Category Archives: Turizm

TUYED’in yeni yönetimi belirlendi

TUYED’in yeni yönetimi belirlendi

Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği’nin (TUYED) 11’nci Olağan Genel Kurul toplantısına katılan üyeler, yeni yöneticilerini belirledi. TUYED üyeleri, divan başkanlığına sunulan tek listedeki isimleri oy birliğiyle yönetime seçti.

TUYED üyelerinin Taksim Ramada Hotel’de gerçekleştirilen Genel Kurul’da oylarıyla belirlediği yeni yönetim şu isimlerden oluşuyor: Hasan Arslan (Turizm Aktüel), Sayime Başçı (Sözcü), Burak Coşan (Hürriyet), Savaş Daş (Turizm Güncel), Yılmaz Keleş (Turizm Ajansı), Kerem Köfteoğlu (China Today Türkiye/Para) İsmail Toksoy (Dünya).

TUYED yönetim kurulu yedek üyeliğine ise Özlem Kapar Bayburs (Para/Turizm Günlüğü) Gönül Yıldırım (Kurumsal İletişim Uzmanı) ve Hatice Ünal (Hotel & Restaurant Magazine) seçildi.

TUYED Denetleme Kurulu asil ve yedek isimleri ise şöyle belirlendi: Osman Nihat Aydoğan, Mehmet Güneli, Prof. Dr. Nüzhet Kahraman, Mehmet Ali Doğan, Özlem Kasa, Halil Öncü

Göynüklü Kadınlarla Belediye El Ele Verdi, 200 Yıllık Tarihi Ev Müzeye Dönüştü

Göynük Belediyesi ve Göynüklü kadınlar el ele verdi, 200 yıllık tarihi konak müzeye dönüştü. Tarihi Kentler Birliği (TKB), Göynük’te bulunan Gürcüler Evi Kent Müzesi’ni, ‘Müze Özendirme Ödülü’ ile onurlandırdı

GÖYNÜKLÜ KADINLARLA BELEDİYE EL ELE VERDİ, 200 YILLIK TARİHİ EV MÜZEYE DÖNÜŞTÜ

TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ’NDEN GÖYNÜK BELEDİYESİ’NE MÜZE ÖDÜLÜ

GÜRCÜLER EVİ KENT MÜZESİ ‘MÜZE ÖZENDİRME ÖDÜLÜ’NE DEĞER GÖRÜLDÜ

GÖYNÜK BELEDİYE BAŞKANI KEMAL KAZAN:

“BU ÖDÜLÜN SAHİBİ GÖYNÜKLÜ KADINLARDIR”

Tarihi Kentler Birliği’nden ‘Sakin Şehir Göynük’e anlamlı bir ödül geldi. Osmanlı dönemi kent mimarisi ile dikkat çeken ve Anadolu’nun kültürel, tarihsel zenginliklerine ev sahipliği yapan Göynük’ün ‘Gürcüler Evi Kent Müzesi’, Tarihi Kentler Birliği (TKB) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ‘Müze Özendirme Yarışması’nda ödüle değer görüldü. “Göynüklü kadınların ve Göynük Belediyesi’nin işbirliğinde kurulan ‘Gürcüler Evi Kent Müzesi’ Osmanlı mimarisi ve geçmiş dönemin izlerini taşıyan zengin koleksiyonu ile seçici kurulun dikkatini çekti” diyen Göynük Belediye Başkanı ve İPEKBİR Başkanı Kemal Kazan, ‘Gürcüler Evi Kent Müzesi’nin aldığı bu ödülde Göynüklü kadınların katkısının ve emeğinin büyük olduğunu vurguladı.

Göynük’te tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkma, gelecek nesillere aktarma hedefiyle çalıştıklarını belirten Kazan, “Gürcüler Konağı olarak da adlandırılan ‘Gürcüler Evi Kent Müzesi’, Göynük’ün en değerli hazinelerinden. Göynük Belediyesi olarak Osmanlı ve Anadolu mimari yapılarının en güzel örneklerinden biri olan bu konağı aslına uygun şekilde restore ettik. Zamana meydan okuyan, 200 yıllık bir mimari örneği. Müze koleksiyonumuzun ve arşivimizin oluşmasında, Göynüklü kadınlarımızın büyük özverisi ve işbirliği var. Bu tarz ödüller Cittaslow Göynük’ün doğru yolda olduğunu gösteriyor. Bu müzenin kentimize kazandırılmasında emeği olan kadınlarımıza teşekkür ediyorum. Ödülün asıl sahibi Göynüklü kadınlardır” dedi.

SİVAS’TA GENİŞ KATILIMLI ÖDÜL TÖRENİ

Türkiye’de 451 üyesi bulunan TKB’nin iyi müzecilik örneklerini çoğaltmak ve yerel yönetimlerin müzecilikte önderliklerini geliştirmek amacıyla bu yıl ilk kez düzenlediği ‘Müze Özendirme Yarışması’nda dereceye girenlere ödülleri, 13 Mayıs’ta Sivas Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde yapılan törenle verildi. TKB Başkanı ve Samsun Büyükşehir Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın, Müzeler Genel Müdürü Yalçın Kurt, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri, ÇEKÜL Vakfı Başkanı ve TKB Danışma Kurulu Üyesi Prof.Dr. Metin Sözen ile birlikte yaklaşık 300 belediye başkanının katıldığı törende, Göynük Belediyesi’nin de aralarında olduğu 19 belediyenin müzecilik uygulamaları ödüllendirildi. Göynük Belediyesi’nin ödülünü Başkan Yardımcısı Günay Can, Gaziantep eski Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzel’den aldı.

“NOSTALJİK BİR YOLCULUĞA ÇIKABİLİRSİNİZ”

‘Gürcüler Evi Kent Müzesi’nin yaşayan bir tarihe ev sahipliği yaptığını kaydeden Başkan Kazan müzenin özelliklerini şöyle anlattı:

“7 odalı bu konağın her köşesinde dönemin günlük yaşamına dair ipuçları var. Kültürel ve geleneksel değerlerimizin izleri var. Burayı gezerken her odaya, her eşyaya tarihin ruhunun sindiğini hissediyoruz. Pencere kenarındaki sedirleri, oturma eyvanları, ocak başındaki sinileri, bakır mutfak eşyaları… ‘Kim bilir buralara kimler oturdu, bu sinilerde hangi konuklar ağırlandı, ne sohbetler edildi’ diye düşünüyorsunuz. Tarihe yolculuk var bu müzede. Efe giysileri, kadın bindallıları, renkler, işlemeler, süslemeler, örtüler, danteller, halılar ve geleneksel el sanatları ile bizi nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Tarihi Kentler Birliği’nin Belediyemizi ‘Müze Özendirme Yarışması’nda ödüle değer görmesi bizi çok mutlu etti. Bizi biz yapan değerlerimizi koruyarak, yaşayan müzecilik anlayışımızı hayata dahil ederek geleceğe taşıyoruz. ‘Gürcüler Evi Kent Müzesi’, gelenek ve göreneklerimizin gelecek kuşaklara aktarılmasında, kent kimliğinin oluşturulmasında belediye ile halkın el ele verdiği başarılı bir örnek. Bu açıdan da çok değerli. Kültür ve sanatın korunması için müzelerin rolü büyük. Çocuklarımız bu müzeler sayesinde geçmiş kuşakların nasıl yaşadığını keşfedebilecek. Bu müzenin, Türkiye’nin dört bir yanında keşfedilmeyi bekleyen yapıların restorasyonu ve yaşatılması çabalarına da örnek olmasını diliyoruz. Herkesi müzemizi görmeye davet ediyoruz.”

GÖYNÜK AÇIK HAVA MÜZESİ GİBİ

Göynük’ün turizm konusunda önemli bir cazibe merkezi olduğunu kaydeden Kazan, Cittaslow ünvanını aldıktan sonra ulusal ve uluslararası düzeyde kente ilginin arttığını kaydetti. Göynük’ün yaşayan bir açık hava müzesi özelliği taşıdığına dikkat çeken Kazan, “Göynük’ün her sokağında, her köşesinde tarihin izlerini keyifle takip edilebiliyor, zamanda yolculuk yapabiliyorsunuz. Bizim görevimiz bu canlı ve zengin tarihimizi koruma-kullanma dengesi içinde sürdürebilir kılmak. Göynük Belediyesi olarak, Dünya Sakin Şehirler Ağı Cittaslow Birliği’ne kabul edilmemizin en önemli nedenlerinden biri de, tarihi ve kültürel değerlerimizi yaşatma yönündeki kararlılığımız ve sürdürebilirlik bilincimiz” değerlendirmesinde bulundu.

 

ÇEKÜL Akademi eğitimleri devam ediyor

Kültür mirası niteliği taşıyan farklı ölçeklerdeki yapıların günümüz koşullarına uyarlanması, yeni koşullar ışığında yeniden işlevlendirilmesi ve aynı zamanda tarihsel çevreyi gözetecek bütüncül yaklaşımdan ödün verilmemesi, bugünün incelik gerektiren gündem konularından biri. Kentsel Koruma Eğitimlerini bu arka plan bilgisiyle planlayan ÇEKÜL Akademinin, “Tarihi Yapılarda İşlevlendirmeye Yönelik Yaklaşımlar, Tarihi Dokuda Yeni Yapı Tasarımı” başlıklı eğitimi, 29-31 Mart tarihlerinde, yüksek mimar Y. Metin Keskin tarafından verildi. Şerifler Yalısında gerçekleştirilen eğitime Manisa, Trabzon, Muğla, Aydın, Ordu ve İstanbul Büyükşehir ile Eyüp, Merkezefendi, Fatih, Nilüfer, Talas, Kadirli ve Elazığ belediyelerinin uzman kadroları katıldı.

Katılımcılar, eğitimin ilk iki gününde kuramsal restorasyon kavramının tarihçesi ve gelişimi üzerine bilgi aldı. Örnek yapılar üzerinden “mimari miras kapsamındaki yapıların işlevsel değerlendirmesi nasıl analiz edilebilir?”, “doğru işlev hangi yöntemlerle belirlenir?”, “tarihi yapılara ilişkin tasarım yöntemlerinin sorunları nelerdir?” soruları ekseninde tartışan katılımcılar, eğitimin son gününde bir işlevlendirme projesini yerinde değerlendirme fırsatı buldu. Kentsel Koruma Eğitimleri kapsamında Santralistanbul’a giden katılımcılar, yapı hakkında bilgi aldı.

