kategori Arşivleri: Türkiye

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’ndan bankalara çağrı

Tüm bankaları sıkıntıya düşen firmalara destek olmaya çağıran Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Şirketlerimiz bankalar tarafından ‘limit bitti’ denip başvurusu dahi alınmadan geri çevriliyor. Buradan tüm bankalara seslenmek istiyorum. Bu dönem karlılık düşünecek, şirket seçecek dönem değil” dedi.​Hisarcıklıoğlu konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
“Tüm dünya Koronavirüs salgını dolayısıyla oldukça zor bir dönemden geçiyor. Bu dönemde ülkemizde de pek çok işletmemizin faaliyetleri geçici olarak durduruldu. Birkaç sektör dışında  tüm firmalarımızda da ciddi ciro kayıpları var.
Devletimiz bu dönemde ekonomik etkileri kontrol altında tutabilmek için birçok tedbir açıkladı. Bu tedbirlerin ana omurgasında da vergi ertelemeleri, kısa çalışma ödeneği ve düşük maliyetli işletme kredileri var. Her üç tedbir de firmalarımızın faaliyetlerinin devam etmesi ve istihdamın korunması için çok önemli.


Özellikle kredi genişlemesinin sağlanabilmesi için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı tedbirler kapsamında KGF’nin kefalet kapasitesi 250 milyar lira artırıldı.
Ancak, 81 ilden oda ve borsalarımıza gelen şikayetler bu kredilerin bankalar tarafından finansman sıkıntısı çeken firmalarımıza ulaştırılmasında sıkıntılar yaşandığını gösteriyor. Şirketlerimiz bankalar tarafından “limit bitti” denip başvurusu dahi alınmadan geri çevriliyor. Hatta koronavirüsten olumsuz etkilenen firmalarımızın değil de, kredibilitesi yüksek büyük firmalara kredi kullandırıldığı yönünde de eleştiriler var.
Buradan tüm bankalara seslenmek istiyorum. Bu dönem karlılık düşünecek, şirket seçecek dönem değil. Hepimiz aynı gemideyiz. Reel sektör olmazsa bankacılık kesimi de olmaz. Devletimiz zaten riskin %80’ini üstleniyor. Tüm bankalarımızı sıkıntıya düşen tüm firmalarımıza destek olmaya çağırıyorum”.

Hisarcıklıoğlu, Türk Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri ile görüştü

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı olarak TTSO Üyeleri ile video konferans yoluyla toplantı yaptı. ​

Toplantıya Türk Keneşi Genel Sekreteri Baghdad Amrayev ile Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan Oda Başkanları ve Macaristan, Kırgızistan Odaları katılım sağladı.

Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemlerin paylaşıldığı toplantıda, Hisarcıklıoğlu Türkiye’de alınan tedbirleri katılımcılarla paylaştı

AP Lideri Dr. Vecdet Öz "Devlet babadır, böyle bir günde kesenin ağzını açmayacaksınız da ne zaman açacaksınız?.."

Adalet Partisi Genel Başkanı Dr. Vecdet Öz ” Parayı nereden bulursunuz bilmem.. ancak elinizi çabuk tutunuz zira yardım edecek bir millet bulamayacak ve bunun altında kalacaksınız!.. “

MİLLİ DAYANIŞMA BİZLERİN RUHUNDA VARDIR!..

Ancak devletin kaynakları yetmediği an..

Her felakette millete avuç açan hükümete soruyorum?..

Şu anda vatandaşa kaynak olarak aktarmanız gereken;

İşsizlik fonundaki 131 milyar TL. nerede?.

Merkez Bankasında kara gün akçesi olarak saklanan 40 milyar TL. nerede?.

15 Temmuz vakfı adı altında toplanan 300 milyon TL. nerede?.

Ayıptır ayıp, hemde çok ayıp!..

Sarayda oturup kirada oturanlardan, asgari ücretliden, iflasın eşiğinde çırpınan esnaftan, köylüden, işadamından para istiyorsunuz..

Hani Anadolu’da bir söz vardır:
“ben umarım bacımdan,bacım ölür acından..”

Devletin vatandaşa yardım etmesi gereken mücbir bir günde utanmadan el açıp zordaki vatandaştan yardım dileniyorsunuz..

Devlet babadır, böyle bir günde kesenin ağzını açmayacaksınız da ne zaman açacaksınız?..

Adalet Partisi Genel Başkanı Dr. Vecdet Öz

Açamıyorsunuz çünkü devletin kasasını boşalttınız!..

Milyarlarca liralık kul hakkını yandaşlara peşkeş çektiniz!..

Şimdi de gidin yardımı yandaştan dilenin!..

Milletin anasına küfreden Mehmet Cengiz’in bir gecede 400 milyon tl vergi borcunu sildiğiniz, şimdi gidin parayı ondan isteyiniz..

Verdiğiniz büyük ihalelerle milyarlarca lira akıttığınız diğer yandaşlara avuç açınız..

Milyarlarca lira akıttığınız cemaat hamisi TÜRGEV’den isteyiniz..

Ayakkabı kutularına para istifleyen rüşvetçi avanenizden isteyiniz..

Korona salgınında tam bir sokağa çıkma yasağı ilan etmenin kesin çözüm olduğunu biliyorsunuz ancak millete ekonomik yardım yapamayacağınızı bildiğiniz için buna cesaret edemiyor ve vatandaşın hayatıyla oynuyorsunuz!..

Parayı nereden bulursunuz bilmem.. ancak elinizi çabuk tutunuz zira yardım edecek bir millet bulamayacak ve bunun altında kalacaksınız!..

DİSK "Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz"

Nisan 2020 Pazartesi günü saat 12:00’da “Zoom” üzerinden gerçekleştirilen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu’nun katıldığı online basın toplantısında okunan basın açıklaması metni

Değerli basın emekçileri,

Covid-19 salgını döneminde ikinci çevrimiçi basın toplantımızda sizlerle birlikteyiz.

Hepinize, bütün işçilere ve yurttaşlara sağlıklı günler diliyorum.

Öncelikle Covid-19 ile mücadeleyi canları pahasına yürüten sağlık çalışanları başta olmak üzere işinin başında olanları sevgiyle saygıyla selamlıyor ve bu onurlu mücadelede yaşamını kaybeden hocalarımızın ve sağlık çalışanlarının anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Covid-19 salgınında yitirdiğimiz yüzlerce yurttaşımızı saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bu büyük felaketi, bu eşi görülmemiş salgını bilimle, bilim insanlarının ve emekçilerinin çabaları ile yeneceğiz.

Covid-19 ile mücadele öncelikle bir halk sağlığı mücadelesidir. Öncelik halkın sağlığının korunmasıdır. Ve en baştan hatırlatmamız gerekirse milyonlarca işçi ve ailesi de halkın büyük kısmını oluşturmaktadır. Ancak başından beri vurguladığımız gibi salgınla mücadele tıbbi olduğu kadar sosyal bir mücadeleyi de gerektiriyor.

Covid-19 salgını öte yandan dünyada ve Türkiye’de milyonlarca çalışanın işini ve gelirini kaybetmesine yol açıyor. Türkiye tarihinin en büyük işsizlik felaketi ile yüz yüzeyiz.

DİSK olarak başından beri böylesine vahim ve uzun dönemli etkileri olacak bir salgınla mücadelenin birden çok boyutu olduğunu vurguluyoruz. Salgınla mücadelenin sosyoekonomik boyutunun ciddiyetine dikkat çekiyoruz. Bugüne kadar, yapılması gerekenleri zamanında ve ayrıntıları ile açıkladık, kamuoyuna ve yetkililere sunduk.

Üzülerek söylemek zorundayım ki ısrarla dile getirdiğimiz ve kamuoyunda büyük yankı bulan öneri ve taleplerimiz yetkililerce dikkate alınmadı.

Vakit giderek daralıyor.

Üzerimizdeki kamusal sorumluluk gereği, halkımıza ve Türkiye işçi sınıfına karşı sorumluluğumuz gereği, bilime, akla ve hukuka bağlılığımızın gereği, bugün bir kez daha kamuoyunun karşısındayız.

Yaptıklarımızı anlatacağız, yapacaklarımızı ve Hükümet’in yapması gerekenleri açıklayacağız.

DİSK olarak hem merkezi düzeyde hem de sendikalarımız tarafından Covid-19 ile mücadelede önemli adımlar attık.

Bugün bunları sizlerle paylaşmak istiyoruz.  Covid-19 vakasının ilk olarak ortaya çıktığı 11 Mart 2020 tarihinden bu yana bütün çalışmalarımızı salgının yaratacağı sosyal tahribatla mücadeleye yönelttik.

Salgınla mücadelede alınması gereken sosyal ve ekonomik önlemleri kamuoyuna sunduk. Bunları Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile paylaştık. Yerel düzeyde alınabilecek önlemler konusunda DİSK Genel Merkezi ve üye sendikalarımız aracılığıyla yetkililerle temasa geçtik.

Kamuoyuna mal olan temel taleplerimiz her platformda açıkladık. Bu taleplerimizi hatırlatmak isterim.

