Merkez Parti Genel Başkanı, Hukuk Profesörü Abdurrahim Karslı" Ağacı gösteren meyvesidir"

Merkez Parti Genel Başkanı, Hukuk Profesörü Abdurrahim Karslı

ABD devamlı para basıyor. İnsanların en çok öldüğü yer ve faizleri de sıfır noktasında, buna rağmen dolar değer kazanıyor. Türk parasının kıymeti ise devamlı düşüyor. İzah edecek birisini arıyorum.

Dünya krizde fakat borsalar çakılmıyor, hatta yükseliyor, kim bu hisseleri alıyor ve piyasada neler oluyor. Bizim dinamik kararlar alan bakanlarımız nerde gören var mı? Neden dolar yükselirken bizim paranın değeri düşüyor…

Abdürrahim Karslı: “Salgında toplum tehlikeye düşerse, camilerin sağlık merkezi olarak kullanılması bile düşünülebilir”

Mahkemeler en yüksek mevkiler, o yerlerde görev alanlar da en yüksek mevkidedirler. Fakat mahkemeler, asli fonksiyonlarını icra etmezlerse, mahiyetleri zıddına inkılap eder.

Senin siyasette ne işin vardı diyenlere diyorum ki; benim vazifem, bu şartlarda sadece kitapları okuyup, köşelerde sumak değildir. Doğru için başarılı olsun diye çalışmak, yanlışı da engellemek için varım. Bu ise her insanın görevidir. Yoksa insanlığımı kaybediyorum…

Akıllara seslendik olmadı, hukuk dedik olmadı, insaf dedik olmadı, adalet dedik olmadı, barış ve helalleşme dedik olmadı, vicdanlara seslendik yine olmadı. Olmuyor, olmuyor, olmuyor… Ben de bu işten bir şey anlamadım, niye olmuyor, diye…

Her ne kadar siz, zulmü adalet ve hukuk gibi gösterseniz de, bir gün bu memlekette adeletin güneşi doğacak. Karanlıkları aydınlatıp, fıtratı bozuk olanları da iyice çürütecektir. Çünkü güneş muhatabına göre tesir eder…

Arkadaşlar, ihraç edilenlerin bu hale gelmesi hukuk ve adaletle olmadı ki, KHK siyaseti ile oldu. O halde buradan çıkış, ancak siyasetin el değiştirmesi ve korkmayan, adil, vicdanlı ve dürüst siyasetçiler ile olur ve olacaktır. Bütün gelecekler yakındır…

Merkez Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Abdurrahim Karslı anlatıyor Biz ki… https://youtu.be/6gC9UXed8m8@YouTube aracılığıyla. Yollar önce hastalığa henüz giriftar olmadan söylemiştim. İnsanlığımızı tüketiyorlar diye ve tükettiler…

Hep söylüyorum bu meclis ve muhalefet iktidar ve özellikle Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarına meşruiyet kazandırmak için var…

Siyaset sahnesinde bulunduğum kısa süreden beri anladığım şudur. Bir fikir, düşünce, eğer temelinde yanlış ise, ila nihaye yanlış olarak devam etmiyor. Dolayısıyla, yanlış ve körlüğü ve kötülüğü üreten, en evvel kendisine ve ulaşmak istediği hedefine zarar veriyor.

Bir hastalığımız olan, iki kişinin bir araya gelerek kurdukları platformlar, yedi kişiden ibaret dernekler, yirmi otuz kişiden ibaret ve bir şahıs ve sadece göstermelik kurulan parti ve patırtılar da yaşayamaz. Onun için kalıcı düşünce ve ilkelerle yürümekten başka çare yoktur.

Türkiye’de bu kadar musibetler ve yaşananlardan sonra, şunlar bitmiştir. Belli bir düşünce sistemi, fikri yapısı, planı, programı ve kendinden hareketi olmayan, bağımlı ve gayri tabii oluşum ve yapılanmalar yaşayamazlar.

