Category Archives: TEK Parti Haberleri

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin 1. Olağan Kurultayı Yapıldı

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin  1. Olağan  Kurultayı   bugün Ankara ‘da  yapıldı. Partinin Kurucu  Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN  Tüm üyelerin oylarını  alarak  Genel Başkan Seçildi.

 Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin  1. Olağan  Kurultayı Divan Başkanı  Rahim OLUÇ , Başkan Yardımcısı Nuran Aynur SUSTAN  ,Başkan Yardımcısı  Serhan  ŞAHİN  , Yazman   Azmi  AYTEKİN   görev yaptı.

Kurultay’da bir  konuşma  yapan Genel Başkan Vehbi ŞAHİN” Türkiye Ekonomi ve Kalkınma  Partisi  1 Eylül 2014 Günü Kurulmuştur. “Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunları, temel insan haklarını güvence altına alan uluslararası sözleşmeler ve ilgili diğer mevzuat esasları çerçevesinde siyasi faaliyette bulunmak maksadıyla kurulmuş bir siyasi teşekküldür. Türkiye ekonomi ve kalkınma Partisi’nin Kurucusu, ilk Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN’dir.Partinin Genel Merkezi ANKARA’da olup kısaltılmış adı TEKP, hususi işareti Türkiye Haritası ve ayyıldız ve zeytin dalı sembolümüzdür Türkiye Ekonomi ve Kalkınma  Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine; Atatürk’ün onurlu, tam bağımsızlıkçı çizgisine bağlı; maneviyatçı, demokratik insan hak ve hürriyetlerini evrensel hukuk çerçevesinde benimseyen ve barışçı bir milliyetçilik anlayışına dayalı; hak, hukuk ve meşruiyetten yana bir ülke ve devlet idaresini gaye edinmiştir. Millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, birlik ve bütünlük içinde gelişmesini ve “kerim devlet” anlayışı ile halkına daha iyi bir kamu hizmeti sunabilmesini sağlayacak biçimde çağdaş bir yönetim yapısına kavuşturulmasını elzem görüyoruz. Demokratik anlayışımız tamamen hür bir milli iradedir.İktisadî karar ve uygulamaların “Milli İktisat Siyaseti” zihniyetiyle gelişen ve değişen dünyanın ekonomi kuramları harmanlanarak üretimin desteklenmesi ve âdil bir bölüşümün gözetilmesi mantığı içinde ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Muhtaçlarına bakan bir toplum dokusu, millî varlığımızın da vicdanıdır. Dışarıdan müdahalelerle iktisadî ve sosyal yapımızın tahrip edilmesine izin verilemez.

Dış Siyasette, Türk Devletleri ile iktisadî, sosyal ve kültürel birlikler kurmaya yönelen; bölge ülkeleriyle işbirliği ve bütün dünya ile yakın ilişki içinde tarihimizin gösterdiği doğrultuda ve siyasî coğrafyamızın imkânlarını değerlendiren çok yönlü ve atak bir anlayıştan yanayız; teslimiyetçi tavırları reddediyoruz.Biz milletimiz, ülkemiz, bölgemiz ve bütün insanlık için iyi niyetle, ahlâkî kaygılarla ve haklı taleplerle yola çıkıyoruz.

Bizler aileyi Türk toplumunun temeli kabul ediyoruz. Bu çerçevede gençliğin güven içinde, özgürce, refah düzeyi yüksek bir şekilde yaşayan, eğitim gören, düşünen ve Türkiye sevdalısı olma ülküsüne bağlı, moral değerlerle donanmış bireyler olmasını öneriyoruz.Türkiye ekonomi ve kalkınma; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ulusu ve ilkesi bölünmez bütünlüğünü gözeten; yurtta ve dünyada barış için çalışan; insanlar arasında din, dil, ırk, mezhep cinsiyet engelli engelsiz ayrımları yapmayan ve gücünü halktan alan bir siyasi kuruluştur. TÜRKİYE EKONOMİ VE KALKINMA PARTİSİ; Dünyada ve Türkiye’de huzuru, barışı ve kardeşliği tesis etmenin milletimizin asli görevi olduğu ülküsüne inanan bir siyasi harekettir.“İktidar”dan millî iktidarı, “millî iktidar”dan millî hizmeti, “millî hizmet”ten ise önce milletimize, sonra komşularımıza ve bütün insanlığa huzur ve mutluluk taşımayı anlıyoruz.

Partimizin ilkesi özetle; Dik duracağız, Düz Yürüyeceğiz ve Doğru söyleyeceğiz. İktidarımızda “Güçlü Türkiye” hedefine Hakk’a dayanarak ve halkla bütünleşerek başaracağız.”Partimiz kurulduğu günden bu yana kurumsal kimliğini tamamlamak adına her türlü çalışmayı yapmıştır. Bu kurultay sonrası partimiz tüm ülkede teşkilatlanarak istediğimiz duruma geleceğine inanıyorum . Kurultayın hayırlara vesile olmasını dilerim . Kurultayda seçilecek tüm arkadaşlarıma başarılar dilerim . El ele vererek yüz akıyla TÜRK SİYASET HAYATINDA Tabela partisi olmadığımızı göstermek üzere yola çıktık ve yolumuza devam ediyoruz hepinize saygılar sunuyorum.”dedi

Yapılan Seçimlerde

Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyeleri

Rahim   Oluç    ,Ayhan İzol,Ali Tok   ,Zikri    Karakoç   ,Remezan   Şahin   ,Levent     Şahin        ,Çetin   Danışman   ,Serhan    Şahin    ,Bahri    Ebrinç  ,Atanur   Akaltun    ,İsmail    Baraka   ,Nuran Aynur Sustan  ,Muhittin   Çelik  ,Cevdet Demir,Murat Kılıçaslan,Mehmet Durak,Ferit  Yılmaz   ,Mehmet Emin Yardım,Kenan  Gür,Habib Koç,Turgut Güleroğlu,Atilla Konakçı,Ahmet  Çekiç,Melik Can Gedikli,Semih Er,Mustafa Yılmaz,Sibel Bolulu,Timur Bolulu,Burcu Sezer,Ayhan Dursun,İpek Çakır,Firdevs Bayrak  ,Metin Şirin,Turgut Şahin,Veysel Şahin,Gülbat Avcı,Yalçın Avcı,Rıdvan Şahin,Abdin Şahin  seçildiler

Disiplin Kurulu  Üyeleri

Azmi  Aytekin ,Hüseyin Şahin,Abdulrauf  Şahin,Niyazi Şahin,Ekrem Yıldırım,Lokman Aksu,Kadir Karaaslan,Kazım Deniz,Bahattin Avcı,Şefik Avcı,Özcan Torun,Ufuk Çakar,Tahir Yıldırım,Ramazan Torunç, Hasan Balaban   seçildiler

