kategori Arşivleri: Türkiye

M.Mesut GÖKDEMİR “Taşeron Mücadelemiz Başarıya Ulaştı!”

M.Mesut GÖKDEMİR “Taşeron Mücadelemiz Başarıya Ulaştı!”

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN, Dernekturk Genel Yayın Yönetmeni Necla BAKAN HAK-İŞ Sendikası Sakarya  İl  Başkanı Mesut GÖKDEMİR ’e Taşeron konusunda yaşanan gelişmeler, HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ’in yaşanan süreçte verdiği mücadeleleri sordu

 “ÖNCE HAZIRLANAN ÖSP’YE KARŞI CİDDİ BİR MÜCADELE VERDİK”

HAK-İŞ Sendikası Sakarya  İl  Başkanı Mesut GÖKDEMİR  son birkaç gündür yaşanan gelişmeler, gerek çalışma hayatı gerekse taşeronlukla ilgili gelişmelerin sevinçle karşılandığını belirterek, “Bu sevinci bize yaşatan başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve Çalışma Bakanımıza teşekkür ediyorum. Zor bir süreçti. Ama bu süreç sonuçlandı. Bizim arzu ettiğimiz bir çözümün oluşturulması gerekiyordu. Bunun zor olduğunu biliyorduk. Bütün bunlara rağmen, önce hazırlanan ÖSP’ye karşı ciddi bir mücadele verdik. ÖSP’nin bizim için niçin kabul edilemez olduğunu ifade etmeye çalıştık. O dönem HAK-İŞ’in ciddi itirazı nedeniyle ÖSP gündeme alınmaktan vazgeçildi. Cumhurbaşkanımızla görüştük, niçin itiraz ettiğimizi kendilerine anlattık. Yeni hükümetin kurulduğu dönemde. Biz tekrar konunun gündeme alınmasını sağladık. Yeni kabinede Çalışma Bakanı olarak Sayın Jülide Sarıeroğlu yer aldı. Görüşlerimizi kendisiyle paylaştık. Kendisi, Taşeron konusunu gündeme aldığını ve kısa zamanda sonuçlandıracaklarını ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşerek bu adım atıldı. Yaklaşık 3-4 aylık süreçte gündemde kaldı. Medyada yoğun yer aldı. Ancak, ÖSP gibi bir taslak ortaya çıkacağından endişe ediliyordu. Biz doğruları anlatmaya devam ettik” dedi.

“YÜZLERCE GEREKÇE ÜRETİLEN BİR KONUDA ÖNEMLİ BİR KARAR ALINDI”

Cumhurbaşkanımızın açıklamasıyla yeni bir sürecin başladığını dile getiren GÖKDEMİR, “Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Çalışma Bakanımıza, Maliye Bakanımıza, bütün hükümet yetkililerine teşekkür ediyorum. Tarihi bir adım atıldı. Yüzlerce gerekçe üretilen bir konuda önemli bir karar alındı. Biz 2014 yılında bir kampanya ile taşeron arkadaşlarımızı üye yapmaya başladık. Bu süreçte, epey meşakkatlere göğüs gerdik.  Kamuda görev yapan işçilerimizin en temel güvencelere sahip olmasına inandık. Biz bu arkadaşlarımızla 2014’te yaptığımız toplantıda şunu söyledik; Bütün bu taleplerimizin gerçekleşmesi için birlikte hareket etmeliyiz, yani sendikalaşmamız mutlak gerekli. Burada başlamamız lazım. Ancak, 81 ilden gelen arkadaşlarımızın  büyük bölümü sendikalı değildi. Biz, önemli bir süreci başlattık. Taşeron işçilere yönelik Sendikalı olma yolunda herhangi bir yasal düzenleme yoktu. Ama biz dedik ki, “bugünden daha iyi olacak”. Bu arkadaşlarımız modern köle muamelesi göremez. Biz bunların sorunlarına yönelik adım atmalıyız. Biz HAK-İŞ’in genel kurulunda “Biz, ülkemizdeki, bölgemizdeki, küremizdeki bütün mazlumlarına borcumuz var” diye ilke kararı aldık. Bu borcu ödememiz gerekir. Onları gelecekte güvende hissedecekleri bir modelin mücadelesini yaptık” diye konuştu.

“TAŞERON İŞÇİLİKLE İLGİLİ 2014 TEMMUZ AYINDA TARİHİ BİR DÜZENLEMEYE İMZA ATTIK”

“Biz, bir hayal kurduk ve HİZMET-İŞ sendikamız olarak “Geleceğimiz hayallerimiz kadardır” temasıyla hareket ettik” diyen GÖKDEMİR, “Hayal kuramazsanız geleceğinizi inşa edemezsiniz. Mücadele ettik. Bütün teşkilatlarımıza “taşeron şirketlerdeki arkadaşlarımızı üye yapmalıyız” dedik ve örgütlenmeye başladık. Şubelerimizi seferber ettik. Yeni çalışmalar yaptık. Taşeron işçilikle ilgili 2014 Temmuz ayında tarihi bir düzenlemeye imza attık. Bu çok önemli bir gelişmeydi, aşamaydı. O kanun bugünkü başarı öykümüzün temelini oluşturuyordu. İşçilerin sendikalaşmasının önü açılmıştı. Kıdem tazminatı ve bütün haklar devletin güvencesi altına alınmış oldu. O tarihte bunlar yeterince anlaşılamadı. Biz bir taraftan da TİS süreçlerini başlattık. Hızla TİS prosedürünü başlattık. Birçok sıkıntılar yaşadık ama yılmadık, durmadık, vazgeçmedik. Kimse TİS’in imzalanacağına inanmıyordu. Bu süreçte Bakanlarla, üst bürokratlarla görüştük. Tekrar tekrar anlattık. Çerçeve protokolü belirledik. Bu aşamada da sıkıntılarımız oldu, önümüz kesildi. Çerçeve protokol imzalanmaktan vazgeçildi. İnanılmaz meşakkatler çektik.  Bizim için de önemli riskler vardı. Bizim sendikamızda (HİZMET İŞ) 160 bin taşeron işçi vardı. Bu mücadeleyi bizden başka kimse yapamaz diye inandık ve mücadelemizi hızlandırdık.  Başka konfederasyonlar taşeronları önemsemediler, ciddiye almadılar. Ama biz, herkesi örgütlemeye çabaladık” şeklinde konuştu.

“BİZ ÖRGÜTLENDİĞİMİZ İÇİN TAŞERON SORUNU İSTEDİĞİMİZ İSTİKAMETTE ÇÖZÜLDÜ”

“Diğer konfederasyonlar bu süreçte neredeydi?” diye soran HAK-İŞ Sendikası Sakarya  İl  Başkanı Mesut GÖKDEMİR, “Zor bir süreç ve çalışma yürüttük. Biz, taşeron arkadaşlarımıza defalarca gittik, anlattık, ‘birlikte mücadele yapalım’ dedik. Bakanlıklarla müteaddit defalar görüştük. Bu arkadaşlarımızın örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması için mücadele ettik. Karşılık alamadık. Kampanyalar başlattık ama arkadaşlarımızın birtakım korku ve endişelerden dolayı kampanyamıza imza atamadılar. Ama onların içinde olmadığı bir mücadeleyi yapabilir miydik? Yapamazdık. Ama tüm baskıları aştık. TİS süreçlerine kadar geldik. Biz samimiyiz, iyi niyetliyiz, hayırlar için çalıştık. Kişisel bir beklentimiz yoktu. Arkadaşlarımızın kamunun işçisi olmasını istedik. Ciddi bir mücadele verdik. İnşallah önümüzdeki günlerde tasarı meclisten geçer ve kanunlaşır. Arkadaşlarımız yeni sistemde çalışmaya başlarsa, bu yeni bir tez konusu olacağına inanıyorum” dedi.

