlar her ilde yaygınlaştırılacak. Bu kapsamda “Sıfır Atık Projesi” her kurum ve evde hayata geçirilecek.

Manifestonun “Sosyal Belediyecilik” maddesinde ise sosyal belediyecilik çalışmalarına önem verilerek doğrudan insana dokunan hizmetler ve projeler yaygınlaştırılacak.

Özellikle aile kurumunu güçlendirecek çalışmalar öncelikli olacak. Aile Danışma ve Yaşam Merkezleri, Kadın ve Gençlik Merkezleri, Spor Merkezleri, Kültür ve Sanat Merkezleri, Engelli ve Yaşlı Merkezleri gibi hizmetleri en küçük yerleşim birimlerine kadar götürülmesine devam edilecek.

“Yatay Şehirleşme” maddesiyle ise tabiatla bütünleşen, aile, mahalle ve komşuluk kültürünü ihya eden örnek yerleşim alanları kurulacak.

Her şehirde pilot uygulamayla başlayıp, zaman içinde genişleterek yatay şehirleşme modeli Türkiye’nin her yerine yaygınlaştırılacak. Kentsel dönüşüm alanları ile yeni imara açılan bölgelerde de bu modele öncelik verilecek.

“Halkla Birlikte Yönetim” ilkesiyle ise şehirle ilgili tüm önemli kararlar orada yaşayanlarla birlikte alınacak.

Belediyeden hizmet alan vatandaşlar için bir “Şehirli Hakları” bildirgesi hazırlanacak. Belediye sınırları içinde yaşayan herkesin katılımıyla toplanacak Şehir Meclislerinde, önemli kararlar ortak akıl ile alınacak.

“Tasarruf ve Şeffaflık” maddesine göre, belediyelerin kaynakları hem doğru hem de açık şekilde kullanılacak. Yatırımlar ve hizmetleri yaparken kullanılan kaynağın gerekliliği, verimliliği, önceliği, kalitesi titiz bir şekilde değerlendirecek.

“Değer Üreten Şehirler” maddesinde ise değer üreten şehirler ile kültür ve ekonomi başta olmak üzere her alanda hayat kalitesini yükseltecek yaklaşımlar geliştirilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Spor Salonunda düzenlenen 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu.

Erdoğan, AK Parti’nin 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri’nin ardından şehirleri yönetme anlayışının özünü, millete verecekleri sözlerin çerçevesini oluşturan manifestoyu paylaşmak üzere huzurda olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Bu seçimlerde illerine, ilçelerine, beldelerine, hizmet etmek üzere belediye başkanlığına aday olan AK Parti’li ve Cumhur İttifakı mensubu arkadaşlarımızın her birine başarılar diliyorum. Önümüzdeki seçimlerde milletimizin tercihini yine hizmet siyasetinden yana kullanarak AK Parti’yi sandıktan açık ara birinci parti olarak çıkaracağınıza inanıyorum.” diye konuştu.

Milli iradenin üstünlüğüne yürekten bağlı bir parti olarak 31 Mart seçimlerinde ortaya çıkacak sonucun, Türkiye’ye ve millete hayırlı olması dileğinde bulunan Erdoğan, “Dik dur eğilme, bu millet seninle” sloganları üzerine, “Dik duracağız dikleşmeyeceğiz. Dik duruyoruz endişeniz olmasın.” dedi.

“İNSAN TÜM MAHLUKATA GÖNLÜNÜ AÇAR, GÖNÜL ŞEHİRLERİ KURULUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, giriş konuşmasının ardından manifesto metnine geçerek, şunları kaydetti:

“İnsan, şehirler kurar, yollar, köprüler yapar, kıtadan kıtaya uzanır, uzaya çıkar. Ama gönlü ancak, bir gönülde sükuna erer. Bir gönlü misafir ettiğinde varlığını hisseder. Bir gönle girdiğinde kendini bulur. Bir genç kızın hayali… Bir delikanlının umudu… Bir yaşlının yalnızlığı… Bir çocuğun kucak açışı… Daha nicesiyle birlikte gönülde karşılık bulur. Kuşa, böceğe, ağaca, çiçeğe, tüm mahlukata gönlünü açıp rahmet nazarıyla bakıyorsa eşrefliğinin farkına varır. Göğsünde bir et parçası değil alemi taşır. Şehri emanet görmek, şehri emanet almak, şehremini olmak, ancak gönül sahibiyse olur, gönüllere girerek olur. İşte o zaman gönülden gönüle köprüler kurulur. Seyyid Nesimi’nin dediği gibi; ‘Gülden terazi tutarlar, gülü gül ile tartarlar, gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül.’ Gönüller birleştiğinde ancak böyle şehirler kurulur.

Hacı Bayram Veli Hazretleri’nin nazarıyla ifade edersek; ‘İnsan, şehri inşa ederken, aslında taşın toprağın arasında kendisini inşa eder. Gönülde her ne var ise, şehir olarak görünür. Gönlü taş olanın şehri taş, gönlü aşk ile dolu olanın şehri gülistan olur’. Evet… Böylece şehir insan olur, insan şehir olur. İnsan tüm mahlukata gönlünü açar, gönül şehirleri kurulur. Gönül tevazudur, kibir değil. Gönül azimdir, gayrettir, hırs değil. Gönül samimiyettir, hasbiliktir, hesabilik değil. Gönül Rahmanın evidir. İnsan tüm evrenin kalbidir. Şehir de tüm bunların mekanıdır. İşte bu anlayışla, AK Parti olarak şehirlerimize ve onlara hizmet için kurulmuş olan belediyelerimize çok büyük önem veriyoruz.”

“DÜNYAYI NASIL İDRAK EDİYORSAK, YAŞADIĞIMIZ ŞEHİRLERE DE ÖYLE ŞEKİL VERİRİZ”

Bugün “şehir” olarak ifade edilen il ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının yüzde 80’i aştığını belirten Erdoğan, dünyada ise Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun yüzde 55’inin şehirlerde yaşadığını söyledi. Bu oranın 2050’de üçte ikiyi geçmesinin beklendiğine dikkati çeken Erdoğan, şehirlerde yaşayan insan sayısı artarken, küresel ölçekte gelir dağılımının da giderek bozulduğunun altını çizdi.

Yapay zeka gibi yeni teknolojilerin, önemli fırsatlarla birlikte kimi belirsizlikleri de beraberinde getirdiğini kaydeden Erdoğan, ekolojik tahribatın dünyanın geleceğini her geçen gün daha çok tehdit ettiğini vurguladı.

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere pek çok yerde, etnik, kültürel ve dini ayrımcılık gibi demokrasiye meydan okuyan eğilimlerin yükselişe geçtiğini dile getiren Erdoğan, “Son iki asırda, çarpık kentleşmeden çevre kirliliğine, sosyal buhranlardan terör olaylarına ve savaşlara kadar pek çok sıkıntıyla boğuşan dünyamız, artık tarihi bir yol ayrımına doğru gidiyor. Bu tablo bizi, diğer meselelerin yanı sıra, şehir ve medeniyet tasavvurumuz ile bunların ayrılmaz bir parçası olan belediye hizmetleri üzerinde daha çok düşünmeye sevk ediyor. Bizim gözümüzde şehirler, kurucularının ve içinde yaşayan insanların adeta aynası gibidir. Dünyayı ve hayatımızı nasıl idrak ediyorsak, yaşadığımız şehirlere de öyle şekil veririz.” değerlendirmesinde bulundu.