  

1911’de Haliç’te kurulan ve 1983 tarihine dek İstanbul’un elektrik ihtiyacını karşılayan, Osmanlı Devleti’nin kent ölçekli ilk elektrik santrali Silahtarağa Elektrik Santrali, endüstri mirasımızın önemli örnekleri arasında yer alıyor. 2004-2007 tarihleri arasında gerçekleştirilen renovasyon çalışmaları sonunda yeniden işlevlendirilerek Santralistanbul adıyla hizmet vermeye başlayan tarihi yapı, bünyesinde Türkiye’nin ilk endüstriyel arkeoloji müzesi olan Enerji Müzesini; çağdaş sanat sergileri ve kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği Ana Galeri ve İstanbul Bilgi Üniversitesi eğitim binaları ile yeme-içme mekânlarını barındırıyor.

Her kente kent müzesi

ÇEKÜL Akademi koordinatörü Kibele Eren ve ÇEKÜL Akademi eğitmenleri Nadir Mutluer ve Y. Metin Keskin tarafından verilen “Her Kente Kent Müzesi-I” başlıklı eğitim, “İşlevlendirme ve Kuruluma Yönelik Yaklaşımlar” alt başlığıyla 5-7 Nisan tarihlerinde gerçekleştirildi.

Bursa, Erzurum, Ordu, İstanbul ve Mersin Büyükşehir ile Elazığ, Buca, Eyüp, Akçakoca, Fatih, Nilüfer, Beşiktaş ve Kırklareli belediyelerinden gelen uzmanların katılımıyla yapılan eğitimde kentte yaşayanların kentlilik bilinci kazanmaları ve yaşadıkları kenti sahiplenmelerini sağlayan “kent müzesi” kavramı ve uygulamaları işlendi. Kenti tarihi perspektifi içinde farklılıklarıyla yansıtan kent müzesi uygulamalarının çağdaş bir anlayış ve yöntem doğrultusunda yaygınlaştırılması, eğitimin başlıca hedefleri arasında yer alıyor.

ÇEKÜL Akademi koordinatörü Kibele Eren’in verdiği; müze ve kent müzeleri tarihçesi eğitimiyle başlayan programda, kent müzelerinin kent için önemi, yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları aktarıldı. Müze kurulum sürecinde yönetsel ve içerik yapılanmasının da anlatıldığı birinci günde eğitimin öne çıkan başlıkları örgütlenme, finansal kaynak, insan kaynağı, araştırma ve bilgi toplama ile koleksiyon oluşturma idi.

Yüksek mimar ve restorasyon uzmanı Y. Metin Keskin, bir kent müzesini belirleyen başlıca kriterlere açıklık getirdi. Yapının simgesel değeri, kolay ulaşılabilirliği, mekânsal karakteri bu kriterlerin önde gelenleri. Eğitim süresince, planlamada müze yapısının plana ve mimari tasarıma etkisi, müzenin ek yapılarla donatılabilirliği, restorasyon ve işlevlendirme konularının kent müzeleri kurgusundaki yeri vurgulandı.

Müze tasarımcısı Nadir Mutluer’in iç tasarım, konsept ve sergileme başlıklarına eğilen eğitiminde katılımcılara, kent müzelerinin günlük yaşamda kentliler tarafından odak noktası haline getirilmesinin yöntemleri tartışıldı.

Sabit sergilerin yanı sıra, kent belleği-kitaplığı, etkinlik-toplantı alanları, hediyelik/satış mağazası, dinlenme mekânları, yaratıcı çalışmalar ve uygulama atölyeleri ile geçici sergi alanı alanlarına sahip müzelerin çağdaş ve yenilikçi bir anlayışa uygun olarak kendini güncellemesinin de imkanları konuşuldu. Eğitim, bir atölye çalışmasıyla devam etti. Gruplara ayrılan katılımcılar, örnek kent müzesi bina planları üzerinden kendi müze senaryolarını oluşturdu.

Eğitim, Bursa’da düzenlenen uygulama ile son buldu. Bursa Kent Müzesi başta olmak üzere, Merinos Tekstil Sanayii Müzesi, Enerji Müzesi, Göç Tarihi Müzesi ve Vakıf Kültürü Müzesini gezen katılımcılar, uzmanlardan detaylı bilgiler aldı.

Kent müzeleri eğitiminin ikincisi Güz Döneminde “İşletme ve Sürdürülebilirlik” konu başlıklarıyla ele alınacak.

Edirne "İnsan olmanın, yüreğin, heyecanın, özgürlüğün başkenti"

Türkiye’nin en ateşli; ritmi 9/8 olan Kakava ve Hıdrellez Şenlikleri, dev Kakava ateşinin yakılmasıyla başladı.  Edirne Belediyesi’nin organizasyonuyla her yıl 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan ve baharın gelişini müjdeleyen Kakava Ateşi, bereket, sağlık, kısmet, neşe şans; barış, huzur ve hoşgörü getirmesi için yandı. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, “İnsanlığın kadim şehri Edirne’den; 8 bin 300 yıllık tarihe sahip bu kentten vereceğimiz mesaj dalga dalga; Orta Doğu’yu, Balkanları ve tüm dünyayı saracak; sonunda sevgi kazanacak, insanlık galip gelecek” dedi.

Edirne Belediyesi’nin organize ettiği Kakava Şenlikleri kapsamında protokol Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü’nde davullarla karşılandı. Protokol daha sonra Edirne Belediye Bandosu eşliğinde Sarayiçi’ne kadar yürüdü. İstiklal Marşı ve Saygı Duruşu’nun okunmasının ardından Kakava Şenlikleri açılış konuşmalarıyla devam etti.  Kakava Şenlikleri’ne bu yıl binlerce kişi katıldı.

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan bu yılda geleneği bozmayarak vekaletini Roman Meclis Üyesi Erkan Makas’a bıraktı. Başkan Gürkan, Kakava Şenlikleri’ne davetli olarak katıldı.

BARIŞ, SEVGİ, HOŞGÖRÜ İÇİN YANDI

Kakava Şenlikleri’nin  bin 400 yıldır yaşatılan bir gelenek olduğunu anlatan Gürkan, “Savaşta, barışta, varlıkta ve yoklukta devam eden bir geleneği bugün bir kez daha yaşatacağız. Roman kardeşlerimizin geleneği olan Kakava Ateşi’ni Edirne’den, Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi’nden; tüm dünyaya barış, kardeşlik, özgürlük için; dünyadaki yoksulluğun bitmesi için, savaşın ve akan kanın durması için hep birlikte yakacağız. İnanıyoruz ki; insanlığın kadim şehri Edirne’den, 8 bin 300 yıllık tarihe sahip bu kentten vereceğimiz mesaj dalga dalga; Orta Doğu’yu, Balkanları ve tüm dünyayı saracak; sonunda sevgi, insanlık galip gelecek. Akan kan, ölümler son bulacak. Bütün insanları insan oldukları için seviyoruz. Burası Edirne. Osmanlı’nın 92 yıllık başkentti. Doğu Roma’nın, Trakların, Makedonya’nın başkenti. Burası insan olmanın, yüreğin, heyecanın, özgürlüğün başkenti Edirne. Bu topraklar çok büyük insanlar yetiştirdi. Roma İmparatorunu, İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’i, Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden kuran Fatih Sultan Mehmet’i yetiştirdi” dedi.

Roman Halk Dansları Topluluğu’nun dans gösterisi renkli görüntülere sahne oldu.  Göksel Zurna ve Ekibinin Show gösterisi büyük alkış aldı. Vatandaşlar gönüllerince dans etti.

Daha sonra protokol Kakava Ateşi’ni yaktı. Kakava Ateşi’nin yakılmasının ardından Romanlar ateşin başında dans etti.

Kakava Şenlikleri kapsamında Edirne Belediyesi tarafından şenliklere katılanlara pilav ikramı yapıldı.

Kakava Ateşi sadece Sarayiçi’nde değil Edirne’nin dört bir yanında yandı. Suni Gölet olarak da bilinen Barış Parkı, Zübeyde Hanım Parkı ve Bostanpazarı’nda Kakava Ateşi yakıldı. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın da eşlik ettiği kutlamalarda Edirne Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun gösterisi ilgiyle izlendi. Kakava Ateşi’nin yakıldığı noktalarda Edirne Halkı’na pilav ikram edildi.

T.C.Edirne Belediye Başkanı/ 24.Dönem CHP Edirne Milletvekili Recep GÜVEN dİYOR kİ

Binlerce yıllık tarihe sahip Edirne’den yaktığımız Kakava ateşi, tüm dünyaya barış, kardeşlik ve özgürlük getirsin!

v1

Kutlamalar, sabaha karşı Tunca Nehri’nde Romanların yüzlerini yıkaması ve nehre dileklerini bırakmasının ardından yarın da devam edecek.

    

Recep ALP Kudüs’ü Karış Karış geziyor

Recep ALP Kudüs’ü  Karış Karış geziyor

Ortadoğu’da bulunan, Dünya’nın en eski şehirlerinden biridir. Filistin ve İsrail Kudüs’ün kendi başkenti olduğunu iddia etmektedir. Akdeniz ve Ölü Deniz’in kuzey sınırı arasında yer almaktadır. Doğu Kudüs’le birlikte düşünüldüğünde, alan ve nüfus olarak, İsrail’in büyük şehridir . 800.000 üzerinde nüfusa ve 125.1 km² alana sahiptir. Kudüs, üç semavi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için kutsaldır. Uzun tarihi boyunca, Kudüs, iki defa yok edildi, 23 defa işgal edildi, 52 defa saldırıya uğradı ve 44 defa ele geçirilip tekrar kurtarıldı . Şehrin en eski bölümüne, İsa’dan önce 4. milenyumda ilk yerleşim gerçekleşti . 1538’de I. Süleyman hükümranlığı altında, şehri çevreleyen duvarlar inşa edildi

Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı’da Vergi Dairesi Başkanı Recep ALP Kudüs’te

 NERELERİ GEZDİ

Hazreti Musa nın kabri ve Kulliyesi. …

Halhul kasabasında peygamber Hz. Yusuf un kabri. …

Miraç Kandilini; Kubbetü’s Sahra, Mescid ı Aksa da idrak etmek nasip oldu. Peygamber efendimizin, diğer Paygamber lerle namaz kıldığı mağara, gök yüzüne yükseldiği Muallak taşı, biniği Burak ı bağladığı mescit

Dördüncü kutsal yerlerden olan, Filistin/El-Halil de, Harem-i İbrahimi deyiz. Paygamber Hz. İbrahim ve ailesinin (Hz.Ishak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf) kabirleri nin bulunduğu mekanlardan görüntüler.