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Kurultay İlanı

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi  Kurultay İlanı

DUYURUDUR

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin  1. Olağan  Kurultay   26 /3/2017 tarihinde Saat  13.oo ’de  Korkutreis Mah. Strazburg Cad. No:30 Çankaya/Ankara   adresinde aşağıdaki gündemle yapılacaktır. Çoğunluk sağlanmadığı takdirde  aynı gün ve aynı yerde bir  saat sonra  çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisinin  Kurultayı

Olağan 1. Toplantısı gündemi

GÜNDEM

1-Açılış ve Kongre divanının oluşturulması

2-Saygı duruşu   ve  İstiklal Marşı

3-Gündemin Okunması

4-Faaliyet ve hesap raporlarının okunması ve  onaylanması

5-Genel Başkanın Konuşması

6-Genel Başkan ve MKYK üyelerinin ibrası

7-Taslak Bütçe müzakeresi  oylanması

8-Genel Başkan Adaylarının Konuşmaları

9-Oy Pusulalarının seçim kuruluna  teslimi

10-Genel Başkan ,MKYK ve MDK üyelerinin asli ve  yedek üyeleri seçimi

11-Dilek ve temenniler.Kapanış

Vehbi Şahin'in "12 Mart İstiklâl Marşımızın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü" mesajı

Vehbi  Şahin’in “12 Mart İstiklâl Marşımızın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü” mesajı

Türkiye  Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Vehbi  Şahin’in 12 Mart İstiklâl Marşımızın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü Mesajı

İstiklâl Marşı, Millî Mücadele’nin zorlu günlerinde milletimizin hürriyet ve istiklâline olan bağlılığının, vatan ve bayrak sevdasının en güzel ifadesidir. Bugün İstiklâl Marşımızın millî marş olarak kabul edilişinin 96. yıl dönümünü idrak ediyor olmanın onur ve gururunu yaşıyoruz.

 Âkif, Çanakkale ruhunu mısralarıyla ölümsüzleştirmiş ve şanlı milletimizin istiklâl destanını çağlara haykırmış, vatan ve millet âşığı bir büyük şair; aynı zamanda da bir tevâzû ve haysiyet abidesidir.

İstiklal Marşı müsabakasına katılmayı, sırtına giyecek paltosunun bile olmamasına ve borç içinde bulunmasına rağmen, mükâfat olarak konan 500 liradan muaf tutulmak kaydıyla kabul edecek ve bu eşsiz eseri hiçbir karşılık beklemeksizin kahraman milletine hediye edecek kadar da asildir. O, şair, gazeteci ve siyasetçi kimliklerinin yanı sıra, Kurtuluş Savaşı döneminde verdiği heyecanlı hutbelerle halkı millî mücadeleye sevk etmiş imanlı bir münevverdir. Ruhu şâd olsun!

Bağımsız bir vatanda, hür bir milletin evlatları olarak yaşamanın onuru ile “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü”nü kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve vatanın selâmeti, milletin istiklâli için canını ortaya koyan tüm şehit ve gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum.

 

Mehmet Akif Ersoy Hayatı

İstiklâl Marşı şairi. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul’da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tahir Efendi’dir. İlk tahsiline Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebi’ne devam etti. Babasının vefatı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayatı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.

Ziraat nezaretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedavisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Akif’in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 tarihine kadar devam eder.

Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn’da edebiyat dersleri vermiştir.

1893 senesinde Tophane-i Amire veznedarı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.

Akif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarıda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sahasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908’de İkinci Meşrutiyetin ilanıyla başlar. Bu tarihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm´de yayınlanır.

1920 tarihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisi’ne seçildi. 17 Şubat 1921 günü İstiklâl Marşı’nı yazdı. Meclis 12 Martta bu marşı kabul etti.

1926 yılından itibaren Mısır Üniversitesi’nde Türkçe dersleri verdi. Bu sırada hastalandı. Önceleri hastalığının ehemmiyetini anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini zannetti. Lübnan’a gitti. Ağustos 1936’da Antakya’ya geldi. Mısır’a hasta olarak döndü.

Hastalık onu harap etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı. İstanbul’a geldi. Hastanede yattı, tedavi gördü. Fakat hastalığın önüne geçilemedi. 27 Aralık 1936 tarihinde vefat etti. Kabri Edirnekapı Mezarlığı’ndadır.

Mehmet Akif milletini ve dinini seven, insanlara karşı merhametli bir mizaca sahip, şair tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan, edebî bakımdan kıymetli şiirlerin yazarı meşhur bir Türk şairidir. İstiklâl Marşı şairi olması bakımından da “Millî Şair” ismini almıştır.

Şairin en büyük eseri Safahat genel adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur.

Mehmet Akif Ersoy’un Kitapları

  1. Kitap: Safahat (1911)

  2. Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)

  3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)

  4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)

  5. Kitap: Hatıralar (1917)

  6. Kitap: Asım (1924)

  7. Kitap: Gölgeler (1933)

Mehmet Akif Ersoy’un Hayatının Daha Detaylı Anlatım

İstiklâl Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy, İstanbul’un Sarıgüzel semtinde, Sarı Nasuh mahallesinde 1873 yılında dünyaya geldi. Babası, Îpek kasabasında doğmuş Hoca Tahir Efendi, annesi ise Emine Şerife hanımdır. Babasına temizliğe olan fazla düşkünlüğünden dolayı Temiz Tahir Efendi derler. Temiz Tahir Efendi, İpek kasabasında bir müddet tahsil yaptıktan sonra İstanbul’a geldi. Burada Yozgatlı Hacı Mahmut Efendiden dinî dersler almaya başladı.

Emine Şerife hanım Şirvan’lı Derviş Efendi ile evlenmişti. Bir müddet kocasiyle birlikte Amasya’da kalan Emine Şerife hanım sonradan İstanbul’a gelerek yerleşti. İki erkek çocuğunu, bir müddet sonra da kocasını kaybederek dul kaldı. Temiz Tahir Efendi, Sarıgüzel’de kocasından kalan evde oturan bu iyi ahlâk sahibi ve güzel dulun medhini duymuştu. Allahın emriyle onu istetti, ve evlendi. Bu evlenmeden de Mehmet Akif dünyaya geldi. Temiz Tahir Efendi okur-yazar, tarikat sahibi bir adamdı. Şeyh Feyzullab Efendiden ders alıyordu. Aynı zamanda bu şeyhin çömezi idi. Anne ve baba dünyaya gelen çocuklarından dolayı büyük bir sevinç içinde idiler.