“TÜM TAŞERON ARKADAŞLARIMIZA SOSYAL SENDİKACILIĞIMIZI GÖSTERDİK”

HAK-İŞ Sendikası Sakarya  İl  Başkanı Mesut GÖKDEMİR, kadro konusundaki konuşmasına şu şekilde devam etti: “Biz, getirilen düzenlemeyle, en az hasar ve en fazla kazanımla bu noktaya geldik. Her toplantımızda, her gittiğimiz yerde özel eğitim modelleri oluşturduk. Sendikal bilgilerini artırmaya çalıştık. Tüm taşeron arkadaşlarımıza sosyal sendikacılığımızı gösterdik. Eğitim yardımlarımıza, ferdi kaza sigortalarımıza, onlardan hiçbir karşılık beklemeden, aidat almadan onları dahil ettik. Onları da sendikamızın tüm kadrolarında görevlendirdik. Attığımız adımlarda onları dahil ettik.

Biz, bu arkadaşlarımızın haklarının verilmesi için mücadele ettik. Elimizden geldiği kadar en iyisini yapmaya çalıştık. Yapacak daha çok işimiz var. Yasanın TBMM’den çıkması konusunda düzenlemeler yapılacak. Yönetmelik hazırlanacak. Yerel Yönetimlerdeki arkadaşlarımızın Belediyelerin imtiyazlı şirketleri de yasayla düzenlenmesi gerekiyor. Henüz istediğimiz çerçeve oluşturulmuş değil. Ama Genel çerçeve ana çizgileriyle ortaya çıkmış durumda.

“HAK-İŞ OLARAK BU SORUMLULUKLA DEVAM EDECEĞİZ”

Bütün taşeronlar bir ön şart olmaksızın kamuda kadrolu işçi olarak işe devam edecek. Belediyelerde de kendi şirketinde devam edecek. Mevsimlik işçilerde de önemli karar alındı. Onların çalışma süreleri uzatıldı. Bundan sonra, HAK-İŞ olarak bu sorumlulukla devam edeceğiz. Dayanışma içerisinde bu sürecin tamamlanması gerekiyor.

Bu atılan adım tarihi bir adımdır. Bu adımın mimarlarına teşekkür etmemiz gerekir. Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Çalışma Bakanımıza teşekkür ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız yurtdışına giderken HAK-İŞ olarak Esenboğa havaalanında sabah soğuğunda alanı doldurduk. Kendilerine teşekkür ettik. Kendileri de konuştu, mutlu oldu. Biz çalıştık, en önde mücadele ettik ve sonuç aldık. Bu çalışmanın, bu sonucun ne kadar isabetli olduğunu ifade etmemiz lazım.

“BUNDAN SONRA ARTIK TAŞERON ŞİRKETLER YER ALMAYACAK”

Sürdürülemez hale gelen bir sistem, artık tarihe karışmıştır. Mutlu olacağımız bir sonuçla ortadan kaldırılmıştır. Devlet ilk defa 1933’ten bu tarafa kamuda taşeron çalıştırmaktan vazgeçiyor. Taşeron sistemi artık kamuda olmayacak. Bu büyük bir karar ve tarihi bir olaydır. Bundan sonra artık taşeron şirketler yer almayacaktır. Bu bizim için çok önemli kazanımdır.

Başarı Allah’ın lütfudur. Biz sebepleri oluşturduk. İyi niyetle, samimiyetle mücadele ettik. Yola böylece çıktık. Bu yolda binlerce, on binlerce, yüzbinlerce kardeşimizin alın terleri var. Bu HAK-İŞ’in, arkadaşlarımızın başarısıdır. Başarı ve geldiğimiz tablonun mimarı birlik ve bütünlüğümüzün ifadesi teşkilatımızdır.

Yaptığımız mücadele kutlu ve onurlu bir mücadeledir. Bundan sonra da aynı istikamette devam edeceğiz. HAK-İŞ’i, Sendikamız HAK-İŞ’i milyonlara ulaştıracak çaba içerisinde olmamız gerekiyor. Ciddi bir yeni üye kampanyasına ihtiyacımız var. Yeniden seferber olacağız.

“HAK-İŞ’İN GÜCÜ, TÜRKİYE’NİN GÜCÜDÜR. TÜRKİYE’NİN BARIŞIDIR, KARDEŞLİĞİDİR”

HİZMET-İŞ Sendikası olarak; 2011 yılında Kongremizin teması şuydu: “Örgütlenme.. Zirve… Yapabiliriz…” 2015’e geldiğimizde, yeni bir hedef koyduk: ” İşkolu Zirvesinden Türkiye Zirvesine.”  çok şükür 2017’nin Temmuz ayında Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olduk. Niçin? Çünkü hedef koyduk. Hedeflerle yürüyorduk. Bizim bu ülkenin, tarihi, kültürü, değerleriyle kucaklaşmış bir sendikal anlayışımız var. Bir dava anlayışıyla sendikacılığa bakıyoruz. Bunun ne kadar ehemmiyetli olduğunun farkındayız. HAK-İŞ’in gücü, Türkiye’nin gücüdür. Türkiye’nin barışıdır, kardeşliğidir. Daha da ileriye gitmek zorundayız. Hem nitelik hem de nicelik önemlidir. Sayımızı da artıracağız, kalitemizi de, muhtevamızı da geliştireceğiz. Adalet ve istikametten ayrılmayacağız. Bu olursa, farklılığımız ortaya çıkar.”

“ABD’NİN KUDÜS KARARINA KARŞI BİRLİKTELİĞİMİZİ, KARARLILIĞIMIZI ORTAYA KOYMAMIZ GEREKİYOR”

Ülke gündeminin diğer önemli bir konusunun da Kudüs olduğunu belirten HAK-İŞ Sendikası Sakarya  İl  Başkanı Mesut GÖKDEMİR, “ABD’nin Kudüs’ü başkent ilan etmesi ve elçiliğini buraya taşıma kararı ciddi bir krizi beraberinde getirdi. Bölge yeni bir ateş çemberinin içine atılmaya çalışılıyor. Buna karşı birlikteliğimizi, kararlılığımızı ortaya koymamız gerekiyor” dedi.

