EKO Turizm Maskesi Altında Tarım Arazilerinde Siteleşme Yolu Açılıyor

02.04.2021

74 Kişi Okumuş

0 Yorum

EKOTURİZM, imar rantının diğer adı olmasın!

İklimi, toprak yapısı, arkeolojik ve tarihsel özellikleri ile mutlak korunması gereken Biga Yarımadası, plansız yapılaşma sonucu yok olma tehdidiyle karşı karşıya.

Çanakkale 18 Mart köprüsü inşaatının rant beklentilerini artırması ve salgın nedeniyle kırsala tersine göçün artması, Kuzey Ege’yi bir cazibe merkezi haline getirdi. Bu nedenle, korunması gereken bu bölge, yaygın şekilde yapılaşmaya açılıyor. 

Üstelik maalesef bu çarpık yapılaşma planları, “ekoturizm” kisvesi altında yapılıyor. Son dönemde, özellikle tarım alanı ilan edilmiş alanlarda, çığ gibi çoğalan bir Ekoturizm tesisi patlaması yaşanıyor.

An itibariyle, yalnızca Çanakkale’de, 400 kadar alan için “sözde ekoturizm” plan önerisi yapılmış durumda.  Ama gerçekte bunların çoğunluğu, toplu konut projesi alanına dönüştürülmek isteniyor.  İmar planı onaylanan projelerden bilinen yaklaşık 15 tanesi yapı ruhsatı alarak inşaat çalışmalarına başlamış durumda ya da başlamak üzere. Tüm bu süreç, Kuzey Ege’de yerli halkı dışlayarak gerçekleştiriliyor.

Bölge köylüsünü rantla değil üretimle kalkındıracak bir ekoturizmi destekliyoruz. Köylerin çevresiyle birlikte korunması, yerel halkın refahının gözetilmesi, köylünün üretiminin değer bulması, yerinde kalkınma modelleri geliştirilmesi hepimizin ortak hedefidir. Ancak burada, aşağıda detaylı açıkladığımız nedenlerle, var olan projeler uluslararası ekoturizm kriterlerine uymuyor. 

Yetkili makamları, yerel halkı ve sivil toplum kuruluşlarını, geri dönülmez zararlara yol açacak bu sürece karşı uyarmak için bu kampanyayı başlattık. Bizler, bu kampanyada imzası olan kurum ve yurttaşlar olarak güçlerimizi birleştirdik; bu doğa katliamına ve köylüleri mülksüzleştirme hareketine dur diyoruz.

Sen de imzanı ekleyerek, tarihi ve doğal yapısıyla özel olan Biga Yarımadası’nın yok olmasına engel ol.

Ekoturizm adı altında nasıl site ticareti yapıldığının detayları aşağıdadır:  

Ekoturizm başlıklı yeni bir yapılaşma türünün adı son 6-7 yıldır 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında geçmeye başladı. Konu turizm mevzuatındaki “kırsal turizm“ terimi ile ilgili gibi gösteriliyor. Oysa bu yeni kavram ile tarım alanlarının yapılaşmaya açılmasının koşulları tarif ediliyor.

Türkiye’de an itibariyle turizm, tarım veya imar mevzuatlarında ekoturizmin tanımı yapılmamıştır. Turizm mevzuatımızda “kırsal turizm tesisleri” tarif edilmiştir; ancak ilk kez ve yalnızca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında yer verilen bu “ekoturizm” alanlarının yasa ve yönetmeliklerde tarifi yoktur. Bu yasal boşluğun doldurulması ancak sektör temsilcilerinin, meslek odalarının, akademisyenlerin, hukukçuların bir araya gelerek ekoturizmin yol haritasını ve çerçevesini belirlemeleri ile mümkündür.