Daha önce denenmiş ve başımıza dert olmuş, denenmişlerin, deva olmayacağını, elli defa söyledim… Ağacı gösteren meyvesidir. Bu millet yediği ve zehirlendiği ağaçtan bir daha tatmayacaktır diye, aklı selim düşünür…

Hükumet vatandaşın aklını çelmek ve iradesini yanıltmak için her şeyi yapıyor. Evvela basını tek başına kendisine tapulamış. Onun küçük karikatürü ise muhalefet, her biri kendine tanınan alanda ve kendi imkanları ile varlığını sürdürme derdinde. Aslında milleti düşünen yok…

Bakkal dükkanının açılışından, uluslar arası yardım paketlerinin üstüne kadar “şahsınızı” deklere ederseniz, o zaman demokrasi adına sizinle yarışmak isteyenler, sadece mahkemelerde ve sadece avukatlarınızla görüşme imkanı bulabiliyorlar…

Sosyal hayatta eşit şartlarda yarışma olmalıdır ki, halkımız da farklı fikirleri, insanları, partileri tanısınlar. Siz hayatın her tarafını kendi adınıza kapatırsanız o zaman başka birisine de hayat hakkı tanımamış olursunuz.

Her yazdığımız ve eleştirdiğimizi kavga ve hakaret kabul edip, anlaşışması ve izahı olmayacak kadar, insanların hakkında davalar açıldığı gibi, farklı düşünce ve hareket tarzını da ayrılık ve birliği bozma kabul ederseniz, iş despotizme gider.

Hükumet insanları susturarak, konuşturmayarak, farklı düşünceleri yok ederek birliği ve sükunu sağlamaya çalışıyor. Hayır bizler, tartışarak, farklı düşünerek, farklı yaşayarak, barış ve hukuk içinde birliği ve beraberliği sağlamalıyız. Farklılık birliği, beraberliği yıkmaz…

Birlik her meselede aynı düşünmek ve aynı yönde hareket etmek demek değildir. Farklılıklarımızı koruyarak da birliğimizi muhafaza edebiliriz.

Demokrasiler, bütün kurum ve kuruluşların ahenkli çalışmasıdır. Yoksa bir kişinin parlatıldığı sistem değildir. Şahsım eşittir, devlet, millet ve hükumet olursa!, o zaman söylediğim suç kabul edilen manzaralar ortaya çıkıyor. Fakat söylemesem de öyle olur…

O halde bırakacaksınız, hukuk çerçevesinde, her kurum ve kuruluş kendi görevini yapacak ve vatandaşına hizmette yarışacak. Yoksa develetin beka meselesini kendi üzerinize aldığınız gibi, her türlü faaliyeti ve iradeyi de tek kişiye verirseniz, işte bu aranılan rejim olmaz…

Önümdeki seçimler, ne zaman olursa olsun fakat çok önemlidir. Şu andaki mecliste bulunan partilerin çoğunluğu, hatta tamamı meclis dışında kalsa daha iyi olmaz mı?

Abdurrahim Karslı kimdir?

Merkez Parti’nin kurucu genel başkanı ve 2002 yılından beri İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni usul hukuku ve İcra-iflas hukuku ana bilim dalı başkanıdır.

Abdurrahim Karslı, 10 Aralık 1964 tarihinde Erzurum’un Horasan ilçesinin Yıldıran Köyü’nde doğdu.

İlkokulu köyünde, ortaokulu Erzurum Yavuz Selim Orta Okulu’nda, liseyi ise Pasinler’de okudu.

1980 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. Dört yıllık lisans tahsilini 1984 tarihinde bitirdi.

1986 yılında Medeni Usul Hukuku ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı. 2001 yılında doçent, 2010 yılında profesör oldu.

Resim
Abdurrahim Karsli
Allah hayretsin, güzel çalışmalar diliyorum.

Comments are closed.