“ULUSLARARASI SENDİKAL HAREKETE DE BU KONUYU TAŞIYACAĞIZ”

“Kudüs, üç dinin de kutsal kentidir. Mescid-i Aksa, mübarektir, kutsal mekânımızdır. İlk kıblemizdir” diyen Mesut GÖKDEMİR, “Biz bu konuda da gerekeni yapacağız. Uluslararası sendikal harekete de bu konuyu taşıyacağız. Bu konuda duyarlılığımızı yükselterek devam ettireceğiz. Bu konuda da çalışmalar yapıyoruz. Filistin ve Kudüs’e destek Sendikalar Birliği Başkanı olarak da konunun yakın takibindeyiz. Bu konuda da elimizden gelen mücadeleyi yapmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Sınırımızda yeni bir oyun…

Sınırımızda yeni bir oyun…

Necdet Buluz

 

Artık şu gerçeği bütün yüzü ile görmeliyiz:

Suriye’de giderek güçlenen terör örgütü PKK’nın kolu PYD ve onun silahlı gücü YPG’ ye Amerika kadar Rusya da destek veriyor. Aynı şekilde PKK da bu topraklarda yer ediniyor.

Amerika, terör örgütü PYD ile işbirliğini bütün hızı ile sürdürürken, Rusya Genelkurmay Başkanı da yaptığı açıklamada “Bizim YPG güçleri ile olan işbirliğimiz var ve bunu sürdüreceğiz” diyerek PYD ile olan ilişkilerini saklamıyor. Geçenlerde de yazdık,bu terör örgütü iki sper güç tarafından adeta paylaşılamıyor.

Tabloya baktığımızda iki süper gücün Suriye’de PYD’den vaz geçmeyeceklerini görmekteyiz. Bütün itirazlarımıza ve baskılarımıza rağmen bu iki ülke terör örgütü ile içli dışlı olmayı sürdürüyor.

İşin ilginç yanı, sınırımız boyunca Türkiye için tehdit oluşturan bu güçlerin halen silahlandırılmasıdır. Bu örgütleri bizimle çatıştırma hesapları yapılıyor.

Yeni ve sinsi planlar devreye sokuluyor.

Amerika’nın her alanda tam destek verdiği terör örgütü PYD/YPG Gaziantep’in Kargamış İlçesi’nde sınırın hemen dibine karakol kurarak yeni bir tehdit oluşturma yoluna gitti. Hiç kuşkusuz bu karakolun oluşmasının arkasında Amerika varlığı unutulmamalıdır.

Köprübatı ve Ziyaret hudut karakollarındaki askerlerimizin de termal kamerlarla izledikleri bölgede 24 saat devriye geziyor. Terör örgütünün kurduğu karakol da sürekli kontrol altında tutuluyor.

Peki, buna izin verilecek mi?

Eğer, sınır güvenliğimiz ve Türkiye için bir tehdit oluşturuluyorsa bu karakol mutlak şekilde imha edilmelidir.

Aslında oynanmakta olan oyun hem büyük, hem de Türkiye için tehdit ve tehlike boyutlarındadır. Amerika’nın YPG’nin yanında DEAŞ’ı da Türkiye için kullanmaya başlayacağının ayak seslerini duymaktayız.

Size vereceğimiz aşağıdaki haber, sinsi planları daha net görebilmeniz açısından önemlidir.

Türkiye’nin sınırlarını teröristlerden temizleme planı doğrultusunda gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Harekâtı, bölgede güven ve huzur ortamı sağladı. Harekât, İdlib operasyonu ile devam etti ve çatışmasızlık bölgeleri genişletildi.

TSK’nın, YPG’nin kontrolündeki Afrin’e operasyon hazırlığı yaptığı dönemde DEAŞ’lı teröristlerin Cerablus’a sızdırılmaya çalışıldığı öğrenildi. Bölgede sızma girişimi sırasında yakalanan DEAŞ’lılarin YPG’nin kontrollü olarak serbest bıraktığı bölgedeki teröristler olduğu tespit edildi. Bölgedeki askeri kaynaklardan alınan bilgilere göre YPG’nin DEAŞ’dan aldığı bölgelerdeki teröristleri Fırat Kalkanı hattına doğru yönlendirdiği belirlendi.

DEAŞ’lı teröristlerin bu bölgede kanlı saldırılar yapmak üzere hazırlandığı istihbaratlarının da alındığı ve güvenlik önlemlerinin üst seviyeye çıkarıldığı belirtildi. Bilgi veren bir güvenlik bürokratı, YPG’nin DEAŞ’la yaptığı anlaşmanın görüntülerle deşifre olması sonrası, DEAŞ’lı teröristlerin TSK’nın kontrolündeki alanlarda saldırılar düzenlemesi için harekete geçirildiğini belirtti.

Bir güvenlik uzmanının şu görüşlerini de önemsiyoruz:

“Hedef, TSK’nın zayıflatılması ve YPG’nin kontrolündeki Afrin’den uzaklaştırmasıdır. Bu planların gerçekleşmesine, TSK ve güvenlik güçlerinin dikkatlerinin dağılmasına izin verilmeyecektir. YPG ve DEAŞ terör örgütlerinin iş birliği içinde olduğu artık biliniyor. Türkiye’nin sınırlarında bir terör yapılanması kurulmasına asla izin verilmeyeceğinin dış güçlerce de bilinmesinde yarar var. Son gelişmelere baktığımızda Suriye’de çatışmasızlığın sürdürülebilmesi, siyasi çözüme yaklaşılmasının teröristlerin paniklemesine neden olduğunu görmekteyiz. Bu durum da hali ile dış güçlerin işini zorlaştırmaktadır.”

Burada şu noktaya da değinelim:

Son günlerde Türkiye’nin Rusya ve İran ile olan işbirliği Amerika’yı rahatsız ediyor. Ancak, bu işbirliğinde de Rusya ve İran’a da güvenilmemelidir. Çok dikkatli olmak ve adımlarımızı da buna göre atmak durumunda olduğumuzu unutmamalıyız.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Adapazarı Gar Müdürü Hüsamettin Töre Reçeteyi Yazdı

Birleşik Taşımacılık Sendikası’nın Ada treni ile ilgili düzenlenen toplantıya Adapazarı Gar Müdürü Hüsamettin Töre’nin sözleri damgasını vurdu.

Büyükşehir Belediyesinin Gar alanı ile ilgili düzenlemesini eleştiren Töre, 2004 yılında ki Balıklı Gar Projesinin bile daha iyi olduğunu savundu. Töre, Balıklı gar ile alanın 1 km ötelenmesine rağmen şimdi ki proje ile 64 dönüm alanın istendiğini, TCDD Genel Müdürlüğünün bu isteye evet diyebileceğini sanmadığını kaydetti. Töre, Gar düzenlemesine başlasalar bile bittiğini göremeyeceklerini ifade etti.

Karakamış ve Erenler OSB’ye yapılacak istasyonlar ile Adapazarı hattının atıl duruma düşeceğini kaydeden Töre, “64 dönümlük alanın bedeli 640 milyon lira. TCDD Büyükşehir’e vermek yerine satar Karasu hattının bitirilmesine de harcayabilirim diyebilir. Ada trenini gelmesi trafiği etkiler diyorlar, bunu diyenler İzmit’e baskılar. Etkilenmek yerine hareketlilik bile kazanıldı dedi.


