kategori Arşivleri: CHP Haberleri

Demokrat Parti Sakarya İl Başkanı İsmail Ergül Erdoğan Isır'ı tebrik etti

Demokrat Parti Sakarya İl Başkanı İsmail Ergül Erdoğan Isır’ı tebrik etti

Demokrat Parti Sakarya İl Başkanı Ismail Ergül Yönetim Kurulu üyeleri ile CHP Sakarya İl Başkanı Erdogan Isır yeni görevine başlaması nedeniyle tebrik ziyaretinde bulundular

Demokrat Parti Sakarya İl Başkanı İsmail Ergül ,Pamukova İlçe Başkanı Ahmet Bilaloğlu,Ferizli İlçe Başkanı Hüseyin TONK, Demokrat Parti İl başkan Yardımcısı Cengiz KARABAŞ,Hülya LÜLECİ,İbrahim ATALAY,Ahmet UZUN,Ekrem BİRER ziyarette  hazır bulundu.

Demokrat Parti Sakarya İl Başkanı İsmail Ergül  Yeni görevinde  başarılar diledi.


CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan”CHP ‘daha sert’ olacak”

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, “Afrin’deki harekâta biz karşıymışız, ordunun yanında durmuyormuşuz gibi bir algı operasyonu yapıyorlar ve bizi ‘gayri milli’ ilan ediyorlar. Şuna bakar mısınız? Çocuklarının gemiciklerine Türk bayrağı çekemeyenler, Andımız’ı kaldıranlar, açılım sürecinde PKK ile aynı masada ortaklık yapanlar, bizi gayri milli ilan ediyorlar” sözleriyle iktidara yüklendi ve “Artık daha çok kenetlenip, daha sert bir muhalefet anlayışını ortaya koymamız” dedi.

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Sakarya İl Teşkilatına “hayırlı olsun” ziyaretinde bulundu. Özcan, ziyaretinde parti ve ülke gündemine dair açıklamalar yaptı.

Tanju Özcan konuşmasının başında, iki gün önce operasyon geçiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sağlık durumunun iyi olduğunu ve pazartesi günü itibariyle normal mesaisine başlayabileceğini söyleyerek geçmiş olsun dileklerini iletti.

YETERLİ OLMUYORMUŞ

1977’den 2011’e kadar Sakarya ve Bolu’dan milletvekili çıkaramadıklarını söyleyen Özcan; “Hep derlerdi ‘Sakarya ve Bolu’dan milletvekili çıkarsa biz iktidara geliriz’ diye. Ancak öyle olmadı. Makûs bir talihi yendik fakat Bolu ve Sakarya’dan milletvekili çıkarmak, iktidara gelmek için yeterli olmuyormuş” diye konuştu.

 

ALGI OPERASYONU

Bugünlerde bazı konulardan çok rahatsız olduğunu ifade eden Özcan, “FETÖ ve PKK ile kolkola gezenler, zaman zaman IŞİD’i kollayanlar, her türlü terör örgütüyle çok yakın ilişkiler kuranlar; sanki Afrin’deki harekâta biz karşıymışız, ordunun yanında durmuyormuşuz gibi bir algı operasyonu yapıyorlar ve bizi ‘gayri milli’ ilan ediyorlar. Şuna bakar mısınız? Çocuklarının gemiciklerine Türk bayrağı çekemeyenler, Andımız’ı kaldıranlar, açılım sürecinde PKK ile aynı masada ortaklık yapanlar, İmralı’daki PKK liderine sekretarya tayin edenler bizi gayri milli ilan ediyorlar” sözleriyle hükümete yüklendi ve “Artık daha çok kenetlenip, daha sert bir muhalefet anlayışını ortaya koymamız lazım” ifadelerini kullandı.

            

ADAYI PARTİLİLER SEÇMELİ

Özcan, Tüzüklerinde değişmesi gereken hükümler olduğunu söyledi ve örnek olarak Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinin Tüzükte yer almadığını belirtti. CHP’nin bir aday göstermesi gerektiğini ve yönteminin Tüzükte açıklanmadığını söyleyen Özcan, önceki seçimlerde parti tabanının içine sinmeyen bir adayları olduğunu ve bu durumdan zarar gördüklerini kaydetti. Genel Başkan, MYK veya PM’nin bu adayı tek başına belirlemesinin hata riski taşıdığını söyleyen Özcan, 1 milyon 200 bin partilinin adayı belirlemesi halinde hata yapma şansının minimuma ineceğini belirtti ve Cumhurbaşkanı adayını partiye kayıtlı bütün üyelerin hâkim gözetiminde seçmesini arzu ettiklerini bildirdi.

Haber-Fehmi DUMAN-Necla BAKAN-  FESA Ajans/SAKARYA

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce'yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi Sakarya Bağrına Bastı

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, yapılan kurultayda kendisine destek veren Sakarya örgütü ve Sakarya esnafını ziyaret etti.

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce Orhan camii önünde vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. Sohbetlerden sonra cuma namazını kılan İnce, cami yakınındaki çay ocaklarında esnaflarla bir süre sohbet etti ve anılarını anlattı.

Sakarya İl örgütüyle de toplantı gerçekleştiren İnce, çark caddesi sonu boyunca esnafları selamlayarak yola çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kurultay’da kendisini destekleyen Sakarya Kurultay Delegelerine teşekkür etmek ve bir dizi programa katılmak üzere ilimize geldi.

TAZİYE VERDİ
Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Başkanı Erdoğan Isır, parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş tarafından il binası önünde karşılanan İnce, daha sonra Cuma namazını kılmak üzere Orhan Cami’ye gitti. Erenler Belediyesi eski Başkanı Rüştü Akyaç’ın vefat eden eşi Mefkune Akyaç’ın (84) cenazesi için bekleyen yakınlarına taziye veren İnce, daha sonra vatandaşlarla çay içerek namaz saatini bekledi.

DİRENEN PARTİ
Vatandaşlarla Cuma namazını kıldıktan sonra Atatürk Parkı’nda toplanan kalabalığa seslenen Milletvekili Muharrem İnce, “Bu ülke için ne istiyorsak, Cumhuriyet Halk Partisi için de onu istiyoruz. Kurucu irade kurtuluşu da gerçekleştirecek, kurucu partidir Cumhuriyet Halk Partisi, direnen partidir ama artık direnen parti olmaktan çıkıp, kazanan parti olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

‘DİK DURAN’
İnce, “Bu yolculukta Türkiye’de en dik duran CHP örgütü Sakarya örgütüydü, İmzaysa imza, oysa oy, ‘Yanındayız’ dediler, onun için ben de bugün Sakaryalılarla, komşularımla, değerli hemşerilerimizle beraber olmak istedim” dedi. İnce konuşmasının ardından il binasında bir süre partililerle sohbet etti. Çark Caddesi’nde vatandaşları selamlayarak sohbet eden İnce, daha sonra ilimizden ayrıldı.

Haber  Fehmi DUMAN-   Necla BAKAN 




Kılçdaroğlu’nun hedefi… Necdet Buluz

Kılçdaroğlu’nun hedefi…

Necdet Buluz

 

CHP kurultayından sonra Kılıçdaroğlu’nun yeniden Genel Başkan olması ile başlayan tartışmalar öyle görünüyor ki uzun süre devam edecektir. Yapılan eleştirilerde Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi ayağa kaldıracak güçte olmadığı, şimdiki iktidarı da söylediği gibi gönderemeyeceği ifade ediliyor.

Partinin yüzde 25-28 bandında bir oy tabanı var.  Yıllardır hapsedilen bu alandan kurtulamadı. Ne yaptıysa da bunu aşamıyor. Sağ ve muhafazakâr seçmenden, kırsal kesimden, Kürtlerden oy alamıyor.

Peki, Kılıçdaroğlu neye güveniyor, buna bakmak gerekir.

CHP’nin önümüzdeki seçim sürecinde şöyle önemli bir misyonu var; o da yüzde 50’lik muhalefet blokunun “oyun kurucu”gücü olmak istemesidir. CHP, kendi başına AKP’yi alaşağı edemeyeceğini bilse de, her geçen gün zayıflayan AKP-MHP blokuna karşı referandumda “Hayır” oyu veren yüzde 49’luk seçmen bloğunun  kamuoyuncabenimsenen bir aday etrafında birleşmesinin mimarı olabilir. 