Lut gölü; 18 km genişliğinde 300 km uzunluğun da, deniz seviyesinden 400 m aşağıdadır.

Peygamber Hz. Davut un mezarının bulunduğu yer.

Kudüs ü Şerif te; kadın kıyafetleri! ….

Hristiyanlık için, önemli üç olay; Paygamber Hz. İsa nın çarmıha gerilişi, yıkanması, göğe yükselmesi.

Kıyamet Kilisesi; Hz. İsa nın çarmıha gerildiği, yıkan dığı yer vb. İç görüntüler.

Halife Hz. Ömer in; Kudüs ziyaretinde, Namaz kıldığı yere yapılan camii ve batı girişindeki surlar.

Tel Aviv den; Filistin e yapılan duvar, …….

İsrail Yafa (Tel Aviv) da; Osmanlı Valilik binası ve topları, Bahriye Camii ve Sinegog, Ulu Cami vb.

Kudüs ü Şerif te; Kutbetü’s Sahra, aynı bölgede yeraltın da ki Mervan Mescid i

Kudüs ü Şerif te, Hristiyan bir ekiple de birarada olduk.

Zeytindağı ndan, Kudüs ün ve Kubbetü’s Sahra nın görünüşü, Selman El Farisi 

türbesi, Hz. İsa nın göğe yükseldiği yer, Hz. Meryem in mezarının olduğu kilise, Rabia’tül Adeviyye türbesi.

Lut gölü; 18 km genişliğinde 300 km uzunluğun da, deniz seviyesinden 400 m aşağıdadır.

Cuma Namazını, Mescidi Aksa da kılmak nasip oldu.

Kudüs ü Şerif te; Mescid- Aksa ve Kutbetü’s Sahra da, Sabah Namazı. Dostlarımızın, cuma ları kutluyorum.

 

EL-KUDS, dünyanın en eski ve en kutsal sayılan kentlerinden biri.

Üç büyük tektanrılı din olan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam açısından büyük bir önem taşıyan Kudüs, Birleşmiş Milletlerim Filistin’i paylaştırma planında uluslararası statüde kent olarak tasarlanmıştı. Kenti 1917’de ele geçiren İngilizler çekilince (1948) Kudüs, İsrail ile Ürdün arasında bölüşüldü. 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra ise Eski Kent ve Doğu Kudüs’ün öbür bölümleri Ürdün’de, Batı Kudüs de İsrail’ de kalmak üzere paylaşıldı. İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti. Haziran 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın ardından İsrail, Doğu Kudüs’ü de işgal ederek kentin tümünü ele geçirdi ve onu “sonsuz ve bölünmez” başkenti yaptı. 1980’de çıkarılan özel bir yasayla Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğu yeniden vurgulandı Bu girişim uluslararası düzeyde kabul görmediğinden, kentin statüsü anlaşmazlık konusu olmaya devam etmektedir. Kudüs, İsrail’in ortalarında, Lût Gölünün yaklaşık 24 km batısında, Akdeniz’den yaklaşık 50 km içeride, denizle Şeria Irmağı arasındaki akaçlama havzasında yer alır. Yüzölçümü 109 km2’dir. İklimi yan astropikaldir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar serin ve yağışlı geçer.

Kentin yapısı ve görünümü.

Kudüs kentinin özelliklerinden biri, çok çeşitli halkları ve kültürleri banndırmasıdır. Eski Kent’te Yahudi, Hıristiyan, Ermeni ve Müslüman mahalleleri vardır. Yahudi mahallesi 1947- 48 yılındaki çarpışmalarda yıkıma uğramış, bu tarihten sonra bütünüyle yeniden inşa edilmiştir. Mahalle modern bir görünüm kazanmakla birlikte, eski Ortadoğu atmosferini bir ölçüde korumuştur. Öte yandan Eski Kent dışındaki eski Yahudi semtleri, Ortadoğu kadar Doğu Avrupa’daki Yahudi yerleşmelerinin de atmosferini büyük ölçüde yansıtmaktadır. Benzer biçimde, Hıristiyan kurumlarının pek çoğu, kendi yurtlarındaki yaygın mimarlık anlayışını olduğu gibi korumuştur. Çeşitli üsluplardaki sinagoglar, kiliseler, camiler ve başka yapılar kentin mimari mozaiğini oluşturur.
Ama bu izlenimler büyük ölçüde Eski Kent ile sınırlıdır. Surların dışında geniş caddeleri, yüksek yapılan, büyük mağaza- lan, iş merkezleri, okulları, lokanta ve kahvehaneleriyle modern bir kent yayılır.

1967’de belirlenmiş olan belediye sınırlan, kentin kuzeyindeki Kudüs Havalimanından, neredeyse güneydeki Beytlehem’e, doğudaki Hazofim (Scopus) Dağının sırtlarıyla Zeytin Dağından batıdaki Herzl Dağına, En Kerem’e ve Kudüs İbrani Üniversitesi Hadassa Tıp Merkezi’nin bulunduğu yere kadar uzanır. Beş bin yıldır insanların oturduğu sanılan Eski Kent, her kenarı yaklaşık 1 km uzunluğunda surlarla çevrili bir dörtgen oluşturur. Müslümanların Haremü’ş-Şerif diye andıkları, üstünde Birinci ve İkinci Tapınak’ın yer aldığı Tapınak Dağı (İbranice Harna-Bayt) Eski Kent’in güneydoğu köşesindedir. Surların içinde kalan ve eski cadde dokusunun Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve Ermeni mahallelerine ayırdığı Eski Kent, camileri, ortaçağdan kalma kemerli ve üç bölümlü kapalıçarşısı ve bir labirenti andıran sokaklarıyla tipik bir Ortadoğu yerleşmesidir.

Surların dışında kalan ve 1860’lardan bu yana inşa edilmiş olan semtler daha çok Kudüs’e ulaşan anayol boyunca uzanır. Kudüs mimarlığının belirgin özelliği, eskiyle yeninin ve çok çeşitli üsluplardaki dinsel ve sivil yapıların bir arada olmasıdır. Kentin en göze çarpan yapısı, I. Süleyman’ın (Kanuni) 1538-40 arasında Haçlılar dönemine ait sur kalıntılarının üstüne yaptırdığı Eski Kent surlarıdır. Eski surların geçmişi yer yer Bizans, Herodes hatta Hasmon dönemlerine değin iner.

İkinci Tapınak’ın batı duvarının bir bölümü olan Ağlama Duvarı, Tapmak Tepesi’nden çıkarılmalarından beri Yahudilerce en kutsal yerlerden biri sayılagelmiştir. Tepenin üstünde de çok önemli iki yapı vardır: Kubbetü’s-Sahra ve Mescid-i Aksa. Surların batı bölümündeki Yafa Kapısı ve hemen arkasındaki içkale, Hasmon ve He- rodes dönemlerinden kalma yıkıntıların üstüne yapılmış, bugünkü görünümünü 16. yüzyılda almıştır. Kentteki kiliselerin çoğu temel olarak Bizans ve Haçlı dönemleri mimarlığını yansıtır. Kutsal Kabir Kilisesi her iki dönemin mimarlık üsluplarından öğeleri birleştirir. Ama cephesi ve planı romanesk özellikler taşır. Üslupların karışmasına en iyi örnek, temelleri Bizans döneminden kalma Azize Hanna Kilisesi’dir.

Kapalıçarşının orta bölümü Haçlılar zamanından kalmadır. 13-15. yüzyıllar arasındaki Memlûk dönemi yapıları daha çok Davud Caddesi ile Ağlama Duvarı yakınındadır. Mukamaslan ve iki renkli taş kemerleri bu yapıların belirgin özelliğidir. 16. yüzyıl başlarından sonraki Osmanlı yapıları Memlûk üslubunu sürdürür.

Eski Kent’in doğusundaki ve kuzeyindeki kaya mezarları, İO 1. binyılın ilk yansından (Firavunun Kızının Mezan) ve İkinci Tapınak döneminden (Kral Mezarları, Abşalom’un Mezarı, Zekarya’nın Mezarı) kalma mimarlık örnekleridir. Modem Kudüs’ün merkezindeki Haç Manastırı 5. yüzyılda yapılmıştır.

1930’dan sonra mimarlıkta köklü bir değişim yaşandı ve kentte düz damlı, cepheleri doğal taş kaplama betonarme yapılar yaygınlaştı. Önde gelen modern mimarlık örnekleri arasında üniversitenin biri kent dışında Hazofim Dağındaki, öbürü kent merkezindeki kampusları, Knesset (Parlamento), İsrail Müzesi, Kudüs Tiyatrosu ve Hebrew Union College sayılabilir.

Yönetsel ve toplumsal koşullar.

İsrail devlet başkanlığı ve Knesset Kudüs’te yer alır. 1947’de Birleşmiş Milletler kente uluslararası bir statü verilmesini önermiş, ama İsrail ve Ürdün buna karşı çıkmışlardı. Birçok devlet Küdüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımamakla birlikte, 1980’e değin yabancı misyonlann çoğu kentte bulunuyordu. Bu tarihte çıkarılan bir yasayla Kudüs’ün başkent olması resmî bir nitelik kazanınca, kentteki diplomatik temsilciliklerin büyük çoğunluğu bu karan tanımama politikasının bir göstergesi olarak Tel Avıv’e taşındı.

Bakanlıklar Kiryat Ben-Gurion’da toplanmıştır; Knesset ve İsrail Merkez Bankası da buradadır. Savunma Bakanlığı ise hâlâ Tel Aviv’dedir. Yüksek Mahkeme ve Hahambaşıhk’ın yanı sıra Dünya Siyonist Örgütü ve Yahudi Ajansı gibi kuruluşların merkezleri de Kudüs’tedir.
Otuz bir üyeli Belediye Konseyi nispi temsile dayalı seçimle işbaşına gelir. Belediye başkanı 1975’ten bu yana halk tarafından seçilmektedir. İsrail yurttaşı olmasalar bile kentte yerleşik herkes oy kullanabilir. Yerel yönetimin çeşitli kademelerde çalışan görevlilerinin yüzde 20’den fazlası Araptır. Resmî yazışmalar hem İbranice, hem Arapça yapılır.

Ekonomi.

Kudüs’te temel istihdam alam devlet ve kamu kurumlandır. Kent aynca bankacılık, maliye ve sigortacılık merkezidir. Ağır sanayi çok gelişmemiştir. Önemli hafif sanayi kollan arasında elmas kesimi ve cilalanması, basın ve yayın, ev aletleri, mobilya, kimyasal maddeler Ve ilaç üretimi, dokumacılık ve el sanatlan vardır. Çok sayıda turist ve hacının gelmesi kentin iş alanlanm genişletmiş ve canlandırmıştır.