“Türkiye’nin birinci önceliği Türkiye’dir…”

“Türkiye’nin birinci önceliği

Türkiye’dir…”

Necdet Buluz

ABD Başkanı Trump’un Amerikan Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararından sonra öyle görünüyor ki, özellikle Ortadoğu yangın yerine dönecek. Karardan sonra başlayan tepkiler, yapılan açıklamalar bunun ayak sesleridir.

Asıl soru şu:

Bu tepkiler, Trump’a geri adım attırır mı?

Her ne kadar Amerika ve İsrail dışında AB ülkeleri, Araplar, Rusya, Çin gibi süper güçler alınan kararı doğru bulmuyorlar ve bu nedenle de açıklamalar yapıyor. BM’den ve Papa’dan da olumsuz görüşler çıktı.

Bütün bunlara rağmen Trump, yaptığı açıklamada İsrail halkının yanında olmaktan ve kalıcı bağımızı güçlendirmekten gururluyuz” diyor. Bu açıklamanın anlamı “Geri adım atmayacağım” demektir.

Türkiye, karara en büyük tepkiyi veren ülke olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamaları ve telefon diplomasisi ile bir yerde “Kudüs bizim ve İslam dünyasının kırmızı çizgisi” diyerek konumun önemine dikkat çekiyor.

Erdoğan İslam Konferansını olağanüstü toplantıya çağırdı, bölge ülkelerinin liderleriyle konuştu, beklenmedik şekilde ters köşede duran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile temasta ve temas sonrası Putin’in Ankara’ya geleceği haberleri verildi.

Çoğu Müslüman Arap ülkesinden daha tutarlı bir Kudüs çıkışı yapan Katolik Hıristiyanların dini lideri Papa Francis ile diplomasi yelpazesini genişletiyor.

Son günlerde yaşanan siyasi kutuplaşmaya rağmen Meclis’teki siyasi partilerin tamamı 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden bu yana ilk defa Kudüs konusunda yeniden ortak duruş sergiledi.

Bu noktada söyleyeceklerimiz var: Büyükelçiliklerini taşıyacak olanlar var.

Konuyu gündemde tutarken, diplomasi dilini sertleştirmemek, kırmamak, dökmemek gerekiyor. Dünya dili ile konuşmak, yangına körükle gitmemeye özen göstermek gerekiyor.

Bunları niye yazıyoruz:

Trump, açılamasında “ Kudüs’e bizden önce taşıyacak olan ülkeler var. Bazı Arap ülkeleri ile AB ülkelerini göstermelik tepkilerine de bakmayın “demişti.

Bazı Amerikan ve Avrupa Gazetelerinde çıkan yazı ve yorumlarda da Suudi Arabistan ile Mısır’ın Trump’un kararına “yeşil ışık “yaktıkları söyleniyor.

Araplara güven olmaz. Bu nedenle atacağımız adımlarda bunlara güvenerek ortaya çıkmamamız gerekiyor. Aynı şekilde AB üyesi ülkelerin tepkilerine de aldanmayalım.

Arap alemi zaten birbiri ile kavgalı, bölüp pörçük ve çoğu yerde birbirleri ile savaşıyor. Bir araya gelip, ortak tavır koyamıyorlar. Yarın hiç birini ortada göremeybiliriz

Nitekim Taha Akyol, Hürriyet’teki köşesinde Kudüs konusunda Türkiye’nin çok dikkatli bir diplomasi uygulaması gerektiğini anımsatıp, şu önemli vurguyu yapıyor:

“Türkiye Kudüs davasını ihmal edemez, lafla geçiştirilemez. Siyasi tepkisi elbette faal ve etkili olmalıdır. Türkiye’nin birinci önceliği Türkiye’dir; milli, Müslüman’ca ve insani bir görev olarak Kudüs davasına sahip çıkarken, kendisine önemli bir zarar gelmemesi için çok dikkatli olmalıdır. Zira bizim de ciddi sıkıntılarımız var.”

Yaşadığımız sıkıntılara yenilerini eklememek için çaba göstermek ve atacağımız her adımı iyi hesaplamamız gereken günlerden geçiyoruz.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Sakarya, Bolu, Düzce, Karabük ve Zonguldak’ta Kudüs protestoları

Sakarya, Bolu, Düzce, Karabük ve Zonguldak’ta Kudüs protestoları

Sakarya Kudüs için ayakta

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına İHH Sakarya Temsilciliği ve AK Parti Serdivan İlçe teşkilatı tepki gösterdi. İHH Sakarya Temsilciliği basın açıklaması sonrası ABD ve İsrail Bayrağı yaktı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına tepki yağmaya devam ediyor. Tüm ülkede olduğu Sakarya’da bir çok STK temsilciliği karara tepki gösterdi. Son olarak İHH Sakarya Temsilciliği Cuma namazı çıkışı Orhan Camisinde AK Parti Serdivan İlçe teşkilatı ise Serdivan ilçesindeki Sapak Camisinde karara tepki göstererek bir basın açıklaması yaptı.

“Tüm İslam dünyasında intifada zamanıdır”
Cuma namazı sonrasında Orhan Cami de İHH Sakarya Temsilciliği adına açıklama yapan Yaşar Kahraman, “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa nın bulunduğu Kudüs’e sahip çıkmak için bugün burada toplandık. Siyonist İşgalci Rejime destek olan, ABD nin yaptığı açıklama ile Kudüs’ü İşgal Devletinin Başkenti olarak ilan etmesinin bizim gözümüzde en ufak bir kıymetinin olmadığını haykırmak için buradayız. ABD Başkanı Trump yaptığı açıklamada; “Kudüs’ü İşgal Devletinin başkenti olarak ilan ederek barışa katkı yaptığını” söylemiştir. Biz ABD nin barıştan ne anladığını çok iyi biliyoruz. Biz ABD’yi Afganistan’dan, Irak’tan, Libya’dan, Suriye’den tanıyoruz. Barış ve özgürlük getirmek için girdikleri her İslam toprağına nasıl bir kan ve zulüm getirdiklerini çok iyi biliyoruz. Bugün Müslümanlar; Mescid-i Aksa’da namaz kılmak için Siyonist askerlerden izin almak zorunda bırakılarak aşağılanmaktadır. Bütün Müslümanların kutsalıdır. Değil ABD, tüm dünya bir araya gelse hiçbir zaman İsrail’in başkenti olmayacaktır. Artık zaman; Kudüs’ün özgürlük zamanıdır. Artık zaman; Müslümanların bu utanca bir son verme zamanıdır. Artık zaman; sadece Filistin de değil, tüm İslam dünyasında intifada zamanıdır” dedi.

“Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir”
AK Parti Serdivan İlçe teşkilatı’da Sapak Camisinde karara tepki olarak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklaması sonrasında konuşma yapan Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. İlk kıblemizdir, biz Kıblemizin; Yahudilerin, Hristiyanların eline geçmemesi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Artık son kırmızıçizgimizi dokunanlara karşı tüm Serdivan olarak karar alındığı günden beri takipteyiz. Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu tavır ve duruşun yanındayız. Sonuna kadar yapmamız gereken neyse asla Kudüs ve Kudüslü Müslümanları yalnız bırakmayacağımızı ifade ediyoruz. Cumhurbaşkanımız ile birlikte kırmızı çizgimizden asla fedakarlık yapmayacağımızı belirtiyoruz. Ve sonuna kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı Batı Karadeniz bölgesinde tepkilere neden oldu.PaylaşTweetlePaylaşGönderYorum Yap

Sakarya, Bolu, Düzce, Karabük ve Zonguldak’ta Cuma namazı sonrası binlerce kişi ABD Başkanı Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını protesto etti.