1- İşten çıkarmalar yasaklanmalı

2- Zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında ücretli izin uygulanmalı

3- Tüm çalışanların gelirleri güvence altına alınmalı

4- İşsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı

5- Fatura ve kredi borçları ertelenmeli

6- En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli

Covid-19 ile mücadelenin sosyal boyutunu güçlendirmek için diğer iki işçi konfederasyonu Türk-İş ve Hak-İş ile üç temel ilke konusunda mutabık kaldık ve şu üç öneriyi üç konfederasyon kamuoyuna duyurduk.

1- İşten çıkarmaların yasaklanması

2- Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretiminin durdurulması

3- Gelir kayıpları için kısa çalışma ve işsizlik ödeneğinin koşulsuz devreye sokulması

Ayrıca KESK, TTB ve TMMOB ile salgınla mücadelede 7 temel talep etrafında yaygın bir imza kampanyası başlattık. Bu kampanya büyük yankı buldu. Yüzlerce emek ve meslek örgütü ile siyasi parti ve dernek, yüzlerce milletvekili, aydın, sanatçı, gazeteci ve on binlerce yurttaş bu kampanyaya destek verdi.

Ayrıca DİSK olarak bir yandan uluslararası sendikal alanda yaşanan gelişmeleri öte yandan konuya ilişkin verileri de zamanında ve hızlı biçimde kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bu süreçte en önemli hedeflerimizden biri de üyelerimizin Covid-19’a karşı sağlıklarının, işlerinin ve gelirlerinin korunması. Bugün sizlerle DİSK olarak örgütlü olduğumuz işyerlerindeki tabloyu ve üyelerimizin sağlıklarını, işlerini ve gelirlerini korumak için yaptığımız çalışmaları paylaşmak istiyorum.

Sendikalarımızdan gelen bilgilere göre Genel-İş, Lastik-İş ve Birleşik Metal-İş sendikalarımızın örgütlü olduğu işyerleri başta olmak üzere en az 88 üyemizde Covid-19 pozitif tespit edilmiştir. En az 172 üyemiz karantinadadır. Ne yazık ki Genel-İş üyesi bir arkadaşımızı Covid-19 nedeniyle, Lastik-İş üyesi bir arkadaşımızı da Covid-19 şüphesiyle kaybetmiş bulunuyoruz.

Sendikalarımız bu süreçte örgütlü oldukları kamu ve özel işyerlerinde salgına karşı etkin önlemler alınması için, Covid-19 pozitif vakaların olduğu işyerlerinde üretimin durdurulması için harekete geçti, gereken yerlerde üretimi durdurdu ve kamu makamları ile işverenler nezdinde girişimlerde ve uyarılarda bulundu.

Bazı işyerlerinde üyelerimiz çalışmaktan kaçınma haklarını kullandı. Sendikalarımız işyeri düzeyinde ücretsiz izin uygulamalarına karşı çıktı ve işin durması ve azalması durumunda kısa çalışma olanağının kullanılmasını talep etti ve büyük oranda sonuç alındı.

Bildiğiniz gibi DİSK üyelerinin önemli bir bölümü belediyeler ve hizmet sektörü gibi zorunlu ve temel hizmetlerin yürütüldüğü işyerlerinde çalışıyor. Zorunlu olarak çalışan üyelerimizin sağlıklarının ciddi bir biçimde korunması için kamu ve özel sektör işverenleri ile sürekli temas halindeyiz, önlemleri denetliyoruz ve eksik saptadığımızda bunların giderilmesi için harekete geçiyoruz.

Bu kapsamda eksik veya kalitesiz koruyucu malzeme ile ilan edilen sosyal mesafe kuralına uygun olmayacak şekilde çalıştırılan işverenler uyarılmış, belediyelerde zorunlu ve yaşamsal önem taşımayan işlerden vazgeçilmesi, işçilerin bu işlerde çalıştırılmaya son verilmesi istenmiştir.

Bilindiği gibi kamuda çalışma düzeni 22 Mart tarihinde yayınlanan genelge ile belirlenmişti. Bu genelgenin belediyelerde kadrolu-şirket işçisi ayrımı olmaksızın uygulanması hukukun gereğidir. Bu konuda uyarılarımız yapılmıştır. Buradan bir kez daha belediye şirketlerinin kamusal niteliğini hatırlatmak gereğini duyuyoruz.

Ayrıca bu dönemde en kritik alanların başında gelen sağlık hizmetinin bir ekip hizmeti olduğunu, sağlık çalışanları arasındaki ayrımcılığa da son verilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

Sendikalarımızın yaptığı çalışmaları ve DİSK’in Covid-19 ile mücadeleye ilişkin yaptıklarını ayrıntılı bir raporla yakında kamuoyuna sunacağız.

Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim. Sendikalarımızdan gelen bilgiler sendikalı işyerlerinde işçiler olarak kendimizi korumanın daha olanaklı olduğunu gösteriyor. Ancak milyonların çalıştığı sendikasız işyerlerinde, daha doğrusu sendikasız bırakılan işyerlerinde durum çok daha vahim.

İşte bu işyerlerinde çalışanların sağlığının, işinin ve gelirinin korunması için çok daha net kamusal politikalara, sosyal politikalara ihtiyaç var.

Değerli basın emekçileri

Şimdi ülkeyi yönetenlerin yaptıkları ve yapmadıkları ile yapılması gerekenler üzerinde durmak istiyorum.

Hükümet etkin önlemler almakta geç kalıyor ve geçen her gün tehlikeyi büyütüyor.

Salgınla mücadelenin en etkin yolunun evde kalmak ve teması kesmek olduğu artık herkes tarafından biliniyor ve ısrarla söyleniyor. Evde kalmak tek çözüm.

Aklın ve bilimin gösterdiği çözüm bu. Kesinlikle evde kalmak! Ancak aklın ve bilimin gösterdiği yol ısrarla takip edilmiyor.

Milyonlarca işçi halen işe gitmek zorunda bırakılıyor. Milyonlarca işçi her gün servise biniyor, toplu taşıma kullanıyor. İşyerlerinde diğer işçilerle yan yana çalışıyor, yemekhanelerde yemek yiyor, soyunuyor, giyiniyor.  Sonra evine, ailelerinin yanına gidiyor.

Halk sağlığı hizmetlerindeki tüm çalışanlara, sağlık ve belediye çalışanları başta olmak üzere zorunlu olarak çalışan tüm emekçilere ayrımsız olarak, eksiksiz ve nitelikli kişisel koruyucu ekipman sağlanmalı, düzenli test ve sağlık taraması yapılmalıdır.

Öte yandan bu süreçte kadına yönelik şiddeti artıyor. Kadınlar salgın günlerinde şiddete karşı güvencede olmayı talep ediyor. Kadına yönelik artan şiddete karşı kamu otoriteleri acilen önlem almalıdır.

Evet Covid-19 dil, din, cinsiyet, milliyet ayırımı yapmıyor. Ancak Covid-19 ile mücadelede açık bir sınıf ayrımcılığı yaşanıyor.  İşçiler ölüme gönderilirken “evde kal” çağrıları yapılıyor.

İşçilere dönük ayrımcılık ve önemsememe öyle boyutlara ulaştı ki artık vicdanlar sızlıyor. Bilindiği gibi salgınla mücadelede 65 yaş üstünün ardından 20 yaşın altına da sokağa çıkma yasağı geldi.

Ancak 20 yaş altına getirilen sokağa çıkma yasağından 24 saat sonra, 18-20 yaş arası çalışanların bu yasaktan muaf oldukları, yani işe gidebilecekleri açıklandı. 20 yaş altında toplam çalışan sayısı 1 milyon 531 bindir. Bunların 720 bini 17 yaş ve altı çalışan çocuk işçilerdir. Bunları dışındaki 811 bin genç işçinin işe gitme mecburiyetinde bırakılması insafsızlıktır, vicdansızlıktır ve izansızlıktır.

İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında tüm işler en az 15 gün süreyle durdurulmalıdır

Oysa bu genç işçilere üç ay boyunca sağlanacak asgari ücret desteğinin toplamı 5,6 milyar TL’dir. Ülkeyi yönetenler 811 bin gence 5,6 milyar TL ödemek yerine onları ölüme gönderiyorlar. Bu ülkenin, genç işçileri salgına karşı korumak için ayıracağı 5-6 milyar lirası yok mu?

Elbette var. Daha fazlası var. Sadece İşsizlik Sigortası Fonu’nda 132 milyar TL var. Olmadı Merkez Bankası var. Bağış yapmak yerine bütçeye kaynak aktarabilir. En önemlisi servetin yüzde 42’sini elinde tutan toplumun yüzde 1’i var, sürekli vergi aflarıyla vergileri sıfırlanan devasa şirketler var.

Bilim salgınla mücadele için Evde Kalın diyor. Ama Hükümet “evde kalmak” için gerekli adımları atmıyor. Evde kalmanın yaygın ve etkili olabilmesi için gerekli olan zorunlu ve acil işler dışında işleri durdurmaya yanaşmıyor, çarklar dönmeye devam etmeli diyor. Siyasi kaygılarla bilim dışı kararlar alıyor, ülkenin geleceğini karartıyor.

Çarkların dönmesi daha çok işçinin hasta olması demek, çarkların dönmesi demek daha fazla temas demek, daha fazla risk demek.

Salgına karşı yaşamı savunmalıyız, parayı pulu değil.

Şimdi enflasyon hesabı yapmanın zamanı değil.

