kategori Arşivleri: MHP Haberleri

Vatanı Turan yapmak İçin Sakarya Ayakta

Vatanı Turan yapmak İçin Sakarya Ayakta

Milliyetçi Hareket Partisi Sakarya İl Teşkilatı ‘Harekete Geçiyoruz’ temalı bir üye katılım programı düzenledi. Atatürk Spor Salonu’nda düzenlenen programda MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy ve Ünlü Sanatçı Ahmet Şafak da katıldı

Sakarya ayağa kalktı

Milliyetçi Hareket Partisi  MYK üyesi ve Osmaniye milletvekili Doç Dr Ruhi Ersoy ve sanatçı  Ahmet Şafak’ın katılımıyla 3000 yeni üyemizin partiye katılım sağladığı program gerçekleştirdi.

Milliyetçi-Ülkücü hareket emin adımlarla iktidara yürüyor…

Görkemli program

MHP Sakarya İl Teşkilatı il çapında düzenlediği üye katılımlarını üye katılım programlarını görkemli bir programla taçlandırdı.

MHP İl Başkanı Muhammet Levent Bülbül, “2019 seçim startını da vermiş olacağız.”


MHP Sakarya İl Başkanı Levent Bülbül ve milletvekilleri Ruhi Ersoy ile Zihni Açba, partinin 2019 yılı ve daha sonrası için hedefleri hakkında konuştu.

Osmaniye Milletvekili Dr. Ruhi Ersoy “Kukla  ve  Kuklacıları  Görmeye  başladık.Türkiye’yi  kontrol altına  almaya  çalıştılar.Başkalarının Çocukları,Hainler,Gayri Meşru Çocuklar Devletin  Kodları ile  oynadılar.40 Yıllık Sızma FETÖ-PKK gerçek  yüzlerini  gördük.Millet  olmayı  österdi.Fitne fitiline  karşı sabırlı olmayı  öğrendik. Vatanı Turan yapmak İçin Sakarya Ayakta. Ankara merkezli siyaset ve Türk İslam Merkezli medeniyet için Türkiye de ayağa kalkacak inşallah.”

Sahneye daha sonra son dönemde ‘Vay Delikanlı Gönlüm Vay’ isimli şarkısı en çok dinlenen şarkılar arasında olan ünlü şarkıcı Ahmet Şafak çıktı. Ahmet Şafak söylediği şarkılarla sevenlerini adeta coşturdu. Ünlü şarkısı ‘Vay Delikanlı Gönlüm Vay’ şarkısı söylendiği sırada partililer tribünlerden sahneye kadar indi. Salonun ışıklarının kapanmasından sonra telefonlarının ışıklarını açan partililer görülmeye değer bir manzara oluşturdu.

Devlet BAHÇELİ   "Günahkârlara kefalet milli güce kindarlıktır."  

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı  Devlet BAHÇELİ’nin,
Yeni Yıl nedeniyle yayınladıkları kutlama mesajı.

Sadece ülkemiz, sadece bölgemiz için değil, tüm insanlık adına tarihi ve hayati nitelikli olaylara sahne olmuş bir yılı geride bırakıyoruz.

2017 yılı, içte ve dışta yaygın münakaşalarla, yoğun mücadelelerle, ülke ve dünya dengelerini doğrudan etkileyen müessir hadiselerle geçmiştir.

Türkiye’nin bekasını zayıflatmak, hatta zedeleyip milli birlik ruhunu zehirlemek isteyen karanlık odak ve oluşumlar 2017 yılında da boş durmamışlardır.

Türk milletinin mutlak ve meşru duruşunu çekemeyenlerin kahredici tezgâhları, kanlı tuzakları her seviyede hissedilmiş, her zeminde vasat bulmuştur.

2017 yılında, emir ve kumanda merkezleri belli olan terör örgütleri mazlumlara kast etmeyi sürdürmüşler, girdikleri cinayet nöbetinde masumların kanını dökmenin yanında bölgesel ve küresel huzuru taammüden baltalamışlardır.

Taşeron, paramiliter ve kiralık terör örgütleri hem insanlık mirasını hem de insan hak ve değerlerini ayaklar altına almışlardır.

Türkiye artan bir şiddetle tehdit kuşağında tutulmuştur.

Milli bekamızı yıkmak, milli birliğimizi yok etmek maksadıyla devreye alınan dış kaynaklık tahrik kampanyası, sistematik saldırı kumpanyası ısrarla körüklenmiş, inatla kamçılanmıştır.

15 Temmuz’da saldırıya geçen FETÖ’nün toplumsal yapının derinlerine işlemiş kirli izini kazıma faaliyeti, devlet hayatının hücrelerine kadar nüfuz etmiş hıyanetini bertaraf çabası 2017’de de sürmüştür.

Türk milleti kutlu varlığını savunmuş ve sahiplenmiştir.

Milli dayanışma şuuru ihanetin küstahlığına adeta savaş açmıştır.

15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünden çıkarılan sonuçlarla, bundan sonra doğabilecek, olabilecek yeni saldırı ve suikast ihtimallerinin en aza indirilmesi amacıyla tartışmaların odağındaki hükümet sistemi bizzat Türk milleti tarafından ele alınmış ve değiştirilmiştir.

16 Nisan Anayasa Halkoylamasının neticesinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milletimiz tarafından oylanmış ve onaylanmıştır.

Elbette bunu hazmedemeyenler vardır ve tarafları ortadadır.

Türk milletinin tarihi bir uzlaşma iradesiyle bekasını muhafaza ve müdafaa gayreti yegâne geçimi kriz olan siyaset düşkünlerini rahatsız etmiş, 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsüne açık tavır alamayan aidiyet ve ahlak düşüklüğü yaşayan çevreleri çılgına çevirmiştir.

Aslında bu son derece doğal ve normal karşılanmalıdır.

Çünkü küresel hesap ve planların yörüngesine tutunarak fahri Türk ve Türkiye düşmanlığı yapan köhne zihniyetlerin başka türlü davranması mümkün olmadığı gibi kendileri adına makul de görülemeyecektir.

Bilinsin ki, hükümet sisteminin değiştirilmesi basite indirgenecek, hafife alınacak, siyasi hafriyatçıların polemiklerine emanet edilecek bir konu olmayacaktır.

Bu itibarla, 2017 yılı Cumhuriyet tarihinin muhatap kalınan olaylar bakımından en uzun, en kritik yılıdır.

16 Nisan’da sandığa yansıyan hayır oylarını demokratik bir tercihten çıkarıp kavga ve kutuplaşma malzemesi yapan siyasi kumpasçıların çete mantığına teslim oldukları da açık bir gerçek olarak karşımızdadır.

Milletimiz 16 Nisan’da kararını vermiştir.

Bu karardan dönüş ve taviz yoktur.

15 Temmuz işgal teşebbüsünün farklı yol ve yöntemlerle tekerrür etmemesi için kalıcı bir uzlaşma ruhunun tecellisi mecburidir ve kaldı ki 16 Nisan Halkoylaması bu anlayışın karar ve kavramsallaşmış nihai bir tezahürüdür.

Önyargılarının esaretine girmiş olanların Türkiye gerçeklerini kavramaktan ne kadar uzak oldukları açıktır.

Akıl dışılıklarını gizleyemeyen, milli ve tarihi mükellefiyetleri idrakten acınası mahrumiyetlerini örtbas edemeyen malum siyasi çürüklerin rövanşist dürtülerle hareketi ülkemiz adına kaygı verici handikaptır.

Bunun en son örneği, 24 Aralık 2017’de yayımlanan 696 Sayılı KHK’nin 121. Maddesi üzerinde yapılan cahilane ve zalimane tartışmalarda net olarak görülmüştür.

15 Temmuz FETÖ darbe girişimine karşı yüreğini koymuş, yüksek bir direnç göstermiş, hatta can pahasına direnmiş vatan evlatlarını haklı olarak güvenceye alan bir düzenlemeyi sulandırmak, sabote etmek eğer cahillik değilse, bilinmelidir ki, varit ve vaki olan bir Türkiye husumetidir.

Unutmayalım ki, zalime merhamet mazluma ihanettir.

Günahkârlara kefalet milli güce kindarlıktır.

Karanlıktan medet ummak aydınlığa kara çalma gayretkeşliğidir.

2017, her yönüyle ibret verici bir yıldır.

Kerkük uçurumdan dönmüş, buna karşılık Kudüs’ün ufku perdelenmiştir.

Güney sınırlarımız boyunca zalimler, hainler, her neviden düşmanlıklar yıl boyunca faal halde nifak saçmışlardır.

Ortadoğu’nun kalbine sokulan küresel mızrak daha da derinlere işlemiştir.

