Necla BAKAN“Serdivan Meraları rant alanı değildir”

Necla BAKAN“Serdivan tepeleri rant alanı değildir”

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı   Necla Bakan  Sakarya  İlinde   oldu   bittiye  getirilmek istenen   Serdivan Meralarında  incelemelerde  bulundu. Necla Bakan  “Tarım ve Hayvancılığı  göz  ardı eden  Yerel Yöneticileri   Tarih  Affetmez.”dedi.

 

“SAKARYA MERALARINA GÖZ DİKENE SEYİRCİ KALMAYIZ”

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Necla BAKAN Sakarya İlinde Amaç Dışı Kullanılmak istenen Meralarda İncelemelerde bulundu.

BAKAN”Sakarya İlinde Hayvancılığın olmazsa olmazı olan MERA’lara göz dikenlere Hayvan Üreticilerinin sahipsiz olduğunu mu zannettiniz.Bizler olduğu sürece MERA’lar Başka Amaçla kullanmayı akıllarından bile geçiremezler

MERA   DEMEK  SAĞLIK  DEMEK

MERA  DEMEK HUZUR DEMEK

MERA DEMEK  GELECEK DEMEK

MERA  DEMEK  GEÇİM  DEMEK

MERA   DEMEK  BEREKET DEMEK

MERA  KOMİSYONUNDA  GÖREV  ALAN ÜYELER MERANIN FAYDASINI   BİLİYORSA  AMAÇ DIŞINA  ÇIKSIN İMZASINI ATMAZ

“Meralar  günebirlikçilerin  bıraktığı  pisliklerle işgal  altında

Meralar  Yarış  araçlarının bozduğu  çimlerle dolu

Meralar  Bira  şişleri  kırıklarının işgalinde”

Meralarda yaptığı  incelemeden  sonra  Habervole  Genel Yayın Yönetmeni   Fehmi DUMAN’Iın sorularını  cevaplayan Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı   Necla Bakan  “Meraların imara açılması hayvancılıkta dışa bağımlılığı artırıyor”dedi.

Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı   Necla Bakan  “Hayvancılığın önemsendiği ve geliştiği ülkelerde mera alanları hem çok iyi korunur hem de çok verimli kullanılır. Sadece hayvanların beslenmesi, ot, yem bitkisi üretimi için değil, doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir tarımsal üretim için meralara büyük önem verilir.Türkiye’de ise özellikle son yıllarda, mera denildiğinde yağmalanacak, rant elde edilecek alan akla gelir. Mera alanları devletin, Hazine’nin malı olduğu için, “devlet malı deniz, yemeyen domuz” misali, herkesin hedefindeki alanlardır. Hem kamu kurumları, yerel yönetimler hem de özel sektör yeni bir yatırım yapacağı zaman gözü bu Hazine arazilerindedir. Hazine arazilerinin bir bölümü de mera alanıdır.Hayvancılığa gereken önem verilmediği için mera alanları kolayca elden çıkarılıyor. Ot biten yerde turistik tesis, sanayi tesisi veya alışveriş merkezi, toplu konut projelerinin yapılması daha “kârlı” bir iş olarak görülüyor. Bu da kalkınmanın, gelişmenin göstergesi olarak sunuluyor.Tarım ve hayvancılık önemsenmeyince ve mera alanlarına bakış açısı rant eksenli olunca, yapılan yasal düzenlemeler de buna uygun oluyor. Yasal düzenlemeler konusunu detaylı olarak ele alacağız. Bu düzenlemelerin daha iyi anlaşılabilmesi için Türkiye’nin mera varlığına yakından bakmakta yarar var.

Mera alanları daralıyor

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’nin toplam alanının yaklaşık yüzde 30’ı, tarım alanlarının ise yaklaşık yüzde 45’i çayır ve mera alanı var. Mera alanları her geçen yıl daralıyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bölgesel bazda mera alanlarındaki değişim tablosu çok daha çarpıcı..Meralar konusunda tespit, tahdit ve tahsis işlemleri ağır aksak yapıldığı için bu alanların amaç dışı kullanımı daha da kolaylaşıyor. Mera alanları hızla azalıyor. Çünkü, mera alanları tarımsal üretime açılıyor. Ağaçlandırma projeleri ile ormanlık alana dönüştürülüyor. Son yıllarda imara açılarak kentsel dönüşüm projeleri kapsamında toplu konut alanına dönüştürülüyor. Ayrıca hayvancılık sektöründeki sorunlar, kırsaldan kente göç ve köylerin boşalması, mera ıslahının yapılmaması bu alanların hızla kaybolmasına neden oluyor.

Mera alanları 17 yılda tespit edilemedi

Yapılan bir çok yasal düzenleme ile mera alanları amaç dışı kullanıma açılıyor. Daha doğrusu mera alanları rant alanına dönüştürülüyor. Geçmişten bugüne yasal düzenlemelere bakıldığında,1924 yılında kabul edilen Köy Kanunu  ile çayır ve meraların kullanımı düzenlenirken, 4342 Sayılı Mera Kanunu 28 Şubat 1998 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yasanın çıkmasından beş ay sonra 31 Temmuz 1998’de Mera Yönetmeliği yayınlandı.

Kanun ile mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediyelere tahsislerinin yapılması, belirlenen kurallar çerçevesinde  kullandırılması, bakım ve ıslah çalışmaları ile verimliliklerinin artırılması amaçlanıyor.