Şimdi bütçe açığı ve üretim hesabı yapmanın zamanı hiç değil.

İnsanlar can derdinde, iş ve aş derdinde.

Her şeyden önemli olan budur.

Bilim evde kalın diyor. Evde kalmanın yegâne yolu zorunlu ve acil işler dışındaki işleri durdurmak ve işten çıkarmaları yasaklamaktır.

Ancak maalesef işveren örgütleri bilimin gösterdiği yolu göz ardı ediyor. İnsanlar can derdindeyken, işçiler ve aileleri risk altındayken “Üretim ve hizmet kapasitemizi koruyarak üretmeye devam edelim”diyorlar. Bu yaklaşım, ölen ölür kalan sağlar bizimdir demekten farklı değildir. Bu zincirlerinden boşalmış kapitalist zihniyeti reddediyoruz.

Bugün işçilere, hayatını riske atarak çalışma zorunluluğu getirenleri bilimin ışığında uyarmayı bir borç biliyoruz:

“Çarklar dönecek” dayatmanızın en büyük bedelini bu salgın koşullarında çalışmak zorunda bıraktığınız büyük oranda örgütsüz işçiler ve aileleri ödeyecektir. Ancak meselemiz salgındır ve bedel bununla sınırlı kalmayacaktır.

Ezberlenmiş sınıfsal reflekslerle milyonlarca işçinin salgın sürerken hiç de zorunlu olmayan işlerde çalıştırılmasının bedelini bütün bir toplum ödeyecektir.

Evde Kalması fiilen engellenen işçiler olarak, “Evde kalmak benim de hakkım” diyerek atacağımız her adım meşrudur ve sadece kendimiz için değil toplumun ve ülkenin bu salgına karşı savunmasını sağlayacaktır. Evde kalma mücadelesi memleket mücadelesidir!

Salgının yükseliş dönemindeyiz. Dünya örnekleri de göstermiştir ki salgının alevlenme döneminde, toplumsal bulaşın yaygın olduğu, enfekte insan sayısının katlanarak arttığı dönemlerde zorunlu işler dışında her yerde mutlak izolasyonu sağlamak şarttır.

Covid-19 salgınının bilimsel takibi ile yükselişin sona erip bulaşma ve hasta olma sayısında grafiklerin plato çizmesi ve salgının kontrol altına alındığının bilimsel kabulüyle birlikte gerekli tüm önlemler alınarak aşamalı olarak işbaşı yapılması anlaşılabilir.

Bugün, Sağlık Bakanı’nın da her fırsatta söylediği gibi, enfekte bir kişinin en az 16 kişiye hastalık bulaştırdığı dönemde, işçiler açısından, 6331 Sayılı yasanın 13. Maddesinde de açıkça belirtildiği gibi“ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durum” mevcuttur ve “çalışmaktan kaçınma hakkı”vardır. DİSK ve DİSK’ e bağlı sendikalar bu hakkın kullanımı için gerekli hazırlıkları yapmıştır ve pozitif vaka tespit edilen işyerlerinden başlayarak bu hakkın kullanımını hayata geçirmeye devam edecektir.

Covid-19 salgını ile birlikte akılları başa almanın zamandır. Neoliberal küreselleşmenin iflası tam olarak tescil edildi. Şimdi sosyal devlete dönmenin, kamucu ve toplumcu politikaların zamanıdır.

Salgının tahribatı büyüyor. Bu tahribatı azaltmak için hala yapılması gerekenler var.

Üzerimize düşen tarihsel sorumlulukla Hükümet’e bir kez daha çağrı yapıyoruz. Covid-19 salgını ile mücadele için ortak akla ihtiyaç var. “Ben dedim oldu” zihniyeti ile Covid-19 yenilmez. Bilimin ve aklın yol göstericiliğinde ve katılımcı bir yöntemle salgınla mücadele edilebilir.

Acil atılması gereken adımları bir kez daha sıralıyoruz:

  • Zorunlu ve acil işler dışında mal ve hizmet üretimi salgın süresince durdurulmalı ve yurttaşların böylece evde kalması sağlanmalıdır.
  • İşten çıkarmalar yasaklanmalı ve tüm çalışanların geliri güvence altına alınmalıdır. Halen işten çıkarılan işçilerin işsizlik sigortasından koşulsuz yaralanması sağlanmalı. İşlerin durmasıyla gelir kaybına uğrayan işçilere kısa çalışma ödeneğinden koşulsuz destek sağlanmalıdır.
  • Başta büyük kentler olmak üzere etkili bir karantina uygulanmalı
  • Karantina ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle işini ve gelirini kaybedenlerinin kendilerinin ve ailelerinin geçimi devlet tarafından sağlanmalıdır.
  • Karantina sürecinde kadına yönelik artan şiddete karşı İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır.
  • Hanelerin temel tüketim faturaları ve borçları ertelenmelidir.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.

Covid-19’a karşı toplumsal dayanışmaya, güçlü sosyal politikalara ve sosyal devlete ve bilimin yol göstericiliğinde ortak akla ihtiyacımız var.

Haberler

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

7 Acil Önlem İmzacıları Hükümeti Bu Önlemleri Almaya Çağırıyor!

Covid-19 salgını ile etkin mücadelede onbinlerce yurttaşın, aydının, akademisyenin, sanatçının milletvekilinin ve kurumun ortak iradesini yansıtan #YediAcilÖnlem metninin imzacıları yayımlandı.Read more ›ON 4 NİSAN 2020 12:20 /

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Covid-19 gündemli videokonferans

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Osman Yıldız ile videokonferans toplantısı gerçekleştirdiRead more ›ON 3 NİSAN 2020 12:35 /

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin yedi acil önlem metni imzaya açıldı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Covid-19 salgını ile etkin mücadelede halkın sağlığını, işini ve aşını korumak için 7 önlem açıkladı. Kişi ve kurumların imzasına açılan ortak metni ve imza formunu yayımlıyoruz.Read more ›ON 31 MART 2020 17:15 /

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

Kemalpaşa ve Bandırma’da toplu sözleşme sevinci

İzmir Kemalpaşa Belediyesi ile Balıkesir Bandırma Belediyesi’nde çalışan Genel-İş Sendikamız üyesi işçilerin toplu iş sözleşmeleri bağıtlandı. Kemalpaşa ve Bandırma’da yapılan törenlere DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çalışkan da katıldı.Read more ›ON 13 MART 2020 12:38 /

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı beraat etti: “Doğru bildiklerimizi söylemekten vazgeçmeyiz”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde yaptığı konuşma nedeniyle hakkında açılan davadan beraat etti.Read more ›ON 9 MART 2020 18:44 /

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yargılanıyor

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sapanca’da katıldığı bir panelde ifade ettiği görüşleri nedeniyle hakim karşısına çıkıyor.Read more ›ON 8 MART 2020 18:30 /

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Genel Başkanımız Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi sempozyumuna katıldı

Kocaeli Barosu tarafından düzenlenen Çalışma Hayatında Kadının Mücadelesi adlı sempozyuma katılan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadın işçilerin çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunları ve mücadelelerini anlattıRead more ›ON 6 MART 2020 17:48 /

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

Toplumsal cinsiyet eşitliği DİSK Tüzüğü’nde: DİSK’te kadınların daha etkin olacağı yeni bir dönem başlıyor

DİSK 16. Genel Kurulu’nda kadın işçilerin görüş ve önerileri doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan tüzük değişiklikleri yapıldıRead more ›ON 6 MART 2020 15:20 /

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komisyonu’ndan 8 Mart programı

DİSK Kadın Komsiyonu, 8 Mart programını açıkladı.Read more ›ON 5 MART 2020 17:26 /

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Emek, Barış Ve Demokrasi Anıt Meydanı Ve Anma Yeri Proje Yarışması sonuçlandı

Ankara’da 103 kişinin can verdiği katliamın gerçekleştiği Ankara Garı önünün anıt meydan haline dönüştürülmesi için DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve 10 Ekim-Der tarafından düzenlenen “Emek, Barış, Demokrasi Anıt Meydanı ve Anma Yeri Uluslararası Fikir ve Tasarım Projesi Yarışması” tamamlandıRead more ›

“Koronavirüs salgınının üstesinden gelecek imkân, moral ve kararlılığa sahibiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı konuşmada, “Bu salgının üstesinden gelecek sadece imkâna değil, aynı zamanda morale ve kararlılığa da sahibiz. Karamsarlığa da rehavete de kapılmadan her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak tedbirlerimizi adım adım alıyor, hayata geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından Huber Köşkü’nde basın açıklaması yaptı.  Toplantıda ele alınan konular ve Koronavirüs ile mücadeleye dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kabinemizin 26. toplantısını az önce tamamladık. Bu toplantımızda Koronavirüs salgınıyla ilgili özellikle ekonomik gelişmeleri ve güvenlik konularını da değerlendirdik.