Tahir Efendi yeni doğan oğluna Ebced hesabı ile doğum yılını içine alan (Ragıf) adını koydu. Bu isim (Gerde) adlı bir nevi ekmek manasına geliyordu. Lâkin Osmanlı dilinde böyle bir isim yoktu. Bu yüzden zamanla babasının kendisine taktığı bu isim unutuldu ve (Akif) e çevrildi. Tahir Efendinin sonradan bir de kızı düyaya geldi. Ona da Nuriye adını taktılar. Sonradan Nuriye hanım Arif Hikmet Beyle evlendi. Akif dört yaşına basınca mahalle mektebine devama başladı. Aile durumu yüzünden mektebine zorlukla devam ediyordu. Mahalle mektebini bitirdikten sonra Fatih’de Emir-i Buharî’deki mektebe devama başladı. Burayı da bitirdikten sonra Fatih Merkez Rüştiyesine yazıldı. Bu mektepde en çok sevdiği hoca, Kadri Efendi ismini taşıyan Türkçe hocası idi. Bu hoca, küçük Akif üzerinde önemli bir tesir bıraktı. Kadri Efendi Abdülhamid’in baskısına fazla dayanamadı. Evvelâ Mısır’a kaçarak orada Kanun-u Esasi ismini taşıyan bir gazete çıkarmağa başladı. En sonunda hürriyet taraftarlarının sığındığı Paris’e kaçarak orada hayata gözlerini yumdu. Onun hayatını takip eden Mehmet Akif, hürriyet taraftarı olan ve kendisini çok seven bu hocasını hayatı boyunca hiç unutmadı.

Mehmet Akif’in olgunlaşmasında babasının tesiri fazladır. Arapça’yı ve dine ait eserleri Mehmet Akif hep babasından öğrenmiştir. Baba, oğlu ile birlikte camiye giderken yolda ona bilmediği lûgatları ezberletmiş, dine temas eder bir takım bilgiler vermiştir. Bu yüzden Mehmet Akif babası için «O benim hem babam, hem de hocamdır. Ben hayatta ne öğrendi isem ondan öğrendim» demiştir. Babasından aldığı bu derslerden başka Mehmet Akif, Fatih baş imamı Arap hoca ile birlikte de kur’an ezberlemekte ve ondan bu sahada ders almaktadır. Rüştiyeye devam ettiği sıralarda Fatih camiinde Selânik’li Esat dededen Acemce dersler almağa başlamıştır. Arapca derslerini de ayrıca ona Halis Efendi vermektedir.

Mehmet Akif, şimdi Fatih rüştiyesini bitirmiş ve mülkiye mektebinin idadî kısmına yazılmıştır. Burada da üç yıl okuyarak şehadetnamesini alan Mehmet Akif, bu sefer Mülkiye’nin yüksek kısmına devama başlamıştır.

1887 yılında babası Temiz Tahir Efendi hayata gözlerini yummuştur. Bu acı yetmiyormuş gibi bir müddet sonra da Sarıgüzel semtindeki ailenin sığındığı biricik ev, çıkan bir yangında kül haline gelmiştir. Bu sefer zaten zorluk içinde geçinen aile daha sıkışık bir duruma düşmüştür. Akif, artık gündüzlü olarak bir mektebe devam edemeyecek durumdadır. O sırada şimdiki gibi yatılı mektepler bol değildi. Tam bu sırada talih, Mehmet Akif’in imdadına yetişmiş ve Halkalı’da ki sivil Baytar (Veteriner) mektebine yatılı talebe olarak kaydolunmuştur.

1888 senesinde girdiği bu baytar mektebinde Mehmet Akif hep başarı ile sınıf geçmektedir. Ailesinin kendisine muhtaç olduğunu ve bir an evvel hayata atılması lâzım geldiğini Mehmet Akif düşünebilecek bir çağdadır. Bu yüzden bütün gayretlerini derslerine vermiştir. Baytar mektebini birinci sınıf mevcudu 19 kişidir. Mehmet Akif bunlar arasında çalışma ve başarma yönünden birinci gelmektedir. Bu sıralarda Orman mektebi talebeleriden İsparta’lı Hakkı’nın ısrariyle Fransızca dersleri almağa başlamıştır. Baytar İbrahim Bey ona Fransızca dersler vermektedir. Mehmet Akif hayatının sonuna kadar baytar İbrahim Beyin bu iyiliğini unutmamış ve «benîm sebebi hayatım odur» sözleriyle İbrahim beyi hürmetle anmışur. Baytar mektebinde 1891 yılı aralık ayında tez imtihanları başlamıştır. Bu imtihanların neticesinde elde bulunan listede sınıf mevcudu 17 olmasına rağmen Mehmet Akif bunlar arasında üçüncü gelmektedir. 1893 de baytar mektebinden şehadetnamesini alan Mehmet Akif mektepten birinci olarak mezun olmuştur. Bu sıralarda Şevket ve Babanzade Naim Beylerle birlikte Arapça parçalar üzerinde çalışmış ve bu dile ait bilgilerini genişletmiştir.

Mehmet Akif baytar mektebini bitirdiği yıl, yani 1893’de, Tophane-i Âmire veznedarı Emin Beyin kızı İsmet hanımla evlenmiş ve Mehmet Akif’in İsmet hanımdan iki kızı ile dört oğlu dünyaya gelmiştir.

Mehmet Akif Ersoy’un Şiir Merakı

Rüştiye yıllarında kendisinde, şiir merakı uyandı şiir kitapları okumaya başladı. İlk okuduğu manzum eserin Fuzuli´nin “Leyla ve Mecnun”u olduğunu kendisi söylemektedir. Ders arkadaşı İbnülemin Mahmut Kemal´le birlikte manzumeler yazmaya başlıyorlardı.

1885 Yılında üç yıllık rüştiye mektebi bitince, babası  Akif´i meslek seçiminde serbest bıraktı. Bunun üzerine Mülkiye Mektebi’ni seçen Akif, bu mektebin hazırlık okulu olarak açılmış  bulunan “mülkiye idadisi”ne (sivil lise) girdi.

1889 yılına kadar okudu. Zamanın en tanınmış edip ve şairlerinden Muallim Naci Bey (1850-1893), bu okulda, kendisinin edebiyat öğretmeni olarak derslerine, gelmiştir.

Hoca Tahir Efendi’nin Mehmet Akif Ersoy’un Hayatına Etkisi

Akif´in babası Hoca Tahir Efendi, 1304 Yılı Ramazan (24 Mayıs–22 Haziran 1887) ayında “huzur dersi”ne davet olundu ve “muhatap” olarak derslere katıldı. Huzur dersleri, Osmanlı devletinin kuruluş yıllarından itibaren her Ramazan, Sultanın huzurunda yapılmakta olan “tefsir”, dersleri idi.

Hoca Tahir Efendi, tutulduğu gırtlak veremi hastalığından kurtulamayarak 1888 yılında vefat etti.

Ailesi maddi sıkıntılar içinde bulunan Akif, bu durumu düşünerek, on gün kadar devam ettigi Mülkiye´yi bıraktı 1889 Yılı sonunda açılarak tedrisata başlamış olan Baytar

Mektebi´ne geçti. ilk sivil veteriner yüksek okulu olan mektebin mezunlarına hemen iş verilecekti.