İşte Kılıçdaroğlu, partisinin tabanındaki oyundan fazla buna güveniyor.

Meydan okuma, kurultaydan önce “AK Parti’yi göndereceğiz” açıklamalarının ardında yatan gerçek bizce buradan kaynaklanıyor.

Önümüzdeki süreçte CHP’ye düşen görev, sadece kendi partisi için oy istemek değil, diğer partilerin de desteğini alabilecek bir demokrasi bloğunun öncü gücü olabilmektir.

Bir önceki seçimde Cumhurbaşkanlığı seçiminde bunun yeşil ışığı görüldü. Erdoğan kıl payı kazandı. 2019 yılında yapılacak olan seçimde bu nedenle ipin göğüslenebileceği tahminleri yapılıyor.

Görünmesi ve tartışılması gereken bir başka konu daha var:

Kılıçdaroğlu’nun yeniden Parti Genel Başkanı seçilmesi ile partide küskünlerin ve artık “CHP’ye oy vermeyeceğim” diyenlerin de olabileceği görünüyor. Kılıçdaroğlu’nun artık iktidara alternatif olmaktan uzaklaştığını, parti tabanındaki mevcut oy potansiyelinin bile korunamayacağını söyleyenler var.

Siyaset iddialı olma sanatıdır.

Kılıçdaroğlu iddialı olarak “duvarları yıkacağız” diyor. Ancak, bu duvarın nasıl yıkılacağını söyleyemiyor.

Önümüzdeki seçimler çok kritik. Bu seçimlere yönelik bir hedefin ortaya konulmaması büyük eksiklik. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği bile açıklanamadı. “Değişim ve yenilenme” deniliyor ama ortaya bir heyecan konulamıyor ki.

Parti içi sorunların da hala giderilememiş olması CHP’nin önündeki en büyük engel olarak değerlendirilebilir.

Sanıyoruz partide hayal kırıklığı yaşayanların da kafalarından bunlar geçiyordur. Görebildiğimiz kadarı ile taban beklediğini göremedi.

Bu saatten sonra CHP’ye oy vermeyeceğini söyleyen seçmenin nereye kayacağını görmek gerekiyor.

Bir kısmı küsüp sandığa gitmeyebilir.

Ancak, CHP’li seçmen sandığa gidip partisine oy vermeyecekse AK Parti’yi de tercih etmeyecektir.

Ortadaki parti İYİ Parti olarak öne çıkıyor.

AK Parti’ye oy vermeyecek olanların yeni adresi İYİ Parti olabilir. Zaten, daha önce yapılan kamuoyu araştırmalarında İYİ Parti’nin CHP tabanından da oy alabileceği görülmüştü.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bu durumu daha önce iyi okumuş, CHP ile ittifak yapmayacaklarını, Cumhurbaşkanlığı adaylığında en fazla oy alanının ikinci turda desteklenmesi gerektiğine vurgu yapmıştı.

CHP kurultayının sonuçlarını değerlendirirken, konunun bu yanını da unutmamak gerekiyor. Bir noktada CHP’deki çalkantıdan en yararlı çıkacak partinin İYİ Parti olduğunu görmek yanlış olmaz.

İyisi ile kötüsü ile Atatürk’ün kurduğu ana muhalefet Partisi CHP’de yapılan kurultayda ortaya çıkan tablo Türk siyasi hayatı için önemlidir ve “hayırlı olsun” diyoruz. Temennimiz de yapılan eleştirilerin Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından terse çevrilmesidir.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

CHP'nin Parti Meclisi üyeleri belli oldu

Ana muhalefet partisi CHP’nin 36’ıncı Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyelikleri için oy sayım işlemi tamamlandı.

Parti Meclisi üyeleri, CHP’nin yönetim kadrosunu belirleyecek ve partiyi 2019 seçimlerine hazırlayacak olmaları açısından önem taşıyor.

PM üyeliğine Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun listesinden seçilen sekiz kişinin ismi şöyle:

MYK Üyesi ve 26. Dönem Bursa Miletvekili Lale Karabıyık

Prof. Dr. Burhan Senatalar

Doç. Dr. Yunus Emre,

PM Üyesi ve 26. Dönem Milletvekili Sibel Özdemir

24. Dönem Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu,

Prof. Dr. Yüksel Taşkın

Prof. Dr. Fethi Açıkel

PM Üyesi Zeki Kılıçarslan.

Tüzük gereği 60 üyeli PM’nin sekiz asıl üyesi, genel başkanın belirlediği Bilim Yönetim Kültür Platformu’ndan (BYKP) belirleniyor.

488 kişinin aday olduğu PM üyeliğine seçilen diğer 52 kişinin isimleri ise şöyle:

Gamze İlgezdi, Sera Kadıgil, Yavuz Karan, Yıldırım Kaya, Haluk Koç, Bülent Kuşoğlu, Hakkı Süha Okay, Faik Öztrak, Ali Öztunç, Gamze Pamuk Ateşli, Oğuz Kaan Salıcı, Orhan Sarıbal, Selin Sayek Böke, Yaşar Seyman, Gamze Taşcıer, Ayça Taşkent, Bülent Ecevit Tatlıdil, Bülent Tezcan, Erdoğan Toprak, Seyit Torun, Pınar Uzun, Öztürk Yılmaz, Gökan Zeybek, Onursal Adıgüzel, Veli Ağbaba, Haydar Akar, Gülizar Biçer Karaca, Tekin Bingöl, Çetin Osman Budak, Emre Çam, Mehmet Ali Çelebi, Ünal Çeviköz, M.Gül Çiftçi, Semra Dinçer, Emine Gülizar Emecan, Sevda Erdan Kılıç, Aykut Erdoğdu, Muharrem Erkek, Ali Haydar Hakverdi, Akif Hamzaçebi, Turan Hançerli, Müslüm Sarı, Haluk Pekşen, Gökhan Günaydın, Tuncay Özkan, Necati Yılmaz, Gaye Usluer, Ali Şeker, Erdal Aksünger,Eren Erdem, Gülçin Timur ve Zilhan Cihaner.

Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri

108 kişinin aday olduğu YDK üyeliğine seçilen 15 kişinin ismi de şu şekilde: Tuba Torun, Erdoğan Kılıç, Uğur Bayraktutan, Gülsüm Filorinalı, Sezgin Kaya, Öncü Özbay, Selahattin Emre, Ahmet Ersen Özsoy, Mahir Polat, Mustafa Serdar Soydan, Emrah Arslan, Cem Artantaş, Turan Aydoğan, Süleyman Bülbül ve Banu Gençkan.

CHP Karasu İlçe Yönetimi TBMM’de Grup Toplantısına Katıldı

CHP Karasu İlçe Yönetimi TBMM’de Grup Toplantısına Katıldı

CHP Karasu İlçe Başkanı Nurhan Aydın ve yönetimi partinin Grup toplantısına katıldı.
CHP Karasu İl Yönetimi TBMM de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bulunduğu grup toplantısına katıldılar.

Grup başkan vekili Engin Özkoç’a ziyaret

Grup toplantısı sona erdikten sonra CHP Sakarya Milletvekili ve grup başkan vekili Engin Özkoç’u ziyaret ederek kendisine grup başkanı seçilmesinden dolayı hayırlı olsun dileklerimizle Karasu CHP örgütü olarak eksikliklerini belirterek taleplerini ilettiler.
Daha sonra Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu makamında ziyaret ederek, Karasu’da kendilerinin vereceği manevi desteği ile Karasu’da belediye başkanlığı kazanmak istedikleri ifade ettiler.
Siz ne zaman talep ederseniz Karasu’ya gelirim
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’da Karasu muhteşem bir ilçe, bu ilçede Belediye başkanlığını kazanmanız için maddi ve manevi ne varsa size destek olurum dedi.
Siz ne zaman talep ederseniz Karasu’ya gelirim diyerek, Karasu’yu çok sevdim, Karasu halkına sevgi ve selamları iletin lütfen dedi.