“AK PARTİ KADROLARI OLARAK, ŞEHİRLERİMİZİN VE ÜLKEMİZİN HİZMETİNE KOŞTUK”

Ecdadın “Şeref-ül mekan bil mekin” yani, “Bir şehri aziz kılan, o şehrin sakinleridir” diyerek, bu gerçeğe işaret ettiğini aktaran Erdoğan, “Yahya Kemal, ecdadın kurduğu şehirleri anlatırken, ‘ve böylece toprak imana gelirdi’ diyecek kadar vecd içinde bir tasavvur ortaya koyuyor. Peki nasıl oldu da böylesine ince fikirli ve zevkli bir medeniyet müktesebatından, son asırda böylesine hoyrat bir şehircilik geçmişine savrulduk? Bize göre şehirlerimizin uzun süredir malul olduğu sıkıntıların temelinde, insan fıtratının bir kenara bırakılıp bireysel hırslar elinde şekillendirilmesi yatıyor.” diye konuştu.

Erdoğan, tribünlerden sarkıtılan kendisinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Alparslan Türkeş ile Necmettin Erbakan’ın fotoğraflarının yer aldığı “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.” yazılı pankartı görmesi üzerine, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Cumhur İttifakı’nın tanımı budur. Pazara kadar değil inşallah mezara kadar.” dedi.

Milletin değerlerine sahip çıkmayanların şehircilik mirasına sahip çıkmasının zaten işin tabiatına aykırı olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçmişiyle barışık olamayan geleceğini de sağlıklı bir şekilde inşa edemez. Türkiye, uzun süre yönetimine hakim olan vizyonsuz, öngörüsüz, kifayetsiz, plansız, istikrarsız, milletin derdiyle dertlenmediği için umursuz hastalıklı zihniyetler elinde örselenmiş ve oyalanmıştır. Açık yüreklilikle kabul etmek gerekir ki, bırakınız sonradan kurulanları, kadim şehirlerimiz dahi bu hastalıktan kendini kurtaramamıştır. Bizler, tüm siyasi hayatı, işte bu çarpıklıklarla mücadeleyle geçen AK Parti kadroları olarak, şehirlerimizin ve ülkemizin hizmetine koştuk. Eksiklerimiz ve hatta kimi zaman hatalarımız elbette olmuştur. Ama, milletimiz ve tarih şahittir ki, tüm samimiyetimizle ve gücümüzle, ülkemizi maddi ve manevi medeniyet değerleriyle yeniden buluşturmak için çalıştık. Azmettik, çalışıyoruz ve çalışacağız.”

“BELEDİYECİLİKTEKİ TECRÜBEMİZİ SÜREKLİ ZENGİNLEŞTİREREK, TÜRKİYE’NİN HİZMETİNE SUNDUK”

AK Parti’nin kurucu kadrolarının, gençlik yıllarından beri takipçisi oldukları medeniyet davalarını, belediye yönetimlerinde adımlarını attıkları hizmet mücadelelerini zamanla tüm ülkeye taşıdıklarını anlatan Erdoğan, “Şuna inanıyorum; bizimkisi bir aşk hikayesidir. Aşk ise kişinin sevdiğinde yok olmasıdır. Laf ile aşk olmaz. Ancak sevdiğinizde yok olursanız aşk olur.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, belediyelerde başlayan bu büyük yürüyüşün, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında sürekli gelişerek, genişleyerek sürdüğünü söyledi.

Bu süreçte şehirleri mazisiyle barışık ve geleceği kucaklayacak hizmetlere kavuşturmak amacıyla, hem belediyelerde, hem merkezi idare kurumlarında gece gündüz ter döktüklerini ifade eden Erdoğan, her alanda olduğu gibi belediyecilikte de Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların katbekat üzerinde eserler ortaya koyduklarını dile getirdi.

AK Parti’nin, belediyecilikte çığır açmış, milletin gönlünde bu hizmetleriyle yer edinmiş kadrolar tarafından kurulmuş bir parti olduğunun altını çizen Erdoğan, “AK Parti kadrolarının belediyelerdeki başarılarının gerisinde, halka hizmeti Hakka hizmet bilen bir paradigma değişikliği vardır. Bu yaklaşımla, emaneti korumayı ve ehline teslim etmeyi esas alan, hizmeti memur-işçi mesai süresiyle sınırlamayıp 24 saate, 7 güne yayan, vatandaşın her derdine derman olmak için çırpınan bir yönetim pratiği sergilenmiştir. Öyle ki bu kadro, belediye çalışanlarının yetişemediği temizlik gibi kimi hizmetlerin aksamadan yürümesini, parti teşkilatlarından gönüllüler vasıtasıyla gerçekleştirecek kadar kendini işine adamıştır. Belediyecilikteki tecrübemizi ve birikimimizi sürekli zenginleştirerek, geliştirerek, büyüterek tüm Türkiye’nin hizmetine sunduk.” diye konuştu.

“BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN ÖNÜNE ÇOK BÜYÜK HEDEFLER KOYDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milletimizin karşısına 1994 mahalli idareler seçimlerinde bu ülkenin ‘CHP’den tevarüs ettiği çöp, çukur ve çamurla mücadele’ diyerek yola çıktık. Çünkü CHP çöptür, çukurdur, çamurdur. Öyle devraldık İstanbul’u ve onlardan tamamen arındırdık. 2004’te ‘Yerel kalkınma başlıyor’ sloganını kullandık, o günden bugüne belediye başkanlarımızın önüne çok büyük hedefler koyduk. Eğer çöp dağlarından İstanbul temizlendiyse, Ümraniye’deki vahşi çöp depolama alanı patlamak suretiyle 39 vatandaşımız orada öldüyse herhalde bunun bir hesabının sorulması gerekir. Kimdi belediye başkanı? İlçede de CHP, büyükşehirde de CHP. Hesabını ne soran oldu, ne hesabı sorulan oldu. Bunları özellikle bilmenizin önemine vurgu yapmak istiyorum. Ankara farklı mıydı? Hayır, Ankara da böyleydi. Buraları teslim aldık. Aldıktan sonra İstanbul değişti. Ankara değişti. Ama teslim alınmayan yerlerde hala susuzluk devam ediyor. İşte İzmir… Ne İstanbul ne Ankara’da susuzluk diye birşey kalmadı. Bütün mesele aşk meselesi, dertli olmak meselesi, inanç meselesi. Bunlarla bugünlere geldik.”

“Altyapı, yol, kaldırım, su, çöp, temiz çevre, temiz hava gibi temel hizmet alanlarındaki sorunları çözmeden şehirlerimizi kalkındıramayız” dediklerini hatırlatan Erdoğan, “Hamdolsun, kısa sürede bu sıkıntıların üstesinden geldik ve şehirlerimizi çok ileri hizmet standartlarına kavuşturduk. Ardından, 2009 mahalli idareler seçimlerinde ‘İşimiz hizmet gücümüz millet’ diyerek, ‘marka şehirler’ hedefledik. Her şehrimizin, bölgesinin, ülkemizin ve dünyanın önemli bir markası haline gelebilmesi hedefiyle milletimizin karşısına çıktık.” dedi.