Dört yıl olan Baytar Mektebi, Ahırkapı’daki sivil tıbbiye okulunda açıldı. Burada gündüzlü olarak iki Yıl oku: ilk baytarlık talebeleri, 1891 Yılında inşası tamamlanan Halkalıdaki okula geçtiler ve kalan iki yılı da yatılı olarak burada okudular. Mehmet Akif Baytarlık Mektebi´ndeki dört yıllık tahsili sırasında, çoğu doktor ve dindar kimseler olan hocalarından müsbet tesirler almıştır.

Mehmet Akif, 22 Aralık 1893’te, o zaman “Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi” adını taşıyan “Veteriner Fakültesi”nden birincilikle mezun oldu.  Daha sonra “ Orman ve Ma’âdin ve Ziraat Nezareti” fen heyetinin baytarlık işlerine bakan beşinci şubesine “Baytar Müfettiş Muavini” olarak tayin edildi.

28 Aralık 1893’te “Hazine-i Fünûn” mecmuasında bie gazeli yayınlandı Bu gazel, Akif’in hâlen bilinen ilk matbu eseridir. Hazine-i Fünun Mecmua’sının 18 Ekim 1894 tarihinde çıkan nüshasında bir gazeli daha yayınlanmıştır. Bu yıllarda çıkmış öteki dergilerde de hâlen bilinmeyen manzumelerinin bulunması kuvvetle muhtemeldir. 10 Şubat 1889 tarihli 61. sayısından sonra “Resmi Gazete”de şiirleri çıkmaya başladı. Burada, yirmi beş kadar manzumesinin çıktığı tesbit edilmiştir.  Servet-i Fünun Mecmua’sının Kasım-Aralık 1898 yılında çıkan “Bedayiu’l Acem “ genel başlığı altında üç yazısı yayınlandı.

1 Eylül 1898’de yirmi beş yaşında evlendi. “Tophane-i Âmire” vezne darı Mehmet Emin Bey’in  kızı olan zevcesi İsmet Hanım o sıralarda yirmi yaşında idi.  Mehmet Âkif’in üçü kız olmak üzere altı çocuğu olmuş, dördüncüsü bir buçuk yaşında iken vefat etmiştir. Çocukları sırasıyla: Cemile, Feride, Suad, İbrahim, Naim, Emin, Tahir.

Vatanın ve İslam ümmetinin büyük bir felakete uğradığı bir devirde gelen Âkif,  bütün bu ızdırabı derinden hissederek yaşamış ve üzerine düşen vazifeyi yapmak için her şeyini feda etmeyi göze almıştır. Bu sebeple ailesine fazla vakit ayıramamıştır. Hayatı boyunca çektiği madii sıkıntılar bu konuda aksi tesir yapmıştır. Ömrünün son on senesini vatandan uzak geçirmesi ise onun dünyevi her şeyden olduğu gibi aile saadetinden de mahrum bırakmıştır.  Gençliğinde ailesini vatanına tercih eden şair, yaşlılığında her ikisinden de mahrum kalmıştır.

1935 yılında karaciğerinden hastalandı. Ve hava değişimi için aynı yıl Lübnan’a gitti. Yapılan muayenelerde dinlenmesi ve yüksek bir yer edilmesi üzere Lübnan’da, Âliye köyü civarındaki bir yerde birkaç ay kaldı. Daha sonra tekrar Mısır’a dönerek kışı orada geçirdi. 1936 yılı Haziran ayında yurda döndü. Nişantaşı Sağlık Yurdu’na yatırıldı.  27 Aralık 1936’da İstanbul’da öldü.  Edirne kapı mezarlığında, en iyi dostlarından Baban Zâde Ahmet Nâim’in yanına gömüldü.

Mehmet Akif Ersoy’un Sosyal Kişiliği

Mehmet Akif, 1873-1936 yılları arasında yaşadı. Onun hayatını, düşüncelerini ve eserlerini anlayabilmek için de bu dönemi, çeşitli yönleri ile incelemek gerekir.

Mehmet Akif, İslam dünyasının son kalesi olan Osmanlı İmparatorluğu’nu savunurken, aslında mazlum ulusları da yüreklendirmektedir. Mehmet Akif sadece bir imparatorluğun değil , 1400 yıllık görkemli bir medeniyetin kendisini savunduğu, kanla, canla savunduğu bir dönemin insanıdır…

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar

“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Derken Mehmet Akif, mazlum uluslara seslenmektedir. İnsan onurunu yücelten, insanı insan yapan değerlerin en öldürücü silahlar karşısında durabileceğini savunan bir yazardır.

Mehmet Akif , bir medeniyetin diğer bir medeniyeti yok etmeye yönelik saldırısının, o zamanın avrupalısı tarafından “kültürün vazgeçilmez bir ürünü; medeni milletlerin gücünün ve canlılığının bir ifadesi” olarak algılandığının bilincindedir. “Medeniyet” kavramının bu yorumuna karşı çıkar. “Medeniyet”, onun şiirlerinde “Emperyalizm” in bir simgesidir. Sömürgeciliğin “keşif kolu” olarak bilinen psikolojik savaşı, tüm ayrıntıları ile izleyen, toplumunu uyaran ve tedbirler öneren bir düşünürdür Mehmet Akif.

Mehmet Akif Ersoy aynı zamanda Türk tarihinin belki de en bunalımlı döneminde yaşadı. O’ nun yaşamı, Osmanlı İmparatorluğu’ nun çöküş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuş devresine rastlar. Bu dönemde önce Bosna – hersek, sonra Bulgaristan, daha sonrada Sırbistan birer birer imparatorluktan koparlar. Akif henüz dört yaşındayken 93 harbi diye bilinene Osmanlı – Rus Harbinin’ nin dehşetini yaşar. Arkasından Kıbrıs’ın işgali gelir. Akif sekiz yaşındayken Fransızlar Cezayir’i İngilizler Mısır’ı işgal ederler. Osmanlılar’ ın Girit ve Yanya’ yı Yunanistan’a teslim ettikleri yılda Akif 24 yaşında bir delikanlıdır. Trablus ve balkan felaketlerinin ardından 1. Dünya Savaşı gelir…Düşman orduları artık Anayurt kapılarına dayanmışlardır

Mehmet Akif önce milletçe gafletten kurtulmamız gerektiğine inanarak, der ki:

Cihan alt- üst olurken seyre baktın öyle durdun da

Bugün bir serserisin, derbedersin kendi yurdunda.

Bu dizeler, Akif’te uyanan milli mücadele şuurunun ifadesidir aslında.

Sonra Akif’in milletimizin başına gelen felaketlerin nedenlerini araştırdığını ve baş neden olarak da cehaleti gördüğüne şahit oluruz :

Ey hasını hakiki, seni öldürmeli evvel

Sensin bize düşmanları üstün çıkaran el.