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN PARTİ MECLİSİ TOPLANTISI ÖNCESİ YAPTIĞI AÇIKLAMA (19 OCAK 2018)

Değerli arkadaşlarım, 35. Olağan Kurultayımızı 18 Ocak 2016’da yapmıştık, aradan 2 yıl geçti. Yeni bir Parti Meclisi seçmiştik ve hep beraber güzel çalışmalar yaptık. Şöyle geriye dönüp son iki yıla baktığımda, Türkiye gerçekten çok büyük bir değişim süreci içine girmiş. Neredeyse, demokrasinin tümüyle yok edildiği bir Türkiye haline geldik. Oysa, 2016 kurultayımızı büyük umutlarla yapmıştık. Daha güzel bir Türkiye, daha özgür bir Türkiye, herkesin karnının doyduğu bir Türkiye, huzur içinde yaşayan bir Türkiye, bunu arzulamıştık. Bu arzu sadece bizim arzumuz da değildi, aslında 80 milyonun ortak arzusu. Beraber yaşamak, birlikte yaşamak, huzur içinde yaşamak en büyük arzumuzdu.

DEMOKRASİYİ BU ÜLKEYE GETİREN BİR PARTİ OLARAK, DEMOKRASİYİ SAVUNMAK BİZİM NAMUS BORCUMUZDUR

Ama bir 15 Temmuz darbe girişimi belası çıktı karşımıza. Önce ben 15 Temmuz darbe gecesi parlamentoda bombaların altında görev yapan milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum. Genel Merkezden apar topar parlamentoya gittiler, hiçbir milletvekili yokken parlamentonun kapısını açtılar, genel kurula indiler ve mücadeleyi sabaha kadar yaptılar. Dolayısıyla o arkadaşlarımıza şükran borçluyuz. Demokrasiyi bu ülkeye getiren bir parti olarak demokrasiyi savunmak bizim namus borcumuzdur. Siyasi görüşümüzün çok daha ötesinde bizim namus borcumuzdur. Biz demokrasiyi her koşulda savunmak zorundayız.

FETÖ’YLE MÜCADELE PARLAMENTONUN GÖREVİDİR

Büyük umutlarla darbeye karşı çıktık, darbe girişimine karşı çıktık ve 5 gün sonra OHAL geldi. Olağanüstü hal yetkisi istendi. Biz şu gerekçeyle karşı çıktık, FETÖ’yle mücadele parlamentonun görevidir. Elbette yürütme organı da görev yapacaktır. Ama parlamentoda 4 siyasi parti ortak görüş beyan etmişse, ortak bildiri yayınlamışsa gelin FETÖ’yle parlamento atbaşı olsun ve mücadeleyi yapalım. Hayır dediler, yürütme organına bu yetkiyi vereceğiz. Biz buna karşı çıktık. Tarih bizi haklı çıkardı. Yürütme organına devredilen bir yetkinin ne kadar insafsızca kullanıldığını hep beraber gördük. Bugün geldiğimiz nokta, bizim haklı çıktığımız noktadır. Keşke haklı çıkmasaydık. 20 Temmuz’da sivil darbe gerçekleşti. Kanun Hükmünde Kararnamelerle ülke yönetilmeye başlandı. Amaç neydi? FETÖ’yle mücadeleydi ama FETÖ’yle mücadelenin çok ötesine geçildi. Bugün geldiğimiz noktaya şöyle bir bakıyorum, anayasa tümüyle askıya alınmış durumda. Aslında bir anayasa var, yürürlükte anayasa ama hiç kimsenin, özellikle yürütme organının ve yasama organının uymadığı bir anayasa. Yargı üzerindeki baskılar artık aleni yapılıyor, gizli kapaklı yapılmıyor. İktidarın hoşuna gitmeyen karar mı aldı bir mahkeme gece yarısı operasyonuyla hakimler değiştiriliyor.

ENİS BERBEROĞLU SUÇSUZ YERE, HİÇBİR GÜNAHI OLMADAN BOŞU BOŞUNA AYLARDIR HAPİSTE YATIYOR

Bu vesileyle Enis Berberoğlu’nu bir kez daha anmak isterim. Suçsuz yere, hiçbir günahı olmadan boşu boşuna aylardır yatıyor hapiste. Top çevirir gibi dosyalar gidip geliyor, top çevirir gibi hakimler gidip geliyor. Hiç kimse cesaret edip beraat etmiştir kararını veremiyor, korkuyor. Suçsuz bir insan, milletin seçtiği bir milletvekili boşu boşuna aylardır hapiste yatıyor. Yakından takip ediyoruz, takip etmeye devam edeceğiz. Hakkını ve hukukunu savunacağız, sonuna kadar savunacağız. Nereye kadar giderse oraya kadar savunacağız.

Ve işin garip tarafı değerli arkadaşlarım, demokrasi dedik, güçler ayrılığı dedik, her şey çok mükemmel olsun dedik, hiç kimse aç ve açıkta kalmasın dedik, herkesin hakkı ve hukuku olsun dedik, ama öyle bir noktaya geldik ki, Anayasa Mahkemesi kararını en alttaki mahkeme “Ben uygulamam, ben Anayasa Mahkemesini tanımam” diyor. Bu noktaya geldik. Bu bizim cumhuriyet tarihimizde bir ilktir. Anayasa Mahkemesinin kararını tanımamak, gereğini yapmamak bizim tarihimizde bir ilktir. Çünkü o mahkemeler hukukun üstünlüğüne inanmıyorlar, o mahkemeler kararı saraydan aldılar, nasıl karar verileceğine yönelik iradeyi saraydan aldılar. “Sen madem ki öyle karar veriyorsun, ben senin kararına uyacağım” diyorlar. Hukuk? Onlar çöp sepetinde.

FETÖ’YÜ EN İYİ BUNLAR BİLİRLER, BİZ DEĞİL

Şahin Alpay ve Mehmet Altan’ın kararları ne olacak hep birlikte bekliyoruz. En sonunda Anayasa Mahkemesi kararı resmi gazetede de yayınlandı. Bir gerekçeleri efendim resmi gazetede yayınlanmadı. Bir gerekçeleri oydu. Şimdi o gerekçede ellerinden alındı. Nasıl karar verileceğini hep beraber göreceğiz. Biz demokrasi gelişsin, OHAL biraz geriye gitsin, OHAL’i kaldıralım, parlamento görev yapsın derken, dün OHAL 3 ay süreyle daha uzatıldı. Niçin uzatılıyor niçin? FETÖ’yle mücadeleyse, OHAL yetkisi olmadan eğer siz aradan aylar geçtikten sonra FETÖ’yle hala mücadele edemediyseniz, sizin hükümetiniz tartışılır, sizin gücünüz tartışılır. FETÖ dediğiniz kimdir? Eğer siz devlet olarak, devletin bütün güçlerini kullanarak aylar sonra bile hala FETÖ’yle mücadele için OHAL’e sarılıyorsanız bir eksiklik var bu işin içinde. Ki, FETÖ’yü en iyi bunlar bilirler biz değil. Paralel yürüyorlardı, onlar söylediler. Ne istediniz de vermedik? Ne istediklerini biliyorlardı, ne verdiklerini de biliyorlar. Her şeyi biliyorsun tabak gibi ortada. Amaç ne? FETÖ’yle mücadele değil, muhalefetle mücadele. Amaç bu. Artık gün yüzüne çok açık, seçik çıktı. Kim iktidara karşıysa, kim farklı bir düşünceyi dile getiriyorsa üniversitedeyse atın, gazetedeyse atın veya sınırlayın veya yazı yazmasın veya baskı kurun patronun üzerine, cezalar yağdırın. Televizyonsa aynı şekilde. Bugün geldiğimiz nokta iç açıcı bir nokta değil.