İstanbul’da Habitat 2 Toplantısı düzenlediklerini hatırlatan Erdoğan, bu toplantıda İstanbul’un dünyanın en temiz şehri olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Bunların rastgele olmadığını belirten Erdoğan, “Dertli olursanız, aşık olursanız bunlar olur. İşte bunlar bunun neticesinde gerçekleşti. Altyapıdan çevre sorunlarına kadar her alanda, daha ayrıntılı, daha ince işçiliğe yönelik yatırımları hayata geçirdik. Potansiyeli olan her ilimizin dünya çapında marka şehir haline dönüşme çabasına destek verdik. Türkiye’nin gündemi değiştikçe, mahalli idarelerdeki hedeflerimizi de ileriye taşıdık ve 2014 seçimlerinde ‘Daima millet daima hizmet’ dedik. Böylece her türlü vesayet, darbe ve saldırıya karşı, milletimizin emrinde bir şekilde hizmet yürüyüşümüzü sürdürme kararlılığımızı ifade ettik.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin istiklaline ve istikbaline göz dikenlere karşı 15 Temmuz’da olduğu gibi milletimizle birlikte mücadele ederken hizmet yarışında da yine en önde olduk. Şimdi de tevazu, samimiyet ve gayret ile memleket işi gönül işi diyerek, ‘Gönül belediyeciliği’ sözüyle milletimizin huzuruna çıkıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Halkımıza yeni bir heyecanla, yeni bir vizyonla, kimi tecrübeli, kimi yeni ama birikimli ve vizyoner isimlerle şehirlerimizi daha ileriye taşımanın sözünü veriyoruz. Hedefimiz, istisnasız tüm fertleriyle önce milletimizin gönlünü kazanmak, ardından sandıkta oyunu almaktır.” dedi.

Her seçimin bir imtihan olduğunu bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“31 Mart 2019 imtihanından başarıyla çıkmak için, geçmişte yaptığımız hizmetlerle yetinmiyoruz. Bu büyük müktesebatın yanında, şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak yeni projeler geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, tıpkı ülkemizin diğer vizyoner projeleri gibi şehirlerimiz için de kısa, orta ve uzun vadeli strateji belgeleri hazırlayacağız. Bakanlıklarımızdan en küçük belediye birimlerimize kadar, şehirlerimizle ilgili tüm planları, projeleri, yatırımları, hizmetleri bu strateji belgeleri üzerinden takip edeceğiz. Kısa vadeli hedefleri her yıl, orta vadeli hedefleri belediye başkanlarımızın dönemlerinin bitiminde, uzun vadeli hedefleri de ülkemizin 2023, 2053, 2071 vizyonlarıyla bağlantılı şekilde değerlendireceğiz. Bu süreçleri tüm belediyelerde takip etmek için Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir izleme-değerlendirme sistemi kuruyoruz.”

Merkezi yönetim birimlerinin 81 ildeki yatırımların takibiyle ilgili bir sistemi daha önce kurduklarını anımsatan Erdoğan, “Tecrübe ve bilgi paylaşımından tasarruf ve şeffaflığa kadar pek çok faydasını göreceğimize inandığım bu sisteme, belediyelerimizi de entegre edeceğiz. Ayrıca, AK Partili belediyelerimizin daha yakından takibi için, benzer bir sistemi Genel Merkezimizde faaliyete geçireceğiz. Genel ve yerel iktidarlarımız döneminde plansız şehirleşmenin kökünü kuruttuğumuz gibi ilkesiz, işlevsiz ve denetimsiz planlamayı da ortadan kaldıracağız. İşte bu doğrultuda Türkiye’yi, bugüne kadarki uygulamaların ötesinde bir Yeni Şehircilik Vizyonu ile buluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Şehirleri, insan fıtratına uygun, medeniyet ve kültür değerleriyle yoğrulmuş, daha çok hizmetle donatacaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belediye başkanlarımız, şehir halkına hakim olma değil hadim olma idrakiyle görevlerini yürütecekler. Yani ‘Efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz’ anlayışıyla hizmetlerini sürdürecekler.” dedi.

Erdoğan, şehir plancılığında ve imar uygulamalarında, coğrafyanın tüm birikimine sahip çıkan, Selçuklu mimarisinin sadeliğini, Osmanlı mimarisinin zarafetini ve bugünün modern çizgilerini meczeden bir anlayışı yaygınlaştıracaklarını söyledi.

Konuşması sırasında tribünlerde açılan “Aşk ile çalışmak bu işin özü, 31 Mart zafere AK Parti’nin sözü” afişini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanlarıyla birlikte ağacından hayvanına kadar içindeki tüm canlıların güven içinde yaşadığı şehirlere sahip olmanın huzuruna AK Parti belediyeceliği ile kavuşacağız. AK Parti iktidarları döneminde eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye kadar her alanda kurduğumuz güçlü altyapı, şehirlerimizle ilgili tasavvurlarımızı gerçekleştirebilmemizin teminatıdır. Öyle ki, bugün artık klasik belediye hizmetleri, başarının ölçüsü olmaktan çıkmıştır. Artık ölçü, bunların üzerine hangi hizmetleri koyabildiğiniz, özellikle de gönül belediyeciliğinde ne kadar mesafe kat edebildiğinizdir.”

“MİLLETİMİZİN KARŞISINA ‘MEMLEKET İŞİ GÖNÜL İŞİ’ DİYEREK ÇIKIYORUZ”

AK Parti belediyelerinin her insana adaletle hürmet edeceğini, şehrin ve insanların maddi-manevi tüm varlığını kutlu bir emanet olarak görüp sahip çıkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyelerin herhangi bir kesime ve kişiye değil sadece milletine ve devletine sadakat gösterecek başkanlarla yönetileceğini kaydetti. Erdoğan, “İşte bunun için 31 Mart seçimlerinde milletimizin karşısına ‘Memleket işi gönül işi’ diyerek çıkıyoruz.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, AK Parti olarak yeni dönemdeki belediyecilik anlayışlarını ve millete taahhütlerini 11 başlık altında özetlediklerini belirterek, bu başlıkları “Şehir Planları, Altyapı ve Ulaşım, Kentsel Dönüşüm, Benzersiz Şehirler, Akıllı Şehirler, Çevreye Saygılı Şehirler, Sosyal Belediyecilik, Yatay Şehirleşme, Halkla Birlikte Yönetim, Tasarruf ve Şeffaflık ve Değer Üreten Şehirler” şeklinde sıraladı.

Şehir Planları konusunda, uzun vadeli ihtiyaçları gözeten ve hakkaniyete uygun yöntemleri takip edeceklerini belirten Erdoğan, “İstismara açık parsel bazlı plan değişikliklerine kesinlikle geçit vermeyeceğiz. Şehir planlarını ve imar uygulamalarını şeffaf bir şekilde hazırlayacağız. Zorunlu hallerde yapılması gereken plan değişiklikleriyle ilgili süreçleri de aynı şekilde halkın gözetiminde yürüteceğiz.” dedi.

Muhtarlık binalarında ilan edilecek plan değişikliklerini, milletin görüşü ve onayı alındıktan sonra daha etkin bir şekilde uygulamaya geçireceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapılan çalışmalar konusunda ilgili tüm kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin fikirlerine başvuracak, kararları demokratik katılım süreçlerini işleterek en geniş uzlaşmayla alacağız. Milletimizin hayat kalitesini artırmayan hiçbir işe vakit ve kaynak ayırmayacağız. Potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirerek şehirlerimizi çekim merkezi haline getirecek projelere özel önem vereceğiz, öncelik vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

“ALTYAPI EKSİKLERİNİN TAMAMLANMASINI YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ.”