Tüm ülkede olduğu Sakarya’da bir çok STK temsilciliği karara tepki gösterdi. AK Parti Serdivan İlçe teşkilatı ise Serdivan ilçesindeki Sapak Camisinde karara tepki göstererek bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklaması sonrasında konuşma yapan Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. İlk kıblemizdir, biz Kıblemizin; Yahudilerin, Hristiyanların eline geçmemesi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Artık son kırmızıçizgimizi dokunanlara karşı tüm Serdivan olarak karar alındığı günden beri takipteyiz. Sonuna kadar yapmamız gereken neyse asla Kudüs ve Kudüslü Müslümanları yalnız bırakmayacağımızı ifade ediyoruz’’ diye konuştu.

Bolu’da yüzlerce kişi İsrail ve ABD’yi protesto etti

Bolu’da, Sivil İrade Platformu üyeleri ve siyasi parti başkanları, üyeleri ve vatandaşlar cuma namazı çıkışında ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması kararını protesto etmek için bir araya geldi.

Tabaklar Mahallesi’nde bulunan Kadı Camii önünde toplanan yaklaşık 500 kişi adına basın açıklamasını okuyan Memur Sen İl Başkanı Ahmet Koçak, “Kudüs’ü işgal eden İsrail, İsrail’e destek veren ABD ve bütün bunlara sessiz kalanlar ile birlikte insanlığa dönük bu ihtarın nedeni de hedefi de bellidir. Kudüs insanlığın ortak mirası, özgürlük Kudüs’ün hakkı iradesini yansıtmak için meydanlardayız. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve Amerikan Büyükelçilği’nin Kudüs’e taşınmasına yönelik söyleminin fiiliyata geçirmeyi amaçlayan ABD Başkanı Trump ihtarımızın öncelikli muhatabıdır. ABD’nin bu hamlesi insanlık için manevi tarihi kıymete sahip bu yönüyle de dünyanın barış adası olmuş Kudüs’ü savaş gerekçesine dönüştürmek amacını taşımaktadır. Bu yolla diplomatik ve ekonomik zeminde devam eden örtülü 3’üncü dünya savaşının ateşli bölümünün İslam coğrafyası üzerinden gerçekleşmesini istemektedirler. Oysa Kudüs bütün inançlar için ortak tarih, ortak coğrafya, ortak kültür ve hepsinden öte ortak kader ve birlikte yaşamak demektir” dedi.

Düzce’de binlerce kişi Kudüs için yürüdü

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını açıklaması tüm yurtta olduğu gibi Düzce’de de Cuma Namazı sonrasında protesto edildi. Düzce Cedidiye Camisi önünde cuma namazı sonrası toplanan binlerce vatandaş ellerindeki ‘Vur vur vur siyonizme vur’, ‘Umudun başkenti Kudüs’ şeklindeki dövizler eşliğinde tekbir getirerek, Amerika ve İsrail aleyhine slogan atarak İstanbul Caddesi boyunca yürüdüler. Yürüyüş sırasında sık sık “Müslüman uyuma kardeşine sahip çık” sloganları atıldı.

Yürüyüşe Düzce Valisi Zülkif Dağlı, Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay, AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan, siyasi parti il başkanları ve çok sayıda Düzceli katıldı.

Karabük’te Kudüs tepkisi

Karabük’te STK’lar cuma çıkışında ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul etmesine tepki gösterdi.

Köprübaşı camiinde cuma namazı çıkışı, AK Parti İl Başkanı ve STK temsilcilerinin katılımı ile ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını ve İsrail’deki Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağı yönünde yaptığı açıklamayı kınadı.

ABD Başkanı Donald Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını açıklamasına protesto ve tepkiler devam ediyor. AK Parti öncülüğünde kalabalık grup, Nasrullah Meydanı’nda İsrail ve ABD’yi protesto etti.

Gösteri de ’Kudüs, yalnız değildir’, ’Kudüs’e, selam direnişe devam’, ’Katil ABD, Ortadoğu’dan çekil’ sloganları atılarak tekbirler getirildi. Dünyanın dört bir tarafında zulme uğrayan Müslümanlar için dualar edildi.

Üniversite öğrencilerinden ABD’ye Kudüs tepkisi

Zonguldak Anadolu Gençlik Derneği Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını açıklamasına tepki gösterdi.

Cuma namazı sonrası Bülent Ecevit Üniversitesi önünde basın açıklaması yapan öğrenciler yaparak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’a sloganlar atarak tepki gösterdi.



Ak Parti İlçe Başkanından Başkana Nezaket Ziyareti…

Ak Parti İlçe Başkanından Başkana Nezaket Ziyareti…

Ak Parti İlçe Teşkilat Başkanı Ali Başar ve İlçe Yönetim Kurulu üyeleri Başkanı makamında  nezaket ziyaretinde bulundu…

            26 Kasım 2017 tarihinde yapılan AK Parti İlçe Başkanlığı kongresi sonrası göreve seçilen İlçe Başkanı Ali Başar,  Siyasi ve Hukuk İşleri Başkanı  Veysel Ünlü,  Teşkilat Başkanı Emre Erdem,  Seçim İşleri Başkanı Özay Turan,  Tanıtım Medya Başkanı Leyla Aral,  Sosyal Politikalar Başkanı İhsan Turan,  Yerel Yönetimler Başkanı Cebrail Cengiz,  Ekonomi İşleri Başkanı Cafer Zor,  Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Ahmet Erol Cin,  Mali ve İdari İşler Başkanı Ayşegül Uray, İlçe Sekreteri Berat Çetin ve Yönetim Kurulu Üyeleri Selahattin  Gözyuman, Osman Kalyoncu, Muharrem Taş, Fahri Harmancı,  7 Aralık Perşembe günü Başkan İsmail Karakullukçu’ya makamında nezaket ziyaretinde bulundu.

            Başkan İsmail Karakullukçu yaptığı açıklamada; “Öncelikle 26 Kasım 2017 tarihinde yapılan kongrede Arifiye’mize Teşkilat Başkanı olan Ali Başar kardeşime ve değerli ekibine hoş geldiniz diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Ak Parti çatısı altında yıllardır Arifiye’li hemşerilerimize en iyi hizmeti vermek için mücadele ediyoruz. Geçmiş Teşkilat Başkanlarımız, Belediye Başkanlarımız kendilerince Arifiye’ye hizmet etmiş ve her biri bir eser bırakarak gitmiş. Biz de bunun gayreti içinde çalışıyoruz. Göreve geldiğimiz 2009 yılından bu yana, gerek Sayın Kaymakamlarımız, gerek Ak Parti İlçe Yöneticilerimiz, gerek Milletvekillerimiz, Sayın Valilerimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanlarımız ile çok uyumlu bir çalışma sergileyerek, Arifiye’mizi modern bir ilçe yapmak için çalıştık. Tabi, makamlar geçici, Her birimiz görev süremiz sonunda bayrağı bir sonraki arkadaşımıza teslim etmekle yükümlüyüz. Eski İlçe Teşkilat Başkanımız Sayın; Ethem Çınar, bayrağı Ali Başar kardeşimize teslim etti. Bundan sonraki süreçte, hep birlikte aynı aşk ve heyecanla Arifiye’ye hizmet etmeye devam edeceğiz. Ben sözü fazla da uzatmadan tekrar hepinizi kutluyor, yeni görevinizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.” dedi.