OHAL’E DEVAM TÜRKİYE AÇISINDAN CİDDİ MALİYETLER DOĞURUYOR

Ama biz açık ve net çağrımızı yine yapalım. Getirin kardeşim OHAL’i kaldırın, FETÖ’yle mücadele için kanun mu gerekiyor oybirliğiyle çıkaralım. Efendim geç olur. Niye geç olsun? Gerekirse, 24 saat kesintisiz çalışırız niye çalışmayalım. Amaç milletin çıkarıysa, milletin menfaatiyse, biz buna varız. Ama amaç milletin değil de sarayın çıkarıysa, OHAL’e devam edecekler. OHAL’e devam Türkiye açısından ciddi maliyetler doğuruyor. Ekonomiye bakalım, 15 yıldır tek başlarına yönetiyorlar 15 yıl. Önlerinde hiçbir engel yok. Mahkeme dediler, istediği kararı veriyor. Vali dediler, istediği kişiyi tayin ediyor. Komutan dediler, istediğini tayin ediyorlar. Emniyet müdürü dediler, istediğini tayin ediyorlar. Üniversitede hoca dediler, istediğini tayin ediyorlar. Peki kardeşim önünüzde hiçbir engel yokken, neden bir insan 21.yüzyılın Türkiye’sinde TBMM’nin önüne gider ve kendisini yakar. Ve neden 21.yüzyılın Türkiye’sinde bir kişi çıkar İzmir’de çırılçıplak soyunur, “Ben açım aç” diye bağırır. Onların kulakları duymuyor, gözleri görmüyor ama biz görüyoruz. Ben bir kişi meclisin önünde kendisini yaktı diye konuştuğumda haber yapamayan, bakın yakma olayını haber yapamayan televizyon ve gazeteler ben konuştuktan sonra haber yapmaya başladılar, ama beni eleştirerek. Oturup kendilerini sorgulamaları lazım. Bir kişinin 21.yüzyılın Türkiye’sinde TBMM’nin önünde işsizlik nedeniyle, yoksulluk nedeniyle veya içine girdiği bunalım nedeniyle kendisini yakıyorsa, bu dünyanın her tarafında haberdir. Ama Türkiye’de haber olmadı. Doğru dürüst haber bile olmadı. Utanılacak bir tablodur bu, utanılacak bir tablo. Beni bu bağlamda eleştirenlerinde aslında oturup biraz utanmaları gerekiyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar doğru bildiğimiz yoldan asla dönmeyeceğiz.

İKTİDARIN DEVLETİN BÜTÜN GÜCÜNÜ ARKASINA ALARAK HEDEFE KOYDUĞU PARTİ BİZİZ

Bakın değerli arkadaşlarım, öyle bir noktaya geldik ki, zam üstüne zam yağıyor. Millet perişan vaziyette. Kimse sesini çıkaramıyor. Esnaf odaları sesini çıkaramıyor. Türkiye Odalar Borsalar Birliği sesini çıkaramıyor. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu sesini çıkaramıyor. İşçi sendikaları arada bir ufak tefek ses çıkarıyorlar. Binlerce kişi mağdurken, binlerce kişi yoksullukla mücadele ederken, binlerce kişi aş, iş ve ekmek peşindeyken nasıl oluyor da ses çıkmıyor bu toplumdan? Sesi çıkan sadece biziz. Sorunları dile getiren sadece biziz ve şu anda iktidarın devletin bütün gücünü arkasına alarak hedefe koyduğu partide biziz. Devletin bütün gücünü arkasına alarak hedefe koyduğu partide biziz. CHP sussun, CHP konuşmasın. Ne demek işçi kendisini yaktı, ne demek çırılçıplak soyundu efendim işte ben açım diye bağırdı. Ne demek efendim taşeron işçi, ne demek efendim grevin ertelenmesi? Bunları dile getirmeyin. Ne demek çiftçi dünyanın en pahalı mazotunu kullanıyor? Ne demek saman ithal ediyoruz, mercimek ithal ediyoruz, nohut ithal ediyoruz? Bu CHP var ya, CHP bunları niye dillendiriyor? Biz dillendireceğiz, biz milletin ortak sesiyiz. Bakın biz dillendirirken değerli Parti Meclisi üyeleri, biz dillendirirken bir siyasal parti ayrımı yapmıyoruz. Yeri geliyor işçinin sorununu dillendiriyoruz, yeri geliyor işverenin, yeri geliyor esnafın, yeri geliyor çiftçinin, yeri geliyor fındık üreticisinin, yeri geliyor çay üreticisinin sesi oluyoruz. Ama siyasal iktidar buna tahammül edemiyor. Bütün gazeteleriyle ve bütün televizyonlarıyla, son 15 – 20 gündür bütün baskılarla üstümüze geliyorlar. Acaba bunlara geri adım attırır mıyız diye. Sen ister radyonla gel, ister televizyonunla gel, ister gazetenle gel, ister ordunla gel kiminle gelirsen gel bir milim adım geri atmayacağız bir milim adım. Bu milletin sesini dile getireceğiz.

Ayrıca bizi dar bir çerçeveye hapsetmek istiyorlar. Kendi aramızda büyük tartışmalar varmış gibi bir alana hapsetmek istiyorlar. Biz bir kitle partisiyiz. Bu partinin içinde işçi de vardır, işveren de vardır, esnafta vardır, çiftçi de vardır, işsiz de vardır çalışan işçi de vardır. Biz bir kitle partisiyiz. Biz toplumun her kesiminin sorunlarını namusluca dile getiren bir partiyiz. Siyasal iktidarı eleştirmekten korkanların sadece siyaset yapma alanı Cumhuriyet Halk Partisini eleştirmektir o kadar. Siyaset yapma alanları budur. Hükümeti eleştiremiyorlar, korkuyorlar hükümeti eleştirmekten. Korktukları içindir ki, sadece hedef aldıkları, eleştirdikleri, siyaseten nefes aldıkları alan CHP’yi eleştirmektir. Eleştirebilirler, eleştiriden çekinmiyoruz. Elbette ki eleştirmeli gazeteci. Niye eleştirdiniz diye de söylemiyoruz. Ama insaf ölçülerini aşarsa, haksızlık olursa, kimse kusura bakmasın orada dur deriz. Yeri gelirse, herkesi tahtaya koyarız herkesi. Herkesle hesaplaşırız. Hesaplaşmaktan da çekinmeyiz ve korkmayız. Çünkü bizim hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yoktur. Ama onların dünya kadar hesabını verecekleri şeyler var.

FAKİRE, FUKARAYA, İŞÇİYE GELİNCE PARA YOK, YANDAŞA GELİNCE HER ŞEY VAR

Değerli arkadaşlarım, enflasyon yüzde 11.9 yani yüzde 12 enflasyon, çift haneli. Çift hane enflasyon. Bakın, 11.9 enflasyon var. Asgari ücreti 1404 liradan, 1603 liraya çıkardılar. “Ya bunu 2 bin lira yapın, bu insanlar geçinebilsin, bu insanlar hiç değilse aybaşında cebimde 2 bin lira para var diye evine gelsin, çocuğuna harçlık verebilsin bu baba” dedik. Kabul etmediler. Bakın, zeytindeki zam yüzde 15, çaya zam yüzde 17,5, süte zam yüzde 18.4, kaşar peynirine yüzde 18.8, beyaz peynir yüzde 19.6, tereyağı yüzde 42.6, domates yüzde 71. Asgari ücret 1404 liradan 1603 liraya çıktı. Bunlarda insaf var mı? Hani Türkiye büyümüştü, hani Türkiye zengin ülkeydi, hani köşeyi dönmüştü millet, hani kişi başına gelir on bin doları aşmıştı? Nerede bu rakamlar? Fakire, fukaraya, işçiye gelince para yok, yandaşa gelince her şey var. Bunu da bütün vatandaşlarımın bilmesini isterim.

HER DEVLETİN TERÖR VE TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELESİ EVRENSEL BİR HAKTIR

Değerli arkadaşlarım, kısaca dış politikaya da değinmek isterim. Şu cümleyi baştan kurmak isterim. Hiçbir devlet dünyanın neresinde olursa olsun, kendi sınırlarında kendisine düşman olacak bir terör örgütü istemez. Bir daha söylüyorum, hiçbir devlet kendi sınırlarında kendisine düşman olacak bir terör örgütü istemez. Ve dolayısıyla her devletin terör ve terör örgütleriyle mücadelesi evrensel bir haktır. Terör suçsa suçluyla mücadele etmek hepimizin ortak görevidir.

KENDİ SINIRLARIMIZI, KENDİ ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK 80 MİLYONUN ORTAK GÖREVİDİR

Bu bağlamda, Türkiye’nin izlediği politikaların yanlışlığını bir tarafa bırakıyorum onu sonra konuşuruz. Suriye politikasının yanlışlığını çok iyi biliyoruz. Yanlışta ısrar ettiklerini de çok iyi biliyoruz. Bunun Türkiye’ye getirdiği faturayı da çok iyi biliyoruz. Onların ifadesine göre 3,5 milyon Suriyeliye 30 milyar dolar para harcandığını da biliyoruz. Söylüyorlar, 30 milyar dolar para harcadık. Aslında harcamadılar kendileri yediler ama bunu da oturur yine ayrıca tartışırız. Ama kendi sınırlarımızda terör örgütü ve onun uzantılarına destek verilmesini asla ve asla kabul etmeyiz. Kendi sınırlarımızı, kendi ülkemizin güvenliğini sağlamak 80 milyonun ortak görevidir. Terör örgütlerine şu veya bu şekilde destek verilmesini asla kabul edemeyiz.