Mehmet Akif, aynı zamanda ciddi bir öz eleştiriden yanadır. İslam medeniyetinin nicedir tek bir bilim adamı yetiştirmediğinden yakınır :

O buhara , o mübarek, o muazzam toprak,

Zilletin koynuna girmiş ,uyuyor müstağrak

İbn-i sina’ ları yüzlerce doğurmuş iklim

Tek çocuk vermiyor aguşuna ilmin, ne akim

Görüldüğü gibi Mehmet Akif çağının ilerisinde bir “aydın” dır. O, toplumuna tepeden bakmayan,toplumunu hor görmeyen, Batı’ yı kuru bir hayranlık yerine, kritik bir takdirle izleyen, kendi toplumuna yabancılaşmamış çağdaş Türk aydınının simgesidir.

“Safahat”, memleket meselelerimiz üzerinde düşünenlerin asla ihmal edemiyeceği bir kaynaktır. Bugün bile çözülmesi için uğraşıp durduğumuz bütün milli meselelerimiz ,davalarımız bu yedi ciltlik kitapta,isabetli görüş ve düşüncelerle dile getirilmiştir. Yurt ve millet meselelerini,dertlerimizi bu kadar canlı, kuvvetli ve etraflı şekilde söyleyen ,anlatan; bunlar için çareler, tedbirler düşünen başka bir şair yoktur. Yalnız kendi devrinin değil, geleceğin meselelerine de tercüman olan “safahat”, önem ve değerini hiçbir zaman kaybetmeyecektir.

Akif cemiyetçi bir şairdir. Konularını topluluktan almıştır. Sanatı sanat için değil, cemiyet için yurt ve millet için yapmıştır. Bununla beraber sanat hususunu da hiç ihmal etmemiştir. Konularını. Görüş ve düşüncelerini çok sanatkarane bir şekilde ve çok güzel bir Türkçe’yle ifade etmesini bilen, şair,sanat gayesinden de ayrılmamış demektir. Eserlerinin sanat bakımından da yüksek değer taşıması,, Akif’in görüş ve düşüncelerinin daha ilgiyle karşılanmasına, daha fazla tesir meydana getirmesine sebep olmuştur.

Akif’ in milliyetçiliği ile bugünkü milliyetçi görüşümüz arasında fark olabilir. Fakat hangi şiirimiz bu vatan ve bu milletin mukadderatiyle onun kadar ilgilendi “ Safahat” ı baştan aşağı okuyun, onun şahsi dert ve duygularını anlatan kaç mısraa rastlarsınız? Akif, ağlamışsa veya sevinmişse, muhakkak milletin ızdırabı ve sevinciyle hareket etmiştir. “Safahat”, milletimizin 1908-1923 yılları arasındaki durumunu, sevinçli ve acıklı taraflarıyla bütün hadiseleri anlatır. Balkan harbi facialarına gözyaşı döken kimdir? Umumi harp felaketini o yazmadı mı? Kahraman Mehmetçik’ in Çanakkale harikasını destanlaştıran Akif değil midir? İstiklal savaşında, İstanbul’ dan Ankara’ ya giden yollarda iman aşılayıcı konuşmalar yapan ve Sevr paçavrasının parçalanacağını müjdeleyen ondan başkası mıdır? Bursa ‘nın işgali üzerine duyulan matemi “Bülbül” şiiriyle dile getiren o değil miydi? Doğacak hürriyet ve istiklali terennüm eden ölmez “istiklal Marşı” nı Akif yazmadı mı?

Mehmet Akif, 1908′ den sonraki şiirimizin en önde gelen simalarındandır. Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’ in yanında bir başka şiir anlayışının temsilcisi olarak Akif’e önemli bir yer vermek, edebiyat tarihçisinin ihmal edemeyeceği bir husustur.

Akif’ i şair, fikir adamı , müstesna bir seciye ve ahlak sahibi ve bir idealist olarak ele almak gerekir. Şair Akif, aruzu çok iyi kullanan şekil ve kafiye yeniliklerinde usta bir nazım olarak karşımıza çıkar. Aruzla Türkçe’yi en iyi şekilde bağdaştırması yanında, sade yazısını, halk dilini bütün özellikleri ve tabiriyle şiire yerleştirmesini önemle belirtmeliyiz. Şiir dilimizin sadeleşmesi işinde, onun rolü azımsanmıyacak derecede büyüktür. Akif realist bir şairdir:

“Hayır, hayal ile yoktur benim alış verişim.

İnan ki, her ne demişsem görüp de söylemişim”

Der. Akif gördüğünü iyi anlatan bir şairdir. Müşahedeki bu kuvveti ve teferruatı feda etmek istemeyişi şiirlerini zaman zaman lüzumsuz tafsilatla dolu olmaktan alıkoymakla beraber, anlatışındaki güzellik bu eksikliği daha doğrusu fazlalığı hoş göstermektedir.

Akif’ in şiirleri konu itibariyle içtimai ve dinidir. O, Türk halkının ve İslam aleminin meselelerini ele alır. Milletimizin üzüntülerini, dertlerini uğradığı felaketleri dile getirirken, bir yandan da derhal uyanmak, çağdaş medeniyet seviyesine çıkmak gerektiğini belirtir. Gayesi, her türlü ilerilik ve yükseklikten mahrum olan halkımızın ve diğer ülkelerdeki Müslümanların yüzyıllar boyu süren gerilikten kurtulmaları, kalkınmalarıdır. Akif, çalışmayı, iyi ahlakı, üç asırlık ilim kaybının telafisini öğütler. Müslümanların hürriyete, istiklale kavuşmasını ister. Akif ‘in cemiyette gördüğü belli başlı kusurlar bilgisizlik, göreneklere körü körüne bağlılık, tembellik, ahlaksızlıktır. Doğunun “marifetten de faziletten de uzak” olduğunu söyler. “İlimler asrı” diye adlandırdığı 20. Asrın icaplarına uygun hale gelmemizi arzular. Akif, zamanının hatta bugüne göre çok ileri bir din anlayışına sahiptir. Hurafelere, batıl inanışlara, taassuba şiddetle çatan Akif, İslamiyet’in öz kaynağından uzaklaştığına inanmaktadır. “Beşer dini, hayat dini” olan İslamlığın beşeriyetle beraber yürümesi gereğini ileri süren şair, yedi yüz yıllık fıkıh eserleriyle bu dinin bugünkü ihtiyaçlarını karşılamanın imkansız olduğunu söyler. Akif’e göre yapılacak iş, ilhamı doğrudan doğruya kur’ an’ dan alıp çağımızın anlayışıyla birleştirmektedir.

Akif, şair ve fikir adamı olmak dışında yüksek bir seciye ve ahlak sahibi olarak da büyük önem taşır. Doğruluk, şahsi menfaatlerden uzak oluş, vefakarlık, doğru bildiği yoldan asla inhiraf etmemek, prensipler hususunda hiçbir taviz ve fedakarlıkta bulunmamak, özü sözü tok ve uzak bulunmak, dalkavukluktan tiksinmek, mevki hırsından uzak bulunmak, engin vatanseverlik, memleket meselelerinde feragat ve fedakarlık Akif’ in seviyesinin ana çizgilerini teşkil eder. Onun gibi idealistlere cemiyetimiz bugün her zamankinden daha, muhtaçtır.

Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklâl Marşı’nın Hikayesi

Kurtuluş Savaşı’nın başladığı yıllarda, cephedeki askerlerimizi coşturacak, onların morallerini yükseltip ulusal duygularını güçlendirecek bir ulusal marşın hazırlanması düşüncesi, Genelkurmay Başkanı Albay İsmet (İnönü) Bey tarafından ortaya atıldı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığı ödüllü bir yarışma açtı ve durumu tüm yurda duyurdu. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Değerlendirme komisyonu şiirlerin tamamını inceledikten sonra altı tane şiir, ulusal marş olmaya uygun görülüp ayrıldı, ötekiler elendi. Ancak yapılan değerlendirmede bu altı şiirin de ulusal marş olma niteliği taşımadığı sonucuna varıldı.

Zamanın Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, ulusal marşı Mehmet Akif Ersoy’un yazmasını istiyordu. Oysa Mehmet Akif, uçunda para ödülü olduğu için yarışmaya katılmamıştı. Ulusal marş niteliği taşıyan bir şiirin bulunamaması üzerine dostları devreye sokularak Mehmet Akif ikna edilmeye çalışıldı. Sonunda para ödülünün kaldırıldığı konusunda güvence verilince Mehmet Akif, marşı yazmayı kabul etti.Daha önce ayrılan altı şiirle Mehmet Akif’in yazdığı şiir arasında yapılan değerlendirmede Akif’in şiiri birinci oldu.1 Mart 1921 günü Meclis’in yaptığı oturumda Hamdullah Suphi Tanrıöver, kürsüde şiiri okudu. Seçim için son sözün Meclis’e ait olduğunu belirtti.Nihayet 12 Mart 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi yeniden toplandı.

Türk bayrağı, ulusumuzu temsil eden kutsal bir semboldür. Gururumuz, onurumuz, varlığımız, birlik ve bütünlüğümüz, her şeyimizdir, canımızdır. Bayrağımızla övünürüz, kıvanç duyarız. O dalgalanırken bağımsızlığımızı görürüz. Cennet yurdumuzun tüm güzelliklerini, şehitlerimizi, kahraman atalarımızı, geleceğimizi görürüz şanlı bayrağımızda… İstiklal Marşı da ulusal birliğimizin ve özgürlüğümüzün bir sembolüdür. İstiklal Marşı, çağlar boyunca bağımsız yaşamış ulusumuzun bağımsızlık aşkını, ulusal ve kutsal değerlere olan bağlılığını, kahramanlığını yansıtır.Bayrağımıza ve İstiklal Marşı’mıza saygı gösterir onları canımız gibi severiz.

Çoğu zaman bayrağımızı öperiz, gördüğümüzde heyecanlanırız. Ulus olarak zor günlerimizde İstiklal Marşı’mızı kah içimizden, kah tüm dünyaya haykırarak söyleriz.Bayrağımızı temiz bir yerde özenle saklarız. Ulusal bayramlarda, yerel kurtuluş günlerinde, bayrağımızı evimizin en güzel yerine asmaktan onur ve gurur duyarız.İstiklal Marşı eşliğinde bayrağımız göndere çekilirken hepimiz büyük bir coşku ve gurur duyarız. Saygımızı ise duruşumuzla, davranışımızla, ağırbaşlılığımızla belli ederiz. İstiklal Marşı söylenirken konuşulmayacağını, yürünmeyeceğini dalgınlıkla da olsa hareket edilmeyeceğini hepimiz bilir ve bu kurallara uyarız. Uymayanları zamanı gelince uyarırız.Ulusal bayramlarda, okulumuzun açılış ve tatile giriş günlerinde, resmî toplantılarda, 10 Kasımlarda İstiklal Marşı’nın söylenmesi artık bir gelenek haline gelmiştir.

Vehbi ŞAHİN, 8 Mart Dünya Kadın Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma  Partisi Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN’in Kadınlar Günü Mesajı

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma  Partisi Genel Başkanı  Vehbi ŞAHİN, 8 Mart Dünya Kadın Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

ŞAHİN, mesajında şu ifadelere yer verdi: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünyada Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilmiş olup, tüm dünyada kadınların haklarının savunulduğu, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemlerinin dile getirildiği, birlik ve beraberlik günü olarak kutlanmaktadır.

Türkiye’de de modernleşme hamleleriyle başlayan kadın hareketleri Cumhuriyet ile önemli bir ivme kazanmış, Medeni Kanun’un kabulü ve 1934 yılında seçme seçilme hakkının dünyadaki birçok ülkeden önce tanınmasıyla kadınlar eşit statüye kavuşmuştur.

Kadınlar, toplumsal ve ekonomik yaşamın ayrılmaz parçası, toplumun en küçük birimini oluşturan ailenin temel unsurudur. Aile ortamında fertlerin refahı için yorulmadan çalışan kadın, İstiklal Savaşımızda da cephe gerisinin kahramanı olmuştur. Hayatın tüm alanlarında her türlü fedakarlığı gösteren kadınlarımız, bu vatan ve millet için canını feda etmeye hazır nesilleri de yetiştirmiştir. Yeni nesillerin yetişmesinde kadınlarımızın annelik vasfı ile üstlendikleri sorumluluk, geleceğimizin inşasında onların ne kadar hayati öneme sahip olduklarını göstermektedir.

Ülkemizde, her alanda başarılı çalışmalar yapan kadınların sayısının artması övünç kaynağımızdır. Yaşamı boyunca birçok güçlüğe katlanan ve büyük sorumluluklar üstlenen kadınların toplumsal yaşama etkin biçimde katılmaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük hedefleri arasındadır.
Sevginin, şefkatin ve özverinin simgesi olan ve bunları hiçbir karşılık beklemeden veren kadınlarımızın bu anlamlı gününü kutluyorum.”

Vehbi ŞAHİN “Hain terörü lanetliyoruz”

“Hain terörü lanetliyoruz”

İzmir Adliyesi önünde yaşanan hain terör saldırısını lanetleyen Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN, “Terör İzmir’de de hain yüzünü gösterdi. Şehit polisimizin kahramanca çatışması ve kendini feda etmesi, İzmir’imizi daha büyük bir felaketten kurtardı” dedi.

İzmir Adliyesi, C kapısı girişi önünde yaşanan hain terör saldırısı sonrası yaptığı açıklamada Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN “Terör, İzmir’de de, İzmir Adliyesi’nde hain yüzünü gösterdi. Bir polisimiz ve bir adliye görevlimizi şehit verdik. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifa diliyorum. Şehit polisimizin kahramanca çatışması ve kendini feda etmesi, İzmir’imizi daha büyük bir felaketten kurtardı. Hem kendi adıma hem de tüm Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partililer adına aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

vehbi

Biz birlik beraberlik içerisinde olmadığımız, küçük hesapları bir tarafa bırakmadığımız ve içeriden-dışarıdan belli çıkar odaklarının etkisinde kaldığımız müddetçe terörü yenemeyiz. 80 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, terörü ; yenmek için uğraşıyoruz, çabalıyoruz. Hain terörü şiddetle lanetliyoruz”

Vehbi ŞAHİN “Boğazımızın düğümlendiği, sözün bittiği yerdeyiz”

Vehbi ŞAHİN “Boğazımızın düğümlendiği, sözün bittiği yerdeyiz”

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN” Ülkemiz zor bir süreçten geçmektedir, son günlerde eli kanlı terör örgütünün Güvenlik Güçlerimize ve sivil vatandaşlarımıza yönelik saldırıları yurt sathına yayılmış, bu durum milletimiz nezdinde derin bir infialle dönüşmüştür.