FETÖ’nün yanı sıra, IŞİD, PKK, PYD-YPG ve bilumum katil örgütler Ortadoğu’yla birlikte Türkiye’yi hedef almışlardır.

Haritalarla oynanmıştır. Ve de korkunç süreç hala devam etmektedir.

Emperyalizm yer altı kaynaklarını, yer üstü değerleri sömürmekle kalmamış, dünyayı kasıp kavuran zulüm mesaisinde çıta yükseltmiştir.

2017’deki buhranların 2018’de hız kesmesi yürekten arzumdur.

Bunun için kuvveden fiile çıkmış milli ve ahlaki bir uzlaşma ruhu güçlenerek özellikle siyasete, sivil ve toplumsal sisteme hâkim olmalıdır.

Umutlarımız korkulara boyun eğmeyecektir.

Milli heyecanlar 2018’de daha da cüret ve cesaret kazanarak Türkiye’nin yıkımı için el ovuşturanlara, inanıyorum ki, izin ve fırsat vermeyecektir.

Karamsarlığa şüphesiz yer ve gerek yoktur.

Kötümserlik salgınını bir olarak, diri olarak, iri olarak tedavi etmek şarttır, doğrusu da bu olacaktır.

Egemenliğin sahibi Türk milleti her şeyi bilmekte, görmekte, bizzat yaşamaktadır.

İlahi adalet ise herkes ve hepimiz için bağlayıcıdır.

2018’de huzurun temellenmesi, yüzlerin gülmesi başlıca dileğimdir.

2018’de kardeşliğimize kara çalmak isteyenlerin bir kez daha ezilip geçilmesi temennimdir.

2017’de yaşanan acı ve felaketlerin yeni yılda tekerrür etmemesi dua ve ümidimdir.

Artmasını beklediğim sosyal ve ekonomik refahla birlikte sağlam esaslara bağlanmış siyasal istikrar Türkiye’yi emniyete alacak, istiklal ve istikbali güvenceye bağlayacaktır.

Bu hedef siyasetin önünde 2018 yılında da kaçınılmaz bir görev ve ödevdir.

Milletimizin ortak akıl ve irade gücüyle haksızlıkların söneceği, adaletsizliklerin son bulacağı, engellerin birer birer aşılacağı tartışmasız mümkündür.

Arayışımız ve beklentimiz de budur.

Bu düşüncelerle yurdumun her köşesinde yaşayan; kökeni, mezhebi, anasının dili ne olursa olsun tüm vatandaşlarımın yeni yılını tebrik ediyor, hepsini kucaklıyor, Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve selamet niyaz ediyorum.

Türk-İslam aleminin yeni yılını kutluyor, 2018’in barışa, birliğe, beraberliğe, dostluğa, kaynaşmaya ve huzura vesile olmasını diliyorum.

Levent Bülbül; ' Bizim kapımız her zaman açıktır '

Levent Bülbül; ‘ Bizim kapımız her zaman açıktır ‘

Milliyetçi Hareket Partisi rutin olarak gerçekleştirdiği haftalık olağan basın toplantılarına il binasında devam ediyor.

Düzenlenen basın toplantısında İl Başkanı Levent Bülbül partiden istifa edenler ve Ekim ayından itibaren artan enflasyon rakamları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Zamların vatandaşın kazançlarını kayıba dönüştürdüğünü söyleyen Bülbül: ” Enflasyon rakamları Ekim ayı itibari ile oldukça arttı. Ekonomide bu gidişat iyi bir gidişat değildir. Zamlar vatandaşın belini büktü” dedi.

Bülbül toplantıda yeni eğitim sistemi ile ilgili de açıklamada bulunurken, sistemin değişmesi ile birlikte emlak manipülasyonun çıkacağını belirtti.

Son olarak geçtiğimiz günlerde gündem olan MHP’den  İYİ Parti’ye geçmek için istifa eden üyeler ile ilgili konuşan Bülbül: ”Bizden gidip geri dönenlere kapımız her zaman açıktır. İlimizde Serdivan’dan on iki, Arifiye’den iki kişi istifa etmiştir. Bizim kapımız her zaman açıktır. Milliyetçi Hareket Partisi’ni yüceltende budur. Yakın zamanda yeni üyelerimizi de kamuoyuna açıklayacağız ” 

MHP Geyve İstişare Toplantısı Yaptı

MHP Geyve  İstişare  Toplantısı  Yaptı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Geyve İlçe Başkanı Şerafettin KAYA , Allah birliğimizi ve beraberliğimizi bozmasın dedi.

Sakarya’nın Geyve  ilçesinde teşkilatlanma çalışmalarına ağırlık verdiklerini ifade eden Şerafettin KAYA  Bizler Alparslan’ın torunlarıyız.

Üye kayıtlarının başladığını ifade eden Başkan KAYA, ” Artık birlik olmanın zamanı gelmiş ve çoktan geçmiştir.Bu akşam arkadaşlarımızla  istişare toplantısı yaptık.Allah birliğimizi ve beraberliğimizi bozmasın”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Geyve İlçe Başkanı Şerafettin KAYA

MHP Sakarya İl Başkanı M. Levent Bülbül Güven Tazeledi.

MHP  Sakarya İl  Başkanı Muhammed Levent Bülbül Güven Tazeledi.

Milliyetçi Hareket Partisi Sakarya İl Teşkilatı 12. Olağan Kongresi Adapazarı Orhan Gazi Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ruhsar Demirel Sakarya Kongresini Divan Başkanlığı üstlendi. Divan Başkan Yardımcılığını   Sakarya  Milletvekili Zihni AÇBA,Katipliği Dursun Yelken Yaptı.

Kongrede bir  Konuşma Yapan MHP  Sakarya İl  Başkanı Muhammed Levent Bülbül  çok  sert  konuştu.

MHP Milletvekili Açba dan sert sözler..

MHP Milletvekili Açba, “iktidarın temsilcileri şehit cenazesinde en ön saftaydılar uzanıp yüzlerinin kızarıp kızarmadığı’na bakmak istedim” diyerek Ak Partili vekili bombaladı

İSİM VERMEDEN ELEŞTİRDİ

MHP Sakarya Milletvekili Zihni Açba partisinin il kongresine şehidimizi son yolculuğuna uğurladıktan sonra katıldı. Açba kongreye katılan partililere Sakaryalı Jandarma Uzman Çavuş Yakup Yılmaz’ın cenazesinde ki izlenimlerini aktardı. Açba , “Cenaze namazını kılarken en ön safta it denilen Öcalan’a “Onunla empati yapmak lazım” diyen iktidarın milletvekilli vardı. Arka saflardan çok merak ettim acaba yüzü kızarıyor mu” diye. Uzanıp bakmak istedim. Yine aynı ön safta hain örgütün siyasi sözcülüğünü yapan Osman Baydemir’e elinde karanfillerle ziyarete giden eski belediye başkanı  25 nci Dönem Sakarya Milletvekili olan şahsı da gördüm” diyerek teröristle yakın ilişkili isimlere gönderme yaptı.

TERÖRLE MÜCADELE

Terörle mücadeleyi destekleyen sözler sarf eden Açba ” İki sene önce Türkiye’de “Böyle şeyler olur mu ?

Türkiye’de bunlar yapılabilir mi?

Türkiye Cumhuriyeti bunları yapar mı?

Diye sorduğumuzda bu ülkenin vatandaşların yüzde 90’nının “Hayır ya bu devlet öyle bir hale geldi ki bunları yapabilmesi mümkün değil.

Bu örgütle mücadele edemez. Bu örgütlerle kucak kucağa oturmuş bir devlet yönetimi var.”

Kanaatini ifade edecek iken Allah’ım şükürler olsun bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti kendini iktidar olarak yönetenlerin bizim kanaatimize göre yanlışlıkları var ama terörle mücadeleye konusunda destekliyoruz.

Şunu da söylemek lazım. İktidarın yarınlarına kefil miyiz?

Bizler asla yarınlarına kefil değiliz”

Kongrede konuşan il Başkanı Levent Bülbül, “15 Temmuz’u darbe girişimi olarak ifade ediyoruz ama bunu bir iç savaş girişimi olarak da niteleyebiliriz. Milliyetçi Hareket Partisi’nden başka bu hadiseleri görüp gerekli uyarıları yapan ve geleceğimize sahip çıkarak Türk devletinin çökeltilmesine müsaade etmeyiz diyen başka bir hareket yok” dedi.

Divan Başkanı Ruhsar Demirel ise, “Ben demin raporların oy birliği ile kabul edilip edilmediğini sordum ama bakıyorum ki burada gönül birliği var”

Yapılan oylamada tek aday olan Levent Bülbül 549 delegenin oyuyla tekrar başkan seçildi.