Kültürel yaşam.

Kudüs, üç büyük dinin de kutsal saydığı tek kent olduğundan, halkı da belki en iyi biçimde dinsel eğilimlerine göre tanımlanabilir. Kentte Yahudiler çoğunluktadır. Müslümanlar en homojen, Hıristiyan- larsa en heterojen topluluğu oluşturur. Kentteki kutsal yerlerden ve dinsel topluluklardan Din İşleri Bakanlığı sorumludur. Kutsal yerlerin yönetimi, korunması ve bakımı her dinin yetkililerince yerine getirilir.

Kudüs İbrani Üniversitesi ülkenin en önemli yükseköğretim kurumudur. Başka eğitim kurumlan arasında Bezalel Resim Akademisi, Rubin Ulusal Müzik Akademisi ve Hebrew Union College sayılabilir. Bölgede yürütülen geniş arkeoloji çahşmalanyla Yakındoğu’ya ilişkin pek çok malzeme elde edilmiştir. İsrail Müzesi’nde ve çeşitli galerilerde resim sergileri düzenlenir. Ulusal Kitaplık ve Üniversite Kitaplığı’rida çok sayıda kitabın yanı sıra sanat hâzineleri ve yazma koleksiyonlan vardır.

Tarih.

Kudüs’teki en eski yerleşime ait buluntular Kalkolitik Çağ sonlanyla İlk Tunç Çağından (İÖ y. 3500) kalmıştır. Bunlar kentin güneydoğusundaki bir tepede ortaya çıkanlmıştır. Kazılarda Tapmak Tepesi’nin güneyinde bir yerleşim yeri ve Gihon kaynağının hemen yukarısında büyük bir kasabamn surları bulunmuştur. Kentin adımn en eski biçimi Urusalim’dir. Bunun Batı Sami kökenli olduğu ve “Tanrın’nın Kurduğu (Yer)” anlamına geldiği sanılmaktadır. Kentin ve ilk Mısırlı hükümdarlarının adlan İÖ y. 19-18. yüzyıl Mısır metinlerinde ve İÖ 14. yüzyıldan kalma Amama Mektuplan’nda geçmektedir. Kitabı Mukaddes’e göre Salem (Yeruşalim) kralı Kenanlı Melkisedek ile Hz. İbrahim burada karşılaşmışlardır.

Yebusiler denen kanşık bir halkın yaşadığı Kudüs’ü İÖ 1000 dolaylannda Hz. Davud ele geçirdi ve Yahudi Kralhğı’nm başkenti yaptı. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman kenti genişletti ye Birinci Tapınak’ı inşa ettirdi. Böylece Kudüs hem krallık sarayının bulunduğu yer, hem de tektannlı dinin kutsal merkezi oldu. ..İÖ 922’de Mısır firavunu İ. Şeşonk, İÖ 850’de Filistîlerle Araplar, İÖ 786’da da İsrailli Yoaş kenti yağmaladılar. Hizkiya kenti surlarla çevirdi ve Gihon Kaynağından su getirmek için yeraltından bir kanal açtırdı. İÖ 701’de Asurlu Sinahheriba kenti haraca bağladı. İÖ 614’te Kudüs kralı Babil’e sürgün edildi ve kent yağmalandı. İÖ 586’da Nabukadnezar, Tapınak’ı ve kenti tümüyle yaktı ve Yahudileri Babil’e sürdü. Sürgünü II. Kyros (Büyük) İÖ 538’de sona erdirdi. Kudüs’e dönen Yahudiler İÖ 515’te ikinci Tapınak’ı inşa ettiler. İÖ yaklaşık 444’te Nehemya’mn kent surlarını yeniden yaptırmasıyla Kudüs’ün konumu güçlendi.

İskender’in İssos’ta kazandığı zaferden (İÖ 333) sonra Kudüs ilk kez Batı siyasetinde önem kazandı. İskender’in ölümü üzerine Kudüs, Ptolemaios I. Soter’in payına düştü. İÖ 198’de ise I. Selevkos Nikator’un soyundan gelen hanedanın eline geçti. Bu dönemde pagan Yunan etkisinin güçlenmesi ve Selevkos kralı Antiokhoş IV. Epiphanes’in Tapmak’a saldırması (İÖ 168) dinlerine sıkı sıkıya bağlı Kudüslülerin İÖ 167’de ayaklanmasına yol açtı. Ayaklanma sonucunda Selevkoslar kovuldu ve Hasmon hanedanı kuruldu.

Roma egemenliği.

İÖ 63’te Pompeius, Kudüs’ü ele geçirdi. Yahudi kavmiyetçiliğiyle Roma arasındaki çatışma, Büyük Herodes’in izlediği ustaca politikalarla engellendi. İÖ 40’ta Roma Senatosu, kendini Celile valisi ilan etmiş olan Herodes’i Yahuda kralı yaptı. Herodes’in 36 yıllık hükümdarlığı sırasında Kudüs büyük bir gelişme gösterdi ve genişledi. Dinin ve zorunlu haccın merkezi, hükümdarın ve Sanhedrin’in (Yahudi yaşlılar kurulu) bulunduğu yer olarak, Helenistik dünyanın büyük bir metropolüne dönüştü. Romahlar, Herodes’in oğlu Arkhelaos’u krallıktan indirdiler ve kendi valilerini atadılar. Kudüs’ün beşinci Romalı valisi Pontius Pilatus, Hz. İsa’yı ölüme mahkûm eden karan çnaylamasıyla tanınır.

İS 66’da Yahudiler Roma’ya karşı ayaklandılar. 70’te Romalılar kente girip Tapınak’ la birlikte neredeyse her yeri yıktılar. 130’da kent bir ölçüde yeniden iskân edildi. Yahudiler 132-135 arasında Roma’ya karşı gene ayaklandılar. Hadrianus burada Roma tarzında bir kent oluşturmaya girişti. Onun uyguladığı planın ana çizgileri 20. yüzyıla değin ulaşmıştır.

Constantinus (Büyük) 313’te Hıristiyanlığı resmen tanıdı. Constantinus’un annesi Azize Helena’nın 326’da Kudüs’e giderek Gerçek Haç’ı bulması, ünlü tapmakların inşa edilmesine yol açtı ve böylece kentin Hıristiyanlığın kutsal merkezi olarak geliştiği yeni bir dönem başladı. Bu dönem 614’teki Sasani istilasında Kudüslülerin kılıçtan geçirilmesi ve kiliselerin yıkılmasıyla kapandı.

638’de Hz. Ömer Kudüs’ü aldı. 691’de Abdülmelik bin Mervan, Kubbetü’s-Sahra’ yı inşa ettirdi. Bu dönemde kent eski önemini kazanamadıysa da, Emeviler ve Abbasiler Hıristiyanlara ve Yahudilere karşı ılımlı bir siyaset izlediler. 969’da Kudüs Fatımilerin eline geçti. 1010’da Halife Hâkim, Hıristiyan tapınaklarının yıkılmasını emretti. 1099’da kenti Haçhlar ele geçirdiler ve bir krallık kurdular. Yahudilerle Müslümanlara kenti yasaklayan Kudüs Krallığı’na 1187’de Salaheddin Eyyubi son verdi. 13. yüzyıl ortalarında Yahudiler yeniden kente gelerek kendi mahallelerini kurmaya başladılar. 1517’de I. Selim’in (Yavuz) Kudüs’ü fethetmesiyle 400 yıllık OsmanlI egemenliği başladı. I. Süleyman (Kanuni) döneminde kent büyük bir gelişme gösterdi; yeni surlar, medreseler, imarethaneler yapıldı.

Mısır valisi Mehmed Ah Paşa’nın (Kavalah) oğlu İbrahim Paşa 1831’de Kudüs’ü ele geçirdi ve bir dizi reform gerçekleştirdi. OsmanlIlar kenti 1840’ta geri aldılar, ama bu reformları sürdürdüler. 1887’de Kudüs belediyesi oluşturuldu. Bu arada Avrupa devletleri kentte konsolosluklar açtılar. Doğu Avrupa ülkelerinden göçlerle gelen Yahudiler nedeniyle kentin demografik yapısı değişti. 19. yüzyıl ortalarından sonra nüfusun çoğunluğu Yahudiierden oluşmaya başladı.

Tarih

Kudüs’ün fırtınalı bir tarihi vardır. Bir zaman­lar Mısırlıların yönetimi altında kalan kenti, İÖ 1000 dolaylarında ele geçiren Hz. Davud, Kudüs’ü Yahuda Krallığı’nın başkenti yaptı. Hz. Davud’un oğlu Hz. Süleyman İÖ 957’de burada Kudüs Tapınağı’nı kurdu. Daha son­raki yüzyıllarda Kudüs birçok kez saldırıya uğrayarak yakılıp yıkıldı. İÖ 63’te Roma İmparatorluğu’nun koruması altına giren kentte büyük çapta bayındırlık girişimleri başlatıldı. Ne var ki, İS 66’da Romalılara karşı bir ayaklanma başlayınca kentin büyük bir bölümü Roma ordusunca yıkıldı. Yahudilerin İS 132’de ikinci kez ayaklanışı üzerine Kudüs’ü yerle bir eden Romalılar, Yahudilerin girmesinin yasak olduğu yeni bir kent kurdular. 614’te Sasaniler’in saldırısına uğ­rayan ve yeniden yıkılan Kudüs, Hz. Ömer’ in halifeliği sırasında Arapların eline geçti ve uzun bir süre Arap yönetiminde kaldı. 10. yüzyılda Fatımiler Kudüs’ü ele geçirdi. 130 yıllık Fatımi egemenliğinden sonra 1099’da kenti yağmalayan Haçlılar, Kudüs Krallığı’nı kurdu. 1187’de Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü ele geçirdi. 13. yüzyıl ortalarında Yahudiler yeniden kente gelip yerleşmeye başladı.