Altyapı ve ulaşım konuları çözülmeden şehirlerin gerçek anlamda şehir haline getirilmiş olamayacağına inandıklarını ifade eden Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde, içme suyu, yağmur suyu, kanalizasyon, doğal gaz, enerji ve iletişim hatları gibi temel altyapı sorunları tamamen çözülmemiş hiçbir şehrimizi inşallah bırakmayacağız. AK Partili olmayan belediyelerde de altyapı eksiklerinin tamamlanması çalışmalarını yakından takip edeceğiz.” diye konuştu.

Toplu taşıma projelerini hızlandırıp yaygınlaştırarak, insanları trafikte boğulmaktan kurtaracaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, otopark meselesini, hem şehir planlarında hem de imar uygulamalarında asli öncelik haline getireceklerini ve böylece sokaklardaki araç istilasına son vererek, kaldırımları sadece yayaların hizmetine sunacaklarını söyledi.

Kentsel dönüşüm projelerini, şehirleri hem deprem riskinden hem de çarpık yapılaşmadan kurtarmaya dönük olarak geliştireceklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugüne kadar elde ettiğimiz tecrübelerin ışığında, bina bazlı kentsel dönüşümden ziyade alan bazlı kentsel dönüşümü teşvik edeceğiz. Tek tip kentsel dönüşüm uygulamaları yerine, bölgenin ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeten çözümler üreteceğiz. Fiziki dönüşümü kültürel, ekonomik ve sosyal dönüşümle birlikte tasarlayarak yepyeni bir şehircilik hamlesi başlatacağız. Millet kıraathanelerini mahalle düzeyine kadar yaygınlaştıracağız.”

Erdoğan, benzersiz şehirler hedefleri doğrultusunda her şehrin kendi coğrafyasına, iklimine, tabiatına, tarih ve insan dokusuna, büyüme alanlarına uygun gelişme modelleri hazırlayacaklarını söyledi.

Planları, altyapı ve üstyapı projelerini, şehirlerin asli karakterlerini güçlendirecek şekilde tasarlayıp koruyarak yaşatmayı esas alacaklarını belirten Erdoğan, “Her birinin kendi hikayesi olan şehirlerin silüetini bozan, estetik değeri olmayan, kültür varlığımıza katkıda bulunmayan projelere kesinlikle izin vermeyeceğiz.” dedi.

Tarihi yapıları ve mekanları şehrin günlük hayatının ayrılmaz parçaları haline getirerek gelecek nesillere miras bırakacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taklitten ve tekrardan uzak, geçmişten feyzalan, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren bir mimariyi şehirlerimize hakim kılacağız. Şehirlerimizin, kadınlardan çocuklara, gençlerden yaşlılara, engellilerden sporculara kadar herkese dokunacak mekanlarla donatılmasını sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Akıllı şehirler ile şehircilikte yeni ufuklar açacaklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Belediye hizmetlerine erişimden, ulaşımın, enerjinin, binaların ve cihazların yönetimine kadar insanlarımızın günlük hayatını kolaylaştıracak tüm akıllı şehir uygulamalarını destekleyeceğiz. Teknolojinin imkanlarını, özellikle de yerli çözümleri teşvik ederek, şehirlerimizin emrine sunacağız. Mobil teknolojilerin böylesine geliştiği bir dönemde, Türkiye’yi bu büyük inşallah yarışta geri bırakmayacağız.

Çevreye saygılı şehirler ile Rabbimizin bize emanet ettiği tabiat içinde, canlı veya cansız tüm varlıklarla birlikte uyum içinde bir hayat sürdürebilmemizi sağlayacağız. Halkımızın ailesiyle huzur içinde vakit geçirebileceği, dinlenebileceği, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabileceği Millet Bahçelerini her şehrimizde yaygınlaştıracağız. Tabiat kaynaklarının sonsuz olmadığının bilinciyle, şehirlerimizi yeşil alanlarıyla güzelleştirirken, kitlesel tüketimden kaynaklanan atıkların da çevreyi kirletmesine engel olacağız. İşte görüyoruz, bakıyorsunuz büyükşehirlerde aday çıkartmış CHP, ama her taraf yine çöp dağlarıyla dolu. Nasıl belediye başkan adayısın? Hem de büyükşehir hem de İstanbul gibi bir yerde. Demek ki geçmişten ders almamışlar. Geçmişte yine bize CHP, çöp dağlarını bırakmıştı ama onun varisleri de yine ilçe belediyesinde çöp dağlarıyla hareket ediyor. Bütün bunları görerek, milletimize bunları anlatarak, aynı tuzağa bir daha düşünmemiz lazım. Çöp meselesinde bunların eksik bıraktığı çok şey var.”

Erdoğan, “Sıfır Atık Projesini her kurumumuzda, her evimizde hayata geçireceğiz. İnsan-şehir-tabiat dengesini en ideal şekilde gözeterek şehirlerimizi yeşil ve sürdürülebilir büyüme ilkesiyle inşa ve ihya edeceğiz.” dedi.

“KİMSESİZLERİN KİMSESİ, SESSİZ YIĞINLARIN SESİ OLACAĞIZ”

Sosyal belediyecilik anlayışıyla tüm mağdur ve mazlumlarla birlikte ailelere, çocuklara, gençlere, kadınlara, yaşlılara ve engellilere hizmet verecek şekilde çalışacaklarını kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Erişilemeyen, yardım eli uzatılmayan, hizmet götürülmeyen hiçbir kesim bırakmayacak. Kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi olacağız ve belediyecilik anlayışımızı buraya oturtacağız. Özellikle toplumun temeli olarak gördüğümüz aile kurumunu güçlendirecek çalışmaları önceliklerimizin başına alacağız. İnsana hizmet üreten belediyecilik yapacak, şehirleri imar ederken nesilleri ihmal etmeyeceğiz. Aile Danışma ve Yaşam Merkezleri, Kadın ve Gençlik Merkezleri, Spor Merkezleri, Kültür ve Sanat Merkezleri, Engelli ve Yaşlı Merkezleri gibi hizmetleri en küçük yerleşim birimlerine kadar götürmeye devam edeceğiz. Sporu, gençlerimiz başta olmak üzere, her kesimin hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirecek altyapıyı kuracak bu faaliyetleri yoğunlaştıracağız. Sosyal belediyecilik çalışmalarının kalite standartlarını oluşturarak, ülkenin her yerinde belirli bir seviyenin üzerinde hizmet verilmesini sağlayacağız.

Yatay şehirleşme yeni dönemdeki şehircilik vizyonumuzun merkezinde yer alacaktır. Gönüllerimize hitap eden mekanlar bütünü olan şehirlerimizi, toprakla daha çok buluşan, mahalle kültürünü yaşatan, komşuluk ilişkilerini canlı tutan yatay mimari anlayışıyla geliştireceğiz. Bu modelle, insani hizmetlerden yeşil alanlara ve akıllı şehir uygulamalarına kadar pek çok sorunu aynı anda çözebileceğiz. Her şehrimizde pilot uygulamayla başlayıp, zaman içinde genişleterek, yatay şehirleşme modelimizi ülkemizin her yerine yaygınlaştıracağız. Kentsel dönüşüm alanları ile yeni imara açılan bölgelerde, bu modele öncelik vereceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, manifestoda yer alan “Halkla birlikte yönetim”, “Tasarruf ve şeffaflık”, “Değer üreten şehirler” maddelerine ilişkin bilgi verdi.