            Ali Başar da yaptığı açıklamada;”Geçmiş dönemde İlçe Teşkilat Başkanımız Ethem Çınar Başkanımızla ve İsmail Karakullukçu  başkanımızla birlikte başarılı bir dönem geçirdik. Hep birlikte Arifiye’liye hizmette, çıtayı bir üste çıkararak, seçimlerde artan bir oy desteğiyle göreve geldik. Şimdi bayrağı biz teslim aldık. İnşallah bundan sonra da Sayın Başkanımız İsmail Karakullukçu ile birlikte güzel işlere imza atmaya devam edeceğiz.” dedi.

Kırktepe Muhtarından eşine sürpriz doğum günü

Kırktepe Muhtarından eşine sürpriz doğum günü

Hendek İlçesi’ne bağlı Kırktepe Mahallesi’nin Muhtarı Mehmet Mutlu; 63 yaşına giren 45 yıllık eşi Rabia Mutlu’ya sürpriz yaparak, hem doğum gününü hem evlilik yıldönümünü kutladı.

Çifte kutlama

Hendek İlçesi’nin sevilen ve tanınmış eyalet muhtarı lakaplı Kırktepe Mahallesi’nin Muhtarı Mehmet Mutlu; 63 yaşına giren eşi Rabia Mutlu’ya evlerinde sürpriz yaparak, hem doğum gününü hem de 45’inci evlilik yıldönümünü kutladı. Kızları Nihal Sak ve Sevgi Demir ile oğlu İslam Mutlu ve gelini Zehra Mutlu’nun da yalnız bırakmadığı bu özel günde, kendisini yapılan sürprizden dolayı mutluk ve şaşkınlığını gizleyemeyen 6 çocuk ve 12 torun sahibi Rabia Mutlu; başta eşi Mehmet Mutlu ve çocuklarına teşekkür etti.

Öğretmenler bile taşeron elemanı haline getirildiler

ÖZELLEŞTİRME NEDİR?
Sermayenin kar alanlarını genişleterek kar oranlarını yükseltmek üzere geliştirdiği projelerden biridir.

Kamunun özellikle tekel konumunda olan kurum ve kuruluşlarını birkaç yıllık karları karşılığı düşük bedeller ödemek suretiyle ele geçirme yöntemidir. Sosyal Devlet anlayışından uzaklaştıran Devleti tüccar, halkıda müşteriye çeviren bu yöntem ile Kamunun ücretsiz veya kar marjı gütmeden sağladığı hizmetler,
birkaç üsül yoluyla satın alınan mala dönüştürülür. Türkiye’de 40 yıla yakın süredir sürekli gündemde olan özelleştirme ilk zamanlarda hizmetlerin daha kaliteli ve ucuza mal edileceği yönünde süslü sözler ile ambalajlanarak halka sunulmuştu. Ancak bunun bir aldatmaca olduğu ortaya çıktı. Özelleştirmenin bilinen ve en yaygın biçimi işyeri satışı veya kısmi devri üzerine olanıdır. Ancak bu
uygulamanın birden fazla biçimi vardır.
En yaygın ikinci biçimi Fason üretim, taşeronlaştırma, rödovanstır. ( Maden ocaklarında ruhsat sahibinin işletme faaliyetini kiralaması) Fason üretim derken kastettiğimiz, geçmişte kamu kurum ve kuruluşları tarafından üretilen ürünleri veya sağlanan hizmetleri özel sektör eliyle sağlanmasıdır. Örneğin, tornahaneyi kapatıp burada yapılan işleri kurum dışından hizmet satın alma yoluyla yaparsanız veya
dışarıda özel sektöre yaptırırsınız buda Özelleştirme yöntemlerinden biridir. Taşeronlaşmayı anlatmaya gerek görmüyoruz. MEB’in Sözleşmeli öğretmen uygulaması ile öğretmenler bile taşeron elemanı haline getirildiler. Kamu hastanelerinin, dispanserlerinin ve sağlık ocaklarının zayıflatılması ve sağlık hizmetleri alanının önemli ölçüde özel sektöre devredilmesi Sağlığın Özelleştirilmesidir.
Kamunun eğitim alanını bir ölçüde boşaltarak özel sektör eğitim kurumlarına yer açması ve onları maddi olarak desteklemesi; Eğitimin Özelleştirilmesidir.
Özelleştirmenin üçüncü biçimi; Kamu kurum ve kuruluşlarının kamu mülkiyetinde kalırken kamu görevlerinin göz ardı edilerek birer ticari işletme haline dönüştürülmesidir. Yeni Demiryolu Kanunu sonrası TCDD nin serbestleşmesi bir özelleştirilmedir.
Özelleştirmenin dördüncü biçimi; Devletin ekonomiye müdahalesinin her alanda kaldırılması, kontrol ve denetleme gibi görevlerini devretmesidir. Örneğin, asgari ücretin kaldırılması veya belirlenmesi işini sendikalara ve işverene bırakılması talebi özünde bir özelleştirilmedir.
Tüm bunların ışığında TÜVASAŞ’ın özelleştirilen kurumlar arasına girip girmediğini sizlerin taktirlerinize bırakıyoruz.