SAKARYA  İL  YÖNETİM KURULU

Muhammed Levent Bülbül. Kerim Ergezen, Erbay Kayatürk, Ömür Açba, Rafet Bayram, Fethi Paker, Murat Aşan, Ahmet Kazıcıoğlu, Suat Yılmazer, Yılmaz Salman, Dursun Yelken, Engin Kaba, Serdar Gül, Sema Balaban, Ahmet Ziya Akar, Muhammet Varol, Muttalip Açıkgöz, Hüdaverdi Bahadır, Paşa Demirci, Halil Hakan Oturmak, Hasan Sağlam, Leyla Tankal, Kemal Tank, Ahmet Boyun, Oğuz Alkaş, Ali Öğütlü, Cüneyt Karaman, Mustafa Kanarya, Aydın Bostancı, Fatih Şimşek, Kubilay Acartürk, Fatih Kır, Mehmet İr, Abdulmelik Yavuz, İbrahim İskender, Fatih Özkür, Bülent Hoşsöz, Nihat Bakır, Nurcan Serdaroğlu, İslam Tiryaki, Vadettin Uzunoğlu, Yasin Alkan, Bahadır Çallı, Turhan Tuncay, Yıldıray Yılmaz, Hasan Coşkun, Mustafa Erdik, Mehmet Ergin Salan, Vedat Balcıoğlu.

Üst Kurul Delegeleri: Levent Bülbül, Ahmet Koyun, Ahmet Kazıcıoğlu, Ahmet Ziya Akar, Ali Doğan Eroğlu, Berat Taner, Kemal Tank, Kerim Ergezen, İsmail Küçük, Oğuz Alkaş, Ömür Açba, Suat Yılmazer, Turgut Babaoğlu, Yılmaz Salman.

 

MHP Geyve İlçe Başkanı  Şerafettin KAYA,Geyve Belediyesi Meclis  Üyesi Engin TOKLU MHP Genel Başkan Yardımcısı Ruhsar Demirel , Sakarya  Milletvekili Zihni AÇBA, MHP  Sakarya İl  Başkanı Muhammed Levent Bülbül  Görüşme  İmkanı Buldular .

Muhammed Levent BÜLBÜL “Yapılan Eleştiriler Akla Zarar”

Muhammed Levent BÜLBÜL “Yapılan  Eleştirlier  Akla  Zarar”

Milliyetçi Haraket Partisi  Sakarya İl Başkanı  Muhammed Levent BÜLBÜL “referandum çalışmaları kapsamında geldiği Manisa’da, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın, 16 Nisan’da hayır çıkmasıyla ‘Yunan ordusunu denize dökmüş gibi sevinç yaşayacakları’ yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, canlı yayında, “Evet çıksa bile yine Samsun’dan çıkarız ve sizi İzmir’den denize dökeriz” sözleriyle  çok büyük skandala sebep olmuşlardır.

Milliyetçi Haraket Partisi  Sakarya İl Başkanı  Muhammed Levent BÜLBÜL”Biz  Türk Milliyetçiler  yanlışlara  izin vermeyiz”

Milliyetçi Haraket Partisi  Sakarya İl Başkanı  Muhammed Levent BÜLBÜL “Yargı  nasıl  şekilleniyor.Bu gün   bu  konuda   düşüncelerimiz  açıklayacağım. Anayasa Mahkemesi onbeş üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, (…) (1) en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde (…) (1) en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

“Hâkimler ve Savcılar Kurulu on üç üyeden oluşur; iki daire hâlinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasında n seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon her bir üyelik için üç adayı, üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması hâlinde ikinci oylamada üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu aranır. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile aday belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapar. Birinci oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması hâlinde, ikinci oylamada üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üye seçimi tamamlanır.

Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki otuz gün içinde yapılır. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden otuz gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.

Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.

Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

Şerafettin KAYA, MHP Geyve İlçe Başkanlığına aday oldu

Şerafettin KAYA, MHP Geyve  İlçe Başkanlığına aday oldu

Şerafettin KAYA,  23 Nisan 2017 Pazar günü  yapılacak MHP Geyve  İlçe Kongresinde başkanlığa aday olduğunu açıkladı.

23 Nisan Pazar günü yapılacak Milliyetçi, Hareket Partisi Geyve  İlçe Kongresinde başkanlığa aday olduğunu açıklayan Şerafettin KAYA, “Bugüne kadar verilen görevlerden hiç kaçmadığımız gibi bugün de yaklaşan ilçe kongresinde ülkücü büyüklerimizin verecekleri her türlü görevi gurur ve onurla kabul edeceğiz” dedi.

Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan KAYA, “Ülkemizin dar boğazdan geçtiği bu kritik dönemde biz Türk milliyetçileri, ülkücüler; üstlenmiş olduğumuz görevin farkındayız. Bu kritik süreçte ülkücü kadroların gücü, siyasi yeteneği ve bilgi birikimin en yüksek seviyede olması eski tarih, yakın tarih ve gündemle alakalı gerçek bilgilere sahip, ocak kültürü almış, bir diğer tabirle ocakta pişmiş ülkücülerden oluşmuş olması elbette ki her dava adamının arzusudur. Kuruluşundan günümüze kadar ülkenin sigortası konumunda olan mensubiyetinden onur ve gurur duyduğum Milliyetçi Hareket Partisi’nin birçok kademesinde görev aldım.  1,8  yıl ilçe  başkanlığı görevini yürüttüm. Üstlendiğim görevleri vefakâr ülkücü abilerimle ve kardeşlerimle birlikte tüm gücümüzle yerine getirmeye çalıştık. Bugüne kadar verilen görevlerden hiç kaçmadığımız gibi bugün de yaklaşan ilçe kongresinde ülkücü büyüklerimizin verecekleri her türlü görevi gurur ve onurla kabul edeceğiz. Bu bağlamda 23.04.2017 Pazar günü yapılacak olan MHP Pazar ilçe kongresinde başkan adayı olduğumu ülkücü camiaya ve kamuoyuna saygıyla ilan ediyorum.”

MHP Lideri Devlet Bahçeli 1 Nisan’da Sakarya’da

MHP  Lideri Devlet  Bahçeli  1  Nisan’da  Sakarya’da

Milliyetçi Hareket Partisi Sakarya İl Başkanı Muhammed Levent Bülbül  haftalık basın toplantısını  İl  Başkanlığında  yaptı.

Muhammed Levent Bülbül  “Türk ve Türkiye düşmanları devrededir.Karşımızda çok çetin bir oyun sahnededir.Bu oyun acımasız, vahşi ve ahlaksızdır.Küresel komplonun hedefinde Türk milleti vardır.Bu nedenle terör örgütleri kışkırtılmaktadır.

Bu nedenle tehditler yoğunlaşıp derinleşmektedir.Türkiye kuşatma altındadır.Yıkım müteahhitleri, sanal sorun mucitleri taarruzdadır.Bin yıllık kardeşliğimizden rahatsız olan mihraklar içimizde ve çevremizde kanlı nöbettedir.Bizim nezdimizde hem evet, hem de hayır diyen her vatandaşım, her kardeşim bir ve aynıdır.Fakat bu defa hayırda hayır yoktur.Ayağımıza pranga vurmak, bağımsızlığımıza bitirmek isteyen terör örgütleri ve arkasındaki ülkeler karşımızdadır.Bu oluyorken, yalan kafilesi sapıtmış, ölçü ve ayarı iyice kaçırmıştır.Rejim değişecek diyorlar, külliyen yalandır.Değişecek olan sadece hükümet etme sistemidir, yenisinin adı da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir.Federal sistem gelecek, Türkiye eyaletlere bölünecek, üniter yapı bozulacak diyorlar. Tümden iftira, tümden hayal mahsulüdür.

Milliyetçi Hareket Partisi varken, Bu Millet  şuurlu ve uyanıkken, Türkiye’yi federasyona sürüklemeye hiçbir işbirlikçi, casus, melun ve yabancı ajanın gücü yetmeyecektir.

Ve de böyle birisi veya birileri henüz anasının karnından doğmamıştır.

İlk dört madde güvencededir. Teminat Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Anayasa’ya millet damgasını vurmuştur.

Kırmızı çizgilerimizi aşındırmaya kalkanın alnını karışlayacağımız da iyi bilinmelidir.

TBMM etkisiz ve yetkisiz hale getirilecek diyorlar; bu da ham ve hayasız bir uydurmadır.

Bilakis yasama ve yürütmenin arasına kalın çizgi çizilmektedir.

Meclis asli fonksiyonuna kavuşmaktadır.