İstanbul’da ki 44 emniyet mensubu ve sivil vatandaşımız ile Kayseri’deki 14 askerimizin şehit edildiği, 56 vatandaşımızın ise yaralandığı terör saldırısının acıları tazeliğini korurken hemen Suriye’deki terör unsurlarına yönelik gerçekleştirilen askeri operasyon çerçevesinde 16 askerimiz daha şehit edilmiştir.

Ülkemizi ve güvenlik politikalarımızı yönetenlerin sadece  terör örgütüne değil, bunlarla öyle ya da böyle bağı, bağlantısı bulunan her kesime, hak ettikleri muamele ile mukabele etmesi gerektiğini düşünüyor, bu şiddet ve teröre karşı; idari, askeri, inzibati ve hukuki tüm mekanizmaların hızlı bir şekilde işletilmesini, ellerindeki tüm imkanları terör ve bunların siyasi uzantılarına karşı ivedilikle hayata geçirmelerini bekliyoruz.

Terörle ve ülkemizin, milletimizin birliğine, devletimizin varlığına kasteden teröristlerle mücadeleyi  sonuna kadar desteklediğimizi ifade ediyor,  bu hususlardaki özverili ve kararlı çalışmalarından dolayı  Askerlerimiz ve Polislerimiz  başta olmak üzere tüm güvenlik güçlerimize ve devlet yetkililerimize teşekkür ediyoruz.

Bu vesileyle son günlerde yaşanan bu şiddet ve terör eylemleri neticesinde şehit olan güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet, yaralı güvenlik güçlerimize acil şifalar diliyoruz.

Bu yaşananların etkisi ile yurt içinde yaşanması muhtemel kontrolsüz tepkilerin kasıtlı çevrelerce giderek iç kargaşa provalarına dönüştürülmek istendiği ortadadır. Bu şiddet eylemlerinin, terör örgütünün yapmak istediklerine katkı sağlamaktan başka bir faydasının olmayacağını görüyor, bu oyuna gelinmemesi hususunda tüm vatansever ve milletperver vatandaşlarımızı uyarıyoruz.

siyattagenelbaskanı3

 Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN

“Umut” duyguları yavaş yavaş tüketiliyor

Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN   Yeni Yıl mesajı yayınladı;

“Türkiye halkı ve yer aldığımız coğrafyada yaşayan insanlar acılarla, sıkıntılarla yüklü bir yılı daha geride bıraktı. Her günü ölüm haberleriyle, her günü gözyaşıyla ve her günü açlık-sefalet içinde geçen milyonların “umut” duyguları yavaş yavaş tüketiliyor. Boğazımızın düğümlendiği, sözün bittiği yerdeyiz. Oysa bu değil yaşam.Kaybolan yıllar elbette geri getirilemez ama gelecek yılları kurtarabiliriz!Kendimiz için.. çocuklarımız için.. torunlarımız için.İnsanlık için ! 2017’nin tüm dünya’ya sevgi, barış, kardeşlik, huzur getirmesi dileğiyle milletimizin ve dünya halklarının Yeni Yıl’ını en içten duygularımla kutluyorum.”

TEKPBURSA

TEK Parti Lideri Vehbi Şahin Şanlıurfa'da

Türkiye  Ekonomi ve Kalkınma Partisi  Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN  Doğu Anadolu Bölgesindeki  Çalışmalarını Tamamlayarak  Güneydoğu Anadolu İllerini ziyarete  başladı.  Peygamberler  Şehri Şanlıurfa’da  incelemelerde  bulunan  Vehbi Şahin Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi  Şanlıurfa   il  Başkanlığını  ziyaret  etti. Burada   İl başkanı Ayhan İZOLU  ile ilde  yapılan çalışmaları  görüştü. Şanlıurfa esnafına   hayırlı işler  diledi.

vehbisanlıurfada1 vehbisanlıurfada2

vehbi5001 vehbi5002 vehbi5003

sanlı0

Türkiye  Ekonomi ve Kalkınma Partisi  Genel Başkanı Vehbi ŞAHİN İl Başkanlığında Habervole Güneydoğu Temsilcisi Murat DEMİRKAN’ın  gündeme  dair  sorularını cevapladı.

Vehbi ŞAHİN “Türkiye şu anda bir çıkmazın içinde.Terör  ve  Ekonomi  en  önemli  sorun olarak karşımızda  duruyor. Şu an  bizim için  çıkmaz  olan bir  durumu iyi  tespit  etmemiz  gerekiyor. Biz  Şu  an  Peygamberler Şehrindeyiz.

Elektrik  Sorun, Su  sorun, Geçim  sorun, Güvenlik  Sorun.

Bunun   ana  nedeni Haksızlık yapanların var olması, Adaletsizlik yapanların var olması, Hırsızlık yapanların var olması, Kul hakkı yiyenlerin  var olması , Kullara taparcasına bağlananların var olması, Makam ,Para Gücünü kötüye kullananların var olması , Adam kayırmanın devam etmesi , Zulüm yapanın, İftira atanın, Gıybet edenin,  Aynı partiden olduğu kişiyi  Mümin kardeşinden üstün tutanların olduğu yerde  sorunlar bitmez.

Sıkıntılar  bitmez, Belalar bitmez.  

İmanlı, Dürüst, Vicdanlı, Hoşgörülü, Merhametli, Ahlaklı, Kula kul olmayan, Allah’tan başkasına el açmayan, Kul hakkı yemeyen,Taassubu olmayan,Kulları ilah edinmeyen, İslam haricinde ideolojisi , Allah ve Peygamber haricinde bağlılığı olmayan, Aklını ve imanını kiraya vermemiş bireyler  olduğumuzda  özlediğimiz huzurlu  ortam  sağlanır.”

“Bir insan için en zor şey aynı konuda değişik zamanlarda çelişkili beyanlarda bulunmaktır.

Hele ki milletin gözünün içine bakarak konuşan yetkiliyse, bir şeyi temsil ediyorsa, çok ısrarlıysa bu konuda çelişkili beyanlarda bulunmak çok zordur.”

vehbi2 vehbi3 vehbi4 vehbi6 vehbi7 vehbi8 vehbi9 vehbi10 vehbi11

Terörün temel sebebi cehalet ve hukuksuzluk

“Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisi terördür. Hükümet yakın zamanda ‘terörü Türkiye’nin gündeminden çıkaracağız’ diye açıklama  yapıyor.Açıklama  yaptıkça  Terör  alevleniyor.