ARKADAŞLAR;
Özelleştirilme uygulamaları bizim jenerasyonumuzun çalışma hayatında en önemli gündem maddesi olmuştur. Ancak önümüzdeki süreçte çalışma hayatında Özelleştirilme uygulamaları çalışanların gündeminden tamamen düşecektir. Çünkü önümüzdeki 10 lu, 20 li ve 30 lu yıllarda çalışanların gündeminde Otomasyon ve Robot teknolojisinin hızla ilerlemesiyle “İNSAN Gücüne” olan ihtiyacın
azalacak olmasının olumsuz yansımaları önemli yer tutacaktır.
Teknolojinin ilerlemesiyle insana olan ihtiyacın her geçen gün azaldığını daha şimdiden gözlemliyoruz. ATM ler, banka şubelerinin sayısını, bilgisayarlar ve Cep telefonları, ATM lerin sayısını azalttı. Metrolar artık Makinistsiz seferler yapıyor. Uçaklarda Pilotlar şimdilik yolcuya güven hissi verebilmek için psikolojik nedenlerden ötürü bulunuyor. Yakın zamanda Avukatların ve Doktorların
yerini bile Robotlar alacak. İş makineleri onlarca insanın 1 ayda yaptığı işleri bir günde sadece birkaç litre Mazot karşılığı yapıyor. Savaşlar insansız hava araçları ile yapılmaya başlandı. Aynı çalışmalar kara savaşlarında kullanılacak savaş makineleri içinde sürmekte. Şoföre ihtiyaç duyulmayan otomobiller hatta kamyonların sayısı her geçen gün trafikte artıyor. Dün işçilik ucuz diye fabrikalarını Çin’e götüren dünyanın en büyük firmaları fabrikalarının tekrar kendi ülkelerine taşıma kararını alıyorlar.
Çünkü Otomasyon ve robot teknolojisi ülkelerinde öyle hızlı gelişiyor ki neredeyse fabrikalarda işçiye kalmayacak. Yapay zekanın insan ve toplum yaşamına nasıl etkileri olacağını tam olarak bilemiyoruz. Bilenlerde saklıyor. İslam dünyası birbirini öldürmekle meşgul olurken Papanın, yapay zeka
yönünde çalışmalara son verilmesini istemesi insanlık için pek hayırlı olmayacağını, insanın önemini yitirdiği günlere doğru gidilen sürece katkı vereceğini gösteriyor. Teknolojide ki bu gelişmelere bağlı
Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda değişimin ötesinde yaşanacak dönüşümler, geçmişte göçlere bağlı
yaşanan sorunlardan çok daha farklı olaylar ile bizleri karşı karşıya getirecektir. Başta sanayi, tarım olmak
üzere pek çok alanda insan gücüne ihtiyaç kalmayacaktır. İnsanoğlu yakın zaman sonra; “Makinaları ve
Robotları yani yüksek teknolojiyi üretmek için ihtiyaç duyulan bir varlığa dönüşecektir” Bu donanımlara
sahip olamayan insanlar gereksiz ve lüzumsuz varlıklara dönüşecektir. Böyle bir sürece doğru hızla ilerlerken 3 yetmez 5 çocuk yapın tavsiyesinde bulunmanın ilerde yaşanılması kaçınılmaz olan ekonomik
ve sosyal sorunların daha erken yaşanmasına ve hazırlıksız yakalanmasına ortam yaratacaktır.

LİYAKAT MI? SADAKAT MI?
Elbette liyakat. Ancak yeni yönetim anlayışı / sistemi getirilmek istendiği hallerde Kurumu geleceğe taşıyacak, sektördeki yerli yabancı firmalar ile rekabet edebilecek seviye getirecek kadroların teşkilinde Liyakatin yanında Sadakat faktörününde aranması hoşgörü ile karşılanması gereken bir durumdur.
Şirketimizin Kurumsal ve İdari yönlerden daha fazla zaman kaybına tahammülü kalmamıştır. İş barışına ve huzuruna olumsuz etkisi olan her türden tavır ve davranışlara son verilmesi yönünde idare gerekli adımları atmalıdır. Özellikle unvan beklentisi içinde olan kişilerin kurum dışı odaklardan destek arayışlarını sürdürmesi özellikle Daire Başkanı pozisyonlarında görev yapan kişilerin üzerinde
Motivasyonun bozulmasına sebep olan baskı yaratmakta, astları üzerindeki otoritelerinde zafiyet yaşanmalarına sebep olmaktadır. Son atamalar ile önümüzdeki 3-5 yıllık süreçte kurumu yönetecek kadrolar teşkil edilmişse bu personel ile paylaşılmalıdır.
Ulaşım-İş Sendikası olarak sorun olarak gördüğümüz hususlardan birisi de, TÜVASAŞ’ ta yıllardır uygulanan ve bizce hemen terk edilmesi gereken dikine yönetim anlayışıdır. Yetki ve sorumlulukların tek makamda toplanması anlayışı yerine sorumluluk oranında yetkilerin yataya yayılarak birimler daha
işlevsel ve etkin hale getirilmelidir. Buna yönelik olarak TÜVASAŞ’ ın çok acil biçimde Organizasyon yapısı yenilenmelidir. Görevler yeniden tanımlanmalı ve fonksiyonellik gözetilerek birimlerin yapısı
düzenlenmelidir. Tanımsız iş ve görev kalmamalıdır. Gereksiz ve verimsiz operasyonlar iptal edilmelidir.
Üst yönetimden öncelikli beklentilerimiz bu yönde çalışmaların hayata geçirilmesidir.
TCDD de en önemli görev yerleri tekerin dönmesini sağlayan birimlerdir. Dolayısıyla bu görevlerde çalışanların sosyal ve ekonomik yönlerden diğer birimlerde görev yapanlara nazaran bir takım avantajları
mevcuttur. TÜVASAŞ’da durum aynıdır. En önemli görev yerleri Vagonun imal edildiği, onarıldığı Fabrikalardır.

Ama buna rağmen 5 Fabrikanın 4’dü hala vekaleten yönetiliyor. Bugüne kadar görülmemiş bu duruma en kısa sürede çözüm getirilmelidir. Fabrikalarda görev yapılmasını özendirici ve teşvik edici
birtakım imtiyazlar sağlanmalıdır.
KPSS yoluyla iş başı yapan personelin bazıları başka kurumlarda çalışmayı tercih ederek
şirketimizden ayrılıyorlar. Bu yönde düşünce içerisinde olanların sayısına bakıldığında şirket namına çok hoş olmayan bir durum söz konusu oluyor. Bu sorunun en büyük sebebi Genç arkadaşlarımız ile şirket arasında manevi bağı kuracak aidiyet duygusunun oluşamamasıdır. Gençliği sadece yaşamın bir parçası
olarak görmekte doğru değildir. İnsanlar ideallerini, ümitlerini yüksek ve taze tuttukça genç kalırlar.
Bunlardan vazgeçtiğinde yaşlanırlar. Şirketi geleceğe taşıyacak olanlarımız önümüzdeki 30 senelik süreçte kurumda çalışacak olanlardır. Genç arkadaşlarımıza bizler bir abi/abla olarak her konuda destek olurken yönetimde kuruma aidiyet duygusunu oluşturacak çalışmaları vakit kaybetmeden başlatmalıdır.
Saygılarımızla
Cihad KORAY
Gn. Bşk. Yrd.

Bakan Tüfenkci, Öncüpınar ve Çobanbey Sınır Kapısı'nı ziyaret etti

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Sadece Çobanbey ve Azez bölgesi değil diğer bölgelerle de ticaretin artırılması noktasında ve sınır geçişlerinin kontrolü noktasında bir yandan güvenliği artırıcı modern kapıları inşa ederken bir yandan da ticareti geliştirici ve kolaylaştırıcı kapıları yapıyoruz.” dedi.

Tüfenkci, Kilis Öncupınar Sınır Kapısı’nı ziyaretinde gazetecilere yaptığı açıklamada, kapının kısa zamanda revize edilerek hem kapasitesini hem hizmetini geliştireceklerini söyledi.

Gelişmelere paralel olarak Türkiye’nin Suriye’deki ticaretin gelişmesine ve Türkiye’deki iş adamlarının daha rahat ihracat yapmaları noktasında Öncüpınar Sınır Kapısı’nı rantabl hale getirmek istediklerini anlatan Tüfenkci, kapıyı onun için incelediklerini ifade etti.