Ama Türkiye’nin başına bütün bu olayları aşanda bu hükümettir. Herkes onu çok iyi bilsin. Suriye’nin iç işlerine karışmasaydık, oraya silah göndermeseydik, terör örgütlerine destek vermeseydik, onlara silahla destek vermenin ötesinde yaralandıklarında da Türkiye’ye getirip tedavi edip sonra eline silahı verip tekrar oraya göndermeseydik bunlar başımıza gelmezdi. Afrinle ilgili şimdi konuşuyorlar. Afrin El Bab gibi değildir. El Bab’da uluslararası uzlaşma vardı. Amerika’nın da, Rusya’nın da, İran’ın da, Suriye’nin de bir anlamda kabulü vardı ve biz El Bab’a gittik 72 şehidimiz var.

Afrin’e şimdi girmek için bağırıp duruyorlar, bağırıp çağırıyorlar. Önce siz diplomasiyi sonuna kadar zorlayacaksınız. Bu bağlamda gerek Hulusi Akar’ın, gerek Fidan’ın çabaları kayda değerdir. Altını özenle çizerim, yeri zamanı gelince eleştiririz ama çabaları kayda değerdir. Diplomasi sonuna kadar zorlanmalı. Hava desteği almadan girilecek bir Afrin büyük maliyetlere yol açar. Eğer hava desteği almadan oraya asker sokacaksanız, Sayın Erdoğan’a açık ve net çağrımdır, seni kefenle karşılayan arkadaşları gönderin önce. Seni kefenle karşılayan önce arkadaşlarını oraya göndereceksin. Bu milletin fakir fukara çocuğunu oraya gönderme. Hava desteği alacaksın, oturup konuşacaksın ve ondan sonra eğer mücadele edeceksen oturup mücadele edeceksin.

Değerli arkadaşlarım, bu bağlamda eğer diplomasi sonuna kadar zorlanır ve bir uzlaşma sağlanırsa, hava desteği de sağlanırsa, sorun büyük ölçüde aşılabilir. Aksi halde sorun giderek büyür, Türkiye’ye maliyeti çok ağır olur. Herkesin bunu çok iyi bilmesi lazım. Özelliklede iktidar sahiplerinin çok iyi bilmesi lazım.

CHP ATANMIŞLARIN DEĞİL, SEÇİLMİŞLERİN GÖREV YAPTIĞI BİR PARTİDİR

Bu arada kısaca bir konuya daha değinmek istiyorum değerli arkadaşlarım. Yeri zamanı gelir hepimiz demokrasiden söz ederiz, iktidar sahipleri de demokrasiden söz ederler. Önümüzde bir kurultay var, kurultayda seçim olacak, Parti Meclisi üyeleri seçilecek, Genel Başkan seçilecek. Efendim Genel Başkan adayları çıktı diye başta havuz medyası ve bir kısım medya, efendim CHP’de gürültü, patırtı bilmem ne, huzursuzluk. Ne huzursuzluğu kardeşim, ne gürültüsü patırtısı. Düşünün demokrasiden ne kadar uzaklaştığımızı, demokrasi kavramından toplumun ne kadar uzaklaştırıldığını bir düşünün. Genel Başkan adayı elbette çıkabilir. Çıkmıyorsa, biz bu seçimi niye yapıyoruz arkadaşlar. Hiç kimse şunu unutmasın, Cumhuriyet Halk Partisi atanmışların görev yaptığı bir parti değildir, Cumhuriyet Halk Partisi seçilmişlerin görev yaptığı bir partidir. Biz demokrasi deyince onlar vay işte bak neler oldu. E seçim olacak kardeşim, sen atamayla getirirsin biz seçimle getiririz. Niçin? Bu ülkeye demokrasiyi getiren partiyiz biz. Bu ülkeye demokrasiyi getirdiğimiz için dünya siyasal tarihinde yerimiz olan bir partiyiz biz. Efendim öyle yapmayın kim Genel Başkanlık istiyorsa kellesini vurun, atın, e ne olacak? O zaman daha iyi demokrasi olacak. Onun adı demokrasi değildir arkadaşlar, adı demokrasi değildir. Özellikle kalem sahibi olan kişilere söylüyorum, kalem sahibi olan, yazı yazan arkadaşlara söylüyorum. Bir daha söylüyorum, biz seçilmişlerin partisiyiz, elbette Genel Başkan adayları olacaktır, elbette Genel Başkan yeni Genel Başkan adayları yetiştirecektir, önlerini açacaktır. Atamayla mı olacak her şey? Biz bunu söylediğimiz zaman belki demokrasinin önünü biraz daha açmış olacağız. Herkes bize imrenmeli, her parti, her parti imrenmeli. Demeli ki, Grup Başkanvekillerini seçimle sağladılar ve göreve getirdiler, İl Başkanları seçimle, İlçe Başkanları seçimle, Genel Başkanlar seçimle, Parti Meclisi üyeleri seçimle geldi diyecekler. Ama sizde seçim sadece göstermelik, sadece göstermelik. Seçimin ve demokrasinin güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Bizi farklı ve fazla Genel Başkan adayları çıktı diye eleştirenler önce dönüp bir aynada kendilerine bir baksınlar. Acaba biz hala yetmez ama evetçilerdenmiyiz diye bir baksınlar bakalım.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET GEÇMİŞE YÖNELİK DOĞUM BORÇLANMASI KANUNU ÇIKARILMALI

CHP Kocaeli Milletvekili Hürriyet mecliste yaptığı konuşmasında sigortalılık başlangıcından önce doğum yapan kadınlara da verilmesi gerektiğini dile getirdi

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet önceki gün mecliste yaptığı konuşmasında doğum borçlanması konusunda yaşanan mağduriyete değindi. Konuyla ilgili daha önce hazırladığı kanun teklifini meclise sunan Milletvekili Hürriyet, “Annelerimiz sosyal hayatta kimseye muhtaç olmadan yaşaması için kanunun bir an önce çıkmasını istedi.

KADINLAR ARASINDA BİLE AYRIM OLUŞUYOR

Konuyla ilgili olarak mecliste konuşan CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet şöyle dedi; “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre kadınların doğum borçlanması yapabilmeleri için doğumun ilk sigortalı olduğu tarihten sonra olması gerekiyor. Kanuna göre doğumdan önce sigortalı olan kadınlar doğum borçlanmasından yararlanıp erken emekli olabiliyorken doğum sonrası iş hayatına atılıp sigortalı olan kadınlar ise önceki doğumları için bu haktan yararlanamamaktadır”

ERKEK ASKERLİK DÖNEMİNİ BORÇLANABİLİYOR

“Erkekler sigortalılık öncesinde askerlikte geçen sürelerini borçlanabilme hakkına sahiptir. İş hayatına başlamayan erkek sigortalılığı öncesindeki askerlik dönemini de borçlanabilirken kadının aynı şekilde sigortalılığı öncesindeki doğumu için borçlanma hakkından faydalanamaması eşitlik ilkesine aykırıdır. Anneler sosyal hayatında kimseye muhtaç olmadan yaşamak, hakkıyla emekli olabilmek için bu kanunun bir an önce çıkmasını beklemektedir.

  • BASIN AÇIKLAMALARICHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN PARTİ MECLİSİ TOPLANTISI ÖNCESİ YAPTIĞI AÇIKLAMA
  • GÜNDEMCHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, HRANT DİNK’İ ANDI
  • GAYE USLUERGAYE USLUER, TEPEBAŞI’NDA İLKOKUL 3. SINIF ÖĞRENCİLERİNE DAĞITILAN KİTABI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI
  • MUSTAFA ALİ BALBAYMUSTAFA BALBAY: “HABERAL TÜRKİYE’NİN GURURUDUR”
  • EREN ERDEMEREN ERDEM : ÖGER’İN BORCUNU HALK ÖDEYECEK
  • UTKU ÇAKIRÖZERUTKU ÇAKIRÖZER AVRUPA’DAKİ TÜRKLERİN SORUNLARINI MECLİS’E TAŞIDI
  • ÖMER FETHİ GÜRERÖMER FETHİ GÜRER: “HAVASI TEMİZ 6 İL KALDI, HÜKÜMET TEDBİR ALSIN”
  • CEMAL OKAN YÜKSELCEMAL OKAN YÜKSEL; “OHAL’İN ARKASINA SAKLANIYORLAR”
  • ERDİN BİRCANERDİN BİRCAN: KEŞAN- ENEZ- İPSALA HASTANELERİ BİTİRİLMEDİ, UZUNKÖPRÜ KAÇ YIL SÜRECEK?
  • MEHMET TÜMMEHMET TÜM: 115 HAMİLE ÇOCUK SKANDALINA BAKANLAR YANIT VERMEDİ!