Erdoğan, manifestodaki 9. maddenin “Halkla birlikte yönetim” olduğunu belirterek, “Bu ilkeyle, belediye faaliyetleriyle ilgili kararlara, şehir sakinlerinin, özellikle de muhtarların ve sivil toplum kuruluşlarının en üst seviyede katılımını temin edeceğiz.” diye konuştu.

Özellikle insanların hayatlarını doğrudan ilgilendirecek büyük
projelerde istişare yöntemini mutlaka kullanacaklarına işaret eden Erdoğan, “Belediyemizden hizmet alan vatandaşlarımız için bir ‘Şehirli Hakları’ bildirgesi hazırlayacağız. Belediye sınırları içinde yaşayan herkesin katılımıyla toplanacak Şehir Meclislerinde, önemli kararları ortak akıl ile alacağız. Belediye Meclisi toplantılarının ve belediye ihalelerinin canlı yayın dahil, herkese açık şekilde yapılması için tüm imkanların kullanılmasını sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Tasarruf ve Şeffaflık

Manifestonun 10’uncu maddesinin “Tasarruf ve Şeffaflık” olduğunu dile getiren Erdoğan, tasarruf ve şeffaflığın yeni dönemde belediyelerde çok daha önemli bir yönetim ilkesi haline geleceğini de vurguladı. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hangi kaynaktan gelirse gelsin belediye bütçesine giren her
kuruşta yetiminden gazisine, işçisinden yaşlısına herkesin hakkı olduğunu aklımızdan asla çıkarmayacağız. Yatırımları ve hizmetleri yaparken kullanılan kaynağın gerekliliğini, verimliliğini, önceliğini, kalitesini titiz bir şekilde değerlendirecek, sonra adımları atacağız. Her faaliyetimizi, en başından en sonuna kadar milletimizin gözü önünde, her türlü bilgiye, belgeye erişimin açık olduğu bir yöntemle yürüteceğiz. Belediyelerimizde hakka, adalete, maşeri vicdana, hukuka aykırı davranan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız.”

Değer üreten şehirler

Erdoğan, son maddenin “Değer üreten şehirler” olduğuna dikkati çekerek, bu şehirler ile AK Parti belediyeciliğini bir üst aşamaya taşıdıklarını vurguladı.

Bugün şehirlerde yaşayan insanların taleplerinin, bundan çeyrek asır, yarım asır öncesine göre çok değiştiğini anlatan Erdoğan, eskiden ihtiyaçların, “başını sokacak bir çatı, musluğundan akacak su, ampulünü yakacak elektrik, evine ulaşacak yol” gibi temel hizmetlerle sınırlı olduğunu anımsattı.

Bugün ise şehirlerdeki insanların temel beklentilerini her alanda hayat kalitesinin yükseltilmesi olarak özetleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bunun için şehirlerimizi gayrimenkul odaklı zenginleşme aracı olmaktan çıkartıp, insanın kültürel ve ekonomik üretkenliğinden kaynaklanan katma değerle güçlenen mekanlar haline getireceğiz. Bir başka ifadeyle şehirlerimizin gayrimenkul rantıyla değil, geleceğe medeniyet mirasımız olarak bırakabileceğimiz iyilik, merhamet, kültür, sanat ürünü eserlerle değerlenmesini sağlayacağız.”

“BELEDİYELERİMİZİ DEĞER ÜRETEN ŞEHİRLER ANLAYIŞIYLA YÖNETECEĞİZ”

AK Parti olarak bu konuda uzun süredir hazırlık yaptıklarını belirten Erdoğan, önceki yıllarda, ekonomik kalkınmanın ve refah artışının ana lokomotifi olan “Kent Ekonomileri Forumu” çalışmasını, 81 ili kapsayacak şekilde gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Geçen yılda 30 büyükşehiri kapsayan “Şehrim 2023 Projesi”ni
hazırladıklarını anımsatan Erdoğan, “Bu çalışma, şehirlerimizin kültürden ekonomiye tüm yönlerini analiz ettiğimiz, zayıf ve güçlü taraflarını ortaya koyduğumuz bu çalışmalar ışığında, önümüzdeki dönemde belediyelerimizi değer üreten şehirler anlayışıyla yöneteceğiz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Memleket işi, gönül işi” diyerek, gönül belediyeciliği ile
milletin hizmetine talip olan AK Parti’nin, yeni dönemde insan merkezli yürüteceği hizmetlerin temel ilkelerini ise başlıklarıyla şöyle tekrarladı:

“Şehir planları, uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacak. Altyapı ve ulaşım sorunları tüm şehirlerimizde tamamen çözülecek. Kentsel dönüşüm çalışmaları bölgelerin özelliklerine ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre yürütülecek. Benzersiz şehirler anlayışıyla şehirlerimiz kendi hikayelerine uygun şekilde geliştirilecek. Akıllı şehir uygulamalarıyla teknolojinin tüm imkanları insanımızın ve şehirlerimizin emrine sunulacak. Çevreye saygılı şehirler ile belediye hizmetlerinde tabiattaki canlı veya cansız tüm varlıklarla uyum gözetilecek.

Sosyal belediyecilik çalışmalarına önem verilerek doğrudan
insana dokunan hizmetler ve projeler yaygınlaştırılacak.
Yatay şehirleşme ile tabiatla bütünleşen, aile, mahalle ve
komşuluk kültürünü ihya eden örnek yerleşim alanları kurulacak.
Halkla birlikte yönetim ilkesiyle, şehirle ilgili tüm önemli kararlar orada yaşayanlarla birlikte alınacak. Tasarruf ve şeffaflık hassasiyetiyle belediyelerin kaynakları hem doğru hem de açık şekilde kullanılacak. Değer üreten şehirler ile kültür ve ekonomi başta olmak üzere her alanda hayat kalitesini yükseltecek yaklaşımlar geliştirilecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’li belediyelerde, bu 11 başlıkta ifade edilen ilkeler çerçevesinde hizmet vereceklerini belirterek, “Böylece seçim kampanyamızı da resmen başlatmış, seçim sloganlarımızı kamuoyumuzla paylaşmış oluyoruz.” dedi.

Erdoğan, 31 Mart seçimlerinin demokrasi şöleni şeklinde geçmesi temennisinde bulunarak, “Mahalli İdareler Seçimleri Manifestomuzdaki ilkelerimiz, milletimize yeni dönemdeki yönetim anlayışımızı ifade eden taahhütlerimizdir.” diye konuştu.