“DEVLET OLARAK TÜM VATANDAŞLARIMIZA ÜCRETSİZ ŞEKİLDE MASKE ULAŞTIRMAKTA KARARLIYIZ”

Kovid-19 hastalığı ile mücadele kapsamında gereken tedbirleri peyderpey alıyoruz. Son olarak 30 büyükşehrimiz ile Zonguldak ilimize araç giriş çıkışını belli istisnalar haricinde durdurduk. Sokağa çıkma sınırlandırmasını 65 yaş üstünün yanı sıra 20 yaş altı gençlerimizi ve çocuklarımızı kapsayacak şekilde genişlettik. Pazar yerleri ve marketler gibi halkımızın toplu olarak bulunduğu mekânlarda maske takılmasını zorunlu hâle getirdik. Bunun yanında pazar yerlerinde tahtalar arasındaki ayrılıklar konusunu ise hassasiyetle ele aldık ve bu konularda da valiliklerimiz bu süreci çok daha yakından takip edecekler.

Valiliklerimiz e-devlet ve PTT aracılığıyla talep eden tüm vatandaşlarımıza ücretsiz maske dağıtımına başladık, başlıyoruz, devam edeceğiz. Burada şunu da açıkça söyleyeyim: Kesinlikle parayla maske satışı yasaktır. Marketlerde verilen maskeler de ücretsizdir. Salgın bitene kadar vatandaşlarımızın tamamına yetecek maske stokumuz ve üretim planlamamız vardır. Devlet olarak tüm vatandaşlarımıza ücretsiz şekilde maske ulaştırmakta kararlıyız.

“SOSYAL MESAFEYE ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ”

Ayrıca, evlerinden dışarıya çıkmak zorunda kalan vatandaşlarımızın üç adım veya iki metreden daha yakın mesafede bulunmamalarını istiyoruz. Burada özellikle bu sosyal mesafeye çok çok dikkat etmeliyiz. Her şehrimizde bulunan il hıfzıssıhha kurulları ile uygulamaların yürütülmesinden sorumlu il pandemi kurulları ihtiyaca göre gerekirse ilave tedbirler de geliştirebiliyorlar. Hastalığı yayma tehlikesi olan bina, sokak, cadde, köy, mahalle, belde ve hatta ilçe düzeyindeki tümü yerleri tümüyle karantinaya alıyoruz.

Evlerinde kalmalarını rica ettiğimiz 65 yaş üstü vatandaşlarımız ile kronik hastalığı olanların ihtiyaçları için Türkiye’nin her yerinde Vefa Sosyal Destek Grupları oluşturduk ki valiliklerimizin kontrolü altındadır. Bu ekipler aracılığıyla şimdiye kadar 65 yaş üstü veya kronik hastalığı olan 1 milyon 320 bin vatandaşımızın temel ihtiyaçlarıyla ilgili taleplerini yerine getirdik.

İlk, orta ve yükseköğrenim öğrencilerimizin eğitimlerini internet ve televizyon yoluyla yürüterek bu dönemi değerlendirmelerini temin ediyoruz. Çalışan ve görevli olanlar dışındaki tüm vatandaşlarımızın evlerinde kalmalarını sağlayarak insan hareketliliğini asgari düzeye indirmekte kararlıyız. Böylece önce virüsün yayılma hızını durdurmak, sonra da geriletmek suretiyle inşallah bu musibetten tamamen kurtulacağız.

“HASTANELERİMİZDE TEŞHİS VE TEDAVİ KONUSUNDA HERHANGİ BİR SIKINTIMIZ YOKTUR”

Test sayısında günlük 20 bini geçerek hastaları tespit ve virüsün yayılmasını engelleme konusunda önemli bir eşiği daha aştık. Hastanelerimizde teşhis ve tedavi konusunda herhangi bir sıkıntımız yoktur. Şu ana kadar hem sağlık hizmetleri hem gıda ve temizlik malzemeleri tedariki hem de kamu güvenliği bakımından hamdolsun kayda değer bir meseleyle karşılaşmadık. Bu arada yoğun bir çalışmayla Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın alanında bin odalık hastanenin orada şu anda bir plan-proje çalışması hızla devam ediyor, aynı şekilde Sancaktepe’deki havaalanının olduğu kısmı da yine bin odalık orada da yine bir katlık hastaneyi yapıyoruz ki bunları süratle şöyle 45 gün içerisinde buraları bitireceğiz ve buraları da tamamıyla insanımızın, halkımızın hizmetine sunacağız.

Ortaya çıkan her gelişme karşımızdaki tehdidin büyüklüğünü ve aldığımız tedbirlere uyulmasının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösteriyor.  Bizi yakından ilgilendirdiği için Avrupa ülkelerinin tamamıyla Amerika’daki gelişmeleri an be an takip ediyoruz. Kovid-19 hastalarımızın veya onlara hastalığı bulaştıranların önemli bir kısmının Avrupa ve Amerika’ya seyahat geçmişlerinin olması bu ülkelerin tedbirleri vaktinde almadığının işaretidir. Şayet işin başında bizim gösterdiğimiz hassasiyeti bu ülkeler de sergilemiş olsaydı bugün hep birlikte çok daha iyi bir durumda olabilirdi.

Her şeye rağmen Türkiye sağlıktan gıdaya ve temizlik malzemelerine kadar acil ihtiyaç duyulan konularda oldukça iyi bir yerdedir. Devlet en çok da işte böyle günler için vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm kurumları ve imkânlarıyla 83 milyon vatandaşının istisnasız tamamının yanındadır.

“ÜLKEMİZ BİR TEHDİTLE KARŞILAŞTIĞINDA DEVLET VE MİLLET EL ELE VEREREK TÜM İMKÂNLARINI SEFERBER ETMEKTEDİR”

Milletimizin her bir ferdine, devletine olan güveniyle sergilediği birlik, beraberlik, dayanışma için şükranlarımı sunuyorum. Türk milleti İstiklal Harbi döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla yayınlanan Tekâlif-i Milliye Emirleriyle varını yoğunu bağımsızlığı için ortaya koymuş bir millettir. Bu vesileyle 10 başlık ve 55 maddeden oluşan Tekâlif-i Milliye Emirlerini özetle hatırlatmak istiyorum:

1- Her il ve ilçede Tekâlif-i Milliye komisyonu kurulacaktır.

2- Her ev birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp komisyona teslim edecektir.

3- Halkın ve tüccarın elinde bulunan dokuma ürünlerinin yüzde 40’ına bedeli sonradan ödenecek şekilde el konacaktır.

4- Gıda maddelerinin yüzde 40’ına bedeli sonradan ödenmek üzere el konacaktır.

5- Memleketteki tüm demirciler, dökümcüler, marangozlar, sanayi imalathaneleri ordunun ihtiyaçları için çalışacaktır.

6- Halka ait taşıtlar her ay ordu için 100 kilometre taşıma yapacaktır.

7- Bütün sahipsiz mallara el konulacaktır.

8- Halkın elinde bulunan bütün cephane ve silahlar üç gün içinde orduya teslim edilecektir.

9- Yakıt ve makine yedek parçalarının yüzde 40’ına el konulacaktır.

10- Bütün yük ve binek hayvanlarının yüzde 20’sine el konulacaktır.

Görüldüğü gibi ülkemiz bir tehditle karşılaştığında devlet ve millet el ele vererek tüm imkânlarını seferber etmektedir. Bugün de yaptığımız işte budur. Devletimiz milletiyle el ele vererek ülkenin tüm imkânlarını salgın döneminin yol açtığı sıkıntılar ve tehditlerle mücadele için harekete geçirmiştir. Her ne kadar bazı kafalar bu dayanışma kültürünü kavramakta zorlanıyor olsa da hamdolsun milletimiz gerçekleri görmekte, üzerine düşenleri bihakkın yerine getirmektedir.

“İSTİHDAMIN SÜRMESİ EN BÜYÜK KRİTERİMİZDİR”

Aziz milletim,

Bu salgının üstesinden gelecek sadece imkâna değil, aynı zamanda morale ve kararlılığa da sahibiz. Karamsarlığa da rehavete de kapılmadan her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak tedbirlerimizi adım adım alıyor, hayata geçiyoruz. Vatandaşlarımızın her birinin tem ihtiyaç malzemelerine ulaşma konusunda sıkıntıya düşmemesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz.

Alınan tedbirler özellikle bu sebeple çalışmaya ara veren işletmelerimizi istihdamı korumaları şartıyla kısa çalışma ödeneğinden vergi ötelemesine ve krediye kadar her türlü araçla destekliyoruz, istihdamın sürmesi en büyük kriterimizdir. Bu şartla üretimine ara veren veya azaltan işletmelerimizdeki çalışanlarımızın ücretlerinin asgari ücreti geçmeyecek şekilde 3’te 2’sini devlet olarak biz ödüyoruz. Bu ödemeleri de doğrudan çalışanlarımızın hesabına yatırmak suretiyle gerçekleştiriyoruz. Aldığımız tedbirlerle 2 milyondan fazla mükellefin muhtasar, KDV ve prim ödemelerini altı ay erteledik. Gelir Vergisi mükellefi 2 milyona yakın vatandaşımız mücbir sebep hâli kapsamına alınmıştır. Firmalara ve gerçek kişilere kredi ödemelerini asgari üç ay erteleyebilmeleri için finansman desteği sağlıyoruz. Kamu bankalarımız müşterilerine pek çok kolaylık ve destek sağlıyor. Kredi geri ödemelerindeki süreyi 90 günden, 180 güne çıkartarak takip sürelerini uzattık. İhracatçılara stok finansman desteği vererek üretimlerini sürdürmelerini teşvik ediyoruz.