1516’da Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’ü almasıyla kent Osmanlı egemenliğine girdi. Kanuni Sultan Süleyman eski kentin surları­nın büyük bölümünü yeniledi. 1918’de İngiliz birliklerinin işgal ettiği Kudüs, İngiliz manda yönetimine bırakılan Filistin’in başkenti oldu. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Mil­letler Kudüs’ü uluslararası bir kent durumuna getirmeyi önerdi. Bu karara İsrail ve bölgede­ki Arap devletleri karşı çıktı. 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşundan sonra İsrail, kentin batı bölümünü topraklarına kattı. Surlarla çevrili eski kent ve tarihsel Yahudi yapılarının bulunduğu doğu bölümü Arapların elindeydi. 1950’de İsrail Kudüs’ün batısının ülkenin başkenti ve yasama organı knesset’mmerkezi olduğunu ilan etti. 1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nda, kentin 1948’den beri Ürdün’ün elinde olan doğu bölümü de İsrail’in eline geçti. İsrail bütün kenti başkent ilan etti. Ne var ki, başta Arap devletleri olmak üzere dünyada pek çok devlet bunu tanımadı.

Eski Kent

Sarp tepeler ve vadilerle çevrili yüksek bir düzlük üzerinde kurulu olan eski kent, kaba­ca her kenarı 1 km uzunluğunda bir kare biçimindedir. Dört yanını çevreleyen surların büyük bölümünü 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman eski surların üzerine yaptırmıştır. Eski kentte Müslüman, Hıristiyan, Ermeni ve Yahudi mahalleleri ile çok sayıda tarihsel yapı bulunur. Güneydoğu köşesinde Tapınak Dağı adı verilen yüksekçe bir düzlük vardır. Müslümanların Hare mü Şerif adını verdiği Tapınak Dağı’ndaki en önemli yapıt Hz. İbrahim’in kurban kestiğine inanılan Sahra (Hacer-i Muallak) adlı taşın üzerini örtecek biçimde yapılmış olan Kubbetü Sahra’dır. Tapmak Dağı’nın 25 metre batısında Kudüs Tapınağı’nın batı du­varlarının kalıntıları görülür. Ağlama Duvarı adı verilen bu kalıntılar, Yahudilerin dua etmek için geldikleri, kutsal bir yerdir. Hz. Muhammed’in miraç gecesi göğe çıktığına inanılan Mescid-i Aksa da Tapınak Dağı’nın güneyinde bulunur.

Eski kentteki Hıristiyan kutsal yapıları arasında en önemli olanı Kutsal Kabir Kilise-si’dir. Kuzeybatıda bulunan bu kilise, Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra gömüldüğü­ne inanılan yerde yapılmıştır. Hıristiyan dini­ni kabul eden ilk Roma imparatoru olan I. Constantinus’un 330 yıllarında yaptırdığı bu yapı, daha sonraları birkaç kez onarıldı. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki son saatle­rini geçirdiği Zeytin Dağı eski kentin doğu surları dışındadır. Hıristiyan inancına göre Hz. İsa Zeytin Dağı’nın eteklerindeki Getse­mani Bahçesi’nde tutuklanmış ve yargılanma­ya götürülmüştü. Getsemani Bahçesi’nde baş­layıp Kutsal Kabir Kilisesi’ne uzanan yolun, Hz. İsa’nın çarmıhını sırtında taşıyarak geçtiği yol olduğuna inanılır.

Modern Kudüs

  1. yüzyıl ortalarına kadar Kudüs kenti tümüy­le surların içinde yer alıyordu. O yıllarda eski kentin batısında Tel-Aviv-Yafa’ya giden yol boyunca Yahudi göçmenlerin kurduğu yeni mahalleler gelişmeye başladı. Böylece Kudüs’ün batı bölümü yeni yapıların ve çeşitli işyerlerinin yer aldığı modern bir kent duru­muna geldi. Kudüs’te elmas kesimi, basın yayın, mobilya, kimyasal madde ve dokuma sanayileri ön plandadır. Ayrıca turist ve hacı adaylarının çokluğu kentte turizmin gelişme­sine yol açmıştır. Kudüs İbrani Üniversitesinde başka ülkelerden de gelen pek çok Yahudi öğrenci öğrenim görür.

Şeria Bölgesi

Şeria Irmağı’nın batı yakasın­daki yamaçlarda, Kudüs’ün 8 km güneyinde eski Beytlehem kenti yer alır. Beytlehem, kireç badanalı kerpıc ya da taş evleriyle, Doğu Akdeniz ülkelerinin belirgin yapı özel­liklerini taşımaktadır.

Kentin çevresinde tahıl, incir, zeytin ve üzüm yetiştirilir; yamaçlarda koyun ve keçi beslenir.Hıristiyanlar, Kutsal Kitap’ta (Tevrat-İncil) adı geçen bu kentin Hz. İsa’nın ve Davud peygamberin doğum yeri olduğuna inan­maktadır Beytlehem, Hz. İsa’nın doğum yeri olması nedeniyle, Nasıra (Nazareth) ve Kudüs gibi, Katolik, Protestan ve Rum Ortodokslar’ca hac kenti olarak kabul edilmiştir. Roma’nın ilk Hıristiyan İmparatoru I. Constantinus’un annesi, Hz. İsa’nın doğduğu sanılan kent yakınlarındaki mağaranın üzerine bir kilise yaptırmıştır.

Kudüs Krallığı’nı kuran ilk Haçlı Seferi’nin önderi I. Baudouin 1100’de bu kilisede taç giydi. Kent, 1187’de Kudüs Krallığı’nın düş­mesinden sonra Araplar’ın ve Türkler’in yö­netimine geçtiyse de, Hıristiyan dünyası için önemini her zaman korudu. Beytlehem, I. Dünya Savaşı sırasında Türkler’den geri alı­nınca, Filistin topraklarıyla birlikte İngilte­re’nin koruması altına verildi, ama 1948′ de yeniden Ürdün topraklarına katıldı.
1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nın sonunda.İs rail, Ürdün’ün Batı Şeria bölgesi ile birlikte Beytlehem kentini de ele geçirdi.

Kültür ve Tarih Burada

Kültür ve Tarih Burada

Tren Müzesi

Aziziye Restoran, Türk mutfağının lezzetlerini, Avrupa’nın ilk tren müzesinin içinde sunan, özgün bir tesistir. 600 kişilik nostaljik trenleri ve açık alanı ile Kuşadası’nda seçkin bir ortam arayanlara yöresel lezzetler sunan tesis, bölgenin kendine has değerlerinden birisidir.

Aziziye Restoran, tarihe tanıklık etmiş Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan, İsveç ve Çekoslovak yapımı 30 buharlı lokomotif ve dünyada sadece 2 tane bulunan ve odunla çalışan İngiliz yapımı bir lokomotifin yanı sıra 4 vinç, su pompaları, motorin taşıma tankı, 1 açık ve 1 kapalı yolcu vagonu, su cenderesi, tamir atölyesi, 1850 yılından kalma bir tuvaleti ve 900 metre uzunluğunda eski tüneli ile tarihe açılan eşsiz bir tren müzesini barındırmaktadır. Müze Türkiye’nin ilk demiryolu olan İzmir-Aydın demiryolunun (inşaası 1866-1976) Çamlık Köyü’nden de geçmesi dolayısıyla kurulmuştur.

Ayrıca atatürk de 1936 yılında beyaz tren ile gelerek Çamlık Köyü’nde konaklamıştır. Müzede Atatürk’ün tren seyahatlerinde çekilmiş fotoğraflarının yer aldığı bir oda hazırlanmıştır.

Geniş bir alana sahip olmakla beraber çocuklar için oyun parkı ve uzun yürüyüş yolları mevcuttur.

Türkiye Vagon Sanayi Anonim Şirketi, bilinen ismiyle TÜVASAŞ, Adapazarı merkezli vagon üreticisidir. TÜVASAŞ TCDD raylı sistem taşıtlarının imalatı, yenilenmesi ve tamirinden sorumludur ve tamamı TCDD’ye ait Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bağlı yerli bir üreticidir

1951’de o zamanki adıyla Vagon Tamir Atölyesi olarak kurulan TÜVASAŞ TCDD’nin filosundaki araçların tamirini gerçekleştirmiştir . Günümüzde TÜVASAŞ Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticisi haline gelmiştir. Mithatpaşa’da merkezi olan şirket’in TVS2000 en önemli üretimidir.


Kültürel ya da tarihsel değeri olan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerlere müze adı verilir. Müzeler toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Yüzyıllar boyunca toprak altında saklı kalmış tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılarak sergilenmesi toplumu oluşturan bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarına olanak sağlar. Ayrıca müzeler toplumu aydınlatmak amacıyla insan soyunun gelişimi doğa olaylarının oluşumu ve teknolojinin geçirdiği değişim gibi konularda araştırmalar yapan bilimsel merkezlerdir.
Müzenin Amacı
Müzeler tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları bilim ve sanat açısından inceleyerek hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak amacını taşıyan kurumlardır. Müzelerde bulunan nesnelerin anlam ve önemi müze içinde ve dışında yazılı ve sözlü olarak ayrıca rehber eşliğinde yapılan gezilerle açıklanır. Böylece ziyaretçilerin müzede yer alan eserler hakkında ayrıntılı bilgi edinmeleri sağlanır. Sergiledikleri geçmişe ait eserlerle ülkelerin ulusal değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunan müzeler aynı zamanda etkin katılım ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan eğitim kurumlarıdır.

Huzurun ve Sakinliğin Adresi Göynük

Sakinliğin ve huzurun diyarı Göynük, ‘Cittaslow’ felsefesiyle dünyaya açılmak için harekete geçti. Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Cittaslow Birliği’ne üyeliği resmileşen Göynük, turizmde uluslararası kriterlerle dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. ‘Sakin Şehir’ unvanını almasıyla ülke gündeminde de çok dikkat çeken ve ziyaretçi trafiği artan Göynük’te turizm işletmeleri de yeni döneme hazırlanıyor. Sakin şehrin turizm işletmecileri ile bir araya gelerek, ‘Cittaslow Göynük’ün yeni dönemdeki hedeflerini paylaşan Göynük Belediye Başkanı ve İpek Yolu Belediyeler Birliği Başkanı Kemal Kazan, “Sakin Şehrimizi dünya markası yapmak için tüm işletmelerimize önemli görevler düşüyor. Cittaslow unvanı Göynük’ün turizmde çekim merkezi olmasına çok büyük katkı sağlayacak. Doğru adımlarla ilerlemeli, ‘Bir Osmanlı Kenti’ ve ‘Akşemseddin Diyarı’ tanımlamalarını taşıyan kentimizi Türkiye’de ve dünyada en iyi şekilde yansıtmalıyız” dedi.