“CUMHUR İTTİFAKI’NA BAĞLILIĞIMIZDAN TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

Projeleri, her büyükşehirde, ilde ve ilçelerde AK Parti adaylarının kendilerinin açıklayacağına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

“Seçim yarışının iftira, yalan, hakaret, husumet değil; plan, proje,
hizmet etrafında şekillenmesi en büyük temennimizdir. Darbe çığırtkanlığı yapan, asmayı, kesmeyi, zehirlemeyi, sürmeyi hesap eden anti-demokratik siyaset anlayışının dönemi, inşallah 31 Mart’ta tamamen kapanacaktır. Türkiye’nin, tehdit siyasetine değil hizmet siyasetine ihtiyacı vardır. AK Parti olarak kendi seçim kampanyamızı bu şekilde sürdüreceğiz. Bu süreçte, ülkemizin bekasının ve milletimizin geleceğinin güvencesi olarak gördüğümüz Cumhur İttifakı’na bağlılığımızdan taviz vermeyeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisiyle birlikte Cumhur İttifakı’nı gayet diri tutacağız, dayanışmamızı diri bir şekilde sürdüreceğiz. “

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıllarda üst üste çok büyük saldırılara maruz kalan Türkiye’nin istikrar ve güven ortamının devamına, her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna inandıklarını belirterek, “Biz şunu biliyoruz ki Cumhur İttifakı bizim aynı zamanda bir beka meselemizdir. Onun buradaki gayretimiz bu anlayışla devam edecektir.” dedi.

“31 MART MAHALLİ SEÇİMLERİNİ DE HUZUR İÇİNDE TAMAMLAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018’de Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini geride bırakıp, yeni yönetim sistemine fiilen geçildiğini hatırlatarak, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hamdolsun, her geçen gün daha da pekişerek başarıyla yürüyor. İnşallah 31 Mart 2019 mahalli seçimlerini de huzur içinde tamamlayacağız. Böylece ülke ve millet olarak önümüzdeki süreci tamamen hedeflerine odaklanmış bir şekilde geçirme imkanına kavuşacağız.” ifadelerini kullandı.

Bu dönemde atılacak adımların, gelecek nesillere emanet
edecekleri 2053 ve 2071 vizyonları bakımından kritik öneme
sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, AK Parti olarak bu bilinçle, demokraside ve ekonomide Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine çıkartacak reformları hayata geçirmeye devam edeceklerini söyledi.

Büyükşehirler, iller, ilçeler ve beldelerde kazanacakları her başarının Türkiye’nin aydınlık yarınlarına tutulmuş bir ışık olacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Mahalli seçimlerde partimizin elde edeceği güzel neticeler, belediye hizmetlerinde, biraz önce ifade ettiğim ilkeler çerçevesinde yeni bir dönemin kapılarını sonuna kadar açmanın yanında, Türkiye’yi her alanda hedeflerine ulaştıracak çalışmalarımızda bize moral desteği de verecektir. 31 Mart’ta kazananın bir kez daha hizmet siyaseti olacağına kalpten inanıyorum. Mensubu olmaktan şeref duyduğum milletime, demokrasimize ve bize vereceği destek için şimdiden şükranlarımı sunuyorum.”

“MİLLETİMİZE EMRİNDE OLDUĞUMUZU USANMADAN TEKRARLAYACAĞIZ

Belediye başkan adayları ve teşkilat mensuplarına seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

“Sizlerden bugünden itibaren seçim gecesine kadar tüm gücünüzle sokakta, evde, iş yerinde her yerde milletimizle birlikte olmanızı bekliyorum. Hedefimiz bizzat ulaşmadık, kendimizi anlatmadık, derdini dinlemedik hiçbir vatandaşımızı bırakmamak olmalıdır. Seçimi kazandık, seçimden sonra da bu anlayışın aynen devamını istiyorum.

Demokrasiye ve milli iradenin üstünlüğüne yürekten inanan bir parti olarak adaylarımızla ve teşkilatımızla milletimize onun emrinde olduğumuzu usanmadan sürekli tekrarlayacağız. Gittiğiniz her yerde şahsımın temsilcisi olarak vatandaşlarımıza selamlarımı iletmenizi, desteklerini talep etmenizi rica ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile adım attığı hizmet siyasetini bugüne kadar kesintisiz getirdiklerine değinerek, “AK Parti’nin 16 yılda Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini her vatandaşımıza örnekleriyle anlatmalısınız. Ülkemizi 2023 hedeflerimize ulaştırma kararlılığımızı tekrar tekrar ifade etmelisiniz. Dünyada ve bölgemizde yaşanan büyük değişime, bütün bunlara karşı ülkemizi birikimiyle vizyonuyla, projeleriyle, kadrolarıyla hazırlayabilecek yegane partinin AK Parti olduğunu herkese göstermelisiniz.” dedi.

Gelecek dönemde belediyelerdeki hedefleri standartları çok daha yukarıya çıkararak millete sunmaya devam edeceklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu seçimlerde gelecekteki çalışmalarımızda bize yol göstermek üzere her bir belediye başkan adayımızın ve teşkilatımızın kampanya döneminde gösterdiği performansı tespit edecek bir mekanizma da kuracağız. Böylece kararlarımızı daha somut verilere dayalı olarak alma imkanına kavuşacağız.

Cumhurbaşkanlığı ve Mecliste milletimizin bize verdiği yetkiyle ülkemizi 2023 yılının Haziran ayına kadar yöneteceğiz. İnşallah milletimizden alacağınız yetkiyle belediyelerimizde 2024 yılının Mart ayına kadar hizmet vereceksiniz. Türkiye’yi elbirliğiyle geleceğe taşımak için sizlerden gece gündüz gayret göstermenizi beklediğimi belirtmek istiyorum.”

"Ülkenin geleceğini hedef almak gazetecilikle bağdaşmaz"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta,Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından “10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü” dolayısıyla Selçuklu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Basın Buluşması” programına katıldı.

Burada yaptığı konuşmada, demokratik bir ülkenin vazgeçilmez unsurlarından birisinin özgür ve tarafsız basın olduğunu söyleyen Leyla Şahin Usta, “Özgür ve tarafsız basın, vatandaşlarımızın doğru haber alma hakkının en önemli teminatıdır. Tarafsız, özgür, ilkeli ve basın ahlak kurallarına uyan bir medya; insan haklarının, sosyal kalkınmanın, gelişmenin sağlanmasında önemli bir role sahiptir.” ifadelerini kullandı.

Gazetecilerin kamu yararı gözetmesi gerektiğinin altını çizen Usta, “Böylesine ulvi bir görevi yerine getiren emekçi gazetecilerimizin, hukukun üstünlüğü, insan hak ve özgürlükleriyle özel hayata saygı çerçevesinde görev yapmaları çok çok önemlidir. Siz değerli gazetecilerimiz, insanlara haber ve bilgi akışı sağlama gibi önemli bir misyon taşıyorsunuz. Her türlü koşulda görevini yerine getiren, mesai saati gözetmeksizin vatandaşımızı bilinçlendirmek ve her konuda haberdar etmek için mücadele veren tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyorum.” diye konuştu.

Türk basınının bugüne dek ülke demokrasisine verdiği katkının takdire şayan olduğunu ifade eden Leyla Şahin Usta, Türkiye’de özellikle son 17 yılda yaşanan toplumsal dönüşümlerle medya alanında da ciddi bir gelişme kaydedildiğini vurguladı.