Kredi Garanti Fonu’nun destek rakamını ve kapasitesini arttırdık. Belediyelerin salgınla mücadelesine destek vermek için vergi payı ödemelerinden yapılan kesintileri üç ay süreyle kaldırarak bu kurumlarımıza 3 milyar liralık kaynak sağladık. Vergi, sigorta ve kredi geri ödemelerine sağladığımız kolaylıklara bir yenisini daha ekliyoruz. KOSGEB geri ödeme desteklerinden faydalanan 136 bin işletmemize Nisan, Mayıs, Haziran ayları itibariyle yapacakları banka kredi ödemelerini de erteleme imkânı sağlıyoruz. Bu ertelemeden kaynaklanacak maliyeti KOSGEB üstlenecektir. Emeklilerimizi hem en düşük maaşlarını bin 500 liraya çıkartarak hem de ikramiye ödemelerini öne çekerek rahatlattık. Düşük gelirli 2 milyon 100 binin üzerinde haneye biner lira nakit yardımı yaparak bu sıkıntılı günlerde garip gurebayı sahipsiz bırakmadık.

“2 MİLYON 300 BİN HANEYE DAHA YARDIM ULAŞTIRMAK ÜZERE HAZIRLIKLARA BAŞLADIK”

Şimdi 2 milyon 300 bin haneye daha yardım ulaştırmak üzere hazırlıklara başladık. Buradan özellikle yevmiyle veya günlük kazancıyla hayatını sürdürmek zorunda olan veya hiçbir geliri olmayan vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Valilik ve kaymakamlıklarımıza telefonla başvurarak durumunuzu anlatmanız veya elektronik devlet üzerinden başvurmanız hâlinde devletimiz sizlere de her türlü desteği verecektir.

‘Biz Bize Yeteriz Türkiyem’ bu sloganla başlattığımız kampanyamızda toplanan kaynak en başta sizler için kullanılacaktır. İhtiyacı olan hiçbir vatandaşımız devletinden yardım istemekten çekinmesin. Kampanyamıza milletimizin gösterdiği teveccüh bu ülkenin temellerinin ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. Şu ana kadar kampanya hesaplarında toplanan meblağ yaklaşık 1 milyar 500 milyon lirayı buldu. Ayrıca 43 milyon lira da SMS olarak toplandı. İlaveten AK Parti Meclis Grubu hesabında da toplanan yaklaşık 5 milyon liralık meblağ da buraya aktarılacaktır. Banka, katılım şirketi veya SMS mesajı vasıtasıyla kampanyaya destek veren her bir vatandaşımıza, her bir kurumumuza teşekkür ediyorum. İş dünyamızı, sanat ve spor camiamızı, hayırseverlerimizi, destek vermek isteyen tüm vatandaşlarımızı sürmekte olan bu kampanyaya destek vermeye davet ediyorum.

Salgınla mücadele için aldığımız her tedbiri hukuk devleti ilkesini uygun şekilde yürütüyoruz. İdari düzenlemeleri Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve bakanlıklarımızın genelgeleriyle, yasal düzenlemeleri ise Meclisimizle çalışarak kanun olarak hayata geçiyoruz. Bu çerçevede kabine toplantımızda ayrıntılı bir şekilde değerlendirdiğimiz kapsamlı bir yasa teklifini grubumuz vasıtasıyla yakında Meclis’in takdirine sunacağız. Kamuoyunun yakından takip ettiği infaz düzenlemesi inşallah yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının ikisinin de yapısında değişikliğe gidiyoruz. Gıda, Tarım, Orman ve Hayvancılık ile Sağlık ve Sosyal Politikalar Kurulları oluşturuyoruz. Daha önce Sağlık ile Gıda aynı kurul, Sosyal Politikalar ise müstakil bir kurul olarak çalışıyordu.

“ÖNÜMÜZDEKİ YENİ SÜREÇTE SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMA ULAŞMA İMKÂNINA SAHİBİZ”

Aziz milletim,

Rabbimizin sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir diyerek tarif ettiği bir süreçten geçtiğimize inanıyorum. Yaşadığımız Koronavirüs salgının ardından dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açıkça görülüyor, diğer ülkelerin ve insanların sırtından kendilerine sahte bir refah düzeni kuranların devri artık kapanıyor. Ekonominin sadece paradan, borsadan, faizden, spekülatif araçlardan ibaret bulunmadığı, asıl olanın yeterli üretim ve adil dağılım olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Devlet ile vatandaşları arısındaki siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde tüm dünyada bizim 17 yıldır dilimizden düşürmediğimiz, insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesi her ülkede yönetim sisteminin merkezine yerleşecektir. Türkiye için bu dönem en az çok partili hayata geçtiğimiz, en az rahmetli Özal’ın reformları, en az AK Parti’nin demokrasi ve ekonomi atılımları kadar önemlidir.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye, tarımdan enerjiye kadar her alanda inşa ettiğimiz güçlü altyapının semeresini alacağımız bir devrin eşiğindeyiz. Önümüzdeki bu yeni süreçte siyasi ve ekonomik olarak çok daha güçlü bir konuma ulaşma imkânına sahibiz. Bunun için hâli hazırda yaşadığımız dönemi en kısa sürede ve en az hasarla geride bırakmamız gerekiyor.

Avrupa bölgesinde salgının artık zirve aşamasına geldiğini, yakında hissedilir bir gerilemenin başlayacağını ümit ediyoruz. Tek başına bizim bu salgını bitirmemiz yetmiyor, güçlü insani ve ekonomik bağlarımızın olduğu bu coğrafyanın tamamında bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Şu ana kadar aldığımız tedbirler ve gerekirse alacağımız ilave önlemler, bütün bunlar sayesinde Avrupa ve dünya ile paralel şekilde inşallah bu salgının üstesinden geleceğiz.

“KURULAN YENİ DÜNYADA EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE YERİMİZİ ALMAK İÇİN HEP BİRLİKTE DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”

Asıl büyük mücadelemiz salgın sonrasında başlayacaktır, üretimi mutlaka sürdürme vurgusu yapmamamızın sebebi budur. Çalışabilen her fabrikamız ürütmeye devam edecektir. Çiftçilerimiz ekilmemiş tek karşı toprak bırakmayacaktır. Hizmet sektörümüz hem içerideki hem dışarıdaki bağlantılarını canlı tutacaktır. Kurulan yeni dünyada en güçlü şekilde yerimizi almak için hep birlikte daha çok çalışacağız. Sadece salgın döneminin kayıplarını telafi etmekle kalmayacak, inşallah çok daha büyük bir hamleyi hep beraber gerçekleştireceğiz.

Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının önündeki engeller âdeta kendiliğinden kalkıyor. Üretimimizi, istihdamımızı, ihracatımızı, sanayimizi, ticaretimizi, altyapımızı hedeflerimize uygun şekilde daha da güçlendirmek için hızlı bir şekilde başlatacağız. Bu süreçte ülkemizdeki her bir vatandaşımızın emeğine, birikimine, kabiliyetine, cesaretine, çalışkanlığına, bilhassa da gençlerin enerjisine ve heyecanına ihtiyacımız olacak, işçisinden işverenine, esnaf, sanatkârından çiftçisine kadar, mal ve hizmet üretiminde yer alan kesimler bu yeni döneme şimdiden hazırlanmalıdır. Salgının önüne geçmek için evde kalarak geçirdiğimiz günlerde depoladığımız enerjiyi inşallah yeni dönemde daha çok çalışarak, daha çok üreterek değerlendireceğiz.

Türkiye’nin istiklali ve istikbali için bugüne kadar nice zorlukların üstesinden milletimizle birlikte geldik, Allah’ın yardımıyla bu sıkıntılı günleri de geride bırakarak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını yine milletimizle beraber tamamlayacağız.

Sözlerime son vermeden önce, Koronavirüs salgınında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Sağlık çalışanlarımız, güvenlik görevlilerimiz, gıda ve temizlik sektörlerinde vazife yapanlar başta olmak üzere bu süreçte insanlarımıza destek olmak için canla, başla hizmet veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”

Sırf düşüncelerini söyledi diye hekimlerini hapse tıkmaya çalışıyorsa, o ülke hasta'dır.