CHP İstanbul İl Kongresi yapılıyor

CHP İstanbul İl Kongresi yapılıyor

CHP İstanbul İl Örgütü’nün 36. Olağan Kongresi Bostancı Gösteri Merkezinde gerçekleşiyor. 654 delegenin oy kullanacağı kongrede iki aday il başkanlığı için yarışacak. Kongrede konuşan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 seçimlerine işaret ederek, demokrasiden yana güçlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

CHP’nin Kadıköy Bostancı Kültür Merkezi’nde İstanbul İl Kongresi  gerçekleşti.

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ Katıldı

Kongreye, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, DİSK’e bağlı Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan, Cam Keramik İş Genel Başkanı Birol Sarıkaş, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel,Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ, EMEP İl Başkanı Sema Barbaros da katıldı.

Kılıçdaroğlu’ndan CHP’nin İstanbul kongresinde 2019 mesajı

CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada “Ben değil, biz mücadelesi yapılması gerekir” mesajı verirken 2019 seçimleri ile ilgili olarak da “Demokrasiden yana olan bütün güçlerin hangi siyasi partiden olursa olsun ortak ses çıkarması lazım” dedi. CHP lideri AYM’nin kararına yönelik eleştirilere de yanıt verdi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul 36. Olağan İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı. Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılan kongrede Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:

“İSTANBUL MÜCADELESİ TÜRKİYE MÜCADELESİDİR”

İstanbul, dünyanın en adaletli kenti olacak, hedefimzi bu. İstanbuli yaşabilir bir kent olacak. 5 yılın sonunda çok daha farklı bir İstanbul olacak. Dünyanın en büyük metropolleriyle yarışan bir İstanbul olacak. İhanet edenleri temizleyeceğiz, İstanbul aşıklarını öne çıkaracağız. Gönlü İstanbul’dan yana olan herkesin İstanbul için çalışması lazım. İstanbul, üzerine titrediğimiz kentlerden biri. İstanbul mücadelemiz aynı zamanda Türkiye mücadelesidir.

“BİLGİYE DAYALI MUHALEFET İLE HALKA GİDİN”

Halka hem sorunları hem de çözümü anlatmak için gideceğiz. Bilgiye dayalı muhalefet ile halka gitmek lazım. ‘Para var mı’ diyebilirler. Evet para var. Bütün mesele para yerli yerinde kullanılmıyor. Kaynağımız da var, imkanımız da var. Eksiğimiz dürüst ve namuslu siyasetçi. Her arkadaşımın bunu böyle anlatması gerekir.

Dış politikada ciddi sorunlarımız var. En temel sorunlara çözüm üreten parti CHP’dir. Örnek isteyene örnek vereceksiniz. Çiftçinin sorununun nasıl çözülmesi gerektiğini söyleyen biziz. Emeklinin sorununu dile getiren biziz.

Bize düna kadar ‘Şu CHP, eleştirir, öneri getiremez’ diyordu. Bugün artık bütün dünya da biliyor ki, CHP bir konuyu eleştiriyorsa o konuda çözümü de vardır. Türkiye’nin temel sorunlarından biri de işsizlik.

Bunlar milli değil, gayri milli iktidar. Vergi vermemek için yurtdışında şirket kuranlar, yerli de olamazlar, milli de olamazlar.

ASGARİ ÜCRET ELEŞTİRİSİ

‘Asgari ücret 2000 lira olmalı’ dedik. 3 çocuklu, eşi çalışmayan bir aile düşünün. Milyonlarca aile var böyle. Nasıl geçinecekler?

Üretenlerin, alın terinin hakkını korumak bizim boynumuzun borcu. Kim üretiyorsa başımızın üstünde yeri var.

“BÖYLE EĞİTİM Mİ OLUR?”

Eğitim-öğretim iflas etmiş durumda. Hiçbir anne baba eğitim sisteminden memnun değil. Kendi çocuklarını kobay olarak kullanıyor. Sabah kalkıyorsunuz değişmiş. Böyle bir eğitim sistemi mi olur. Bir ülkeyi geri bırakmak istiyorsanız o ülkenin eğitim sistemini bozacaksınız. Bu hükümetin yaptığı da budur. Bu düzeni değiştireceğiz derken eğitim düzenini de değiştireceğiz. Herkes çocuğunu severek ve isteyerek arzu ettiği okula gönderecek. Hiçbir zaman taşımalı eğitim yaptırmayacağız. Nerede bir çocuk varsa yanında öğretmeni olacak.

“YARGI İFLAS ETTİ”

İflas eden bir yargı sistemi ile karşı karşıyayız. Hitler Almanyasında hangi koşullar varsa bugün de o koşullar var. Sayın Yıldırım son Anayasa Mahkemesi kararıyla ilgili diyor ki ‘ilk mahkemenin kararı geçerlidir. Dosya oradadır.’ İlk hüküm geçerliyse Yargıtay’ı da Danıştay’ı da Anayasa Mahkemesi’ni de kapat. AİHM’den de çık. Hakimleri saraya taşı. Talimat versin karar versin. O zaman niye bu kadar mahkeme kuruyorsunuz. Adaleti sağlamak sizin görevinizdir.

“HERKES İÇİN ADALET”

Boşuna kilometrelerce yol yürümedik. Bu ülke için, çocuklarımız için yürüdük. Adalet isteyen herkes için mücadele edeceğiz. Adalet üzerine hepimizin titremesi gerekir.

“GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

Sanıyorlar ki üzerimize gelince geri adım atacağız. Hak, hukuk ve adalet için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bizim gibi düşünmeyenlerle beraber yaşamak istiyoruz. Aç ve açıkta kimse kalmasın istiyoruz.

’30 milyar dolar Suriyeliler için harcandı’ diyor. Nereye harcandı bu para? O nedenle saydam bir devlet istiyoruz. Her kuruşun hesabını veren bir hükümet istiyoruz.

Ege adaları dolayısıyla dünya kadar soru sordum, ‘Bu adalar bizim mi Yunanistan’ın mı’ diye. Her sözüme laf yetiştirir, buna cevap yok.

Süleyman Şah Türbesi’ni yerine getireceğiz ve bayrağı oraya dikeceğiz.

Hakimlere sesleniyorum. Hukuk devletini savunacak olanlar sizlersiniz. Siyasi otoritenin baskısı altında kalırsanız Türkiye’yi Hitler dönemine taşırsınız.

AYM’NİN ŞAHİN ALPAY VE MEHMET ALTAN KARARI

Sayın Yıldırım, AYM kararı için ‘İlk derece mahkemesinin kararı geçerlidir’ diyor. Yargıtay’ı da kapatın o zaman. Bu kadar mahkeme niye var… Adalet anlayışından bu kadar yoksun bir hükümet ile karşı karşıyayız.

“DIŞ POLİTİKA 180 DERECE DEĞİŞİR”

CHP gelirse dış politikada ne olur? 180 derece değişiklik olur. Kavgadan hep zarar görüyoruz. Barıştan yana olacağız. Gazi Mustafa Kemal boşuna mı ‘Yurtta barış, dünyada barış’ dedi. ABD ile müttefiksek Türkiye’yi güvenlik açısından riskli ülke olarak tanımlayamaz. Müttefiksek bize karşı olmamalı ve terör örgütlerine silah vermemeli.

“BÖYLE DÜŞÜNEN VARSA HEMEN AYRILSIN”

Bazen ‘biz’ değil ‘ben’ mücadelesinin yapıldığını görüyorum. Bu bizim tarihimize ve geleneklerimize aykırıdır. Bunu CHP içine aşılayan 12 Eylül darbecileridir. Eğer bir kişi ‘Ben ne olacağım’ diye düşünüyorsa hemen CHP’den ayrılsın.