 Kapıdaki personele teşekkür ettiklerini, ilk defa kuyruk görmediklerini anlatan Bakan Tüfenkci, şunları kaydetti:

 “İstiyoruz ki hem çalışılan ortamları iyileştirelim ama aynı zamanda dış ticaretimizi geliştirecek, kolaylaştıracak adımları atalım. Kilis’te entegre bir yapı içerisinde, buradaki esnaf kardeşlerimizin de kazanacağı bir duruma getirelim. Biraz sonra da Çobanbey Sınır Kapısı’na gideceğiz. Orada da kapı olarak açılması noktasında kararımızı almıştık. İnşallah Ankara’ya dönünce gerekli ödeneği de gönderip Sayın Valimiz nezaretinde orada büyük bir kapıyı oluşturmuş olacağız.”

Her oyuna, her söylentiye karşı kendilerinin Türk girişimcisine ve insanına güvendiğini vurgulayan Tüfenkci, ülkeye güvenerek üretim yapanları ülkenin bugüne kadar hiç bir şekilde mahcup etmediğini dile getirdi.

Daha sonra Çobanbey Sınır Kapısı’na geçen Tüfenkci ve beraberindekileri burada Suriyeli çocuklar, İstiklal Marşı ile karşıladı.

Kapının Suriye tarafındaki çalışmaları da yerinde inceleyen Tüfenkci, burada yaptığı konuşmada, Çobanbey Sınır Kapısı’nın bakanlığın kararıyla B grubu iken A grubuna alındığını söyledi.

Fırat Kalkanı Harekatı sonrası Suriye’deki insanları ihtiyaçlarının giderilmesi ve bölgenin Türkiye ile ticaretinin geliştirilmesi adına önemli bir adım olduğunu anlatan Tüfenkci, şöyle konuştu:

“Sadece Çobanbey ve Azez bölgesi değil diğer bölgelerle de ticaretin artırılması noktasında ve sınır geçişlerinin kontrolü noktasında bir yandan güvenliği artırıcı modern kapıları inşa ederken bir yandan da ticareti geliştirici ve kolaylaştırıcı kapıları yapıyoruz. Çobanbey kapısının, faaliyete geçmesiyle beraber hem Kilis’e hem Gaziantep’e hem de Türkiye’ye önemli katkısı olacak. En önemlisi de hem karşıdaki yerleşim yerleriyle Türkiye tarafında bir ticari potansiyeli ortaya çıkarmış olacağız. Sahaya baktığımızda AFAD’ın aktarım lojistik merkezi ve görevlileri burada. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin göçmenlere 30 milyar doları nereye harcadığını soruyordu gelsin buralara baksın, Kilis’e baksın. Biz hastanelerimizle, okullarımızla, yollarımızla ve belediye hizmetlerimizle hizmet ediyoruz.”

Bazı kesimlerin yaptığı yardımları önemsizmiş gibi gösterme gayretinde olduğuna işaret eden Tüfenkci, böyle davrananların Kilis’e gelmesi ve verilen hizmetleri yerinde görmesi gerektiğini hatırlattı.

Türkiye’nin AFAD ve Türk Kızılayı dışında sivil toplum kuruluşları aracılığıyla da ciddi yardımlar yaptığının altını çizen Tüfenkci, yardımları siyasete konu yapabilecek kadar siyaseti ucuzlatanları millete havale ettiklerini sözlerine ekledi.

Haberler

 

Bakan Tüfenkci, Öncüpınar ve Çobanbey Sınır Kapısı’nı ziyaret etti

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Sadece Çobanbey ve Azez bölgesi değil diğer bölgelerle de ticaretin artırılması noktasında ve sınır geçişlerinin kontrolü noktasında bir yandan güvenliği artırıcı modern kapıları inşa ederken bir yandan da ticareti geliştirici ve kolaylaştırıcı kapıları yapıyoruz.” dedi.

04 Aralık 2017 Pazartesi

 

Bakan Tüfenkci, Kilis’te

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, çeşitli temaslarda bulunmak ve sınır kapılarını yerinde incelemek amaciyla Kilis’e hareket etti.

03 Aralık 2017 Pazar

 

2017 yılı Kasım Ayı geçici Dış Ticaret, Şirket, Esnaf ve Kooperatif Veri Bülteni

Resmi Dış Ticaret, Şirket, Esnaf ve Kooperatif İstatistikleri Bakanlığımız idari kayıtlardan derlenerek üretilmektedir.

02 Aralık 2017 Cumartesi

 

Bakan Tüfenkci, 15 Temmuz Milli İrade Ocakları Derneğini ziyaret ederek, dernek faaliyetleri hakkında bilgi aldı.

Bakan Tüfenkci, “15 Temmuz’da oyun oynadılar. Şu anda ekonomik anlamda oyunlar oynuyorlar.”dedi.

02 Aralık 2017 Cumartesi

 

Bakan Tüfenkci; Battalgazi Belediyesinde Doğanşehir ilçesi muhtarlarıyla bir araya geldi

Bakan Tüfenkci Malatya Doğanşehir ilçesi muhtarlarıyla bir araya gelerek başta tütün konusu olmak üzere muhtarların sorun ve taleplerini dinledi

02 Aralık 2017 Cumartesi

 

Bakan Tüfenkci, Türk Hava Kurumu (THK) Malatya Şubesinin açılışına katıldı

Bakan Tüfenkci,”önemli olan Malatya’ya böyle bir yüksekokulun kazandırılması”dedi.

02 Aralık 2017 Cumartesi

 

Bakan Tüfenkci, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Meslek Eğitimini Geliştirme Kurulu Toplantısını gerçekleştirdi

Bakan Tüfenkci, “PTT ile de esnaf ve sanatkarlarımız için iş birliği yaptık. Esnafımıza ayrıcalıklı işlem yapılacak, çok farklı avantajlar sağlanacak. Çalışmalarımızı tamamlamak üzereyiz, yakında lansmanını yapacağız” dedi.

30 Kasım 2017 Perşembe

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Ankara’nın ‘En’leri Ödül Töreni gerçekleştirildi

Bakan Tüfenkci, “Esnaf ve tacirimiz, ülkemizde bir daha oyunlar oynanmaması için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ‘evet’ dedi. 2019’da da inşallah istikrardan, güvenden, tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devletten yana tavır koyacaktır.” dedi.

27 Kasım 2017 Pazartesi

 

Bakan Tüfenkci, Kanal 7’de Başkent Kulisi Programına Katıldı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Kanal 7 Ankara Stüdyolarında Mehmet Acet’in sunduğu Başkent Kulisi programının konuğu oldu

26 Kasım 2017 Pazar

 

Bakan Tüfenkci, AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığını ziyaret etti

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “ilk çeyrekte yüzde 5,2, ikinci çeyrekte yüzde 5,1, üçüncü çeyrekte de inşallah, yüzde 6’ların çok üzerinde bir büyümeyi, yıl sonunda da aynı rakamlara yakın bir büyümeyi Türkiye yakalamış olacak. 2018’de biz yüzde 5,5 büyüme öngörüyoruz.” dedi.

27 Kasım 2017 Pazartesi