Usta, Türk basınının 15 Temmuz’da gösterdiği demokrasi mücadelesinin darbe girişiminin bastırılmasında en önemli unsurlardan biri olduğunu ileterek, şöyle devam etti:

“Maalesef gazetecilik mesleğini kötüye kullanarak, bu meslek üzerinden vatandaşlarımızda yanlış algı oluşturmak isteyen bir zihniyet de var. Dış mihrakların ekmeğine yağ süren bu zihniyet, onlarla iş birliği içerisinde karalama kampanyalarını yürütmektedir. Batı dünyası da bu safsataları bizim karşımıza ‘basın ve ifade özgürlüğü gaspı’ olarak getiriyor. Bugün tutuklu gazeteci olduğu iddia edilen isimler, başta terör suçu olmak üzere birçok suçtan ceza almış isimlerdir.”

Türkiye’de yasaların herkes için bağlayıcı olduğunu dile getiren Leyla Şahin Usta, şöyle devam etti:

“Devletin güvenliğini, ülkenin geleceğini hedef almak asla gazetecilikle bağdaşmaz. Devlet sırlarını yasa dışı yollarla ele geçirmek, tahrip etmek dünyanın hiçbir yerinde ‘gazetecilik faaliyeti’ olarak tanımlanmaz. Unutmayın ki basın özgürlüğünü en iyi şekilde sağlamak konusunda birtakım yasal düzenlemeler gibi, basın mensuplarının meslek ahlakı ve tarafsızlık ilkesine uymaları da son derece önemlidir.”

Başkanlıklar

"Ülkenin geleceğini hedef almak gazetecilikle bağdaşmaz"

“Ülkenin geleceğini hedef almak gazetecilikle bağdaşmaz…

"Şehirlerimizi birlik içinde yöneteceğiz"

“Şehirlerimizi birlik içinde yöneteceğiz”

"Güçlü bir siyasi parti ve millet hareketiyiz"

“Güçlü bir siyasi parti ve millet hareketiyiz”

“Demokrasiye sahip çıkan medya kuruluşları ve çalışanları, hain darbe girişiminin bastırılmasında önemli bir rol üstlenmiştir”

“Demokrasiye sahip çıkan medya kuruluşları ve çalışanla…

“Dünyanın birçok yerinde, önümüzdeki süreçlerde AK Parti'nin temsilciliklerini göreceğiz”

“Dünyanın birçok yerinde, önümüzdeki süreçlerde AK Part…

Genel Başkan Yardımcısı Sarıeroğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili basın açıklamasında bulundu

Genel Başkan Yardımcısı Sarıeroğlu, 10 Ocak Çalışan Gaz…

“Basınımızın değerli mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum”

“Basınımızın değerli mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum”

“Türkiye’nin en güzel stadyumunun temelini atıyoruz”

“Suriyelilere bağlanan hiçbir maaşımız yok”

“Biz seçimlere stratejilerimizi çok rasyonel, planlı ve net ortaya koyan bir şekilde hazırlanıyoruz”

“Biz seçimlere stratejilerimizi çok rasyonel, planlı ve net ortaya koyan bir şekilde hazırlanıyoruz”

31 MART YEREL SEÇİMLERİ İÇİN AÇIKLANAN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI

31 MART YEREL SEÇİMLERİ İÇİN AÇIKLANAN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI

“Hiç kimse Kürt kardeşlerimize sahip çıkma konusunda Türkiye Cumhuriyeti'ne ders veremez”

“Hiç kimse Kürt kardeşlerimize sahip çıkma konusunda Türkiye Cumhuriyeti’ne ders veremez”

“Hiç kimse Kürt kardeşlerimize sahip çıkma konusunda Türkiye Cumhuriyeti'ne ders veremez”

“Hiç kimse Kürt kardeşlerimize sahip çıkma konusunda Türkiye Cumhuriyeti’ne ders veremez”

“İzmir’de kenti yaşanabilir kılan belediyecilik hasreti çekiyorum”

“Buraya yapılacak projelerin, 5 sene sonra Altındağ'ı bambaşka bir çehreye dönüştüreceğini söyleyebiliriz”

“Buraya yapılacak projelerin, 5 sene sonra Altındağ’ı bambaşka bir çehreye dönüştüreceğini söyleyebiliriz”

“Cumhur ittifakı, milletin ‘Ya Allah, bismillah’ diyerek başlattığı bir kıyam sırasında oluşmuş bir ittifaktır”

“Kürt kardeşlerimizin koruyucusu, yol arkadaşı aziz Türk milletidir”

“Türkiye bu coğrafyanın kilit taşıdır”

“Cumhur İttifakı, bir masa başı anlaşması değildir”

“Seçimin en kilit adımı belediye meclis üyelerinin tespitidir”

“İlk günkü aşkla, heyecanla yeni başlıyoruz”

“İlk günkü aşkla, heyecanla yeni başlıyoruz”

Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Denizli'de 17 ilçe belediye başkan adayını açıkladı

Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Denizli’de 17 ilçe belediye başkan adayını açıkladı

Türkiye’nin ilk iklim dostu kuruluşu AK Parti

Türkiye’nin ilk iklim dostu kuruluşu AK Parti

“Gençlerimiz şefkatle yaşlılara hizmet edecekler”

“Üç dönem kuralı büyük oranda uygulanacak”

Ak Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Haber Global canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Yerel seçimler için resmi takvimin sürdüğünü ve çalışmalara devam ettiklerini belirten Kurtulmuş, 18 Kasım’da bütün şehirlerde temayül yoklaması, ardından kamuoyu yoklamaları yapacaklarını söyledi. Sürecin sonunda her ilde aday tanıtım toplantıları gerçekleştirileceğini bildiren Kurtulmuş, “Bu seçim öyle herhangi bir şekilde ahbap çavuş ilişkisi ile ‘benim arkadaşım, benim tanıdığım’ şeklinde olmayacak. Gerçekten kamuoyunda karşılığı olan temiz ve ilkeli siyaseti benimsemiş, niteliği olan isimleri ortaya koymak mecburiyetindeyiz.” diye konuştu.

Kurtulmuş, üç dönem kuralının kamuoyu tarafından benimsendiğini ve AK Parti’yi reformcu bir parti kimliğine büründürdüğünü belirterek, “Üç dönem kuralı, büyük oranda uygulanacak. Belki istisnai anlamda bazı illerde bazı arkadaşlarımızın devam etmesi için bir karar alınabilir. Çok başarılı olan arkadaşların bir kısmının bir şekilde devam etmesi olabilir. Ama kural uygulanacaktır. Bunun esnetilmesi istisna olur.” dedi.

CHP ve İYİ Parti’nin yerel seçim görüşmelerini nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, AK Parti’nin diğer partilerin atacağı adımlara göre hareket etmediğinin altını çizdi.

Kurtulmuş, “Diğer partileri yakinen takip ediyoruz. Her seçim çevresiyle ilgili oradaki özel gelişmeleri de takip ediyoruz. Güçlü bir parti olmanın, siyaseti bilen bir parti olmanın bir avantajı var. ‘Filanca parti ile filanca partiittifak yaparsa, biz nasıl hareket ederiz?’ Bizim gündemimizde bu yok. İttifakları ve rakiplerin bütün olası hareketlerini takip ederiz ama kendi kararımızı kendimiz veririz.” diye konuştu.