ANADOLU BİRLİĞİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI.Bedri YALÇIN

KARDEŞLERİM…
İMAN’MI, İBAN’MI… 
🙏 (hangisi daha önce, bilemeyeceğim)😎DOKTOR
Mesleğinin doğuştan çekiciliği var.
Çocuğa sor, büyüyünce ne olacaksın?
“Doktor olacağım” der.
En gözde damat adayıdır.
Hemen herkes, kızını doktorla evlendirmek ister.
Kadınlarımız arasında “beni ne doktorlar istedi” diye başlayan atasözü bile vardır.
*Şarkıdır.
Afrodizyaktır.
“Doktor civanım, seni istiyor canım.”
*Küçük ilanların büyük vaatleridir.
“Doktordan satılık otomobil.”
“Doktordan satılık işyeri.”
Kullanılmışsa bile, doktorun kullanmış olması “kalite” göstergesidir.
“Doktora kiralık” ilanı da öyle.
Evini vereceksen doktora ver.
Temizdir en azından, eminsindir.
*Meslek seçerken…
Kız verirken…
Kocaya varırken…
Otomobil alırken……
Ev kiralarken…
Doktor iyi.
Fikrini söylerse…
Şerefsiz doktor!
*Asrın liderimiz mesela, safra kesesi ameliyatı yapabilir mi?
Böbrek nakli?
Pansuman bile yapamaz.
Bebeğin hastalansa, tedavi etmesi için Binali beye götürür müsün?
Var mı aramızda böyle bir gerizekalı?
*Ama, çok sıradan bademcik ameliyatını yapabilen bir hekim, gayet güzel başbakanlık yapabilir.
Refik Saydam, hekimdi.
Sadi Irmak, hekimdi.
TBMM başkanı Mustafa Kalemli, hekimdi.
*O halde… Reçeteye aspirin yazma yetkisi bile olmayan tiplerin hükümette en önemli makamlara gelmesini tehlikeli bulmuyorsun da, canını emanet ettiğin hekimlerin hükümetle alakalı fikir beyan etmesini mi sakıncalı buluyorsun?
*Komada geliyorsun, bacağını kesiyor, damar çıkarıp, kalbine bağlıyor, gebermekten kurtuluyorsun. Geceyarısı ateşi kırka vuran evladını Azrail’in elinden alıyor. Kardeşinin hızara kaptırdığı parmağını yerine dikiyor. Beyin kanaması geçiren anneni hayata döndürüyor. Babanın katarakttan görmeyen gözünü gördürüyor. Eşinin kanserini erken yakalıyor. Sonra da sen çıkıp “hekimler devlet işlerinden benim anladığım kadar anlamaz, konuşmasınlar” diyorsun öyle mi?
*Türk Tabipler Birliği başkanı olan profesör, İstanbul Üniversitesi rektörlüğü seçiminde en yüksek oyu aldı. Ezici çoğunlukla seçilen bu profesörün rektör olmasını engellediler. “Nuh’un cep telefonu vardı, gemisi nükleerdi, insansız hava aracı uçuruyordu” diyen arkadaşı, aynı İstanbul Üniversitesi’ne öğretim üyesi yaptılar.

Görüntünün olası içeriği: Bedri Yalçın, yazı


Hükümetimizin Türk Tabipler Birliği konusunda mantıklı karar verdiğini düşünüyorsan, Nuh’un telefon numarasını versene bana?
*Kafasında fesle dolaşan “tımarhanelik” herif, yandaş televizyonlara çıkıp devlet yönetimine dair her türlü fikrini söyleyebilecek, cumhurbaşkanı sarayında bilim adamı olarak ağırlanacak… Memleketin en önemli “psikiyatri” profesörlerinden biri olan Türk Tabipler Birliği başkanı fikrini söyleyemeyecek öyle mi?
*Fikrini beğenmeyebilirsin.
Ben de senin fikrini beğenmiyorum.
Beğenmek zorunda mıyız?
*Fikirse mesele… “Barutun kokusu düştü burnuma, dört bir yanı istiyorum dibinden patlatayım, adamlar gibi dağlara düşeyim, tutmak istiyorum Kürdistanımı, ya ölüm ya kurtuluş, artık savaş zamanıdır” diyen Şivan Perver’e “barış güvercini” muamelesi yapacaksınız, Akp mitinginde kürsüye çıkartacaksınız, düet yaptıracaksınız, çok duygulanıp ağlayacaksınız. Sonra da Türk Tabipler Birliği’ne “terörist seviciler” diyeceksiniz öyle mi?
*“Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, hekimler olarak uyarıyoruz, her çatışma, her savaş, fiziksel ruhsal sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açar, büyük insani dramları beraberinde getirir” diyorlar.
Uyarmasınlar mı?
*Onarılmaz sorunlara, insani dramlara yol açan bu çatışma ortamına “hatalı teşhisler” yüzünden sürüklenmedik mi?
Hekimlerimiz devlet işlerinden anlamadığı için mi oluyor bu işler?
*Madem herkes hekimlerden daha iyi biliyor.
Bi teşhis ben koyayım bari.
Eğer, cehalet seviyesinde Avrupa şampiyonu olan bir ülke, sırf düşüncelerini söyledi diye hekimlerini hapse tıkmaya çalışıyorsa, o ülke hasta’dır.
Saygı ve sevgilerimle ANADOLUMUN GÜZEL İNSANLARI.

Türkiye ekonomisi salgının yarattığı krizle başa çıkmak için ne yapmalı?

Türkiye ekonomisi salgının yarattığı krizle başa çıkmak için ne yapmalı?

Sibel Arslan -Ekonomist

“İnsanın elinde çekiç olunca her sorunu çivi gibi görürmüş” ve sürekli kafasına kafasına vururmuş.
Şu anda bir salgın var.

Sadece Türkiye’de değil, bütün dünya ve neden ortaya çıktığına değil nasıl yok edileceğine dikkat çekiliyor.
Ülkemizde sağlık kurallarına uyan, bu konuda kendini düşünen bir bireyler olduğumuzdan malesef söz edemiyoruz.
Yaptırımlar ve uyarılar karşılık buldu mu ?

Kocaman bir hayır.
Bu tür salgınlarda sağlık tarafını çözmeden ekonomik tarafının çözülmesi söz konusu bile değildir. “Ekonomiden feragat etmeyelim” diye sağlıkta atılması gereken adımları öteledikçe aslında çok şey kaybediyoruz.
Borçlarınızı öteledik, borç yine ödenecek faiz ödemenizi erteledik, ama faiz işlemeye devam edecek. Şunu hatırlamak lazım, Türkiye’deki müesseselerin büyük çoğunluğu, günlük geliri ile günlük giderini karşılayan müesseseler.

Günlük gelirini karşılayamadığı anda da sallanmaya başlıyorlar.

Asıl sorunumuzda müesseselerin geleceği öngörememesi ve ufacık bir krizde sallanması 
O yüzden şu an ihtiyaç duyulan şey bu şirketlere kredi vermek, borç vermek değil. Şirketlere doğrudan kaynak aktarmak.

Sermayelerini eritmelerini engellemek. Birtakım yükleri devletin üstüne alıp kamulaştırması gerekiyor, sonra da devletin onu sırtlanacak gücü olmadığı için onunla uğraşmak gerekecek.”başka dikkat çekilecek sorun da burada al sat yapan birtakım fırsatçılar, biz üretime kaynak yaratmadıkça, yine eskisi gibi tarıma ve hayvancılığa fabrikalara en mühimi eğitime ve insana önem vermedikçe biz daha çok krizler görürüz. 
Bütün iktisatçılar sürekli üretim diye çırpınırken tarım yerinde sayıyorsa hayvancılık yok olduysa eğitimsiz bir gelecek bizi bekliyorsa insana önem verilmiyorsa çıkış olarak kültür ve inanç turizminde hala yerinde sayıyorsak, bize düşen susmaktır. 
Kendi ustalığına çıkmış ancak sonrası için bir usta hala yetiştirememiş yani el verememiş yine kendi işini sadece kendim bilirim diyenler,
Değişim ve yenilikler rekabet stratejilerini de değiştirdi, artık çok üstün ve rakiplerinizden ayırıcı özellikleri olmayanlar 
Biz yine yeniden elbet biz oluruz, bir çıkış yolu buluruz.

Alparslan Türkeş vefatının 23’üncü yıldönümünde rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz

MHP Lideri Dr. Devlet Bahçeli”
Partimizin Kurucu Genel Başkanı Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i vefatının 23’üncü yıldönümünde rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz.

Bugüne kadar her 4 Nisan günü merhum Başbuğumuzun aziz hatırasını kabri başında Fatihalarla yâd etmiştik.

Fakat bu yılki manevi görevimizi Koronavirüs salgını nedeniyle yerine getirememenin şüphesiz derin üzüntüsünü yaşıyoruz.

İnsanlık, tehdit düzeyi çok yüksek, aynı zamanda da görünmeyen bir felaketle kesintisiz ve kıyasıya boğuşmaktadır.

Dünya ayaktadır, alarm zilleri her ülkede çalmaktadır.

KOVİD-19 hastalığı bulaşıcı özelliğinden dolayı tehlike saçmakta, kıtalara, ülkelere, insan bedenlerine sıçrayıp sirayet etmektedir.

Ülkemizde alınan tedbirler muhtevasında, sosyal izolasyon ile sosyal mesafenin tesis ve temini maksadıyla toplumsal akışkanlık en az düzeye çekilmiştir.

Bu itibarla Anıtmezar’da ülküdaşlarımızla bir araya gelmenin doğurabileceği risk ve muhtemel sağlık sorunlarını peşinen berhava ve bertaraf amacıyla anma programımızı mecburen iptal zarureti doğmuştur.

Ancak merhum Türkeş Bey’i her fırsatta hayırla ve hürmetle anmak, Fatihalarımızla hatırlamak hepimiz için manevi bir vecibedir.

Türkeş Bey, şartlara ve olaylara körü körüne boyun eğmeyen dirayet ve şahsiyet timsaliydi.

Sahip olduğu meziyetlerle, savunduğu değerlerle siyaset ve devlet hayatımızda müstesna bir yer tutmuştu.

Her şeyden önce bir dava insanı; ilkelerine, ülkülerine ve ülkesine meftun bir mücadele şuuruydu.