Siyaset ve devlet yönetiminde olası çatışma ve cepheleşme ihtimali en aza indirilmektedir.

Yargı tekelleşmekten, yanlı davranmaktan kurtarılacak, bağımsızlığının yanında tarafsızlığa ulaşacaktır.

Tek adam yönetimi olacak diyorlar, bunu söyleyenlerin tarih cahili oldukları, geçmişimizde dahi böyle bir yönetim modelinin hiç görülmediği açık ve ortadadır.

Biz istiklalimizi muhafaza etmek için 16 Nisan’a evet diyoruz.

Biz, 2007’de Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine karar verilmesinin ardından yeşeren sistem tartışmalarını bitirmek için evet diyoruz.

Biz, yedi düvele karşı daha güçlü devlet, daha mutlu millet için evet kararındayız.

Oturup konuşmazsak ayırıp çatıştıracaklar.

Uzlaşıp yarınlarımızı belirlemezsek istiklalimizi çalacaklar.

Devletin süratli kararlar aldığı, TBMM’nin aktif ve etkin olduğu bir sistemi kurmazsak 15 Temmuz’da harekete geçenler tekrar varlığımıza suikast yapacaklar.

Türkiye’den intikam almak için kuyruğa girenlere karşı tarafsız duramayız.

Biz tarafız, çünkü biz 48 yıldır hakkın, hukukun, haysiyetin, milli namus ve bekanın tarafındayız.

Namussuzlar bunu anlayamayacaktır.

Devletin adalet yörüngesine sabitlenmesi gerekmektedir.

Siyasetin toplum sözleşmesinin sınırlarına çekilmesi elzemdir.

Türk devlet geleneği neyi buyuruyor, neyi işaret ediyorsa biz oradayız, onu yapıyoruz, orada olacağız.

 “Devlet İçin Evet, Millet İçin Evet, Cumhuriyet İçin Evet, Türklüğün Bekası İçin Evet, Türkiye İçin Evet”

“Evet, Yine Evet, Bir Kez Daha Evet, Sonuna Kadar Devlet, Sonsuza Kadar Millet”

Bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmeyecektir.

Yeminlerimizi tutarız. Biz Milliyetçi Hareketiz.

Yeminlerimizi savunuruz. Biz Türk-İslam’ın ümidiyiz.

Yeminlerimizi çiğnetmeyiz. Biz ecdadın kahramanlık nefesiyiz.

Türk milletinin zaaf anını kollayanlar hiç boş durmamıştır.

Yarım kalmış işgal emellerini tamamlamaya çalışanlar ara vermemişlerdir.

Bu kez yöntemleri, kaleyi içeriden yıkmak için işbirlikçiler yetiştirme ve gayri milli zihniyetlerle eylem ve amaç birliği yapmaktır.

15 Temmuz ihanet ve melanetine bakınca bu konuda epey bir mesafe almış oldukları hepimizin malumudur.

Bugün, Türk milletinin üzerinde oynanan oyunların başlangıcı, yirminci asrın başında Çanakkale’ye çarpıp dönen stratejik senaryolarda gizlidir.

Günümüzde gerçekleşenler, kahraman atalarımızın Lozan’da durdurduğu emperyalist zalim sürecin, yeniden ve farklı formatlarla Türk milletine dayatılmasından başka bir şey değildir.

Lozan’dan önceki son durak Sevr ve son ders ise Çanakkale Savaşlarıdır.

Tam 102 yıl önce, Çanakkale’de başarılamayan, ancak Sevr’de dayatılanlar, Türk milleti için ayrılıştır, bölünüştür, parçalanıştır, yok oluştur.

Nitekim 15 Temmuz’da karşımıza tekrar çıkanlar, dün Çanakkale’de denizi boylayanların kalıntılarıdır.

Biz, vatan kaybına asla müsaade edemeyiz.

Biz, bu zillete asla katlanamayız.

Rengini şehitlerimizin kanından almış al bayrağımızın düşmesini,

Bağımsızlığımızın haykırışı olan İstiklal Marşımızın susmasını,

İnancımızın mukaddes çağrısı olan  ezanımızın kesilmesini,

Nifak ile bin yıllık kardeşliğimizin bozulmasını, asla sineye çekemeyiz.

Şehitlerimiz, gazilerimiz, aziz ecdadımız emin olsun; iş başa düşerse bu vatanı, bu milleti, bu devleti son damla kanımıza kadar müdafaa ederiz.

Bu nedenle hiç kimse meydanı boş bulup zehir saçmasın.

Milliyetçiyim pozlarıyla düşman sevindirmesin, onun bunun eteğinin altına gizlenmesin.

Millet tektir, vatan tektir, devlet tektir, bayrak tektir, dil tektir.

Türkiye, millete mensubiyet şuuru taşıyan herkesindir.

Bu cennet ülke 16 Nisan’ın bereket ve birlik ruhuyla sonsuzluğun ufkuna ulaşacaktır.

Kendimize güveniyor, milletimize inanıyoruz.

Ayağımıza kurşun sıkmayacağız, papaza kızıp oruç bozmayacağız.

Ezik durmak yok, boyun bükmek yok, Çanakkale’yi unutmak, 15 Temmuz’u akıldan çıkarmak asla yok.

Biz kardeşiz, biz milletiz, biz hep birlikte Türk vatanı, Türk devletiyiz.

Önümüze bakacağız, el ele, omuz omuza, yürek yüreğe olacağız.

Milli varlık ve güvenliğimizi tehdit edenlere karşı aynı safta mücadele halindeyiz.

Konu vatansa, siyaset ikinci plandadır.

Konu bekaysa, geçmişi unutmadan, içi içe geçmiş sıkılı yumruklarla geleceğe bakmamız şarttır.

Bizim sevdamız Türkiye’dir, Türk-İslam’ın parlak geleceğidir.

Bizim sevgi ve bağlılığımız kökeni, mezhebi, yöresi ne olursa olsun tüm kardeşlerimize yetecektir.

Yolunuz, bahtınız, alnınız açık olsun diyorum.

Türkiye için evet, istiklal için evet, istikbal için evet; Ne Mutlu Türküm diyene sözünü yaşatmak için evet, evet, evet.

 

MHP Sakarya’da “Neden EVET”i anlattı

MHP  Sakarya’da “Neden EVET”i  anlattı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Günal, MHP Sakarya  Milletvekili Zihni AÇBA , İl Başkanı M.Levent BÜLBÜL ile birlikte  Basın Toplantısı Gerçekleştirdi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Günal: “MHP’nin AK Parti ile hedefleri aynı ancak vatandaşlara anlatma şekli kendine özgü olacak”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi olarak, başta anayasa referandumu ve “evet” kampanyasının değerlendirmesi olmak üzere, gündemdeki gelişmeleri değerlendirmek ve teşkilat yöneticilerimizle istişarede bulunmak amacıyla  düzenlemiş olduğumuz istişare toplantısına katılmak amacıyla, Sakarya  milletvekilimiz Sayın Zihni Açba ve MYK üyemiz Sayın Musa Küçük ile birlikte Sakarya ilimizde bulunuyoruz. MHP bugün itibarıyla 35’den fazla ilimizde gerçekleştirdiği istişare toplantılarına bu hafta sonu da devam etmektedir. Bu basın toplantısının ardından istişare toplantımızı ve bazı kuruluşlara ziyaretlerimizi gerçekleştireceğiz.

Ben öncelikle siz basın mensuplarına ve bizleri sizlerle buluşturan; başta il başkanımız Sayın Levent Bülbül olmak üzere, tüm yöneticilerimize ve katılımcılara teşekkür ediyorum

Türk milleti üst üste felaketler yaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti her yönden korkunç ve dış destekli bir terör kuşatması altındadır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin tabiriyle “artık bıçak kemiği delmiş, sabır taşı çatlamış, tahammül eşiği geçilmiştir.” Yurtiçinde farklı terör örgütlerince çeşitli illerimizde ve değişik tarihlerde düzenlenen hain saldırılar sonucu verdiğimiz şehitlerin ardından, ülkemize sınır dışından gelen terör tehditlerini bertaraf etmek üzere Fırat Kalkanı harekatında görev yapan çok sayıda askerimiz de şehit olmuştur. Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun, Türk Milletinin başı sağ olsun.

Kandil’den afrin’e terör koridoru tamamen temizlenmeli

Suriye’de ve Irak’ta yaşanan gelişmeler uzun süredir ülke gündemini meşgul etmektedir. Ülkemizin hemen sınırlarının ötesinde yıllardır süren bir kaos ve iç çatışma vardır. Gerek Irak gerek Suriye’de yaşanan çatışmalar hem ülkemizin güvenliğini, hem bölge ülkelerini tehdit eder hale gelmiş, hem de artık tahammül edilemez bir insani dramın ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Bu durumun bize göre iki kaynağı vardır ve söz konusu iki kaynak kurutulmadan bölgeye barış ve huzurun gelmesi mümkün değildir. Bu iki terör ve çatışma kaynağı PKK/PYD ve IŞİD’tır.