“Atatürk Havalimanı Türkiye’nin en iyi korunan yerlerinden biri, Uluslararası şartta güvenliği en iyi havalimanı olarak ödül alan bir yer. Fakat olaya bakıldığı zaman ciddi ihmaller var. Atatürk Havalimanı’nı bende sık sık seyahatlerimde kullanıyorum. Daha girerken girişte dış kapıda polisler yolu daraltmışlardı, kontrol vardı. Demek ki bu teröristler bu polis noktasından kontrolsüz geçmiş.

.“Terörü terörle bastıramazsınız. Biz şu anda terörün sonuçlarını tartışıyoruz. Sebeplerini ve çarelerini değil. Türkiye’de kim ne derse desin PKK hadisesi Güneydoğu’da dağlara çıkma, askerleri öldürme hadisesi 12 Eylül’ün ürünüdür. Yani 12 Eylül’ün garip uygulamaları neticesinde insanlar dağa çıktılar.

1950’ye kadar 16,17 tane Kürt isyanı olmuş. 1950’dan 60’a kadar Kürt isyanı olmamış. Neden? Menderes bunları demokratik sistemle kendi tarafına çekmiş  Biz terörü ortadan kaldırmak istiyorsak evvela demokratik kaideleri, hukuku, demokrasiyi bütün kurum ve kuruluşlarıyla yerleştirmemiz lazım. 

Tarlaya fabrika kuruluyor
Üreticinin, doğanın sonuna kadar sömürülmemesi gerektiğini bildiğini kaydeden Şahin, ancak öncelikli olarak, “dün patates büyüyen tarlalarda bugün fabrika kuruyoruz” anlayışın değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Tarımda politikalar üretme zorunluluğuna dikkat çeken Şahin, “Çukurova gerçeği karşımızda dururken, GAP şimdiden sömürücü tekellerin ellerine bırakılmış, bilinçli ve geleceğe yönelik doğa dostu, üreticinin geleceğini güvence altına alacak üretim yerine belirli kitleleri daha da zenginleştirecek şekilde biçimlendirmeye yönlendirilmiştir” dedi.

Marmara Bölgesinde   Adapazarı Ovası, Pamukova ve Geyve Ovaları ,Söğütlü, Serdivan, Gökçeören, Akyazı, Hendek ovaları Balıkesir Ovası, Bursa Ovası, Mustafa Kemalpaşa Ovası, Ergene Ovası, İnegöl Ovası

Ege Bölgesinde  Soma ovası, Bergama ovası, Turgutlu ovası, Salihli ovası, Akhisar ovası, tire ovası, Torbalı ovası, Alaşehir ovası, Söke ovası, Ödemiş ovası, Yeni Pazar ovası ve Koçarlı ovası

Akdeniz Bölgesinde  Amik ovası ve Kahramanmaraş ovası

Karadeniz Bölgesinde  Bolu ovası, Düzce ovası, Tosya ovası, Sulu ova, Taş ova, Merzifon ovası, Erbaa ovası, Niksar ovası, Turhal ovası, Zile ovası ve Artova ovası

Doğu Anadolu Bölgesinde  Malatya ovası, Elazığ ovası, Varto ovası, Hınıs ovası, Karlıova, Iğdır ovası, Elbistan ovası, Erzurum ovası, Erzincan ovası, Yüksekova, Tercan ovası, Pasinler ovası

İç Anadolu Bölgesinde Konya ovası, Kayseri ovası, Develi ovası, Aksaray ovası, Eskişehir ovası, Çubuk ovası

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Ceylanpınar ovası, Suruç ovası, Birecik ovası, Harran Ovası İmara  açılmış  betona  döndürülmüş.

sanlı1 sanlı2

Tarım arazileri yağmalanıyor

Şahin, plansız yerleşmeye, tarım topraklarının sanayi ve yerleşime açılmasına dikkat çekerek, bunun sonucunda 17 Ağustos, 12 Kasım depremlerinin felakete dönüştüğüne vurgu yaptı. Yer seçimindeki yanlışlıkların çevreye tahribatının AKSA ve Tüpraş örneklerini de veren Şahin, ülkemizde yüzbinlerce hektar verimli arazinin sorumsuzca elden çıkarıldığını, tarım ürünlerini ithal eder duruma gelindiğini ve stratejik konumu olan gıdanın dışa bağımlılığının hiç de övünülecek bir durum olmadığını belirtti.

Şahin,  “Doğa bizden kelle istiyor” dedi. Şahin  1 ve 2’inci sınıf tarım arazilerinin nasıl sanayi ve yerleşim merkezi haline getirildiğini, tarım topraklarının turizm amaçlı harcandığını, anlattı ve bu politikanın terk edilmesini istedi..

Halk  sağlıklı içme suyuna  hasret

 Malum sıcaklarda serinlemenin ve sıvı kaybının en sağlıklı yolu bol bol su tüketmek.
Musluk suyu daha çok günlük temizlik ihtiyacında kullanılsa da içme suyunda durum çok farklı. İçimde ambalajlı sular tercih ediliyor. Giderek de kullanımı yaygınlaşıyor.Halkın  içme  suyunu  Belediyeler  sağlayamıyorlar. Belediyeler  para  için  su  kaynaklarını  ihale ediyor.Halka binbir  zorlukla  su temin ediyor.Onuda  vatandaş içmiyor.Halk  sağlıklı içme suyuna  hasret

Meralar yağmalanıyor

RESMİ Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile 31 Temmuz 1998 tarihli Mera Yönetmeliği’nin 8’inci maddesinin 5’inci fıkrasına yeni bir bent eklendi. Buna göre, durumu ve sınıfı çok iyi veya iyi olan mera, yaylak ve kışlaklarda tahsis amacı değişikliği yapılamadığı için, bölge kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edilmeden önce l/5000 ölçekli haritası ile Mera Komisyonuna başvurarak uygun görüş alınacak. Tahsis amacının valilikçe değiştirilmesinin ardından 20 yıllık ot gelirinin yatırılması sağlanacak. Ot bedeli yatırıldıktan sonra iki yıllık süre zarfında kesinleşmiş uygulama imar planının komisyona sunulacak. Bu süre zarfında söz konusu planların sunulmaması durumunda tahsis amacı değişikliği iptal edilecek.Bir  örnek   olarak  Sakarya   Dernekkırı, Alancuma meraları 17 Ağustos 1999  depremi  sonrası  geçici  konut alanı  yapılmış  aradan  17  yıl  geçtiği halde  düzenleme  ve  iyileştirme  yapılmamış.Bunun altında  başka  şeyler  düşünürüm.

Ormanlar  Yağlalanırsa,

Meralar Yağmalanırsa

Tarım Toprakları Yağmalanırsa

Hep  ağlarsınız,Hep  Ağlarsınız

TEKPBURSA