ULUSLARARASI LİTERATÜRDE EKOTURİZM

Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin tanımına göre ekoturizm, doğayı ve kültürel kaynakları anlayarak korumayı destekleyen, düşük ziyaretçi etkisi olan ve yerel halka sosyo-ekonomik fayda sağlayan, bozulmamış doğal alanlara çevresel açıdan sorumlu seyahat ve ziyarettir. Sektördeki yatırımcı şirketleri temsil eden Uluslararası Ekoturizm Topluluğu TIES ise (The International Ecotourism Society) ekoturizmi “çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı seyahattir” olarak tanımlar.

Dünya Ekoturizm Zirvesi 2002 yılı Mayıs ayında gerçekleşmiş ve ekoturizm için 133 ülkenin onayladığı bir ortak tanım oluşmuştur: “Ekoturizm yeryüzünün doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına alan, bunun yanı sıra, yerel halkların ekonomik kalkınmasına destek olurken, sosyal ve kültürel bütünlüklerini koruyup gözeten bir tavırdır”.

TÜRKİYE’DE 1/100.000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANLARINDA EKOTURİZM TANIMI

Eko-turizm Alanları:

Doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güvence altına alarak; yayla turizmi, ornitoloji (kuş gözleme) turizmi, foto safari, akarsu sporları (kano-rafting), çiftlik turizmi, botanik (bitki inceleme) turizmi, bisiklet turları, atlı doğa yürüyüşü, kamp-karavan turizmi, mağara turizmi ve dağ turizmi gibi doğal çevreyi ve biyoçeşitliliği koruyan, yöre haklının refahını ve yöre kültürünü gözeten turizm faaliyetlerinin gerçekleştirildiği alanlardır.

Özel Hükümler:

Eko-turizm alanları 8.16.1 Planlama bölgesinin doğal ve kültürel kaynak zenginliği nedeniyle; agro (çiftlik) turizm, klimatizm etkinliği, at ile gezinti etkinliği, dağ bisikleti etkinliği, dağcılık etkinliği, doğada serbest yürüyüş, kamping/çadırlı kamp, kayak, kuş gözlemciliği, mağaracılık, trekking, yamaç paraşütü etkinlikleri için uygun alanlar bilimsel yöntemlerle belirlenecek ve çevreye olumsuz etki yapmayacak şekilde planlanması için gerekli çalışmalar yapılacaktır. Bu alanlarda aile işletmeciliği şeklinde pansiyonlar, çiftlik evleri, dağ evleri vb. Konaklama kullanımları, yeme-içme tesisleri ile yöresel ürünlerin satış üniteleri yer alabilir. Geleneksel mimarinin ve doğal yapının korunması esastır. Yerel kaynakların kullanımı sağlanacaktır. Bu kapsamdaki uygulamalarda turizm tesislerinin belgelndirilmesine ve niteliklerine ilişkin yönetmelik hükümlerine uyulması zorunludur.

ÇANAKKALE’DE “SÖZDE EKOTURİZM” UYGULAMALARI
Son zamanda ülkemizde birçok kıyı alanında olduğu gibi Kuzey Ege kıyılarında da başlayan ve “ekoturizm” adı altında yürütülen projeler karşısında endişeliyiz. Çünkü bu uygulamaların uluslararası sahada kabul gören ekoturizm ilke ve amaçları ile, ve hatta mevzuatlar atlanarak 1/100.000 ölçekli çevre planlarında tanımlanmış olan ekoturizm çerçevesiyle dahi çeliştiğini açıkça ve üzülerek görüyoruz:

Çanakkale’deki söz konusu uygulamalar, ekoturizmin ilke ve amaçlarıyla nasıl çelişiyor? 