Aslında Sayın Genel Başkanımız 6 Ağustos 2012 tarihinde bu tehlikeye işaret etmiş ve şöyle demiştir:

“Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla; batı ucu Afrin’i ve doğu ucu da Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir.”

 “Irak ve Suriye başta olmak üzere, bölge ülkeleri küresel vesayeti reddetmeli, insan varlıklarını ve coğrafi bütünlüklerini müdafaa edecek basiret, cesaret ve dirayeti gösterebilmelidir.

Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizmek için kolları sıvayan, yeni devletler kurmak için fırsat kollayan çevrelere, lobilere, silah ve terör baronlarına karşı herkes uyanık olmalıdır. Türk devleti, Misak-ı Milli’nin sınır boyunca sahnelenen fitne kampanyasına karşı tüm milli güç unsurlarıyla göğüs germelidir.”

Müttefiklerimiz terör örgütlerine silah veriyor

Bilindiği üzere, müttefiklerimiz Suriye’de yaşanan iç savaşın içinde bir başka iç savaş yürütmekte ve yıllardır Türkiye’ye saldıranların taşeronu olarak kullandığı PKK’ya ve onun Suriye’deki uzantısı konumundaki PYD-YPG-YPJ’ye destek vermektedirler. DSG adı altında terör örgütü PKK’ya IŞİD’le mücadele ediyor bahanesiyle destek veren müttefiklerimizin silahlandırdığı unsurlar sınırlarımızın içinde askerimize polisimize ve vatandaşlarımıza yönelik kanlı saldırılar yapmakta onların verdiği mühimmatları ve silahları kullanarak Türkiye’yi Irak ve Suriye’ye çevirmeye çalışmaktadırlar.

ABD’nin yeni başkanı Trump tarafından PKK-PYD-YPG’ye zırhlı araç, silah, mühimmat dağıtımının hızlandırılması ve hatta tank verilmesi; Rusya ve ABD arasındaki dar alandaki paslaşmalar elbette soğukkanlılıkla ve milli duyarlılıkla yorumlanmalıdır.

Aslında Ortadoğu’da haritaların değişeceğini söyleyenlerin asıl hedefinin Türkiye olduğu, gerek 2011’den sonra yaşananlar, gerekse 15 Temmuz darbe girişimi neticesinde bütünüyle ortaya çıkmıştır. Türkiye bir taraftan IŞİD, diğer taraftan ise PKK ile istikrarsızlaştırılıp bir iç savaşa sürüklenmek istenmektedir. Bunun önlenmesi için de sınırlarımızın dışında yuvalanan bu terör yapılarının yok edilmesi icap etmektedir.

Kıbrıs ve ege adaları konusunda oldu-bitti kabul edilemez

Öte yandan, Kıbrıs müzakereleri de Rum liderin toplantıyı terk etmesi sonucu akamete uğramıştır. Bize göre, vatan toprakları üzerinden müzakere yapan KKTC heyetinin hangi çevre ve emellere hizmet ettiği bellidir.

Bilinmelidir ki Kıbrıs, Türkiye’nin en önemli milli davasıdır. Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde kurucu anlaşmalardan kaynaklanan vazgeçilmeyecek ve tartışılmayacak ahdi hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Siyasi çözüm kapsamında Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin aşındırılması ya da olumsuz etkilenmesi hiçbir şart altında kabul edilmeyecektir.

MHP Kıbrıs’ta tek gerçekçi uygulanabilir ve yaşayabilir çözümün; iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanmasına dayanması gerektiğine inanmaktadır.

Kıbrıs’ta Rum tarafının çekilmesiyle akamete uğrayan müzakerelerin; Türkiye’nin kırmızı çizgilerini ortadan kaldıracak, Kıbrıs Türklüğünü azınlık statüsüne indirerek adadaki varlığını tehlikeye atacak, iki kesimlilik ve siyasi eşitlik anlayışını zayıflatacak bir düzlemde sürdürülmesi asla kabul edebilir bir durum değildir. Kıbrıs’ta Kıbrıs Türkünün 1974 öncesi şartlara zorlayacak hiçbir oldu bitti kabul edilmemelidir. Türk vatanını terk etmek doğru değildir ve Kıbrıs’taki Türk toplumunun aleyhine yapılacak herhangi bir anlaşmanın kabul edilmesi de mümkün değildir.

Kıbrıs’ın sancısı artarken, Ege Denizi ısınmakta, burnumuzun dibindeki ada ve kayalıklar Yunanistan tarafından oldubittiye getirilerek düşmanca istila edilmektedir. İki devlet Kardak üzerinde birkaç kez karşı karşıya gelmiştir. Yunanistan Savunma Bakanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst yönetiminin Ege’deki dik ve milli duruşuna hayasızca misilleme yapmıştır. Üstelik bu ülke, hain FETÖ’cüleri iade etmeyerek kimlerle el ele, kol kola olduğunu, aynı tutumuna geçmişte çok defa tesadüf edildiği gibi yine göstermektedir.

Türkiye’yi tehdit eden bir diğer terör örgütü de FETÖ’dür.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti 15 Temmuz akşamı bu hain terör örgütünün alçak bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kalmıştır. Daha önce yaşadığımız hiçbir darbe veya darbe teşebbüsü bizleri 15 Temmuz gibi derinden sarsmamıştır. Bize göre bir işgal teşebbüsü olan 15 Temmuz kalkışmasında TBMM’yi bile bombalayan namussuzları Müslüman Türk milleti lanet ve beddua ile anacaktır.

Türkiye ile hesabı olan çevreler terörist başı Gülen’i koz olarak ellerinde tutmuşlardır. FETÖ’cüler kimin işine yarıyorsa silah gibi kullanılmıştır. Fetullahçı terör örgütü devletimizi ur gibi sarmıştır. Türk devletinin kritik noktalarına özenle yerleşmişlerdir. Bu kaleyi içten çökertme harekatıdır. Yıllardır din kisvesi altında üremiş, güçlenip ortaya çıkmak için uygun zaman aramıştır. Dinler arası diyalog uydurmasının yapılması da boşuna değildir. FETÖ’cü teröristler 3. bin yılda Asya’nın Hıristiyanlaşmasına hizmet etmiştir.

Türk-İslam Medeniyetinin temellerini atan ve akla ve ilme önem veren Türk Müslümanlığı anlayışı yerine, vahşi küreselleşmenin temsilcisi olan batının bize dayattığı “Ilımlı İslam” yalanının peşine takılmamış olsaydık; bunlar başımıza gelmeyebilirdi. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası yaşadığımız travmanın arka planında da bu anlayıştan uzaklaşmamız yatmaktadır.

15 Temmuz darbe kalkışmasının arka planını anlayabilmek için, ülkemizdeki din anlayışını ve din eğitimini gözden geçirmek gerekmektedir. Bu kapsamda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın rolü ve yapısı sorgulanmalı ve yeniden yapılandırılmalıdır. Dinin hedefi insandır, dinin amacı insanın ahlaki olgunluğunu tamamlamasını sağlamaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Atatürk’ün Genel Kurmay Başkanlığı ile birlikte kurdurduğu ve büyük önem verdiği bir kurumdur, bu kurumun dinimizin yüce prensiplerini ve birlik beraberlik ruhunu halkımıza benimsetmesi gerekiyor. Eğer İslam dinini hurafelerden, dogmalardan uzaklaştırarak, gerçekten anlatabilseydik subaylarımızın paşalarımızın bir vaizin peşine gitmesi mümkün olur muydu? Akademisyenlerimizi böyle kandırılabilir miydi?’ 2023 ve 2053 “Lider Ülke Vizyonumuza’’ erişebilmek; millî değerlerin yanı sıra, manevi değerlere de önem verip insanları eğitmekle mümkün olacaktır.

MHP Uzlaşmacı, barışçı, kucaklayıcı ve sorumluluk alan bir siyaset anlayışına sahiptir

Gelinen noktada meselelere salt “siyasî parti” çerçevesinden değil “siyasî duruş”, “ilke”, “amaç ve hedefte uzlaşma” çerçevesinden bakılmasının mecburiyet haline gelmiştir. Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceğe taşınması için benzer hassasiyetleri paylaşan tüm kesimlerin böyle bir bütünleşme ideali etrafında toplanması ise içinden geçilen bunalımlı dönemden çıkmanın ilk şartıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen, sorumluluk için gayret gösteren, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesini ortaya koyan bir siyaset anlayışını benimsemektedir.