Samsun’da bir imamın cami kürsüsünden AK Parti’den aday adaylığını açıklaması olayını da değerlendiren Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Her adayın kendisinden bir gücü olması lazım. Herkesin ortak ibadet yeri olan camimiz, hepimizin ortakdeğeri. Şu partiden ya da bu partiden olan insanlar buraya gidiyor. Orada vaazı, hutbeyi dinliyor. İmamın arkasında namaz kılıyor. Dolayısıyla herhangi bir partiden aday adaylığını düşünüyorsa, çıkarsın sırtındaki cübbesini, sarığını çıkarsın bir kenara koyarsın. Caminin dışına çıksın. Filanca partiden aday adayıyım desin. Ama bu şık bir davranış değildir. Bulunduğu partinin gücünü bir şekilde kullanarak, onun üzerinden aday adaylığı için bir pozisyon elde etme arayışı olarak yorumlarım. Hiçbir şekilde doğru bulmam.”

Kurtulmuş, Cumhur İttifakı’nın yerel seçimdeki durumuna ilişkin olarak, “Yerel seçimde ittifak önümüzdeki günlerin getireceği bir konudur.” dedi.

“Maksadını aşan bir ifadedir”

Öğrenci Andı davasıyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) Danıştaya sunduğu temyiz dilekçesindeki “Türkler, kendi çağdaşı unsurlara göre ulus bilincine en geç ulaşan topluluktur” ifadesini nasıl değerlendirdiği sorulan Kurtulmuş, “Maksadını aşan, ne dediği belli olmayan lüzumsuz bir ifadedir. Bu niye böyle bir gerekçenin içerisine konulmuş bu şekilde? Zaten ilgili kişiler görevden alınmış, gereken yapılmıştır.” dedi.

CHP’nin, Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ı ikinci kez disipline sevk edilmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, CHP’nin tutumunun siyasi bakımdan doğru olduğunu belirtti.

Türkiye ABD ilişkileri

Türkiye-ABD ilişkilerinin hatırlatılması üzerine, zaman zaman ilişkilerin gerildiğini belirten Kurtulmuş, Amerika’nın Türkiye’yi gözden çıkaramayacağını ve ABD’nin milli menfaatleri için bölgenin en istikrarlı devleti olan Türkiye ile hareket edip etmeme konusunda bir karar vermesi gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş, Irak’ın işgaliyle bölgede istikrarın kaybolduğunun altını çizerek, “Bu bölgede, devletlerin belki yeniden küçülmesi, parçalanması bunun pratik uygulamalarından birisi 7 yıldır vekalet savaşlarının sürdüğü Suriye’dir. Biz Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti kurulmasına müsaade etmeyiz.” ifadesini kullandı.

ABD’nin, 3 PKK’lı teröristin başına ödül koymasına da değinen Kurtulmuş, “Kimseyi kandırmasınlar. PKK’nın liderlerinin başına ödül koyuyorsanız zaten onların nerede olduğunu biliyorsunuz, gidin alın.” diye konuştu.

ABD ile Münbiç’te ortak devriye

Türkiye’nin başından beri Münbiç’in merkezindeki terör unsurlarını bölgeden çıkarmayı hedeflediğini söyleyen Kurtulmuş, ABD’nin takvimi yaydığını ancak Türkiye’nin kararlılığını da gördüklerini belirtti.

Fırat’ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik herhangi bir kara harekatı olup olmayacağına ilişkin soruyu da cevaplayan Kurtulmuş, kara harekatına gerek kalmadan Fırat’ın doğusundaki terör unsurlarının temizlenmesini ümit ettiğini söyledi.

İdlib’e yönelik yapılan operasyon sonrası bölgede güvenliğin sağlandığını vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye’nin İdlib’de gösterdiği kararlılığın, büyük bir katliamın önüne geçtiğine işaret etti.

ABD’deki Hakan Atilla davası

Amerika’da görülen Hakan Atilla davasının temyizde olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “Bazıları, Trump’ın önümüzdeki günlerde konuşacağını ve ona göre şekilleneceğini söylüyorlar. Baştan beri siyasi bir dava olduğunu bilen bir ülke olarak konuşuyoruz. Bu siyasi bir davadır. Temyizin, verilen kararı da bozacağını ümit ediyoruz.” dedi.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise ve yazı

“Hedefimiz Ulusal İnsan Hakları Politikasını oluşturmak”

İnsan Haklarından Sorumlu Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Usta, AK Parti’nin insan hakları alanında yaptıklarına yönelik açıklamalarda bulundu.

İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, Ulusal İnsan Hakları Politikası oluşturmayı hedeflediklerini bildirdi.

Dünyada yaşanan insan hakkı ihlallerine dikkati çeken Usta, Türkiye’nin 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaptığını, söz konusu insanların diline, dinine, mezhebine, cinsiyetine bakılmadığını vurguladı.

Batılıların tarihin yazılı ilk anayasası olarak kabul ettiği Magna Carta’yı hatırlatan Usta, “Biz çok daha öncesinde Medine Vesikası ile başlamışız bu işe. İnsanların dilinin, dininin, ırkının, cinsiyetinin ayırt edilmeksizin öncelikle bir yaşam hakkına sahip olduğunu kabul etmişiz.” ifadesini kullandı.

Usta, insan hakkı noktasında Türkiye’nin, kendini üstün gören, ders vermeye çalışan Avrupa ülkelerinin standardının üzerinde standarda sahip olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin insan hakkı alanında geri çekilmeye çalışıldığını ifade eden Usta, bunlara rağmen Türkiye’nin iyi bir noktaya getirildiğini söyledi.

Usta, Türkiye’nin insan hakkı konusunda yaptıklarının vatandaşlara anlatılması gerektiğini belirterek, parti teşkilatlarında tüm illeri kapsayacak şekilde 7 ilde eğitim faaliyetlerine başlandığını bildirdi.

Teşkilatlarla toplantılar yapıldığını, bu toplantılarda insan hakkı alanında gerçekleştirilenlerin ele alındığını dile getiren Usta, 3 gün süren eğitimlerde çeşitli bilgilerin sunulduğunu aktardı.

İlk eğitimin Konya’da gerçekleştirildiğini söyleyen Usta, illerde insan hakları konusunda çalışan sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle de bir araya gelindiğini belirtti.

AK Parti’nin insan haklarıyla ilgili vizyonunun anlatıldığını vurgulayan Usta, şöyle devam etti:

“Hedefimiz, 7 bölgedeki eğitimlerimizi tamamladıktan sonra, geri dönüşlerle, raporlarla birlikte Ulusal İnsan Hakları Politikamızı oluşturmak. 2023 vizyonu hedefimize adım adım ilerlemek için bir yol haritası çıkarmak.”

Leyla Şahin Usta, eğitimlerle insan hakları konusunda farkındalık ve bilinç oluşturulmasını hedeflediklerinin altını çizdi.

AK Parti’nin, Ulusal İnsan Hakları Politikası’nda eğitimden sağlığa çeşitli alanların yer alacağını anlatan Usta, gelecek dönemlere ilişkin hedeflere de bu politikanın yön vereceğini bildirdi.

“2019’un ortalarında hazır hale getirilecek”

Türkiye’ye dışarıdan bakarak eleştirmeye çalışanlara ayna tutmak istediklerine dikkati çeken Usta, Türkiye’nin neler yaptığının, hedeflerin anlatılacağını söyledi.

Eğitimlerin, gelecek yıl şubat ayında tamamlanacağını bildiren Usta, yapılacak çalışmalar neticesinde Ulusal İnsan Hakları Politikası’nı 2019’un ortalarında hazır hale getireceklerini kaydetti.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, takım elbise ve yazı