Merkez Parti Genel Başkan Yardımcısı Lokman Akbaş”Gazzeliler! Allah sizlere yardım, sadece adı müslüman bizlere de vicdan ve merhamet nasip etsin.”
TÜRKİYE GAZZE İÇİN NE YAPMALIYDI
İş İnsanı- Nefes aldıkça hak, hukuk ve adalet için mücadeleye devam Merkez Parti Genel Başkan Yardımcısı Lokman Akbaş”Gazzeliler! Allah sizlere yardım, sadece adı müslüman bizlere de vicdan ve merhamet nasip etsin.”
İslâm dünyası çaresiz! Çünkü ABD ve uhdesindeki efendilerine karşı eli kolu bağlı. Türkiye ilk başta itidal çağrısı yaptı, bu doğru bir tutumdu. Fakat devamında daha rasyonel, analitik ve politik öngörü çerçevesinde diplomasinin imkanlarını doğru bir izlemde kullanamadı. Bunun yerine “Hamas bir terör örgütü değildir” gibi iç siyasette kendini alkışlattıracak akıl almaz bir yöntemi tercih etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’nın yürüttüğü telefon diplomasisi ve fiziki temasların işe yaramadığını,
Gazze de saldırıların her geçen gün şiddetini daha da artırarak devam etmesinden anlıyoruz.
Ne yapmalıydı Türkiye? Katliamı ateşkese dönüştürmek için ortaya atılan pek çok görüş düşünce ve radikal diyebileceğimiz teklifler dillendirildi.
Kürecik ve İncirlik’i kapatalım diyenlerden, Büyükelçiyi geri çağıralım diyenlere, İsrail ürünlerini boykot edelim diyenlerden, İslâm Kalkınma ve İş Birliği Teşkilatı’nı toplayalım diyenlere, İsrail uçak ve tanklarının yakıtının temel kaynağı olan Bakü-Ceyhan boru hattından verilen HAZAR PEROLÜ’nü keselim diyenlerden , İhracat ve ithalatı askıya alalım diyenlere kadar pek çok görüş var. Hatta “Mehmetçik Gazzeye”! Diyebilen idrak fukarası zavallılar bile vardı.
Lakin bu tekliflerden hiçbiri, Türkiye başta olmak üzere İslâm ülkelerinin içinde bulunduğu siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik şartlar dikkate alındığında, uygulama şansına sahip değildi. Hele Türkiye gibi çok kırılgan ekonomiye sahip bir ülke için, bu tür girişimler hüsranla sonuçlanabilirdi. Ayrıca şeffaflık olmadığından, devletimizin ne tür anlaşmalara sözleşmelere hangi şarta nasıl bir imza attığını da bilmiyoruz.
Halbuki dış politika çok hassas ve netameli bir alan olduğu kadar, bazı sonuç alınabilecek farklı yöntem ve diplomatik fırsatları da beraberinde barındırır. Diplomaside bazen zekâ ile ısırmak gerekir. Bu konularda hariciyemizde ihtiyaç duyulan birikimin var olduğu kanaatindeyim. Lâkin liyakat hususunda ki zaafiyetimiz de ortada.
Oysa böylesine insanlık dışı bir facia yaşanırken, diğer yanda ciddi insani muhalif bir tepki de oluşmuştu.
Katliamlara karşı çıkan; her kesimden her milletten, hatta İsrail’de ki Netanyahu karşıtları dahil, bazı ülkelerin devlet yetkilileri, Uluslararası kurum ve kuruluş temsilcileri, dünya starları ve hatta Hollywood yıldızlarını gördük.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İrlanda Başbakanı Leo Varadkar, İsrail’in muhalif Haaretz gazetesi, İspanya Sosyal Haklar Bakanı İone Belarra, Hollanda, İsveç, Norveç, ABD, İngiltere, Fransa, Yunanistan mitingleri ilk aklımıza gelenler. ( 8 Ekim 5 Kasım 2023 Türkiye ve dünya basını)
Meselâ Türkiye, tüm bu muhalif kesimlerle, Gazzeye atılan bombalar sonucu; kolu, bacağı, kafası bedeni parçalanan bebekler, kadınlar, çocuklar ve masumların acısı üzerinden bir bağ kurulmasına öncülük edebilirdi. Bu kesimleri harekete geçirmek için, ateşkes için, dünyanın huzuruna katkı için, Netanyahu katilinin hırslarına dur! Denilmesi talebi ve savunmasıyla Netanyahu’yu yalnızlaştıracak bir büyük dünya muhalefeti organize edebilirdi.