Türkiye merkezli yeni bir medeniyetin tesisi için özümüze dönmeliyiz

MHP, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya tesis etme anlayışını kendisine siyasi misyon olarak kabul etmiştir. Bu misyon, hem Türkiye’yi lider ülke konumuna taşıyacak, hem de başta Avrasya coğrafyasındakiler olmak üzere, bütün mazlum milletlerin hür ve onurlu bir şekilde yaşamasına vesile olacaktır.

Bunu başarmanın şartı, öncelikle Türkiye’nin Türk milletinin özünü temsil eden değerlere yönelmesinden geçmektedir.

Türk milleti, Türk-İslam geleneğinin ve görkemli bir medeniyetin mirasını yaşayan, yaşatan ve nesilden nesile taşıyarak tarih ve kültür potasında buluşturan bir milletin; Türkiye ise, bu mirası barındıran toprakların adıdır.

İnanıyoruz ki Türk milleti, sahip olduğu tarihi tecrübe ve kültürel derinliğe, demokratik evrensel kazanımları da katarak yeniden büyük bir sentez yaratma imkan ve potansiyeline sahiptir.

Türk milletinin başlatacağı medeniyet yürüyüşünün manevi kökleri Türk-İslam kaynaklarında mevcuttur. Kültürel temellerini kadim değerlerimizden alan bu yürüyüş, ihtiyaç duyduğu enerjiyi ise Türk milletinin büyüme, ilerleme, çağlar üzerinden sıçrama ve yeryüzüne adalet taşıma ideallerinden alacaktır.

2053’te 100 milyonu aşan nüfusu, 50 milyona ulaşan istihdamı, 3,2 trilyon dolara varan ihracatı, 10 trilyon doları yakalayan Gayrı Safi Yurtiçi Hasılası ve 100 bin doları bulan kişi başına milli geliri yanında Türkiye ve Türk milleti; yüzyılları bulan mazlum milletlerin sömürülmesinin ve demokrasi, insan hakları ve adalet adına sürdürülen zorbalık düzeninin bitirilmesini sağlayacak medeniyet inşasıyla, İstanbul’un fethinden 600 yıl sonra yeniden bir “Çağ” açacaktır.

Tüm bu değerlendirmelerin ışığında sizlere tekraren ifade ediyorum ki;

MHP ne demişse milletimizin lehinedir.

MHP neyi istemişse milletimizin menfaatinedir.

MHP ikbalin değil, istikbalin peşindedir.

MHP millet ve vatan davasının savunucusudur.

MHP binlerce yıllık Türk-İslam ülküsünün varisi, bu çağdaki emanetçisidir.

MHP;“Tanrı Dağı kadar Türk, Hıra Dağı kadar Müslümanız” diyen …

         “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur; ruhsuz beden ceset olur” diyen…

bir anlayışın temsilcisidir.

MHP; Türkiye’yi 2023’te Lider Ülke, 2053’te Süper Güç yapma hedefine ulaşmak için her türlü çalışmaya ve fedakarlığa hazırdır!

MHP; Türkiye’yi Atatürk’ün gösterdiği, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet yürüyüşüne Türk Milleti ile birlikte çıkmaya hazırdır!

21. Asrın Türk asrı olacağına ve bu asrı insan merkezli Türk-İslam medeniyetinin belirleyeceğine olan inancımla;

Devlet için EVET…

Millet için EVET…

Cumhuriyet için EVET…

Türklüğün bekası için EVET…

“Türkiye’nin güçlü bir yönetime ihtiyacı var”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal  , AK Parti ile hedeflerinin aynı olduğunu ancak referandum çalışmalarının kendilerine özgü olacağını bildirdi. Günal, “Biz referandum da kurumsal kimlik olarak kendi çalışmalarımızı yürütüyoruz. Tabi ki hedefimiz aynı, ‘evet’ çıkması için uğraşıyoruz ama çıkış noktamızda, vatandaşlara anlatma şeklimizde kendimize özgü olacak. Onlarda kendi çalışmalarına başladılar. Tabi ki aynı hedefe doğru çalışıyoruz ancak yöntemlerimiz ve araçlarımız kendimize özgü, Soruna seyirci kalan değil, yapıcı uzlaşmacı bir muhalefet anlayışı içerisinde meselelere bakmaktadır. Bizim için önce ülkemizin geleceği ve güvenliği önemlidir. Bu kapsamda doğru yapılan çalışmalara destek olmaya devam edeceğiz.

Başta melun FETÖ terör örgütü olmak üzere, ister PKK, ister PYD densin, ister YPG densin, isterse IŞİD, isterse DAEŞ densin fark etmiyor, bütün terör örgütlerinden de arınarak Suriye’deki operasyonunda başarıyla tamamlanması sadece Suriye değil bütün terör örgütü koridorunun da temizlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bu kapsamda da önümüzdeki süreçte Türkiye’nin güçlü bir yönetime ihtiyacı vardır. Bu yönetim tartışmalarını da biran önce sonlandırması gerekir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin, bu teklifin arkasında durmasının nedeni budur. Bunu da önümüzdeki süreçte milletimize anlatmaya devam edeceğiz.”

MHP Sakarya  Milletvekili Zihni AÇBA” MHP. Referanduma “Evet” demekle kendi kapısına kilit vuracaktır” diyenlere soruyorum; MHP.nin genel başkanı, Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’in boynuna ip geçirmek isteyen 1980 darbesi ülkücü hareketi bitirememiş ise 16 Nisan mı bitirecektir?”

MHP.Gen.Bşk.Yardımcısı Doç Dr Mehmet GÜNAL’ sunumuyla “Anayasa Değişikliği ve Referandum Süreci” Konulu istişare toplantısı Serdivan Belediyesi Kongre Salonunda yapıldı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Günal “Sakarya milletvekilimiz Zihni Açba ve MYK üyemiz Musa Küçük ile birlikte Sakarya istişare toplantımızı gerçekleştirdik. Başta il başkanımız Levent Bülbül olmak üzere tüm emeği geçen yöneticilerimize ve katılımcılara teşekkür ediyorum.”dedi

     

Muhammed Levent Bülbül "Bizim yönümüz Hakk’a, yüzümüz halka dönüktür"

MHP Sakarya İl Başkanı Muhammed Levent Bülbül Haftalık Basın Toplantısını İl Başkanlığında gerçekleştirdi.

MHP Sakarya İl Başkanı Muhammed Levent Bülbül “Milliyetçi Hareket Partisi her türlü engelleme ve karşı saldırılara rağmen milletine hizmet etmenin gururuyla yoluna devam etmektedir.

Ne var ki çıkarcılar yeniden işbaşındadır.

İlkesizler bir kez daha devrededir.

İradesizler azgınca faaliyettedir.

Milletten korkanlar, kaçanlar ve karanlık emeller hiç olmadığı kadar faaldir.

Milli iradeden umudunu kesmiş odaklar, siyaseti kavga ve kutuplaşmaya tahvil etmek isteyen oluşumlar nifak kuyruğundadır.

Bu çevreler hoplasalar da, zıplasalar da, olmadı her türlü yalan ve dedikoduyu tedavüle soksalar da Türk milletinin egemenlik haklarına asla ambargo koyamayacaklardır.

Millet son karar merciidir.

Millet hükmün sahibi, bağlayıcı söz ve iradenin ta kendisidir.

Milliyetçi Hareket, lobilerin, kulislerin, insanımıza tepeden bakan, değerlerimize ters yaklaşan zümre ve kaymak tabakaların partisi değil, Türklüğün kalpgahı, Müslüman Türk milletinin yürek atışıdır.

Sözümüz millet, sevdamız devlet, sancağımız vatandır.

Devlet-i ebed müddet, millet-i ebed müddet dünden bugüne vazgeçmediğimiz, bundan sonra da vazgeçmeyeceğimiz kavlimiz ve kararlılığımızdır.

Türk-İslam ruhundan doğduk, bu ruh var oldukça hilalimizin ışığı, Milliyetçi-Ülkücü ömürlerin ümit güneşi sönmeyecektir.

Aramıza karamsarlık sokmaya çalışan, içimize kötümserlik aşılamaya çabalayan mihraklar dün olduğu gibi bugün de vardır ve bilinmektedir.

Bu nedenle 48 yıldır şeytan taşladık, 48 yıldır ihanet ve melaneti kovaladık.

Bazen içimizden devşirilenler, bazen dışımızdan derlenenler bu kutlu çatıyı dağıtıp devirmek için tüm güç ve imkânlarıyla uğraştılar.