• Mülkiyetin çok hızlı bir biçimde el değiştirme sürecine girmesiyle yerel halk, kendi yaşadığı bölgeden uzaklaşmak zorunda kalıyor,

• Yerel aile işletmelerinin yerlerini bölge dışından gelen ve bölgeye yabancı olan büyük işletmeciler alıyor ve bölgenin sosyal dokusu bozuluyor,

• Bazı gayrimenkul pazarlama firmalarınca “ekoturizm imarlı proje alanı” tanıtımlarının yapılması sonucu, bölge karakterine uymayan ve birbirine bakarak çoğalan imar faaliyetleri teşvik ediliyor,

• Projeler “çevreci”, doğayla uyumlu mimari yaklaşımlara sahiplermiş gibi sunuluyor ve yol açacakları çevresel ve kültürel problemler örtbas ediliyor,

• İmar planı ile doğal alanların bütünselliği bozuluyor. Proje alanlarının az bir kısmında yapılaşma olacak gibi görünse de pek çok örnekte alanın tamamı yeni yerleşim niyetinde olanların ihtiyaçlarına göre tasarlanıyor,

• Bu alanlar, pazarlama etkinliklerinden de açıkça görülebileceği üzere, ağırlıklı olarak ikinci mesken/yazlık amaçlı “toplu konut siteleri” olarak tasarlanıyor.

• Rant projesi yapılacak alan için Tarım Bakanlığı ve ilgili birimlerince arazinin mutlak tarım alanı niteliği, yöntemi bilinmeyen bir şekilde, marjinal tarım alanı olarak değiştirtiliyor. Bu “artık tarımsal anlamda gözden çıkarılabilir” anlamına geliyor.

Emlak borsasına düşen bilgilerden ve emlak yatırım firmalarının lansmanlarından görülmektedir ki:

• Bu projelerin ne eko boyutu ne de turizm boyutu vardır. Düpedüz SİTE KONUT inşaatlarıdır. Ekoturizm göstermelik bir sıfattan ibarettir.

• Emlak ticareti yapan firmalar şimdilik müşterilerine konut tapusu değil, kurdukları sözde turizm firmasının hisselerini vaad etmektedirler. Bu doğrudan istismara ve dolandırıcılıklara kapı açabilecek tehlikeli bir yoldur.

ÖZ SÖZÜMÜZ

Yetkili makamları, yerel halkı ve sivil toplum kuruluşlarını, geri dönülmez zararlara yol açacak bu sürece karşı uyarmak istiyoruz. Siyasetin, toplumun daha iyiye ulaştırılması için en önemli araç olduğu gerçeğinden hareketle, parti ayırt etmeksizin tüm siyasilerimize de halkımıza, geleceğimize ve özellikle çocuklarımıza karşı taşıdıkları sorumluluğu hatırlatmayı bir görev olarak görüyoruz. Ekoturizmi gerçek amacıyla uygulamak ve uygulatmak toplumun tüm kesimlerinin görevi olmalıdır. Aksi takdirde yaşanacak kayıplar, kısa vadede kazanılacak imar rantı ile karşılaştırılamayacak derecede büyük olacaktır. Çanakkale’nin en değerli kaynağı olan ve ekoturizm sayesinde korunup gelişmesi öngörülen doğal ve kültürel mirasın yok olmaması, kültürün ana kaynağı olan yöre halkının elinden alınmaması, kılık değiştirmiş kolonyalist bir imar rantıyla tüketilmemesi gayemizdir.

Bizler aşağıda imzası olan kurum ve yurttaşlar olarak güçlerimizi birleştirdik; bu doğa katliamına ve köylüleri mülksüzleştirme hareketine dur diyoruz.

Bölge köylüsünü rantla değil üretimle kalkındıracak bir ekoturizmi destekliyoruz. Köylerin çevresiyle birlikte korunması, yerel halkın refahının gözetilmesi, köylünün üretiminin değer bulması, yerinde kalkınma modelleri geliştirilmesi hepimizin ortak hedefidir.
Bu amaçla, kamuoyunu bilgilendirmeyi, kamusal yetkileri olan kurum ve siyasi karar mekanizmalarını uyarmayı, olası mağduriyetleri engellemeyi çağdaş hukuk devletinin kurum ve yurttaşları olarak görev biliyoruz.

Konuya ilişkin tüm yasal, hukuki ve demokratik olanakları kullanacağımızı saygıyla duyuruyoruz.

İlgili Terimler :

YORUMLAR