“DEMOKRASİDEN YANA OLANLARIN SES ÇIKARMASI LAZIM”

2019’daki seçimler sıradan seçimler değil. Demokrasiden yana olan bütün güçlerin hangi siyasi partiden olursa olsun ortak ses çıkarması lazım. Otoriter rejimi savunmak Türkiye’yi karanlığa götürür.

ENİS BERBEROĞLU PANKARTI

Kongrenin yapıldığı salona Türk bayrakları, Atatürk ve Kılıçdaroğlu fotoğrafları asıldı. Enis Berberoğlu’nun fotoğrafının bulunduğu “Buluşacağız Özgürlükte Yarınlar Bizim” yazılı pankart dikkat çekti.

KONGREDE GERGİNLİK

CHP İstanbul İl yöneticilerinden Muharrem Aktaş’ın konuşması sırasında gerginlik yaşandı. Aktaş’ın Sarıyer’de yapılan ilçe seçimi sırasında yaşanan gerginliğe değinmesi Sarıyer’den gelen partili grubun tepkisine neden oldu. Salonda bir süre tartışma yaşanırken gerilim divan başkanı tarafından kontrol altına alınmaya çalışıldı. Bazı üyeler kürsüye doğru yöneldi. Bu sırada ufak çaplı arbede çıktı. İl yöneticisi Muharrem Aktaş’ın kongrede konuşma yetkisinin olmadığını belirterek Aktaş’ın konuşmasını sonlandırdı.

CHP’NİN İLK KONGRELERİ TAMAMLANIYOR

CHP’de 3-4 Şubat’ta Ankara’da yapılacak 36’ncı Olağan Kurultay öncesi, ilçe kongreleri tamamlandı.

Ankara, İzmir, Adana, Aydın, Muğla, Denizli, Giresun, Şanlıurfa, Niğde,Sakarya, Düzce ve Diyarbakır’ın da arasında olduğu 77 il kongresini yapan CHP’de, dün Mersin, bugün de İstanbul ve Konya il kongreleri yapılacak. CHP’nin il kongreleri süreci, İstanbul ve Konya ile 80 ilde tamamlanmış olacak.

Adıyaman il kongresi, partiye üye olmayan delegelerin oy kullandığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve ileri bir tarihte ertelenmişti. Dolayısıyla Adıyaman 36. Olağan Kurultay’da temsil edilmeyecek.

KRİTİK SEÇİM İSTANBUL’DA

En fazla delegeye sahip üç büyük ilden Ankara ve İzmir’de seçimler tamamlanırken, 178 delegenin belirleneceği İstanbul il kongresi ise Bostancı Gösteri Merkezi’nde başladı. Kongrede, doğal delegelerle beraber 654 delege yeni başkanı belirleyecek. Adaylar, toplam delegenin bir fazla oyunu arayacak.

İstanbul il kongresi 38 ilçede seçilen il delegeleriyle yapılacak. Bahçelievler ilçe kongresi yapılamadığından il kongresinde temsil edilemeyecek.

Kongre öncesinde Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul’un 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıdan il başkanlığı için mevcut başkan Cemal Canpolat, PM üyesi Canan Kaftancıoğlu ve Gökhan Zeybek’in isimleri öne çıkmıştı. Adaylardan Zeybek, sosyal medyadan Kaftancıoğlu’nu destekleyeceğini açıklamıştı.

Liberal Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Savaş KÖMÜRCÜ Katıldı

CHP"OHAL’e artık yeter, OHAL kaldırılsın, demokrasi istiyoruz!"

CHP 81 ilde sokağa çıktı!
CHP Genel Merkezinin, 81 ilde ‘OHAL’in kaldırılması ve Türkiye’nin yeniden demokrasiye dönerek normalleşmesi çağrısı üzerine CHP örgütleri sokağa çıktı.

CHP, bugün 81 ilde, meydanlarda ortak açıklamayla ‘OHAL’in kaldırılması ve Türkiye’nin yeniden demokrasiye dönerek normalleşmesi’ çağrısı yaptı.

CHP Genel Merkezinin, 81 ilde ‘OHAL’in kaldırılması ve Türkiye’nin yeniden demokrasiye dönerek normalleşmesi çağrısı üzerine, CHP İl Örgütü Dr. Kamil Sokağı üzerinde
toplanarak basın açıklaması yaptı.

CHP Sakarya İl Başkanı Erdoğan ISIR ‘ın yaptığı basın açıklamasına , İl Yöneticileri, İl Kadın ve Gençlik Kolları ile çok sayıda partili katıldı. 20 Temmuz 2016 tarihinden bugüne kadar toplam Bin 194 maddeden oluşan 30 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarıldığını belirten ISIR , “Artık TBMM’nin hiçbir fonksiyonunun olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca milletvekili olmanın da hiçbir anlamının kalmadığı da ortaya çıkmıştır. ‘Olağanüstü Hal’in uygulanmasından sonra parlamentonun kapısında savcıların beklediği, güçlü parlamenter sistemin askıya alındığı, her gün hangi milletvekilinin tutuklanacağının kararlarının talimatla verildiği bir ‘Olağanüstü Hal’ dönemi yaşıyoruz” dedi.

“BU SON KEZ BİR UYARIDIR”

ISIR , “15 Temmuz askeri darbe kalkışmasından sonra 20 Temmuz’da sivil bir darbe ile karşılaşmış durumdayız. Bu sivil darbede AK Parti iktidarı şimdiye kadar ortaklarıyla birlikte yaptıkları usulsüzlükleri, yaptıkları kanunsuzluklara bu sefer tek başına karar vermiş durumdadır. Yani akşam hangi kanunu çıkaracağına 2 kişi karar veriyor, o gün uygulanıyor. Hukukun olmadığı, gazetecilerin tutuklandığı, sadece muhalif olduğu için yazı yazan yüzlerce gazetecinin tutuklandığı, binlerce öğretim üyesinin sadece düşüncesinden dolayı görevden çektirildiği, özellikle kendileri gibi düşünmeyen, muhalif düşünen herkesin iş haklarının fes edildiği, öğretim üyelerinin dışlandığı, itildiği ve kısaca Türkiye’de 12 Eylül’ü bile aratan bir faşist diktatörlükle karşı karşıya olduğumuz bir süreç yaşıyoruz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde düzenlediği sadece bir basın toplantısı değildir. Bu son kez bir uyarıdır. Derhal ‘Olağanüstü Hal’i kaldırınız. ‘Olağanüstü Hal’i kaldırmadığınız taktirde siz olağanüstü işlerle ülkeyi yönetmeye kalkarsanız bunun karşılığı olarak milyonlarca insanın sokakta eylem yapacağımızı; sokakta birlikte mücadele edeceğimizi özellikle belirtmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.
“OLAĞANÜSTÜ HAL’İ DERHAL KALDIRINIZ”

Açıklaması sırasında bir kez daha ‘Olağanüstü Hal’i derhal kaldırınız’ diyen ISIR konuşmasını şöyle sürdürdü; Toplumsal muhalefetin tamamı ile birlikte artık OHAL’i olagan hale getirenlere karşı toplumsal muhalefeti başlatacağız. Bu özellikle bilin. Bunun ilk örneği 15 Ocak 2018’de OHAL Formu düzenliyoruz. Genel Başkanımız da buna katılacak. Türkiye’de bütün yurttaşlarımızı davet ediyoruz. Ankara’da buluşmak üzere.”

Açıklamanın ardından grup daha sonra meydanın yakınında bulunan CHP Adapazarı İlçe Binasına geçti.

İŞTE CHP GENEL MERKEZİ’NİN İL ÖRGÜTLERİNE GÖNDERDİĞİ O YAZI:

Ülkemiz on sekiz aydan bu yana OHAL rejimi ile yönetilmektedir. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen hain darbe girişimi ardından 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL, milli iradeye, demokrasiye, insan haklarına ve özgürlüklere yönelik bir karşı darbe halini almıştır.