İşbirlikçiler hiç durmadı, hazımsızlar hiç yorulmadı, Türk’e kefen biçen kokuşmuşlar hiç teklemedi, hiç de sendelemedi.

Devamlı kör bir arayış içinde oldular.

Sürekli kirli bir fırsat kolladılar.

Aralıksız, fasılasız MHP düşmanlığını diri tuttular.

Ama unuttukları, görmezden geldikleri veya göremedikleri bir gerçek vardı ki, o da şudur:

Milliyetçi Hareket Partisi Türk tarihinin canlı, coşkulu ve cesaret dolu bir simgesidir.

Üç Hilal Türk-İslam medeniyetinin inmeyecek yadigârıdır.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket şehit ocağı, gazi yuvasıdır.

Kuyulardan parlayıp çıkan Yusuf’un mirasçılarına, balığın karnını yarıp sabrın mükâfatını bulan Yunus’un sevdalılarına, Efendimizin tebliğiyle müşerref olan iman ve ihlas ehlilerine, sorarım sizlere, kast etmek kimin harcı, kimin haddidir?

Tarih milletini arayan ülkülerle, ülkülerini kaybetmiş milletler için nice acımasız ve talihsiz olaylara sahne olmuştur.

Yine tarih devletinden olmuş milletlerle, milleti parçalanmış, ufalanmış, hatta zaman içinde silinip gitmiş birçok devlete de şahitlik etmiştir.

Hamdolsun Türk milletinin ülküleri öteden beri, tarihin başlangıcından itibaren kurduğu devletlere feyiz ve ilham vermiştir.

Biz bu yüksek ülküleri kendimize rehber yaptık.

Ülkülerimizle devletin ve milletin varlığına baş koyduk, gerektiği yerde de baş verdik. Fakat kesinlikle baş eğmedik, zalimlere baş üstüne demedik.

Ötüken’de 1297 yıldır dimdik ayakta duran Türk’ün yazılı şeref abideleri bizlere her zaman vazife yüklemiş, ecdadın vakarını hatırlatmıştır.

Bu muhteşem abidelerin bizzat mimar ve müellifi Türk milletidir, bu zamandaki temsilcileri de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’tir.

Genel Merkezimizin önünde tüm haşmet ve hatırasıyla duran üç abideden yükselen muazzam çağrılar bizim beka ve birliğimizin ana fikri, ana yörüngesi, ana çatısıdır.

“Ey Türk titre ve kendine dön” seslenişini duymak istemeyen kulaklar, görmek istemeyen gözler, tarih ötesinden gelen bu kutlu sesle, inanıyorum ki uyanacak, kendine gelecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi hürmet ve hayranlıkla andığımız ecdadımızın buyruklarına sonuna kadar bağlı ve sadıktır.

Aksini iddia edenler Türk milletinin karşısında mevzilenmiş çıbanbaşları, Türk tarihine hıyanet ve haysiyetsizlikle isimlerini kazımış rezillerin bugünkü elebaşlarıdır.

Siyasetimizin ilkeleri 48 yıldır değişmemiştir.

Fikriyatımızın kaynağı 48 yıldır dönüşmemiştir.

Ülkülerimizin omurgası 48 yıldır darbe yememiştir.

Bize dava hatırlatması yapıp geçmişimizden koptuğumuzu utanmadan söyleyenler, en başta kendilerinin nerede ve kimlerle yan yana durduğunu, ahlak ve cesaretleri varsa itiraf etmelidirler.

Eğer itiraf edemiyorlarsa, edecek kadar da yüzleri yoksa, o zaman ya önümüzden çekilecekler, ya da üzerlerine basıp geçmemizden şikayet etmeyeceklerdir.

Merhum Başbuğumuz demişti ki, “Emanet olunan davayı kucakladım. Hiç arkama bakmadan, tereddütsüz, hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum.”

Aynısını biz de yapıyoruz, yapmaya da inançla devam edeceğiz.

Tozumuzda oynayanlar, bizlere yetişip önümüze kesmek isteyenler her zaman olduğu gibi kaybedip mahcubiyet içinde kıvranmaya şimdiden mahkumdur.

Arkasına bakanın önünü göremeyeceği Türk hakanlarından bizlere kadar ulaşmış bir öğüttür.

Maksat ve muradımız açıktır.

Doğru zamanda uygulayacağımız yanlış bir siyasetin bizleri ve bize umut bağlamış milletimizi felakete götüreceğini biliyoruz.

Yanlış zamanda uygulayacağımız doğru siyasetin de bize ve bize inananlara zarar vereceğinin farkındayız.

Çarenin tükenmediği ve ışığın tamamen kaybolmadığı hiçbir ortamda “ya hep ya hiç” diyerek yol alamayız.

Bizim siyaseten ilerleyişimizin yol haritasında sabır, akıl, şuur, denge, ihtiyat, meşruiyet, demokratik ve milli ahlak yer almaktadır.

Türk Milliyetçiliği, taşınması çok ağır bir sorumluluk ve çok şerefli bir hüviyettir.

Milliyetçiliğe asıl anlamını veren, ideal ile gerçeğin, imkân ile mümkünün, olmuş ile olanın, akıl ile inancın makulde buluşturulmasıdır.

Maziden atiye devam eden uzun ve kutlu yolculuğun son 48 yılına mühür vurmuş Türk milliyetçilerinin ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin öncelikli gayesi kahramanların nesilden nesile taşıdığı milli bekanın devamını sağlamaktır.

Bu hedef mukaddes bir emanetin muhafazası, her neslin diğerine devretmek zorunda olduğu baki bir mukadderatın bayraklaştırılmasıdır.

Beka, yani payidarlık, ebedi kalıcılık bize atalarımızdan intikal etmiş misak ve mirastır.

Ve bunun korunması, kollanması, gelecek kuşaklara sağ salim devri her türlü siyasi ve ideolojik aidiyetin, dünyevi ve başka heveslerin üstünde bir konudur.

Şayet bekamızda bir kayıp olursa, milli birlik ve varlığımızda bir kırılma ve kopma görülürse, biliniz ki, yüzyıllar geçse de, beşeri ve kültürel hazine olan milletimizi tekrar ayağa kaldırmak, milli bekayı yeni baştan tesis etmek mümkün olmayacaktır.

Bunun devasa faturası ise kaybolmuş devlet, mahvolmuş vatan, dağılmış millet, işgale uğramış milli namustur.

Uyarılarımızın nedeni budur.

Israrla üzerinde titreyip paylaştığımız kaygılarımızın merkezinde bu tehlikeler vardır.

Özellikle anayasa değişikliği kapsamındaki değerlendirme ve tercihlerimizde ve evet kararımızın ağırlık merkezinde yoğunlaşan, sıklaşan, hatta kuşatmayı şiddetlendiren yakın tehditler bütünüyle hâkim ve belirleyicidir.

Milliyetçi Hareket Partisi meselelere zamanlar üstü bir düşünce ve kavrayış derinliğiyle yaklaşmaktadır.

Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben felsefemizin özü de budur.

Başkaları gibi sorumsuz davranamayız.

Başkaları gibi günü birlik yaşayamayız.

Tarihin yanlış yerinde durmaz, duramayız.

İstismara bel bağlayamaz, aldatma ve kandırmaya heves edemeyiz.

Akıntının karşısında kürek çekmek yerine, yön ve istikamet vermenin akıllıca olduğuna inanır, bunu yaparız.

Çünkü biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.

Çünkü biz nereden gelip nereye gitmek istediğini bilen, bunu özümseyen ve hatta damarlarına kadar hisseden Türk-İslam ülküsünün çelikten bileği tunç yürekli Türkleriz.

Yarın ve daha sonraki gün, yani 8-9 Şubat’ta idrak edeceğimiz partimizin 48. kuruluş yıldönümünde elbette yaşanmışlıkları, hepimizi duygulandıran hatıralarımızı iftiharla anacağız.

Bunu yaparken diyeceğiz ki, bizim kimseye diyet borcumuz yoktur.

Bizden akçeli veya değil alacaklı olan da yoktur.

Pazarlık, arka kapı siyaseti, al-ver anlaşması, siyasi menfaat beklentisi bize yabancı ve uzaktır.

Tersini iddia edenler ahlaksızlığın sembolü, yalan ve riyanın çukurudur.

Ardımızda ecdadımızın hayır duası, yanımızda milletimizin alicenap desteği, gönlümüzde şehitlerimizin mübarek hatırası, gözümüzde Türklüğün gür meşalesi, üzerimizde Yüce Allah’ın himayesi vardır, inşallah da ilelebet var olacaktır.