Mera Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden bu yana 17 yıl geçmesine rağmen mera alanlarının tespiti ve tahdit işlemleri tamamlanamadı. Bu nedenle tahsis edilemedi. Kanunda belirtildiği gibi bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmi evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesi suretiyle tespitinin yapılması gerekiyor. Bu tespit yapıldıktan sonra, çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisi olduğuna karar verilen yerlerin sınırlarının usulüne uygun olarak ülke nirengi sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritalar üzerinde belirtilmesi ve bu sınırların arazi üzerinde kalıcı işaretlerle işaretlenmesi, yani tahdidinin yapılması gerekiyor. Tespit ve tahdit işleminden çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılarak tahsis edilmesi gerekiyor.

Yasal düzenlemelerle meralar ranta açıldı

Mera Kanunu ve yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinden bu yana bir çok değişiklik yapıldı. Özellikle meraların  tahsis amacını düzenleyen 14. madde bir çok kez değiştirildi.

Ayrıca, aynı Kararname ile  İmar Yasası’na şöyle bir “Ek Madde” eklendi: “Mera, yaylak ve kışlakların geleneksel kullanım amacıyla geçici yerleşme yeri olarak uygun görülen kısımlarından kamu hizmetleri için gerekli olanların dışındakiler, talep sahiplerine bedeli karşılığında 29  yıla kadar tahsis edilebilecektir. Mera, yaylak ve kışlakların turizm merkezleri ile kültür ve turizm gelişim bölgeleri kapsamında kalan kısımları, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu çerçevesinde kullanılmak ve değerlendirilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilebilecektir.”

Mera alanlarının tamamen amacı dışında kullanıma açan bu “Ek Madde” ile mera alanları imara açılmış oldu.

Kır-kent ayrımı kaldırıldı, meralar sahipsiz kaldı

Mera alanlarının amaç dışı kullanımı ve rant yatırımlarına açılmasını sağlayan  önemli yasal düzenlemelerden biri, 6 Aralık 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “13 İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”dur. Kamuoyunda Büyükşehir (Bütünşehir) Yasası olarak bilinen bu Kanun ile Türkiye’de kent-kır ayrımı adeta ortadan kaldırıldı. Belediyelerin sınırları kapsamındaki 16 bini aşkın köy, kentin mahallesine dönüştürüldü. Köy tüzel kişiliklerine ait taşınmazlar belediyelere veya devletin diğer kurumlarına devredildi. Devredilen taşınmazlar arasında meralar da var.

En kapsamlı değişiklik ise 2014’te çıkarılan  6552 Sayılı Torba Yasa ile yapıldı. Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen yerlerin tahsis amacı  değişikliğinin yapılabileceği hükmü eklendi. Böylece mera alanları kentsel dönüşüm ve gelişim  proje alanı olarak yerleşime açıldı. Mera alanlarının rant amaçlı kullanımının önü tamamen açıldı.

Yirmi yıllık ot bedelini öde, merayı imara aç

Bakanlığın tespitine göre, Türkiye’de kaba yemler; çayır-meralar, yem bitkileri ve bitkisel üretim atıkları olmak üzere üç temel kaynaktan karşılanıyor. Mevcut mera alanları çok ciddi boyutlarda azalmış, yıpranmış ve zayıflamıştır.Meraların kullanım amacının dışına çıkışının önlenmesi ve ıslahı hayatî önem taşımaktadır.

Tüketiciler daha pahallıya et ve süt tüketecek

Bu tablo ortadayken mera alanlarının imara açılması, köylerin mahalleye dönüştürülerek insanların tarımdan hayvancılıktan uzaklaştırılması, hayvansal üretim için çok büyük bir tehlikenin habercisi. Bu sadece üreticiler için değil, asıl büyük tehlike tüketicilere yöneliktir. Çünkü, mera alanları daraldıkça yem üretimi azalıyor ve dışa bağımlılık artıyor. Bu da et ve süt üretim maliyetlerini, dolayısıyla fiyatı arttıracak. Tüketiciler bugünden daha yüksek fiyata et, süt ve diğer hayvansal ürünleri tüketmek zorunda kalacaklardır.

 Bilindiği gibi, ithalata dayalı hayvancılık politikasıyla, özellikle 2010 yılından bu yana Türkiye her türlü hayvansal ürünü, büyükbaş, küçükbaş canlı hayvan, besilik dana, karkas et ve damızlık hayvan ithal ediyor. Bir dönem saman bile ithal etmek zorunda kaldı.

Mevcut politikalar üretimi değil ithalatı destekliyor. Bu politikalarla hayvancılığa verilen destekler ve düşük faizli krediler de büyük oranda ithalata gidiyor. Uygulanan bu politika ile dışarıya kaynak transfer ediliyor.

Türkiye mera alanlarını sanayi, turizm, toplu konuta tahsis ederken gidip yurtdışından milyarlarca dolarlık yem hammaddesi ithal ediyor. Saman ithal ediyor. Böyle bir politikayla hayvancılıkta sürdürülebilirliğin sağlanması mümkün değil. Türkiye’nin ithalata dayalı politikadan vazgeçerek hızla hayvancılıkta üretimini artırması gerekiyor. Bunun için mera alanlarının amaç dışı kullanımı önlenmeli. Meraların tespiti tamamlanarak ve ıslah edilerek yetiştiricilerin kullanımına sunulmalı. Meralarda konutlar, tesisler değil, otlar yükselmeli.

Bugün  Hayvan üreticileri ile  konuştuk   gördük ki  Üreticiye  sahip çıkan yok.Sakarya İli için Serdivan Ormanları ve  Serdivan  Meralarını  imara   açma  ,başka  amaçla  kulanma  lüksümüz  olamaz.Yerel Yöneticilerin  gündeminde   varsada  bu  sevdadan  vazgeçsinler.Bu Meralar Çoluğumuza çocuğumuza mirasımız”

Show Comments

Yorum kapalı.