Göynük Esnaflar Odası Başkan Vekili Günay Can’ın da katıldığı toplantıda, Göynük’te turizm alanında faaliyet gösteren işletme sahiplerine ‘Cittaslow-Sakin Şehir’ olmanın kriterlerini anlatan Kazan, Göynük’te yeni bir dönem başladığına dikkat çekti. Kazan, Göynük’ün Uluslararası Cittaslow Birliği’ne dahil olmasının ardından turizmde beklenen hareketliliğin başladığını kaydederek, “Cittaslow unvanıyla birlikte Göynük’teki turizm alanında başlattığımız atılımı ve planlamalarımızı bu yeni kent felsefesinin gerekliliklerine uygun hale getireceğiz. ‘Sakin Şehir’ kabul edilmemizi sağlayan değerlerimizi ve sahip olduğumuz zenginlikleri sürdürebilir kılmalıyız. İşletmelerimizin bir kısmının yenilenmesi ve işletmecilerimizin Cittaslow ruhunu benimsemesi için Belediyemiz, halkımız, çalışanlarımız ve işletmelerimizle ortak hareket ediyoruz. Hedefimiz Göynük’ü tüm değerleriyle bir dünya turizm markası yapmak. Bu yolda bilinçli ve doğru adımlar atabilmek için sağlam bir çalışma yapıyoruz” diye konuştu.

CİTTASLOW ÜNVANI TURİZME İVME KAZANDIRACAK

Geçtiğimiz aylarda Belediye’nin öncülüğünde turizm sektöründeki insan kaynağı alt yapısını güçlendirmek için eğitimler düzenlediklerini hatırlatan Kazan, turizm işletmecilerinin atacağı doğru adımların Göynük’e sağlayacağı katkının yüksek olacağını vurguladı. Başkan Kazan işletmecilere hitaben yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Hassas ve bilinçli yatırımlar ve projelerle Cittaslow unvanını hakkıyla aldık. Bu unvan Göynük’ün geleceği için önemli bir dönüm noktası. Bugün Göynük dünyadaki ‘Sakin Şehir’ler arasında. Göynük’te son yıllarda gerçekleşen değişim ve dönüşümde, Göynük halkının desteğinin payı çok büyük. Turizm Göynük’ün en önemli kazanımlarından biri oldu. Her gün yeni bir işletmecimiz, yeni bir girişimcimiz Göynük’ün turizm potansiyeline katkı sağlıyor. Cittaslow ilan edilmemizle birlikte, Türkiye’de bir Göynük rüzgarı esti. Ziyaretçi sayımızda, kentimize düzenlenen turların sayısında da artış gözlüyoruz. Bu daha da büyüyerek devam edecek. Çünkü bu amaçla iyi bir tanıtım stratejisiyle çalışıyoruz.

BAHARIN EN GÜZEL SAKİN ROTASI GÖYNÜK OLACAK

Göynük’ü ziyaret edenlerin doğamıza, kültürel, tarihi, manevi ve geleneksel değerlerimize hayran kalarak, ‘Cittaslow Göynük’ten mutlu ayrılmaları ne kadar doğru bir yolda ilerlediğimizin göstergesi. Baharın gelmesi ile birlikte daha çok ziyaretçi ağırlayacağımıza inanıyorum. Göynük, gölleriyle, yaylalarıyla baharın da en güzel, en özel ve en sakin yaşanacağı destinasyonlardan. Doğa ve tarihle iç içe bir Göynük turu, yerli ve yabancı ziyaretçilerimize yeni bir nefes ve huzur durağı olacak. Göynük’te baharı karşılamaya herkesi davet edeceğiz. Hepimizin bu sürece iyi hazırlanması gerekiyor.

 

SAKİN ŞEHİR RUHUNA UYGUN DÜZENLEMELER YAPILACAK

Geçtiğimiz aylarda turizmde bir eğitim atağı başlattık. Sektörde her geçen gün artan ihtiyaca yanıt verebilmek için, işletmecilerimiz ve çalışanlarımızı turizm ve iletişim eğitimlerine dahil ettik. Başarılı olan çok sayıda katılımcı bu eğitimlerden sertifikalarını alarak ayrıldı.

Yeni adımımız ‘Sakin Şehir’ silüetinde olumsuz etki yaratan unsurları geleneksel dokumuza ve kimliğimize uygun hale getirmek olacak. Arasta çarşımızda bulunan dükkanlarımız, bizim yüzyıllardır sürdürdüğümüz dokumacılık ve oymacılık gibi el sanatlarımızı yansıtıyor. Nostaljik değerlerimizin yaşatıldığı, sergilendiği bu dükkanlar mimari yapıları ile de adeta bir açık hava tarih müzesi işlevi görüyor. Bu dükkanların cephe iyileştirmelerini geleneksel kimliğe uygun şekilde yeniden düzenleyeceğiz. Dükkan tabelaları ve reklam panolarını Cittaslow’ın öngördüğü standartlara uygun hale getireceğiz. Gürültü kirliliğine neden olabilecek olumsuz etkenleri ortadan kaldırabilmek için tüm kamu kuruluşlarımız ile ortak çalışma yürütüyoruz. Kent Konseyi ile birlikte, planlama, tasarım ve uygulama süreçlerine halkımızın da katılımını teşvik ediyoruz.

Alt yapı, kanalizasyon, içme suyu ve elektrik hatları ile ilgili yaptığımız düzenlemeler ve çalışmalarla Göynük sakinlerinin yaşam kalitesini arttırdık. Şimdi ziyaretçilerimizin ‘Sakin Şehir’den memnun ayrılmalarını sağlamak için planlı şekilde hızlı adımlar atmamız gerekiyor. Bu yüzden işletme sahiplerimize artık daha fazla görev ve sorumluluk düşüyor. Belediyemizin desteği ile işletmelerde yapılacak düzenlemelere bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonrada destek vereceğinize inanıyorum. Böylece belediyemiz, işletmelerimiz ve çalışanlarımızla el ele vererek ‘Sakin Şehri’mizi geleceğe bir dünya markası olarak taşıyacağız.”

Anavatan Partisi Ankara İl Başkanlığın Açılışı Yapıldı

Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi’nin Katılımıyla Ankara İl Başkanlığın Açılışı Yapıldı

Anavatan Partisi ANKARA İl Başkanlığı Açılış Töreni ; 25 ŞUBAT 2017 Cumartesi  Saat ; 15.00’da , Ihlamur Sokak No; 6/65 Kızılay / ANKARA Adresinde Yapıldı.

Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi’nin Katılımıyla Ankara İl Başkanlığın Açılışı Yapıldı

Başbakan Binali Yıldırım "Kişi bilmediğine düşmandır."

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Dünya Turizm Forumu’nun açılış töreninde konuştu.

Başbakan Yıldırım konuşma notlarının sıralamasının karıştığını fark edince, “Temel, konuşma yapmaya niyetlenmiş, salona gelmiş, kürsüye davet etmişler. Bakmış ki notları burada olduğu gibi birbirine karışmış, bir türlü başlayamıyor konuşmaya. Diyor ki ‘Buraya gelirken ne konuşacağımı bir Allah biliyordu bir ben. Şimdi artık sadece Allah biliyor.” fıkrasını anlattı.

Turizmin bütün ülkelerin ekonomik ve kültürel gelişmeleri bakımından çok önemli bir sektör olduğuna değinen Yıldırım,  Dünya Turizm Forumu’nun turizm konusunda yeni ufuklar açacağına inandığını ifade ederek, yeni turizm sezonunun için bereketli olması temennisinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Dünya Turizm Forumu’nun geniş bir katılımla gerçekleştirildiğini dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Bu yılki toplantıda 3 bini aşan dünyanın değişik yerlerinden katılımcı olmak üzere toplamda 11 bin civarında misafiri ağırlıyoruz. Nerede ağırlıyoruz? Dünya şehri İstanbul’da ağırlıyoruz. Buraya Asya’dan, Afrika’dan, Arap Yarımadası’ndan, Kafkaslar’dan, Ortadoğu’dan, Amerika’dan, Balkanlar’dan, dünyanın dört bir köşesinden gelen misafirlerimiz var. Bugün aramızda Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanı, Makadonya Yabancı Yatırımlar Bakanı, Benin Kültür ve Turizm Bakanı, Zimbabve Turizm ve Ağırlama Bakanı, Bosna Hersek Çevre ve Turizm Bakanı, Gana Turizm Bakanı, Somali Bilişim, Kültür ve Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı, Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasanov, Mozambik Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı, Tayvan Turizm Genel Direktörü, Kırgızistan Kültür Turizm Direktör Yardımcısı, Türkmenistan Turizm Komitesi Başkanı, Kosova Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı, Kamboçya Turizm Genel Müdür Yardımcısı, Filipinler Turizm Bakanlığı yetkilisi, Özbekistan Turizm Gelişim Komite Başkanı ve KKTC Turizm ve Çevre Bakanı bulunuyor. Dünyanın bütün renkleri, değişik kültürleri İstanbul’da bir araya geldik ve bugün küresel turizmi, geleceği konuşacağız, bilgilerimizi, tecrübelerimizi paylaşacağız.”

Son yıllarda dünya üzerinde en çok kendinden söz ettiren şehirlerin başında İstanbul’un geldiğini belirten Yıldırım, “Ekonomisiyle, ticaretiyle, sanatıyla, gündelik hayatın zenginliğiyle İstanbul, gerçekten bir açıkhava müzesi. 5 kıtanın esintilerini, ezgilerini, seslerini, tatlarını ve renklerini yansıtan bu mübarek şehir, insanlığın barış içinde bir arada yaşadığı asırların zengin izlerini taşıyor. Burada, bütün zenginliğiyle, canlılığıyla yaşatılmaya devam eden bir medeniyet birikimi var.” dedi.

BİNALİ

TURİZM, DÜNYANIN BELLİ BAŞLI ENDÜSTRİLERİNDEN BİRİSİ OLMA YOLUNDA

Başbakan Binali Yıldırım, turizmin dünyanın belli başlı endüstrilerinden birisi olma yolunda hızla ilerlediğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“90’lı yılların sonundan bu yana gelişmelere baktığımızda çarpıcı farkları görüyoruz ve bu anlamda turizm sektörü, dünyada hizmet sektörü arasında birinci sıraya yükseltmiş vaziyette. Uluslararası turizm hareketlerindeki çarpıcı gelişme, uluslararası kuruluşların orta ve uzun vadeli planlarına da tabiatıyla yansıyor. 1980’de yabancı ülkelere turistik amaçla seyahat eden toplam ziyaretçi sayısı, 260 milyon civarında. Bugün bu sayı 1 milyar 200 milyona ulaşmış. Bu ne demektir? Neredeyse dünya nüfusunun beşte biri, bir başka ülkeye seyahat ediyor. 2030 yılı için BM Dünya Turizm Örgütü’nün öngördüğü turist sayısı 2 milyara yaklaşıyor, 1,8 milyar. Dünya ülkeleri olarak bu değişim ve gelişime ayak uydurmak, gerekli tedbirleri almak, bunu da el birliğiyle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Ülkeler olarak turizm alanında iş birliğini daha daha güçlendireceğiz, gelen misafirlerimizin beklentilerine ortak çözümler üreteceğiz. Bu noktada Dünya Turizm Forumu ve benzer organizasyonların çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade etmek isterim.”