Bu hareket dualıdır ve bu büyük dava hainlere sur çekmiş, fitnecilere dur demiş ve bizlere de şuur vererek geleceğin yüksek ülkülerini nurlandırmıştır.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin milli ve demokratik mücadelesinden ürken, çekinen, adeta öcü gibi görenler, bundan böyle de huzur ve rahat yüzü göremeyeceklerdir.

Zira tarih boyunca fikrimiz vardı, şimdi fiziken ve vicdanen varız, fitnekolikler bilsinler ki, her zaman da var olacağız.

Bunu örselemeye, öğütmeye hiçbir fani ve ihanet fedaisinin gücü yetmeyecektir.

Unutmayınız ki,

Bu kadar haklı olan,

Bu kadar haklı çıkan,

Ancak, bu kadar da hakkı yenmiş bir dava olmamıştır.

İşte biz, bu hakkın sonuna kadar peşindeyiz.

Türk Milliyetçileri mağdur olmuştur, sıkıntıya düşmüştür. Ama hiçbir zaman mağlûp olmamışlardır.

Allah’ın izniyle bundan sonra da olmayacağız, pes ettiğimizi, teslim olduğumuzu en azından dünya dönerken hiç kimse göremeyecektir.

Partimizin kuruluşunun 48.yılı vesilesiyle, Türklüğü yaşatmak uğruna hayatlarını feda eden kahraman ecdadımızı; bugün bölücülükle mücadele ederken şehit düşen kahraman güvenlik güçlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnet duygularımla yâd ediyorum.

Bir ülkü etrafında toplanmak için bizlere liderlik etmiş, yol göstermiş, bizleri yetiştirmiş olan, ömrünü Türk-İslam ülküsüne adamış Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e, aziz şehitlerimize, ebediyete intikal etmiş bütün dava arkadaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Anayasa değişikliğine evet diyoruz ya, sıkıntıları, açmazları, ağrı ve sancıları bundandır.

Buradan söylüyorum, bu vesileyle herkese açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır.

Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz.

Milliyetçi Hareket Partisi, dünkü sözlerini çiğnememiş, inkar etmemiştir.

Konuşmamın başından beri vurguladığım beka meselesi için, ki birileri için beka bir vadinin adı olabilir, inisiyatif üstlendik, devlet ve milletin geleceği için sorumluluk altına girdik.

Bu kararımızın altında yatan üç kritik dönemeç vardır.

İlk olarak, 21 Ekim 2007 tarihinde anayasa değişikliği referandumuyla Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verilmesidir.

Bu yolu açanlar 367 tıkacının fail ve fanatik tetikçileridir.

Buna neden olanlar TBMM’de Cumhurbaşkanının seçilmesine direnip ülkeyi erken seçime götüren CHP’nin başını çektiği kaos çetesidir.

Ve o tarihlerde TBMM’deki tıkanmışlığı açan, demokrasinin çarkını döndüren de Milliyetçi Hareket Partisi olmuştur.

Bu tarihi duruş ve irademizden dolayı bizi eleştirenlerin alayı birden bugün yine karşımızdadır.

İkinci olarak, 10 Ağustos 2014’de yapılan Cumhurbaşkanı seçimidir.

İlk kez bir Cumhurbaşkanı millet tarafından doğrudan doğruya belirlenmiş, yeni ve zorlu bir dönemin rotası çizilmiştir.

Ve ne kadar itiraz edip ne denli karşı çıksak da, siyasi güç ilişkisinden doğan fiili durum ülke yönetimini tepeden tırnağa sarsmış ve sarmıştır.

Sayın Erdoğan, bizatihi ve aracısız millet tarafından seçildiğinden hareketle, alışılmış ve sembolik bir Cumhurbaşkanı olmayacağını defalarca dile getirmiştir.

Bu durum yeni şartları ve farklı bir yönetim yapısını meydana çıkarmıştır.

Her fırsatta Cumhurbaşkanının anayasal sınırlarından taşmaması gerektiğini vurgulamamız herhangi bir cevap bulmamış, Türkiye adı konmamış, yani fiilen uygulanan partili Cumhurbaşkanlığı sistemine zoraki de olsa dümen kırmıştır.

Kaldı ki, Sayın Cumhurbaşkanı sistemin fiilen değiştiğini 14 Ağustos 2015 tarihinde Rize’de ilan etmiştir.

Bir yanda milletten direkt yetki alan bir iktidar partisi ve başbakan, diğer yanda yine milletin doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanı Türkiye’nin ikili siyasi ve yönetim yapısını ortaya çıkarmıştır.

Bırakınız siyasi köklerinin ayrı olmasını, aynı partiye dayanan Cumhurbaşkanı ve başbakan arasında bile gerilim ve anlaşmazlıkların çıkabileceğini, bunun da sistemik ve rejim krizlerine dönüşebileceğini mutlaka bilmek, öngörmek şarttır.

Ve de bunun örnekleri görülmüş, yaşanmıştır.

Üçüncü ve en önemlisi olarak, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının toplumsal ve siyasal alana yüklediği mecburi durum muhasebesi ve tarihi sorumluluklardır.

Siyasetin kulvarı 15 Temmuzla birlikte değişmiş, siyasi aktör ve kurumların hanesine yeni ve ertelenemez mükellefiyetler yazılmıştır.

FETÖ darbe teşebbüsü milattır; tavrımız, tarzımız, siyasetimizin üslup ve mesajları bu ihanetin öncesi ve sonrasıyla elbette aynı olmayacaktır.

15 Temmuz’da gördük ki, ikinci Sevr yanı başımızdadır.

15 Temmuz’dan çıkardık ki, vatan, devlet ve istiklal kaybı an meselesidir.

MHP2 MHPSAKARYA

İşgalin eşiğinden döndük.

Parçalanmanın kıyısında durduk.

Milli mukavemet olmasa, millet müdahale etmese felaket son yurdumuzu kasıp kavuracak, hepimizi yiyip bitirecekti.

Son iki yüzyıllık darbeler tarihimizdeki örneklerden en vahşisini, en şiddetlisini, en gözü kararmışını yaşadık.

Açıktır ki, bazı feci olay ve dönüm noktaları toplum ve milletlerin zihni doku ve donamında değişimlere yol açmaktadır.

Böyle zamanlarda sistemsel düzeltme, değişim ve yeni denge arayışları normaldir, beklenmelidir.

Evetle Türkiye kazanacak, millet kazançlı çıkacak, Türklüğün gurur ve şuuru, İslam’ın ahlak ve fazileti yeni bir ruhla Türkiye’nin prangalarını sökecektir.

PKK hayır diyormuş, varsın desin, bunu kendilerini Türk milliyetçisi sanan, yine toplanıp toplanıp dağılan, tutunacak demir parmaklık arayan, aslında dalından kopmuş kurumuş yaprak gibi savrulan zavallılar düşünsün.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket gönüldaşlarıyla, sevdalılarıyla, ülküdaşlarıyla, oy veren vermeyen milyonlarca kardeşiyle bir ve beraberdir, bunu karartmaya hiçbir çapsız ve çamur zihniyetin ömrü yetmeyecektir.

FETÖ’cülerin, bunların kuklalarının entrika ve algı oyunları tutmayacaktır.

Millete sırt dönen, milletten ödü patlayan, milleti hasolar memolar şeklinde gören, adında halk olup halkla hiçbir bağı olmayanlar Türkiye’nin gücü karşısında şok olacaklar, referandum sonrası kaçacak delik arayacaklardır.

Millet hakim ve hakem, biz ise hadimiz.

“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözümüz milletimizin tercümanı ve tarihe geçmiş milli beyanı ve beka duruşudur.

Tekrar söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti adıyla ve üniter devlet çatısı altında, Türk milleti kimliği ile beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde Atatürk ve kurucu kahramanlar tarafından konulmuştur.

Başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu belirlenmiş ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bundan geri dönüş yoktur.

Anayasanın ilk dört maddesi üzerinde kim ya da kimlerin hasmane hesabı varsa önce bizi aşmak, bizim bedenlerimizi berhava etmek durumundadır.

Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi hak ve hukukuna can pahasına sahip çıkacaktır.

Türkiye Devleti bir Cumhuriyet olup ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür

Türk milleti tarihi ve kültürel kökleri itibariyle ayrılık kabul etmeyen bir cevherdir.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu, istiklâl ve bağımsızlık mücadelemizin taçlandırılmasıdır.

Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temeller tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak ve tek dil ülküsüdür.

Milliyetçi Hareket, bu kutlu değerleri ve kutsal emanetleri, gösterecekleri yüksek fedakârlık, kararlılık, milli şuur ve millet sevgisi ile korumaya yeminlidir.

Bunlar, bizim varlık ve yaşama nedenlerimizdir, bu kutlu siyasi hareketin kırmızıçizgileridir.

AYRINTILAR GELİYOR