Türkiye’nin en zorlu dönemlerinde tarihin doğru tarafında duran, milli ve manevi emanetleri rehber edinen, taviz ve teslimiyete kapalı duran bir fıtrata haizdi.

Tıpkı bugünlerde benzerlerine şahit olduğumuz üzere, yaşarken kuyusunu kazanlar, siyasi cambazlık yapanlar, arkadan konuşanlar, fitne imal edenler, vefatından sonra gecikmeyle de olsa hakkını teslim etmişler, değerini anlayıp anlatmaya başlamışlardır.

Özellikle bilinmesini arzu ederim ki, merhum Türkeş Bey’in yaktığı meşale sönmeyecek, yaptığı zamanlar üstü çağrısı asla silinmeyecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi bugün dünden daha güçlü, daha gelişmiştir.

Bu ilerleyiş ve serpilme hali aynı zamanda kutlu mazimizin bereketi, fedakar gazilerimizin ve şehitlerimizin marifetidir.

Fikriyatımız ve siyasi mücadelemiz aziz milletimizde ve mazlum gönüllerde hamd olsun karşılık bulmuştur.

Ne mutlu bizlere ki, partimizin kurulduğu 1969’dan itibaren elde ettiğimiz birikim ve tecrübeler bugünlerde geleceğin Türk asırlarının inşa ve ihya müjdesi haline gelmiştir.

İnancım ve ümidim odur ki, Türkiye’miz maruz kaldığı KOVİD-19 salgınına birlik ve beraberlik ruhuyla direnecek, Allah’ın izniyle geçmişten çok daha mamur, müreffeh ve muzaffer bir hale nihayetinde ulaşacaktır.

Korkuya prim vermeden, telaşa müsaade etmeden, sabrı, sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmadan, daha da mühimi imanla çarpan yüreklerle zor günleri aşacağız, aydınlık geleceğin şafağında buluşacağız.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Sağlam irademizi, sarsılmaz iyimserliğimizi inançla koruyup, iradeyle yoğurup alınan tedbirlere tevekkül içinde riayet etmek, devlet-millet dayanışmasına en üst düzeyde destek vermek herkes açısından milli bir sorumluluktur.

Bu sorumluluğumuza bağlı kaldığımız müddetçe, fert fert umutlarımızı diri tuttuğumuz sürece hiçbir musibetin tesiri mücadelemize engel çıkaramayacak, milli varlığımıza zarar veremeyecektir.

Aziz milletim metin ve müsterih olsun, Türk devleti muvaffakiyetle her güçlüğün üstesinden gelmeye muktedirdir.

Nitekim kalplerimizdeki yeri, gönlümüzdeki zirvesi hiç değişmeyecek olan merhum Başbuğumuzun duruşu da buydu, gayesi ve gayreti de bu şekildeydi.

Vefatının 23’üncü yıldönümünde merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e, vatan ve ülkü şehitlerimize Allah’tan rahmetler diliyorum.

Mekanları cennet, ruhları şad olsun diyorum…”

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar

Biyografi

——————————————————————————–

——————————————————————————–

Alparslan Türkeş 25 Kasım 1917‘de Lefkoşe’de doğmuştur. Babası Ahmet Hamdi Efendi, annesi Fatımatül Zehra Hanım’dır. Alparslan Türkeş; aslen Kayserilidir. Büyük dedesi Arif Ağa Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Yukarı Köşgerli Köyünden Kıbrıs’a göç etmiş ve buraya yerleşmiştir. İlk ve orta eğitimini Lefkoşe’de tamamlamıştır. O yıllarda İngiliz işgal idaresi altında bulunan Kıbrıs’tan ailece Türkiye’ye göç etmişler ve İstanbul’a yerleşmişlerdir. 

Kuleli’den Harp Okulu’na

Askerlik mesleğine büyük sevgisi olan Alparslan Türkeş 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girmiş başarı göstererek, 1939 yılında bu liseden mezun olmuş ve Harp Okulu’a geçmiştir.1939‘da Harp Okulu’ndan mezun olarak orduya katılmıştır. Orduda muntazaman terfi etmiş ve harp akademisi imtihanını kazanarak akademiye geçmiştir. Başarılı bir eğitim dönemi sonrasında kurmay subay olarak mezun olmuştur. 

Evlilikleri

1940 yılında Isparta’da Muzaffer Hanım’la evlenirler. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adlı çocukları dünyaya gelir.Muzaffer Hanım 1974 yılında vefat eder.Alparslan Türkeş 1976 yılında Sevâl Hanım’la ikinci evliliğini yapar. Bu evlilikten Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adlı iki çocuğu olmuştur. 

1944 Milliyetçilik Olayı

3 Mayıs1944… Ankara’da bir yürüyüş vardır. Türk Milletinin ve Devletinin bekası fikrine sahip aydınlar ve onların izindeki gençler, basın ve üniversite kadrolarına sızan ve kendilerini cumhuriyetin gerçek sahibi diye gösteren dönme-devşirme ittifakının oyunlarına karşı ideolojik tavrını koyar.

Yürüyüşten sonra bir grup milliyetçi aydın tutuklanır.CHP faşizminin açtığı Türkçülük-Turancılık Davası başlar. Milliyetçiler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar.Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş de bu aydınlar arasındadır. 

20 Ekim 1944’te kendisini “vatan hainliği” suçlamasıyla sorgulayan Savcı’ya “Diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği suçu isnad edilmiştir. Bunu şiddetle redderim. Ben yeryüzünde herşeyden çok milletimi ve vatanımı severim” cevabını verir. Ancak mahkeme tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve mahkeme süresince bir yıl hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. Kendisine verilen ceza daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozulur ve 2 numaralı mahkemede beraat eder. 

Yurtdışı Görevleri

1948 yılında Genel Kurmay tarafından açılan imtihanları kazanmış ve bütün eğitim dönemindeki başarılarıda gözönüne alınarak Amerika’ya tahsile gönderilmiştir.Amerika’da piyade okulu ve Amerikan Harp Akademi’sinde tahsil görmüş buralardan da iyi dereceler ile mezun olmuştur. 1955‘de kurmay binbaşı olan Alparslan Türkeş (Amerika’da) Washıngton’da bulunan daimi gurup nezninde Türk Genelkurmayı’nın Temsil Heyeti üyeliğine tayin edilmiştir. 1957 yılının sonuna kadar vazifesini sürdürmüştür. Bu süre içerisinde Üniversity of America (Amerika Üniversitesi)‘ya devam etmiş, International Economics tahsili görmüştür. Daha sonra yurda dönen Alparslan Türkeş, 1959‘da Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gönderilmiş, bu okulu da başarı ile bitirmiştir. İyi derecede fransızca ve ingilizce bilen Alparslan Türkeş, 27 Mayıs 1960 yılına kadar Avrupa’da muhtelif Nato toplantılarında ve askeri mevzularda Türk Genel Kurmay Başkanlığı’nın temsilcisi olarak bulunmuştur. 

27 Mayıs 1960 Darbesi

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinin önde gelen simalarından olan Alparslan Türkeş, bu hareketi partilerüstü ve milli birliği sağlayacak bir reform hareketi olarak düşünmüştür. Müdahaleden sonra Milli Birlik Komitesi üyesi olarak, Başbakanlık Müsteşarlığı yapmıştır. Görevde bulunduğu 27 Mayıs 1960-25 Eylül 1960 tarihleri arasında, ülke ve kültür bütünlüğü kanun tasarısını ve Devlet Planlama Teşkilatı kanun tasarısını kanunlaştırmıştır.CHP’li bazı politikacıların Milli Birlik Komitesi üyelerine yapmış oldukları bazı telkinler ile 13 Kasım 1960 tarihinde 13 arkadaşı ile Mili Birlik Komitesi’nden çıkarılmış ve Mürtet Hava Üssünde hapsedilmiş, daha sonra da, CHP’lilerin rahat hareket etmeleri için 19 Kasım 1960‘ta Türkiye’den, hükümet müşaviri görevi ile Hindistan Yeni Delhi’ye mecburi ikâmetgah olarak gönderilmiştir. Alparslan Türkeş Hindistan’da iken hükümet yöneticilerine mektuplarla sürekli ikazlarda bulunmuştur. 

23 Şubat 1963‘ta yurda dönen Alparslan Türkeş, dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği” adlı bir dernek kurar. 

Talat Aydemir Olayı

Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile 21 Mayıs 1963’te tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yatar. Yargılama sonucundae beraat eder. 5 Eylül 1963‘te tahliye olur. 

CKMP Dönemi

31 Mart 1964‘te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP)’ne üye olmuş ve Parti Genel Müfettişliği görevini almıştır. 1 Ağustos 1965‘de CKMP’nin kongresinde parti üyeleri tarafından genel başkanlığa seçilmiştir. (8-9) Şubat 1969 CKMP’nin Adana’daki kongresinde Alparsalan Türkeş’in teklifiyle partinin ismi Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirilmiştir. 

MHP Dönemi

65-69, 69-73, 73-77 ve 1977‘den 12 Eylül 1980‘e kadar dört dönem, Ankara ve Adana’dan milletvekilliği yapmıştır. 1975‘den sonra kurulan 1. ce 2. Miliyetçi Cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. 12 Eylül 1980 hareketinden sonra sıkıyönetim tarafından tevkif edilmiş ve 29 Nisan 1981 tarihinde, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası adı ile sıkıyönetim mahkemelerinin karşısına çıkarılmıştır. Yargılandığı dava nedeni ile uzun süren tutukluluğu, 9 Nisan 1985‘de tahliyeyle son bulmuştur. 