Forumda 25 ülkeden gelen katılımcılar ile hızlı gelişen hizmet sektöründe atılabilecek yeni adımlar ve tedbirlerin değerlendirileceğini aktaran Yıldırım, 5 ayrı salonda eş zamanlı paneller yapılacağını, 100’e yakın konuşmacının tecrübelerini, önerilerine paylaşacağını kaydetti.

Yıldırım, yeni iş birliği imkanları doğuracak, yeni ortaklıkları beraberinde getirecek forum kapsamında, birçok alanda başarılı şirket, kişi ve kuruluşların ödüllendirileceğini bildirdi.

Başbakan Yıldırım Turizmin farklı coğrafyalar, farklı kültürler arasındaki iletişimi artırdığını, bu anlamda küresel barışa ve kardeşliğe de çok büyük katkı sağladığını söyledi.

“Kişi bilmediğine düşmandır.” diyen Yıldırım, insanlar bir araya gelirse, konuşursa, kardeş olursa, arkadaş olursa, güzel anılar bırakırsa, kavga, karışıklık ve anlaşmazlık olmayacağını kaydetti.

Başbakan Yıldırım, kişinin daha önce gittiği bir ülke hakkında karar alma durumunda kaldığında, önce o ülkeyi zihninde canlandırdığını, hatıraları tekrarladığını, alacağı kararı da bunlara göre oluşturduğunu vurgulayarak, “O bakımdan turizm, barış için, kardeşlik için çok önemli bir sektördür, önemli bir faaliyettir. Bu yolda çaba gösteren herkesi, aynı zamanda gönüllü bir barış elçisi olarak kabul ediyorum ve tebrik ediyorum.” diye konuştu.

Eşsiz tabii, tarihi ve kültürel potansiyele sahip olan Türkiye’de turizm sektörünün yıllar boyunca gelişmeye, büyümeye devam ettiğini belirten Yıldırım, nereden nereye gelindiği ancak bu rakamlarla anlaşılacağı için birkaç göstergeyi paylaşmak istediğini söyledi.

Yıldırım, 2002’de Türkiye’ye gelen toplam turist sayısının 13 milyon civarında olduğunu dile getirerek, önceki yılda bu sayının 40 milyona yaklaştığını anlattı.

Turizm gelirlerinin 12 milyar dolardan 30 milyar doların üzerine çıktığını vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Biz bu 2002’yi niye referans alıyoruz? Biz 2002’den beri Türkiye’de iş başındayız, AK Parti hükümetleri olarak. Dolayısıyla 15 yıllık bir süre içerisinde, kendi performansımızı kıyaslama imkanına sahibiz. Hükümet olarak, turizmi sadece ekonomik kalkınmaya katkı sağlayan bir sektör olarak görmüyoruz. Yalnızca ekonomik bir bakışla turizmi değerlendirmek eksik kalır, yetersiz kalır. Turizm, bunların ötesinde öncelikle kültürlerin buluşmasıdır, medeniyetlerin buluşmasıdır. Kültürlerin buluşmasını tesis ettiğimiz ölçüde, kültürlerin kaynaşmasını ve karşılıklı ön yargıların da kırılmasını sağlamış oluyoruz. Turizmi, kültürel etkileşime, milletlerin birbiriyle kaynaşmasına güç katan bir değer olarak görüyoruz. Uluslararası ilişkilerin pekişmesine, farklı toplumlar arasındaki güçlü dostlukların kurulmasına önemli bir araçtır, turizm. Kültürel yakınlaşmalar, ekonomik ve siyasi ilişkilerin de ivme kazanması turizm faaliyetleriyle yakından ilişkilidir.”

5 BİN ESER İHYA EDİLDİ

Başbakan Yıldırım, her ülke gibi Türkiye’nin de turizmin ekonomik imkanlarından yararlanmayı isteyeceğini ifade ederek, bu doğrultuda eserleri yenilemeye, korumaya, gelecek kuşaklara aktarmaya çok büyük önem verdiklerini vurguladı.

Özellikle birçok medeniyete ev sahipliği yapan ülkede tarihin korunması ile restorasyonun büyük önem arz ettiğini ve tarihle bugünü buluşturmak için çok büyük çaba sarf ettiklerini dile getiren Yıldırım, 15 yıl içerisinde ecdat yadigarı 5 bin eseri ihya ettiklerini, onardıklarını ve bugünlere getirdiklerini kaydetti.

Yıldırım, 2002’de 198 olan müze sayısının bugün 220’ye ulaştığını, her yıl dev organizasyonlara ev sahipliği yapıldığını ve kültürel buluşmaların sağlandığının altını çizdi.

UNESCO tarafından 2007’nin Mevlana yılı olarak kabul edildiğini, Mevlana Celalettin Rumi’yi bilmeyen olmadığını aktaran Yıldırım, Mevlana’nın “Gel, gel kim olursan ol yine gel/Bizim dergahımız, umutsuzluk dergahı değildir.” sözlerini anımsattı.

Binali Yıldırım, İstanbul’un 2010’da Avrupa Kültür Başkenti ilan edildiğini, 2011’de Erzurum’da Dünya Üniversiteler Kış Oyunları’nın düzenlendiği, 2013’te Akdeniz Oyunlarının Mersin’de gerçekleştirildiğini, aynı yıl Eskişehir’in Türk Dünyası Kültür Başkenti yapıldığını hatırlattı.

Botanik Expo 2016’nın Antalya’da başarıyla gerçekleştirildiğini, nihayet G20 Zirvesi’yle dünyanın 20 büyük ekonomisinin liderlerinin Antalya’da misafir edildiğini kaydeden Yıldırım, BM Dünya İnsani Zirvesi’nin de İstanbul’da gerçekleştiğini, İstanbul’un 2015’te ev sahipliği yaptığı 148 kongre ile turizmde dünyanın önde gelen şehri haline geldiğini belirtti.

Başbakan Yıldırım, ülke olarak turizmin her alanında merkezi konumu güçlendirmeye devam ettirmeye kararlı olduklarını, her ilin kendi kültürel ve doğal zenginlikleriyle bir cazibe merkezine dönüştürüldüğünü söyledi.

BU TOPRAKLAR, BU ÜLKE KARDEŞLİĞİN ÖNEMİNİ BİLİR

Başbakan Yıldırım, Türkiye’de ulaşımı kolaylaştırmak için birçok dev proje gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Son 15 yılda ülkenin her yerinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yolu 23 bin 500 kilometreye çıkardıklarını aktaran Yıldırım, “Havalimanı sayımızı, 26’dan 55’e yükselttik, bununla da yetinmedik şu anda yıllık yolcu kapasitesi 150 milyon olan dünyanın en büyük havalimanını da yapıyoruz. İlk etabını da 2018 Şubat’ında, seneye bu vakitte açmış olacağız.” dedi.

Havacılıkta sloganlarının “Hava yolu, halkın yolu” olduğunu belirten Yıldırım, “Bu ülkede 2002’de uçakla seyahat eden yurt içinde yolcu sayısı, sadece 8 milyondu. Geçtiğimiz yıl bu sayı 86 milyona çıktı. Toplamda 160 milyonu geçtik, iç hatlar, dış hatlar… Eğer 3. havalimanının kapasitesi, dünyanın en büyük havalimanının kapasitesi 150 milyonun anlamı nedir diye düşünürseniz, bugün dünyadaki en büyük havalimanın kapasitesi 90 milyon. Ondan demek ki 60 milyon daha fazla kapasitesi var. (Dünyanın en büyük havalimanı) ABD’de Atlanta’dır, 90 milyon.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’a üçüncü havalimanını yaparken, “Ne gerek var bu kadar büyük havalimanına? Bu kadar yolcuyu nereden bulacaksınız?” şeklinde sorularla karşılaştıklarını aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:

“Bakın ben size söyleyeyim neden gerek olduğunu; 2002 yılında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda sadece transit yolcu 1 milyonun altındaydı, geçen sene 40 milyon oldu. Transit yolcudan bahsediyorum. Geliyor, İstanbul’a, Afrika’dan geliyor, Avrupa’ya geliyor, Afrika’dan geliyor Uzakdoğu’ya gidiyor, Rusya’ya gidiyor veya tersi. 70’li yıllarda havacılığın merkezi Amerika’daydı. 80’li yıllarda Avrupa’nın batısına doğru geldi. 90’lı yıllarda Avrupa oldu. 2000’li yıllarda artık doğuya doğru devam ediyor, Türkiye. Şu anda havacılığın merkezi Türkiye’ye kayıyor. Bu tarihin tekerrürüdür. Bir zamanlar İpek Yolu ile Baharat Yolu ile doğudan batıya zenginlik için göç vardı. Şimdi artık zenginlik doğuya tekrar döndü, dolayısıyla da hicret batıdan doğuya doğru olmaya başladı. İster doğuya gidin, ister batıya gidin Anadolu’dan geçeceksiniz. Başka yolu yok. Bu topraklar, tarih boyunca bir buluşma noktası olmuştur. Kuzey ile güneyin, doğu ile batının buluştuğu medeniyetlerin kucaklaştığı topraklardı. Onun için bu topraklar, bu ülke kardeşliğin önemini bilir, krizlerin de ne olduğunu acı tecrübelerle bilir.”

Başbakan Yıldırım Türkiye’nin bölgede ve dünyada kardeşliğin, barışın ve huzurun sağlanması için çok büyük gayret sarf ettiğini, büyük fedakarlık yaptığını belirtti.