‘OHAL MUHALİF KESİMLERİ SİNDİRME OPERASYONUNA DÖNÜŞMÜŞTÜR’

Darbe ve darbecilerle mücadele bahanesi ile başlayan OHAL, gelinen süreçte iktidar partisinin karşısında duran tüm muhalif kesimlere yönelik bir sindirme operasyonuna dönüşmüştür. AKP iktidarı ilk günden bu yana, darbecilerle mücadele değil, tek adam düzeninin karşısında demokrasiden yana olan kesimlerle mücadele etmektedir. Her geçen gün baskının sınırları genişlemekte ve sağcı solcu ayırmadan toplumun büyük bir kesimi terörist olarak suçlanmaktadır. Toplumda açılan çatlaklar genişletilerek derin çukurlar haline getirilmektedir.

‘TÜRKİYE’DE ANAYASA FİİLEN LAĞVEDİLMİŞ, HUKUK ASKIYA ALINMIŞTIR’

İktidara gelirken OHAL’i kaldırma vaadiyle yola çıkanlar, bugün OHAL’den beslenen ve bir baskı rejimini KHK’lar eliyle kuran bir yapı haline gelmiştir. Demokrasiden hızla uzaklaşılırken, OHAL altında gidilen referandum da mühürsüz seçim olarak tarihe geçmiş, milli iradenin gaspı alenileşmiştir. Hükümetin baskıları tüm kurumları sarmıştır. Parlamenter demokrasiye karşı girişilen harekâtın usulsüzlükleri, Anayasayı yok sayan kararlarla sözde tescil edilmiştir. Türkiye’de Anayasa fiilen lağvedilmiş, hukuk askıya alınmıştır. Yemin ettikleri Anayasa’yı savunmak yerine cübbelerini iliklemeye çalışan kimi yüksek yargı mensupları ile birlikte, OHAL kanunsuzlukları adeta zor kullanılarak resmileştirilmiştir.

‘FETÖ İLE MÜCADELE EDENLERE ‘FETÖ YAFTASI’ VURULMAYA ÇALIŞILIYOR

12 Eylül askeri darbesinde bile görülmeyen hukuk dışılıklar, insan hakkı ihlalleri ve özgürlüklerin kısıtlanması bugün Türkiye’nin normali haline getirilmek istenmektedir. Yüz binlere ulaşan ihraç ve tutuklamalar dalgası, darbecilerle uzaktan yakından ilgisi olmayan yurttaşları da içine katmış, yargısız infazlarla dikta rejiminin muhalifleri cezalandırma aracı olarak kullanılmış ve kullanılmaya da devam etmektedir. İktidar partisinin FETÖ ile el ele vatanseverlere kumpas kurduğu yıllarda, bu terör örgütü ile mücadele eden ve bu yüzden cezalandırılan gazeteciler, siyasiler ve akademisyenler gibi yurttaşlara, bugün FETÖ yaftası vurulmaya çalışılmaktadır.

ANAYSAYI YOK SAYAN BİR ANLAYIŞ İLE…

OHAL KHK’ları, toplumun üzerinde sallanan bir kılıç olarak, seslerini yükseltmek isteyen tüm kesimlere yönelik bir silah halini almıştır. Anayasayı yok sayan bir anlayış ile, KHK’lar yasal kapsamından çıkarılmış, yetki çerçevesini aşmıştır. Kış lastiği ve epilasyon merkezleriyle ilgili düzenlemeler dahi KHK konusu yapılırken, demokratik kitle örgütlerinin, gazetelerin ve dergilerin kapatılması iktidarın övündüğü icraatları olmuştur. KHK’lar hukuku katletmenin bir yolu olarak amansızca kullanılırken, haksızlığa uğratılan yüz binlerce taşeron işçisinin hak arama yolunun kapatılmasının da aracı olmuştur.

TÜRKİYE’NİN DÜNYADAN SOYUTLANMIŞ BİR DİKTATÖRLÜĞE EVRİLMESİNE SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ

Böylesi bir ortamda, Cumhuriyet Halk Partisi ilk günden bu yana Cumhuriyetin temel değerlerini savunmaya, baskı rejimine karşı parlamenter demokrasiden ve özgürlüklerden yana olan mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam etmektedir. Türkiye’nin kurucu partisi kimliği ve tarihsel sorumlulukları doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin dünyadan soyutlanmış bir diktatörlüğe evrilmesine ve evrensel hukuk kurallarından koparılmasına seyirci kalmayacağımızı bir kez daha altını çizerek ifade ediyoruz.

SİVİL DARBEİNİN ÜLKEMİZDE AÇTIĞI DERİN YARAYI HAYKIRACAĞIZ

Toplumun tüm kesimlerini doğrudan etkileyen, iş dünyasından sivil topluma, emekçilerden yargıya, medyadan eğitime kadar, herkese dokunan OHAL’in bir kez daha uzatılması gündemde iken, CHP olarak bir çağrı yapıyoruz. 15 Ocak 2018 günü Ankara’da düzenlenecek OHAL Forumu ile sivil darbenin ülkemizde açtığı derin yarayı bir kez daha haykıracak ve tek adam rejimine karşı duran, demokrasiden yana tüm kesimlerin kendilerini ifade edeceği bir buluşmayı sağlayacağız.

OHAL’E ARTIK YETER! OHAL KALDIRILSIN!

Bu olağanüstülüğü normalleştirmeye çalışanlara karşı CHP, Demokratik Kitle Örgütleri ve Sendikalar olarak bir kez daha ifade ediyoruz; OHAL’e artık yeter, OHAL kaldırılsın, demokrasi istiyoruz!

Erdoğan Isır, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti

Erdoğan Isır, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti

30 Aralık 2017 Tarihinde yapılan İl kongresinde seçilen İl Başkanı Erdoğan Isır, Adapazarı İlçe Başkanı Fatma Kurtuluş, İl sekreteri Doğu Sarı ve İl Saymanı Gülcan Sarıkaya olmaz üzere Ankara’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’ü ziyaret ettiler.

CHP İl Başkanı Erdoğan Isır, Ankara’ya Adapazarı İlçe Başkanı Fatma Kurtuluş ve iki yöneticimizi alarak iki gün önceden planladığımız gibi Genel merkeze Genel Başkanımızı ziyaret etmek amacıyla gittik.

Genel Merkez’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan gördükleri ilginin kendileri son derece motive ettiği söyledi.

Genel Başkanımız en kısa zamanda Sakarya’ya geleceğini belirterek, Sakarya’da başta Büyükşehir olmak üzere Belediyelerin kazanılmasını bizden istedi.

Ankara ziyaretimizin, gerek il yönetimine, gerekse İlçe örgütlerine ve partililere büyük motivasyon sağlayacağını ifade eden Isır, Her zaman ekip ruhuyla çalışan örgütümüzün, bundan sonraki çalışmalarımızı çok olumlu etkileyeceği inancındayız.

Başta Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ‘na ve Genel Başkan yardımcımız Tekin Bingöl’e teşekkür ederiz.dedi..

Ali GÖKPINAR 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Kutlaması

Cumhuriyet Halk Partisi Arifiye İlçe Başkanı  Ali GÖKPINAR” Gazetecilik, zamanı, mekanı, mesaisi olmayan, onu icra edinen kişinin kimi zaman en ağır şartlar içinde olduğu ve hatta kendini dahi unuttuğu, dünyanın en zor mesleklerinden biridir; hele ki, baskının ve korkunun egemen kılınmaya çalışıldığı bizim gibi ülkelerde çok daha zor.   İşte bu sebeple 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, artık kutlama mesajlarının yayınlandığı gün olmaktan çıkmış, basın emekçilerimizin her geçen gün artan sorunlarının gölgesinde bırakılmıştır.

Ekmeğini gerçeklere,mesleğini doğrulara adamış,partizanlığın değil özgürlüğün kalemi olmak,fikri ve düşüncelerini yazmak için çırpınan her gazeteci bugün iktidarın hedefi haline gelmiştir.  Nitekim, kalemlerini satmayarak halkı doğru gerçeklerle buluşturdukları için hapishanelere konan, tartaklanan, tehdit edilen gazetecilerin varlığı sebebiyle, Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasında alt sıralarda bulunan ülkemizde, demokrasinin varlığının en önemli unsurlarından biri olan özgür basın için yılmadan mücadele etmek hepimizin görevidir. Zira; gazetecinin özgür olması demek, toplumun özgür olması demektir.


Bu düşüncelerle, gerçekleri yazmayı ilke edinmiş tüm vefakar basın emekçilerimizin Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, özgür habercilik koşullarının sağlandığı ve özlük haklarının tesis edildiği yarınlar diliyorum