MÇP Dönemi

Bu dava nedeniyle dört buçuk yıl tutuklu kalmıştır. 6 Eylül 1987‘de siyasi yasakların referandum ile kalkmasından sonra 20 Eylül’de Alparslan Türkeş MÇP’ye törenle kaydolmuştur. 4 Ekim 1987 tarihinde yapılan olağanüstü 2.Kongre ile Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanlığı’na seçilmiştir. 

24 Eylül 1991 tarihinde 19. Dönem Milletvekili seçimlerinde MÇP’nin, IDP, RP ile üçlü ittifak yapmasıyla Yozgat’dan milletvekili seçilmiştir. 15 Kasım 1991 tarihinde 18 arkadaşı ile ittifaktan ayrılarak bağımsız milletvekili olmuştur. 25 Aralık 1991‘de Demokratik Hareket Partisini kurmuştur.Kurucular Kurulu kararı ile parti kapatılarak, Milliyetçi Çalışma Partisi’nin 29 Aralık 1991 tarihinde yapılan 3. Olağan Genel Kongresi’nde MÇP’nin Genel Başkanlığı’na seçilmiştir. 

MÇP’den yeniden MHP’ye

12 Eylül 1980 hareketinin kapattığı siyasi partilerin isim ve amblemlerinin kullanma yasağının kalkması ile, 27 Aralık 1992 tarihinde, kapatılan MHP’nin ogünkü delegelerinin katıldığı kongrede, MHP’nin isim, amblem kullanma yetkisi tekrar kurucu Alparslan Türkeş’e devredilmiştir. 
24 Ocak 1993 tarihinde yapılan kongrede, MÇP yerini MHP’ye bırakmış, Genel Başkanlığa da Alparslan Türkeş seçilmiştir. 

Alparslan Türkeş 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan genel seçimlerde Adana’dan milletvekilliği adaylığını açıklamıştır. Milliyetçi Hareket Partisi, 24 Aralık 1995‘te yapılan genel seçimlerde %10‘luk ülke barajına takılarak meclise girememiştir. 

Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997 tarihinde vefat etti, Ankara Beşevler’deki kabrinde medfundur.

ABP Lideri Bedri YALÇIN "Sanki Mahşerin Provasını Yaşıyoruz"

ANADOLU BİRLİĞİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI Bedri YALÇIN. *SANKİ MAHŞERİN PROVASINI YAŞIYORUZ.* 

Herkes işini gücünü, eğitimini bırakıp canının derdine düştü.
Tıpkı mahşer meydanında anne babaların evlatlarından, evlatların anne babalarından, eşlerin ve kardeşlerin birbirinden kaçacağı o dehşetli günü anımsatıyor değil mi?Gözle görülemeyecek kadar küçük bir mikrop, yeryüzünde kibirle yürüyen insanoğluna nasıl da korku saldı!

Ne kadar da acizmişiz.
Olaylara ibret nazarıyla bakabilirsek, rahmet olur.
Rabbimiz mübarek 3 aylarda bize ilahi bir uyarı gönderiyor!
Anlayabildik mi?
Her nefis, ölümü tadacaktır!
Korkumuz ölüm değil de, imanla ölebilmek olsaydı bize nasıl bir katkısı olurdu?
Bizler ne zaman, şu virüsten korunmak için temizlik yaptığımız kadar, günahlardan korunmak için de önlem alırsak, virüsten ve ölümden korktuğumuz kadar Rabbimizden de korkabilirsek,
Devletimizin koyduğu yasaklara uyduğunuz kadar, Rabbimizin koyduğu yasaklara da uyabilirsek
Virüsten kaçtığımız kadar, günahlardan da kaçabilirsek

İŞTE O ZAMAN GERÇEKTEN KURTULUŞA ERENLERDEN OLURUZ.

Ellerimizi yıkarken, haydi bir de abdest alıverelim de manevi virüslerimiz olan günahlarımızdan da arınalım.
Çünkü günahlardan kaçanlara en büyük müjde ve mükafatlar var.
Düşünsenize,
Devletimiz bugün canlı yayında ilan ediyor!
“Virüs tamamen yok edildi.
Tehlike geçti.
Haydi çıkın sokaklara” 
Nasıl da bayram ederdik, değil mi ?Bir de şunu düşünelim.

ANADOLU BİRLİĞİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI
Bedri YALÇIN


Rabbimiz nidâ ediyor.
” Ey kulum, sevapların günahlarına galip geldi. Seni affettim. Haydi koş. 8 cennet kapısından dilediğinden girebilirsin. 
Seni Peygamberlerime komşu kıldım, artık cennetliklerdensin ” buyursa,
Allah’ım nasıl bir sevinç yaşardık kim bilir ?
Düşünsenize, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v orada, tüm Peygamberler (a.s), sahabe-i kiram, evliyalar, tüm sevdiklerimiz orada
Önce kime koşmak, kimi görmek, sarılmak isterdiniz?
Bir de Alemlerin Rabbi olan ALLAH’ım 
Kim bilir nasıl da güzelsin 
Cemalullah’ını görebilmeyi bizlere nasib eyle 
Bu satırları yazarken, hayal ederken bile ellerim, yüreğim titriyor, gözlerim doluyor.
Gerçeği kim bilir nasıl da muhteşem olurdu ?
Rabbim bizlere CENNET sevincini yaşatsın inşallah 
Allah’ım bizlere idrak edeceğimiz Şaban ayını mübarek kıl,bizleri Ramazana ulaştır. hayırlı hafta sonları dileklerimle.


Görüntünün olası içeriği: yazı

Sivil toplum kuruluşlarından ortak açıklama

Türkiye’nin önde gelen meslek örgütü, sendika konfederasyonları ve sivil toplum örgütleri, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de etkili olan yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı yürütülen mücadele sürecine ilişkin ortak açıklama yaptılar.​

Ortak açıklama şöyle:

“Şu an dünyanın neredeyse tamamı, son yüzyılın en büyük felaketlerinden biri olarak tanımlanan Covid-19 salgınından mustarip durumda.

İki cihan harbinden sonra, dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük krizi yaşıyoruz.

Herkes tedirgin ve yarına nasıl bir günde uyanacağı endişesinde.

Pek çoğumuz gönüllü karantina hayatı yaşıyor.

Halen bu virüs dünyanın 174 ülkesine yayılmış durumdadır.

Ülkemiz de buna karşı topyekûn mücadele veriyor.

Bu süreçte sağlık çalışanlarımız başta olmak üzere işinin başında olan tüm çalışanlarımıza, girişimcilerimize ve işverenlerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Bu süreçte bizim yapmamız gereken, dayanışma içinde olmaktır.

Bu salgına karşı 83 Milyon hep birlikte mücadele vermektir.

Bir olduğumuzu, iri olduğumuzu, diri olduğumuzu herkese göstermektir.

Korona virüse karşı belirlenen tedbirleri alarak ve kurallara sıkı sıkıya uyarak, hem çalışanlarımızı, hem de firmalarımızı korumaktır.

Üretim ve hizmet kapasitemizi koruyarak üretmeye devam etmek, istihdamı korumaktır.

Bunun için Hükümetimiz, Kısa Çalışma Ödeneğinden yararlanma şartlarını önemli oranda iyileştirdi.

Başvuru için gereken belge sayısını düşürdü.

Bizler de şimdi hep birlikte diyoruz ki;

“Çalışanını işten çıkarma, istihdamını koru, ihtiyacın olan kaynak Kısa Çalışma Ödeneğinde” Faaliyetlerini durduran veya azaltan firmalarımız, 3 ay süreyle çalışanlarının maaşlarını buradan karşılayabilir.

Tüm firmalarımızı, bu imkânı kullanmaya çağırıyoruz.

El ele verelim, bu zor günleri hep birlikte geride bırakalım.

Allah hepimizin yardımcısı olsun diyor, sizleri saygıyla selamlıyoruz.”

Ortak bildiriye katılan kuruluşlar: 

1.Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) 

2.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)

3.Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ)

4.Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER)

5.Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN)

6.Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD)

7.Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK)

8.Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği ( TÜMSİAD)

9.Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED)

10.Türk Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (TÜSİAD)

11.Türk Veteriner Hekimler Birliği

12.Türkiye Barolar Birliği (TBB) 

13.Türkiye Emekliler Derneği (TÜED)

14.Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez (TESKOMB)

15.Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) 

16.Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD)

17.Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK)

18.Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)

19.Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD)

20.Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İş)

21.Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK)

22.Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (KAMU-SEN)

23.Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) 

24.Türkiye Noterler Birliği

25.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)

26.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)  Kadın Girişimciler Kurulu

27.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genç Girişimciler Kurulu

28.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) 

29.Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED)

Hisarcıklıoğlu, TOBB Yönetim Kurulu üyeleri ile görüştü

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB Yönetim Kurulu üyeleri ile video konferans aracılığıyla görüştü.​

Toplantıda, Koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomiye etkilerini azaltmaya yönelik alınan tedbirler ve yapılan çalışmalar ele alındı.