“3 milyondan fazla, canını kurtarmak için evini, barkını, memleketini bırakan insanlara kucak açan, onları bağrına basan, ekmeğini paylaşan ülkenin adı Türkiye’dir” diyen Yıldırım, bunun dünyada başka bir örneğinin de bulunmadığını ifade etti. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün turizm sektöründe bir adım öne çıkmak için üzülerek söylüyorum, başkaları hakkında dedikodu üreterek, oraları güvensiz ilan ederek iş yapmaya çalışanlar var. Bunlar doğru şeyler değil. Dünyanın hiçbir yerinde güvenli bir ülke yoktur, eğer güvenlikten bahsediyorsak. Terör, her yerde, adres tanımıyor. Avrupa’nın göbeğinde terör oluyor. Türkiye’de de oluyor, Ortadoğu’da da oluyor, kuzeyde de oluyor, her yerde oluyor. Terörün olmadığı yer yok. Terörden korkmak, terörle korkutmak ancak ve ancak terörün işine yarar, teröristlerin işine yarar. Onun için ben gururla ve güvenle söylüyorum, ABD ne kadar güvenliyse Türkiye’de o kadar güvenli. Avrupa, Paris ne kadar güvenliyse İstanbul da o kadar güvenli. Saraybosna ne kadar güvenliyse Ankara da o kadar güvenli. Bakü ne kadar güvenliyse İzmir de o kadar güvenli. Onun için bu terörü, turizmi baltalamak veya turizmde avantaj sağlamak için lütfen kullanmayalım. İnsanların buluşmasına, kardeş olmasına, bölgesel ve küresel barışın tesis edilmesine destek olalım, köstek olmayalım. Bu vesileyle bu çağrımı da buradan ifade etmek istiyorum.”

Türkiye’nin termal kaynak zenginliği açısından da dünyanın beşinci sırasında, Avrupa’nın da ilk sırasında yer alan bir ülke olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Bütün bu zenginliklerimizi insanlığın hizmetine sunmak için gayret ediyoruz, yeni yeni yatırımlar yapıyoruz. Sahillerimiz; 8 bin 484 kilometre sahil şeridimiz var. Her biri birbirinden güzel. Bu alanda sahillerin temizliği bakımından dünyada ikinci sıradayız, 140 olan mavi bayrak sayısını 444 seviyesine çıkardık. Yat inşaatında, mega yat inşaatında dünya sipariş sıralamasında üçüncü konumdayız. Yat limanı kapasitemizi bugün 20 binlere çıkardık, yat limanı sayımızı 50’lerin üzerine çıkardık, 2023’te 50 bini hedefliyoruz.” diye konuştu.

DÜNYA DERECELERİ ALAN DEV PROJELERE İMZA ATTIK

Başbakan Yıldırım, başta İstanbul olmak üzere, Türkiye’nin bütün şehirlerinin büyük bir gelişme içinde olduğunu, dünya dereceleri alan dev projelere imza attıklarını anlatarak, şöyle devam etti:

“Yavuz Sultan Selim Köprüsü, üzerinde demiryolu olan dünyanın en geniş köprüsüdür. 3 yıl içinde açtık, Boğaz’ı deniz üzerinden üçüncü kez birleştirdik. 2 kıtayı tekrar bir araya getirdik. Bir şaheser. Vakit bulursanız Boğaz’dan bir tekneyle gidin ve mutlaka bu eseri görün. Bir mühendislik harikası. Üç yıl içinde bitirdik. Osmangazi Köprüsü keza İstanbul’u Yalova’ya, Bursa’ya, İzmir Otoyolu’na bağlayan dev bir eser, dünyanın dördüncü büyük asma köprüsü. Avrasya Tüneli, dünyada bir numara. İki kıtayı denizin altından 106 metre derinlikte birleştiren Topkapı Sarayı ile Haydarpaşa Garı’nı 3 dakikada birbiriyle buluşturan dev bir projeden, bir mühendislik harikasından bahsediyoruz. Bunu da 3 yıl gibi kısa bir sürede inşa ettik. İstanbul-Ankara, Ankara-Konya, Ankara-Eskişehir arasında hızlı tren yaptık ve hizmete aldık. Bunlarla da yetinmedik yine Boğaz’ı denizin altından, trenlerin geçeceği Marmaray projesiyle birleştirdik. Şimdi sırada dünyanın en uzun köprüsünü yapmak var. İhalesini yaptık, ilk kazmayı da 18 Mart’ta vuruyoruz. Çanakkale geçilmez köprüsü… Çanakkale artık düşmana geçilmez değil, herkes için geçilir hale getiriyoruz.”

Başbakan Binali Yıldırım, 150 milyon kapasiteli havalimanının da hizmete alınacağını hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bütün bunları anlatmaktaki amacım şudur; enerjimizi, kaynaklarımızı, imkanlarımızı savaşa değil, tanka, topa, tüfeğe değil, insanlığın refahına, mutluluğuna ve çocukların aydınlık geleceğine ayırmamız lazım. Tarih, gelecek, ecdat bizden bunun hesabını sorar. Bugün Bağdat, Halep, Sana, Mostar Köprüsü…Bu büyük eserlerin başına neler geldiğini siz biliyorsunuz. Bizim, bize miras kalan bu dünyayı yıkıp yok etmek değil, yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak gibi bir sorumluluğumuz var. Gönüller sultanı Mevlana ‘her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel’ diyerek aslında bütün insanlığa en güzel, en veciz mesajı vermiştir. Bu sözler hepimizin hayalidir. Barış içinde mutlu ve müreffeh bir dünyayı karış karış dolaşmak, güzellikleri keşfetmek, hepimizin hayali olmalıdır. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki gönlümüzden geçen bu güzel dileklere, bugün dünyanın yaşadığı olaylar pek de imkan vermiyor. Dünyanın vicdanı acılarla, göz yaşlarıyla, sıkıntılarla gölgeleniyor. Halep’ten, Bağdat’tan Şam’a kadar İslam medeniyetinin en güzel şehirleri yıkılıyor, tahrip ediliyor, yerle bir ediliyor. Dün Mostar’ı bombalayan zihniyet, bugün Halep’i yağmalıyor. Maalesef bu yıkıcı cinayetler karşısında, insanlık gerektiği gibi sesini de yükseltemiyor. Oysa ki bize düşen, dünyayı karanlıklardan aydınlıklara çıkaracak çareler üretmek ve hayata geçirmektir.”

Turizm sektörünün temsilcilerine ve ülke yöneticilerine de ortak bir sorumluluk düştüğünün altını çizen Yıldırım, “Yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımıza barış içinde, kardeşlik içinde daha güzel bir dünya bırakmak için daha çok gayret edeceğiz. Bir araya geleceğiz, birlikte çalışacağız. Şiddet kültürüne karşı insanlığın evrensel değerlerini savunmak, hepimizin birinci derece görevidir, sorumluluğudur.” ifadelerini kullandı.

ZOR BİR COĞRAFYANIN ORTASINDA, TÜRKİYE BİR REFAH VE İSTİKRAR ADASIDIR

Başbakan Yıldırım, insanlığın esenliğine giden yolun kültürlerin kaynaşmasından, birbirini doğru tanımaktan ve tanıtmaktan, korkmadan korkutmadan, önyargısız şekilde birbirini anlamaktan geçtiğini belirterek, “Değerli misafirler, Türkiye zengin coğrafyası, binlerce yıllık tarihi, farklı medeniyet ve uygarlıklara ev sahipliği yapan bir coğrafyadır. Zengin kültürümüz, tabii zenginliklerimiz, misafir sever insanlarımız, dünya turizminde rekabet üstünlüğü sağlayacak özellikleri de beraberinde getiriyor.” dedi.

Bugünkü Türkiye’nin dünyayla bütünleşen, bölgesinde öncü rol oynayan bir ülke olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Bakın 2002 yılında Afrika’ya sadece 6 noktaya uçuş yaparken, bugün 44 noktaya uçuş yapıyoruz. Afrika’da sadece 11 ülkede büyükelçiliğimiz varken, bugün 40’ın üzerindeki Afrika ülkesinde büyükelçiliğimiz var. Dünyanın merkezinin olduğu toprakların birleştiği yer, Türkiye’dir. Üç kıta ile komşu olan Türkiye, tarihten gelen kültür zenginliğini, medeniyet zenginliğini komşularıyla paylaşmak ve geleceğe, gelecek kuşaklara iyi bir miras bırakmak azmindedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, Türkiye’den 3 saatlik uçuşla 52 ülkeye ulaşılabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti:

“Merkezi İstanbul olan ve 3 saatlik uçuş içerisinde, 1,5 milyar insan yaşıyor ve bir yılda 30 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklükten bahsediyoruz. Uzağa gitmeyin, 3 saatte… Ama Avustralya’da olsanız bir şehirden bir şehre, 3 saatte gidemezsiniz. Herkes dünyanın merkezinde olduğunu iddia edebilir ama önemli olan, doğrudur merkezde olmak, çünkü dünya bir küredir, parmağınızı nereye koyarsanız orası merkezdir ama unutmayalım dünyanın 4’te 3’ü sularla kaplıdır. Kara olan bölümde de Şeysel Adaları yahut Komoros Adaları, ora da merkez ama medeniyet nerede, nüfus nerede, zenginlik nerede? Bu önemlidir. Medeniyetlerin doğduğu, dinlerin doğduğu, her türlü karışıklığın da olduğu, güzelliğin de olduğu merkezler, bu topraklardır. Ortadoğu’dur, Anadolu’dur, Balkanlar’dır, Kafkaslar’dır ve Afrika’dır. Zor bir coğrafyanın ortasında, Türkiye bir refah ve istikrar adasıdır.”

Potansiyellerini bildiklerini ve ülkelerinin güzelliklerini ortaya çıkarmak için daha çok misafirle paylaşmak istediklerini söyleyen Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu yoldaki Kültür ve Turizm Bakanımızın gayretlerini takdir ediyoruz, tebrik ediyoruz, başarılarının devamını diliyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Dünya Turizm Forumu’nun ülkemize, bölgeye ve bütün insanlığa hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Son olarak diyorum ki; değerli misafirler, burada lütfen kendinizi evinizde gibi hissedin, İstanbul’da kendinizi kendi şehrinizde gibi hissedin, İstanbul’un sesinde kendi sesinizi, İstanbul’un nefesinde kendi nefesinizi hissedeceksiniz. Bir kez daha Türkiye’ye bu güzel ülkeye geldiğiniz için teşekkür ediyorum.”

Turizmgazetesi.com sektöründe lider

Dernekturk ekibinin yaptığı sektörel araştırma sonucu Turizmgazetesi.com Turizm konulu online yayın liderliğinde bulunuyor.
Turizmguncel.com ve turizmdebusabah.com siteleri liderliğe oynamaya devam ediyor.

Genel sıralama ise şöyle :

http://www.turizmgazetesi.com/     3.758
http://www.turizmguncel.com/     4.365
http://www.turizmdebusabah.com/     4.426
http://www.turizmaktuel.com/   11.061
http://www.haberturizm.com/   17.336
http://www.tourismtoday.net/   31.741
http://gmdergi.com   41.198

İşte sırlama:

Kaynak :alexa.com